KAFKASYA DERGİSİ (Ocak1953-Aralık 1953) +''+ Kuzey Kafkasya'ya yönelik olarak Türkiye'de çıkartılan sürekli yayınlardan birincisi "Kafkasya Dergisi" 1953 yılında yayın hayatına başladı. Siyasi, tarihi ve edebi amaçlarla Türkiye'deki Kafkasyalılarla yardımlaşmayı sağlamak üzere İstanbul Kafkas Kültür Derneği yayın organı olarak yayımlanmıştır. 1 Ocak 1953-1 Aralık 1953 tarihleri arasında yayımlanan dergide işlenen belli başlı konular; Kafkasya ticaret tarihi, Kafkaslıların muhacereti, Kafkasya'nın coğrafyası, eski Çerkezlerde din, Kafkas soyadları, çeşitli konularda şiir, masal, makaleler ve toplumsal haberler. Dergide yayımlanan yayınlarda geçmişi tanıma, Kafkasya'ya dönme özlemi, gelenekleri koruma özlemi gibi temalar işlenmiştir. Bilindiği gibi 1950'li yıllar Türkiye'de çok partili hayata geçiş dönemidir. Bu nedenle yayımlanan bu dergide 1950 öncesi konuşulmayan ve yazılmayan bazı konular ele alınmış ve yayımlanmıştır. Dergide yazı yazan belli başlı yazarlar: Şeref Terim, Dr. Vasfi Güsar, Ahmet Canbek, Habjoka, Seyın Time, Mehmet Ketey, A.Meker, İsmail Ziya Bersis, İnal Şhaplı 31.12. 1953'te derginin sahibi olan İsmail Ziya Bersis'in vefatı üzerine 12.sayı tamamlandıktan sonra dergi yayım hayatından çekildi. KAFKAS MECMUASI (Nisan 1954-Mayıs 1956) Kafkasya dergisinin Aralık 1953 yılında yayın hayatından çekilmesinden dört ay sonra o derginin devamı niteliğinde olan Kafkas Mecmuası yayın hayatına başlamıştır. Bu derginin başlıca yazarları: Şeref Terim, Turhan Yavuz Marşan, Mehmet Ketey, Alaattin Kutlu ve İnal Şahaplı'dır. Kafkas Dergisi ve Kafkas Mecmuasında öne sürülen tezler; Rus emperyalizminden öç almak ve Kafkasya'nın özgürlüğünü sağlamak, ama bunu sağlayıncaya kadar içinde yaşadıkları devlete minnet duyguları ile kültürlerini yaşatmaya çalışacaklar ve hükümetinin güttüğü dış siyaset politikasını destekleyeceklerdir. Bu tezlerin o dönemin siyasal koşulları göz önüne alınarak değerlendirilmesi gereği ortadadır. Her iki derginin çok ortak noktası olmasına rağmen Kafkas Mecmuasında Kafkas Dergisinde görünen demokrasi, insan hakları, gericilik v.b. gibi kavramlar yoktur. Kafkas Mecmuası daha katı ve ağır bir anti-sovyetik siyasal çizgi izlemiştir. Dergide genellikle ikinci dünya savaşında Kafkasya'da gelişen olaylar, 11 Mayıs 1918 Cumhuriyeti işlenmiş Kafkas tarih ve kültürüne ilişkin yazılara az yer verilmiştir. YENİ KAFKASYA DERGİSİ (1957-1962) Kafkasya Mecmuasının Mayıs 1956'da yayın hayatından çekilmesinden sonra Yeni Kafkasya Dergisi 1957'de yayın hayatına başladı. Derginin sahibi Dr. Vasfi Güsar, yazı işleri müdürü Mehmet Ketey'dir. Başlıca yazarları; Seyın Time, Dr. Hilmi Tuğuş, Uğur Dipşov, M.Zahide Güsar, Dr. Ahmet Bedevi Atalay, M. Refik Hızel, Aytek Namitok, Kudeyt Şurdum ve diğerleri. Yeni Kafkasya dergisi, derginin birinci sayısında Dr. Vasfi Güsar tarafından "Kafkas ve Tutulan Yol" başlıklı yazıda da belirtildiği gibi, Kafkas dergisinin izlemiş olduğu yolu takip etmeyi amaçlamıştır. Dergi yayın hayatı boyunca bu amaçlar doğrultusunda yazılarını yönlendirmiştir. 1960'lı yıllarda Kuzey Kafkasya'da oluşan toplumsal siyasal yapı eleştirilmekle birlikte 1956 yılına göre yönetime daha sıcak bir yaklaşım gözlenmektedir. Kafkasya'da oluşan yeni yönetimi eleştiren veya yön vermeye çalışan bu tarz siyasal içerikli yazılara rastlanmakla birlikte ağırlıkla işlenen konular Kafkasya'nın tarihi ve toplumsal yapısıdır. Daha önceki yayınlarda olduğu gibi mevcut siyasal yapı ile bütünleşme olgusu bu dergide de vardır. 1961 senesinden sonra dünyada ve Türkiye'deki değişmeler nedeni ile Türkiye'nin-o dönemki adı ile- Sovyetler Birliğine yakınlaşması derginin anti-sovyetik çizgisinde yumuşama yaratmıştır. 1957 yılında yayın hayatına başlayan dergi 1962 Aralık ayında yayın hayatından çekilmiştir. Bu dergide Kuzey Kafkasyalıların muhacerette yaşadıkları diğer ülkelerden de haberlere yer verilmiş Kuzey Kafkas kökenli yazar, devlet ve bilim adamları detaylı bir biçimde tanıtılmıştır. Kafkasya'nın tarihi, kültürü ve toplumsal yapısının irdelenmesi ileriki kuşaklara kültür birikiminin aktarılmasını sağlamıştır. KAFKASYA (1964-1977) 1964 Mayıs'ında Ankara'da yayın yaşamına başlayan derginin sorumlu yazı işleri müdürü İzzet Aydemir'dir. Başlıca yazarları; Dr. Vasfi Güsar , İsmet Kalgay, Alhas Fiderok, Kadir Natho, B. Batırhan, Seteney, Mahmut Kusko, Yıldız Okay Tılfij, Ömer Beygua, Hapi C. Afeşij Emin, Dr. M. Ali Pçıhaluk'tur. Dergi Kuzey Kafkas kültür ve folklorunu inceleyip tanıtmayı amaçlamaktaydı. Dergide "yayına başlarken" başlık yazısında günden güne kaybolan ve dejenere olan kültürel değerlerin bugünkü durumunu ortaya koymaya çalışmışlardır. Dergi kültür ve folklor amaçlıdır. Bu amaçla da dergide Kafkasya tarihi, coğrafyası, muhaceret yaşantısı ve Kuzey Kafkasya ile ilgili yayınlanan yabancı yayınlara yer verilmiştir. Ülkenin sosyo-ekonomik ve politik nedenlerle Sovyetler Birliğine yakınlaşması birçok ve kültürel ilişkilerin de yoğunlaşmasına neden olmuştur. Dergide yayınlanan Kuzey Kafkasya'daki okurlarla mektuplaşmalar, yapılan geziler toplumda bir hareketliliğe yol açmıştır. Ayrıca Kuzey Kafkasya'da halk bilimlerine ilişkin müzik derlemeleri yapılarak kaset dağıtımı sağlanmış ve kültürel kitap yayınlarında bulunulmuştur. 13 yıllık uzun yayın hayatlarında geçmişle bugün ve gelecek arasında bir köprü görevini görerek yayınlarla birleştirici ve bütünleyici bir yaklaşım getirmiştir. BİRLEŞİK KAFKASYA DERGİSİ (1964-1967) 1964 yılında yayımlanan bir diğer dergi de İstanbul'da yayın hayatına başlayan Birleşik Kafkasya Dergisidir. Üç aylık olarak yayımlanan derginin sahibi Yılmaz Nevruz, yazı işleri müdürü Mustafa Beştoy'dur. Belli başlı yazarları; Barasbi Baytugan, Ahmet Janbek Habjoka, M. Zihni Hızal, Alhas Fidarok, Rezzan Dinçer, Zübeyde Şhaplı, Kadircan Kaflı, Osman Çelik. Derginin çıkış amacı "Hedefimiz" başlıklı yazıda açıklanmıştır. Buna göre dergi, demokratik Batı bloku ve Komünist Sovyet bloku olarak ikiye ayrılmış gibi düşündüğü dünyada Kafkas milli iradesini halk kitlelerine duyurmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda Kafkas tarihi, töre ve gelenekleri, coğrafyası, folkloru konularını da irdelemişlerdir. Dergi 1954 yılındaki Kafkas Mecmuasının siyasi çizgisini sürdürmüştür ve 1967 yılında yayın hayatına son vermiştir. KUZEY KAFKASYA DERGİSİ (1970) Kuzey Kafkasya dergisinin sahibi; Rasih Savaş, yazı işleri müdürü Tarık Cemal Kutlu, başlıca yazarları ise; Beksultan Baturhan, Musa Ramazan, Mehmet Aksoy, Mehmet Güneş, M. Yüksel Kılıç, Hasan Kalimci, Y. İnoğlu, Zübeyde Şhaplı, Gunokue C. Özbay, Osman Çelik, Ufuk Tavkul. Derginin birinci sayısında yayımlanan "Çıkarken" başlıklı yazıda içinde bulunulan devrin, bir çok milletin zulüm ve esaret içerisinde yaşamaya zorlandıklarının belgesi niteliğinde olduğu belirtilmiş, zulüm içindeki milletlerin kültürlerini, tarihlerini, geleneklerini unutmaya zorlandıklarını, bu koşullarda derginin haklının yanında olacağını ve Kuzey Kafkasya hakkındaki folklor, edebiyat, tarih gibi ko-nulara yer vereceklerini belirtmişlerdir. Dergi 1964 yılında yayımlanan Birleşik Kafkasya dergisinin içeriğine benzemektedir. Genelde Çeçen, Dağıstan, Oset, Avar ve Karaçaylara ilişkin haberlere yer veren dergi Türk Göçmen ve Mültecileri Federasyonuna Bağlı bir yayın organıdır. Dergide "esir milletler" ve "Türk İslam sentezi" doğrultusundaki katı anti-sovyetik tutum gözlenmektedir. KAFKASYA BİRLİK MECMUASI Kafkasya Birlik Mecmuası sahipleri; Şerafettin Terim ve Turhan Yavuz, yazı işleri müdürü Dr. İsmail Arzın'dır. Dergi birinci sayısında yayımladığı yazıda her şeyden önce göz önüne alınması gereken unsurun Türk vatandaşlığı ve Türklük olduğu ve bu doğrultuda devletin siyaseti izlenerek cumhuriyet ve demokrasi savunuculuğu yapılması gerektiği, ve ilerici olmak gerekliliği hedef olarak belirtilmiştir. Dergide çıkan yazılar genellikle Abhazlara ilişkindir. Doğrudan olmasa dahi Kafkas Abhaz Kültür Derneğinin bir yayın organı olarak faaliyetini sürdüren dergi 1971 yılında yayın hayatını tamamlamıştır. KAMÇI GAZETESİ Gazetenin sahibi Ali Ekrem, yazı işleri Yaşar Kemal Aksoy, sorumlu müdür Bahri Özen'dir. Guaze isimli gazeteden sonra ikinci kez siyasi bir gazetecilik deneyimi yaşanmıştır. Kamçı gazetesi 1864 yılının getirdiği göç felaketi ile anavatanlarını bırakan bu milletin mazisinde ders alınacak olayları genç zihinlere aktarmak amacı ile kültürü ve sorunları kamuoyuna tanıtma görevini üstlenmiştir. Gazete bu amaçlarla yedi ay yayımlandı ve ülkenin siyasal çalkantısı derginin yayımlarının sona erme-sine neden oldu. Kamçı gazetesi geleneksel değerleri genç kuşaklara aktarmakla kalmayıp toplumun geleceğini ilgilendiren siyasal çözümlemelerin arayışı içinde olmuştur. Önce siyasal konumu tespit etmiş daha sonra da çözüm yolu arayışı içine girmiştir. Kamçı gazetesinin başlattığı siyasal çözüm arayışı 1970 sonrası sürekli yayınların içeriğini de etkilemiştir. Artık sadece kültürel değerlerin yaşatılması değil, siyasal çözümler de gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda 1970'lerde Birleşik Kafkasya ve 1970 sonrası Kuzey Kafkas dergileri çözüm olarak "birleşik bağımsız Kafkasya" tezini ileri sürmüşlerdir. Ancak Kamçı gazetesi KAFKASYA'YA DÖNÜŞ VE KENDİ KADERİNİ KENDİSİ ÇİZEN BİR TOPLUM tezini ileri sür-müştür. YAMÇI 1975 yılında yayın hayatına başlayan derginin sahibi ve sorumlu yönetmeni Fahri Huvaj'dır. Derginin başlıca yazarları şunlardır; Nart Savsur, Hatam N., Yismeyl Ö., Kardan D., Dzıbe N., Nihat Bidanuk, Çureyko A., Yenemıko M., Yabgeko A., Hatko Guşan, Kheseyko, Açmız Nihat, Aşamba Mümtaz, Nevzat Özbay, Çetaw İ., P. Feridun Kurnaz, Hapae E.,v.b. Yamçı dergisi yaşanan muhaceretin iyiye yönelik yeni umutlar getirmek bir yana dursun ulusal yaşam umutlarını da tehdit ettiğini düşünerek bazı tedbirlerin alınması gerektiği ileri sürmüştür. Yamçı'ya göre bu tedbirlerden biri muhacerette geçmişi aydınlatacak geleceği örgütleyecek kadroların oluşmasını sağlamaya yönelik yayın çalışmalarıdır. Yamçı bu gereksinimden doğmuştur. Yamçının yayımlanan birinci sayısında belirtildiği gibi Yamçı;"toplumsal sorunlarımızı sorun edinen ve ulusumuzun uğradığı haksızlıklardan acı duyan, layık olduğumuz yarına KENDİ TOPRAKLARINDA KENDİ KADERİNİ TAYİN EDEN BİR TOPLUM olma amacına içtenlikle bağlanan tüm soydaşlarımızın her türlü çalışmalarına eleştirilerine açıktır. Dergi 1970 yılında yayımlanan Kamçı gazetesinin yayın çizgisini izlemiştir. Ayrıca Kuzey Kafkasyalı şair ve yazarların eserlerinin tanıtımına ve Kafkasya gezi izlenimlerine yer verilmiştir. Yamçı dergisinin diğer sürekli yayınlardan farkı; sorunlara radikal bir görüşle yaklaşması ve kendi görüşlerine karşı yapılan eleştirileri de yayımlamasıdır. Bir başka farklı özelliği de toplumsal ve kültürel yapı sorunlar ve çözüm yolları konularında özgün yazıların yoğunluğudur. Bir bakıma yeniden dirilişin sözcüsü durumundaki derginin bir diğer önemli katkısı da Kafkasya dillerinde birer alfabe ile Çerkezce yazılmış örnek metinler yayımlamış olmasıdır. Yamçı dergisinde yazıları yayımlanan değerli büyüklerimizin daha o dönemlerde saptayıp ortaya koydukları gerçekler günümüzde Kafkas kültürü adına yapmamız gerekenlere yol göstericilik yapmaktadır. Dergiye emek veren yazarların aydın ve ileri görüşlülükleri sayesinde biz bu gün sorun tespiti veya çözüm yolları arayışı yerine belirlenmiş hedefe nasıl ulaşırız bunun çabasını vermeliyiz. Toplumsal gelişimde önemli katkıları bulunan dergi 1978 yılının Şubat ayında yayın hayatından çekilmiştir. NARTLARIN SESİ (1978) Yamçı dergisinin şubat 1978'de yayın hayatından çekilmesinden sonra 5 Kasım 1978'de Ankara Kuzey Kafkasya Halk Kültür Derneğinin gençlik kolunun aylık haber bülteni olan Nartların Sesi gazetesi yayın hayatına başlar. Gazete şeklindeki bültenin birinci sayısının sahibi ve sorumlu yönetmeni Mehmet Uzun'dur. İkinci sayıdan itibaren sahibi AKKHKD adına Fahri Huvaj'dır. Üçüncü sayısından itibaren de sorumlu yazı işleri müdürü Nihat Berzeg'dir. On sayı yayınlanan bülten Aralık 1979 tarihinden itibaren Nihat Berzeg'in sahip ve sorumlu müdürlüğünde dernekten bağımsız olarak yayını sürdürür. Bültenin belirli bir yazı kadrosu yoktur. Gazete Anavatandan vereceği haberlerle hem anavatan muhaceret ilişkisinin gelişmesini ve aynı topraklarda yaşayan aynı toplumun yaşam farklılıklarını dile getirmeye çalışmıştır. Gazeteye göre yeterince ilgilenilmemiş olan sanatımızı, geliştirmek amacı ile düşünce yazılarının bulunacağı bir köşe açmayı amaçlamışlardır. Çağdaş ve demokratik kültüre yer vermeyi hedeflemişlerdir. Gazeteyle Kuzey Kafkasya tarihini iyice araştırıp halka aktarmayı düşünmüşlerdir. Ayrıca anavatan muhaceret ilişkilerini zedelemeden orada oluşmuş olan kültür birikimini buraya aktarmayı istemişlerdir ve muhacerette etnik kökeni korumak için şovenist tavırlardan uzaklaşılmasını hedeflemişlerdir. Onlar da Kamçı gazetesinin başlatmış olduğu Kendi Topraklarında Kendi Kaderini Belirleme hedefini benimsemişlerdir. Gazete 1980 yılı Şubatında yayın hayatından çekilmiştir. NİBCEĞU Üç ayda bir yayımlanan derginin sahibi ve sorumlusu Murat Özden'dır. Dergi sadece iki sayı kadar yayın hayatında kalmıştır. Derginin yayımlanan birinci sayısında belirttiği çerçevesine göre dergi; devrimcidir asla uzlaşmacı ve teslimiyetçi değil-dir. Konuşmak yerine icraat yapmayı kendine ilke olarak edindiğini ileri süren dergide Kuzey Kafkasya gezi izlenimlerine, derneklerden haberlere, açıklamalı sözlükle Kuzey Kafkasyalılara ilişkin bazı kavram ve terim açıklamalarına yer verilmiştir. Dergiye göre Kuzey Kafkasya'ya dönüş tezi isteğe bağlı, kişisel bir harekettir. Toplumsal sorunların çözümü demokrasi mücadelesi ile gerçekleşebilecektir. 1980'de Türkiye'deki değişimler derginin yayın hayatından ikinci sayısından sonra çekilmesine neden ol-muştur. KAFDAĞI (1987) 1987 yılının Şubat ayında yayın hayatına başlayan derginin sahibi Kuzey Kafkasya Kültür Derneği adına başkan Aslan Arı, yayın yönetmeni Nahit Erus, yazı işleri sorumlusu Mansur Ulutaşlı'dır. Dergide yazı yazanlar arasında Süleyman Yançatoral, Özdemir Özbay, Mevlüt Atalay, Fahri Huvaj gibi dernek ve Kafkas kültürü adına bizlere yol gösterici olmuş olan bir çok büyüğümüz yer almaktadır. Derginin birinci sayısında yayımlanan "Çıkarken" isimli yazıda günümüzde kendiliğinden gelişme fırsatı olmayan kültürü yaşatmanın en iyi yolu olarak ilk kaynağına ulaşmanın gerekliliği ortaya konuşmuştur. Ayrıca kültürün gelişmesine engel teşkil eden bir diğer faktörü de dağınık ve hızlı yerleşim olarak belirtmişlerdir. İşte bu nedenlerle Kafdağı dergisi kültürü korumak ve geliştirmek amacıyla organize olmak için diğer hemşehrilerini de bu mücadele içine katmayı hedefleyen bir yayın organ olarak yayınlarını bu hedef doğrultusunda yönlendirmiştir. Kafdağı dergisi günümüzde halen bir çok konuda bize kaynak teşkil edebilecek kadar çok yönlü olarak yapılmış bir yayındır. Kültürü yaşatma ve nesillere aktarma konusunda hedeflerini belirlemiş olan derginin bu hedeflerine ulaştığı ortadadır. KAFKASYA GERÇEĞİ Samsun Kuzey Kafkasya Kültür derneğinin yayın organı olan dergi 1989 yılında yayın hayatına başlayan derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Av. Sefer E. Berzeg'tir. Dergide Kafkasya tarihi ve kültürünü tanıtmaya ağırlık verilmiştir. Ayrıca anayurttan haberlere ve muhacerette yaşayan kendi alanlarında belirli yerlere gelmiş aramızdan ayrılan veya halen hayatta olan Kafkas kökenli hemşehrilerimizin tanıtımına yer verilmiştir. MARJE 1991 yılında Lina Organization tarafından çıkartılmaya başlayan derginin sahibi; Sönmez Baykan genel yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürü; Mustafa Aziz Özbek sanat yönetmeni; Cihan İşbaşı'dır. Derginin ilk sayısı olan tanıtım sayısında yayımlanan "Marje Dostlar" isimli yazıda derginin amacı belirtilmiştir. Dergiye göre; ulusal ve kültürel kimliğimizi sadece kendi kendimize yaşamaktayız. Dergi, kültürümüzün ülke ve dünya kamuoyunda bilinmesi, sorunlarımızı her yerde ve demokratik yollarla ortaya koyabilmenin tek yolu olarak görmektedir. Bu nedenlerle dergi anavatandan Maykop, Nalçık, Sohumi, Grozni'den ve diğer muhaceret ülkelerinden gelen düzenli haberleri aktarmayı, politikacılarla, devlet adamlarıyla ve sanatçılarla bizimle ilgili konularda röportajlar yapmayı temel ilke olarak benimsemiştir. YALOVA KUZEY KAFKAS DERGİSİ 1991 yılında Yalova Kuzey Kafkasya Kültür derneği yayın organı olarak iki ayda bir yayımlanan tarih, kültür ve haber dergisi olan dergi yayın hayatına başlamıştır. Derginin sahibi YKKKD adına Şahabettin Özden'dir. Yazı işleri müdürü Mustafa Özsoy'dur. Dergide yazanlar arasında Rasih Savaş Mustafa Beştoy gibi yıllardır yayın sektörü içinde Kafkas kültürü için emek veren yazarların olduğu görülmektedir. Dergide Kafkasya tarihi, muhaceret ve anayurt haberleri ile şiir ve bulmacalara rastlanmaktadır. KAF-DER BÜLTEN Kaf-Der bülten 1993 yılında Kaf-Der'in kuruluşundan sonra yayınlanmaya başlamış bir bültendir. Kaf-Der Türkiye genelindeki tüm Kafkas derneklerini bir araya toplayıp organizeli hareket gereksiniminden ortaya çıkmıştır. Kaf-Der oluşum sürecinden sonra koordineli bir şekilde şubeleşmeye gitmenin yolu olarak iletişimin ve etkileşimin sağlanması gerekli görülmüştür. Bu etkileşimin sağlanmasının yolu da Kaf-Der bültenin yayımlanması olmuştur. Bu bültenle Kaf-Kur ve Kaf-Der oluşum süreçlerinin aktarılmasının yanı sıra anayurt ile ilişkilerde bir köprü görevini üstlenerek kısa süre içerisinde orada olanları hemşehrilerine aktarmayı hedeflemiştir. Kaf-Der bülten Kaf-Der'in sözcüsü durumundadır. Bülten, örgütlenme ve sorunların çözümü konularında bir çok kitleye ulaşarak bir bütünlük sağlamayı hedefleyen Kaf-Der'in insanlara ulaşmasındaki en büyük araç olmakla birlikte ileride yayın hayatına başlayacak olan dergimiz Nart'a da temel teşkil etmiştir. UZUNYAYLA HABER (1993) 1993 yılında Kayseri'de yayımlanmaya başlayan gazetenin sahibi ve yazı işleri müdürü Lütfi Demirtaş, genel yayın yönetmeni Erdem Aydemir'dir. Gazete üçüncü sayısından itibaren Uzunyayla Haber- Kafkas'ın Sesi olarak ismini değiştirmiştir. Değiştirme nedenlerini gazetenin üçüncü sayısında okuyucu eleştirileri olarak belirten gazete anayurttan ve muhaceretten haber vermeyi amaçlamaktadır. Uzunyayla Haber dünyanın her yerinde oluşan ve Kafkas Halklarını ilgilendiren her türlü olayı haber olarak okuyucularına iletmeyi hedeflemiştir. YEDİ YILDIZ (1994) 1994 yılında yayın hayatına başlayan derginin Kuzey Kafkasyalılar Kültür Derneği adına sahibi; Ömer Aytek Kurmer, yazı işleri müdürü Engin Şekerci'dir. Yedi Yıldız dergisi Kuzey Kafkasyalılar Kültür Derneğinin yayın organı olarak faaliyet göstermektedir. Dergi kültürü yaşatıp bunu diğer nesillere aktarmaktan ziyade, muhaceretin ve anayurdun güncel sorunlarını ve çözüm yollarını ele almayı tercih etmiştir. Bununla birlikte Kafkas tarihini ve dünyanın diğer ülkelerinde olan olayları Kuzey Kafkasyalı gözü ile ele almışlardır. Türkiye'deki Çerkezleri bir çatı altında toplayıp organizeli hareketi hedefleyen Kaf-Der'i de zaman zaman eleştiren derginin amacı bağımsız Kafkasya'ya ulaşmak için faaliyet göstermektir. KAFKASYA YAZILARI (1997) Üç ayda bir yayımlanan tarih, edebiyat, kültür ve sanat dosyası olan dergiyi yayına hazırlayanlar Sezai Sarıoğlu, Özcan Sapan, Levent Sergin'dir. Dergi kamuoyuna açık tüm kitapçılarda satılan bir dergidir. Kafkasya Yazıları; bu coğrafyada yaşayan tüm halkların tarihini, edebiyatını araştıran ve bu konulara ilişkin yazıları içeren bir dergidir. Halk ayrımı yapmaksızın geniş bir coğrafyaya yayılmış olan tüm Kafkas halklarını ele alan dergide amaç, ilk sayısında yayımlanan sunuş kısmında belirtildiği üzere "Kafkas insanının sonsuz durumlarını ele almaktır." NART (1997-...) Nart dergisi Kafkas derneği yayın kurulu organıdır. İki ayda bir yayımlanan düşün ve sanat dergisi olan dergimizin sahibi, Kafkas derneği adına Muhittin Ünal'dır. Dergimizde Mevlüt Atalay, Özdemir Özbay, Erol Taymaz, Sevda Alankuş-Kural gibi düşün insanlarının yazıları ve çevirileri yer almaktadır. Ayrıca beklenmedik bir zamanda aramızdan ayrılan Süleyman Yançatoral dergimizin kuruluşunda ve onu kaybettiğimiz yedinci sayıya kadar dergimizde emeği geçmiş büyüklerimizden biridir. Yayın hayatı üç buçuk yıl süren Kaf-Der bültenin içeriği haber vermeye yönelikti. Ancak yeniden yapılanma süreciyle birlikte bültenin daha zengin bir içerikle yayımlanması ve yayınların içeriğiyle bilimsel ve kültürel birikimi sağlayıp, geleceğe yönelik politikaları oluşturmayı amaçlayan Kaf-Der Nart dergisiyle hemşehrilerine ulaşmayı hedeflemiştir. Dergimizin ilk sayısında yayımlanan görevleri dört başlıkta toplanmıştır. 1-Nart dergisinin öncelikli görevi Kafkasyalıları ilgilendiren olayları kamuoyuna duyurmaktır. Türkiye'de gelişen olaylardan ve derneklere ilişkin haberlere yer vermeyi amaçlamaktadır. 2-Dergimizin ağırlık vereceği ikinci konu araştırma ve inceleme yazılarıdır. Asimilasyon sürecinde kültürel değerlerimizi korumak için genel olarak kültür ve özel olarak güncel kültürel sorunlarımızı ele almak hedeflenmiştir. 3-Dergimizin üçüncü görevi ise farklı görüşleri bir araya getirip, faaliyetlerimize ışık tutan politikaların geliştirildiği bir forum olmaktır. 4-Nart'ın dördüncü görevi kültürü yaşatmak için kültürel üretimi teşvik etmektir. Bu amaçlar doğrultusunda dergimizde bir çok güncel konuda röportajlar, tarihsel olaylar, kitap tanıtımları, anayurttan ve muhaceretten haberler, şiir ve hikayeler, okuyucu mektupları ve dış basında yer alan olayların çevirilerine yer verdik. Bu içeriği ile dergimiz iki senedir sizlerle birlikte yayın hayatına devam etmektedir. Değerli büyüklerimiz yıllar önce çıkarmış oldukları dergilerle bizlere yol gösterici olmuşlardır. Umarız Nart dergisi de bizden sonraki nesillere yol gösterici olur. HÜR KAFKASYA Kafkas Derneği Samsun Şubesi Yayın organı olan bu derginin yayın yönetmeni Palba Kudret Çiçek, Kafkas Derneği Samsun Şubesi adına sahibi ve yazı işleri müdürü Ekrem Akalın'dır. Yayın Kurulu'nda Serap Şimşek, Kemal Bay, Ali İhsan Aksamaz, Seniye Berzeg, Ramazan Hacıhasanoğlu, Palıpha Hilal'in yer aldığı aylık dergide Türkiye ve Kafkasya'dan haberler, edebiyat, çocuk masalları, araştırma-değerlendirme yazıları bulunuyor. [ Guşef YANÇATORAL tarafından derlenmiştir.]+''+Guşef Yançatoral
Hatti/Hititlerin Kökeni ve Çerkesler
HATTİ / HİTİTLERİN KÖKENİ VE ÇERKESLER Ali Çurey (Çiviyazıları Yayınları, Mjora Dizisi, Şubat 2000, 72 sayfa) +''+ "Eğer Hatti ve Hititler Kafkasya'dan Anadolu'ya gelmişler ve burada üstün bir uygarlık yaratmışlarsa ve Adığeler de bu halklarla aynı geçmişin çocukları ise, onların araştırılması ve karanlıkta kalan yönlerinin ortaya çıkarılması herkesten önce Adığe insanın görevidir", diyor kitabın yazarı Ali Çurey önsözünde. Yazar kitapta Hitit dönemine neden gerek duyulduğu, Hititlerle Kuzey Kafkasya ve Adığelerin ilişkilerinin ne olduğu, Hititlerin kendileri ile aynı kökene dayanan Adığelere kültürel ve tarihi katkıların neler olduğu gibi sorulara cevap aramış. Kitabın girişinde Prof. Bilge Umar'ın bu konulara değindiği "Türkiye Halkının İlkçağ Tarihi" adlı kitabından bir alıntı var: "General İsmail Berkok Hititleri, genellikle 'Çerkes' diye adlandırılan Kafkas ulusundan sayıyor. Ona göre Hititler de Çerkes'tir ve Büyük Hitit İmparatorluğu yıkıldıktan sonra bunların bir bölümü Kafkasya'ya avdet etmiştir. Bu konulara 'Tarihte Kafkasya' yapıtında değinmektedir. Ayrıca Urartular da Çerkes'tir. Eski Mısır Firavun soylarından bazıları adlarının Çerkes dilinde anlam taşımasından anlaşılacağı üzerine Çerkes'tir." Kitap Çerkes kökenli olduğu ve Anadolu'ya Kafkasya'dan geldiği düşünülen Hititler'in tarihi hakkında çeşitli noktaları aydınlatmaya ve Adığe kültürü ile olan ilişkisini anlatmaya çalışmış. Kitapta konuyla ilgili orijinal ve ilgi çekici belgeler bulabilirsiniz. Özellikle Hitit ve Çerkes dillerindeki çeşitli kelimelerin karşılaştırılması ve aralarındaki benzerliklerin okuyucularımızın ilgisini çekeceğini düşünüyoruz. Yazar Ali Çurey 1937 yılında Merzifon'da doğdu. 1984 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrıldı."Kafkasya", "Kamçı", "Yamçı" gibi dergilerde ve "Yeni Kafkasya" gazetesinde Kuzey Kafkasya ile ilgili yazı ve çevirileri yayınlandı. Kafkaya'da yayınlanan "Vuachemaxo", "Zequecsniqh", "Adighe Psatle" gibi dergi ve gazetelerde Adığece şiirleri yayınlandı. 1999 yılında Adığe Bilimler Akademisine seçilen Çurey halen İstanbul'da yaşıyor. KURTULUŞ SAVAŞINDA ÇERKESLERİN ROLÜ Genişletilmiş 2. Baskı Muhittin Ünal (Kafkas Derneği Yayınları, Mayıs 2000, Ankara, 314 sayfa) 'Kurtuluş Savaşı'nda Çerkeslerin Rolü' aynı zamanda Kafkas Derneği Genel Başkanı da olan Muhittin Ünal'ın aynı isimli kitabının genişletilmiş ikinci baskısı. Yazar, kitabın önsözünde amacının Kurtuluş Savaşı'nda yer alan Çerkeslerin sadece Ethem Bey ve Ahmet Anzavur'dan ibaret olmadığını, daha pek çok Çerkes kökenli insanın da bu savaşta bu ülke adına savaştığını ancak tarihi kaynaklarda Çerkes kimlikleri vurgulanmadığı için tanınmadıklarını, Kafkas kökenliler dahil tarihe meraklı tüm okuyuculara hatırlatmak olduğunu söylüyor. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde olaylar kronolojik bir sıra içinde, Kurtuluş Savaşı'nda Çerkesler adına ilk adımı atan Hüseyin Rauf Orbay'ı eksen alarak anlatılıyor. Diğer Çerkesler de yeri geldikçe olaylar içindeki yerleri ile aktarılıyor. İkinci kısım Ethem Bey'e ayrılmış durumda. Üçüncü kısımda ise Anadolu'daki iç isyanlar ve Çerkeslerin bunlara katılış sebepleri anlatılıyor. Yazar Muhittin Ünal 1944 yılında Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Kazancık Köyü'nde doğdu. Kayseri Lisesi, Selçuk Eğitim Enstitüsü ve Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi'ni bitirdi. 6 yıl öğretmenlik ve idarecilik, 23 yıl da TDÇ İşletmeleri'nde müfettişlik, başmüfettişlik ve Teftiş kurulu Başkanlığı yaptı. 'Miralay Bekir Sami Günsav'ın Kurtuluş Savaşı Anıları' ilk kitabı olup 1994 yılında yayınlandı. 'Kurtuluş Savaşı'nda Çerkeslerin Rolü' ikinci kitabıdır. IRKÇILIK Robert Miles (Çev: Sibel Yaman, Sarmal Yayınevi, 2000, 192 sayfa) Irkçılık birçok sosyolojik kavram gibi günlük kullanıma ve günlük kullanımda birçok anlama sahip bir kavram. Bu kitap, özellikle, kimi Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığından kalkınan ırkçılığın siyasal iktidara ortak olma noktasına geldiği; politikacıların son zamanlarda sık sık "ırk farklılığı" diye tanımladıkları şeye doğal bir gerçeklik atfettiği şu günlerde sorunun hiç de hafife alınmayacak boyutlara ulaştığını gözler önüne sermesi bakımından da okunması gereken bir kitap. Kitaptaki ana amaç "ırkçılık" kavramının sosyolojik analizde süregelen kullanımını örneklemektir. Kitabın ilk iki bölümünde "Irkçılık" kavramının kullanım şekli ve kökeni tarihsel olarak gözden geçiriliyor ve son zamanlardaki kavram üzerine kuram geliştirme çabaları değerlendiriliyor. Bu bağlamda kitap, tarihsel ve kuramsal çözümlemeleri eleştirel bir yaklaşımla birleştirerek Avrupalıların, Avrupalı olmayanları tanımlamasının ve onlara karşı tutumunun tarih içinde aldığı biçimleri sergiliyor. Son iki bölümde ise kavramın sosyolojik analizde devam eden kullanımını tarif etmek ve doğrulamak için, günümüze kadar gelen çalışmaların eleştirilerinin ışığında bir tartışma başlatılıyor. Kitapta ele alınan konulardan birkaçı şöyle sıralanabilir: Batı dünyasındaki ırkçılık, kapitalizm ve ırkçılık arasındaki bağlantı, Avrupa'da "öteki" hakkında tartışmaların tarihi değerlendirmesi, kavram enflasyonu ve ırkçılık-milliyetçilik arasındaki ilişki. KAFKASYA SEYAHATNAMESİ, Aras'tan Volga'ya Adım Adım Kafkasya Hasan Yılmaz, Nihat Kaşıkçı (Çankaya Vakfı Yayınları, Şubat 2000, Ankara, 284 sayfa.) "Avarlar, Kumuklar, Tabasaranlar, Laklar, Lezgiler, Nogaylar, Çerkesler, Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Kabardinler, Tatarlar, Adigeler, Abhazlar, Gürcüler, Ermeniler, Azeriler, Ruslar, Yahudiler... Kafkasya Neresi?, Hangi milletler yaşıyor?, Çeçenlerin kahramanca mücadelesiyle insanlığın dikkatini çeken bu coğrafyanın geleceği nasıl olacak? İki yüz yıldır egemenliğinde tuttuğu bu coğrafyada Ruslar daha ne kadar kalacak?..." "Kafkasya konusundaki bilinmeyenlerin hiç değilse bir bölümüne ışık tutabilmek amacıyla", kitabın yazarları olan iki gazetecinin 11 Haziran-20 Temmuz 1999 tarihleri arasında gerçekleştirdikleri, Gürcüstan, Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya Federasyonu'nun güney kesimlerini kapsayan bir karayolu seyahatinin öyküsünü bulacaksınız bu kitapta. Seyahatin nasıl ve hangi koşullarda yapıldığı ve gezilen ülke ve şehirlerdeki gözlemleri ele alan kitapta, Türki cumhuriyetlerin yanında Çeçenistan, Soçi, Vladikafkas, Maykop, Nalçik ve Çerkesk'te yaşananlardan da bahsedilmiş. Kitabın sonunda; Rus-Çeçen savaşının patlak vermesi üzerine gazetecilerin hazırladıkları ve devletin ilgili kademelerine de ulaştırılan "Kafkasya Raporu"ndan bazı alıntılar yapılmış ve "Kafkasya İçin Genel Değerlendirme" bölümü oluşturulmuş. Bu genel değerlendirme kısmında Rusya'nın Kafkaslar'daki genel politikası, bölgedeki etnik yapılanma, Çeçenler ve son Rus-Çeçen savaşı'na değinilmiş. Yazarlardan Hasan Yılmaz, 1965 Çankırı doğumlu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdikten sonra Hürses, Yeni Düşünce, Yeni Hafta ve Türkiye gazetelerinde çalıştı. Nihat Kaşıkçı ise, 1966 Kayseri doğumlu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Türkiye gazetesinde çalıştı. Bundan önce Nihat Kaşıkçı ve Hasan Yılmaz'ın birlikte çalıştıkları 1998'de Tanrı Dağlarından Malazgirt'e, Orta Asya Görsel Kataloğu ve Orta Asya Seyahatnamesi gibi çeşitli yayınları bulunmaktadır.+''+Ali Çurey
İnternette Çerkesler
http://www.geocities.com/Athens/Aegean/7654 Bunlardan ilki, Konyalı bir Abzakh olan genç arkadaşımız (Gish) Harun Şahin tarafından 1997-1999 döneminde hazırlanan sayfa. Şimdiye kadar yaklaşık 30.000 civarında hemşehrimiz ziyaret etmiş. Zengin Türkçe içeriğe sahip olan sayfanın İngilizce versiyonu da hazırlanmış. +''+ "Titiz, profesyonelce ve tamamen Çerkes kültürünü yaymak ve yaşatmak amacı ile hazırlanmış bir internet sitesi" şeklinde tanımlıyor bu çalışmasını Harun. Sitede Kafkas Tarihine öncelikle yer verilmiş. Kafkasya'nın yakın tarihi, Kafkasya-Çarlık Rusyası-Osmanlı ilişkileri, göç dönemi, sürgün öncesi ve sonrası dönem bu tarih bölümünün içeriğini oluşturuyor. Sayfadaki "Çerkesler" linki ile Çerkes kültürü, Çerkes göçmenleri, günümüzde Çerkesler ve Çerkeslerin inanç sistemi gibi konulara ulaşmak mümkün. Sitede Çeçenler ile ilgili özel bir bölüm hazırlanmış. Burada Çeçen Tarihi, Çeçen Kültürü, İnanç Sistemleri ve Çeçen Boylarını kapsayan bilgiler mevcut. Ayrıca güncel Çeçenistan haberleri, fotoğraflar ve belgeler de bölümde yer almış. Abhazya ile ilgili sayfada ise; 'Dünden Bugüne Abhazya' başlığı altında Abhazya'nın tarihi yapısının yanında demografik yapısından bahsediliyor. Sitede Kafkasya'daki cumhuriyetler ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Harun Şahin, sayfasında "Çerkes Edebiyatı" başlığı altında; antik çağ ve ilk çağ dönemlerinde Çerkeslerde kültürel şekillenmeler, sözlü edebiyat, Çerkes masalları, söylenceleri, huahoları gibi kültür ve edebiyata ilişkin bilgiler veriyor. "Çerkes Şiirleri" bölümünde ise Kafkasya ile ilgili yazılmış şiirler ve ağıtların yanısıra, sayfayı ziyaret edenlerin yazdıkları şiirler de var. Ardından, çok çeşitli Kafkas müziklerine ulaşabileceğiniz "Çerkes Müzikleri" bölümü geliyor. Fıkralar, Efsaneler, Hikayeler, Atasözleri'nin dışında; sizi internetteki pek çok tarihi fotoğraf arşivine ulaştıracak olan "Kafkas Resimleri" bu sayfada ilginizi çekebilecek diğer kısımlardan. İlgi çekici bir diğer bölüm ise "Ticaret Sayfası": Bu bölüm ticari ilişkileri geliştirmek ve bu yolla insanların birbirlerini tanımaları amacıyla tasarlanmış. Burada; "servis verenler", "satılık", "satılık arıyorum", "kiralık", "kiralık arıyorum", "iş veriyorum", "iş arıyorum" şeklinde kısımlar hazırlanmış. Sohbet Odaları, Tanışma Sayfası, Duyurular, Köylerimizi Tanıyalım, Haberler, ICQ Listesi, Dernek Adres ve Telefonları, Ziyaretçi defteri, Harun Şahin'in bu kapsamlı sayfasının diğer unsurları. Harun, sayfasını yaklaşık iki haftada bir güncelliyor. Site sürekli yeni bölümler eklemek ve mevcut bölümleri geliştirmek suretiyle genişletilmekte. (Gısh) Harun Şahin'e böylesine kapsamlı ve güzel çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Tanıtacağımız bir diğer site: http://www.marnet.com.tr/belgesel/home1.htm İngilizce olarak hazırlanan bu site, Ela Barlas'ın yapımcısı olduğu ve Ürdün Prensi Ali bin Al Hüseyin'in 12 atlıyla beraber Ürdün'den yola çıkarak Suriye, Türkiye üzerinden Kafkasya'ya "Geri Dönüş"ünü konu alan belgesel çalışmalarını anlatıyor. Amerika, Kuzey Batı Kafkasya, Ürdün ve Türkiye'de çekimleri yapılan belgesel, Mart ayında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde gösterilmiş ve hemşehrilerimiz tarafından büyük ilgi görmüştü. Prens Ali'yi tanıtan ve kendisiyle yapılan bir röportajın yer aldığı bir linkle başlıyor site. The journey (yolculuk) adlı bölümde bu yolculuğun amacı ve Kafkasyalıların sürgünü, tarihi perspektif çerçevesinde yansıtılmış. Sitede İngilizce olarak yer alan makaleler: Forced Migration (Zorunlu Göç)-Erol Taymaz, Myths of the Cherkess (Çerkeslerin Mitleri)-John Colarusso, Circassians in Jordan and the in/visibility of identity (Ürdün'deki Çerkesler ve Kimliğin Görünmezliği)-Seteney Shami, Circassians as a Diasporic Community (Diasporik bir Topluluk Olarak Çerkesler)-Sevda Alankuş. The Making of a Documentary bağlantısıyla belgeselin çekim aşamaları ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgi edinmek ve pek çok fotoğrafa ulaşmak mümkün. The Crew bölümünde de belgeselin hazırlanmasında emeği geçen yapımcı, yönetmen, kameraman ve diğer tüm çalışanlar görülebiliyor. Bu belgeselle ilgili bilgi ve fotoğraf edinmek isteyenlere tavsiye edebileceğimiz bir sayfa... Bu sayımızda bahsedeceğimiz son internet sitesi de: http://www.geocities.com/Pentagon/bunker/4670 Düzce'den Nejat Özsoy tarafından hazırlanan bu siteyi 15 Ekim 1998'den itibaren yaklaşık 20.000 kişi ziyaret etmiş. Bu sayfanın en önemli özelliği Çerkeslerle ilgili konularda pek çok internet sitesine ulaşmayı sağlayan derli toplu bir içeriği olması. Nart Dergisi'nin daha önceki sayılarında bu siteden alınan fotoğraf ve yazılara yer vermiştik. Site, dünyanın çeşitli yerlerinden yaklaşık 30 kadar kişisel internet sayfasına bağlantı yapıyor. Bu sayfalar genelde çok fazla kişinin ziyaret ettiği ve (Amerika-Washington, Norveç, Ürdün, Avustralya, Hollanda, İsrail, Khabardey-Nalçik, Türkiye gibi...) değişik diasporalardan insanların hazırladıkları sayfalar. "Cumhuriyetlerle İlgili İnternet Sayfaları" bölümünde Adığey Cumhuriyeti, Osetya, Khabardey Balkar, Çeçenistan, Abhazya, Dağıstan gibi Kafkas cumhuriyetlerinde oluşturulan çoğunlukla resmi sayfalara bağlantılar yapılmış. Sanat, Müzik, Folklor, Fotoğraflar, Kuzey Kafkasya haritaları, Kuzey Kafkasya ile ilgili kuruluşlar (Ürdün'deki Al-Jeel Al-Jadeed Kulübü, Kafkas Vakfı, Kafkas Derneği, Amerikan Karaçay-Kafkas Derneği, Dostluk Kulübü gibi), Dil-Kültür-Tarih, konularında dünyanın pek çok yerinden ilginç sayfalara ulaşma imkanı sağlıyor Gutej'in sayfası. Sayfada Çeçenistan Savaşı ile ilgili özel bir bölüm de yer alıyor. Burada Çeçenistan ile ilgili hazırlanmış olan sayfalara bağlantılar yapılmış. Düzce'deki depremin açtığı yaralar nedeniyle bir süre düzenli olarak güncellenemeyen sayfa, Türkiye'de hazırlanan pek çok sitede de adına rastlayabileceğiniz kapsamlı bir kaynak durumunda. +''+Nejan Huvaj
Varlık Vergisi ve “Türkleştirme” Politikaları
Ayhan Aktar, İletişim Yayınları, 2000, 244 sayfa. +''+ Kitapta, II. Dünya Savaşı yıllarında gayri Müslim azınlıklara yönelik devlet politikaları ve "Varlık Vergisi" uygulaması anlatılıyor. İletişim Yayınları'ndan çıkan bu eserde, devletin azınlıklara yönelik politikalarına örnek oluşturan bu uygulamanın, Türk milliyetçiliği ve milliyetçilik teorileriyle olan ilişkisine dikkat çekiliyor. Halen Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olan sosyolog Ayhan Aktar, kitabında Tek Parti Dönemi'nde uygulanmış olan "Türkleştirme" politikalarını ayrıntılı olarak ele alıyor ve bunların ekonomik, sosyal, kültürel sonuçlarını tartışıyor. Aktar Türk milliyetçi söylemindeki "biz" ve "ötekiler"in aslında kimlerden oluştuğunu kitapta şöyle açıklıyor: "Milliyetçi söylemde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalan nüfus, "Türkler" ve "Türkleştirilebilir" olanlar (Çerkesler, Lazlar, Kürtler gibi Müslüman gruplar), yani "BİZ" ve bu "BİZ"e dahil edilebilecek olanlar ile "Türkleşemeyecekler" (Rumlar, Yahudiler ve Ermeniler gibi gayri Müslim cemaatler) olmak üzere ikiye ayırır..." Aktar araştırmasını yaparken, Dışişleri ve Maliye Bakanlığı arşivlerinin araştırmacılara kapalı olması nedeniyle, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden yararlanmak zorunda kalmış. Aktar, resmi arşivlerle yetinmeyip döneme tanıklık etmiş kişilerin anılarına, dönemin yerli ve yabancı basınına ve hatta azınlıklara dair hakim önyargıyı yansıtan karikatürlere de başvurmuş. Türkiye'de "devletin azınlıklar üzerin düşen gölgesi"ne bir örnek oluşturan Varlık Vergisi uygulamasını toplumsal hafızanın kenarlarından merkezine taşımayı amaçlayan bu kitabın ilginizi çekeceğini umuyoruz.+''+Ayhan Aktar
Adıgey Cumhuriyeti Yasaları
Anayasa, Anayurda Dönüş, Vatandaşlık ve Yatırımlar Mevzuatı, Çeviri-Düzenleme: Fahri Huvaj, Adıge Yayınları, Temmuz 2000, 110 sayfa. +''+ Bu kitapta 19. yüzyılda açılan ulusal yaraların elden geldiğince sarılabilmesine olanak sağlamak üzere Adıgey Cumhuriyeti tarafından atılmış bulunan somut adımları, oluşturulmaya çalışılan yasal ve yönetsel altyapıları izleme fırsatı bulacaksınız. Kitapta yer alan metinlerin birçoğu Adıgece'den, bazıları da Rusça'dan çevrilmiştir. Bu metinlerin bir kısmı 1 Ağustos gününün "Anayurda Dönenler (Repatriantlar) Günü"ilan edilmesi vesilesiyle 1998 yılında Adıgey Cumhuriyeti tarafından 4 dilde yayımlanan "ANAYURDA DÖNÜŞ, YASALAR-YÖNETMELİKLER" adlı kitapta yer almıştır. Kitap 4 ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Rusya Federasyonu merkezi bildiri ve yasa metinlerinden alıntılar yer almakta. İkinci Bölüm ise Adıgey Cumhuriyeti'nin Anayasası'nı içeriyor. Üçüncü bölümde Anayurda Dönüş ve Vatandaşlık Mevzuatı ele alınmış. Burada Adıgey Cumhuriyeti Anayurda Dönüş ve Vatandaşlık Yasası, Anayurda Dönüş ve Vatandaşlık Hakkına ilişkin yönetsel düzenlemeler, Anayurda Dönenlere Yardım Vakfı Tüzüğü yer alıyor. Dördüncü ve son bölümde de Adıgey Cumhuriyeti Yatırımlar Yasası sunuluyor. Kitabı hazırlayan Araştırmacı-Avukat Fahri Huvaj; "Kitabın yakın ve uzak gelecekte Anayurda dönmeyi düşünenlerle, kendisi anayurda dönemeyecek olsa bile oradan kopmak istemeyen, orada mülk edinmek, yatırım yapmak isteyen Türkiyeli Adıgeler ve genel olarak Türkiyeli yatırımcılar için yararlı olacağına inanıyor ve bunu diliyorum" diyor. Anavatanla ilişkilerimizin sıcak tutulması açısından önemli yeri olan bu kitaptan faydalanacağınızı umuyoruz.+''+Fahri Huvaj
Kafkasya Yazıları
Tarih Edebiyat Kültür ve Sanat Dosyası +''+ Çiviyazıları Yayınları tarafından yayınlanan ve Kafkasya tarihi, edebiyatı, politikası, sanatı ve kültürü üzerine telif ve çeviri yazılar içeren derginin Danışma Kurulu'nda Ömer Büyüka, M. Recai Özgün, Yaşar Bağ, Ali Çurey, Sefer Berzeg, Tarık Cemal Kutlu, Özalp Göneralp, Ali İhsan Aksamaz, Hayri Ersoy, Semih Dağıstanlı, Muazzez Yavuz, Murat Papşu yer alıyor. Kafkasya Yazıları bu sayısını Çeçenya'ya ayırmış. Yerli ve yabancı yazarlardan gelen katkılarla bu konuda Türkiye'de yapılmış en kapsamlı dosyalardan biri oluşturulmaya çalışılmış. Kafkasya Yazıları çalışanları, bilgiyi değerlendirmek ve olaylara ilişkin kendi görüşlerini aktarmak yerine, katılmasalar da yazılara aynen yer vermişler. Bu sayıda, California Üniversitesi-Berkeley öğretim üyelerinden Kafkasolog Johanna Nichols'dan iki araştırmaya yer verilmiş. Perit Kumuk'un çevirisiyle sunulan "Azınlıklar Yol Ayrımında" başlıklı araştırmada yazar, Kuzey Kafkasya Halklarının Sorunlarını ve geleceğe yönelik olasılıkları ayrıntılı biçimde tartışmaya açıyor. Nichols'un ikinci araştırması olan "Vaynahlar"da ise, Çeçen ve İnguş kültürlerinin ayırdedici yanları, tarihleri ve dilleri tanıtılıyor. Kafkasya Yazıları Fransa temsilcisi Seyid Tuğul'un da iki araştırması var bu sayıda. Tuğul'un Nazilerle işbirliği yaptıkları gerekçesiyle ülkelerinden sürülen halkların trajedisini araştıran "Sürün Bunları" adlı dosyasının bir bölümünü oluşturan "Vaynahların Sürgünü" başlıklı yazı, sürgün dönemini belgelere dayanarak gözler önüne seriyor. "Çeçenya, Dağıstan ve Vahhabilik" yazısında ise taze haberler ve yorumlara yer verilmiş. Kafkasya'da Temel Anlaşmazlıklar, Olga Vasilyeva ve Timur Muzayev tarafından 1992 yılında yazılan bir yazı. O dönemdeki sorunları ve çeşitli olasılıkları araştıran bu makale de sorunların bugünkü durumuyla kıyaslamak bakımından ilgi çekici olabilir. Çeçenya'da Savaş adlı yazıda ise, Colombia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan araştırmacı Michael Reynolds da Çeçenya'daki Savaşı değerlendiriyor. Arşiv bölümünde Tarık Cemal Kutlu'nun Çeçence'den yaptığı bir çeviri var. Saidan Mohmadan İbrahim tarafından yazılan bu yazıda Çeçenlerin geleneksel yönetim anlayışı ele alınmış. Çeçenistan'da yaşananlara farklı bir yaklaşım getiren Yalçın Karadaş'ın yazısı ise "Çeçenlerin Yüzüne Bakamıyorum". ADRES: Sakız Sk. No: 6/9 Bahariye Kadıköy İstanbul TEL: (0 216) 347 05 62-330 83 16+''+Kaffed
Çerkes Masalları
Çerkes Masalları, Türkçesi: M. Yasin Çelikkıran, Redaksiyon: Fahri Huvaj, KAF-DER Yayınları, Ankara 2001. +''+ Çerkes Masalları kitabı esas olarak Adığey Cumhuriyeti'ndeki Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü tarafından derlenen, değerli araştırmacı ve bilim adamı Xhut Şamseddin öncülüğünde düzenlenip 1990 yılında Maykop'ta yayımlanan Adığe Pşısexer/Adığe Masalları adlı kitaptan yapılmış bir seçkidir. Kitap 150 masal ve halk söylencesinden rahmetli T'eşü Yasin Çelikkıran tarafından seçilip Türkçe'ye çevrilmiş 37 masal ve söylenceyi içermektedir. Yasin Çelikkıran, 1927 yılında Gaziantep'te doğdu. Şapsığ boyundan olan T'eşü M. Yasin Çelikkıran, orta ve lise öğrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. İ. Ü. Hukuk Fakültesi'ne girdi fakat ailevi problemlerden dolayı ayrıldı. Yüksek Öğrenimini İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde tamamladı. İİTİA Galatasaray İktisat ve İşletmecilik Yüksek Okulu'nu bitirdi. Türkçe ve Adığece dışında Fransızca ve İngilizce bilen Yasin Çelikkıran, 39 yıl süreyle devlet hizmetinde çeşitli görevlerde bulundu. Emekli olduktan sonra 1991 yılında "Türkçe-Adığece, Adığece-Türkçe Sözlükler" Maykop'ta, 1994 yılında da "Çerkes Atasözleri ve Deyimleri" kitabını İstanbul'da, yayımladı. 1996 yılında aramızdan ayrılan T'eşü Mehmet Yasin Çelikkıran, İstanbul'da şimdiki Bağlarbaşı derneğinde 11 yıl genel sekreterlik yaptı ve uzun yıllar çeşitli dernek çalışmalarında bulundu. Daha sonra Ankara Kuzey Kafkas Kültür Derneği'nde bu çalışmalarına devam eden Çelikkıran, Türkiye Çerkesleri içinde birçok ilke imza atmış değerli bir aydın ve yurtseverdi.+''+M. Yasin Çelikkıran
Kafkas Kartalı-İmam Şamil Destanı
Babıali Kültür Yayıncılığı, İstanbul, Temmuz 2000 +''+ Kitapta, hayatı roman ve filmlere konu olan İmam Şamil'in, Kafkasya'da başlattığı hürriyet mücadelesi anlatılmaktadır. Yazar Murat Yeşil, yaptığı üç ayrı araştırma seyahatinde, İmam Şamil'in doğup büyüdüğü evi, savaştığı meydanları gezmiş. Kafkasya'nın bağımsızlık mücadelesi ve İmam Şamil konularında uzman kişilerle görüşmüş, anlatılan hatıraları ve hikayeleri değerlendirmiş. Murat Yeşil, 1951'de Eskişehir-Akhisar'da doğdu. İngilizce öğretmenliği yaptı. Daha sonra İ. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Basın Yayın Yüksek Okulu'nda Gazetecilik ve Halkla İlişkiler'de yüksek lisans ve doktora yaptı. 1991'de Londra City University'de ingiliz gazeteciliği üzerine eğitim aldı. 1993 yılından beri gazetecilik ve yazarlık hayatına New York'ta devam etmektedir. Çeşitli konularda çok sayıda araştırması, dizi yazıları ve makaleleri yayınlanmış bulunmaktadır. İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören'in desteğiyle uzun yıllar araştırmalar yapan yazar, İmam Şamil'in hayatını daha önce de Türkiye gazetesinde iki ayrı dizi yazısıyla ele almıştı.+''+Murat Yeşil
Kafkas Halkları’nın Özgürlük Savaşı
"Bizimle doğrudan doğruya savaş alanında karşılaşın.", dedi General. "İşte o zaman, sayınız ne kadar fazla olursa olsun sizi yeniriz. Fakat şimdi bir arı sürüsü gibi çevremizde uçuşarak bizi taciz ediyorsunuz ve biz de, karşılık vermek üzere etrafa baktığımızda kimseyi göremiyoruz." diye ekledi, gülerek. Ve ardından bir avuç barutu havaya saçarak, "işte otlardaki bu taneler kadar bulunmaz oluyorsunuz." dedi. +''+ 19.Yüzyıl'ın Kafkas-Rus Savaşları'nda tarih sahnesine ismini yazdırmış ünlü Rus komutanlardan General Velyaminof, o dönemdeki tükenmek bilmez sıcak çatışmalardaki çaresizliği işte bu şekilde dile getiriyor Ruslar adına. Kimliği üzerine bir takım kuşkular da olsa, "Kafkas Halkları'nın Özgürlük Savaşı" adlı biyografik yapıtın sunumunda kitabın ve aynı zamanda Velyaminof'a ait bu ve bunu gibi bir çok anektodun yazarı John Longworth'un, İngiltere'de serbest gazetecilik ile uğraşmış aristokrat kökenli ve varlıklı bir İngiliz vatandaşı olduğu ifade ediliyor. Gene kitabın Türkçe çevirisini de yapmış olan Sedat Özden'in kaleminden çıkma sunumdan öğrendiğimiz kadarıyla Longworth, 1837-1838 yıllarında Kuzey Kafkasya topraklarında bulunmuş. Kitabın bazı kısımlarında ısrarla vurgulandığı üzere, o dönemde Rusya'nın kendi topraklarına sürekli olarak dahil etmek üzere uğraşı verdiği halklara desteğini her fırsatta göstermekten diplomatik bir kurnazlıkla çekinmeyen Osmanlı ve İngiltere hükümetleri ile yazarın resmi anlamda herhangi bir ilişkisi yok. Ancak Longworth'un, sıcak savaşın tam beşiğinde olan özgürlükçü Kuzey Kafkasyalılar'ın dindaşları Osmanlı ve Avrupa'da büyük prestij sahibi İngiltere Devleti'nden ısrarla ve kusursuz donanımlı Rus ordusuna karşı şiddetlenen bir çaresizlikle askeri ve politik yardım beklediği sırada bu savaş topraklarına ayağını basması, Çerkes insanına hiçbir hükümeti temsilen değil, yalnızca seyahat ve bireysel yardımda bulunma amaçlı gelmiş olduğunu anlatmakta bir hayli güçlük çekmesine neden oluyor. Yine de Longworth'un bu iddiasına bir okuyucu olarak tam anlamıyla inanmanız zor olabilir. Kitapta sürgün öncesi Kuzey Kafkasya kültürü ve Çerkes genel karakterine dair çok ilgi çekici ayrıntılara rastlamak mümkün. Örneğin Savaş döneminde General Velyaminof tarafından yazılmış, tehdit ve hakaret boyutuna varan söylemler içeren bir mektubun Çerkes elçilerince, savaş bölgesinde kabile thamadelerine getiriliş olayı söz konusu. Velyaminof'un tehdit dolu bu "son uyarı" mektubuna Çerkesler'in ne denli alaycı ve küçümseyici bir ifadeyle yaklaşmış oldukları, Çerkes yapısındaki belirgin özelliklerin okuyucuya neredeyse "koklatıldığı" satırlarla dile getirilmiş. Bakın, Longworth bizlere bu karakteri nasıl aktarmış: "... bu bildiri ... abartılı küfürler ve tehditler ile sadece Çerkesler'in kalplerine korku ve dehşet saçma amacını taşımaktadır. Eğer General de bizim gibi, mektubunun Meclis'e (Xase) okunması sırasında sık sık yükselen aşağılayıcı kahkahaları duysaydı sanırım ki o da, bu yazdıklarından dolayı büyük bir utanca kapılırdı." (s.94). Yine yazardan, tarihçi Pallas'ın Çerkes Pşıları'nın davranışlarının, Avrupa'daki şövalye tavırlarına çok benzemekte olduğundan Kabardeyler'in Töton şövalyelerinin kurduğu bir koloniden geldikleri gibi ilginç bir savı ileri sürdüğünü öğreniyoruz. Yazar kitabın çoğu kısmında İslam öncesi ve sonrası Çerkes kültürünün ve Çerkes kabilelerindeki adalet sisteminin çok doyurucu değerlendirmelerini yapıyor. Yönetimdeki resmiyet yoksunluğuna karşın kabileler arası hukuk düzeninin kusursuz işleyişine Longworth'un gözlemleriyle tanık olacaksınız. Henüz on altı yaşında "tley" olmayı seçmiş bir gencin cansız bedeninin köyüne getirilişindeki seremoniler, Kuzey Kafkasya'nın dağlık ve ormanlık alanlarına daha hakim olabilmek amacıyla Ruslarca kurulmuş, ancak bir hapishane halini almaktan fazlası olamamış soğuk duvarlı kaleler, yemek sonunda tüketilen hayvanın kürek kemiğine thamadelerce bakılarak yapılan kehanetler, Kafkasya'da düzenli ordu kurulamamış olmasının ardında yatanlar ve hatta Wuig'in çoğumuzca bilindiği şekilde ayaklarla yapılan figürlerin öne çıktığı değil, gövdenin bir takım dalgalanmalarının temelini oluşturduğu bir dans olduğu savı ve daha nice ilginç sürgün öncesi savaş izlenimlerini İngiliz yazarın kaleminden çıkan bu satırlardan okuma fırsatı bulacaksınız. Rey Yayıncılık'ın yayınladığı kitabı bulunduğunuz ildeki derneklerden ve www.kafder.org.tr yoluyla temin edebilmeniz mümkün. +''+John Longworth
Çerkes Radyosu
Sürgün, muhaceret ve asimilasyon korkusu... Bunlar her dönemde Çerkes toplumunun temel sorunlarını oluşturmuştur. 21 Mayıs 1864 yılında yaşanan elim sürgünden bu yana muhacerette yaşayan biz Türkiye Çerkesleri bir varolma mücadelesi vermekteyiz. Gelişen ve hızla büyüyen global dünyada bu hızlı gelişime kayıtsız kalmaksızın geçmişimizden birkaç parçayı güne ve yarına taşıma çabasındayız hepimiz. +''+ Hiç susmasın istiyoruz pşıne sesimiz. Hiç bitmesin istiyoruz dansımız, düğünümüz ve hep hatırlansın istiyoruz soykırımla dolu sürgünümüz. Bu amaçlar doğrultusunda 21 Mayıslarda biraz daha çok çıksın diye sesimiz çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Boğazımıza düğümlenen sözcüklerle birer birer saydığımız bu yılların önemini anımsamaya, kalbimizde hissettiğimizin dışında başkalarına haykırmaya, yaklaşık 10 yıl önce başladık. Peki neydi bizi bu haykırışlara sürükleyen? Neden sadece yüreğimize akıtmadık gözyaşlarımızı? Neden paylaştık acımızı "bizden" dediklerimizle? Belki daha fazla sığdıramamıştık yürekleri dağlayan bu soykırımı içimize... Belki de asimilasyon denilen girdabın içine sürüklendikçe yok oluşun çaresini aramaya çalıştık birbirimize kenetlenerek. Peki etkili olmuş muydu ve oluyor muydu haykırışlarımız ve çırpınışlarımız her 21 Mayıs sonrasında?! Muhaceret en büyük vurgunu dilimize yaptı. Susturuyorlar bizi günden güne! Bir halkın yok oluşu dilini unutmasıyla başlar. Sadece büyüklerimizin ve köy kültürü almış gençlerimizin konuştuğu Çerkesce giderek erimekte. Belki de bizden sonraki nesillerde tamamen yok olacak. Ubıhçayla başlayan bu yok oluş giderek diğer dillerimizi de içine alarak devam etmekte. Sırada ne var? Belki coşkuyla dinlediğimiz müziğimiz, belki de hiç bitmeyecek sandığımız dansımız! Asimilasyon sürecini biraz olsun frenlemek için yaşadıklarımızı ve Çerkes gerçeğini sadece bizden dediğimiz insanlarla paylaşmak yerine sesimizi tüm dünyaya duyurmalıyız. Son yıllarda Türkiye'de yapılan birtakım eylemlerle oluşmuş olumsuz imajımızı değiştirmek ve Çerkeslerin kim olduğunu diğer insanlara aktarmak adına birşeyler yapmalıyız. Daha geniş kitlelere ulaşıp kendimizi ifade edebileceğimiz en iyi platform medyadır. Sesimizi daha etkili duyurabilmek için neden Çerkesce yayın yapan bir radyomuz olmasın? Bu konu son günlerde AB Uyum Yasaları kapsamında gündemde yer almış ve bu çerçevede anadili öğrenme ve yayın hakkı yasalaşmıştır. Bu konu hakkında radyolar konusunda uzman olan gazeteci hemşehrimiz Sayın Fuat Uğur bir araştırma yapmış ve Çerkesce yayın yapan bir radyo sahibi olabilmenin koşullarını bizlere aktarmıştır. Bu yazıyı sizlere paylaşmak istedik. "ÇERKESLER RADYO İSTİYOR MU? FREKANS İHALESİ VE KRİTERLER Son günlerin yoğun gündeminde arada kaynadı gitti. "Özel Radyo ve Televizyonların Kanal ve Frekans Tahsis Şartları ve Bunlara İlişkin İhale Usulleri" yönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Çok önemli değişiklikler getirdi yeni yönetmelik.Bugüne dek, mevcut düzenlemelere göre gelecekte yapılması plânlanan ama nedense bir türlü gerçekleşemeyen, kâbusa dönmüş FREKANS İHALESİ'ne 1995'e kadar radyo ve televizyon kurmak için başvuruda bulunanlar katılabiliyordu.Şimdi bu değişti. Yeni düzenlemeye göre, Nisan ya da Mayıs 2003'te yapılması muhtemel (öyle açıklanıyor) bir frekans ihalesine artık dosyası ve başvurusu bulunmayanlar da katılabilecek. Televizyonların ihalesine geçen yıllarda MGK bile müdahil oldu, bir RTÜK başkanının başı yendi. Dolayısıyla bu iş için devler ve kurtlar sofrasında miniklerin esamisi bile okunmayacak görünüyor ama bir yandan da AB standartları, para dışında bazı kriterlerin devreye girmesi gerekiyor. Buna değineceğiz ama ben yine uzmanlık alanım olan radyoların durumuna geçeyim. Radyolar cephesinde biliyorsunuz tam bir kargaşa yaşanıyor. Örneğin İstanbul'da şu anda yayın yapan 117 radyo istasyonu var. Oysa 88-108 frekans aralığında gerekli teknik şartlara göre her frekansın arasında 300 kHz bulunması gerçeğinden yola çıkarak bu sayının 39'a inması gerekiyor. RTÜK tarafından açıklanan bilgilere göre radyo ihalesi sonucunda bu sayı 39'a inecek. Ama öte yandan bir de fiilen yayın yapmayan ve dosya üzerinden varlığını sürdüren 60'tan fazla da radyo var. Yeni yönetmeliğe göre dışarıdan katılımlar da olabilecek ve 39 frekanslık radyo ihalesine yaklaşık 300 başvuru katılabilecek. Üstelik 39 frekansın en az 7 tanesi TRT'ye verilecek. Geriye kalıyor 32. Evet 32 radyo frekansına 300 başvuru, işin özeti bu. Öte yandan yönetmelikte yapılan değişiklikle radyo sahiplerine bir imkân daha tanındı. Bilindiği gibi radyo yayınlarında üç temel kategori var: Yerel radyolar: İlçelerde yayın yapmak üzere başvurular Bölgesel radyolar: Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden birinde yayın yapmak ve her coğrafi bölgede 8 ara istasyon kurma hakkına sahip bulunan radyo başvuruları Ulusal radyolar: Türkiye'nin tamamında yayın yapmayı amaçlayan radyo istasyonları. Bu radyolardan bölgesel ve ulusal olanlar uydu yayın izni ve lisansı almak durumundalar. Eski yönetmeliğe göre önceden kim hangi kategoriden başvuruda bulunmuşsa onu değiştiremiyordu. Şimdi bu zorunluluk da ortadan kalktı ve değiştirme fırsatı tanındı. Yani yerel bir radyo, bölgesel ya da ulusal olmak için başvurabilecek ama ihalede eski hakkından da vazgeçmek zorunda. Yani ihaleyi kazanamazsa evdeki pirinçten de olabilir. İHALE SAVAŞI Burada asıl mesele ihalenin hangi kriterlere göre yapılacağı. Mevcut koşullarda düzenlenecek bir ihale, güçsüzlerin ezileceği, güçlülerin radyolarına radyo katacakları bir sonuca yol açabilir. Bu nedenle bir takım KRİTERLER konulmalı. Örneğin: Tekelleşmeye izin verilmemeli: Arkasında büyük sermaye grupları olanlar ayıklanmalı ve bir radyo ile sınırlanmalı Azınlıklara, inanç gruplarına, sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetimlere, alternatif gruplara ya da çevreci kuruluşlara da yerel, bölgesel ve ulusal kontenjanlar ayrılmalı. Bir büyük sermaye grubu en fazla bir ulusal veya bir bölgesel radyoya sahip olabilmeli. Bir adet mikserin başından yayın yapan radyolar, yani gerekli teknik koşulları yerine getirmeyenler ihaleye girmemeli. U LUSAL GÜVENLİK BELGESİ için işi ciddiye alan radyoların anası ağladı. Bu belgeyi alamayanlar da ihaleye katılamamalı. Evet, sağlıklı kriterlerle uygulanırsa ancak demokratik bir yayın platformu oluşabilir. Aynı durum televizyonlar için de geçerli ama televizyonlarda uydu platformlarıyla belli sermayeler koyup yayın yapma imkanı bulunuyor. Tabii yapılacak tek iş uydu lisansı almak. ÇERKESLER NE YAPABİLİR? Çerkesler için Türkiye'de bir radyo istasyonunun büyük önemi var. Anadilde yayın hakkı gerçi şu anda belirsizlikler içeriyor ama bu ilanihaye böyle kalacak değil. Daha geniş açılımlarla anadilde yayın hakkı hayata geçecek mutlaka. Öte yandan iletişim ve bir halk olabilmenin en önemli araçlarından biri sayılmalıdır radyo. Bu yüzden şimdiden yapılacakları şöyle sıralayabiliriz: Geniş bir kampanya başlatılarak Frekans İhalesine hazırlanmak üzere sermaye oluşturulur. 2003 yılı itibariyle bir bölgesel radyonun ödenmiş sermayesinin 210 milyar lira, yerel bir radyonun ise ortalama 60 milyar lira olması gerekiyor. Frekans ihalesi sonucunda, yukarıda anlattığım gibi yayın yapamayacak duruma gelen radyolar(Yüzlerce) ellerindeki cihazları satmak zorunda kalacaklar. Bu yüzden stüdyo ve verici donanımı sağlamak çok daha ucuza mal olacak. İkinci el belki ama başlangıç olarak en optimal sonucu verir. Radyo kurma konusunda eğer ciddi hareket edilebilirse, Avrupa Birliği ve Kafkasya'dan maddi ve manevi destek alabilme imkanı doğabilir. Bunun ön çalışmaları başlatılmalıdır. İstanbul dışındaki illerde yerel radyo ihalesi ise çok daha ucuza mal olacaktır. Örneğin, Samsun, Kayseri, Bolu, Düzce, Adapazarı, Bursa, Eskişehir, Maraş, Sivas gibi illerde bu konuda çalışma başlatılabilir. Evet, radyo kurmaya niyetimiz varsa, hiç durmamalıyız.Eğer üzerimizde 1864'de ve 1920'de geçirdiğimiz travmaların etkisi hâlâ devam ediyor ve biz kımıldayabilmek için hep birilerini bekleyeceksek yapılacak da bir şey yok demektir.+''+Fuat Uğur