KAFFED Suriye Kriz Masası Toplanıyor

Suriyeli soydaşlarımızın durumları ile ilgili olarak bu güne kadar yapılan çalışmaların değerlendirileceği, bundan sonra yapılacakların görüşüleceği toplantıda Genel Başkanımızın Anavatanda ve Moskova'da yaptığı görüşmeler ele alınıp, yol haritamız belirlenecek.  Türkiye'de bulunan soydaşlarımız ile görüşmeler yapılacak ve yerinde incelemelerde bulunulacak. p> KAFFED Suriye Kriz Masası Üyeleri, KAFFED Yönetim Kurulu üyeleri ve Doğu Akdeniz Bölgesi Federasyonumuza bağlı derneklerimizin başkan ve temsilcilerinin katılacağı toplantı 22 Eylül tarihinde Gaziantep derneğimizin ev sahipliğinde yapılacak.p>  nanKaffed

KAFFED 22 Eylül’de İMECE TV’de…

KAFFED Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen ile yapılan "Çerkesler Nasıl bir Anayasa istiyor" konulu söyleşiyi, 22 Eylül 2012 Cumartesi günü saat:21.00'de İMECE TV'de "Anayasa Atölyesi" programında izleyebilirsiniz...nanKaffed

Acı Kaybımız

Kayserili Piyade Uzman Çavuş 24 yaşındaki Ferhat Kaplangiray şehit oldu.strong>p> Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nde süren operasyon sırasında terör örgütüyle girilen çatışmada ağır yaralanan Kayseri ili Yahyalı 'ya bağlı Burhaniye (Babuguey) Köyünden Şibziukhue Cezmi'nin oğlu Piyade Uzman Çavuş 24 yaşındaki Ferhat Kaplangiray şehit oldu. Şehit Kaplangiray, bugün Yahyalı İlçesi Burhaniye Köyü'nde törenle toprağa verildi.p> Hakkari İli Şemdinli İlçesi 34'üncü Hudut Tugayı 3'üncü Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı'nda görevli Piyade Uzman Çavuş Ferhat Kaplangiray, dün Şemdinli İlçesi Geniştepe bölgesinde bölücü terör örgütü ile girilen çatışma ağır yaralanmış, kaldırıldığı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde şehit olmuştur.p> Şehidimize Allahtan Rahmet, ailesine başsağlığı diliyoruz.p> KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONUp>nanKaffed

Maraş Derneğine Anlamlı Ödül

Maraş Derneği yılın en başarılı sivil toplum kuruluşu seçildi. Kahramanmaraş’ta geleneksel başarı ödülleri töreninde ödüller sahiplerini buldu. DSİ Cumhuriyet Salonunda onuncusu düzenlenen ödül töreninde iş, medya, STK ve siyaset dünyasının yıldızları bir araya geldi. Yıl içerisinde Kahramanmaraş’ta gerçekleştirdiği başarılı sosyal ve kültürel çalışmalardan dolayı yılın en başarılı STK temsilcisi seçilen Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği başkanı Şahver TUNA ödülünü aldı.p> Dernek başkanı Şahver TUNA, “Başarıyı ödüllendirmek erdemdir. Malumunuz üzere ‘Marifet iltifata tabidir!’ derler. Programa katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Bu ödül Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği’nin sorumluluğunu bir kat daha arttırmıştır.” dedi. Ödül törenine, iş, medya, STK ve siyaset dünyasından pek çok davetli katıldı. “Özgür Haber Gazetesi” nin geleneksel ödül töreni, geç saatlere kadar süren sohbet programıyla sona erdi. KAFFED olarak dernek başkanımızı, yönetici ve üyelerini kutluyor, tebrik ediyoruz. {gallery}/haber/diaspora/2012/613{/gallery}  Kaffed

KAFFED DÇB Hazırlık Toplantısı Yapıyor

KAFFED YK üyeleri ve DÇB delegeleri, DÇB’nin 20 – 21 Ekim’de yapılacak genel kurulu öncesinde Bağlarbaşı derneğinde toplandı. Toplantıda aşağıdaki konuların görüşüleceği açıklandı: 1. KAFFED’in DÇB’nin politika ve eylemlerinin belirlenmesinde daha aktif rol alması, gerçekleştirilen faaliyetlere daha aktif ve etkili katkı sunmasının yolları konularında görüş alışverişinde bulunmak, 2. KAFFED’in genel kurul tavrını belirlemek,  3. DÇB Genel Kurulu’nda KAFFED’i temsil edecek 12 delegeyi belirlemek, 4. KAFFED’in DÇB Yönetim Kurulu’na önereceği 4 üyeyi belirlemek.      nanKaffed

Küllerinden Doğmak

30 Eylül: Abhazya’nın zafer ve özgürlük günü Bize dair ne varsa bir satırda söylenmiştir: Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde... Nartların çocuklarıyız biz; savaşlarda-sürgünlerde ölsek, kırılsak, savrulsak da... köklerimize tutunup yeniden ve yeniden boy atarız. Kafdağının anka’larıyız biz; kor ateşlerde yansak kül olsak da... ruhumuza tutunup yeniden ve yeniden kanat çırparız. Evet, biz halkız ve yeniden doğarız ölümlerde... Bütün toplumlar gibi biz de tarihin aynasında yol alırız. İnişli-çıkışlı uzun bir yolculuktur bu. Geçmişten bugüne gelen ve bugünden geleceğe sürmekte olan. Düşe-kalka yürünen zorlu bir yolculuktur bu. Hele bizimkine benzer sert coğrafyalarda yaşayan toplumlar için yolculuk daha bir zordur. Rekabet demoklesin kılıcı kadar keskindir ve riskler pusu kurmuş mayınlar kadar sinsi. Attığımız her adımı ölçüp biçeriz. Nefesleniriz, dikkatle etrafı dinler kolaçan ederiz. Sonra bir adım daha, bir adım daha... Temkini elden düşürmeden ve umuda halel getirmeden yürürüz geleceğe... Tarih bazen küser bize. Karakışlar, afetler, kıtlıklar, salgınlar olur hırpalanırız. Savaşlar, kıyımlar olur ölürüz. Sürgünler, göçler olur savruluruz... Tarih bazen barışır bizle. Gün olur-güneş olur güçlenir, serpiliriz. Bolluk olur-bereket olur refaha ereriz. Barış olur-istitrar olur çoğalırız. Bunların hepsi bu uzun yolculuğa dahildir. Ve bunların hepsi bütün toplumlar için mukadderdir. Nasıl hiçbir toplum hep kazanan olamazsa, hiçbir toplum da hep kaybeden olmaz. Bazen biz palazlanıp genişleriz, bazen palazlanan diğerinin genişleme iştahının hedefi oluruz... İşte böyledir hayat. Ve böyle olmaya devam edecektir. Böyle olduğu için, daha dün büyük bir yenilginin (21 Mayıs 1864) yasını tutarken bugün büyük bir zaferin (30 Eylül 1993) coşkusunu kutluyoruz. Böyle olduğu için, daha düne kadar diyasporada öldük-bittik (asimile olduk-dilimizi yitirdik) ağıtları yakarken bugün kimliğimizi-dilimizi yüceltme umudunun şarkılarını söylüyoruz. Şair (Pablo Neruda), bize dair ne varsa bir satırda özetlemiştir: Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde...(*) Evet, biz halkız. Tarihin aynasında düşe-kalka yol alırız. Dün, ölümcül bir paylaşım savaşının arasında kaldık. Büyük bir yıkımın kurbanı olduk. Kırıldık, sürüldük. Bir yanımız hasta-çelimsiz bir çocuk gibi kaldı anavatanda, diğer yanımız öksüz-çaresiz bir çocuk gibi savruldu dünyanın dört bir yanına. Bir demir perdenin iki yanında birbirinden habersiz, ilintisiz uzun bir bekleyişe mahsur kaldık. Yeniden ve yeniden kırıldık savaşlarda. Yandık kül olduk kerelerce. Bir heyelan kadar toprak atıldı üstümüze, bir buzul kadar donduk yerin altında. Yıllar, onyıllar aktı. Yüzyıl aktı, yüzyıl. Umutla, sabırla bekledik. Biliriz ki biz Nart’ların çocuklarıyız. Gün olur köklerimize tutunup yeniden boy atarız. Biliriz ki biz Kaf dağının Anka’larıyız. Vakti gelir ruhumuza tutunup yeniden kanat çırparız. Evet, ‘biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde’... Gün olur, iklim değişir... Bekledik, umutla ve sabırla. Gün oldu. İklim değişti. Önce anavatanda ve hemen ardından diyasporada buzlar çözülmeye, üstümüzdeki toprak gevşemeye başkadı. Yeniden filize durduk. Aramızdaki demir perde yıkıldı, yollar açıldı. Anavatanla diyaspora arasında koklaşmalar, kucaklaşalar başladı. Ne ki daha köklerimize tam tutunamadan, daha yeterince boy atamadan, aç kurtların-çakalların saldırısına uğradık (14 Ağustos 1992). Aramızdan bilge ve gözü pek bir yiğit çıktı (Vladislav Ardzınba), etrafımda toplanın ve safları sıklaştırın, diye haykırdı. Tek şansımız birlik olmak, dedi. Kuzeye seslendi, güneye, doğuya, batıya. Anavatandaki kardeşlere seslendi, diyasporadakilere. Haydi, dedi. Okyanusları buzulları, çölleri aşıp, bir kirli su bataklığına teslim olamayız, dedi. Biz Nartların çocuklarıyız, dedi. Haydi, dedi; gün bugün. Sesi duyan koştu, liderin etrafında birleşti. Gevşek metal nasıl su verilerek çelikleştiyse ürkek yürekler de öyle yurtseverliğin ve cesaretin ateşiyle alevlendi. Büyük bir savaştı bu savaş. Varoluş savaşı. 30 Eylül’de (1993) zafer kazanıldı. Kazandığımız zaferle küllerimizden yeniden doğduk. Yeniden boy attık, yeniden kanatlandık. Tarih bize gülümsedi. İmkansız görüleni, inanılmaz denileni başardık. Bu zafer birliğin, yurtseverliğin, cesaretin destanıdır. Zaferimiz hepimize kutlu olsun... Dünkü büyük paylaşım savaşındaki yenilgimizin hüsranı ne kadar büyükse ve kayıplarımız ne kadar fazlaysa, bugünkü zaferimizin sevinci ve kazancı en az o kadar büyüktür. Üstelik bugün başkalarının stratjik çıkarı ya da dini nüfuz hesapları için değil, kendimiz için mücadele verdik. Dünkü yenilgimiz bizi nasıl parçalayıp savurduysa bugünkü yengimiz bizi birleştirdi ve ayağa kaldırdı. Zaferimiz büyüktür, başarımız büyük. Bunun değerini, önemini bilelim ve kendimizle gurur duyalım. Tarih bize gülümsedi. Zaferimizi tahkim ederek ebedi kılmak, olası iklim dalgalanmalarına karşı sarsılmadan ayakta durmak ve tarihin aynasında geleceğe güvenle yürümek artık bizim elimizde. Bunun için tek yol diyasporada ve anavatanda kimliğimize tutunmak, birlikte ve birarada yol almaktır. Büyük liderimizin dediği gibi, safları daha da sıklaştırarak... 30 Eylül’ün önemi... 30 Eylül 1993 bizim için tarihi dönüm noktasıdır. Bu sayede bugün anavatanımızda bağımsızlığımızın bayrağı dalgalanmaktadır. Bu sayede bugün diyasporada gururla kimliğimizi sahiplenmekteyiz. Bu sayede gelecek için büyük umutlar beslemekteyiz. 30 Eylül küllerimizden yeniden doğduğumuz gündür. 30 Eylül Abhazya’da ve kardeş cumhuriyetlerde her yıl büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır. Diyasporada bu coşkuya ortaktır. Çünkü bu zaferde diyasporanın da payı vardır. Diyasporanın emeği vardır, canı vardır, kanı vardır. Bu zafer hepimizin. Kutlu olsun. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Akbalık’ta zaferimizi kutlayacağız. Şehitlerimizi anacağız, yiğitlerimizi selamlayacağız. 30 Eylül Pazar günü, coşkulu bir katılımla, bizi zafere ulaştıran, özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşturan birliğimizi daha da yücelteceğiz. Biz birlik oldukça güçlüyüz, ve birlikte oldukça kazananız... Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük... Yaşasın Abhazya... halkiz biz yeniden doğarız ölümlerde halkım ben, parmakla sayılmayan sesimde pırıl pırıl bir güç var karanlıkta boy atmaya sessizliği aşmaya yarayan ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa tohuma dururlar yeniden ve halk, toprağa gömülü tohuma durur bir yerde buğday nasıl filizini sürer de çıkarsa toprağın üstüne güzelim kızıl elleriyle sessizliği burgu gibi deler de biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde. Pablo Neruda

Küllerinden Doğmak

30 Eylül: Abhazya’nın zafer ve özgürlük günü Bize dair ne varsa bir satırda söylenmiştir: Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde... Nartların çocuklarıyız biz; savaşlarda-sürgünlerde ölsek, kırılsak, savrulsak da... köklerimize tutunup yeniden ve yeniden boy atarız. Kafdağının anka’larıyız biz; kor ateşlerde yansak kül olsak da... ruhumuza tutunup yeniden ve yeniden kanat çırparız. Evet, biz halkız ve yeniden doğarız ölümlerde...p> Bütün toplumlar gibi biz de tarihin aynasında yol alırız. İnişli-çıkışlı uzun bir yolculuktur bu. Geçmişten bugüne gelen ve bugünden geleceğe sürmekte olan. Düşe-kalka yürünen zorlu bir yolculuktur bu. Hele bizimkine benzer sert coğrafyalarda yaşayan toplumlar için yolculuk daha bir zordur. Rekabet demoklesin kılıcı kadar keskindir ve riskler pusu kurmuş mayınlar kadar sinsi. Attığımız her adımı ölçüp biçeriz. Nefesleniriz, dikkatle etrafı dinler kolaçan ederiz. Sonra bir adım daha, bir adım daha... Temkini elden düşürmeden ve umuda halel getirmeden yürürüz geleceğe... Tarih bazen küser bize. Karakışlar, afetler, kıtlıklar, salgınlar olur hırpalanırız. Savaşlar, kıyımlar olur ölürüz. Sürgünler, göçler olur savruluruz... Tarih bazen barışır bizle. Gün olur-güneş olur güçlenir, serpiliriz. Bolluk olur-bereket olur refaha ereriz. Barış olur-istitrar olur çoğalırız. Bunların hepsi bu uzun yolculuğa dahildir. Ve bunların hepsi bütün toplumlar için mukadderdir. Nasıl hiçbir toplum hep kazanan olamazsa, hiçbir toplum da hep kaybeden olmaz. Bazen biz palazlanıp genişleriz, bazen palazlanan diğerinin genişleme iştahının hedefi oluruz... İşte böyledir hayat. Ve böyle olmaya devam edecektir. Böyle olduğu için, daha dün büyük bir yenilginin (21 Mayıs 1864) yasını tutarken bugün büyük bir zaferin (30 Eylül 1993) coşkusunu kutluyoruz. Böyle olduğu için, daha düne kadar diyasporada öldük-bittik (asimile olduk-dilimizi yitirdik) ağıtları yakarken bugün kimliğimizi-dilimizi yüceltme umudunun şarkılarını söylüyoruz. Şair (Pablo Neruda), bize dair ne varsa bir satırda özetlemiştir: Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde...(*) Evet, biz halkız. Tarihin aynasında düşe-kalka yol alırız. Dün, ölümcül bir paylaşım savaşının arasında kaldık. Büyük bir yıkımın kurbanı olduk. Kırıldık, sürüldük. Bir yanımız hasta-çelimsiz bir çocuk gibi kaldı anavatanda, diğer yanımız öksüz-çaresiz bir çocuk gibi savruldu dünyanın dört bir yanına. Bir demir perdenin iki yanında birbirinden habersiz, ilintisiz uzun bir bekleyişe mahsur kaldık. Yeniden ve yeniden kırıldık savaşlarda. Yandık kül olduk kerelerce. Bir heyelan kadar toprak atıldı üstümüze, bir buzul kadar donduk yerin altında. Yıllar, onyıllar aktı. Yüzyıl aktı, yüzyıl. Umutla, sabırla bekledik. Biliriz ki biz Nart’ların çocuklarıyız. Gün olur köklerimize tutunup yeniden boy atarız. Biliriz ki biz Kaf dağının Anka’larıyız. Vakti gelir ruhumuza tutunup yeniden kanat çırparız. Evet, ‘biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde’... Gün olur, iklim değişir...p> Bekledik, umutla ve sabırla. Gün oldu. İklim değişti. Önce anavatanda ve hemen ardından diyasporada buzlar çözülmeye, üstümüzdeki toprak gevşemeye başkadı. Yeniden filize durduk. Aramızdaki demir perde yıkıldı, yollar açıldı. Anavatanla diyaspora arasında koklaşmalar, kucaklaşalar başladı. Ne ki daha köklerimize tam tutunamadan, daha yeterince boy atamadan, aç kurtların-çakalların saldırısına uğradık (14 Ağustos 1992). Aramızdan bilge ve gözü pek bir yiğit çıktı (Vladislav Ardzınba), etrafımda toplanın ve safları sıklaştırın, diye haykırdı. Tek şansımız birlik olmak, dedi. Kuzeye seslendi, güneye, doğuya, batıya. Anavatandaki kardeşlere seslendi, diyasporadakilere. Haydi, dedi. Okyanusları buzulları, çölleri aşıp, bir kirli su bataklığına teslim olamayız, dedi. Biz Nartların çocuklarıyız, dedi. Haydi, dedi; gün bugün. Sesi duyan koştu, liderin etrafında birleşti. Gevşek metal nasıl su verilerek çelikleştiyse ürkek yürekler de öyle yurtseverliğin ve cesaretin ateşiyle alevlendi. Büyük bir savaştı bu savaş. Varoluş savaşı. 30 Eylül’de (1993) zafer kazanıldı. Kazandığımız zaferle küllerimizden yeniden doğduk. Yeniden boy attık, yeniden kanatlandık. Tarih bize gülümsedi. İmkansız görüleni, inanılmaz denileni başardık. Bu zafer birliğin, yurtseverliğin, cesaretin destanıdır. Zaferimiz hepimize kutlu olsun... Dünkü büyük paylaşım savaşındaki yenilgimizin hüsranı ne kadar büyükse ve kayıplarımız ne kadar fazlaysa, bugünkü zaferimizin sevinci ve kazancı en az o kadar büyüktür. Üstelik bugün başkalarının stratjik çıkarı ya da dini nüfuz hesapları için değil, kendimiz için mücadele verdik. Dünkü yenilgimiz bizi nasıl parçalayıp savurduysa bugünkü yengimiz bizi birleştirdi ve ayağa kaldırdı. Zaferimiz büyüktür, başarımız büyük. Bunun değerini, önemini bilelim ve kendimizle gurur duyalım. Tarih bize gülümsedi. Zaferimizi tahkim ederek ebedi kılmak, olası iklim dalgalanmalarına karşı sarsılmadan ayakta durmak ve tarihin aynasında geleceğe güvenle yürümek artık bizim elimizde. Bunun için tek yol diyasporada ve anavatanda kimliğimize tutunmak, birlikte ve birarada yol almaktır. Büyük liderimizin dediği gibi, safları daha da sıklaştırarak... 30 Eylül’ün önemi...p> 30 Eylül 1993 bizim için tarihi dönüm noktasıdır. Bu sayede bugün anavatanımızda bağımsızlığımızın bayrağı dalgalanmaktadır. Bu sayede bugün diyasporada gururla kimliğimizi sahiplenmekteyiz. Bu sayede gelecek için büyük umutlar beslemekteyiz. 30 Eylül küllerimizden yeniden doğduğumuz gündür. 30 Eylül Abhazya’da ve kardeş cumhuriyetlerde her yıl büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır. Diyasporada bu coşkuya ortaktır. Çünkü bu zaferde diyasporanın da payı vardır. Diyasporanın emeği vardır, canı vardır, kanı vardır. Bu zafer hepimizin. Kutlu olsun. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Akbalık’ta zaferimizi kutlayacağız. Şehitlerimizi anacağız, yiğitlerimizi selamlayacağız. 30 Eylül Pazar günü, coşkulu bir katılımla, bizi zafere ulaştıran, özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşturan birliğimizi daha da yücelteceğiz. Biz birlik oldukça güçlüyüz, ve birlikte oldukça kazananız... Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük... Yaşasın Abhazya...     halkiz biz yeniden doğarız ölümlerde halkım ben, parmakla sayılmayan sesimde pırıl pırıl bir güç var karanlıkta boy atmaya sessizliği aşmaya yarayan ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa tohuma dururlar yeniden ve halk, toprağa gömülü tohuma durur bir yerde buğday nasıl filizini sürer de çıkarsa toprağın üstüne güzelim kızıl elleriyle sessizliği burgu gibi deler de biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde. blockquote>   Pablo Nerudap>    +''+nan+''+Sezai Babakuş

KAFFED DÇB Hazırlık Toplantısı Yapılacak

7-8 Eylül 2012 tarihinde Nalçik'te yapılan toplantıda alınan karar gereği, 20-21 Ekim 2012 tarihinde yapılması kararlaştırılan Dünya Çerkes Birliği (DÇB) Genel kurulu için KAFFED hazırlık toplantısı 15 Eylül 2012 tarihinde saat 14:00'de İstanbul Kafkas Kültür Derneğimizin (Bağlarbaşı) ev sahipliğindegerçekleştirilecek.p> Türkiye diasporasının politikasının ele alınacağı, Genel kurula gidecek delegasyonun belirleneceği, DÇB Yönetim kuruluna önerilecek adayların belirleneceği ve Soçi Olimpiyatları konusunda Genel Kurula sunulacak Deklerasyonun hazırlanacağı hazırlık toplantısı Federasyon Yönetim Kurulu ve Delegasyonun katılımı ile gerçekleştirilecek.p>  nanKaffed

KAFFED Rossotrudnichestva Başkanı ile Görüştü

10 Eylül tarihinde Moskova’da Rossotrudnichestva (Yurtdışı Soydaşlar Komitesi) başkanı Konstantin I. Kosachev ile yapılan görüşmeye KAFFED’i temsilen Başkan Vacit Kadıoğlu ve eski başkan Cihan Candemir, Adıgey Cumhuriyeti'ni temsilen Shalakho Asker katılmışlardır. Rus tarafında Dışişleri Bakanlığının temsilcileri de bulunmuştur. Yaklaşık bir buçuk saat süren toplantıda KAFFED’in talepleri görüşülmüştür. Öncelikle Sayın Kosachev’e KAFFED hakkında bilgi verilerek gündemimizdeki talepler iletilmiştir. Kosachev’e iletilen taleplerimiz: 1- Bu yıl yapılacak Dil Konferansına Cumhuriyetlerimizden olacak katılımların masraflarının karşılanması talep edilmiştir. 2- 2013 Yılında KAFFED tarafından yapılması planlanan “Çerkes Kültür Haftası” ile ilgili proje sunularak destekleri istenmiştir. 3- Adıgey Cumhuriyeti ve KBC’de üniversitelere bu yıl verilmeyen burslu öğrenci kontenjanı sorunu dile getirilerek, acil olarak bu yıl için 20 öğrenciye burs konusunda yardım ve destekleri talep edilmiştir. Bu çerçevede Suriye’den Anavatan ve Türkiye’ye dönenlerin durumları anlatılarak, gerekli kolaylıkların sağlanması için kota artırımı taleplerimiz iletilmiştir. Sayın Kozachev’in gündeme getirmesi ile “Soçi Olimpiyatları” konusundaki Federasyonumuzun görüş ve düşünceleri Bolu’da yapılan OAT kararları çerçevesinde kendisine iletilmiştir. Toplantı sonunda Sayın Kozchev tanışmaktan dolayı memnuniyetini ifade ederek, KAFFED talepleri konusunda yardımcı olacağı sözünü vermiştir.Kaffed

DÇB Başkanlar Toplantısı Nalçik’ta Yapıldı

8 Eylül günü Nalçik'te yapılan Başkanlar Kurulu toplantısına KAFFED Başkanı Vacit Kadıoğlu ve DÇB Yönetim Kurulu üyeleri Cihan Candemir, Doğan Özden ve Nahit Serbest katıldılar. Toplantıda ana gündem maddesini Suriye Konusu oluşturmuştur. Toplantıya DÇB üyesi kurumların Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte, Suriye Dernek Başkanı Sayın Akram Ishak ve Suriye'den Nalçik'e dönmüş olanların temsilcileri de katıldılar. Ayrıca toplantıya konuyla ilgili resmi ve sivil kurum temsilcileri davet edildiler. KBC Parlamento Başkan Yardımcısı, Bakan Paştı Boris, İmigrasyon Dairesi Başkanı Sokhurov Oleg, BM Mülteciler Komisyonu temsilcileri Saleev Ivan Vadimovich, Kızılhaç temsilcisi Bolov Anzor ve Gençlik Bakanı Hajiroko Sultan, KBC Devlet Üniversitesi Rektörü Sayın Karamırzov Suriye konusundaki görüşmelere katıldılar. Gündemin en önemli maddesini oluşturan Suriye konusunda bu güne kadar yapılanlar ve yapılacak olanlar görüşülmüştür. Toplantı başlangıcında DÇB Başkanı Sayın Kanşowbiy Ajakhov Suriye ziyaretleri ve dönenler için yapılanlar hakkında bilgi vererek, ilgili tüm kurum ve kuruluş temsilcilerine söz vermiştir. Suriye Dernek Başkanının yaptığı konuşma tüm katılımcıları etkilemiştir. Akram İshak, Suriye'deki durumun vahametini belirterek acil yardım talebinde bulunmuştur. Görüşmeler sırasında KBC ve Adıgey Cumhuriyeti'nde yapılan çalışmalar anlatılmış, KAFFED Başkanı Vacit Kadıoğlu da Türkiye'de yapılan çalışmalar hakkında bilgi vermiştir. Suriye konusundan sonra aşağıdaki konular görüşülerek gerekli kararlar alınmıştır. 1 - 28 Eylül tarihinin "Adığe Faşe Mafe=Adığe Kıyafet Günü" olarak belirlenmesi ve tüm dünyada kutlanması kararlaştırılmıştır. 2- 9. DÇB Genel Kurulunun 20-21 Ekim tarihlerinde Nalçik'te yapılması kararlaştırılmıştır. 3- Soçi konusunda deklerasyon hazırlanması KAFFED önerisiyle gündeme alınmış, Genel Kurul gündemine alınarak kamuoyuna duyurulması kararlaştırılmıştır. 4- İmmigrasyon Dairesi Bakanı Sokhurov Oleg tarafından 2013 yılında dönüş için KBC'ne 1000, Adıgey Cumhuriyeti'ne 2000 kontenjan ayrıldığı bildirilmiştir. 5- Sürgün ve Soykırımın 150 Yıl anma etkinlikleri görüşülmüş, KAFFED'in Ortak Akıl Toplantısında aldığı karar gereği 2013 yılı 21 Mayıs Anma gününün Soçi'de yapılması önerisi DÇB'ye sunulmuştur. 6- KAFFED'in 2012 yılında yapmayı planladığı "Uluslar Arası 2. Adığe Dili Konferansı" hakkında bilgi verilerek, destek talep edilmiştir. 7- DÇB'ye katılan tüm kuruluşlar son 3 yıla ait faaliyet raporlarını sunmuşlardır.nanKaffed