Emirorman Köy Gençliği Sahurda Köylüleri PŞINE İle Uyandırıyor

Biga, Emirorman köy gençliği içerisinde bulunduğumuz ramazan ayında bir ilki gerçekleştirerek köylüleri sahura pşıne ile uyandırıyorlar. Yaz tatillerini köyde geçirmek için gelen ve köyde yaşayan gençler ramazan ayının uzun gecelerini güzelleştirmek, hemde Emirorman köylülerine farklı bir ramazan geçirtmek için köy muhtarı Aziz Altın’ında onayını alarak, yew (çal) pşınavo demişler. Köy gençleri Pşınavo Faruk Tunçel’in eşliğinde, Burak Erkan, Ahmet Altunve Özgür Öz, sahurda ev ev gezerek pşınenin büyülü sesi eşliğinde köylüleri uyandırıyorlar. Köylülerinde bu uygulamadan memnun olduğunu söyleyen İrfan Kocalar; “gençler bizlere farklı bir ramazan geçirtiyor, gece pşıne sesiyle uyanmak çok hoş oluyor, bundan tüm köylüler de memnun” sözleriyle köyülerin memnuniyetini vurgulamış oluyor. p> Pşıne     : Çerkes Çalgısı Pşınawo: Pşıne çalan kişi Kaynak: http://www.asagidemirci.net/index.php?sayfa=index&go=501&haber_id=1847p> p>nanKaffed

Abhazya’ya Dönüş Devam Ediyor

Suriye'den Abhazya'ya dönüş devam ediyor. Devlet Dönüş Komitesi (Demografya) Başkan Yardımcısı Inar Gitsba, 11 Temmuz günü yaptığı basın toplantısında, Suriye'den Abhazya'ya bugüne kadar 467 kişinin döndüğünü söyledi. Gitsba'nın açıkladığına göre dönenlerin 115'i erkek, 201'i kadın, 107'si 18 yaşından küçük çocuk ve 44'ü emekli. Gitsba, dönenlerin entegrasyonu için hızlandırılmış bir program uygulandığını, istihdam ve konut sorunlarına öncelik verildiğini belirtti. Bu çalışmalar sonucu bu güne kadar 45 kişi istihdam olanağına kavuştu. Temmuz ayında Abhazya'ya dönenler Gudauta'daki "Chernomorets" otelinde konuk ediliyorlar. Kaynak: Apsnypress, 11/07/2013p>nanKaffed

Suriye’de Parçalanan Çerkeslik

Geçtiğimiz iki yılın en önemli olayı, Suriye’de meydana gelen iç karışıklık ve bu bağlamda bölge Çerkeslerinin karşı karşıya kaldıkları hayati risktir. Suriye’de yaşayan kardeşlerimizin varlığını tehdit eden gidişat ve bu durum karşısında Çerkes dünyasının gösterdiği refleks bu yazının ana konusudur. Geçen süreç içerisinde yaşanan gelişmeler, doğal olarak bazı gerçeklerle yüzleşmemizi zorunlu hale getirmiştir. O nedenle konuya öncelikle sorunun direkt muhatapları olan Suriye Çerkesleri cephesinden başlayalım. Suriye'deki Çerkes cemiyeti maalesef bu süreci doğru yönetememiştir. Camia gelen tehlikeyi sezememiş, önceden hazırlıklı olamamış ve açık seçik gelen olumsuz koşullara uygun pozisyon alamamıştır. Bölgedeki rejimin korkusundan mıdır, Çerkesleri temsilen ortalıkta dolaşan ve söz söyleyen zevatın basiretsizliğinden midir bilinmez, ama Suriye Çerkesleri bu olaylara adeta uykuda yakalandılar. Dış dünyadaki kardeşlerinden gelen uyarıları da pek ciddiye almayan Suriye Çerkes toplumu, bu öngörüsüzlüğün ve tedbirsizliğin bedelini ne yazık ki çok kötü ödedi. İlk dönemde oluşan hassasiyetle anayurttan gelen somut çağrılara kulak tıkayan, kendilerini yerinde ziyaret eden federasyon heyetini Esad’a methiyeler düzerek geri çeviren, sırf Kabardeyden kendilerine gönderilen 2500’ün üzerinde davetiyeyi yakan Suriye Çerkesleri, “Vatana dönmek konusundaki samimiyetlerinin” sorgulanmasının yolunu açtılar ne yazık ki. Sokaktaki halkın nazarında beliren bu olumsuz imaj; iki ateş arasında kaldıktan sonra bile, Türkiye’de Ürdün’de Lübnan’da sığıntı ve mülteci olmayı anavatana dönmeye tercih etmeleri ile iyice pekişti. Bunun bir sonucu olarak da, ilk dönem Anavatandaki halkta oluşan hassasiyet hayal kırıklığına dönüştü, bu hassasiyet nedeniyle bazı adımlar atma mecburiyeti hisseden resmi kademeler de zaten zoraki el attıkları bu konuyu hepten savsakladılar. Bu arada yaşanan bir çok olumsuzluğu, sergilenen nahoş tavırları, yaratılan antipatiyi bireysel hatalar sınıfında aldığım için burada değerlendirmiyorum. Fakat yukarıda değindiğim temel yanlışlar, Suriye Çerkeslerinin (Çerkesliklerinin değilse de) vatana dönüş ve vatana bağlılık söylemlerindeki samimiyetin ciddi biçimde sorgulanmasını getirmiştir. Bu samimiyet testinin ve sorgulamasının tüm diasporayı kapsayacak biçimde yaygınlaşması, yaşanan sürecin zaman içerisinde önümüze koyacağı faturadır. p> ***p> Türkiye Çerkesleri bu süreçte en aktif , örgütlü ve sorunla ilgili görünen kesimdir. Çerkeslerin temsil kurumu olan KAFFED, yaşanan bu felakette elinden gelen tüm çabayı göstermiş, olabildiğince organize bir biçimde, kendilerine sığınan kardeşlerine mümkün olan her konuda yardımcı olmaya çalışmıştır. Anavatana yönlendirilmesi gereken insanları ev tutup yerleştirerek hata yaptığı yönünde eleştiriler alan kurum, sonraki günlerde kısmen haklılık payı olan bu eleştirileri de göz önünde bulundurarak, “Anayurda dönecek Suriyeli her Çerkesin tüm masraflarını karşılayacağını" ilan etmişse de, bu çağrı ne sığınmacılarda ne de ana yurt cephesinde gerekli karşılığı bulmamıştır. KAFFED yönetimi; sorunu anayurt yerel yönetimleri, DÇB, ve Rusya temsilcilikleri nezdinde defalarca gündeme getirmeye çalışmışsa da başarılı olamamıştır. Dolayısıyla kısıtlı imkanlarla gösterilen bu çabalar, sadece “yara sarmaktan” öteye geçememiş, Suriye'deki zorunluluk nedeniyle ortaya çıkan bu yer değiştirme hareketi Anavatana kanalize edilememiştir. KAFFED’in bu sıkıntılı süreçte zaman zaman öne çıkan eleştirel tavrının, her ne kadar alenen dillendirilmiyor olsa da DÇB içerisinde çeşitli sorunlara ve rahatsızlıklara yol açtığını düşünüyorum. Ki bu gidişat olimpiyatlar konusundaki farklı yaklaşım nedeniyle zirve yapacaktır önümüzdeki süreçte. Kanaatimce bunun bize somut yansıması ise; önümüzdeki dönemde Türkiye diasporasının ve anavatanın birer adım geri çekilerek “kontrollü ilişkiler” dönemine girmesi şeklinde olacaktır.p> Yani taraflar arasında zedelenen güven duygularının somut sonuçlarını; “gittikçe yükselen bürokrasi duvarı” “gösteriden öteye geçmeyen sonuçsuz toplantılar ve müsamereler”, “şimdiden patlamak üzere olan öğrenci transferi” “bir sonraki kongrede oluşacak ittifaklar”… gibi çeşitli biçimlerde hayatımızda hissedeceğiz. *** Gelelim tüm bu sorunların merkezinde olan anayurt kesimine; Gözlemlediğim kadarı ile, istisnai bazı insanlar ve sokaktaki halk dışında, anayurt kesiminde Suriye konusu için somut resmi hiçbir çaba görmedim. Özellikle bu konuda iş yapması beklenenlerden bir çok hamasi nutuk duydum, fakat somut icraat nedir derseniz koskocaman bir sıfırdır ne yazık ki. Yaşanan bunca sıkıntıya rağmen, bu mesele hakkında hala Moskova’ya net bir talep ile gidilebilmiş değil. Kararlı bir biçimde “Bu insanlar bizim kardeşlerimizdir, böylesi bir felaketi yaşamalarına seyirci kalamayız” denilebilmiş değil. Hoş bu tür bir çıkış olsa Moskova ne kadar dinler orası da ayrı bir konudur ama, yine de yerel idarelerin şimdiye kadar bu tür net bir talebi ve çözüm önerilerini iletmiş olmaları gerekirdi, eğer gerçekten sorunu çözmek istiyor olsalardı. Resmi cepheden bakınca, Suriye’den gelen insanlara yasal açıdan federal düzeyde tek bir avantaj sağlanamadığı gibi, yerel düzeyde de herhangi kayda değer bir kolaylaştırıcı adım atılmış değil bu güne kadar. Sözü fazlaca gevelemenin anlamı yok, Evet Moskova Çerkeslerin vatanlarına topluca dönmelerini istemiyor, onun için de hiçbir yasal kolaylaştırmaya izin vermiyor. Fakat yerel kadroların da bu konuda çok hevesli olduğunu söylemek açıkçası mümkün değil. Tıpkı dönmesi beklenenlerin de pek bir hevesli olmadıkları gibi. Her ne kadar yasal engeller ve ekonomik durum bu konuda bir bahane olarak öne sürülüyor olsa da, asıl sıkıntı merkezin kontrol edilemeyecek ve asimile edilemeyecek  (hadi daha kibarca söyleyeyim, uyum sağlayamayacak) sayıda insanın dönüşünü istemiyor olmasıdır bana göre. Yerel idari kadroların da düşüncesinin bundan pek farklı olduğunu sanmıyorum şahsen. Evet anavatan yerel idareleri güçsüzdür, merkeze çok bağımlıdır, yapabilecekleri sınırlıdır ama; yapılabilecekler dahi yapılmıyorsa bunda bir iş olsa gerektir. Daha da vahim olan ise; sokaktaki insanlar bu acıklı durumdan haberdar olup detaylarını bilmezken; tekil örnekler üzerinden, yönetimler Suriye’deki kardeşlerine yardım ediyor onları getirip yerleştiriyormuş algısı yaratılıyor olmasıdır. Suriye'den çıkanların anavatanı tercih etmemesi gerçeği yukarıdaki algı ile birleşince, halktaki tavır ister istemez bir “samimiyet sorgulamasına” dönüşüyor ne yazık ki. Hal böyle olunca, yukarıda detaylandırdığımız başarısız ve savaşa rağmen anavatanı hedeflemeyen göç hareketi nedeniyle, anayurt insanı “diasporanın vatana karşı samimiyetinden şüphe eder” hale getirildi. Diğer cephede ise, Suriye Çerkeslerinin geri getirilmesi konusundaki anavatanın beceriksizliği ve basiretsizliği, diasporanın buradaki yönetimlere olan inancını sarsıyor ve bu yönetimlerin gerçekten diasporanın dönüşünü isteyip istemediğine dair ciddi şüphelerin oluşmasına temel hazırlıyor. Yani Çerkes camiasında oluşturulan güvensizlik uçurumu derinleştiriliyor. Üstelik yaratılan bu şüpheyi besler bir şekilde, diasporada oluşan her tepki Rusya'nın ve dolayısıyla anavatanın huzurunu bozacak sorumsuz adımlar olarak sunuluyor. O tarafta birileri bu ortama bilerek veya bilmeyerek katkı sağlarken, bu tarafta birileri de bu malzemeyi kullanmak için hiç bir fırsatı kaçırmıyor. Bu durumun asıl acı sonuçlarını, yarın harp bitip anavatana yerleşenlerden bir kısmı tekrar Suriye’ye döndüğünde göreceğiz.p> O saatten sonra ne geri dönüşü kimse ağzına alabilir, ne de hiç kimse uzaktan vatan edebiyatı yapabilir.p>   Özetlersek ; Geçen yıl uyardığımız tehlike artık kapımızda. Suriye Çerkesleri dönmek istemiyorlar, ama vatan millet edebiyatından da geri durmuyorlar. Anavatan bürokrasisi dönülsün istemiyor, ama aynı boş edebiyat onların da ağzından düşmüyor. Halk ise bütün bu olan biteni detayları ile kavrayamadığı için kendisine gösterilen kısmı ile kanaat sahibi oluyor ve gidişattan dolayı hayal kırıklığı yaşıyor.   Bütün bu gelişmelerin toplam sonucu olarak, anavatan ve diaspora arasındaki ilişkiler günden güne geriliyor, birbirinin samimiyetine olan inanç azalıyor. Bu durum olimpiyatlar konusundaki yaklaşım farklılığı nedeniyle yakında zirve yapacak ve olimpiyatlar sonuçlanıncaya kadar da devam edecek. Şu aşamada bize düşen, halkımızın değişik coğrafyalardaki parçaları arasına atılmak istenen bu fitnenin önünü kesmektir. Şu aşamada bize düşen, ne olursa olsun ne pahasına olursa olsun anavatanla bağlarımızı kopartmamaktır. Şu aşamada bize düşen, başına buyruk sorumsuz hamlelerden vazgeçip, yapılmak isteneni iyi analiz etmek ve top yekun bir disiplin içerisinde hareket edebilmektir.   “Al olimpiyatları ver Suriye Çerkeslerini” diyebilirdik. Onu bile diyemedik…nanErgun Yıldız

Anayasa Çalışmaları Kapsamında CHP Genel Başkanı İle Görüşüldü

Denge ve Denetleme Ağıp> Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Görüşmesip> 08 Temmuz 2013p> Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile 8 Temmuz 2013 Pazartesi günü görüşen Federasyonumuzun da içinde bulunduğu Denge ve Denetleme Ağı (DDA), 2011 genel seçimlerinde siyasi partilerin verdiği yepyeni bir anayasa sözünü hatırlattı. Yeni anayasa sürecinin dört siyasi partinin katılımı ile şeffaf ve katılımcı bir şekilde devam etmesi yönündeki talebini iletti. Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Barış ve Demokrasi Partisi Eşbaşkanı Sayın Gültan Kışanak ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile görüşen Heyet, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede bir kez daha denge ve denetleme sisteminin ancak katılım için gerekli olan mekanizmaların kurulup işletilmesi ve karar verme süreçlerinde tam bir şeffaflığın sağlanması ile mümkün olabileceğini vurguladı. Denge ve Denetleme Ağı üyelerinden Marmara Grubu Vakfı’nın AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver, pek çoğunun Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na yeni anayasa ile ilgili görüş veren 99 sivil toplum kuruluşundan oluşan Denge ve Denetleme Ağı’nın, ülkemiz hangi siyasal sistem ve siyasal iktidar olursa olsun, etkili bir denge ve denetleme sisteminin sağlanmasını talep ettiğini ifade etti. Yurttaşların kendilerini ilgilendiren karar alma süreçlerine etkin bir biçimde katılmalarının gerekliliğini savunan ve siyasal tercihleri birbirinden çok farklı sivil toplum kuruluşlarından oluşan DDA, yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığının iyi işletilmesi yönündeki taleplerini Sayın Kılıçdaroğlu ile paylaştı. Denge ve Denetleme Ağı üyelerinden Türk Kadınlar Birliği’nin Genel Başkanı Sema Kendirci, yeni anayasa sürecinin Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları da dahil olmak üzere tüm yasama mevzuatının, hukukun üstünlüğü ve katılımcı demokrasinin ilkelerine uygun olmasının öneminin altını çizdi. DDA olarak yaşamın tüm alanlarında siyasi reform yapılmasının gerektiğini vurgulayan Kendirci, DDA’nın yeni anayasa sürecinin siyasi partilerin katılımı ve uzlaşma ile şeffaf ve sivil toplumun görüş ve önerilerine açık bir şekilde devam etmesi yönündeki talebini iletti. Denge ve Denetleme Ağı üyelerinden KAOS GL temsilcisi Murat Köylü, demokrasinin kurumsallaşmasının ve anayasa yapım sürecinin yalnız mecliste grubu bulunan partilerin uzlaşması ile değil, toplumun uzlaşısına dayalı olarak yürütülmesi gerektiğini aktardı. Egemenliğin bağlayıcı özneleri olan yurttaşların katılımı ile, toplumun tüm farklı kesimlerinin kendini güvende hissedebileceği bir anayasanın önemini vurguladı. Köylü, anayasanın yalnız siyasi değil aynı zamanda sosyal bir mesele olduğunun altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denge ve Denetleme Ağı Heyetini kabul etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.  Kılıçdaroğlu, yasama, yürütme ve yargı erklerinin denge ve denetleme mekanizmalarını gözeten bir anlayış ile çalışması gerektiğini söyledi. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Atilla Kart, Komisyon’un çalışmalarının başladığı günden başlayarak AUK’nın mevcut durumu ile ilgili bilgiyi DDA Heyetine aktardı. Çoğulcu, katılımcı ve denge ve denetleme mekanizmalarını gözeten bir anlayış istediklerini söyleyen Kart, yeni bir anayasa yapmanın toplumsal barışa katkı sunacağını belirtti. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Süheyl Batum, Cumhuriyet Halk Partisi’nin anayasa yapım süreci ile ilgili görüşlerini ifade ederek, anayasa yapım sürecinin sivil toplumun da katkısına açık olması gerektiğini belirtti. Batum, birbirinden çok farklı 99 örgütün bir arada olduğu DDA’dan yeni anayasa yapım sürecinde hesap verilebilir olması yönünde baskı oluşturması gerektiğini söyledi. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Rıza Türmen, yeni anayasa yapım sürecinde katılımcı demokrasi ilkelerinin ve uzlaşmanın ancak halkın katılımı ile sağlanabileceğini; bunun da denge ve denetleme mekanizmalarına uygun olarak yapılabileceğini ifade etti. Türmen, DDA da dahil olmak üzere sivil toplumun anayasa yapım sürecinde alınan görüşlerin takipçisi olması gerektiğini belirtti.    nanKaffed

Çok Şirin Kızımız Var

Suriye'den gelen ve Maksudiye köyünde ikamet eden Gandi ve Mirna çiftinin kız bebeği dünya'ya geldi. Maksudiye köyünün en küçük kızına ''Nesli'' adı verildi. Kızımıza sağlık ve mutluluk dolu nice ömür dileriz.  nanKaffed

KAFFED Anayasa Çalışmaları Kapsamında CHP Genel Başkanı İle Görüşecek

Denge ve Denetleme Ağı olarak mecliste grubu bulunan siyasi parti liderlerinin tümünden randevu istemiştik. Bildiğiniz gibi geçen hafta içinde BDP Eş Başkanı Gülten KIŞANAK ve MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ ile görüştük.  Görüşmelerde özellikle siyasilerin 2011 genel seçimlerinden önce halka verdikleri Yeni Anayasa sözünü tutmaları, yeni Anayasa'nın şeffaf ve katılımcı şekilde yapılması ve STKların verdikleri öneri ve görüşlerin değerlendirmeye alınması, STK'lara geri bildirimde bulunulması taleplerini iletiyoruz. Bu çerçevede bugün CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇTAROĞLU ile görüşeceğiz. Bilgilerinize sunarım. Hasan Seymen  KAFFED Genel Başkan Yardımcısı  nanKaffed

Suriye’den Anavatana Dönüş Yapacak Bir Aile Türkiye’ye Geldi

Gaziantep iline gelen ve Kriz Masamız ile irtibata geçen 5 kişilik aile Anavatana dönüş yapacağını, davetiyeleri gelinceye kadar kendilerine ikametleri konusunda yardımcı olunmasını talep etmiştir. Söz konusu aileye Adana Dernek Başkanımız İsa Bey kendi köyünde ev bulmuştur. Aile Anavatana gidecekleri tarihe kadar geçici olarak ikamet edecekleri Anzurey köyüne  uğurlamış gerekli ihtiyaçları karşılanmıştır. Ailenin masrafları Kriz Masası bütçesinden karşılanmıştır.   Kamuoyuna saygı ile duyurulur. KAFFED SURİYE KRİZ MASASInanKaffed

DDA Yeni Anayasa Konusunda MHP Başkanı Devlet Bahçeli ile Görüştü

Yeni anayasa yapım sürecinde uzlaşma komisyonundaki tıkanıklığın aşılması ve sürecin devamı yönünde talepte bulunmak üzere denge ve denetleme ağı Mecliste grubu bulunan 4 siyasi parti liderinden de randevu talep etmişti. KAFFED Başkan Yardımcımız Hasan Seymen'in de içinde bulunduğu Denge ve Denetleme Ağı temsilcileri ilk olarak 2 Temmuz'da BDP eş başkanı Gülten Kışanak ile görüşmüşlerdi. Denge ve Denetleme Ağı 4 Temmuz 2013 Perşembe günü saat 15.00'te de Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile görüştüler. Görüşme için hazırlanan basın bildirisi ekteki gibidir.   04 Temmuz 2013 DENGEVE DENETLEME AĞI olarak,p> Yeni anayasada denge ve denetlemenin ancak yurttaşların katılımı ve karar verme süreçlerinin şeffaflığı ile sağlanabileceğini Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile saat 15.00’te Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi’nde görüşeceğiz. Denge ve denetleme mekanizmalarının ülkemizde güçlendirilmesi talebimizi yinelemek istiyoruz.p> Denge ve Denetleme Ağı (DDA) pek çok farklı görüşü ve kesimi temsil eden 99 örgütten oluşuyor ve genişlemeye devam ediyor.p>   Hem geçmişteki hem de görüşmemizdeki beyanlarından, Sayın Bahçeli’nin da çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü ve katılımcı bir demokrasi arzuladığınıanladığımızı ifade edeceğiz.p> Katılımcı bir demokraside denge ve denetleme mekanizmalarının işletilmesi ve erkler ayrılığının sağlanmasının sadece yasama-yürütme ve yargının birbirlerini dengelemesi ve denetlemesinden ibaret olmadığını; bütün erklerin toplum için var olduğunu vurgulayacağız.p> Konuya ilişkin görüşlerimizi anlatan deklarasyonumuzu kendisi ile paylaşacağız. Bahçeli’ye, yurttaşların: Ø  Duyulmak, dinlenmek, anlaşılmak ve dışlanmamayı, Ø  Kararların kamuoyuna açık bir şekilde alınmasını, Ø  Karar verme süreçlerine her aşamada katılmayı, Ø  Karar vericilerin yasama süreçlerinde şeffaflığı sağlamalarını, Ø  İşlevsel bir güçler ayrılığı ile toplum ve bireye dayalı bir denge ve denetleme mekanizmasının ülkemizde tesis edilmesini istediklerini aktaracağız.   Denge ve denetlemenin, ancak katılım için gerekli olan mekanizmaların kurulup işletilmesi ve karar verme süreçlerinde tam bir şeffaflığın sağlanması ile mümkün olacağını vurgulayacağız. Ayrıca anayasa ve diğer yasama süreçleri ile ilgili somut önerilerimizi paylaşağız.p> 1.        Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi de aynı güçler ayrılığı gibi denge ve denetlemenin vazgeçilmezidir. 2.       Siyasi hayatın demokratikleştirilmesi ve doğallaştırılması ile düşünme, ifade ve örgütlenme özgürlüğü genişletilmelidir. 3.       Yasamave yerel karar alma süreçlerinde, katılım ve şeffaflığın sağlanması için çalışmalarivedilikleyapılmalıdır. 4.      Katılım süreçleri için belirlenen ilkeler, kurallar ve prosedürler kamuoyu ile paylaşılmalıdır. 5.       Katılım ve şeffaflığın sağlanması için teknoloji ve bilişimin kullanılması çağımızın ve demokratikleşmenin zorunluluğudur. Engellenmemeli, bilakis özendirilmelidir. 6.      Karar vericiler, yasama süreçlerinin şeffaf ve katılımcı bir şekilde sürdürülebilmesi için aşağıdaki somut mekanizmaları hayata geçirmelidirler: o   Yurttaşlardan yazılı görüş alınmalı o   İnternet üzerinden görüş toplanmalı, o   Görüş alma toplantıları düzenlenmeli, o   Süreç için belirlenen ilkeler, kurallar ve prosedürler kamuoyu ile internet aracılığıyla paylaşılmalı, o   Çalışmalara ve sürece ilişkin güvenilir, yeterli bilgi ve takvim zamanında ve düzenli olarak kamuoyu ile paylaşılmalı, o   Karar vericiler aldıkları görüşlerle ilgili geri bildirimde bulunmalı. Denge ve Denetleme Ağı Hakkında:p> Denge ve Denetleme Ağı’nı, ülkemizde gerçekten işleyen bir güçler ayrılığı ile güçlü bir denge ve denetleme sisteminin sağlamasına etkin olarak destek vermek için, 2012 yılının Temmuz ayında kurduk. O tarihte sadece 13 örgütken bugün pek çok farklı görüşü ve kesimi temsil eden 97 örgütüz.81 ilde yaşayan, farklı görüşlerdeki siyasi partilere oy verenbizleri BİR ARADA tutan, hepimizin gücün asla tek bir elde toplanmaması gerektiğine olan inancımız. Gücün erkler arasında paylaşılması ve erkelerin birbirlerini dengeleyip denetlemesinin, sivil toplum örgütleri ve yurttaşların karar verme süreçlerine etkin bir şekilde katılmasının ve özgür basının ifade özgürlüğünü desteklemesinin demokrasimiz için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz.p> Aslında DDA’nın temellerinin atılması daha öncesine dayanıyor. Yeni anayasa yapım sürecinin 2011’de başlamasıyla birlikte, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM); Meclis, bakanlıklar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, düşünce kuruluşları, önceki dönemlerde milletvekilliği yapmış olan vekiller ve gazetecilerden oluşan 120 kişiyi denge ve denetleme sisteminin güçlendirilmesi için Çalışma Grupları altında bir araya getirdi. Bu grup, Meclis’in güçlendirilmesi, yargının bağımsızlığının sağlanması ve rekabetçi bir siyasi parti ve seçim sisteminin oluşması konusunda 108 öneride uzlaştı.p> http://ipc.sabanciuniv.edu/project/strengthening-turkeys-checks-and-balances-system-through-constitutional-reform/p> Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun görüş alma sürecini tamamladığı 2012 yılı Mayıs ayında Çalışma Grubu üyeleri bir kez daha bir araya gelerek, kuvvetler ayrılığı ile denge ve denetleme alanlarında kamuoyu ve siyasi desteğin nasıl sağlanacağı üzerine tartıştılar. Böylece demokratik reformların yapılmasını desteklemek için uzun vadede savunuculuk çalışmaları yürütmesi amacıyla Denge ve Denetleme Ağı oluştu ve bir deklarasyon kaleme aldı.p> DDA var olan koşullarda yeni anayasa sürecine odaklanmakla birlikte, savunuculuk çalışmalarını uzun vadede sürdürerek, yasal çerçeve ve uygulamada ne tür değişiklikler yapılması gerektiği üzerinde çalışmaya devam edecek.p>  nanKaffed

DDA Yeni Anayasa Konusunda BDP Eşbaşkanı ile Görüştü

Yeni anayasa yapım sürecinde uzlaşma komisyonundaki tıkanıklığın aşılması ve sürecin devamı yönünde talepte bulunmak üzere denge ve denetleme ağı Mecliste grubu bulunan 4 siyasi parti liderinden de randevu talep etmişti. KAFFED Başkan Yardımcımız Hasan Seymen'in de içinde bulunduğu Denge ve Denetleme Ağı temsilcileri ilk olarak 2 Temmuz Salı günü Parti Genel Merkezi'nde BDP eş başkanı Gülten Kışanak ile görüştüler. İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu Başkanı Nizamettin Bilici, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, "Denge ve Denetleme Ağı olarak yeni anayasanın verilen sözler çerçevesinde mutlaka yapılması gerektiğini, iyi bir denge ve denetleme sistemiyle yürümesi gerektiğini, bundan sonraki süreçlerde halkın yönetime ve oluşan kararlara katılması noktasında çalışmalarımızı ilettik. Bu sürecin kesinlikle kesilmemesi gerektiğini çünkü buna söz verdiklerini, halkın bunu beklediğini zaten görüyoruz. Sayın Kışanak da 'bu konuda her türlü iradeyi ortaya koyacaklarını ve her türlü desteği verecekleri' konusunda bize bilgi verdiler" şeklinde konuştu.      nanKaffed

Göksun Çerkes Kültür ve Gençlik Şöleni Yapıldı

Geleneksel 10. Göksun Çerkes Kültür ve Gençlik Şöleni 30 Haziran Pazar günü Yantepe köyü şenlik alanında gerçekleştirildi. Sunuculuğunu camiamızın önemli ses sanatçısı ve sunucularından İshak Akbay’ın yaptığı programa AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz ve Başkan Yardımcısı Cevdet Kabakçı, Kahramanmaraş Kent Konseyi Başkanı ve Türkiye Kent Konseyleri Başkanı Zeynep Arıkan, Göksun Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan, Afşin Kaymakamı Faik Arıcan, Göksun Belediye Başkanı Ramazan Hurç, AK Parti Göksun İlçe Başkanı Talhat Koska, Afşin Belediye Başkan Yardımcıları, Afşin İlçe Meclis Üyesi Rufai Alkış, Çardak Belediye Başkanı Ali Kutlu, Afşin Kafkas Kültür Derneği Başkanı Adnan Özdemir ve Türkiye’nin değişik şehirlerinden yaklaşık 3000 vatandaş katıldı. Programın başında AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, Göksun Çerkes Kültür Derneği Başkanı Bedri Tokuç ve Göksun Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan birer konuşma yaptılar. Göksun Çerkes Kültür Derneği Başkanı Bedri Tokuç konuşmasında, festivalin Kafkasya halklarının zengin kültürel mirasını öğrenme, kültürümüzü koruma ve geliştirme, ayrıca bu tür faaliyetler ile halklar arası dostluk ilişkilerinin sağlamlaşmasına, yeni neslin tarih ve kültür bilinci edinmesine yardım etmek, Kafkas kültürünün herkesçe daha iyi tanınmasına ve bilinmesine katkıda bulunmak amacıyla düzenlediklerini ifade etti. Programa Ankara Çerkes Derneği Elbruz Halk Oyunları Ekibinden Kafkas oyunları, İskenderun Kafkas Kültür Derneği Emef Müzik Grubu, Bursa’dan Folkethnica grubu ve solisti Gupse Seda Özdemir ve Balıkesir’den katılan değerli ses sanatçısı Sedat Sezan sahneye çıkarak izleyenleri mest ettiler. Dünya Çerkes Birliği’nin Suriyeli soydaşlarımızın anavatana dönüşünün sağlanması konulu toplantıya katılmak üzere Nalçik’te bulunan Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı Vacit Kadıoğlu ve Dernek Başkanımız Lisan Alkış ise telgraflarıyla programa katıldılar. Şenlik alanında kurulan stantlarda kültürümüze yönelik hediyelik eşyalar ve kıyafetler ile İskenderun Kafkas Kültür Derneği Emef grubunun yeni albümü de satışa çıkarıldı. Programın son bölümünde yapılan açık arttırmada heykeltıraş Eşref Baş’ın güzel eseri 1000 Euro bedelle Reyhanlı’dan Fethi Kanşat’a, Janberd Dinçer’den 1 adet kama ve kemer ise 1000 TL’ye Afşin Kafkas Kültür Derneği Başkanı Adnan Özdemir’e satıldı. Yaklaşık 3 saat süren bu güzel program gençlerin düğünleriyle sona erdi. Dernek Yönetim Kurulu olarak, şenliğe emeği geçen başta Göksun Çerkes Kültür Derneği Başkanı Sayın Bedri Tokuç ve Yönetim Kurulu üyelerine, bu güzel sahnenin temin edilmesi hususunda ve programın her aşamasında desteklerinden dolayı Nadir Yamaç’a, sunumları ve vermiş olduğu güzel mesajlarıyla programa renk katan değerli sunucu ve ses sanatçısı İshak Akbay’a, Güney Marmara bölgesinin en sevilen seslerinden değerli Sedat Sezan’a, güzel sesiyle izleyenleri coşturan Gupse Seda Özdemir ve değerli grup üyelerine, Ankara Çerkes Derneği’nin Elbruz Kafkas Halk Oyunları ekibinin değerli gençlerine, İskenderun Kafkas Kültür Derneği’nin müzik grubu Emef’in değerli üyelerine ve şenlik alanında görev yapan Göksun Çerkes Kültür Derneği Gençlik Kolu Başkanı Mustafa Kurar ve tüm gençlerine, Derneğimiz Gençlik Kolu üyelerine ve ismini sayamadığımız tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.  Kahramanmaraş Kafkaas Derneği {gallery}/haber/diaspora/2013/goksun/festival{/gallery}nanKaffed