Suriye'de devam etmekte olan savaş nedeniyle Türkiye'ye göç eden ve Ankara'da ikamet eden Suriyeli Çerkes ve Çeçen aileler Ankara Çerkes Derneği'nde buluştu. Dernek gençlerinin organize ettiği akşam yemeğine Kafkas Dernekleri Federasyonu başkanı Yaşar Aslankaya ve Ankara Çerkes Derneği başkanı Murat Özden katıldı. Yemek, Çerkes Derneği başkanı Murat Özden'in konuşmasıyla başladı. Özden, katılan tüm ailelere hoşgeldin dileklerini ilettikten sonra Ankara'ya geldiklerinden beri yaşadıkları sıkıntı ve sorunlara çözüm bulmak için ellerinden gelenleri yapacaklarını söyledi. Aileler ile sürekli iletişim halinde olacaklarını belirten Özden, derneğin de onların bir evi olduğunu burda misafir degil de ev sahibi olduklarını söyleyerek her zaman beraber olmak istediklerini dile getirdi. Kaffed başkanı Yaşar Arslankaya ise katılımcı ailelere hitaben: "Bu üzücü, yıkıcı olaylar nedeniyle tanışmış olmak bizleri derinden üzüyor. Ancak insanın hayatı boyunca başına mutlaka birşeyler geliyor. Ve insan yaşadıkça acı bir şekilde öğreniyor. Çerkeslerin yaşadığı tüm topraklarda böyle acı şeyler yaşanmasın ve hep beraber mutlu bir şekilde yaşamayı Allah bizlere nasip etsin. Umarim bu acı olaylar bir an once biter ve bütün herşey yoluna girmiş bir şekilde ailelerinize, akrabalarınıza ve geride bıraktıklarınıza kavuşursunuz. Söylenecek çok şey var fakat Allah bizlere daha fazla acı yaşatmasın diyelim. Ve bu birlikteliğimizi her zaman tekrarlayalım, daha çok bir araya gelelim. İyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olalım. Organizasyonu gerçekleştiren gençlere de özellikle teşekkür ediyorum, sağolsunlar. Hepiniz için iyi niyetlerimi tekrarlıyorum. " dedi. Oldukça samimi ve neşeli bir ortamda gerçekleşen akşam yemeği bitiminde çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla herkes birbirlerine sarılarak ve en yakın zamanda buluşma sözü vererek dernekten ayrıldılar. Haber: Şamil Keleş {gallery}/haber/diaspora/2015/suriyeli_cerkesler{/gallery}nanKaffed
Medet Önlü Davasında 5. Duruşma
Medet Önlü cinayeti davasının beşinci duruşması 24 Aralık 2015 Perşembe günü saat 14:00'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşecek. Dava 22 Mayıs 2015'de Ankara 1 Ağır Ceza Mahkemesi'nda görülen ilk duruşma ile başlamıştı. Mahkeme heyetinin davanın başladığı dönemden bu yana 3 kez değişmesi nedeniyle duruşmalarda hala somut bir gelişme kaydedilemedi. 27 Ekim günü yapılan son duruşmada mahkeme heyeti, hakkında yakalama kararı bulunan Ezbulatov ve Peltek’in yakalanmasının beklenmesine, tutuklu sanıklar Aluç ve Cömert’in tutukluluklarının devamına karar verdi. Mahkeme, Önlü ailesinin avukatının talebi doğrultusunda, fotoğrafı da kullanılarak, Adalet Bakanlığına, Bayrampaşa Cezaevindeki Rus ve Ukraynalılar arasında, 1994-1997 arasında Ezbulatov’un kalıp kalmadığının araştırılmasını, kaldıysa adının sorulmasına karar verirken, Peltek’in kardeşinin ifadesinin alınması için Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine talimat yazılmasını karar altına aldı. Peltek’in fotoğraflarının Emniyet birimlerine dağıtılması suretiyle sıkı şekilde aranması için müzekkere gönderilmesini de kararlaştıran heyet, duruşmayı 24 Aralık gününe erteledi. İddianamede, Aluç hakkında, Önlü’yü tasarlayarak öldürmek suçundan "ağırlaştırılmış müebbet", ruhsatsız tabanca bulundurmaktan 3 yıla kadar hapis isteniyor. Ezbulatov’un Aluç’u cinayete azmettirmek suçundan "ağırlaştırılmış müebbet" ile ruhsatsız tabanca bulundurmaktan 3 yıla kadar hapsinin talep edildiği iddianamede, sanıklardan Peltek, Cömert ve İbrahim Şimşek’in "cinayete yardım" suçundan 20’şer yıla, Hakan Şimşek, Ömer Şimşek, Mehmet Kara ve Cihan Çetinkaya’nın "suçluyu kayırmak" suçundan 6 yıl 3’er aya kadar mahkumiyetleri talep ediliyor. 24 Aralık Perşembe günü saat 13:30'da Ankara Adliye Sarayı önünde toplanıp duruşmaya toplu olarak katılmak üzere Medet Önlü’nün dostlarını, tüm hemşerilerimizi ve yaşam hakkına duyarlı herkesi davet ediyoruz.p> nanKaffed
KAFFED Güney Marmara Bölge Toplantısı Yapıldı
"Güney Marmara Bölge Dernekleri Toplantısı" 20 Aralık 2015 tarihinde Balıkesir Derneği'nde gerçekleştirildi. Toplantıya Balıkesir, Bursa, Susurluk, İnegöl, Bandırma, Biga, Gönen, Mustafakemalpaşa derneklerimizin başkan ve yöneticileri ile Kafkas Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu üyesi Levent Turgut katıldı. Toplantı KAFFED yeni yönetim kurulu görev dağılımı ve çalışma programları konularında sayın Levent Turgut'un bilgilendirmeleri ile başladı. Daha sonra Güney Marmara Çerkes Şöleni, "21 Mayıs Soykırım ve Sürgün"ün yıldönümünde bölge olarak yapılması gerekenler, Suriyeli Ailelerin son durumları, Bölge Gençlik Birliği temsilcilerinin yapacakları çalışmalar hakkında bilgilendirmeler ile devam etti ve karşılıklı fikir alışverişlerinde bulunuldu. Toplantı sonunda alınan kararlar: Federasyonumuzun düzenli aidat toplayabilmesi için bölgede bulunan tüm Delegelerin Aidatı Mail Order ile aylık olarak ödemesi sağlanacak. Bölgede bulunan Delegelerin ve Yönetim Kurulunda görev alan arkadaşların iletişim bilgileri en kısa sürede Federasyona gönderilecek. Bölgedeki Akademisyenlere ulaşılacak, bir araya gelip ileriye dönük projeler üretmeleri konusunda destek alınacak. Bölgede Kadınlar ile ilgili çalışmalar yapılacak. Önümüzdeki Egitim ve Öğretim yılı içinde her il veya ilçede en az bir sınıf açılabilmesi için çalışmalar yapılacak. Şubat ayı içinde çocuklarımızın seçmeli ders olan Adige dilini seçmeleri konusunda çalışmalar yapılacak. Ayrıca bundan sonraki Bölge Dernekleri toplantısına Kadınlar Komisyonu ve Gençlik Komisyonu Başkan veya temsilcilerinin katılması, özellikle bayanların katılımının arttırılması istendi. Toplantı, Bölge Derneklerimizin ev sahibi olan Balıkesir Derneği Başkan ve Yöneticilerine teşekkür etmelerinin ardından sona erdi. {gallery}/haber/federasyon/2015/g_marmara{/gallery}nanKaffed
KAFFED Sivil Toplum İzleme Raporu 2013-2014 Tanıtım Toplantısı’na Katıldı
Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu Matra (Toplumsal Dönüşüm) Fonu mali desteğiyle hazırlanan Sivil Toplum İzleme Raporu 2013-2014 Tanıtım toplantısı TÜSEV tarafından düzendi. KAFFED temsilcisi olarak yönetim kurulu üyemiz Hicran Bolat'ın da hazır bulunduğu Sivil Toplum İzleme Raporu 2013-2014 Tanıtım Toplantısında, yasal çerçeve, uluslararası ilişkiler, kurumsal kapasite ve araştırma başlıkları altında sivil toplum alanında yaşanan gelişmeler, elde edilen başarılar ve karşılaşılan sorun ve ihtiyaçların yanı sıra iyileştirmeler için öneriler de yer aldı. Raporda yasal ve mali ortam, Kamu-STK ilişkileri, sivil topluma aktarılan kaynaklar gibi sivil toplumu ilgilendiren konular mercek altına alınarak, güncel veri ve istatistiklere yer verildi. Rapor kapsamında başta STK temsilcileri olmak üzere sivil toplum alanındaki paydaşların görüş ve deneyimleri ile zenginleştirilen vaka analizleri de yayınlandı. Rapora aşağıdaki linkten ulaşılabilir: http://www.tusev.org.tr/usrfiles/images/Izleme_Raporu_2013_2014(1).pdfdiv>nanKaffed
KAFFED Anavatan’a Dönen Soydaşlarımıza Yapılan Baskıların Takipçisi
Türkiye’den kesin dönüş yaparak Anavatan'a yerleşen soydaşlarımızın son zamanlarda Rusya-Türkiye gerginliğinden dolayı çeşitli baskılara maruz kalmalarıyla ilgili gerekli mercilerle irtibata geçildi. Rusya Federasyonu Büyükelçiliği yetkililerine durum iletilerek sorunun bir an önce çözülmesi talep edildi. Türkiye’den Maykop’a kesin dönüş yapan Khuade Adnan isimli soydaşımızın iş yerine yönelik çeşitli baskılar yaşanmış ve bunun neticesinde haksız yere alıkonulmuştur. 16.12.2015 tarihinde saat 11.00’ da yapılan duruşmada Khuade Adnan ile beraber kızı Khuade Dane ve mağaza çalışanı Borse Saida 15 gün hapis cezasına çarptırılmış ve Hanskaya Cezaevine götürülmüşlerdir. KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya ve yönetim kurulu üyeleri Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Andrey G. Karlov ile geçen hafta görüşmüş, Rusya ile Türkiye arasında yaşanan uçak krizinin toplumumuza yansıyan olumsuz etkilerinin giderilmesi konusunda yapılan görüşmede her iki taraf da yaşanan siyasi krizden Çerkeslerin olumsuz etkilenmelerinden duydukları üzüntüyü dile getirmişlerdi. Krizin toplumumuza yönelik etkilerinin azaltılması için birlikte çalışılması hususunda mutabakata varılmıştı. Rusya Federasyonunun kendi anayasası ve tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce garanti altına alınan insan hakları ilkelerine saygı çerçevesinde, Türkiye’deki ve anavatanımızdaki Çerkesler nezdinde büyük rahatsızlık uyandıran bu olayın bir an önce çözümlenerek Rusya Federasyonu’nca alıkonulan Khuade Adnan, kızı Khuade Dane ve mağaza çalışanı Borse Saida’nın serbest bırakılması, uygulanan haksızlığın giderilmesi ile bu tip olaylara tekrar maruz kalınmaması için gerekli önlemlerin alınması talep edildi. nanKaffed
Lata Faciası Kurbanları Unutulmadı
14 Aralık Abhazya tarihinin en trajik günlerinden biri... 14 Aralık 1992'de Kodor vadisindeki Lata köyünde mültecileri taşıyan helikopter Gürcistan birlikleri tarafından düşürülmüş, 35'i çocuk, diğerleri kadın ve yaşlılardan oluşan 85 kişi yanarak yaşamını kaybetmişti. Abhazya'yı işgal eden Gürcistan askerlerinin kuşatma altında tuttukları Tkuarçal şehrinde soğuk, hastalık ve açlıktan ölüm sınırına gelmiş sivillerin Gudauta'ya taşınması için Gürcistan'la kısa bir ateşkes anlaşması yapıldı. En zor durumda olan yaşlılar, hastalar, çocuklar ve hamile kadınlardan oluşan ilk grup 14 Aralık 1992 günü Rusya'dan sağlanan bir Mi-8 helikopteri ile Gudauta'ya gitmek üzere havalandı, ancak kalkıştan 20 dakika sonra Lata köyü üzerinde Gürcistan birliklerinin ateşiyle düşürüldü. Gudauta meydanında onları ellerinde yardım malzemeleriyle bekleyen soydaşlarına ise, kara haberi aldıktan sonra bu birbirinden ayrılamaz hale gelmiş, kömürleşmiş bedenleri ağıtlarla ve dualarla toprağa verme görevi düştü. İnsanlığa karşı işlenen bu suç tarihe “Lata Trajedisi” olarak geçti. Lata’da araziden toplanan cenazeler Gudauta’da tepeye hakim bir parkın meydanında açılan toplu mezara defnedildi ve burası her yıl önünde anma törenlerinin yapıldığı bir anıt mezar haline getirildi. Hiçbir halkın böyle bir acı yaşamaması dileğiyle Lata şehitlerini saygıyla anıyoruz. nanKaffed
Kaffed Yönetim Kurulu Toplandı
29 Kasım 2015 tarihinde yapılan Kafkas Dernekleri Federasyonu 7. Olağan Genel Kurulunda seçilen KAFFED Yönetim Kurulu ilk toplantısını 12 Aralık 2015 Cumartesi günü gerçekleştirdi. Toplantıda Genel Kurul süreci değerlendirildı ve Federasyonun mali durumu ve devam etmekte olan işler konusunda bilgilendirme ve değerlendirmeler yapıldı. Toplantıda Yönetim Kurulu üyelerinin görev dağılımını aşağıdaki şekilde belirledi: Genel Başkan Yardımcıları: Erol TAYMAZ ve Rahşan ERDOĞAN YILMAZ Genel Sekreter: Melike Meryem ATLAY ve Canberk YAMAN Genel Mali Sekreter: Atilla Mutlu ALKIŞ ve Haşim POLAT Genel Eğitim ve Teşkilatlanma Sekreteri: Mesut AKMAN ve Nesren Şamil KANŞAT Sosyal İşler ve Bölgesel Etkinlikler Sekreteri: Levent TURGUT ve Arzu DOĞAN Siyasi Partiler ile İlişkiler ve Araştırma Faaliyetleri Sorumlusu: Erol TAYMAZ ve Ümit Harun AKKAYA Kültür ve Sanat Faaliyetleri Sorumlusu: Rahşan ERDOĞAN YILMAZ ve Kutlay YAĞAN Anadil Çalışmaları Sorumlusu: Ahmet CANDAN, Ersin ÖZEN ve Ümit Harun AKKAYA Projeler Sorumlusu: Metin ÖZDEMİR ve Bislan JALOUQA İletişim Sorumlusu: Serpil Yılmaz DİZDARLAR ve Hicran BOLAT Yayın ve Sosyal Medya Sorumlusu: Sevda ALANKUŞ, Salih CANTÜRK ve Canberk YAMAN Hukuk ve Demokratik Haklar Sorumlusu: Ömer ATALAR ve Selçuk ULUTAŞ Anavatanla ilişkiler Sorumlusu: Recami BURSA, Adnan ARSLAN, Mesut AKMAN, Hülya Tambay ŞAHİN ve Miray YAVUZ Kadın Çalışmaları Sorumlusu: Melike Meryem ATLAY ve Fatma ÖZDEMİR Gençlik Çalışmaları Sorumlusu: Murat ÖZKAN ve Miray YAVUZ Güncel konuların görüşüldüğü yönetim kurulu toplantısında çalışma gruplarının tüzüklerinin hazırlanmasına, Nart Dergisi'nin 100. sayısının yayınlanmasından sonra derginin yayımına internet üzerinden aynı isimle devam edilmesine, aidat borcu bulunan derneklere Mali Sekreter tarafından yazılı uyarı gönderilmesine, SMS sisteminin tüm üye derneklerde kurularak hem derneklere hem KAFFED’e düzenli aidat ödemelerini sağlamak üzere bu sistemle alakalı teknik altyapının oluşturulmasına ve üye envanterinin çıkartılmasına karar verilmiştir.nanKaffed
Kaffed TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanı İle Görüştü
Bürokrasideki hemşehrilerimizi ziyaret programı kapsamında KAFFED Genel Başkanı Yaşar ASLANKAYA ve beraberindeki heyet TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanı Sayın Yıldız BEZGİNLİ'yi makamında ziyaret etti. Ziyaret sırasında KAFFED faaliyetleri bilgilendirme yapıldı ve halkımızın sorunları konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.nanKaffed
PANEL: “Hak Savunulucuğunda Yöntem”
KAFFED İnsan Hakları Haftası münasebetiyle 12 Aralık Cumartesi saat 15.30'da "Hak Savunuculuğunda Yöntem" isimli bir panel düzenlenecektir. Mazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL ve Türkiye İnsan Hakları Kurulu Üyesi Doç. Dr. Levent KORKUT'un konuşmacı olarak katılacağı panelimize herkesi davet ediyoruz. Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)nanKaffed
Rusya, Türkiye…
Tarihte Ruslar ve Türkler Kafkasya halklarının tarihini en fazla etkileyen iki halktır, ki bu durum günümüzde de devam etmektedir. Bu etkilemenin yanı sıra her iki halkın ve devlet yapılanmalarının beş yüz yıllık tarihinin kimi dönemlerinde oldukça ilginç eş veya yakın zamanlılık söz konusu. Daha eski dönemlerde bazı benzemeler söz konusu olabilir ancak ben konuya her iki halkın devlet yapılanmalarının yükselme dönemi olarak tanımlanabilecek dönemden başlamak isterim. Bu anlamda Türklerin kurdukları yönetimler arasında Osmanlı İmparatorluğu ve Kırım Hanlığı öne çıkmaktadır. Özellikle 1453 yılında Doğu Roma İmparatorluğu’na son vererek yükselme dönemine giren Osmanlı Devleti 1475 yılında kendisine bağladığı Kırım aracılığıyla Kafkasya sınırlarına dayandı. Kırım-Hazar hattını ele geçirmek isteyen Osmanlının diğer bir hedefi Kafkasya’nın Ruslar tarafından işgaline engel olmak idi. 1481 yılında Altın Ordu Devletinin yıkılması ve Rusların bu devletin egemenliğinden kurtulması ile merkezi Rus devletinin temelleri atılmış oldu. Daha sonrasında güçlenen ve genişlemek isteyen Rus Çarlığının hedeflerinden birisi de Kafkasya’yı kontrol altına alarak Karadeniz limanlarını ele geçirmek oldu. Rusların bu stratejik hedeflerine ulaşma isteği nedeniyle yaşanan savaşlarda halkımız büyük kıyıma uğradı ve hayatta kalanlar ise sürgüne gönderildi. Kafkasya için benzer hedefleri olan Osmanlıya düşen ise sürgüne gönderilen atalarımıza zorunlu ev sahipliği yapmak oldu. Bir başka tarihsel benzerlik 20. yüzyılın başlarında yaşandı. Bolşevikler tarafından 1917 yılında gerçekleştirilen Büyük Ekim Devrimi ile başlayan sürecin sonucunda 30 Aralık 1922 tarihinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu. Osmanlının son döneminde M. Kemal ve arkadaşları tarafından 1919 yılında başlatılan kurtuluş mücadelesi sonrasında 19 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. 1920’li yıllarda Türkiye Cumhuriyeti ve SSCB arasındaki iyi ilişkilerin bizim açımızdan somut etkileri olmadı. Ancak özellikle soğuk savaşla birlikte anavatan ve diaspora arasına kalın bir duvar örülmüş oldu. Bu dönemde anavatanda yaşayan kardeşlerimiz dil, kültür ve eğitim gibi alanlarda önemli gelişimler yaşadı. Bugün diasporada bazıları tarafından hakir görülse de kendi topraklarında yerel/özerk yönetimlere sahip oldular. Diasporada bu dönemde yaşananlar ise inkar, asimilasyon, dilini-kültürünü kaybetme ve yok oluşun eşiğine gelme sürecidir. Anavatan ile diaspora arasında örülen duvar nedeniyle unutulmaya yüz tutan “anavatan” olgusunun üzerine “komünizm” propagandası eklenmiş oldu. Bu propaganda öyle bir düzeye getirildi ki komünist Ruslara olan öfke ve nefret, yüzyıllık savaş sonrasında halkımızı sürgüne gönderen Ruslara olan nefretin önüne bile geçmiş olabilir. 1980'li yıllardan itibaren perestroyka ve glasnost politikalarıyla SSCB’nin ekonomik ve siyasi sistemi yeniden yapılandırılması ve reform hareketleri başlatıldı. Bu politikalar Sovyetlerin dağılması ile sonuçlandı ve sonrasında Rusya devleti 90’lı yıllar boyunca ekonomik ve siyasi krizlerle uğraşmak zorunda kaldı. 1980 yılındaki askeri darbe sonrasında Türkiye’nin batı dünyasıyla ekonomik ve siyasi entegrasyon süreci hızlandı. Bu süreç ülkede çok önemli ekonomik, siyasi ve sosyal değişimleri beraberinde getirdi. Tıpkı Rusya gibi Türkiye de doksanlı yıllar boyunca ciddi ekonomik ve siyasi krizler yaşadı. Her iki ülkede süregelen bu krizler ortamı iki bin yılının başlarında her iki ülkede hala iktidarda olan iki lideri ve yönetim kadrosunu ortaya çıkardı. Söz konusu iki liderin iktidara gelişi ise tarihsel benzerliklerin tepe noktası gibidir. Sürekli sağlık sorunları ile gündeme gelen B. Yeltsin başkanlığı döneminde yaşanan 1998 ekonomik krizi sonrasında, 2000 yılında, V. Putin iktidara geldi. Sürekli sağlık sorunları ile gündeme gelen B. Ecevit başbakanlığı döneminde yaşanan 2001 krizi sonrasında, 2003 yılında, R. Tayyip Erdoğan iktidara geldi. Hepimizin bildiği üzere R.Tayyip Erdoğan uzunca bir süre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Putin de 1990 yılında S. Petersburg Şehir Konseyi'nde danışmanlık, 1991-1992 yıllarında belediye başkan yardımcısı ve belediye konseyi dış ilişkiler komitesinin başkanlığı yapmış. Her iki yönetim kendilerinden önceki yönetimin şekli ve yöneticileri ile sürekli bir mücadele içindeler. İktidara geldikten sonra ve özellikle “muktedir” olduktan sonra ülkelerindeki sistemi değiştirmeye çalıştılar ve bu konuda bayağı yol aldılar. Putin ve kadrosu Sovyet dönemini eleştirirken sık sık Çarlık-İmparatorluk dönemine atıfta bulunuyor. Örneğin o dönemin bazı karakterlerinin heykellerini, bir mesaj vermek ister gibi, Kafkasya da dahil olmak üzere çeşitli bölgelere dikiyorlar. Erdoğan ve kadrosu ise Cumhuriyet dönemine sert eleştiriler getirirken ve hatta hor görürken, “Yeni Osmanlıcılık” olarak ifade edilen bir dış politika izliyor ve Osmanlı dönemine dair övgülerini sık sık dile getiriyorlar. Her iki yönetim kendi dinsel değerlerini ön planda tutuyor ve bu alandaki kurum ve kuruşlara özel destekler veriyor. SSCB dönemi boyunca etkinliğini kaybeden Rus Ortodoks Kilisesi Putin yönetiminin desteğiyle etkinliğini artırarak, Çarlık döneminde olduğu gibi, Rus kimliğinin önemli bir parçası haline geldi. Erdoğan yönetimi ise dinsel açıdan “doksan yıllık zulüm” olarak tanımlanan cumhuriyet dönemi laisizminin uygulamalarını değiştirmenin verdiği güvenle devlet yönetiminde ve insanların yaşamlarında dini kuralların daha fazla yer alması için çalışmaya devam ediyor. Her iki iktidar grubu da güçlü ve otoriter lidere dayanan bir model uygulamaktadır. Ve her iki yönetimde iktidarda oldukları süre zarfında, önceki dönemlere göre, ülkelerini ekonomik açıdan belli noktalara getirdiğini düşünmekte ve ülke için yaptıkları hizmetler karşısında koşulsuz takdir ve itaat beklemektedir. Bu anlayış, dönemsel bir siyasal ve ekonomik istikrarı getirdiği için iki ülke halkının önemli bir bölümü tarafından kabul görmektedir. Birbirine yakın tarihlerde benzer ekonomik ve siyasi istikrarsızlığı yaşamış olan iki halk, yaşadıkları göreceli istikrarın verdiği güvenle, yöneticilerinin insan hakları, hukuk veya genel anlamda demokrasi alanındaki bazı olumsuzluklarını göz ardı edebilmektedir. Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerde yaşanan son olay ise bizleri çok ciddi etkileyecek gibi görünüyor. 24 Kasım 2015 tarihinde bir Rus savaş uçağının Türk savaş uçaklarınca düşürülmesi son yirmi yıllık süreçte önemli siyasi ve ekonomik bağlar kurmuş olan iki ülke arasında ciddi bir çatışmanın başlamasına neden oldu. Ve bu çatışma yüzünden son otuz yılda anavatan ve diaspora arasında kurabildiğimiz tüm ilişkiler ciddi zarar görecek gibi görünüyor. nanZeki Kartal