Güney Kafkasya ve Karadeniz’de Güvenlik Konferansı

Güney Kafkasya ve Karadeniz Bölgesinde Güvenlik, Demokrasi ve Kalkınma Konferansıp>    Academic Swiss Caucasus Net ve Kadir Has Üniversitesi, 11-13 Ekim 2012 tarihlerinde Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde “Güney Kafkasya ve Karadeniz Bölgesinde Güvenlik, Demokrasi ve Kalkınma” başlıklı uluslararası bir konferans gerçekleştirecekler.font>p> Konferans araştırmacıların üzerinde çalıştıkları bildirileri akademik çevrelerle paylaşabilecekleri ve geri bildirim alabilecekleri bir forum şeklinde organize ediliyor. Paneller, yuvarlak masa toplantıları ve temalar üzerine ana konuşmacıların sunuşlarından oluşacak konferans, araştırmacılar ve karar vericilerin bir araya gelmesini sağlamayı amaç ediniyor.p> Program detaylarına aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz...p> http://iibf.khas.edu.tr/uluslararasi-iliskiler/duyurular-14.htmla>p>nanKaffed

Mefecmafe, Yistambıl-Beşiktaş, 2011

May (Naqığe) mazem yi 21 m Yistambıl, Beşiktaş dışhızexos. Kaynak: Kaffedp>Kaffed

Abhazya’nın Zafer Günü Sakarya’da Coşkuyla Kutlandı

Abhazya'nın zafer ve özgürlük günü (Ayaayra Amş), Kafkas Dernekleri Federasyonu Abhazya Çalışma Grubu ve Sakarya, Kocaeli, Düzce, Hendek Kafkas Kültür Dernekleri'nin işbirliğiyle, Sakarya'nın Akyazı İlçesi'ne bağlı Akbalık Mahallesi'nde büyük bir etkinlikle kutlandı.  Kutlamalara Sakarya Valisi Mustafa Büyük, eski Bakanlardan Abdullatif Şener, Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile Akyazı ve Hendek Belediyesi yöneticileri, İstanbul/Kartal Beldiye Başkanı Altınok Öz, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, siyasi parti temsilcileri, Abhazya’dan gelen konuklar, KAFFED Genel Başkanı Vacit Kadıoğlu ve yönetim kurulu üyeleri, bölge dernek başkan ve yöneticileri, bölge kanaat önderleri ve sivil toplum temsilcileri, medya mensupları ile birlikte Türkiye’nin dört bir tarafından gelmiş binlerce kişi katıldı. İlk olarak at yarışları ile başlayan etkinlikte İngiliz Atları Sürat kategorisinde, Gazanfer Yavuz'un atı Prodotör' birinci olurken, Mehmet Yeşiloğlu'nun atı 'Almodovar' ikinci ve Hüsamettin Kopal'ın atı 'Dila' isimli atı 3'üncü oldu. Arap Atları A kategorisinde ise Cemil Taner'in 'Büyülü Göl' isimli atı birinci, Hasan Yıldız'ın atı 'Coşkuner' ikinci ve Ali Hikmet Özizci'nin, 'Tüzünsoy' isimli atı üçüncülüğü elde etti. Arap Atları B kategorisinde de Fatih Pir'in atı 'Dörtnala' birinci, Ali Arabacı'nın 'Boğaçhan isimli atı ikinci, Enis Badışoğlu'nun 'Tango' isimli atı da üçüncü oldu. Dereceğe girenlerin ödüllerinin verilmesinin ardından alanda kurulan büyük sahnede programa başlandı. Sunuculuğunu Hümeyra Yılmaz ve Sezai Babakuş’un yaptığı programda günün anlam ve önemine dair yapılan konuşmalarda ilk olarak KAFFED Abhazya Çalışma Grubu Ayaayra Organizasyonu Komite başkanı Av. Recep Yılmaz’a söz verildi. Ardından sırasıyla TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Sakarya Valisi Mustafa Büyük, Sakarya derneği Başkanı Muharrem Saran, KAFFED Başkanı Vacit Kadıoğlu ve Eski Bakanlardan Abdüllatif Şener birer konuşma yaptılar. Geçen yılki kutlamalarda da büyük beğeni toplayan Ayhabılar Azar grubunun müzik gösterisi seyirciler tarafından yine büyük bir ilgi ile dinlenip ayakta alkışlandı. Sakarya’da yapılan Ayaayra kutlamalarının klasiği haline gelen bu müzik dinletisi, programın en beğenilen ve merakla beklenen bölümlerinden biri haline geldi. Kocaeli Kafkas Kültür Derneği Folklor Ekibi Amra ve Sakarya Kafkas Kültür Derneği Folklor Ekibi Nartlar oldukça başarılı sundukları gösterileri, birbirinden güzel ve hareketli dansları ile göz doldururken ardından sahne alan değerli ses sanatçısı Gülcan Altan’ın müthiş sesi, performansı ve şarkıları katılımcıları mest etti. 7’den 70’e herkesin ilgi ile dinleyip eşlik ettiği Gülcan Altan’ın programının sonunda seyircilerin ayakta alkışlayarak sahnenin önüne kadar gelmeleri, herkesin yüzündeki o mutlu gülümseme görülmeye değerdi. Abhazya’da çekilen “Bizi Zafere Ulaştıran Şarkılarımız” adlı belgeselin bir bölümü sahne kenarlarına kurulan büyük ekranlardan seyircilere ulaştırıldı. Dinlerken ve seyrederken zafere ulaşmanın hiç de kolay olmadığını ancak azmin ve kardeşliğin ne büyük bir erdem ve başarının olmazsa olmazı olduğunu gözler önüne seren belgeselde, iliklerinize kadar ulaşacak, tüyleri diken diken eden, daha önce hiç dinlemediğiniz müthiş büyülü bir atmosferde Adığece ve Abazaca söylenen “Adığe Nıse” şarkısı seyirciler tarafından sessizce izlendi ve dinlendi… Daha sonra sahneyi Folkethnica ve başarılı solisti Seda Özdemir aldı. Birbirinden güzel şarkıların değişik dillerde (Abazaca, Çeçence vs. gibi ) seslendirildiği bu bölümden sonra Sezai Babakuş’un etkileyici zafer konuşması ile birlikte ateş balonları yakıldı ve gökyüzüne bırakıldı. Hemen ardından yapılan havai fişek gösterileri sonunda yapılan mahalli düğün ile etkinlik sona erdi. Haber: Nart Dergisi / Filiz Kaplan   {gallery}/haber/federasyon/2012/ayaayra_2012{/gallery}nanKaffed

Tanış Olmak

“Gelin tanış olalım İşi kolay kılalım Sevelim sevilelim Dünyaya kimse kalmaz.” der Koca Yunus. İnsan beyni çoğu kez kendinden başkasını yabancı olarak algılar. Bu da ona korku verir, acı verir. Bundan olsa gerek yeryüzüne teşrif eder etmez feryadı basar insanoğlu. Yabancı bir yere, yabancı birilerine ve yabancı bir atmosfere teşrif etmiş olmasından dolayıdır bu feryat. Bu yabancı algı sonucu bazen birbirimizle savaşırız hislerimizin buyruğuyla. Zamanla barışırız zoraki olsa da. Ve istemesek de sevişiriz duygularımızın kanatlarına bırakarak kendimizi. Gün olur kaynaşırız birbirimizle. Sonunda bilişiriz. Adıgeler “bilişmek” anlamına gelen “zereş’en” kelimesini kullanırlar tanışmak için. Ya dabirbirimizle insanlaşmak şeklinde tercüme edebileceğimiz “zerets’ıfın / zerets’ıxun”kelimesini. Başka dillerde de mutlaka karşılığı vardır tanımanın, tanış olmanın. Bizler, düşünce diline dayalı bir eğitime başlamadan önce birbirimizle insanileşmemiz, birbirimizle bilişmemiz gerektiğine inanıyorum. Adıgecedeki bu ifadelerden binlerce yıl sonra söylenmiş olsa da yukarıya aldığımız şu Yunusça güzel söz, işi kolay kılmanın yolunu göstermektedir: Tanış olmak. Öyle ya, tanımadığınız birisi ile nasıl diyalog kuracağız. Tanımadığımız birine neyi, nasıl, niçin ve neden öğreteceğiz veya tanımadığımız birinden nasıl öğreneceğiz bilmediklerimizi. Tanış olmanın dışında işi kolay kılmanın bir diğer yolu ise sevmek ve sevilmektir. Bizi yabancı gören, bize gönül kapısını açmamış bir insana neyi öğretmeyi ya da ondan neyi öğrenmeyi düşünebiliriz ki? Öğrenciyi tanımanın da ötesinde, biz kendimizi tanımamız gerekmektedir. Kendimizi tanıdığımız kadar öğrenciyi tanıma kolaylığını yakalamış oluruz. Kalbinde ve beyninde ne olduğunu bilmediğimiz birine neyi, niçin, ne kadar ve nasıl vereceğiz. Öyleyse öncelikle kime? Sorusunun cevabını bulmamız gerekir. Şüphe yok ki kime? Sorusunun cevabı Nart ya da Nefın şeklinde yalın bir ad olmamalıdır. Nart kim? Hangi Nefın? Şeklinde olmalıdır sorumuz. Neyi, ne kadar bilir; nasıl ya da kaç kelimeyle konuşur? Sözcükler, anlam taşıyor mu? Yoksa onlar boşlukta uçuşan tıngırtılar mıdır? Eğitim hayatında tanış olama, durumu elbette ki eğitimcinin metodolojisi açısından önemlidir. Maazallah sonunda hastasına yanlış reçete yazan doktorun durumuna düşeriz. Biz biliyoruz ki insan beyninin algı yolları farklıdır. İnsan öğreti alırken duyularından yardım alır. Ancak her insan bütün duyularından aynı şekilde yararlanamaz. Bizin yöntemlerimiz öğrencinin algı tercihleriyle örtüşmelidir. Hayvanları eğitirken bile zaman zaman kullanılan yöntem olan, vücut dili kullanma, görme ve taklit etme gibi tekniklerden yararlanırız. Bütün bunlar eğitimde tanımanın önemine işaret eder. İnsanlık tarihi kadar eski olan düşünce tarihi hep bu tanıma uğruna büyük emekler harcanmıştır. “Hayvanlar konuşmadıkları için düşünemezler” der Kant. Francis Bacon ise “ Dil aklın ayak izi” der. Kant’a mı inanmalı, Bacon’a mı? Sakın, ne çelişki var, demeyin; çelişki gayet aşikâr. Kant, düşünmeyi konuşmaya bağlamış. Düşünebilmek için önce konuşabilmek gerekir ona göre. Biliyoruz ve görüyoruz ki dilsizler konuşamadıkları halde düşünebilmekte, yazabilmekte ve en önemlisi üretebilmektedirler. Üretebilmek düşünebilmenin yani düşüncenin ustalık eseridir. Peki, Bacon’a ne demeli? Gerçekte “dil aklın ayak izi” midir? Bir Adıge atasözü , “Bzer gum yi lhıqo” yani, Dil kalbin elçisidir, der. Şunu sormak daha doğru olacak sanırım: Düşünce kalbin eseri midir, yoksa aklın eseri mi? Bacon konuşmayı akla bağlarken Adıgeler kalbe bağlamışlardır. Düşünce / gupşıse, konuşma / guşıe, kavrayışı güçlü yani algı gücü / gubzığe, kalp incitme / guxec’, kalp kırmak / gukhute, yumuşak kalpli / gumac’e, sevinme / guş’o, günah/ gonah, merhamet / guc’eğu, kalp kapısı/gupçe, temiz kalp/gu khabze, pırıl pırıl kalp / gunef, şüphe / gutsaf, inanma / guş’oş’ı gibi düşünme ve hissiyatla ilgili daha birçok kelime gu / kalp kelimesiyle başlamaktadır. Adıgecenin en eski bir dil olduğunu biliyoruz. Düşüncekavramı, düşünce tarihi daha uzun olan toplumlarda kalp ile izah edilirden; daha genç ve daha sekiler/ dünyevi toplumlarda ise akıl ile izah edilmektedir. Bacon’u yadsımıyorum, ancak, o ve birçokları düşünme serüveninde kalbin yerini ve önemini yeterince fark etmemişlerdir sanırım. Düşünce kalpte doğar, akılda şekillenir, zekâda estetik kazanır. Her bireysel sözün kişisel bir adresi olduğu gibi, her toplumsal dilin de ulusal bir adresi vardır. Görüntünün kalabalık oluşu toplumsal ruhun yüceliğini ortaya koymaz. Şunu söylemeye çalışıyorum: İnsanı tanımak gerekir. Kalbini, aklını, zekâsını, dilini, gönlünü, fikrini, zikrini, bedenini ve ruhunu... Kısaca Tanış Olmak, insanlaşmak ise; insanlaşmak ta işi kolay kılacaktır. Alaattin Bayram Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Adıgece Eğitmeni

Tanış Olmak

  “Gelin tanış olalımp> İşi kolay kılalımp> Sevelim sevilelimp> Dünyaya kimse kalmaz.” der Koca Yunus.p> İnsan beyni çoğu kez kendinden başkasını yabancı olarak algılar. Bu da ona korku verir, acı verir. Bundan olsa gerek yeryüzüne teşrif eder etmez feryadı basar insanoğlu. Yabancı bir yere, yabancı birilerine ve yabancı bir atmosfere teşrif etmiş olmasından dolayıdır bu feryat. Bu yabancı algı sonucu bazen birbirimizle savaşırız hislerimizin buyruğuyla. Zamanla barışırız zoraki olsa da. Ve istemesek de sevişiriz duygularımızın kanatlarına bırakarak kendimizi. Gün olur kaynaşırız birbirimizle. Sonunda bilişiriz.p> Adıgeler “bilişmek” anlamına gelen “zereş’en” kelimesini kullanırlar tanışmak için. Ya dabirbirimizle insanlaşmak şeklinde tercüme edebileceğimiz “zerets’ıfın / zerets’ıxun”kelimesini. Başka dillerde de mutlaka karşılığı vardır tanımanın, tanış olmanın.span>p> Bizler, düşünce diline dayalı bir eğitime başlamadan önce birbirimizle insanileşmemiz, birbirimizle bilişmemiz gerektiğine inanıyorum. Adıgecedeki bu ifadelerden binlerce yıl sonra söylenmiş olsa da yukarıya aldığımız şu Yunusça güzel söz, işi kolay kılmanın yolunu göstermektedir: Tanış olmak. Öyle ya, tanımadığınız birisi ile nasıl diyalog kuracağız. Tanımadığımız birine neyi, nasıl, niçin ve neden öğreteceğiz veya tanımadığımız birinden nasıl öğreneceğiz bilmediklerimizi.span>p> Tanış olmanın dışında işi kolay kılmanın bir diğer yolu ise sevmek ve sevilmektir. Bizi yabancı gören, bize gönül kapısını açmamış bir insana neyi öğretmeyi ya da ondan neyi öğrenmeyi düşünebiliriz ki? Öğrenciyi tanımanın da ötesinde, biz kendimizi tanımamız gerekmektedir. Kendimizi tanıdığımız kadar öğrenciyi tanıma kolaylığını yakalamış oluruz. Kalbinde ve beyninde ne olduğunu bilmediğimiz birine neyi, niçin, ne kadar ve nasıl vereceğiz. Öyleyse öncelikle kime? span>Sorusunun cevabını bulmamız gerekir. Şüphe yok ki kime? Sspan>orusunun cevabı Nart ya da Nefın şeklinde yalın bir ad olmamalıdır. Nart kim? Hangi Nefın? Şeklinde olmalıdır sorumuz. Neyi, ne kadar bilir; nasıl ya da kaç kelimeyle konuşur? Sözcükler, anlam taşıyor mu? Yoksa onlar boşlukta uçuşan tıngırtılar mıdır? p> Eğitim hayatında tanış olama, dspan>urumu elbette ki eğitimcinin metodolojisi açısından önemlidir. Maazallah sonunda hastasına yanlış reçete yazan doktorun durumuna düşeriz. Biz biliyoruz ki insan beyninin algı yolları farklıdır. İnsan öğreti alırken duyularından yardım alır. Ancak her insan bütün duyularından aynı şekilde yararlanamaz. Bizin yöntemlerimiz öğrencinin algı tercihleriyle örtüşmelidir. Hayvanları eğitirken bile zaman zaman kullanılan yöntem olan, vücut dili kullanma, görme ve taklit etme gibi tekniklerden yararlanırız. Bütün bunlar eğitimde tanımanın önemine işaret eder. İnsanlık tarihi kadar eski olan düşünce tarihi hep bu tanıma uğruna büyük emekler harcanmıştır.  p> “Hayvanlar konuşmadıkları için düşünemezler” der Kant. Francis Bacon ise “ Dil aklın ayak izi” der. Kant’a mı inanmalı, Bacon’a mı? Sakın, ne çelişki var, demeyin; çelişki gayet aşikâr. Kant, düşünmeyi konuşmaya bağlamış. Düşünebilmek için önce konuşabilmek gerekir ona göre. Biliyoruz ve görüyoruz ki dilsizler konuşamadıkları halde düşünebilmekte, yazabilmekte ve en önemlisi üretebilmektedirler. Üretebilmek düşünebilmenin yani düşüncenin ustalık eseridir.p> Peki, Bacon’a ne demeli?  Gerçekte “dil aklın ayak izi” midir? Bir Adıge atasözü , “Bzer gum yi lhıqo” yani, Dil kalbin elçisidir, der.  Şunu sormak daha doğru olacak sanırım: Düşünce kalbin eseri midir, yoksa aklın eseri mi? Bacon konuşmayı akla bağlarken Adıgeler kalbe bağlamışlardır. Düşünce / gupşıse, konuşma / guşıe, kavrayışı güçlü yani algı gücü / gubzığe, kalp incitme / guxec’, kalp kırmak / gukhute, yumuşak kalpli / gumac’e, sevinme / guş’o,  günah/ gonah, merhamet / guc’eğu, kalp kapısı/gupçe, temiz kalp/gu khabze, pırıl pırıl kalp / gunef, şüphe / gutsaf, inanma / guş’oş’ı gibi düşünme ve hissiyatla ilgili daha birçok kelime gu / kalp kelimesiyle başlamaktadır. Adıgecenin en eski bir dil olduğunu biliyoruz. Düşüncekavramı,span> düşünce tarihi daha uzun olan toplumlarda kalp ilspan>e izah edilirden; daha genç ve daha sekiler/ dünyevi toplumlarda ise akıl ile izah edilmektedir.  Bacon’u yadsımıyorum, ancak, o ve birçokları düşünme span>serüveninde kalbin yerini ve önemini yeterince fark etmemişlerdir sanırım. Düşünce kalpte doğar, akılda şekillenir, zekâda estetik kazanır. Her bireysel sözün kişisel bir adresi olduğu gibi, her toplumsal dilin de ulusal bir adresi vardır. Görüntünün kalabalık oluşu toplumsal ruhun yüceliğini ortaya koymaz.span>p> Şunu söylemeye çalışıyorum: İnsanı tanımak gerekir. Kalbini, aklını, zekâsını, dilini,  gönlünü, fikrini, zikrini, bedenini ve ruhunu... Kısaca Tanış Olmak, insanlaşmak ise; insanlaşmak ta işi kolay kılacaktır.p> Alaattin Bayramp> Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni  Adıgece Eğitmenip>  +''+nan+''+Alaattin Bayram

Orta Doğulu Çerkeslerle Birlik Mitingi “Sohum”

  Mitingde Millet Meclisi Başkan Yardımcısı Emma Gamisonia, Parlamento Milletvekilleri, Dışişleri Bakanı Vyaçeslav Çirikba, Devlet Geri Dönüş Komitesi Başkanı Zurab Adleyba ile sosyal kuruluşlar, gençler dernekleri ve başkent yaşayanları yer aldı Sağanak yağışa uyanan Pazar gününe rağmen saat on ikiye yaklaşmaya başladığında mitinge katılmak isteyenler Geri Dönüş Komitesi binasının önünde Orta Doğu ve Suriye’deki Çerkeslerin Abhazya’ya getirilmelerini desteklemek için toplanmaya başladı. Mitingin başlarında yüze yakın insanın toplandığı görüldü. Mitingin öne çıkan düşünce ve sloganını belirtmek gerekirse bu kesinlikle, “Abhazlar ve Adığeler her zaman kardeşti ve kardeş kalacaklar” olmalı. Bütün konuşanlar, Abhazların, Adığelerin yüzyıllara dayanan akrabalık ve kardeşliğinin altını çizdiler. Konuşanların hemen hemen hepsi ortak düşmanımızın son zamanlarda kardeşler arasına fitne sokma ayrı düşürme çabasında olduğu konusuna değindi. Bununla mücadele edilmesi gerektiği de vurgulandı. Parlamento Milletvekili Aslan Kobahia konuşmasında, ‘Abhazlarla, Adığeler arasına fitne sokmak isteyenlerin tek amacı tarihte tek olan Abhaz –Adığe dünyasının bağımsız Abhaz Devletini yıkmak’, diye belirtirken Adığe kardeşlerimizi sadece sözlerle değil eylemlerle de desteklememiz gerektiğini belirtti. Sohum’da gerçekleşen mitinge katılanların ellerlinde, “BM Suriye’de savaşı durdurun”, “Biz Rusya’nın BM’de Suriye için olan tutumunu destekliyoruz” yazılı pankartlar vardı. Mitinge 1992-1993 yılında Abhaz kardeşleriyle omuz omuza zafer için savaşan ve bugün Abhazya’da yaşayan Adığeler de katıldı. Bunların arasında Abhazya kahramanı Adıgey’den gelen gönüllü Eduard Kazanokov’da vardı. Kazanokov konuşmasında, Adığelerin tarihi vatanlarına engelsiz olarak dönmelerini sağlamanın önemli olduğunu vurguladı. Mitinge katılanlar, Devlet Başkanına, Millet Meclisine ve Abhazya İşadamları Topluluğuna duyuruda bulundular. Benzeri bir mitingin Abhaz diasporası tarafından Moskova’da da gerçekleştirildiğini bildirmekte fayda görüyoruz. Miting gençlerin sokaklarda sembolik geçidi ile son buldu. Geçit şehitlik doğrultusunda sürdürüldü, Abhaz ve Adığe bayrakları ile yan yana şehitlere saygı duruşunda bulunuldu. div> div> http://www.apsua.tv/tur/video/316/p>nanKaffed

Nalçik’te Suriyeli 9 Aileye Ev-Bahçe Verildi

KBC Perit Derneği – Nalçik /  span>Moskova’da bulunan bir grup yardımsever Adığenin, Suriye’den anavatanına gelmiş olan soydaşlar için kullanılmak üzere, Perit derneğine, “ev-bahçe tahsisi kampanyası” için yapmış olduğu bağışlar ile Perit derneğince 9 adet ev-bahçe satın alındı. Perit Derneği'nin organizasyonu ile soydaşlardan bu kampanyaya katılmak isteyenler belirlenerek 22 Eylül tarihinde saat:11‘de Şogentshuk Aliy tiyatro binasında gerçekleştirilen çekiliş ile bu 9 adet ev-bahçe, 9 soydaş ailenin kullanımına tahsis edildi. Çekiliş esnasında Bakan Paştı Boris ile DÇB Başkanı Ajakho Kanşobi’de hazır bulundu. Halen alım çalışmaları süren, 3 adet ev-bahçe de önümüzdeki günlerde üç soydaş ailenin kullanımına tahsis edilecek. Alımı yapılarak soydaş ailelerin kullanımına tahsis edilen bu ev-bahçelerin, uygun yerleşim yerlerinde araştırılarak bulunması, satın alma işlemleri ile dağıtım organizasyonu, ailelere gösterilmesi vs. gibi diğer tüm işler, Perit Derneği Başkanı Stash Ahmet’in yoğun ve özverili çabalarıyla gerçekleştirildi. Bundan sonra da, soydaşlara tahsis edilmek üzere mülk alımı için bağış olduğu takdirde aynı şekilde alım ve tahsis işlemleri Perit Derneğince organize edilecek. Kıp Gupse Altınışık  Nalçiktd> tr>   tr> tbody> table>  nanKaffed

KAFFED Suriye Kriz Masası Antep’te toplandı

Toplantıya KAFFED Genel Başkanı Vacit Kadıoğlu, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen, Eğitim Teşkilat Sekreteri Filiz Çelik, Sosyal İşler Sekreteri Erdoğan Yaşar, Bölge temsilcisi ve yönetim kurulu üyesi Bekir Sami Yavuz, Adana Dernek başkanı ve bölge koordinatörü İsa Elagöz, Kahramanmaraş Dernek Başkanı Sahver Tuna, Göksun Dernek Başkanı Bedri Tokuç, Afşin Dernek Başkanı Adnan Özdemir, Reyhanlı Dernek Başkanı Uğur Pihava, İskenderun Dernek Başkanı Servet Apiş, Mersin Dernek Başkanı İbrahim Burcu, KAFFED Adığe Masası Adana koordinatörü Turan Akın, bölge derneklerinin yönetim kurulu üyeleri ve ev sahibi Gaziantep dernek başkanı Hakan Aydemir katıldı. Bölge dernek başkanları bölgelerinde bulunan Suriyeli soydaşlarımızda ilgili detaylı bilgilendirme yaptılar.Faaliyetlerini anlattılar. Federasyondan beklenti ve taleplerini dile getirdiler. Genel başkan Suriye'den  Türkiye'ye gelen, anavatana dönen ve gelecek olan soydaşlarımıza ilişkin edinilen bilgileri ve federasyonun bu güne kadar yaptığı girişimleri, Maykop, Nalçik ve Moskovo'da yapılan görüşmeleri anlattı. Dernek başkanlarından alınan son bilgilere göre, Mersin de 6 Aile. 29 kişi, Reyhanlı'da 9 Aile 32 kişi, Göksun da 2 Aile 10 kişi, Adana 1 aile 10 kişi, Antep'te 10 Aile 34 kişi olmak üzere toplam 28 aile ve 115 kişinin geldiği, tamamının ikamet sorunlarının çözüldüğü ve güncel bir sorunlarının olmadığı anlaşıldı. Gelişlerin devam edeceği öngörüsüyle aşağıdaki kararlar alınmıştır. 1- Yardımda Anavatana dönmek isteyenlere öncelik verilmesine, 2- Yardım kampanyasının geliştirilerek devam ettirilmesine, 3- Mevcut kalınabilecek ev envanterinin geliştirilmesine, 4- Beyaz eşya verebileceklerin dernekler tarafından tespit edilerek, toplanan eşyaların Adana derneğine ulaştırılmasına, 5- Federasyon elinde  bulunan ev eşyalarının Adana derneğine ulaştırılmasına (4 evlik eşya hazır durumdadır) 6- Filiz Çelik'in kriz masası sekreteri olarak görevlendirilmesine, 7- Bölgeden yapılacak açıklamaların tek elden koordinatör Adana derneği tarafından yapılmasına, münferit açıklamalar yapılmamasına, 8- Yapılacak nakdi yardımların, kriz masası üyelerinin bilgisi dahilinde ve genel başkanın onayı ile yapılmasına 9-Gelenlerin  artması ihtimali ve kış aylarının yaklaşılması göz önünde bulundururlarak çalışmalara hız verilmesine 10-Bölge derneklerinin bölgelerinde bulunan kampları tarayarak, soydaşlarımızın tespit edilmesi halinde kamplardan çıkartılmalarının sağlanmasına (bu konuda görevlendirme yapılmıştır) 11- Suriye'den gelen soydaşlarımıza video çekimleri yapılarak kamuoyunun bilgilendirilmesine.   {gallery}/haber/federasyon/2012/629{/gallery}p>  nanKaffed

Yardım Kampanyası Devam Ediyor….

ŞİMDİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN TEK YÜREK OLMA VAKTİ.... Suriye Arap Cumhuriyeti’nde yaşanan sorunlar nedeni ile Suriye’de yaşayan soydaşlarımızın Anavatana dönüş talepleri her geçen gün artmaya devam ediyor... Kabardey- Balkar Cumhuriyeti’ne Perit Hase aracılığı ile 400 kişi, Adıgey Cumhuriyeti’ne de 270 kişi dönüş yaptı. p>   Yaşam mücadelesi veren, ekmek, su dahi bulamayan Çerkes kardeşlerimizden Anavatana dönmek isteyen daha binlercesi var. Çember her geçen gün daralıyor. Türkiye'ye sınırdan giriş yapan kardeşlerimizin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Evleri işyerleri bombalanmış, nakit paraları yok. Hayatta kalabilmiş olmalarına şükrediyorlar. Şimdi kardeşlerimize destek zamanı... Bizim için çok küçük görünen rakamlar onlar için hayatta kalma mücadelesinde önemli bir adım olabilir... Bunu onlardan esirgemeyelim... BİR SMS BİR ADIM... 1864 İSİM SOYİSİM YAZ 7979 A GÖNDER, ZOR DURUMDAKİ KARDEŞLERİNİN SESİNE SES VER!!!.... 1 SMS 20 TL. dir. Yardımlarınız için banka hesap numaraları ve destek verenler listesini buradan görebilirsiniz.span>div>  nanKaffed

Seçmeli Dersler İçin Verilen Süre Uzatıldı

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 4+4+4 sistemini içinde bulunan seçmeli dersler için verilen süre 21 Eylül Cuma gününe kadar uzatıldığını açıkladı. Daha önce 12 Eylül Çarşamba günü mesai bitimine kadar verilen süre yetersi ve öğrenci velilerin süre hakkında bilgisi olmadığından yaşanan sıkıntıları gidermek amacı ile süreyi 21 Eylül 2012 Cuma günü mesai bitimine kadar uzatıldı. Ders seçimi tarihini de 21 Eylül’e çekti. p> Milli Eğitim Makanı Ömer Dinçer in yaptığı açıklamada, “Şimdiye kadar seçmeli dersler için müracaat edemeyenler öğrenci ve veliler 21 Eylül Cuma gününe kadar ders seçebilecek. Eğer okullarda öğrencilere ders seçiminde bir dayatma yaşatılıyorsa, velilerin Milli Eğitim Bakanlığı’na şikâyette bulunmaları yeterli.”p> Bakan Dinçer, “Öğrencilerimiz, bir dersi seçtiğinde öncelikle okulda bulunan o dersi verebilecek öğretmenlerimizi görevlendireceğiz. Eğer okulda yeterli öğretmen yoksa önceden de olduğu gibi, ilgili dersler için ücretli öğretmen alacağız” dedi.div>  nanKaffed