İyi bakın bu fotoğrafa. Bu yakışıklı delikanlının adı Damir. Şikejlerin oğlu. Sadece on yaşında. Vatan toprağından, Nalçık'tan gönderdiler onu İstanbul'a. Küçük bedeni, şifa bulsun diye. Vatan'da yaşayanlar, kampanyalar yürüttüler ve ilk fırsatta gönderdiler onu İstanbul'a. Önce Allah'a, sonra bizlere emanet ettiler onu. İnternet üzerinden türlü yolla size ulaşan, hasta bir çocuğun, hasta yatağındaki perişan halini gösteren fotoğraf ve videoları kaldırıp atın bir kenara. Bilir misiniz kemoterapi nedir? Kanser hücrelerini yok etmek için zehir enjekte ederler vücudunuza. O dozda ilaç size verilse, siz onun kadar bile aralayamayabilirsiniz gözlerinizi. İyi bakın bu fotoğrafa. Bakmanınız gereken fotoğraf budur. Tha'nın yardımı ile el ele verip, bizim köylerin çocuklarından bir tanesini, tekrar bu haline döndürebiliriz çünkü. Biliriz herkes iyi niyetli. Ama iyi niyetli bazılarımızın, bu güzel oğlan tutunsun diye hayata, ortaya attığı asılsız paylaşımlar, onlar farkında olmasalar bile çok büyük zarar veriyor O'na. Tümör baskı yapıyormuş sinire, yüzünde felç oluşmuş, durumu o kadar kötüymüş, yok bilmem ne. Bir kere daha bakın fotoğrafa ve öyle okuyun sonrasını. Umut var çünkü. Bu güzel oğlan kan kanseri. Yani öyle sinire baskı yapacak bir tümör falan yok ortada. Moskova'da yapılan ilk tedavinin ardından, geri döndü Allahın cezası, tipi bozuk kan hücreleri. Ama bu da karşılaşılan bir durum bu hastalıkta. Özellikle çocuklar, çok daha yetenekli, kaybediliyor zannedilen savaşlardan zaferle çıkmakta. Toplanmaya çalışılan para sekiz yüz bin küsür lira değil artık. Vatandakiler ve tüm Vatan dışındakiler inançla uğraşıyor hala. Aynı hastanenin doktorları, toplantılar yapıp yöneticiler ile, önemli indirimler aldılar tedavinin devamı için. Her gün yeni yeni sınavlar çıkartıyor Tha karşımıza. Türlü sınavlarla sınıyor bizi. Önümüz bayram, bu defa sınavımız 10 yaşındaki bu güzel oğlan. Kaldırın atın hasta halinde, kemoterapi sonrası çekilmiş fotoğraflarını. Bu fotoğrafa bakın son bir kere. Damir iyileşebilir, Bina duvarlarına Vatan'ın, yeniden üç ok, on iki yıldız çizebilir, caddelerinde yeniden "Adige Wey Wey" diye haykırabilir çünkü. Biz üstümüze düşeni yaparsak, Yeminim olsun size, O da yapacaktır... nanKaffed
Rusya Federasyonunda Yükselen Nefret Söylemleri Önlenmelidir
21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü ile ilgili sembolik anlamı çok yüksek olan Soçi’de dikilen ve toplumumuzu rahatsız eden bir anıt, bilindiği üzere tepkiler üzerine kaldırılmıştı. Anıtın kaldırılmasını takip eden süreçte Çerkes halkına yönelik bazı ırkçı ve ayrımcı söylemlerin çeşitli çevrelerde dillendirildiğine şahit olduk. Özellikle bir televizyon kanalında yayınlanan bir yorumda, anayasa değişikliği sonrası Çerkeslerin ya kendilerine çizilen sınırlar içerisinde kalmaları ya da yok edilmeleri gerektiğine varan nefret söylemlerine ve etnik ayrımcılığa yer verildiği görülmüştür.div> Rusya Federasyonu Anayasasında yapılan ve haklarımızı gerileten değişikliklere karşı çıkma nedenimiz medyaya yansıyan etnik kışkırtma içeren, ötekileştiren, nefret dili ile umarız iyice anlaşılmıştır. Çarlık Rusyası’nın, anavatanımız Kuzey Kafkasya’ya yönelik soykırım ve sürgün uygulaması, hiçbir zaman unutulmamıştır. Buna karşın halkımız tarafından intikam değil adaleti esas alan barışçıl bir yaklaşım ile tüm halkların evrensel insan haklarına ve hukuka uygun bir anlayış içerisinde yaşama iradesine öncelik veren bir yaklaşım sergilenmiştir. Yanlışlığı yetkililer tarafından anlaşılıp kaldırılan bir heykel üzerinden ırkçı, ayrımcı bir dil ile nefret söyleminin yaygınlaştırılması; bu dili kullananların kendilerine anayasa değişikliklerini dayanak olarak kullanmaları Rusya Federasyonu’nda yaşayan hiçbir halka ve ülke yönetimine yarar getirmeyecektir. Rusya Federasyonu’nu tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ve kendi yasal mevzuatı çerçevesinde, etnik ayrımcılık, ırkçılık ve nefret söylemi içerikli yayınları engellemeye davet ediyoruz.nanKaffed
Hülya Atçı Nergis İle Görüştük
KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Genel Sekreter Serpil Dizdarlar Kayseri Milletvekilimiz Sayın Hülya Atçı Nergis ile çeşitli toplumsal sorunlarımızı ve güncel gelişmeleri görüştü. Her zaman olduğu gibi büyük bir duyarlılık ile sorun ve taleplerimiz ile ilgilenen Sayın Vekilimize teşekkür ediyoruz.nanKaffed
İletişim Anketine İlişkin Açıklama
Son günlerde sosyal medyada tartışılan KAFFED Etkin İletişim Anket Alan Çalışması, stratejik planlama çalışmalarımızın bir parçası olarak oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı da formda belirtildiği gibi “tüm dünyaya dağılmış olan insanımızın değişen dünya şartları ve teknolojik gelişmeler bağlamında daha iyi yardımlaşmasına, dayanışmasına ve etkili iletişimine katkı sağlamaktır”. Kurumsal platformlarımızda ve daha sonra da sosyal medyada tartışılan anket ile ilgili söylemlerin bir kısmının eksik bilgiden kaynaklandığı görülmüştür. Pilot denemeleri sırasında “mensup olunan boy” şeklinde sorulan soru gelen yanıtların amaca hizmet edecek sağlıklı bir veri seti oluşturmadığı görüldüğünden “Kuzey Kafkasya halklarından hangisine mensupsunuz?” şekline dönüştürülmüştür. Yine pilot uygulamada görülen aksaklığın giderilmesi, anketin sonuçlarının teknik olarak hızlı değerlendirilmesi ve soruya uygun cevapların alınabilmesi amacı ile cevap şıkları da eklenmiştir. Cevap şıkları tartışmaya neden olduğu için daha sonra soru açık uçlu hale getirilmiş ve katılımcıların kendilerini tanımladıkları ifadelerin esas alınması kararlaştırılmıştır. Pilot denemeleri sırasında mensup olunan boy sorusuna verilen yanıtlara ilişkin verilere dair iç dokümanlarımızın yeterli açıklama eklenmeksizin kamuoyuna yansıtılması farklı algılara neden olmuştur. Federasyonumuz, Genel Kurulumuz, Yönetim Kurulumuz ve Başkanlar Kurulumuzun kararları doğrultusunda çoğulcu bir anlayışla Kuzey Kafkasya halklarının birlikte dayanışma içinde ortak çıkarlarımız doğrultusunda çalışma zemini olmaya devam etmektedir. Kurum içerisinde farklı görüşlerin olması bir zenginliktir. Bu görüşlerin demokratik zeminde karşılıklı saygı çerçevesinde tartışılması Tüzüğümüzün ve ilkelerimizin bir gereğidir. Bu Anket Formu kavramlara ilişkin tartışmalara dair çözüm mekanizması ve zemini değildir. Çalışmanın amacı sadece etkin iletişimi ve dayanışmayı geliştirmektir. Bu doğrultuda anket çalışmamıza katkıda bulunanlara ve bulunacak olanlara teşekkür ediyoruz. Anketin Linki: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdGBHjG3ZFEKHO6F19HNr8LC-DqAh8sNCKeso5BSRikRiPQAg/viewformdiv> nanKaffed
Adıgey’in Yıldızları Belli Oldu
Adıgey Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının Düzenlediği 2020 yılı Adıge Yıldızları Uluslararası Çocuk ve Gençlik Sanat Festivali/Yarışması bu sene Kovid-19 Pandemisi nedeniyle sanal olarak yapıldı. Yarışmaya KAFFED’e bağlı 2 derneğimiz katıldı. Halk Dansları Kategorisinde K. Maraş "GİLAKSTENEY" Grubumuz 2’nci, Enstrümantal Müzik Kategorisinde ise Ankara Çerkes Derneği "BZEPS" Keman Grubu 3’ncü oldu. Konuyu takip eden KAFFED Adıgey ve Kıyı Boyu Şapsığ Çalışma Grubu üyemiz Bilge Eken’e ve yarışmaya katılan gruplarımıza teşekkür ediyoruz.p> Pandemi koşulları anavatan ile bağlarımıza engel değil… {gallery}/haber/federasyon/2020/Adigey_Festival_Bzeps{/gallery}nanKaffed
Federasyonumuz 17 Yaşında
Toplumumuzun sürgün sonrası diasporada kimliğini ve kültürünü koruma konusunda örgütlü mücadelesi uzun bir geçmişe sahiptir. Süreç içerisinde öncü aydınlarımız ve halkımızın değerli mensupları örgütlülüğümüzü kurmak, yaşatmak ve geliştirmek için nesilden nesile aktarılan bir mücadele içerisinde olmuşlardır. Bu mücadelenin en önemli sonuçları arasında yer alan Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun kuruluşunun bugün 17. Yıldönümünü kutluyoruz. Türkiye'de Kafkas Derneklerini merkezi bir örgütte toplama çalışmalarına 1975 yılında Ankara'da yapılan bir toplantıyla başlanıldı. Takiben İstanbul, Kayseri, Antalya ve tekrar Ankara toplantılarıyla devam edildi. Çerkeslerin çok dağınık olması nedeniyle demografik durumun tespiti, ulusal bilinç düzeyinin belirlenmesi, siyasi haklar ve Dönüş olayı o tarihlerdeki toplantıların asıl konularıydı. 5 Kasım 1977 tarihinde yapılan toplantıda, o tarihteki Dernekler Yasası'nın Federasyon olarak örgütlenmeye elverişli olması nedeniyle önemli bir adım atılma aşamasına gelinmişti. Ne var ki toplantı sonrası otobüs durağında beklenirken bilinmeyen kişilerce Çerkes gençlerinin taranması sonucunda Tsey Mahmut ÖZDEN hayatını kaybetti ve böylece çok önemli bir çalışma yarıda kaldı. Ardından 12 Eylül dönemi yaşandı. 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren dernekler yeniden açıldılar ve 1977'de yarıda kalan toplantılara 90'lı yılların hemen başında yeniden başlandı. Türkiye'nin değişik kentlerinde kurulu dernekleri bir çatı altında birleştirme çalışmalarının yoğunlaştığı 1990’lı yıllarda “kamu yararı statüsü” olmayan derneklerin federasyon kurması imkânı olmadığından zorunlu olarak Merkez-Şube ilişkisi içinde 5 Nisan 1993 tarihinde Kafkas Derneği (Kaf-Der) kurulmuştur. Türk Medeni Kanunu’nda Federasyon kurmanın kolaylaştırılmasına ilişkin 8 Aralık 2001 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren değişiklik sonrası Kaf-Der bünyesinde de Federasyon kurma çalışmalarına başlanmıştır. Katılımcı ve tabana yayılmış geniş bir istişare süreci ve gerçekleştirilen hazırlıklar sonucunda Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), 03 Temmuz 2003 tarihinde Ankara Valiliği nezdinde tüzel kişilik kazanarak resmen kurulmuş oldu. Daha sonra 34 derneğin katılımı ile 21 Aralık 2003 tarihinde Ankara'da toplumumuz adına ses getiren mesajlarla dolu olağan kuruluş genel kurulunu yapmıştır. Federasyonun asli organları teşekkül ettirilmiş ve Genel Başkanlığa Muhittin Ünal seçilmiştir. Sayın Muhittin Ünal’a, Federasyonumuzun bugüne kadarki Yönetim Kurullarında, Başkanlar Kurullarında ve Onur Kurullarında toplumumuza hizmet etmiş tüm insanlarımıza, delegelerimize, üye derneklerimizin yönetici ve üyelerine, Federasyonumuza katkı ve desteğini esirgemeyen herkese bu vesile ile tekrar teşekkür ediyoruz. Dağınık yerleşimimiz, kentleşme ve küreselleşme karşısında toplumumuzun örgütlülüğünün ve iç dayanışmasının güçlendirilmesi ihtiyacı kuruluş dönemine kıyasla daha da artmıştır. Kültürümüzün, dilimizin ve kimliğimizin fanusları olan köylerimiz büyük ölçüde boşalmış; kentlerde toplu olarak bulunduğumuz mahallelerde de kentsel dönüşümler yaşanmış birlikte yaşadığımız mahalleler dağılmıştır. Diasporik bir toplumun kurumu olmanın zorunlu bir sonucu olarak KAFFED, daima anavatanı (Xeku) önceleyen bir yaklaşım içerisinde olmuştur. Ancak anavatanla ilişkiler, uluslararası siyasi konjonktürden, Türkiye-Rusya ilişkilerinde yaşanan iniş ve çıkışlardan, Türkiye ile Rusya’da yaşanan demokratik daralmalardan etkilenmiştir. Tüm engellere, farklı yaklaşım ve yorumlara karşın, istikrarlı bir şekilde dönüş yaklaşımı her zaman öncelik alanı olarak korunmuş, anavatan ile eğitim, turizm, ekonomik ve sosyal işbirliği köprülerini geliştirme yönünde politikalar ve uygulamalar imkanlar ölçüsünde hayata geçirilmiştir. Değişen dünya zorlukların yanı sıra fırsatlar da sunmaktadır. Anavatan ve diğer diasporalarımız ile ulaşım ve iletişim imkânları artmıştır. Örgütlülüğümüz çözüm bekleyen çeşitli sorunlarına karşın yarım asrı aşan onlarca kurumu ile güçlü şekilde toplumuna hizmet etmektedir. Kamusal alanlarda kimliğimiz ve kültürümüzle daha fazla yer alıyoruz. Sorun ve taleplerimizi giderek artan bir etkililik ile gündeme taşıyabiliyoruz. Örgütlülüğümüzün çoğulcu bir nitelik kazanması, toplumun farklılıklarını bünyesinde barış içerisinde bir arada barındırabilmesi, kadın ve genç katılımı konusunda son yıllarda artan bilinç düzeyimiz ayrı ayrı bizi güçlendiren unsurlardır. Hayatın dinamizmi ve dünyada yaşanan gelişmeler karşısında, kurumlarımızın ve toplumumuzun da özümüzü, kimliğimizi ve kültürümüzü koruyarak gerekli değişim ve dönüşümleri bünyesinde sağlıklı şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu çerçevede bugüne kadar farklı tarihlerde düzenlenen ortak akıl toplantıları, KAFFED’e özgü bir gelenek olan her genel kurul öncesi tam gün serbest kürsü formatında istişare toplantıları ve konu odaklı çeşitli toplantılar ile ortaya konulan sorunlar ve çözüm önerilerinin tekrar gözden geçirilmesine, benzer danışma ve katılım süreçlerinin geliştirilerek uygulanmasına, bu süreçlerden beslenen bir stratejik planlama anlayışına duyulan ihtiyaç çerçevesinde çalışmaları tamamlanmak üzere olan KAFFED Stratejik Planı önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır. KAFFED, toplumun yapıcı katkıları ile 20. yılına doğru bünyesini güçlendirecek önlemleri alarak güçlü adımlarla ilerlemek ve varlık mücadelesi sürecinde tüm diasporaya ve anavatana ihtiyaç duyulan güçlü desteği sunmak tarihi sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Bu sorumluluğu yerine getirmek için toplumumuzla omuz omuza demokratik örgütlülüğümüzü geliştirerek çalışmaya devam edeceğiz. Birlikteysek güçlüyüz! Kafkas Dernekleri Federasyonu Kuruluş süreci ile ilgili bilgi için : https://www.kaffed.org/kaffed/federasyonla%C5%9Fma-s%C3%BCreci.html?fbclid=IwAR0B4zFjTB3F0qhrO9sKD3v7S4GbKrN-SQANaqKUP-160b31EltaQy6sduEp>nanKaffed
Kurban Bağışı Kampanyası
Suriye'deki iç savaş nedeniyle Türkiye'ye yerleşmek durumunda kalan Suriyeli Çerkes kardeşlerimiz ile İlimtepe'de yaşayan Kafkasyalı kardeşlerimiz için Kurban Kampanyası düzenliyoruz. Eğer siz de Kurbanlarınızı mülteci soydaşlarımıza ulaştırmak isterseniz kampanyamıza katılabilirsiniz. Kurban kesimi için 1.300,00 TL Kurban Bedeli + 50,00 TL Kesim ücreti=Toplam 1350 TL nin aşağıda belirtilen hesabımıza gönderilmesi gerekmektedir. Kurban vekaletleri Yönetim Kurulu Üyemiz Samit Tokmak’a ( 0505 452 97 84 ) telefonla aranarak verilmelidir. İşkembe dışında Kurbanlığa ait her parça kesilip hazırlanarak ihtiyaç sahiplerine teslim edilecektir. KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU Hesap Numaramız:p> Kafkas Dernekleri Federasyonu Ziraat Bankası / Emek Şubesi / Ankara Hesap Numarası : 765-35586148-5001 IBAN : TR02 0001 0007 6535 5861 4850 01 NOT : EFT ve havale gönderilirken açıklama kısmına; Adına kurban kesilecek kişinin Adı-Soyadı ile "Kurban Bedeli” ibaresi yazılmalıdır.p> EFT ve havaleler 29 Temmuz 2020 Perşembe günü saat 17:00 ye kadar gönderilmelidir.p> div>nanKaffed
Bir Yazar Bir Eser: ÇERKES SÜRGÜNNAMESİ -Süha Baytekin
“Yavaş yavaş uyandırın çocukları!” dedi, yutkundu. “Zamanı geldi!” Kesik kesik öksürdü ve sustu. Sözü uzatmaktan korktu. Söylenecek başka bir şey de yoktu. Bu kadar mı kolaydı?p> Bin yıllara, hayatlara, hayallere, bugüne ve geleceğe vurulan ölümcül darbe!p> “Zamanı geldi!” Kader denilen manzumede hükmünüzün yazıldığı iki kelime! Bu kadar kolaydı işte. “Ya gideceksiniz ya biteceksiniz!”p> … “Beş bin yıldır var oldukları, her karışında izlerini bıraktıkları, dağlarında emsalsiz atlarının nal sesleri yankılanan, ağaçlarında kamıl ve mızıka ezgileri dökülen, dökülürken genç kızların perilerle birlikte süzüldüğü, sevgiye ve kana doymuş bu onurlu topraklarda, nesiller boyunca verdikleri var olma savaşında yenilmişlerdi. Ama mert bir savaşın mağlubu oldukları söylenemezdi.”p> … Sürgün! Ne kadar insafsız bir kelime! Yer yabancı, dil yabancı, aldığınız nefes yabancı.p> Nineler, dedeler, “Ah ölseydi keşke!” diyecekler. “Keşke ölseydik de gömülseydik atalarımızın, evlatlarımızın koynuna!” … Ya o çocuklar?p> Anasız, babasız, boynu bükük, yapayalnız çocuklar! Yaşarken yok olacaklar!p> Uyurken bile ayrılmayan Gupse ve Jan!p> İki küçük kardeş, diğer anasız, babasız, sahipsiz kalan kardeşler gibi, önce sürgün çocukları için kurulan geçici yetimhaneye gönderildiler.p> Evlatlık verilen Gupse, Trabzon’da kaldı.p> Jan, İstanbul’daki başka bir yetimhaneye yollandı…p> Küçük Gupse’nın, Trabzon’un tanınmış zahire tüccarlarından Muhsin Efendi’nin karısı Emine Hanım’ın elinde neler çektiğini, o küçücük kızın kimlik bunalımını gözyaşları içinde okuyacaksınız.p> Küçük Jan’ın, Kafkasya’dan sürülen, savrulan ailesinden koparılarak İstanbul’da, Babıâli’nin saygın memurlarından Asaf Bey’in Kuzguncuk’taki konağında nasıl bir kimlik ve kültür değişimine uğradığını kabullenmek istemeyerek dinleyeceksiniz!p> … Gupse, nasıl Zehra oldu?p> Jan, nasıl Ömer oldu?p> Bu iki hikâye, çok üzecek sizi, yüreğiniz daralacak, nefesiniz tıkanacak, kahrolacaksınız!p> “Bu nasıl bir kader!” diye çıldırırken kim bilir belki Süha Bey’e de isyan edeceksiniz, bu kadar acıyı sizlere yaşattığı için!p> … “Gideceksiniz!” demişlerdi, düşmüşlerdi yollara. “Kapıyı kilitleyin!”demişti Huzbek’in babası.p> “Anahtarları da iyi saklayın, fazla sürmez döneriz geri!”p> Annesi, bir parça toprak alıp evlerine doğru serpmişti. Ne okuduğunu ne yaptığını hiç sormadılar... … Sürgün!p> İnsanı ne kadar ürperten bir kelime! Gelecek birileri, sizi her şeyinizden koparacak.p> Bin yıllardır ne varsa biriktirdiğiniz sizi siz yapan. İtiraz hakkınız bile olmadan, insanlık dışı bir yolculuğa çıkacaksınız.p> Başkalarının kararlarıyla,başkalarının zorlamalarıyla, başkalarının hesaplarıyla…p> Maziniz mahzun ve biçare, şehitleriniz öksüz kalacak, geçmesin namert eline diye atlarınızı bile vuracaksınız! Süha BAYTEKİNp> Sizlere, “İnsanımıza, insanımızın gözüyle, insanımızı anlatmak için çabalıyorum!” diyen, duyarlı, donanımlı, yüreği sevgi ve duygu dolu güzel bir insanı, onun ince işçilikle oluşturduğu nefes nefese okunacak, okuduğunuza değecek bir kitabını tanıtmaya çalışacağım.p> Süha BAYTEKİN, 1965 Almanya doğumlu.p> İstanbul Haydarpaşa Lisesi, Marmara Üniversitesi Uluslararası İşletmecilik Fakültesi… Yüksek lisans ve doktora… Koç Holdingve Hamoğlu Holding’de devam eden çalışma hayatı… Ve çok önemsediği, emekliliği olmayan bir görev: Çerkes toplumuna hizmet… Zengin fotoğraf arşivi, sosyal medyada “geçmişimiz, bugünümüz ve yarınımız” ile ilgili yüzlerce deneme, makale… Aynı zamanda Jineps’te köşe yazarlığı.p> Ve ilk kitap, 2017 “Diasporada Çerkes Olmak”p> İkinci kitap, 2019 “Çerkes Sürgünnamesi” Basılmayı bekleyen sıradaki kitaplar: “Kutsal Ay’ın Kızları”, “Kutsal Güneşin Çocukları” ve “Diasporik Hikâyeler”, “Serencam”p> Yazarımızın şu ifadesi kayda değer: “Yazarken bir edebi kaygı, bir süsleme endişesi taşımıyorum. Ben, bilgi ve duygu harmanlamaya çalışıyorum!”p> Sevgili Süha, biz de seni anlamaya, seninle düşünmeye, senin gibi duygulanmaya çalışacağız. Tarih ve kültür özlü sözlerinlebizler de unutulmayan acıları, katlanılmaz sancıları, umudu birlikte yaşayacağız.p> Daha çok okuyacak, daha çok sorgulayacak, daha çok ileriye bakacağız!p> Bu tür güzel kitapların katkısıyla beyin fırtınaları oluşturacak, geçmişten gerekli dersleri alarak geleceğe birlikte yelken açacağız!p> Göreceksin biz, acıda birleştiğimiz kadar başarıda da birleşeceğiz!p> Biz artık acıları değil, mutluluk ve başarıları konuşacağız! Bu kültürü birlikte yaşatacağız!p> Değil mi ki gücümüz kültürümüz, kültürümüzse gücümüzdür! “ÇERKES SÜRGÜNNAMESİ”HAKKINDAp> Kitabın ön sözünde, yürekten geldiği her halinden belli, sıcak, samimi ifadeler var:p> “Yazarken temel prensibim; halkımızın her kesiminin okuyup anlayacağı bir tarz ve üslup kullanmak. Edebi kaygılardan, süslemelerden olabildiğince uzak durarak bilgi ve duyguyu harmanlamak.p> Tarihten, gerektiği kadar ve onu tahrif etmeden yararlanmak…” Bu samimiyete şapka çıkarılmaz mı? “Çerkes Sürgünnamesi” bir tarih kitabı mı, roman mı, hikâye mi? Yazar buna da içtenlikle cevap veriyor: BU KİTAP NİÇİN YAZILDI?p> Yine kendisinden dinleyelim. “Bu kitabı yazmamın belli başlı nedenleri şunlar: Klasik tarih anlatımı çok değerli olsa da bu anlatımın, halkımızın kendi gerçeğini içselleştirmesinde yetersiz kaldığı düşüncesi. Acılarla bir yerlere savrulmuş halkların kimlik bilincini canlandırma ve canlı tutmada ortak acıların en güçlü araçlardan biri olduğunu düşünüyor olmam. “Sürgün” dediğimizde aklımıza hep “Büyük Sürgün”ün geliyor olması. Yine bizim insanımızın yaşadığı, derin izler bırakan Balkan Çerkesleri Sürgünü ve Gönen-Manyas Sürgünü’nü pek önemsemediğimiz düşüncesi.p> Bilhassa üzerimizdeki etkisi hâlâ devam eden Gönen-Manyas Sürgünü söz konusu olduğunda yıllar boyunca yutkunmamız, dudaklarımızı ısırmamız ve susmamız.p> Son olarak da kendi duygularımı soydaşlarımla paylaşmak istemem. Bunu yaparken de, bu üç sürgünü yaşayan insanlarımızın yanında kendime yer açarak, onlarla birlikte yaşayıp, onların muhtemel duygularıyla kendi duygularımı bir araya getirip, bilgi ile de harmanlayıp okuyucuya aktarmayı amaçladım.p> Gerçek hikâyeler kullandım çoğu zaman. Ve kitabımı “İsimsiz mezarlarda yatanlara” ithaf ettim.” SÜRGÜNNAME NEYİ ANLATIYOR?p> "Çerkes Sürgünnamesi” bir halkın altmış yıl içinde art arda yaşadığı üç dramı anlatıyor:p> Anavatan’dan sürülüş, Balkanlardan sürülüş, Gönen-Manyas Sürgünü.p> Sevgili Süha Baytekin, “Atalarından miras kalan toplumsal acıları, usule değil esasa odaklanarak olanca yoğunluğuyla okurlarına aktarabilme gayretinde.”p> Kitap “İsimsiz mezarlarda yatanlara” ithaf edilmiş. p> “Çünkü vatan uğruna verilen mücadelede, soykırım ve sürgünde, sürgün sonrası kamplarda, sokaklarda, tarlalarda, çayırlarda, iskân için dağıtım yapılırken yollarda, Osmanlının savaştığı her cephede, bastırılması gereken her isyanda, Kurtuluş Savaşı’nda, Gönen-Manyas sürgününde, dağda, bayırda, velhasıl her yerde o kadar çok isimsiz mezarları var ki...”p> “Bu masum ve mazlum, ama her zaman kahraman ve onurlu insanları daha iyi anlamak için yapılmış samimi bir çalışma “Çerkes Sürgünnamesi”p> … Geri dönmedi minik Nefin! Bir daha kimse görmedi. Sır oldu, sır kaldı.p> Köle tüccarları kaçırmış denilen diğer iki küçük çocuk gibi! Siz bilir misiniz çaresizlik nasıl bir şeydir?p> Gözbebeğimiz, evladınız bir anda yok olur, dilinizi anlayamayan dağlara, bayırlara sorar uçan kuştan medet umarsınız.p> “Yaşıyor mu, nereye götürüldü, kimin yanında,ne halde?” diye kahrolmaktan ve avare bir koşuşturmadan başka hiçbir şey gelmez elimizden!p> … Uykusuz bir gece daha sona eriyordu ama diğerlerinden farklıydı bu gece. Bin yıllardır satır satır yazılan destana konulan nokta, bu topraklarda yaşanacak son mutlu ve en kederli gece. … Köy çeşmesinin başı kalabalıktı...p> Delikanlı bekledi, at bekledi, Naxo bekledi, kızlar sırayla doldurdular güğümlerini; Fatımet’in güğümlerinin dolması biraz uzunca sürdü her nedense. Delikanlı gülümsedi, utanır gibi oldu Fatımet, sanki diğer kızlar da fısıldaşıp gülüşmüşlerdi galiba...p> Evlendiler! Yaşayanlardan af dilemek için olsa gerek, onca acının arasına ışıltılı küçük güzel şeyler de serpiştirilir!p> … Gençliğinde işlediği göz nuru çeyizlerinden bir şeyler sıkıştırmıştı bohçalarından birine.p> Jan, doğduğunda aile damgasının işlendiği deri parçasını nereden geldiğini hiç hatırlamadığı sedef kakma bir kutunun içinde saklıyordu. Onu da koymuştu bohçalardan birinin içindeki giyeceklerin arasına. On üç yaşına geldiğinde bileklik haline getirilip Jan’ın koluna takılacak ömür boyu çıkmayacak da kısmetse!p> GÖNEN-MANYAS SÜRGÜNÜp> “Gidiyorsunuz!” dediler ve onlar, baştan başlayarak sımsıkı tutunmak zorunda oldukları, hiç de öyle güllük gülistanlık olmayan yaşamlarını arkalarında bırakıp yeni bilinmezliklere doğru yola çıktılar!p> Kutsal ocakları bir kez daha söndü. Bu sürgün, bir bakıma büyük sürgün kadar yaralayıcıdır! Büyük sürgünde Çerkeslerin var olan hayatları ellerinden alındı.p> Balkan Çerkesleri sürgününde ise vatanlarından koparılarak bir avuç buğday gibi rastgele serpiştirilip de düştükleri topraklarda kanlarıyla, alın terleri ile bağırlarına taş basıp ümitlerine ve hayallerine sarılarak yoktan var ettikleri iğreti hayatlarına el kondu.p> Çerkesler, büyük sürgünden on dört yıl sonra bambaşka diyarlarda dönüşü olmayan yeni başlangıçlara mecbur bırakıldı.p> Gönen Manyas Çerkesleri, oraya buraya dağıtıldılar. “Haydi bakalım!” dediler. “Yaşayın yaşayabiliyorsanız!”kim bilir gevrek gevrek gülmüşlerdir de belki.p> … Bir araya gelemediler, dertleşemediler, hallerine birlikte ağlayamadılar, varsa eğer paylaşamadılar bir lokma ekmeklerini, destek olamadılar birbirlerine… Üzerlerine yokluk çullandı heyula gibi. Hayâsızca gasp ettiler çocukların dupduru gülümsemelerini.p> Lekesiz kalplerine hayatları boyunca sürecek inatçı bir korku saldılar. Yalnız geçmişi ve bugünü değil geleceğe de haciz koydular!p> … “Falanca köylüler, toparlanın gidiyorsunuz!” Çağrılan köylüler, hayvan vagonlarında tıkıştırılacak nereye olduğunu bilmedikleri, günlerce sürecek bir yolculuğa çıkacaklardı.p> İşte yine bir benzerlik! Köhne teknelerin ve mavnaların yerini alan hayvan vagonları.p> … Kaybolmasın diye entarisinin içine diktiği bir cebe özenle sakladı anahtarı. Kimseye bırakmadı içinde Nefin’in gizli gizli kokladığı giysileri olan küçük bohçayı.p> … Sürülmekle bitmez sürgün, tekrar tekrar sürünürsünüz oradan oraya.p> Orası olmaz buraya, burası olmaz oraya. Derler ki “Toplanın gidiyorsunuz bir başka yere!” ailenizin bir kısmını yakınlara, bir kısmını çok uzaklara!p> Zaten dağılmış olan yüreğinizle, belki de bir daha birbirimizi görmek üzere. “Çerkes Sürgünnamesi” APRA yayıncılık tarafından yayımlandı. (İstanbul -2019) Kitap, üç ana bölüm ve birçok başlıktan oluşuyor: Büyük Sürgünp> Goşenay ve Kuğay’ın Hikâyesi Atlarını Vurmuşlardı Fatımet Guaşe Karadeniz’e Yolculuk Asırlarca Süren Bekleyiş Vatana Veda Halifenin Kutlu Topraklarına Selam Tarumar Olan Yaşamlar Ya O Çocuklar Gupse ya da Zehra Jan ya da Ömer ul> Balkan Çerkesleri Sürgünüp> Balkanlara Yolculuk Yeni Bir Yaşama Doğru Herşeye Rağmen Umut Ve Kutsal Ocak Bir Kez Daha Söndü ul> Gönen Manyas Sürgünüp> Zulüm Başlıyor Talan Edilen Yaşamlar İnsanlık Utandı Yaşananlardan Mızıka Çalmam Yasaklandı… ul> BU ESERDE DİPNOTLAR ÇOK ÖNEMLİp> Yukarıda da bahsettiğim gibi bu eser adeta bir “xabze” kitabı, bir tarih kitabı, bir roman, bir hikâye hatta bir anı kitabı.p> Kitapta bu tatların hepsini tatmak mümkün.p> Ayrıca ben, dipnotları bu kadarönemli, etkili olan az eser okudum desem yalan olmaz.p> “Çerkes Sürgünnamesi” nin dipnotlarıyla “Adıge xabze”yi öğrenmek, K. Kafkas tarihiyle bütünleşmek mümkün.p> Sayın Baytekin, dip notları tam da amacına uygun ve çok etkili kullanmış.p> Sevgili okurlar, sakın dipnotları asla atlamayın hatta göz ucuyla da okumayın, zira dipnotlarda bir nizam- intizam manzumesi, bir tarih, bir kültür gizli.p> Süha Bey, kitabın son sözünde şu ifadeleri kullanıyor: “Kitapta geçen karakterlerle birlikte yüreğiniz daraldıysa, arada sırada dolduysa gözleriniz, birkaç şeyi de öğrenmenize vesile olabildiysem bu kitap amacına ulaşmış demektir.”p> Ben de diyorum ki Sevgili Süha, eserin her yerinde çok samimi ve duygu dolu ifadeler kullandın! Esere, yüreğini kattın!p> Kitabı, nefes almadan soluk soluğa okumak zorunda bıraktın!p> İlk sayfalarda sıktım kendimi iyiden iyiye, gözyaşlarımı dizginledim. Ama ilerleyen sayfalarda bıraktım kendimi, duygularım kabardıkça kabardı, gözyaşlarım aktı, aktı…p> Bu çalışma amacına ulaştı, müsterih olabilirsin! Emeklerin asla zayi olmadı, olmayacak!p> İyi ki varsın! İyi ki bu güzel eserle toplumumuzun idrakine sundun! Sevgili Süha, ben de sizinle ve acılarla dolu hayat hikâyesini anlattığın talihsiz, kadersiz karakterlerle birlikte indim Karadeniz’e! p> Uyanamadığım bir kâbus gibi geçen aylarca ufuklara dikip gözlerimi uzaklarda belirecek bir gemiyi bekledim sizinle.p> Goşenay’ı sonsuzluğa uğurlarken dizlerinin üzerine çöktüğünde Kuğay, yanında olup onu teselli etmek isteyenlerden biri de bendim.p> Gupse ve Jan yaşamın dehlizlerinde kaybolup gittiklerinde ben de sizin gibi düşmek istedim peşlerine…p> … Hep sağlık ve huzur içinde kal! Yeni kitapları heyecanla bekliyoruz! İnanıyorum ki toplum ve kültür duyarlılığı içinde olan herkes, bu güzel eserin hakkını verecektir. “Çerkes Sürgünnamesi” nin çok kişiye ulaşması, çok kişi tarafından okunması, eserden toplumumuzun azami derecede istifade etmesi temennisiyle... Selam ve sevgilerimle. nanYemuz Nevzat Tarakçı
Rusya Federasyonu’nda Anayasa Değişikliğine Hayır
Rusya Federasyonu’nda 1 Temmuz Çarşamba günü yapılacak anayasa referandumu, insan haklarına, hukuka ve eşitliğe dayalı demokratik federatif yapıyı bozma riski taşımaktadır. Söz konusu Anayasa değişiklikleri Rusya Federasyonu’nun taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açık aykırılıklar içermektedir. Bu Anayasa değişiklikleri Rusya Federasyonu'nda yaşayan halkları diasporalarını çok yakından ilgilendirmektedir. Biz diasporada yaşayan Çerkesler, anavatanımızdaki soydaşlarımızın ve bütün Rusya Federasyonu Halklarının, uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış olan demokratik bir toplum düzeninde barış ve huzur içerisinde yaşamasını istiyoruz. Bu Anayasa değişikliğine karşı olma gerekçemiz de demokratik ilkelerle çelişmesinden dolayıdır. Bu Anayasa değişikliği ile Federasyonu bağlı Cumhuriyetlerin halkları Rus etnisitesi karşısında anayasal olarak ikincil konuma düşürülerek sonrasında sistemli bir şekilde asimile edilmelerinin yolu açılmış olacaktır. İnsan hakları evrenseldir. Asimilasyon bir insanlık suçudur. 21 Mart 2020 tarihinde yayınlayarak uluslararası tüm kurum ve kuruluşlara ve Dünya Çerkes Birliği’ne de gönderdiğimiz “ Rusya Federasyonu Anayasası Değişikiği ile ilgili Açık İtiraz ve Çağrı” metninin arkasındayız. Diasporadaki Çerkes örgütleri olarak, Rusya Federasyonu halklarının Diasporadaki kişi ve kurumlarını, federatif devletin ilkeleriyle bağdaşmayan tekçi uygulamalara ve kazanılmış hakların geri alınmasına yol açabilecek antidemokratik anayasa değişikliğine karşı açıkça HAYIR demeye çağırıyoruz. Genel Başkan Yıldız Şekerci'nin konuyla ilgili açıklamasının linki: https://youtu.be/MRHfTihAtaAdiv> Konuyla ilgili daha önce yayınladığımız yazının linki : https://kaffed.org/haberler/federasyondan/item/3999-rusya-federasyonu-anayasasi-degisikligi-acik-itiraz-cagri.htmldiv> ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Общероссийское голосование по поправкам к Конституции Российской Федерации, которое состоится в среду 1 июля, несет в себе риск нарушения демократической федеративной формы государственного устройства, основанной на соблюдении прав человека, законеи равенстве. Данные конституционные поправки содержат в себе существенные противоречия, которые несовместимыс международными соглашениями, участником которых является Российская Федерация. Эти конституционные поправкиочень тесно связаны сдиаспораминародов, проживающих на территории Российской Федерации. Мы, черкесы, представители черкесской диаспоры, хотим, чтобы проживающие на территории нашей родины все наши соотечественники и все народы Российской Федерации жили в мире и согласии в условиях демократическогообщества, гарантированногомеждународными конвенциями. Причина нашего выступления против конституционныхпоправок заключаетсяв том, что они противоречат демократическим принципам. С введением этих поправоквКонституциюнародамреспублик, входящихв состав Российской Федерации, по отношению к русской этнической принадлежности в конституционном порядкебудет присвоен статус второстепенных сторон, что впоследствии будет способствовать формированию их систематической ассимиляции. Права человека имеют универсальный характер. Вместе с этим, ассимиляция является преступлением против человечества. Мы выступаем в поддержку своего обращения«Открытогопризыва и протеста в отношении внесенияизменений в Конституцию Российской Федерации», котороемы опубликовали 21 марта 2020 года и направили всеммеждународнымучреждениям и организациями, а также во Всемирную ЧеркесскуюАссоциацию. От лица черкесских объединений диаспоры, мы призываем представителей народов диаспоры и их организации на территории Российской Федерации открытосказатьНЕТ, выступая противантидемократическихконституционныхпоправок, которые могут привести к монопольнойпрактике, несовместимойс принципами федеративного государства, и к лишению законных прав. Genel Başkan Yıldız Şekerci'nin konuyla ilgili Rusca alt yazılı açıklamasının linki: https://youtu.be/pvsYh81Arlkp> ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Constitution referendum to be held on Wednesday, July 1st, in the Russian Federation have risk of disrupting the democratic federal structure basing on human rights, law, and equality. The constitutional changes in question include items clearly contrary to international conventions to which the Russian Federation is a party.p> These Constitutional changes are of particular concern to diasporas of the people living in the Russian Federation. We, the Circassians living in the diaspora, want our kin in our homeland and all the peoples of the Russian Federation to live in peace and tranquility in a democratic social order, which is guaranteed by international conventions. Our reason for being against the Constitutional changes is that these changes are contrary to democratic principles. By these Constitutional changes, the peoples of the Federated Republics are considered constitutionally secondary in comparison with the Russian ethnicity. Accordingly, these changes will lay the way open for systematic assimilation. Human rights are universal. Assimilation is a crime against humanity. We defend the text of the “Open Opposition and Appeal on the Constitutional Change of the Russian Federation Constitution” that we send to all international institutions and organizations and the World Circassian Union, on March 21, 2020. As the Circassian organizations in the diaspora, we urge the persons and institutions of the peoples of the Russian Federation to say NO to the anti-democratic constitutional changes that may lead to monist practices incompatible with the principles of the federative state and the cancellation of the acquired rights. Genel Başkan Yıldız Şekerci'nin konuyla ilgili İngilizce alt yazılı açıklamasının linki : https://youtu.be/h75AFQKrxzEp> div> nanKaffed
Gençlerle Gelecek III: Toplumumuz, Kurumlarımız ve Gençliğimiz
İlkini 22 Mayıs 2020 tarihinde Ankara Üniversitesi Kuzey Kafkasya Halkları Topluluğu’ndan (AnkaraKaf) Yakup Savaş ve Yıldız Üniversitesi Kuzey Kafkasyalı Öğrenciler Topluluğu’ndan (YıldızKaf) Gözde Duman’ın; ikincisini İzmir Çerkes Derneği Gençlik Komisyonu’ndan Selinay Arı ve Güney Marmara Gençlik Komisyonu’ndan Fatih Emir’in katılımı ile düzenlediğimiz “Gençlerle Gelecek” program serimizin üçüncüsünü 25 Haziran 2020 Perşembe akşamı saat 21:00’de Federasyonumuzun YouTube Kanalından gerçekleştireceğiz.p> Bu programda “Toplumumuz ve Kurumlarımız Araştırma Yarışması”nda dereceye giren Samsun Çerkes Derneği Gençlik Komisyonu’ndan Aslı Acıoğlu ve Denizli Kafkas Kültür Derneği Gençlik Komisyonu’ndan Sinemis Buket İleri konuğumuz olacaklar.p> Konuklarımızla hem yaptıkları araştırmanın sonuçlarını konuşacağız hem de toplumumuz, kurumlarımız ve gençliğimiz ile ilgili gözlem ve deneyimlerine dayalı düşüncelerini ve gelecek perspektiflerini ele alacağız.p> Gençleri dinlemek, geleceğe güvenimizi tazelemek ve sorularımızı sorup cevaplarını almak üzere; Genel Başkan Danışmanımız Ömer Atalar’ın moderatörlüğünde, 25 Haziran 2020 Perşembe akşamı, Saat 21:00 de KAFFED YouTube Kanalında buluşalım. p>nanKaffed