Suriyeli kardeşlerimize destek amaçlı alınan kararlar

KAFFED tarafından düzenlenen Ortak Akıl Toplantısının 02.09.2012 tarihli oturumunda, Suriye Çerkeslerine yardım ve destek çalışmaları konulu gündem maddesi görüşülmüştür. Kamuoyunun yakından takip ettiği üzere Suriye’de bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Savaşın gittikçe daha şiddetli bir hal alması, Suriye’de bulunanların artık yaşam garantisinin kalmamış olması nedeniyle, Kafkasya’ya geri dönmek isteyenlerin yanı sıra, sınırdan Türkiye’ye giriş yapan/yapacak olan çok sayıda soydaşımız bulunmaktadır. Bugüne kadar, Doğu Akdeniz bölgesi derneklerimizin yoğun ve özverili çalışmaları sayesinde, sınırdan giriş yapan çok sayıda Çerkes ailenin, Türkiye’de barınma ve diğer giderleri karşılanmaktadır. Federasyonumuz tarafından SMS kampanyası, derneklerimizin iftar organizasyonları ve banka hesapları aracılığı toplanan bağışlar ile bir fon oluşturulmuştur ve kampanya devam etmektedir. Çalışmalara, duyarlı Çerkes kamuoyunu dahil etmek ve koordinasyonu sağlamak amacıyla aşağıdaki kararlar alınıştır. 1- Suriye konusunda yapılan çalışmalar, kriz yönetimi mantığı içerisinde tek merkezli, federasyon bünyesi dışında katkı koymak isteyen tüm formel ve informel gruplara da açık, ortak ve şeffaf bilgi akışı ve kaynak bütünlüğü sağlanarak, KAFFED koordinasyonunda yürütülecektir. 2-Çalışmalar, Dünya Çerkes Birliği, Anavatanda faaliyet yürüten Xase’ler ve diğer ülkelerdeki örgütlerle iletişim halinde ve koordineli olarak yapılacaktır. 3- Suriye diasporasında, muhacir bir halk olarak bulunan, otokton olmayan, Çerkeslerin ülkede dağınık bulunmaları nedeni ile iç savaş ortamlarında korunmaya ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu nedenle Birleşmiş Milletler aracılığı ile Suriye’de korunmaları, isteyenlerin anavatana dönme haklarının hayata geçirilmesi talep ve takip edilecektir. 4- Anavatana dönecek olan Suriyelilere RF tarafından uygulanan kota sınırlamasının kaldırılması, vize ve oturum izni ve Anavatandaki asgari yaşam koşullarının temin edilmesi ve iyileştirilmesi yönünde, Rusya Federasyonu, BM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Af Örgütü, vb. nezdinde gerekli girişimlerde bulunulacaktır. 5- KAFFED’in, Suriye Çerkeslerinin sorunlarının takipçisi olduğu ve konu hakkındaki hassasiyeti ve yürüttüğü bütün çalışmaları RF ve dünya kamuoyu paylaşılacaktır. 6- Devam eden yardım kampanyası artan bir ivme ile yürütülecek, diasporanın yaşadığı diğer ülkelerdeki örgütler de dahil edilerek yaygınlaştırılacaktır. Aşağıda belirtilen maddelerin organizasyonu yapılarak, kampanyanın uzun süreli ve kalıcı yardımlarla sürekli kılınması için gereken çaba sarf edilecektir. a-Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle kurban bağışı için gerekli çalışmanın yapılması, b-SMS kampanyası ve açılan banka hesapları aracılığı ile maddi yardım kampanyasına devam edilmesi, c-Misafirhane, kamp, sosyal tesis vb. gibi kamuya ait mekanların tahsisi için gerekli çalışmaların yapılması, d-Hemşehrilerimize ait uygun olan boş evlerin tespit edilerek envanter oluşturulması ve gelenlerin belli bir koordinasyonla bu evlere yerleştirilmesi, bu çalışmanın özellikle Çerkes köylerinde yapılması, e-Gelen ailelerin sülale isimleri belirlenerek, Türkiye’de yaşayan akrabalarıyla buluşturulması.  nanKaffed

Adigey’den Selam Var

Yüreğimin zarı yarıldı ve içinden hasret aktı. em>p>   Nereden başlamalı, nasıl başlamalı bilemiyorum. Zamanı ödünç alsaydım da ekleyebilseydim on beş günüme on beş yıl. Yazsaydım hissiyatımı, anlatsaydım kırk gün, kırk gece susmadan, dinlenmeden. Sunsaydım insanlara yarılan yüreğimde kabaranları. Bilir misiniz kaç kez sözcükler tıkandı boğazımda; kaç kez fırtınalar koptu yüreğimde. Bilir misiniz kaç kez gözyaşlarım içime aktı ılık ılık, sessiz ve kabarık. Neyi, nereyi, kimleri, nasıl anlatabilirim ki sizlere? Bir karış yerin, bir avuç insanın, talana uğramış bir kültürün, yetim bir tarihin ne kadarını anlatabilirim ki? Harcı alın teriyle karılmış ve gökleri delen beton yığınları, kanla sıvanmış sarayları, dağları delen topları, insanın uykularını bölen postal sesleri, dünyada ilah gibi tapılan yeşil banknotları yok ki Adıgey’in, sizlere ben ne anlatabilirim? Adıgey’den bahsediyorum, Yer küresinin has bahçesinden. 29 Temmuz-13 Ağustos 2012 tarihleri arasında KAFFED ve Adıgey Cumhuriyeti işbirliğiyle gerçekleştirilen Maykop Yaz Kampından… Bir haftadır sizlerle yazışmak istedim, zaman yetmedi, fırsat olmadı. Bir yol bulup yarım günümü vererek yazdıklarım kaydedemeden silindi. Yeniden yazmak zorunda kaldım. Yolculukta arabanın içinde yazı yazmakta nasipmiş. Halimden müşteki değilim elbet, şükran halindeyim sadece.   DOĞA VE İNSANp> İnsanoğlu ne kadar acımasız doğaya karşı? Ne kadar hırçın, ne kadar kindar? Bir o kadar saldırgan, vefasız ve merhametsiz, aynı zamanda kaba. İnsan sebeplendiği, beslendiği hatta neşet edip hayat bulduğu tabiata karşı en az saygı göstermesi gerektiğine olan inancım Adıgey’de bir kez daha pekişti. Allah tüm doğal güzellikleri esirgemeden yaratmış orada.  Tarih boyu Adıgeler tabiata özen göstermişler. İhtiyaç fazlası bir ot dahi koparmamışlar. Meykhuape (Maykop) bu gün bile tamamen yeşillikler içerisine, çam ağaçlarının gölgesinde adeta dinleniyor. (Foto 1) Ğuame, Aşe vadisi, Hacokho, Guzerıplh,  Rufabko Şelaleleri, Leğunakhe, Azışkoy Mağarası, kaliteli Çay bahçeleri, Şheguaşe ırmağı, Psıfıj ve diğerleri her biri ayrı ayrı birer tabiat harikası. Rehberimiz bize Şheguaşe ırmağını irili ufaklı dört bin su besliyor diye anlatıyor. Dağın tepesinden hayat bulan ırmakların onlarca metre derinliklerde, yarlar, kayalar arasından akıp gittiğine şahit oluyorsunuz. İnsan bulunduğu yerden yukarıya ve aşağıya baktığında başı dönüyor. Öyle sanıyorum ki jeologlar suların açtığı bu yerlere bakarak dünyanın yaşını rahatlıkla bulabileceklerdir. Şelaleler ayrı bir güzellik. Leğunakhe mağarası mutlaka görülmeli. Kömür ocaklarına iner gibi iniyorsunuz. Aldığınız nefesi iliklerinize kadar hissediyorsun. Daracık bir inden bahsetmiyorum. Başınızı bir yerlerden sakınarak gezdiğiniz bir yer de değil. Bir tabiat harikasından bahsediyorum.(Foto.1-2-3-4) Ğuame’ye bizi taşıyan eski Sovyetlerden kalma askeri araçlarla adeta ırmak sörfü yapıyoruz.  Çocuklar müthiş keyif alıyorlar bu yolculuktan. Dağın başında üç Şapsığ köyü. Üçü de pırıl pırıl. Rahatsız edici kokular yok. Sokaklar temiz. Evler bahçeli. İnsanlar kibar ve hoşgörülü. Hatırı sayılır bir turist ziyareti var. Akşam bize özel program yapıyorlar, bizi onurlandırıyorlar. Akşam yemeklerini anlatmaya kalkmak yakışık almaz şimdi. Wunekhoşımız benimle ilgileniyor. Fırınlanmış Adıge Khuaye getiriyor masaya. Yanında Adıge Şuew (bal) ve şelame var. Yanımızda sarışın ve Adıgeceyi nefis konuşan bir adamı bana gösteriyorlar. Ev sahibimiz “nasıl konuşması?” diye bana soruyor. Ben de, gayet güzel, diyorum. Arkasından, Rus, diye ekliyor. O da gülüyor. Belli ki alışmış bu konuşmalara. Bana hatır soruyor, bende karşılık veriyorum. O da benim konuşmamı, Adıgeceyi nasıl koruduğumu merak ediyor sanki. Yüzüme dikkatle bakıyor. Ğuame ilginç bir yer. Etrafı yüksek, her taraf ormanlık… Yağmur patladı mı dikkatli olmak gerekirmiş. Selin nereden ve ne zaman geldiğinin farkına varılmadan insanı alıp gidermiş. Dahası, burası Cengiz’in ordularının yenildiği tek yermiş. Cengiz orduları bu vadide kuşatılmış, tek çıkış yolu kesilerek vadi ateşe verilmiş ve dumandan zehirlenen Cengiz’in askerlerinden kurtulan olmamış, zehirlenmişler. Sonra cesetler yakılmak zorunda kalınmış. Bu duman kokusundan dolayı buranın adı Ğuame olarak anılmaya başlamış. Duman kokusu: Ğuame (Foto 2)  Adıgey’e giderseniz İnsanoğlunun diktiği beton yığınlarını görmeyeceksiniz ama enfes bir doğa ve insanlığa ilham olmuş bir kültür ve son derece özgün insanlar göreceksiniz.p>   ARKEOLOJİ, MÜZE VE TARİHp> Adıge topraklarının üstü de bereketli, altı da…  Adıgey’deki Maykop müzesi oldukça mütevazı ama bir o kadar da tarih dolu. Müze müdürü Taw Aslan da öyle. Alanında uzman. Branşını çok seviyor. Keyifle anlatıyor bildiklerini, emeklerini ve tarihe şahitliğini. 01 Ağustos Adıgey dönüş günü. Çocuklarımız tarih gezisi yapıyorlar, üst kattalar. Bense önceden gezmiş olmanın rahatlığıyla alt katta yapılan dönüş günü programı açılışına katılıyorum. Beni de onurlandırıyorlar. Türkiye’den, KAFFED’den ve Adıgelerden selam götürdüğümü söylüyorum. Sözü uzatmadan gerekli mesajımı veriyorum ve teşekkür edip mikrofondan ayrılıyorum. Dönüşün öncüleri de orada. Necdet Hatam, Xıdzelh’ Abdullah ve birçok dönüşçümüz… Onları yeri geldiğinde saygıyla anıyorum, bunu da çekinmeden her defasında dile getiriyorum. Arkoloji çalışmaları Adıgey’de devam ediyor. Toprak bereketli. Onlarca metre kazı yapılmasına rağmen herhangi bir kaya parçasına rastlanmıyor. Tam bir tarım toprağı. Kazılan yerler güneşi gördüğünde kurumaya başlıyor ve toprak kendini çekiyor, sertleşiyor. Bu da kazıyı zorlaştırıyor. Gaz boru hattı çalışmaları sırasında yeni bir yerleşke bulunmuş. Bir hafta önce gitsek çok fazla değerli eşya görecekmişiz. At kemikleri hala duruyor. İki ayrı yerde ellişer ayna bulunmuş. Yerleşke MÖ 2700’lü yıllarda Meotlardan kalmış. Biri bayan ve Türkî, ülkesini soramadım; diğeri ise Rus ve bay. Kimi Rus arkeologlara göre Meotlar Adıgelerin ta kendisi. Bazıların bir gerçeği söylemeye dilleri varmıyor. Varsa yoksa Grek… Oysa Grek dediği insanların ve beyaz ırkın Kafkasya’dan dağıldığını öğrenecekler bir gün. Ve Adıgelerin de Adıge olarak hep orada kaldıklarını da… Nuh tufanından sonra insanoğlu Kafkasya’nın mümbit topraklarını keşfetti ve oradan dünyaya yayıldı. İlk destanlar, ilk fabl örnekleri, ilk masallar orada üretildi. İnsanoğlu ilk tarımı mısır ekerek orada yaptı. Onun için “mısır” bitkisinin adı “Nart + ruf” (nartruf, natruf), yani Nartların sürüp çıkardığı, oldu. Nartların üretmiş olduğunun bir kanıtı olarak bu gün bile, mısır bitkisi, aynı adı taşımaktadır. Ağaçtan ilk tekerlek orada bulundu. Onun içinde gürleyerek giden anlamında arabanın adına “kku” dedi. Demir, gümüş ve çeşitli madenler ilkin orada işlendi. Demirin, su işlemeyen, kuru yer, anlamına gelen “ğu + c’ı” diye adlandırılması başka neyle izah edilebilir. Kim bilir belki ateş ilkin orada bulundu. Bildiğimiz taşın kaynatılamadığı ilkin orada tecrübe edildi ve adını kaynamayan anlamına gelen mıjue olarak belirledi ve öyle adlandırdı. Meş’ale kelimesinin aslı Meş’ualhe: ateşlik olması ve Maş’o: ateş demek olması bir tesadüf olamaz. Neyse, bu ayrı bir çalışmamın konusu…  İnşallah bunu başka bir zaman diliminde ele almayı düşünüyorum.  p> MÖ 2700 yıllarda altının para birimi olarak kullanılmış olması ve günümüzde hala Adıgecede para birimi olarak dıshe (altın) kelimesinin kullanılıyor olması tesadüflerle izah edilemez.  Ayrıca gümüşün 3200’lü yıllarda, gümüş kupa, olarak işlenmiş olması da ne kadar ilginç değil mi? Tarihin zaman evrelerini alt üst ediyor çünkü. Adıgecedeki yetmişe varan ve hiçbir dilde olmayan ses zenginliği, Adıge tarihinin en eski tarih, Adıge milletinin en kadim bir millet ve Adıge coğrafyasının en eski yerleşim birimlerinden olduğunun güçlü delillerindendir diye düşünüyorum. (Foto5-6)p>   ÇAĞLAR ÖTESİNDEN GELEN KÜLTÜR: XABZEp> Nedir bu Xabze? Kim icat etmiş bunu, ya da kim düşünmüş, nasıl kurgulanmış? Ne zaman ortaya çıkmış? Ne anlam ifade eder bize ya da başkalarına? Onlarca yıldır, hatta yüzlerce yıldır bir birlerini görmeyen insanların bir araya geldikleri zaman aynı algı lisanı, vücut dili nasıl oluyor da hemen ortaya çıkıveriyor ve insanlar konuşmadan bile birbirleri ile anlaşabiliyorlar. Bu insanlar, XABZE’nin bu güzide insanları, ne oluyor da bir birlerini anlayıveriyorlar oracıkta. Hem de bu Adıgeler ana dillerini unutmuş olmalarına ve birbirleriyle konuşamamalarına rağmen… Dünyanın başka bir ülkesinden gelmiş, tanımadığınız her hangi birisi size geliyor, se sı Adıg, diyor ve bütün kapılar size açılıyor. Neden? Bu nasıl bir güven algısıdır ki lokmasına kadar evini, tüm varlığını sizinle paylaşabiliyor.  Kendisini çelik bariyerlerle güvence altına almaya çalışanlara bakınca, ne kadar asil, ne kadar güvenli, ne kadar emin bir ortam. Sizi selamlıyorum XABZE’NİN bekçileri. p> Ne mi oldu? Bir şeyin olduğu yok. Çocuklarımız, bizler ve Ata Topraklardaki hemen tüm Adıgeler bir birlerine karşı son derece güven içinde hareket ederlerken bize bir şey olmasının endişesini başkaları yaşıyor. Bu başkalarının hiç birisi Adıge değil. Elbette ki bir devlet güvenliği olduğunu biliyorum. Adıgey Cumhuriyeti’nin misafirleri olduğumuzu da. Bu gün için belki bir zorunluluk olduğunu da. Kaldığımız otelde 24 saat nöbet tutan güvenlik elemanları oldu. Doktorumuz 24 saat yanımızdan ayrılmadı. Otele ayak bastığımız günün hemen ardından bütün çocuklarımız sağlık taramasından geçirildi. Açıktan alınan herhangi bir yiyecek maddesine izin verilmedi. Gazlı içecekler hiç önerilmedi. Adresi belli olmayan meyve ve sebzelerin yenmesine bile izin verilmedi. Bir gece başka bir bölgeden gelen iki genç gece yarısı otelden alındı. Sanırım sorgulanmışlar ve ikinci gün temiz olduğu duyumunu aldık. Eskortumuz önümüzde eksik olmadı. Hız limitinin aşılmasına izin verilmedi. Güvenli olmayan dağlık bölgelerin yollarının kullanılmasına müsaade edilmedi.  Çocukların yalnız başına ve gece 23.00 ten sonrada çarşıya çıkmaları tamamen yasaklandı. Program yapıldı ve programa uyuldu.  Sağ olsun Mahmut Karabatır bu konuda da her konuda olduğu gibi titiz davrandı. Yemeklerimiz zamanında ve limitli çıktı. Aşçımız her defasında çocukların memnuniyetini bana sordu. Elinden gelen tüm gayreti hiçbir kimse esirgemedi. Ana yurda yerleşmiş olan Barina ve Yiğit Can başta olmak üzere. Bunda kötü olan nedir, diyecekler olacaktır elbet. Bende burada kötü olan bir şeyin olmadığını söylüyorum. Ancak ben başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Xabze Toplumu kendi içinde güveni sağlamak için silaha, güce, otoriteye vs gerek duymaz. Emin olarak yaşamanızın yolu XABZE’yi bilmenizden geçer. Tam tersine silah yani güç, güveni sarsan bir unsur olmaktan öteye geçmez Xabze Toplumu’nda. Güveni sarsan unsur: Silah… Eğitilemeyeni, düşüncesizi, terbiye yoksulunu, enaniyeti ve daha nice olumsuzlukları sindirme algısı: Güvenlik… İnsanın eğitildiği, insanlık haysiyetine erişildiği ve Xabze Toplumu’na transfer edildiği yer değil. Tam bir ilahi vaha… Saadet evi, emin belde… Ortaya koymaya çalıştığım bu algı farklılığıdır sadece. Adıge dünyası bütün –izim’lerden yakasını kurtarmalı ve kendini yeniden keşfetmek zorunda olduğunu bilmelidir. İnsanlığa bir yaşam modeli sunmaya borçlu olduğunun farkına varmalı ve bunu da çok iyi içselleştirmelidir. (Foto 7)p>   SAN’AT, KÜLTÜR VE EDEBİYATp> Dile kolay altmış yıl yazı yazmak. İnsanın dudaklarını uçuklatıyor söylerken bile. Dünyada kaç kişi var bu kadar uzun yazabilen. Uzun yaşamaktan konuşmuyoruz biz; uzun yazmaktan bahsediyoruz. Yazabilmiş olmaktan kaynaklı RF devlet nişanı alabilmiş olmaktan bahsediyoruz. Yüz yirmi küsur esere sahip olmaktan bahsediyoruz. Meşbaş’e İshakh’tan bahsediyoruz. Meşbaş’e, yazmanın laf kalabalığı olmadığının bilinmesi gerektiğini söylüyor. Yazar olabilmek için insanın üç şeyi cevaplamış olması gerekeceğini ekliyor konuşmasında. Yazar, bu dünyaya niçin geldiğini, nereye gittiğini bilmeli ve o gittiği yerde ne olacağını, ne yapacağını bilmelidir, diyor. Bir yazar bu üç soruya cevap verebilmiş olması gerekir diyor. Bir romancı olmak kadar, bir şair olmak kadar bir filozof gibi konuşuyor. Çocuk yaşta yazmaya başladığını söyleyen İshakh içinden çıktığı Adıge toplumu için yazdığını söylemeyi ihmal etmiyor. Daha önemli bir şeye parmak basıyor. Adıgeler yazılı olmayan çok güzel xabzelerinin olduğunu bilmelidirler. Biz oradan oraya sürülmüş bir toplum olduk. Sürgünün evlatları yaşadıkları yerlerde uyum içinde olmalıdırlar. Biz burada uyum sağlamaya çalışıyoruz. Ancak bu kendilerini başka toplumların içinde eritmeleri anlamına gelmez. İçinde yaşadıkları toplumun içinde kayıp olmamalıdırlar. Bu kız, Çerkeslerden; bu delikanlı, Çerkeslerden dedirterek asimile olmadan, kaybolmadan yaşamalıdırlar. Konuşma güzel gidiyor, çeviri de. Çevirinin güzel olduğunu M. İshakh söylüyor. Kendimi övdüğümü sanmayın. Üstat öyle diyor. Üstelik bunu da çevirmemi söylüyor ve çevirene kadar da beni bekliyor.  Bende kendilerine bana tevdi ettiği bu payeden dolayı buradan saygılarımı sunuyorum. (Foto8) Diyorum ki; eğer Meşbaş’e İshak başka bir ulusa ait bir yazar olsaydı bu gün bütün bir dünyada eserleri dilden dile çevrilen ve elden ele dolaşan biri olacaktı. Bundan eminim. Ancak eserlerinin Rusça ve Türkçe dâhil birçok Avrupa diline çevrildiğini de biliyoruz. Bu tanıtım konusunda hepimize büyük görevlerin düştüğünü söylemeye bilmem gerek var mı? Beni bir şey şaşırtıyor: Çocuklarımızla yaptığımız değerlendirme toplantılarında ilk sırayı Meşbaş’e İshakh’ın almış olması. Çünkü çocuklarımızın M. İshakh’a bu denli yüksek bir algı karşısında, yaşları gereği ilgi duymayacaklarını sanmıştım. Yanılmışım. Aferin bizim çocuklara.    Staj Yura, size nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Beni duyan olur mu bilemem. Size Dünya Barış Ödülü verilmesi için buradan Birleşmiş Milletlere sesleniyorum. Liften S. Yura’ı görün. Otuz altı yıl ve bir sermaye harcanmış. Elbise san’atıyla insanlığa mütemadiyen barış sunulmuş. Çok özgün, çok saygın ve çok sabır dolu bir çalışma gördüm. Yura, seni anlatmayacağım. Çünkü insanların Maykop’a gidip seni görmelerini istiyorum. Görmelerini ve anlamalarını... Sen bir ekol açtın Yura…(Foto9)p> Hani internette gördüğünüz ve görmediğiniz onlarca Maykop kaynaklı resmin çoğu ya Bırsır Abdullah’a ait ya da Kat Teuchoj’e… Her ikisi de Rusya federasyonu içinde tanınıyorlar. Çeşitli ödüller ve madalyalar kazanmışlar. Kimsenin hakkını yemeyelim bütün resim sanatı bu iki kişiden ibaret değil tabi ki. Bu insanlar RF düzeyinde isim sahibi insanlar. Uluslar arası sergiler açmışlar. Avrupa’nın birçok ülkesinde bulunmuşlar. Her bir resim bir düşüncenin, bir emeğin ürünü;  her bir resim ayrı bir mesaj yüklü... Sinema sanatçılarımız, birer oyuncu olmalarının çok ötesindedirler. Tiyatroyu büyük bir keyifle geziyoruz. İdari birime geldiğimizde laf lafı açıyor, konu Adıgelere ve Adıgeceye geliyor. Karşımızda artist gibi, zaten artist, Zawur duruyor. Mükemmel konuşuyor. Adıgeler için Diriliş’in dille olacağının bilincinde. Adıgeceyle ilgili otokton seslerden bahsetmeye başlıyor ve Adıgecenin anaç dil olduğunu anlatıyor. Bu bilgileri bir hemşerimizden rivayet ediyor. Adını ben söylüyorum. Falanca mı anlattı, diyorum. Evet, diye cevap veriyor. O düşünceler bana ait, diyorum. Herkes önce bana bakıyor sonra bu heyecanlı anlatım ve bu ilginç rastlantı nedeniyle gülüşüyoruz. Ben ise durumdan dolayı son derece mutlu oluyorum. Kendimi başkalarından dinliyorum. Biraz utangaç, biraz gururlu, ama çok mutlu oluyorum. Şıc’e pşıne çalmak, pxhe c’ıc’ yapmak ve çalmak, ip dokumak, hasırda gergef dokumak hem gençlerimize keyif veriyor hem de kültürümüzü tanımalarına yardımcı oluyor. Adeta yeniden kendimizi keşfediyoruz. Derbe Timur, Adıge Makh Gazetesinin başında. 4 bin trajdan bahsediyor;  mevcut şartlarda, gazetesi adına azımsanmayacak bir rakam. Bölgenin hatırı sayılır gazetelerinden biri. Kendi kitabını imzalayarak hediye ediyor herkese. (Foto 10) Televizyon kanalı gezmek hiç bu kadar detaylı olmamıştı benim için. Rusya içinde birçok kurum artık ulaşılmaz değil. Bizi çok sıcak karşılıyorlar. Müdiresi tam bir hanımefendi... Kendinden emin, sakin, güleç,.. Yüzü insana güven veriyor. Tam bir Adıge aristokratı. Gurur kibir yok işin içinde. Çocuklarımız ise stüdyoda poz vermeye bayılıyorlar. Her biri ayrı ayrı spiker masasına oturuyorlar. (Foto 11) Rusça tiyatroyla, dilini anlamasak bile, eğleniyoruz. Adıgey müftüsünden övgü dolu sözler işitiyoruz. Müftümüz Nurbıy, bütün gezilen yerlere caminin de dahil edilmiş olmasından memnuniyet duyduğu ifade ediyor. Gençlerimiz caminin adını merak ediyorlar ve anlamını bana soruyorlar. Ben de Gupçe Meşıt diyorum. Anlamının Kalp Kapısı olduğunu ekliyorum. Hoşlarına gidiyor çoklarının, yüzlerinden okuyorum. Beni heyecanlandıran bir çalışma yapılıyor Maykop’ta. Adıgey Cumhuriyeti Milli Kütüphanesi. Ziyaretimizden bir hafta önce başlamışlar açmaya. Bina eski ama büyük. Çalışanları heyecanlı. Bizlerden herkesten yardım ve ilgi bekliyorlar. Nemi yapıyorlar? Adıgeler ile ilgili dünyada ne kadar yayın çıkmışsa, hangi dilden olursa olsun derliyorlar, tasnif ediyorlar ve hizmete sunuyorlar. Söz verdim o insanlara sizlere elimden gelen kitap yardımını yapacağım diye. Federasyonumuz kendi süreli yayınlarını sistematik olarak gönderse ne güzel olur. Bu çağrıyı herkes, her kuruluş kendisine yapılmış bir çağrı olarak algılasın. Önemli bir hizmet… Adres şöyle: Natsiyonalia Bibliyoteka Respubliki Adıgea. adyglib@mail.ru  e mail ile temasa geçmek mümkündür.p> Üniversite kütüphanesi ise yeni, modern, zengin ve çekici… İnsan günlerce kalıp çalışmak istiyor. Hatırı sayılır kitap ve süreli yayın bulmak mümkün. Ancak Rusçanız yoksa hiç biri bir işe yaramıyor demektir.   SONUÇ p> Adıgey bizi Krasnodar’da gece yarısı karşılıyor. Eskort eşliğinde otelimize götürüyor. Yorgunuz, çünkü üç saat gümrükte beklemek insana, la havle, çektiriyor. Atatürk Hava Alanıyla asla kıyaslamam. RF için çok eksi bir puan. Bir de otellerinin temiz olup olmadığı bir yana, internet bağlantısının olmayışı da bilmediğimiz bir nedeni yoksa eğer, kabul edilebilir bir durum değil. İnsan, Türkiye’de otobüslere kadar ADSL bağlantısına alışınca buna tahammül etmesi oldukça zor tabi. Ama on beş gün eksiksiz, canla başla ağırlanmak, ekmek elden su gölden misali yaşamak, ata yurdunla buluşmak, yeni insanlar tanımak, Yiğit Can’nın sabrına şahit olmak, Barina’dan abla şefkatiyle azar işitmek, Suanda’nın ve Anna’nın kamerasına poz vermek, Gala’nın elinden ilaç içmek, Nora’nın yemeklerini yemek, Şhalaxho Asker’den Adıge bayrağı emanet almak, Xıdzelh’ Abdullah’ın Rus taksiciyi zamanında gelmediği için fırçaladığına şahit olmak, Arif’in evinde yemek yemek, Dışeps ve Tetıy cafelerde kahve içmek, Ğuame’de özel programla ağırlanmak, ata yurdunda ağlamak, ata yurdunda duygulanmak, ata yurdunda aşk şiiri okumak, Eneme’de düğünle uğurlanmak her insana nasip olan şeylerden değil… Mahmut Karabatır, seni tanımak ayrı bir güzellik... Nasibin, kısmetin bol olsun, ömrün uzun olsun ve bereket dolsun, çocuklarınla, ailenle birlikte çok mutlu yaşayasın. Bizi ziyaret eden H. Necdet, X. Abdullah, Ç. İbrahim, Yewtıx Adnan, Ö. Batıray, Arif ve adını hatırlayamadığım her kese teşekkür ediyorum. Evet devasa saraylar, hanlar, hamamlar yok amma anlatılması gereken çok şey var daha. Ancak bu kadar kısaltabildim, bu kadar anlatabildim. Önerim şudur: Kafkasya’ya gidin ve mutlaka gidin ve kalın. Merhaba çocuklar, diye başlamıştık Maykop yolculuğuna. Bir kez daha merhaba çocuklar. Sizi şanslı görüyorum, şansınız bol olsun. Furkan, Meriç, Şamil, Burak, Jankat, Aytar, Birslan, Fatih, Rıza, Şebnem, Yunus,  Nesren, Gupse, Tamara, Bünyamin, Samet, Güney, Ömer, Kerim, Burçin merhabalar. İrtibatı koparmayın. Hepiniz iyiydiniz. Hepinizin gözlerinden tekrar öpüyorum. Düşüncelerinizi, yorumlarınızı bekliyorum. Yazın ve KAFFED’in sitesine gönderin. Çocuklarımızın aileleri, sizleri de tebrik ediyorum. Kafkasya kapısı artık evlatlarınıza açıldı. Onlar anayurtlarına sevdalanarak döndüler. Onların sevdalarını söndürmeyin, işlerini kolaylaştırmak artık sizlere kalmıştır. Bu kapıyı kapatırsanız tarihi bir vebal alırsınız. Kafkasya hepimizi bekliyor. KAFFED yönetimi hiç bir şey yapmıyor olsa bile sadece bu projesinden hiç vazgeçmeden, onu sürekli kılsa, bu bile hizmet için yeterli olur sanırım. Emeği geçenleri, projeyi başlatanları tebrik ediyorum. Adıgey’den selam var, onların sımsıcak selamlarını sizlere iletiyorum. Allaha emanet olunuz. {gallery}/haber/federasyon/2012/603{/gallery}Alaattin Bayram

Seçmeli Dersler ile İlgili Önemli Duyuru!…

Dernek başkanı ve yöneticileri ile yaptığımız değerlendirme görüşmelerinde, Anadilde Seçmeli Ders için sınıf açılması konusunda gerekli sayının bulanamadığı merkezlerde, okul yönetimlerine dilekçelerin verilmediğini öğrenmiş bulunuyoruz. 5. sınıfa gidecek öğrenci sayısı bir kişi bile olsa, bu dilekçelerin okul yönetimlerine verilmesi ve bir örneğinin Federasyonumuza ulaştırılması son derece önemlidir. Bu sayede, Milli Eğitim Bakanlığı’nın koyduğu sayı kriteri nedeniyle kaç tane Çerkes öğrencinin bu haktan faydalanamadığı bilgisine sahip olunacak ve federasyon olarak bu konuda gerekli girişimlerde bulunulacaktır. Ayrıca, Çerkes toplumunun, anadilde eğitim konusundaki kararlı tavrını kamuoyu ile paylaşmak açısından bu çok önemli bir girişimdir. Toplumumuzun geleceği açısından son derece önemli olan bu konuda gerekli duyarlılığın gösterileceğine inanıyoruz. UNUTMAYIN!!!: 03-10 Eylül tarihleri arasında seçmeli derslerin seçilip okul müdürlüklerine dilekçelerin teslim edilmesi gerekiyor... KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU İletişim: info@kafkasfederasyonu.org Tel: 0 312 222 85 89nanKaffed

30 Eylül’de Abhazya Zaferi’nin 19. Yıldönümünü Kutluyoruz

Geçen yıl 1 Ekim’de Akbalık’ta tarihi bir gün yaşamıştık. Binlercemiz toplanıp Abhazya’nın zafer ve özgürlük bayramını kutlamış, şehitlerimizi anmış, gazilerimizi selamlamıştık. 30 Eylül 1993’de Abhazya’ya zafer ve özgürlük kazandıran birlik ruhunu yeniden dalgalandırmıştık. Bu yıl 30 Eylül’de yine Akbalık’ta olacağız. Daha kalabalık ve daha coşkulu bir katılımla, bizi zafere ulaştıran, özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşturan birliğimizi daha da yücelteceğiz. Biz birlik oldukça güçlüyüz, ve birlikte oldukça kazananız... Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük !... Nıgzara akzayt aydgılara, ayaayra, ahakuytra !.. Bu zaferi mümkün kılan Abhazya’nın ve tüm Kuzey Kafkasya’nın yiğit evlatlarını onurlandırmak için, tarihimize ve geleceğimize hep birlikte daha güçlü bir iradeyle sahip çıkmak için, tüm halkımızı bu büyük kutlamaya davet ediyoruz. Bu heyecanı hep birlikte yaşamak için 30 Eylül 2012'de Akbalık'da buluşalım... Abhazya Zaferinin (AYAAYRA) 19.Yılı Kutlama Şöleni (Akbalık) Organizasyon Kurulu 30 Eylül 2012 - Sakarya - Akyazı -Akbalık PROGRAM 14:00-17:00 At yarışları ( 5 kategoride) 17:00 Açılış konuşmaları 17:15 Kafkas Ekip Oyunları 17:40 Folkethnica 18:20 Kafkas ekip oyunları 18:45 Saida Agırba( Abhazyadan sanatçı) 19:15 Gülcan Altan 20:15 Dokümanter Film Gösterisi ( Bizi Zafere Ulaştıran Şarkılarımız ) 20: 45 Havai Fişek Gösterisi 21.00 Kapanış nanKaffed

30 Eylül’de Abhazya Zaferi’nin 19. Yıldönümünü Kutluyoruz

Geçen yıl 1 Ekim’de Akbalık’ta tarihi bir gün yaşamıştık. Binlercemiz toplanıp Abhazya’nın zafer ve özgürlük bayramını kutlamış, şehitlerimizi anmış, gazilerimizi selamlamıştık. 30 Eylül 1993’de Abhazya’ya zafer ve özgürlük kazandıran birlik ruhunu yeniden dalgalandırmıştık. Bu yıl 30 Eylül’de yine Akbalık’ta olacağız. Daha kalabalık ve daha coşkulu bir katılımla, bizi zafere ulaştıran, özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşturan birliğimizi daha da yücelteceğiz. Biz birlik oldukça güçlüyüz, ve birlikte oldukça kazananız... Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük !... Nıgzara akzayt aydgılara, ayaayra, ahakuytra !.. Bu zaferi mümkün kılan Abhazya’nın ve tüm Kuzey Kafkasya’nın yiğit evlatlarını onurlandırmak için, tarihimize ve geleceğimize hep birlikte daha güçlü bir iradeyle sahip çıkmak için, tüm halkımızı bu büyük kutlamaya davet ediyoruz. Bu heyecanı hep birlikte yaşamak için 30 Eylül 2012'de Akbalık'da buluşalım... Abhazya Zaferinin (AYAAYRA) 19.Yılı Kutlama Şöleni (Akbalık) Organizasyon Kurulu 30 Eylül 2012 - Sakarya - Akyazı -Akbalık PROGRAM 14:00-17:00 At yarışları ( 5 kategoride) 17:00 Açılış konuşmaları 17:15 Kafkas Ekip Oyunları 17:40 Folkethnica 18:20 Kafkas ekip oyunları 18:45 Saida Agırba( Abhazyadan sanatçı) 19:15 Gülcan Altan 20:15 Dokümanter Film Gösterisi ( Bizi Zafere Ulaştıran Şarkılarımız ) 20: 45 Havai Fişek Gösterisi 21.00 Kapanış nanKaffed

Ortak Akıl Toplantısı Sona Erdi

Suriye krizi ile ilgili olarak bugüne kadar federasyon genel merkezince yürütülen çalışmaların oluşturulacak kriz masası tarafından yürütülmesine karar verilmiş, bu doğrultuda KAFFED merkezli bir kriz masası oluşturulmuştur. Kriz masası üyeleri olarak, federasyon yönetiminden Genel Başkan Vacit Kadıoğlu, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen, Egitim ve Teşkilat Sekreteri Filiz Çelik, Sosyal İşler Sekreteri Erdoğan Yaşar, İstanbul Kafkas Kültür Derneği Başkanı Ümit Duman, Adana Çerkes Kültür Derneği Başkanı İsa Elagöz, Reyhanlı Çerkes Derneği Başkanı Uğur Pihava ve Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği Başkanı Şahver Tuna belirlenmiştir. Toplantıda görüşülen konular rapor halinde daha sonra kamuoyu ile paylaşılacaktır.nanKaffed

Ortak Akıl Toplantısı Sona Erdi

Suriye krizi ile ilgili olarak bugüne kadar federasyon genel merkezince yürütülen çalışmaların oluşturulacak kriz masası tarafından yürütülmesine karar verilmiş, bu doğrultuda KAFFED merkezli bir kriz masası oluşturulmuştur. Kriz masası üyeleri olarak, federasyon yönetiminden Genel Başkan Vacit Kadıoğlu, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen, Egitim ve Teşkilat Sekreteri Filiz Çelik, Sosyal İşler Sekreteri Erdoğan Yaşar, İstanbul Kafkas Kültür Derneği Başkanı Ümit Duman, Adana Çerkes Kültür Derneği Başkanı İsa Elagöz, Reyhanlı Çerkes Derneği Başkanı Uğur Pihava ve Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği Başkanı Şahver Tuna belirlenmiştir. Toplantıda görüşülen konular rapor halinde daha sonra kamuoyu ile paylaşılacaktır.nanKaffed

Reyhanlı Çerkes Derneği’nde Suriye konusu görüşülüyor

Suriye'de yaşanan iç karışıklık sebebi ile anavatana dönmek isteyenler için yürütülen destek kampanyası devam ederken, iç karışıklığın artması sonucu Türkiye'ye de gelişlerin başlaması sebebi ile Federasyon yönetimi Reyhanlı derneğinde bir koordinasyon toplantısı yapıyor. Federasyon başkanı Vacit Kadıoğlu, başkan yardımcısı Hasan Seymen, yönetim kurulu üyesi Bekir Sami Yavuz, yönetim kurulu üyesi Murat Eğir, Adana dernek başkanı İsa Elagöz, İskenderun dernek başkanı Servet Apiş, Antakya dernek başkanı Ahmet Pihava, Reyhanlı dernek başkanı Uğur Pihava, dernek yönetim kurulu üyeleri ve bölgede yasayan hemşehrilerin katıldığı toplantıda Suriye'den Türkiye'ye gelecek Çerkesler ile ilgili yapılabilecekler konuşuldu ve görev dağılımı yapıldı. Suriye'den Reyhanlıya gelen bir hemşehrinin de katıldığı toplantıda Suriye'deki durumla ilgili detaylı bilgi alındı. Özellikle yardım kampanyasının güçlendirilerek yaygınlaştırılması, gelenlerin konaklayabileceği evlerin hızla tespit edilmesi, şu ana kadar gelenlerin tespit edilmesi konusunda görevlendirmeler yapıldı, anavatana dönmek isteyenlerin ulaşım giderlerinin Federasyon tarafından karşılanmasına karar verildi.nanKaffed

KAFFED Maykop Yaz Kampına 22 Öğrenci Gönderdi

  Adıgey Cumhuriyeti Maykop şehrinde düzenlenen yaz kampına KAFFED bu yıl da bir grup öğrenci gönderdi. Tecrübeli hocalarımızdan, Alaattin Bayram ve Eyüp Baloğlu'nun sorumluluğundaki 22 öğrenciden oluşan grup, pazar akşamı Adıgey Cumhuriyeti'nin başkenti Maykop'a gitmek üzere, Kafkas Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu üyesi Erdoğan Yaşar tarafından yapılan kısa bir bilgilendirme ve değerlendirmeden sonra Sabiha Gökçen Havaalanından yolcu edildiler. Grup Hocalarımızdan Alaattin Bayram beyin Maykop'a gittikten sonraki bilgilendirmeleri ise şöyle: ''Sabah havaalanında oldukça samimi ve sıcak duygularla karşılandık. Çocuklar öncelikle sağlık kontrolünden geçirildi. Bize tahsis edilmiş bir araba ile kafile için görevlendirilmiş doktor, güvenlik görevlisi, proje koordinatörü sorumlusu rehber ile birlikte dolaşıyoruz. Organizasyonda herşey profesyonelce düşünülmüş. Daha önce gönderilen programa sadık kalınarak devam ediyoruz. Çocuklar biraz yoruldu ama günü mutlu ve heyecanlı  tamamladılar. Bugün de yine program doğrultusunda Maykop Cami ziyareti sonrası atları görmek için Atlı Spor'a gideceğiz. Konakladığımız yer, Adıgey'in turistik bölgesinde gayet güzel bir yer. Yemek sorunları yok. Çocuklar uyum içinde ve keyifleri yerinde. Gördükleri herşeyle ilgileniyor not alıyorlar. Hepinize özellikle bu pırıl pırıl çocukları yetiştiren ailelere buradan selamlarımı gönderiyorum.''   Kamp Programı Tarih td> Saat td> Yapılacak organizasyon td> tr> 30.07.2012 td> 1.35 td> Havaalanında karşılama ve kalacakları yere transfer td> tr> 30.07.2012 td> 13.30-15.30 td> Ulusal Müzede Arkeolog Aslan Tuov la tanışma ve müze gezisi td> tr>   15.30-18.00 td> Maykopta şehir parkında gezinti td> tr>   20.00-22.00 td> Adıgey’in genç sanatçılarıyla tanışma td> tr> 31.07.2012 td> 10.00-11.30 td> Doğu sanatları müzesinde genç tasarımcı Yuri Stasla buluşma td> tr>   13.30-15.30 td> AGU ziyaret Uluslararası ilişkiler fakültesi öğrencileri ile toplantı td> tr>   16.00-18.00 td> Adıgey cumhuriyet Spor okulunda Binicilik dersi td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 01.08.2012 td> 10.30-12.00 td> Mafehable Gezisi td> tr>   14.00-15.30 td> Yazar Masbase Ishak le Tanışma td> tr>   15.30-16.30 td> Kerase Tembot müzesine gezi td> tr>   16.30-18.00 td> Adığe Xase ye ziyaret td> tr>   18.00-22.00 td> Dönenlerin Günü kutlamalarına katilim td> tr> 02.08.2012 td> 09.00-11.00 td> Ressam BIRSIR Abdullah I ziyaret td> tr>   13.00-19.00 td> Maykoptan Guamka Kanyonuna gezi td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 03.08.2012 td> 10.00-13.00 td> NAN atölyesinde ulusal el sanatları dersi td> tr>   15.00-17.00 td> Ressam Teuvcej Kat  a atölyesinde ziyaret td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 04.08.2012 td> 14.00-23.00 td> Lazareevsk Reyonundaki ASE Vadisine gezi td> tr> 05.08.2012 td> 17.00-19.00 td> Folklorist Guce Zamuddin e ziyaret td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 06.08.2012 td> 09.00-11.00 td> Arkeolojik kazı alanına ziyaret ve arkeolojik kazılar üzerine temel bilgiler edinme td> tr>   13.00-19.00 td> Hadjok ve  Guzeripl gezisi ve yol üzeri müze ziyareti td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 07.08.2012 td> 11.00-13.00 td> Ulusal Tiyatro sanatçıları ile tanışma ziyareti td> tr>   15.00-16.00 td> Maykop Radyo ve televizyon kurumuna ziyaret td> tr>   16.30-17.30 td> Adığe Mak Gazetesine ziyaret td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 08.08.2012 td> 09.00-11.00 td> Ulusal Kütüphanede Adığe yazarlarla tanışma toplantısı td> tr>   11.30-13.30 td> Adıgey cumhuriyet Spor okulunda Binicilik dersi td> tr>   15.30-17.30 td> Dağcılık temel bilgiler dersi td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 09.08.2012 td> 09.00-19.00 td> Rufabgo şelaleleri. laganaki ve Aziskoy mağaralarına gezi td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 10.08.2012 td> 10.00-12.00 td> Adıgey oda müziği tiyatrosu aktörlerine ziyaret td> tr>   16.00-18.00 td> Adıgey cumhuriyet Spor okulunda Binicilik dersi td> tr>   19.30-21.30 td> Adığece dil dersi Temel bilgiler td> tr> 11.08.2012 td> 09.00-15.00 td> VIR cay bahçelerine ziyaret td> tr>   19.00-21.00 td> Yakin dövüş ve dövüş sanatları federasyonunun sporcuları ile tanışma ziyareti td> tr> 12.08.2012 td> 18.00-22.00 td> Nef folklor grubuna ziyaret  ???? td> tr>   23.30 da td> Dönüş yolculuğu için Krasnodar havaalanına gidiş td> tr> tbody> table>  nanKaffed

İlkkurşun Köy’ünden Anavatan Adıgey’e

style> p> Geçen sene 20 Haziran - 20 Ağustos 2011 tarihleri arasında İlkkurşun Köyü dernek binasında oluşturulan sınıfta Çerkesçe dil ve folklor kursu düzenlenmişti. Düzenlenen bu kursun ardından tüm köylülerin de büyük katılım sağladığı folklor gecesinde kursu başarıyla bitiren öğrencilerin başarı belgeleri verilmiş aynı zamanda kursa katılan öğrenciler tarafından folklor gösterisi düzenlenmişti. Kursun gerçekleştirilmesinde ve folklor gecesinin düzenlenmesinde büyük katkısı olan Natho Cafer kursa katılan öğrencilere gelecek yaz tatilinde anavatan Adıgey Cumhuriyeti’ne gezi tertip edilmesi konusunu dile getirmiş ve köy halkı huzurunda bu gezinin maddi giderlerini karşılayacağına dair söz vermişti. Bu nedenle 10 Temmuz – 20 Temmuz 2012 tarihleri arasında İlkkurşun köyünden 31 kişilik bir kafile ile anavatan Adıgey Cumhuriyetine bir gezi düzenlenmiştir. Adıgey Cumhuriyeti parlamenteri ve Dünya Çerkes Birliği başkan yardımcısı Çermıd Mugdin’in kurmuş olduğu NEF folklor ekibi ve sanatçılardan oluşan kafile daha önce toplamda 3 kez İlkkurşun köyünü ziyaret etmişti. Bu sebeple Adıgey Cumhuriyeti’nde ki programın yapılması ve yürütülmesini Ç’ermıd Mugdin üstlendi. Adıgey Cumhuriyet’ine varan kafilemiz Enem, Şınciye ve Tahtamıkuay yerleşim birimlerinde yaşayan Adığe ailelere dağıtılmış ve kafilemiz ile aileler arasında kaynaşma sağlanmıştır. İlk etapta Kuban yöresinde yaşayan tüm Adığe köyleri tek tek ziyaret edilmiş, Adıge köylerinde hazırlanan kültürel programlara katılım sağlanmış ve her köyün tarihi-kültürel değerlerini muhafaza ettikleri köy müzeleri gezilerek kafilemizin bilgi alması sağlanmıştır. Kafilemiz Tahtamıkuay Rayonu başkanlık heyeti tarafından karşılanmış ve Mışe Madin tarafından verilen öğle yemeğinde ağırlanmıştır. Bir gün de Maykop şehri için ayrılmış Adıgey Devlet Üniversitesi tanıtma programı dahilinde ziyaret düzenlenmiş ardından Adıgey Milli Müzesi ziyaret edilmiştir. Aynı gün içerisinde Laga Naki bölgesi şelaleleri ve Adığe Ormanı gezilmiştir. Gezinin ikinci etabı için Soçi bölgesindeki Kıyı Boyu Şapsığ köyleri tek tek gezilmiştir. Sırasıyla Psıbe, Agoy ziyaret edildikten sonra ‘Aşe havzasında ki Şapsığ köylerinden Hacık’oda bir gece konaklayan kafilemiz ertesi gün Thağapş köyünü ziyaret etmiş ardından Kiçmay köyüne varılmıştır.   Bazı Haber sitelerinde yayınlanan ‘zehirlenme vakası’ haberin aslı p> Kiçmay köyünde iki gece konaklayan kafilemiz ikinci gün öğleden sonra 16.00-18.00 saatleri denize girmiştir. Aynı günün akşamı 23.00 sularında güneş çarpması nedeniyle bazı kafile üyeleri rahatsızlanmaya başlamasının ardından tüm kafile üyeleri bir otele götürülerek bir araya getirilmiştir. Bir doktor ve hemşire nezaretinde ilk müdaheleleri burada yapılmıştır. Ertesi gün tekrar Adıgey Cumhuriyetine doğru yola çıkılmış Cubga yakınlarında kafilemizi 5 ambulans ile Ç’ermıt Mugdin karşılamış rahatsızlık geçiren kafile üyelerini bu ambulanslar ile Adığe Kale(Adigeyski) hastanesine kaldırılmışlardır. Daha sonra tüm kafile üyeleri kontrol ve tedbir amaçlı bir gece ve ertesi gün 15.00’a kadar hastanede kalmışlardır. Toplamda rahatsızlananların sayısı 7 kişidir. Yapılan müdahale sonrasında rahatsızlanan kafile üyeleri sağlıklarına tamamen kavuşmuşlardır. Herhangi bir zehirlenme vakası olmamış , güneş çarpmasına bağlı bir rahatsızlık geçirildiği açıklanmıştır.Hastaneden taburcu olan kafilemiz misafir edildikleri evlere dinlenmek üzere dağıtılmıştır. Aynı akşam Enem kasabasında yaşlıların da katıldığı geniş katılımlı bir Adige Cegu düzenlenmiştir. Ertesi günün akşamı Enem’de toplanan kafilemiz ve ev sahipleri arasında düzenlenen veda töreni ardından hava limanına doğru yola çıkan kafilemizin İlkkurşun köyüne geri dönmesiyle gezi sona ermiştir. Bu gezinin temel hedefi ve amacı İlkkurşun köyü gençlerine anayurtları olan Adıgey Cumhuryeti’ni tanıtmak , onlara anayurt sevgisi kazandırmak ve katıldıkları dil kursunun gereği olarak Çerkesçelerini geliştirmek öncelikle hedeflenmiş , kurulan dostlukların devam etmesi ve anayurt ile İlkkurşun köyü arasındaki diyalogun daha da güçlenerek devam etmesi hedeflenmiştir. Bu gezide kafile olarak en çok dikkatimizi çeken şey , ziyaret ettiğimiz her Adığe köyünde kendi tarihi – kültürel yapılarını çok iyi muhafaza etmiş olmaları ve kültürel dokuyu koruduklarının ispatı olarak köy müzelerine sahip olmalarıdır. Bu nedenle dünyanın hiçbir yerinde bu kadar içten ve samimi bir şekilde kendi tarihlerini ve kültürlerini unutmayarak bu değerleri yaşatan insan topluluklarına rastlamanın pek olası olmadığını düşünüyoruz. Kafilemiz bu gördüklerinden dolayı çok mutlu olmuş ve etkilenmiştir. Onun için Adığe Cumhuriyeti’ne ve ata topraklarına diaspora Çerkeslerinin daha sık gezi tertip etmeleri ve kültürel dialogu arttırmaları gerektiğine inanıyoruz. Bu kültürel programların Türkiye ayağını gerçekleştiren Natho Cafer’e ve Adıgey Cumhuriyeti ayağını gerçekleştiren Ç’ermıd Mugdin’e, Çerkes kültürel değerlerini yaşatmakta atmış oldukları büyük adımlar için sonsuz teşekkür ve şükranlarımızı sunuyoruz.   Kafile adına Mışe Mahmutp>    nanKaffed