Diller Dünyamızın Zenginliğidir

Bir dil sadece onu kullanan halkın değil, bütün insanlığın ortak mirasıdır. Diller, ortak yanları ile kardeşliğin, farklı yanları ile zenginliğin işaretlerini taşırlar. Son iki yüzyıl içinde insanlık, bilimde, teknolojide ve zenginlikte olağanüstü bir ilerleme yaşarken; farklı dillerin giderek hızlanan yok oluşu ile kültürel bir gerilemeye tanıklık etmektedir. Bu çelişkili durumun pek çok farklı nedeni bulunmaktadır. Birkaç istisna ülke dışında günümüzde, çoğunlukta olanlar, diğer halkların kültür ve dillerini yok saymakta, hatta birçok durumda tehdit olarak görmekte veya adil bir kamusal desteği sağlamamaktadır. Birçok dil, yaygın öğrenim sisteminden dışlanma, kitle iletişim araçlarında şans bulamama ve küresel yaşam tarzının giderek herkes için aynılaşması gibi nedenlerle hızla yok olmaktadır. Türkçe gibi ulusal resmi diller dahi küreselleşme ile yaygınlaşan bir kültürel erozyonla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Türkçe’nin resmi dil statüsünde olmadığı, azınlık dili olduğu ülkeler ile gurbetçilerimizin yaşadığı ülkeler de ise daha büyük sorunlar yaşanmaktadır. Buna karşı güçlü bir yerel yaklaşımın ülkemizdeki tüm dilleri şemsiyesi altına alabilecek şekilde oluşturulmasını önemli bulduğumuzu belirtmek isteriz. Dünya Anadili Günü, olumsuz önyargıları yıkmak, dillerin insanlığın ortak bir hazinesi olduğunu hatırlatmak ve korunmasına vurgu yapmak için özel bir öneme sahiptir. Türkiye’de de özellikle Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde, bu alanda birçok önemli reforma imza atılmıştır. Federasyonumuzun gayretleri ile kurulan Düzce Üniversitesi Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü üç yıldır lisans  mezunları vermekte ve doktora düzeyinde  eğitimlere başlamış bulunmaktadır. Erciyes Üniversitesi Çerkes Dili ve Kültürü de lisans düzeyinde öğrenci kabul ederek eğitime başlamıştır. Yine Federasyonumuzun girişimi ve desteği ile Boğaziçi Üniversitesinde yıllardır  Adıgece ve Abazaca dersleri verilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde yürüttüğümüz çalışmalar sonucu, 2012 yılından itibaren orta öğrenimde seçmeli dersler arasına giren Adıgece ve Abazaca dil dersleri için komisyonlarımız tarafından öğretim kitapları ve CD’ler hazırlanmış, bu yıl Düzce ilimizde 3 sınıf, Kayseri ilimizde ise 2 sınıf açılmıştır. Ortaöğretim bünyesindeki seçmeli derslerin yaygınlaştırılması için Anadili Komisyonumuz koordinatörlüğünde çalışmalar devam etmektedir.  Hayat boyu öğrenim Genel Müdürlüğü ile yaptığımız çalışmalar sonrasında, Halk Eğitim Merkezleri programlarına Adıgece ve Abazaca modülleri eklenmiştir. Derneklerimiz bünyesindeki kurslar bu destekten yararlanabilmektedir. Rusya Bilim Merkezi ile işbirliği içerisinde anavatan üniversitelerine öğrenci gönderme çalışmalarımız her yıl olduğu gibi bu yıl da devam ediyor. Ancak tüm bunların yeterli olmadığı açık. Geçmişte köylerde bir ölçüde korunabilen dil, kentleşme ve küreselleşme karşısında büyük ölçüde korunaksız kalmıştır. 2018 yılı bu yetersizlikler hakkında önce bir farkındalık yaratmak, ardından da hep birlikte çözümler üretebilmek adına  KAFFED  tarafından “Anadili Yılı” ilan edilmişti. Anadilimizin yaşatılması yönündeki gayretlerin daha da yoğunlaştırılması,  bu çerçevede gerek geçmiş çalışmaların sonuçlandırılması, gerek yeni stratejilerin ve çalışmaların ortaya konması yönünde  çalışmalar yapmak üzere Federasyonumuz bünyesinde oluşturulan Anadili Komisyonu çalışmalarını sürdürmektedir. Bütün bileşenleriyle Federasyonumuz yasalar ve ekonomik olanaklar çerçevesinde, mevcut araçları geliştirmeye devam edecektir. Yasalarımızın ve kamusal uygulamalarımızın Çerkesce (Adıgece), Abazaca, Osetce, Çeçence ve Dağıstan dillerinin korunması yönünde daha ileri götürülmesi, kurumsal ve yasal güvencelerin geliştirilmesi, MEB deki seçmeli derslerin etkinliğinin artırılması, TRT’de Çerkesce yayın yapacak bir kanal açılması taleplerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Eğer toplumumuzda anadilimizi korumanın asıl yolunun; anadilini bir hak olarak çekinmeden talep etmek ve her durumda savunmaktan geçtiği fikri uyandırılabilirse; bu da en büyük kazanımımız olacaktır. Tüm dünya dillerini hep birlikte koruyalım... Kafkas Dernekleri Federasyonu     (*)Uluslararası Anadili Günü Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu tarafından 17 Kasım 1999'da 21 Şubat olarak açıklanmıştır. Uluslararası Anadili Günü'nün asıl adı Anadili Hareketi Günü'dür. Bu gün Bengal Dili Hareketi için Bangladeş polisi ile çatışan Bangladeşli üniversite öğrencilerinin öldürülmesinin yıl dönümü olarak anılmaktadır. İlk kez 2000 yılında, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “Dünya Anadili Günü” etkinlikleri düzenlenmeye başlandı. UNESCO’nun yaptığı ‘Tehlike Altındaki Diller Dünya Atlası’ çalışmasına göre, dünyadaki 6000’den fazla dilin 2500’ü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde 21. yüzyılda insanlığın konuştuğu dillerin % 90’ından fazlasının yok olacağı. 30’dan fazla dilbilimcinin çalışmalarıyla ortaya çıkan atlasa göre ise Türkiye’de konuşulan 15 dilin de tehlike altında olduğu bir gerçektir.nanKaffed

Bu Metni Kimse Anlamayacak!

Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) 21 Şubat Dünya Anadili Günü nedeniyle İstanbul’da bir basın toplantısı yaptı. Basın toplantısı; “Bu Metni Kimse Anlamayacak” başlığıyla, Ubıhça bir metin ile başladı.   Aralarında KAFFED’in de bulunduğu, Türkiye’deki farklı dillerde veya dilsel çoğulluk alanlarında faaliyet gösteren ve anadilinin önemi konusunda duyarlı 40 bileşenin oluşturduğu Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) Ubıhça bir metin ile dikkatleri kaybolmakta olan dillere çekmeyi amaçladı. Ubıhça metni, çevirmen Meral Çare okudu.   Ardından açıklamanın Türkçesi okundu ve açıklamaya imza atan bileşenlerden 12’si  kendi anadillerinde  “Tüm dünya dillerinin ‘Anadili Günü’ kutlu olsun!” mesajı verdi.    UNESCO’nun 17 Kasım 1999’da ilan ettiği 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nü karşılamak amacıyla Abazaca (Apsua ve Aşua), Adıgece (Batı ve Doğu diyalektleri), Osetçe ve Çeçence de dahil olmak üzere Türkiye’de konuşulan 20 dile çevrilip yayınlanan açıklama, “tüm anadillerinin insanlık için maddi ve manevi önemi ve değerlerini vurgularken dil hakları ile ilgili her türlü ihlal ve kazanımın yakından izlenmesi ve tüm anadillerine sahip çıkılması çağrısında bulunuyor.  Açıklamada ayrıca, çoğulculuğun altı çizilerek barış içinde ve bir arada yaşamanın temel unsurlarından birinin her bireyin kendi anadilini kullanma özgürlüğü olduğu belirtiliyor. Açıklamanın sonunda yeni kazanımlar için herkes mücadeleye davet ediliyor, dayanışmanın artacağına ve ağın büyüyeceğine olan inanç da vurgulanıyor.”   Toplantıda, Türkiye’nin farklı dillerinde söylenen 40’ın üzerinde şarkıdan oluşan bir müzik listesi de paylaşıldı.   Basın açıklaması, ilk kez geçtiğimiz aylarda bir araya gelen Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı’nın ilk faaliyeti.   Basına okunan metinlerin çevirileri ve müzik listesine Türkiye Kültürleri internet sitesinden ulaşılabilir:   https://www.turkiyekulturleri.org/tr/Haber-Detay/194/40-Sivil-Toplum-Aktorunden-Uluslararasi-Anadili-Gunu-Icin-Ortak-Aciklamadiv>     {gallery}/haber/federasyon/2020/200219_Dhibra{/gallery}div>nanKaffed

Dünya Çerkes Birliği’nden Aleksey Yerhov’a Tepki

Uluslararası Adıgey (Çerkes) Birliği, RF Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov’un Sputnik’e verdiği roportajda yer alan ve diplomatın Kafkaz savaşı tarihini saptırtan ve Adıgey (Çerkes) halkı hakkında negatif konuşmasını şaşkınlıkla (bu kelimenin çok anlamı var, hakaret edilmek, diskriminasyon falan da olabilir) karşılıyoruz.   Uluslararası Çerkes Birliği yönetim komitesi, Aleksey Yerhov’un bu açıklamalarını, hatalı ve istikrarsız, yanlış ve etnik nefreti kışkırtıcı olarak değerlendirmektedir. Büyükelçinin bu açıklamaları, Kafkaz savaşı problemini araştırmış olan pekçok yerli ve yabancı tarihçinin çalışmalarına ve dokümante edilmiş gekçeklerle çelişmektedir.   Anlık ve hatta bencil çıkarlar için, halkımızın geçmişle ilgili anılarının speküle edilmesi düşünülemez. Rus-Adıge ilişkileri asırlara dayanan iyi komşuluk, karşılıklı yardım ve askeri dayanışma gelenekleri vardır. Acılardan geçmiş olan Adıgeler, suçu bugünkü Rusya’ya yüklememektedirler. Bugün Adıge (Çerkesler) kaderin getirdiği yerler olan gerek yeni Rusya gerekse diğer ülkelerde sosyo politik hayat ve sosyal kültürün içinde yeterli şekilde yer almaktadırlar. Bunların arasında, dünyaca ünlü kültürel figürler, yazarlar, bilim adamları, nobel sahipleri ve olimpiyat şampiyonları vardır. Adıgeler (Çerkesler) yaptıkları aksiyonlar ve işler ile, şeref ve adalet kadim kanunlarına kutsal bir şekilde uymaktadırlar. Rus ve yabancı seyahat severler, akademisyenler Adıge (Çerkes) ahlak kültürü ve medeniyetine hayranlıkla ilgi göstermişlerdir.   Büyükelçi Aleksey Yerhovu, söylediği sözler ile uluslararası toplumu yanıltmamaya, diplomatik etiğe uymaya, ve şu deyime uymaya çağırıyoruz “Sen, söylenmemiş sözlerin efendisisin, ama söylenmiş ve verilen sözlerin hizmetkarısın)    Aleksey Yerhovun sözlerinin RF Dış İşleri Bakanlığının pozisyonunu yansıttığını kabul etmiyoruz.   Uluslararası Çerkes Birliğinin bir sonraki toplantısında, konu ile ilgili olarak mevcut materyal analiz edilecek ve gerekli karar alınacaktır.         Başkan   Uluslararası Çerkes Birliği   Х. Сохроков     ----------------------------------------------------------------------------------------------------   "DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ" (DÇB) 'NİN RUSYA'NIN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ ALEKSEY YERHOV HAKKINDAKİ YAZILI MESAJI...   Обращение 18.02.2020    Международная адыгская (черкесская) общественность возмущена высказываниями посла  Российской Федерации в Республике Турция Алексея Ерхова в интервью агентству Sputnik, в котором дипломат искажает историю Кавказской войны, негативно говорит в адрес адыгского (черкесского) народа.div> Исполком Международной Черкесской Ассоциации расценил заявления Алексея Ерхова как ошибочные и дестабилизирующие, некорректные и разжигающие национальную рознь. Высказывания посла противоречат задокументированным историческим фактам, исследованиям многих отечественных и зарубежных историков, изучавших проблематику Кавказской войны. Для нашего народа немыслимо спекулировать памятью о прошлом ради сиюминутных, а тем более корыстных интересов. Русско-адыгские отношения имели вековые традиции добрососедства, взаимопомощи и боевого содружества. Пройдя через страдания, адыги не перекладывают вину на нынешнюю Россию. Сегодня адыги (черкесы) достойно влились в  общественно — политическую   жизнь  и социальную структуру, как новой России, так и тех стран, где они оказались волею судьбы. Среди них знаменитые на весь мир деятели культуры, писатели, ученые, нобелевские лауреаты, олимпийские чемпионы. Адыги (черкесы) свято следуют старинным законам чести и справедливости, о чем говорят их поступки и творчество. Русские и иностранные путешественники, ученые с восхищением интересовались адыгской (черкесской) нравственной культурой и цивилизацией. Призываем посла Алексея Ерхова впредь своими высказываниями не вводить в заблуждение международную общественность, соблюдать правила дипломатической этики, следовать поговорке «Ты — господин невысказанных слов, но  ты — слуга произнесенных слов и обещаний». Мы не допускаем, что слова Алексея Ерхова отражают позицию Министерства иностранных дел РФ. На ближайшем заседании Исполкома Международной Черкесской Ассоциации  будут проанализированы имеющиеся материалы по данному вопросу и приняты соответствующие  решения. Президент Международной Черкесской Ассоциации Х. Сохроков div> div>  div> https://bit.ly/2P8C51Jdiv>  div> -------------------------------------------------------------------------------------------------------       Дунейпсо   Адыгэ  Хасэм p>  Тырку   Республикэм  щыIэ   Урысей   Федерацэм  и   лIыкIуэ     Ерхов    Алексей    ирита   жэуапp> ДЖЭПСАЛЪЭp>               Дунейпсо   адыгэ   (шэрджэс)   цIыхубэр   Тырку    Республикэм  щыIэ   Урысей   Федерацэм   и   лIыкIуэ    Ерхов  Алексей   Кавказ  зауэм  и  тхыдэр   щызэблиш,   адыгэ  (шэрджэс)   лъэпкъым   IейкIэ  щытепсэлъыхь   Sputnik агенствэм  ирита  интервьюм  щыжиIахэм   къигъэуIэбжьащ.               Дунейпсо  Адыгэ   Хасэм и    ГъэзэщIакIуэ  гупым  Ерхов Алексей и псалъэхэр  щыуагъэ  зыхэлъ,  мамыр  гъащIэр  къэзыгъэутхъуэ,  хабзэм къемызэгъ,  лъэпкъ   зэпэщIэтыныгъэр  къэзыгъэхъейхэм  ящыщу  елъытэ.   ЛIыкIуэм  жиIахэр  дэфтэркIэ   щIэгъэбыдэжа   тхыдэ   щыхьэтхэм   япэщIоувэ,   Кавказ  зауэм   епха   лъэпощхьэпохэр   зыджа   урыс  тхыдэтххэми    хамэ     къэралхэм   щыщ   щIэныгъэлIхэми  я   къэхутэныгъэхэм     техуэкъым.               Ди    лъэпкъым    дежкIэ    Iэмал    зимыIэщ      зыкъызэкъуипхъуэту  асыхьэтым    зыIэригъэхьэфыну   фейдэ     гуэрым    папщIэ    тхыдэм   и     пэжым    ирисондэджэрыныр.    Урысхэмрэ    адыгэхэмрэ    лIэщIыгъуэ бжыгъэ   хъуауэ   я  зэхуаку  гъунэгъу  хабзэхэр  щызокIуэ,    зэкъуэшыныгъэрэ  зэкъуэтыныгъэрэ   зэIэпахыу  къогъуэгурыкIуэ.   Бэлыхьышхуэ  яшэча  пэтми,   адыгэхэм   нобэрей  Урысейр   ягъэкъуаншэкъым    къащыщIам   щхьэкIэ.   ПщIэрэ    щхьэрэ    яIэу   ахэр    Урысейми,  щыпсэуну   къащыхуихуа    дэтхэнэ    къэралми    я    цIыхубэ   гъащIэм    хэтщ.    Адыгэхэм   къахэкIащ   дуней   псом   къыщацIыху щэнхабзэм и лэжьакIуэхэр, тхакIуэхэр,   щIэныгъэлIхэр,  Нобель  саугъэтзехьэхэр, Олимп   чемпионхэр. Ноби  лъэпкъым  и  псэм пищIу ехъумэ   и  пщIэм  зезыгъэужь,  захуагъэм   тезыгъэт    и    хабзэжьхэр,  ар  я  дуней  тетыкIэми  я  зэфIэкIми  къегъэлъагъуэ.  Урысейми   хамэ  къэралхэми    къикIа    дунеяплъэхэм   адыгагъэмрэ   лъэпкъым  къыдекIуэкI    цивилизацэмрэ    итхьэкъуауэ    яджу    щытащ.             ЛIыкIуэ Ерхов Алексей  къыхудоджэ  дяпэкIэ  дунейпсо цIыхубэр зыгъэбэлэрыгъын   псалъэхэм   хуэсакъыну,  къэрал   лIыкIуэхэм   яхуэфащэ хабзэ   зыхигъэлъыну,   псалъэжь   цIэрыIуэм     и    чэнджэщми   тетыну: «ЖумыIа  псалъэм   урипщщ,  жыпIам - урипщылIщ».            Дэ  дигуи   къэдгъэкIыркъым   УФ-м    Хамэ    къэралхэмкIэ   и   министерствэм  Ерхов Алексей  и  Iуэху еплъыкIэр   диIыгъыу.  Иджыблагъэ  зэхэтыну Дунейпсо Адыгэ Хасэм и  ЗэIущIэм мы  Iуэхум  теухуауэ  утыку  илъ дэфтэрхэр   щызэпкърытхынурэ  хуэфэщэн   унафэ   къэтщтэнущ.      СЭХЪУРОКЪУЭ  Хьэутий,  Дунейпсо Адыгэ Хасэм   и  тхьэмадэ                   div>  div>                           nanKaffed

Diasporada Anadilimizde Yazılan Bir Eser Anavatanımızda

  Yüz yılı aşkın bir süre devam eden bir vatan savunması sonrasında, binlerce yıllık vatanlarını terk etmek zorunda kalan Çerkeslerin Osmanlı topraklarındaki yerleşim alanlarından biri de Kayseri ve Sivas illerinde yer alan Uzunyayla bölgesiydi. Bu bölgede nispeten izole olarak toplu bir şekilde bulunmalarının da etkisi ile yaklaşık yüz sene boyunca dillerini ve özgün kültürlerini büyük ölçüde yaşatabildiler.   Çerkeslerin kendi dillerinde Xabze adını verdikleri özgün kültürleri binlerce yıllık birikimin sonucudur ve dünya kültürleri içinde bu güne kadar gelebilmiş farklı ve önemli bir renktir.    Kendisi de Uzunyayla'lı olan Yakup Temel, kendi gözlemlerinin yanı sıra, bu kültürel oramda doğmuş büyümüş bir çok kişinin anlatımlarından yola çıkmıştır. 1978 yılında başlayan bu çalışmalar 65 bölümde, 306 sayfalık Çerkesçe bir kitap olarak bir önümüze gelmiştir. İşlenen kültürel ögelerler ile birlikte, kitabın dış faktörlerden etkilenmeden kalabilmiş olan özgün bir Çerkesçe ile yazılmış olması, kitabın önemini dahada arttırmaktadır.   Bir süre önce Türkiye'de çıkan Ğuazerıtxe isimli bu kitap bu günlerde anavatanımızda da okuyucuları ile buluştu.  Kitap Türkiye'de KAFDAV Yayıncılık'dan,  Nalçık’ta ise Adıge Wune Mağazasından temin edilebilir.     ----------------------------------------------------------------------------------     АНЭДЭЛЪХУБЗЭМ, АДЭЖЬ Щ1ЫНАЛЪЭ ХЭКУМ ИГЪЭЗЭЖАЩ..   Тыркум щыпсэу адыгэхэм 1991 илъэсхэм къэсыху жъэрыIуэбзэу фIэкIа, тхыбзэу адыгэбзэр зэрахьэн хуитыныгъэ яIакъым. Мыбы къыдэкIуэу щэху, гъугъехь Iэджэм хэтхэурэ езыр-езырхэу адыгэбзэр, адыгэбзэ тхэн-еджэныр зырагъэщIэным пылъахэщ.  Абыхэм ящыщ зыщщ Тэгъулан Екъуби. Абы лъандэрэ и анэдэлъхубзэмкIэ йоджэф,  никIми мэтхэф.   Тэгъулан Екъуб 1977 гъэм къыщыщIэдзауэ нобэ къыздынэсам IуэрыIуатэ зэхуехьэщ.  Зыхуихьэсым имызакъуэу утыкум къырелъхьэ. А IуэрыIуатэхэм хэлъ купщIэр, щэнхабзэр, адыгэбзэм и къарур хэхэсми хэкурыс и лъэпкъагъухэми  нахуэ къахуещIыф.  Псэ зыIуилъхьэжа и IуэрыIуатэхэм къыхэкI гупсысэхэмкIэ ядогъуашэ еджэхэм.   Ахэр нобэ адыгэ псэуныгъэм къыхэшэжыф.  Мы фи пащхьэ илъ тхылъыр Тэгъуланым илъэсипщIкIэ узэIэбэкIыжым интернетым къырилъхьа щитIым ф1экI Iуэры1уатэхэм я зы тхуанэу жыпIэ хъунщ.   Тхылъыр, Налшык Адыгэ Унэ тыкуэным щывгъуэтыфынущ      nanKaffed

Stratejik Plan Bölge Toplantılarımız Devam Ediyor

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) 2020-2021 yılları Stratejik Planı hazırlık toplantısı İç Anadolu 1. Bölgemizin (Eskişehir-Bozüyük-Kütahya-Kiçir) Dernek temsilcilerinin katılımıyla 16 Şubat 2020 Pazar günü Eskişehir’de yapıldı.   Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalışmaya  Federasyonumuz Genel Başkanı Yıldız Şekerci, Genel Sekreterimiz Serpil Dizdarlar ile Yönetim Kurulu üyelerimiz, Bölge Dernek Başkanlarımız, Derneklerimizin yönetim kurulu üyeleri ve delegeleri katıldı.   Çalışmayla önümüzde iki yıllık döneme ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.   KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, katılımcı bir anlayışla yürütülen stratejik planlama çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Güçlü bir örgüt için hak ve hukukun iyi bilen, yerelde güçlü bir yapının öneminin altını çizdi.   Stratejik planlama sürecine ilişkin yapılan sunumların ardından katılımcılar, toplumumuzun ve kurumlarımızın güçlü ve zayıf yanları ile çevremizdeki fırsatları ve tehditleri değerlendirerek, önerilerini sundular.   Toplantıda, Gençlik Komisyonu adına Yönetim Kurulu üyesi Ersin Özen, Federasyonumuzun gençlerin katılımının artırılması için yaptığı özel çalışmalar hakkında bilgi verdi.    Genel Başkan Yıldız Şekerci ve yönetim kurulu üyeleri, Eskişelir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından gerçekleştirilecek olan “Bir Kafkasya Hikayesi Başlangıç” gösterisi için hazırlıkları sürdüren “Şıble Kuzey Kafkas Halk Dansları Topluluğu’nun çalışmasına katılarak gençlere başarı diledi.   Gençlerle uzun uzun sohbet eden Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu üyeleri 18 Nisan 2020 tarihinde sahneye konacak gösteriye katılma sözü verdi.     {gallery}/haber/federasyon/2020/200216_Eskisehir_Stratejik_Planlama{/gallery}nanKaffed

Bilinçli Gençlikle Güzel Yarınlara

  Kapadokya’da 22-23 Ağustos 2019 tarihinde birincisi düzenlenen Gençlik Çalıştayı’nın ikincisi, Ankara’da 1 Şubat 2020 tarihinde düzenlendi. Çalıştaya Yıldız Teknik Üniversitesi Kafkasyalı Öğrenciler Topluluğu (YILDIZKAF)adına “Toplumumuz ve Kurumlarımız Araştırma Yarışmasıéna beraber katıldığımız 5 arkadaşımızla beraber katılım sağladık. div>   İlk çalıştaya oranla çok daha kısıtlı bir zamanda yapılmasına karşın konuşulan konular, katılımcı yoğunluğu açısından daha verimli ve güzeldi. Çalıştayın başlangıcında yarışmaya katılan grupların sunumlarını ve veri sonuçlarına ilişkin analizlerini, çözüm önerilerini dinledik.    Elde edilen verilerden de gördüğümüz üzere büyük oranda metropol şehirlerde yaşayan gençlerin dil bilme oranlarında ciddi bir yetersizlik mevcut. Dil, milli şuuru besleyen, kültürü gelecek nesillere aktaran ve bizi biz yapan en önemli unsurdur. Mevcut durumumuzda dilimizi dışarıdan yardımlarla öğrenebilecek, dışarıdaki insanlarla konuşup geliştirebilecek imkânlara sahip değiliz. Dilimizi en kolay ve hızlı bir şekilde ailelerimizden öğrenebiliriz. Bu yüzdendir ki farklı milletten insanlarla bir arada yaşayan, doğduğu günden beri okulda, yaşadığı mahallede çeşitli asimilasyonlara maruz kalmış çocuklarımıza milli benliklerini kazandırmak, anadillerini öğretmek, tarih ve kimlik bilincine sahip bireyler olmalarını sağlamak için en büyük sorumluluk ailelere düşmektedir.    Bu hususta gençlerin dil ve Xabze bilmemesinden yakınan büyüklerimizin, şapkayı önlerine koyarak bir özeleştiri yapmaları gerekmektedir.  Ancak “yaşadığı topluma uyum sağlamak” ve “farklı görülmemek” uğruna kültüründen ve kimliğinden uzaklaşmayan bilinçli ebeveynler kültürüne bağlı nesiller yetiştirebilirler.    Bu hususta bir diğer sorumluluk da büyük şehirlerde yaşayan, birbirlerinden uzak kendi kültürlerinden insanlarla bir araya gelmek isteyen kişileri bir araya getirebilecek ve kültürün devamlılığı için kamuoyu oluşturabilecek derneklerimize düşmektedir.    80 den fazla yakın gencin işlerinden ve zamanından feragat ederek, ortak dertlerle çalıştay için Ankara’da toplanması, bir şeyleri düzeltebilmek ve beraber hareket edebilmek adına bizleri umutlandırmıştır. Çalıştayda üstünde çok durulan ve toplumumuz için çok faydalı olacağını düşündüğümüz Nart Akademi’nin de ihtiyacımız olan donanımlı, kültürlü, bilinçli ve ortak dertlere sahip nesiller yetiştirmek konusunda önemli bir görev üstleneceğini düşünüyorum.    Bunların yanısıra belki de en önemlisi hiçbir mikro milliyetçi, ayrıştırıcı tavır sergilemeden birlik ve beraberlik içinde çalışmamız, bizleri ileriye taşıyacak faaliyetler için uğraşmamız gerekmektedir.    Çalıştayda süre dolayısıyla üzerinde çok durulamayan ama bence çalıştayın en önemli konusu olan Gençlik Meclisinin ayrı bir gün konuşulması ve tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Gençlerin fikirlerinin önemsendiği, farklı fikirlerin tartışıldığı bu gibi çalıştayların belirli fikirlere sahip ve bu fikirleri söylemekten çekinmeyen kişilerin katılımlarıyla devam etmesini diliyorum. Çeşitli konularda farklı fikirlere sahip olsak da bunları tartışıp, konuşarak halledebileceğimize inanıyorum. Hangi konuda olursa olsun büyüğümüzle ve gencimizle düşündüğümüz fikirleri birbirimizle konuşmak, birbirimizi dinlemek ve en önemlisi fikir ayrılıkları yaşasak da sorunlarımızın, derdimizin ve davamızın ortak olduğunu, birbirimize ihtiyacımızın olduğunu unutmamız gerekiyor. Hiçbir siyasi, dini, mikro-milliyetçi ayrım gözetmeksizin Çerkes adıyla birlik ve beraberliğimizin devam etmesi dileklerimle yazımı sonlandırıyorum. Yarışmaya katılıp emek harcayan, çalıştaya gelen ve fikirlerini dile getiren herkese teşekkür ederim.                                                                                          nanGözde Duman

Diasporada Anadilimizde Yazılan Bir Eser Anavatanımızda

  Yüz yılı aşkın bir süre devam eden bir vatan savunması sonrasında, binlerce yıllık vatanlarını terk etmek zorunda kalan Çerkeslerin Osmanlı topraklarındaki yerleşim alanlarından biri de Kayseri ve Sivas illerinde yer alan Uzunyayla bölgesiydi. Bu bölgede nispeten izole olarak toplu bir şekilde bulunmalarının da etkisi ile yaklaşık yüz sene boyunca dillerini ve özgün kültürlerini büyük ölçüde yaşatabildiler.   Çerkeslerin kendi dillerinde Xabze adını verdikleri özgün kültürleri binlerce yıllık birikimin sonucudur ve dünya kültürleri içinde bu güne kadar gelebilmiş farklı ve önemli bir renktir.    Kendisi de Uzunyayla'lı olan Yakup Temel, kendi gözlemlerinin yanı sıra, bu kültürel oramda doğmuş büyümüş bir çok kişinin anlatımlarından yola çıkmıştır. 1978 yılında başlayan bu çalışmalar 65 bölümde, 306 sayfalık Çerkesçe bir kitap olarak bir önümüze gelmiştir. İşlenen kültürel ögelerler ile birlikte, kitabın dış faktörlerden etkilenmeden kalabilmiş olan özgün bir Çerkesçe ile yazılmış olması, kitabın önemini dahada arttırmaktadır.   Bir süre önce Türkiye'de çıkan Ğuazerıtxe isimli bu kitap bu günlerde anavatanımızda da okuyucuları ile buluştu.  Kitap Türkiye'de KAFDAV Yayıncılık'dan,  Nalçık’ta ise Adıge Wune Mağazasından temin edilebilir.     ----------------------------------------------------------------------------------     АНЭДЭЛЪХУБЗЭМ, АДЭЖЬ Щ1ЫНАЛЪЭ ХЭКУМ ИГЪЭЗЭЖАЩ..   Тыркум щыпсэу адыгэхэм 1991 илъэсхэм къэсыху жъэрыIуэбзэу фIэкIа, тхыбзэу адыгэбзэр зэрахьэн хуитыныгъэ яIакъым. Мыбы къыдэкIуэу щэху, гъугъехь Iэджэм хэтхэурэ езыр-езырхэу адыгэбзэр, адыгэбзэ тхэн-еджэныр зырагъэщIэным пылъахэщ.  Абыхэм ящыщ зыщщ Тэгъулан Екъуби. Абы лъандэрэ и анэдэлъхубзэмкIэ йоджэф,  никIми мэтхэф.   Тэгъулан Екъуб 1977 гъэм къыщыщIэдзауэ нобэ къыздынэсам IуэрыIуатэ зэхуехьэщ.  Зыхуихьэсым имызакъуэу утыкум къырелъхьэ. А IуэрыIуатэхэм хэлъ купщIэр, щэнхабзэр, адыгэбзэм и къарур хэхэсми хэкурыс и лъэпкъагъухэми  нахуэ къахуещIыф.  Псэ зыIуилъхьэжа и IуэрыIуатэхэм къыхэкI гупсысэхэмкIэ ядогъуашэ еджэхэм.   Ахэр нобэ адыгэ псэуныгъэм къыхэшэжыф.  Мы фи пащхьэ илъ тхылъыр Тэгъуланым илъэсипщIкIэ узэIэбэкIыжым интернетым къырилъхьа щитIым ф1экI Iуэры1уатэхэм я зы тхуанэу жыпIэ хъунщ.   Тхылъыр, Налшык Адыгэ Унэ тыкуэным щывгъуэтыфынущ      nanKaffed

Küllerinden Yeniden…Yeni Bir Nart Ateşi

  Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) 1 Şubat 2020 tarihli II. Gençlik Çalıştayı’na Düzce Üniversitesi Kafkas Halk Dansları, Şarkıları ve Müzikleri Topluluğu’nu (DÜKAF) temsilen katıldım. Çorum’un Danun köyündenim, Besleney'im ve Afaşij sülalesindenim.    Öncelikle ilk defa bu kapsamda bir organizasyonda yer almak, süreci kayıt altına almak, paylaşılan düşünceler üzerine fikir geliştirmek benim için muazzam bir deneyimdi. Bir Çerkes genci olarak tüm Türkiye genelinde “Toplumumuz ve Kurumlarımız Akademik Araştırma Yarışması”ndaki araştırma verilerine -deyim yerindeyse- dokunabilmek, çözüme yönelik paylaşımları ve tartışmaları ortamında deneyimlemek, konunun hakimi olan thamadelerimizin deneyimlerini kendilerinden dinlemek, süreci tüm detaylarıyla raporlaştırmak, analiz etmek ve yorumlamak benim için oldukça önemli bir süreçti.    Çalıştay sürecinde duyduğum ve aslında tüm süreci benim için özetleyici etkin bir cümle paylaşıldı Yıldız Kaf sunumu esnasında: “Musiki yapıp oynamak kültürün yalnızca külleridir”. Anavatanından uzakta kültürünü korumaya ve devamlılığının sağlamaya çalışan biz Çerkesler de, günümüzün getirdiği değişim ve dönüşümden nasibimizi almaktayız. “Dil, bir kültürün nefesidir” dersem ne kadar önemli olduğunu ancak ifade etmiş olurum. Anket sonuçları göz önünde bulundurulduğunda anadili okuma, konuşma ve yazma becerisine olan ilgi maalesef dans toplulukları, zexes vb. etkinliklere gösterilen önem kadar olmamakta, daha az rağbet görmektedir.   21. yüzyılın yaşattığı inanılmaz hız ve sosyal medya platformları sayesinde; “Çerkes kültürünün ve kimliğinin” bilincini kavramak ve geleceğin birer kültür yaşayıcısı,  aktarıcısı olmak yerine; kitlesel tüketim aracına dönüşen anlık görselleri, “duyarlılık kaygısını ve beklentisini”,  onların bizlerde oluşturduğu algıyı daha çok önemsiyoruz. Birlikte geçirilen keyifli zamanlarla, sosyal medya paylaşımlarımızla, eğlenceli kültürel etkinliklerimizle kültürümüzü yaşattığımızı düşünüyoruz ve aslında verimli, önemli olan çoğu şeyi kaçırıyoruz.   İşte tam da bu sebeple kültürümüz açısından “Nart Akademi” projesi oldukça yerinde, bize “bizi” hatırlatıcı, kültürümüz üzerindeki -tabiri caizse- ölü toprağını üzerimizden atacak muazzam bir fırsattır. Çalıştayda bahsedilen “Nart Akademi” projesi alt başlıklarıyla; kültürümüz, asimilasyon, haklarımız, örgütlenme, eğitim, mitolojiden günümüze Çerkes tarihi, Xabze, sanat ve günümüz bireyinin ihtiyaçlarından olan kişisel gelişim gibi pek çok farklı alanı kapsamaktadır. Sadece geçmişin küllerini taşıyan ya da gününü kotaran bir çerkes genci olmanın ötesinde “Çerkes kültürüne ve kimliğine” değer katan, geçmiş ve gelecek köprüsünü tevazu ve gayretle kuran, günümüz donanımlarını kazanmış nitelikli bireyler yetiştirme derdindedir.    Bu nedenle böyle bir organizasyonun bir parçası olarak bulunmak düşüncesi, gençlerimizce önemsenmeli ve değerlendirilmelidir. Ben bu organizasyona  katıldığım için ve böyle verimli bir çalıştay süresi geçirdiğim için KAFFED’e, onun nezdinde tüm konuşmacılara ve bizi içtenlikle ağırlayan herkese teşekkür ederim.    nanAfaşij Selin Uysal

Büyük Farkındalıklar Bu Kültürü Ayakta Tutacak

  Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) Ankara'da ikincisini düzenlediği gençlik çalıştayına Marmara Üniversitesi Kafkas Araştırmaları Topluluğu (MARKAF) ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği gençlik oluşumu İKKDGENÇ adına ortak temsilci olarak  katıldım. Çalıştayda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.   Öncelikle KAFFED'in daha sistematik ve gençlerin fikirlerine daha çok değer vererek planlamalar yapması çok güzel bir gelişme. Gençlerin artık akademik alanda varlıklarını gösterebilmeleri, kültürümüz için xabzemiz için el ele vermeleri artık olması gereken bir şey idi. Olması gereken diyorum çünkü biz yaşattığımız sürece kültürümüzü, dilimizi, xabzemizi gelecek nesillere aktarabileceğiz.   İlk çalıştayda KAFSAM'ın başlatmış olduğu araştırma yarışmasının gerçekten güzel sonuçlar doğurduğunu, bu çalıştayda yarışmaya katılan ekiplerin sunumlarından gördük. Toplumumuz üzerinde yapılan anketler, kültürümüzün hangi seviyede yaşandığı, Adıgabzeyi kullanma oranı vb. veriler hakkında kapsamlı bilgi sahibi olmamıza olanak sağladı.   Diasporada dil konuşabilme ve anlama seviyesinin düşük olmasını eğitime bağlıyorum. Hepimiz bu konuda ailelerimizden ya da dernekler vs. kurumlarda aldığımız gelişi güzel bilgilere sahibiz. Dil eğitiminin küçük yaştan itibaren, daha sistematik ve profesyonel bir eğitim ile geliştirilebileceğini ve bahsi geçen oranın arttırılabileceğini savunuyorum.    Aslında bir kültürü en iyi şekilde benimsemek ve yaşatmak o kültürün tarihini iyi bilmekte saklıdır. Nereden ne için sürgün edildiğimizi iyi kavramalıyız; ne yazık ki sadece zamanınını hatırlayarak bir yere varamayız. Gençlerin ve tüm soydaşlarımızın bu farkındalığın bilincinde olmaları gerektiğini düşünüyorum. Tarih konusuna gelirsek öncelikle anavatan olarak tabir ettiğimiz yerin coğrafyasını iyi kavramamız gerekiyor. En az tarihi kadar önemli olan bu coğrafya da bizlere emanet edilmiş bu kültürün önemli bir parçasıdır. Hangi çıkarlar uğruna dünyanın çeşitli yerlerine sürgün edildiğimizi unutmamamız gerekiyor. Gelecek nesilleri de bu bilinçle donatmamız gerekiyor.    Dil mi kültür mü önce gelir? Sorusu hakkında dilin önce geldiğini savunuyorum çünkü dilini unutan bir millet yozlaşır; gelecek nesillere kültürünü aktaramaz ve tarih sahnesinden silinir. Dil öğrenimi konusunda çalıştayın gündeminde yer alan Nart Akademi'nin çok güzel planları var. Yukarıda bahsettiğim eğitimin profesyonelleşmesinde bu planların uygulamaya geçmesi büyük  bir hamle olabilir. Çalıştayda eğitimin offline verilmesi yönünde bir karar alındı; fakat benim düşüncem gerekli alt yapının oluşturulması halinde eğitim hem offline hem de online bir şekilde verilebilir. Online dil eğitimi veren proğramlar var ve gayet başarılılar. Bu konuda 2 dil eğitimi alıyorum ve orta seviyede yeterliliğe ulaştım. Bu tip bir uygulama ile Adıgabzenin de öğrenilip geliştirilebileceğini düşünüyorum. Asimilasyonun önüne geçebilmek için kapsamlı ve başarılı çalışmaları olan Nart Akademiye çok teşekkür ediyorum. Bu işe kurumsal bir kimlik kazandırmışlar. Derneklere ve Ünikaflara büyük destek olacaklarını düşünüyorum. Kişisel gelişimimiz de çok önemli. Hem her anlamda kültürümüzü iyi tanımalı hem de her konuda fikir sahibi olmalıyız. Sadece dans ederek veya konuşarak amaçlarımıza ulaşamayız; bunların ötesinde politika,tarih,coğrafya ve popüler kültürdeki yerimizi de iyi kavramalıyız.   Bir diğer önemli husus olan Gençlik Meclisi çalıştayda süre nedeniyle pek konuşulamadı fakat bizlere dağıtılan broşürler yeterli bilgiye sahip olmamıza olanak sağladı. Öncelikle bir Ünikaf Başkanı olarak bu çalıştaya Ünikafların da çağrılması, dahil edilmesi büyük bir oluşumun habercisi. Daha geniş kitlelerde resmi olarak yer almak bizleri çok mutlu etti. Diasporada süregelen asimilasyonu önlemede hep beraber elimizden geldiğince çalışmalar yapacağız. Ortak bir iletişim portalında fikirlerimizi dile getirebilecek, çözümler üretecek,planlamalar ve projeler yapacağız. Gençlik Meclisinin sosyal,kültürel,sanatsal ve sportif faaliyetlerde önemli bir oluşum olduğunu düşünüyorum. Fikirlerimiz var olduğu sürece bizim de var olacağımıza inanıyorum. Gençlerin bu büyük farkındalığı canlandıracağına inanıyorum.   Son olarak her soydaşımızın anavatını görmesi gerektiği, gençlerin work and travel benzeri çeşitli organizasyonlarla anavatana gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta bu bilincin çocuk yaşta aşılanması gerektiğini savunuyorum. Bir örnek vermem gerekirse Japonyada 6 yaşında çocukları Hiroşima ve Nagazaki kentlerine götürerek tarihde başlarına gelenler anlatılıyor ve tüm bunlar için daha iyi bir eğitim almaları gerektiği aşılanıyor. Biz de yapabiliriz. Anavatanı, bundan 156 yıl önce atalarımızın sürgün edildiği toprakları gösterebilir ve kültürümüzü ne pahasına olursa olsun koruyup yaşatmamız gerektiğini aşılamamız gerekiyor. Çalıştaya katılan herkese teşekkür ediyorum. Üçüncüsünde görüşmek dileğiyle…nanHatko Osman Hadık

Kamuoyu Duyurusu

Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, 13 Şubat 2020 tarihinde Sputnik Haber Ajansı'na verdiği söyleşide, Çerkeslere yönelik ifadeleriyle tarihi çarpıtmış, Çerkes halkını rencide etmiştir. Oysa tarihi gerçekler ortadadır. Çarlık Rusyası’nın 18. ve 19. yüzyıllarda izlediği genişleme stratejisinin ana ideolojisi "barbarların medenileştirilmesi"dir. Sadece Çerkesler değil, bugünkü Kuzey Kafkasya, Güney Kafkasya, Sibirya ve Orta Asya, Finlandiya ve Baltık coğrafyaları bu ideoloji çerçevesinde ve emperyalist amaçlarla Çarlık Rusyası topraklarına dahil edilmiştir. Çerkeslerin ve eski Sovyetler Birliği halklarının "medenileştirilmesi gereken barbarlar" olarak görülmesi, tartışılması bile gerekmeyen, gerçeklere aykırı ve uluslararası toplumun net bir şekilde mahkum ettiği bir görüştür.p> Çerkesler binlerce yıldır Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayan, gelenekleriyle örnek gösterilen medeni ve otokton bir halktır. Kuzeyden, batıdan ve doğudan gelen güçlü akınlarla yüzyıllarca başa çıkmış ve komşularıyla barış içinde yaşayabilmiştir. Diğer taraftan Çerkesler, Aleksey Yerhov’un sandığının aksine, diplomasiyi de gayet iyi bilen bir halktır. Altını özenle çizmek gereken bir diğer husus da şudur; Çerkesler, Yerhov’un ifade ettiği şekilde, Çarlık Rusyası'nın sunduğu seçeneklere boyun eğerek topraklarını terk eden göçmenler değildir. Asimetrik güçlere karşı, büyük zulümlerle dolu yüzyıl süren bir vatan savunması savaşı veren Çerkesler, Rusya’nın etnik temizlik politikaları çerçevesinde vatanlarından sürgün edilmiştir. Bu sürgün, Yerhov’un ifadesiyle atalarımız ve bizler için “güzel bir efsane(!)” değil acı bir maziyi ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasındaki ilişkilerin iyi seyretmesi hepimizin dileğidir. Sayın Yerhov, geçmişi inkar etmek yerine tarihten ders alarak Rusya, Türkiye ve Çerkesler olarak bugün ve gelecekte barış içinde yaşamamızın temellerini güçlendirmeye, “ilişkilerin sağlamlığı, faydası ve geleceği” konularına katkı vermeye çalışmalıdır. Halkların barış ve huzur içerisinde yaşaması tüm tarafların çıkarınadır ve tüm yetkililer sorumluluk bilinci içerisinde bu doğrultuda gayret göstermelidir. div>nanKaffed