Çerkes Soykırımı ve Sürgününe Dair Dijital Tarih Çalışması: İçimizdeki Ev

Şölen Şanlı Vasquez, London School of Economics’te siyaset sosyolojisi konusundaki master çalışmasından sonra New York’taki New School for Social Research’te sosyoloji üzerine doktorasını tamamlamış. 2012 yılından beri ABD’de Santa Rosa Junior College’da öğretim görevlisi. Çerkes olan anne tarafının hikayesini ‘The Home Within’ - ‘İçimizdeki Ev’ isimli projesinde bir İnternet sitesi olarak paylaşıyor. Proje, Stanford Üniversitesi’nin EPIC programı çerçevesinde yürütülmüş ve amacı hem Çerkes sürgününü daha geniş bir kitleye anlatmak hem de dünyadaki diğer zorunlu göç örnekleri arasındaki sosyal ve tarihsel yerine oturtmak. Site, dijital tarih yöntemiyle hazırlanmış ve öncelikle konuyu yeni öğrenen üniversite öğrencilerine hitap ediyor. Site, ana sayfasında genel olarak göç ve zorunlu göç konularını ana hatlarıyla işliyor. İkinci bölümde Çerkes sürgününün tarihsel çerçevesi çiziliyor. Üçüncü bölümde Şölen’in Ubıh olan ailesi ve 150’liklerden olan büyük dedesinin hikayesi, bir sonraki bölümde ise bir kolu Ürdün’e de uzanan Kutat veya Kutatzade ailesinin hikayesi anlatılıyor. Bir sonraki bölümlerde zorunlu göç konusuna derinlemesine bakılıyor ve Türkiye’deki azınlık meselesi ele alınıyor. Son bölümlerde ise Çerkes kültürü tanıtılıyor ve Xabze içinde kadının rolü ve Türkiye’deki Çerkes diasporasında kadının statüsü tartışılıyor. Şölen, önümüzdeki yıllarda Çerkes kadınları konusundaki çalışmalarına devam etmeyi planlıyor. The Home Within – İçimizdeki Ev çalışmasının linki: https://sites.google.com/view/circassianexile/home?fbclid=IwAR3hE7_WV5kmtKX1RgpxyvbuAlPVtdL16ax_cUqp_l6GVUECqic9rhwXtZostrong>p> {gallery}/haber/federasyon/2021/icimizdeki_ev{/gallery}                                                           strong>p> p>nanKaffed

Çerkes Soykırımı ve Sürgününe Dair Dijital Tarih Çalışması: İçimizdeki Ev

Şölen Şanlı Vasquez, London School of Economics’te siyaset sosyolojisi konusundaki master çalışmasından sonra New York’taki New School for Social Research’te sosyoloji üzerine doktorasını tamamlamış. 2012 yılından beri ABD’de Santa Rosa Junior College’da öğretim görevlisi. Çerkes olan anne tarafının hikayesini ‘The Home Within’ - ‘İçimizdeki Ev’ isimli projesinde bir İnternet sitesi olarak paylaşıyor. Proje, Stanford Üniversitesi’nin EPIC programı çerçevesinde yürütülmüş ve amacı hem Çerkes sürgününü daha geniş bir kitleye anlatmak hem de dünyadaki diğer zorunlu göç örnekleri arasındaki sosyal ve tarihsel yerine oturtmak. Site, dijital tarih yöntemiyle hazırlanmış ve öncelikle konuyu yeni öğrenen üniversite öğrencilerine hitap ediyor. Site, ana sayfasında genel olarak göç ve zorunlu göç konularını ana hatlarıyla işliyor. İkinci bölümde Çerkes sürgününün tarihsel çerçevesi çiziliyor. Üçüncü bölümde Şölen’in Ubıh olan ailesi ve 150’liklerden olan büyük dedesinin hikayesi, bir sonraki bölümde ise bir kolu Ürdün’e de uzanan Kutat veya Kutatzade ailesinin hikayesi anlatılıyor. Bir sonraki bölümlerde zorunlu göç konusuna derinlemesine bakılıyor ve Türkiye’deki azınlık meselesi ele alınıyor. Son bölümlerde ise Çerkes kültürü tanıtılıyor ve Xabze içinde kadının rolü ve Türkiye’deki Çerkes diasporasında kadının statüsü tartışılıyor. Şölen, önümüzdeki yıllarda Çerkes kadınları konusundaki çalışmalarına devam etmeyi planlıyor. The Home Within – İçimizdeki Ev çalışmasının linki: https://sites.google.com/view/circassianexile/home?fbclid=IwAR3hE7_WV5kmtKX1RgpxyvbuAlPVtdL16ax_cUqp_l6GVUECqic9rhwXtZostrong>p> {gallery}/haber/federasyon/2021/icimizdeki_ev{/gallery}                                                           strong>p> p>nanKaffed

Çerkes Soykırımı ve Sürgününe Dair Dijital Tarih Çalışması: İçimizdeki Ev

Şölen Şanlı Vasquez, London School of Economics’te siyaset sosyolojisi konusundaki master çalışmasından sonra New York’taki New School for Social Research’te sosyoloji üzerine doktorasını tamamlamış. 2012 yılından beri ABD’de Santa Rosa Junior College’da öğretim görevlisi. Çerkes olan anne tarafının hikayesini ‘The Home Within’ - ‘İçimizdeki Ev’ isimli projesinde bir İnternet sitesi olarak paylaşıyor. Proje, Stanford Üniversitesi’nin EPIC programı çerçevesinde yürütülmüş ve amacı hem Çerkes sürgününü daha geniş bir kitleye anlatmak hem de dünyadaki diğer zorunlu göç örnekleri arasındaki sosyal ve tarihsel yerine oturtmak. Site, dijital tarih yöntemiyle hazırlanmış ve öncelikle konuyu yeni öğrenen üniversite öğrencilerine hitap ediyor. Site, ana sayfasında genel olarak göç ve zorunlu göç konularını ana hatlarıyla işliyor. İkinci bölümde Çerkes sürgününün tarihsel çerçevesi çiziliyor. Üçüncü bölümde Şölen’in Ubıh olan ailesi ve 150’liklerden olan büyük dedesinin hikayesi, bir sonraki bölümde ise bir kolu Ürdün’e de uzanan Kutat veya Kutatzade ailesinin hikayesi anlatılıyor. Bir sonraki bölümlerde zorunlu göç konusuna derinlemesine bakılıyor ve Türkiye’deki azınlık meselesi ele alınıyor. Son bölümlerde ise Çerkes kültürü tanıtılıyor ve Xabze içinde kadının rolü ve Türkiye’deki Çerkes diasporasında kadının statüsü tartışılıyor. Şölen, önümüzdeki yıllarda Çerkes kadınları konusundaki çalışmalarına devam etmeyi planlıyor. The Home Within – İçimizdeki Ev çalışmasının linki: https://sites.google.com/view/circassianexile/home?fbclid=IwAR3hE7_WV5kmtKX1RgpxyvbuAlPVtdL16ax_cUqp_l6GVUECqic9rhwXtZostrong>p> {gallery}/haber/federasyon/2021/icimizdeki_ev{/gallery}                                                           strong>p> p>nanKaffed

Çerkes Özgürlük Meclisi

Çerkes Ulusal Meclisi, 13 Haziran 1861'de Çerkesya'nın bağımsızlığını korumak için Soçi (Saçe/Шъачэ) yakınlarında Şapsığlar, Abzehler ve Wubıhlar tarafından oluşturulmuş olan meclistir. Meclis kavramı modern anlamıyla ortaya çıkmazdan önce de Çerkesler yerleşim bölgelerini Xase denen, gerekli görülen durumlarda toplanan küçük meclislerle, Xabze kurallarına göre idare ediyorlardı.  Hatta daha geriye gidersek mitolojik çağda Nartların Xase toplayarak ortak kararlar aldıklarını biliyoruz. Çerkesler danışmaya, istişareye daima önem veren bir halk olagelmişlerdir. Hatta tam da bu konuyla ilgili bir atasözünü burada zikretmeliyiz mutlaka: “Danışacak kimsen yoksa bile kalpağını karşına koy ona danış ”. Bu söz Çerkes toplumunun istişareye, ortak karar almaya ne denli yatkın olduğunu ifade etmeye yeter. Ancak bu küçük yerleşim yerlerinde çok güzel uygulayageldikleri Wunafe, Zeuç, Xase geleneğini tüm Çerkes coğrafyasını kapsayacak şekilde savaş döneminde toplumu birleşterebilmek, toplu ortak karar alabilmek açısından uygulayabildiklerini söyleyebilmek pek kolay değildir. 13 Haziran 1861 tarihinde ilan edilen Çerkes Ulusal Meclisi ( Büyük Özgürlük Meclisi) maalesef Çerkes tarihinde derinlemesine incelenmemiş, üzerinde pek durulmamış, ön plana çıkarılmadığı için genellikle de gözden kaçmış bir tarih ve olaydır. Ancak Çerkes tarihine baktığımızda bunun gerçekten çok önemli ve anlamlı bir dönüm noktası olduğunu görürüz. Çünkü bu meclisin kurulması Batı Kafkasya’da bir Çerkes Devleti’nin ilanı anlamına gelmektedir. Aslına bakarsak General İsmail Berkok buna benzer bir teşkilatlanmanın 1807 yılında gerçekleştiğini ifade etmektedir. Bu teşkilatın Kalawubatıko Şuwpago önderliğinde 12 Eyaletten oluşan bir devlet tipi olduğunu, milli birliğe dayalı, maddi ve manevi olarak milletin tüm güçlerini birleştiren bir teşkilat kurmanın amaçlandığını yazar ve bu 12 eyaleti de sıralar. Bu eyaletler şunlardır:              1- Şapsığ-Nathuaç, 2- Abzeh, 3- Kemirgoey ( Çemguy) , 4- Barakay, 5- Bjeduğ, 6- Kabardey-Besleney,         7- Hatukay, 8- Mehoş, 9- Başılbey 10- Teberda (Karaçay-Malkar), 11- Abhazya, 12- Vubıh Bölgesi. 12 eyaletin her birinin kendine ait bir idaresi ve işlerini görüşeceği birer meclisleri vardı. Bu eyalet meclislerinin temsilcilerinden oluşan 300 kişilik bir Milli Yemin Meclisi  ( Jilethaua Xase) oluşturulur. Berkok Paşa, bu Meclisin Çerkes topraklarının çeşitli yerlerinde toplanarak güçlü bir yapı oluşturmak için görev yaptığını, bu birlik ruhunun da 1864 e kadar direnişi beslediğini ifade etmektedir. Şamil’in naibi Muhammed Emin de bir süre bu meclise liderlik etmiştir. Bu dönemde Muhammed Emin Meclisi örgütleyerek, teşkilatları ile birlikte daha kurumsal bir yapıya sokmaya çalışarak birliği sağlamak için çaba gösterdi ise de bir aşamaya kadar başarabildi. İdari ve adli alanda yapılan bazı düzenlemeler dışında Çerkes topraklarında ciddi bir başarı sağlayamadı.   Çeşitli yerlerde gerekli görülen zamanlarda toplanan bu meclisin bir merkezi, binaları ve kurumları oluşturulamadı. Rusların işgallerine karşı organize olmaktan başka amaç gütmeye fırsat bulamadı demek yanlış olmaz. Bu meclis toplantılarının yabancı görgü tanıkları da vardır: Edmund Spencer, John Longworth, James Bell, David Urquhart, Şövalye Taitbout de Marigny...                    13 Haziran 1861 de Hacı Granduk Berzeg’in liderliğinde kurulan Yeni Meclisin ( Büyük Özgürlük Meclisi )  Jilethaua Xase’ nin yaklaşık 50 yıllık mücadelesini yeni bir aşamaya geçirdiğini, Çerkeslerin artık bağımsız bir devlet oluşumuna geçtiğini de söyleyebiliriz. Bu meclis de Haziran 1861 den 1864 yılına kadar işgale karşı direnişi organize etmeye çalışacaktır. 1763 yılından itibaren Ruslar ile Çerkeslerin daha yakın temas ve çatışma ortamı içine girmesi ile başlayan mücadele öncelikle Kafkasya’nın doğusundaki Dağıstan ve Çeçen, Oset topraklarında “Gazavat” anlayışı etrafında şekillenirken batı Kafkasya’da bulunan Çerkesler doğuya oranla daha az tehdit hissettiler. Ancak Kırım Savaşından sonra İngiltere ve Fransa Çerkesleri Rusya karşısında yeterince desteklemeyince yüz yıla yaklaşan savaşın en amansız, acı ve dehşet dolu günleri yaşanmaya başlandı. Yıllardır Osmanlı Devleti ile Çerkesler arasındaki ilişkileri yürütmeye çalışan Zanıko Seferbiy de beklediği desteği bulamadı. Doğu Kafkasya’daki savaşın Şamil’in teslim olmasıyla sona ermesi (Eylül 1859) sonucunda Ruslar askeri güçlerini ve dikkatlerini batıdaki Çerkes topraklarında yoğunlaştırmaya başladılar.  Zanıko Seferbiy ’in ( 1859 sonu veya 1860 Ocak ayı )  vefatı da bu dönemdedir. Zanıko Seferbiy ile birlikte Çerkesler, savaşın batıda iyice yükseleceği bir dönemde uluslararası bir diplomatlarını kaybetmiştir. Yani 1859 yılı Çerkes toprakları için önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten itibaren ağırlığı Batıdaki Çerkes topraklarına kaydıran Ruslarla yapılan savaşlarda yeni bir örgütlenme ihtiyacı olduğu kendini bir kez daha belli etmeye başladı. Ruslar Çerkeslere Kuban nehrinin ötesine veya Osmanlı topraklarına gitmeleri için iki seçenek sunuyordu. Kazak Birlikleri Komutanı General Filipson Çerkes topraklarını barışçı yöntemlerle uzun vadede almak taraftarı iken Kuban Bölgesi Komutanı Kont Yevdokimov Çerkesleri yerlerinden söküp atarak Kazakların yerleşecekleri alanın dışına çıkarmak ( Kuban ötesi)  veya Osmanlı topraklarına göçe zorlamak politikasını savunuyordu. Çerkeslerin sürgün edilmesi fikri ise ilk olarak Kafkas ordusu Genelkurmay Başkanı General D.A. Milyutin tarafından dile getirildi. Kırım Savaşından az sonra 1857’de hazırladığı bir raporda Çerkesleri Don Bölgesinde iskân etmek gerektiğini savundu. Bu raporda Çerkeslerin Don Bölgesinde koloniler halinde yerleştirilecekleri yerleşim birimleri kurulması ancak; bu planın Çerkeslerden son ana kadar gizlenmesi gerektiği yazıyordu. Kafkasya Ordusu Komutanı General Prens Baryatinskiise 1860’da Petersburg’daki Çar’a verdiği raporda Kuzeybatı Kafkasya’daki Çerkeslerin bir kısmının Osmanlı topraklarına sürülmesinin hem savaşı bitireceğini, hem de Çar’ın paralarının israf edilmemiş olacağını ifade ediyordu. Özetle böyle bir askeri ve siyasi ortamda; 13 Haziran 1861’de ( Bugünkü takvime göre 25 Haziran ) Kont Yevdokimov ‘un idare ettiği Rus ordularına karşı birlik oluşturarak karşı koyabilmek için Wubıhlar, Abzehler ve Şapsığlar bir araya gelerek yeni bir örgütlenmeye gittiler. Soçi ile Psışuape arasında bir yerde toplanarak (Xaseşho olarak da bilinir) Özgürlük Meclisi’ni (Шъхьафитныгъэ Хасэ)  kurduklarını ilan ettiler. Rusya, Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa’ya bağımsız bir Çerkes Devleti kurulduğunu bildirme kararı aldılar. 15 kişiden oluşan Meclisin başkanlığına Wubıh Hacı Granduk Berzeg seçildi. Devletin idari, adli ve askeri yapıları belirlenerek seküler bir anlayışla, seçimin hakim olduğu demokratik ilkeler çerçevesinde kurulan bu Özgürlük Meclisi devlet teşkilatlanmasını tamamlamaya gayret etti. Meclis, hâkimiyetindeki toprakları 12 bölgeye ayırdı, yönetim organı kurdu ve vergi almaya başladı. Düzenli ordu kurulması için her 100 hane 5'er atlı vermek zorundaydı. Meclis'in mahkeme binası, ibadethanesi ve misafirhanesi bulunuyordu. Zanıko Seferbiy ‘in oğlu Zanıko Karabatır, İsmail Barakay, Bidh Hasan Efendi, İbrahim Efendi gibi isimler meclis üyesi olarak görev yaptılar. 1861 yılının Eylül ayında Meclis üyeleri, “yeniden fethedilmiş toprakları” görmek için bölgeye gelen II. Aleksandr'ın bulunduğu Khamketi istihkâmını ziyaret ettiler. Burada Hacı Granduk “Çerkes Boyları Birliği'nin Muhtırası”nı Çar'a sundu. Bu belgede, ezeli Çerkes topraklarının işgal edilmemesi, buralara stanitsa ve kaleler kurulmaması, köylerin ve yolların tahrip edilmemesi isteniyordu. Çerkesler, askeri harekâtın durdurulmasını ve statükonun korunmasını istiyorlardı. Delegelerin bu önerisi kabul edilirse, Dağlılar Rusya idaresini kabul edeceklerini taahhüt ediyorlardı. Fakat Çar'ın tutumu değişmedi. Çarlık, Çerkeslerin kayıtsız şartsız boyun eğmelerini talep ediyordu. Çar elçilerle gönderdiği mesajda; “Ben bir ay süre tanıyorum. Abzehler karar versinler: Kuban'a taşınmayı mı kabul edecekler yoksa Türkiye'ye mi gidecekler. Karar versinler” diyordu.  Bu görüşme de Sürgün edilmeye engel olma çabalarını boşa çıkardı. Savaşın kıyıcılığı gittikçe artan şiddette devam etti. 1862’den itibaren sürgün resmen uygulanmaya başlandı. 1864’e kadar süreç facialarla devam etti. 21 Mayıs 1864 tarihi; Kbaada Vadisinde yapılan Rus Askeri töreni ile bitmiş kabul edilen 101 yıllık savaş ile birlikte Çerkes Meclisi’nin de sonu oldu. Bu Meclisin Ruhu 11 Mayıs 1918’ e kadar soykırım, sürgün, iskân ve darmadağın edilen bir halkın mücadelesine tanıklık edecek,  bu tarihte Kuzey Kafkasyalılar özgürlük için Dağıstan, Çeçenya, Osetya’yı ve Batısındaki Çerkes topraklarını kapsayacak şekilde yine örgütlenecekler, devlet kuracaklar ama bu da maalesef kısa ömürlü olacaktır. Yüz bir yıl süren savaşlarda, 1807’den itibaren çeşitli dönemlerde toplanan, kararlar alan ve uygulayan Çerkes Meclisi içinde can siperane mücadele eden Çerkes kahramanlarımızın bir kısmının adlarını burada anmayı vicdanen borç addediyoruz. Burada adını anamadıklarımız için de atalarımızdan bizleri bağışlamalarını diliyoruz. Hacı Granduk Berzeg, Havudukua Mansur, Kalewubatıko Şuwpago, Şeretlıko Tıghujıkhue Khızbeç, , Hacı Makua Muhammed, Zanıko Seferbiy, Dazığyıkua Şupaşe, Şuruhyıko Duğuj, Beslenikua Arslan, Hatokşukua Muhammed, Yindaryıkua Muhammed, Hacı Degumuko Berzeg, Jansetyıkua, Rüstem Pe, Geriyikua Şemiz, Hajiyuko Mehmet, Babıko Hace, Zanıko İbrahim Karabatır, Barakay İsmail, Şumaf Biy,  Bidh Hasan Efendi, İndaryiko Mehmet, Arslangeri, Keriakyiko Ali, , Kasdemir, Şurukyiko,  Anzavurkovue Mehmet, Kundetiko Mehmetgeri, Dudarıko Voyij, Muhammed Emin, Cendere Hacı Hasan, Abdullah İsmail Efendi,  Hacızade Muhammed Efendi,  Thauşe, İbrahim Efendi, Huşt Hacı Hüseyin, Gustarıko İsmail, Hacı Ğuzbek,Wordevavyiko Zepş, Dzadzuko Ali, Berzeg Indar Hacı, Bastıko Pşımaf, Marşanyikouva Erişav, Kalubatuko Hatuk, Kastemir, Korosyiko Amirz, Basirbi Hacı Haç, Janbulat… Daha adını burada sayamadığımız binlerce Çerkes kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz… Kaynaklar: Çerkes Soykırımı- Çerkeslerin XIX. yy Kurtuluş Savaşı Tarihi- Ali KASUMOV- Hasan KASUMOV Vatanından Uzaklara Çerkesler- Murat PAPŞU( Editör) Çerkes Sürgünü ( Gerçek, Tarihi ve Politik Nedenleriyle) – N. BERZEG Çerkes Soykırımı- Walter RİCHMOND Çerkesya- XIX. yy Tarih ve Etnografyası Çerkesya Savaş Mektupları- J.S BELL Çerkesya Seyahatnamesi- Şövalye Taitbout De MARIGNY Kafkas Halklarının Özgürlük Savaşı- John LONGWORTH Adığelerin XIX. yy Politik Tarihinin İncelenmesi Gerekir - Ashad Y. ÇIRG ( Çev. Murat PAPŞU) KAFDAV İnternet Sitesi – Tarih NIBE Anzor Makalesi- CHERKESIA NET.                                                                                                                Kafkasya: Ümmetin Yetim Coğrafyası ANADOLUPLATFORMU. ORG.TR nanKaffed

Genç Çerkesler Tiyatro Festivali !

Ğogulth Çetin Öner anısına saygıyla … En güzel eğitim araçlarından biri olan tiyatro, anadilimizle ve sürekli gençlerimizin hayatında olsun diye Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Hatokşokho Gazi Adıge Dil Derneği tiyatroyu da etkinlik listesine aldı. Ancak, gençlerin sahneleyebileceği, kendi yaşlarına uygun konuda piyes bulmak hayli zor oldu. Gençler için piyes eksiğini gidermek üzere, ‘’Çerkes Dünyası Ulusal Fonu’’ kendi çalışma programına bu konuyu dahil etti ve çocuk/genç piyesleri projesinin ilki olan ‘’ TREN ‘’ adlı piyes , şair-yazar Kanıkho Zarina tarafından kaleme alındı. (Kanıkho Zarina aynı zamanda Kabardey’de yayınlanmakta olan Goryanka adlı gazetenin de yöneticisidir.) Gençlerimiz için yazılmış olan "TREN" , Şegem- Bir Nolu Lisesi öğrencileri tarafından öğretmenlerinin de desteği ile kısa bir süre önce sahnelendi. Piyes, bir grup gencin tren seyahatleri esnasında yaşadıkları olayları anlatıyor. Hem oyuncu gençler hem de izleyenler açısından harika mesajlar içeriyor. "Tren" piyesini sahneleyen gençlerin hepsi lise öğrencisi ve hiç sahne tecrübeleri yoktu. Bir ay gibi kısa bir sürede hazırlandılar. Piyesin yönetmenliğini genç bir tiyatro oyuncusu ve film yönetmeni olan Kankul İslam yaptı. KAFFED ve Bze Xase olarak bu yılki "Genç Çerkesler Tiyatro Festivali" etkinliğinde değerli çerkes Ğogutlh Çetin Öner’i anmak ve onun tiyatral kişiliğinden dolayı ilk genç piyesimiz olan  "Tren" oyununu ona adamak istedik. Kendisini saygıyla anıyoruz, ruhu şad olsun! Adıgece piyesler yazılmaya devam edecek ve lise çağında olan Çerkes gençlerin sahneleyebilecekleri , onların yaşına uygun piyeslerimiz hep olacak artık. Gençlik piyeslerimiz kitap haline getirebileceğimiz sayıya ulaştığında, yani en az üç piyesimiz hazır olduğunda literatüre de kazandırılmış olacak. Sadece biraz desteğe ihtiyacımız var. "Tren" adlı oyunumuzu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=FsLrUNtCUtM strong>p> ĞOGULTH ÇETİN ÖNER (1943-2016)p> Kayseri’nin Sarız ilçesinde doğmuştur. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Banka İşletmesi Bölümü'nden mezun olduktan sonra, 1963 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu'na girmiştir. Burada, 40'tan fazla oyunda görev almıştır. Sanat dergilerinde tiyatro eleştiri yazarı olarak çalışmıştır. Tiyatro sanat yönetmenliği ile TRT ‘de prodüktörlük, yönetmenlik ve oyunculuk yapmıştır. 1981 yılında Radyo TV Muhabirleri Derneği’nce Yılın TV yıldızı, 1982 yılında Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından Yılın Yayıncısı seçilmiştir. 1972 yılında ilk öyküsü Keklik, 1975’de ilk kitabı Gülibik yayınlanmıştır. Kitap 1978 yılında Almanca’ya çevrilerek Almanca konuşulan tüm ülkelerde okuma kitabı olarak okullara tavsiye edilmiştir. Gülibik öyküsü filme de çekilmiş, Amerika, İsveç, İspanya ve Yugoslavya’da ödüller almıştır. Ulusal ve uluslararası birçok ödül kazanmıştır. Çocuk Kitapları: Gülibik, Mavi Kuşu Gören Var mı? Portakal, Kargalar Kara Değildi, Piyango, Kömürcü Çocuk Diğer Kitapları: Dağlara Yazılıdır (roman), Şu Bizim Çerkesler (inceleme), Dünyanın Bütün Kedileri (şiir) nanKaffed

Sahne Sırası Küçük Çerkeslerde !

‘’ TS’IK’URAŞ ‘’ ( ЦӀыкӀураш ) Okul Öncesi Çocukları Anadil Festivali’ne Kabardey’de bulunan dört kreş katıldı. KAFFED ile Hatokşokho Gazi Adige Dil Derneği bu yılki ЦӀыкӀураш (Ts’ık’uraş) yarışmasını merhum Çerkes büyüğü Yismeyl Özdemir Özbay’ın anısına gerçekleştirdi. Katılımcı kreşlerden‘’ Nartlar ‘’ konulu oyunlar seçmeleri istenildi. Özdemir Özbay ‘ın toplumumuza kazandırdığı eserler dikkate alındı. Özdemir Özbay’ın en büyük değer verdiği Çerkesçe ve Nartlar esas alındı. Küçük çocukların gösteri formatı hazırlaması hayli zor, ancak eğitmenleri okul öncesi miniklere uzun metinleri ezberletmekte ve rol yaptırmakta oldukça mahirdi. Kendilerine müteşekkiriz. Yismeyl Özdemir Özbay'ı saygıyla anarken , 5-7 yaş grubundaki çocuklarımızın muhteşem performanslarını sizlerle paylaşıyoruz. Bu yıl ki ( ЦӀыкӀураш) Ts’ık’uras etkinliğimize katılan kreşlerin adları aşağıdadır. Çocuklarımızın performanslarını aşağıda paylaştığımız linklerden izleyebilirsiniz. Katılımcı Kreşler : Terek - Bir Nolu Lise Kreşi . Oyun: ‘’Thlepş ile Verserıj ‘’.Eğitmenleri: Elberdı Aleyse,Thayıl Dinara. https://fb.watch/5VKHmIOb2w/strong>p> Şecem-Kundetey Köyü - Üç Nolu Okul Kreşi . Oyun : ‘’Kulbaçiç’’ . Eğitmenleri: Alo Maryanna , Şıd Fatima ,Şeru Elvira. https://fb.watch/5VKJ6lZ4l7/strong>p> Şecem - Naltshuk Kreşi. ‘’ Sosrukho’nun Tohumu Getirişi ‘’ Eğitmenleri: Mehotl Lida,Afevune Rameta, Yeçmokho Karina. https://fb.watch/5VKNeAZz6j/strong>p> Kogolıkhoy Köyü - Bir Nolu Kreşi .Şarl Perro ‘nun ‘’ Çizmeli Kedi ‘’ masalı.Eğitmenleri: Sındıku Asya, Ume Maryanna, Şocen Zalina. YİSMEYL ÖZDEMİR ÖZBAY ( 1944-2020 ) Kayseri, Pınarbaşı, Kazancık Köyünde doğmuştur . Ankara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’ni bitirmiştir. DSİ Genel Müdürlüğü’nde avukatlık ve hukuk müşavirliği yaparak emekli olmuştur. "Mitoloji ve Nartlar", "Anadolu'da Kafdağı Öyküleri", "Dünya Mitolojisi ve Nartlar", "Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya", “Anılarım” adlı eserler halkımız ve kültürümüzle ilgili yayınlanmış eserleridir. Kafkasya Kültürel Dergi, Kamçı Gazetesi, Yamçı Dergisi, Nartların Sesi Gazetesi, Kafdağı, Marje ve Nart Dergileri gibi periyodik yayın organlarında deneme, inceleme, öykü ve şiirleri yayınlanmıştır. Donanımlı ve çok bilgili olmasıyla ünlü, saygın bir çerkes olarak yaşamıştır. Ankara’da vefat etmiştir. Anısına saygıyla … https://www.facebook.com/.../a.756628.../2344787228987307...strong>p>nanKaffed

Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anıtı ve Meydanı Açıldı

Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile Göksun İlçesi Fındık Mahallesi’nde (Köyü) yaptırılan 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anıt ve Meydanı törenle açıldı.                                                                                                                           Törene katılan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör “Ben, bu şehrin bir evladı olarak, Çerkes kardeşlerimizle iç içe, sürgün hikâyelerini dinleyerek büyüdüm.                                                             Bugün açılışını yaptığımız ve Anadolu’da örneği bulunmayan 'Sürgün Anıtı' fikrinin altında da bu birlikteliğimizin, derin muhabbetimizin izlerinin olduğunu söyleyebilirim.” dedi. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci yaptığı konuşmada bu eserlerde emeği bulunan herkese teşekkür ederek “Türkiye’nin kültürel zenginliğinin önemli bir unsuru olan Çerkesler olarak bu kültürü yaşatmak ve geleceğe taşımak istiyoruz. Bu konuda STKlarımız kısıtlı kaynaklar ile önemli çalışmalar yapıyorlar. Hem Federasyonumuz hem de Derneklerimiz merkezi ve yerel yönetimler ile işbirlikleri de yapıyorlar, çeşitli destekler de alıyorlar. Hepsini olumlu adımlar olarak takdirle karşılıyoruz.Ancak hem merkezi hem de yerel kamu kurumlarının bu konuda daha aktif rol almasını istiyoruz. Kültür Bakanlığı’nın bir Bakan Yardımcısının koordinasyonunda Genel Müdürlük olarak ülkemizin kültürel zenginliğinin korunması konusunda bir yapılanmaya gitmesini talep ediyoruz. Aynı şekilde Belediyelerimizin başta kültür birimleri olmak üzere, stratejik planlama ve çalışmalarında kendi şehirlerinde yaşayan halkımızın sorun ve taleplerine yönelik adımlar atmalarını bekliyoruz. STK lar olarak bu çalışmalara her türlü katkıyı vermeye hazırız.” dedi.                                                             Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği Başkanı Bekir Sami Yavuz'da Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı Kahramanmaraş’ta bu eserlerin yapılmasının önemini vurgulayarak “Derneğimiz Kahramanmaraş’ta kültürümüzün korunması ve geliştirilerek gelecek nesillere aktarılması için toplumumuzdan aldığı destek ile özveriyle çalışan bir kadroya sahiptir. Yaptığımız çalışmalar ile şehrimizin kültürünü de zenginleştirdiğimize inanıyoruz. Bu çalışmalarımızda her zaman sivil toplum-kamu diyaloğu ile hareket ediyoruz. Bugüne kadar bizim yapıcı yaklaşımımız hemen hemen bütün kamu kurumlarında da aynı şekilde olumlu karşılık bulmuştur. Şeffaf bir şekilde yaptığımız çalışmalar basınımızın da değerli katkıları ile Kahramanmaraş kamuoyunda da takdirle karşılanmaktadır. Tüm toplumsal kesimler ile karşılıklı saygıya dayalı diyaloglarımızda halkımızın kentimizde ve ülkemizde ne kadar sevildiğini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Toplumumuz da birlikte yaşadığı tüm kesimlerle dayanışma içerisinde yaşamakta, kentimizin gelişimine, barış ve huzur içerisinde yaşamasına katkı vermektedir.Derneğimiz aynı zamanda 32 şehirde 56 köklü derneği bünyesinde toplayan Kafkas Dernekleri Federasyonunun üyesidir. Federasyonumuz ile birlikte gerek merkezi yönetimler düzeyinde gerek diğer şehirlerde yürütülen çalışmalara katkı vermekteyiz. Anavatanımızda ve Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan akrabalarımız ile de Federasyonumuzun koordinesinde ortak çalışmalar yapıyoruz. Göksun Çerkes Kültür Derneğimiz ve Afşin Kafkas Kültür Derneğimiz ile birlikte Federasyonumuzun da katkıları ile önümüzdeki yıllarda ilimizin kültürüne, ekonomik ve sosyal hayatına katkı vermeye devam edeceğiz.”                                                                                                                              Tören Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Necati Okay, Göksun Belediye Başkanı Hüseyin Coşkun Aydın ve Ekinözü Belediye Başkanı Bilal Eker’in yanı sıra protokolden ve bölge derneklerimizden yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Kurdela kesilmesi ve anıta karanfil bırakılmasıyla tören tamamlandı. {gallery}/haber/federasyon/2021/210605_Kmaras_Anit_Acilisi{/gallery} nanKaffed

Çevrimiçi Seminer: Abaza ve Adıge Mültecilerin Suriye’den Dördüncü Sürgünü – Abhazya ve Türkiye

Dr. Ergün Özgür (Einstein Misafir Araştırmacısı, Berlin Özgür Üniversitesi) tarafından düzenlenen internet tabanlı çevrimiçi seminer (webinar) 18 Haziran 2021'de (10.00-17.30, Berlin; 11.00-18.30 Türkiye/Kafkasya) yapılacaktır.  Webinar'da, Suriye'de 2011 yılında başlayan savaş sonrasında dördüncü sürgünü yaşayan Abaza-Adıge mültecilerin Abhazya ve Türkiye'ye yerleşme süreçlerinin tartışılması hedeflenmektedir. Tüm gün sürecek etkinliğin ilk bölümü İngilizce ikinci bölümü Türkçe düzenlenecek ve eşzamanlı çeviri yapılacaktır. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Carola Richter'in (Berlin Özgür Universitesi, Media ve İletişim Çalışmaları Enstitüsü) yapacağı ilk bölümde, Omar Kadkoy (ODTÜ- Uluslararası İlişkiler YL öğrencisi, Politika Analisti TEPAV, Ankara) "10. Yılında Zorunlu Yerinden Edilme: Türkiye'deki Suriyeliler"; Dr. Ergün Özgür "Suriyeli Abaza-Adıge Mültecilerin Dördüncü Sürgünü: Abhazya ve Türkiye'deki Fırsatlar ve Zorluklar" konulu araştırmalarını sunacak ve katılımcıların sorularına yanıt vereceklerdir. Bu sunumları, Dr. Seteney Shami (Arap Sosyal Bilimler Konseyi, Lübnan Genel Direktörü) ile Doç. Dr. Ulaş Sunata'nın (Bahçeşehir, BAU Göç ve Kent Çalışmaları Merkezi- Kurucu Başkanı) katkıları takip edecektir.Öğle arasında "Adıge-Çerkes Ulusunun Unutulmuş Sürgününün Hikayesi" başlıklı belgesel film izlenecektir. 1998'de çekilen film, Ürdün Prensi Ali Bin Al Hussein'in farklı ülkelerden gelen ve 12 Adıge kabilesini temsil eden atlılarla Amman, Suriye ve Türkiye üzerinden Kafkasya'ya "sembolik geri dönüşünü" anlatmaktadır. Filmde yer alan akademisyenlerden Dr. Seteney Shami, Prof. Dr. Sevda Alankuş ve Prof Dr. Erol Taymaz webinar'da oturum başkanı ve kolaylaştırıcı olarak tartışma ve forum bölümlerine katkı sunacaklardır.Türkçe yapılacak ikinci bölümün oturum başkanlığını Prof. Dr. Erol Taymaz (ODTÜ, IIBF, Ekonomi Bölümü) yapacaktır. İlk konuşmacı Adıge filminin yönetmeni Şehbal Şenyurt Arınlı katılımcıların sorularına da yanıt verecektir. İkinci konuşmacı "Gazete Duvar" ve "Al Monitor" gazetelerinde yazan köşe yazarı, gazeteci ve yazar Fehim Taştekin "Suriyeli Çerkesler: Türkiye ve yurtdışına sürgünleri" konulu bir sunum yapacak ve sunumu soru-cevap bölümü izleyecektir. Prof. Dr. Sevda Alankuş (Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı) kolaylaştırıcılığında yapılacak forum bölümü tüm panelistlerin ve katılımcıların katkılarına açık olup webinar'ı değerlendirmeyi ve gelecekte yapılacak etkinlikleri konuşmayı hedeflemektedir.Katılımcı sayısı sınırlı olan etkinliğe kaydolmak için ad, soyadı, kurum ve unvan/meslek bilgilerinin 16.06.2021 tarihine kadar "commworkshop@zedat.fu-berlin.de" adresine e-posta ile iletilmesi gerekmektedir.Detaylı bilgi için lütfen tıklayınızstrong>span>.{gallery}/haber/etkinlik/2021_Webinar{/gallery}p>nanKaffed

Kafkasya’da Karşılıklı Saygıya Dayalı Barış Ortamı Türkiye’nin Çıkarınadır

Gürcistan Başbakanı ile ortaklaşa düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye olarak Gürcistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi her vesile ile vurguluyoruz. Abhazya ve Güney Osetya ihtilaflarının Gürcistan'ın toprak bütünlüğü içinde barışçıl yöntemlerle çözülmesi arzumuzu bu vesile ile tekrarlamak isterim.” sözleri toplumumuzda üzüntüyle karşılanmıştır. Çok iyi bilindiği üzere, Abhazya ve Güney Osetya’nın Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün bir parçası olmadığı tarihsel ve kültürel bir gerçekliktir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bu doğrultuda gerekli siyasal adımlar atılmış ve Abhazya Cumhuriyeti ile Güney Osetya Cumhuriyeti bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu iki genç Cumhuriyet, Gürcistan’ın tek yanlı işgal girişimleri ve saldırılarına karşı topraklarını ve bağımsızlıklarını savunmuşlar ve bunu yaparken, Gürcistan’ın kendi sınırları içerisindeki toprak bütünlüğüne yönelik hiçbir saldırganlık içine girmemişlerdir. Ülkemiz Türkiye’nin istikrarlı ve barış içerisinde bir Kafkasya bölgesinden ekonomik, sosyal, siyasal ve benzeri tüm alanlarda sayısız faydalar sağlayacağı tarafsız gözlemcilerin ortak tespitidir. Açıklamada da önemle vurgulanan “barışçıl yöntemlerin” temelde, halkların birbirlerinin haklarına karşılıklı olarak azami özeni göstermeleri ile mümkün olacağının altını önemle çizmek istiyoruz. Bölge ülkelerinin tamamının güçlü ilişkiler tesis ederek birbirlerini desteklemeleri Kafkasya’daki barış ve huzura hizmet edecektir. Abhazya ve Güney Osetya’yı yok sayan yaklaşımlar hiçbir tarafın çıkarına olmadığı gibi bölge barışına da zarar vermektedir. Türkiye’den beklentimiz Gürcistan ile olan güçlü ilişkilerini bölgesel barışı güçlendirmek üzere kullanması, Abhazya ve Güney Osetya ile karşılıklı saygıya dayalı barışçıl ilişkilerin Gürcistan’ın da çıkarına olduğunu en üst düzeyde gündeme getirmesidir. nanKaffed

KAFFED Genel Başkan Yardımcısı Ünal Uluçay Gönen Kafkas Derneği’ni Ziyaret Etti

Dernek Başkanımız Sedat Kök ile biraraya gelen Ünal Uluçay, pandemi sonrası yeni normalleşme döneminin ilk ziyaretini gerçekleştirdi. İstanbul'da açılan; 21 Mayıs Çerkes Sürgünü Sergisi'ne katılan Ferit Domaniç'e ait Anavatan'da Soykırım ve Sürgünü Anma Programına ait bir fotoğrafı Gönen Kafkas Kültür Derneğimize hediye edildi.nanKaffed