Suriye Çerkesleri için RF Makamlarına Bir Başvuru Daha

KAFFED Suriye'deki Çerkeslerinin Anavatana dönüşü için tüm Rus Makamlarına bir kez daha yazılı başvuruda bulundu.   Yazının gönderildiği Makamlar: Vladimir Vladimirovich Putin The President of the Russian Federation Dmitry Anatolyevich Medvedev Prime Minister of Russia Mikhail Margelov Chairman of the Council of the Federation Committee for Foreign Affairs Valentina Ivanovna Matviyenko Chairman of the Federation Council of the Russian Federation Konstantin Kosachev Chairman of the Russia Federal Agency Safaraliev Gadzhimet Kerimovich Chairman of the State Duma Committee on Nationalities Leonid Slutsky, E. Chairman of the State Duma Committee on CIS Affairs and Relations with Compatriots Sergey Yevgenyevich Naryshkin Chairman of the State Duma of the Russian Federation ********************   Vladimir Vladimirovich Putin The President of the Russian Federation Your Excellency, I am writing this letter on behalf of the Circassian diaspora in Turkey. I would like to introduce our organization, the Federation of the Caucasian Associations (Kaffed), as the main Circassian civil society organization in Turkey. The Federation, which has more than 60 member associations all around Turkey, represents six million Circassians (Adygeans and Abkhazians) living in Turkey. Kaffed, is one of the founding members of the World Circassian Association based in Nalchik, the Kabardino-Balkaria Republic. The main objective of Kaffed is to help the Circassian diaspora in protecting and developing their identity, language and culture, and to foster the links between the diaspora and the homeland. The situation in Syria is getting worse with each passing day as violence has been intensified in almost all around the country in spite of the mediation efforts by the UN. We follow these developments with great concern, because our compatriots, as a small minority living in Syria, are trapped by fighting, and are in danger of attack and total physical destruction as a result of sectarian and ethnic violence. The homeland of the Circassians living in Syria is the republics of Kabardino-Balkaria, Adygea and Karachai-Cherkess, the federal objects of the Russian Federation. The parliaments of these republics have taken decisions to provide assistance to the Circassians who would like to repatriate from Syria, but their efforts are severely limited by the lack of resources and legal restrictions. We ask you to help the Circassian, to help the Circassians living in Syria to be evacuated safely from the conflict zone, and to be repatriated to the homeland in the Caucasus. We believe that the Russian Federation, as she has rightfully done in the case of the Circassians in Kosovo, can extent its assistance to the Circassians in Syria, who enjoy the right to go back to the Russian Federation in accordance with the Federal Law on Russian Federation’s State Policy toward Compatriots Living Abroad. In order to to facilitate their safe and fast repatriation, we strongly believe that: The number of Syrian Circassians to be repatriated should not be restricted by the current immigration quotas of the relevant republics. They should be granted the residence permit and citizenship without lengthy procedures. The Federal Government should provide emergency aid to satisfy basic needs of new comers (food, accommodation, health and education) that cannot be provided by local republics who lack sufficient resources. ul> The Circassians in Syria should not be denied their basic human rights, “the right to life, liberty and security”, and “the right to leave any country, including his own, and to return to his country”. Your Excellency, We know that the Russian Federation, as a global power, could and should help the Circassians in Syria, who have expressed their demand to be repatriated to the Caucasus, to live in peace they deserve. The Federal Government of the Russian Federation can help for the emergency evacuation of the Circassians in Syria, and facilitate their repatriation swiftly and safely. Such an action will prove to the whole world that the Russian Federation has the determination and capacity to help all of its compatriots when they are in need of urgent humanitarian assistance. The Circassians living all around the world will appreciate the Russian Federation helping the Syrian Circassians to repatriate to their safe home in the Caucasus. Respectfully, Vacit Kadioglu President Federation of Caucasian Associations TurkeynanKaffed

Bizi Zafere Ulaştıran Sarkılarımız | Dökümanter Film | Abhazya

Bizi Zafere Ulaştıran Sarkılarımız | Dökümanter Film | Abhazya  Kaynak: Kaffedp>Kaffed

30 Eylül 2012, Abhazya’nın Zafer ve Özgürlük Günü Etkinlikleri – Ayaayra Amş

30 Eylül 2012, Abhazya'nın Zafer ve Özgürlük Günü Etkinlikleri - Ayaayra Amş  Kaynak: Kaffedp>Kaffed

Ruhum Ruhuna Değsin…

Ben bir Anlatıcıyım, Yeryüzündeki milyonlarca Anlatıcıdan sadece bir tanesiyim. Ruhum dolaşır durur tüm evreni. Uzak diyarların yağmurlarıyla yıkanır, rüzgarlarıyla kurulanırım, çöllerin sonsuzluğunda kaybolur, bir serapta yeniden doğarım. Benim gibi dolaşıp duran Ruhların fısıldadıklarını Kelimelerle dans ettirip, İnsan hikayeleri anlatırım hepinize aşina... Küçük bir kızdım bir zamanlar. Karanlık ve küf kokulu avlularda gölgeleri kovalardım. Taş duvarların üzerine çıkıp, avlunun dışındaki korkunç dünyaya bakardım korkulu gözlerle. Heyula gibi dikilirdi karşıma hayat. Ben hayat denen alemdeki canavarların neye benzediklerini düşünürken, kedilerin boğuşmaları bölerdi düşlerimi. Küçük suratımdaki kaşlar çatılır, bulduğum ilk taşı fırlatırdım kedilere, yetmezdi, kapı önünde çıkarılmış naylon terliği fırlatırdım. ''Hahhk tam isabet,defolun pis kediler.'' Keşke avlunun dışındaki canavarlar da bu kediler kadar olsalardı, onları da haklardım bir vuruşta. Babannem diyor ki; ''Onların çook uzun guyrukları var guga, teeeyyy fizana gidiyor, guyruğunu bir vurdummu yer çatlayıp, gök yarılıyor. Sen gitme avludan dışarı, kuku deheditte.'' ''Hiii gitmem babanne. Bizim eve giremezler de mi, babanne ? '' ''Ğa a yavrım sokarmıyım onları içeri, voleyhi geberdirim vura vura. Git tesbiimi getirde, Le ilehe illeleyi diyek'' ... Mızıka nağmeleriyle büyüdüm ben. Annem çok güzel mızıka çalardı, babamla ben de gafe oynardık. Annem Şeşen çalmaya başladığında babam, ''Yeni yetme oğlanlar böyle oynuyorlar'' diyerek abartılı ve komik hareketlerle dans ederdi. Babaannem ''A dıdı dıdı, sıthimyeşh mıda mıda'' diyerek bu abartılı dansı izlerdi. Türkçeyi sonradan öğrendiği için babannem karışık konuşurdu. Annesini anlatırdı bana. Onun uzun örgülü saçlarını, yay gibi kaşlarını tarif eder güzelliğini öve öve bitiremezdi. Sonra bir Çerkes kadının Türkçe konuşamadığı için, canlı bir tavuğu kucaklayıp bakkala götürdüğünü ve tavuğun arkasını göstererek yumurta almak için nasıl çabaladığını anlatırdı kahkahalarla. Ben çocuktum. Nenelerin dedelerin baş köşelerde oturtulduğu, khabze kurallarının uygulandığı zamanlardı. Evde Kabardeyce konuşulurdu. Annem Abhaz olmasına rağmen, Kabardeyce'yi de kendi dili kadar mükemmel konuşurdu. Ve fakat bizlerle yani çocuklarıyla hep Türkçe konuşurlardı. Çocukken durumun ciddiyetinde değildim, büyüdükçe kendi içimde netleşen Çerkes kimliğim, dilimi bilmediğim için ya da öğretilmediği için hep kırık kaldı. Kabardey'den olma, Abhaz'dan doğma, Türkiye'de yaşayan BEN SÜRGÜN ! Kendi dilimde ağlamayı isterim hep. Kendi dilimde gülmeyi, düşünmeyi, düşüncelerimi kendi dilimin kelimeleriyle dans ettirmeyi hayal ederim. Kelimeleri ardı ardına dizemiyorum. Ağzımdan çıkan sözler uzaklaşıyorlar ve ben söylemek istediğimi söyleyemiyorum. Çünkü güzel dilim, sen de sürgündesin. Anlar birbirini izlerken, çocukluğumun dünyalarında gezinirim bir buluttan diğerine zıplayarak. Dünyanın da bir çocukluğu var mıdır acaba ? Büyük Çerkes ailelerinde torunlar daha çok nene ve dede ile vakit geçirirler, onlar tarafından eğitilirlerdi. Ben de babannemin yaveri gibiydim. hep onun yanında yöresinde dolaşır isteklerini yerine getirirdim. Uzunyayla'dan GALMIKŞEY gelirdi. Babannem Galmıkşey içmek istediğinde, sobanın üstünde her an hazırda kaynayan bordo renkli bitki çayını, kocaman bir kaseye koyup, bembeyaz sütü ilave eder, içine bir parça da tereyağını bıraktıktan sonra bu özel içeçeği, karabiber eşliğinde Kabardey anasına sunardım. Çocuk bakışımla bu tuhaf şeyi nasıl içtiğine hayret eder, her yudumda ''u huh uhuh'' diyerek büyük bir mutlulukla Galmikşey'i içen babannemi seyrederdim... Mızıka çalan Abhaz kadınının kucağına doğmuşum ben. Bulgurdan yoğurulan Basta'yı, unla kavrularak yapılan Şips'e bandırarak yemişim, Velibahların tereyağında minik parmak izlerim durur, Haluğana hamurundan yaptığım kuşlar ise çoktan kanatlanıp uçtular. Sahi nereye gider bulutlar? Zaman nereye gider? Sıcak bir yaz günü 76 model Renault otomobilin arka koltuğunda oturuyorum. Gözlerimde, sanki dünyayı keşfetmenin yolculuğuna çıkmışım gibi bir heyecanın pırıltıları var. Çok sıcak olmasına rağmen camı aralayamıyorum bile. Uzunyayla'nın beyaz tozu saçlarıma yapışsın istemiyorum. İlk kez bir düğüne katılacağım. Bir Çerkes kızı olarak, ailemi ve sülalemi temsil edeceğim bu düğünde. Arabanın teybinde bir mızıka kaseti dönüyor. Mızıkanın nağmelerine insan sesleri karışıyor. ''Gayserimii istasyonuumi sarmuğaaa''... Gafe'ye hafif salınarak eşlik ediyorum. Pencereden bozkırı izliyorum, Kabardey atlarının kişnemelerini duyuyorum. Yaylada koşturan parlak siyah atlar eşlik ediyor yolculuğuma, atın üstünde yağız bir Adığe görüyorum. Atalarımın bu topraklara gelişinin hikayesini fısıldıyor kulağıma Zümrüdüanka... Ama herşeyi bir yana bırakıp, Gaşenimin beni düğünde beklediğini düşlüyorum yanaklarım kızararak... Çocukluğum, benim anayurdum, neden şimdi sayıklamalarıma dönüştü ki? Kanatları kırılmış bir martının çaresizliği ve hüznüyle, başımı karanlığın cömert yalnızlığına yaslıyorum... Tek bir yurdun, tek bir kültürün insanı değilim ben. Kabardey olup, Abhaz bir rahimde beslenip, Asya ve Avrupa'nın buluştuğu, çeşit çeşit medeniyetler'in var olduğu, bambaşka bir ülkede doğmak ve büyümek nasıl bir zenginliktir ve bir o kadar da yalnızlıktır, bunu iyi bilirim. Sevgili Büyük Dedem, Ruhum ruhuna değsin de duy sesimi ! Sen daha güzel bir kıyıda doğmak için öldün ama ''Arkada bıraktıklarının yüreklerinde yaşamak, ölmemektir.'' demiş şair. Duy kalbimin atışlarını... Sen büyük sürgünde çektiğin acıları bilirsin. Peki sen bilir misin? Yok olmamak için acı çekmenin ölmekten daha çok cesaret istediğini. Tabi ki bilirsin. Bunu sen bildiğin için, bugün de ben biliyorum. Huzursuzum. Köklerimin geldiği yer ile doğduğum yer arasında çıkmazlarım, derin devamlı kanayan yaralarım var. Ben bir sürgünüm, vatanımın yağmurlarıyla yıkanır, rüzgarlarıyla kurulanırım. Sonsuz bir özlem duygusuyla yaşıyarak, asırlardır varolmanın direncini gösteren soyum için her sabah güneşle uyanıp ışıklı şarkılar söylerim... NART DERGİSİ 83. SAYI

Kabardey’de “Kız İsteme, Gelin Alma ve Düğün Törenleri”

Nart Dergisi’nin 82. sayısında "kaçırma" ile gerçekleşen evliliklerde uygulanan seremonileri anlatmıştık. Kaçırmanın dışında yani "kız isteme, gelin alma" ile gerçekleşen evliliklerde Kabardey'de uygulanan şekliyle törenlerde uygulanan khabzeleri de anlatalım dedik. Hani okuyucu, memleketin bütün delikanlıları kız kaçırmak için, bütün kızlar da kaçmak için bir köşe başında bekliyor izlenimine kapılmasın diye!p>   Aslında gideceğim her düğün bende biraz stres yaratıyor. Yine gidip saatlerce sofrada oturup, herkesin aynı temennilerinden oluşan tekdüze söylemleri dinleyeceğiz düşüncesinin tetiklediği bir isteksizliktir bu stres. Gelin alma kısmı hariç. Çünkü gelin alma seremonisinde süre kısıtlıdır ve yetişilmesi gereken bir nikah saati vardır. O yüzden de bir an önce gerekli ritüelleri yerine getirip, kız evinden ayrılmanın planı önceden yapıldığı için yemek masasında sıkılmaya zaman kalmıyor. İşte bu nedenle gelin alma seremonisini seviyorum. Genç kız ve erkek evlenmek üzere anlaştıktan sonra, evlenme töreninin nasıl olacağı çoğunlukla kız tarafınca belirlenir. Kız kendi evinden çıkarak, gelin alma töreni ile alınarak evlenmek istiyorsa "gelin alınacak" demektir. Erkek tarafının artık bu talepten sonra "hayır, biz kızı kaçıracağız" deme hakkı yoktur. Kaçırılmayacağı kesinleşen kızın ailesi, her türlü masrafı göğüslemeye hazır halde, kızlarını nısaşe (gelin etme) ile evlendirecek olmanın verdiği ayrıcalıklı havası ile hazırlıklara doludizgin başlar. Kızın giyimkuşamı ile gelin almaya geleceklerin nasıl ağırlanacağına yönelik bir hazırlıktır yapılacak olan.    KIZ İSTEMEp> Erkek tarafından kızın ailesine bir haberci gönderilir ve "şu gün, şu saatte kızınıza talip olmak üzere geleceğiz" denir. Kız tarafı da konuyu bildiği için haliyle kabul eder. (Aslında gençler anlaştığı halde, kızın ailesi bu evliliğe karşı ise habercinin geri çevrildiği durumlar da olmaktadır. ) Belirlenen tarihte, damat adayının varsa amcası, sülale büyüğü, erkek kardeşi, kız kardeşinin eşi, babasının veya amcasının yakın arkadaşı gibi nsanlardan oluşan bir kız isteme grubu gider. Kız tarafına genellikle, içinde meyve çeşitleri, içkiler, temizlenmiş bir çiğ hindi, şekerleme vs. olan büyükçe bir sepet götürülür. Ancak ailenin sosyal ve ekonomik gücü ile orantılı olarak "elalem ne der!"  kaygısı taşımayanlar, bu sepet yerine, içkiçikolata vs.den oluşan hediye paketlerini kendi belirledikleri başka şekillerde de götürebiliyorlar. Kız tarafında kızın yakınları hazır bulunurlar. Her zamanki gibi sofra hazırdır. Aslında her özel sofrada aynı çeşit yemekler vardır ama seremoninin türüne göre yemek çeşitleri değişebilir. Bazen çok çeşitte bazen daha sade bir sunum yapılır. Kız istemeye gelenler geliş amaçlarını açıkladıktan sonra, usül gereği kız tarafı hemen kabul edip, tamam demez ve "biz de bir kızımıza soralım, bakalım vs.." der. Kısa bir süre sonra erkek tarafı kız tarafını bir yoklar ve cevaplarını alır. Büyükler ya da karar merci olan kişiler gelin alma nikahdüğün konusundaki detaylarda ve her iki tarafa da uyan bir tarihte anlaşırlar. Anlaşılan konular tarihsaat ve mekân ile insan sayısı üzerinedir. Bunların dışında ev eşyası, gelinlik, takı vs. gibi konular bir evliliğin mihenk taşı değildir. Böyle bir gelenek olmadığı için de bunlar hiç söz konusu yapılmaz.   GELİN ALMAp> Gelin almaya, tarafların anlaşmalarına bağlı olarak (kız evinin büyüklüğüne göre) yaklaşık 20 kişi ile 100 kişi arasında değişen bir sayıda insan gidebiliyor. Gelin alayı eve ulaştığında kapıda karşılanarak buyur edilirler. Thamadeler, orta yaş grubu ve gençler olmak üzere gelen insan sayısına göre önceden belirlenen şekilde yemek masalarına oturmaları sağlanır. Çoğunlukla kadın erkek karışık olarak oturur. Çok planlı ve sık olmasa da erkek thamade grubu ile kadınların bir kısmının ayrı olarak oturtulduğu da olmaktadır. Her sofrada o yaş grubuna uygun olarak sülalenin bir temsilcisi sofra thamadesi olarak bulunur ve sofra düzenini sağlar. Her sofrada tanışma ve iyi dilek temenni seremonisi yapılır. (Kabardey'e daha önce gelmiş olanlar bilirler, sofralar çok renklidir, süslüdür. Çok çeşitte salata, kanatlı kanatsız, kırmızıbeyaz her türlü et çeşidi, şipsbasta, delen, meze ve içecek çeşitleri, şekerlemeler, meyveler bulunur. Her yörenin sofrasında hemen hemen aynı tür yiyecekler olur. 56 saat süren düğünde zamanın çoğu sofrada geçtiği için mütemadiyen yersiniz. İçki içiyorsanız daha da çok yersiniz. İçkiyi de öyle canınız istedikçe kendi başınıza içemezsiniz. Her kadeh kaldırışta bir kişiye söz verilir, iyi dilek söylemi yapılır ve bunun peşi sıra topluca içilir.)  GELİNİ ÇIKARTMAp> Düğün kurulur ve gençler düğün yaparken önceden kimler olacağı belirlenmiş olan kadın ve erkeklerden oluşan 34 kişilik bir grup gelinin bulunduğu odaya yönelir ve burada gelini çıkartma töreni başlar.  Gelini çıkartmak öyle hemence olmaz tabi ki. Yaklaşık bir saate yakın süren, oldukça enteresan ve eğlenceli bir mücadele başlar.  Erkek tarafının iki bayan ve bir erkek elemanı gelinin bulunduğu odaya yaklaştığında ve gelini çıkartmak üzere oturduğu yerden kaldırmaya yeltendikleri anda, kız tarafının en cevval, ağzı en iyi laf yapan, en inatçı ve esprili kadınlarından oluşan bir bariyerle karşılaşırlar. Burada pazarlık başlar. Gelini çıkartacak temsilci, burada dağıtacağı bahşişin direnişçilerce tam olarak hak edilmesini sağlamak için ciddi bir mücadele örneği sergiler. El cebe öyle hemen girmez. İtiraz nedenleri uzun uzun dinlenir, karşı gelinir, gelin kızın ne kadar kıymetli ve paha biçilemez olduğuna ikna olunur vs. Her yeni şaka ve iddia da, hoşa giden diyaloglarda el cebe girer. Ardından karşı tarafın itirazları başlar. Verilen hiç bir rakam onları tatmin etmez. Tekrar mücadeleler, ikna sözleri, gülüşmeler, birazda khafe ile süslenen seremoni de doğaçlama olarak yapılan mizansen her seferinde çok hoşuma gidiyor. Hatta bir düğünün en güzel anıdır gelin çıkartma diyebilirim. Burada sembolik olarak toplanan para orada bulunan kadınlar arasında paylaştırılır.  Gelin çıkartıldıktan sonra, gelin arabasına yaklaştığında kızın erkek kardeşi (veya bir erkek kuzeni) gelini kucaklayarak arabaya bindirir.  Kız tarafı gelin alayını uğurlarken kapıda küçük bir temsili sofra kurulur ve uğurlama söylemleriyle kadeh kaldırılır.   (Burada çeyiz kavramı yok. Sadece kızın giysileri beraberinde gönderiliyor ve varsa gelen hediyeler de veriliyor. Son zamanlarda azalmış olmasına rağmen, "giysi götürme" adeti de var. Yani kızın hazırlamış olduğu tüm giyimkuşamları düğünden kısa bir süre sonra bir kaç kadın tarafından götürülüyor. O zaman da ayrı bir seremoni yapılıyor. Yine sofralar yine Hohlar vs.)   DÜĞÜN ALAYI VE NİKAHp> Kız evinden ayrılan gelin alayı nikah dairesine doğru yola çıkar. Zamanında nikaha yetişebilen bir gelin alayı hiç görmedim. Herkes geciktiği için olsa gerek nikahlar kıyılıyor.  Nikah dairesinde gelin ve damadın arkadaşları ile genç akrabaları bulunur. Bunların dışındaki gelin alayındaki thamadeler düğün nerede yapılacak ise yani ya eve ya da düğün salonuna (restoran) giderek oradaki misafirlere katılırlar. Nikah dairesinin arkasında kısa bir düğün yapıldıktan sonra konvoy tekrar yola çıkar ve şehir turu yaptıktan sonra Abhaz meydanında yine küçük bir düğün kurulur. Daha sonra da düğünün yapılacağı mekâna ulaşılır.   DÜĞÜNp> Her düğünün temel kuralı iyi ve zengin sofralar kurabilmektir. Erkek tarafı düğün mekânında önceden belirlenen yerlere oturtulduktan bir süre sonra kız tarafı yine önceden belirlendiği sayıya bağlı kalınarak (bazen de kalınmayarak) toplu halde gelir. Onlar da kendilerine ayrılmış olan yerlere otururlar. Kızın anne ve babasının düğüne katıldığı da oluyor, ayıp düşüncesiyle katılmadığı da.) Her masada erkek tarafından bir thamade bulunur. Sofra thamadesinin yaşının masadaki diğer kişilerden büyük olması zorunlu değildir. Sülalenin thamade olabilecek nitelikte kimi varsa onlar görev yaparlar. Gerçi sülaleden orada hazır bulunan herkes bir thamade adayıdır. O yüzden hiç thamade sıkıntısı da çekilmez. Masanın büyüklüğüne yani oturan insan sayısına göre de bir veya bir kaç genç şha ğrıt (içki servisi yapan kişi) olarak görevlendirilir. Bu gençler masadaki herkesin bardaklarına odaklıdırlar ve düğün süresi boyunca su, meşrubat ve alkollü içecekleri mütemadiyen bardakları boş bırakmaksızın doldururlar.  Thamade masada hemen herkese söz vermeye çalışır, insanlar kendilerini tanıttıktan sonra evlenen çift için iyi dileklerini sunabilsinler diye. (Sanırım memleketteki hemen herkesin biraz hatip olması, bu sofra kültüründeki toplum içinde konuşma geleneğinin insanda zamanla oluşturduğu rahatlık ve hitap gücünün gelişmesi olsa gerek.) Sofralardaki birbirine çok benzeyen iyi dilek konuşmaları kesintisiz devam ederken bir taraftan da düğün kurulur. Ancak düğün yani müzik ve kafe sofradan daha fazla önemsenmez. Düğün kısa aralıklarla yapılır ve tekrar sofraya dönülür. Son yıllarda artık düğün organizatörleri ile aracılığıyla da düğünler yapılıyor. Ekonomik durumu elveren aileler artık düğünlerinin daha düzenli, uygulanması gereken khabzeler gerçekleştirilerek yapılması için bu organizatörlere başvuruyorlar. Bu profesyonel khabze uygulama timlerinin sayıları çok değil ancak rağbet görüyorlar. Düğünde geleneksel kıyafetler giyiyorlar ve müzisyenleri de beraberlerinde getiriyorlar. Düğün esnasında "wune yişe (gelini kayınvalidesi ve yakınlarına gösterme töreni)  şave yişij (damadı kız tarafına tanıştırma töreni)" gibi seremonileri usulüne uygun bir şekilde hohlarını yaparak yerine getiriyorlar. Bu küçük törenler de düğünün olduğu mekânda yapılıyor. (Eskiden ayrı tarihlerde uzun uzadıya yapılırken insanlar artık bazı şeylerin pratik hallerini keşfettikleri için oracıkta yerine getiriyorlar sembolik de olsa.)  Bu düğün organizatörleri, genel olarak düğünün belli bir düzene uyarak kargaşa çıkmadan yapılmasını sağlıyorlar. Tabi ki bu durum da düğün sahibinin stresini oldukça azaltıyor. Düğün masrafları erkek tarafına ait olmakla birlikte kız tarafının maddi durumuna göre damada evarabapara hediye edilebiliyor.  Anlatmaya çalıştığım eylemler yöreye, ailenin genel durumuna vs. bağlı olarak farlılıklar gösterebilmektedir. Köylerde yapılan bu törenlerde daha değişik uygulamalar oluyor. Hatta artık, salon düğünlerindeki toplu gelenek uygulamalarını eleştiren ve her bir ritüelin başlı başına ve hakkıyla yapılması gerektiğinin tartışılmasına başlanmış durumda. Yani şave yişij, wune yişe gibi törenlerin anlamını ve özelliğini koruyarak gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.   Fotoğraflar Dzıbe Fatih ile Tatar Rameta'nın Nalçik'te gerçekleşen düğünlerinde çekilmiştir.    NART DERGİSİ 84. Sayı      +''+nan+''+Gupse Altınışık

Adıgey Cumhuriyeti

Adığey Cumhuriyeti'nin yüzölçümü, son duruma göre 7.800 km²'dir. Adığey Cumhuriyeti, 27 Temmuz 1922'de "Adığe Çerkesleri Özerk Bölgesi" (oblast) adıyla kuruldu. Sonra, şimdiki adını aldı. İlk kurulduğunda yüzölçümü 2.645 km² idi, yaklaşık olarak şimdiki Oktiyabrski, Teuçej, Kras¬nogvardeysk, Şogen ve Koşhabl ilçeleri (rayon) topraklarını kapsıyordu. İlk başkenti Tohtomukay köyü idi. 1926'da 112.800 olan toplam nüfusun yüzde 45'i Adığe (50 bin), yüzde 25,8'i de Rus (29 bin) idi. Daha sonra başkent, Krasnodar oldu. 1937'de Krasnodar Eyaleti (kray) kurulup, Krasnodar kenti eyalet merkezi olunca, Adığe ÖB'nin merkezi Maykop'a (Mıyekhuape) taşındı. Dolayısıyla, şimdiki Giaginsk (Cece) ilçesi ve Maykop kentsel bölgesi Adığe ÖB topraklarına katıldı. Krasnodar Barajı'nın kurulması ve 13 köyün sular altında kalması üzerine Maykop'un güneyindeki bölüm (şimdi Maykop ilçesi) Adığe ÖB'ne eklendi. Böylece Adığelere, geleceğe yönelik ekonomik gelişme olanağı sağlanmak istendi. Ancak, Adığe nüfus oranı yaklaşık beşte bire düştü (1989'da yüzde 20,6). Buna karşılık Rus nüfus oranı yüzde 70'i geçti. Rus nüfus, sanayileşmeye bağlı olarak da arttı. Adığe ÖB, böylece eski Şapsığ Ulusal İlçesi (1922-1941) ile sınırdaş oldu. [Özdemir Özbay'ın Dünden Bugüne Kafkasya kitabından alınmıştır.]p>+''+nan+''+Özdemir Özbay]

Maykop Kenti ve Yönetimi

Maykop'un, kent ilçelerinide kapsayan, özel bir yönetimi vardır. Maykop 1857'de, Byelaya Irmağı'nın doğu yakasında Adıgelerden ele geçirilen bir yerde Ruslarca kuruldu. Daha sonra gelişti ve 1937'de Adıge y Cumhuriyeti başkenti oldu. Nüfusu yaklaşık 150 bin olup Rus nüfus çoğunluktadır.  Adıge nüfus azdır. Bunlar da, daha çok, özerk yönetim gereği kentte bulunan Adıge görevliler ve aileleridir. Maykop'ta Adıge y Cumhuriyeti Parlamentosu (Yerel "Halk Temsilcileri Sovyeti"), Cumhuriyet yönetimi (yürütme komitesi) bulunmaktadır. Adıgeler, bu kuruluşların başındadır.  Alt kademe yönetim; Adıge ağırlıklı ilçelerde (Oktiyabrski, Tewuçuej, Şogen, Koşhable) daha çok Adıge görevlilerde, Rus ağırlıklı ilçelerde de (Krasnogvardeysk, Giaginsk, Maykop) Ruslardadır.  Maykop adı, Adıgece Mıyekhuape'den gelmektedir. Mıyekhuape ise Mı (=Yaban elması), -ye (=-lık takısı), khuape (=köşe, diyar) anlamlarına gelmekte olup, Yaban Elması Ağaçları Köşesi/Diyarı demektir. Gerçekten Maykop ormanları, doğal yaban elması ağaçlarıyla kaplıdır.  Öte yandan Mıyekhuape'nin "Mıyeke Irmağı Ağzı" anlamını içerdiği de söylenmektedir. "Mıyeke", Maykop' un, kıyısında kurulduğu Byelaya (Şhaguaşe) Irmağı'nın bir koludur. (Adıge ce'de "pe", bu bağlamda, akarsu ağzı anlamını içermektedir: Afıpsıp-Afıps Ağzı, Şehap-şahe Ağzı, Psış'üape-Psış'ü Ağzı, Mıyekhuape-Mıyeke Ağzı gibi). Maykop'un 52 km²'lik kentsel yönetim alanı içinde, başlıca şu kültürel kuruluşlar bulunmaktadır: Adıge Devlet Pedagoji Enstitüsü (öğretmen yetiştirir); Adıge Bilimsel Araştırma Enstitüsü (Ekonomi, dil, edebiyat ve tarih bölümleri bulunur); Maykop Öğretmen Geliştirme (Tekamül) Enstitüsü (Öğretmenlere üst eğitim ve beceri kazandırır); Adıge Pedagoji Okulu (Uçilişe); Adıge Müzik Okulu (Uçilişe); Maykop Tıp Okulu (Uçilişe); Maykop Tarım Teknik Okulu (Teknikum); Maykop Sınai İmalatlar Teknik Okulu (Teknikum), vb. Son yıllarda bu okulların birleştirilmesi ile Adıge Ulusal Üniversitesi'nin temeli atılmış ve kurulma çalışmaları halen sürdürülmektedir. Maykop'ta Adıge Devlet Basımevi; Adıge Yazarları Örgütü; Adıge Devlet Halk Dansları Topluluğu; Adıge Radyosu; Adıge ce "Adıge Makh" Gazetesi, Zekhoşnığ Dergisi bulunur.  Maykop-Tuapse arası 148 km; Maykop-Karsnodar 130 km; Maykop-Oktiyabrski 126 km; Maykop'tan Krasno-gvardeysk 83 km, Şogenhable 62 km, Giaginski 35 km, Koşhable 89 km, Tulski 14 km, Kamennomostski 45 km, Tewuçuej 107 km, Yablanovsk 175 km'dir.  Maykop'ta yıllık yağış miktarı 700 mm'ye yakındır (689.9 mm). Yıllık sıcaklık ortalaması da 10.9 derecedir (Nisan ayı değerleri 10-11 derece, Ekim ayı değerleri de 17-25 derece arasındadır). Bu da, uzun bir yaz turizm mevsimi yaşandığını göstermektedir. Kış turizmi için yeterli altyapı ise henüz tamamlanmamıştır.  Kışları kuru, sıcak ve bol güneşli bir iklim, kirlenmemiş bir doğa, yeşilin hemen her tonu, kaynak sular, bunlara eklenen ve Adıge kadınlarının el becerilerini yansıtan zengin bir mutfak, geleceğin turizm patlamasına şimdiden bir çağrı niteliğindedir.  Maykop'ta turistlerin ilgisini çeken Adıge Devlet Dramatik Tiyatrosu ile Adıge Eski Eserleri Müzesi de bulunmaktadır. [Özdemir Özbay'ın Dünden Bugüne Kafkasya kitabından alınmıştır.]p>+''+nan+''+Özdemir Özbay]

Adıgey Cumhuriyeti İlçeleri

1. Oktiyabrski İlçesi Krasnodar'ın güneyinde ve Krasnodar Barajı'nın batısındadır. Nüfusu Rus, Bjeduğ ve Şapsığlardan oluşmuştur. İlçenin ortalarından geçen Krasnodar-Anapa yolunun bulunduğu şerit, Rus yerleşim alanıdır. Burada Rus Yablonovski ve Enem kasabaları vardır. Daha batısı Şapsığ yöresi olup Afıpsıp, Panehes, Pseytuk, Haştuk ve Natuhay köyleri bulunur. Rus yerleşim alanının doğusunda Oktiyabrski (Tehu¬tamıkhuay) ve Şınciy gibi Bjeduğ köyleri bulunur. Bjeduğ yerleşimleri, doğudaki Tewuçuej ilçesinde de yoğunlaşarak sürer. Oktiyabrski, aynı zamanda ilçe merkezidir.p> 2. Tewuçuej İlçesi İlçe toprağı, Krasnodar Barajı'nın inşa edilmesiyle çok küçülmüştür. Baraj nedeniyle yerinden kaldırılan nüfus, yeni oluşturulan ve özel kent yönetimi olan Tevçejsk (Tewuçuejkale) kentine yerleşmiştir. Dünya Çerkes Birliği Başkanı Prof. Abu Şhalaho'nun verdiği bilgiye göre, Tevçejsk'in yaklaşık 12 bin nüfusunun 8 bini Adığe, 4 bini de Rus'tur. İlçede, Krasnodar Barajı'nın batı kıyısındaki Lhewstenhable kasabası yanında, Ponejıkhuay ve Tewuçuejhable de önemli köylerdendir. Baraj kurulmadan önce, Oktiyabrski ve Tewuçuej ilçesindeki Bjeduğ köyleri şunlardı: Penejukhuay, Gotlukhuay, Voçepşıy, Pçıhal'ıkhuay, Khunçıkhohabl, Khazanıkhuay, Askhelay, Lakhışıkhuay, Şınciy, Kozet, Tığuruğoy, şıhançerıyehabl ve Tlostenhabl idi. İlçe merkezi, Tewıçejsk kentidir.p> 3. Krasnogvardeysk İlçesi Merkezi, Krasnodar Barajı'nın doğusundaki Krasnogvardeysk köyüdür. İlçede dört Adığe köyü bulunmaktadır: Ç'emguy lehçesinde konuşan Cambeçıy, Ademıy ve Hatikhuay köyleri ile, Kuban Khaberdey lehçesinde konuşan Wılap (Ulyap) köyü. İlçe merkezi ile öteki köyler, Rus yerleşimleridir. Dolayısıyla nüfus çoğunluğu Rus kökenlidir. Adığece konuşan, Ermeni kökenli Bjeduğhabl köyü de bu ilçededir.p> 4. Şogen (Şogenovski) İlçesi Labe Irmağı'nın sol kıyısındaki iki ilçeden kuzeyde olanıdır. İlçe merkezi Şewcenhabl (Şogenhabl) (1958 öncesinde Hakurınehabl) köyü, Kafkasya'daki tek Abzah köyü olup ilkin 1855'te, ikinci kez ise 1862'de kuruldu. Köyde Abzah lehçesi konuşulur. Farz Irmağı kıyısındadır. Şogenhabl'ın bir mahallesi durumuna gelen Mamhığ köyünde ise, Ç'emguy lehçesi konuşulur. Bu köy dışında, Hatıjıkhuay, Pşızov, Khabehabl ve Cırakhey da birer Ç'emguy köyüdür. İlçenin batı bölümünün nüfusu Rus'tur. Adığey Cumhuriyeti'nin Krasnogvardeysk, Şogen ve Koşhabl ilçeleri, Adığe dilinin Ç'emguy lehçesiyle konuşurlar. Adığey Cumhuriyeti edebiyatının temelini atan üç kişiden ikisi Tsey İbrahim (1890-1936) ve Hatho Ahmed (1901-1937) Şogen ilçesinden; üçüncü yazar Ç'eraşeTembot (1902-1988) da Koşhabl ilçesindendir. Adığey Cumhuriyeti edebiyat dilinin Ç'emguy lehçesine dayanmasında, Ç'emguy dil yöresinden yetişen bu üç güçlü yazarın belirleyici etkisi olmuştur. (Bu üç yazardan ilk ikisi Abzah, Ç'eraşe Tembot ise Khaberdey kabilesindendir). Bu üç yazardan önce, Adığe yazı dili, Şapsığ lehçesine dayanıyordu. Şogen (Şevcen) ilçesinde "Şovgenovskiy Gos. Zakaznik" adlı büyük bir "Şogen Devlet Doğa Koruma ve Geliştirme Alanı" oluşturulmuştur.p> 5. Koşhable İlçesi İlçe merkezi Koşhable köyü, bir Kuban Khaberdey köyü olup Labe Irmağı'nın batı kıyısındadır. Ünlü yazar Ç'eraşe Tembot bu köyde doğmuştur. Bu ilçeye bağlı olan köylerden Leşepsın (Bleçepsin) ve Fedz (Hedz) Kuban Khaberdey; Haç'emzıy ve Yecerıkhuay köyleri ise Ç'emguy köyüdür. Haç'emzıy 1862'de kuruldu. Düzce'deki Haç'emzıy (Köprübaşı Ömer Efendi) köyünün ise, reformlara karşı gelip göç edenlerce kurulduğu anlaşılmaktadır. Öbür K'emguy köyü Yecerıkhuay, 1866'da kuruldu. İlçenin batısı, Rus yerleşim alanıdır.p> 6. Giaginski (Cace) İlçesi Merkezi Giaginskaya olan bu ilçede Adığe köyü yoktur. Novıy, Dondukovskaya ve Sergiyevskoye başlıca Rus köyleridir.p> 7. Maykop İlçesi Adığey Cumhuriyeti'nin güney kesimindedir. İlçe merkezi Tulski kasabasıdır. Güneye doğru sıralanan yerleşimlerden Şuntuk, Kamennomostskiy, Hamışki ve Guzeripl (Ğdzerıplhl) birer Rus yerleşimi; Abadzehskaya, Dages¬tanskaya ve Dahovskaya ise, birer kazak köyüdür (stanitsa). Görüldüğü gibi, köy adları çoğunlukla Adığecedir, ancak ilçede henüz bir Adığe yerleşimi yoktur. Bütün bu köyler birer dağcılık, kampçılık ve su sporları merkezi durumundadır. Eşsiz güzellikte bir doğa, şifalı sular ve temiz havası ile buraları, Adığe ülkesinin gelecekteki zenginlik kaynaklarını oluşturmaktadır. Buralarda, daha aşağıda değinileceği gibi, kısa ve uzun mesafeli turistik turlar düzenlenmektedir.p>  +''+nan+''+Kaffed

Adığey Cumhuriyeti Yeryüzü Şekilleri

Bölgenin merkezindeki Maykop'un kuzeyi ova, güneyi dağ ve platolarla kaplıdır. Maykop'un hemen güneyinde başlayan Ana Kafkas Sıradağları (Kafkaslar) güneye doğru yükselir. Çuavş (3.238 m.), Fişt (2.867 m.), Pşehasu (2.744 m.) ve Oşten (2.804m.) başlıca tepelerdendir. En güneydeki bu dağlık kesimde buzullar, kalıcı karlar ve göller bulunur. Göllerin en tanınmışı, Fışt tepesi yakınında Huko tepesinin batı eteğindeki Huko Gölü'dür. Buzulların ve kalıcı karların bulunduğu bu kesim, büyük bir su kaynağı oluşturmaktadır. Akarsuların bir bölümü kuzeydeki Kuban Irmağı'na, öbürleri de Karadeniz'e dökülmektedir. Buzul ve kar alanının altında çayır ve ormanlarla kaplı alanlar bulunmaktadır. Bu kesim, Karadeniz kıyısı (Kıyıboyu Şapsığhe) ile birlikte bir coğrafi ve turistik bölge bütünlüğü oluşturmaktadır. Adığey Cumhuriyeti içinde, halkın ve turistlerin ilgisini çeken tanınmış yerler arasında Leğo Naka (Lago-Naki) çayırları başta gelmektedir. Burası güneyde, Hamışkiy (Xhımış ç'ey = Hımış ovası) köyünün batısındadır. Adığey Cumhuriyeti'nde, insan sağlığı üzerinde olumlu etki eden ılıman bir kara iklimi görülür. Özellikle, rutubetin azaldığı, güneşli kuru havanın görüldüğü güney bölümü, kışın bile verem tedavisinde elverişli bir iklim yaratır. Adığey Cumhuriyeti ormanlarında hemen her tür ılıman kuşak ağaç türüne rastlanır. Üstte iğne yapraklı, daha altta yaprak döken ağaçlardan oluşma ormanlar vardır. Çayır ve ot topluluğu da son derece zengindir. Bu otlardan ilaç yapımında yararlanıldığı gibi, buralarda arılar ve sürüler yayılır. Av ve yabani hayvan türü çok zengindir. Özellikle berrak akarsular ve göllerde bol miktarda alabalık bulunur. Akarsularda, ayrıca su sporları da yapılmaktadır. Adığey Cumhuriyeti'nin ovalarla kaplı kuzey bölümü, verimli bir tarım alanıdır. Adığelerin hemen hepsi 1864 döneminde bu kesimde oluşturulan iki ana yöreye yerleştirilmişti (ilki, batıda Bjeduğyöresi, ikincisi doğuda Ç'emguy yöresi). Tarımda sulamadan yararlanılır. Bu iş için, büyük Krasnodar barajı yanında, batıya doğru sırasıyla Şınci, Oktiyabrski ve Şapsığ (Şapsugskoye) adlı üç küçük baraj kurulmuştur. Mısır, buğday, ayçiçeği, kenevir, tütün, kavun, patetes ve sebze yetiştirilir. Pazara yönelik bahçecilik de önem taşır. Esans elde edilen Kırım Gülü ve lavanta başta olmak üzere çiçek, bölgenin özel ürünüdür. Güney bölümünde değerli kereste elde edilir, hayvancılık ve arıcılık yapılır. Maykop yakınlarında petrol ve doğalgaz yatakları vardır. Maykop ve çevresi aynı zamanda bir endüstri merkezidir. [Özdemir Özbay'ın Dünden Bugüne Kafkasya kitabından alınmıştır.]p>+''+nan+''+Özdemir Özbay]

Dağ Turları ve Turistik Yerler

Adıgey Cumhuriyeti'nde, güneydeki Maykop ilçesinde ve çevresinde kısa ve uzun mesafeli dağ turları düzenlenmektedir. Tur güzergahlarında çeşitli konaklama ve kamp yerleri vardır.p>   Maykop ilçesinde, dağ gezintileri ve yürüyüşleri biçiminde düzenlenen dört ayrı tur bulunmaktadır. 1. Adıgey Cumhuriyeti'nden Kardeniz'e Yürüyüş: 6 gün sürmekte ve 76 km yürünmektedir. Maykop'tan Kamennomostski öyüne gelinmekte, sonra Laga-Naki (Leğo-Nakhe) çayırlarına ulaşılmaktadır. Burada konaklama yapıldıktan sonra; sırasıyla Azışski, Abadzexski ve Ostenski geçitleri geçilmekte, Tsitse Irmağı vadisindeki konaklama ardından; Maykopski geçidi yoluyla Pşeha Irmağı vadisine ulaşılmakta ve Vodapadni'de konaklama yapılmaktadır. Sonra Kıyıboyu Şapsığe'ye geçilmekte, Çugursan ve Çerkesski geçitleri yoluyla Karadeniz'e dökülen şahe Irmağı vadisine ulaşılmakta, sırasıyla Babuk-Avul ve Soloh-Avul'da konaklama yapıldıktan sonra, Soçi kuzeyindeki Dagomıs'ta (dağemıs) tur tamamlanmaktadır. Yürüyüş sırasında güzel yerler, bu arada Kıyıboyu Şapsığe-Adıgey Cumhuriyeti sınırlarındaki Huko Gölü de görülmektedir. 2. Batı Kafkas Turu: 5 gün süren ve 65 km olan bu tur, Maykop, Kamennomostski (Hacekhu) - Ğozeriplh - Armiyanski Geçidi - Fışt - Beloreçenski ve Çerkesski geçitleri - Babuk - Avul ve Soloh - Avul yoluyla Dagomıs'ta sona ermektedir. Bu gezi boyunca Ğozeriplh'in batısındaki Partizanskaya çayırlığı, Oşten-Fiş buzulları, Huko Gölü, vb. güzellikler görülebilmektedir. 3. Maykop'tan Karadeniz'e Yürüyüş: 7 gün ve 94 km süren bu tur, Maykop - Lago-Naki - Tsitse Irmağı - şpalorez Köyü - Hak'uçü Deresi Vadisi - Marino ve Kirov (Thağepş) köyleri - Lazarevsk güzergahını izlemektedir. 4. Kafkasların Ön Eteklerinde Atlı Gezinti: 8 gün süren ve 158 km yol katedilen bu tur, Kamennomostski'nin doğusundaki Pobeda köyünden başlamakta, doğuya gidilerek Farz suyu geçilmekte ve Gavrışeva çayırlığında konaklama yapılmaktadır. Ardından, Gubs çayı vadisinden güneye dönülmekte ve Pseçbek vadisi yoluyla Gurmay tepesi önünde konaklama yapılmaktadır. Buradan kuzeydeki Kizinka deresi vadisine ulaşılmakta, vadi boyunca doğuya gidilerek, vadinin kuzey yanındaki Dolmenler çayırına varılmaktadır. Sonra, tur tamamlanarak geri dönülmektedir. Yolculuk, bu kez güneye doğru sürmekte, Hodz Irmağı'nın kaynağı yanındaki Kunski çayırlığında konaklanmakta, güneydeki Büyük Thaç tepesine (2.368 m.) doğru bir tur yapıldıktan sonra, Sahray Irmağı vadisi boyunca batıya gidilmekte, Dah suyu ağzı yakınındaki Üst-Sahray köyünde konaklama yapıldıktan sonra, Şuşuk vadisi boyunca kuzeye gidilerek "Romantika" adlı tur başlangıcı yerine dönülmektedir. Bu geziler sırasında buzullar, kaynaklar, göller, özellikle Huko Gölü gibi güzel yerler görülebilmektedir. Özellikle, bu gezintiler, kamp yaşamına ve dağcılığa meraklı kişiler ve gençler açısından ilgi çekicidir.  Bunun dışında, Adıgey Cumhuriyeti'nde, turistik açıdan görülebilecek yerlerden bazıları ve özellikleri şunlardır: AFIPSIP - En batıda, Şapsığ yöresinde olup Adığe ÖB'nin ilk yöneticisi Şhançeri Hahurate'nin (1883-1935) anıtı bulunmaktadır. Yanında, güzel görünümlü Şapsığ Baraj Gölü vardır. ŞAPSIĞ (Şapsugskoye) ve OKTİYABRSKİ BARAJ GÖLLERİ - Afıpsıp ve Oktiyabrski köyleri yanında dinlenme yeridir. TEWUÇUEJHABL - Adığe halk şairi Tewuçuej Tsığue'nin (1855-1940) anıtı ve müzesi buradadır. ŞOGENHABL - Eski adı Hakurınehabl olan Abzah köyü. Adığe devrimci Şogen Mos'ın ve Sovyetler Birliği Kahramanı ünvanlı şair Andırhuaye Huseyn'in (1921-1942) anıtları, Andırhuay Müzesi vardır. KARASNOGVARDEYSK KÖYÜ - İ.Ö. VIII-VII. yüzyıllara ait (2.800 yıllık) Adığe kenti mezar kalıntıları. KAMENNOMOSTSKİ- Adıgey Cumhuriyeti'nin Maykop ilçesinde, İ.Ö. 3000 yılı sonlarından kalma (4 bin yıldan uzun bir zamandan kalma) "Meşoko" Maykop Kültürü kalıntıları. HAMIŞ (Hımışki) - Köye 15 km mesafede, "Hörgüçlü Yaban Öküzü Parkı". GUZERİPL (Ğozerıplh) - "Kafkas Doğa Koruma Alanı Müzesi". LAĞA-NAKİ (Lego-Naki) - Alp çayırları yakınında güzel manzaralar. HUKO GÖLÜ - Olağanüstü güzel manzara. Buradan şahane dağ panaroması izlenebilir. Burası, batıdaki Avtl tepesi ile doğudaki Huko tepesi arasındadır. Psış'uape Irmağı kaynağı yakınındadır. Gölün alt yanında, Kıyıboyu Şapsığhe'nin emsalsiz güzellikteki "Golovinski Cumhuriyet Doğa Koruma Alanı" (zakaznik) uzanır. Adıgey Cumhuriyeti'nin öteki yerlerinde de, burada sayılamayacak çoklukta ve güzellikte gezilebilecek yerler vardır. Bu arada, zengin Adığe mutfağı; bölge, köy ve kabileye göre çeşitlilik göstermektedir. Adığe mutfağı, doğal kır bitkilerine de yer vermektedir.     [Özdemir Özbay] “Dünden Bugüne Kafkasya” kitabından alınmıştır+''+nan+''+Kaffed