Kafkasya’dan Dünyanın Dört Bir Yanına / Muhammed Soukar

Muhammed Soukar

Ben Stash Muhammed Soukar. Baba tarafı Bjeduğ Stash (Сташ), anne tarafı ise Abzeh Tleachah
(Тлэачъахъ) soyuna mensup Golan Çerkeslerindenim.

Zamanla anladım ki kültürüm sadece geçmişten kalan bir hatıra değil; bugün beni ben yapan en
güçlü parçamdır. Bazen bir melodi, bazen duyduğum bir kelime ya da yeni tanıştığım bir
Çerkesin gülüşü bile içimde “ait olduğum yer burası” hissini uyandırıyor. Kafkasya’dan
dünyanın dört bir yanına dağılmış olsak da bizi yeniden birleştiren şey aynı kimlik ve hafıza.
Bugün diaspora Çerkesliği, geçmişimi zi yaşatmanın yanında geleceğimizi de kendi emeğimizle
kurmanın sorumluluğu taşıyor.

Katıldığım V. Gençlik Çalıştayı da bunu bir kez daha hissettirdi. Çorum Kafkas Kültür Derneği ve
HititKaf adına katıldığım bu buluşmada, Farklı şehirlerden gelen Çerkes gençleriyle bir araya
geldik; çoğu tıpkı benim gibi kültürünü yaşatmaya, dilini öğrenmeye ve kimliğini korumaya
çalışan insanlardı. Bir araya gelişimiz sadece tanışmak değil; aynı kimliğin yükünü
omuzladığımızı fark etmekti.

Biz birbirimizi kaybetmemek için bir araya gelen bir halkız.
Dilimiz unutulmasın, xabzemiz solmasın, woredlerimiz kayblomasın, çocuklarımız “Ben
kimim?” dediğinde cevapsız kalmasın diye…
İçinde yer aldığım Kültür Koruma ve Geliştirme Komitesi’nde Adıgece öğrenmek isteyen gençler
için modern ve işlevsel bir uygulama geliştirme kararı aldık. Bir gün bir Çerkes genci telefonunu
açtığında karşısında kaliteli bir Adıgece uygulaması görsün; dünyanın neresinde olursa olsun
“yalnız değilim” hissini yaşasın istiyoruz.
Ayrıca ÜNİKAF’ların tek çatı altında toplanması fikrini sundum. gençler arasında daha güçlü bir
dayanışma ağı oluşturacağını ve kültürel projeleri çok daha etkili kılacağını ifade ettim.
Diasporanın dağınıklığını teknolojinin birleştirici gücüyle aşmak ve bize miras kalan bu kültürü
geleceğe eksiksiz taşımak için çalışıyoruz.
Çalıştayın en unutulmaz anlarından biri, yaşayan bir kültür mirası olan Kuşha Doğan’ı
dinlediğimiz anlardı. Sarıkamış ezgisi gibi Kaybolmaya yüz tutan ezgilerin yoğun emeklerle nasıl
yeniden gün yüzüne çıktığını; bir melodinin bile kültürü ayakta tutmadaki değerini anlatırken
salonda herkes tek nefesle onu dinliyordu. O an şunu hissettim: kültür, bir kişinin gösterdiği
çabayla bile hayata tutunabiliyor.

Çalıştay bittiğinde tek tek vedalaşırken garip bir his vardı. sanki iki gün önce tanışmamışız da
yıllardır aynı yerden geliyormuşuz gibiydi. “Görüşürüz” derken bunun bir veda değil, bir sonraki
buluşmanın başlangıcı olduğunu hepimiz biliyorduk.
Bu yol bazen uzun; bazen yorucu ama gerçekten çok gurur verici.
Ve benim için tek bir gerçek var:
Ben bir Çerkes genciyim.
Kimliğimi saklamıyor, gururla yaşıyorum.
Ve özümü yarınlara taşımaya hazırım.

Share