Çar I.Petro (1722) : “Rusya’nın çıkarları için mümkün olabildiği kadar İstanbul’a ve Hindistan’a yaklaşmak lazımdır. Buraları elinde tutan Dünya’ya hükmeder. Bunun için de ne gerekiyorsa onu yapmalıyız...”p> Rus General Tsitsianov (1804): “ Kanım kazanda gibi kaynıyor, asilerin kanıyla topraklarınızı sulamak arzusuyla bütün organlarım sarsılıyor... Size diyorum ki benim süngü, gülle ve kan nehri metodumla topraklarınızda akan nehirlerin suyu bulanık akmayacak, ailelerinizin kanıyla boyanmış olarak kıpkırmızı akacak.”p> Grand Dük Michael: “ Dağlılar teslim olmuyor diye biz görevimizi yarıda bırakamazdık. Yarısının temizlenebilmesi için öbür yarısının yok edilmesi gerekiyordu.”p> Prens Baryatinski (Çar Naibi): “Karadenizin kıyılarını bir Rus denizi ve toprağı haline getirmek için dağlıları kıyıdan temizlemek zorundaydık. Dağlı Çerkeslere ulaşabilmemize engel olan Kuban ötesi halkların da tümüyle yerlerinden kaldırılması gerekiyordu.”p> Kafkasya Orduları Kurmay Başkanı Milyutin: “..Dağlıları, zorla ve bizim istediğimiz yerlere göndermeliyiz. Gerekiyorsa Don yöresine sürmeliyiz. Bizim esas gayemiz Kafkas dağlarının eteklerindeki bölgelere Rusları yerleştirmektir. Ancak bunu şimdiden dağlılara hissettirmeyelim...”p> M.İ. Benyukov: (Dağlılara karşı savaşan ve anısını yazan): “Batı Kafkasya’nın iskanı ile ilgili resmi projenin uygulanmasından sorumlu Kont Yevdokimov, Kuban bölgesiyle pek ilgilenmiyordu. Çok pahalıya mal olan savaşı bitirebilmek için bütün dağlıların denizin karşı tarafına kovulması O’nun hedefiydi. Kuban ötesinde kalanların da tehlikeli olma ihtimaline karşın, sayılarının azaltılması ve yaşam şartlarından yoksun kılınmaları için her çareye başvurmaktı.”p> Kont Yevdokimov’un Savaş Bakanlığı’na 1863 Kasım ayında gönderdiği yazıdan: “Batı Kafkasların fethi ile ilgili plan açısından şimdi de kıyı şeridini temizlemeliyiz...” (Devlet Tarih Arşivinden)p> Rus Tarihçi Sulujiyen: “Dağlılar teslim olmuyor diye biz davamızdan vazgeçemezdik. Silahlarını alabilmek için yarısının kırılması gerekti. Kanlı savaşta bir çok kabile tümüyle yok oldu. Ayrıca,çoğu anneler bize vermemek için kendi çocuklarını öldürüyorlardı...”p> Rus Tarihçi Zaharyan: “Çerkesler bizi sevmezler. Biz onları, özgür çayırlarından çıkardık. Avullarını yıktık. Bir çok kabile tümüyle yok edildi...”p> Rus Tarihçi Y.D. Felisin: “Bu, gerçek ve acımasız bir savaştı. Yüzlerce Çerkes köyü ateşe verildi. Ekin ve bahçelerini imha için atlara çiğnettik, sonuçta bir harabeye dönüştü."p> Kont Lev Tolstoy: “Köylere gece karanlığında dalıvermek adet haline gelmişti. Gece karanlığının örtüsü altında Rus askerlerinin,ikişer üçer evlere girmesini izleyen dehşet sahneleri öylesineydi ki, bunları hiçbir rapor görevlisi aktarmaya cesaret edemezdi...”p> Muhaliflerden N.N. Rayevski:” Bizim Kafkasya’da yaptıklarımız, İspanyolların Amerika topraklarında yürüttükleri savaşların olumsuzluklarının aynısıydı. Dilerim ki, Yüce Tanrı Rus tarihinde kan izlerini bırakmasın...”p> Çar II. Alexander’nin Kont Yevdokimov’a kutlama mesajında : “Üç yıl içerisinde Batı Kafkasya’ya boyun eğdirilerek uyuşmaz yerli halkları temizleyip çıkardınız. Uzun yıllar süren kanlı savaşın zararlarını kısa sürede bu verimli topraklardan çıkartabiliriz...”p> Jan Karol: “Rusya’nın Kafkasya’yı fethi, çağımızın barbarlık tarihinin en feci tablosunu oluşturur. Kafkas dağlılarının direnişini kırabilmek için 60 yıllık askeri terör ve kıyım gerekti...”p> Hakhurat Ş.Y.- Liçkov L.S. “Adıgeya isimli kitaplarında: “Çarlık yönetimi, yüz binlerce Çerkesi Kafkasya’dan sürgün etti. Kanlı savaşla dağlı halkları vatanlarından kovarak yok ettiler...”p> Grand Dük Michael: Savaşın sonlarında Kafkasya’ya geldiğinde, Çerkes beylerinin mağlup olduklarını, Rus yönetimini kabul ederek kendi topraklarında yaşamalarına izin verilmesini istediklerinde verdiği cevap: “Size bir ay süre veriyorum. Bir ay içerisinde ya Kuban ötesinde gösterilecek yere gidersiniz ya da Osmanlı topraklarına gidersiniz. Bir ay içerisinde sahile inmeyen köylüleri ve dağlıları savaş esiri sayıp ona göre işlem yapacağız.”p> Y. Abramov Kafkas Dağlıları kitabında: “O zamanlar dağlıların başına gelenleri anlatmaya sözcüklerin gücü yetmez. Binlercesi yollarda, binlercesi açlık ve sefaletten öldüler. Kıyılar ölü ve ölmek üzere olan insan doluydu. Annesinin soğumuş cesedinde süt arayan yavrular, donup öldüğü halde çocuğunu kucağından bırakmayan analar ve sırf ısınmak için sıkışarak yattıkları yerde birlikte donarak ölen gruplar, Karadeniz sahilinde olağan manzaralardı...”p> Rus İ. Dzarov : “ Osmanlı’ya göç etmek üzere yola çıkanların yarısı bile oraya ulaşamadı. Bu denli bir perişanlık insanlık tarihinde çok azdır.”p> Rus St.Petersburg Gazetesi: “Savunmaları ile ölümsüzleştirdikleri sahillerden kaçış başladı. Çerkesya artık yok. Dağlardaki artıkları da askerlerimiz yakında temizleyecek ve savaş kısa zamanda sona erecek...”p> Prens Mihail'in Yevdokimov'a mektubu (1863):“ Abzehlerin itaat ettiğini, Ubıhların yenildiğini bildiren raporunuza çok sevindim... Kafkaslar'ın kuzey yamacına cesur birlikleriniz boyun eğdirdi. Güneybatı yamacınında bize düşman vahşi halktan temizleneceği, şimdiye kadar girilemeyen Karadeniz'in doğu kıyısının da Rus nüfus yerleştirilerek gerçekten Rus olacağı zaman yakındır. Ümit ediyorum ki, bu an yakında gelecek ve itaat etmiş bütün Batı Kafkasya'yı imparatorun ayakları dibine sereceğiz.”p> Dekabrist Lorer: ‘’Zass, karargahının yakınında, özel olarak yapılmış küçük bir tepenin üzerine, mızraklara geçirilmiş, sakalları rüzgarda uçuşan Çerkes kafaları dizmişti. Bu iğrenç tabloyu seyretmek üzüntü vericiydi… Bir gün Zass, davetlisi bir hanımın ricası üzerine düşman kafalarını kaldırmayı kabul etti. Bizde o sırada misafiriydik. Generalin çalışma odasına girdiğimizde dayanılmaz, iğrenç bir kokuyla sarsıldım. Zass gülerek, yatağın altında kafaların konduğu sandıkların bulunduğunu söyleyerek şaşkınlığımızı giderdi ve camlaşmış gözleriyle korkunç şekilde bize bakan birkaç kafanın bulunduğu kocaman bir sandığı çekip çıkardı. ‘’ Onları neden burada tutuyorsunuz’’? diye sordum. ‘’ Onları kaynatıyorum, temizliyorum ve anatomi çalışmaları için Berlin’deki profesör dostlarıma gönderiyorum’’ diye karşılık verdi.p> Rus Kazak kadınları Çerkeslerle yapılan savaşlardan sonra savaş alanında dolaşarak Alman asıllı General Zass’ın iyi para ödediği Çerkes kafalarını kesiyorlardı. Zass, bu vahşi uygulamadan vazgeçmesi için üst makamları tarafından uyarılana kadar birçok kafayı kaynatıp temizledi ve Berlin’e gönderdi.p> Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar Gazeteleri: “Ruslar, Kafkasya’nın tamamını yerle bir ettiler. Köyleri ateşe verdiler. Savaştan sonra da yerli halkları vatanlarından sürüyorlar, onlar da terkediyorlar...”p> Fransız Gazeteci A. Fonvill: “Gemicilerin gözü doymuyordu. 50-60 kişilik gemiye 200-300 kişi alıyorlardı. Biraz su ve ekmekle yola çıkmışlardı. 5-6 günü aşınca bunlar tükeniyor ve açlıktan salgın hastalıklara yakalanıyorlar, yolda ölüyorlar ve onlar da denize atılıyorlardı. 600 kişiyle çıkan gemiden ancak 370 kişi sağ çıkabilmişti.”p> Polonyalı Albay Teophil Lapinsky: “Göçmenlerin sorunu felakete dönüşüyor. Açlık ve hastalık had safhada. Trabzon’ gelen 100.000 kişi 70.000 kişiye indi. Samsun’a 70.000 kişi indi. Günlük ölü sayısı 500 kişidir. Trabzon’da bu sayı 400 kişidir. Gerede Kampı’nda 300 kişi, Akçakale ve Sarıdere’de günlük ölüm 120-150 kişi arasındadır. İtalyan Dr. Barozzi’nin raporlarında şu ibareler dikkat çekicidir ''İnsanlar, uzun süre bitkiler, bitki kökleri ve ekmek kırıntılarıyla hayatta kalmaya çalışıyorlar.”p> Rus Araştırmacı A.P.Berge: “ Novorovski koyunda 17.000 kadar dağlının toplandığı kıyıda gördüklerimi unutamam. Onların bu durumunu görenler Hıristiyan da olsa, Müslüman da olsa, Ateist de olsa dayanamaz, çökerdi. Kışın soğuğunda, karda evsiz, yiyeceksiz ve doğru dürüst giyeceksiz bu insanlar tifo, tifüs ve çiçek hastalığının pençesindeydiler. Anasız kalmış çocuklar ölmüş annelerinin göğsünde süt arıyorlardı... Rus tarihinin yüz karası olan bu acılı sayfa Adige tarihi açısından büyük zararlara yol açtı. Sürgün, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelerinin tarihini ve politik bir birlik olma sürecini uzun yıllar kesintiye uğrattı.”p> İngiliz Elçi Lord Napiyer: “Çerkeslerden boşaltılan yerlere derhal Slavlar veya başka Hıristiyanlar yerleştiriliyorlar.”p> İngiliz Konsolos Gifford Palgrave: “17 Nisan 1867 günü tüm Abhazya’yı dolaştım. Rus olmamaktan başka bir suçu olmayan Abhaz halkının böylesine yok edildiğine ve ülkenin tahrip edildiğine tanık olmak çok acı verici...”p> İngiliz Konsolos R.H.Lang: “Samsun’dan çıkan 2718 yolcu Kıbrıs’a geldiğinde 853 kişi ölmüş ve diğerleri de ölüden farksızdı. Günlük ölüm sayısı 30-50 arasındadır.”p> İngiliz Parlamenter M. ANSTEY’in Parlamentoda ki konuşması : “İngiltere’yle ticari ilişkiye girmeye inandırılmış, İngiliz yandaşı yapılmış olan Çerkesya’ya ihanetle suçluyorum sayın Lord Palmerston’u. Hindistan’daki çıkarlarımızla beraber Bağımsız Kuzey Kafkasya’yı bilerek ve iterek Ruslara teslim ettiğiniz için aynı zamanda İngiltere’ye de ihanet ettiniz...”p> Lord Palmerston 8 yıl sonra aynı parlamentoda konuşurken şunları der: ”Sayın Lordlarım, Çerkesleri kendi başlarına büyük felaketlerle baş başa bıraktığımız doğrudur. Oysa, biz onlardan yardım istedik ve onları büyük fedakarlık ölçüsünde de kullandık...”p> Pinson: “Karadeniz sahilinde Çerkeslerin ölüm oranı % 50’ye yakındır. Sırf Trabzon’da 53.000 kişi öldü. Savaş artığı “yüzen mezarlar” olan gemilerden kaç tanesinin battığı bilinmiyor. Kafkasya’dan Balkanlara sürülen aile sayısı 70.000 ailedir. Edirne: 6.000, Silistre-Vidin: 13.000, Niş-Sofya: 12.000, Dobruca-Kosova-Priştina-Svista: 42.000 ailedir. Yaklaşık 350.000 kişi. Ölüm oranı daha az ve % 15-20 dolaylarındadır...”p> A.P. Berje: Novorosisk limanında 17.000 Çerkes’in çektiği eziyeti ve başlarına gelen afetleri hayatım boyunca unutmayacağım. Kış aylarına rastlayan bu dönemde onca insan burada bir aydan fazla bekletildiler. İnsan kalbine kılıç gibi saplanan birçok olaya şahitlik ettim. Ruslar Çerkesler’e hayvanlara bile yapılmayacak şeyler yaptılar. Şu gördüğüm olayları kağıda gözyaşım damlamadan nasıl yazacağım?p> Shutsejuko Tseyko’nun Çar II. Alexander’a cevabı: (Çar II. Alexander, 1861’de Kafkasya’ya gelmiş. Çerkesler’e kayıtsız şartsız itaat etme ve dağlık bölgelerden inip bataklık düzlüklere yerleşme şartını koşmuştu.) ’’Belki Kafkasya Rus olacak ama Çerkesler damarlarında kan aktıkça Rus Çarının kölesi olmayacaklar, sağken vatanımızı teslim etmeyeceğiz. Ölüm köle hayatından iyidir. Atalarımızın savaşçı şanına leke sürdürmeyeceğiz; ''Ye tl’ın Ye tl’en - Ya kahraman ol ya öl.''p> Kaynaklar: Nart Dergisi , Çerkes Sürgünü: 21 Mayıs 1864em>, Sayı 24 - Mayıs, Haziran, 2001 li> Dumanish Avledin: Çerkes Kültürü Üzerine Etüd,em> Kayseri Kafkas Derneğili> Atlas Dergisi, Çerkesler, Kafkasya'daki Çerkesya, Anadolu'daki Kafkasya,a> Sayı 120 - Mart, 2003li> ul>+''+nan+''+Kaffed
İstanbul Kartal’da Sürgün Anıtı Açılıyor
ARTIK EYLEM ZAMANIp> Tüm örgütlerimiz yapacağı yerel etkinlikler ile Çerkeslerin sesini ve uğradığımız haksızlıkları dünyaya duyururken, 18 Mayıs 2013 Cumartesi günü saat: 19.30'da İstanbul/Kartal'da yapılan program çerçevesinde "21 Mayıs Çerkes Soykırım ve Sürgün Anıtı" açılışı gerçekleştireceğiz.div> 25 Mayıs'da Samsun'da saat 18.30'da tüm örgütlerimizle, duyarlı tüm Çerkesler ile beraber SAMSUN'da tek ses tek vücut halinde Soykırım ve Sürgünü lanetleyeceğiz, Soçi olimpiyatlarına karşı duruşumuzu tüm dünyaya göstereceğiz . "Gelmiştir zamanı bir ve beraber sesimizi duyurmanın ve haykırmanın günü... Kısır çekişmelerin zamanı değil, birliğin ve beraberliğin sergileneceği gündür artık". div> div> Saygılarımladiv> Vacit Kadıoğludiv> KAFFED Genel Başkanı "21 Mayıs Çerkes Soykırım ve Sürgün Anıtı" Açılışıp> Tarih:18 Mayıs 2013 Saat: 19.30 Kartal sahil yolu üzerinde Dragos DSİ kampı karşısı,yelken kulubü iskelesi yani İstanbull PROGRAMp> Açılış Konuşmaları Barkovizyon Sunumu Ağıt – İstanbulak’o Şiir ( minikler ) Ağıt – Si Wored Müzik Grubu Şiir (gençler) Ağıt ( HavAKaradaş) Ağıt (Warada Müzik Grubu) Meşaleli Kortej Nart Ateşi Mizanseni Karanfil ve çelengin denize bırakılması Kapanış Anıtın üzerindeki yazı: "Bu Anıt, Yıllarca Süren Kafkas – Rus Savaşlarında Tarihin En Büyük Soykırım ve Sürgününde Yaşamını Yitiren İnsanlarımızın Anısına, Kartal Belediyesi Tarafından Yaptırılmıştır” div> div>nanKaffed
25 Mayıs SAMSUN Etkinliği Bilgilendirme
Sürgün ve Soykırımın 149.yılında, 25 Mayıs tarihinde Samsun'da yapacağımız etkinliğimiz saat 18.30'da başlayacak olup (Protestolar, ağıtlar, orotoryo, sergiler vs.) Karadeniz derneklerimizin organize ettiği etkin program çerçevesinde tüm diasporadan ve Anavatandan ciddi katılımla gerçekleştirilecektir. Samsun dışından gelecek araçlar Sevgi Kafe Arkası ve AKM arkasındaki otopark alanına park edebileceklerdir. Derneklerimiz belirleyeceği görevli gençlerin isimlerini (Ğoğua Yasin Mert Avcı=0 544 855 67 14 Natkho Salih Cengiz=0 507 212 80 65 Psıblen Nesren Ş. Kanşat= 0 543 381 35 56) bildirmeleri Samsun girişi ve park yerine ulaşımları konusunda da organizeli olmaları için irtibatta bulunmaları gerekmektedir. Soçi Olimpiyatları öncesi yapılacak kitlesel etkinlikte Çerkeskalarımızı giyip ,Kalpaklarımızı takıp, Şarhonumuzu sarmalayıp tek yürek duyuracağız sesimizi 25 Mayısta SAMSUN'dan... Saygılarımızla KAFFED 21 Mayıs organizasyon komitesi nanKaffed
Kartal ve Sohum Arasında Protokol İmzalandı
Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, “Abhaz Kültürü Etkinlikleri” kapsamında Sohum ve Kartal şehirleri arasında protokole imza attı. Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen protokolün imzalanması sırasında bir konuşma yapan Kartal Belediye Başkanı Op. Dr.Altınok Öz, imzalanan belgenin geçerliliğinin İlçe Meclis onayı ardından İçişleri Bakanlığı’nın da onaylaması ile geçerlilik kazanacağını ifade ederek, “Ama burada biz şimdiden gönül işbirliğini gerçekleştirmiş olduk. Bu protokol resmi olarak yürürlüğe girene kadar biz gönül işbirliğinin imzasını atmış oluyoruz. Bu işbirliğinin oluşmasında Belediye meclis üyemiz Sayın Osman Güdü’nün, tercümanlığımızı da yapan sayın Sezai Babakuş’un, Belediye Başkan yardımcılarımın, kültür müdürünün, strateji müdürünün ve diğer müdürlüklerin katkılarını yadsımamız mümkün değildir. Bu etkinliğe emeği geçen tüm belediye çalışanlarına huzurunuzda teşekkür ediyor, sevgiler saygılar sunuyorum” dedi. Törenin ardından Kalp rahatsızlığı nedeniyle Türkiye’ye gelemeyen Sohum Belediye Başkanına acil şifalar dileyen Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, başkana verilmek üzere Kartal heykelciği, Bakan ve parlementerlere de Kartal heykelciği ve çeşitli hediyeler takdim etti. Konuk Abhaz Belediye Başkanı adına Başkan Yardımcısı Auzar Porto’da Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz’e Abhazya’ya ait alabaşa asası, abhaz kaftanı, ve kalpağı, yağlı boya Sohum resmi, Abhazya’yı tanıtan kitaplar hediye etti. Abhazya Kültür Bakanı da hediyesini verirken “Sevgili konuklar bugün çok anlamlı bir birliktelik yaşadık. Bize değer veren bağrına basan bazı yüksek yerlerden baskılar gelmesine rağmen bizi burada ağırlamaktan hiç taviz vermeyen Kartal Belediyesi’nin logosunda olan Kartal gibi güçlü asil kararlı değerli başkanımıza bende bu günün anısına küçük bir armağan sunmak istiyorum. Binlerce yıllık tarihimizin bu günlere ulaşmasında büyük emek göstermiş Abhazya tarihine adını altın harflerle yazdırmış şair yazar Dirmil Gulya resmi basılı madalyayı hediye ediyorum” dedi. Abhazya Parlemento Başkan vekili Dimitri Gunba’da parlemento adına bizim için çok değerli olan ilk altın paramızı ve 91-92 savaşımızı hatırlatan 2. Altın paramızı değerli başkanımıza hediye ediyorum” dedi. http://www.kartal.bel.tr/tr/haberler/Habergoster.aspx?id=1560p>nanKaffed
Kartal’da Abhaz Kültür Festivali Yoğun İlgi Gördü
[DHA] Kartal Belediyesi ve Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği ‘’Abhazya Kültür Günleri’’ yoğun ilgi gördü. Resim, el sanatları, fotoğraf sergileri, Abhaz mutfağından ikramlar, fotoğraf sanatçısı Ersin Alok’un Objektifinden Abhazya, panel ve konferansların sunulduğu etkinlik sayesinde Kartal’lılar Abhazya’yı tanıma, Abhaz kültür ve sanatını tüm güzelliğiyle paylaşma olanağı buldu.p> Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen kültür gecesine Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, eşi Feray Öz, CHP Genel Başkan Yardımcısı Samsun milletvekili Haluk Koç, Sakarya milletvekili Engin Koç, İstanbul Milletvekilleri Celal Dincer, Kadir Gökmen Öğüt, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Abhazya Kültür Bakanı Badra Gumba, Abhazya Parlamentosu Başkan Yardımcısı Fazılbey Ayüzba ve Abhaz parlamenterler, Kartal Belediye Başkan yardımcıları, belediye birim müdürleri, belediye çalışanları çok sayıda davetli ve Abhaz vatandaşlar katıldı. Resim ve el sanatları sergi açılışı sonrası Abhaz mutfağından ikramlar ile devam eden programda konuşması için sahneye davet edilen Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, “Türkiye’nin her yerinden Kartal’da bulunan insanlar kendini temsil edebilmeli, kendini sergileyebilmeli, kültürünü Kartallı ile buluşturabilmelidir. Şu anda bunlardan birisini gerçekleştirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Geçen yıl Akyazı’nın Akbalık köyünde Kafkas kültür derneğinin düzenlediği Abhazya etkinliğinde bu kültürü tanıdık, yemeklerini tattık, folklorunu gördük. Ama benim bu kültürle tanışmama vesile olan bir hastam vardı. 1988 yılında karaciğer ameliyatı yaptığım kişinin daha sonraki zamanlarda 1992’li yıllarda yorgunluğunun aşırı olması, benim ameliyatımı sorgulatır hale getirdi. Niye derken; nedeni işte o 1992-1994 sırasında Abhazya’ya yapmak istediği yardımlaşmanın verdiği yorgunluk olduğu ortaya çıktı. O zaman bende ne oluyor diye sorguladım ve öğrendim. Bu topraklar birçok kültürün kaynaşmasıyla oluşmuş bir toprak. Dolayısıyla Kafkaslarda, Efelerde, Egelilerde, Zeybeklerde, Seymenler’de, bütün kültürler Kartal meydanında kendini sergileyebilmeli. Bu toprakların adı Anadolu ise eğer, bu topraklar Bosna’da sıkıntıya düşen kardeşlerimize kucak açıyorsa, Belene kampına gitmeyenlere kucak açıyorsa, bu topraklar bu yüzyılın başındaki sıkıntılarından dolayı Abhaz’lara kucak açıyorsa onun için anayurt anavatan deniyorsa ve bu topraklarda bu insanlar bu kültürlerde varsa kimsenin bize bu insanları yok sayma, yok deme, hakkı olamaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadan geçmeyeceğim. Sınırlarımızın dışındaki soydaşlarımız veya bıraktıklarımız bizlerin oradaki temsilcileridir. Onun için evinize anavatanınıza hoş geldiniz. Kartal halkı adına sizleri burada ağırlamaktan büyük onur duyduğumu ifade ediyorum. Bu kültürlerin kaynaşması sadece yerel yönetimler olarak değil, halklar bazında da, dernekler bazında da kalıcı olabilmesinin yolu insanların birbirini tanımasından geçiyor. Biz sizleri tanıyor, sizler de bizleri tanıyorsunuz. Hepinize saygılarımı sevgilerimi sunuyorum” dedi. Sohum Belediye Başkan Yardımcısı Auzar Porto’da yaptığı konuşmada, “Sayın Kartal Belediye Başkanımızın sözlerine katılıyorum. Kültürler birleştiricidir, bütünleştiricidir. Bizimde başlattığımız Sohum ile Kartal arasında bir kültürel işbirliği köprüsüdür bunun temelini attık . Bundan sonrada bu köprüyü geliştirecek genişletecek adımlar atacağız. Bu organizasyon için bu etkinlik için bu davet için elindeki imkânları ve bütün çalışma arkadaşlarını seferber ederek bizim yolumuzu açan ve adım atmamıza vesile olan Başkana ve Belediye ailesine teşekkür ediyorum dedi. Konuşma yapması için kürsüye davet edilen CHP Genel Başkan yardımcısı Haluk Koç, “Sayın Başkanım söyledi; Öyle bir coğrafyadayız ki; Göç nedir? Muhacirlik nedir? En iyi bilen topraklardayız. Çünkü yakın tarihimize baktığımız zaman 1850 ile 1870 yılları arasında Çarlık Rusya’sının Kafkaslarda yürüttüğü politika nedeniyle zulüm nedeniyle, yurtlarından kopan 1 deri 1 kemik bir sandalın, bir mavnanın, bir takanın içinde Karadeniz’in azgın dalgalarında sürüklenerek bu kıyılara ulaşan insanların çok torunları var Türkiye’de. O insanlar bütün anılarını bırakmışlar, atalarının mezarlarını bırakmışlar, yaşadıkları yerleri bırakmışlar. Bu topraklara göçmek zorunda kalmışlar. Tıpkı balkanlardan Osmanlının son döneminde siz gideceksiniz dendiğinde bir bavula bütün eşyasını sığdırıp bir geminin güvertesinde bir trenin soğuk vagonunda bir kağnının terkisinde Anadolu’ya gelenler gibi, burası hepimize yurt olmuş. Coğrafyadaki adı gibi Anadolu sahip çıkmış, burayı vatan bilmişiz. Osmanlının çöküş döneminde Kurtuluş Savaşı’nda Cumhuriyet’in kuruluş döneminde Kafkaslardan gelen insanların torunları o insanların uşakları bu ülkenin birliğine bu ülkenin bütünlüğüne sadakatle hizmet etmişler, sahip çıkmışlar. Birlik beraberliklerini sürdürmüşler. Rusya Federasyonu, Gürcistan Cumhuriyeti, Abhazya Cumhuriyeti, Osetya hep beraber kardeşçe yaşamanın yollarını mutlaka bulacaklar. Türkiye’deki CHP’li Belediyeler özellikle Kartal Belediyesi değerli Başkanı Altınok Öz Kartal’ı sadece Abhaz kardeşlerimize değil. Türkiye’yi kendine vatan kabul etmiş yürek olarak, kültür olarak Kafkaslara bağlı başka ülkelere bağlı her topluluğu her kesimi misafir edecek yücelikte enginlikte bir kişi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Önderliğinde kürt kardeşlerimizde dahil hep beraber bu ülkeyi yüceltmek zorundayız hepinize sevgiler saygılar sunuyorum” dedi. Abhaz kökenli CHP Sakarya Millet vekili Engin Koç’da yaptığı konuşmada, “Bağımsız Abhazya Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanı, Meclis Başkan vekili ve değerli vekilleri, Belediye Başkan vekili Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkan yardımcısı, değerli milletvekilleri, Federasyon Başkanları değerli Abhaz’yalı hemşerilerim. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Özellikle birisinin ismini söylemedim. Şunu söylemek istiyorum. Ben bir Kartal olsaydım özgürlüğüme son verilmek istenseydi, bu kadar insanların kültürüne değer veren gönlünü ve yüreğini böylesine sevgiyle insanlara açan bir Altınok tarafından vurulmak isterdim. Değerli Başkanımızı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sevgili Başkanım siz bugün yüreğinizi öylesine sevgiyle açtınız ki, burada oturanların dedeleri acıyı çok iyi bilirler. Onlar gerçekten Karadeniz’in azgın dalgalarında çocuklarını kaybettiklerinde ölülerini denize bıraktıklarında yıllarca ölülerimizin etlerini yemişlerdir diye Karadeniz’den çıkan balıkları yemediler. Sizin gibi Anadolu’da yüreklerini açan insanların şevkatlarıyla acılarını unutmaya çalıştılar. Kurtuluş savaşında Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında acılarını tekrarlayarak bu ülkenin var oluşu için kanlarını akıttılar. Bizler Abhazya için Türkiye için tüm dünya için tek bir şey istiyoruz. Barış ve kardeşlik istiyoruz. Bana yaşattığınız bu onur için sizlere şükran borçluyum, saygılarımla” diye konuştu. Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Abhaz Kültür Günleri kapsamında Abhazya’dan gelen Ayhabılar Azar grubu, Nart ekipleri, Gunda müzik grubu, sanatçılar Ramina Zade, Nodar Sagarya, Rafail Gagulya, Ludmila Hitzkurovna, Muşni Lasurya, Gennadi Bebirya ve Lev Avitzba’dan otantik ve klasik Abhaz şarkılarıyla konuklara verdikleri konser ile dinleyicileri Abhazya’ya götürdü. ‘Abaza’ ve ‘Amra’ dans ekipleri konuklara Kafkas danslarından doyumsuz dakikalar yaşattı. Doğan Haber Ajansı http://www.dha.com.tr/kartalda-abhaz-kultur-festivali-yogun-ilgi-gordu-son-dakika-haberi_468007.htmlp> nanKaffed
Onlar
Onlar bizim çocuklarımız. bak,yüzlerinde güneş,gözlerinde ışık. Aldanma gülüşlerine sen, Yüreklerinde yüz yıllık ayrılık. Kolay değil gizlemek Bu gecenin karası gibi, Yürek yarası gibi hüznü. Onlar atalarımızın enkazı dünden kalan onlar yarınımzın umudu yeşerecek olan. Dünü ve bugünü Bir Çerkes süvarisi gibi yarına taşıyan, Bizim çocuklarımız onlar. Kazaska'da,Şımka'da Atlarımız gibi şahlanan. Ergun Yıldız+''+nan+''+Ergun Yıldız
Bugün 21 Mayıs
Bu gün yirmibir mayıs Gemiler geçiyor gözlerimden O gemiler ki halkımı sürgüne taşıyor. O gemiler ki rıhtımlara yanaşıyor, Tıka basa insan,tepeleme can yükleyerek Bir azgın denizi aşıyor. Bu gün yirmibir mayıs Gemiler geçiyor gözlerimden O gemiler ki güvertelerinde çocuklar üşüyor. O gemiler ki ölüme açılmış yelkenleri Can çekildiğinde bedenden Denize atıyorlar ölenleri. Bu gün yirmibir mayıs. Geleceğimden sürüldüğüm, Gurbete düşürüldüğüm gün bu gün. Esarete ilk adımı atışım, Son günüdür yurdumu görüşümün. Bu gün yirmibir mayıs. İki kıyıyı ve ortasındaki denizi mezar eylediğim gün. Bu gün, Yüz kırkıncı yılıdır sürülmüşlüğümün. Bu gün yirmibir mayıs. Karadeniz kıyısında bir çocuğum. Cesetlerle dolu her yer, Sağlar,ölülerden beter… Annemi arıyorum yarı canlı bedenler arasında. Kim bilir belki denizin dibinde şu an Belki gidenler arasında. Bu gün yirmi bir mayıs Gemiler geçiyor gözlerimden. Ve ben sana sesleniyorum. Tut elimi vatan! Sürgün evladınım ben senin. Çocuğunun çocuğuyum belki de, yüz kırk yıl önce sürülenin. Bu gün yirmi bir mayıs Gemiler geçiyor gözlerimden Her yıl bu kıyılara gelir, bu gemilere bakarım ben. İki damla göz yaşına dönüşür tüm varlığım Sessizce Karadeniz'e akarım ben. 4/2004div> Ergun Yıldızdiv> +''+nan+''+Ergun Yıldız
Mülteci Damla
Tarihteki ilk mülteciyim ben.p> Beyaz mahallesinde bir zenciyim ben. Peygamber Musa asasıyla Kızıldeniz’i yardığı için Enim de yüreğim yarıldı ortasından, Sığınsın diye mülteciler. Büyük dedem, dedemin dedesi yani 1864 Kafkas sürgünü. Bir geminin ambarında terketmiş Kafdağının eteğindeki nazlı yurdunu. Ama, bir ömür boyu terketmemiş gözlerini Memleketten ayrı düşmenin hüznü. Şimdi evimim en güzel köşesini süslüyor Gümüş işlemeli Kafkas hançeri Hiçbir acı kanatamaz yüreğimi Bir mültecininki kadar. Balkanlarda da kıyılan benim, Filistin’de, Kafkasya’da Ve dört bir yanında dünyanın. Mülteci bir damlasını ben Okyanusun kuytu bir köşesine savrulmuş. Bütün damlalarla aynı saftayım. Alın, yüreğimi yüreğinize damlatayım. Damlasın dursun yüreğim. Ta ki, yeryüzündeki en son mülteci Vatanına kavuşana kadar. Adnan ÖZVERİ+''+nan+''+Adnan Özveri
Bir Sürgünle Sohbet
Ekmeği ortasından ikiye bölersen, dostluk çıkarp> Bir halkı bölersen, düşmanlık. “Soykırım”, sözcük olarak da kirletti dünyayı Ey sürgün! Hiçbir zaman unutma köklerindeki büyük acıyı, Ama hep nefretin tutkalıyla yapıştırma sesinin rengindeki çatlağı. Barışın adaleti beyazdır, nefretin adaleti kapkara, Unutma, tepe kendiliğinden yüksektir, kuş da öyle, ağaç da... Sen kendi kendine yüksek ol, Irkçılığın mayasıyla değil, Barışın ve sevginin mayasıyla yoğur bilincini. Ey sürgün! İster bütün sınırların ötesi ol git gidebildiğin yere, Ama günebakan gibi geldiğin yöne çevir hep yüzünü. Unutma, bütün insanlığın rengini de soldurursun kendi rengini soldurduğun zaman. ADNAN ÖZVERİ Nart Dergisi+''+nan+''+Adnan Özveri
Asırlık Portre
Artık ne başımdaki kalpağımp> Ne belimde gümüş kakmalı kamam Rüzgarlarla yarışan Atalarımı da öldürdüler ! Ama Gözlerim hala vadi yeşili Saçlarım güneş boyalı Ve bedenimin onurla taşıdığı Mızıka kokulu Bir dağlı yüreği... Sosren MAZE ( Kafdağı Ekim-Kasım 87 ) Nart Dergisi+''+nan+''+Nart Dergisi