Susurluk ve Gümenek Şenlikleri, 1999

Genel Merkezimizin önerisi ve Başkanlar Kurulunun kararıyla 1999 yılında iki büyük Bölgesel Etkinlik düzenlenmesi kararlaştırılmıştı. Karar uyarınca; birinci etkinlik 20 Haziran 1999'da Susurluk'ta; Ege ve Marmara Bölgesinde yaşayan hemşehrilerimizi buluşturmaya yönelik olarak planlanmıştı. Yöre derneklerinin yöneticilerinden oluşan özel bir komisyonun gayretleriyle Demirkapı Köyü'nde gerçekleştirilen etkinlik oldukça sıcak bir atmosferde gerçekleşti. Ankara, Düzce ve İstanbul'dan da önemli katılım bulunan toplantıda, Ürdün Prensi Ali ve Haşim dışında eski DÇB Genel Başkanı Prof. Şhalako Abu başkanlığındaki 4 kişilik Adigey ekibi de hazır bulundular. Sahnede ter döken gençlerimizin gösteri ve şarkıları ile seyirci arasındaki iletişimin ve heyecanın görülmeye değer bulunduğu toplantıdan sonra Derneğimize çok sayıda tebrik ve teşekkür mesajları ulaşmıştır. İkinci Büyük bölgesel etkinlik 4 Temmuz 1999 tarihinde Tokat Gümenek'de, Susurluk toplantısının iki katına yakın (9-10 bin kişi) hemşehrilerimizin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Beş kişilik özel komisyonun ve yöre dernek yöneticilerinin büyük gayretleri ve katkılarıyla gerçekleşen güzel toplantıya (genel piknik alanında yapılmış olması nedeniyle iletişim bakımından eksikleri olmuşsa da) katılanlar; "bir toplumun fertleri olduğumuzun ve mükemmel bir kültürün sahibi olduğumuzun yeniden farkına vardık. Bu tür toplantıları lütfen her yıl gerçekleştirin...." istek ve temennileriyle oradan ayrılmışlardır. Bu yıl gerçekleştirilen her iki etkinlikte de çok sayıda müzik ve folklor grubunun yer almış olması, özellikle de küçük yaş gruplarının çokluğu ilerisi yönünden ümit vericidir. Tümünü ayrı ayrı kutluyoruz. Genel Merkez olarak, her iki etkinlikte ve 135.yıl panelinde emeği geçen komisyonlara dernek yöneticilerine ve katılımcı tüm hemşehrilerimize gönülden teşekkür ediyoruz. Dileyenler her üç etkinliğin de kasetini bedeli mukabili derneğimizden temin edebilirler. Kaffed

Çeçenistan Paneli Açış Konuşması

27 Şubat 2000 tarihinde Ankara'da Kafkas Derneği'nin düzenlediği "Çeçenistan" konulu panelde, Kafkas Derneği Genel Başkanımız Sayın Muhittin Ünal'ın yaptığı açış konuşmasını bilgilerinize sunarız. Saygıdeğer basın mensupları, muhterem konuklarımız ve değerli hemşehrilerim, Çeçenistan konulu panelimize gelmiş olmanız nedeniyle Genel Merkezimiz ve 33 şubemiz adına hepinize hoş geldiniz diyor, teşekkürlerimi sunuyorum. Asırlarca, sıcak denizlere ulaşabilme amacı ile Kafkasya'yı ve özellikle de Karadeniz sahilini ele geçirmeyi hayal eden Çarlar ve Orduları ile Kuzey Kafkasyalılar arasında uzun yıllar koşulları eşit olmayan savaşların sürdüğünü bilmeyen yoktur. Özellikle Şeyh Şamil'in teslim olduğu 1859 yılından sonraki son 5 yılda Kuzeybatı Kafkasya'nın hakiki sahipleri olan Adığe Boyları, Abazalar ve Ubıhlar büyük bir soykırıma maruz kaldıkları ve 1864 yılında da % 85-90'lar düzeyinde tarihi topraklarından sürüldükleri için bu gün Adığey, Abhazya, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetleri ile Kıyıboyu Şapsığ Bölgesinde bu halkların azınlık durumunda oldukları malumunuzdur. Kuzeybatı Kafkasya'daki Cumhuriyetlerin, bu gün itibariyle en hayati sorunu; halen diasporada yaşayan Kuzey Kafkasyalıların % 80'ini oluşturan Adığe Boyları, Abazalar ve Ubıh Halkları'ndan bir bölümünün tarihi topraklarına geri götürülmesi suretiyle varolma mücadelesi vermek iken nüfus sorunu olmayan Dağıstan ve Çeçenistan gibi Kuzeydoğu Cumhuriyetleri'nde ise sorun, fiilen sahip olunan nüfus çoğunluğundan, yasaların tanıdığı haklardan ve konjonktürel gelişmelerden istifade ile birer bağımsız devlet olmaktır. Bu önemli farkı doğru algılamadığımız içindir ki oradaki cumhuriyetler hakkında yanlış değerlendirmeler yapabiliyoruz. 1991 yılında Nalçık kentinde kurulan Dünya Çerkes Birliği (DÇB)'nin kuruluş ve varlık nedeni de Adığe-Abhaz Boyları'nın tarihi ata topraklarında nüfus yeterliliğine ulaşmasına ve diasporada gün ve gün kaybolmakta olan geleneksel kültür değerlerimizin ebediyen öz vatanında yaşatılmasına katkıda bulunmaktır. DÇB'nin kuruluşuna katkıda bulunan Kaf-Kur'u nüve olarak kurulan ve bugün 33 şubesiyle ülke çapında faaliyet gösteren laik, demokrat ve bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne saygılı bir çizgide yürüyen Kafkas Derneği topluluğu olarak bir taraftan kültürümüzü yaşatma mücadelesi verirken diğer taraftan da 1864 yılında iradeleri dışında topraklarından sürülen Adığe, Abhaz Boyları ve Ubıhlar'ın uluslararası hukuk kurallarının tanıdığı ve alt yapısı kısmen oluşan geri dönüş haklarının kullanılmasına olabildiğince katkıda bulunarak, Kafkas kökenli diğer kardeş halklarımızla elele Türkiyemiz ve Kafkasya'mız arasında sağlam bir ekonomi ve kültür köprüsü kurulmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda çalışırken de hem Türkiye'nin hem de Kuzey Kafkasya'nın aleyhine yanlış yorumlanabilecek söylemlerden ısrarla ve bilinçli olarak sakınıyoruz. Zira hangi tür söylemlerin hangi amaçla ve nasıl saptırıldığının örneklerini yakinen biliyoruz. Bizler; Tarihi ve kültürel bağlarımız dışında, bölünmüş ailelerin çocukları olarak, kan bağımız bulunan Kuzey Kafkasya'nın sorunlarından, üzüntülerinden ve sevinçlerinden istesek de istemesek de kendimizi soyutlayamayız. Prensip olarak sadece Kafkasya'da değil Dünyanın her yerinde savaşlara karşıyız. Çünkü savaşlar yüzünden Güney Osetya, Abhazya ve Çeçenistan örneklerinde olduğu gibi arzu etmediğimiz nüfus kayıplarını ve yıkımları hep yaşadık. Bu da yetmiyormuş gibi son günlerde toplu mezarlarla karşı karşıya kaldık. Çeçenistan konusunda söyleyeceğimiz çok şey var. Ancak, konuşmacılarımızın alanına girmemeye özen göstererek, birkaç hususu vurgulayarak sözlerimi tamamlamak istiyorum. Söylem ve yöntem farklılıklarımız olsa da, ayrı adlar taşısak da, Kafkasya önceliklerimizin sıralaması değişik olsa da, dışımızdaki herkes şunu çok iyi bilsin ki, Kuzey Kafkasyalılar bir bütündür. Bu itibarla Abhazya da, Güney Osetya da, Çeçenistan da asla yalnız ve sahipsiz değildir. Yakın geçmişte Irak'tan, Bulgaristan'dan ve Kosova'dan gelen binlerce savaş mağdurlarına kapısını açan devletimiz yaklaşık 330 çocuk ve kadından oluşan savaş mağduru Çeçenlerin sorununa deva olamıyorsa bunu iyi düşünmek ve nedenlerini irdelemek zorundayız. Kuruluşlarına katılıp destek verdiğimiz Çeçen Dayanışma Komitelerimiz konuyu her işe tercihen ele almalı ve ne yapılması gerektiğini saptamalıdır. O insanlara sahip çıkmak, hem insan olarak, hem Kuzey Kafkasyalı olarak boynumuzun borcudur. Yugoslavya Federasyonu dağıldığı zaman Batılı büyüklerin bağımsızlığını ilan eden Cumhuriyetlere nasıl destek verdiklerini ve insan hakları ihlallerine bir noktadan sonra müsaade etmediklerini biliyoruz. Yugoslavya'daki Cumhuriyetlere nazaran konumu daha sağlam ve hukuki olan Çeçenistan'ın bağımsızlığı söz konusu olunca göstermelik çıkışlar dışında bir varlık göstermeyen Batılıların çifte standardı Çeçen soykırımının bugün ulaştığı uygulamalarda önemli bir payın sahibidir. Sivil toplum örgütlerinin gücü, o topluma ait aynı amaçlı kuruluşların birlikteliklerini tamamlayıp tamamlamadıkları ve seslerinin bir ve gür çıkıp çıkmadığı ile ölçülür. Ona göre de itibar görürler. Çerkes toplumu olarak örgütsel yapımıza bakınca, olmamız gereken noktanın çok gerisinde olduğumuz ve dolayısıyla sesimizin de etkimizin de giderek cılızlaştığı açıkça görülmektedir. O itibarla Vakıflar, Dernekler ve Komiteler olarak önyargılarımızdan uzaklaşarak, sorumlu ve bilinçli adımlar atarak, farklı misyonlar taşısak bile Kuzey Kafkasya'ya yönelik ortak politikalar belirleyip, örgütsel birlikteliğimizi en kısa zamanda sağlamak zorundayız. Panelimizden hemen sonra, Çerkes katılımı ile ilgili ortak deklarasyonunun neşredilmesi doğrultusundaki Çeçen Komiteleri'nin önerisi olumlu karşılanmış ve keyfiyet Vakıf, Dernek ve Komitelere istisnasız olarak bildirilmiştir. Bizzat gelip destek verenlere teşekkür ediyorum. Ankara'da olmamız nedeniyle Yabancı Misyon Şeflikleri nezdinde yapabileceklerimiz vardır. Deklarasyonun imzalanmasını takiben onları da bir bir yapacağız. Kafkas Derneği dışından katılan tüm kuruluşlarımızın da sivil toplum örgütlerinin harekete geçirilmesinde aynı hassasiyeti göstereceklerinden emin olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ankara, 27.02.2000 Muhittin ÜNAL Kafkas Derneği Genel Başkanı  Muhittin Ünal

Çeçenistan Konulu Panel Düzenlendi

Kafkas Derneği Genel Merkezimizin 27 Şubat 2000 tarihinde TES-İŞ Sendikası Salonunda düzenlemiş olduğu Çeçenistan konulu panele büyük ilgi gösterildi. Başlangıçta Ankara'daki hemşehrilerimizi bilgilendirme amacıyla düzenlenmiş olan panel, Çeçenistan Devlet Bakanı Aslan Mashadov'un danışmanı Seyid Hasan Ebumüslim ve arkadaşlarının getirmiş olduğu öneri ve istem nedeniyle Türkiye'deki tüm dernek, vakıf ve komitelerin davetli olduğu geniş katılımlı bir panele dönüştü. Hatta yurtdışından, Ürdün Çeçenlerinden, Osetya'dan, Moskova'daki Karaçay Derneği'nden, Khabardey'den, Dağıstan'dan, Çeçen Kadın Derneklerinden ve Çeçen medyasından temsilcilerin katılımı ile bir nevi uluslararası nitelik kazandı. Araştırmacı-yazar Tarık Cemal Kutlu; Çeçenler Şeriatçı ve Vahhabi midir?diye soranların kafalarındaki soruları cevaplarıyla silerken, Erciyes Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Sedat Özden; 1864 Çerkes Sürgünü ve soykırımı ile bugünkü Çeçenistan uygulamaları arasındaki benzerlikleri ortaya koymuş, son konuşmacı, Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Kırımlı da 1990 sonrası gelişmelerle ilgili verdiği bilgiler ve Rusların Çeçenistan'daki uygulamalarına seyirci kalan yöneticilerimizi ve batılıları etkin bir ifadeyle eleştirisi zevkle dinlenilmiştir. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sayın Sema Pişkinsüt, Çeçenistan konusu ile ilgili komisyonlarının çalışmalarını ve özellikle Gürcüstan'a yaptıkları seyahat sırasındaki gözlemlerini vurgulu ve duygulu cümlelerle izleyicilere sunmuş, TBMM Avrupa Konseyi Üyesi Sayın Doç. Dr. Oya Akgönenç de siyasi içerikli ilk cümlelerini katmazsak Avrupa Konseyi toplantılarında Rus temsilcilerinin konuşmaları ve karşı tepkiler konusunda açıklamaları dikkatle takip edilmiştir. Ürdün Çeçen Derneği Başkanı ve Pensilvanya Üniversitesi eski öğretim üyesi değerli profesörümüz ise İngilizce konuşmasında, nelerin acilen yapılması gerektiğine dair önerilerini bir bir sıralamış ve arkadaşımız Sinem Vatanartıran da tercümelerini anında başarıyla gerçekleştirmiştir. Panelin sonunda özel bir komisyon tarafından hazırlanmış olan, Türk ve Dünya kamuoyuna Türkiye'deki Kafkas kökenli sivil toplum örgütlerinin seslenişini içeren bir DEKLARASYON'u sayın Avukat Yahya Gış okuduktan sonra panel başkanı Prof. Dr. Erol Taymaz da imzaya açılmadan önce okunana deklarasyonu izleyicilerin onayına sunmuş, alkışlarla ve oybirliği ile onaylandıktan ve deklarasyon 58 sivil toplum kuruluşu temsilcilerince imzalandıktan sonra toplantı sona ermiştir. (Deklarasyon metnini bu sayımızda bulabilirsiniz.) Paneli izleyen dördüncü gün deklarasyonla ilgili ne gibi çalışmalar yapıldığını sorduğumuz Kafkas Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal bize şu bilgileri verdi: "Deklarasyon metni Türkçe ve İngilizce olmak üzere 250 adet çoğaltıldı ve Dünyanın belli başlı Ajanslarına, televizyon ve gazetelerin Türkiye temsilcilerine, yerli gazete ve ulusal televizyonların tamamına, 54 büyükelçiliğe, insan haklarıyla ilgili tüm kuruluşlara ve vakıflara, sendika ve diğer sivil toplum örgütlerine, ayrıca yurt dışındaki tüm Kafkas Derneklerine ulaştırıldı. Aldığımız cevaplara göre de Fransa Parlamentosuna, AGİT'e, Avrupa Konseyi'ne, Birleşmiş Milletler'e değişik dillerdeki metinleri hemşehrilerimiz tarafından ulaştırılmıştır." Panelle ilgili haberi hazırlarken elimize ulaşan bazı dergilerde yer alan ve Kafkas Derneğini hedefleyen eleştirilere ilişkin olarak da Sayın Başkanın görüşünü almak ve hatta eleştirileri yanıtlamak istedik. Başkan bu isteğimize katılmayıp özetle şunları söylemekle yetindi: "Önümüze düşün, arkanızdayız diyerek kuruluşuna üye verdiğimiz Çeçen Dayanışma Komitesi'nin aldığı kararların hep arkasında olduk. Yaptıklarımız ortada. Maksatlı olmayan ve cevap verilmeye değer eleştiriler cevaplandırılır!..."Kaffed

Fatima Carım Türkiye’de

KAFİAD, KAF-DER ve KAF-DAV'ın daveti nedeniyle Türkiye'yi ziyaret eden Adığey Cumhuriyeti sayın A.Aslan Carım'ın eşi ve aynı zamanda "Adığey Kültür ve Sanatına Destek Vakfı" başkanı olan sayın Fatima Carım, yanında Vakıf sekreteri ve aynı zamanda Adığe Televizyonu'nda yapımcı ve tiyatro eleştirmeni olan Sveta Şhalaho ve kameraman Yuri Zinkovski olduğu halde 2 Haziran günü İstanbul Havaalanı'na inerek başlattığı ziyaretini 9 Haziran tarihinde tamamlayarak Adığey Cumhuriyeti'ne geri döndü. Atatürk Havalimanında Karşılama Sol başta Fatıma Carim, Mehmet Uzun div> 1947 doğumlu ve hukukçu olan sayın Fatima Carım, ülkemize yapmış olduğu ziyareti sırasında zerafeti, içtenliği, düşündüğü gibi her şeyi açık konuşması, ulusal sorunlarımızı çok net olarak ortaya koyması, değişik konulardaki bilgi birikimi, Adığe diline hakimiyeti ve dinleyenlerin ruhunu okşayan hatipliği ile herkesin saygısını kazandı ve arkasında hoş bir seda bırakarak ülkesine geri döndü. Haksızlık etmemek bakımından açıkça belirtmek gerekir ki, sayın Carım'ın iyi anlaşılmasında mükemmel tercüme ve izahlarıyla Mehmet Yediç de önemli rol oynadı. 2 Haziran 2000 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı'na beklenen saatten erken inen Fatima Carım'ı; Kaf-Der ve Kaf-Dav Genel Başkanı Muhittin Ünal ve eşi Mihrican Ünal, Kafiad Genel Başkanı Cihan Candemir, Bağlarbaşı Kafkas Derneği Başkanı Mahmut Nedim Özel, Prof. Dr. Günseli Şurdum(Avcı), Muharrem Çurey ve eşi Güldane Çurey, Muammer Tuncer, Dr. Handan Demiröz, Yusuf Taymaz ile Adığe Mak gazetesi adına Fahri Huvaj'ın da aralarında olduğu kalabalık bir grup tarafından karşılanarak Taksim Meydanı'ndaki oteline götürülmüştür. Kısa bir dinlenmeden sonra kalabalık bir heyet halinde Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii ziyaret edilmiş ve sayın Şurdum tarafından Saray içindeki meşhur Konyalı Lokantası'nda mükemmel bir öğle yemeği ziyafeti verilmiş ve akşam da Bağlarbaşı Derneği'nde ilk konuşmasını yapmıştır. Sayın F. Carım, Doğan Özden müzik grubu korosunu zevkle dinleyerek ülkemizdeki ilk gününü oldukça memnun tamamlamıştır. F. Carim İstanbul Bağlarbaşı Derneği'nde Gençlerle div> 3 Haziran günü sabah kahvaltısını takiben yine Prof. Dr. Günseli Şurdum'un organize etmiş olduğu 2 saatlik Boğaziçi motor turunu takiben 12.45'de feribotla Bandırma'ya hareket etmiştir. Bandırma'da; Bandırma Derneği, Biga Derneği, Kafkas Derneği'nin Çanakkale, Gönen ve Balıkesir şube yönetimlerinin de aralarında bulunduğu kalabalık bir hemşehri grubu tarafından liman içinde karşılanmış ve şerefine orda bir düğün yapıldıktan sonra dernek binasına geçilmiştir. Karşılama şeklinden çok duygulanan sayın Carım'ın liman içindeki basın demeci adeta boğazına düğümlenmiş sözcüklerle ve oldukça kısa olmuştur. Bandırma Derneği'nde sohbet div> Ziraatli Köyü'ne düzenlenen gezide daha çok köylü kadınlarla sohbet eden misafir; akşam dernek binasında kalabalık hemşehri grubuyla karşılıklı soru cevap tarzında sohbette bulunmuş ve gece konaklaması için Gönen kaplıcalarındaki Yıldız Oteli'ne hareket edilmiştir. Fatıma Carim Bursa'daki panelde div> 4 Haziran günü Gönen'de yapılan kahvaltı ve hemşehrilerle sohbetten sonra Bursa'ya hareket edilerek Kervansaray Oteli'ne yerleşilmiş ve öğle yemeğini takiben Kaf-Der Bursa Şubesi tarafından Kent Otel'de düzenlenen "Diasporada Çerkes Edebiyatı'nın oluşması" konulu panele katılarak ziyaretinin şekli ve amacı konusunda oldukça etkili bir konuşma yapmış ve paneli zevkle izlemiştir. Panele davet edilen yazar ve şairlerden Musa Uysal, Yaşar Bağ, Mevlüt Atalay, Ali Çurey, Muhittin Ünal, Tamer Adıgüzel, Turabi Saltık; Şamil Jane yönetimindeki oturumda diasporada Çerkes Edebiyatı'nın oluşumu ile ilgili olarak ilginç görüşler ortaya koyarken, nüfus cüzdanı suretiyle ikametgah belgesini zamanında göndermediği gerekçesiyle Sefer Berzeg'in konuşturulmamış olması özellikle tepki çekmiş ve eleştirilere neden olmuştur. Paneli takiben verilen yemeğe eşleriyle katılan çok sayıda hemşehrimiz ile ve özellikle gençlerle sohbet etmeyi tercih eden Fatima Carım, yaşadıklarından son derce memnun olarak oteline dönmüştür. Eskişehir'de Gençlerle div> 5 Haziran günü Eskişehir'e hareket eden Fatima Carım, Sveta Şhalaho, Yuri Zinkovski, Mehmet Yediç, Muhittin Ünal, Fahri Huvaj ve Emel Bezek'den oluşan kafile; Eskişehir Kafkas Derneği yönetimi ve gençleri tarafından İnegöl çıkışında karşılanarak kısa süreli bir düğünü takiben öğle yemeğinin yenileceği lokantaya götürülmüştür. Yemeği takiben gidilen dernek binasında basının da hazır bulunduğu bir sohbet toplantısı yapılmıştır. Saat 15.15'de Eskişehir'den ayrılan kafile, saat 18'de Ankara'ya ulaşmıştır. Fatima Carım, Akşam Kaf-Der Ankara Şubesi Hanımlar Komisyonu'nun hazırlamış olduğu Adığe yemeklerinden oluşan ziyafete katılmış ve yemek sonrasında da başkanı olduğu vakfın neden kurulduğunu, ne gibi çalışmalar yapmakta olduklarını, diasporadaki gözlemlerini, birlikte nelerin yapılabileceğini konu alan oldukça etkili bir konuşma yapmış ve kısa bir düğünü takiben oteline dönmüştür. Eskişehir Derneği'nde Bayanlardan sıcak karşılama div> 6 Haziran günü Olgunlaşma Enstitüsü, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Rusça bölümü yetkililerini ziyaret ettikten sonra dernek binasında gençlerle bir süre sohbet eden sayın F. Carım, Kafiad tarafından, Atlı Spor Kulübü'nde 20.00'de onuruna verilen kokteyle katılarak burada da güzel ve kısa bir konuşma yapmak suretiyle günü tamamlamıştır. Ankara'da Bayanlarla div> 7 Haziran günü sabah kahvaltısını takiben İstanbul'a hareket eden Fatima Carım, Düzcelilere deprem nedeniyle geçmiş olsun ziyaretinde bulunmuş ve öğle yemeğini Düzceli hemşehrileriyle birlikte yemiştir. İstanbul'a ulaşır ulaşmaz sayın Prof. Dr. Hayri Domaniç ve misafirlerini ziyaret ederek 2 saate yakın sohbet ettikten sonra İrfan Argun tarafından verilen akşam yemeğine katılmıştır. 8 Haziran gününü İstanbul'da serbestçe gezmeye ayırmasına rağmen, öğlen sayın Hakkı Kurmel'in verdiği yemeğe, akşam da seçkin davetlilerin hazır bulunduğu İstanbul Dostluk Kulübü'nün yemeğine katılmış ve böylelikle ülkemizdeki ziyaretini tamamlayarak 9 haziran günü saat 11.30'da Maykop'a dönmek üzere sıcacık duygularla yüklü olarak Türkiye'den ayrılmıştır. Ayrılırken Türkiye Çerkesleri arasında geçirdiği bir haftayı, bugüne kadar yapmış olduğu birçok seyahatten oldukça farklı ve unutamayacağı güzelliklerle dolu bir ziyaret olarak nitelemiş, kendisini davet eden ve ağırlayan dernek yetkililerine ve tüm hemşehrilerine teşekkür etmiştir. ADIĞE KÜLTÜR VE SANAT DESTEK VAKFINDAN TEŞEKKÜR MESAJI Sayın Muhittin Ünal ve Cihan Candemir, Davetiniz üzerine Vakfımız adına Türkiye'ye yapmış olduğunuz ziyaret sırasında, bizzat bizimle il il seyahat ederek sağlamış olduğunuz diyalog ortamına ve hemşehrilerimizin büyük ilgisine gönülden teşekkür borçluyuz. Türkiye'de yaşadığımız güzellikleri ve candan ilgiyi unutabilmemiz mümkün değildir. Bize ev sahipliği yapan İstanbul-Bağlarbaşı, Bandırma, Balıkesir, Biga, Gönen, Çanakkale, Bursa, Eskişehir, Ankara ve Düzce dernekleri ve yöneticilerine; Kafkas işadamları Derneği yöneticilerine, Sayın Prof. Dr. Hayri Domaniç ile arkadaşlarına ve sıcak ilgilerini esirgemeyen tüm hemşehrilerimize gönülden teşekkürlerimizi iletmenizi istirham ediyorum. Seyahat sırasında bize söylenenlerle ilgili her not Sayın Cumhurbaşkanımız Carım Aslan'a da arz edilmiş ve özel ilgiyle karşılanmıştır. Kaf-Der ve KAFDAV (Kafkas Araştırma ve Dayanışma Vakfı) ile vakfımız arasında imzalanan kültürel işbirliği anlaşmasıyla birlikte güzel şeyler yapacağımız inanıyorum. Bu vesile ile hepinize sağlık, esenlik ve refah diliyorum. Maykop, 14.06.2000 FATİME CARIMOVA Kaffed

Kafkas Derneği 21 Mayıs Anma Toplantısı

Kafkas Derneği Genel Merkezi'nde 21 Mayıs 2000 günü "1864 Çerkes Sürgünü'nün 136.yılı anma toplantısı" düzenlendi. Yaklaşık 200 kişinin dinleyici olarak katıldığı panelde ilk olarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. İlk konuşmayı açılış konuşması olarak Kafkas Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal yaptı ve 1864 öncesi Rus-Kafkas Savaşı'nın sonucuna göre göç eden ve sürülen Kafkas halkları hakkında bilgi verdi. Bugün Çeçenistan, Dağıstan, Osetya, İnguşetya ve Khabardey-Balkar cumhuriyetlerinde nüfus çoğunluğu bu halklarda bulunduğu için sorun olmadığını, buna mukabil Abhazya, Adığey, Kıyıboyu Şapsığ ve Karaçay-Çerkesk'de yerli halkın oranının %5 ile %22 arasında değiştiğini bu nedenle çok acilen nüfus ihtiyaçları bulunduğunu, diasporada yetişen yeni nesillerin dil bilmediğini ve her geçen gün asimile olduğunu, Kafkasya'ya zaman içerisinde geri götürülecek nüfus sayesinde oradaki cumhuriyetlerin varlığının ebedi kılınacağını, Türki cumhuriyetlerin ve ipek yolunun üzerinde olan bu yöreye nüfus transferinin Türkiye'nin geleceği bakımından da çok önemli olduğunu söyledi. Panel başkanı Özdemir Özbay'ın konuşmacıları tanıtması ve kısa bir girişinden sonra araştırmacı-yazar Yaşar Bağ, Kafkas Savaşlarının kısa bir özetini yapıp 1864 göç ve sürgünün koşullarını ve ne kadar nüfus geldiğini özetleyerek sözü misafir Bakana bıraktı. İkinci konuşmacı Adığey Cumhuriyeti Kültür Bakanı Gazi Çemişo'nun Çerkesçe yapmış olduğu konuşma dinleyicilere Mevlüt Atalay tarafından tercüme edildi. Konuşmasında tümüyle, geçen yıl Kosova'da yaşanan savaş ortamında kalan üç Çerkes köyünden olup Kafkasya'ya geri dönmek isteyenleri nasıl geri götürdüklerini, götürürken ne gibi sorunlar yaşandığını, geri götürülen bu ailelere ev yapmak üzere açılan kampanyalara yapılan yardımlarla çoğunun evlerine yerleştiğini, kendilerine 30'ar dönüm arazi verildiğini, şu anda hayatlarından memnun yaşadıklarını, geri dönmeyenlerin çoğunun Arnavutlarla olan evlilikleri yüzünden dönemediklerini, Türkiye'den de gönüllü olarak dönmek isteyen olduğu takdirde el birliği ile yardımlaşmanın mümkün olduğunu söyleyip dinleyenlere teşekkür ederek sözlerini tamamladı. Son konuşmacı Fransız araştırmacı Alexandre Toumarkine, konuşma konusunu Çerkesler gibi ülkelerinden sürülmüş halklardan olup, tarihi topraklarına tümüyle değilse de kısmen geri dönenlere örnek olarak Yahudileri ele alıp onların ekonomik ve siyasal alanda verdikleri mücadelelerini özetledi. Program böylece sona erdi.Kaffed

Efteniye Şenliği ve “Kartalların Dansı”, 2000

Marmara depreminin büyük hasara uğrattığı Düzce Gölyaka'da, Efteniye Dostluk ve Dayanışma Şenliği, geleneksel Çerkes yemekleri ve folkloruyla büyüledi. Aksu Köyü muhtarı Beşir Özalp; "iki acımızdan sonra bizi yalnız bırakmayan Kafkas Derneklerine teşekkür daveti verdik" diye konuştu. DIV> Marmara depreminde büyük hasar gören Düzce'nin Gölyaka ilçesinde Efteniye Dostluk ve Dayanışma Şenliği 2 Temmuz'da yapıldı. Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı bölgedeki şenlik sırasında yenilen geleneksel yemekler ile folklor gösterileri, Anadolu'daki yaşam tarzının zenginliğini bir kez daha ortaya koydu. Burada yapılan konuşmalarda Kuzey Kafkasya göçmenlerinin kültürel kimliklerini korumaları için olanak sunulması, Çerkeslerin yardım ve dayanışma amacıyla daha sık buluşmaları istendi.Demokratik Çerkes Platformu ve Efteniye yöresinde bulunan Aksu, Çay ve Hacısüleymanbey köylüleri tarafından düzenlenen şenliğe, Düzce Valisi Fikret Güven ve Adapazarı, İzmit, İstanbul, Ankara'daki Kafkas Derneklerinin üyeleri ile vatandaşlar katıldı. DIV> Amerikalılar tarafından Hacısüleymanbey Köyü'ne inşa edilen ve içinde çocuk odası, sağlık merkezi ve misafirhaneyi de barındıran tesisin açılışını Düzce Valisi Fikret Güven yaptı. Şenlikte, depremlerden sonra bölgeye yardımlarını ulaştıran Kafkas Derneklerine de birer teşekkür plaketi verildi. Bu arada şenlikten elde edilecek gelirin Hacısüleymanbey Köyü'nün okul bahçesine yapılacak kütüphane için kullanılacağı açıklandı.Çeşitli illerden gelen Kafkas Derneği üyelerine sunulan mönüde, Çerkeslerin geleneksel yemekleri olan ceviz soslu Çerkes tavuğu, ekmek yerine yenilen mısır unundan yapılan abısta, özel Abhaz usulü et ile erik sosları, acac denilen kızartma hamur işi ve Çerkes peyniri yer aldı. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı şenlikte yemekler yendikten sonra İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneği'ndeki çocuklar ve Ankara Kafkas Derneği'nden gençler, Kafkas danslarından oluşan toplu bir gösteri sundu.Ardından koro da Kafkas şarkılarını seslendirdi. Şenlikte Cemal Şener, Mahsur Balcı ve Çetin Öner kitaplarını imzalarken Kafkas şarkılarını içeren kaset ve CD satışları yapıldı. Şenliğe katılanların en fazla Çerkes peyniri satın almaları dikkat çekti.Efteniye Dostluk ve Dayanışma Şenliği'nin Çerkeslerin bir araya gelmesine, kaynaşmasına vesile olduğunu söyleyen İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneği ve Demokratik Çerkes Platformu çalışma üyesi Sezai Babakuş, "Çerkesler Kafkasya'dan 135 yıl önce Türki-ye'ye göçmüşler. Bugüne kadar kapalı bir toplum olarak kendi benliğimizi, kültürümüzü içimizde yaşattık" dedi. Babakuş sözlerine şöyle devam etti: "Kendi kimliğimizi ve kültürümüzü yaşatmak için Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde benzer organizasyonları yapacağız. Yakında Kayseri Uzunyayla'da da şenlik yapmak için hazırlıklarımız sürüyor." DIV> Aksu Köyü Muhtarı Beşir Özalp de, "iki depremden sonra bizi yalnız bırakmayan büyük şehirlerimizdeki Kafkas derneklerine bir teşekkür ve minnettarlık daveti verdik. Depremde en çok zayiat veren Aksu, Çay ve Hacısüleymanbey köyleri zor durumdaydı. Derneklerle adetlerimiz ile ilgili konularda irtibatımız oluyordu, bu sefer deprem sonrası bize yardıma geldiler. Bundan sonra şenliği gelenekselleştirmek ve diğer kardeşlerimizle birlikte olmak istiyoruz" dedi.(Milliyet, 7 Temmuz 2000) Kaffed

II. Uzunyayla Kafkas Şenliği

Yurdun dört bir köşesinden Kafkas kökenli insanların katılımı ile 15.000'in üzerinde bir insan topluluğu Kayseri-Pınarbaşı-Büyükgümüşgün Köyü'nde buluştu. DIV> Mevsim normalleri üzerinde bir sıcaklığın olmasına karşın bu seneki organizasyona katılım iki sene öncesinde düzenlenmiş olan I. Festivale nazaran daha fazla idi.Festival öğle saatlerinde protokol konuşmalarıyla başladı. Adigey Cumhurbaşkanı'nın eşi, aynı zamanda Adigey Cumhuriyetinde Kültür ve Sanat Vakıf başkanı olan Sayın Fatima Carım'ın şenliğe gönderdiği tebrik mesajı okundu ve uzun süre alkışlandı. Daha sonra söz alan Kafkas Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal konuşmasında; Türkiye çapındaki 35 şubesiyle Kafkas Derneği'nin yapısından, prensiplerinden ve son dönemlerdeki çalışmalarından bahsetti. Ünal, Kafkasya'daki cumhuriyetlerimizden ve Abhazya, Adığey, Karaçay-Çerkes ve Kıyıboyu Şapsığ bölgelerinde yaşanan nüfus problemini anlattı. Genel Başkan konuşmasında ayrıca, Kafkas İşadamları Derneği KAFİAD ve Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı KAF-DAV'dan ve çalışmalarından söz etti. Başkan konuşmasını şöyle sürdürdü: "2. Uzunyayla Kafkas Kültür Şenliği kültürümüzü yaşatma ve kendi aramızdaki bağları kuvvetlendirmede kuşkusuz çok önemlidir. Ama bu şenliği sadece iki yılda bir yapılan bir 'kültürle buluşma günü' veya 'eğlence günü' gibi görmüyoruz. Bölgedeki eğitim sorunlarını gündeme taşıma işlevi yanında özellikle bölge kalkınması için ekonomik bir platform haline dönüştürmek düşüncesindeyiz. Bu yıl programa konulan paneller henüz bir başlangıçtır. Yöre insanımızı en verimli üretime yöneltme, yatırım ve istihdam yaratmak için karar mercilerini projeler üzerinde düşünmeye ve çözüm üretmeye zorlamak esas hedeftir." Muhittin Ünal konuşmasını güzel dilek ve temennilerle sonlandırdı. Khabardey-Balkar Cumhuriyeti'nden Bilim adamı ve yazar Nalo Zavur yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Ben bu güzel ülkeye ilk kez geliyorum. Ayağımın ülkenize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Sizlerin dedeleri tarihi vatanlarından iradeleri dışında sürüldüklerinden bu güzel insanlar size kucak açıp ev sahipliği yapmamış olsaydı bugün böyle bir manzarayı hayal bile edemezdik. O nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve halkına teşekkür ediyorum. İkinci olarak da beni buraya gönderen Khabardey-Balkar Cumhuriyeti'ndeki kardeşlerinizin sıcak sevgi ve selamlarını zevkle iletiyorum. Adığeler olarak bizler çok dil bilmek zorundayız. Ben Rusça bilmeden Khabardey-Balkar'da yaşayamam. Sizler Türkçe bilmeden burada yaşayamazsınız. Adığe halklarının dağınıklığı nedeniyle bu bir zarurettir. Ama ondan da önemlisi anadilimizdir. Bir ulusu ulus yapan unsurların en başında geleni ana dildir. Dilini kaybeden bir halkın uluslaşması, varlığını sürdürmesi mümkün değildir. O nedenle sevgili anneler, babalar, geleceğimiz olan bu güzel gençlerimize sahip çıkıp, onlara mutlaka dillerini, tarihlerini öğretmelisiniz. Bunu sizden hasseten istiyorum. Bu tür protokol konuşmalarını fazlaca uzatmak hoş olmayacağı için sözlerimi burada kesiyor, hepinizi sevgiyle 136 yıllık özlemle kucaklıyor, tüm güzellikleri sizlere vermesi için güzel Allah'a yalvarıyorum." DIV> Festivale Kafkas Derneği'nin daveti üzerine Adığey Cumhuriyeti'nden Halklararası İlişkiler, Toplumsal ve Politik Öngörüler Bakan Yardımcısı Şhalaho Murat da katıldı. Şhalaho Murat, Adığey Televizyonu tarafından hazırlanan ve içinde Fatima Carım'ın Türkiye gezisi ile ilgili çeşitli materyallerin de bulunduğu video kasetleri getirerek Kafkas Derneği arşivine armağan etti. Ayrıca konuyla ilgili gazete dokümanları ve radyo programları da Kafkas Derneği'ne verilen diğer belgelerden. Şhalakho Murat ise konuşmasında şunlara yer verdi: "Adığey Cumhuriyeti'nden gelen bir kardeşiniz olarak hepinizi saygıyla saygıyla selamlıyorum. Buraya hareket ederken selam ve sevgilerini iletmemi isteyen Sayın Devlet Başkanımız Carım Aslan'ın selam ve sevgilerini zevkle iletiyorum. Bu tür kültür etkinliklerinde bir araya gelmek geleceğimiz açısından oldukça önemlidir. Böyle bir toplantıya davet edilmiş olmaktan dolayı, yönetici ve organizasyonu düzenleyen büyüklerime teşekkür ediyorum. Büyüklerimizin konuştuğu böylesi bir toplantıda bana fazlaca söz söylemek düşmez. Onların söyledikleri güzel dileklere ben de gönülden katılıyorum. Daha sık buluşmak, görüşmek, kültürümüzün yaşatılabilmesine el birliğiyle katkıda bulunmak arzusuyla sözlerime burada son veriyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum." Daha sonra yöreden Kayseri Valisi Sayın Nihat Canpolat söz alarak, konuşmasında güzel dilek ve temennilerde bulundu: "İlimiz ve şirin Pınarbaşı ilçemiz bu büyük şenliğe ev sahipliği yapıyor. Bu tür organizasyonlar yıllarca görüşemeyen insanların buluşup görüşmelerine vesile olduğu için oldukça yararlıdır. Şenliği düzenleyenleri ve hizmeti geçenleri kentimizi tercih etmiş olmaları ve emekleri nedeniyle gönülden kutluyorum. Bu tür şenlikler vatandaşı olmaktan gurur duyduğumuz ülkemizin ayrı ayrı güzellikleridir. Sizler Türkiye'nin dört bir yanından hatta Kafkasya'dan geldiniz. Sizlerle bir arada olmaktan memnunum. Şenliğinizin gönlünüzce geçmesi dileğiyle hepinizi bir kez daha selamlıyorum."Şenliğe katılamayan siyasi parti başkanları ve çok sayıda milletvekilinden tebrik mesajları da okundu. Bunlardan bazıları, CHP Genel Başkanı Altan Öymen, Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral Doğan Güreş, Bekir Sami Daçe, Tunca Toskay, Tansu Çiller'di. Demokratik Çerkes Platformu'nun gönderdiği mesaj metni de anons edilen mesajlar arasındaydı.Gün boyu Festival alanı içerisinde Resim sergisi, Fotoğraf sergileri, Kafkas Çeçen Dayanışma Komisyonu'nun açmış olduğu stand, kitap satışları, yemek-meyve satış yerleri, çeşitli hediyelik eşya, t-shirt satış yeri, şapka satış yerleri gezildi. Müze için yapılan çalışma çok güzeldi. Uzunyayla'da elde yapılan Çerkes Başlıkları ve Kamçılar, Yamçılar, Kamalar, At Eğerleri, Mızıkalar (Pşine), Çövenler, Kazanlar, Semaverler, Yağdanlıklar, gibi bir çok tarihi eser vardı. Alanda bulunan Resim ve heykel sergisi yetenekli genç sanatçımız Belgin Aka'ya aitti. Konyalı ve Naje sülalesinden olan sanatçımız, lisans eğitimini Selçuk Üniversitesi Resim Bölümü'nde tamamlamış. Çalışmaları, figüratif, motif ve heykeller üzerine olan sanatçımız festivalin güzelliklerinden biri idi. DIV> Öğle saatlerinde (saat: 14-18 arasında) çeşitli yarışmalarla aşırı sıcaklardan biraz da olsa sıyrılan insanlarımız eğlenceli vakit geçirdiler. Peynir bağlama (hediyelik eşya koparma yarışması), köyler arası ip çekme yarışması, bilek güreşi, pulluk atma, torbayla koşma yarışması çekişmeli anlara sahne oldu ve katılımcılar zorlu anlar yaşadılar. Çocuklar ise "Hantseguaşe" ile keyifli zaman geçirdiler. Ellerinde bir korkulukla şarkılar söyleyerek insanlar arasında dolaşan çocuklar hallerinden en memnun olanlardandı. DIV> Saat 19 sularında başlayan ana program bütün gün sıcakta beklemeye değdi doğrusu. Program müzik eşliğinde Huakho ve şiir dinletisi ile başladı. Folklor açısından çok başarılı oyunlar sergileyen ekiplerimizi, Kafkas Derneği Kayseri Şubesi Halk Dansları Ekibi'ni, Ankara Şubesi Elbruz Ekibi'ni ve Kayseri Şubesi Çocuklar Ekibi'ni gönülden kutlamak isteriz. Hemşehrilerimiz de yoğun alkışları ile oyunları ne kadar beğendiklerini ve folklora doyduklarını gösterdiler. Bir haftadır Uzunyayla etkinlikleri çerçevesinde çeşitli yerlerde gösteriler yapan Ankara Ekibi performanslarında en ufak bir düşüklük göstermedikleri için ayrıca takdir topladılar. Akşamki programda sahne alan Blenemıh Selahattin geleceğin büyük seslerinden olduğunu, söylediği güzel woredlerle tüm Uzunyayla'ya duyurdu. Yaslı olmasına rağmen ısrarları kıramayarak sahne alan Kuşha Doğan Özden güzel sesiyle hepimizi etkiledi. Yine güzel parçalarıyla Kayseri Şubemizin korosu, gençlerin dillerine, kültürlerine, şarkılarına ne kadar önem verdiklerini kanıtlar gibiydi. Kalabalık ve güçlü bir koro oluşturan Kayseri gençleri birbirinden güzel şarkılar seslendirerek umut vaad ettiler. DIV> Akşamın önemli konukları anavatandan geliyordu: Adığey'den gelen değerli ses sanatçımız Anzorukue Çeslav, Tut Zaur ve Balkar Yura ... Çeslav'ı ilk defa canlı dinleyebilme imkanı bulduğumuz için kendimizi şanslı sayıyoruz. Özellikle şenliğe Ankara'dan katılan grup olarak şarkılarına hep beraber eşlik ettiğimiz Çeslav, yaşına rağmen sesinden hiç birşey kaybetmemiş. Yıllardır kasetlerinden dinleyip hayran olduğumuz o ses, bir yaz akşamı dolunayın eşliğinde, Uzunyayla'nın en yeşil köyünde, bizleri inanılmaz bir atmosfere taşıdı. Yaşadığımız coşku ve heyecan herşeye değerdi. Ondan sonra sahne alan Tut Zavur da yine birbirinden güzel ve tarihi şarkılarla izleyenleri etkiledi. Tut Zavur Adığece şarkıların yanında söylediği İspanyolca şarkıyla da ilgi çekti. Khbardey'den gelen Balkar Yura ise mim gösterisi ile Uzunyaylalıların karşısında sahne aldı. İlerleyen saatlerde Kayseri Tiyatro Grubu bir oyun sergiledi ve oyunda kullandıkları biraz Türkçe karıştırılarak konuşulan Khabardeyce ile izleyicilere neşeli dakikalar yaşattı. Gecenin sonlarına doğru Adığey Cumhuriyeti Başkanı nezdinde faaliyet gösteren ve Başkanlığını Fatima Carım'ın yaptığı Kültür ve Sanata Yardım Fonu tarafından Uzunyayla Festivali'nde üç ayrı dalda verilmek üzere Türkiye'ye gönderilen ödüller sahiplerine verildi. Bu ödüller: Festivalin en genç katılımcısına (Kayseri Minikler Ekibi'nin en küçük elemanı), eski Adığe şarkılarını en güzel seslendiren yorumcuya (Doğan Özden) ve izleyici sempatisi kazanan katılımcıya (Mustafa Vurdum) verildi. DIV> Kapanışta dev bir Wuıc'la Ankara ve Kayseri folklor ekipleri başta olmak üzere (gün boyu kurulan irili ufaklı düğünlerle oynamaya doyamayan) yüzlerce insanımız, şenlik alanını dolaştı ve Uzunyayla'da ikinci şenliğimiz de bu şekilde sonlandı ... Çeşitli illerden özel araba, otobüs ve minibüslerle gelen binlerce Çerkes coşku ve heyecanla dolu bir şekilde dönüş yollarını tuttular. Bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen Kayseri ve Pınarbaşı şubelerimiz başta olmak üzere bütün dernek yöneticilerine ve çalışanlarına, katılan bütün ekip, koro ve gruplara, kısaca emeği geçen herkese teşekkür ediyor, bir dahaki şenlikte yine beraber olalım diyoruz ... DIV>Rahmi Lale

II. Uzunyayla Şenliği’nin Ardından

II. UZUNYAYLA ŞENLİĞİNİN ARDINDAN Birincisi iki yıl önce gerçekleştirilen ve yaklaşık 12.000 hemşehrimizin buluştuğu şenlik alanında bu yıl bir öncekine nazaran birkaç bin kişi daha fazla insanımız bir araya gelerek eş, dost ve akrabalarıyla özlem gidermişlerdir. Doğrusunu söylemek gerekirse Kayseri'de iki gece Şarkışla ve Göksun ilçelerinde de birer gece düzenlendikten sonra bu seviyede bir kalabalık şahsen beklemiyordum. Demek ki; insanlarımızın, biraraya gelmeye, birgün bile olsa bir topluma aidiyet duygusunu yaşamaya ve öz kültüründen örnekler görerek coşmaya ihtiyaçları vardır. Şenlik kapsamında Şarkışla, Göksun ve Pınarbaşı ilçelerinde, Üniversiteler ve Tarım Bakanlığı ile birlikte Genel Merkezimizin öncülüğünde gerçekleştirilen bilimsel panellerin ne denli birer ihtiyaç olduğunu ve geç bile kalındığını göstermesi; yöre üreticilerine ülke tarımına ve hayvancılığına katkı bakımından oldukça olumlu sonuçlardır. Şenlikte seyretme fırsatı bulduğumuz folklor gösterileri ile zevkle dinlediğimiz müzisyenlerimiz; gerçekten de başarılı idiler ve haklı olarak alkış topladılar. Bu tür profesyonel organizasyonlar ile profesyonel ekipler vasıtasıyla değil de amatör insanlarımızdan görevlendirme yoluna gittiğimiz taktirde aksamalar ve hatalar kaçınılmazdır. Nitekim şenlikte de önemli aksamalar olmuştur. Bunları samimiyetle tespit edip, gelecek organizasyonlarda tekrarlanmamasını sağlamak gerekmektedir. Bu itibarla, eleştirisi olanların tespitlerini derneklerimize yazmalarından rahatsızlık ve alınganlık duymamalıyız. Şahsen benim tespit edebildiğim aksamalardan bazıları şunlardır:Protokol için davetiye gönderilenlerin listesi mevcut olduğuna göre, şenliğe gelen protokol davetlileri listeden kontrol edilerek tribüne alınmalıydı. Böyle olmadığı için bazı davetliler başının çaresine bakmak zorunda kalmıştır. Başka kentlerden gelen kafileler özel görevlilerce tespit edilmeli; kendilerine yer gösterilmeli ve anons edilmeliydiler. Ama olmadı.Protokol davetiyesiyle gelen konuklarımızın isimleri sağlıklı olarak tespit edilemediği için sadece birkaç kişinin icabeti anons edilmiş, diğerleri anons edilmemiştir. Protokol için 100 kişiye yetecek kadar ve pikniklerde aranan türden yiyecekler evlerde özel olarak hazırlanmış olmasına rağmen servise sunulmasında ne yazık ki bir süre gecikilmiştir. Bu nedenle de Sayın Valimize ve konuklarına mahcup olunmuştur. Bu aksamada takdimci arkadaşımızın protokolde olanlar için ayrıca yemek hazırlığının bulunduğunu anons etmemiş olması nedeniyle tribünde oturanların bir anda dağılmış olmasının da etkisi vardır. Doktorların da tavsiyesi sonucu sıcak saatlerde folklor ve müzik gösterisi programa alınmamıştır. Protokol davetiyesi ile gelenler ile erken ayrılacak kafile ve şahıslar dikkate alınarak açılış konuşmalarını takiben kısa bir program uygulanabilirdi. Kişisel görüşüme göre özetlediğim aksaklık ve eksiklikler nedeniyle başta sayın Valilerimiz, parlamenterlerimiz, basın ve davetlilerimiz ve dışarıdan gelen konuklarımızdan samimiyetle özür diliyorum. Gece gündüz demeden sahada çalışan görevlilere, kolluk güçlerine, sıcak demeden Şenliğe koşan tüm insanlarımıza, taşradan gelen tüm gruplara, folklorcularımıza, sanatcılara ve emeği geçen tüm yöneticilere de gönülden teşekkür ediyorum.SaygılarımlaMuhittin Ünal(Kafkas Derneği Genel Başkanı)Muhittin Ünal

II. Uzunyayla Şenliği Panelleri, 2001

2. Uzunyayla Kafkas Kültür Şenliği kapsamında, yöre ekonomisinin sorunlarını tartışmak ve çözüm önerileri üzerinde üreticileri bilgilendirmek amacıyla Kafkas Derneği Genel Merkezi, Üniversiteler ve Tarım Bakanlığı ile işbirliği halinde Şarkışla, Göksun ve Pınarbaşı ilçelerinde 3 ayrı bilimsel panel düzenlenmiştir. DIV> Panellerin ilki 10 Temmuz 2000 tarihinde Şarkışla ilçesi Belediye Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilmiştir. "Tarım ve Hayvancılık" konulu panele ilçenin tüm köylüleri davetli olmakla beraber daha çok Uzunyayla köylerinden katılım olmuştur. Zevkli tartışmaların yaşandığı panelde konuşan öğretim üyeleri ve yetkililer şunlardır:Prof. Dr. Refik Özkan-Oturum Başkanı, Prof. Dr. Aydın Akkaya ve Yrd. Doç. Dr. Tevrican Dokuyucu-Tahıl Tarımı,Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kızılşimşek-Hayvancılık ve Yem Bitkileri,Prof. Dr. Osman Kaftanoğlu-Arıcılık,Doç. Dr. Kaan M. İşcan-Uzunyayla Atçılığı,Doç. Dr. Harun Uysal-Kafkas kökenli Süt Ürünleri,Tarım Bakanlığı İl Müdürü Mehmet Cengiz,Tarım Bakanlığı İlçe Müdürü Veteriner Hekim Saim Özdal.İkinci panel 11 Temmuz 2000 tarihinde Göksun ilçesinde düzenlenmiştir. İlçe Kaymakamı Sayın Atilla Toros ile Kafkas Derneği Başkanı Bedri Tokuş'un özel gayret ve ısrarlı çağrıları sonucu üreticilerin katılımı büyük olmuştur. Oturum Başkanı Sayın Prof.Dr.Aydın Akkaya'nın konuşmacıların konuşma sürelerini 15 dakika ile sınırlayıp, daha çok üreticileri konuşmaya yönlendirmesi yararlı olmuş ve üreticiler her türlü sorunlarını, mücadele yöntemlerini anlatma fırsatı bulabilmişlerdir. "Tarım, Hayvancılık, Sulu Ziraat" konulu Göksun Paneli'nde görev alan konuşmacılar şunlardır:Prof. Dr. Aydın Akkaya-Oturum Başkanı,Yrd. Doç. Dr. Tevrican Dokuyucu-Tahıl Tarımı,Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kızılşimşek-Yem Bitkileri,Doç. Dr. Semih Çağlar-Meyvecilik,Doç. Dr. Gülat Çağlar ve Yrd. Doç. Dr. Sermin Akıncı- Sebzecilik,Doç. Dr. Durmuş Öztürk-Hayvancılık,Doç. Dr. Harun Uysal-Kafkas Kökenli Süt Ürünleri,Doç. Dr. Fatih Kıllı-Endüstri Bitkileri.Son panel, 14 Temmuz günü Pınarbaşı Belediye Düğün Salonu'nda gerçekleştirilmiştir. İlçe Kaymakamı Sayın Zikri Şahin, Belediye Başkanı ve Kafkas Derneği Pınarbaşı Şubesi'nin organize çalışmaları sonucu "Tarım ve Hayvancılık" konulu panel, oldukça kalabalık bir üretici katılımı ile yapılmıştır. Panelde konuşan öğretim üyeleri ve yetkililer şunlardır:Prof. Dr. Refik Özkan-Oturum Başkanı,Yrd. Doç. Dr. Tevrican Dokuyucu-Tahıl Tarımı,Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kızılşimşek-Hayvancılık ve Yem Bitkileri,Prof. Dr. Osman Kaftanoğlu-Arıcılık,Doç. Dr. Kaan M. İşcan-Uzunyayla Atçılığı,Doç. Dr. Harun Uysal-Kafkas Kökenli Süt ÜrünleriTarım İl Müdürü ve Tarım İlçe Müdürü Yaklaşık yedi ay süren soğuklar, kuraklık ve kırağı sonucu yaşanan sorunlara yönelik olarak çok sayıda üreticinin söz aldığı, soru sorduğu Pınarbaşı paneli de oldukça hareketli geçmiştir.Kafkas Derneği tarafından düzenlenen her üç panel; bu tür çalışmalara üreticinin ihtiyacı bulunduğunu, teorik bilgilere ilaveten pratik ve uygulamaya yönelik bilgilerin ön planda tutulması gerektiğini, daha dar kapsamlı ve derinlemesine bilgiler vermek üzere yeni paneller düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle Göksun ilçesinde güz aylarında "Elma üreticiliği ve sorunları" konulu yeni bir panel için mutabakat sağlanmıştır. Keza, Pınarbaşı ilçesinde de "Tarım için Tarım" yerine "Hayvancılık için Tarım" konulu yeni panellerin Tarım Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenmesinin şart olduğu hususunda genel bir mutabakat doğmuştur. Kafkas Derneği, konuşmacıların tebliğlerini ve tespit edilebildiği kadarıyla üreticilerin sorularını bir kitapçıkta toplayıp yöre köylerine ve ilgili mercilere göndermeyi ve ihtiyaç doğrultusunda yeni paneller organize etmeyi kararlaştırmış bulunmaktadır. Kaffed

“Gufes” Adığe Gençlik Programı

Sürgün sonrası anavatanda kalabilen Adığelerin ne kadar az olduklarını biliyoruz. Kendi anavatanlarında oluşları, sosyalist sistemin ulusal kültürel değerlere kısmen destek vermesiyle,dil ve kültürel değerler önemli kayıplar olmasına karşın korunup yaşatılabildi. Sosyalist düzenin yıkılması o sistemin ekonomisini de yıkıma uğrattı.Ekonomik sistemin çöküşü dil, kültür, sanat gibi alanlara ayrılan ödenekleri azalttı. Bu durum en çok sayısal olarak az olan "Adığeler" gibi halkları etkilemeye başladı. Dil, kültür ve sanat alanında çalışanların gün geçtikçe yaşamları zorlaştı. Bu doğal olarak onların çalışmalarına, üretimlerine olumsuz yönde yansıdı. Diğer taraftan bu alanlarda yetenekli gençler için dil, kültür ve sanat cazip olmaktan uzaklaşmaya başladı. Oysa bir halkı farklı kılan yaşatan dili, kültürü ve sanatıdır. Adığe halkının adını, dilini, kültürünü ve sanatını yaşatmada büyük ümit bağlanan Adığe Cumhuriyeti'ndeki bu olumsuz gidişten kaygı duyan, halkını seven bir grup duyarlı arkadaş bir araya gelerek "GUFES" Adığe Gençlik Programını oluşturdular. Kendi olanaklarıyla geçen yıl Adığey'de üç öğrenciye yıl boyunca burs verdiler. Bu yıl Gufes'e katılan ve destek verenler çoğaldı. Bu yıl oluşan fondan 8 öğrenciye, 8 de dil, kültür ve sanat alanında çalışanlara olmak üzere 16 kişiye burs vermeye başladı.Bu bursların verildiği yerler: 1 kişi Adığe Sosyal Bilimler Enstitüsü çalışanı, 1 kişi Adığe Radyo Televizyonu çalışanı, 1 kişi Adığe Mak gazetesi çalışanı, 1 kişi Devlet Müzik ve Dans topluluğu "Islamey" çalışanı, 1 kişi Devlet Akademik Halk Dansları Topluluğu "Nalmes" çalışanı, 1 kişi Adığe Tiyatrosu sanatçısı, 1 kişi Konservatuar bestecilik bölümü öğrencisi, 2 kişi Adığey Devlet Üniversitesi Adığece Gazetecilik Bölümü öğrencisi, 2 kişi Adığey Devlet Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü öğrencisi, 2 kişi Thabısım Vumar Müzik Yüksek Okulu öğrencisi, 2 kişi Adığe Cumhuriyeti Gimnazyumu -lise- öğrencisi, 1 kişi Kültür ve Sanata Yardım Vakfı, olarak belirlendi. Her nerede isek Adığe ve Adığe anavatanına karşı ilgili ve duyarlı olmalıyız diyen arkadaşların oluşturduğu Gufes'e katılım ve destek her geçen gün büyüyor. Böylece bizi biz yapan değerlerimizi işleyecek, geliştirecek, yaşatacak yetenekli gençlerimizin umutsuzluğa kapılmadan, yılmadan, arkalarında onlara destek olanların varlığını ve sorumluluğunu hissederek çağdaş birer birey olarak yetişmeleri sağlanacaktır.İbrahim Çetao