Kafnet.biz Logosunu Arıyor!

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) ve Kafkas İşadamları Derneği (KAFİAD) işbirliği ile kurulan Kafkas Girişim ve İş Ağı (KAFNET) platformunun web sitesi kafnet.biz için logo tasarım yarışması açılmıştır. KAFFED Girişim ve İstihdam Komisyonu’nun düzenlediği yarışmanın amacı kafnet.biz web sitesine kurumsal kimlik kazandırmaktır. Bu doğrultuda camiamızda bulunan yetenekli tasarımcılardan gelecek öneriler oluşturulan jürinin elemesinden geçerek seçilecektir. Yarışma Detayları: • Kafnet.biz web sitesi kuruluş amacına uygun logo tasarımı. • Kazanan tasarımcıya üzerinde sülale armasının bulunduğu Şharhon hediye edilecektir. • Yapılan tasarımların PDF formatında info@turanakin.com adresine iletilmesi gerekmektedir. • Son katılım tarihi 30 Haziran 2021’dir.nanKaffed

Umut Biterse At Koşmaz

Kafkas Dernekleri Federasyonu bünyesinde yer alan Nart Akademi komisyonu tarafından düzenlenen “Meşe Altı Toplantıları” na üçüncü kez katıldım. Farklı bölgelerden, farklı fikir yapılarına sahip gençler aylık belirlenen konu üzerine konuşuyorlar.p> Bazen hemfikir olunuyor bazen farklı düşünceler dile getiriliyor. Ama kim ne düşünürse düşünsün bence en önemlisi herkes fikirlerini bir saygı çerçevesinde anlatıyor Ve karşı fikre saygı duyuyor. Herkes birbirinden bir şeyler öğreniyor. “Meşe Altı Toplantıları” nda hoşuma giden diğer bir durum ise toplantılara kadın katılım oranının yüksek olması. Kısaca, “Meşe Altı Toplantıları” nın her manada Çerkesler için özlenen, istenen şeyleri barındırdığını söyleyebilirim. Son toplantı, “21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü”nü anma etkinlikleri kapsamında, 23 Mayıs 2021’de, saat 21.05’te yapıldı ve Federasyonumuzun hem Youtube hem de Facebook hesaplarından canlı yayınlandı. Konu “21 Mayıs ve Gelecek”; soru ise “Halkımızın geleceğinden umutlu musunuz?” idi. Toplantı, herkese açık bir canlı yayın olmasına rağmen, toplantıya katılan arkadaşlar fikirlerini açık bir şekilde dile getirmeye çalıştılar. Sevindirici nokta, sanırım Çerkes gençleri olarak bizi sınırlandıran kabukları kırmaya başladık. Eksiklerimiz ya da fazlalarımız olsa da bu halkın geleceği için bizim de söyleyeceklerimiz var; bunu gösterdik. Toplantıda önce problemler dile getirildi. Gördük ki, düşünülenlerin aksine Çerkes gençliği halkının durumundan, problemlerinden bihaber değil, sorunları görebiliyor. Çözüme yönelik de herkes farklı açılardan düşüncelerini söyledi. Ortaya konulan tüm çözüm önerileri bir bütünün parçalarıydı; bir yap-bozun parçaları gibi hepsi birbirini tamamlayan düşüncelerdi. Geçmişe dair bilgilerimiz önceden azdı. 21 Mayıs neydi, ne değildi tam adlandıramıyorduk. Bazen “göç” bazen “muhaceret” bazen de sadece “sürgün” olarak adlandırdık. Bir dönem “Kafkas Sürgünü” dedik. SSCB'nin dağılmasından sonra, hem tarihte yaşananlarla ilgili bilgimiz arttı, hem de bildiklerimizi anlatabilmek için şartlar daha uygun hale geldi. Bugün ise taşlar artık yerine oturdu ve gençler şunu çok iyi biliyor ki 21 Mayıs 1864’e kadar yaşananlar bir soykırımdı. 21 Mayıs ise “Çerkes Soykırımı ve Sürgünü”nün simgesel tarihi. Vatanımızdaki Cumhuriyetlerimiz çok önceden bu yönde kararlar almışlardı. Kabardey Balkar Sosyalist Sovyetler Cumhuriyeti Sovyeti (Parlamentosu) Çerkes (Adıge) Soykırımının kınanması ve bunun Rusya Federasyonu Yüksek Sovyeti (Parlementosu) tarafından tanınması için 1992 yılında bir karar almıştı. Benzer bir karar, 1996 yılında, Adıgey Cumhuriyeti Parlamentosunda da kabul edilmişti. Bu kararlar halen geçerlidir. Ben, Çerkes halkının bugün yaşadığı tüm sorunların sebebinin tarihte yaşadığımız bu trajedi olduğunu ve bu trajedinin; yani “Soykırım ve Sürgün”ün, “Çerkes Sorunu”nun kendisi olduğunu düşünüyorum. Ve bu sorunun çözümü yaşananların telafisi ve tazminiyle mümkün olacaktır. Bu aşamada bize düşen nedir? Öncelikle kavram kargaşasına son vermeliyiz. Biz Çerkesler, bu konuyu Cumhuriyetlerimizde tanımlandığı şekliyle; yani “Çerkes (Adıge) Soykırımı” olarak ele almalıyız. Ve sadece yaşanan trajediyi veya haksızlığı dile getirmemeli, başta Rusya Federasyonu olmak üzere tüm dünyaya çözüm yollarını işaret etmeliyiz. 21 Mayıs "Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Günü"nde, diaspora Çerkeslerinin kayıtsız şartsız vatana dönüş haklarının tanınması, dönüş yaptıkları tarihi vatanlarında herkesle eşit hak ve özgürlüklere sahip olmaları; diasporada yaşayan Çerkeslere “sürgünde yaşayan halk” statüsünün ve çifte vatandaşlık hakkının verilmesi gibi taleplerimizi, doğru yol ve yöntemler ile, herkesin bizi duyacağı ve goreceği yer ve platformlarda dile getirmeli, diğer halkların vicdanlarına seslenmeliyiz. Bunlara paralel olarak gençler olarak, Çerkes halkında kimlik ve vatan Çerkesya bilincini geliştirmeli, yaşadığımız ülkelerde tarihi ve sosyal araştırmalar, politik çalışmalar yapmalıyız. Adalet yerini bulana kadar mücadele etmeliyiz. Peki bu adalet ne zaman yerini bulacak? St. Petersburg Gazetesi, Çarlık Rusyası askerlerinin 21 Mayıs 1864’te “Atkuac”da, yani bugünkü “Krasnaya Polyana”da düzenledikleri askeri geçit törenini şu başlıkla duyurmuştu dünyaya: "ÇERKESYA ARTIK YOK! İşte bir gün gazeteler “ÇERKESYA ARTIK VAR” diye başlığı attıklarında, adalet yerini bulmuş olacaktır. Bunlar güzel hayaller mi? Evet, şimdilik hayal. Ama zaten bütün yolculuklar güzel hayallerle ve umutlarla başlamaz mı? Güzel bir Çerkes atasözü var: “Umut biterse, at koşmaz” (Гур кIодымэ шыр чъэрэп) diye. Benim geleceğe dair çok büyük umutlarım var! nanHakhu Nart

Acı Geçmişten Umutlandıran Geleceğe Doğru

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Nart Akademi Komisyonu tarafından düzenlenen "Meşe Altı Toplantısı canlı yayını", 23 Mayıs akşamı gerçekleştirildi. Gençlerin ilgisi ve büyüklerimizin desteğiyle gerçekleştirilen toplantı sonrasında geleceğe umut fidanları dikmekte kayıtsız kalamıyor insan.p> 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nde güzel bir ivme yakalayan gençler, geleceğe ışık saçarak, kendilerine güvenilmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlamış oldular. p> Toplumumuzda yaptığımız her şeyin büyüklerimizin önderliğinde olması ve son kararın büyüklerimize bırakılması nedeniyle kendini geri planda bırakılmış hisseden gençler; artık geleceğin kendilerine emanet olduğunun tam anlamıyla farkında ve "Meşe Altı Toplantıları"yla biraz daha cesaretlendiler.p> Geçmişten günümüze süregelen 21 Mayıs dramatizasyonlarının ötesinde, tarihin anlam ve önemini yitirmeden toplumsal bir uyanış olacağını artık görebiliyoruz. Şimdiye kadar, intikam ve acı söylemleriyle bir yol alamadığımızın farkına varmış bulunuyor, bundan sonraki süreçte birlik beraberlik içinde bilinçlendirme çalışmaları ve adalet çağrısıyla yola çıkıyoruz.p> Biz gençler, muhattabımızı/muhattaplarımızı bir çatı altında sınırlandırmıyor; ulaşılabilecek en son noktaya kadar ulaşmayı hedefliyoruz. Globale yayılarak Çerkes Soykırımı ve Sürgününü, bilmeyen, duymayan, görmeyen kalmasın istiyoruz.p> Amacımız, önce Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nü anlatmak ve tanıtmak. Bu sonuca kısa zamanda ulaşmak; Türkiye, Ürdün, İsrail gibi bir çok ülkedeki ve "soykırım ve sürgün" sonrası azınlık durumuna düştüğümüz Anavatanımız'daki Çerkes Gençleriyle birlikte hareket ederek mümkün olacaktır. Bunu biliyor ve bu doğrultuda hareket edebilmeyi umuyoruz.p> Anavatan'a dönüş konusunda belki kalıcı, belki dönemsel çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bunun için ilk olarak konferanslar düzenlenmesi yönünde girişimlerde bulunarak Anavatan ile ilgili bilmediğimiz ya da yanlış bildiğimiz şeylerin düzeltilmesini talep ediyoruz. Tarihi vatanımız Çerkesya ve Çerkes tarihiyle ilgili nerdeyse hiç bir şey bilmiyor çoğu gencimiz. Bunun için çalışmalar yapılmasının önemli ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.p> Değerli ve Saygıdeğer Büyüklerimiz,p> Biz yapılan hata ve yanlışlardan ders alıyor, doğru adımlarla amacımıza ulaşmayı hedefliyoruz. Bu hedefe sizlerin desteğinizi de alarak ilerlemek istiyoruz. Sizlerin desteği ve güveni bizim için sizin düşündüğünüzden çok daha önemli. p> Geçmişi olmayanın, geleceği olmaz. Sizler bizim geçmişimiz, önderlerimizsiniz. Bizlere inanarak, fikirlerimizi, düşüncelerimizi dikkate alarak geleceğin global önderlerinin yetişmesinde öncü olabilirsiniz.p> Anavatan'da okumak isteyip de maddi yetersizlikler nedeniyle gidemeyen ya da karşısına ne çıkacağını bilmediği için gitmekte tereddüt eden gençlerimiz var. Bildiğiniz şeyleri bizimle paylaşmanız demek bizim Anavatan'a biraz daha yaklaşmamız demek. Orada okumak isteyen arkadaşlara burs verme imkanı olan büyüklerimizin gençlere destek olması Anavatan'a çok daha yaklaşmamız demek.p> Sizden ricamız bizi duyun. Çerkesliği yaşatmak, Çerkesce'yi yaşatmak, Anavatanımız'a dönebilmek, "Çerkes Soykırım ve Sürgünü"nü duyurabilmek istiyoruz. Siz büyüklerimizin desteği olmadan yarımız. Bizi yarım bırakmayacağınızı umuyoruz.p>  p>nanPsımıt Kübra Alagöz

” VUSEPSE ” Şiir Okuma Yarışması  Sonuçlandı

KAFFED ile Hatokşokho Gazi Adige Dil Derneği’nin organize ettiği yarışmaya Kabardey'de bulunan, ilkokul birinci, ikinci , üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencisi çocuklar,  aile üyeleri ile birlikte katıldılar. Her yıl yüz yüze, çok sayıda çocuğun izleyiciler önünde okuduğu şiirler ne yazık ki bu sene pandemi koşulları gereği yine internet üzerinden video paylaşımı şeklinde yapıldı. Yarışmaya 45 aile katıldı. Yarışma her zaman aile içinde yoğun heyecan ve paylaşımlara neden oluyor.  Küçük çocuklar için şiir ezberlemek pek zor olmasa da aile üyelerinden bazıları ile anadilde şiir paylaşmak katılımcıları biraz daha fazla heyecanlandırıyor. Yarışmanın asıl amacı, anadil farkındalığı yaratmak adına, aile içi anadil eğitimine dikkati çekmek. Bunun için ailelerin çocukları ile birlikte anadille sunum yaparak aynı ortamı paylaşmalarını sağlamak.  Şiir ezberleyerek, sunum mizanseni ile başkalarıyla bunu paylaşmak çocukların zihinsel ve ruhsal gelişimlerine de katkıda bulunduğu gibi, ilköğretim çağı çocuklarının anadillerini kullanarak yarışmaları etkinliğe ayrı bir güzellik katıyor. ‘’ Vusepse ‘’ Şiir Okuma Yarışmasının Kabardey  jürisini; aktivist Guğotıj Artur, tiyatro oyuncusu-yönetmen Kankul İslam, tiyatro oyuncusu Kanıkhuey Zalina, Üniversite kütüphanesi yetkilisi Şampar Madina, Adige TV programcısı Cedu Sakinat oluşturdular. https://fb.watch/5IMiijQ3ej/strong>p> KAFFED ’in öncülüğünde oluşturulan Türkiye’deki jüride; Hapae Bilge Eken, Bram Alaattin Bayram, Pşıhoj Fikret Kınık, Tekulan Yakup Temel, Bilanıkho  Alpaslan Arı, Dzeşokho Ahmet Çelik, Karatshuk İlkay Karaduman, Nazar Hamit Yüksel ve Mamreş Aziz Aytek Atalar yer alıyor. Türkiye’deki ve Kabardey’deki jürinin puanları birleştirilerek dereceler belirlendi.   1-2-3 ve 4. Sınıflar ‘’ VUSEPSE ‘’ Şiir Okuma Yarışması sonuçları :   BİRİNCİ SINIFLAR : Birinci    : Aşağı Hatokşıkhuey Köyü, Şığuşe Elina.Öğretmeni Joldaş Lena. İkinci    : Konhable  Köyü, Bağı İlane.Öğretmeni Haşıkoy Vialetta. İkinci    : Hasanbiy Köyü, Şıkho Vialetta.Öğretmeni Kanamet Luiza. Üçüncü : Hasanbiy Köyü, Tutay Diyane.Öğretmeni Kanamet Luiza. Üçüncü :Hasanbiy Köyü, Şıkho Hadije.Öğretmeni Kanamet Luiza. Üçüncü :Hasanbiy Köyü, Husin Aliya .Öğretmeni Kanamet Luiza.   İKİNCİ SINIFLAR : Birinci    : Yukarı Hatokşıkhoy Köyü, Aşebekho Aleysa.ÖğretmeniApşe Kudas. İkinci    :Şegem-1 , Beğot Yasmin.Öğretmeni Karden Madina. Üçüncü :Aşağı Hatokşıkhuey Köyü, Authle Amine.Öğretmeni Hamırze Zareta. Üçüncü : Nalçik, Ulbaş Larina. Öğretmeni Şokal Valentina.   ÜÇÜNCÜ SINIFLAR : Birinci    : Dokşıkoy Köyü, Hajkara Dayane. Öğretmeni İvan Madina. İkinci    : Nalçik, Kanemğot Amira.Öğretmeni Dehu Rita. İkinci    :Dıgulıbgoy Köyü, Phıtık Ariyelle.Öğretmeni Şocen Maryana. Üçüncü : Nalçik, Kabarde Ruzanna.Öğretmeni  Dehu Rita. Üçüncü : Nalçik , Nıc Diyane.Öğretmeni Şokal Valentina.   DÖRDÜNCÜ SINIFLAR : Birinci   : Nalçik,  Şığuşe Liliyana. Öğretmeni Kanlo Elbina. İkinci    :Nalçik, Seyin Yasmina.Öğretmeni Kanlo Elbina. İkinci    :Tıjey Köyü, Atalık Dane.Öğretmeni Balkar Ludmila. Üçüncü : Aşağı Hatokşıkhoy Köyü,Abrokho Diyane.Öğretmeni Abaze Juleyta. Üçüncü :Arşıdan Köyü, Katina Dayane. Öğretmeni Nalşık Emma. Üçüncü :Arşıdan Köyü, Sunş Zalim. Öğretmeni Şhağapsou İnna. Üçüncü : Şecem, Şevey Temirlan.Öğretmeni Zemıh Kristina.   Dereceye giren çocuklarımızın videolarını aşağıda linki bulunan Hatokşokho Gazi Adige Dil Derneği sayfasından  izleyebilirsiniz. https://www.facebook.com/bzexasestrong>p>nanKaffed

‘’ ORSER ‘’ Edebi Eser Canlandırma Yarışması

KAFFED ve Hatokşokho Gazi Adige Dil Derneği anadil için işbirliğini sürdürüyor. ‘’ Hatko Ömer Seyfettin ‘’ anısına düzenlenen yarışma 18 Nisan 2021 tarihinde sonuçlanmıştır. Aslında sahnede sergilenen performanslardan oluşan yarışmanın formatı video paylaşımı şekline dönüştürüldü. Çocukların Adıge edebiyatının zenginliğini kavramaları için güzel bir yöntem olduğunu düşündüğümüz yarışmada , çocuklarımız kendi seçtikleri edebi bir eserden beden dillerini de kullanarak bir kesit canlandırdı. 5 - 8. sınıfa kadar olan öğrencileri kapsayan yarışmaya 19 öğretmenin hazırladığı 49 çocuk katıldı. Her bir sınıf için değerlendirme ayrı yapıldı. Bu yıl 5. sınıftan katılım olmadığı için 6, 7 ve 8. sınıflar ayrı ayrı değerlendirildi. Hem diasporada anadil farkındalığı yaratmak hem de ana vatanda anadile emek verenleri yüreklendirmek düşüncesi ile Hatokşokho Gazi Adige Dil Derneği ve KAFFED işbirliği yaparak , yarışma katılımcılarını her iki kurumun jürileri birlikte değerlendirdi. KAFFED ’in öncülüğünde oluşturulan ‘’Anadil Değerlendirme Grubu’’: Bram Alaattin Bayram, Pşıhoj Fikret Kınık, Tekulan Yakup Temel, Bilanıkho Alpaslan Arı, Dzeşokho Ahmet Çelik, Karatshuk İlkay Karaduman, Nazar Hamit Yüksel, Mamreş Aziz Aytek Atalar ve Hapae Bilge Eken’ nin takdir ettikleri puanlar ile Nalçik’teki jürimizi oluşturan Kankul İslam, Mahue Marina, Kanıkhuey Zarina ‘nın puanları birleştirilerek dereceler belirlendi. SONUÇLAR AŞAĞIDA LİSTELENMİŞTİR: 6.sınıf öğrencileri değerlendirme sonuçları : Birinci    : İslamey Köyü , Vurıs Nurbek, öğretmeni Gaysın Fatima.İkinci     : Dohşıkhue Köyü, Karden Temirlan, öğretmeni Neğud Amina.İkinci     : Nalçik , Kensheli İslam, öğretmeni Dehu Rita.Üçüncü  : Abukhable Köyü, Apşe Elina, öğretmeni Bey Jansuret.Üçüncü  : Lafıjhable Köyü, Peunej Dane, öğretmeni Karden Fatima.Üçüncü  : Hapshey Köyü, Merzey Dayane, öğretmeni Fokıje Maya. 7.sınıf öğrencileri değerlendirme sonuçları : Birinci    : İslamey Köyü, Melıho Kantemir, öğretmeni Melıho Samara.İkinci     : Toktamışey Köyü, Kuşha Arina , öğretmeni Kanıkhoy Raya.İkinci     : Abukhable Köyü, Abrokho Radima, öğretmeni Bey Jansuret.Üçüncü  : Hapshey Köyü, Çerim Elina, öğretmeni Fokıje Maya.Üçüncü  : İslamey Köyü, Gaysın Alla, öğretmeni Gaysın Fatima.Üçüncü  : İslamey Köyü, Stepan Milana, öğretmeni Melıho Samara. 8.sınıf öğrencileri değerlendirme sonuçları : Birinci  : Koşırgoy Köyü, Lıh Adelina, öğretmeni Kazanş Nina.İkinci   : İslamey Köyü, Hamırze Milana, öğretmeni Ganşevey Aksana.İkinci   : Hapshey Köyü, Şamırza Alina, öğretmeni Fokıje Maya.Üçüncü: Koşırgoy Köyü, Yan Darina, öğretmeni Mahuethl Larisa.Üçüncü: Mertezey Köyü, Kumuk Rozana, öğretmeni Verzey Juletta.Üçüncü: Hatuvey Köyü, Laşe Maryana, öğretmeni Kanlo Amina. Dereceye giren çocukların videolarını aşağıdaki sayfadan takip edebilirsiniz. https://www.facebook.com/bzexasestrong>p> nanKaffed

Gençler Meşe Altında Geleceğimizi Tartıştı

Kafkas Dernekleri Federasyonu 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anma Etkinlikleri kapsamında, 23 Mayıs 2021 Pazar günü 21.05 – 23.30 saatleri arasında gençlerin katılımları ile Meşe Altı Toplantıları 21 Mayıs Özel Canlı Yayını gerçekleştirildi. Toplantının konusu “21 Mayıs ve Geleceğimiz” idi. Konu geçmiş, güncel ve geleceğe dönük boyutları ile ele alındı.  Toplantının moderatörlüğünü Meşe Altı Toplantıları organizasyon ekibinden Feyza Önal yürüttü. Toplantı farklı şehirlerdeki derneklerimizden ve üniversite öğrenci topluluklarımızdan (ÜNİKAF) gençlerimizin katılımlarıyla gerçekleştirildi. Meşe Altı Toplantılarının tanıtılmasıyla başlayan canlı yayın tanışma turuyla devam etti. Gençler tanışma bölümünde moderatörün yönelttiği “Halkımızın geleceğinden umutlu musunuz?” sorusuna cevaben yaşanılan çevre ve küreselleşen dünya göz önüne alındığında umudun azaldığını fakat umudun her zaman varolması gerektiğini; diasporada ve anavatanda son dönemlerde yaşanan gelişmelerden dolayı umutlarının arttığını, Meşe Altı Toplantıları gibi platformlarda gençlerin gelecek hakkında konuşuyor olmasının bile umudun varolduğunun bir göstergesi olduğunu, kimliğinin bilincinde bir gençlik olduğu sürece umudun daima olacağını ve  konuşmayı bıraktığımız zaman ancak umudun biteceğini dile getirdiler. İzleyiciler için, farklı formal ve informal yapıdan gençlerin bir araya gelerek Twitter’da yürüttükleri 21 Mayıs hashtag/gündem çalışması hakkında bilgi verildi. Ardından pandemi koşulları dahilinde anavatanda gerçekleşen anma törenlerinden kısaca bahsedildi. Siyasi partilerin ya da parti üyelerinin 21 Mayıs günü önceden hazırlanmış metinleri, fotoğrafları sosyal medyada yayınlayarak sorumluluklarını yerine getirmiş sayılmayacakları, iki üç saatlik toplantılar sonrasında yeterli hiçbir adımın atılmadığı, siyasi mecralarda daha aktif ve başarılı olabilmek için etkin lobi çalışmasına ihtiyaç olduğu tespitinde bulunuldu. Bundan sonra önemli olanın “22 Mayıslarda” neler yapılacağı ve bir sonraki 21 Mayısa kadar neler yapılması gerektiği olduğunun altı çizildi. Muhaceret, göç, sürgün ve soykırım kavram karmaşasına değinildi. Soykırımın tanınması için öncelikle Çerkes toplumunun tanınması gerektiği; 21 Mayısı sadece bir gün konuşup bırakmamamız ve daha geniş bir zamana yayılmasına ihtiyaç olduğu; 21 Mayısın büyük bir soykırım olduğunu diğer toplumlara anlatmak için geçmişi, günümüzü ve geleceği ele alarak, önce kendi çevremize anlatmakla başlayıp, sonra büyük kitlelere hitap ederek,  belirli rutinler dahilinde video paylaşımları, yayınlar ve sosyal medya gündemi oluşturma gibi çalışmalar yapılabileceğine ilişkin önerilerde bulunuldu.  Dünya üstünde soykırıma uğramış ve belli hakları iade edilmiş milletlerin yapmış olduğu lobi çalışmalarının incelenebileceği; hangi hakların hangi yöntemlerle talep edilmesi konularında çalışılabileceği dile getirildi. Ayrıca toplumun siyasi ve ideolojik temellerde bölünmesinin önüne geçilmesi gerektiği; demokratik çoğulcu bir zeminde tüm farklılıklara rağmen “Birlikteysek Güçlüyüz” mottosu altında bir araya geldiklerini belirten gençler, çalışmalarını gelecek yıllarda daha fazla genci dahil ederek devam ettirmek istediklerini dile getirdi. Programın kapanışında gençlerin büyüklerinden beklentileri ile ilgili görüşleri de dile getirildi. Gençlerin karar süreçlerine dahil edilmesi; anavatan ile ilişki kurulması konusunda burs gibi, organizasyon desteği gibi konularda gençlere yardımcı olunması; farklı ülkelerdeki diasporaların ve anavatanın gençlerinin bir araya gelebileceği imkanların çoğaltılması gerektiği vurgulandı. Haber : Feyza Önal {gallery}/haber/federasyon/2021/210523_Mesealti_{/gallery}p> p> p>nanKaffed

Ethem Bey Bir Minnet Yazısı

Ömrüm boyunca milliyetçi tanımların bir önemi olmadığını düşünerek, daha çok bir insanlaşma çabası içinde olmuş birisi oldum. Kendimi bir…

21 Mayıs 1864’ten 21 Mayıs 2021’e

Federasyonumuz (KAFFED) pandemi koşulları nedeniyle 157. Yılında 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgününü sınırlı katılımlı kamusal etkinlikler ve çevrimiçi programlar ile andı. Anma etkinlikleri kapsamında KAFFED, İstanbul Büyükşehir Belediyesi desteğiyle bir sergi açtı. “Çerkes Sürgün İkonografisi ve Fotoğraf Sergisi” Taksim Metrosu Gezi Parkı girişinde 28 Mayıs’a kadar görülebilecek. Sergide sanatçılar Mahmut Koçer, Faruk Kutlu, Ferit Domaniç ve Fatih Ersem’e ait eserler yer alıyor. Serginin açılışını KAFFED Başkanı Yıldız Şekerci yaptı. Şekerci açılış konuşmasında soykırım ve sürgünün tarihsel sürecini aktardıktan sonra; “İntikam değil adalet istiyoruz. Geçmişimizi unutmamalıyız. Geçmişi unutmadan barışçıl bir şekilde geleceği tasarlamak gerekiyor. Çerkes halkının haklarını ve çıkarlarını gözeterek tüm taraflar ile karşılıklı saygıya dayalı, yapıcı diyalog yürütülmesi gerekmektedir. Bölgemizde acı örneklerini gördüğümüz çatışmacı politikaların da farkında olarak dikkatli bir şekilde hareket etmek zorundayız” dedi. Açılışa, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel ile Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros,İstanbul’da faaliyet gösteren derneklerimizin temsilcileri katıldı. Sergiden sonra İstanbul Kartal’da Dragos Su Sporları İskelesi yanında bulunan ve heykeltraş Arslan Gualgoshe tarafından yapılan ‘Hayat Ağacı’ isimli sürgün anıtının önünde bir anma gerçekleştirildi. Kartal Belediyesi ve Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun birlikte düzenlediği anma etkinliğine; Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Adem Uçar ile İstanbul’da bulunan Derneklerimizin üyeleri katıldı. Hayat Ağacı anıtına çelenk sunularak kırmızı karanfil bırakıldı. {gallery}/haber/federasyon/2021/210521_Taksim_Metro{/gallery} KEFKEN PROGRAMI VE DERNEKLERİMİZ Her sene Kefken’de düzenlenen anma programı bu sene pandemi nedeniyle ikinci kez kitlesel olarak yapılamadı. KAFFED Sakarya Kafkas Derneği Başkanı Orhan Sarı, Hendek Kafkas Derneği Başkanı Kamil Şirinel, Uzuntarla Adige Derneği ve Ketenciler Çerkes Derneği temsileri ile birlikte sınırlı katılımlı bir anma organize edildi. Karaağaç Köyündeki Sürgün Mezarlığında saygı duruşunun ardından, dua edildi. Babalı sahilinde denize çelenk bırakıldı, sürgün ağıtları okundu. p> {gallery}/haber/federasyon/2021/210521_Kefken{/gallery}p> Öte yandan KAFFED ve üye derneklerimizin girişimleri ile belediyelerin yol kenarlarındaki elektronik panolarında, bilboardlarında ve raketlerinde Çerkes Soykırımına ilişkin görseller sergilendi. KAFFED üyesi dernekler, şehirlerindeki anıtların önünde ve deniz kenarlarında, pandemi önlemleri çerçevesinde sınırlı katılımla anma törenleri düzenlediler. Bu anma programları yerel ve ulusal medyada ses getirdi. YOUTUBE YAYINLARI KAFFED, akşam da çevrimçi anma etkinliği yaptı. Bu kapsamda, ilk programda Düzce Adige Xace’nin organize ettiği Soykırımı ve Sürgünü Anma Mevlütü YouTube kanalından canlı olarak yayınlandı. “21 Mayıs 1864 /Tanıklarla Kefken’in Dünü Bugünü” belgeselinin ilk gösterimi yapıldı. Belgesele aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=_20d40WH0Xkstrong>p> Ayrıca, “Karadeniz’in İki Yakasındayız” adlı kısa film çalışması revize edildi. SOSYAL MEDYADA 21 MAYIS Bu yıl sosyal medya etkinliklerine gençlerimiz öncülük etti. Meşe Altı Toplantısında ortaya konulan görüşler doğrultusunda gençlerin organizasyonu ile Twitter’da yapılan sosyal medya etkinlik çalışması çok başarılı oldu. Gençlerimize emek ve destekleri için ayrıca teşekkür ederiz. 20 Mayıs’tan itibaren siyaset dünyası temsilcileri anma mesajları yayınladılar. Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı ile Siyasi Parti Genel Başkanlarının tamamına yakını, Bakanlar, milletvekilleri ve belediye başkanları yayınladıkları mesajlarda acımızı paylaştılar. Duyarlılık gösteren herkese teşekkür ediyoruz. 21 MAYIS KONFERANSI Federasyonumuzun YouTube kanalında 21 Mayıs Konferansları düzenlendi. 21 Mayıs günü düzenlenen konferansların ilkinde konuşmacı Doç. Dr. Cahit Aslan idi. Programın tekrarını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=_SC3WjBbqO8strong>p> İkinci konferansa Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı konuk oldu. Programın tekrarını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=kpdXDKQ6fjMstrong>p> Konferans serimiz 22 Mayıs 2021 Cumartesi akşamı araştırmacı-yazar, tarihçi Ayşe Hür ve Alman akademisyen Irma Kreiten’in konuk olduğu programla tamamlandı. Konferansları ilgiyle izleyen, sorularıyla yönlendiren herkese teşekkür ederiz. Aşağıdaki linklerden konferansları yeniden izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=vRBLy8Eolt0strong>p> https://www.youtube.com/watch?v=zp5H28KUbMMstrong>p> 21 MAYIS VE GELECEĞİMİZ GÜNDEMLİ MEŞE ALTI KAFFED bir süredir gençlerimizin bilgi, görüş ve önerilerini; toplumsal dinamizme ve kurumsal çalışmalara yansıtmak, gençlik katılımını güçlendirmek, gençlerimizin kendi aralarındaki iletişimi ve işbirliğini artırmak amacıyla düzenlenen Meşe Altı Toplantıları düzenleniyor. Bu toplantılara katılan gençler "21 Mayıs ve Geleceğimiz" gündemiyle bu defa 23 Mayıs Pazar akşamı canlı bir Meşe Altı Toplantısı yaptılar, 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgününü geçmiş, güncel ve geleceğe dönük boyutları ile tartıştılar. Meşe Altı 21 Mayıs özel yayınının tekrarı aşağıdaki linkten izlenebilir.p> https://www.youtube.com/watch?v=2ha51J8_l34strong>p> p> p> p> p> p> p> p> p>nanKaffed

21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgününün 157. Yıldönümüne İlişkin Basın Açıklaması

Vatan savunmamızın son çatışmasını kaybettiğimiz 21 Mayıs 1864 tarihi ile sembolize edilen Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 157. yıldönümünde anavatanda, Türkiye’de ve diasporamızın yaşadığı tüm ülkelerde halkımız, birlikte yaşadığı halklar ve dünyanın vicdanlı tüm kesimleri ile dayanışma içerisinde anma etkinlikleri gerçekleştirmektedir. Önceki yıllarda Türkiye’de merkezi ve yerel organizasyonlar ile kamusal alanlarda kitlesel olarak gerçekleştirdiğimiz anma etkinliklerini bu yıl pandemi önlemleri çerçevesinde ağırlıklı olarak internet ortamında yürüteceğiz. Tarih boyunca yayılmacı hiçbir çaba içerisinde olmayan Çerkes halkı, vatanını dünyanın en büyük güçlerine karşı sonuna kadar savunmuştur. Rus Çarlığına karşı da aynı kararlılıkla ve kahramanlıkla 101 yıl vatanını savunan Çerkesler, asimetrik güç dengesi karşısında bu savaşı kaybetti. Savaş sürecinde savaş hukuku da çiğnenerek sivillere ve doğaya yönelik her türlü vahşetin ve insanlık suçunun sergilendiği tarihi belgelerde kayıtlıdır. Savaşın sonunda ise geriye kalan savaş yorgunu nüfusumuzun yüzde 90 ı Osmanlı topraklarına sürülmüştür. Çok kötü şartlarda yola çıkartılan 1.5 milyon Çerkesin 500 bini sürgün yollarında ve özellikle de Karadeniz’de hayatını kaybetmiştir. Bugün haritalara baktığımız zaman tarihi Çerkes ülkesinde özellikle Karadeniz kıyısında tam bir etnik temizlik yapıldığını görüyoruz. Tarihi Çerkes ülkesinde bugün Çerkesler azınlık durumundadır. Bunu biz Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak Çerkes Soykırımı ve Sürgünü olarak niteliyoruz ve her yıl 21 Mayıs’ta hem yerel derneklerimizde hem de ülke genelinde anıyoruz. Ayrıca anavatandaki anma törenlerine de katılıyoruz, bu törenleri yayınlarla ve haberlerle Türkiye diasporasına ulaştırıyoruz. 21 Mayıs 1864 sürgünü ile sülaleler, aileler hatta kardeşler birbirinden kopartılmıştır. Bugün bir sülalenin fertlerinin birçok ülkeye dağıtıldığı bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu, iletişim olanaklarının gelişmesi ile daha yakından görmeye de başladık. Bu tablonun bir örneği olarak Verouka sülalesinin bir ferdi Türkiye’den giderek Avrupa Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkanı olurken diğer ferdi Ürdün Çerkes Yardımlaşma Derneği Başkanı olarak çalışmalarımıza katkı vermektedir. Ne sürgün gittiğimiz ülkelerde rahat yüzü gördük ne de vatanda kalan az sayıdaki soydaşımız rahat yüzü gördü. Birçok ülkede asimilasyon politikaları ve ayrımcı uygulamalar ile dilimiz ve kültürümüz baskı altına alınarak yok edilmeye çalışıldı. Anadilimizi yaşatmamızın önüne engeller konuldu. Bütün bunların üstüne Sovyetler döneminde dünyanın iki ayrı kampına düşen anavatan ve diaspora arasında ulaşım ve iletişim adeta imkânsız hale geldi. Ama bütün bunlara rağmen hem anavatandaki hem de diasporadaki Çerkesler olarak bugüne kadar dilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi taşımayı başardık. Bu başarısı nedeni ile halkımız ile ne kadar gurur duysak azdır. 157 yıl boyunca hem anavatanda hem de diasporada bu uğurda emek veren büyüklerimizi rahmet ve saygı ile anıyor; bugün bizlerle omuz omuza bu bayrağı geleceğe taşımaya çalışan kardeşlerimi ve her zaman desteklerini yanımızda hissettiğimiz Çerkes dostu insanları da bu vesile ile saygı ile selamlıyoruz. Federasyonumuzun geleneksel olarak anma törenlerinde dile getirdiği bir sloganı sizlerle bu vesile ile bir kez daha paylaşmak istiyorum: “İntikam değil adalet istiyoruz”. Geçmişimizi unutmamalıyız. Doğru bir şekilde öğrenmek için tarihçilerimiz, bilim insanlarımız çalışmalı ve eserler ortaya koymalıdır. Fakat geleceğimizi barışçıl bir göz ile tasarlamalıyız. Kendi halkımızın haklarını ve çıkarlarını göz önünde tutmalıyız ve bu çerçevede tüm taraflar ile yapıcı diyaloglar geliştirmeliyiz. Rusya Federasyonu ile de bu çerçevede karşılıklı saygıya dayalı, doğru ve barışçı bir diyalog yürütmeliyiz. Diyaloğun karşılıklı saygıya dayalı olması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Bölgemizde acı örneklerini gördüğümüz çatışmacı politikaların da farkında olarak dikkatli bir şekilde hareket etmek zorundayız. Federasyonumuzun ve üye derneklerimizin yarım yüzyılı aşkın tarihi boyunca temel ilkesi diasporanın yüzünün anavatana dönük olması ilkesidir. Diaspora anavatansız var olamaz. Anavatan için de dünyanın farklı ülkelerine yayılmış 7 milyon soydaş büyük bir güçtür. Ayrıca yaşadığımız ülkeler ile Rusya Federasyonu arasında ekonomik, sosyal ve kültürel tüm ilişkiler için de halkımızın akrabalık ilişkileri değerlendirilmesi gereken önemli olanaklar sağlayabilir. Diasporanın dilini, kültürünü ve kimliğini anavatan ile ilişkilerini geliştirerek koruyabilmesi ve yaşadığımız ülkeler ile Rusya Federasyonu ilişkilerine daha etkili katkı sağlayabilmemiz için beklediğimiz öncelikli adım çifte vatandaşlık hakkının tanınmasıdır. Bu konuda Rusya Federasyonu, Türkiye Cumhuriyeti ve halkımızın yaşadığı diğer ülkelerin yönetimleri nezdinde girişimlere başladık. Çifte vatandaşlık hakkının tanınması halinde soydaşlarımızın anavatana ziyaretleri büyük ölçüde artacaktır. Ticaret, turizm, eğitim, sanayi, ihracat ve bilimsel işbirliği gibi pek çok alanda bunun olumlu etkileri görülecektir. Türkiye’de AB reform süreçleri ile red, inkar ve asimilasyon politikalarında yaşanan olumlu gelişmeleri memnuniyetle karşıladık. Reform süreçlerine güçlü şekilde katkı verdik. Üniversitelerde açılan Çerkesce bölümlerine, ortaokullarda tanınan seçmeli anadili derslerine, anadilimizde kamusal yayıncılık çalışmalarına Federasyonumuz ve toplumumuz somut katkılar ile destekler sağlamıştır. Bu konularda yaşanan sorunların çözümü için de ilgili Bakanlıklarla ve yetkililerle yapıcı diyalog kanallarını işletiyoruz. Reform süreçlerinde yaşanan duraksama daha önce tanınan hakların yer yer uygulamada tıkanması ve yeni reformların da gündeme gelmemesine neden olmaktadır. En kısa sürede evrensel haklar temelinde reform gündemine tekrar dönülmesini istiyoruz. Son yıllarda kamu-sivil toplum diyaloğu anlayışı içerisinde yürüttüğümüz çalışmalar sonucu, Federasyonumuz ve 56 üye derneğimiz kamu kurumları ile taleplerimiz ve sorunlarımızın çözümü konusunda yapıcı bir iletişim içerisine girmiştir. Tüm siyasi partilerden belediyelerimiz ile farklı alanlarda dil, kültür ve kimliğimizin korunmasına yönelik adımlar atıyoruz. Bakanlıklar ile de yer yer ortak çalışma imkanları yakalıyoruz. Ancak, UNESCO listelerinde Tehlike Altındaki Diller kategorisinde olan anadilimizin korunması ve kültürümüzün yaşatılması konusunda merkezi ve yerel yönetim kuruluşlarının artık kendilerinin sorumluluk alması gerektiğine inanıyoruz. Federasyonumuzun ve Derneklerimizin çalışmalarına bugüne kadar verdikleri desteğe teşekkür ediyoruz. Ancak bu ülkede vergi veren ve tüm vatandaşlık sorumluluklarını yerine getiren en büyük kültür gruplarından birisine karşı merkezi ve yerel yönetimleri ile Devletin tek sorumluluğunun STK ların bazı taleplerine sınırlı destekler sağlamak olmadığını anlamamız ve tüm ilgililere de anlatmamız gerekiyor. Kültür Bakanlığı bünyesinde bir Bakan Yardımcısının sorumluluğunda Düzce ve Kayseri Erciyes Üniversitelerindeki Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümleri mezunlarının da uzman olarak çalışacağı birimlerin kurulmasına yönelik talebimizi bu vesile ile bir kez daha gündeme getirmek istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı ortaokul seçmeli anadili derslerinin önündeki engellerin kaldırılması ve bu derslerin yaygınlaştırılması konusunda STK larımız ile ortaklaşa stratejiler geliştirmeli ve uygulamalıdır. Anadili öğretiminin ortaokuldaki seçmeli 2 saat ders ile sınırlı tutulmaması; anaokulundan üniversiteye kadar kesintisiz şekilde sağlanması gerekmektedir. Düzce ve Erciyes üniversitelerindeki anadili bölümleri mezunlarının atanacağı kadrolar, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gecikmeksizin açılmalıdır. Nüfusumuzun yoğun olarak yaşadığı yerlerde Valilikler ve Kaymakamlıklar kendilerine bağlı birimlerin dilimize ve kültürümüze duyarlı stratejik planlamaları ve çalışmaları hayata geçirmesini sağlamalıdır. Belediyeler başta kültür birimleri olmak üzere tüm çalışmalarında toplumumuzu göz önünde bulundurmalı; bu çalışmalarda Düzce ve Erciyes üniversitelerinin ilgili bölümlerinin mezunlarını istihdam etmelidir. Dilimiz ve kültürümüz bu ülkenin ve dünyanın kültürel zenginliğinin bir parçasıdır. Atılan tüm adımlarda bu duyarlılık ile hareket edilmelidir. Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak ve çoğu yarım asrı aşkın tecrübeye sahip 56 üye derneğimiz ile kamu-sivil toplum işbirliği içerisinde atılacak tüm adımlara şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sonuna kadar destek vermeye hazırız. Çerkesler köklü tarihsel tecrübeleri ile Türkiye’nin, bölgemizin ve dünyanın barış, refah ve huzur içerisinde yaşaması için katkı vermeye devam edeceklerdir.nanKaffed

Her 21 Mayıs’ın Düşündürdükleri 

21 Mayıs 1864 Çerkesler için kan, göz yaşı, ıstırap ve bir felaket olarak hatırlanırken, bu durum diğer toplumlar tarafından da aynı şiddette hatırlanıyormu?                                                        İnsanlık ailesinin kurtuluşu, huzuru, refahı, mutluluğu; bir toplumun başına gelen olaylardan insanlık ailesinin diğer gruplarının, bu yaşanan olayların tam ortasına kendini koyarak, bu acıları, ıstırapları ve bu yok oluşları hissedebilmesi ile mümkündür.         İnsanlık tarihi nice savaşlar, katliamlar, işkenceler ve acılarla doludur. İşte tüm bu acılardan yola çıkılarak bir daha savaşların olmaması, katliamların yaşanmaması için aslında ciddi olarak birçok mekanizmalar oluşturmuştur. Ama gelin görün ki; bu oluşturulan mekanizmalar yine bu mekanizmaları oluşturan güçler tarafından yerinde ve zamanında tüm halkların yararına eşit ve etkin bir şekilde kullanılmadığı gibi, bu teşekkülleri oluşturan güçler tarafından yeni katliamlar ve acılar oluşturulmaktadır. Bugün bu mekanizmalar ve teşekküller insanlık yararına işletilse aslında çıkacak savaşları, katliamları durduracak etkinliğe ve yetkinliğe sahiptir. Önemli olan bu mekanizmaları elinde bulunduran güçlerin insanlık dışı uygulamaları önlemeyi gerçekten istemeleridir. Bunun için de her ülkedeki eğitim kurumlarının, insani değerler ve ilkeleri içselleştirecek gönüllere sahip insanlar yetiştirebilecek nitelikte olması gerekir. Uluslararası düzeyde oluşturulan hukuksal metinlerde yazılan tüm insanların eşit olduğu, yaşam hakkının kutsallığı, eğitim ve öğretim hakkının olduğu, kendi kaderini tayin hakkının olduğu, dilini, kültürünü yaşama haklarının olduğu ve bu haklarında insan olmanın gereği olduğu belirtilirken, tüm bu hakların korunamaması ve insanlığın bu metinlerde yazan haklarını talep edememesi veya talep etse dahi bu hakların tüm toplumlara sağlanamaması bir çifte standarttır.         Bugün uluslararası hukukta getirilen düzenlemeler ve bu düzenlemelerin hayata geçirilebilmesi için oluşturulan kurumlar ve mekanizmalar görevlerini tarafsız ve objektif olarak yerine getirebilseler, dünyada cereyan eden savaş, katliam ve insanlık dışı uygulamaların hiçbiri olmayacaktı. Dolayısıyla bu kurum ve mekanizmalar için esas olan şey ırk, renk, düşünce, inanç ayrımı yapmadan insan hak ve hürriyetlerine ilişkin ilkelere bağlı kalabilmeleridir. Bu anlamda bu kuruluşlar büyük bir sınav vermektedir ve yaşanan savaş, katliam ve insanlık dışı uygulamaların önlenmesi konusunda yeterli ekonomik güce ve tekniğe sahiptirler. Ben eminim ki her topluluk, her halk bir başkasının hakkına el atarken empati yapabilirse ve uluslararası kuruluşlar da olayları bu çerçevede değerlendirebilirse, geçmişte ve bugün yaşanan insanlık faciaları bir daha yaşanmayacaktır. Aksi takdirde insanlığın bugüne kadar elde ettiği medeni, siyasi, ekonomik ve kültürel alandaki düzenlemelerin bir değeri kalmayacaktır. Uluslararası kuruluşların, insan hak ve özgürlükleri alanındaki düzenlemelere işlerlik kazandırmaları, her halkın bu ilkeler ışığında diğer halklara saygılı davranmasını sağlayacaktır. Bir halkın diğerini hor gördüğü, ezdiği, yok saydığı bir anlayışın değil, bilakis bir halkın diğerine saygı duyduğu, kendini diğeri ile eşit gördüğü bir dünya düzeninin sağlanması durumda, tüm insanlık kazançlı çıkacaktır.                             Kendine ait dili, kültürü, inancı ve değerleri ile her bir halkın ve milletin özgürce kendisi olduğu bir dünya düzeninde insanlık, çağdaşlık ve medeniyet yolunda çok daha iyi bir konumda olacak ve bu durum insanlık ailesine çok daha fazla değer katacaktır. Bir Çerkes olarak 21 Mayıs’ın yaklaştığı bu günlerde 157 yıl önce 21 Mayıs’ta atalarımızın zorla vatanlarından sökülerek nüfuslarının yarısını sürgün yolunda yitirmelerinin ve çektikleri acının ıstırabını yüreğimde hissediyorum. Umarım insanlık, geçmişte Çerkeslerin yaşadığı ve bugün de hala değişik halkların yaşadığı insanlık dışı olaylardan dersler çıkararak, insanlık dışı muamelelere geçit vermeyecek irade ve gönüllere sahip bireyler ve yöneticiler yetiştirmeyi başarır. 21 Mayıs’ı, geçmişte biz Çerkeslerin, bu günlerde Filistinlilerin yaşadığı acıları gönülden hissederek anıyorum.nanHayri Hartoka