nanÇerkes yazar, şair, oyuncu, "komple sanatçı" Çetin ÖNER ile uzun zamandır beklediğimiz söyleşiyi nihayet 29 Mayıs Cumartesi günü saat 18:00'de yapıyoruz. Ankara'daki tüm Çerkeslerin davetli olduğu söyleşimiz dernek binamızda. Sayın Çetin ÖNER ile sinemadan, tiyatrodan, şiirlerinden, "Dağlara Yazılıdır"dan, Çerkeslerden, Beşiktaş'tan konuşacağız. Tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz.Kaffed
Nibjeuğ’dan “Hamlet Sigoş”
nan Ankara Kafkas Derneği Tiyatro Topluluğu Nibjeuğ uzun süredir hazırlandıkları, yılın oyunu "Hamlet Sigoş" ile 5 Haziran Cumartesi 20:00 ve 6 Haziran Pazar 18:30'da Gençlik Parkı Kültür Merkezi Kemal Sunal Sahnesi – Ulus'ta siz hemşehrilerimizle buluşuyor.Oyunları Oyunu "Hamlet"Hamlet; ünlü İngiliz yazar William Shakspeare’in (1564-1616), 1601 yılında yazdığı ve yine ilk sahnelenişi aynı yıl olan, en sevilen, en iyi tanınan oyunlarından biridir.Danimarka Prensi Hamlet, babası Danimarka Kralının ölümünden sonra derin bir üzüntüye kapılır. Evet, ölenle ölünmez ama ne yapsın, babasını çok sevmektedir. Bu elim olaydan sonra amcası Kladyüs tahta geçer ve kardeşinin daha kırkı çıkmadan, karısı Kraliçe Gertrud ile evlenir. Artık Hamlet’in amca babası ile yenge annesi olmuşlardır. p> Soğuğun ayaza kestiği bir Danimarka gecesinde, babasının hayaleti, Hamlet’e görünerek kendisinin sanılanın aksine eceliyle değil, kardeşi olacak terbiyesiz şahsiyet Kladyüs tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü söyler. Bir yandan hayalet görmüş olmanın verdiği tırsıklık, diğer yandan ‘’doğru mu acep, inansam mı ki buna?’’ diyerek içine düştüğü şaşkınlık, beriki yandan ise Kladyüs’ün sağ kolu Polonyüs’ün kızı Ofelya’ya duyduğu aşk, bünyesini iyice sarsar, vücut kimyası bozulur. O kadar ki, elinde bir kurukafayla ‘’to be or not to be - olmak yada olmamak ’’ diye saçmalayacak kadar. Kendince bir karar alır. İşin doğrusunu deli taklidi yaparak öğrenecektir. En yakın dostu Horasyo ile sırrını paylaşır. Horasyo adam gibi adam bir genç olduğundan, Hamlet’i bu karmaşık düzende yalnız bırakmaz. Nıbjeğu Tiyatro Topluluğu ise bu dünya klasiğini bir gaza gelmenin neticesinde oynamaya karar verir. Verir vermesine de canım Hamlet, bunların eline düşünce olur size HAMLET SIGOŞ. HamletTD>Gebişe Emre CANHorasyoTD>Mo’go Yusuf DEMİRTR>OfelyaTD>Şavets’uk Dilek SOYKUVVET Kraliçe GertrudTD>Yelen Çiğdem ALANTR>PolonyüsTD>Pahu Mahir NAZLIERLeartesTD>Mo’go Oğuz DEMİRTR>MarselyüsTD>Nelıgotlıguaje Onur KUYUMCUBernardoTD>Gebişe Mehmet CANTR>GüldinşternTD>Pşınogo Şahin CENGİZRozenkranzTD>Abrâşo Alp UYSALTR>FranciskoTD>Çetav Şamil DEMİRKANFortinbransTD>Agache Taha BAYGÜNEŞTR>OyuncuTD>Duh Setenay AYDINKral KladyüsTD>Batkho Mete DEMİRCİTR>Genel KoordinatörDIV>TD>TR>Gerige Janset ŞEKERCANDIV>TD>Yazan - YönetenDIV>TD>TR>Batkho Mete DEMİRCİDIV>TD>TR>Işık KumandaDIV>TD>TR>Hajelth Ömer KESKİNAnsıgho Ömer ENESDIV>TD>TR> TD>Tarih – SaatTD>5 Haziran Cumartesi 20:00TD>TR> 6 Haziran Pazar 18:30TR>YerTD>Gençlik Parkı Kültür MerkeziKemal Sunal Sahnesi – UlusTD>TR>TABLE>Kaffed
Nibjeuğ’dan “Hamlet Sigoş”
nan Ankara Kafkas Derneği Tiyatro Topluluğu Nibjeuğ uzun süredir hazırlandıkları, yılın oyunu "Hamlet Sigoş" ile 5 Haziran Cumartesi 20:00 ve 6 Haziran Pazar 18:30'da Gençlik Parkı Kültür Merkezi Kemal Sunal Sahnesi – Ulus'ta siz hemşehrilerimizle buluşuyor.Oyunları Oyunu "Hamlet"Hamlet; ünlü İngiliz yazar William Shakspeare’in (1564-1616), 1601 yılında yazdığı ve yine ilk sahnelenişi aynı yıl olan, en sevilen, en iyi tanınan oyunlarından biridir.Danimarka Prensi Hamlet, babası Danimarka Kralının ölümünden sonra derin bir üzüntüye kapılır. Evet, ölenle ölünmez ama ne yapsın, babasını çok sevmektedir. Bu elim olaydan sonra amcası Kladyüs tahta geçer ve kardeşinin daha kırkı çıkmadan, karısı Kraliçe Gertrud ile evlenir. Artık Hamlet’in amca babası ile yenge annesi olmuşlardır. p> Soğuğun ayaza kestiği bir Danimarka gecesinde, babasının hayaleti, Hamlet’e görünerek kendisinin sanılanın aksine eceliyle değil, kardeşi olacak terbiyesiz şahsiyet Kladyüs tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü söyler. Bir yandan hayalet görmüş olmanın verdiği tırsıklık, diğer yandan ‘’doğru mu acep, inansam mı ki buna?’’ diyerek içine düştüğü şaşkınlık, beriki yandan ise Kladyüs’ün sağ kolu Polonyüs’ün kızı Ofelya’ya duyduğu aşk, bünyesini iyice sarsar, vücut kimyası bozulur. O kadar ki, elinde bir kurukafayla ‘’to be or not to be - olmak yada olmamak ’’ diye saçmalayacak kadar. Kendince bir karar alır. İşin doğrusunu deli taklidi yaparak öğrenecektir. En yakın dostu Horasyo ile sırrını paylaşır. Horasyo adam gibi adam bir genç olduğundan, Hamlet’i bu karmaşık düzende yalnız bırakmaz. Nıbjeğu Tiyatro Topluluğu ise bu dünya klasiğini bir gaza gelmenin neticesinde oynamaya karar verir. Verir vermesine de canım Hamlet, bunların eline düşünce olur size HAMLET SIGOŞ. HamletTD>Gebişe Emre CANHorasyoTD>Mo’go Yusuf DEMİRTR>OfelyaTD>Şavets’uk Dilek SOYKUVVET Kraliçe GertrudTD>Yelen Çiğdem ALANTR>PolonyüsTD>Pahu Mahir NAZLIERLeartesTD>Mo’go Oğuz DEMİRTR>MarselyüsTD>Nelıgotlıguaje Onur KUYUMCUBernardoTD>Gebişe Mehmet CANTR>GüldinşternTD>Pşınogo Şahin CENGİZRozenkranzTD>Abrâşo Alp UYSALTR>FranciskoTD>Çetav Şamil DEMİRKANFortinbransTD>Agache Taha BAYGÜNEŞTR>OyuncuTD>Duh Setenay AYDINKral KladyüsTD>Batkho Mete DEMİRCİTR>Genel KoordinatörDIV>TD>TR>Gerige Janset ŞEKERCANDIV>TD>Yazan - YönetenDIV>TD>TR>Batkho Mete DEMİRCİDIV>TD>TR>Işık KumandaDIV>TD>TR>Hajelth Ömer KESKİNAnsıgho Ömer ENESDIV>TD>TR> TD>Tarih – SaatTD>5 Haziran Cumartesi 20:00TD>TR> 6 Haziran Pazar 18:30TR>YerTD>Gençlik Parkı Kültür MerkeziKemal Sunal Sahnesi – UlusTD>TR>TABLE>Kaffed
Basın Toplantısı
nan Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvilinin Ülkemizi ziyareti nedeniyle Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Merkezinde 20.05.2004 günü saat 11.00'de bir basın toplantısı düzenlenmiştir. Bu toplantıda Saakaşvilinin Abhazya ve Güney Osetyaya karşı saldırgan açıklamaları protesto edildikten sonra; Federasyonumuzun bu konulardaki görüşleri medya mensuplarına anlatılacaktır. Toplantıya katılacak medya mensuplarına bir basın bildirisi ile birlikte Abhazyayı tanıtan,hukuki durumunu anlatan 24 sayfalık birer dosyada sunulacaktır. Ankarada ki hemşehrilerimizi basın toplantısına davet ediyoruz. Kaffed
Basın Toplantısı
nan Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvilinin Ülkemizi ziyareti nedeniyle Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Merkezinde 20.05.2004 günü saat 11.00'de bir basın toplantısı düzenlenmiştir. Bu toplantıda Saakaşvilinin Abhazya ve Güney Osetyaya karşı saldırgan açıklamaları protesto edildikten sonra; Federasyonumuzun bu konulardaki görüşleri medya mensuplarına anlatılacaktır. Toplantıya katılacak medya mensuplarına bir basın bildirisi ile birlikte Abhazyayı tanıtan,hukuki durumunu anlatan 24 sayfalık birer dosyada sunulacaktır. Ankarada ki hemşehrilerimizi basın toplantısına davet ediyoruz. Kaffed
Ankara Kafkas Derneği 21 Mayıs Sürgünü Anma Etkinlikleri
nanBUGÜN (21 Mayıs Cuma, Saat 19.45 de)STRONG>SÜRGÜNÜ AİLELERİMİZLE BİRLİKTE ANMAK İÇİN KAFKAS DERNEKLERİMİZDE BİRARAYA GELİYORUZ, YARIN (22 Mayıs, C.tesi Saat 16.00 da)STRONG>ÇERKES SÜRGÜNÜ’NÜ İLK KEZ GÜNDEME GETİREN BİLİM ADAMLARINDAN SN. PROF. DR. KEMAL KARPAT’I DİNLEMEK İÇİN MİLLİ KÜTÜPHANE KONFERANS SALONUNDA BULUŞUYORUZ.YARINDAN SONRA (23 Mayıs Pazar,Saat 07.00 de)STRONG>SÜRGÜNÜ TÜRKİYE KAMUOYUNA DA DUYURACAÐIMIZ ETKİNLİKLER VE BASIN AÇIKLAMASI İÇİN KEFKEN VE İSTANBUL’A, KARADENİZ KIYILARINA, KAFKAS DERNEÐİ ÖNÜNDEN YOLA ÇIKIYORUZ. KAFKAS DERNEÐİ, ANKARA Kaffed
Ankara Kafkas Derneği 21 Mayıs Sürgünü Anma Etkinlikleri
nanBUGÜN (21 Mayıs Cuma, Saat 19.45 de)STRONG>SÜRGÜNÜ AİLELERİMİZLE BİRLİKTE ANMAK İÇİN KAFKAS DERNEKLERİMİZDE BİRARAYA GELİYORUZ, YARIN (22 Mayıs, C.tesi Saat 16.00 da)STRONG>ÇERKES SÜRGÜNÜ’NÜ İLK KEZ GÜNDEME GETİREN BİLİM ADAMLARINDAN SN. PROF. DR. KEMAL KARPAT’I DİNLEMEK İÇİN MİLLİ KÜTÜPHANE KONFERANS SALONUNDA BULUŞUYORUZ.YARINDAN SONRA (23 Mayıs Pazar,Saat 07.00 de)STRONG>SÜRGÜNÜ TÜRKİYE KAMUOYUNA DA DUYURACAÐIMIZ ETKİNLİKLER VE BASIN AÇIKLAMASI İÇİN KEFKEN VE İSTANBUL’A, KARADENİZ KIYILARINA, KAFKAS DERNEÐİ ÖNÜNDEN YOLA ÇIKIYORUZ. KAFKAS DERNEÐİ, ANKARA Kaffed
Sürgündeyim 140 Yıldır
nan+''+ Hiç unutamadığım bir hikaye vardır, anneannem sürgünden geçen onca yıla karşın her akşam otururmuş köy evininin kapısına. Ve kimseyle konuşmazmış yalnızca ağlarmış, nerede nasıl öldüğünü bilmediği kardeşi için, ve güneşin batışına kadar kendisiyle acılarıyla baş başa kalırmış... 21 Mayıs 2004, sürgünün 140. Yıldönümü. 140 yıl önce yitirdik atalarımızı Karadenizin sularında... Çoğunu “Kara” sular yuttu. Kalanların birçoğu ise kayboldu. Yazıya onların manevi huzurlarında saygıyla eğilerek başlayalım... Bulunduğu coğrafi yapısı itibari ile verimli topraklara, zengin yer altı kaynaklarına sahip Kafkasya, Çerkes halklarının anayurdu, tarih boyunca bütün yayılmacı devletlerin göz diktiği, tüm büyük ülkelerin geçiş yolu olarak kullandıkları, büyük imparatorlukların bir çoğunun kendi topraklarına katmak istedikleri stratejik bir ülkeydi. Kafkas halkları, tarihlerinin her döneminde vatanları ve özgürlükleri için büyük imparatorluklara karşı savaşmışlardır. Toprakları işgale uğramış, evleri köyleri yakılmış, nüfusunun oldukça önemli bir bölümünü bu uzun savaşlarda, salgın hastalıklarda kaybetmiştir. Kafkasya'da 18. ve 19. yüzyıllarda yoğunlaşan çarlık ordularının saldırılarına direnmeye çalışan Çerkesler, 19. yüzyılın ilk yarısında çok kanlı bir biçimde vatanlarını korumayı sürdürmeye çalışmışlarsa da, büyük kayıplar vererek güçsüz düşerler. Çerkesler Osmanlı topraklarına sığınmaya başlar. Birçoğunun cesedi kalır taşınan “kelle başına” para alan takalarda.. Açlıktan, havasızlıktan, ezilerek ve aşırı yüklü gemilerin batmasından binlerce kişi yollarda ölür... Yaşanan büyük dramın sonucunda binlerce insan birçok ülkeye dağılır, yaşanan acıların büyük kısmı yazıya dökülmemiştir. Dönemin koşulları göz önüne alındığında rakamların sadece tahminlerden ibaret olduğu anlaşılacaktır. En fazla insanın sürgün ettirildiği tarihler 1863 sonbaharı ile 1864 yılıdır ve 1880 yılında Kuban bölgesinde tüm dağlı halklardan kalan nüfus sadece 90.000 civarındadır. Bütün bu olaylar prehistorik devirlerde değil, 19. yüzyıl ortasında, dünyanın gözü önünde olmuştur. Çerkes halkının kendi topraklarındaki doğal gelişim süreci kesintiye uğratılmış, emperyalist emeller uğruna yaşama hakkı elinden alınmıştır. Başta Rusya olmak üzere Osmanlı devleti ve dönemin güçlü avrupa devletleri bu büyük sürgünün sorumlularıdır. Sürgün bir kopuştur. Sürgün, bir ağacın dal ve yapraklarının hayat kaynağı olan toprak ve sudan koparılmasıdır şairin deyimiyle.. Sürgünün üzerinden geçen 140 yıla karşın, halen dünyanın konudan bihaber olması, bu olayın dünya gündemine getirilememiş olması, kendi insanlarımızın bile, tarihinin en önemli bölümünden kısmen habersiz yaşaması, toplumumuz için düşündürücüdür. Halkımızın yaşadığı sürgün ve soykırımın çok daha azını yaşamış olan halklar bugün tüm dünyaya bu olayı anlatmaları sayesinde çeşitli kazanımlar elde ederek olayların telefisini istemelerine karşın, biz bu konuda çok zayıf kaldık, 140 yıl içerisinde yeterli bir girişimde bulunamadık. 21 Mayıs'ın özellikle “sürgün” ve “soykırım” gününe dönüştürülmesi çok önemli ve zorunludur. Yazıyı 21 Mayıs Andı ile bitirmek galiba en uygunu olacak... Biz, insanlık tarihinin en acımasız sürgün ve soykırımını yaşamış Çerkesler olarak... nerede yaşıyor olursak olalım yaşadığımız soykırımı unutmayacağımıza, gelecek nesillere de unutturmayacağımıza... her türlü baskıya asimilasyona karşı koyarak var olacağımıza... 21 Mayıs'ı ulusal-kültürel dirilişimizin günü yapacağımıza... yaşadığımız tüm ülkelerde Anavatanımız Kafkasya'da ve tüm dünyada barışı savunacağımıza... Atalarımızın manevi huzurunda ant içeriz...p>+''+Koj Fırat Kozok
21 Mayıs
Bulundukları jeopolitik konum nedeniyle Kuzey Kafkasya halkı, tarih boyunca birçok saldırıya maruz kalmıştır. 1556 yılında tahta geçen Çar 4.Ivan’la başlayan ve 1864 yılına kadar süren savaşlar sonunda çok acıdır ki, Çerkes halkının büyük bir kısmı yok edilmiş, hayatta kalanlar ise yurtlarından sürgün edilmişlerdir. Rusların Karadeniz sahiline inme istekleri büyük bir trajedinin doğmasına sebep olmuştur. Yaklaşık 300 yıl süren savaşlar süresince, Rusların 1.000.000 üzerinde asker kayıplarına rağmen, güneyi ve Kafkasya’yı ele geçirme arzuları nedeniyle Çerkes halkının da büyük çoğunluğunu yok etmişlerdir. +''+ Bugüne değin birçok ülkeden (Rus, Amerikalı, Ingiliz, Türk) yazar, asker, araştırmacı ve tarihçi tarafından, bu soykırımın ne denli büyük boyutlarda olduğuna dair birçok açıklama yapılmıştır. Tüm dünyanın kabul ettiği bu trajik olayı halen bazı çıkarcıların göz ardı etmesi, dünya sahnesindeki oyunlar göz önüne alınırsa, hiç de şaşılacak bir durum değildir. Bugün anavatandaki varolan ekonomik, sosyal, kültürel, politik sıkıntılar tamamen ortadan kalkmış ya da çözümlenmiş değil. Fakat, bu amaç doğrultusunda birçok çabanın sarfedildiği haberlerini alıyoruz Kaldı ki, hala tamamen özgür olmamasının yanında, bazı bölgelerden gelen silah sesleri de susmuş değil. AbhazyaŽda ve Çeçenistan’da, geçen yıllarda dilediğimiz acı dolu günlerin bitmesi ve barış istekleri hala gerçekleşemedi! Değişen dünya ve değer yargıları doğrultusunda birçok sistem de değişti. Büyük savaşlar sonunda, bugün devletler birbirleriyle ekonomik, sosyal, kültürel ilişkilerini sürdürebilmekteler. Bu bağlamda bakılacak olursa, yukarıda bahsedilen dilekler hiç de hayal değil! Gelecekte, Kuzey Kafkasya olarak ulusal varlığımızı sürdürebilmek için biz de bu çarkın içinde, daha demokratik şartlarda yaşam adına çaba göstermek durumundayız. Anavatan dışında yaşayan Kuzey Kafkasyalılar da aynı mantık çerçevesinde, bulundukları ülkeler ve Rusya Federasyonu ile sosyal, kültürel ve özellikle ekonomik anlamda güçlü bir ilişki içinde olmalılar. Artık son yıllarda, 21 Mayıslarin sadece ağlama, ağıt günü olmadığını dile getiriyor ve bu bilinçlenmenin giderek arttığını düşünüyorum. Elbette ki böylesine büyük bir trajedinin dünyadaki örnekleri çok az ve bu gerçekten çok acı bir olay. O yıllara dair yaşananları yüreğimizde hissediyoruz. Fakat olaya sadece bu pencereden bakmak yanlış. Sürgün edilen bir halkın torunları olarak, hala ortada bir dil sorunumuz var ve bu sorun, son dönemde AB Uyum Yasaları doğrultusunda "anadil kursu" şeklinde ortaya çıkan sevindirici bir durum gibi gözükse de, hala devam etmektedir. Sonuçta bir kültür asimilasyonu içindeyiz! Bu kaygıyı içinde hisseden herkesin sadece 21 Mayıslarda değil, her zaman bu bilinçle hareket edip, "Kafkasya temeline dayalı" projelerde bir araya gelmesi bir zorunluluktur. Birçok ülkenin şirketleri Kafkasya’nın barındırdığı güzellikleri görüp, yatırımlarını çoktan yapmış durumdalar. İthalat ve ihracat olanaklarının son derece yüksek olduğu anavatanımızda, Kafiad’la bağlantılı olarak birçok yeni projeye imza atabiliriz. Bunun dışında bilimsel araştırmalar, öğrenci değiş, tokuşu, arazi edinme, tatillerimizi orada geçirme gibi daha birçok Kafkasya temelli projede bir araya gelebiliriz. Unutulmamalıdır ki, bulunduğumuz ülkede ulaşacağımız maksimum ekonomik, sosyal ve kültürel konum aynı ölçüde anavatana yansıyacaktır. Anavatanımızdan sürgün edilişimizin 140. yılını, 21 Mayıs’ta dünyanın birçok bölgesinde anacağız. Yüreğimizdeki acının belleğimize, bilinçlenme şeklinde seslenmesi dileğiyle...+''+Sine Göksoy
Samsun’da 21 Mayıs Anma Etkinliği
nan PROGRAM Açılış ve Saygı Duruşu Açılış Konuşması Tiyatro (Bir Avuç Vatan Toprağı) Sürgün Oratoryosu Teknelerin Sahilde Karşılanması ve Denize Karanfil Atılması Sinevizyon gösterisi ve Panel Çerkesler anavatanlarından sürülerek Karadeniz sahillerine çıkarıldıklarında, onlara ilk sahip çıkan, acılarını paylaşan Samsun halkıydı.23 MAYIS PAZAR SAAT 14:00 DOÐU PARK AMFİ TİYATRO YANI Kaffed