Davet

bir boşluğa düşsen detutun bilime...tutun özgürlüğe... +''+ iyi insanların sevgisine...çocukların yumuşacık ellerinetutun!sor sorularınıhangi konuda olursa...neye mal olursa...kaça mal olursa...yeter ki!..beyaz yüreğin rahat olsun!"+''+Erol Açıyba

Bir Deneyin

Bir deneyin Bir deneyin!Bu gün mutlaka yüzünüze bir yağmur damlası değmiştir.Her damlada, bir deneyin... +''+ İzmit'de, Adapazarı'nda, Gölcük'de,Yalova'da, Düzce'de, Kaynaşlı'da, Bolu'da oluverin.Bu gün mutlaka, yüzünüze doğru soğuk bir rüzgar esmiştir.Her esintide, bir deneyin... Bir çadırda, bir çamurda oluverin.Bugün mutlaka, bir ara üşümüşsünüzdür.Her titremede, bir deneyin... Bir naylon altına, ıslak birbattaniyenin içine sığınmış oluverin.Bugün mutlaka boğazınızdan iki lokma şey geçmiştir.Her lokmada, bir deneyin... Bir aş kuyruğunda oluverin.Bu gün mutlaka, elinize bir sevdiğinizin eli değmiştir.Her sevgi anında, bir deneyin... Bir enkaz yanında, bir mezar başında oluverin.Bugün mutlaka, bir işiniz, bir eviniz, bir okulunuz kapı açmıştır.Her adımda, bir deneyin...Hiçbir şeysiz oluverin.Bugün mutlaka, bir kahkahanız olmuştur.Her gülüşte, bir deneyin... Bir bebeye akıtılan gözyaşı oluverinBugün mutlaka, bir sıkıntınız olmuştur.Her iç geçirişte, bir deneyin... Kurumuş gözbebekleri oluverin.Bu gün mutlaka, bir öfkeniz olmuştur.Her tepkide, bir deneyin... Kışlak çadır, prefabrike ev bekleyen oluverin.>Bugün mutlaka, bir dününüz, bir yarınınız olmuştur.Her saat tıklayışında, her takvimDönüşünde bir deneyin...Hala 17 Ağustos'ta, henüz 12 Kasım'da oluverin.Bugün mutlaka... Yarın mutlaka!+''+Umur Talu

Mayın Sessizliği

Büyün içimdeki mayın sessizliğiYel değse patlayacakBüyür aç gözbebekleri çocuklarınGün değse kanayacak.Kurt, kuş bilir derdimi +''+ Ya, insanlar...Karar verildiHüküm kesin.Bilmem kaçıncı alkol komasında ikenRusya Devlet başkanı YeltsinÇeçenistan yerle bir edilecekKafkasya'da Çeçen çocuklarıSokakta parçalanmış bedenleriBir mezarları bile olmayacakTürk Başbakanı EcevitŞair, mülayim, çelebi"Çeçenistan Rusya'nın iç işidir" dedi.Ve tam da içişlerine uygun bir şekildeGeçmişte olduğu gibiÇeçen Halkı topluca öldürülecekBir yanda sözde uygar batıGöklerinde atom bulutlarının çitiştiğiDillerde barış, kardeşlik, insan haklarıVe geçmeye devam ediyor halaÇeçen Halkı'nın üstündenRus tankları.Diğer yanda İslam dünyasıPetrol kuyularına çöreklenmiş Arap şeyhleriKucaklarında cariyeleriAbdest alıp abdest bozuyorlar durmadan.Akıllarının ucundan bile geçmeyecekÇeçen çocukları hiçbir zamanTarih çevirirken yeni bin yıla başınıBenim yüreğim kan ağlarPeki, "ya siz nasılsınız"•"Ey dağlar taşlar!"+''+Adnan Özveri

Aktaş-Reyhanlı Hatay

Yahya Kanbolat'a Aktaş-Reyhanlı Hatay, Aklığı pamuk, taşlığı buğday... +''+ Son seçimlerde oldu aynen Bu anlatacağım olay: Mertlik, dürüstlük ve güven, Yani Cumhuriyetçi Dotç. Partisinden Sekiz silindirli bir aday Teşrif etmiş il merkezinden Ve dağıtılmak üzere köylüye Yirmi bin küsur kaimeyi Toslamış muhtara elden Oylarını boynuzlasınlar diye. O gitmiş, bir başka centilmen, Gene Mertlik ve Dürüstlük Partisinden, Arkadaşına kazık, basmış on bini Mebus çıkmak için Haçlılar listesinden. Zor etmişler 10 Ekim'i, İlle de kurtaracaklar Türk Milletini!... Bi de yetişmişler ki er meydanına, Aktaşlılar çoktan bitirmişler seçimi! Can havliyle sandığa saldırınca, Çıka çıka iki oy çıkmış Dotç.'a. On beş bine gelmiş demek oyun beheri!... Ve yaldızlı boynuzları otuz bin parça, İl merkezine dönerlerken gerisin geri, Oflayıp pofladıktan sonra, adaylardan biri Ah, monşer demiş, bu köylü kısmında Ne mertlik, ne dürüstlük, ne de güven kaldı gayri!... Köylüler her zamanki gibi geçim davasında, Toplanıp topal muhtarın başkanlığında, O otuz binle helalinden bir çeşme yaptırmaya Bi güzel karar vermişler aralarında.+''+Can Yücel

Anne

ANNE Bilir misin sen, daha dünbacak kadarken çocuğun;Şimdi, bir denizin kıyısında duruyor.Gurbette yalnız, kimsesiz oğlunSeni, yurdunu özlüyor. +''+ Tek bir günüm geçmiyor Elbruz dağını anmadan.Uzak düştüm Anne, vatanımdan.Bir tek kadına rastlamadım Anne, Sencileyin başımı okşayanKocaman bir kent; eteklerinde deniz. Homurdanarak geçiyor vapurlarDüdüklerinde martılar, çığlıklar...Omuzlamış yüklerini hamallar,yağlı fesleriyle sildikleri alınlarındaboncuk boncuk damlalar.Yorgun, yoksul ter içindeler.Sırtalrında tepeleme küfeler.Salt onlardır bana acıyan, teselli edenler; "Yok kimsesi bu çocuğun..." diyenler.Nasırlı o kocaman avuçlarıbaşımı bir pamuk yumuşaklığıyla okşar.Anne, sen yoksun, sıcacık göğsün yok; onların elleriyle dağılıyor, içimde sıkıntılarAh anne! Ne vardı beni hiç doğurmasan.Böyle sıkılıp yorulmasam, hırpalanmasam.Doğsam bile, nolaydı; doğarken ölsem debu günleri görmesem.Ne suçum var ki Tanrım beni dünyaya,böyle çıplak, umarsız attın.O zavallı annemi sılada,Gözü yaşlı, tek başına bıraktın.Bu mu adaletin senin?Hiç aldırmazsın; Çöplüklerde ağlaşan bebeklere.Kızmazsın;Onlara gülen varsıl gödeleklere.Sevgili Canım Annem!Sen beni dert edinme!Üzülme yapayalnız oğluna.Acılar büyütür onu, korur sevgisini.Gün gelir döner yurduna.Uzanır senin kollarına.Keyifle seyreder Baksan Vadisi'ni.ŞOCENTS'UK ALİYTürkçe söyleyen :ÇETİN ÖNER+''+Aliy Şocents`uk

Bir Göç Yılgınıdır Yüreğim

Hasret'e.p> Özgen Seçkin Usta'ya.p> Cankat Devrim Hoca'ya.p> Suna'ya.p> +''+ Yokluğun örseliyor beni, Tükeniyorum. Yudum yudum. Özleyiş. Kahve erken kapandı bu akşam. Cıgarası kül; Boyunca. Yürürken adam: -Hepten zarar bugün, Kar'ı umutladık yarına. O'nun bir sabahı var, Ya benim! Bükmüş boynumu hüznü Deli sevdaların. Koluma giren acılar mı Sıkıca. Bir göç yılgınıdır yüreğim. Satılmış köle pazarlarında. Ölü annesini emen bebek, Gözlerim. Bir Tha'mata Toplantısı'nda... Bir "Kırklar Meclisi"ndeyim. Sağ elim Zülfikar... Bir Nart yalıyor ateş'i Sol elimde. Yokluğun zehirliyor beni. Öldürüyor. Kimliğimi ıraksayan adımlar Ve sapına kadar aldırmaz bir: Dönmeyiş. E.AÇIYBA+''+Erol Açıyba

Adige Tsey

nan+''+ TSEYIŞXHUE Şşığaşş siyade se tseyışxhue, Hezır 'upexur se soş'ej, A tseyr siyanem ye'eş'ağet – Yidıfırt, yış'ıme gukhıdej. Ader şım şesım – yişşığınu, Hezır khesıxui zı gınığuet, Ğoguane dapşşe zepiçami, Wanegu zerısır yiş'eşşığuet. Ze'uş'em k'umemi, vak'ue deç'mi – Yitseyr xuef'psme, şşıguf'ıç't. Ye cegum ş'aler şşızexuesmi Tsey zışşımığır khıdemıç't. Gublaşhem desmi lejjek'ueşxuew Ye yineralıwi ar khelhıte, Ts'ıxubz 'eş'ağew tseyr şşımığme, Gup yaxımıhet mıwç'ıtew. 'Epkhlhepkhğedaxet a şşığınır, Yitseyımç'e lhepkhır xetmi khaş'ert, Yawç'ıpawe l'ı khaşejme – Yipxhuat yinek'um yitsey khuaş'er. L'eş'ığue dapşşe yek'uek'ami Ts'ıxubzxem dyejç'e tseyr 'eş'ağet. Ara siguğeşş nobe khesi A tseyr lhepkh psomi ş'ışşat'ağer. K'İŞŞOKHUE Alim td> ÇERKESKA Gri bir çerkeska giyerdi babam, Parlayan fişekliklerini anımsarım, Anamın eseriydi o çerkeska – Dikebiliyordu, içinden gelirse. Ata bindiğinde babam – kılığıyla Her fişeklikte bir atımlık barut, Nice uzun yollar kat etse de, Oturduğu eyer her dem ilk hevesiydi. Toplantıya mı, çifte mi her nereye gitse Çerkeskası tam bedenine otursun isterdi. Düğünde buluştuğunda gençler Çerkeskasız kimse oyuna çıkmazdı. İster kağnı çatalında oturan emekçi, İster general say sen onu, Giymemişse kadın elinden çerkeskasını, Utanmadan topluma katılmazdı. Bedeni süsler, görkem katardı insana o kıyafet Çerkeskasıyla tanınırdı kimdir o millet. Öldürülmüş getirilirken bile ceset – Yüzünü örterdi çerkeskasından etek. Kim bilir kaç yüzyıl geçmiştir Kadınlar arasında çerkeska sanattır. Bugün bile sanırım ondandır Neredeyse tüm halklar çerkeska giyer. (Türkçesi : Fahri HUVAJ) td> tr> SIK'UENT NEXH PSINŞ'EW Sık'uent nexh psınş'ew sxuzef'eç'ım- Mıçemıw sişır soğelhexhu. Nıbjjeğu, we f'ç'e wigu sıkheç'ım, Siğogu ç'ıh xhunu khızexhuexhu. Se kuedre, kuedre sigu kholhade Şı jer sıtyesu khesk'uhın, Dixeku gubğoşxuem sınilhadew Zedejem pı'er yaf'eshın. Xet yeymi sode a pı'er, Wıxueymi sişhem xuryemıxhu, K'uefınkhım jıjje zigu ş'ı'er- Şıwım lhesır ğogum şşıdemıxhu. Nasıp mıwıxır zi guraşşer Maxel yiğogum şşıxumey, Psewınu ğaş'e zıxufaşşer Mıwvı'ew k'uexer arkhudeyşş. Psı weru lhağue pxızıxınum Kharıwır jexunç'e yımıwıx, Siğaş'e yabger şşızwıxınum Şı jer sıtyesu sıryewıx. KİŞŞOKHUE Alim td> DAHA TEZ GİDERDİM Daha tez giderdim elimden gelse- Hızını eksiltmeden sürüyorum atımı tırısla. Dostum, anımsarsan eğer beni iyilikle, Yolumun uzun olsanı benim için dile. Hep, hep içimden gelir benim Hızlı bir at üstünde koşmak, Yurdumun geniş ovalarına dalıp Yarışlarda şapkayı kapmak. Kimin olursa olsun o şapka, İsterse başıma hiç olmasın. Gidemez uzağa kalbi soğuk olan- Atlıya yaya yolda erişemez. Bitmemiş mutluluğu hedefleyen Gerek duymaz yılda dinlenmeye. Yaşamda yaşamı hak edenler Durmadan gidenlerdir yalnızca. Yol açacak gür ırmak Yitirmez gücünü aktıkça, Hırçın yaşamımı bitireceğimde Hızlı bir at üstünde bitireyim yine. (Türkçesi: Fahri HUVAJ) td> tr> table>DIV>+''+Alim Kişşokhue

Saşa

Anzorıko Çeslav'a, Kuşha Doğan'a.p> +''+ Wered'lere yaslandı hüzünler sürgün acıları "Artık Kafkasyalı bir babaanne öyküsü... (ydü) hayat çocuklara anlatılan: Usulca ve rahat ve doygun bir ses..." ti. Gecenin unutkan örtüsünde büyüyor çığlık ne göğü delen yeşil ne de mavi okyanus çatlatan muhaceret çorak toprak yorgun bir deniz... diaspora Saşa! sesin unutturamıyor karadenizi bak yine emiyor anne'yi üç aylık ölü bebek bak yine pazarda... yine satılıyor sarışın... mavi gözlü çocuk (Saraylı hala! saraylı teyze! hep gözyaşınla mı sulardın çiçeklerini saray(!)ının yine özleyiştir kardeş yine bir çocuğun... şekeridir elmalı) Çığlığın... dantel örüyor yanık köşelerine kabuslarımın... Saşa! birlikte... şarkıların ve kalbim! sen de mutlaka... mutlaka şiirimi... duymaktasın+''+Erol Açıyba

Açiyba’ya…

Her mısrada özlem gizlidir şiirde, kimi zaman sevgiliye yazılan bir dörtlüktür şiir, kimi zaman özlemin hüzünlü yanıdır kelimeler, yaşanır duygu yüklü yağmurlarla ve bunu aktarma sanatıdır her kelime, bin duygudur, bazen bir ömür içinde; ama biraz sendir belki, biraz da ben... +''+ İşte böyle devam eder şiirin öyküsü, anlatanlar değişir...ama anlatım tektir. Duygu denizinin yaşamından bir kesittir. Açıyba da bu denizde yelken açan balıkçılardan biridir. Her şiirinde farklı öyküler anlatır yaşamdan ama hep özlem vardır dizelerinde, rüzgarın estiği yön belirler öyküsünü, bizdendir; bizim acımızla yoğrulmuştur yüreği, o yüzden sevgiyi bilir, sevgi vardır dizelerinde... Gönlünden özlemin ve sevgin eksilmesin Ve rüzgar hiç dinmesin denizinde. Rastgele...  +''+Kaffed

Umut Rüzgarları

Çimenler vardır; Rüzgara karşı duramayıp, eğilen, Sonra buna alışıp, En küçük esintilerin karşısında duramayan. Yaşayan... +''+ Sarmaşıklar vardır; Gücünü tutunduğu ağaçtan alıp, Geleceğini ona bağlayan. Ağaçlar vardır; Yalnız bir bozkırda, Tek başına, Köklerini yerin ta dibine salmış. Dallarını beyaz bulutlara kadar uzatmış, Heybetli dağları kıskandırırcasına; Hiç eğilmemiş. Rüzgara karşı dimdik durmuş, Sonunda kırılacağını bilsede... Yapraklar vardır; Dalından kopmuş, Geleceğini rüzgara bırakıp. Bir de küçük tomurcuklar; Gelip gelmeyeceğini bilmeden Onu mutluluk ülkesine taşıyacak Uygun rüzgarları bekleyen. Umut rüzgarlarını... Ve bir de sen varsın; Yalnız ağaçlara Çok uzaklardan bakıp, Onlar için dua eden. [ Ansıg'o Ömer Enes ] +''+Ömer Enes