Bir Yazar Bir Eser:BİR RUS SUBAYININ KAFKASYA ANILARI-Feodor Feodoroviç Tornau- Çeviri: Gül Ece LİMAN

“Çerkesler, kızlarını satmazlardı. Türklere sattıkları ya kölelerdi ya da esir olarak alınanlardı. Onları da kendi dinlerinden olanlara satarlardı.”p> “Kılıç, korkunç bir Çerkes silahıydı ve Çerkesler kılıçlarını çok seviyorlardı. Kılıca “sejanışho”diyorlardı. Çerkesler kılıçlarını aksesuar olarak değil kullanmak için taşıyorlardı. Bellerinde iki tabanca ve bir de kama bulundururlardı.”p> “Çerkesler atlarına gözleri gibi bakarlardı. İyi bir Çerkes atı ne sudan ne de ateşten korkardı. Atı incitmemek için mahmuz kullanmazlardı. Ata vurmazlardı. Kırbacı rakiplerine karşı kullanırlardı.”p> “Kafkasya’nın tabiatı çok zengindir. Fakat şimdiye kadar Mıdzımta Vadisi kadar güzel bir yer görmedim.”p> Bu defa inceleyeceğimiz kitap, bir Rus subayının anılarından oluşan, orijinal bilgiler içeren önemli bir eser.p> Çevirisini Sayın Gül Ece Liman ve Kariman Vurdem’in yaptığı, ön sözünü, büyüğümüz kültür insanı, büyük emektar Sayın Muhittin Ünal’ın yazdığı KAFDAV Yayıncılık logosunu taşıyan “Bir Rus Subayının Kafkasya Anıları” kitabı.p> YAYINCININ NOTUp> Feodor Feodoroviç Tornau’nun el yazısı ile kaleme aldığı anıları, ilk defa 1864 yılında Moskova'da yayınlanmıştır.p> Çevirisi yapılan kitap, 1996 yılında yayınlanmış baskısıdır.p> Tornau, notlarında Kafkas halklarından genel anlamda Çerkes olarak bahsetmiş.p> SAYIN MUHİTTİN ÜNAL’IN ÖN SÖZDE YER ALAN İLGİNÇ ANISI p> Dünya Abhaz Halk Kongresi'nin üçüncüsüne katılmak için 1997 yılında Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ne gitmiştim.p> Konaklamakta olduğumuz senatoryumun doktorlarından Haratoka Valodi, bir akşam aile büyükleri ile tanıştırmak üzere beni evine götürmüştü.p> …Yemek sonrası sohbet sırasında, 1864 öncesi yörede yerleşik iken sürgüne tabi tutulan öncelikle Abaza ve Adığe ailelerini tespit edebilmek için yazılı bir kaynağın olup olmadığını sordum.p> Dr. Valodi, sessizce yerinden kalkıp kütüphaneden bir kitap alarak; “Muhittin kardeş, daha dün bitirdiğim bu kitap, son derece orijinal bilgiler içeriyor, sanırım işinize çok yarayacak.p> Eskiler hakkında birazcık bilgisi olan büyüklerimize sorduğumda aldığım cevaplar ile bu kitaptaki bilgiler çakışıyor. Yazan eski bir Rus subayıdır. Son savaşların başlangıcında Abhazya’dan başlamak üzere bizim bölgeyi Kabardey’in bir bölümünü ve Adıgey’i gezip daha sonra kıyı boyuna inmiş ve tüm kıyıyı geçerek tekrar Tiflis'teki karargahına gitmiş.p> Bu seyahati sırasında toplamış olduğu önemli bilgileri savaş planlamasında değerlendirilmiştir. Kitap, ilk defa 1864'te yayımlanmış.p> Çerkeslerin misafirlerine göstermekte olduğu ilgiyi, misafirin güvenliği için ev sahibinin gerekirse canını vereceğini biliyor olmasından nasıl yararlandığını hüzünle ve ibretle okuyor ve düşünüyorsunuz. Buyurun, bu kitap benim size hediyem olsun.” dedi.p> Rus subay Feodor Feodoroviç, bu kitabında sadece Rus-Kafkas Savaşlarında kullanılacak bilgileri derleyip yazmakla kalmamış, folklor kavramının kapsadığı ve bugün bilim adamlarının köy köy gezerek araştırdığı pek çok hususu en ince teferruatına kadar inceleyip anlatmış.p> Bu bakımdan da son derece önemli bilgiler içeriyor. Türk esir tüccarlarına satılan kadın ve kızların Çerkes kültürüyle yetişmiş olmakla beraber Çerkes kökenli olmadığını, misafirin Çerkesler için ne anlam taşıdığını, düelloyu ve kurallarını, verdikleri söz ve özgürlükleri uğruna bile bile nasıl ölümü göze aldıklarını ve daha birçok şeyi okurlarımız bu kitaptan öğrenme fırsatı bulacaklardır. p>   KİTABIN BÖLÜMLERİp> Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, 1829 yılında yaşanan olaylarla başlıyor. İkinci bölüm, 1835-1836, 1837-1838 yıllarını anlatıyor.p>  p> YAYINEVİp> Ön sözünü Sayın Muhittin ÜNAL’ın yazdığı eser, 232 sayfadan oluşmakta ve KAFDAV logosunu gururla taşımaktadır.p>  p> ARKA KAPAK YAZISIp> Arka kapakta yer alan kitap tanıtım bilgileri şöyle:   1834-1836 ve 1836-1838 tarihleri arasında ilk kez Kuzey Kafkasyalılar arasına bir Rus casusu olarak girip önemli bilgiler toplayan Rus subayı Feodor Feodoroviç Tornau, bu kitabında sadece Kafkas-Rus savaşlarında kullanılacak bilgileri derleyip yazmakla kalmamış, folklor kavramının kapsadığı ve bugün bilim adamlarının köy köy gezerek araştırdığı pek çok hususu, en ince teferruatına kadar inceleyip anlatmış.p> Çerkeslerde eğitim anlayışını, Adıge evlerinin yapılış şeklini ve malzemesini,p> Bir Ğıbze’nin nasıl oluştuğunu ve nasıl icra edildiğini, Genç kızlara tanınan özgürce arkadaş edinme hakkını istismar eden tek bir kız bulunamayacağını,p> Erkeklerin çapkınlık yapmaya teşebbüs etmeleri halinde başına nelerin gelebileceğini,p> Yaralanan bir hastayı uyutmamak için düzenlenen Çapşe eğlencelerini, p> Resim konusundaki İslam etkili yanlış değerlendirmeyi, Köleliğin nasıl oluştuğunu, Türk tüccarlara satılan kadın ve kızların Çerkes kültürüyle yetişmiş olmakla beraber Çerkes kökenli olmadığını, Misafirlerin Çerkesler için ne anlam taşıdığını, Düelloyu ve kurallarını, p> Çerkeslerin verdikleri söz ve özgürlük uğruna bile bile nasıl öldüklerini ve daha birçok şeyi bu kitapta öğrenme fırsatı buluyoruz.   ADIM ADIM KAFKASYAp> Eserde bir Rus subayının Çerkesleri ve bu halkın yaşadığı bölgeyi nasıl adım adım dolaştığını, Çerkesleri, onların yaşantılarını, tarihlerini… nasıl ince bir süzgeçten geçirdiğini hayretler içinde okuyacak, eserden bol bol notlar çıkaracaksınız.p> TEŞEKKÜRLER GÜL ECE LİMANp> “Kitap yazmak mı çeviri yapmak mı?” derseniz inanın ben kitap yazmak, derim. Ama Sayın Gül Ece Liman zoru başararak başarılı bir çeviri yapmış.p> Rusçaya o kadar hâkim olmalı ki eserin Türkçe çevirisini zevkle okunan bir eser haline getirmiş.p> Ece Hanımı içtenlikle kutluyor, teşekkür ediyor, konuşmamızda ipucunu verdiği yeni eserleri heyecanla bekliyoruz. p> Ece Hanım, Bu kıymetli eserin bu anlamlı çevirisiyle toplumumuza, kültürümüze büyük katkı sağladınız, içten gelen teşekkürlerimi sunarken sağlık ve huzur içinde nice güzel çalışmalara diyorum.p> İyi ki varsınız! p>  p> GÜL ECE LİMAN KİMDİR?p> Ankara doğumlu. Abhazların Trapşı sülalesine mensup. İlk ve orta öğrenimini Ankara ve Balıkesir'de tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümünden mezun olduktan sonra Abhazya Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji Bölümünde bilimsel araştırmacı arkeolog olarak çalışmaya başladı.p> Enstitüdeki görevi devam ederken Abhazya Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde üç yıl Türkçe okutmanı olarak çalıştı. Aynı zamanda Gudauta şehrindeki devlet müzesinde uzman olarak 2020 yılına kadar görev yaptı.p> Bu arada Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümünden de mezun oldu.p> Halen Abhazya Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde görevli.p> Birçok ulusal ve uluslararası arkeoloji sempozyum ve konferanslarına katıldı.p> Abhazya' da birçok arkeolojik kazıda görev aldı.p> Afon şehri Anhua köyü kazisina üç yıl başkanlık yaptı. Şu anda üzerinde çalıştığı iki kitap çevirisi ve bir arkeoloji projesi mevcut.p> 2008 yılından itibaren 11 yıl Abhazya'da yaşadı. İki yıldır Türkiye'de yaşamakta. Bu süreçte Ankara Abhaz Derneği ve Çerkes Derneğinde Abhazca dil dersleri verdi.p> Yazarımıza, sağlık ve huzur içinde başarılı çalışmaların devamını diliyoruz.  p> O BİR EVLİYA ÇELEBİp> Yazar Rus subayı için kelimenin tam anlamıyla Kuzey Kafkasya’nın Evliya Çelebi’si demek uygun düşer.p> Kuzey Kafkasya’nın dağını, deresini, köyünü, şehrini karış karış gezmiş, gezdiği toplumların gerek sosyal ve kültürel yapısını gerek tarih ve coğrafi yapıyı, folklorunu en ince ayrıntısına kadar incelemiş, notlarını almış ve yazıya geçirmiş.p> NOT: Eserin yeni baskısına yazar ve çevirmenin öz geçmişleri eklenirse, konu konu başlıklar çoğaltılırsa bir de oldukça uzun paragraflar daha kısa, daha okumayı kolaylaştıracak şekle sokulursa çok daha iyi olacağı kanaatindeyim.p> ESERDEN KISA KISA p> Benim inceleyeceğim ve bilgi toplayacağım bölge, çok geniş bir alanı kapsıyordu Düşmanların arasında yaşayıp yolculuk yapacaktım. Hiçbir şekilde şüphe çekmemeliydim.p> Tatarca birkaç sözcüğün dışında Çerkesçe bilmiyordum.p> Dil bilmiyor olmam seyahatime engel değildi. Çünkü Kafkasya'da o kadar çok dil var ki birinin dilini bir diğeri bilmediği için başka bir boydan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdim. p> “ZOR GÖREV”p> Kafkasya'da fethedilmiş yerleri ve Dağlıları tanıyan birçok insan, bu görevin çok zor hatta imkânsız olduğunu düşünüyorlardı.p> Ben ise bu zor olan görevi yapmak için oldukça istekliydim. p> Bu görevde başarısız olursam dağlarda durumum çıkmaza girecekti. Abhazya'ya gidişimin gerçek amacını gizlemek için Abhazya'daki askeri müfrezeye tayin edilmiş gibi gösterildim. Dağlılar şöyle söylüyordu: “Biz ve atalarımız her zaman bağımsızdık. Hiçbir zaman sultana tabi olmadık, onu dinlemedik, haraç vermedik bundan böyle ne onun ne de bir başkasının emrinde olacağız. (s.9)p> “ŞAPSIĞ BÜYÜĞÜNÜN İBRETLİK İFADESİ”p> Rusların ne için baskın yaptıklarını, neden savaştıklarını soran Şapsığ büyüklerine şöyle dedi. “Sultan sizi peşkeş çekerek Rus Çarı’na hediye etti. Şapsığ büyüklerinden biri “Ya şimdi anlıyorum!” diye Generale, yakınındaki ağaçta duran kuşu göstererek “General ben de sana şu kuşu hediye ediyorum. Al onu!” diye cevap verdi ve görüşme bu şekilde sona erdi. Özgürlüklerine bu kadar düşkün insanların inadının kuvvet kullanılmadan kırılamayacağı görülmüştü. (s.10)p> Savaşın çıkması artık kaçınılmazdı. Geriye kalan, Kafkasya'nın yeni alınan bu bölgesindeki dağlılara boyun eğdirecek yöntemlerin düşünülerek araç-gereç ve en iyi yolların aranıp bulunmasıydı. (s.10)p> Abhazya'nın Kralı, halkı ataları gibi Hristiyan olmaları için yüreklendiriyordu. Sohum’dan kaçıp Abhazya'nın değişik yerlerine dağılan Türkler, halkı ayaklandırmaya çalışıyorlardı... (s.11)p> “ÇERKES KIYAFETİ İLE DOLAŞTIM”p> Ben de kim olduğumu, askeri tayinimi ve Çerkes kıyafetini giyme sebebimi tek tek anlattım. Çerkes kıyafeti seçimimin olumlu bir davranış olduğunu belirterek görevim ile ilgili nasihatlerde bulunarak temkinli olmamı istiyordu. (s.27)p> Abhazlar misafir ağırlamadıkları günlerde normal bir şekilde yaşıyorlardı.p> Ekmek yerine Megrel darısından lapa ve ğomi yaparlardı.p> Sade olarak hazırlanan sofralarında haşlanmış yumurta, et, süt, normal yemekleri yedi. Prens olan sülaleler... (s. 47)   “ÇERKESLERDE KADIN”p> Kadının veya kızın namusu elinden alındıysa cezası ölümdü.p> Kadın kocasını aldatırsa koca karısını öldürebilir veya şeriat kanunlarına bırakmak istemezse köleleştirip satabilirdi. (s.49)p> Yol boyunca gizli notlarımı yazmaya devam ettim. Yazılı kağıtlar için şeytan sanatı diyorlardı. Herhangi bir engelle karşılaştığımızda yazdıklarımı bahane ediyorlardı. (s.75)p>  p> “ÇERKES SOFRASI”p> Soframıza konulan yemek o kadar çok idi ki saymak mümkün değildi; haşlanmış koyun eti, yumurtadan yapılmış çeşitli yemekler, sütten yapılmış ona yakın yemek çeşidi, kızartılmış et, kırmızı biber sosu, tatlılar börekler, camız kaymağı bazılarıydı. (s.79)p> Çerkesler, Kur'an şarabı reddettiği için bunun yerine maksıma, su ve kımız içerler.p> Çerkes örf ve adetlerine göre thamade yemeğe başlamadan kimse yemeğe dokunmaz. Thamade yemek yemeyi bitirirse herkes yemeği bırakır. (s.79)p> “ÇERKESLERİN YAŞAM BİÇİMLERİNİ ANLAMAK ÇOK ZOR”p> Çerkeslerin yaşam biçimini anlamak çok zordu. Bunları yakından tanımak gerekiyordu. Çerkesler çok çok eski zamanlardan beri birbirleriyle savaşıyorlardı. Moğollarla savaştılar, Kırım Tatarları ile savaştılar, şimdi de Ruslarla savaşıyorlar.p> Kafkas kabileleri geçen onca zaman zarfında kendi içlerinde büyümeye fırsat bulamadılar. (s.105)p> Çerkesler kadın konusunda çok hassastırlar. Kadın herhangi bir şekilde aşağılanır veya hakarete uğrarsa yakınları acımasızca intikam alırlardı. Kızın davranışlarından anne ve babası sorumluydu.p> Evlenirse kocası, dul kalırsa hiç kimse sorumlu değildi.p> Genç kız bakireliğini kaybederse bu suç olarak değil bir talihsizlik olarak kabul edilirdi...  (s.153)p> Küçük ayaklar Çerkeslerde bir nitelik olarak kabul edilirdi… (s.153)p> “Hacı öldü!” diye bağırdı. Yüzü keten bezi gibi solmuştu. Yiğit adamdı, iyi insandı, onun için dua edelim.” diye bağırdı. Bu sözleriyle birlikte atından aşağıya indi ve dua etmeye başladı. (s.221)   TEMENNİp> Umarım duyarlı toplumumuz, bu güzel eserden layıkıyla faydalanır.p> “BİR RUS SUBAYININ KAFKASYA ANILARI” nın çok kişiye ulaşması, çok kişi tarafından okunması, eserden toplumumuzun ziyadesiyle yararlanması temennisiyle...p>  nanYemuz Nevzat Tarakçı

Gençlerin Gözünden Pandemi Dönemi ve Sonrası

Bir hafta önce 25-26 Eylül tarihleri arasında Balıkesir Edremit’te Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen üçüncü KAFFED Gençlik Çalıştayı’na Balıkesir Adıge Çerkes Kültür Derneği Gençlik Komisyonu üyesi olarak katıldım. Öncelikli olarak bizlere bu fırsatı sunan Kafkas Dernekleri Federasyonuna , iki gün boyunca ve öncesinde büyük emekler veren organizasyon ekibine ve tüm katılımcılara çok teşekkür ederim. Çalıştayımızın ana konu başlığı pandeminin bize kattıkları ve bizden aldıkları idi. İlk oturumda bireyselden genele pandeminin bizi nasıl etkilediği konuşuldu. Farklı bölgeler, dernekler ve ÜNİKAF gruplarının; herkesin kendi kabuğunda kendi hayatına çekilmiş olduğu bu pandemi döneminden kazanımlarını ve kayıplarını değerlendirme şansımız oldu. Benim için de bu süreç içerisinde çevre illerde yapılan etkinlikleri dinlemek ileriye yönelik ufuk açıcı oldu. Bir süre sonra nüanslar olsa da çoğunluğun ortak kayıpları ve kazanımları olduğunu fark ettik. Daha sonra her zaman konuşulan ve çözüm aranan genel Çerkeslik ve gençlik sorunları konuşulmaya başlandı. Bu sorunların dışında ortak paydada buluştuğumuz şey ise artık sorun bulmaktansa çözüm üretmeye ve bu çözümleri uygulamaya başlamamız gerektiğiydi. Pandeminin sezon ortasında gelip bir sonraki seneyi de kapatmış olmasından dolayı dernek ve ÜNİKAF gruplarına yeni genç kazanımı olmadığını ve iki nesli kaybettiğimizi aynı zamanda da var olan iki neslin de mezun olmasıyla birlikte genç kaybı yaşadığımızı fark ettim. Aynı zamanda araya mesafe ve süre girmesinden dolayı derneklerden uzaklaşma olduğu da çıkarımlarım arasındaydı. Toplumumuzda festivaller, dernek geceleri ve etkinlikler kalabalık grupların toplanması ve etkinliklere çekilmesi yönünde büyük bir önem arz etmekte. Pandemi ile birlikte bu etkinliklerin yapılamaması insanların dernekten uzaklaşmasında büyük bir rol oynamakta. Aynı zamanda devam eden pandemi dönemini de göz önünde bulundurursak bir süre daha bu etkinliklerin olamayacağı aşikar. Fakat pandemi sürecinin bize en büyük katkısının online dünya olduğu konusunda hemfikiriz. Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinden birçok insanın etkinliklere katılmasına olanak sunan bu online dünya insanları derneklerimize yeniden kazandırmak konusunda büyük rol oynamakta. Yine aynı sorun göz önüne alındığı zaman günlük hayatımızı dernekler ve ÜNİKAF gruplarına entegre etmenin efektif bir çözüm olacağını düşünmekteyim. Hepimizin dernekler ve ÜNİKAFlar dışında bir hayatı var. Okul, iş ve kurslar derken birçok insan derneklere vakit ayırmakta zorlanıyor. Bu akademik ve profesyonel hayatın bazı unsurlarını Çerkes ortamlarında kurslar, seminerler ve paneller şeklinde pekiştirebilirsek eğlence aktiviteleri dışında da Çerkeslik ile iç içe olabileceğimizi düşünmekteyim. Aynı zamanda ilk oturumda gençleri siyasetle birleştirme ve geçmişimizi geleceğe taşıyabilmek için sözlü tarih çalışmalarından da bahsettik. Kendi üyesi olduğum derneğimizi de düşündüğüm zaman kent konseylerinin derneklere olan katkılarına ilk elden şahit olmuştum. Bunları göz önüne aldığımız zaman kent konseylerinden başlayarak herhangi bir siyasi basamakta Çerkeslerin var olmasının hepimize ve varlık mücadelemize faydası olacağını fark ettim. Artık dernekler olarak daha fazla kurumsallaşarak uluslararası programlar yapabileceğimizi, globalleşen dünyada daha büyük bir kimlikle var olabileceğimizi Kayseri Derneğinin yaptıklarını ve Göksun Derneği katılımcısı arkadaşımızı dinledikten sonra fark ettim. Aynı durumları her derneğin ve ÜNİKAF grubunun yapabileceğini konuştuk. İkinci oturumda gruplara ayrılarak ilk oturumda konuştuğumuz problemlere çözüm önerileri getirmeye çalıştık. Ardından her grubun önerilerini dinleyerek analiz yapma fırsatım oldu. Fark ettim ki çoğumuz benzer konuları farklı perspektiflerden ele alarak ve aynı zamanda öz eleştiri yaparak Çerkeslik bünyesine katkıda bulunabilecek çözümler ürettik. Çerkes gençleri olarak kolektif bir bilinçle çalıştığımız zaman nasıl işler yapabileceğimizi bu oturumda fark ettim. İlk oturumda çoğumuz görüşlerini bildirmemişti fakat ikinci oturumda daha çok fikir ve deneyim dinlemek hepimizin vizyonun genişlemesine katkıda bulundu. Derneklerin ekonomik problemlerine kooperatifleşmeye giderek çözüm bulabileceğimizi fark ettik, aynı zamanda derneklerde kurslar vererek hem insanlarımızı dernek bünyesinde toplanmaya ikna edebileceğimizi hem de derneğin ekonomisine katkıda bulunabileceğimizi konuştuk. Bu noktada öneri olarak sunulan ve daha önceleri Balıkesir Adıge Çerkes Kültür Derneğinde yapılan ve benim çokça yararını gördüğüm bir hususa da değinmek isterim. Geçmiş dönemlerde derneğimizde bulunan öğrenciler derneğin küçüklerine kendi bölümleri ya da yatkın oldukları konularda ders vermişlerdi. Bu sayede hem üniversite öğrencileri işlerinde deneyim kazanmış hem küçükler kendi derslerinde pekişmiş hem de bu etkinlik dernekteki küçük ve büyük jenerasyon arasında köprü görevi görmüştü. Günümüzde de aynı şekilde kurslar atölyeler düzenlenerek çocuk kreşleri, gündüz bakımevleri ile iki nesil arası bağlar dernek bünyesinde güçlendirilebilir. Çalıştayın son bölümünde ise Güney Marmara dernek başkanları ve Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yıldız Şekerci ile soru cevap oturumu düzenlendi. Gençlerin iki gündür konuştukları problemler bir de başkanlara ve Yıldız Şekerciye aktarıldı. Aynı zamanda çoğu genç tarafından KAFFED Yönetim Kurulunun eksik katılımı haklı olarak eleştirildi. Ben de Kaffed yönetimi tam katılım sağlayamasa bile gençlerden sorumlu Yönetim Kurulu üyelerinin katılımını beklerdim. Dilerim ki KAFFED Yönetimi ve Başkanlarımız gençlerin öneri ve yorumlarını dikkate alarak uygulamaya koyarlar. Toparlamak gerekirse bu tarz çalışmaları sıklaştırarak ve birlikte çalışarak gençlerin verimli çözümler üretebileceği sonucuna vardım. Çalıştay’dan beklediğimden daha çok verim aldım. Arkadaşlarımızla birlikte güzel çözümler ürettiğimizi düşünüyorum. Ama önemli olan yazının başında da söylediğim gibi sorunları ve çözümleri tekrar tekrar konuşmak değil bu çözümlerin uygulandığını görmektir. Çalıştaya emek verenlere teşekkür ediyorum.   nanХьэлау Mazenef Doğan

30 Eylül’e Doğru Abhazya’nın Kısa Kronolojisi

BAĞIMSIZ ABHAZYA’MIZ BARIŞ İÇİNDE SONSUZA DEK YAŞASIN!span>strong>h4> 30 Eylül Abhazya’mızın bağımsızlık savaşının zaferle sonuçlandığı tarihtir. Bu gün dünya tarihinde bir mucize daha gerçekleşmiş, Abhazya halkı sayıca üstün saldırgan güçleri ülkesinden kovarak bağımsızlığını kazanmıştır.Özgürlüğümüzü kutlarken, özgürlük savaşımızın başkomutanı, ilk devlet başkanımız Vladislav Ardzınba'yı, 1992 Ağustos'unda Abhazya’ya düşen ateşi duyar duymaz Kafkasya’nın dört bir köşesinden, Çerkesk'den, Maykop'tan, Nalçik'den, Grozni'den ve diasporadan, Türkiye'den, Suriye'den, Mısır'dan, Ürdün'den Abhazya’ya koşan tüm canları, Efkan'ı, Bahadır'ı, Hanefi'yi, Vedat'ı, Zafer'i, vatan uğruna, özgürlük uğruna, kardeşlik ve birlik uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve saygı ile anıyoruz.strong>p> 730Abhaz Krallığı'nın kuruluşu.p> 1555 - 1810Osmanlı'ların Sohum'u fethi, Abhazların başkaldırısı ve Sohum'un geri alınması. Abhaz-Megrel savaşları. Samurzakan bölgesinin Rusya'nın kontrolüne geçmesi. Abhazya’nın talebiyle Rus askeri gücünün Sohum'a yerleşmesi ve Abhazya'dan Osmanlı topraklarına ilk muhaceret dalgası.p> 1824 - 1864Rus Çarlığı'nın sömürgeci politikalarına karşı Abhazya'da halk ayaklanması. Rus donanmasının Sohum çıkarması ve Karadeniz'den Hazar'a tüm Kuzey Kafkasya'da Rus-Kafkas savaşları... Rusya'nın Abhazya prensliğini lağvedip Abhazya'nın adını "Sohum askeri garnizonu" olarak değiştirmesi. Kafkasya'nın fethi ve yerli halkların kovulması,yerlerine Rusların yerleştirilmesi planının kabulü.p> 1864 / 21 MayısRus-Kafkas Savaşı’nın Kbaada'da (Krasnaya Polyana) sona erişi. Abhazların, Adigelerin ve Ubıhların Osmanlı topraklarına kitlesel sürgününe başlanması.p> 1866Abhazya'nın son hükümdar prensi Mihail Çaçba'nın tutuklanıp Voronej'e sürgüne gönderilmesi ve sürgünde ölümü. 26 Temmuz’da Abhazlar'ın Lıhnı köyünde ayaklanması ve Prens Mihail'in oğlu Georgiy Çaçba'yı Abhazya hükümdarı ilan etmesi.p> 1867Abhazların yeniden Osmanlı topraklarına kitlesel sürgünü.p> 1877-1907Rus-Osmanlı savaşı (93 harbi); Abhazya'da ayaklanma ve çatışmalar. Rusya'nın Abhazları "suçlu halk" olarak ilan etmesi. Sohum'da sıkıyönetim ve Abhazya'da "savaş hali" ilanı. Bir yıl sonra savaş ilanının ve “suçlu halk” tanımının kaldırılması.p> 1917-1919Lıhnı köyünde büyük halk toplantısı. Abhazların da içinde yer aldığı "Bağımsız Dağlı Halklar İttifak Cumhuriyeti"nin kuruluşu ve feshedilmesi. Abhazya'da silahlı devrim gücü "Kiaraz"'ın kuruluşu. Rusya Bolşevik devrimi (Ekim devrimi) ve Birinci Abhaz Halk Sovyeti'nin (meclis) kurulması. Abhaz Halk Sovyeti ile Gürcistan Halk Sovyeti arasında dostluk ve barış anlaşması imzalanması. Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti'nin kuruluşu, Gürcü ordusunun Abhazya'ya saldırısı. Abhaz Halk Sovyeti'nin dağıtılması ve üyelerinin tutuklanması. Abhazların Sohum'da hakimiyeti sağlayarak Sovyet iktidarını yeniden kurması.p> 1921 - 1925p> Gürcistan ve Abhazya’nın ayrı ayrı Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurmaları. Gürcistan’ın Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni tanıması, bağımsızlık deklarasyonunu imzalaması, ayrıca Abhazya ile Gürcistan arasında "ittifak akdi" imzalanması. Abhazya ile Gürcistan'ın, ayrı egemen devletler olarak "Anlaşmalı Sovyet Sosyalist Federal Cumhuriyet" oluşturmaları. Rusya'nın öncülüğünde 15 cumhuriyetten oluşan Sovyetler Birliği'nin (SSCB) kurulması. Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti yeni anayasasının kabulü. 1931 / 19 ŞubatSovyetler Birliği lideri J. Stalin'in emriyle Abhazya'nın Gürcistan'la oluşturduğu "Anlaşmalı Sovyet Sosyalist Federal Cumhuriyet" yapısının değiştirilmesi ve Abhazya'nın "cumhuriyet" statüsünün düşürülerek "özerk cumhuriyet" statüsü ile Gürcistan'a bağlanması... Abhazya'da kitlesel protestolar.p> 1936 / 28 AralıkAbhazya SSC'nin kurucu lideri Nestor Lakoba'nın Tiflis'de zehirlenerek öldürülmesi.p> 1937-1952Abhazya'da Gürcistan baskılarının artması ve sistemli asimilasyon uygulamasına başlanması; siyasi liderlerin ve aydınların öldürülmesi, Abhaz okullarının kapatılması, Abhaz dilinin yasaklanması, Gürcistan'dan Abhazya'ya toplu nüfus taşınıp yerleştirilmeye başlanması... II. Dünya Savaşı'nın Kafkasya'ya sıçraması, Almanların Abhaz köyü Pshu'yu işgali (1942)p> 1953 - 1988Gürcistan'ın baskıları ve Gürcüleştirme politikalarına karşı kitlesel tepkilerin yükselmesi. Abhaz okullarının yeniden açılması. Abhazya Halk Forumu "Aidgılara"'nın kuruluşu ve 1. kongresi. Abhazya'nın siyasi haklarının iadesi talebiyle Lıhnı köyünde miting ve genel halk oylaması yapılması.p> 1989 - 1990Tiflis'den gönderilen Gürcü milis birliklerinin Sohum'a saldırısı. Moskova'nın bölgeye asker sevketmesi ve sıkıyönetim ilanı. Abhazların da yer aldığı Kafkasya Dağlı Halklar Asamblesi'nin kuruluşu. Abhazya Parlamentosu'nun, "Abhazya devlet egemenliği ve Abhazya'nın devlet yapısının korunması için yasal garantiler" deklarasyonunu kabul ve ilanı. V. Ardzinba'nın Abhazya Parlamentosu Başkanlığı'na seçilmesi.p> 1991Gürcistan'ın SSCB'den ayrılması. Z. Gamsahurdia'nın Gürcistan'ın devlet başkanı seçilmesi ve Gürcistan'da iç savaşın başlaması. SSCB'nin resmen dağılması.p> 1992 Gürcistan'da Z. Gamsahurdia'nın devrilmesi ve yerine E. Şevardnadze'nin getirilmesi. Abhazya Parlamentosu'ndan Gürcistan Yönetimi'ne yeniden görüşme çağrısı. Gürcistan'ın Abhazya’yı yok sayan ve haklarını gaspeden kararlar alması, Gürcistan-Abhazya gerginliğinin artması. Abhazya Parlamentosu'ndaki Gürcü-Megrel parlamenterlerin ayrı parlamento kurma girişimi. Ardzınba'dan Şevardnadze'ye, Gürcistan-Abhazya ilişkilerini görüşme çağrıları. Şevardnadze'nin çağrıları reddetmesi. Ardzınba'nın, Gürcistan-Abhazya ihtilafının barışçı yollarla çözümü konusunda Türkiye’ye destek ziyareti, aynı amaçla Rusya'nın arabuluculuk desteğini talep etmesi... Türkiye’nin Tiflis'te Gürcistan'la anlaşmalar imzalaması, Gürcistan ve Rusya arasında "Dagomis anlaşması".p> 1992 / 23 TemmuzAbhazya Parlamentosu'nun, "egemenlik" kararı.p> 1992 / AğustosGürcistan askeri birliklerinin Abhazya'ya saldırısı, Gal, Oçamçira, Sohum ve Gagra’nın işgali. Abhazya halkının direnişi. Kafkasya Dağlı Halklar Konfederasyonu’nun (KGNK), Kuzey Kafkasya halklarını Abhazya'yı savunmaya çağırması. KGNK askeri birim başkanı Sultan Sosnaliev ve profesyonel bir askeri adam Mukhamed Kilba liderliğindeki bir grup gönüllünün ve Türkiye diasporasından gönüllülerin Abhazya'ya gelmeye başlaması, savaşın yayılarak şiddetlenmesi.p> 1992 / Ağustos- EylülAteşkes sağlanması, V. Ardzınba ve E. Şevardnadze'nin Moskova'da Rusya Başkanı B. Yeltsin'le biraraya gelerek protokol imzalaması... Çatışmaların yeniden başlaması ve Abhazya birliklerinin Gagra'yı Gürcü işgalinden kurtarması. Lıhnı köyünde Dünya Abhaz-Abazin (Abaza) Halk Kongresi toplanması. Kabardey General S. Sosnaliev'in Abhazya Savunma Bakanı olması.p> 1992 / Kasım - AralıkAbhazya silahlı birliklerinin Sohum'a taarruzu ve Oçamçira'ya denizden çıkarma yapması. Abhazya özgürlük savaşında Türkiye'den ilk şehidimiz; Tsiba Efkan Çağlı. Böylece diyaspora-anavatan birliğinin canla-kanla yazılması. Daha sonra Kozba Vedat Akar, Abağba Bahadır Özbağ, Yeğoj Hanefi Aslan, Argun Zafer Alış'ın şehit oluşlarıyla bu birliğin daha da perçinlenmesi... Sohum, Oçamçira ve Tkvarçal'da şiddetli çarpışmalar.p> 14 Aralık 1992'de, Tkuarçal'daki ablukadan kadın-çocuk sivilleri çıkaran bir Rus helikopterinin, Lata köyü üzerinde Gürcüler tarafından vurulması, 30'dan fazlası çocuk 85 kişinin yanarak öldürülmesi. 1993 / 27 TemmuzGeçici ateşkes anlaşması, tutsakların karşılıklı iadesi.p> 1993 / 16 EylülAbhazya silahlı birliklerinin Sohum'a büyük taarruz harekatı.p> 1993 / 27 EylülSohum'un Gürcü işgalinden kurtarılması.p> 1993 / 28-29 EylülOçamçira, Tkvarçal ve Gal'ın Gürcü işgalinden kurtarılması.p> 1993 / 30 EylülGürcistan işgal kuvvetlerinin ve işbirlikçilerinin tamamının Abhazya'dan atılarak İngur sınırına Abhazya bayrağının çekilmesi. 410 gün süren büyük özgürlük savaşının kazanılması.p> Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük!em>span>Нагӡара ақәзааит Аидгылара, Аиааира Ахақәитра!strong>span>p> Bu kronolojik çalışma, Sezai Babakuş’un 2012 yılında hazırladığı “Tarihin Aynasında Abhazya” isimli derlemesinin bir özetini içermektedir. Grafikler, Ömer Faruk Özdemir tarafından hazırlanmıştır.{gallery}/haber/federasyon/2021/Ayaayra_2021{/gallery}em>strong>p> em>strong>p> nanKaffed

Ayaayra: Yaşasın Birlik, Zafer ve Özgürlük

Аиааира; Нагӡара ақәзааит Аидгылара, Аиааира, Ахақәитраp> Ҳара ҳтоурых, Кавказиа аҭоурых, ахьааи,ашьеи, лаӷырӡылеи иҭуп. Кавказиа, жәытәнатә аахыс ажәыларақәа, ампыҵахаларақәа ирықәшәеит. Аибашьра аныҟамыз аамҭацк азыҟамлеит. Ҳара Кавказаа аибашьра есқьинаагьы иаҳҭахымхаӡеит. Ҳаԥсадгьыл ахьчара ада хыккәык ҳашьҭамлеит. Аха ажәыларақәа, аибашьрақәа ҳара иҳашьҭымӡааит. Нас аҭоурых иадыруа зегьреиҳа игәымбылџьбараз ахҵәарагьы ҳақәшәеит. Ҳаԥсадгьыл аҟынтә ҳахдырҵәеит. Амлакреи, арыцҳахәреи, аҿкы чмазараи рла ҳақәԥаны, ҳаԥсы еиқәҳархеит. Ассимилиациа, ақәмычрақәа, акыдцаларақәа рла ҳақәԥаны, ҳаԥсы еиқәҳархеит. Иахьа, ихадароу ҳзинқәа рзы,ҳхатәы бызшәа,ҳкәылтура, ҳхаҿра армырӡразы, Ԥсыуак ԥсыуаҵас, Адыгак адыгаҵас, Чеченк Чеченҵас, Ауаԥск уаԥсҵас, дынхап ҳәа, ҳажәлари рикултуреи ахьчаразы ҳақәԥоут. Абарҭқәа рымшала, ҳара иазгәаҳҭо амшқәа еиҳараӡак, агәырҩара, аџьабара иамшуп. Амыткума ҳәаны, ҳацәыӡқәа ргәалашәара ирымшуп. Иахьазаҵәык ада... Иахьа ҳара ҳзы Аиааираи Ахақәитреи ирныҳәа мшуп. Иахьа ҳара, ҳгәырӷьара ҳазҭахқәоуи рла рыцаҩшьара, ашәа ҳәара, акәашара иамшуп. Иахьа Аиааираи Ахақәиҭрақәеи ҳныҳәоит. Ҳхақәитра анаҳныҳәо; Ахақәитра ҳзаазгаз ҳԥыза, раԥхьатәи Аԥсуа аҳәынҭқарра хада Владислав Григори-иԥа Арӡынбаи, 1992 Нанҳәамза рзы Аԥсны зҭагылаз амцақьауқьат заҳаз Кавказ ажәларқәа зехьынџьарантә, Черкьезқьинтә, Маикопунтә, Налчикинтә, Грознинтә нас адиацпора, Ҭырқәтәылантә, Шьамтәылантә, Амсыртәылантә, Иордантәылантә Аԥсныҟа иеихаз ҳашьцәа, Ефкани, Баҳадыри, Ҳанефи, Ведаҭи, Зафери аԥсадгьыл азы, Ахақәитра азы, аиашьареи аидгылареи рзы зыԥсы згәаӷьыз, иҭахаз зегьы нас ихәахәа ҿахәаны зыԥсы еикәхазгьы рҿаԥхьа патула ҳхырхәоит, хашҭра рықәӡам. Аԥсны иалнаршақәаз маҷӡам, аӷьацара иаҿуп. Жәларбжьаратәи аҭыԥ алнахит, ахьыԥшьымра змоу ҳәынҭқаррахеит. Амала уажәыгьы иҟаҵату ҳаусқәа маҷӡам. Ҳнаӡараны ҳхьыҟоу амҩақәа ҳамоуп. Убри азы ессымша ҳгәацԥыҳәареи ҳгәашьамхи,ҳџьабааи ирыцаҳҵароуп,ҳха ҳмеигӡакәа ақәԥара ҳҿызаароуп. Ҳакавказиа,ҳаблагәы Ҳаԥсны, уажәыгьы ашәарҭара агӡам. Кавказиа иазкны згәы ҟьашьу апланқәа ҳзыҟазҵо аимпериақәа шҟоу ҳдыруеит. Арҭ амчқәа раԥхьаӡа ҳара ҳаидгылара,ҳаиашьара цәҟьарас иалырхуеит,аиашьеи аиашьеи реичырчара, Аԥсни Кавказиа иҟоу рашьцәеи асал рыбжьаҵара, адиацпораи Аԥсни реимадара ԥырхага аҭара, Аԥсны амацара цхыраада ааныжьра рҭахуп. Зегьы иаҳдыруеит,адиацпора аԥеиԥш,Аԥсны аԥеиԥш,Кавказиа аԥеиԥш лаша аидгылареи ҳаиашьара ахьчареи рла ишьақәгылоит. 1992-93 рзы ҳшеидгылаз еиԥш ҳанеидгыла аӡәгьы дшаҳзымиааиуа ҳдыруеит. Аллаҳ згәы цқьоу ажәларқәа зегьы, агәыбзиара,аҭынчра, агәырӷьареи абаиареи рыгимжьааит... Нас Аллаҳ ҳаргьы, Аԥсуаа, Адыгаа, Чеченуаа, Ауаԥсаа, Даӷьсҭанаагьы ихамышҭааит.p> Нагӡара ақәзааит Аидгылара, Аиааира Ахақәитра!p> Кавказ Ахаидкыларҭақәа Рфедерациа. Ayaayra: Yaşasın Birlik, Zafer ve Özgürlükp> Bizim tarihimiz, Kafkasya'nın tarihi, acılarla, kanla, gözyaşı ile dolu. Tarihi boyunca saldırılara, işgallere uğradı Kafkasya. Savaş hiç eksik olmadı. Hiçbir zaman savaşmak istemedik. Vatanımızı korumak dışında bir sevdamız olmadı. Fakat saldırılar, savaşlar peşimizi bırakmadı. Ve tarihin gördüğü en acımasız soykırımlardan birine uğradık, vatanımızdan sürgün edildik. Açlıkla, sefaletle, salgın hastalıklarla mücadele ettik, ayakta kaldık. Asimilasyonla, baskıya, zorbalıkla mücadele ettik, ayakta kaldık. Bugün, hala en temel haklarımız için, dilimiz, kültürümüz, varlığımız için, bir Abaza, bir Adıge, bir Çeçen, bir Oset, bir Dağıstanlı gibi yaşayabilmek için mücadele ediyoruz. İşte bu nedenle, bizim önemli günlerimizin hemen hepsi yas günü. Ağıtlar yaktığımız, kaybettiklerimizi andığımız günler. Bugün hariç... Bugün bizim zafer ve özgürlük bayramımız. Bugün bizim, mutluluğumuzu paylaşma, şarkı söyleme, dans etme günümüz. Bugün zaferi ve özgürlüğü kutlayacağız. Özgürlüğümüzü kutlarken, özgürlük savaşımızın başkomutanı, ilk devlet başkanımız Vladislav Ardzınba'yı, 1992 Ağustos'unda Abhazya’ya düşen ateşi duyar duymaz Kafkasya’nın dört bir köşesinden, Çerkesk'ten, Maykop'tan, Nalçik'ten, Grozni'den ve diasporadan, Türkiye'den, Suriye'den, Mısır'dan, Ürdün'den Abhazya’ya koşan tüm canları, Efkan'ı, Bahadır'ı, Hanefi'yi, Vedat'ı, Zafer'i, vatan uğruna, özgürlük uğruna, kardeşlik ve birlik uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve saygı ile anacağız. Abhazya, çok işler başardı, çok gelişti. Uluslararası arenada yerini aldı, saygın bir devlet haline geldi. Fakat hala yapılacak çok işimiz, ulaşılacak zorlu hedeflerimiz var. Bu nedenle her gün, motivasyonumuzu ve çabalarımızı arttırmalı, daha çok çalışmalı, daha çok mücadele etmeliyiz. Kafkasyamız, gözbebeğimiz Abhazya’mız, hala ciddi tehdit altında. Kafkasya üzerine oyunlar oynamayan, bir ucundan bir yerlere çekiştirmeye çalışmayan egemen güç yok. Bu güçler ilk olarak bizim birlikteliğimizi, kardeşliğimizi hedef alıyor, kardeşi kardeşe düşürmeye, Abhazya’yı gerek Kafkasya’daki kardeşlerinden, gerekse diasporasından koparmaya, yalnızlaştırmaya çalışıyor. Hepimiz biliyoruz ki, diasporanın geleceği, Abhazya’nın geleceği, Kafkasya’nın geleceği ancak birlikten ve kardeşliğimize olan bağlılığımızdan geçiyor. 1992-93'de olduğu gibi bugün de birlikte olduğumuz sürece bize kimsenin gücünün yetmeyeceğini biliyoruz. Allah tüm insanlara, sağlık, barış, huzur, mutluluk ve refah versin... Ve Allah bizleri, Abazaları, Adıgeleri,Çeçenleri, Osetleri, Dağıstanlıları da unutmasın. Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük!p> Nıgzara akzayt aydgılara, ayaayra, ahakuytra!p> Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

“ÇATI” Altında Gençlik Yeniden Toplanıyor

KAFFED’in düzenlemiş olduğu lll. Gençlik Çalıştayı’na Abdullah Gül Üniversitesi Kuzey Kafkasyalı Öğrenciler Topluluğu (AGÜKAF) adına temsilci olarak katıldım. Benim gibi farklı bölgelerden ve okullardan oluşan temsilciler ile güzel bir haftasonu geçirdik. İlk gün herkes için tanışma ve kaynaşma atmosferinde geçti. Ayrıca yıllardır süregelen kurumlarımızın ÜNİKAF toplulukları ile olan iletişim sorununa gençlerin bakış açısı tartışıldı.  Kurumlarımızın ve geleceğimizin konuşulduğu toplantılar serisinde gençler genel bakış açısı olarak genelden yerele yayılan bir iletişimsizlikten ve bunun yol açtığı sorunlardan bahsettiler.  İlk gün yapılan oturumda ben de söz alarak Çerkesler’in milenyum ile hayatımıza giren ‘’Dijitalleşme’’ devrimine ayak uydurmakta geç kaldığını ve pandeminin bunu çok daha net gösterdiğini vurguladım.  İkinci gün ise dile getirdiğimiz sorunların çözümlerini 4 farklı grup halinde masaya yatırdık ve tartıştık. Bu grupların temsilcileri daha sonra konuşulan ve yazılan çözüm önerilerini herkese sundular.  Öğretici ve yer yer eleştirel tartışmaların ışığında geçen toplantıların bende bıraktığı izlenim ise şuydu; Çerkesler, kültürel olarak varlıklarını devam ettirseler de politik olarak varlıklarını sürdürmeyi yeni öğreniyorlar. Bu da tartışma ve eleştiriden ders çıkarma becerilerimizi geliştirmemiz gerektiğini gösteriyor.  Gençlerin son zamanlarda pandemi ile birlikte tekrar toplumda yerinin hatırlandığı bir dönemde olduğumuz ve bu tarz organizasyonların şartların elverdiği ölçüde daha sık yapılması gerektiği konusunda mutabık kaldık.  Asimilasyon ve ulusal bağlarımızın kopması gibi konuların ana kaynağı belki de yıllarca kendi kabuğumuzda yaşamamızdı. Ulusallaşmanın misyon olarak sonucu diğer halkların sizi tanıması ve ulusal haklarınızı desteklemesidir. Bu toplantılarda elde ettiğimiz deneyim ve fikirler, gelecek kuşakların Çerkesliği sürdürmesine ön ayak olacaktır. Bu yüzden temsil ettiğim grubum ve kendi adıma organizasyonda emeği geçen büyüklerimin ve arkadaşlarımın hepsine teşekkür ediyorum. Dumen Yunus Aybars Duman Çerkesya Gençliği AGÜKAFnanDumen Yunus Aybars Duman

Gençlik Ateşi Yeniden Alevleniyor

KAFFED'in Edremit'te düzenlemiş olduğu III. Gençlik Çalıştayı'na Afşin Kafkas Kültür Derneği adına katıldım. Gördüğüm ilk şey gençlerin ne kadar heyecanlı ve ne kadar hevesli olduğuydu. İki gün boyunca derneklerin, gençlerin ve Ünikafların çeşitli sorunları üzerine çeşitli çözümler üretme imkânımız oldu. Dernekçiliğin, ÜNİKAF'çılığın gençler olmadan ne kadar zor olduğunu bu çalıştayda bir kez daha anlamış olduk. Aslında biz biliyorduk, ama dernek yönetimlerimiz bunun ne kadar farkındaydı emin değildik. Gördük ki gençler olmadan dikenler dizilmiş bir yoldan geçmek o kadar da kolay değilmiş. Öyle ya da böyle, bir şekilde o yollar geçiliyor; ama geride dikenlerin bıraktığı yara izleri kalıyormuş. Derneklerimiz yara izleriyle savaşmaya devam etmeyeceklerdir artık diye düşünüyorum.   Daha önce katılmış olduğum Gençlik Meclisi toplantılarından ziyade, ben bu çalıştayda gençlerin gerçekten bir şeyler yapmak istediğini, taşın altına ellerini koyarken gerekirse taşı sırtlayabileceklerini gördüm.   Dernek yönetimleri için konulan minimum sınırların, kotaların aslında kalifiye kişilerden olması gerektiğini de hep beraber görmüş olduk. Kalifiye derken “kullanılacak” değil; tam tersine emek verecek, gönüllü olarak adım attığı Çerkeslik ideolojisine hizmet edecek, ihanet etmeyecek kişilerin olması gerektiğinden bahsediyorum elbette ki.   Neredeyse yapılan her Çalıştayda, her toplantıda dile getirilip de yıllardır bir türlü adım atılamayan önerileri artık gençler kendi aralarında örgütleyecekler. Dernek çatısı altında, ÜNİKAF organizasyonlarında ya da tamamen bağımsız; bilemiyorum. Buna artık yönetimler karar verecek gibi görünüyor.   Hemen hemen tüm sorunların gençlerin derneğe uzak olmalarından kaynaklanıyor olması da derneklere artık farklı bir ivme kazandırılması gerektiğini gösteriyor olsa gerek. Tabi bu çıkarlarımızla ne kadar doğru orantılı olur orasını bilmiyoruz.   Çalıştayda gündeme gelen ilk sorun “Gençlerin Derneklere Gelmemesi” oldu. İkinci sorun ise “ÜNİKAFlara Ne Kadar Sahip Çıkıldığı”, üçüncü sorun “Yetersiz Örgütlenme” dördüncü sorun ise herkesin kanayan yarası “Günlük Hayatın Telaşıyla Yitip Giden Çerkesliğimiz”.   Devamında bunlara o kadar çok sorun eklendi ki; ama hepsi gençlerin katılımının eksikliğiyle ortaya çıkan enerjisizlik ve düzensizlikle bağlantılıydı.   Şimdi gençlerin zamanı olmalı. Hep söyledik hep söylüyoruz: Çerkeslik için, Çerkesya için bir araya gelen gençlerin dikenleri temizlemesine izin verin. Biz zaten büyüklerimizin desteği olmadan hareket etmek istemeyiz. Bunu bilerek dikenli yollarda tek başınıza mücadele etmeyin.   Gençler; Çerkeslik için bir araya geldiğimiz bu Çalıştayda ben Çerkesya'nın ve Çerkesliğin küllerinden yeniden doğacağını sizin sayenizde gördüm. Kendinize inanın. Bu amaçla birlik olmak için kimseyi beklemenize gerek yok.   Tarih Arşivlerini kuralım. Derslikleri biz açalım. Derneklerde yaşanan sorunların anlatılabileceği bir kol oluşturalım. Edebiyat kulüpleri kuralım. ÜNİKAFlar için gerekirse her şehirden gönüllüler ile irtibata geçelim... Biz yapalım.   Başkanlarımız; Siz de biliyorsunuz artık gençlerin eksikliği, derneklerin boş kalmasının yanı sıra kültürün yok olmasına da yol açıyor. Hep söylüyoruz ; bizim yolumuza ışık tutan sizlersiniz. Bize inanmanızın, güvenmenizin zamanı gelmedi mi sizce de artık?   Bizi misafir eden Güney Marmara Bölge Gençleri'ne, KAFFED'e, organizasyonda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza ve tüm katılımcılara teşekkürler…   Psımıt Kübra Çerkesya Gençliği Afşin KKD Yönetim KurulunanPsımıt Kübra Alagöz

Adıge Ulusal Kıyafet Günü Kutlu Olsun

Adıgey Cumhuriyeti 2000 yılında aldığı bir karar ile 28 Eylül'ü "Adıge Ulusal Kıyafet Günü" olarak belirlemiş, diğer Cumhuriyetlerimizin de bu günü benimsemeleri ile bu gün Adıgeler tarafından Adıge Milli Kıyafeti (Adıge Faşe) Günü olarak kutlanmaya başlamıştır.  Adıge Milli Kıyafeti (Adıge Faşe) bizim milli değerimizdir, onu muhafaza etmek ve her fırsatta kullanmak da bizim sorumluluğumuzdur.  Адыгьэ фащэр ди лъэпкъым и фащэщ, ар зэхьэныр дэ ди нарэщ, ди нэмысщ... Ulusal Kıyafet Günümüz Kutlu Olsun KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONUp> "Elbise insanın sadece görüntüsünü tamamlayan bir unsur değil, onun imajını, karakterini ve ağırlığını yansıtır. Ve ulusal kıyafetler sadece bir elbise değildir. O halkı hakkında konuşur, halkının hayat algısı ve evrensel insanlık anlayışı hakkında, bilgi verir."h3> Çerkes ulusal elbisesi - Kafkasya'da standart form ve stil Kuzey Kafkasya'da insanlar çok çeşitli formları olan elbiseler giyer, bu elbiseler renklerle ve çeşitli takılarla süslenmiş olurdu. Elbisenin detaylarından giyen kişiyi ve hangi halka ait olduğunu belirleyebilirsiniz. Adığelerin esas erkek kıyafetleri Çerkeska idi. O Rönesans döneminde ortaya çıkmıştır. "Çerkeska" adı Adığelere takılan “Çerkes” adından türetilmiştir - XIX yüzyılda Rusya’da kostüm olarak kullanılmıştır. Adığe dilinde adı, kumaşının yapıldığı “yün”= "tsy" sesiyle söylenir. Çerkeska evde dokunmuş kumaştan dikilirdi. Bu kumaş parlak olmazdı, özel olarak seçilen bir ya da iki renkten oluşurdu veya üçüncü bir renk eklenirdi. Kumaşlar çoğunlukla doğal yün renklerinde kahverengi, siyah, gri, - nadiren koyu kırmızı, kızıl kahverengi renklerinde olurdu. Adığeler kostümlerini büyük bir özenle, kullanım amacına tam uygun, gösterişli, ancak gereksiz ayrıntılarla aşırılığa kaçmadan dikerlerdi. İlk defa Çerkesler 10-12 yaş veya üzerindeki gençlere bu kostümü dikmişlerdir. Bu kıyafeti giymek çocukluktan yetişkinliğe geçişin bir işaretiydi. Çerkeska, bedenin üst kısmında omuzdan bele kadar vücuda oturur, belden aşağıya etekleri özel bir kesimle inerdi. Çerkeska’nın iyi dikilmiş olması, vücudu bir eldiven gibi sarması itibarlı bir kimliği gösterirdi. Bir Çerkes için kostüm, insan figürünün mükemmel görüntüsünü yansıtır. Bir Çerkes vücudunun ideal orantılarda olması, sırtüstü yatıyorken yetişkin bir kedinin onun bel altından geçebiliyor olması şeklinde tarif edilirdi. Elbisenin şekli, geniş omuzları, çekik bir karnı ile atletik vücudu belirginleştirir, asaleti vurgulardı. Çerkesler yalnız yaşlılıklarında veya kendi köyünde olduklarında eski kıyafetlerini giyerdi. Boy, renk ve aksesuarlara, gömleklere özel bir önem verildi. Bu detaylara bakarak sahibi hakkında çok şey anlaşılırdı. Onu giymenin katı kuralları vardır. Giyim, bir anlamda bir sosyal düzenleyicidir. Örneğin, beyaz gömlek çok nadirdir, asiller tarafından giyilebilir. Ayrıca Çerkeska’nın giyim tarzı da çok önemliydi. Kıyafet düğmelenmiş olarak giyilir, bel kısmını üzerinde bir kamanın, bazen kılıç ve tabancanın asılı olduğu ince bir deri kemer bağlanır. Elbisenin en göz alıcı parçası göğüs kısmı olurdu. Bu bölüm içinde silahların barut ve mermilerinin olduğu kapsül şeklindeki fişekliklerin sokulu olduğu dikey cep bölmelerinden oluşurdu. Zamanla, Çerkeska Kafkasya'nın en popüler kostümü oldu. XIX yüzyılın 40'lı yıllarında bu giyim Kafkasya'da askeri Kazak birliklerinin resmi elbisesi olarak kabul edilmiştir. Terek, Kuban ve Don Kazakları Çerkes kostümü yanında ,Çerkes atlarını, at sürme stillerini ve silah kuşanma şekillerini tamamen benimsemişlerdir. Çerkeska bir giysi olmanın ötesinde, güçlü, onurlu ve cesur savaşçı imajı olmuştur. Savaşçı için en önemli şey kendi ismiydi ve ismi uğruna ölmek için de hazırdı. Rus imparatorlar arasında, Çerkeska’yı Çar II. Nicholas giymiştir. Kadın kıyafetleri ise zarif hatlarıyla ve detaylarıyla farklı Çerkes güzelliğini yansıtır. Çerkesler her zaman ince uzun beden yapıları ve ince belli olarak bilinmektedir. Kızların bedenlerinin narinliğini geleneksel kadın giysileri “Say” tanıtmıştır. Kıyafet uzun kesimli elbise üzerine bir gömlek ya da kısa bir kaftandan oluşuyordu. Elbiseler genel olarak kadife, ipek ya da kalın kumaşlardan dikilir. Elbisenin ön kısmı boydan boya tek kesimden yapılır. “ Say” her zaman altın nakış deseni ile süslenir, elbise üzerine geleneksel süslerle bezenmiş gümüş ya da altın kemer takılırdı. Kadın kıyafetlerinin en ilginç parçası ahşap ayakkabı “pkhe tsuake” idi. Üst sınıf kadınların giydiği bu benzersiz ayakkabının yüksekliği 12 cm’ye ulaştı. Ayakkabılar kadife kaplı, fildişi, gümüş ve altın takılar ile bezeli olurdu. İşin tuhafı, bu en eski Çerkes kadın ayakkabısı, XIX yüzyıla kadar kullanıldı. Bu tasarım ayakkabılar sayesinde genç kızlar görsel olarak dik ve gergin duruşla, küçük adımlarla yürür, yavaş ve asil tavırlarla görgü ve zarafetini yansıtırdı. Aynı zamanda bu tavırlar genç kızın kararlılık ve kendine güven duygusunu ifade ederdi. Tahta ayakkabılar düğün giysisi olarak gelin kıyafetlerinin vazgeçilmez parçası oldu. Giysilerin her parçası giyim amacından fazla anlam taşımıştır. Elbise insanın sadece görüntüsünü tamamlayan bir unsur değil, onun imajını, karakterini ve ağırlığını yansıtır. Ve ulusal kıyafetler sadece bir elbise değildir. O halkı hakkında konuşur, halkının hayat algısı ve evrensel insanlık anlayışı hakkında, bilgi verir. Nafiset SHALAHOVANART Dergisi {gallery}/haber/federasyon/2021/Adige_Kiyafet_Gunu{/gallery}strong>p>nanKaffed

KafNet Sanal Sektör Toplantıları Başlıyor

KafNet olarak KAFİAD İş Forumları’nın devamı bağlamında KAFFED ve KAFİAD'ın iş birliği ile düzenleyeceğimiz sektörel iş toplantılarına, İnşaat ve Gıda & Tarım sektörleri ile başlıyoruz. Sizler de toplantılarımıza katılarak şirketinizi tanıtabilir, sektördeki soydaşlarımızla tanışma imkanı bulabilirsiniz. *Toplantılarımız pandemi nedeniyle online gerçekleştirilecektir. İnşaat Sanal Sektör Toplantısı: 05 Ekim 2021 Salı Saat: 21.00 Cihan CANDEMİR Gıda & Tarım Sanal Sektör Toplantısı: 07 Ekim 2021 Perşembe Saat: 21.00 AHMET AKSUAKSULAR GRUP (Gıda Sektörü) Lütfi BEŞDOKİZPA GIDA / ZEYTİNELİ (Tarım Sektörü) https://forms.gle/YRYWJrZGAzubYpaM7strong>p> Katılım bedeli: 100 TL. Katkı payı ödeyenler bu yıl düzenlenecek tüm sanal sektör toplantılarına katılabilir. www.kafnet.bizstrong>p> KafNet iş insanlarımızı aynı çatı altında toplamayı hedeflemekte olan, her sektörden firmanın ücretsiz bir şekilde kayıt olabileceği, kendisini tanıtabileceği ve eleman arayışında ilan yayınlayabileceği, bir KAFFED ve KAFİAD ortak kuruluşudur.nanKaffed

III. KAFFED Gençlik Çalıştayı Tamamlandı

Balıkesir’in Edremit ilçesinde 25-26 Eylül 2021 tarihlerinde üçüncü KAFFED Gençlik Çalıştayı yapıldı. Kapadokya ve Ankara’da yapılan gençlik çalıştaylarının ardından pandemi süreci nedeni ile geçen yıl çevrimiçi ortamda Nart Akademi ve Meşe Altı programlarında buluşan gençler bu defa yüz yüze bir araya geldi. III. KAFFED Gençlik Çalıştayına üye derneklerimiz ile üniversitelerdeki öğrenci topluluklarından 70 gencimiz katıldı. Çalıştayın ilk gününde gençler tanışma ve kaynaşma oturumunun ardından, “Pandeminin bizden aldıkları ve bize kattıkları” konulu bir oturum yaptılar. Burada gençlerin dile getirdiği bazı görüşleri aşağıda aktarıyoruz: Gençler benzer çalıştayların sayısının artırılarak daha sık yapılması, akademisyenlerin birikimlerinin toplumsal çalışmalara yansıtılması için gayret edilmesi, dünyanın her köşesine dağılmış diaspora ile iletişimin güçlendirilmesi için KAFFED’in aracı olmasını istediler. Öz eleştiri de yapan gençler, iş yapma veya yapılan işlere katkı verme konusunda geliştirmeleri gereken yönlerinin olduğunu ifade ettiler. Çalıştayın ikinci gününde grup çalışmaları yapıldı. Gençler pandemi koşullarını da göz önüne alarak sorunlarımızı ve çözüm önerilerini tartışarak kâğıda döktüler. İkinci bölümde grup sözcülerinin sunumları ve genel tartışma ile bu dokümanlar ortak bir sonuç belgesine dönüştürüldü. Forum olarak düzenlenen son oturumda ise gençlerimiz KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra Balıkesir, Gönen, Kiçir, Bursa ve İzmir Dernek Başkanlarımız ile sorun ve taleplerini yüz yüze konuştular.       Organizasyonun hazırlık süreçlerine katkılarının yanı sıra Çalıştayın farklı oturumlarına katılarak gençlerimizle görüşlerini ve tecrübelerini paylaşan CHP İl Başkanı Serkan Sarı ve Edremit Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan’a da teşekkür ediyoruz. {gallery}/haber/federasyon/2021/210926_Genclik_Calistayi{/gallery}strong>p> nanKaffed

Abhazya Cumhuriyeti Geri Dönüş Devlet Komitesi Dil Kursları Başlatıyor

Abhazya Cumhuriyeti Geri Dönüş Devlet Komitesi, Abhazca (Аԥсшәа) kursları başlatıyor. Komitenin dil ile ilgili bir dizi proje hazırladığı ve önümüzdeki günlerde bu kapsamlı çalışmaları başlatacakları bilgisi de paylaşıldı. Abhazca kursu ile ilgili Geri Dönüş Devlet Komitesi tarafından yapılan duyuruda, kursun pandemi şartlarına uygun ve daha kapsayıcı olması amacıyla internet ortamında çevrimiçi dersler şeklinde yapılacağı belirtildi. Abhazca öğrenmek isteyen herkesin katılımına açık olan ücretsiz kursa başvuru, 15 Ekim 2021 tarihine kadar yapılabilecek. Kursun, listelerin ve grupların oluşturulması sonrasında Ekim ayı sonunda veya Kasım ayı başlarında başlayabileceği, kesin tarihin ayrıca duyurulacağı bildirildi. Abhazca kurslara katılmak isteyenler aşağıdaki bilgi ve belgeleri e-posta ile ext@repatriatera.org adresine göndererek listeye isimlerini yazdırabilirler.p> - Ad, soyadı, doğum tarihi (gün, ay, yıl), başvuran kişi hakkında kısa bilgi- TC kimlik fotokopisi veya pasaport fotokopisi (Abhazya pasaportu da olabilir)- Bir fotoğrafnanKaffed