Suriyeli Çerkesler İçin Basın Açıklaması

KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU BASIN AÇIKLAMASI p> SURİYE ÇERKESLERİ ANAVATAN YOLUNDAp> 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü ile Çerkesleri anavatanlarından kopararak dünyanın dört bir tarafına savuran Çarlık Rusyası’nın mirasçısı ve devamı olan Rusya Federasyonu, tarihi ve insani sorumluluklarından daha fazla kaçmamalı, iki ateş arasında kalmış Suriye Çerkeslerinin vatanlarına dönmesinin önündeki her türlü engeli derhal kaldırmalı, kendi olanakları ile anavatanlarına dönemeyen Çerkeslerin acil ve sağlıklı tahliyesi için özel önlemler almalıdır...p> Yaklaşık iki yıldır Suriye’de kanlı bir iç savaş devam etmekte, her geçen gün çatışmalar daha da şiddetlenmekte, daha da vahşi bir hal almaktadır. Tüm savaşlarda, tüm çatışmalarda olduğu gibi Suriye'deki iç savaşta da yine en çok masum siviller etkilenmekte, taraf olmadıkları kirli bir savaşa kurban verilmektedir. Karanlık ittifakların parçası küresel ve bölgesel tüm aktörler, yine, yaşanan bu insanlık dramını, akan kanları, yitip giden hayatları umursamamakta, sadece petrol boru hatlarını, silah satışlarını, kendi büyük projelerini dert etmektedir. Savaşın, soykırımın, sürgünün, vatanından, yuvasından koparılmanın ne olduğunu çok iyi bilen Çerkesler, sebebi her ne olursa olsun, her ne uğruna yapılır ise yapılsın her türlü savaşa ve sivil halka yönelik her türlü şiddete karşıdır. Devam etmekte olan bu kanlı savaşın kamuoyunca pek bilinmeyen kurbanlarından birisi de Suriye’deki Çerkeslerdir. Suriye’de yaşayan Çerkesler, Rus – Kafkas Savaşları sonrasında, Çarlık Rusyası’nın uyguladığı soykırımının ardından Çarlık Rusyası, Osmanlı İmparatorluğu ve Biritanya Krallığı gibi dönemin egemen güçlerinin işbirliği ile anavatanlarından sürülen Çerkeslerin torunlarıdır. Tüm Çerkesler gibi Suriye’de yaşayan Çerkeslerin de anavatanı Çerkesya’dır ve hep öyle kalacaktır. Karanlık etrikalara kurban edilip vatanlarından kopartılan Çerkesler bir daha bu oyunlara gelmeyecek, ne Suriye’de, ne Türkiye’de ne de başka bir yerde, bir daha kimsenin projelerine malzeme olmayacaktır. Suriye’deki Çerkesler iki ateş arasında ölüm kalım mücadelesi vermektedir. Çerkes yerleşimleri bombalanmış, pek çok Çerkes hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmış, binlercesi imkansızlıklar içinde sığınıklara hapsolmuş durumdadır. Binlerce Çerkes ailelerini, akrabalarını, dostlarını artlarında bırakarak belirsizlikler içinde evlerini, köylerini terk etmek, Türkiye, Ürdün, Lübnan gibi komşu ülkelere kaçmak zorunda kalmışlardır. Bine yakın Çerkes anavatanımızdaki cumhuriyetlerimize dönmeyi başarmışsa da hiç bir devlet desteği alınamadığı için kısıtlı yerel imkanlar ve yardımsever insanlarımızın destekleri ile ancak asgari ihtiyaçları karşılanabilir durumdadır. Yaşanan bu iç savaşın galibi kim olursa olsun, en büyük zararı taraf olmayan ve hiçbir devlet tarafından da desteklenmeyen Çerkesler görecektir. Suriye’de yaşayan Çerkeslerin feryatlarını anavatanlarında ve diasporada yaşayan Çerkes kardeşleri dışında kimse duymamakta, hiç kimse yardım elini uzatmamaktadır. Suriye Çerkesleri için bu ateş çemberinden tek çıkış anavatanlarına dönmektir. Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere, tüm uluslararası aktörler, derhal Çerkeslerin kayıtsız şartsız anavatanlarına dönüş hakkını tanımalıdır. Kafkas Dernekleri Federasyonu, bu amaçla, defalarca Rusya Federasyonu yönetimine ulaşmayı denemiş, Rusya Federasyonu’ndan gerek tarihi, gerek büyük devlet olmanın gerektirdiği insani sorumlulukları gereği, kendi anayasasında da koruma altına alınan Çerkeslerin haklarına riayet etmesini, hiç bir önkoşul ya da uygulanması imkansız uzun ve zorlu prosedürler dayatmaksızın başta Suriye’de yaşayanlar olmak üzere tüm Çerkeslerin vatanlarına dönmelerinin önündeki engelleri kaldırmasını ve teşvik edici özel önlemler almasını talep etmiştir. Rusya Federasyonu yönetimi, maalesef, tarihi sorumluluklarından kaçmaya devam etmekte, yaşanan trajedinin farkında ve çözüm üretebilecek güce sahip olmasına rağmen Çerkeslerin sesini duymamakta, duymamazlıktan gelmektedir. Çerkeslerin yegane duası “Tanrı bütün insanları özgür ve mutlu kılsın, fakat Çerkesleri de unutmasın!”dan ibarettir. İnsanlığa, barışa, kardeşliğe olan tüm inancımıza, geleneklerimize ve demokrasiye olan tüm bağlılığımızla başta Rusya Federasyonu ve Türkiye olmak üzere, uluslararası kamuoyundan Suriye'de yaşanan trajediye evrensel insan hakları temelinde yaklaşmalarını, savaşın ve çatışmanın bir an önce durdurulması için yapıcı adımlar atılmasını istiyoruz, Ayrıca Rusya Federasyonu’ndan, tarihsel sorumluluklarından daha fazla kaçmamasını, kota, vize, oturum izni gibi haksız uygulamaları derhal kaldırarak başta Suriye’de yaşayanlar olmak üzere tüm Çerkeslerin, anavatanlarına dönüşlerine imkan sağlamasını, dönüşü özendirici önlemler almasını, Kosava örneğinde olduğu gibi, Suriye’de yaşayan Çerkeslerin de güvenlik içinde tahliyesini ve sağlıklı bir şekilde vatanlarına dönüşlerini sağlamasını, vatanına dönen ve bundan sonra dönecek Çerkesler için özel düzenlemeler yapılmasını, federal bütçeden acil durum fonları oluşturularak, barınma, gıda, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetleri vermeye başlamasını, kısa vadeli eylem planları hazırlayarak, kardeşlerimiz için rehabilitasyon programları oluşturmasını ve 148 yıldır devam eden Çerkes Sürgünü’ne artık bir son vermesini talep ediyoruz.   Kafkas Dernekleri Federayonup> Ankara, 5 Ocak 2013p>  p>nanKaffed

5 Ocakta Saat: 15.00’de RF Büyükelçiliği Önünde Buluşalım…

Gümüşün beyazı nehre, ayın Gölgesi düşmüşse eğer kedere Şair bir tetik boşluğundadır Ve söz de kar etmez olur Çerkes'e.... Ahmet Telli. Giyinip Çerkaskamızı,  başımıza geçirip Kalpağımızı,  sarıp sarmalayıp Şarhonumuzu, Kar, kış demeden gideceğiz 5 Ocakta Muhattabına. Haykıracağız yüzlerine, "Suriye Çerkesleri için kaldırın engelleri" demeye, "Yüzleşin tarihinizle" demeye... "Ben elimden geleni yapmıştım" diyecekseniz birgün, buyurun, 5 Ocakta saat:15.00'te Rus Büyükelçiliği önüne bekliyoruz. Bekliyoruz yüreğinde Çerkeslerin acısını yaşayanları... Bekliyoruz Onurlu, Gururlu Çerkes Halkını. Vacit Kadıoğlu KAFFED Genel Başkanı  nanKaffed

Basın Yayın Kuruluşlarına Davet

Basın Yayın Kuruluşlarına,p> 5 Ocak 2013 Saat: 15.00 Rusya Büyükelçiliği Önünde Yapılacak Basın Bildirisi Duyuru ve Davetip> Suriye'de yaklaşık 100.000 Çerkes yaşamaktadır. Giderek etnik ve mezhep temelinde kutuplaşan kirli iktidar savaşında taraf olmaya zorlanan Çerkesler, taraf ve savaşın içinde olmamak için Anavatanlarına, Rusya Federasyonu'na bağlı Adıgey, Kabardey Balkar ve Karaçay Çerkes Cumhuriyetlerine, yani tarihsel topraklarına dönmek istiyorlar. Savaşın başladığı dönemlerde defalarca kez Anavatanlarına dönme iradelerini ortaya koyan Suriyeli Çerkesler Rusya'nın duyarsız kalması ve talepleri görmemezlikten gelmesi neticesinde sığınabilecekleri tek yer olan Türkiye'de yaşayan Çerkes kardeşlerinin yanına koşmaya başlamışlardır. Türkiye deki Çerkeslerin en üst örgütlü yapısı olan Türkiye genelindeki 61 derneğin bağlı bulunduğu KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU bu güne kadar defalarca kez Rusya makamlarına müracaat etmiş, Suriye'de yaşayan kardeşlerinin taleplerini iletmiştir. Rusya'dan taleplerimiz avaş durumunun göz önüne alınarak Çerkeslerin Anavatanlarına dönmelerinin önündeki engellerin kaldırılması, Kosova Çerkeslerini Anavatana tahliye ettiği gibi Suriye'de yaşayan Çerkesleri de tahliye etmesi, Türkiye' ve Ürdün'den vize vermesi (veya vizesiz giriş izni vemesi) ve oturum izni prosüdürlerini savaş durumunu gözeterek kadırılması yönünde olmuştur. Ancak bu konularda hiçbir somut adım atmayan ve yaşananları görmezden gelen Rusya Federasyonu kendi soydaşı olan Çerkeslerin bu haklı taleplerini hiçbir şekilde dikkate almamıştır . Suriye'de yaşayan ve başka ülkelere sığınmak zorunda kalan Çerkes kardeşlerimizin bu haklı taleplerini demokratik yollardan bir kez daha Rusya Federasyonu'na duyurmak için KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU 5 OCAK 2013 TARİHİNDE SAAT 15:00'TE de kendisine bağlı tüm Çerkes Halkı ve Çerkes Dostları ile birlikte Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde geniş katılımlı bir basın açıklaması yapma ve taleplerimizi güçlü bir sesle haykırma kararı almıştır. Tüm basın-yayın kuruluşlarımızı 5 Ocak 2013 Tarihinde Saat 15:00'te  Rusya Federasyonu Büyükellçiliği önünde yapılacak basın açıklmasına davet ediyoruz.p>   Saygılarımızla, KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU (KAFFED)     Basın Açıklamasıa>  p>  nanKaffed

5 Ocak Cumartesi Rusya Büyükelçiliği Önündeyiz

Suriyeli Çerkeslerin acilen tahliyesi Rusya Federasyonunun ilgili yasalarından ve geçmişinden gelen TARİHİ VE YASAL SORUMLULUĞUDUR. Bu sorumluluğunun farkında ve takipçisi olduğumuzu hatırlatmak için 5 Ocak 2013 Cumartesi saat 15:00'te Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önündeyiz...p>nanKaffed

Çerkesler Rusya Büyükelçiliği Önüne Gidecek

[CNN TURK] Kafkas Dernekleri Federasyonu, 5 Ocak Cuma günü Ankara'daki Rusya Büyükelçiliği önünde toplanarak Suriye'de yaşam mücadelesi veren Çerkesler'e dikkat çekecek.   15.00'te başlayacak basın açıklamasına Türkiye'de yaşayan çok sayıdaki Çerkez'in katılması bekleniyor.   Dernekten yapılan açıklamada 19. yüzyılda Çarlık Rusyası tarafından Osmanlı'ya sürülen Çerkesler'in torunlarının bugün Suriye'de yaşadığı ve bu savaşta Suriye rejimi ve muhaliflerinin karşılıklı ateşi arasında ölüm kalım mücadelesi verdiği belirtildi.   Açıklamada 4 bin civarında Çerkes'in Suriye'den kaçabildiği belirtildi.   Gösterinin Rusya Büyükelçiliği önünde yapılmasının nedeni ise Suriye'de sürgünde yaşayan Çerkes'lerin Kafkasya'ya dönme isteğinin Rusya tarafından engellenmesi.   http://www.cnnturk.com/2013/guncel/01/04/cerkezler.rusya.buyukelciligi.onune.gidecek/691156.0/index.htmldiv>  nanKaffed

‘Suriye’de Çerkesler ölüyor!’

[HABER PAN] 'Suriye'de Çerkesler ölüyor!' sloganıyla 5 Ocak 2013 Cumartesi günü saat 15:00’te toplanacak olan Çerkesler, Rusya Büyükelçiliği önünden Rusya’ya ve dünya kamuoyuna seslenecek. KAFFED tarafından yapılacak basın açıklamasında, Suriye’de taraf olmadığı bir iç savaşta yaşam mücadelesi veren 100.000 bin civarındaki Çerkes için anavatana geri dönüş talebinde bulunulacak.   İşte konuyla ilgili Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun kamuoyuna sunduğu açıklama:   Bilindiği üzere 2011 yılı başlarından bu yana Arap Baharı olarak adlandırılan ve Kuzey Afrika ile Ortadoğu’da pek çok ülkeye yayılan olaylar dizisinin devamında Suriye’de kanlı ve kirli bir iç savaş başlamıştır. Bu savaşın kurbanlarından birisi de Suriye’deki nüfusları 100.000 civarında tahmin edilen Çerkeslerdir. Çerkeslerin Suriye’de şu anda yaşıyor oldukları şey bir dizi tarihsel trajedinin son halkasıdır. Suriyeli Çerkesler, Çarlık Rusyası tarafından 19. yüzyılda Osmanlı topraklarına sürülen Çerkeslerin torunlarıdır. Çerkesler pek çok başka azınlık gibi, taraf olmadıkları bu kirli savaşta Suriye rejiminin ve muhalefetin karşılıklı ateşi arasında ölüm kalım mücadelesi vermektedir.   Suriye’de farklı yerleşim biriminde dağınık olarak yaşayan Çerkesler bu savaşta bir azınlık olarak taraf olma ya da toplu bir tavır sergileme durumunda değildir. Fakat hem rejim hem de muhalifler tarafından taraf tutmaları beklenmektedir. Bu durum Çerkeslerin durumunu her geçen gün daha da kötüleştirmektedir. Uluslararası toplumda Suriyeli Çerkeslerle ilgili bir farkındalık söz konusu değildir ve Çerkesler neredeyse görmezden gelinmektedir.   Şu ana kadar Suriye dışına çıkabilen Çerkeslerin sayısı yaklaşık rakamlarla 2000 Ürdün, 1000 Kafkasya, 500 Lübnan, 500 Türkiye olmak üzere 4000 civarındadır ve bu sayı sürekli olarak artmaktadır. Bunlar, kendi anavatanları da dâhil olmak üzere gittikleri yerlerde soydaşlarının sağladığı imkânlar ve akrabalarının yardımları sayesinde yaşamlarını devam ettirebilmektedir. Ne var ki, bu sürdürülebilir bir durum değildir. Ayrıca Suriye dışına çıkmak isteyip çıkamayanların sayısı da oldukça yüksektir. Bunların büyük kısmı da Kafkasya'ya geri dönmek arzusunda olmasına rağmen Rusya’nın sürekli ve çeşitli engellerine takılmaktadır.   Çerkesler olarak bizim talebimiz öncelikli olarak Çerkeslerin anavatanlarına, Kafkasya’ya geri dönüşlerinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasıdır. Kendi anavatanlarına herhangi bir şarta bağlı olmaksızın geri dönebilmek Çerkeslerin en doğal hakkıdır. Çerkeslerin kendi anavatanlarına dönmesini istemeyen Rusya ise insanlarımızın yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen bu sorunun çözümüne katkıda bulunmayı reddetmektedir çünkü Çerkesleri Kafkasya’da istememektedir. Şu ana kadar formal ve informal grupların temsilcileri tarafından resmi makamlara iletilen bütün talepler karşılık dahi verilmeden, gayri ciddi bir tutumla reddedilmiş, sivil toplum kuruluşlarının talepleri görmezden gelinmiş, dünyanın çeşitli yerleriyle birlikte Kafkasya’da ve Rusya’da bireysel ve toplu olarak yapılan protestolar dikkate alınmamış ve hatta kimi zaman engellenmiştir.   Rusya bu olumsuz tutumuna son vermeli ve artık Çerkeslerin sesini duymalıdır.   Sesimizi duyurmak ve Rusya’ya taleplerimizi haykırmak için 5 Ocak 2013 Cumartesi günü saat 15:00'de Ankara’da Rusya Büyükelçiliği önünde KAFFED tarafından yapılacak olan basın açıklamasına gidiyoruz.(star)   Kaynak: haber10.com http://haberpan.com/haber/suriyede-cerkesler-oluyordiv>nanKaffed

Çerkesler Rusya Büyükelçiliği Önüne Gidecek

[FOCUS HABER] Kafkas Dernekleri Federasyonu, 5 Ocak Cuma günü Ankara’daki Rusya Büyükelçiliği önünde toplanarak Suriye’de yaşam mücadelesi veren Çerkesler’e dikkat çekecek.   15.00'te başlayacak basın açıklamasına Türkiye'de yaşayan çok sayıdaki Çerkesin katılması bekleniyor.   Dernekten yapılan açıklamada 19. yüzyılda Çarlık Rusyası tarafından Osmanlı'ya sürülen Çerkesler'in torunlarının bugün Suriye'de yaşadığı ve bu savaşta Suriye rejimi ve muhaliflerinin karşılıklı ateşi arasında ölüm kalım mücadelesi verdiği belirtildi.   Açıklamada 4 bin civarında Çerkesin Suriye'den kaçabildiği belirtildi.   Gösterinin Rusya Büyükelçiliği önünde yapılmasının nedeni ise Suriye'de sürgünde yaşayan Çerkeslerin Kafkasya'ya dönme isteğinin Rusya tarafından engellenmesi.   http://www.focushaber.com/cerkesler-rusya-buyukelciligi-onune-gidecek-h-233983.htmldiv>nanKaffed

“Suriye’deki Çerkeslerin Anavatana Dönüşü Sağlanmalı”

[STGM] Kafkas Dernekleri Federasyonu bu güne kadar defalarca Rusya Federasyonu makamlarına müracaat etmiş, Suriye'de yaşayan Çerkeslerin taleplerini iletmiştir. Suriye'de yaklaşık 100.000 Çerkes yaşamaktadır. Giderek etnik ve mezhep temelinde kutuplaşan iç savaşta taraf olmaya zorlanan Çerkesler, taraf ve savaşın içinde olmamak için Anavatanlarına, Rusya Federasyonu'na bağlı Adıgey, Kabardey Balkar ve Karaçay Çerkes Cumhuriyetlerine dönmek istiyorlar. Savaşın başladığı dönemlerde defalarca kez Anavatanlarına dönme iradelerini ortaya koyan Suriyeli Çerkesler Rusya'nın duyarsız kalması ve talepleri görmemezlikten gelmesi neticesinde sığınabilecekleri tek yer olan Türkiye'de yaşayan Çerkes kardeşlerinin yanına koşmaya başlamışlardır. Türkiye'deki Çerkeslerin örgütlü yapısı olan ve Türkiye genelindeki 61 derneğin bağlı bulunduğu Kafkas Dernekleri Federasyonu bu güne kadar defalarca Rusya Federasyonu makamlarına müracaat etmiş, Suriye'de yaşayan kardeşlerinin taleplerini iletmiştir. Rusya Federasyonu'ndan taleplerimiz; savaş durumunun göz önüne alınarak Çerkeslerin Anavatanlarına dönmelerinin önündeki engellerin kaldırılması, Kosova Çerkeslerini Anavatana tahliye ettiği gibi Suriye'de yaşayan Çerkesleri de tahliye etmesi, Türkiye ve Ürdün'den vize vermesi (veya vizesiz giriş izni vermesi) ve oturum izni prosedürlerini savaş durumunu gözeterek kaldırılması yönünde olmuştur. Ancak bu konularda hiçbir somut adım atmayan ve yaşananları görmezden gelen Rusya Federasyonu kendi soydaşı olan Çerkeslerin bu haklı taleplerini dikkate almamıştır. Suriye'de yaşayan ve başka ülkelere sığınmak zorunda kalan Çerkes kardeşlerimizin bu haklı taleplerini demokratik yollardan bir kez daha Rusya Federasyonu'na duyurmak için Kafkas Dernekleri Federasyonu 5 Ocak 2013 tarihinde saat 15.00’te de tüm Çerkes Halkı ve Çerkes Dostları ile birlikte Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde geniş katılımlı bir basın açıklaması yapma ve taleplerini güçlü bir sesle haykırma kararı almıştır. Tüm basın-yayın kuruluşlarımızı 5 Ocak 2013 Tarihinde Saat 15:00’te Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde yapılacak basın açıklamasına davet ediyoruz.p> Kafkas Dernekleri Federasyonup>   http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/suriye-deki-cerkeslerin-anavatana-donusu-saglanmalip>  nanKaffed

Çerkesler Ankara’dan Rusya’ya Seslenecek

[STAR GAZETESİ] Türkiye’deki Çerkesler, Suriye’de zor durumda olan soydaşlarının sesini dünya kamuoyunu duyurmak amacıyla Ankara’daki Rusya Büyükelçiliği önünde toplanacak.p> div> 'Suriye'de Çerkesler ölüyor!' sloganıyla 5 Ocak 2013 Cumartesi günü saat 15:00’te toplanacak olan Çerkesler, Rusya Büyükelçiliği önünden Rusya’ya ve dünya kamuoyuna seslenecek. KAFFED tarafından yapılacak basın açıklamasında, Suriye’de taraf olmadığı bir iç savaşta yaşam mücadelesi veren 100.000 bin civarındaki Çerkes için anavatana geri dönüş talebinde bulunulacak. İşte konuyla ilgili Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun kamuoyuna sunduğu açıklama: Bilindiği üzere 2011 yılı başlarından bu yana Arap Baharı olarak adlandırılan ve Kuzey Afrika ile Ortadoğu’da pek çok ülkeye yayılan olaylar dizisinin devamında Suriye’de kanlı ve kirli bir iç savaş başlamıştır. Bu savaşın kurbanlarından birisi de Suriye’deki nüfusları 100.000 civarında tahmin edilen Çerkeslerdir. Çerkeslerin Suriye’de şu anda yaşıyor oldukları şey bir dizi tarihsel trajedinin son halkasıdır. Suriyeli Çerkesler, Çarlık Rusyası tarafından 19. yüzyılda Osmanlı topraklarına sürülen Çerkeslerin torunlarıdır. Çerkesler pek çok başka azınlık gibi, taraf olmadıkları bu kirli savaşta Suriye rejiminin ve muhalefetin karşılıklı ateşi arasında ölüm kalım mücadelesi vermektedir. Suriye’de farklı yerleşim biriminde dağınık olarak yaşayan Çerkesler bu savaşta bir azınlık olarak taraf olma ya da toplu bir tavır sergileme durumunda değildir. Fakat hem rejim hem de muhalifler tarafından taraf tutmaları beklenmektedir. Bu durum Çerkeslerin durumunu her geçen gün daha da kötüleştirmektedir. Uluslararası toplumda Suriyeli Çerkeslerle ilgili bir farkındalık söz konusu değildir ve Çerkesler neredeyse görmezden gelinmektedir. Şu ana kadar Suriye dışına çıkabilen Çerkeslerin sayısı yaklaşık rakamlarla 2000 Ürdün, 1000 Kafkasya, 500 Lübnan, 500 Türkiye olmak üzere 4000 civarındadır ve bu sayı sürekli olarak artmaktadır. Bunlar, kendi anavatanları da dâhil olmak üzere gittikleri yerlerde soydaşlarının sağladığı imkânlar ve akrabalarının yardımları sayesinde yaşamlarını devam ettirebilmektedir. Ne var ki, bu sürdürülebilir bir durum değildir. Ayrıca Suriye dışına çıkmak isteyip çıkamayanların sayısı da oldukça yüksektir. Bunların büyük kısmı da Kafkasya'ya geri dönmek arzusunda olmasına rağmen Rusya’nın sürekli ve çeşitli engellerine takılmaktadır. Çerkesler olarak bizim talebimiz öncelikli olarak Çerkeslerin anavatanlarına, Kafkasya’ya geri dönüşlerinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasıdır. Kendi anavatanlarına herhangi bir şarta bağlı olmaksızın geri dönebilmek Çerkeslerin en doğal hakkıdır. Çerkeslerin kendi anavatanlarına dönmesini istemeyen Rusya ise insanlarımızın yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen bu sorunun çözümüne katkıda bulunmayı reddetmektedir çünkü Çerkesleri Kafkasya’da istememektedir. Şu ana kadar formal ve informal grupların temsilcileri tarafından resmi makamlara iletilen bütün talepler karşılık dahi verilmeden, gayri ciddi bir tutumla reddedilmiş, sivil toplum kuruluşlarının talepleri görmezden gelinmiş, dünyanın çeşitli yerleriyle birlikte Kafkasya’da ve Rusya’da bireysel ve toplu olarak yapılan protestolar dikkate alınmamış ve hatta kimi zaman engellenmiştir. Rusya bu olumsuz tutumuna son vermeli ve artık Çerkeslerin sesini duymalıdır. Sesimizi duyurmak ve Rusya’ya taleplerimizi haykırmak için 5 Ocak 2013 Cumartesi günü saat 15:00'de Ankara’da Rusya Büyükelçiliği önünde KAFFED tarafından yapılacak olan basın açıklamasına gidiyoruz.p> http://haber.stargazete.com/guncel/suriyede-cerkesler-oluyor/haber-716573   div>nanKaffed

Susma Haykır…

"Arap Baharı" 17 Aralık 2010'da Tunus'ta haksızlığa ve yoksulluğa karşı Muhammed Buazizi'nin kendisini yakmasıyla başlayan isyan dalgası, aniden tüm Arap dünyasını bir yangın gibi sardı. Kısa bir sürede ve beklenmedik ölçüde kansız şekilde Tunus ve Mısır gibi ülkelerde yönetimler değişirken, kitlelerin başkaldırısından çekinen pek çok Arap ülkesinde reformlar peş peşe geldi. "Arap Baharı" olarak tanımlanan bu sürecin, 30 yıl boyunca Mısır'ı yöneten Hüsnü Mübarek'in Şubat 2011'de devrilmesinden sonra Suriye'de de Beşşar Esad'ın devrilmesiyle devam edeceği düşünülüyordu. Suriye'de 2011'in ilk günlerinde kitlesel protestolar başladı. Rejimin sert tepkisine karşı muhalafetin silahlı direnişe geçmesi ile Suriye'de iç savaş Mart 2011'de başladı. Esad'ın da halk muhalafeti karşısında dayanamayıp Kaddafi gibi kısa süreli bir iç savaştan sonra devrileceği düşünülüyordu. Fakat beklentiler gerçekleşmedi, Suriye giderek daha acımasız ve yıkıcı bir iç savaşa süreklendi. Aradan iki yıla yakın bir süre geçmesine rağmen Suriye'de iç savaş tüm hızıyla ve acımasızlığıyla devam ediyor. Şam, dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı en eski kent. Suriye, binlerce yıllık tarihinde pek çok uygarlığa beşiklik etmiş bir ülke. Böylesine zengin bir tarihsel-kültürel birikimi olan bu topraklarda yaşanılanlar gerçekten tüm insanlık için yüz karası. Suriye'de yaşananların kısa bir sürede bitmeyeceği, Beşşar Esad yönetimden ayrılsa bile çatışma ortamının devam edeceği görünüyor, çünkü Suriye'yi ve bölge ülkelerini sarmalayan çelişkiler yumağının bir kılıç darbesiyle çözülmesi artık olanaksız. Suriye: Yerel, Bölgesel ve Küresel Çelişkiler Yumağı Suriye, "Arap Baharı" ile birlikte hiç beklenmedik bir şekilde yerel, bölgesel ve küresel çelişkilerin iç içe geçtiği bir savaş alanına dönüştü. Yerel çelişkilerin önemli bir kaynağı nüfusun etnik, dinsel ve sınıfsal yapısı. Suriye nüfusunun büyük bir kesimi etnik olarak Araplardan oluşuyor (nüfusun yaklaşık %80'i), kalanlar da Kürt, Türk, Filistinli, Ermeni, Çerkes gibi çok farklı etnik topluluklara dağılmış durumda. Dini olarak nüfusun büyük bir kısmı Sünni (nüfusun yaklaşık %75'i), kalanların çoğunluğu Nusayri ve Hristiyan. Ayrıca Durzi, Yahudi ve diğer Şii mezhepleri de önemli bir nüfusu oluşturuyor. Fakat etnik ve dinsel yapılar bir biriyle örtüşmediği için Suriye'de çok parçalı bir toplumsal yapı var. Örneğin etnik olarak nüfusun çoğunluğunu oluşturan Araplar arasında çok önemli dinsel/mezhepsel farklılıklar varken (Arapların önemli bir kısmı Nusayri ve Hristiyan), dinsel olarak nüfusun çoğunluğunu oluşturan Sünniler arasında da etnik farklılıklar var (Sünnilerin önemli bir kısmı Kürt, Türk ve Çerkes). Bu etnik/dinsel çeşitlilik, Suriye'de bir etnik/dinsel topluluğun tek başına egemen olmasını olanaksız kılıyor. Suriye'deki yerel çelişkiler, Hafız Esad'ın iktidarı ele geçirdiği 1971'den itibaren otoriter-milliyetçi Baas yönetimi altında belirli bir dengede tutulmuştu. Bu denge nüfusun azınlığını oluşturan fakat devlet yönetimine egemen Nusayriler ile yeni gelişen Sünni orta sınıfların karşılıklı bağımlılığına dayanıyordu. Sünni orta sınıflar, geleneksel İslami hareketlere karşı Baas'ın laik ideolojisini de destekliyorlardı. Nüfusun küçümsenmeycek bir oranını oluşturan Hristiyanlar ve Dürziler için de laik Baas yönetimi bir anlamda ehven-i şer'di. Baas Partisi Nusayrilerin ve Sünni orta sınıfların aktif, Sünni veya Arap-olmayan toplulukların da zımni desteğiyle 40 yıldan uzun bir süre Suriye'yi demir yumrukla yönetti, 1982'deki Hama Katliamı'nda olduğu gibi muhalefeti kanlı bir şekilde ezmekten çekinmedi. Suriye'de 2011 Mart'ında başlayan iç savaş, bu suni dengeyi de yıktı. Tarafların kendilerini ve düşmanlarını artan oranda etnik ve dinsel temelde tanımlamaları, iç savaşın giderek daha fazla bir etnik ve dinsel savaşa dönüşmesine yol açıyor, dolayısıyla iç savaş sonrasında ortak yaşamaya dayalı bir çözüm şansı giderek azalıyor. Suriye bölgesel güçlerin hesaplaşma alanı olmasaydı, belki yerel çelişkilerin iç savaştan sonra çözümü mümkün olabilirdi. Fakat Suriye'deki iç savaş artık bölgesel güçlerin bir yaşam mücadelesine dönüştü. Bu mücadelede, bir yanda Lübnan'daki Hizbullah'tan başlayıp Suriye'deki Nusayri azınlık, Irak'taki Şii çoğunluk, İran ve Körfez ülkelerine uzanan bir Şii hilâli, karşısında da Suudi Arabistan, Bahreyn ve Katar'ın başı çektiği bir Sünni blok var. Tabii bu mücadelenin temeli sadece mezhep farklılıkları değil, özellikle zengin Sünni ülkelerdeki sınıfsal çelişkiler ve monarşist devletlerin "Arap Baharı" karşısındaki siyasi konumu da safları belirleyen önemli etkenler. Orta Doğu'daki her değişimden etkilenen İsrail'i de unutmamak gerekiyor. Bilindiği gibi Suriye, laik, anti-monarşist ve milliyetçi ideolojisiyle, hem Suudi Arabistan, Bahreyn ve Katar gibi monarşist Arap devletlerinin, hem de İsrail'in düşmanı. İsrail çevresindeki tek İsrail-karşıtı devlet olan Suriye'deki iç savaş aynı zamanda bahsedilen bölgesel güçler arasındaki bir savaş. Esad'ın yıkılmasından sonra sıranın kime/kimlere geleceği açık. Bu nedenle İran ve Hizbullah'ın tüm güçleriyle Esad'ı desteklemesi, buna karşın Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye'nin sürecin başından beri açık ve aleni bir şekilde silahlı muhalafeti desteklemesi şaşırtıcı olmamalı. Tabii bölgesel güçlerin bu müdahalesi, iç savaşın daha acımasız ve kanlı geçmesine yol açıyor. ABD başta olmak üzere küresel güçlerin Suriye'deki iç savaş konusunda çok önemli bir etkisi olduğu açık. 11 Eylül'den itibaren ABD'nin hedefindeki ülkelerden biri Suriye. 2003 yılında ABD'de kabul edilen "Suriye Sorumluluğu ve Lübnan'ın Egemenliğini Kurma Yasası" ile ABD Suriye'yi "terörizmi desteklemekten, Lübnan'ı işgal etmekten, kitle imha silahlarını geliştirmekten" vazgeçirmeyi ve Orta Doğu'daki "uluslararası güvenlik sorunlarından dolayı" Suriye'yi sorumlu tutmayı stratejik bir hedef olarak belirlemişti. ABD ve İsrail, Suriye'yi Orta Doğu'daki en önemli güvenlik tehditlerinden biri olarak gördüklerini zaten hiç bir zaman saklamadılar. Ve Orta Doğu'daki en önemli düşmanlarına, yani İran'a karşı doğrudan bir müdahale için öncelikle Suriye'nin bertaraf edilmesi gerekiyor. Rusya ise, Libya'dan aldığı ders ile Birleşmiş Milletler'de Suriye'ye karşı alınabilecek yaptırım ve müdahale kararlarını engelleyerek ve sağladığı fiili destek ile bu sorunda aktif yer aldı. Rusya'nın hem stratejik çıkarları gereği (Suriye'deki askeri üs), hem de ABD'nin Orta Doğu'ya, yani dünyanın en önemli petrol kaynaklarına tamamen egemen olmasını engellemek için zorunlu olarak Esad'ın yanında yer aldığı söylenebilir. Aynı durum bir ölçüde Çin için de geçerli. Sonuç olarak, Suriye'nin bölgesel ve küresel güçlerin çatışma alanına dönüşmesi, hem iç savaşın daha uzun ve acımasız olmasına yol açıyor, hem de iç savaştan sonra Suriye'de istikrarın tesis edilmesini olanaksız kılıyor. Savaştan sonra Suriye'nin Lübnanlaşması, yani farklı etnik/dinsel grupların kendi bölgelerinde egemen/özerk yapılar oluşturması ve düşük yoğunluktaki çatışmaların süregitmesi belki en iyimser gelişme olacak. En kötümser olasılık ise Suriye'nin acımasız bir "etnik temizlik" ile homojenleşmesi veya düşman devletlere ayrılması. Suriye'nin küçük devletlere ayrılması ise, başta komşuları, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak olmak üzere tüm Orta Doğu'da sınırların yeniden çizilmesine yol açabilecek.[1] Ve Çerkesler Suriye'de önemli bir Çerkes nüfus yaşıyor. Suriye Çerkesleri belki de Çerkeslerin en çok acı çekmiş ve talihsiz kesimi. Öncelikle 1864'deki soykırım ve sürgünü diğer soydaşları ile birlikte yaşadılar. Sürgün sonucu Balkanlar'a yerleştirilenler 93 Harbi'nden sonra (1877-1878) ikinci bir sürgüne tabi tutuldular. İşte Suriye'de yaşayan Çerkeslerin çoğunluğunu Balkanlardan Orta Doğu ülkelerine ikinci kez sürgün edilen 70,000'den fazla Çerkes oluşturuyor. [2] Fakat Suriyeli Çerkeslerin acıları bununla bitmedi. Çerkesler toplu olarak Golan Tepelerine, Kuneytra ve çevresine yerleştirildiler. 1967 Arap-İsrail Savaşı'nda İsrail'in Golan Tepeleri'ni işgal etmesi üzerine Suriye Çerkesleri üçüncü sürgünü yaşadılar. İşgalden sonra Golan Tepeleri'ndeki Çerkesler Şam ve Halep'e yerleştirildiler. ABD Tolstoy Vakfı aracılığı ile Çerkeslerin tamamen Golan'dan koparılması için müdahele etti ve Golan’daki topraklarından vazgeçmeleri karşılığında isteyenlerin ABD’ye yerleştirilmesi sağlandı.[3] Suriye Çerkesleri şimdi yeni bir felaket ile karşı karşıya. Çerkesler insanları etnik-mezhep temelinde ayrıştıran bir sekter savaşta taraf olmaya zorlanıyorlar. 100 yıllık bir dönemde üç büyük sürgün yaşayan Suriye Çerkesleri nüfus ve coğrafi bütünlük açısından kendilerini savunabilecek konumda değiller. Nüfusun azlığı ve az olan nüfusun bile belirli bir bölgede yoğunlaşmamış olması nedeniyle, savaş-sonrası dönemde de Suriye Çerkeslerini zor günler bekliyor. Çünkü yukarıda açıklanmaya çalışıldığı gibi, Suriye savaştan sonra en iyi olasılıkla farklı etnik/dinsel grupların kendi bölgelerinde egemen/özerk yapılar oluşturduğu ve tarafların düşük yoğunluklu çatışmalarla birbirini telef etmeye devam ettiği bir ülke olacak. Nitekim Suriye Çerkesleri de bu durumu görüp, sorunlarına uzun dönemli bir çözüm aramaya başladılar, yüzlerini anayurtlarına, Kafkasya'ya çevirdiler. Suriye ve Sovyetler Birliği'nin "dost ve müttefik" ülkeler olmasından dolayı, Soğuk Savaş döneminde de Suriye Çerkeslerinin anayurttaki özerk bölgeler/cumhuriyetler ile belirli düzeyde ilişkisi vardı. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra, 1990'larda 500'e yakın Suriye'li Çerkesin anayurda dönüş yaptığı tahmin ediliyor. Suriye'deki iç savaşın uzaması ve yaygınlaşması üzerine, Suriye Çerkesleri anayurda dönüşün yollarını aramaya başladı. Aralık 2011-Ocak 2012’de Suriye’deki Çerkes diasporasının temsilcileri Rusya Federasyonu ve Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri (Adığey Cumhuriyeti, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti) yetkililerine dönüş konusundaki taleplerini ilettiler. Bu talebe paralel olarak Dünya Çerkes Birliği de özellikle Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’ne Suriyeli Çerkeslerin yerleştirilmesi konusunda girişimlerde bulundu. Kabardey Balkar Cumhuriyeti ve Adığey Cumhuriyeti Suriye'den dönenler konusunda olumlu bir tutum takındı. Örneğin Kabardey Balkar Cumhuriyeti Başkanı Kanokov, yaklaşımını aşağıdaki sözlerle özetliyordu: “Suriye’de yaşayan Çerkeslerin, yaşadıkları ülkedeki durum göz önünde bulundurularak tarihî vatanlarına dönüş sürecini kolaylaştırmalıyız… Birçok kimse kardeşlerimizin dönüşüne karşı çıkmakta ve 'Büyük Çerkesya' ile ilgili klişeler uydurmaktadırlar. Kaldı ki muaazam büyüklükteki Rusya’nın nüfusu ancak 140 milyondur. Yakında çalışacak kimseyi bulamayacağız ve Vietnam ile Çin’den işçi davet ediyoruz. Rusya yanlısı olan, çalışkan, kendi dil ve geleneklerini koruyan kardeşlerimizin dönüşünden korkmaya gerek yoktur.”[4] Bu gelişmeler üzerine Mart 2012’de Rusya Federasyonu Parlamentosu’nun Üst Kanadı temsilcileri Suriye'ye giderek Çerkes diasporası temsilcileri ile yerinde görüştüler ve Suriyeli Çerkeslerin çoğunun Kuzey Kafkasya’ya dönmek istedikleri sonucuna vardılar. [5] 2012 yılında Suriyeli Çerkeslerin anayurda dönüşü hızlandı. Fakat Rusya Federasyonu'nun sorunu görmezlikten gelmesinden dolayı, yardım çalışmaları büyük ölçüde sivil toplum örgütleri tarafından yürütüldü. Örneğin Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nde Perit derneği, dönmek isteyenlere davet çıkarılması, gelenlerin yerleştirilmesi, bürokratik sorunların çözülmesi gibi konularda takdire şayan çalışmalar gerçekleştirdi. 2012 yılında Perit derneğine 2000'e yakın başvuru oldu, fakat Kabardey Balkar Cumhuriyeti'ndeki göçmen kotasının dolmasından dolayı bu taleplerin ancak yarısından biraz fazlası karşılanabildi. Anayurda dönüş olanaklarının kısıtlı olmasının da etkisiyle, 2012 Yaz aylarından itibaren artan sayıda Suriyeli Çerkes Türkiye'ye sığınmak zorunda kaldı. Kaffed tarafından oluşturulan Suriye Kriz Masası'nın yoğun faaliyetleri ile Türkiye'ye gelen tüm Suriyeli Çerkesler hemşehrilerinin yaşadığı köylere/kentlere yerleştiriliyorlar. Fedakarca yürütülen bu çalışmalar sayesinde bilindiği kadarıyla hiç bir Suriyeli Çerkes mülteci kamplarında yaşamıyor.[6] Suriye'deki kargaşanın uzun süreceği göz önüne alındığında, Suriyeli Çerkesler açısından anayurda dönüşün ne kadar önemli olduğu açık. Suriye Çerkeslerinin anayurda dönüşü, öncelikle insani açıdan bir zorunluluk, çünkü Suriye Çerkesleri ancak anayurtta uzun süreli ve güvenli bir yaşama kavuşabilecekler. İkinci olarak bu süreç, Suriye Çerkeslerinin tarihsel hakkının, anadil kadar kutsal olan anayurt ve dönüş hakkının teslim edilmesi anlamına geliyor. Son olarak, Suriye Çerkeslerinin anayurda yerleştirilmesi, buradaki cumhuriyetlerin ekonomik ve kültürel açıdan gelişimine de önemli bir katkıda bulunacak. Suriye Çerkeslerinin anayurda dönüşünün, sadece DÇB, Perit, DAR ve Kaffed gibi sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla gerçekleşmeyeceği açık. Bu kuruluşların hepsi bu durumun bilincinde oldukları için Kuzey Kafkasya'daki cumhuriyetler ve Rusya Federasyonu yönetimlerinin sürece aktif katkısını talep ediyorlar. Bugüne kadar Adığey ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetlerinin olanakları ölçüsünde bir katkıda bulunduğu görülüyor. Fakat Rusya Federasyonu, göçmen kotasının arttırılması ve vize/vatandaşlık işlemlerinin basitleştirilmesi gibi mevzuata ilişkin basit düzenlemelerden, Suriye Çerkeslerinin tahliyesi ve dönenlere yardım edilmesine kadar hiç bir konuda ciddi bir adım atmadı. İşte bu nedenle, Suriye Çerkeslerinin sorunlarının ve taleplerinin tüm kamuoyuna duyurulması ve tanıtılması yardım çalışmaları kapsamında özel bir önem taşıyor. 5 Ocak 2013 günü Ankara'da Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde yapılacak olan basın açıklamasının ses getirmesi de bu açıdan çok önemli. Suriye'de yaşananlar, daha geniş bir açıdan bakıldığında, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın tüm Çerkesler açısından önemli bir ders niteliğinde. Etnik ve dinsel ayrımlara dayalı sekter çatışmalar, her zaman sayıca küçük ve dağınık halklar için yaşamsal tehdit haline dönüşüyor. Bu nedenle, politik tercihleri ne olursa olsun, anayurt ve diasporada yaşayan tüm Çerkeslerin yaşadıkları ülkelerde insan hakları ve demokrasinin yerleşmesini desteklemeleri gerekiyor. Bir Parantez: Suriye Ermenileri Suriye'de yaşayan ve Çerkesler gibi taraf olmaya zorlanan azınlıklardan biri de Ermeniler. Suriye'de 90,000-200,000 arasında Ermeninin yaşadığı tahmin ediliyor, yani nüfusları Çerkeslerin nüfusundan daha fazla. Ve Ermeniler arasında da anayurda dönüş eğilimi iç savaşla birlikte güç kazandı. Aralık 2012'ye kadar yaklaşık 6,000 Ermeni Ermenistan'a döndü. Muhalefet, Ermenistan hükümetini, Suriye Ermenilerinin dönüşü için samimi olmamakla ve bu konuda aktif olarak çalışmamakla suçluyor. Dönüş düşüncesini savunanlar, eğitimli, girişimci, varlıklı ve kalifiye Suriye Ermenilerinin Ermenistan'ın kalkınmasına önemli bir katkıda bulunacağını söylüyorlar.[7] Notlar [1] Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden Fehim Taştekin'in 31 Aralık 2012'de Radikal gazetesinde yayımlanan yazısının başlığı tüm bu süreci net olarak özetliyor: "2013'e Meşum Miras: Mezhebi Düşmanlık". Etnik/dinsel çatışmaların yoğunlaştığı yerlerde maalesef sağduyu yer bulamıyor. Suriye'nin önemli düşünürlerinden Tsey Cevdet Said gibi, kardeşini ve evini yitirmesine karşın şiddeti red edenler de var. Tsey Cevdet Said Golan Tepeleri'ndeki köyünü, Beer Acem'i terkedip Türkiye'ye gelmek zorunda kaldı ve Hilal TV'de yaptığı konuşmasında "Silah şeytan işidir. Silah necistir. Silah fitnedir. Bu metodu da kullanan aynı şeydir" diyerek silahlı mücadeleyi kınadı. Tsey Cevdet Said'in insanları sağduyuya çağıran sözlerinin "zalimin ekmeğine yağ sürüyor" diye Türkiye'de bile eleştirildiğini görünce Suriye'nin geleceği konusunda iyimser olmak mümkün değil (Hayrettin Kahraman, "Esed'i Af mı Edelim?", Yeni Şafak, 30 Aralık 2012). [2] Suriye Çerkesleri ve yerleşim yerleri hakkında kapsamlı iki çalışma için bkz. Amjad Jaimoukha, The Circassians of Syria: Opting for the Rightful Cause [http://circasvoices.blogspot.com/2012/07/the-circassians-of-syria-opting-for.html] ve Naima Neflyaşeva, “Suriye Çerkesleri ”, Ortadoğu Analiz, 2012, Cilt 4, Sayı 43, ss. 47-53. [3] Orsam (2012), Suriye Çerkesleri, Orsam Rapor No 130, Ankara. Tolstoy Vakfı'nın faaliyetleri konusunda bkz. Scott Moss (1989), A History of the Tolstoy Foundation 1939-1989, Tolstoy Foundation [http://www.tolstoyfoundation.org/] [4] Aktaran A. V. Kushabiev, Suriye’deki Çatışmalar ve Çerkes Diasporası (12 Kasım 2012) [http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=4006] [5] A. V. Kushabiev, Suriye’deki Çatışmalar ve Çerkes Diasporası (12 Kasım 2012) [http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=4006] Aynı dönemde Suriye'deki Abazalar da Abhazya'ya dönüş için başvurdular. 2012'de 140 kişi Abhazya'ya dönüş yaptı (Apsnypress, 29 Aralık 2012). [6] Kaffed Suriye Kriz Masası'nın çalışmaları Kaffed web sitesinden izlenebilir: http://www.kaffed.org/index.php/haberler/itemlist/tag/Suriye Kriz Masası.html [7] Suriye Ermenileri ve dönüş konusunda bkz. Alia Malek, “Armenians Fleeing Anew as Syria Erupts in Battle”, New York Times, 11 Aralık 2012.