Adıgey Cumhuriyeti’ne Dönüş İmkanları

  Federasyonumuzun 2019 yılını  Anavatanla ilişkiler ve Dönüş yılı ilan ettiği daha önce açıklanmıştı. Konuyla ilgili Federasyonumuz bünyesinde Yönetim Kurulu Üyemiz Adnan ARSLAN koordinatörlüğünde oluşturulan Dönüş ve Anavatanla İlişkiler Çalışma Grubu anavatanımızdaki Cumhuriyetler ile  temasları sürdürmektedir. Bu çerçevede Adigey Cumhuriyeti’nden alınan bilgileri kamuoyu ile paylaşıyoruz. Federasyonumuz konu ile ilgilenenlere destek vermeye her zaman hazırdır. 2019 yılı için Adıgey Cumhuriyeti’ne tanınan vatandaşlık ve oturum izni kotası 600 dür. Temmuz, Ağustos aylarından sonra genellikle kota dolmaktadır. Kota sadece Çerkes kökenlilere tahsis edilmemiş olup dünyanın her tarafından gelenler kotadan yararlanabilmektedir. Çerkes diasporası olarak kotanın içerisinden mümkün olan en yüksek payı almamız anavatan diaspora ilişkileri açısından önemlidir. İzlenecek yollar; Her ayın ortalarında toplanan   komisyona oturum başvurusu yapmak istediğinizin dilekçesi,  komisyon gününden 1 gün öncesine kadar verilmelidir,  komisyondan bir gün sonrasında evrakların toplanmasına başlanılır  ve yaklaşık 15 gün sürer.p>  Önemli not :  Evrakların hazırlanmasından, vatandaşlığın alımına kadar olan bütün süreçte; özetle “Milli Komite” diyebileceğimiz, Shalaho Asker’in başında olduğu kuruma bağlı olan, Repatriantlarin Adaptasyon Merkezi (RAM), dönenlerin yanındadır. RAM, genişletilmiş kadrosuyla başvuru yapanın destekçisi ve sorunlarının çözümünde yardımcı olacaktır. Milli Komite ve RAM sayesinde, bugüne kadar olan bütün başvurulara olumlu cevap verilmiştir. (istisnai evrak hata ve sahtekarlığı dışında) Bu kurumlar, Adıgey dışında hiç bir federatif milli bölgede yoktur.p> İlk oturum başvurusu yapacak kişinin Türkiye’den getireceği evraklar :p> 1-  Savcılık temiz kağıdı (adli sicil kaydı) apostilli 2-  Evliler için evlilik durum belgesi apostilli 3-  Nüfus kayıt örneği 4- En az 5 yıllık pasaport (yeşil pasaport kesinlikle olmuyor, olanların  bordo pasaport çıkarması gerekiyor.)  5- 18 yaşından küçük çocuklar için doğum kayıt örneği apostilli, Rusya federasyonun da toplanacak evraklar:p> 1- Başvuru anketi 2- Türkiye’den gelen evrakların çevrilmesi ve noter onayı (ortalama 50 dolar) 3-  Sağlık raporları alınacak (ortalama 150 dolar) 4- Rusça dil sınavına girilip sertifika alınacak (sadece oturum izni için özel ve minimum RVP-geçici oturum düzeyinde, ortalama 80 dolar) 5- Başvuru harcı (ortalama 25 dolar) 6- 4 adet fotoğraf,  R.F. GİRİŞp> Migration Card veya Giriş Kartı  :Gümrükte pasaport polisi tarafından verilen giriş belgesi,p> Bir adrese kaydolmak                   :Pasaport, vize ve giriş kartıyla başvurup, herhangi bir adrese  kaydolmak.p> RVP Geçici Yaşam Kaydı              : Evraklar hazırsa hemen başvurulabilir.3 yıllığına verilir ve uzatılmaz, R.F. içinde yaşama ve çalışma hakkını verir. Başvuruya 6 ay içinde cevap verilir.                       p> Vid Na Jitelstva (Mavi Pasaport) (Sürekli oturum belgesi): Seçme, seçilme ve askerlik dışında R.F. 5 yıllığına verilir. Uzatılabilir , Rusya  vatandaşının bütün haklarına   sahiptir. Başvuruya 6 ay içinde cevap verilir.p> R.F. Vatandaşlığı                            : Rusya’da 5 yıl ikametten sonra verilir. Başvuruya 6 ay içinde cevap         verilir. Vatandaşlık alımına kadar olan toplam süre yaklaşık 5.5 – 6 yıldır.p>     OTURUM İZNİ, VATANDAŞLIK BAŞVURUSU KONULARIYLA İLGİLİ ADIGEY-MAYKOP’ TA BİR EVİNİZ VAR.p> Federasyonumuz oturum izni ve vatandaşlık başvurusu konularında sizlere destek sağlayacak olup, ayrıca vatana gidenlerin ikamet ve evrak işlemlerinde; Federasyonumuzun işbirliği ile Adıgey-Maykop’ ta bulunan Lemij derneğimiz  sizlere yardımcı olacaktır. Konuyla ilgili Lemij derneğimizin işlettiği Tıj İlkay Dönüş Yolu Misafirhanesinin  açıklaması aşağıda sunulmuştur.                Tıj İlkay Dönüş Yolu Misafirhanesi olarak Adigey’e yerleşim ve vatandaşlık işlemlerini yürütenler için tüm aşamalarda izlenmesi gereken prosedürlerin ve benzer durumları deneyimlemiş kişilerin karşılaştıkları zorlukların aşılmasında ve evrak işlemlerinin takibinde bir veri merkezi olarak yardımcı olabilmek bizim için büyük bir mutluluk kaynağı. Bu amaçla faaliyet gösterirken uygun fiyatlı konaklama ihtiyacını karşılamak, yerleşimcilerin adaptasyon süreçlerini destekleyici dil öğrenimi ve sosyal-kültürel faaliyetleri organize etmek, Maykop’ u ziyaret eden Kafkasyalılar için kendilerini evlerinde hissedebilecekleri nezih ve sosyal bir konaklama ortamı sağlamak Tıj İlkay Dönüş Yolu Misafirhanesi'nin kuruluş amacıdır. - Maykop’ a kesin dönüş yapmış ve orta vadeli barınma ihtiyaçlarını (3-6 ay kadar süreyle) karşılamak isteyen, - Oturum izni işlemlerini yürütmeleri nedeniyle Maykop’a belirli aralıklarla seyahat eden ve  Adıgey’ i ziyaret etmek isteyen misafirlerimizin konaklama ihtiyaçlarını 3 katlı ve 28 yatak kapasiteli misafirhanemiz ile uygun fiyatlar ve kendi kültüründen insanlarla bir arada olabilecekleri, güvenli, konforlu, sıcacık ve güler yüzlü bir ev atmosferinde karşılıyoruz. Amaçladığımız tüm bu faaliyetleri misafirhanemizdeki konaklama hizmetinden elde ettiğimiz gelirler ve destekçilerimizin katkılarıyla finanse etmekteyiz. Konaklama ücretlerimiz kazanç elde etme amacı olmadan belirlenmektedir. Konaklama ücretlerimiz 3 kategoride tanımlanmıştır;   1 - Turistik amaçlı ziyaretler ✈✈✈;p> Adıgey'i ziyaret etmek isteyen konuklarımız için Maykop turistik konaklama fiyatlarına oranla daha uygun fiyatlar sunuyoruz. Odalarımız çift kişiliktir. Çift kişilik odada; Tek Kişi Konaklama Ücreti           : 1000 ruble İki Kişi Konaklama Ücreti              : 1800 ruble 2 - Oturum izni başvurusu ve periyodik giriş-çıkışlar p> Oturum izni başvurusu yapmak üzere Maykop'ta bulunan ya da oturum izni sahibi olup periyodik giriş-çıkış yapma zorunluluğu bulunan kişiler için konaklama hizmetini, turistik amaçlı ziyaretler için belirlenen fiyatın altında sunuyoruz. Odalarımız çift kişiliktir. Çift kişilik odada; Tek Kişi Konaklama Ücreti           : 800 ruble İki Kişi Konaklama Ücreti              : 1400 ruble 3 - a. Adıgey'de yaşamak üzere dönüş yapmış kişilerp> b. Öğrenciler (Öğrenci Belgesi ibraz edilmelidir)p> c. 1 aydan uzun süreli konaklama yapmak isteyen konuklarımız için;p> İlk iki kategoriden daha uygun fiyatlarla konaklama imkanı sunuyoruz. Odalarımız çift kişiliktir. Çift kişilik odada; Tek Kişi Konaklama Ücreti           : 500 ruble İki Kişi Konaklama Ücreti              : 800 ruble Ayrıntılı bilgi için  +7 918 221 28 40 numaralı telefon üzerinden Whatsapp aracılığıyla ya da Facebook (facebook.com/tijilkaymisafirhanesi/) ve Instagram (instagram.com/tij.ilkay.misafirhanesi.maykop/) hesaplarından "Mesaj Gönder" butonu ile misafirhanemizle iletişime geçebilirsiniz.p>nanKaffed

Kafa Karışıklığı

  7 Nisan 2019 Tarihli, yeni bir Genel Başkan seçimi ve Dünya Çerkes Birliğinin (DÇB) yapısının değerlendirilmesi konulu, iki gündemle yapılan Olağanüstü Genel Kurul öncesinde, 6 Nisan 2019’da yapılan İstişare Toplantısında, DÇB üyeliğinin sürdürülüp sürdürülmemesi ve diğer konular hakkında çok sayıda konuşmacı söz alarak görüşlerini bildirmişlerdir. Bu konuşmalarda gerek DÇB içindeki işleyiş, gerek Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) ile DÇB ilişkileri, gerekse KAFFED’in iç işleyişi hakkında pek çok görüş ve sorun bildirilmiş, her iki kurumun yöneticileri de eleştirilmiştir. KAFFED ile ilgili olarak, toplantıda dile getirilen sorunları aşağıdaki başlıklar altında özetlemek mümkündür: 1.            Kurumsallaşmada yetersizlik, 2.            Örgütlenme eksiklikleri, 3.            Koordinasyon eksiklikleri, 4.            Karar alma mekanizmalarının yetersizliği, 5.            Sorun çözme yöntemlerinin geliştirilmemiş olması, 6.            Stratejik planlama olmaması, 7.            Şeffaflık olmaması, 8.            Yeterli düzeyde profesyonel yetkinlikte görevlendirme yapılamaması, 9.            Disiplin sorunları, 10.          İletişim kopuklukları. Söz konusu sorunları farklı ölçeklerde, hemen her kurumda görmek mümkün olmakla birlikte, KAFFED gibi kısa olmayan bir geçmişe sahip bir kurumda, bu yoğunlukta sorun bildirimi olması çarpıcıdır. Toplantıda, sorunlar, yönetim kademelerindeki kişilerin tutum ve davranışları ile ilişkilendirilerek, kişi odaklı eleştiriler gündeme getirilmişse de, kişiler üzerinden tartışarak kalıcı bir çözüm ve kurumsal gelişmenin sağlanamayacağı açıktır. Bilindiği gibi kurumlar belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere, unsurlarının bir araya gelerek oluşturdukları örgütlerdir. Kurumların başarısı da oluşumunda yer alan unsurların/kişilerin ortak amaca ulaşmada, en çok katkıyı sağlayabilecekleri örgütlenmeyi sağlayabilmeleri ile ilişkilidir. Doğru bir örgütlenme yapısı ile yukarıda sıralanan, sorunların en aza indirilmesi mümkündür ve bunun bilimsel yöntemleri de vardır. Söz konusu sorunların çözümlerini, yine sorunların kaynağında aramak gerekmektedir ve kanımca pek azı yönetim kademelerindeki kişilerle ilgilidir. KAFFED özelinde sorunların kaynağı, KAFFED’in örgütlenme yapısındadır. Bilindiği gibi KAFFED’in temel örgütlenme dokümanları resmi olarak “Tüzüğü” ve gayrı resmi olarak da “İlkeleridir”. Söz konusu tüzük, KAFFED’in amacını ve bu amacı gerçekleştirmek için oluşturulması gereken yönetim organlarını, oluşturulma biçimlerini, yetkilerini, vb. belirleyen kurucu derneklerin bir tür iç uzlaşma/sözleşme dokümanıdır. KAFFED’in amaçlarında başarıya ulaşabilmesi, bu sözleşmenin başarılı olarak düzenlenmesine ve yürütülmesine diğer bir deyişle gerekli organizasyonu oluşturabilmesine doğrudan bağlıdır. Bu organizasyon yapısı yetersiz ise, sorunlar üretecek, çözümler güçleşecek, kişiler suçlanacak, yöneticilerin bireysel çabaları ile sağlanacak başarılar sınırlı kalacak, sürekli olamayacak ve tartışmaların da sonu gelmeyecektir. KAFFED hakkında toplantıda dile getirilen sorunların ana kaynağının da organizasyon eksikleri olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim başarılı bir organizasyonun mevcut olması halinde bu sorunların çok azının konuşuluyor olması ve hem toplumun hem de kurumların enerjisinin ve zamanının organizasyon yapısının ürettiği sorunları çözmeye uğraşmak yerine, amaçlarına yönlendirilmesi mümkün olabilirdi. Mevcut organizasyonun nasıl sorun üretebildiğini anlamak için, organizasyonun temel dokümanlarına göz atmak yeterli. Örneğin, KAFFED’in Tüzük ve İlkeleri üzerinde kısa bir gezinti yaptığımızda şu sonuçlarla karşılaşıyoruz.  Tüzük içinde Çerkes sözcüğünü aradığımızda sıfır sonuçla karşılaşıyoruz, yani bu sözcük 14 sayfa tutan Tüzükte hiç geçmiyor. Kafkaslı kelimesi ise 4 kez kullanılmış. Aynı taramayı 3 sayfalık İlkelerde yaptığımızda Çerkes sözcüğünün 11 kez kullanıldığını, ancak burada da Kafkaslı sözcüğünün, hiç kullanılmadığını görüyoruz.  Abaza, Abhaz, Adige, Çeçen, Oset, Ubıh sözcükleri ise her iki dokümanda da geçmiyor. Bu farklılığın sebebi ne olabilir? Yasal sınırlamalar mı? İki dokümanın farklı konjonktürlerde hazırlanmış olması mı? En temel tanımlar üzerinde uzlaşma sağlanamamış olması mı? Bunun yanına bir de derneklerde son yıllarda yoğunlaşan kimlik tartışmalarını, yeni kurum oluşumlarını ekleyelim. Bu durumda toplumun ve yöneticilerin kafalarının karışmaması mümkün mü? Konuyu, bu yazının hedefleri arasında olmaması ve KAFFED ve üye derneklerin politikaları ile ilgili olması nedeniyle burada noktalayıp, tüzüğün diğer maddelerine geçelim. Tüzüğe biraz daha yakından baktığımızda ise oldukça ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Burada sadece bir örnek vermek isterim; Tüzüğün 13, 14, 15, 16 ve 20. Maddelerini incelediğimizde, Onur Kurulu üyelerinin delege olması gerektiğini, KAFFED Başkanının dernek üyesi olması şartının getirildiğini, ancak, Yönetim Kurulunun, Denetleme Kurulunun ve Uluslararası Kuruluş delegelerinin kimler arasından seçileceğinin tanımlanmadığını, bu organlar için hiçbir koşul belirlenmediğini görüyoruz. Yani KAFFED Tüzüğü, herhangi bir kişinin, KAFFED’i yönetmesine, denetlemesine ve temsil etmesine izin verir nitelikte. Bunun sonucunda da, dernek üyesi olmayanlar, hiçbir dernek faaliyetine katılmamış ve topluma katkı sağlamamış olanlar, geliştirilecek politikalar, toplumsal sorunlar, çözüm yolları ve çalışma usulleri hakkında bilgisi ve birikimi olmayanlar, KAFFED Yönetiminde kolaylıkla yer alabilirler. Nitekim, uygulamada, akrabalık, komşuluk, arkadaşlık ilişkilerinin KAFFED Yönetimine girmekte ölçek olabildiği, bu yüzden, sorumlulukların yönetimdeki birkaç kişi üzerine yığıldığı ve faaliyetlerin etkinliğini zafiyete uğrattığı da bir gerçek. Bu durumun en önemli sonucu ise, KAFFED politikalarının belirlenmesinde, dernekler aracılığı ile toplumun demokratik katılımına yeterli imkan sağlanmaması, derneklerle ilişkisiz/iletişimsiz bir üst yönetimin ortaya çıkabilmesi ve KAFFED’in faaliyetlerini etkin şekilde yürütememesidir. Nitekim geçmişte bunun örnekleri ve sıkıntıları görülmüştür.  Bir örnek de uygulamadan seçelim. Toplantıda ilgili yöneticilerin verdikleri bilgilerden kısaca aktarıyorum: KAFFED Yönetim Kurulu DÇB ile ilişkilerini askıya alıyor, ancak Türkiye’den daha önce DÇB Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilmiş olan 3 kişi, kendilerinin DÇB Genel Kurulu tarafından görevlendirilmiş olmaları ve DÇB Genel Kuruluna karşı sorumlu oldukları gerekçesiyle, toplantılara katılıyorlar. KAFFED’in kararı da fiilen uygulanamamış oluyor. Bu durum KAFFED Üyesi bazı derneklerin itirazlarına, yöneticilerin suçlanmalarına ve büyük tartışmalara neden oluyor. Ancak, verilen bilgiye göre, DÇB yönetim kademelerine seçilebilmek için üye derneklerin delegesi olmak gerekmediği gibi, KAFFED veya üyesi derneklerden DÇB delegasyonuna ve yönetim kademelerine seçilen kişilerin KAFFED’e karşı sorumluluklarını belirleyen bir kurallar seti, düzenlemesi de yok. Bu durumda, çözümü kişileri suçlamakta değil, bu sorunu üreten organizasyon(lar)da aramak gerekiyor. O halde çözüm nedir? Çözüm, KAFFED’in organizasyonunu tüm yönleriyle ele alarak yeniden kurgulamaktan geçiyor. Organizasyonlar ihtiyaçlara ve zamana göre sürekli güncellenmesi gereken, yaşayan yapılardır ve dokümanlarının da (tüzük, yönetmelik, talimatname, vb.) aynı şekilde güncellenmeleri gerekir. Çözüm, KAFFED’in organizasyonunun (yönetim organlarının, organlarının çalışma usul ve esaslarının, iş süreçlerinin, görevlerin, yetkilerin ve sorumlulukların) güncel ihtiyaçlara göre, profesyonel bir yaklaşımla yeniden tanımlanması ve faaliyetlerin bu çerçevede yürütülmesinden geçmektedir. Böylece yöneticiler, organizasyonun ürettiği sorunlarla boğuşmak yerine, kurumun amaçlarına yönelik faaliyetlere odaklanarak topluma daha yararlı olma fırsatını bulabilirler.   Muzaffer Dinçer Ankara Çerkes Derneği ÜyesinanMuzaffer Dinçer

KAFFED Olağanüstü Genel Kurulu Gerçekleştirildi

Kafkas Dernekleri Federasyonu Olağanüstü Genel Kurulu Genel Başkan seçimi ve Dünya Çerkes Birliği (DÇB) ile ilişkiler gündemleri ile Ankara’da gerçekleştirildi. Genel Kurula İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen ve Abhazya Cumhuriyeti Türkiye Daimi Temsilcisi Vadim Harazia da katılarak birer konuşma yaptılar. Genel Başkanlığa Yıldız Şekerci seçildi. Dünya Çerkes Birliğinden ayrılma oylamasında ise 36 çıkma 63 çıkmama yönünde ve 3 de çekimser oy kullanıldı. DÇB ile ilişkilerin tüm yönleri ile detaylı bir şekilde tartışıldığı toplantıda, farklı görüş ve yaklaşımların hem toplumumuzla paylaşılması hem de farklı görüş sahibi toplumumuz mensuplarının birbirlerini dinlemesi anlamında verimli bir toplantı gerçekleştirildi. Ülkenin farklı bölgelerinden gelerek katkıları ile kurumumuza güç veren tüm Dernek yöneticilerimize ve delegelerimize teşekkür ediyoruz. p>   ---------------------------------- КАФФЭД - Анкарам дэт Кавказ  Хасэмэ Я Федерацие и Совет ыкIи иделегациехэр мэлылъфэгъум и 7-м щызэIукIагъэх.    Федерацие тхьаматэм  ихэдзын телэжьагъэх ыкIи  Хасэ Тхьаматэу Рахъо Илдыз Щекерджи хадзыгъ.    КАФФЭД - Дунае Адыгэ Хыасэмрэ Федерациемрэ азыфагу илъ проблемхэмэ атегушIагъэх.  Уставэм къызэритхэу къекIолIагъэмэ япчъагъэ екъун фэдиз зэрэщымытым къыхэкIэу зэIукIэм   унашъо ыщтэшъугъэп.    Арэу щытми зэIукIэм хэлэжьагъэмэ нахьыбэр Кавказ Хасэмэ Я Федерацие, Дунае Адыгэ Хасэм зэрэхэтын фаер къаIуагъ ыкIи къыкIагъэтхъыгъ.   --------------------------------- КАФФЕД –м Зимычэзу и Зэхуэсыр ящlащ. Кафкас  Хасэхэм и Федерацэм  (КАФФЕД) Зимычэзыу и Зэхуэсыр  07-04-2019 махуэм Федерацэм и унафэщl хэхыныгъэмрэ, Дунейпсо Адыгэ Хасэмрэ (ДАХ) Каффедым я зэпыщlэныгъэхэм теухуа зэпсэлъэныгъэхэмкlэ Анкара щекlуэкlащ.  Каффед –м и Тхьэмадэ нэхъыщхьэу Рахъо Ильдыз Шекерджи хахащ.   КАФФЕД: Дунейпсо Адыгэ Хасэ (ДАХ) –мрэ Кафкас  Хасэхэм и Федерацэм  (КАФФЕД) -мрэ я зэпыщlэныгъэхэм теухуа Чэнджэщ зэпсэлъэныгъэхэри ящlащ.  Унафэ къащтэн папщlэ цlыху бжыгъэ, ирикъун хуэдиз делегацэ зэхуэсым къызэремыкlуэлlам къыхэкlкlэ къекlуэлlахэм я гупсысэр къащlэным щхьэкlэ lэ яlэтыри, нэхъыбэм, «Дунейпсо Адыгэ Хасэ (ДАХ) -м КАФФЕД –ыр къыхэмыкlыжым нэхъ къащтэу»  къагъэлъэгъуащ.     {gallery}/haber/federasyon/2019/190407_Olaganustu_GK{/gallery}p>nanKaffed

Adıgey Cumhuriyeti’ne Dönüş için Devlet Programı

                Adıgey Cumhuriyeti tarafından yürürlüğe konulan ve vatana dönüş olanağı sağlayan Devlet Programına ilişkin resmi duyurunun tercümesini aşağıda inceleyebilirsiniz. Konuya ilişkin Federasyonumuz Dönüş ve Anavatanla İlişkiler Çalışma Grubu tarafından da başvuruculara yardımcı olunacaktır.                 "12 Mart 2019 tarihli ve 61 numaralı Adıgey Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Kararı ile  2019-2021 yılları için “Yurtdışında ikamet eden soydaşların Adıgey Cumhuriyeti'ne gönüllü olarak yerleştirilmesine yardım” programı olan Adıgey Cumhuriyeti devlet programı ( bundan böyle  program olarak adlandırılacaktır ) onaylanmıştır.                 Programın amacı, Adıge diasporasının soyundan olanlar da dahil olmak üzere, yurtdışında yaşayan soydaşlar arasından nitelikli personelin gönüllü olarak yerleşimini sağlamak, aynı zamanda Rusya Federasyonu topraklarında yasal olarak geçici veya sürekli ikamet eden yabancı ülke vatandaşı olan soydaşların yanı sıra Rusya Federasyonu topraklarına acil olarak toplu halde gelip ve Rusya Federasyonu topraklarında mülteci olarak kabul edilenler veya Adıgey Cumhuriyeti'nin sosyo-ekonomik gelişimi için güncel bilimsel ve teknolojik problemlerle uğraşan uzmanlar ve bilim adamları da dahil olmak üzere Rusya Federasyonu topraklarında geçici sığınma hakkı alanların yerleşimini sağlamak.                 Programın uygulanmasının sağlayacakları: Adıgey Cumhuriyeti topraklarına 120 soydaşın (Devlet Programı kapsamında 30 katılımcı ve onların 90 kişilik aile fertleri ) yerleştirilmesini sağlamak. Yıllara göre:                 2019 yılı için  - 20 soydaş (Devlet Programı kapsamında 5 katılımcı ve onların 15 kişilik aile fertleri)                 2020 yılı için  - 40 soydaş (Devlet Programı kapsamında 10 katılımcı ve onların 30 kişilik aile fertleri)                 2021 yılı için  - 60 soydaş (Devlet Programı kapsamında 15 katılımcı ve onların 45 kişilik aile fertleri)                 Yerleşim bölgesi “ Krasnogvardeyskiy Bölgesi ” dir. Bu gün itibariyle ilçede 7 köy ve 23  yerleşim alanı bulunmaktadır. Ana yerleşim yeri  yerleri : Krasnogvardeyskoe Köyü; Hatukay Köyü; Beloe Köyü; Elenovskoe Köyü; Bolşesidorovskoe Köyü; Sadovoe Köyü; Ulyap Köyü.                 İlçenin merkezi olan Krasnogvardeyskoe Köyü, Ust-Labinsk şehrine 15 km uzaklıkta olup, bölge, önemli trafik akışlarının kesiştiği noktada, Krasnodar Eyaleti sınırda yer almaktadır. Belediye sınırları içerisinden, federal ve cumhuriyet için öneme sahip ulaşım yolları geçmektedir: Karayolları Maykop-Ust-Labinsk-Korenovsk, Maykop-Bjedughabl-Krasnodar.                 İlçe nüfusu 31 637 kişidir (Krasnodar Eyaleti ve Adige Cumhuriyeti Federal Devlet İstatistik Servisi verilerine göre).                 İlçenin 1 hastanesi (Adıgey Cumhuriyeti Devlet Bütçeli Sağlık Kurumu “ Krasnogvardeyskiy İlçesi Merkez Hastanesi ” ), 10 sağlık ocağı ve  6 tıbbi polikliniği vardır.                 Bölgedeki genel eğitim sisteminde, 16 genel eğitim kuruluşu bulunmaktadır.                 Okul öncesi eğitim sisteminde 14 belediye okul öncesi eğitim kurumu bulunmaktadır.                 İlçenin ekonomik kalkınmasının temeli tarım ve sanayi olup, Krasnogvardeyskiy İlçesi'nde faaliyet gösteren yaklaşık 800 bireysel girişimci ve köylü çiftliği   kayıtlıdır.                 Kişisel iştiraki çiftliklerin kurulması ve köylü çiftliklerinin geliştirilmesi için ilçe topraklarında arazilerin verilmesi, Rus mevzuatına  uygun olarak (Rusya Federasyonu Toprak Kanunu) yürütülmektedir.                 Ayrıca bölgede başarıyla faaliyet gösteren ve gelişen işletmeler: Ltd. Şti  Krasnogvardeyskiy Süt Fabrikası, Ltd. Şti “Dias”, Ltd. Şti “ Sodrujestvo”, tuğla fabrikaları ve diğer birçok üretim tesisi.                 1 Ocak 2018 itibariyle, Krasnogvardeyskiy Bölgesi İstihdam Merkezinde kayıtlı işsiz vatandaş sayısı 170 kişidir. Gereksinim duyulan iş kolları: tıbbi psikolog; kadın doğum uzmanı; çocuk doktoru - şehir (bölge), acil çocuk doktoru; sağlık ocağı çocuk doktoru; sağlık ocağı doktoru; fizik tedavi; sağlık ocağı fiziatri doktoru; teknoloji mühendisi (süt ürünleri); otomatik işlem kontrol sistemleri için mühendis; eğitimci – psikolog; kimya ve biyoloji öğretmeni; yabancı dil öğretmeni; matematik öğretmeni; öğretmen -defektolog.                 “ Krasnogvardeyskiy Bölgesi ” yönetimi,  kendi yetkisi dahilinde “  Yurtdışında Yaşayan Soydaşların Rusya Federasyonu'na Yerleştirilmesine Yardım Etmeye Yönelik Tedbirler ” adlı Devlet Programı katılımcıları için geçici konut bulmada yardım etmeye hazırdır.                 Belirtmek gerekir ki, Krasnogvardeyskiy bölgesinde, serbest meslek sahibi nüfus sayısında artış vardır.                 Devlet programının katılımcıları ve aileleri için, okul öncesi eğitim organizasyonlarında çocukların kabulünün mevcut sırası açısından, Adıgey Cumhuriyeti'nde yaşayan Rusya Federasyonu vatandaşları ile eşit şartlarda okul öncesi eğitim hizmetlerine erişim sağlayacaktır.                 Adıgey Cumhuriyeti devlet otoriteleri ve  “ Krasnogvardeyskiy Bölgesi ” belediyesi, Adıgey Cumhuriyeti'ne yerleşmek isteyen soydaşların yerleştirilmesinde kapsamlı yardım sağlamaya hazırdır.                 Programın uygulanmasından sorumlu yetkili organ - Adıgey Cumhuriyeti Ulusal İşler, Yurtdışında Yaşayan Soydaşlar ve Basından Sorumlu Komite. Programa katılacak vatandaşların seçimi için kriterler:                 Soydaşın, Adige Cumhuriyeti işgücü piyasasında talep edilen bir mesleğe (uzmanlığa) sahip olması;                 Hızlı uyum sağlamak için yeterli düzeyde Rusça (sözlü veya yazılı) bilmek;                 Önceki iş faaliyetini gösteren belgeler.                 Uyuşturucu bağımlılığı ve bulaşıcı hastalıkların varlığının ya da yokluğunun doğrulanması, yapılacak tıbbi muayene ile belirlenecektir.                 Yabancı ülkelerde tıbbi veya eczacılık eğitimi almış kişilerin belgelerini göz önüne alırken ve Rusya Federasyonu'nun tıbbi faaliyetlerine veya eczacılık faaliyetlerine kabul edilmek için başvuruda bulunurken, eğitimini sağlık alanında, yüksek tıp ve eczacılık eğitimi almış uzmanların kalifiye şartlarına uygunluğu 8 Ekim 2015 tarih ve 707n  numaralı Rusya Federasyonu Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan  “ sağlık ve ilaç sektöründe çalışacak, “Sağlık ve Tıp Bilimleri ” hizmetinde bulunacak kişilerin yeterlilikleri” doğrultusunda belirlenecektir.   İletişim:p> Adıgey Cumhuriyeti Ulusal İşler, Yurtdışında Yaşayan Soydaşlar ve Basından Sorumlu Komite.p> Adres                   : 385000, Maykop Şehri, Krestyanskaya Caddesi, 236p> Telefon                 : (8772) 52-10-16p> komnac01@rambler.rup> “ Krasnogvardeyskiy Belediyesi ” Yönetimip> Adres                   : Adıgey Cumhuriyeti, Krasnogvardeyskiy Belediyesi, Krasnogvardeyskoe Köyü,p> Çapaeva Sokak, 93 Telefon                 : 8 (87778) 5-34-61p> radnet2005@mail.ru"nanKaffed

Derneklerimiz, KAFFED ve DÇB

     Uzun zamandır gündemde olan ve  DÇB ile ilişkilerin değerlendirilmesi  tartışması sürüyor. KAFFED zaten  DÇB üyesi olduğundan, dondurulmuş da olsa,   mevcut üyeliğin devamı konusunda KAFFED Yönetim Kurulu`nun yazısı dışında olumlu bir yazıya pek rastlanamıyor.   Benzeri durum KAFFED`in değerlendirilmesi için de geçerli.  Samimi, ancak yine de bir çözüm önermeyen eleştirilerin varlığı yadsınamaz.  Ancak eleştiriler çoğunlukta ve öncelikle KAFFED düşmanları olmak üzere,  diyaspora olamayanlar ve geri planda çözümsüzlük içerisinde görevsizliğin doğacağı umudunda olanlar olmak üzere devam eden bir nakarattır gidiyor.  Tamamının bir tek ortak noktası bulunuyor:  bir çözüm önermeden, KAFFED`in çözümsüz olduğu! Toplumumuzun DÇB ve KAFFED`e de olabileceğinden çok görev yüklediğini ve değerlendirmelerin bu “görevlere”  göre şekillendiğini söylemek mümkün. Yok olma noktasına yaklaşmış bir toplumun bu beklentiler içerisinde olması da normal. Öncelikle DÇB`nin kurucusu olarak  KAFFED`in değerlendirilmesi gerekiyor. KAFFED de aşağı yuları DÇB tüzüğünde “tüm dünya Çerkesleri” olarak yazılı görevler Türkiye çapına indirgenirse KAFFED`in görevleri haline geliyor denilebilir. KAFFED kendisini oluşturan bileşenleri yani Derneklerimiz kadar aktif ve kararlı olabiliyor. Maalesef bu konuda karnemiz pek iyi değil.  Bir “Devlet” programını gerçekleştirmesi gereken KAFFED, amatör kadrolar tarafından yönetilen, imkanlarını ve imkansızlıklarını hepimizin bildiği Derneklerimizin kadroları tarafından destekleniyor ve yönetiliyor Derneklerimiz ve KAFFED yönetim kadroları sürekli değişiyor,  tabanlarına ve genel kurullarına bilgi aktarma ortamı oluşamıyor.  Uzun zaman KAFDER ve KAFFED yönetimlerinde bulunan arkadaşlarımızdan bir iki defa geldikten sonra hiç gelmeyen, ancak genel kurullarda en sert eleştirileri yapan,  kurulan profesyonel kadroları yaşatacak imkanları desteklemeyen, profesyonel kadroların iptaline ses çıkarmayan, Nart dergisinin kapanışını kabullenen, maddi imkanlar konusunda destek taahhüdünde bulunup yapmayan ancak Yönetim Kurullarında görev almamayı seçip sadece internet ortamında eleştiri yolunu seçen bir durumdan bahsetmek zorundayız. KAFFED`e biçilmiş olan görevler için ne bütçe gerekir, hiç düşündünüz mü? KAFFED`e biçilmiş görevlerin profesyonel kadrolar olmaksızın yürütülebileceğini düşünebiliyor musunuz? Bölgenizden KAFFED yönetimine göndermiş olduğunuz arkadaşlarınızı madden ve manen ne kadar destekleyebildiniz, yapılması gerekenleri ne kadar sorgulayabildiniz? Tarafınızdan seçilen kaç KAFFED delegesinin layıkıyla toplumu temsil edebildiğini ve Genel Kurullara katılabildiğini düşünüyorsunuz? Tabi benzeri sorular Derneklerimiz için de geçerli oluyor. KAFFED, toplum tabanımız ve derneklerimiz ne kadar destekliyorsa o kadardır! KAFFED`in bu desteklerden birazcık daha fazla olabilmesi yönetimlere seçilen amatör arkadaşlarımızın kişisel maddi imkânlarını zorlamasıyla gerçekleşmektedir. Tabi bu maddi yük yönetime aday bulmayı da zorlaştırmaktadır. KAFFED e yüklenen görevleri öncelikle doğru bir empatiyle kendimizi, derneklerimizi değerlendirerek sorgulamalıyız. Özetle, biz ne kadar isek KAFFED te o kadardır. DÇB bizleri sürmüş olan imparatorluğun psikolojisini tamamen atamamış, henüz kapitalizme bile tam anlamıyla uyum sağlayamamış, bu anlamda gelişkin bir demokrasinin varlığından bahsedilemeyecek Rusya Devleti içerisinde bulunuyor. DÇB ile ilgili bir benzetmenin konunun anlaşılmasında yardımcı olacağını düşünüyorum: Türkiye Cumhuriyetinin olmadığı, Türk nüfusunun tarihi anayurdunun Yunanistan`da kaldığı, burada 2-3 coğrafyada benzeri nüfuslarla Özerk Cumhuriyetlerde Türk kökenlilerin yaşamakta olduğu, Merkezi Yunanistan`da olan Dünya Türkleri Federasyonu Yunanistan`da ne kadar etkili çalışabilirse DÇB de Rusya`da o kadar etkili çalışabiliyor veya benzeri bir örgüt o kadar etkili çalışabilecektir. DÇB’ye bir bina mı alabildik, elektrik, suyunu mu ödeyebildik? Yoksa kolayımıza geldiği için bu görevi çok şikayetçi olduğumuz devlet ricaline mi bıraktık?  DÇB  Yönetim ve Başkan seçiminden memnun değilken, Başkan ve Delegelerimizi madden destekleyip, oralarda uzunca zaman kalmalarını sağlayıp bu kulis çalışması yapmalarını mı sağladık, yoksa Genel Kurula  2 gün öncesi gidebilen ekibimiz “Başkan adayınız var mı?” diye  sorulduğunda “maalesef yok”  cevabını mı vermek zorunda mı  kaldı ? Ki bu son  Genel Kurul`un, hep birlikte beğenmediğimiz Hauti`nin  üçüncü defa seçileceği Genel Kurul olduğunu düşünecek olursak ve bu Genel Kurul`a bir Başkan adayımız olmadan ve tarafımızdan hiçbir Yönetim Kurulu çalışması yapılmadan gidildiği düşünülürse kabahati kendimizde mi,  Hauti`de mi aramalı? Derken olaylar gelişti  ve Yaşar Aslankaya`nın deportu üzerine Hauti kabahatli görüldü.  Ağırlıklı olarak bu nedenle DÇB ile olan ilişkiler askıya alındı. Yaşar Aslankaya`nın Genel Başkanlık`tan istifası ile Genel Kurula gidiyoruz.  İçinde olduğumuz Olağanüstü Genel Kurul çözümü bir yıl önce Başkan`a teklif edildi. Yani bu başkan ve belki de yönetimden de kurtulmak için bir olağanüstü genel kurula gitsek ve yönetimi yenilesek önerisi hayata geçirilebilseydi iyi olurdu.  Bu çözüm önerisini maalesef mevcut başkanımız kabul etmeyerek ortamı gergin yönetme yolunu seçti. Eğer DÇB yönetimi için olağanüstü Genel Kurula gidilseydi muhtemelen çoktan mevcut başkan değişmiş olacak ve herkese olumlu yönde, KAFFED in gücü, yapıcı yaklaşımı, toparlayıcılığını öne çıkaran, bir mesaj verilmiş olacaktı. Neden olağanüstü genel kurul önerisi kabul edilmeyip gerilimin arttırılması yolu seçildiği, bunun arkasında hangi düşüncenin yattığı, bir misyona mı hizmet ettiği henüz bilinmiyor. Anavatana dönüş yapma konusunda biz ne yapıyoruz, DÇB den ne bekliyoruz.  DÇB (Yunanistan örneğini unutmadan) pasaport süresini azaltamaz, vize uygulamasını değiştiremez. Birisi şunu açıkça yazabilir mi? Kim dönmek istiyor ve DÇB den ne bekliyor ? Yakın tarihte internete düştü. Adiğey Cumhurbaşkanı “dönenlere yardım edileceği” açıklamasını yaptı. İşte budur. Bunu yapması gereken yer resmi yöneticilerdir ve gerekeni yapmıştır. Şimdi şikayeti bırakıp bu açıklamaya karşın dönecekler listesi oluşturma görevimiz bulunmaktadır. Buyurun yapınız, hep birlikte yapalım. Gelelim Xase lere. DÇB nin üyesi olan, her yönetim kuruluna üye veren Xase`lerle birlikte neden Olağanüstü Genel Kurula gidemedik? Bunu beceremeden nasıl olup da DÇB üyesi olan Xase`lerin DÇB den ayrılması ve yeni bir şemsiye altına girmeleri beklenebilecek? Biz DÇB den ayrılacak olursak DÇB den ayrılmayan Xase’ler ne olacak? DÇB’den ayrılmamız durumunda Ürdün, Avrupa, ABD`den olan  üyeler devam mı edecekler, ayrılacaklar mı? DÇB`nin yerine kurulacak örgütsel yapının farkı ne olacak? Farklı yönetim şekli ve farklı başkanlar oluşturabilmek için neler yapmaya hazırız vb… DÇB Genel Kurullarına Xase ler ve diğer ülkelerden üyeler ile birlikte iyi hazırlanıp, yeni başkan, yeni Yönetim Kurulu oluşturmak daha doğru olmaz mı? Bu sorunun cevabı herhalde  “daha iyi olur” şeklinde olacaktır… Çünkü zaten yeni kurulacak olan kurum yönetimi bu şekilde yapılamayacaksa mevcuttan ne farkı kalacak? Bu yapılabilecekse neden mevcut kurum içerisinde yapılamaz?   Soruların cevaplarını hep birlikte düşünmeden ve atacağımız adımdan sonrasını planlamadan yola çıkmayalım…   Şamil JANE Bursa Çerkes Kültür Derneği Başkanı div>nanKaffed

Dünya Çerkes Birliği (DÇB) İle Olmaz

  Rusya Federasyonu yasalarına göre 1991 yılında Nalçik’te kurulan DÇB’nin kuruluş amaçları arasında, Çerkes kültürü ve dilinin korunması ve gelişimine olanak sağlanması, Çerkesce için tek ve standart bir yazı dilinin oluşturulması, Çerkeslerin karşılaştığı siyasi ve ekonomik sorunlara çözüm aranması,Diaspora Çerkeslerinin Kafkasya’ya dönmesine yardımcı olunması,Uluslararası Çerkes organizasyonları arasındaki iş birliğinin artırılması konuları yer almaktaydı. Ancak özellikle son 19 yılda gelinen noktada bu temel amaçların göz ardı edildiği, kimi zaman ise tam tersi eylem ve söylemlere imza atıldığı bilinen bir gerçektir. Böylelikle DÇB Çerkes kültürü ve toplumuna hizmet eden bir kurum olmaktan çıkmış, özellikle son 5 yılda tartışmalı ve kabul edilmesi güç eylemlere imza atmıştır. Toplumumuzun faydasına olduğunu hiçbir şekilde söyleyemeyeceğimiz bu tartışmalı söylem ve eylemlerden bazıları şu şekilde sıralanabilir ; -DÇB Yönetimleri tarafından,Çerkes halkının 300 yılı aşan özgürlük savaşının yok sayılarak Kabardey’in Rusya’ya sözde “GÖNÜLLÜ” katılımının 450. ve 460. yıldönümü kutlamalarının(!) organize edilmesi, ul> - DÇB’nin “Anadilimizi Rusya Federasyonu koruyor” şeklindeki anlaşılamaz beyanındaki ısrarı bir yana, , Anavatanda anadilde eğitimin seçmeli ders haline getirilmesi konusunda duyarsız kalması, ul> - DÇB’nin ‘’DÇB ve kendine bağlı tüm kurumlar Rusya Federasyonu yanlısıdır (!)’’ beyanı ul> -Çerkes halkının sorunlarını dile getirmek için uluslararası faaliyetlerde bulunan aktivistlerin aşırılıkçı olarak tanımlanması ve bunlarla mücadele için Rusya Federasyonu’ndan fon talebinde bulunulması. ul> -Tsipine Aslan, Aslan Jukov, Suadin Pşukov, Kazbek Gekkiev, Timur Kuaşev gibi kişilere yönelik suikastlara ses çıkarılmaması; ul> - DÇB’nin 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarına destek vermesi ul> -Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında 2015 yılında yaşanan “uçak düşürme krizi” sürecinde Anavatanda oturma izni almış olan kişilerin bu izinlerinin iptali ve Anavatana seyahat edenlerin keyfi olarak alınmamaları gibi gelişmeler karşısında hiçbir tepki gösterilmemesi ul> -2016 yılında, DÇB Başkanının, 21 Mayıs anma törenlerine katılmak üzere  Anavatana giden kafilenin sınırdan geri çevrilmesiyle ilgili olarak verdiği demeçte dernek başkanlarının da içinde bulunduğu kafileden “provokatör” olarak bahsetmesi. ul> -21 Mayıs Sürgün ve Soykırımını anmak amacıyla köyünde geleneksel bir anma faaliyetinde bulunan  Ruslan Guaşev’in, “izinsiz gösteri yaptığı” gerekçesiyle idari para cezasına çarptırılması ve buna karşılık olarak  başladığı açlık grevinin Diasporada oldukça ses getirmesine ve toplumun her kesimi tarafından tepki gösterilmesine rağmen, DÇB tarafından görmezden gelinmesi; ul> 10   -2018 yılında 9.sunu düzenlediğimiz ve 40.000’den fazla insanımızın katıldığı Uluslararası festivalimize    anavatandan davetli olarak katılacak sanatçıların katılımlarını engellemeye yönelik DÇB girişimlerip> Önceki yıllarda da defaatle kamuoyu ile paylaştık. Son olarak KAFFED genel kurulunda da dile getirdiğimiz üzere  atılacak en önemli adım, ‘ama’sız ‘fakat’sız DÇB üyeliğinin sonlandırılmasıdır. Bu noktada üyeliğin devam etmesinin zaruri olduğunu düşünenlerce bazı sorular gündeme getirilmektedir. Anavatanla ilişkilerimiz zarar görür mü?li> ol> Anavatanla ilişkilerimizde DÇB’nin olumlu yönde hiçbir katkısı olmadığı gibi, DÇB elindeki gücü ve yetkiyi, diasporanın ve üye Xase’lerin kontrol edilmesi, aykırı ses çıkaran yöneticilerinin tasfiye edilmesi için kullanmaktadır. Diğer yandan gerek Rusya gerekse anavatan ile olan ilişkilerimizin büyükelçilik, cumhurbaşkanlıkları, bakanlıklar, üniversiteler gibi doğrudan kurumlar aracılığıyla yürütülebileceği de göz ardı edilemez. Anavatandaki üniversitelere öğrenci gönderme imkânsızlaşır mı?li> ol> Anavatandaki üniversitelerde okuyacak öğrencileri Rusya Federasyonu’nun Türkiye Büyükelçiliği bünyesinde yer alan bir ajans belirlemektedir. Bu süreçte yapılan mülakata KAFFED temsilcisi de katılmaktadır. DÇB’nin Anavatanda bulunan üniversitelere öğrenci gönderme konusunda yetkisi ve dahli bulunmamaktadır. DÇB ile ilişkilerin askıya alındığı dönemde de KAFFED Anavatana üniversite öğrenimi için öğrenci göndermiş, ayrıca Anavatandan gelen öğrencileri Türkiye’de misafir etmiştir. Kaldı ki DÇB üyesi olmayan Federasyonlar hatta dernekler de eğitim konusunda çeşitli organizasyonlar yapabilmektedir. Anavatana dönüş yapanlar yeni sorunlarla yüz yüze gelebilir mi?li> ol> Kuruluş amaçlarında yer almasına rağmen 2000 yılından bu yana dönüş ile ilgili DÇB’nin hiçbir somut çalışması olmadığı aşikar olup, iki ülke arasında yaşanan uçak krizinde anavatana dönüş yapmış soydaşlarımızın yaşadığı zorluklara karşı sergilenen umursamaz tutum bu anlamda fikir verebilir. Kaffed üyelikten ayrılırsa yerini başka oluşumlar doldurur mu?li> ol> Bu söylem, DÇB yöneticileri tarafından KAFFED-DÇB ilişkileri dondurulduğu sırada tehdit unsuru olarak kullanılan en önemli argüman olup pratikte bir karşılığı bulunmamaktadır. KAFFED’in yıllar içinde oluşturduğu kurumsal hafızası, birikimi, kapasitesi ve ilişki ağı göz önüne alındığında, KAFFED kendi gücünün farkına varmalı, bu ve benzeri tehditlere boyun eğmemelidir. Dolayısıyla KAFFED’siz bir DÇB’nin varlığını sürdürebilmesi mümkün değildir. Üyelikten ayrılmak yerine kurum içinde kalarak DÇB ıslah edilebilir mi?li> ol> Gerek değişen KAFFED yönetim kurulları gerekse DÇB yönetim kurullarının, DÇB bünyesinde kalınarak kurumun Çerkes halkı yararına değişebileceği yönündeki düşünce ve tutumlarının sonuçsuz kaldığı son 19 yıl içinde açık biçimde görülmüştür. Her ne kadar kuruluş amacı ve çalışmaları bir noktaya kadar doğru ve umut verici olsa da sonuç itibariyle KAFFED’in dolayısıyla toplumumuzun geleceği için bize ayak bağı olmaktan öteye gitmeyen bu kurumdan ayrılma zamanı gelmiştir.    Kayseri Kafkas Derneği DelegasyonunanKaffed

Hayaller Gerçekler ve Hedefler Hayaller

  Bir Çerkesin en güzel hayali ne olabilir? Diasporada yaşayanların asimilasyondan kurtulmasını sağlayacak evrensel insan haklarına ve demokratik olanaklara sahip olması, 1864 sürgününün tanınması, isteyen her Çerkesin anavatanına özgürce dönüş hakkının sağlanması ve hatta Kafkasya’da yeterli bir nüfusa ulaştıktan sonra giderek bağımsız ve müşterek bir devlete kavuşulması. Mükemmel değil mi? Evet. Ama ne dün, ne bugün hiç kimse ve hiçbir toplum hayallerine canı istedi diye kolayca kavuşmadı. Ricayla, minnetle, iyi çocuk olmakla ancak lütuf alınır hak alınmaz. Her bir talep için çalışmak, mücadele etmek, gerektiğinde de bedel ödemek gerekir. Peki her hayal için bir bedel mi ödemek gerekir? Eğer elinde bir plan, program yoksa, olanaklarını ve engellerini tartmamışsan, en basit bir talep için bile ağır bedeller ödemek zorunda kalabilirsin. Sadece kendi isteklerine göre değil, somut durumların somut tahliline dayanarak hareket edersen, yol alırsın, adım adım hedeflerine ulaşırsın. Sadece kendi şahsı için değil, bir topluluk, bir örgüt ya da bir toplum adına hareket edenler; atacakları her adımı defalarca düşünmek zorundadırlar. Düşünülmeden atılan adımlar, birikimlerin, örgütlerin yitirilmesine, bireylerin ve toplumun yerine koyamayacağı kayıplar yaşamasına yol açar. Bunun vebali ağır olur. DİASPORA GERÇEKLERİ 1864’ten sonra diaspora Çerkesleri, Osmanlı yıkılana kadar ayrıcalık sandıkları bazı imkanlara sahip oldular. Bunun karşılığında ise Osmanlının askeri gücüne katkı için büyük fedakarlıklar yaptılar. Cumhuriyet kurulurken de aynı özveriye devam ettiler. Ancak Osmanlı sonrası kurulan bütün ulus devletlerde hiçbir kültürel hakka sahip olamadılar. İsrail’de Filistin karşıtı siyasetleri perdelemek için sağlanan imkanlar ve Arap ülkelerinde iktidarların müttefiki olmak karşılığı sağlanan pamuk ipliğine bağlı  bazı dokunulmazlıklar da, buradaki Çerkesleri asimilasyondan kurtaramamıştır. Üniter bir ulus devlet olan Türkiye de Çerkesleri ulusal bir azınlık olarak tanımamıştır. 1961 anayasası ile dernekleşme ve 2000’lerdeki AB sürecinden kaynaklanan ve rahatça kullanılamayan ortaöğrenim seviyesindeki bir seçmeli dil dersi dışında, asimilasyonu önleyecek herhangi bir imkan sunulmamıştır. Buna karşılık dispora Çerkes toplumu da dolaylı olarak edinilen bu olanaklarla yetinmekten ileri, herhangi bir talepte bulunmamıştır. Hatta asimilasyonun kabahatini daha çok kendinde aramıştır. Sistemle bir çatışmaya girmemek için de sorununun tek çözümünü, anavatana dönüş olarak koymuş; bunun için ise, arada bir Rusya’ya söylenmekten başka herhangi bir adım atmamıştır. Yukarıda yazılanlar öyle algılansa da aslında bir eleştiri değildir. Sadece somut durumun ifadesidir. Bir toplum dinamikleri neyse ondan fazlasını üretemez. Geleneksel olarak önderlik etmesi gerekenler üç maymunu oynarsa harekete geçemez. Entellektüeller konforundan vazgeçmezse onları takip eden olmaz. KAFKASYA GERÇEKLERİ Çerkesler 1917 Ekim devrimine kadar Çarlığın baskısından başka bir şey görmemiştir. 1917 – 1922 arası iç savaş döneminde bağımsızlık girişimleri başarısız olmuştur. SSCB yönetiminde zaman zaman sınırları, adları ve statüleri değişmekle birlikte özerk cumhuriyetlere ve birçok alfabeye, sınırlı da olsa eğitim ve yayın olanaklarına ve merkezi otoriteye bağlı bazı derneklere sahip olmuşlardır. 1991 yılında SSCB’nin yıkılması tüm Rusya’da olduğu gibi Kafkasya’da da büyük bir otorite boşluğu yaratmış, merkezkaç kuvvetler harekete geçmiştir. Böyle bir ortamda DÇB doğmuştur. DÇB’nin kuruluş amaçları arasında, yukarıda değindiğimiz ve bir Çerkesin hayallerini süsleyen taleplerin pek çoğu yer almıştır. Siyasal, ekonomik, kültürel birlik, alfabe birliği, diaspora Çerkeslerinin anavatana dönmesi vb… Ne var ki bir asırdan fazla bir süredir kendi sorunlarının çözümü karşısında apolitik bir tutuma alışmış, yaşadıkları topluma entegre olmuş, onların siyasi atmosferinin izdüşümlerine hapsolmuş diaspora, bu büyük dönüşüm ve doğan fırsatlar karşısında kitlesel bir reaksiyon gösterememiştir. Sınırlı sayıda duyarlı insanın dönüş çabaları ve sonradan rutinleşip geliştirilemeyen bazı adımlar dışında fazla bir şey yapılamamıştır. 1990’lı yıllar, Rusya’nın diğer bölgelerinde ve Kafkasya’da siyasal ve ekonomik sorunların yanı sıra irili ufaklı savaşlarla geçmiştir. İster beğenelim ister beğenmeyelim, uzun ve derin bir devlet geleneği olan Rusya’da, dağılmayı ve çöküşü önlemek amacıyla ulusalcı, devletçi ve merkeziyetçi bir yönetim anlayışı, 1999 yılında Putin ile iktidara yerleşmiş ve süreci tersine işletmeye başlamıştır. Bu yeni durum etkisini anında Kafkasya’da ve doğal olarak DÇB üzerinde de göstermiştir. Gazetelerin dünya haberlerini düzenli okuyan herhangi birisi için, Rusya’da olan biteni anlamak ve tahmin etmek hiç zor değilken; Kafkasya üzerine fikir yürütenlerin çoğu, bunlardan bihaber şekilde konuşup yazmaktadırlar: Kaffed DÇB’den çıksın. Çıkarsa hiçbir şey olmaz. Yapılan işler onsuz da yürür. Nalçik olmazsa Maykop olur. Gerçekten de öyle. Kitlesel dönüş için mücadele etmediğin, siyasi değişiklik istemediğin, otokton halkları bir araya getirmeye çalışmadığın sürece hiçbir sıkıntı yaşamazsın. DÇB’den de çıkarsın, kültürel etkinlik te yaparsın, öğrenci de okutursun, sorun olmaz. HEDEFLER Yukarıdaki gerçekler dikkate alınmadan DÇB’ye ve o bahaneyle Kaffed’e çok sert eleştiriler yapılıyor. Oysa bu kişilerin iğneyi DÇB’ye, çuvaldızı ise kendine batırması gerekmektedir. Diasporadaki Çerkes halklarının kendi ulusal kimliğinin bilincine varması ve asimilasyona karşı bir mücadeleye katılması için dişe dokunur bir şey yapmadan, bunun olası bedellerini ödemeyi göze almadan; Kafkasya’dakilerin zayıf yanları ve bundan doğan örgütsel zaaflarını siyaset malzemesi yapmak bize ne kazandırır? Belediyelerden ve toplumun maddi imkânı olanlarından destek alarak ayakta durabilen derneklerin çatısı altında, onları dönüştürecek bir şey üretmeden, konforunu bozmadan, başkalarından kahramanlık beklemek hiç te adil değildir. Çerkeslerin bir tane anavatanı var. Oradaki az sayıda Çerkesin varlığı da herhangi bir macerayı kaldıracak güçte değildir. Diyalog ve iknadan başka hiçbir yönteme prim verecek sermayesi de yoktur. Bir buçuk asırlık bir travmadan sonra sadece bizi mutlu eden hayallerle yol alacak lüksümüz de yok. Bugün Çerkeslerin başka hayaller için öteleyemeyeceği iki hayati hedefi bulunuyor: kültürün ve dilin var olması ile kitlesel dönüş hakkı için hem diasporada hem anavatanda yasal güvenceler için mücadele etmek. DÇB haricinde örgütlenmeler ve ilişkiler kurulabilir. Ancak hedefler gerçeklerle uyuşmayacaksa bunların da hareket alanları kaçınılmaz olarak sınırlandırılacaktır. Şartlar böyle diye Kafkasya’ya küsüp, ondan kopuk, tamamen diasporik çerçevede kurulacak bir örgüt ise küresel oyuncuların kontrolüne girmeye açık bir yapı olacaktır.   Çerkeslerin yeni bir savaşa, başkalarının Kafkasya üzerindeki emelleri için malzeme olmaya ve daha fazla asimilasyonla harcanacak zamana tahammülü yoktur. Mevcut durumda ve güçler dengesi içinde, 1991 DÇB’sini yaratmak mümkün değildir. Şimdiki görev önce geri gidişi durdurmak, bunun için de görev ve sorumluluk almak zamanıdır. Bunu gerçekten başarmanın yolu ise, diasporada, Çerkes kimliğini önce bizzat Çerkesler nezdinde, folklorik bir renk olarak algılanmaktan çıkaracak politika ve etkinlikler üretmekten geçiyor. Kaffedin öncelikle kültürel bir örgütlenme olması hem de heterojen bir politik tabana sahip olması nedeniyle, bu dönüşümü yapacak hamlelerde sıkıntı yaşıyor olduğu bir gerçek. Kaffedin gerçekten duyarlı ve fedakar yöneticileri ne kadar istese de hep belli bir dengeyi korumak zorunda. Bu nedenle Kafkasya’da bir dönüşüm yaratmak için önce diaspora Çerkeslerin kendini dönüştürmesi gerekiyor. Hakan Eken 03.04.2019nanKaffed

Kamuoyuna Duyuru

  Bilindiği üzere KAFFED Yönetimi, 6 Nisan İstişare, 7 Nisan KAFFED Başkan Seçimi ve DÇB'nin yapısının değerlendirilmesi konulu iki gündemle Olağanüstü Genel Kurul yapma kararı almıştır.   Bu bağlamda DÇB konusunun toplumda tartışılmasını sağlamak amacı ile KAFFED’in sayfasında paylaşılmak üzere farklı görüşlerdeki grup ve kişilerden yazılar talep edildi. Derneklerimizin üyesi bir grup, bahse konu talebimiz üzerine şu anda sosyal medyada paylaşılan yazıyı göndermiş ve yayınlanmasını istemiştir.   Yönetim Kurulu’nda bu yazı değerlendirmeye alınmış, özellikle KAFFED’in önceki başkanına cevap hakkı doğuracak nitelik taşıması ve köşe bucak yazı formatına göre uzun olması (5 sayfa) nedeniyle; ayrıca tartışmayı DÇB’nin dışında farklı konulara taşıyıp, amacından uzaklaştıracağı kanaatine varıldığından, içerisinde bulunduğumuz şartlar da dikkate alınarak kişiler üzerinden yürütülecek tartışmaların etik olmadığı görüşüne varılmıştır. Söz konusu gerekçelerle, yazıyı kaleme alanlar ile konunun tekrar görüşülmesinin doğru olacağı kararı çıkmıştır. KAFFED yönetim kurulu görüşünü, muhatapları ile paylaşmış; yazının biraz daha amacı doğrultusunda toparlanmasını ve kısaltılmasını rica etmiştir. Bu durum herhangi bir sansür amacı taşımamaktadır. Aksine konunun amacından çıkarak yeni tartışmalar yaratmasını önleme gayesi bulunmaktadır.    Bu noktada bir karşı yanıt verilmeden, “Federasyon yazı isteyip sonra da yayınlamadı” gerekçesiyle sosyal medya paylaşımları yapılması son derece üzücüdür. Amacımız, toplumdaki her görüşe olan saygımız nedeniyle konuların sağlıklı ortamlarda tartışılmasını sağlamaktır. Karşılıklı kırıcı davranışların kimseye faydası olmadığı gibi toplumumuzu da yormakta ve tabanımız tarafından hoş karşılanmamaktadır.   KAFFED, Çerkes halkının haklarını korumak için mücadele eden, gönüllülük esası ile çalışan, insan haklarına saygılı bir sivil toplum kuruluşudur.   KAFFED’in dernekleri ve üyeleri içerisinde farklı seslerin bulunması son derece doğaldır. Bu seslerin aynı amaca hizmet etmek isteyen,  eksik gördüklerini tamamlamak için  çaba harcayan kendi halkımızın sesi olduğunun bilincindeyiz.   Kavga etmeyi değil; bir araya gelip bu sesleri birleştirmeyi amaçlıyoruz. Bu yolla ortak akla ulaşmamızın daha kolay olacağını düşünüyoruz. Böylece halkımıza hep birlikte daha iyi hizmet edebiliriz.   Halkımızın haklarını savunabilmek için; birlikten doğacak güce ihtiyacımız var.     KAFFED YÖNETİM KURULUnanKaffed

Toplumumuzun ve Kurumlarımızın Siyaset ile İmtihanı

Çerkes Soykırımı ve Sürgünü sonrası dağıldığımız coğrafyalarda halkımız çeşitli biçimlerde siyaset ve yönetim ile ilişkiler geliştirmiştir. Gerek Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerek kuruluş sürecinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti içerisinde Çerkesler siyasetin ve yönetimin içerisinde yer almışlardır. Ancak özellikle son yıllara kadar dünya ve ülke konjonktürünün de etkisi ile bu yer alış, genellikle Çerkes kimliğini fazla ön plana çıkartmadan olmuştur. Öncesinde de çeşitli çalışmalar yapılmış olmakla beraber, Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü etkinlikleri çerçevesinde 13-14 Aralık 2014 tarihlerinde Ankara’da düzenlediği “150. Yılda Çerkesler-Güncel ve Gelecek Konferansı”nda, siyaset dahil kamusal alanlara kendi kimliğimizle daha nitelikli şekilde etki etmemiz gerektiği konusunda genel bir mutabakat oluşmuştur. Sonrasında ise siyasette tecrübe sahibi kanaat önderlerimiz ile yapılan yuvarlak masa toplantıları ile konu daha detaylı şekilde tartışılmıştır. Bu toplantıların sonuçları KAFFED yetkili organlarında değerlendirilerek, siyaset kurumu ile ilişkilerin geliştirilmesi, taleplerimizin daha etkili şekilde siyasi mecralara aktarılması, kurumlarımızın ve toplumumuzun bu konularda daha bilinçli hareket etmesi amacı ile çeşitli adımlar atılmıştır. Ülkedeki demografik dağılımımız ve halkımızın siyasi çeşitliliği göz önüne alınarak izlenmesi gereken en makul yol belirlenmeye çalışılmıştır. Bu dönem Yönetim Kurulu içerisinde de bu alandaki işleri yürütmek üzere Siyaset ve Lobi Çalışma Grubu kurulmuştur. Süreç içerisinde çeşitli acemilikler yaşanmış ve zaman zaman hatalar da yapılmıştır. Ama genel hatları ile kurumsal görüşmelerimizde tabanımızdan ve muhataplarımızdan aldığımız geri bildirimler siyasetin etkili şekilde kullanılmasının gerektiği ve bu istikamette devam edilmesi yönündedir. Federasyonumuzun ve üye derneklerimizin temsil ettiği üye yapısı ve toplumsal tabanı, ülkemizdeki diğer etnik ve dini gruplardan farklı olarak siyaseten oldukça renkli ve çeşitlidir. Siyasi yelpazenin her tarafında Çerkesler olduğu gibi bazen aynı sülalenin içerisinde siyasi yelpazenin her renginden insanımız olduğunu da görmekteyiz. Bunu bir sorun olarak değil zenginlik olarak görüp tüm farklı siyasi kesimlerimizin karşılıklı saygı içerisinde kimliğimize, kültürümüze ve haklarımıza ilişkin birlikte çalışmasını sağlamamız gerekiyor. Köylerimizde geçmişte bu başarılmıştır; aynı köyde, aynı ailede her siyasi eğilimden insanlar olmuş ama asla bu durumun toplumsal birliğe engel olmasına izin verilmemiştir. Bu geleneği koruyup aynı şekilde kurumlarımızda da sürdürmemiz gerekiyor. Derneklerimizin içerisinde partisinin siyasi mücadelesini akrabalarına karşı yapan değil; partisinin içerisinde taleplerimizin mücadelesini yapan aktif siyasetçilere ihtiyacımız var. Siyasetin içerisinde yer alırken kimliğini ve kurumlarını ikinci plana atmayan, toplumunun taleplerine ve sorunlarına duyarlı, bir ayağı siyasetin içerisinde iken bir ayağı da toplumumuzun ve kurumlarımızın içerisinde olan, toplumdan ayağını kesmeyen siyasetçilerimize toplumumuz ve kurumlarımız da her kademede gereken desteği verecektir. KAFFED Çerkeslerin sahip olduğu hiçbir siyasi tercihe karşı veya yandaş değildir. Hiçbir partinin veya ideolojik görüşün arka bahçesi veya yandaşı olmadığı gibi hiçbir partinin de düşmanı veya karşıtı değildir. İktidarı ile muhalefeti ile tüm yasal siyasi partilere sorun ve taleplerimizi iletmek, dilimizi, kültürümüzü ve haklarımızı her siyasi mecrada dile getirmek, ülkenin bir zenginliği olarak kimliğimizin kamusal olarak korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak zorundayız. Bu çalışmaların başladığı dönemlerde TBMM’de 4 olan milletvekili sayısı kurumsal ve toplumsal çalışmaların sonucunda bilincimiz ile duyarlılığımızın artmasına paralel şekilde kademeli olarak önce 8 e sonra 12 ye çıkmıştır. Ancak 80 milyon Türkiye Nüfusu içerisinde en alçak gönüllü rakamlarla 4 milyonluk nüfusumuzun adil temsili anlamında minimum 30 milletvekili ile temsil ediliyor olmamız gerekmektedir. Çerkes nüfusunun yoğun olduğu bir çok ilde hala ve yıllardır Çerkes milletvekilimiz bulunmamaktadır. Kabinede uzun yıllardır Çerkes Bakan yok. Benzer temsilde adaletsizlik durumlarını Belediye Başkanlıklarında ve Belediye Meclis Üyeliklerinde de yaşıyoruz. 1960 larda Avrupa’ya giden “Almancılarımızdan” bulundukları ülkelerde bir çok milletvekili, belediye başkanı çıkıyor ve bununla tüm vatandaşlarımız gibi bizler de gurur duyuyoruz. Birbuçuk asırdan fazla süredir kader birliği içerisinde omuz omuza mücadele ettiğimiz ülkemizde sorumluluklarımızı fazlası ile yerine getiriyoruz; bununla doğru orantılı olarak yetki paylaşımında da hakkımız ölçüsünde yer almak durumundayız. Seçme hakkımızı kullandığımız gibi seçilme hakkımızı da kullanmak istiyoruz. Oylarımızla desteklediğimiz tüm partilerin tüm kademelerinde hakkımızdan daha azına razı değiliz, daha fazlasına da talip değiliz. Hiçbir Çerkes’in hak etmediği bir makama sırf Çerkes olduğu için gelmesine yönelik bir çaba içerisinde değiliz. Ancak hakettiği hiçbir makamdan da Çerkes olduğu için hiçbir kardeşimizin geri bırakılmasına razı olamayız. Tanıyan herkesin saygı duyduğu kültürümüz nedeni ile her bireyimizin bulunduğu pozisyonun saygınlığını yükselteceğine inanıyoruz. Siyaset kendince erbabı olan, üniversitelerde bilim dalı olarak eğitimi verilen kompleks bir alan. Biz de toplumsal ve kurumsal olarak nispeten yeni olduğumuz bu alanda, halkımızla, üyelerimizle, kurumsal demokratik mekanizmalarımızla sürekli istişare ve işbirliği halinde toplumumuzu layık olduğu şekilde temsil edilir hale getirmek için bu alanda tecrübelerimizi artırmak durumundayız. Hatalarımızdan öğrenerek, doğrularımızı çoğaltarak ama illa da güçlü bir dayanışma ile ilerleyeceğiz. Cenazemizde, düğünümüzde ve derneğimizde yanımızda duracak olan kendi insanımızın kıymetini bilecek, asla siyasi görüşü nedeni ile toplumsal duyarlılığı olan hiçbir kardeşimizi dışlayıcı tutum içerisinde olmayacağız. Kurumlarımız halkımızın desteği ile var olan yapılardır. Eleştirilere tüm yöneticilerimiz açıktır. Diyalog kapılarımız da sonuna kadar aynı şekilde açıktır. Kurumlarımızı yıkarak, saygınlığını zedeleyerek etkili bir toplum olamayız. Çerkes toplumunun zaten var olan saygınlığını artırıcı yaklaşımları desteklemeli ve yaygınlaştırmalıyız. Yıkıcı yaklaşımlara karşı kendi insanımızın ve kurumlarımızın yanında yer almamız siyaset dahil her alanda hakkımızı almamızı kolaylaştıracaktır. Yakında yapılacak olan yerel seçimlerde Belediye Başkanlıkları ve Belediye Meclis Üyelikleri için adaylar ortaya çıktılar. Gönlümüzden geçen sayıda olmasa da Çerkes adaylarımız da sahada ter döküyorlar. Çerkes adaylarımız ile sorun ve taleplerimize duyarlı, toplumumuzla ve kurumlarımızla sağlıklı ve karşılıklı saygıya dayalı bir iletişim içerisinde olan Çerkes dostu adaylara öncelik vereceğiz. Gelecek seçimler için şimdiden hazırlanacak ve kendi desteklediğimiz partilerde daha fazla kardeşimizin listelerde ve yönetimde yer alması, sorun ve taleplerimizin oy verdiğimiz partilerin gündeminde daha güçlü şekilde yer alması için çalışacağız. Yıllarca nispeten sessizce direndiğimiz asimilasyon, bu denli hızlanmış ve bizi kuşatmışken başka türlüsüne gönlümüz artık razı değil!  nanKaffed

21 Mayıs Anma Programlarına Katılmak İçin Nalçik, Maykop ve Sohum’a Gidiyoruz

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED),  21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes Sürgününün 155. Yılında da Anavatanda (Nalçik ve Maykop’ta ) yapılacak anma etkinliklerine katılmak üzere organizasyon düzenliyor. Çerkesler açısından takvim yılının bu en anlamlı gününde, Anavatanımızda kardeşlerimizle birlikte anmalarda yer almak, dünyanın dört bir yanından gelen Çerkeslerle birlikte aynı duyguları paylaşmak ve birlikteliğimizi bu vesile ile tekrar vurgulamak adına önemli bir fırsat olan bu organizasyona, Derneklerimizin yöneticilerini, üyelerini, gönüllülerini ve tüm halkımızı davet ediyoruz. Geçmiş yıllarda kendisi gidemeyen insanlarımızın ve kurum yöneticilerimizin, gençlerimize sponsor olarak veya sponsorluklarına katkıda bulunarak daha fazla gencimizin erken yaşlarda anavatanımıza gitmesine ve oradaki anmalara katılmasına vesile olduklarını saygıyla hatırlıyoruz. Bu yıl bu tarz sponsorlukların daha da artacağına inanıyoruz.     21 MAYIS 2019 KAFFED NALÇİK PROGRAMI;p> 18 Mayıs 2019 Cumartesi günü Saat 20:00’de KAFFED Genel Merkezi önünden hareket, Güzergah;p> Ankara, Çorum, Samsun, Trabzon, Sarp, Batum, Viladikavkaz, Nalçik,  20 Mayıs 2019                 : Nalçik akşam programı ve konaklama,  21 Mayıs 2019                 : Nalçik’te yapılacak soykırım ve sürgün anma programına katılım ve konaklama,  22 Mayıs 2019                 : Kaberdey Balkar Cumhuriyetince hazırlanan resmi programa katılım,  23-25 Mayıs 2019            : Nalçik şehir merkezi, pazar yerleri, Elbruz ve civar köy ziyaretleri,  25 Mayıs 2019 Cumartesi : Nalçik’ten çıkış 26 Mayıs 2019 Pazar Ankara’ya varış.  Program kapsamında 5 gece Nalçik’te Sanatoryum bölgesinde Otel’de konaklama (Konaklamalara sabah kahvaltısı dâhildir) yapılacaktır. div>     21 MAYIS 2019 KAFFED MAYKOP PROGRAMI;p>  18 Mayıs 2019 Cumartesi Günü Saat 20:00’de KAFFED Genel Merkezi önünden hareket, Güzergah;p> Ankara, Çorum, Samsun, Trabzon, Sarp, Batum, Viladikavkaz, Nalçik, Baksan, Minarelnye Vody, Armavir, Labinsk, Maykop.  20 Mayıs 2019                    : Maykop akşam programı ve konaklama,  21 Mayıs 2019                    : Maykop'ta yapılacak Sürgün Anma Programına katılım ve konaklama,  22 Mayıs 2019                    : Adıgey Cumhuriyetince hazırlanan resmi programa katılım,  23-24 Mayıs 2019               : Maykop şehir merkezi ve pazar yerleri ile civar köy ziyaretleri,  24 Mayıs 2019 Cuma          : Maykop’tan çıkış, Nalçik’te Elbruz ziyareti, program ve konaklama,  25 Mayıs 2019 Cumartesi   : Nalçik’ten çıkış,  26 Mayıs 2019 Pazar          : Ankara’ya varış. Program kapsamında 4 gece Maykop’ta Tıj İlkay Dönüş Yolu Misafirhanesinde ve Maykop otelde, 1 gece Nalçik’te Sanatoryum bölgesinde Otel’de konaklama (Konaklamalara sabah kahvaltısı dâhildir) yapılacaktır. Etkinlik ücreti Nalçık ve Maykop programları için 550 ABD Dolarıdır. Etkinlik ücretine dahil olan unsurlar: Yol ücreti+konaklama+vize ücreti+seyahat sigortası.Bunların dışındaki masraflar katılımcılara aittir. Yeşil Pasaportlar da vize almak zorundadır. İstenilen bilgilerin (katılım ücretinin en az 300 ABD doları tutarındaki kısmının aşağıdaki hesap numarasına yatırıldığına ilişkin dekont ile birlikte) 17 Nisan 2019 Çarşamba günü saat 17:00’ye kadar info@kaffed.org adresine gönderilmesi gerekmektedir. Katılım ücretinin geri kalan 250 ABD doları tutarındaki kısmının ise 06 Mayıs 2019 Pazartesi günü saat 17:00’a kadar yine aynı hesap numarasına yatırılması gerekmektedir.p>     21 Mayıs 2019 KAFFED ABHAZYA (SOHUM) PROGRAMIp> Güzergah;p> Uçuş saatinden dolayı 19 Mayıs 2019 akşamı en geç 23:00 da İSTANBUL HAVALİMANI’ında olmanız önerilir. Uçuş Bilgileri:  p> Kalkış   : İstanbul Havalimanı – 20 Mayıs 2019  Saat: 01:20       Varış      : Sochi  20 Mayıs 2019 Saat: 02:55  Sochi – Sohum Transfer  (Abhazya ya giriş)   Otele varış  Saat: 05:00-07:00  20 Mayıs 2019                   : Serbest Gün                   21 Mayıs 2019                   : 21Mayıs Anma Törenleri 22 Mayıs 2019                   : Afon Ziyareti (Afon Mağarası - Anakopia Kalesi- Afon Şelale- Afon Manastırı-  Afon Tren İstasyonu - Kuğulu Göl ve Park) 23 Mayıs 2019                   : Ritsa Ziyareti (Bakirenin Gözyaşları Şelalesi  - Doğal Bal Çiftliği - Zip line durağı - Mavi Göl - Bzıp Nehri Başlangıç Noktası - Yupsar Kanyonu - Ritsa                                                        Balkon - Ritsa Gölü - Süt Şelalesi - Ritsa(Stalin) Daça) 24 Mayıs 2019                   : Dönüş Uçuş Bilgileri                         Kalkış                                 : Sochi    24 Mayıs 2019  Saat: 04:15    Varış                                  : İstanbul Havalimanı 24 Mayıs 2019   Saat: 06:15    Etkinlik ücreti Abhazya (Sohum) programı için 260 ABD Dolarıdır. Fiyata vize ve uçak ücreti dahil değildir.Yeşil Pasaportlar da vize almak zorundadır. Abhazya (Sohum) programı konusunda detaylı bilgi için: Ünal ULUÇAY Tel: 0536 330 22 33 p> İstenilen bilgilerin, katılım ücreti 260 ABD dolarının  aşağıdaki hesap numarasına yatırıldığına ilişkin dekont ile birlikte  17 Nisan 2019 Çarşamba günü saat 17:00’ye kadar info@kaffed.org adresine gönderilmesi gerekmektedir. p>    div> Not: Transferler arasında geniş bir zaman vardır çünkü yaz döneminde sınırların yoğunluğundan kaynaklı uzun süreli beklemeler yaşanmaktadır. Uçuş saatinizin önemi dolayısıyla geniş bir zaman transfer olarak planlanmıştır.  p>   div> Vize için gereken belgeler: (17 Nisan 2019 tarihine kadar “Kafkas Dernekleri Federasyonu Şenyuva mah. Meriç sk. No:44 Beştepe / ANKARA” gönderilmesi gerekmektedir)p> Pasaport (Pasaport geçerlilik süresinin vize bitiş tarihinden itibaren en az 6 ay olması gerekir)p> 2 adet RF vizesi için vesikalık fotoğraf (Arka fon beyaz olacak)p> Vize için gereken bilgiler: (Bu bilgilerde eksiklik olması durumunda işlem yapılamamaktadır.)p> Pasaportun kişisel bilgilerin yer aldığı sayfasının fotokopisi veya fotoğrafı (sayfanın altındaki numaralar dahil tüm bilgilerin net okunur olması gerekiyor) Adı ve soyadı     : Pasaport No.     : Cep telefonu     : E-posta adresi   : T.C. Kimlik No    :  Mesleği              :  İş telefonu        : İş adresi               :  Ev telefonu       : Ev adresi             : div> Eğer biliniyorsa istenilen bilgiler ile birlikte sülale adınızı da göndermeniz rica olunur. ÜCRET YATIRMAK İÇİN BANKA VE HESAP BİLGİLERİ; Kafkas Dernekleri Federasyonu (Açıklamaya “Anavatan 21 Mayıs Programı” yazılması rica olunur.)p>   Banka Adı : Ziraat Bankası Banka Şubesi : Emek/Ankara Şubesip> Banka USD Hesabı IBAN No : TR72 0001 0007 6535 5861 48 5002p>   KAFFED      Tel                            : 0 312 222 85 89 İLETİŞİM VE AYRINTILI BİLGİ İÇİN:p> Ankara- Atilla Mutlu ALKIŞ         : 0 532 553 80 68 Ankara -Adnan ARSLAN            : 0 505 221 42 84 Ankara -Samit TOKMAK             : 0 505 452 97 84 Ankara -Hülya ŞAHİN                 : 0 532 576 79 74 İstanbul -Ünal ULUÇAY              : 0 536 330 22 33 Düzce -Ersin ÖZEN                    : 0 534 245 18 95nanKaffed