9. ULUSLARASI UZUNYAYLA ÇERKES KÜLTÜR FESTİVALİ ÜZERİNE…

Rakamları speküle etmenin hiçbir anlamı yok; 25.000 mi, 30.000 mi, 35.000 mi? Mahşeri bir kalabalığı o alana toplamak, gecenin yarısına dek 8-10 saat alanda tutmak dünyanın neresine giderseniz gidin organizasyonel açıdan büyük başarıdır. Anavatandan gelen misafirimiz Sokur Valeri “Muazzam bir kalabalık, inanın Nalçik’te böylesi bir kalabalığı toplamak mümkün değildir” diyerek ifade etti kalabalığın niceliğini. Organizasyon Komitesi Başkanı sevgili dostum Hanifi Akkan ve Kayseri Kafkas Derneği Başkanı kardeşim Boran Hayrettin Seyhan'ın şahsında emeği geçen herkesi tebrik etmek boynumuzun borcudur. Kuşkusuz bu organizasyonların görünen yüzü neşe, coşku, mutluluk, güzellikler ile katılımcıların hatıralarında yer bulurken; arka plan ve hazırlık aşamasındaki emek, stres, yorgunluk, yıpranmışlık vs. işin mutfağındakilerin bedenine ve ruhuna kazınır. Eleştiri yaparken de eleştiriyi alırken de bu perspektiften bakmak gerekir. Bu itibarla muazzam bir emek, başarılı bir organizasyon ve 1998 yılında Büyükgümüşgün köyündeki ilk festivalle karşılaştırdığımda her yönüyle “tekamül etmiş” bir festival gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Bazen “gereğinden fazla mı acaba?” dedirten çok ama çok dolu bir program taşındı sahneye. Lokal performans figürleri de vardı, uluslararası ağırlığa sahip sanatçılar ve gruplar da… Hepsinin sağlam kitleleri, sadık izleyicileri olduğunu gördük; bu herkes açısından sevindirici idi. Lokal ekiplerimiz de böylesi bir deneyimi iyi göğüslediler, onları da tebrik etmek gerekir. 30-35 000 kişinin karşısında adını söyleyemeyecek kişiler derin eleştirilere girişmesin boşuna. Ekipler, kişiler böyle olgunlaşır ve gelişir. Müzikalite açısından bence çok iyi bir gece idi. Tüm sanatçı ve grupların kendine has “tınısı” ve “tutkunu” vardı. İlgiyi hep diri tutmayı başardılar. Nehuş Kerim Uzunyayla’da da fenomen olmayı başarmış, geç saatte sahne almasına rağmen “sadık” izleyicisi ısrarla bekledi ve hedefe vardı bence. Sati Kazanova da Türkiye Çerkesleri ile ilk buluşmasında iyi bir sınav verdi, farklı bir vizyon açtı diyebiliriz. Ama Hatti bence gecenin tartışmasız “yıldız” grubu idi. Bir dünya markası olmayı hak ettiklerini düşünüyorum. Parça seçimleri de müzikaliteleri de üst seviyede idi. Yerel olanı da beynelmileli de bu kadar güzel yapan bizden bir grubun olması büyük bir şey… Her seferinde tekrar hayran oluyorum… Bu tür organizasyonlarda aksaklık, eksiklik, ufak tefek kusurların olmaması mümkün değildir. Burada da tabii ki vardı, bunları samimiyetle belirtmek gerekir. Benim en belirgin eleştirim “Organizasyon Thamadesi” olmaması idi. Bu bizim kültürel “Alamet-i Farikamız”dır. Muhtemelen geçen yılki olumsuz örnek sebebiyle gözardı edilmiş olabilir; ancak tam aksine bu yıl “doğru örnek” olmalı ve toplum “İşte budur” diyebilmeli idi. Katılımcıları idare etmek, hele ki bu sayıda katılımcıyı yönlendirmek zordur ama daha çok yönlendirme ve bilgilendirme yapılabilirdi; program içeriği el ilanları ile veya akıllı telefon uygulamaları ile kullanıma sunulabilirdi. Özellikle çevre temizliğine dikkat etmek ve “Çerkes duruşu” önemle vurgulanması gereken konulardı, bazen “Bize yakışmadı!” dediğimiz manzaralarla karşılaştık ki bu katılımcıların sorunudur büyük ölçüde. Alan çok büyük ve katılım çok fazla olunca özellikle arka taraflar olaydan koptular, ses sisteminin (ilave kolonlarla) arkaya da uzatılması gerekirdi. Protokol yer seçimi başlangıçta sıkıntılı idi sonra düzeltildi… Ali İhsan Varol’un programı hem uzun hem de içeriği itibarı ile en çok eleştiriyi hak eden program idi. Ancak canlı sahne performanslarında, hele hele “ünlüler” açısından bunu engellemek neredeyse imkânsızdır. Ben bir Çerkes olarak hem katılımcılara hem de “Veritl” Ali İhsan’a yakıştıramadım. Son olarak çok önemsediğim bir konu; gelecek yıllarda festivallerimizde ilgiyi devamlı diri tutmak açısından Adiğabze sunumu “gümbür gümbür” sunucularla ve teknik detaylarla (doğru ve iyi mikrofon kullanımı) sahneye taşıyabilmemiz, daha çok anadilimizle “sunum” yapabilmemiz gerekir. Kayseri’nin, Uzunyayla’nın hala bu potansiyeli var ve dilimizi kamusal alanda daha fazla ve doğru kullanmak hayati derecede önemlidir. Bu yazının amacı salt övgü olmadığı gibi salt eleştiri de değildir. Bizim olanın daha iyi, daha nitelikli olması için samimi değerlendirmelerimdir. Çok şey söylenip yazılabilir ama nihayetinde şunu açık yüreklilikle söylememiz gerekir: Kayseri Kafkas Derneği,  50. yılına yakışır bir festivali alnının akıyla başarmıştır. Sağolun varolun... Тхьэм фи щlэныгъэр, фи lэщlэгъэр йгъэбагъуэ. Ди хасэр илъэс мин и гъапсэу...nanKaffed

ANAVATAN VE DİASPORA: BİRLİKTEYSEK GÜÇLÜYÜZ

Adıgey Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’nın daveti üzerine Türkiye’nin değişik şehirlerinde yaşayan dokuz gencimizle birlikte, 14-20 Ağustos tarihleri arasında Anavatandaydık.   Adıgey Cumhuriyeti’nin ‘Devlet Gençlik Değişim Programı’ dahilinde yaptığı davete başvuran kardeşlerimiz; Bitlis-Ahlat’tan Natho Mehmet Akif, Denizli’den Hağur Şamil, Düzce’den Kuke Ayça, Lıuj Nefin, Eskişehir’den Hejı Furkan, Ankara’dan Gorsogho Bahadır, Gofu Melike, Sakarya’dan Melişe Emre, Bandırma’dan Nemplukho Orhan ve refakatçi olarak Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) adına benim katıldığım ziyaretimiz 14 Ağustos gecesi başladı.   Ziyaret öncesi geçen bir aylık süreçte oluşturduğumuz WhatsApp gurubunda birbirimizi tanımaya çalışırken gençlerimizin Anavatan ile ilgili soruları yağmur gibi gelmeye başlamıştı ve bundan çok büyük mutluluk duymuştum. Nihayet 14 Ağustos gecesi Sabiha Gökçen Havaalanı’nda buluşup, tanışıp, pasaport işlemlerimizi tamamladıktan sonra bekleme salonuna geçtiğimizde Nefin’in pşınesini çıkartarak leperüj müziğini çalmaya başlaması, gençlerimizin eşlik etmesi ve sonunda salonda bekleyen yolcuların çılgınca ekibimizi alkışlamaları, daha yolculuğumuzun başında bu programın nasıl güzel geçeceğinin habercisiydi.    Vatan topraklarına ayak bastığımızın ilk gününde otelimize gelip istirahate çekildiğimizde saat 06:00’yı gösteriyordu. Gençlerimize kalsa hiç uyumadan hemen şehir turuna geçeceklerdi ancak üç saatlik bir uyku sonrası Maykop şehir turuna başladık. Adıgey Parlamento Binası, Flarmoni Binası, Maykop Camii, Ulusal Müze, Voncak Anıtı ziyaretlerinden sonra Adıge müzik aletleri imalatçısı Ğuçe Zamudin’in ustaca yaptığı eserleri inceledik ve nasıl yapıldığı hakkında bilgi aldıktan sonra hep beraber şarkılar söyledik.   Gezimizin ikinci ve dördüncü günlerinde Adıgey Devlet Üniversitesi, Maykop Devlet Teknoloji Üniversitesi ve Adıge Dil Enstitüsü ziyaretleri yapıldı. Hepimizin hemfikir olduğu konu, gerek anavatanda gerekse diasporada dilimizi konuşanların sayısının azalması ve bunun için alınması gereken önlemlerdi. Burada anlaştığımız ortak nokta, dilin bilenler tarafından, özellikle çocuklarımızla küçük yaştan itibaren evde konuşulmasının gerekliliği idi. Tabii dilin korunup geliştirilmesinde sorumluluk sadece ailelerle sınırlı tutulamaz, kurumların ve devletlerin de bu konuda üstlerine düşeni hakkıyla ifa etmeleri gerekir.   Üçüncü günümüzde ise, 1998 yılında Kosova’ dan gelen soydaşlarımız için kurulan Mafehable Köyü’nü ziyaret ettik. 20 haneyle kurulan köy bugün 62 haneye ulaşmış ve Suriye, Ürdün ve Türkiye’den gelen soydaşlarımızla sayı her geçen gün artmaktadır. Tabi ki köyde güzel karşılanmanın dışında ilk yapılan şey gençlerimizin hemen kendi sülalesinden olanları aramalarıydı.   Beşinci ve altıncı günlerimizde Adıgeyimizin doğa harikası mekanlarını,  Laga Naki Platosu, Rufabgo Şelaleleri, Kafkas Doğa Parkı ve Guzerilp Köyü’nü doyasıya gezdik. Şelaleleri gezerken bana hediye edilen ve önünde Adıge bayrağımızın olduğu tişörtü giymiştim, fotoğraf çekilirken yanımıza gelen dört kadından bir tanesi tişörtümü göstererek Adığabze, nereden geldiğimizi, dil bilip bilmediğimizi sordu ben de kendisine Türkiye’den geldiğimizi, dilimizi bildiğimi söyledim ve hoş sohbetten sonra “Buraya dönmek için daha ne bekliyorsunuz? Gelin sayıca güçlü olalım, birlik olalım” dedi, ki bu temennisine katılmamak mümkün değildi.   Bu ziyaret sonunda ekibimizdeki kardeşlerimin tek söyledikleri “En kısa zamanda buraya tekrar geleceğiz, göremediğimiz yerleri de göreceğiz” idi, hatta Hağur Şamil kardeşimiz liseyi bu yıl bitirdiğini ve eğitim hayatına önümüzdeki yıl  Adıgey Üniversitesi’nde devam etme kararını aldığını söylemesi de bu gezimizin anavatan ziyareti niteliğinin ötesinde, Devlet Gençlik Değişim Programına da katkısı olması açısından sevindiriciydi.   Her güzel şey gibi bir haftanın nasıl geçtiğini anlamadık ama sayılı günler çabuk geçti. Bu programın gerçekleşmesinde katkısı olan başta Adıgey Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’na, bizlerden ilgi ve desteklerini esirgemeyen hep yanımızda olan ve anavatana ilk dönen soydaşlarımız Çetao İbrahim, Yediç Mehmet, Hızel Abdullah, Jane Bülent, Şhalako Adnan, Khuade Adnan’a ve bize tercümanlık eden öğrenci kardeşimiz Naş Oktay’a, Kosova’dan ilk dönen soydaşlarımızdan rehberimiz Tuğuj Suat’a, başta Adıge Xase olmak üzere, Adıge Tv çalışanlarına ve gittiğimiz tüm kurumlarda güler yüzlerini eksik etmeyen vatandaki soydaşlarımızın hepsine, ekibim ve KAFFED adına şükranlarımı sunuyorum.   Anavatanımıza gidiş gelişlerimizin daha da fazlalaşması, iletişimin ve kültürel-sanatsal alanlarda etkileşimin çoğalması için kurumlarımızı teşvik etmeliyiz. Marifet biraz da iltifata tabi; bu tip programların çoğalması için toplumumuzun ve özellikle de gençlerimizin daha fazla talepkar olmalarını umuyorum. Derneklerimizin de Eskişehir örneğinde olduğu gibi daha fazla gencimize bu tür Anavatan ziyaretlerine katılım imkanı sağlamasını öneriyorum. Önümüzde ilk etapta Adıgey Cumhuriyetinin Kuruluş Yıldönümü için Ekim ayı başında yapılacak ziyaret programı var. Ha Marje…   HUPŞI Adnan ArslannanKaffed

Adıgey Cumhuriyeti’nin Kuruluş Yıldönümü’nde Anavatandayız

ADIGEY CUMHURİYETİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE ANAVATANDAYIZp> 2 - 7 EKİM 2018 Pegasus Havayolları ilep> Kıyıboyu Şapsığ & Maykopp>   01.10.2018 Saat 21:00’da Sabiha Gökçen Hava Limanında Pegasus Kontuarı Önünde Buluşma   SALI02.10.2018p> td> tr> 02:40 td> Krasnodar Paskovski Havaalanında karşılama td> tr> 03:30 td> Büyük Kicmaya hareket Kıyı Boyu Şapsığ td> tr> 08:00 – 09:00 td> Tuapse de kahvaltı td> tr> 11:00 – 12:00 td> Büyük Kicmaya varış. Mezdah Otel’e yerleşme td> tr> 12:30 td> 33 Şelaleleri’ne tur td> tr> 15:00 td> Öğle yemeği ve dinlenme td> tr> 20:00 td> Mezdah Otel’de akşam yemeği + Adıge Ceug ve Gösteri td> tr> ÇARŞAMBA 3.10.2018p> td> tr> 08:00 – 09:00 td> Mezdah Otel’de kahvaltı td> tr> 09:00 td> Maykop’a hareket. Yol üzerinde Kutsal Ağaç ve Adıge köylerine ziyaret. td> tr> 17:00 td> Maykop’a varış ve Turist Otel’e yerleşme td> tr> 17:30 – 18:00 td> Turist Otel de akşam yemeği td> tr> 18:30 td> Adıge Kültür Festivali’nin açılışına ve A.K. Nehay in jubile konserine katılım td> tr> 20:30 td> Adıge Ceug ve en güzel Adıge kızının seçimi td> tr>   td> Turist Otel’e dönüş td> tr> PERŞEMBE 4.10.2018p> td> tr> 08:00 - 09:00 td> Turist Otel’de kahvaltı td> tr> 09:00 td> Guzeripl’e hareket. Doğa müzesi ve Dolmenlere ziyaret. Guzeripl köyünde gezinti. td> tr> 13:00 – 14:00 td> Öğle Yemeği (Piknik) “Plaj” Turistik Dinlenme Tesisi ve Restoran “Dakh” Alanlarında td> tr> 14:30 – 15:30 td> Rufabgo Şelalelerine Gezinti td> tr> 16:30 td> Maykop’a dönüş td> tr> 16:00 - 17:00 td> Festival kapanışı ve yarışmacıların derece alanlarına madalya verme töreni td> tr> 18:00 td> Flarmoni Binası’nda Konser td> tr>   td> Turist Otel’e dönüş td> tr> CUMA 5.10.2018p> td> tr> 08:00 – 09:00 td> Turist Otel’de kahvaltı td> tr> 10:00 td> Adıgey Cumhuriyet Günü Kutlamaları’na katılım td> tr> tbody> table> div>   22:00 td> Havai Fişek Gösterisi td> tr> 22:30 td> Turist Oteline Dönüş td> tr> CUMARTESİ 6.10.2018p> td> tr> 09:00 – 10:00 td> Turist Otel’de kahvaltı td> tr>   td> Hediyelik Eşya Alışverişi td> tr>   td> Tıj İlkay Misafirhanesi açılış programı td> tr> 23:00 td> Otelden ayrılıp Havaalanına yola çıkış td> tr>  PAZAR 7.10.2018p> td> tr>   03:55 td> Krasnodar Havaalanı Kalkış td> tr>   05:55 td> Sabiha Gökçen Havaalanı İniş td> tr> tbody> table>     Fiyatlarımıza Dahil Olan Hizmetler Pegasus havayolları ile Gidiş-Dönüş Uçak Bileti Gidiş : 00:05 Dönüş : 04:00 Havalimanı - Otel; Otel – Havalimanı Transferleri 5 Gece Oda Kahvaltı Konaklama 1 Gece Kıyıboyu Şapsığ’da konaklama 1 Öğlen 1 Akşam Yemeği Otel Maykop Merkez Transfer Panoramik Şehir Turu Rehberlik Hizmetleri Seyahat Sağlık Sigortası   Fiyatlarımıza Dahil Olmayan Hizmetler Yurtdışı Çıkış Harcı Vize Ücretleri Öğle ve Akşam Yemekleri Ekstra Turlar     KREDİ KARTINA 4 TAKSİTp>   2 KİŞİLİK ODAp> KİŞİ BAŞI 630 USDp>   nanKaffed

MAYKOP: BİR UMUT, BİR HEYECAN

Son dönemde önceki nesillerin yaşadıklarının genler aracılığıyla sonraki nesillere aktarıldığına ve bunun insan yaşamını etkilediğine dair bilimsel yayınlar, kitaplar görmüşsünüzdür. Bizim de hiç görmediğimiz halde Kafkasya’yı özlememizin, Atalarımızın özgürce atlarını koşturduğu, bereketli topraklara, eşsiz bir doğaya sahip anayurdumuzu içimizde taşımamızın bilimsel olarak açıklaması budur muhtemelen. Ben de, çok tuhaf -ama yalnız olmadığımı biliyorum- gözlerimi kapattığımda kutsal meşe ağacının altında buluyorum kendimi. Rüzgâra eşlik eden pşinenin sesini duyduğuma ve bizi koruyup kollayan ormanın bizimle birlikte el vurduğuna eminim. Kulağımda olan ve içimde sabırsızlıkla sese dönüşmeyi bekleyen Adıgabze’nin de sadece anneannem ve rahmetli dedemden duyduğum Adıgabze olmadığını, çok zaman önce, kadim zamanlarda dinlediğim masallardan hatırımda kalan sesler olduğunu biliyorum. Bir konuda daha yalnız olmadığımı düşünüyorum; ben çok istediğim bir şeye karşı garip bir mesafe koyuyorum; o şeyin hakkını verememekten, hayal kırıklığına uğramaktan, büyüsünün bozulmasından çekiniyorum. Kafkasya’ya gitmek de öyleydi benim için. Öyle çok istiyordum ki gitmeyi, fırsat yaratabilecek olmama rağmen 29 yaşıma kadar erteledim. Güzelliğine ilişkin zerre şüphem yoktu da ben o güzellik karşısında ne yapacaktım, hazır mıydım nefesimin kesilmesine, kavuşmanın heyecanı ile kirpiklerime üşüşecek gözyaşlarımı saklamaya? Eşsiz güzellikte bir doğaya sahip Kafkasya’da – elma diyarı Miyekuape’de – altı gün boyunca o kadar güzel ağırlandık öyle güzel karşılandık ki hislerimin tarifi pek mümkün değil. Bizleri gördükleri için gözlerinin içi parlayan dönüşçüler, sanki çok uzun zamandır tanışıyormuşuz ama bir süredir görüşemediğimizden özleşmişiz gibi muhabbet ettiğimiz Maykoplu Adıgeler… İyi ki varlar, çok yaşasınlar… Belki başka bir yazının konusu olmalı ama oranın da kendine has sorunları olduğunu, onların da diasporaya en az bizim onlara ihtiyaç duyduğumuz kadar ihtiyaç duyduğunu, dili yaşatmak için daha çok çalışmak gerektiğini ifade etmek gerek.  Hayallerimizi gerçekleştirmek adına “ama”lara sığınmadan, Kafkasya denildiğinde birçoğumuzun kalbinin başka türlü atmasını sağlayan duygularımızı akıl ile birleştirerek hareket etmek elzem. Bu yolda kurumlarımızın etrafında kenetlenmenin ve benzer duyguları taşıyanların birlikte hareket etmesinin önemi de yadsınamaz. Bu yolda gençlerimizin anavatan ile bağını canlı tutmak için elinden geleni yapması belki de hayati önem taşıyor. Üniversite çağındaki gençlerimizin Kafkasya’da okuması çok değerli; ancak bağların canlı tutulması yükünü yalnızca onların omuzlarına yüklemek bir miktar haksızlık. Diasporada kendi parasını kazanan, enerjisi olan, aldığı eğitim ile katma değer yaratabilecek gençlerin de bu yolda ellerini taşın altına koymaları gerekli. Başka bir deyişle oraya yerleşmek ya da sık sık gitmek için “emekli” olmayı beklememek lazım. Bir toplum ve tarih bilinci oluşturmak isterken nesillerimizi Kafkas dağlarından, Adigabze’nin eşsiz tınısından mahrum bırakmaya da hakkımız yok. Görmeden, işitmeden ve temas etmeden bir miras oluşturmak ve bunu nesilden nesile aktarmak imkânsız. Bu nedenle gitmenin türlü türlü yollarını aramak durumundayız. Nihayetinde; yaşattığı hüznün ve tarifi mümkün olmayan duyguların yanında düşündürdükleri ile de anlam dolu bir seyahat oldu. Tüm bunların gerçekleşmesini mümkün kılan Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) ile Adıgey Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’na bin teşekkür az bile. Her iki Kurum’un da çok büyük bir özveri ile çalıştığına bizzat şahit olduğumu belirtmek isterim. Teşekkür sıralaması yapsam sayfalar yetmez… Ancak bana kalsa bir şekilde erteleyeceğim bu gezi için özellikle Yaşar Aslankaya, Ömer Atalar ve Adnan Arslan’a teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Toprağına bir kere ayak basıp dağların arasından süzülen suyunu içtikten sonra kalbinizin orada kalacağına eminim... Anavatan da bizi bekliyor, O’nu daha fazla üzmemek gerek… Selamlar… Gofu MelikenanKaffed

Kurban Kampanyamıza Destek Verenlere Teşekkür Ederiz

Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından 16 Temmuz – 20 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen Kurban Bağışı Kampanyasına katılan üye ve gönüllülerimizin bağışladığı 40 adet kurban, ihtiyaç sahibi soydaşlarımıza ulaştırılmıştır. Kampanyamıza destek veren üye ve gönüllülerimize teşekkür eder; kurbanlarının ve hayırlarının kabul olmasını temenni ederiz. Kurban Kampanyası Haberimiz : http://www.kaffed.org/haberler/federasyondan/item/3583-kurban-kampanyas%C4%B1.htmlp>   nanKaffed

GENÇLERİMİZİ VATANLA BİR KEZ DAHA BULUŞTURDUK

Uluslararası Geleneksel Gençlik Yaz Kampı 1-11 ağustos 2018 tarihleri arasında Kabardey-Balkar Cumhuriyetinin Başkenti Nalçik’te yapıldı. Türkiye’den katılacak 14-17 yaş grubundan 20 genç, Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan duyuruya yanıt verenler arasından seçilerek belirlendi.   Vize işlemlerinin ardından Türkiye’nin pek çok ilinden İstanbul’da buluşmak üzere yola çıkan gençlerin heyecanı günler öncesinden başlamıştı. İstanbul’da Havalimanında buluştuğumuzda kimi heyecandan adeta yerinde duramıyor, kimi ise ilk kez aileden ayrılmanın beraberinde getirdiği kaygının yanında merak edilen, büyüklerden hep duyulan bir masal ülkesine doğru yol almanın, öte yandan anadilini bilmemenin kaygısını taşıyordu. Bu kaygı, kısa sürede yerini adı konulamaz bir duyguya; kavuşmaya bırakacaktı.   Kabardey Balkar Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları, Milletlerin İşleri Dairesi, Dünya Çerkes Birliği (DÇB) ve Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun işbirliği ile düzenlenen kampa Balıkesir, Eskişehir, Ankara, Antalya, Malatya, Sivas, Kayseri, İstanbul ve İzmir illerinden 20 gencimiz katıldı.   Kampın amacı; yukarıda da bahsettiğim gibi, büyüklerden hep dinlenen anavatanı, gençlerimizin yaşayarak görmesi ve tanımasıydı. Kampa İsrail ve Ürdün'ün yanı sıra Mezdeug (Stavropol Kray) bölgesinden de birçok genç katıldı.   Gençler arasında kısa sürede yakın dostluklar kuruldu. Dil engeli bir anda ortadan kalktı, gençler sanki doğduklarından beri birlikte oynuyor, birlikte eğleniyor, birlikte yaşıyor gibi muhabbet kurdular kendi aralarında.   Anadilde anlaşmakta zorlandılar elbette, bazen başka dilleri kullanarak, bazen teknolojiye başvurarak, çoğu zaman da aileden gelen kültürü birbirlerinde yakalamanın sıcaklığıyla hiç kopmayacağına inandığım bir iletişim kurmayı başardılar.   10 günlük kamp süresince hiç bilmeyenler alfabeyi,  bazı temel kelime ve cümleleri öğrenirken, biraz bilenler pratiklerini geliştirdiler.   Masallardan duydukları, Elbruz (Oşhamafe), Şegem şelaleri, Mavi Göl gibi doğa harikalarının yanısıra, Adige köylerini ve Nalçik'in birbirinden güzel mekanlarını gezdiler.   Bu süreçte tarihimizi, geleneksel yaşam tarzımızı, çocuk ve gençlere özgü geleneksel eğlenceleri, gümüş işlemeciliği, kuyumculuk, tahta oymacılığı benzeri sanatlarımızı, tarihte kullanılan savaş enstrümanlarını, kıyafetlerimizi tanıma hatta bunların üretim aşamasını görme fırsatı yakaladılar.    Kısa da olsa bu süre içerisindeki deneyimlerinin kendi kimlikleri ile ilgili farkındalıklarını arttırdığı kesin. Bunu devam ettirmek ise kendilerinin ve ailelerinin yanı sıra kurumlarımızın da sorumluluğu...   Bu paha biçilmez imkanı sağlayan kurumlarımıza ve orada gençlerimizi hiç yalnız bırakmayan dost ve soydaşlarımıza, Adigabze Xase yönetici, üye ve gönüllülerine, Karden Restoranına, Leyla Cafe'ye, misafirperver tutumları ile bize rahat bir konaklama imkanı sağlayan Çayka Sanatoryumuna sonsuz teşekkürler.   Bu kampa kültürüne ve kimliğine sahip çıkma bilinci ile katılan gençlerimize ve onları destekleyerek, bize inanarak, güvenerek en kıymetlilerini kampa gönderen ailelerine hem kendi adıma hem de KAFFED adına sevgi ve saygılarımızı iletmek istiyorum.   KAFFED YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE GRUP LİDERİ   BİLGE EKENnanKaffed

Deklarasyon: Baskılara ve Kısıtlamalara Karşı Anadillerimizi Sonuna Kadar Savunacağız!

  Rusya Federasyonu'nda 3 Ağustos 2018 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren ve anadillerin eğitimine kısıtlamalar getiren yasa ile ilgili olarak, Kafkas Dernekleri Federasyonu'nun çağrısı ile 5 Ağustos 2018 Pazar günü Ankara'da biraraya gelen, yasadan etkilenen farklı kesimlerin temsilcileri olan sivil toplum kuruluşları, yapılacak diğer çalışmaların yanısıra öncelikle ortak kaygı ve tepkilerin dile getirileceği bir deklarasyon yayınlanması konusunda mutabık kaldılar.  Hazırlanan deklarasyon çeşitli öneriler ile nihai hale getirildi ve toplam 180 sivil toplum kuruluşu tarafından imzalandı. Deklarasyonumuz bu yasa ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının imzasına açık kalmaya devam edecektir. İmzacı olmak isteyen kuruluşlar info@kaffed.org adresine e-mail ile bildirebilirler.       DÜNYA KAMUOYUNA DUYURU:p> BASKILARA VE KISITLAMALARA KARŞI ANADİLLERİMİZİ SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ!p> 15 Ağustos 2018p>                 Rusya Federasyonu’nda, 25 Temmuz 2018 tarihinde Duma’da, 28 Temmuz 2018 tarihinde Federasyon Konseyi’nde kabul edilerek 3 Ağustos 2018 tarihinde Devlet Başkanı tarafından onaylanan “Rusya Federasyonunda Eğitim Üzerine Federal Yasa’da Değişiklik Yasası” ile Rusya Federasyonu’nda yaşayan otokton (yerli) halkların dillerinin eğitimine bir darbe daha indirilmiştir. Bu kadar önemli bir yasanın, yasadan etkilenen tarafların katılımı olmaksızın tüm iyi niyetli çağrılara rağmen bu kadar hızlı bir süreç ile onaylanması manidardır.  Zaten “Resmi Dil” olarak eğitim sistemi içerisinde öğretilmekte olan Rusça, söz konusu değişiklik ile ayrıca okul öncesi dâhil olmak üzere tüm eğitim sisteminde anadilleri ile birlikte seçmeli hale getirilmiştir. Böylece zaman içerisinde zaten ders saatleri sürekli azaltılarak 2 saate kadar indirilen ve zorunlu dersler arasından çıkartılarak sınıf geçmeyi etkilemeyen ikincil bir ders statüsüne indirgenen anadili dersleri, çeşitli baskı unsurlarının da etkisi ile seçilmeleri zorlaştırılarak yer yer tamamen ortadan kaldırılabilecek duruma getirilmiştir.             Dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip ve Federal yönetim sistemi ile geçmiş uygulamaları itibari ile çok etnisiteli, çok dilli, çok din ve kültürlü toplumsal yapıya dayalı bir ülke olmasına ve Federal Anayasa’da ve Federe Cumhuriyetlerin Anayasalarında yer alan çeşitli güvencelerin ve Rusya Federasyonu’nun taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan hakların hala yasal olarak yürürlükte olmasına karşın, son yıllarda uygulamaların tam tersi istikamette gerçekleştiğini ve asimilasyoncu bir yaklaşımın politikalara hâkim olmaya başladığını endişe ile izliyoruz.             Bu yaklaşımın Rusya Federasyonu açısından da fayda yerine zarar doğurmaktan başka bir işe yaramayacağını, asimilasyonu kendi kimliğine, onuruna ve varoluşuna karşı bir saldırı olarak algılayacak çeşitli toplumsal kesimlerin girecekleri tepkisel ruh halinin toplumsal barışı bozacağını Rusya Federasyonu yetkililerinin de görmesi gerektiğinin önemle altını çiziyoruz. Rus Halkı ile karşılıklı saygı ve güvene dayalı ilişkilerimizi bu tür yanlış politikaların dışında tutuyoruz ve bu halkın onurlu bireylerini ve kurumlarını hak mücadelemizin yanında yer almaya davet ediyoruz. Sorun halklar arasında değildir. Binlerce yıldır kendi coğrafyalarında yaşayan otokton halkların kendi anavatanlarında ana dillerini seçmeli hale getiren yanlış politikalardan kaynaklanmaktadır. Bir dilin yok olması o ülke için büyük bir ayıp olduğu gibi insanlık adına da büyük bir kayıptır. Bu bilinç ile hareket edilmesini ve bu yasanın en kısa sürede Anayasa Yargısı’na götürülerek iptal edilmesini önemle talep ediyoruz. Bu yasanın ve olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması için insan hakları, hukuk ve demokrasi ilkeleri çerçevesinde, tüm ilgililer ile karşılıklı saygıya dayalı doğrudan ve açık bir diyalog içerisinde çözüme katkı vermeye hazırız.   Aynı şekilde, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı dâhil olmak üzere evrensel hukukun güvencesi olma iddiasındaki tüm resmi kurum ve mekanizmalara ve konu ile ilgili sivil platformlara bu haksızlığı taşıyacağız. Vatandaşlık bağı ile bağlı olduğumuz ve kültürlerimizi korumak konusunda önlemler almasını ve her türlü katkısını beklediğimiz Türkiye Cumhuriyetimizin yetkili kuruluş ve kurumları nezdinde de gerekli girişimleri yapacağız. Dil özellikle anavatanında yaşatılmalıdır; diasporaların ana beslenme kaynağı da vatandaki dil, edebiyat, sanat ve kültürdür. Bu yönü ile anavatanlarımızdaki her türlü gelişme biz diaspora toplumlarını da doğrudan etkilemekte ve ilgilendirmektedir. Bu vesile ile vurgulamak isteriz ki, sorunlarımızın uluslararası ilişkilerin çıkar çekişmelerine alet edilmesine taraftar olmadığımız gibi hiçbir ülkeye yandaş veya karşıt olmak gibi bir derdimiz de yoktur. Aynı zamanda hiçbir ülkeyle Türkiye’nin ilişkilerini bozmak gibi bir amacımız da söz konusu değildir. Derdimiz, bizi biz yapan ve antik çağlardan beri sahip olduğumuz ana dilimizdir, kültürümüzdür. Dillerimiz kimliğimizdir, onurumuzdur. Her türlü baskı, kısıtlama ve asimilasyona karşı sonuna kadar anadillerimizi savunacağımızı tarihe bir not olarak düşüyoruz. Dillerimizin yokoluşunu asla kabul etmeyeceğimizi ve bu amaçla hep birlikte mücadele edeceğimizi bu vesile ile Türkiye, Rusya ve Dünya kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz. Dünyanın ve ülkelerimizin tüm renklerini barış ve huzur içerisinde birlikte yaşatma idealine inanan başta Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olmak üzere tüm dünya kamuoyunu varlık ve hak mücadelemize desteğe çağırıyoruz.       İMZACI KURULUŞLAR                 :strong>p>   1 td> 1864 Erbaa Çerkes Derneği td> tr> 2 td> Adana Çerkes Kültür Derneği td> tr> 3 td> Adana Kırım Türkleri Derneği td> tr> 4 td> Adige Dil Derneği td> tr> 5 td> Adige Khase-Çerkes Derneği td> tr> 6 td> Adige Kültür Derneği td> tr> 7 td> Afşin Kafkas Kültür Derneği td> tr> 8 td> Ahlat Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği td> tr> 9 td> Alan Kültür ve Yardım Vakfı td> tr> 10 td> Anadolu Kafkas Çeçen Derneği Adana td> tr> 11 td> Ankara Dostluk Kulübü td> tr> 12 td> Ankara Kafkas Çeçen Dayanışma Derneği td> tr> 13 td> APRA Yayıncılık td> tr> 14 td> Antalya Dostluk Kulübü td> tr> 15 td> Aydın Kuzey Kafkas Kültür Derneği td> tr> 16 td> Bahçelievler Kafkas Çerkes Derneği td> tr> 17 td> Balıkesir Adığe - Çerkes Kültür Derneği td> tr> 18 td> Bandırma Kuzey Kafkas Kültür Derneği td> tr> 19 td> Başkent Dostluk Kulübü td> tr> 20 td> Biga Kafkas Kültür Derneği td> tr> 21 td> Bilecik Kafkas Kültür Derneği td> tr> 22 td> Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu td> tr> 23 td> Birleşik Kafkasya Konseyi Derneği td> tr> 24 td> Bolu Kafkas Derneği td> tr> 25 td> Bozüyük Kuzey Kafkas Kültür Derneği td> tr> 26 td> Bursa Çerkes Kültür Derneği td> tr> 27 td> Bursa Dostluk Kulübü td> tr> 28 td> Bursa Tüm Tatar Türkleri Sosyal ve Kültürel Dayanışma Derneği td> tr> 29 td> Çeçen Kafkas Muhacirleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği td> tr> 30 td> Çerkes Derneği/Ankara td> tr> 31 td> Çerkes Derneği/Antalya td> tr> 32 td> Çerkes Dernekleri Federasyonu td> tr> 33 td> Çerkes Dili ve Edebiyatı Derneği td> tr> 34 td> Çerkes Hakları Derneği td> tr> 35 td> Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti Derneği td> tr> 36 td> Çerkes Kültür Evi Derneği td> tr> 37 td> Çerkesya Gençlik Meclisi td> tr> 38 td> Çerkesya Hareketi td> tr> 39 td> Çerkesya Yurtseverleri td> tr> 40 td> Çerkesya.net td> tr> 41 td> Çerkezköy Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği td> tr> 42 td> Çifteler Karaçay-Balkar Derneği  td> tr> 43 td> Çoğulcu Demokrasi Partisi td> tr> 44 td> Çorum Kafkas Derneği td> tr> 45 td> Çukurova Dostluk Kulübü td> tr> 46 td> Demokratik Çerkes Hareketi td> tr> 47 td> Demokratik Çerkes Kongresi Girişi td> tr> 48 td> Dostluk Kulüpleri Platformu td> tr> 49 td> Düzce Adige Kültür Derneği td> tr> 50 td> Düzce Dostluk Kulübü td> tr> 51 td> Düzce Kırım Türkleri Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği td> tr> 52 td> Emel Dergisi Yayın Kurulu td> tr> 53 td> Emel Kırım Türk Kültürünü Araştırma Vakfı-İstanbul td> tr> 54 td> Eskişehir Karaçay-Balkar Derneği  td> tr> 55 td> Eskişehir Kazan Tatarları Kültür ve Yardımlaşma Derneği td> tr> 56 td> Eskişehir Kırım Halkbilimi Araştırmaları Derneği td> tr> 57 td> Eskişehir Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği td> tr> 58 td> Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği td> tr> 59 td> Eskişehir Nogay Türkleri Derneği td> tr> 60 td> Etimesgut Kırım Tatarları Kültür ve Dayanışma Derneği td> tr> 61 td> Gaziantep Kafkas Derneği td> tr> 62 td> Gebze Kuzey Kafkas Kültür Derneği td> tr> 63 td> Göksun Çerkes Kültür Derneği td> tr> 64 td> Gölbaşı Kafkas Birliği Eğitim Kültür Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği td> tr> 65 td> Gönen Kafkas Kültür Derneği td> tr> 66 td> Hamamözü Çerkes Derneği td> tr> 67 td> Hollanda Nogay Vakfı td> tr> 68 td> Ilgın Nogay Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği td> tr> 69 td> İlkkurşun Kuzey Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği td> tr> 70 td> İnegöl Çerkes Kültür Derneği td> tr> 71 td> İskenderun Kafkas Derneği td> tr> 72 td> İstanbul Birleşik Kafkasya Derneği td> tr> 73 td> İstanbul Çerkes Derneği td> tr> 74 td> İstanbul Dostluk Kulübü td> tr> 75 td> İstanbul Kafkas Kültür Derneği td> tr> 76 td> İverönü Köyü Kafkas Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği td> tr> 77 td> İzmir Çerkes Kültür Derneği td> tr> 78 td> Jineps Gazetesi td> tr> 79 td> Kafdağı Eğitim ve Kültür Derneği td> tr> 80 td> Kafkas Araştırma, Kültür ve Dayanışma Vakfı td> tr> 81 td> Kafkas Derneği td> tr> 82 td> Kafkas Dernekleri Federasyonu td> tr> 83 td> Kafkas Vakfı td> tr> 84 td> Kafkasevi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği td> tr> 85 td> Kahramanmaraş Dağıstanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği td> tr> 86 td> Kahramanmaraş Kafkas Çeçen Derneği td> tr> 87 td> Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği td> tr> 88 td> Karacabey Kuzey Kafkasya Kültür Derneği td> tr> 89 td> Karadeniz Ereğli Kafkas Kültür Derneği td> tr> 90 td> Karlı Köyü Kafkas Kültür Derneği td> tr> 91 td> Kayseri Birleşik Kafkasya Kültür Eğitim Ve Sosyal Yardımlaşma Derneği td> tr> 92 td> Kayseri Dostluk Kulübü td> tr> 93 td> Kayseri Kafkas Derneği td> tr> 94 td> Kırım Gelişim Vakfı-Eskişehir td> tr> 95 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfı-Ankara td> tr> 96 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği td> tr> 97 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Afyonkarahisar Şubesi td> tr> 98 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Aksaray Şubesi td> tr> 99 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Amasya Şubesi td> tr> 100 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Balıkesir Şubesi td> tr> 101 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Bandırma Şubesi td> tr> 102 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Bursa Şubesi td> tr> 103 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Ceyhan Şubesi td> tr> 104 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çatalca Şubesi td> tr> 105 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çorlu Şubesi td> tr> 106 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çorum Alaca Temsilciliği td> tr> 107 td> Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çorum Kalecikkaya Temsilciliği td> tr> nanKaffed

15 Ağustos: Abhazya Gönüllüleri Unutmadı

Gürcüstan birliklerinin 1992'de Abhazya'ya saldırmasından sadece bir gün sonra Sultan Sosnaliyev liderliğinde Kuzey Kafkasya'daki gönüllüler Abhazya'nın yardımına koştu. Bu nedenle her yıl 15 Ağustos Abhazya'da "Gönüllüler Günü" olarak hatırlanıyor. Gudauta'daki Gönüllüler Anıtı'nda yapılan törene Abhazya devlet başkanı Raul Hacimba, meclis sözcüsü Valeri Kvarçia, Gudauta valisi Ruslan Ladarya, Kafkasya Dağlı Halkları Konfederasyonu kurucusu Musa Şenibov, gönüllüler ve "Barış ve Toplumsal Adalet için Abhazya'nın Anneleri" hareketi temsilcileri katıldı. Tören Abhazya'nın özgürlüğü ve bağımsızlığı için şehit düşen gönüllüler için saygı duruşu ile başladı. Törende bir konuşma yapan devlet başkanı Hacimba, "25 yıl önce Abhazya'nın başına bir felaket geldi. Gürcistan Devlet Konseyi birlikleri anavatanımızı işgal etti ve Abhaz halkını, kimliğimizi ve kültürümüzü yok etmek için kanlı bir savaş başlattı. Bu savaşta 290'ı Kuzey Kafkasya'dan, Güney Rusya'dan, Abhaz-Adige diasporasının yaşadığı ülkelerden, Güney Osetya ve Transdinyester'den gelen gönüllüler olmak üzere 2,700'den fazla kişi hayatını kaybetti." dedi ve bu kritik dönemde Abhazya'nın yanında olan gönüllülere tüm Abhazya halklarının şükran duyduğunu vurguladı. Katılımcılar daha sonra Abhazya'nın kurucu devlet başkanı Vladislav Ardzinba'nın mezarını ziyaret etti. Abhazya'nın bağımsızlığı için hayatını feda etmekten çekinmeyen gönüllüleri saygı ile anıyoruz.  nanKaffed

Anayurdu Savunanları Saygıyla Anıyoruz

14 Ağustos: Anayurdu Savunanları Anma Günü... p> 14 Ağustos 1992'de Gürcistan birliklerinin Abhazya'ya saldırmasıyla başlayan direniş 413 gün sürmüş, işgal orduları ülkeden çıkarılarak zafere ulaşılmıştı. Gürcistan yetkililerinin "15 bin gencini öldürürsek bütün Abhaz halkının genetik varlığını yok ederiz" diyerek amaçlarını açıkca söylemekten çekinmedikleri bu saldırıda binlerce Abhaz yaşamını yitirdi.p> 14 Ağustos günü tüm Abhazya'da, 1992-1993 direnişinde hayatını kaybedenlerin mezarlarına ve anıtlarına çiçekler bırakılıyor. 14 Ağustos 1992'de Abhazya’ya düşen ateşi duyar duymaz Kafkasya’nın dört bir köşesinden, Çerkesk'den, Maykop'tan, Nalçik'den, Grozni'den ve diasporadan, Türkiye'den, Suriye'den, Mısır'dan, Ürdün'den Abhazya’ya koşan tüm canları, Efkan'ı, Bahadır'ı, Hanefi'yi, Vedat'ı, Zafer'i, vatan uğruna, özgürlük uğruna, kardeşlik ve birlik uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla anıyoruz. Kafkas Dernekleri Federasyonu Biz Abhazların başkasına ait olanda gözümüz yoktur. Biz kimseye saldırmadık, saldırıya uğrayan bizleriz. Tüm dünyanın olduğu gibi bizim de vatanımız ve özgürlüğümüz için mücadele etmeye hakkımız vardır...p> Bizim istediğimiz büyük Allah'ın bize layık gördüğü kaderimize yazdığıdır. Öyleyse bizler zafere ulaşacağız. Buna yürekten inanmanızı istiyorum.p> Vladislav Ardzınbap>nanKaffed

DÇB Genel Kurul Hazırlık Toplantısı

Dünya Çerkes Birliği (DÇB) Türkiye Delegasyonu, 19 Eylül'de Nalçik'te gerçekleştirilecek olan DÇB Genel Kurulu öncesi değerlendirme toplantısı yaptı. KAFFED Genel Merkezi’nde yapılan toplantıya DÇB Yönetim Kurulu üyeleri, DÇB delegeleri ile KAFFED Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. KAFFED-DÇB ilişkilerinde yaşanan sorunlar, DÇB’nin politikaları, Anavatan ve Türkiye’de DÇB algısı üzerine uzun bir istişare yapıldı. Toplantıda Eylül ayında yapılacak DÇB Genel Kuruluna yönelik görüş-alışverişinde bulunuldu. Delegeler, DÇB Genel Kurulu’na katılmak yönünde çoğunluk kararı aldılar.  Alınan karar uyarınca Genel Kurul’da okunmak üzere; diasporanın hassasiyetlerini dile getirecek; sorunları ve talepleri açıkça ortaya koyacak bir bildirge hazırlanacak.   nanKaffed