Wubıh

Wubıh dili denince akla ilk gelen kişi ''Son Wubıh'' olarak isimlendirilen Tevfik Esenç'tir. Manyas'ın Hacıosman Köyünün bu efsane adamı Prof. Georges Dumezil ile yıllarca çalışarak bu dile emek vermiş ve dilin kayda geçirilmesine olanak sağlamıştır ancak ''Bir dile, bir ömür yetmiyor'' diyerek dile ait yapılacak bir çok şey olduğunu dile getirmiştir. +''+ Dünyada var olan diller arasında öğrenilmesi en zor dillerden biri olan Wubıh dili üzerinde kaynak kişi olması bakımından Tevfik Esenç dilbilimci akademisyenlerin ilgisini çekti. Wubıh dili ''Sessiz Harfler Senfonisi'' olarak tanımlanabilir. Diğer Kafkas kültürlerinde olduğu gibi kadına verilen önem dildeki karşılığından da anlaşılabilir. ''Kadın'', ''Sabah Yıldızı'' anlamına gelirken, kadınlara ''siz'' diye hitap edilir, buna karşın erkeğe ise ''sen'' diye hitap edilirdi. Ünlü Kanadalı dilbilimci J. Catford, kitabında ''Dillerin Dağı'' diye adlandırdığı Kafkasya için, kendisi dahil olmak üzere bir çok dilbilimci özelde zorluğu nedeniyle Wubıh diline ve diğer Kafkas dillerine ilgi göstermişlerdir. Macar J. Von Mészaros, yaptığı araştırmalarda Wubıh dilinde Wubıhların kendilerine, "Paekh" ve lisanlarina da "Paekhy" dediklerini yazmıştır. (J.Von Mészaros: Die Paekh-Sprache. Chicago 1934.) Fransız Akademisi (College de France) üyesi 30 civarında dil bilen Prof. Georges Dumezil, 1925 yılında İstanbul'da dinler tarihi dersi vermeye geldiğinde, yok olmaya yüz tutan Wubıh dili hakkında da çalışmalar ortaya koyar. Wubıh dili metinlerin ile diğer Kafkas dilleri ile karşılaştırmalı örneklerinin verildiği çalışmalarda bulunur, ''La langue des Oubykhs'' ve ''Le Verbe Oubykh'' adlı çalışmalarda bulunur. Prof. Georges Dumezil ölmeden önce Wubıh dilinin sözlüğünü çıkarmak istiyordu, fakat ömrü maalesef buna yetmedi. Aynı çalışmalar günümüzde Wubıh dili üzerinde en büyük otorite sayılan adaşı Prof. Georges Cherahidze tarafından Paris'te yürütülmektedir. Wubıh dili ile ilgilenen bir başka dilbilimci de Alman dilbilimci Prof. Adolf Dirr'dir. 1898 yılında İzmit-Kırkpınar'da çalışmalarda bulunan Danimarkalı Age Benediksen'in el yazısı ile tuttuğu notları, 1913 yılında Kafkasya öğretim bölgesi müfettişi ve Adıge dili üzerinde çalışan L. Lopatinsky'den alan A. Dirr, aynı yıl St. Petersburg'daki imparatorluk bilimler akademisi tarafından da Küçük Asya'ya gitmek ve Wubıh dilinde kurtarılabilecek ne varsa kurtarmakla ve korumakla görevlendirilmişti. Lopatinsky ve Uslar'ın Wubıh dili ile ilgili çalışmalarını da yakından takip eden Dirr'e göre, her Wubıh üç lisan biliyordu; Adıgece, Türkçe ve göreceli olarak (daha az) Wubıh dilini biliyorlardı. A. Dirr'e göre bu dilde güvenilir materyaller elde etmek oldukça güç bir işti. A. Dirr, 1924 yılında Gerhard Deeters ile beraber çıkarmaya başladığı ''Caucasica'' adlı bilimsel dergisiyle Kafkas biliminin yaygınlaşıp tanınmasına büyük katkılarda bulundu. 1934 yılına kadar yayımlanan Caucasica'nın yönetimini Adolf Dirr'in ölümünden sonra ise Gerhard Deeters üstlendi. Wubıh dili ile ilgilenmiş bir başka değerli dil bilgini ise Norveç'li Hans Kampstrup Vogt'dur. İlk makalesini 1930 yılında Ermeni dili üzerinde ''Les deu themes verbaux de l'armenien classique'' ismiyle yayınlamıştır ve bu yıllarda Gürcü dili çalışmalarına da başlayan H. Vogt, 1932-1933 yıllarında Gürcistan'da bulundu. "Esquisse d'une grammaire du georgienne moderne" adlı araştırması, modern Gürcü dilinin ilk bilimsel çalışmasıdır. Asıl ilgi alanı Gürcü dili olmasına rağmen, Hans Vogt'un, Tevfik Esenç ile birlikte hazırladığı Wubıh dili sözlüğü, dile yapılmış en önemli katkıdır. (HansVogt: Dictionnaire de la langue oubykh, Oslo 1963). Tevfik Esenç'in, Wubıh dili üzerine konuşmalarını, şarkılarını ses bantlarına da kaydeden H. Vogt, bize bu anlamda çok değerli yapıtlar bıraktı. Bu dili en son konuşan tek kişi olan Tevfik Esenç'le sadece dilbilimciler değil -film dünyası da ilgilenmiştir. Çekimi Eylül 1987'de tamamlanan ''Son Sesler'' adlı, belgesel-film 1-14 Mart tarihlerinde Paris'te gerçekleştirilen "Cinema du Reel Festivali"ne davet edildi. Yapımcılığını İstanbul Film Ajansının üstlendiği, Hasan Gergin'in görüntülediği bu film, anayurtları olan Kafkasya'dan kopan Wubıh halkı ve diline bir ağıttı. Wubıh dili ile ilgili Türkiye'de yapılan en önemli bilimsel çalışma Sumru Özsoy'un (Boğaziçi Üniversitesi) evsahipliğinde UNESCO tarafından desteklenen Kuzey Batı Kafkas Dilleri toplantısında gerçekleşti. Günümüzde Wubıh dili ile ilgili olan bir çok dilbilimci bu toplantıya katılmıştır. G. Cherachidze, M. Kumakhov, J. Catford, C. Paris, J. Colarusso, R. Smeets, W. Lucassen, G. Hewitt ve S. Chırıkba gibi dilbilimciler bu çalışmaya katılarak Wubıh diline katkıda bulunmuşlardır. Tevfik Esenç'in vefatı ile dili bilen kalmamıştır, kendi deyimiyle; köyündeki asırlık Meşe ağacı onunla birlikte dili bilen tek canlıydı, ancak Tevfik Esenç'in vefatı ile meşe ağacı da kurumuştur. Prof. Dr. Georges Dumezil'in, Tevfik Esenç'in Wubıh dilinde anlattığı hikayeyi dinleyerek "Etudes Oubykhs'' (1959) adlı yapıtına aktardığı hikayenin Fransızca'dan çevirisi aşağıda yer almaktadır. Kafkasya'da bir zamanlar (Hataqoap) diye biri yaşardı. Bir gün Wubıhlar Ruslara karşı büyük bir savaşa girdiler. Rus ordusunu yendiler ve bir çok askeride yaraladılar. Wubıh olan Hataqoap, yaralı bir Rus'u öldürmek üzere yaralıya eğilmişken, Rus "Beni öldürme!" diye bağırır. Böyle savaşan bir kahramanı öldürmenin utanç verici olacağını düşünen Hataqoap, Rus'u yerden kaldırır ve kendi evine götürür. Yaralarını özenle sarıp iyileşmesini bekler. Bir gün Hataqoap Rus'a "Artık istersen ülkene dönebilirsin" der. "Eğer aramızda yine savaş çıkarsa, kahramanca dövüşürüz" demeyi de unutmaz. Buna çok sevinen Rus, "Ben de senin yaptığın bu insanlığı geri ödemek isterim, sana hediye olarak da tabancamı vermek istiyorum" der. Bunu duyan Hataqoap, bu hediyeyi almak istemez "Bir kahramanın silahı alınmaz" der. Fakat Rus ısrar eder ve "Eğer bir gün olur da benim ülkeme gelirsen, beni "Tamaqan" diye ara, ben bir Prensin oğluyum" dedikten sonra ülkesine geri döner. Bir kaç yıl sonra büyük bir düğünle evlenen Hataqoap'ın bir süre sonra bir oğlu dünyaya gelir. Fakat işleri yolunda gitmez. Ve bir gün karısına Rus Prensini görmeye gideceğini söylediğinde, karısının: "Allah bugün rızkımızı vermezse; yarın mutlaka verir" demesine bile aldırmadan yola koyulur. Rus ülkesine varır ve sora sora Tamaqan'ı bulur. Tamaqan'ın huzuruna çıktığında, Tamaqan onu tanımasına ragmen adamlarına "Bu adamı baştan aşağı soyun ve Sibirya'ya yollayın, kendisine de 100 domuz vermeyi unutmayın" der. Sibirya'ya ilk gittiği sene Hataqoap'a verilen domuzların hepsi ölür. Bunu duyan Tamaqan ona bir yüz domuz daha yollattırır. 6 yıl boyunca Hataqoap'ın baktığı domuzlar hep ölür ve Tamaqan her sene ona bir o kadar domuz yollamayı ihmal etmez. 7. sene domuzların ölmediğini hatta yavrulayıp çoğaldığını duyan Prens, "Hataqoap'ı bana getirin, yıkayıp giydirin ve huzuruma çıkarın" der. Tamaqan, Hataqoap Sibirya'dan getirilip de huzuruna çıkarıldığında "Böyle yapmak bana düşmezdi, fakat sen buraya geldiğinde yüzünde insana benzer bir ifade yoktu ve iyilik de yapsam bundan istifade edemeyecektin, bir anlam çıkaramayacaktın" der. "Şimdi dile benden ne dilersen, ben bu ülkenin Prensiyim" diyen Tamaqan'a, Hataqoap ''Aman, bir şey istemem. Bana sadece özgürlüğümü ver ve ülkeme geri gönder beni, başka bir şey istemiyorum'' der. Bu isteğini kabul eden Temaqan, Hataqoap'a silahını geri verir ve "Ateşlemeden önce iyi düşün ve beni hatırla" der. Prensin verdiği at ve bir kese altınla ülkesine geri dönen Hataqoap, evine yaklaşıp da pencereden baktığında, yatağında karısının bir başka adamla yattığını görür. "Eyvah, karım ben gittikten sonra yatağımıza bir başka adamı aldı" diyen Hataqoap onları öldürmek ister. Fakat Prensin dediği aklına gelir ve sabahı beklemeyi tercih eder. Sabah olduğunda, karısının yanında yatan erkeğe, "Kalk oğlum bir misafir geldi" diyen karısının sesini duyduğunda Hataqoap " İyi ki onları dün gece öldürmemişim; yoksa karımı ve oğlumu öldürecektim" diye sevinir. Bundan sonraki yıllarını rahatlık içinde geçiren ailenin hayatı sadece masal olarak değil şarkı olarak ta söylene gelir; "Yamçın omzunun üstünde iken/ Lülen de ağzinda iken/ Ayağının her tarafı çamurlu iken/ Domuz çobanı da oldun zavallı Hataqoap/ Verdikleri yüz domuz ölüyor/ Bilmiyorum neden ben ölmüyorum/ Büyük Allah'ın kahrına uğrayan/ Uğursuz Rus dost yapmış olan/ Fakir olarak da kalmış olan/ Karısının sözünü de dinlememiş olan/ Domuz sürüsünün içinde kalan/ En büyük domuzun ismi Garji idi/ Yüzü gözü, her tarafı çamurluydu/ Domuz sürüsünün içinde kalan Zavallı Hataqoap"+''+Bgıy Talus

Kafkas Diasporası Saha Araştırmaları için Teknikler Öneriler

1990 yılına kadar diasporada yaşatılan Kafkas kültürüne ait değerler, çeşitli süreli dergiler ve sayıları birkaçı geçmeyen kitaplar aracılığı ile ve daima kişisel çabalarla araştırılmaya çalışılmıştır. 1860'lı yıllarda başlayan sürgünle anavatanlarından zorla koparılarak diasporada yaşamak zorunda bırakılan Kafkas toplumları bu süre içerisinde içe kapanık alt kültürler halinde hem kendi değerlerini hem de yaşadıkları ülkelerin hakim kültürlerini koruyarak yaşantılarını sürdürmüşlerdir. +''+ Sovyetler Birliğinin dağılma süreciyle birlikte bu toplulukların anavatanla olan bağları da yeniden kurulmuştur. Böylece diasporada yaşayan Kafkasyalıların hayatında birçok umulmadık ve yeni gelişmeler oluşmuştur. Aynı zamanda buna paralel olarak dünyanın içerisinde bulunduğu hızlı teknolojik gelişmeler diaspora hayatında da yepyeni açılımlar sağlamıştır. Böylece diasporada büyük değişimler meydana gelmiştir. Bu değişimlerden bir tanesi de çağın gerektirdiği bilgi birikimine duyulan acil gereksinimlerdir. Artık diasporada yaşayan insanlar kulaktan dolma veya sözlü anlatımlar aracılığıyla aktarılan bilgilerin yerine, bilimsel araştırmalar sonucunda tespit edilmiş, sınanmış, farklı açılardan ele alınmış, yorumlanmış ve çağın gerektirdiği normlara kavuşturulmuş bilgilere gereksinim duymaktadır. Ancak son yıllarda Kafkasya ile ilgili olarak üretilen bu eserlerde kültürel derleme ve araştırmaların yok denecek kadar az olduğu gözlemlenmektedir. Bu eksikliğin ancak bu tür konularda yapılacak yeni derleme ve araştırmaların artırılmasıyla ortadan kaldırılabileceği de bir gerçektir. Fakat diasporada bu tür çalışmaları organize edebilecek ve sistemini oluşturacak bir çatı henüz oluşturulamamıştır veya yeni yeni oluşturulmaktadır. Buna karşılık kişisel bazda yapılan çalışmalarda ise az da olsa bir hareketlilik görülmektedir. İşte bütün bu nedenlerle Kafkas Diasporasının, yaşadıkları kültürel ortamlarda derleme ve araştırma yapacak kişilere her zamankinden daha çok gereksinim vardır. Toplum olarak içimizde bu tür çalışma yapabilecek kişileri harekete geçirmek ve bilgi üreticisi konumuna taşımak zorundayız. Gençlerimize ve potansiyel üretici olan düşünen insanımıza ancak "Okuyan ve Araştıran" toplumların varlıklarını koruyabileceklerini mutlaka kavratmak gerekmektedir.Elinizdeki bu kitap da bir süredir yapmakta olduğumuz saha araştırmalarından elde edilen tecrübe ve deneyimlerin, çeşitli kaynaklardan derlediğimiz temel bilgilerle harmanlanması sonucunda şekillenmiştir. Genel amacıyla bu çalışma: Yaşadıkları veya ilgi duydukları çevrelerde halk biliminin kapsamına giren konularda kültürel derleme çalışması yapacak amatör araştırmacılara kaynaklık yapmak ve bazı pratik önerilerde bulunmak için hazırlanmıştır. Şüphesiz ki bu tür bir çalışmada bir çok eksiklikler bulunacaktır. Ancak bu eksiklikleri yok etmeye çalışmak da başlı başına bir çaba ve oldukça uzun bir süreç gerektirmektedir. Bilgi ve uzmanlığın "seviyesi ne olursa olsun" paylaşıldığı ölçüde bir anlam kazanacağına inanıyor bütün bu eksiklikleri baştan göze alarak, eksikliklerin süreç içerisinde farklı ilave yayınlarla çözümlenebileceğini düşünüyoruz. Ayrıca burada ileri sürülen öneri ve yorumların ne kadar eksik yönü de olsa mevcut haliyle bile, genç araştırmacıların kişisel veya grupla yapacakları araştırmaları sırasında karşılaşabilecekleri olası tatsız sürprizlere karşı uyarıcı bir etkiye sahip olacağına inanıyoruz. +''+Fatih İşler

Rusların Kafkasyayı İşgalinde İngiliz Politikası ve İmam Şamil

N.Luxemburg, Rusların Kafkasyayı İşgalinde İngiliz Politikası ve İmam Şamil, Çeviren: Sedat Özden, Kayıhan Yay., Kasım 1998, 320 sayfa. +''+ "....Çerkesler'in kaderlerinin tayin edildiği böyle bir dönemin tarihinin anlaşılması, günümüzdeki Kafkasyalılar'ın kendi kendilerini ve dünya içindeki konumlarını tanımlamaları için çok önemlidir. Bir millet olmanın gerektirdiği tarihi devamlılık şuurunun ötesinde, Çerkesler'in o dönem içinde ortaya koydukları tavrın günümüz nesli tarafından anlaşılarak takdir edilmesi, yerine getirilmesi gereken bir vazifedir. Burada önemli olan şartlanmalardan uzak olarak, olayların doğru tahlillerini yaparak, kendimizi sorgulamak olmalıdır...." Luxemburg'un bu çalışması İngiliz-Rus-Çerkes ilişkilerini ele aldığı dönem içinde birçok tarihi olaya ışık tutması açısından önemlidir. Aynı zamanda İngiliz–Rus rekabetinin geçerli olduğu dönem ve gerginliğin Kafkasya'ya yansımalarını gözler önüne sererek, İngilizler'in Kafkasya'ya yayılmakta olan Ruslarla kurdukları ilişkilerin gerçek anlamını da ortaya koymaktadır. Tarihin sayfaları arasında gezinmek isteyenlere... Musa Uysal(Emmi), Kalemim Kaydı, Gri Ajans, Ankara, Haziran 1999, 256 sayfa. "Çok dilli, ayrı dinli, çok halklı bu insanların kültüre verdikleri önemi de yazmadan edemedim" diyen Musa Uysal bu eseriyle, Kafkasya'daki gözlemlerini, yaşadıklarını dile getirerek, bu kadar ayrı dili konuşan, bu kadar ayrı halkın bir arada kardeşçe nasıl yaşadıklarına bizlerin de tanık olmasını sağlamıştır. Nereden Nereye, Sokakta Sözleşmiştik, Üç Atlı, Bir Aydınlık Ağacı yazarımızın diğer eserleridir. Etkileyici öykü dili ve fotoğraflarla zenginleştirilmiş gezi-gözlem eseri olan bu kitabı beğenerek okuyacağınızı umuyoruz. Semen Esadze, Çerkesya'nın Ruslar Tarafından İşgali Kafkas-Rus Savaşlarının Son Dönemi, Çeviren:Murat Papşu, Kafkas Derneği Yayınları, 1. Baskı, Haziran 1999, 134 sayfa. Gürcü asıllı bir Rus subayı tarafından yazılan bu eser Kafkasya bağımsızlık savaşlarının 1830-1864 yıllarındaki son dönemini, Ruslar açısından irdelemektedir. Bu açıdan Kafkasya hakkındaki Rusça eserlerin çoğu gibi onun da görüşleri tarafsız ve objektif değildir. Kafkas Savaşları'na Çarlığın emperyalist gözüyle bakmakta, Çerkesler'i "düşman halk" , istilacı Rus birliklerine karşı yurdunu savunmakta olan Çerkes askeri birliklerini "güruh" olarak adlandırmaktadır. Okuyucuların, yazılış amacının Rusya'nın Kafkasya'yı istila ve kolonileştirme politikasını haklı çıkarmak olduğunu unutmamak kaydıyla ve eleştirel bir gözle okuyarak, dönemin olayları hakkında bazı bilgiler elde edebileceklerini umuyoruz. Çocuklar İçin Çerkes Masalları, Çeviren: Seniye Berzeg, Kafkas Derneği Yayınları, No:10, Kasım 1999, Ankara, 121 sayfa. Kafkas Derneği'nin yayınladığı yeni kitaplardan olan Çocuklar İçin Çerkes Masalları kitabının içinde, Kurt ile Katır, Bülbülün Öcü, Üç Düzenbaz gibi hayvanlarla ilgili masalların yanı sıra; Açgözlü Kardeşler, Konuk Sevmeyen Aile, Denizi İçen Adam gibi insan ilişkileriyle ilgili masallar da yer alıyor. Resimlerle zenginleştirilmiş olan bu masallar kitabının küçük kardeşlerimiz tarafından ilgi göreceğini umuyoruz. Adolf Berje, Kafkasyalı Dağlı Kavimlerin Kısa Tasviri, Çeviren: Murat Papşu, Kafkas Derneği Yayınları, No:11, Kasım 1999, Ankara, 85 sayfa. Adolf Berje'nin 1858 yılında Tiflis'de yayınladığı bu kitapçık, adından da anlaşılacağı üzere o dönemde az bilinen Kafkasya'yı ve halklarını kısaca tanıtmayı amaçlıyor. O zamanki Kafkasya'nın genel durumu, olayları ve bunlara Rus gözüyle nasıl bakıldığı hakkında genel bir fikir vermesi açısından ilginç olan bu kitap, 1992 Nalçik baskısından Rusça'dan çevrilmiştir. Özellikle 19.yüzyılda Rusya'da bu tür kitaplar Rusya'nın imparatorluk politikasının bir gereği olarak yayımlanmıştır. Dolayısıyla, kitaptaki yanlı ve küçümseyici yorumları okurken Berje'nin, "vahşi dağlılara medeniyet götürme" misyonunu yüklenmiş olan Rusya'nın bu politik amaca hizmet ettiği unutulmamalıdır. Kafkasya'da yaşayan kavimler, her kavim hakkında ayrıntılı bilgiler içeren bu kitapta, konu; Abhaz kavmi (Azeğa), Svanlar, Çerkes kavmi (Adığe), Ubıhlar, Türk kavmi, Oset kavmi, Çeçen kavmi, Tuşlar, Pşavlar ve Hevsurlar, Lezgi kavimleri (Dağıstan) bölümleri altında ele alınmış.+''+N. Luxemburg

Kafkasya Yazıları

Çiviyazıları tarafından yayımlanan; Kafkasya tarihi, edebiyatı, politikası, sanat ve kültürü üzerine yazılar içeren Kafkasya Yazıları, 7.sayısını (Sonbahar 1999) çıkardı. Danışma Kurulu'nda Ömer Büyüka, Recai Özgün, Yaşar Bağ, Ali Çurey, Sefer Berzeg, Tarık Cemal Kutlu, Özalp Göneralp, Ali İhsan Aksamaz, Hayri Ersoy, Semih Dağıstanlı, Muazzez Yavuz ve Murat Papşu'nun yer aldığı derginin bu sayısında dosya konusu: "Rusya'da etnik çatışmalar ve sorunlar". Yazıların ağırlığını, sorunu çeşitli yönleriyle ele alan değerlendirmeler oluşturuyor. +''+ Dosyayı oluşturan yazılardan ilki Ronald Wixman'ın "Language Aspects of Ethnic Patterns & Processes in the North Caucasus" adlı incelemesinin bazı bölümlerinin çevirilerini içeriyor. Bu yazı SSCB döneminin etnik uygulamalarını, izlenen politikaların ardında yatan amaçları gözler önüne sermesi açısından önemli. Etnik grup ve etnik kimlik kavramlarıyla başlayan yazı, Sovyet Etnografi Teorisine değiniyor ve millet, milliyet, milli bilinç konularını ele alıyor. Daha sonra asimilasyon, asimilasyon sürecinin safhaları ve Sovyetler gibi çok dilli toplumlarda dil asimilasyonu inceleniyor. Yazı, Kuzey Kafkasya halklarının etnolinguistik durumu ve Kuzey Kafkasya halklarının nüfus değişimleri sunularak bitiriliyor. Tarık Cemal Kutlu'nun uzun araştırmalara dayanan çalışması "Mücadelelerin Bilinmeyen Bir Kahramanı" adını taşıyor. Ekim Devrimi'ni izleyen iç savaş yıllarında Kafkasya'da yaşananlar, birleşik kuvvetlerin komutanı Abhazların Kabba sülalesinden Kazım Kap'ın kişiliğinde tümüyle belgelere dayanılarak inceleniyor. Murat Papşu'nun Rusça'dan çevirdiği "Hadzimed Mudoytı'nın Ölümü" adlı yazı ise, yine fazla bilinmeyen bir dönemi ve trajediyi ele alıyor. Bu yazıda, II. Dünya Savaşı yıllarında, Kafkasya halklarının yaşadığı kararsızlıkları ve Nazilere katılan Kafkasyalıların yaşadıklarını bulacaksınız. Bir diğer araştırma yazısı ise Tarık Cemal Kutlu'nun "Şamil Basayev ve Şura Hareketi" adını taşıyan yazısı. Son aylarda yaşanan gelişmeleri ele alan bu yazı, Vahhabiliği, müridizmin Kafkasya'da aldığı biçimi, Rusya'nın olaylara dinsel içerik yükleme çabasının ardında yatan nedenleri değerlendiriyor. Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'nde yaşananlar bir başka bölümün konusunu oluşturuyor. Bu cumhuriyette yapılan ve Semyenov'un üstünlüğüyle sonuçlanan şaibeli seçimlerden sonra, Çerkeslerin sonuca itiraz ederek sokağa dökülmesi, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Adığe Derneği tarafından yapılan açıklamayla değerlendirilmiş. Arşiv bölümünde Rusya'daki etnik sorunları anlamayı sağlayacak, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, Azerbaycan ve Osmanlı İmparatorluğu arasında yapılan anlaşmalar hakkında bazı belgelere yer verilmiş. İki sayıdır süren Ali Çurey'in Çerkeslerle Hititler arasındaki bağları araştıran, "Bilinen Dünyanın Bilinmeyen Ülkesi, Kuzey Kafkasya ve Çerkesler" başlıklı yazı dizisi üçüncü bölümüyle sona eriyor. Yalçın Karadaş kısa denemesinde "Çerkes" kavramını ve bu kavramın bir üst kimlik olarak Kuzey Kafkasyalıların tamamını tanımlayan özelliklerini ele almış. Yaşar Bağ ise "Büyükada'dan Kafkasya'yı Görmek" yazısıyla anayurt özlemini anlatıyor. Kafkasya tarihi, edebiyatı, politikası, sanat ve kültürü hakkında pek çok yazı bulabileceğiniz Kafkasya Yazıları'nı beğenerek okuyacağınızı umuyoruz.  +''+Kaffed

Sanal Sayfalarda Çerkesler

Gelişen teknoloji ve bilgisayar olanakları ile biz Çerkeslerin sanal alemde iletişimi de artıyor. Hemşehrilerimizin güncel konularla ilgili görüş alış verişinde bulunmalarında, Kafkasya'nın sıcak bölgelerindeki son dakika haberlerine ulaşmalarında, Kafkasya ve diasporada yaşayan Çerkesler arası haberleşmeyi hızlandırmada çok etkin bir araç olan internet, son zamanlarda hayatımıza iyiden iyiye girmiş durumda. Bir taraftan dünyada yaşanan gelişmeleri takip edip, diğer taraftan dünyanın dört bir yanındaki akrabalarımızı bulduğumuz, vazgeçemediğimiz bir araç oldu artık internet. +''+ İnternette Çerkeslerle ilgili olarak gerek Kafkasya'da, gerek anavatan dışındaki pek çok ülkede (Ürdün, İsrail, Suriye, Amerika, Hollanda, Almanya gibi) hazırlanan çok çeşitli sayfalar var. Kurumların, derneklerin sayfaları olduğu gibi bireysel olarak hemşehrilerimizin hazırladığı sayfalar da mevcut. Biz de bu ve bundan sonraki sayılarımızda elimizden geldiğince Çerkeslerle ilgili sayfalardan örnekler sunacağız ve görülmesi gerektiğini düşündüğümüz bazı sitelerin adreslerini vereceğiz. Bu sayımızda 2 internet sitesini tanıtarak başlamak istiyoruz: İlki Konya'dan Osman Şahin'in hazırladığı, uzun zamandır faaliyette olan, başarılı bir sayfa. Diğeri de İstanbul'dan Negoey Baturay Tok ve Kushha Berslan Özden'in hazırladıkları yeni ve oldukça iddialı bir sayfa. Osman Şahin'in Sayfası: http://www.geocities.com/Athens/Oracle/8598 1996 yılı sonlarında sayfa tasarımı çalışmalarına başlanan site 1997 yılının ilk aylarında yayınlanmaya başlandı. Osman Şahin'e sayfanın hazırlanma çalışmalarını ve amacını sorduk: "O zamanlar 'Sanal Dünya' dediğimiz internet üzerinde Kafkas Kültürünü tanıtan sayfalar oldukça azdı. Bunlardan kuşkusuz ilki ve en önemlisi Edris Abzakh'in kişisel sayfasıdır. Benim çalışma amacım da yine Kafkas Kültürünü internet üzerinde tanıtmak, en azından insanların Kafkas Kültürü hakkında çok az da olsa bir fikir sahibi olabilmelerini sağlamak oldu. Sayfamda çeşitli dergilerden ve kitaplardan alıntılar yayınladım. Bu süre zarfında gördüğüm; sayfayı ziyaret eden insanların daha çok eğlence içerikli sayfalar aradığı oldu. İnsanları hem siteye çekmek hem de bilgi sahibi olmalarını sağlamak amacıyla bu tür konulara da yer verdim (tanışma sayfası, chat vb.)" diyor Sayın Osman Şahin. Sayfada Tarih, Kültür, Sanat, Eğlence gibi bölümler yer alıyor. Tarih kısmında; Çerkesler Kimdir?, Kuzey Kafkasya'nın Yakın Tarihi, Kurtuluş Savaşı'nda Kafkasyalılar gibi konulara, Kültür bölümünde; Nart Efsaneleri, Kafkas Motifleri, (Adığece ve Türkçeleriyle) Kafkas Atasözleri gibi alt başlıklara ulaşılabiliyor. Müzik, edebiyat, makaleler, şiir köşesi, folklor gibi konularla ilgileniyorsanız Sanat bölümü tam aradığınız yer olacaktır. Eğlence başlığı altında da hemşehrilerimizin tanışmasına, yeni arkadaşlıkların kurulmasına vesile olan Chat-Sohbet, ICQ Listesi, Tanışma Sayfaları gibi kısımlar mevcut. Bu sitenin en ilgi çeken kısımlarından biri sanıyorum ki "Tartışma Forumu" olsa gerek. Bu forum sayfasında serbestçe fikir belirtmek ve gönderilen yazıları okuyarak konu hakkında bilgi sahibi olmak mümkün. Amaç; herhangi bir konu hakkında herkesin aleyhte veya lehte özgürce fikrini belirtebilmesi ve karşı görüşteki insanların birbirlerinin fikirlerini anlayabilmesi. Forum sayfasında bugüne kadar 1000'in üzerinde mesaj yayınlandığını belirten Osman Şahin, ileri bir tarihte bu sayfaya gönderilen mesajları bir kitapçık halinde toplayıp yayınlamayı düşünüyor. Sayfadaki diğer bölümler: Kafkas Dernekleri –ki burada Türkiye'deki pek çok derneğin, telefon, faks numaralarına ve adreslerine ulaşmak mümkün- , Konya'daki Çerkes Sülaleleri, Çerkes Köyleri, Duyurular ve Linkler. Osman Şahin, Linkler kısmında çoğunlukla Türkiye'deki hemşehrilerimiz tarafından hazırlanan Çerkeslerle ilgili pek çok kişisel sayfaya bağlantılar yapmış. Bunun dışında sayfanın diğer ilgi çekici yanları da Ziyaretçi Defterine düşüncelerinizi yazıp, insanların değerlendirmelerini okumak, sayfa içinde arama yaptırmak ve Çerkesleri ilgilendiren güncel konularla ilgili hazırlanan anketlere katılmak, sonuçlarını görmek sayılabilir. İleriye dönük çalışmalarından birincisinin; insanlarımızın ve firma sahiplerinin birbirlerini tanımaları ve birlikte ticari faaliyetlerde bulunmaları amacıyla, hemşehrilerimizin sahip oldukları firmaların bir listesini sayfada yayınlamak olduğunu söyleyen Osman Şahin bunun ilk adımı olarak "Firmalar" bölümünü sayfasına eklediğini belirtiyor. İkinci çalışma ise bugüne kadar dergilerde vb. yayımlanmış olan makalelerin internet ortamına taşınması ve herhangi bir konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin bu bilgiye derhal ulaşmasının sağlanması. Osman Şahin, yazıların düzenlenmesi işlemlerinin devam ettiğini ve çok kısa bir süre sonra bu bilgilerin de internet üzerinde yayınlanacağını söylüyor. Şimdiye kadar birçok insanımızdan olumlu yönde eleştiriler ve tebrik mesajları aldığını belirten Şahin, olumsuz mesajların da eksik olmadığını belirtiyor. Osman Şahin, Kafkas insanının her zaman herşeyin en iyisine layık olduğunu düşünüyor ve "Bizler birer kurum değiliz ve bu çalışmalarımız tamamen amatörce. Herşeyden önce bu işe zaman ayırmak (ayırabilmek) gerekiyor. İnanıyorum ki bu tür sayfalar yakın zamanda daha da artacak ve bu beraberinde kaliteyi de getirecek" diyor. Kendisine bu yararlı çalışmalarında başarılar diliyor tüm okuyucularımıza da bu sayfayı görmelerini tavsiye ediyoruz. Marje.net: http://www.marje.net Sitenin ismi, "A marje" şeklinde kullanılan ve "Ha gayret" anlamındaki bir nidadan geliyor. Bu adı seçmelerinin nedenini, tüm Kuzey-Batı Kafkasya halkları tarafından kullanılıyor olması şeklinde açıklayan Baturay Tok ve Berslan Özden'in uzun zamandır üzerinde çalıştıkları bu projenin öncelikli amacı (sitede belirtildiğine göre): Kuzey Kafkasya kültürünü, hiç bilmeyenlere ana hatlarıyla; bizim insanımıza ise detaylarıyla tanıtabilmek. Tarih, Coğrafya, Müzik, Sanat, Dernek ana başlıkları altında toplanan bölümler çeşitli ilgi alanlarına hitap ediyor. Tarih kısmında; Tarih Öncesi Dönem, Çarlık Dönemi ve SSCB Dönemi anlatılıyor. Abhazya, Adığey, Çeçenistan, Dağıstan, Kuzey Osetya, Güney Osetya, İnguşya, Karaçay-Çerkes ve Khabardey-Balkar cumhuriyetleri hakkında genel bilgilerin verildiği Coğrafya bölümünde cumhuriyetlerin haritaları da yer almış. Marje.net'ten Grup Badin'in ve çeşitli Çerkes müzik aletlerinin tanıtımlarının yanı sıra pek çok Çerkes şarkısına da ulaşmak mümkün. Folklor ekip kareografileri, Elbruz ekibi, İTÜ ekibi ve oyunların açıklamaları bulunan Sanat bölümü de ilgi çekici. AGİT dokümanları, dernek duyuruları, dernek aktiviteleri ve derneklerle irtibat konularına "Dernek" başlığından ulaşabilirsiniz. Marje, en kaliteli Kuzey Kafkasya sitesi olmak iddiası ile yola çıkmış, bunun için gerekli olanın; zengin içerik, devamlılık ve profesyonel bir yaklaşım olduğunun da bilincindeler. Marje'nin daha önce hiçbir sitede görmediğiniz doküman ve materyallere ulaşabileceğiniz bir site olması çabası içindeler. Bunların yanı sıra, Marje'nin Kuzey Kafkasya kültürü hakkında referans verilebilecek bir site olması yolunda, web'de yayınlanmış bazı materyaller, site sahiplerinden izin alınarak yayınlanacak. Devamlı olarak güncellenen sitenin kurucuları, sizlerden de, kendi yazdığınız veya bir yerlerde okuyup beğendiğiniz yazıları –kaynak belirtmek suretiyle- göndererek Marje'nin gelişmesine katkıda bulunmanızı istiyorlar. Bu yaratıcı ve üretken arkadaşlar "Bu yaptıklarımızın düşündüklerimizin yarısından azı olduğunu garanti edebiliriz. Bu sitenin zaman içinde kendini geliştirdiğini gözlemleyeceksiniz... Bu uzun soluklu çalışmada bizden desteğinizi esirgemez ve bize yardımcı olursanız seviniriz" diyorlar. Bunun dışında marje mail grubu da sanal iletişim girişiminin bir parçası olarak gelişmeye devam ediyor. Yaklaşık 220 üyesi olan Marje mail grubu, dernek aktivitelerinin duyurulması yanı sıra seviyeli bir fikir ve tartışma platformu da oluşturmakta. Marje mail listesine katılmak için http://www.egroups.com/group/marje/info.html sayfasına girmeniz ya da baturay@hotmail.com veya berslan@veezy.com adreslerinden birine mesaj göndermeniz gerekiyor. Tabii Çerkeslerin gündemini takip etmek istiyorsanız...+''+Nejan Huvaj

Yüzyılın Yayınları

KAFKASYA DERGİSİ (Ocak1953-Aralık 1953) +''+ Kuzey Kafkasya'ya yönelik olarak Türkiye'de çıkartılan sürekli yayınlardan birincisi "Kafkasya Dergisi" 1953 yılında yayın hayatına başladı. Siyasi, tarihi ve edebi amaçlarla Türkiye'deki Kafkasyalılarla yardımlaşmayı sağlamak üzere İstanbul Kafkas Kültür Derneği yayın organı olarak yayımlanmıştır. 1 Ocak 1953-1 Aralık 1953 tarihleri arasında yayımlanan dergide işlenen belli başlı konular; Kafkasya ticaret tarihi, Kafkaslıların muhacereti, Kafkasya'nın coğrafyası, eski Çerkezlerde din, Kafkas soyadları, çeşitli konularda şiir, masal, makaleler ve toplumsal haberler. Dergide yayımlanan yayınlarda geçmişi tanıma, Kafkasya'ya dönme özlemi, gelenekleri koruma özlemi gibi temalar işlenmiştir. Bilindiği gibi 1950'li yıllar Türkiye'de çok partili hayata geçiş dönemidir. Bu nedenle yayımlanan bu dergide 1950 öncesi konuşulmayan ve yazılmayan bazı konular ele alınmış ve yayımlanmıştır. Dergide yazı yazan belli başlı yazarlar: Şeref Terim, Dr. Vasfi Güsar, Ahmet Canbek, Habjoka, Seyın Time, Mehmet Ketey, A.Meker, İsmail Ziya Bersis, İnal Şhaplı 31.12. 1953'te derginin sahibi olan İsmail Ziya Bersis'in vefatı üzerine 12.sayı tamamlandıktan sonra dergi yayım hayatından çekildi. KAFKAS MECMUASI (Nisan 1954-Mayıs 1956) Kafkasya dergisinin Aralık 1953 yılında yayın hayatından çekilmesinden dört ay sonra o derginin devamı niteliğinde olan Kafkas Mecmuası yayın hayatına başlamıştır. Bu derginin başlıca yazarları: Şeref Terim, Turhan Yavuz Marşan, Mehmet Ketey, Alaattin Kutlu ve İnal Şahaplı'dır. Kafkas Dergisi ve Kafkas Mecmuasında öne sürülen tezler; Rus emperyalizminden öç almak ve Kafkasya'nın özgürlüğünü sağlamak, ama bunu sağlayıncaya kadar içinde yaşadıkları devlete minnet duyguları ile kültürlerini yaşatmaya çalışacaklar ve hükümetinin güttüğü dış siyaset politikasını destekleyeceklerdir. Bu tezlerin o dönemin siyasal koşulları göz önüne alınarak değerlendirilmesi gereği ortadadır. Her iki derginin çok ortak noktası olmasına rağmen Kafkas Mecmuasında Kafkas Dergisinde görünen demokrasi, insan hakları, gericilik v.b. gibi kavramlar yoktur. Kafkas Mecmuası daha katı ve ağır bir anti-sovyetik siyasal çizgi izlemiştir. Dergide genellikle ikinci dünya savaşında Kafkasya'da gelişen olaylar, 11 Mayıs 1918 Cumhuriyeti işlenmiş Kafkas tarih ve kültürüne ilişkin yazılara az yer verilmiştir. YENİ KAFKASYA DERGİSİ (1957-1962) Kafkasya Mecmuasının Mayıs 1956'da yayın hayatından çekilmesinden sonra Yeni Kafkasya Dergisi 1957'de yayın hayatına başladı. Derginin sahibi Dr. Vasfi Güsar, yazı işleri müdürü Mehmet Ketey'dir. Başlıca yazarları; Seyın Time, Dr. Hilmi Tuğuş, Uğur Dipşov, M.Zahide Güsar, Dr. Ahmet Bedevi Atalay, M. Refik Hızel, Aytek Namitok, Kudeyt Şurdum ve diğerleri. Yeni Kafkasya dergisi, derginin birinci sayısında Dr. Vasfi Güsar tarafından "Kafkas ve Tutulan Yol" başlıklı yazıda da belirtildiği gibi, Kafkas dergisinin izlemiş olduğu yolu takip etmeyi amaçlamıştır. Dergi yayın hayatı boyunca bu amaçlar doğrultusunda yazılarını yönlendirmiştir. 1960'lı yıllarda Kuzey Kafkasya'da oluşan toplumsal siyasal yapı eleştirilmekle birlikte 1956 yılına göre yönetime daha sıcak bir yaklaşım gözlenmektedir. Kafkasya'da oluşan yeni yönetimi eleştiren veya yön vermeye çalışan bu tarz siyasal içerikli yazılara rastlanmakla birlikte ağırlıkla işlenen konular Kafkasya'nın tarihi ve toplumsal yapısıdır. Daha önceki yayınlarda olduğu gibi mevcut siyasal yapı ile bütünleşme olgusu bu dergide de vardır. 1961 senesinden sonra dünyada ve Türkiye'deki değişmeler nedeni ile Türkiye'nin-o dönemki adı ile- Sovyetler Birliğine yakınlaşması derginin anti-sovyetik çizgisinde yumuşama yaratmıştır. 1957 yılında yayın hayatına başlayan dergi 1962 Aralık ayında yayın hayatından çekilmiştir. Bu dergide Kuzey Kafkasyalıların muhacerette yaşadıkları diğer ülkelerden de haberlere yer verilmiş Kuzey Kafkas kökenli yazar, devlet ve bilim adamları detaylı bir biçimde tanıtılmıştır. Kafkasya'nın tarihi, kültürü ve toplumsal yapısının irdelenmesi ileriki kuşaklara kültür birikiminin aktarılmasını sağlamıştır. KAFKASYA (1964-1977) 1964 Mayıs'ında Ankara'da yayın yaşamına başlayan derginin sorumlu yazı işleri müdürü İzzet Aydemir'dir. Başlıca yazarları; Dr. Vasfi Güsar , İsmet Kalgay, Alhas Fiderok, Kadir Natho, B. Batırhan, Seteney, Mahmut Kusko, Yıldız Okay Tılfij, Ömer Beygua, Hapi C. Afeşij Emin, Dr. M. Ali Pçıhaluk'tur. Dergi Kuzey Kafkas kültür ve folklorunu inceleyip tanıtmayı amaçlamaktaydı. Dergide "yayına başlarken" başlık yazısında günden güne kaybolan ve dejenere olan kültürel değerlerin bugünkü durumunu ortaya koymaya çalışmışlardır. Dergi kültür ve folklor amaçlıdır. Bu amaçla da dergide Kafkasya tarihi, coğrafyası, muhaceret yaşantısı ve Kuzey Kafkasya ile ilgili yayınlanan yabancı yayınlara yer verilmiştir. Ülkenin sosyo-ekonomik ve politik nedenlerle Sovyetler Birliğine yakınlaşması birçok ve kültürel ilişkilerin de yoğunlaşmasına neden olmuştur. Dergide yayınlanan Kuzey Kafkasya'daki okurlarla mektuplaşmalar, yapılan geziler toplumda bir hareketliliğe yol açmıştır. Ayrıca Kuzey Kafkasya'da halk bilimlerine ilişkin müzik derlemeleri yapılarak kaset dağıtımı sağlanmış ve kültürel kitap yayınlarında bulunulmuştur. 13 yıllık uzun yayın hayatlarında geçmişle bugün ve gelecek arasında bir köprü görevini görerek yayınlarla birleştirici ve bütünleyici bir yaklaşım getirmiştir. BİRLEŞİK KAFKASYA DERGİSİ (1964-1967) 1964 yılında yayımlanan bir diğer dergi de İstanbul'da yayın hayatına başlayan Birleşik Kafkasya Dergisidir. Üç aylık olarak yayımlanan derginin sahibi Yılmaz Nevruz, yazı işleri müdürü Mustafa Beştoy'dur. Belli başlı yazarları; Barasbi Baytugan, Ahmet Janbek Habjoka, M. Zihni Hızal, Alhas Fidarok, Rezzan Dinçer, Zübeyde Şhaplı, Kadircan Kaflı, Osman Çelik. Derginin çıkış amacı "Hedefimiz" başlıklı yazıda açıklanmıştır. Buna göre dergi, demokratik Batı bloku ve Komünist Sovyet bloku olarak ikiye ayrılmış gibi düşündüğü dünyada Kafkas milli iradesini halk kitlelerine duyurmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda Kafkas tarihi, töre ve gelenekleri, coğrafyası, folkloru konularını da irdelemişlerdir. Dergi 1954 yılındaki Kafkas Mecmuasının siyasi çizgisini sürdürmüştür ve 1967 yılında yayın hayatına son vermiştir. KUZEY KAFKASYA DERGİSİ (1970) Kuzey Kafkasya dergisinin sahibi; Rasih Savaş, yazı işleri müdürü Tarık Cemal Kutlu, başlıca yazarları ise; Beksultan Baturhan, Musa Ramazan, Mehmet Aksoy, Mehmet Güneş, M. Yüksel Kılıç, Hasan Kalimci, Y. İnoğlu, Zübeyde Şhaplı, Gunokue C. Özbay, Osman Çelik, Ufuk Tavkul. Derginin birinci sayısında yayımlanan "Çıkarken" başlıklı yazıda içinde bulunulan devrin, bir çok milletin zulüm ve esaret içerisinde yaşamaya zorlandıklarının belgesi niteliğinde olduğu belirtilmiş, zulüm içindeki milletlerin kültürlerini, tarihlerini, geleneklerini unutmaya zorlandıklarını, bu koşullarda derginin haklının yanında olacağını ve Kuzey Kafkasya hakkındaki folklor, edebiyat, tarih gibi ko-nulara yer vereceklerini belirtmişlerdir. Dergi 1964 yılında yayımlanan Birleşik Kafkasya dergisinin içeriğine benzemektedir. Genelde Çeçen, Dağıstan, Oset, Avar ve Karaçaylara ilişkin haberlere yer veren dergi Türk Göçmen ve Mültecileri Federasyonuna Bağlı bir yayın organıdır. Dergide "esir milletler" ve "Türk İslam sentezi" doğrultusundaki katı anti-sovyetik tutum gözlenmektedir. KAFKASYA BİRLİK MECMUASI Kafkasya Birlik Mecmuası sahipleri; Şerafettin Terim ve Turhan Yavuz, yazı işleri müdürü Dr. İsmail Arzın'dır. Dergi birinci sayısında yayımladığı yazıda her şeyden önce göz önüne alınması gereken unsurun Türk vatandaşlığı ve Türklük olduğu ve bu doğrultuda devletin siyaseti izlenerek cumhuriyet ve demokrasi savunuculuğu yapılması gerektiği, ve ilerici olmak gerekliliği hedef olarak belirtilmiştir. Dergide çıkan yazılar genellikle Abhazlara ilişkindir. Doğrudan olmasa dahi Kafkas Abhaz Kültür Derneğinin bir yayın organı olarak faaliyetini sürdüren dergi 1971 yılında yayın hayatını tamamlamıştır. KAMÇI GAZETESİ Gazetenin sahibi Ali Ekrem, yazı işleri Yaşar Kemal Aksoy, sorumlu müdür Bahri Özen'dir. Guaze isimli gazeteden sonra ikinci kez siyasi bir gazetecilik deneyimi yaşanmıştır. Kamçı gazetesi 1864 yılının getirdiği göç felaketi ile anavatanlarını bırakan bu milletin mazisinde ders alınacak olayları genç zihinlere aktarmak amacı ile kültürü ve sorunları kamuoyuna tanıtma görevini üstlenmiştir. Gazete bu amaçlarla yedi ay yayımlandı ve ülkenin siyasal çalkantısı derginin yayımlarının sona erme-sine neden oldu. Kamçı gazetesi geleneksel değerleri genç kuşaklara aktarmakla kalmayıp toplumun geleceğini ilgilendiren siyasal çözümlemelerin arayışı içinde olmuştur. Önce siyasal konumu tespit etmiş daha sonra da çözüm yolu arayışı içine girmiştir. Kamçı gazetesinin başlattığı siyasal çözüm arayışı 1970 sonrası sürekli yayınların içeriğini de etkilemiştir. Artık sadece kültürel değerlerin yaşatılması değil, siyasal çözümler de gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda 1970'lerde Birleşik Kafkasya ve 1970 sonrası Kuzey Kafkas dergileri çözüm olarak "birleşik bağımsız Kafkasya" tezini ileri sürmüşlerdir. Ancak Kamçı gazetesi KAFKASYA'YA DÖNÜŞ VE KENDİ KADERİNİ KENDİSİ ÇİZEN BİR TOPLUM tezini ileri sür-müştür. YAMÇI 1975 yılında yayın hayatına başlayan derginin sahibi ve sorumlu yönetmeni Fahri Huvaj'dır. Derginin başlıca yazarları şunlardır; Nart Savsur, Hatam N., Yismeyl Ö., Kardan D., Dzıbe N., Nihat Bidanuk, Çureyko A., Yenemıko M., Yabgeko A., Hatko Guşan, Kheseyko, Açmız Nihat, Aşamba Mümtaz, Nevzat Özbay, Çetaw İ., P. Feridun Kurnaz, Hapae E.,v.b. Yamçı dergisi yaşanan muhaceretin iyiye yönelik yeni umutlar getirmek bir yana dursun ulusal yaşam umutlarını da tehdit ettiğini düşünerek bazı tedbirlerin alınması gerektiği ileri sürmüştür. Yamçı'ya göre bu tedbirlerden biri muhacerette geçmişi aydınlatacak geleceği örgütleyecek kadroların oluşmasını sağlamaya yönelik yayın çalışmalarıdır. Yamçı bu gereksinimden doğmuştur. Yamçının yayımlanan birinci sayısında belirtildiği gibi Yamçı;"toplumsal sorunlarımızı sorun edinen ve ulusumuzun uğradığı haksızlıklardan acı duyan, layık olduğumuz yarına KENDİ TOPRAKLARINDA KENDİ KADERİNİ TAYİN EDEN BİR TOPLUM olma amacına içtenlikle bağlanan tüm soydaşlarımızın her türlü çalışmalarına eleştirilerine açıktır. Dergi 1970 yılında yayımlanan Kamçı gazetesinin yayın çizgisini izlemiştir. Ayrıca Kuzey Kafkasyalı şair ve yazarların eserlerinin tanıtımına ve Kafkasya gezi izlenimlerine yer verilmiştir. Yamçı dergisinin diğer sürekli yayınlardan farkı; sorunlara radikal bir görüşle yaklaşması ve kendi görüşlerine karşı yapılan eleştirileri de yayımlamasıdır. Bir başka farklı özelliği de toplumsal ve kültürel yapı sorunlar ve çözüm yolları konularında özgün yazıların yoğunluğudur. Bir bakıma yeniden dirilişin sözcüsü durumundaki derginin bir diğer önemli katkısı da Kafkasya dillerinde birer alfabe ile Çerkezce yazılmış örnek metinler yayımlamış olmasıdır. Yamçı dergisinde yazıları yayımlanan değerli büyüklerimizin daha o dönemlerde saptayıp ortaya koydukları gerçekler günümüzde Kafkas kültürü adına yapmamız gerekenlere yol göstericilik yapmaktadır. Dergiye emek veren yazarların aydın ve ileri görüşlülükleri sayesinde biz bu gün sorun tespiti veya çözüm yolları arayışı yerine belirlenmiş hedefe nasıl ulaşırız bunun çabasını vermeliyiz. Toplumsal gelişimde önemli katkıları bulunan dergi 1978 yılının Şubat ayında yayın hayatından çekilmiştir. NARTLARIN SESİ (1978) Yamçı dergisinin şubat 1978'de yayın hayatından çekilmesinden sonra 5 Kasım 1978'de Ankara Kuzey Kafkasya Halk Kültür Derneğinin gençlik kolunun aylık haber bülteni olan Nartların Sesi gazetesi yayın hayatına başlar. Gazete şeklindeki bültenin birinci sayısının sahibi ve sorumlu yönetmeni Mehmet Uzun'dur. İkinci sayıdan itibaren sahibi AKKHKD adına Fahri Huvaj'dır. Üçüncü sayısından itibaren de sorumlu yazı işleri müdürü Nihat Berzeg'dir. On sayı yayınlanan bülten Aralık 1979 tarihinden itibaren Nihat Berzeg'in sahip ve sorumlu müdürlüğünde dernekten bağımsız olarak yayını sürdürür. Bültenin belirli bir yazı kadrosu yoktur. Gazete Anavatandan vereceği haberlerle hem anavatan muhaceret ilişkisinin gelişmesini ve aynı topraklarda yaşayan aynı toplumun yaşam farklılıklarını dile getirmeye çalışmıştır. Gazeteye göre yeterince ilgilenilmemiş olan sanatımızı, geliştirmek amacı ile düşünce yazılarının bulunacağı bir köşe açmayı amaçlamışlardır. Çağdaş ve demokratik kültüre yer vermeyi hedeflemişlerdir. Gazeteyle Kuzey Kafkasya tarihini iyice araştırıp halka aktarmayı düşünmüşlerdir. Ayrıca anavatan muhaceret ilişkilerini zedelemeden orada oluşmuş olan kültür birikimini buraya aktarmayı istemişlerdir ve muhacerette etnik kökeni korumak için şovenist tavırlardan uzaklaşılmasını hedeflemişlerdir. Onlar da Kamçı gazetesinin başlatmış olduğu Kendi Topraklarında Kendi Kaderini Belirleme hedefini benimsemişlerdir. Gazete 1980 yılı Şubatında yayın hayatından çekilmiştir. NİBCEĞU Üç ayda bir yayımlanan derginin sahibi ve sorumlusu Murat Özden'dır. Dergi sadece iki sayı kadar yayın hayatında kalmıştır. Derginin yayımlanan birinci sayısında belirttiği çerçevesine göre dergi; devrimcidir asla uzlaşmacı ve teslimiyetçi değil-dir. Konuşmak yerine icraat yapmayı kendine ilke olarak edindiğini ileri süren dergide Kuzey Kafkasya gezi izlenimlerine, derneklerden haberlere, açıklamalı sözlükle Kuzey Kafkasyalılara ilişkin bazı kavram ve terim açıklamalarına yer verilmiştir. Dergiye göre Kuzey Kafkasya'ya dönüş tezi isteğe bağlı, kişisel bir harekettir. Toplumsal sorunların çözümü demokrasi mücadelesi ile gerçekleşebilecektir. 1980'de Türkiye'deki değişimler derginin yayın hayatından ikinci sayısından sonra çekilmesine neden ol-muştur. KAFDAĞI (1987) 1987 yılının Şubat ayında yayın hayatına başlayan derginin sahibi Kuzey Kafkasya Kültür Derneği adına başkan Aslan Arı, yayın yönetmeni Nahit Erus, yazı işleri sorumlusu Mansur Ulutaşlı'dır. Dergide yazı yazanlar arasında Süleyman Yançatoral, Özdemir Özbay, Mevlüt Atalay, Fahri Huvaj gibi dernek ve Kafkas kültürü adına bizlere yol gösterici olmuş olan bir çok büyüğümüz yer almaktadır. Derginin birinci sayısında yayımlanan "Çıkarken" isimli yazıda günümüzde kendiliğinden gelişme fırsatı olmayan kültürü yaşatmanın en iyi yolu olarak ilk kaynağına ulaşmanın gerekliliği ortaya konuşmuştur. Ayrıca kültürün gelişmesine engel teşkil eden bir diğer faktörü de dağınık ve hızlı yerleşim olarak belirtmişlerdir. İşte bu nedenlerle Kafdağı dergisi kültürü korumak ve geliştirmek amacıyla organize olmak için diğer hemşehrilerini de bu mücadele içine katmayı hedefleyen bir yayın organ olarak yayınlarını bu hedef doğrultusunda yönlendirmiştir. Kafdağı dergisi günümüzde halen bir çok konuda bize kaynak teşkil edebilecek kadar çok yönlü olarak yapılmış bir yayındır. Kültürü yaşatma ve nesillere aktarma konusunda hedeflerini belirlemiş olan derginin bu hedeflerine ulaştığı ortadadır. KAFKASYA GERÇEĞİ Samsun Kuzey Kafkasya Kültür derneğinin yayın organı olan dergi 1989 yılında yayın hayatına başlayan derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Av. Sefer E. Berzeg'tir. Dergide Kafkasya tarihi ve kültürünü tanıtmaya ağırlık verilmiştir. Ayrıca anayurttan haberlere ve muhacerette yaşayan kendi alanlarında belirli yerlere gelmiş aramızdan ayrılan veya halen hayatta olan Kafkas kökenli hemşehrilerimizin tanıtımına yer verilmiştir. MARJE 1991 yılında Lina Organization tarafından çıkartılmaya başlayan derginin sahibi; Sönmez Baykan genel yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürü; Mustafa Aziz Özbek sanat yönetmeni; Cihan İşbaşı'dır. Derginin ilk sayısı olan tanıtım sayısında yayımlanan "Marje Dostlar" isimli yazıda derginin amacı belirtilmiştir. Dergiye göre; ulusal ve kültürel kimliğimizi sadece kendi kendimize yaşamaktayız. Dergi, kültürümüzün ülke ve dünya kamuoyunda bilinmesi, sorunlarımızı her yerde ve demokratik yollarla ortaya koyabilmenin tek yolu olarak görmektedir. Bu nedenlerle dergi anavatandan Maykop, Nalçık, Sohumi, Grozni'den ve diğer muhaceret ülkelerinden gelen düzenli haberleri aktarmayı, politikacılarla, devlet adamlarıyla ve sanatçılarla bizimle ilgili konularda röportajlar yapmayı temel ilke olarak benimsemiştir. YALOVA KUZEY KAFKAS DERGİSİ 1991 yılında Yalova Kuzey Kafkasya Kültür derneği yayın organı olarak iki ayda bir yayımlanan tarih, kültür ve haber dergisi olan dergi yayın hayatına başlamıştır. Derginin sahibi YKKKD adına Şahabettin Özden'dir. Yazı işleri müdürü Mustafa Özsoy'dur. Dergide yazanlar arasında Rasih Savaş Mustafa Beştoy gibi yıllardır yayın sektörü içinde Kafkas kültürü için emek veren yazarların olduğu görülmektedir. Dergide Kafkasya tarihi, muhaceret ve anayurt haberleri ile şiir ve bulmacalara rastlanmaktadır. KAF-DER BÜLTEN Kaf-Der bülten 1993 yılında Kaf-Der'in kuruluşundan sonra yayınlanmaya başlamış bir bültendir. Kaf-Der Türkiye genelindeki tüm Kafkas derneklerini bir araya toplayıp organizeli hareket gereksiniminden ortaya çıkmıştır. Kaf-Der oluşum sürecinden sonra koordineli bir şekilde şubeleşmeye gitmenin yolu olarak iletişimin ve etkileşimin sağlanması gerekli görülmüştür. Bu etkileşimin sağlanmasının yolu da Kaf-Der bültenin yayımlanması olmuştur. Bu bültenle Kaf-Kur ve Kaf-Der oluşum süreçlerinin aktarılmasının yanı sıra anayurt ile ilişkilerde bir köprü görevini üstlenerek kısa süre içerisinde orada olanları hemşehrilerine aktarmayı hedeflemiştir. Kaf-Der bülten Kaf-Der'in sözcüsü durumundadır. Bülten, örgütlenme ve sorunların çözümü konularında bir çok kitleye ulaşarak bir bütünlük sağlamayı hedefleyen Kaf-Der'in insanlara ulaşmasındaki en büyük araç olmakla birlikte ileride yayın hayatına başlayacak olan dergimiz Nart'a da temel teşkil etmiştir. UZUNYAYLA HABER (1993) 1993 yılında Kayseri'de yayımlanmaya başlayan gazetenin sahibi ve yazı işleri müdürü Lütfi Demirtaş, genel yayın yönetmeni Erdem Aydemir'dir. Gazete üçüncü sayısından itibaren Uzunyayla Haber- Kafkas'ın Sesi olarak ismini değiştirmiştir. Değiştirme nedenlerini gazetenin üçüncü sayısında okuyucu eleştirileri olarak belirten gazete anayurttan ve muhaceretten haber vermeyi amaçlamaktadır. Uzunyayla Haber dünyanın her yerinde oluşan ve Kafkas Halklarını ilgilendiren her türlü olayı haber olarak okuyucularına iletmeyi hedeflemiştir. YEDİ YILDIZ (1994) 1994 yılında yayın hayatına başlayan derginin Kuzey Kafkasyalılar Kültür Derneği adına sahibi; Ömer Aytek Kurmer, yazı işleri müdürü Engin Şekerci'dir. Yedi Yıldız dergisi Kuzey Kafkasyalılar Kültür Derneğinin yayın organı olarak faaliyet göstermektedir. Dergi kültürü yaşatıp bunu diğer nesillere aktarmaktan ziyade, muhaceretin ve anayurdun güncel sorunlarını ve çözüm yollarını ele almayı tercih etmiştir. Bununla birlikte Kafkas tarihini ve dünyanın diğer ülkelerinde olan olayları Kuzey Kafkasyalı gözü ile ele almışlardır. Türkiye'deki Çerkezleri bir çatı altında toplayıp organizeli hareketi hedefleyen Kaf-Der'i de zaman zaman eleştiren derginin amacı bağımsız Kafkasya'ya ulaşmak için faaliyet göstermektir. KAFKASYA YAZILARI (1997) Üç ayda bir yayımlanan tarih, edebiyat, kültür ve sanat dosyası olan dergiyi yayına hazırlayanlar Sezai Sarıoğlu, Özcan Sapan, Levent Sergin'dir. Dergi kamuoyuna açık tüm kitapçılarda satılan bir dergidir. Kafkasya Yazıları; bu coğrafyada yaşayan tüm halkların tarihini, edebiyatını araştıran ve bu konulara ilişkin yazıları içeren bir dergidir. Halk ayrımı yapmaksızın geniş bir coğrafyaya yayılmış olan tüm Kafkas halklarını ele alan dergide amaç, ilk sayısında yayımlanan sunuş kısmında belirtildiği üzere "Kafkas insanının sonsuz durumlarını ele almaktır." NART (1997-...) Nart dergisi Kafkas derneği yayın kurulu organıdır. İki ayda bir yayımlanan düşün ve sanat dergisi olan dergimizin sahibi, Kafkas derneği adına Muhittin Ünal'dır. Dergimizde Mevlüt Atalay, Özdemir Özbay, Erol Taymaz, Sevda Alankuş-Kural gibi düşün insanlarının yazıları ve çevirileri yer almaktadır. Ayrıca beklenmedik bir zamanda aramızdan ayrılan Süleyman Yançatoral dergimizin kuruluşunda ve onu kaybettiğimiz yedinci sayıya kadar dergimizde emeği geçmiş büyüklerimizden biridir. Yayın hayatı üç buçuk yıl süren Kaf-Der bültenin içeriği haber vermeye yönelikti. Ancak yeniden yapılanma süreciyle birlikte bültenin daha zengin bir içerikle yayımlanması ve yayınların içeriğiyle bilimsel ve kültürel birikimi sağlayıp, geleceğe yönelik politikaları oluşturmayı amaçlayan Kaf-Der Nart dergisiyle hemşehrilerine ulaşmayı hedeflemiştir. Dergimizin ilk sayısında yayımlanan görevleri dört başlıkta toplanmıştır. 1-Nart dergisinin öncelikli görevi Kafkasyalıları ilgilendiren olayları kamuoyuna duyurmaktır. Türkiye'de gelişen olaylardan ve derneklere ilişkin haberlere yer vermeyi amaçlamaktadır. 2-Dergimizin ağırlık vereceği ikinci konu araştırma ve inceleme yazılarıdır. Asimilasyon sürecinde kültürel değerlerimizi korumak için genel olarak kültür ve özel olarak güncel kültürel sorunlarımızı ele almak hedeflenmiştir. 3-Dergimizin üçüncü görevi ise farklı görüşleri bir araya getirip, faaliyetlerimize ışık tutan politikaların geliştirildiği bir forum olmaktır. 4-Nart'ın dördüncü görevi kültürü yaşatmak için kültürel üretimi teşvik etmektir. Bu amaçlar doğrultusunda dergimizde bir çok güncel konuda röportajlar, tarihsel olaylar, kitap tanıtımları, anayurttan ve muhaceretten haberler, şiir ve hikayeler, okuyucu mektupları ve dış basında yer alan olayların çevirilerine yer verdik. Bu içeriği ile dergimiz iki senedir sizlerle birlikte yayın hayatına devam etmektedir. Değerli büyüklerimiz yıllar önce çıkarmış oldukları dergilerle bizlere yol gösterici olmuşlardır. Umarız Nart dergisi de bizden sonraki nesillere yol gösterici olur. HÜR KAFKASYA Kafkas Derneği Samsun Şubesi Yayın organı olan bu derginin yayın yönetmeni Palba Kudret Çiçek, Kafkas Derneği Samsun Şubesi adına sahibi ve yazı işleri müdürü Ekrem Akalın'dır. Yayın Kurulu'nda Serap Şimşek, Kemal Bay, Ali İhsan Aksamaz, Seniye Berzeg, Ramazan Hacıhasanoğlu, Palıpha Hilal'in yer aldığı aylık dergide Türkiye ve Kafkasya'dan haberler, edebiyat, çocuk masalları, araştırma-değerlendirme yazıları bulunuyor. [ Guşef YANÇATORAL tarafından derlenmiştir.]+''+Guşef Yançatoral

Hatti/Hititlerin Kökeni ve Çerkesler

HATTİ / HİTİTLERİN KÖKENİ VE ÇERKESLER Ali Çurey (Çiviyazıları Yayınları, Mjora Dizisi, Şubat 2000, 72 sayfa) +''+ "Eğer Hatti ve Hititler Kafkasya'dan Anadolu'ya gelmişler ve burada üstün bir uygarlık yaratmışlarsa ve Adığeler de bu halklarla aynı geçmişin çocukları ise, onların araştırılması ve karanlıkta kalan yönlerinin ortaya çıkarılması herkesten önce Adığe insanın görevidir", diyor kitabın yazarı Ali Çurey önsözünde. Yazar kitapta Hitit dönemine neden gerek duyulduğu, Hititlerle Kuzey Kafkasya ve Adığelerin ilişkilerinin ne olduğu, Hititlerin kendileri ile aynı kökene dayanan Adığelere kültürel ve tarihi katkıların neler olduğu gibi sorulara cevap aramış. Kitabın girişinde Prof. Bilge Umar'ın bu konulara değindiği "Türkiye Halkının İlkçağ Tarihi" adlı kitabından bir alıntı var: "General İsmail Berkok Hititleri, genellikle 'Çerkes' diye adlandırılan Kafkas ulusundan sayıyor. Ona göre Hititler de Çerkes'tir ve Büyük Hitit İmparatorluğu yıkıldıktan sonra bunların bir bölümü Kafkasya'ya avdet etmiştir. Bu konulara 'Tarihte Kafkasya' yapıtında değinmektedir. Ayrıca Urartular da Çerkes'tir. Eski Mısır Firavun soylarından bazıları adlarının Çerkes dilinde anlam taşımasından anlaşılacağı üzerine Çerkes'tir." Kitap Çerkes kökenli olduğu ve Anadolu'ya Kafkasya'dan geldiği düşünülen Hititler'in tarihi hakkında çeşitli noktaları aydınlatmaya ve Adığe kültürü ile olan ilişkisini anlatmaya çalışmış. Kitapta konuyla ilgili orijinal ve ilgi çekici belgeler bulabilirsiniz. Özellikle Hitit ve Çerkes dillerindeki çeşitli kelimelerin karşılaştırılması ve aralarındaki benzerliklerin okuyucularımızın ilgisini çekeceğini düşünüyoruz. Yazar Ali Çurey 1937 yılında Merzifon'da doğdu. 1984 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrıldı."Kafkasya", "Kamçı", "Yamçı" gibi dergilerde ve "Yeni Kafkasya" gazetesinde Kuzey Kafkasya ile ilgili yazı ve çevirileri yayınlandı. Kafkaya'da yayınlanan "Vuachemaxo", "Zequecsniqh", "Adighe Psatle" gibi dergi ve gazetelerde Adığece şiirleri yayınlandı. 1999 yılında Adığe Bilimler Akademisine seçilen Çurey halen İstanbul'da yaşıyor. KURTULUŞ SAVAŞINDA ÇERKESLERİN ROLÜ Genişletilmiş 2. Baskı Muhittin Ünal (Kafkas Derneği Yayınları, Mayıs 2000, Ankara, 314 sayfa) 'Kurtuluş Savaşı'nda Çerkeslerin Rolü' aynı zamanda Kafkas Derneği Genel Başkanı da olan Muhittin Ünal'ın aynı isimli kitabının genişletilmiş ikinci baskısı. Yazar, kitabın önsözünde amacının Kurtuluş Savaşı'nda yer alan Çerkeslerin sadece Ethem Bey ve Ahmet Anzavur'dan ibaret olmadığını, daha pek çok Çerkes kökenli insanın da bu savaşta bu ülke adına savaştığını ancak tarihi kaynaklarda Çerkes kimlikleri vurgulanmadığı için tanınmadıklarını, Kafkas kökenliler dahil tarihe meraklı tüm okuyuculara hatırlatmak olduğunu söylüyor. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde olaylar kronolojik bir sıra içinde, Kurtuluş Savaşı'nda Çerkesler adına ilk adımı atan Hüseyin Rauf Orbay'ı eksen alarak anlatılıyor. Diğer Çerkesler de yeri geldikçe olaylar içindeki yerleri ile aktarılıyor. İkinci kısım Ethem Bey'e ayrılmış durumda. Üçüncü kısımda ise Anadolu'daki iç isyanlar ve Çerkeslerin bunlara katılış sebepleri anlatılıyor. Yazar Muhittin Ünal 1944 yılında Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Kazancık Köyü'nde doğdu. Kayseri Lisesi, Selçuk Eğitim Enstitüsü ve Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi'ni bitirdi. 6 yıl öğretmenlik ve idarecilik, 23 yıl da TDÇ İşletmeleri'nde müfettişlik, başmüfettişlik ve Teftiş kurulu Başkanlığı yaptı. 'Miralay Bekir Sami Günsav'ın Kurtuluş Savaşı Anıları' ilk kitabı olup 1994 yılında yayınlandı. 'Kurtuluş Savaşı'nda Çerkeslerin Rolü' ikinci kitabıdır. IRKÇILIK Robert Miles (Çev: Sibel Yaman, Sarmal Yayınevi, 2000, 192 sayfa) Irkçılık birçok sosyolojik kavram gibi günlük kullanıma ve günlük kullanımda birçok anlama sahip bir kavram. Bu kitap, özellikle, kimi Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığından kalkınan ırkçılığın siyasal iktidara ortak olma noktasına geldiği; politikacıların son zamanlarda sık sık "ırk farklılığı" diye tanımladıkları şeye doğal bir gerçeklik atfettiği şu günlerde sorunun hiç de hafife alınmayacak boyutlara ulaştığını gözler önüne sermesi bakımından da okunması gereken bir kitap. Kitaptaki ana amaç "ırkçılık" kavramının sosyolojik analizde süregelen kullanımını örneklemektir. Kitabın ilk iki bölümünde "Irkçılık" kavramının kullanım şekli ve kökeni tarihsel olarak gözden geçiriliyor ve son zamanlardaki kavram üzerine kuram geliştirme çabaları değerlendiriliyor. Bu bağlamda kitap, tarihsel ve kuramsal çözümlemeleri eleştirel bir yaklaşımla birleştirerek Avrupalıların, Avrupalı olmayanları tanımlamasının ve onlara karşı tutumunun tarih içinde aldığı biçimleri sergiliyor. Son iki bölümde ise kavramın sosyolojik analizde devam eden kullanımını tarif etmek ve doğrulamak için, günümüze kadar gelen çalışmaların eleştirilerinin ışığında bir tartışma başlatılıyor. Kitapta ele alınan konulardan birkaçı şöyle sıralanabilir: Batı dünyasındaki ırkçılık, kapitalizm ve ırkçılık arasındaki bağlantı, Avrupa'da "öteki" hakkında tartışmaların tarihi değerlendirmesi, kavram enflasyonu ve ırkçılık-milliyetçilik arasındaki ilişki. KAFKASYA SEYAHATNAMESİ, Aras'tan Volga'ya Adım Adım Kafkasya Hasan Yılmaz, Nihat Kaşıkçı (Çankaya Vakfı Yayınları, Şubat 2000, Ankara, 284 sayfa.) "Avarlar, Kumuklar, Tabasaranlar, Laklar, Lezgiler, Nogaylar, Çerkesler, Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Kabardinler, Tatarlar, Adigeler, Abhazlar, Gürcüler, Ermeniler, Azeriler, Ruslar, Yahudiler... Kafkasya Neresi?, Hangi milletler yaşıyor?, Çeçenlerin kahramanca mücadelesiyle insanlığın dikkatini çeken bu coğrafyanın geleceği nasıl olacak? İki yüz yıldır egemenliğinde tuttuğu bu coğrafyada Ruslar daha ne kadar kalacak?..." "Kafkasya konusundaki bilinmeyenlerin hiç değilse bir bölümüne ışık tutabilmek amacıyla", kitabın yazarları olan iki gazetecinin 11 Haziran-20 Temmuz 1999 tarihleri arasında gerçekleştirdikleri, Gürcüstan, Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya Federasyonu'nun güney kesimlerini kapsayan bir karayolu seyahatinin öyküsünü bulacaksınız bu kitapta. Seyahatin nasıl ve hangi koşullarda yapıldığı ve gezilen ülke ve şehirlerdeki gözlemleri ele alan kitapta, Türki cumhuriyetlerin yanında Çeçenistan, Soçi, Vladikafkas, Maykop, Nalçik ve Çerkesk'te yaşananlardan da bahsedilmiş. Kitabın sonunda; Rus-Çeçen savaşının patlak vermesi üzerine gazetecilerin hazırladıkları ve devletin ilgili kademelerine de ulaştırılan "Kafkasya Raporu"ndan bazı alıntılar yapılmış ve "Kafkasya İçin Genel Değerlendirme" bölümü oluşturulmuş. Bu genel değerlendirme kısmında Rusya'nın Kafkaslar'daki genel politikası, bölgedeki etnik yapılanma, Çeçenler ve son Rus-Çeçen savaşı'na değinilmiş. Yazarlardan Hasan Yılmaz, 1965 Çankırı doğumlu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdikten sonra Hürses, Yeni Düşünce, Yeni Hafta ve Türkiye gazetelerinde çalıştı. Nihat Kaşıkçı ise, 1966 Kayseri doğumlu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Türkiye gazetesinde çalıştı. Bundan önce Nihat Kaşıkçı ve Hasan Yılmaz'ın birlikte çalıştıkları 1998'de Tanrı Dağlarından Malazgirt'e, Orta Asya Görsel Kataloğu ve Orta Asya Seyahatnamesi gibi çeşitli yayınları bulunmaktadır.+''+Ali Çurey

İnternette Çerkesler

http://www.geocities.com/Athens/Aegean/7654 Bunlardan ilki, Konyalı bir Abzakh olan genç arkadaşımız (Gish) Harun Şahin tarafından 1997-1999 döneminde hazırlanan sayfa. Şimdiye kadar yaklaşık 30.000 civarında hemşehrimiz ziyaret etmiş. Zengin Türkçe içeriğe sahip olan sayfanın İngilizce versiyonu da hazırlanmış. +''+ "Titiz, profesyonelce ve tamamen Çerkes kültürünü yaymak ve yaşatmak amacı ile hazırlanmış bir internet sitesi" şeklinde tanımlıyor bu çalışmasını Harun. Sitede Kafkas Tarihine öncelikle yer verilmiş. Kafkasya'nın yakın tarihi, Kafkasya-Çarlık Rusyası-Osmanlı ilişkileri, göç dönemi, sürgün öncesi ve sonrası dönem bu tarih bölümünün içeriğini oluşturuyor. Sayfadaki "Çerkesler" linki ile Çerkes kültürü, Çerkes göçmenleri, günümüzde Çerkesler ve Çerkeslerin inanç sistemi gibi konulara ulaşmak mümkün. Sitede Çeçenler ile ilgili özel bir bölüm hazırlanmış. Burada Çeçen Tarihi, Çeçen Kültürü, İnanç Sistemleri ve Çeçen Boylarını kapsayan bilgiler mevcut. Ayrıca güncel Çeçenistan haberleri, fotoğraflar ve belgeler de bölümde yer almış. Abhazya ile ilgili sayfada ise; 'Dünden Bugüne Abhazya' başlığı altında Abhazya'nın tarihi yapısının yanında demografik yapısından bahsediliyor. Sitede Kafkasya'daki cumhuriyetler ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Harun Şahin, sayfasında "Çerkes Edebiyatı" başlığı altında; antik çağ ve ilk çağ dönemlerinde Çerkeslerde kültürel şekillenmeler, sözlü edebiyat, Çerkes masalları, söylenceleri, huahoları gibi kültür ve edebiyata ilişkin bilgiler veriyor. "Çerkes Şiirleri" bölümünde ise Kafkasya ile ilgili yazılmış şiirler ve ağıtların yanısıra, sayfayı ziyaret edenlerin yazdıkları şiirler de var. Ardından, çok çeşitli Kafkas müziklerine ulaşabileceğiniz "Çerkes Müzikleri" bölümü geliyor. Fıkralar, Efsaneler, Hikayeler, Atasözleri'nin dışında; sizi internetteki pek çok tarihi fotoğraf arşivine ulaştıracak olan "Kafkas Resimleri" bu sayfada ilginizi çekebilecek diğer kısımlardan. İlgi çekici bir diğer bölüm ise "Ticaret Sayfası": Bu bölüm ticari ilişkileri geliştirmek ve bu yolla insanların birbirlerini tanımaları amacıyla tasarlanmış. Burada; "servis verenler", "satılık", "satılık arıyorum", "kiralık", "kiralık arıyorum", "iş veriyorum", "iş arıyorum" şeklinde kısımlar hazırlanmış. Sohbet Odaları, Tanışma Sayfası, Duyurular, Köylerimizi Tanıyalım, Haberler, ICQ Listesi, Dernek Adres ve Telefonları, Ziyaretçi defteri, Harun Şahin'in bu kapsamlı sayfasının diğer unsurları. Harun, sayfasını yaklaşık iki haftada bir güncelliyor. Site sürekli yeni bölümler eklemek ve mevcut bölümleri geliştirmek suretiyle genişletilmekte. (Gısh) Harun Şahin'e böylesine kapsamlı ve güzel çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Tanıtacağımız bir diğer site: http://www.marnet.com.tr/belgesel/home1.htm İngilizce olarak hazırlanan bu site, Ela Barlas'ın yapımcısı olduğu ve Ürdün Prensi Ali bin Al Hüseyin'in 12 atlıyla beraber Ürdün'den yola çıkarak Suriye, Türkiye üzerinden Kafkasya'ya "Geri Dönüş"ünü konu alan belgesel çalışmalarını anlatıyor. Amerika, Kuzey Batı Kafkasya, Ürdün ve Türkiye'de çekimleri yapılan belgesel, Mart ayında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde gösterilmiş ve hemşehrilerimiz tarafından büyük ilgi görmüştü. Prens Ali'yi tanıtan ve kendisiyle yapılan bir röportajın yer aldığı bir linkle başlıyor site. The journey (yolculuk) adlı bölümde bu yolculuğun amacı ve Kafkasyalıların sürgünü, tarihi perspektif çerçevesinde yansıtılmış. Sitede İngilizce olarak yer alan makaleler: Forced Migration (Zorunlu Göç)-Erol Taymaz, Myths of the Cherkess (Çerkeslerin Mitleri)-John Colarusso, Circassians in Jordan and the in/visibility of identity (Ürdün'deki Çerkesler ve Kimliğin Görünmezliği)-Seteney Shami, Circassians as a Diasporic Community (Diasporik bir Topluluk Olarak Çerkesler)-Sevda Alankuş. The Making of a Documentary bağlantısıyla belgeselin çekim aşamaları ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgi edinmek ve pek çok fotoğrafa ulaşmak mümkün. The Crew bölümünde de belgeselin hazırlanmasında emeği geçen yapımcı, yönetmen, kameraman ve diğer tüm çalışanlar görülebiliyor. Bu belgeselle ilgili bilgi ve fotoğraf edinmek isteyenlere tavsiye edebileceğimiz bir sayfa... Bu sayımızda bahsedeceğimiz son internet sitesi de: http://www.geocities.com/Pentagon/bunker/4670 Düzce'den Nejat Özsoy tarafından hazırlanan bu siteyi 15 Ekim 1998'den itibaren yaklaşık 20.000 kişi ziyaret etmiş. Bu sayfanın en önemli özelliği Çerkeslerle ilgili konularda pek çok internet sitesine ulaşmayı sağlayan derli toplu bir içeriği olması. Nart Dergisi'nin daha önceki sayılarında bu siteden alınan fotoğraf ve yazılara yer vermiştik. Site, dünyanın çeşitli yerlerinden yaklaşık 30 kadar kişisel internet sayfasına bağlantı yapıyor. Bu sayfalar genelde çok fazla kişinin ziyaret ettiği ve (Amerika-Washington, Norveç, Ürdün, Avustralya, Hollanda, İsrail, Khabardey-Nalçik, Türkiye gibi...) değişik diasporalardan insanların hazırladıkları sayfalar. "Cumhuriyetlerle İlgili İnternet Sayfaları" bölümünde Adığey Cumhuriyeti, Osetya, Khabardey Balkar, Çeçenistan, Abhazya, Dağıstan gibi Kafkas cumhuriyetlerinde oluşturulan çoğunlukla resmi sayfalara bağlantılar yapılmış. Sanat, Müzik, Folklor, Fotoğraflar, Kuzey Kafkasya haritaları, Kuzey Kafkasya ile ilgili kuruluşlar (Ürdün'deki Al-Jeel Al-Jadeed Kulübü, Kafkas Vakfı, Kafkas Derneği, Amerikan Karaçay-Kafkas Derneği, Dostluk Kulübü gibi), Dil-Kültür-Tarih, konularında dünyanın pek çok yerinden ilginç sayfalara ulaşma imkanı sağlıyor Gutej'in sayfası. Sayfada Çeçenistan Savaşı ile ilgili özel bir bölüm de yer alıyor. Burada Çeçenistan ile ilgili hazırlanmış olan sayfalara bağlantılar yapılmış. Düzce'deki depremin açtığı yaralar nedeniyle bir süre düzenli olarak güncellenemeyen sayfa, Türkiye'de hazırlanan pek çok sitede de adına rastlayabileceğiniz kapsamlı bir kaynak durumunda.  +''+Nejan Huvaj

Varlık Vergisi ve “Türkleştirme” Politikaları

Ayhan Aktar, İletişim Yayınları, 2000, 244 sayfa. +''+ Kitapta, II. Dünya Savaşı yıllarında gayri Müslim azınlıklara yönelik devlet politikaları ve "Varlık Vergisi" uygulaması anlatılıyor. İletişim Yayınları'ndan çıkan bu eserde, devletin azınlıklara yönelik politikalarına örnek oluşturan bu uygulamanın, Türk milliyetçiliği ve milliyetçilik teorileriyle olan ilişkisine dikkat çekiliyor. Halen Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olan sosyolog Ayhan Aktar, kitabında Tek Parti Dönemi'nde uygulanmış olan "Türkleştirme" politikalarını ayrıntılı olarak ele alıyor ve bunların ekonomik, sosyal, kültürel sonuçlarını tartışıyor. Aktar Türk milliyetçi söylemindeki "biz" ve "ötekiler"in aslında kimlerden oluştuğunu kitapta şöyle açıklıyor: "Milliyetçi söylemde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalan nüfus, "Türkler" ve "Türkleştirilebilir" olanlar (Çerkesler, Lazlar, Kürtler gibi Müslüman gruplar), yani "BİZ" ve bu "BİZ"e dahil edilebilecek olanlar ile "Türkleşemeyecekler" (Rumlar, Yahudiler ve Ermeniler gibi gayri Müslim cemaatler) olmak üzere ikiye ayırır..." Aktar araştırmasını yaparken, Dışişleri ve Maliye Bakanlığı arşivlerinin araştırmacılara kapalı olması nedeniyle, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden yararlanmak zorunda kalmış. Aktar, resmi arşivlerle yetinmeyip döneme tanıklık etmiş kişilerin anılarına, dönemin yerli ve yabancı basınına ve hatta azınlıklara dair hakim önyargıyı yansıtan karikatürlere de başvurmuş. Türkiye'de "devletin azınlıklar üzerin düşen gölgesi"ne bir örnek oluşturan Varlık Vergisi uygulamasını toplumsal hafızanın kenarlarından merkezine taşımayı amaçlayan bu kitabın ilginizi çekeceğini umuyoruz.+''+Ayhan Aktar

Adıgey Cumhuriyeti Yasaları

Anayasa, Anayurda Dönüş, Vatandaşlık ve Yatırımlar Mevzuatı, Çeviri-Düzenleme: Fahri Huvaj, Adıge Yayınları, Temmuz 2000, 110 sayfa. +''+ Bu kitapta 19. yüzyılda açılan ulusal yaraların elden geldiğince sarılabilmesine olanak sağlamak üzere Adıgey Cumhuriyeti tarafından atılmış bulunan somut adımları, oluşturulmaya çalışılan yasal ve yönetsel altyapıları izleme fırsatı bulacaksınız. Kitapta yer alan metinlerin birçoğu Adıgece'den, bazıları da Rusça'dan çevrilmiştir. Bu metinlerin bir kısmı 1 Ağustos gününün "Anayurda Dönenler (Repatriantlar) Günü"ilan edilmesi vesilesiyle 1998 yılında Adıgey Cumhuriyeti tarafından 4 dilde yayımlanan "ANAYURDA DÖNÜŞ, YASALAR-YÖNETMELİKLER" adlı kitapta yer almıştır. Kitap 4 ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Rusya Federasyonu merkezi bildiri ve yasa metinlerinden alıntılar yer almakta. İkinci Bölüm ise Adıgey Cumhuriyeti'nin Anayasası'nı içeriyor. Üçüncü bölümde Anayurda Dönüş ve Vatandaşlık Mevzuatı ele alınmış. Burada Adıgey Cumhuriyeti Anayurda Dönüş ve Vatandaşlık Yasası, Anayurda Dönüş ve Vatandaşlık Hakkına ilişkin yönetsel düzenlemeler, Anayurda Dönenlere Yardım Vakfı Tüzüğü yer alıyor. Dördüncü ve son bölümde de Adıgey Cumhuriyeti Yatırımlar Yasası sunuluyor. Kitabı hazırlayan Araştırmacı-Avukat Fahri Huvaj; "Kitabın yakın ve uzak gelecekte Anayurda dönmeyi düşünenlerle, kendisi anayurda dönemeyecek olsa bile oradan kopmak istemeyen, orada mülk edinmek, yatırım yapmak isteyen Türkiyeli Adıgeler ve genel olarak Türkiyeli yatırımcılar için yararlı olacağına inanıyor ve bunu diliyorum" diyor. Anavatanla ilişkilerimizin sıcak tutulması açısından önemli yeri olan bu kitaptan faydalanacağınızı umuyoruz.+''+Fahri Huvaj