İzole Bir Çerkes Yerleşiminde İzolasyon Altında Bir Bayram

Yeni dünya düzeni oluşurken bu dünya düzeninin başrolünü oynadığı çeşitli kesimlerce iddia edilen Covid-19 un etkisinde ikinci dini bayramımızı geride bıraktık. Bu virüs elbette biz Çerkes toplumunu da bir hayli etkiledi. Küçük yerleşim yerlerinden birisinden bayramı aktarmak istedim sizlere. Bölgesinde tek Çerkes yerleşimi olan Kırşehir’in Akçakent ilçesi burası.    Akçakent’in 1990 yılında ilçe olmasından sonra memur, öğretmen vs. atamaları ve göç almasının yanı sıra kendine bağlanan köylerle birlikte ilçede Çerkes olmayan nüfus artmaya başladı. Çerkes kökenli nüfusun toplam nüfusa oranı düştükçe ne yazık ki kültürümüz de çok fazla dayanamadı; adet ve geleneklerimizden çok şey kaybettik.    Her şeye rağmen kaybedilmeyen geleneklerden birisi bayram merasimleriydi. Bayram namazından sonra bayram sabahı ailenin “Thamade”sinin hanesinde herkes toplanır yaş sırasına göre otururlar, bayram günü ne yapılacağını konuşurlardı. Ardından ise her aile hanesine geçer ve konuşulanları uygulamak için beklerlerdi.    Bu yıl Covid-19 salgını bu geleneğin önüne geçti. Özellikle çarşı esnafında görülen Covid-19 vakalarının ardından ilçe içinde korku hâkim oldu. Bayram sabahı cami yerine pazar alanında kılınan bayram namazının ardından herkes hanesine çekildi ve genel olarak hane içerisinde vakit geçirildi. Geçmiş yıllarda kurban ibadeti gerçekleştirildikten sonra gençler toplanıp tüm aile hanelerini gezer, büyüklere hâl hatır sorar, hanelerdeyse kesilen kurbanların etlerinden gelen misafirlere ikram edilirdi. Bu yıl ise gençlerin çoğu bırakın haneleri gezmeyi ilçeye bile gelmediler, gelemediler. Kısacası Covid-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi geleneklerimizi de vurdu. Özellikle büyüklerimizin olmak üzere hepimizin sağlığı göz önünde bulundurularak bu bayram “yeni normal” şartlarında geçirildi. Kısacası toplumumuz bireyleri arasına Covid-19 sosyal mesafesi girdi.   Bu virüsün geleceğimizi nasıl etkileyeceğini öngörmek zor görünüyor. Toplumumuzun birbirinden ayrı kaldığı süreler büyüyor. Bunun toplumumuzun geleceğini bir şekilde etkileyeceği aşikâr. Burada ise “Normal düzene döndüğümüzde toplumumuzu nasıl bir gelecek bekliyor?” soruları akla geliyor. Toplumumuzun virüsten önce zaman zaman birlikte kalmakta zorlandığını gözlemliyordum. Birlikte olabilmenin, birlikte zaman geçirebilmenin önemini daha iyi anlayabildiğimiz bu günlerde, normale dönüşümüzün birlik ve beraberliğimize olumlu yansımasını temenni ediyorum.   Bir sağlık çalışanı adayı olarak Covid-19’dan bir an önce kurtulmayı, sonraki günlerimiz ve bayramlarımızı sağlıklı ve birliktelik içinde geçmemizi diliyorum.nanJanbey Yakup Savaş

Dönüşüm. Bilmem Kaç

Bir zaman dilimi içindeki değişikler bütünüdür değişim. Gözlenebilecek kadar yakın ve belirgindir. Fakat süreç genleşmeye başladığı an, karşımıza bambaşka bir olgu çıkar. Tam da o sırada huzursuz düşlerimizden uyanıp kendimizi Gregor Samsa'nın yatağında bulabiliriz. Peki biraz daha uyursak olanlardan gerçekten kurtulabilir miyiz?  Pandemi sürecinin etkileri yalnızca sağlık alanında değil, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik birçok alanın da içinde bulunduğu yeni diyagramlar yarattı. Bu süreçte hayatımıza daha önce kullanmadığımız kavramları dahil ettik. Yenilenen bir düzenin içinde eskiye dair izler taşırken başka olanı yarattık. Daha doğrusu, bizden bir parça barındıran bambaşka bir şeye gebe kaldık.  Her doğum gibi bunun da sancısını yaşadığımız bir dönemdeyiz. Farklı etnik kimliklerimiz ve farklı geçmişlerimiz ile havaya düşünce çığlıklarımızı yayıyoruz. Belki de bunu, doğumun olabildiğince hızlı ve yönlendirilebilir bir şekilde gerçekleşmesi için yapıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, her yeni yaratımın güzelliğiyle buluşmadan önce olduğu gibi, acıyı tadıyoruz.  Yazıma başlamadan önce geniş bir perspektif ile giriş yapmak istedim. Tıpkı üzerinde bahsedeceğimiz konunun din, ırk, cinsiyet, yaş demeden tüm insanları etkilediği gibi, bir nebze olsun bir paydada buluşmak ve bunu dile getirmek en etkili yöntem olabilir diye düşünüyorum. Kültürümüz ve yetiştirilme biçimimiz gereği sosyal insan vasfını güçlü şekilde taşıyan bizler; iyi ve kötü gün olsun bir arada olmanın güç kazandıracağı ve paylaşmanın güzelliğinin inancı ile yetiştirilmiş bireyleriz. İletişim içinde bulunmanın, “biz” bilinci ile büyümenin artılarını yaşamımızın her anına katan bizler, bu süreç içinde biraz bocalamış olabiliriz. Fakat bu bayram bu bocalamayı, olaylardan öğrenerek ve risk envanterlerini göz önünde bulundurarak gerçekleştirmiş bulunuyoruz.  Hatukay bir yerleşim yeri olan Bozüyük’e bağlı Poyra Köyünde bu bayram her zamankinden biraz daha buruk geçse de, gönüllerimizin sımsıkı sarıldığı, hoyratça esen rüzgarımızın bizler yerine woredler söylediği bir bayramdı. Sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek sohbetlerimizi gerçekleştirdiğimiz “yeni normal”de, alışık olmadığımız bir bağlamda, olabildiğince özenle ve özü kaybetmeden davranışlarımız üzerinde güncellemelerde bulunduk. Umudu dürttüğümüz, umutsuzluğu yatıştırdığımız bu zaman diliminde, birlik ve beraberliğin sosyolojik yapımızdaki kıymetini bir kez daha anladık.  Sağlıklı yaşam ortamlarında güzelliklerimizin çoğalması dileğiyle. Gönüllerimizin bayram edeceği nice bayramlara... nanMelboh Elifnur Demirhan

“Yeni Normal” ve Bayramlarımız

Korona Virüs (COVID-19) pandemisinin damgasını vurduğu, 2020 yılı içerisinde yer alan ikinci bayramımız Kurban Bayramı’nı geçtiğimiz hafta yaşadık. Hiç şüphesiz, toplum olarak bayram sürecinin nasıl geçirileceği bu sene Mayıs ayında gerçekleşen Ramazan Bayramı ile Temmuz ayındaki Kurban Bayramı için merak konusu oldu.   Pandemi sürecinin beraberinde getirdiği “sosyal mesafe, sokağa çıkma yasağı, evlerde vakit geçirme, dışarıda maske zorunluluğu vs.” bütün vatandaşları etkilediği gibi Çerkes toplumuna da tesiri son derece büyük oldu. Mart ayından itibaren virüsün Türkiye’ye giriş yapması ile birlikte başta büyükşehirlerde yaşamakta olan Çerkeslerin derneklerde olsun açık alan etkinliklerinde olsun bir araya gelmesini engelledi.    Özellikle büyükşehirlerde yaşayan Çerkesler, Ramazan Bayramı’na kadarki süreçte birlikte olamamanın, sosyal ilişkilerin kısıtlanmasının olumsuz neticelerini sonuna kadar hissetti. Çünkü, “metropol Çerkesleri” şehirlerde iş hayatının da etkisiyle sosyal anlamda sürekli bir araya gelememektedirler. Bu sebepten de başta dernekler olmak üzere sosyal iletişimi kuvvetlendiren her kurum ve organizasyon “metropol Çerkesleri” için son derece elzem hale gelmektedir.    Pandemi ise Çerkesler’in sosyal yaşamına ciddi bir ket vurmuştur. Öyle ki Ramazan Bayramı’na kadar geçen süreci Çerkesler açısından bir kayıp olarak nitelendirebiliriz. Mayıs ayında gerçekleşen Ramazan Bayramı’nda sokağa çıkma yasağı getirildi. İnsanlar eş, dost, akrabaları ile aile büyüklerini ziyaret edemediler. Bu durum akraba ilişkilerini, aile mefhumunu son derece önemseyen Çerkesleri de derinden sarstı. Bayramlaşmalar telefonlardan, sosyal medya mecralarından yapıldı. Çerkesler açısından Ramazan Bayramı özellikle büyükşehirlerde çoğunlukla “çekirdek aileler” içerisinde kutlandı.    Ramazan Bayramı’ndan Kurban Bayramı’na kadar geçen yaklaşık 2 aylık dönemde yasakların da nispeten gevşetilmesiyle beraber Çerkesler de başta yakın akrabaları ile olmak üzere aşama aşama kontrollü bir şekilde sosyalleşmeye başladı. Büyükşehirlerde pek fazla örneğini göremesek de ekseriyetle, Çerkes köylerinde pandemi önlemlerine uyularak düğünler (ceug) dahi yapılmaya başlandı. Gözlemlerimize dayanarak söylemek gerekirse, Çerkesler, ülkemizde kademeli sosyalleşme sürecine en fazla riayet eden toplumların başında gelmektedir.    Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Kurban Bayramı’na geldiğimizde kurban ibadetini yerine getirecek olan çoğu Çerkes sosyal mesafeye de uyarak ibadetlerini yerlerine getirdiler. Ardından bu seneki Ramazan Bayramı’nın aksine Çerkesler yakın akrabaları ile genellikle ev ortamlarında birbirlerinin bayramlarını kutladılar. Aile büyükleri / Thamade kavramını fazlasıyla önemseyen Çerkesler, gözlemlediğimiz kadarıyla büyüklerini fazla kalabalık oluşturmayacak, sosyal mesafeye uyacak şekilde ziyaret edip, bayramlarını tebrik ettiler. Köylerdeki Çerkesler ise şehir hengamesine de pek fazla girmedikleri için bayramlarını daha kalabalık, toplu bir şekilde kutladılar. Aile büyükleri tıpkı şehirlerde ve metropollerde olduğu gibi yine ziyaret edildi.    Çerkesler için gerek pandemi süreci gerek pandeminin getirdiği yeni bayramlaşma şekilleri yeni ve büyük bir tecrübe oldu. Bundan sonraki yıllarda gerçekleşecek olan bayramlarda Çerkes toplumu sosyolojik olarak nasıl bir pozisyon alacağını, “yeni normal” şartlarında düğün, cenaze ve bayramlaşma gibi önemli kültürel kodlarını ve sosyal dayanışmasını nasıl yaşatacağını zaman gösterecek.   Bu vesileyle tekrardan geçmiş bayramınızı kutluyor, Korona Virüs (COVID-19) pandemisi sonucu hayatını kaybeden başta soydaşlarımız olmak üzere herkese Allah’tan rahmet diliyorum.   Toplumumuzun, anavatanımızın, ülkemizin ve dünyanın sağlıklı günlere en kısa zamanda ulaşması en büyük dileğimdir.nanMirac Albek Hızlıok

Dönüşüm. Bilmem Kaç

Bir zaman dilimi içindeki değişikler bütünüdür değişim. Gözlenebilecek kadar yakın ve belirgindir. Fakat süreç genleşmeye başladığı an, karşımıza bambaşka bir olgu çıkar. Tam da o sırada huzursuz düşlerimizden uyanıp kendimizi Gregor Samsa'nın yatağında bulabiliriz. Peki biraz daha uyursak olanlardan gerçekten kurtulabilir miyiz?  Pandemi sürecinin etkileri yalnızca sağlık alanında değil, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik birçok alanın da içinde bulunduğu yeni diyagramlar yarattı. Bu süreçte hayatımıza daha önce kullanmadığımız kavramları dahil ettik. Yenilenen bir düzenin içinde eskiye dair izler taşırken başka olanı yarattık. Daha doğrusu, bizden bir parça barındıran bambaşka bir şeye gebe kaldık.  Her doğum gibi bunun da sancısını yaşadığımız bir dönemdeyiz. Farklı etnik kimliklerimiz ve farklı geçmişlerimiz ile havaya düşünce çığlıklarımızı yayıyoruz. Belki de bunu, doğumun olabildiğince hızlı ve yönlendirilebilir bir şekilde gerçekleşmesi için yapıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, her yeni yaratımın güzelliğiyle buluşmadan önce olduğu gibi, acıyı tadıyoruz.  Yazıma başlamadan önce geniş bir perspektif ile giriş yapmak istedim. Tıpkı üzerinde bahsedeceğimiz konunun din, ırk, cinsiyet, yaş demeden tüm insanları etkilediği gibi, bir nebze olsun bir paydada buluşmak ve bunu dile getirmek en etkili yöntem olabilir diye düşünüyorum. Kültürümüz ve yetiştirilme biçimimiz gereği sosyal insan vasfını güçlü şekilde taşıyan bizler; iyi ve kötü gün olsun bir arada olmanın güç kazandıracağı ve paylaşmanın güzelliğinin inancı ile yetiştirilmiş bireyleriz. İletişim içinde bulunmanın, “biz” bilinci ile büyümenin artılarını yaşamımızın her anına katan bizler, bu süreç içinde biraz bocalamış olabiliriz. Fakat bu bayram bu bocalamayı, olaylardan öğrenerek ve risk envanterlerini göz önünde bulundurarak gerçekleştirmiş bulunuyoruz.  Hatukay bir yerleşim yeri olan Bozüyük’e bağlı Poyra Köyünde bu bayram her zamankinden biraz daha buruk geçse de, gönüllerimizin sımsıkı sarıldığı, hoyratça esen rüzgarımızın bizler yerine woredler söylediği bir bayramdı. Sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek sohbetlerimizi gerçekleştirdiğimiz “yeni normal”de, alışık olmadığımız bir bağlamda, olabildiğince özenle ve özü kaybetmeden davranışlarımız üzerinde güncellemelerde bulunduk. Umudu dürttüğümüz, umutsuzluğu yatıştırdığımız bu zaman diliminde, birlik ve beraberliğin sosyolojik yapımızdaki kıymetini bir kez daha anladık.  Sağlıklı yaşam ortamlarında güzelliklerimizin çoğalması dileğiyle. Gönüllerimizin bayram edeceği nice bayramlara... +''+nan+''+Melboh Elifnur Demirhan

“Yeni Normal” ve Bayramlarımız

Korona Virüs (COVID-19) pandemisinin damgasını vurduğu, 2020 yılı içerisinde yer alan ikinci bayramımız Kurban Bayramı’nı geçtiğimiz hafta yaşadık. Hiç şüphesiz, toplum olarak bayram sürecinin nasıl geçirileceği bu sene Mayıs ayında gerçekleşen Ramazan Bayramı ile Temmuz ayındaki Kurban Bayramı için merak konusu oldu.   Pandemi sürecinin beraberinde getirdiği “sosyal mesafe, sokağa çıkma yasağı, evlerde vakit geçirme, dışarıda maske zorunluluğu vs.” bütün vatandaşları etkilediği gibi Çerkes toplumuna da tesiri son derece büyük oldu. Mart ayından itibaren virüsün Türkiye’ye giriş yapması ile birlikte başta büyükşehirlerde yaşamakta olan Çerkeslerin derneklerde olsun açık alan etkinliklerinde olsun bir araya gelmesini engelledi.    Özellikle büyükşehirlerde yaşayan Çerkesler, Ramazan Bayramı’na kadarki süreçte birlikte olamamanın, sosyal ilişkilerin kısıtlanmasının olumsuz neticelerini sonuna kadar hissetti. Çünkü, “metropol Çerkesleri” şehirlerde iş hayatının da etkisiyle sosyal anlamda sürekli bir araya gelememektedirler. Bu sebepten de başta dernekler olmak üzere sosyal iletişimi kuvvetlendiren her kurum ve organizasyon “metropol Çerkesleri” için son derece elzem hale gelmektedir.    Pandemi ise Çerkesler’in sosyal yaşamına ciddi bir ket vurmuştur. Öyle ki Ramazan Bayramı’na kadar geçen süreci Çerkesler açısından bir kayıp olarak nitelendirebiliriz. Mayıs ayında gerçekleşen Ramazan Bayramı’nda sokağa çıkma yasağı getirildi. İnsanlar eş, dost, akrabaları ile aile büyüklerini ziyaret edemediler. Bu durum akraba ilişkilerini, aile mefhumunu son derece önemseyen Çerkesleri de derinden sarstı. Bayramlaşmalar telefonlardan, sosyal medya mecralarından yapıldı. Çerkesler açısından Ramazan Bayramı özellikle büyükşehirlerde çoğunlukla “çekirdek aileler” içerisinde kutlandı.    Ramazan Bayramı’ndan Kurban Bayramı’na kadar geçen yaklaşık 2 aylık dönemde yasakların da nispeten gevşetilmesiyle beraber Çerkesler de başta yakın akrabaları ile olmak üzere aşama aşama kontrollü bir şekilde sosyalleşmeye başladı. Büyükşehirlerde pek fazla örneğini göremesek de ekseriyetle, Çerkes köylerinde pandemi önlemlerine uyularak düğünler (ceug) dahi yapılmaya başlandı. Gözlemlerimize dayanarak söylemek gerekirse, Çerkesler, ülkemizde kademeli sosyalleşme sürecine en fazla riayet eden toplumların başında gelmektedir.    Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Kurban Bayramı’na geldiğimizde kurban ibadetini yerine getirecek olan çoğu Çerkes sosyal mesafeye de uyarak ibadetlerini yerlerine getirdiler. Ardından bu seneki Ramazan Bayramı’nın aksine Çerkesler yakın akrabaları ile genellikle ev ortamlarında birbirlerinin bayramlarını kutladılar. Aile büyükleri / Thamade kavramını fazlasıyla önemseyen Çerkesler, gözlemlediğimiz kadarıyla büyüklerini fazla kalabalık oluşturmayacak, sosyal mesafeye uyacak şekilde ziyaret edip, bayramlarını tebrik ettiler. Köylerdeki Çerkesler ise şehir hengamesine de pek fazla girmedikleri için bayramlarını daha kalabalık, toplu bir şekilde kutladılar. Aile büyükleri tıpkı şehirlerde ve metropollerde olduğu gibi yine ziyaret edildi.    Çerkesler için gerek pandemi süreci gerek pandeminin getirdiği yeni bayramlaşma şekilleri yeni ve büyük bir tecrübe oldu. Bundan sonraki yıllarda gerçekleşecek olan bayramlarda Çerkes toplumu sosyolojik olarak nasıl bir pozisyon alacağını, “yeni normal” şartlarında düğün, cenaze ve bayramlaşma gibi önemli kültürel kodlarını ve sosyal dayanışmasını nasıl yaşatacağını zaman gösterecek.   Bu vesileyle tekrardan geçmiş bayramınızı kutluyor, Korona Virüs (COVID-19) pandemisi sonucu hayatını kaybeden başta soydaşlarımız olmak üzere herkese Allah’tan rahmet diliyorum.   Toplumumuzun, anavatanımızın, ülkemizin ve dünyanın sağlıklı günlere en kısa zamanda ulaşması en büyük dileğimdir.+''+nan+''+Mirac Albek Hızlıok

Güney Osetya: Unutmadık, Unutmayacağız

Gürcistan'ın Güney Osetya'yı yok etmek için başlattığı işgal ve imha harekatının 12. yılı. Gürcistan ordusuna bağlı birlikler, 8 Ağustos günü, Pekin Olimpiyatları'nın başladığı gün, Güney Osetya'nın başkenti Tskhinval'i füze yağmuruna tutarak saldırıya geçti. Saakaşvili, Güney Osetya'yı 5 gün içerisinde tamamen işgal edeceğini, sıranın Abhazya'ya geleceğini hesaplıyordu. Savaş gerçekten sadece 5 gün sürdü ve Gürcistan ordusunun tamamen dağılması ile sonuçlandı. Bu anlamsız saldırıda yine binlerce sivil yaşamını kaybetti. 8 Ağustos 2008'de Güney Osetya'ya yapılan saldırıyı unutmadık, unutmayacağız. Güney Osetya saldırısı hakkında bilgi için bkz. kaffed.org/888p>nanKaffed

Martin Koçesoko için Bireysel Adalet Talepleri Kazbek Kokov’a İletildi

Kabardey Balkar Cumhuriyetinde faaliyet gösteren Xabze Derneği (Xabze Xase) bünyesinde Çerkes Dili ve Kültürüne yönelik çalışmaları nedeni ile bir komplo ile karşı karşıya kalan Martin Koçesoko 11 Ağustos 2020 tarihinde mahkemeye çıkartılıyor.   Bu davadaki haksızlıklara dikkat çeken ve adalet talebini vurgulayan bir dilekçe, sivil toplum kuruluşlarımızın yönetici ve gönüllülerinden 429 kişinin imzası ile Kabardey Balkar Cumhuriyeti Devlet Başkanı Kazbek Kokov’a iletilmiştir.nanKaffed

KAFFED “Martin Koçesoko’ya Adalet” Talebini Kazbek Kokov’a İletti

Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren Xabze Xase (Xabze Derneği) adına Çerkes Dili, Kültürü ve Kimliğine ilişkin yürüttüğü çalışmalarla tanınan Martin Koçesoko’ya yöneltilen haksız suçlamalara karşı, göz altına alındığı 7 Haziran 2019 tarihinden bu yana çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Hakkında iddianame hazırlanması ve 11 Ağustos 2020 tarihine ilk duruşma için gün verilmesinden sonra da yoğun bir şekilde avukatları ve yakınları ile diyalog içerisinde bu sürecin Martin Koçesoko lehine sonuçlanması için çalışıyoruz.    Bu çerçevede; Federasyonumuz bugün Kabardey Balkar Cumhuriyeti Devlet Başkanı Kazbek Kokov’a dava sürecinin haksız ve hukuksuz niteliğine dikkati çeken resmi bir yazı ile başvurarak davanın yakından takip edilmesi; Martin Koçesoko’nun haksız ve kanunsuz bir şekilde yargılanmasının engellenmesi talep edilmiştir.   --------------------------   -------------------------------- Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Başkanıp> Kokov K.V.’ep> Sayın Kazbek Valeryeviç!   Biz, Türkiye’de yaşayan Çerkes diasporası temsilcileri, tanınmış Çerkes toplum ve siyaset adamı Koçesokov Martin Huseynoviç aleyhinde yürütülen ceza davasının gidişatından duyduğumuz endişeyi tarafınıza bildirme mecburiyeti hissediyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Martin Koçesokov’un uğradığı kovuşturma kanunsuzdur ve düzmece materyaller esas alınarak yürütülmektedir.   Bunun en önemli nedeni, Martin Koçesokov’un Çerkes gençliğinin toplumsal faaliyetlerinde aktif şekilde rol alması, halkının hak ve çıkarlarını kararlı ve ilkesel bir şekilde savunmasıdır. Koçesokov ana dili derslerinin seçmeli hale getirilmesi ile ilgili yasaya açıkça karşı çıkmış, yurt dışında yaşayan Çerkeslerin sorunlarını yerel yetkililerin ve Rusya Federasyonu organlarının dikkatine sunmuş, Cumhuriyetin ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarını gündeme taşımış, yerel iktidarın gerçek federalizm ilkesinden uzak adımlarını eleştirmiştir. Martin Koçesokov’un defalarca belirttiği üzere, gözaltına alınmasından önce iktidar kurumlarının temsilcileri evine gelerek toplumsal faaliyetlerini azaltmasını, aksi takdirde başına sorunlar açılacağını söylemişlerdir. Görüldüğü üzere yapılan bu görüşmeler temelsiz değildir. Martin Koçesokov bir ay geçmeden polis tarafından büyük miktarda uyuşturucu bulundurma suçundan gözaltına alınmıştır. Bildiğimiz kadarıyla gözaltına alındığı esnada hazır bulunan tanıklar sonradan Martin Koçesokov’un avukatlarının öğrendiğine göre benzer başka davalarda da defalarca tanık olarak kullanılmıştır. Dahası içlerinden biri Rusya Federasyonu Ceza Kanunu’nun 228. maddesine göre ceza almış birisidir. Tüm bu hususlar ve söz konusu maddeye dayandırılan benzer davalarda adet haline gelen sahtecilik göz önüne alındığında Martin Koçesokov davasının düzmece olduğuna dair şüphe kalmamaktadır. Sayın Kazbek Valeryeviç, biz Türkiye ve diğer ülkelerde yaşayan Çerkesler Rusya yasalarına göre Rusya Federasyonu’nda yaşayanların soydaşları sayılıyoruz ve tıpkı başka ülkelerde yaşayan Rus diasporasının temsilcileri gibi insani konularda ve tarihi vatanımızda meydana gelen olaylarla ilgili görüşlerimizi açıklamaya hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Sizin Rusya Federasyonu’na bağlı yönetimin ve yürütme erkinin Başkanı, Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nin en yetkili yöneticisi ve anayasasının garantörü, insan ve vatandaş hak ve özgürlüklerinin koruyucusu olduğunuzu göz önünde bulundurarak, sizden Martin Koçesokov davasını yakından takip etmenizi ve bu kişinin haksız ve kanunsuz bir şekilde yargılanmasını engellemenizi önemle rica ederiz.               Saygılarımızla,             Yıldız Şekerci             Genel Başkan div>nanKaffed

Çerkes Dili ve Kültürü Bölümü Yeni Öğrencilerini Bekliyor

2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenci alımına başlayarak, kadim kültürümüzün ve dilimizin gelecek nesillere ulaşması adına önemli bir misyon üstlenen ve toplumumuz için büyük bir kazanım olan Erciyes Üniversitesi Çerkes Dili ve Kültürü Bölümü, bu yıl 3. defa öğrenci alımını gerçekleştirecek. Bu yıl üniversite sınavına giren öğrencilerimiz 6  Ağustos – 14 Ağustos 2020 tarihleri arasında tercihlerini yapacak. Kayseri’de bulunan Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çerkes Dili ve Kültürü Bölümü “Sözel” puan türü ile öğrenci alımı yapıyor. Amacı, çok yönlü bir yaklaşım ile güçlü bir altyapıyla donanmış, gerek mesleki gerekse bireysel anlamda mümkün olan en iyi Çerkes Dili ve Kültürü eğitimi almış bireyler yetiştirmek olan, güçlü bir akademik kadroya sahip bu bölümü Çerkes filoloğu/dilbilimcisi ünvanı ile tamamlayan mezunlar, birçok farklı alanda istihdam edilebilirler. Filoloji çalışmaları yapan kurumlarda, görsel ve yazılı basında ve enformasyonla ilgili çeşitli kuruluşlarda kariyer yapabilir; ticari, ekonomik ve bilimsel ilişkilerde rol oynayan resmi ve özel nitelikli kurumlarda görev alabilir; başta Dışişleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere ülkemizdeki ilgili kurumlarda ve özel kuruluşların kültür ve turizmle ilgili birimlerinde çalışma olanağı bulabilirler. Alan bilgilerini derinleştirebilir ya da lisansüstü eğitimi alarak akademik kariyeri seçebilirler. Ayrıca, sayıları hızla artan özel kuruluş ve vakıfların kurduğu müze ve çeşitli kültür birimlerinde yabancı dil bilen ve alanında iyi yetişmiş dilbilimcilere artan talep çalışma alanlarını genişletmektedir. Bölümün varlığı ve elde edilen kazanımın devamlılığı kültürümüz için büyük önem taşımaktadır. Bu bölümü seçerek dilimizin ve kültürümüzün korunması ve yaşatılmasına katkıda bulunacak tüm öğrencilerimizi şimdiden tebrik ediyoruz. Akademik Kadrodiv> Bölüm Başkanı:div> Dr. Öğr. Üyesi Arif YILDIRIM   Öğretim Üyeleri:div> Prof. Dr. Zaual IONOV   Doç. Dr. Irina INGHIEVA   Dr. Öğr. Üyesi Madina PASHTOVA   Öğr. Gör. Marina KUMYKOVA Taban Puanları 2020 Üniversite Adıtd> Bölümtd> Puan Türütd> Kontd> Taban Puanıtd> tr> ERCİYES ÜNİVERSİTESİ Çerkes Dili ve Kültürü SÖZ 30 258,37900 tr> DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Çerkes Dili ve Edebiyatı SÖZ 30 250,80076 tr> tbody> table> {youtube}NVXM5YlzAs0{/youtube} {youtube}IZ_2mgwn7cU{/youtube} {youtube}ySoNJMw23mc{/youtube} nanKaffed

KAFFED Martin Koçesoko Konusunda Rusya Büyükelçisi ile Görüştü

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve beraberindeki heyet, 17 Haziran 2019 Pazartesi günü Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Aleksei Erkhov ile görüştü. Görüşmeye önceki KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya da veda etmek üzere katıldı. Yaklaşık iki saat süren görüşmenin ana gündemini Kabardey Balkar Cumhuriyetinde hukuka aykırı şekilde gözaltına alınan ve hala serbest bırakılmamış olan Xabze Xase Başkanı Martin Koçesoko’nun uğradığı haksızlığa tepkimiz ve serbest bırakılmasına ilişkin taleplerimiz oluşturdu. Martin Koçesoko ve Başkanı olduğu Xabze Xase ile ilgili bilgi verilerek hukuka ve mantığa tamamen aykırı bir şekilde gözaltına alınışına ilişkin kurumumuzun ve toplumumuzun tepkisi kendilerine iletildi. Bu tip insan hakları ihlallerinin yaygınlaşmasının ve anavatanımızdaki soydaşlarımızı ve dönüşçüleri hedef almasının tüm dünyadaki Çerkesleri rahatsız ettiği ve diğer diaspora ülkelerindeki kurumlarla birlikte sürecin yakından takip edildiği kaydedildi. Martin Koçesoko’ya yönelik haksız uygulamanın global etkilerini yerel yetkililerin yeterince öngöremedikleri, bu haksızlıkların Rusya’nın da çıkarına olmadığı, bu konulara ilişkin Büyükelçiliğin daha global bir vizyon ile konuya etkili şekilde müdahil olmasını beklediğimiz belirtildi. Büyükelçi Erkhov, konuyu araştıracaklarını ve taleplerimizi en üst düzeyde Moskova’da gündeme getireceklerini belirterek birkaç gün içerisinde bir yanıt alacaklarına inandıklarını dile getirdi. Genel Başkan Yıldız Şekerci haksızlığın giderilmesi konusunda sürecin uzamaması gerektiğini ve KAFFED’in diğer ülkelerdeki Diaspora sivil toplum kuruluşlarımız ile birlikte konunun takipçisi olacağını vurguladı. nanKaffed