Acınızı Paylaşıyoruz

Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 150. Yıldönümü nedeniyle Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin sorunları ve taleplerine ilişkin kapsamlı bir bilgilendirme ve tanıtım faaliyeti yürütüldü, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile çeşitli görüşmeler yapıldı. Bu faaliyetler sonucu pek çok siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu Çerkeslerin sorunlarına duyarsız kalmadıklarını vurgulayan ve acılarını paylaştıklarını belirten mesajlar yayınladılar. Bu mesajlar arasında en dikkati çekenlerden biri, Başbakan R.Tayyip Erdoğan'ın mesajıydı. Sayın Erdoğan, ilk kez geçen sene yapılan 149. Yıl Anma Etkinlikleri kapsamında bu konuda bir mesaj yayınlamış ve Çerkeslerin acılarını paylaştığını belirtmişti. Daha kapsamlı olan bu yılki mesajda "inkar, red ve asimilasyon döneminin geri gelmemek üzere kapandığı" ve anadili "konuşabilme, öğrenebilme ve öğretebilme"nin önemi özellikle vurgulanıyor.  150. Yıl Anma Etkinlikleri kapsamında yayımlanan mesajlara aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz: Cumhurbaşkanı Abdullah Gülp> TBMM Başkanı Cemil Çiçekp> Başbakan R.Tayyip Erdoğanp> TBMM Başkanvekili Sadık Yakutp> CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlup> Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulup> SP Genel Başkanı Prof.Dr. Mustafa Kamalakp> TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlup> DİSK Genel Başkanı Kani Bekop> TGC Genel Sekreteri Sibel Güneşp> İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof.Dr. Selçuk Erezp>  nanKaffed

BirGün Gazetesinde Yayınlanan Röportaj Hakkında

BirGün gazetesinin 25 Mayıs 2014 tarihinde yayınlanan “Çerkesler 150 yıldır özür bekliyor” yazısında Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Zeki Kartal ve Genel Koordinatör Betül Dinçer ile yapılan bir röportaja yer verilmiştir (yazı metni için tıklayınız http://birgun.net/haber/asimile-olmus-cerkeslerce-kurdurulan-dernekler-bizim-ifademiz-degil-14912.html). Fakat söz konusu yazı okunduğunda röportajda dile getirilmeyen çeşitli ifadelerin yer aldığı görülmüştür. Özellikle "Çerkeslerin Örgütlülüğü Ne Durumda?" başlığı altında yer alan paragrafta yer alan "devlet eliyle kurulan tamamen asimile olmuş Çerkeslerce kurdurulan dernekler" şeklinde bir ifade röportajda kesinlikle kullanılmamıştır. Örgütlenmeye ilişkin olarak yapılan görüşmede, Türkiye'de farklı Çerkes örgütleri olduğu, doğal olarak aynı eylem ve söylemlerde olmadığı, Çerkesler ile Türkiye’deki diğer etnik gruplar arasındaki dostluğa zarar verecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulanmıştır.p> Kafkas Dernekleri Federasyonu kurulduğu günden beri bu tip söylem ve tavırlara karşıdır. Bu nedenle Federasyonumuzun ilke ve tutumunun yanlış anlaşılmasını engellemek amacıyla bir düzeltme metni BirGün gazetesine gönderilmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan düzeltme, ilgili gazete tarafından web sitesinde hemen yayınlanmış olup, 27 Mayıs 2014 tarihindeki baskısında da yer alacağı açıklanmıştır. (Gazetenin web sitesinde yer alan metin için tıklayınız.http://birgun.net/haber/asimile-olmus-cerkeslerce-kurdurulan-dernekler-bizim-ifademiz-degil-14912.html).p> Kafkas Dernekleri Federasyonup>    nanKaffed ) )

Binlerce Çerkes Kartal’da Sel Oldu Aktı

Türkiye’nin çeşitli illerinden ve İstanbul'dan gelen dernek yöneticileri, üyeleri ve binlerce Çerkes ve Çerkes dostları, İstanbul Kartal Sürgün Anıtı önünde atalarımızın yaşadığı trajediyi anmak ve sorunlarımızın çözümü için taleplerimizi haykırmak üzere 24 Mayıs günü toplandı . Etkinliğe, Türkiye'nin dört bir yanında kurulu olan Kaffed üyesi derneklerin yöneticileri ve üyeleri ile birlikte Federasyonumuzun üyesi olmayan dernek ve kuruluşların üyeleri de katıldı. Ellerinde pankart, döviz ve binlerce bayrak ile katılımcılar, Kartal Trabzonspor Tesisleri önünde kortej oluşturdu. Anavatandan gelen misafirlerin de hazır bulunduğu kortej, CHP Milletvekilleri Engin Özkoç ve Faik Tunay ile Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz’ün katılımlarıyla yürüyüşüne başladı. Çerkeslere yakışan bir düzen içinde ve sloganlar eşliğinde yaklaşık bir kilometrelik yürüyüş sonrasında Sürgün Anıtı'na ulaşıldı. Korteje çevrede bulunan vatandaşlar tarafından büyük ilgi gösterildi. 21 Mayıs etkinliklerine her zaman destek veren Hümeyra Yılmaz ve Mesut Zorlu'nun sunumlarıyla Sürgün Anıtı yanında kurulan sahne programına geçildi. Çerkes Soykırım ve Sürgünü'nde yaşamını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı ve yaşamını kaybedenler için dualar okundu. Etkinliğe katkıda bulunanlara ve destek verenlere teşekkür edildikten sonra Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve  Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın mesajları okundu.  KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya açılış konuşmasına Soma’da yaşanan maden faciasında yaşamını kaybedenlere başsağlığı ve yaralılara acil şifa dileyerek başladı. Atalarımızın yaşadığı trajedi hakkında kısaca bilgi verdikten sonra Aslankaya, “Bugün burada,  Çerkes Soykırım ve Sürgünü'nün, Rusya ve Türkiye başta olmak üzere tüm ülkeler tarafından tanınmasını, uğradığımız tarihsel haksızlıkların telafi edilmesini talep etmek için toplandık. Muhataplarımız Çerkes Sorunu'nun varlığını kabul etmelidir.  Sorunun tarihsel boyutları ve günümüze yansımaları, Rusya, Türkiye yetkilileri ve Anavatan-Diaspora Çerkes temsilcilerinin katılımı ile uluslararası görüşmelerde ele alınmalıdır” dedi. 21 Mayısların günümüzde binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilmesi noktasına, Federasyon ve Derneklerimizin dayanışması ile ulaşıldığını belirten Aslankaya, bu yıl Türkiye genelinde 21 Mayıs etkinliği düzenleyen derneklerimize ayrı ayrı teşekkür etti. Daha sonra kürsüye gelen, CHP Milletvekilleri Faik Tunay, Ergin Özkoç ve Kartal Belediye başkanı Altınok Öz konuşmalarında Çerkeslerin acılarını paylaştıklarını ve desteklerinin devam edeceğini söylediler. Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Çerkes Soykırım ve Sürgünü'nün araştırılması için TBMM’e araştırma önergesi verdiğini ve önümüzdeki günlerde bu konunun daha fazla gündeme geleceğini söyledi.  Anavatandan gelen misafirler adına DÇB Başkan Yardımcısı Hafıtse Muhammed konuşma yaptı. Sunucular tarafından okunan metinlerde Çerkes Soykırımı ve Sürgünü ile geçmişte ve günümüzde yaşananlar konusunda bilgi verildi. Ağıtların okunması sırasında yakılan meşaleler eşliğinde denize çelenk ve karanfiller bırakıldı. Bine yakın meşale ile düzenlenen ve tüm katılımcılara duygulu anlar yaşatan Sürgün Anıtı Yürüyüşü ile etkinlik sona erdi. 24 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anma Etkinliği organizasyonunda emeği geçen İstanbul'daki Kaffed üyesi dernekler,  Çerkes Kültür Evi ve Demokratik Çerkes Hareketi ile katkıda bulunan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ederiz. KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU   {gallery}/haber/federasyon/2014/21 mayis{/gallery}p>  nanKaffed

Çerkeslerin Sessiz Çığlığı

[CUMHURİYET] Çerkes soykırımı ve sürgününün 150. yıldönümü İstanbul başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında anılırken, dağılan halkın evlatları üzüntülerini meydanlarda sessiz biçimde paylaştı. Anma törenlerinin merkezi ise kuşkusuz ki İstanbul Kartal’dı. Kafkas Dernekleri Fedarasyonu’nun organize ettiği törende CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, Dünya Çerkes Birliği delegeleri ve çok sayıda Kafkas kökenli soydaş yer aldı. Tören sonunda tüm katılımcılar meşaleler eşliğinde karanfilleri denize bırakarak Karadeniz’in öteki ucuna özlem mesajı yolladılar. Gösterişsiz ancak kalabalık ve yoğun biçimdeki anmadan yükselen ağıtlar duygu yüklüydü. Genci, yaşlısı, ihtiyarı, öğrencisi sanki 150 yıl önce o topraklardan sürgün edilmişçesine üzgün biçimde, “150 yıl evvel, imparatorluklar çağının güç savaşlarına kurban edilen bir halkız. Çarlık Rusyası’nın genişleme iştahına, Osmanlı Devleti’nin Müslüman nüfus hevesine yenik düştük. Kimi zaman cesaretin ateşinde yandık, kimi zaman korkunun gölgesine sığındık. Gafleti de gördük, ihaneti de. Kahramanlığımız kadar, sancağı yeredüşürmüşlüğümüz de oldu. Ama hiç sızlanmadık” derlerken onurlu duruşlarını bozmuyorlardı. Ortak istekleri ise 150 yıllık haklılıklarının kabul görmesiydi. “Herkes ve Çerkes dostları olarak, Türkiye’nin tüm kardeş halklarına ve tüm insanlarına sesleniyoruz: Sürgün ve soykırım, bir insanlık suçudur. İşgal, sürgün, soykırım, asimilasyon gibi insanlığa karşı işlenen suçlara karşı mücadele, tüm insanlığın ortak sorunudur. 21 Mayıs da işgale, kıyıma, katliama, sürgüne, soykırıma, eşitsizliklere karşı direniş ve danışma günüdür. Gelin, sadece bugün değil, her gün her yerde omuz omuza verelim, insanlığın ortak sesini hayatınher alanına taşıyalım” diyenler yüyürekleri dağladı. Çerkeslerin bu yıl yüreğini dağlayan başka bir konu ise Rusya’nın Soçi’de, hem de katliamın gerçekleştirildiği Kızılçayır’da kış olimpiyat oyunları düzenlemesi... Bu konudaki öfkeleri ise çok yoğun. İsterseniz dinleyelim o öfkenin satır başlarını: “Sürgünün 150. yıldönümü olması, yaşadığımız tüm çoğrafyalarda ekonomik, politik ve toplumsal olarak gelişmelerin yoğunlaşması, Çerkesleri, Kuzey Kafkasya halklarını yok sayan uygulamalarla ardı ardına yüzleşiyor olmamız, gerek Çerkes toplumunda gerekse tüm kamuoyunda kurumlarımızdan beklenti çıtasını yükseltmiş ve 21 Mayıs’ı çok daha önemli kılmıştır. Bugün sıradan bir anma ya da dert yanma günü değil, toplumsal gerçeğimizi, taleplerimizi, taleplerinizi taleplerinizi, direnme dayanışma bilincimizi haykırma günüdür. Soykırım ve sürgün sürecinde kaybettiğimiz yüz binlerce insanımızın ve gerek Kafkasya’da gerekse diyasporada halkı için canla başla çalışan, mücadele eden tüm değerlerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz. Kuzey Kafkasya halklarının belleğini ve mevcut durumunu en üst düzeyde belirleyen 21 Mayıs’ın arka planındaki anlayış bugün; tarihsel acıların telafisi yönünde adımlar atmayan, Çerkes mezarları üzerinde ‘Soçi Olimpiyatları’nı düzenleyen günümüzün Rusya’sında karşımıza çıkmaktadır. Bugün, Kafkasya’da kendisine yeni ekonomik- siyasi ve askeri alanlar açmak isteyen ABD’nin ve bölgesel müttefiklerinin ‘Kafkas Baharı’yla karşımıza çıkmaktadır. Bugün, mikro milliyetçiliği kışkırtarak ve kullanarak Kafkasya’nın kardeş halklarını birbirlerine düşürmeye çalışanlarda karşımıza çıkmaktadır. Gürcistan’ın ‘toprak bütünlüğüne’ saygı duyan(!) ancak söz konusu Bağımsız Abhazya olduğunda her fırsatta engel koyan resmi akılla karşımıza çıkmaktadır.” Tarihi trajedip> İhtiyarların, gençlere anlattığı öyküler de çok duygusaldı törenlerde. Özellikle sürgün ve katliamın yaşandığı güne ilişkin olanları... İşte onlardan birkaçı: “21 Mayıs’lar insanlık tarihindeki en büyük trajedilerden birinin anıldığı gündür. Çerkeslerin güzel ve zengin yurdu Kafkasya, tarihinde sürekli güçlü orduların saldırılarına maruz kaldı. Bu savaşların en uzun ve acımasızı 1763-1864 yıllarındaki Rus- Kafkas savaşlarıdır. Bu savaşlar süresince 500 binden fazla Kafkasyalının öldüğü tahmin edilmektedir. Eşitsizler arasında 101 yıl süren kanlı savaşlar ve yaşanan soykırım, 21 Mayıs 1864’te Soçi yakınlarında Kbaada Vadisi’nde (Krasnaya Polyana) Çerkeslerin yenilgisiyle sonuçlandı ve Çarlık Rusyası Kafkasya’yı işgal etti. Çarlık Rusyası’nın ‘etnik temizlik’ kararı ile 1.500.000 civarında Çerkes, yurtlarından kopartılarak Osmanlı topraklarına gönderilmek üzere, Tuapse, Soçi ve Sohum gibi liman kentlerine toplandı. Yüz binler gemilerle Varna, Samsun, Sinop ve Trabzon olmak üzere Osmanlı kentlerine hırçın Karadeniz üzerinden nakledildi. Köhne gemilerle yola çıkarılan atalarımızın yaklaşık üçte biri, yollarda ve yerleştirildikleri bölgelerde kötü yaşam koşulları nedenleriyle hayatlarını kaybetti. Osmanlı topraklarına ulaşabilenler, belli bir iskân politikası çerçevesinde, geniş Osmanlı coğrafyasına dağıtıldı. Çerkes soykırım ve sürgünü, insanlıktarihinin en acı ama en az bilinen trajedilerinden birisidir.” [Kaynak: Nilhan Aydın, "Çerkeslerin sesiz çığlığı", Cumhuriyet, 26 Mayıs 2014]p>  nanNilhan Aydın ]

Çerkes Diline Sahip Çıkılmalı

[EVRENSEL] Çerkes sürgününün 150. yıl dönümünde büyülü anavatan Kafkasya’ya bir bakış: “Kabardey - Balkar ve Çerkesler”. Feriye Lokantası 23-29 Mayıs arasında özel bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapacak. Çerkes sürgününün 150. yıl dönümünde büyülü anavatan Kafkasya, Serina Haratoka Tara’nın objektifinden yeniden hayat bulacak. Fotoğrafçının ilk kişisel sergisi olan “Kabardey – Balkar ve Çerkesler” sergisi doğasıyla, insanıyla, sokaklarıyla, danslarıyla, müzikleriyle, yemekleri, kıyafetleri ve güzellikleriyle Kafkasya’da Kabardey boyunun anavatanı olan Kabardey-Balkar özerk cumhuriyetini gözler önüne serecek. Serginin küratörlüğü ise Çağla Cabaoğlu’na ait. Çerkes fotoğraf sanatçısı Tara, Çerkesleri ve Çerkes kültürünü anlattı. 21 Mayıs etkinlikleri ve 21 Mayıs platformunun da gösterdiği üzere daha çok birleşme, taleplerini ortaklaştırma yoluna girmiş görünüyorlar. Bunun sanatsal alandaki etkileri nasıl oldu? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?p> KAFFED’le birlikte Çerkesler kendi kabuklarından çıkıp Türkiye’ye ve dünyaya kendilerini anlatmak, temel demokratik haklar doğrultusunda kültürlerini yaşatmak ve kimliklerini korumak bazlı taleplerini dile getirmek ve özellikle anayurttan koparılıp dünyanın dört bir yanına dağılmamıza sebep olan soykırım ve sürgün gerçeğimizin bilinmesini sağlamak amacını edindiler. Bu sürece paralel olarak dernekler de gerek bireysel gerek KAFFED çatısı altında sadece kendi toplumuna yönelik olmayan daha çok etkinlik yapar hale geldiler. 21 Mayıs etkinlikleri bunun en güzel örneği. Bunun yanında Çerkes sanatçıların bir araya geldiği etkinlikler organize edildi, örneğin Çerkes ressamları, Çerkes el sanatları uzmanları, Çerkes dans grupları ve müzisyenlerinin ortak sergileri ve gösterileri düzenlenmeye başladı. Bu süreçte ayrıca anavatanla ilişkiler gelişti ve oradaki Çerkes ve Abhaz sanatçılar Türkiye’ye davet edildi, ya da ortak etkinlikler düzenlendi. Örneğin bastan sona Çerkesce olan tiyatro oyunları sergilendi. Benim kuşağım ve benden önceki kuşak maalesef dili bilmiyor. Ama bu etkinlikte orta yaş üstü izleyicilerin kalplerindeki heyecanı ve gözlerindeki mutluluk gözyaşlarını görmenizi isterdim. RUSLAN TSRYM’IN “SÜRGÜN ANITI” YARIN AÇILIYOR Sanatsal alanda öne çıkan, sizi etkileyen başlıca çalışmalar neler oldu? Yeni Çerkes sanatçılar kimlerdir, onları bize tanıtır mısınız?p> Kafkasya seyahatimde daha önce çok tanımadığım sanatçılarla bizzat tanışma fırsatı buldum. Bunlardan en çok etkilendiğim Ruslan Tsrym oldu. Ressam, heykeltraş hem de iyi bir dilbilimci olan Tsyrm Kafkas kültürünü ve Nart Destanı’nı postmodernist çizgilerinin arasına çok usta bir disiplinle yerleştirmiş. Bir suredir Nart Destanı ile ilgili araştırmalar yapıyor. Ruslan’ın Çerkes boylarının birlikteliğini bir hayat ağacı seklinde tasvir ettiği heykelinin bir replikası Kartal’da “Sürgün Anıtı” olarak bulunuyor. 21 Mayıs Sürgünün 150. yıl anma töreni o heykelin önünde yapılacak. İkinci bir isim Ruslan Shemeyev, Saint Petersburg Kraliyet Akademisinden dereceyle mezun olmuş çok başarılı bir ressam. Oldukça karmaşık ve enteresan kişiliği ile onunla tanışmak ilginç bir tecrübeydi. Kafkasya’da tanışma imkanı bulduğum bir başka sanatçı da Muhadin Kishev, Çerkes kültürüyle Avrupa peysajını birleştirerek yarattığı eserleri tam bir renk cümbüşü. Kendisi İspanya’da yaşıyor ve Avrupa’da oldukça bilinen bir ressam. Türkiye’de yasayan Çerkesler, sanatçılar da dahil olmak üzere aslında çok uzun yıllar Çerkes kimliklerini pek dışarıya vurmadılar, kendi içlerinde yaşadılar ve sadece cemiyet içinde ya da yakın çevrelerince bilindi. Yukarıda bahsettiğim surece paralel olarak Çerkes kimliğini ifade eden sanatçılar arasında  ilk adini saymak istediğim çok genç yaşta kaybettiğimiz ve anne tarafından da yakın akrabam olan rahmetli Meral Okay, Mehmet Aslantuğ, ressam Faruk Cimok aklıma gelen ilk isimler. Bugüne baktığımızda yeni jenerasyon arasında Çerkes kimliğini önde tutan çok başarılı oyuncular olduğunu düşünüyorum. İrem Sak, Güpse Özay, Mert Fırat, Kanbolat Görkem Aslan eminim uzun yıllar sinema tv ve tiyatroda zevkle izleyeceğimiz isimler olacaklar…  KİMLİKLER ANAYASA’DA GÜVENCE ALTINA ALINMALI Çerkeslerin anavatanını fotoğraflamak nasıl bir duygu oldu sizin için? Birçok Çerkes anavatanına gitmediği halde sizin fotoğraflarınızla oraları görme şansına sahip oluyor. karşılaştığınız tepkiler nasıldı?p> Gerek Çerkes iş adamlarımız gerekse dernekler vesilesiyle ilişkiler yoğunlaştı ve bizler gidip gelenlerden dinlemeye başladık anavatanı. Yani giderken bihaber değildik. Ama kendi gözlerinizle görmek, sokaklarda, dükkanlarda, her yerde bir zamanlar sadece küçük aile ortamlarında annenizin, babamızın, yakın akrabalarımızın konuştuğu dili duymak, yine kendi küçük çevrenizde tanık olduğumuz adetlerin ilişkilerin, kültürün orada bir ülkede/ cumhuriyette yaşandığına tanık olmak gerçekten sizi inanılmaz bir şekilde etkiliyor. Ben ki yıllarca kendimi kendi kültürümden çok uzakta görmüş olsam da, orada hissettiğim aidiyet duygusunu inkar edemem. Soydaşlarımın tepkilerini de bu sergi ile değerlendirme fırsatı bulacağım... Yeni anayasa süreci ve demokratikleştirme açısından Çerkesler ne istiyor?p> Çok bilinen bir söz vardır: Biz bu topraklar için ölürken Türkçe bilmiyorduk, şimdi de kendi dilimizi bilmiyoruz. Bu bağlamda yeni anayasa surecinde bireyin temel alınıp bireysel hakların güvence altına alınması, hiçbir dile, ırka, etnik kökene, cinsiyete, dine, siyasal düşünceye, inanca yönelik ayrımcılık yapılmamasını, devletin tüm kimlikleri güvence altına alması, ve bu kimliklerin korunup barış içinde yaşatılmasının desteklenmesini istiyor diyebiliriz. FARKLILIKLAR TEHDİT DEĞİL, ZENGİNLİKTİR Çerkes kültür ve sanatının gelişmesi için devlet neler yapabilir, talepleriniz nelerdir?p> Türkiye’nin dünyadaki en büyük medeniyetler beşiği olduğunu düşünüyorum. Doğuyla batının böylesine birleştiği içice geçtiği müthiş bir sentezde yaşıyoruz. Ancak geçmişte ve günümüzde yaşanılan karışıklıklar ve karşıtlıklar maalesef bu kültürel zenginliğin tadına varmamızı engelleyerek bizi birbirimizden uzaklaştırıyor. Aslında yapmamız gereken bizden farklı olanı tanımaya, anlamaya çalışmak olmalı. Amacım, bir öze dönüş ve globalleşen dünyada tutunmamız gereken değerleri hatırlatma çabası. Türkiye’nin böyle bir adıma ihtiyacı var insanların bakış acılarını genişletmek, farklılıkları normalleştirmek, hoşgörülerini, bilgi seviyelerini ve hayal güçlerini yukarı çekmek sanatçıların görevi. Öncelikle devletin bunu desteklemesi gerekiyor kanımca. Öteki tarafta devlet Türkiye topraklarında konuşulan dilleri ve kültürleri bir tehdit değil de bir zenginlik olarak görmeli. Bu kapsamda öncelik dile verilmeli, diğer azınlık dilleri gibi Çerkes dillerinin öğrenilmesi teşvik edilmeli. Bu eğitim programlarıyla, radyo ve televizyon yayınlarının desteklenmesiyle gerçekleştirilebilir. Ayrıca Çerkes kültürünün yaşatılmasını amaç edinen sivil toplum kuruluşlarının da desteklenmesi bu kapsamda yapılan çalışmaların başarılı sonuçlar vermesini sağlayacaktır. TÜRKİYE’NİN DÜĞÜNLERİ Yeni projeleriniz var mı, neler yapmayı düşünüyorsunuz?p> Etnik kimlikler, gelenek ve göreneklerle ilgili merakım yeni projemde de başrolü oynuyor. Kısa zaman sonra start alacak olan fotoğraf projem Türkiye’de bulunan tüm farklı etnik kökenlerde, dinlerde hatta illerde bile farklılık gösteren düğün adetleri ile ilgili. Sadece araştırma kısmı bile oldukça heyecanlı geçiyor. Türkiye’nin dört bir yanında birçok düğüne katılıp her yöreye, kökene ait değişik evlilik adetlerini fotoğraflamayı amaçlıyorum. Dediğim gibi amacım; insanlara biraz olsun kendilerinden farklı gördüklerini normalleştirmek, biraz öze dönüş ve çokça da kaybolmaya yüz tutmuş değerleri hatırlatma çabasını içeriyor... [Kaynak: Evrensel, 20 Mayıs 2014]p>nanErcüment Akdeniz]

Hisarcıklıoğlu’ndan “Çerkes Sürgünü ve Soykırımı” Mesajı

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Çerkeslerin 21 Mayıs 1864'de sona eren Kafkas-Rus savaşları ile birlikte maruz kaldıkları zulüm, soykırım ve insanlık tarihinin en büyük sürgününün 150. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu Çerkes sürgünü ve soykırımı ile ilgili mesajında, “Çerkes ve Kafkas halklarının maruz kaldığı sürgün ve soykırım tarihin en acımasız ve en karanlık sayfalarından birisi olmuştur. Çerkes kardeşlerimizin acısını her zaman yüreğimizde taşıyacağız” ifadesini kullandı. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “21 Mayıs 2014 tarihin en acı dolu günlerinden birisinin yıldönümü. Rus-Kafkas Savaşı 21 Mayıs 1864’de, Soçi yakınlarında Kbaada vadisinde (şimdiki adıyla Krasnaya Polyana) Çerkeslerin ağır yenilgisiyle bitti. Savaşın sona ermesi ile birlikte, Çarlık Rusya’sı tarafından Vatanını terk etmeye zorlanan Kafkas halkları, bu tarihi Çarlık Rusya’sının stratejik hedefleri doğrultusunda Çerkes halkına uyguladığı soykırım ve sürgünün yıldönümü olarak kabul etmektedir. Tarih boyunca yaşadıkları Kafkasya’da onurlu bir mücadele ve direniş gösteren Çerkes halkı, ne acıdır ki hak hukuk tanımaz bir politikayla, soykırıma uğramış ve sürgün edilmiştir. Bu insanlık dışı süreçte Çerkeslerin zulme ve işgale karşı verdikleri kahramanca mücadele asla unutulmayacaktır. Umudumuz odur ki; acımasız, kanlı saldırıların yaşanması, Çerkeslerin evlerinden, topraklarından ve vatanlarından koparılıp büyük sürgüne gönderilmesi sürecinin, insanlık tarihinde ve vicdanlarda açtığı yara, yeni acıların yaşanmaması adına büyük bir ders olsun. Bizler Türkiye’de Çerkes, Türk, Kürt, Laz, Gürcü, Ermeni, Rum ve diğer vatandaşlarımızla bir ve bütünüz. Bu vatan için canıyla kanıyla mücadele eden, aynı gelecek adına nefes alan büyük bir ülkeyiz. O açıdan geçmişte yaşadığımız her acı, hepimizindir. Kanayan yara aynı bedenindir. Türk İş dünyası adına, Büyük Sürgün’ün bu yıl dönümünde Çerkes kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, bu tür felaketlerin bir daha yaşanmamasını diliyoruz.” [Kaynak: Milliyet, 26 Mayıs 2014]p>nanKaffed]

TBMM Başkanı Çiçek: Acınızı Paylaşıyorum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, Kafkas Dernekleri Federasyonu'na gönderdiği mesajında "150 yıl önce yaşanan büyük facianın, Çerkes halkının milli hafızasında derin izler bıraktığını" vurguladı ve "böyle faciaları hiçbir milletin bir daha yaşamamasını" diledi. Sayın Çiçek'in mesajını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz: 24 Mayıs 2014 Yaşar Aslankaya Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Büyük Kafkas Sürgününün 150. yılını anma etkinlikleri kapsamında yaptığınız nazik davet için teşekkür ediyorum. 19 uncu Yüzyılın mazlum halklarından biri olan Çerkesler için, Anadolu yeni bir yurt olmuştur. 150 yıl önce yaşanan büyük facia, Çerkes halkının milli hafızasında derin izler bırakmıştır. Temennim böyle faciaları hiçbir milletin bir daha yaşamamasıdır. Yarınların daha güzel olması için, geçmişten çıkarılacak büyük dersler vardır. Düzenlediğiniz etkinlik, bu noktada son derece yararlı olacaktır. Bu düşüncelerle Büyük Kafkas Sürgününün 150. yılında, sürgün sırasında hayatını kaybeden bütün kardeşlerimi rahmetle anıyorum. Etkinliklerin başarılı geçmesini diliyor, bütün katılımcıları sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Cemil Çiçek TBMM Başkanı  nanKaffed

Başbakan Erdoğan: Acılarınızı Yürekten Paylaşıyoruz

TC BAŞBAKANLIK ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 24 MAYIS 2014 Sayın Yaşar Aslankaya Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Büyük Çerkes Sürgünü’nün 150. sene-i devriyesinde, Çerkes kardeşlerimizin yaşadığı büyük acıları bir kez daha hatırlıyor, acıları bir kez daha yürekten paylaşıyoruz. İçinde Bulunduğumuz geniş coğrafyanın tüm halkları gibi özgürlüğüne, bağımsızlığına, inançlarına ve değerlerine aşkla bağlı olan Çerkes Kardeşlerimiz, 18’inci yüzyıl’da insanlık tarihinin gördüğü en büyük zulümlerden birine maruz kaldılar ve sayısı milyonları aşan şehit verdiler. Hayatta kalanlar ise, doğup büyüdükleri toprakları terketmek suretiyle uzun bir sürgüne mahkum bırakıldılar. Çerkesler, bu coğrafyanın tüm halkları gibi, ortak bir kaderi paylaştığımız kardeşlerimizdir. Türkiye’nin tarihi Çerkes kardeşlerimizle inşa edilmiştir; hiç kuşkusuz gelecek de hep birlikte inşa edilecektir. 77 milyon içinde, her bir kardeşimizin, kendi ana dilini, kendi kültürünü, gelenek ve inançlarını muhafaza etmesi, kendisini hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak hissedebilmesi hükümet olarak uğruna mücadele verdiğimiz bir hedeftir. İnkar, red ve asimilasyon dönemi geri gelmemek üzere kapanmıştır. Attığımız adımlarla, her bir kardeşimizin ana dilini konuşabilmesi, öğrenebilmesi ve öğretebilmesi teminat altına alınmıştır. Öz be öz kardeşlerimiz, 77 milyonla birlikte bu vatan topraklarının sahipleri olarak gördüğümüz Çerkes kardeşlerimizin acı hatıraları hiç kuşkusuz bizim de acımızdır. Çerkes kardeşlerimizin haklı mücadelesini gönülden destekliyor, bir daha böyle büyük acıların yaşanmaması için, barışın ve adaletin egemen olduğu bir dünya mücadelemizi birlikte veriyoruz. 150. Sene-i Devriyesinde, Büyük Çerkes Sürgünü’nde hayatını kaybeden şehitlerimizi; sürgünlerde ölen tüm Çerkes kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yadediyor; Türkiye cumhuriyeti vatandaşı Çerkes kardeşlerimizi ve dünya üzerindeki tüm Çerkeslere sevgilerimi, selamlarımı gönderiyorum. Recep Tayyip Erdoğan BaşbakannanKaffed

KKTC Meclis Başkanı Siber Kaffed’de

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber ve KKTC Büyükelçisi Sayın Mustafa Lakadamyalı, Kaffed Genel Merkezi'ni ziyaret ettiler. KKTC'nin ve aynı zamanda dünyanın ilk kadın Çerkes Başbakanı olan Sayın Sibel Siber geçen yıl Kaffed Adıgey Çalışma Grubu ve Adıgey Televizyonu çalışanları tarafından ziyaret edilmişti. Sayın Siber, bu görüşmeden çok memnun kaldığını ve iade-i ziyaret için geldiğini belirtti. Kaffed web sitesini düzenli olarak izlediğini ve Federasyonumuzun başarılı çalışmalar yaptığını belirten Sayın Siber, farklı kültürlerin asimile olmadan uyum içinde yaşamasının dünyayı güzelleştirdiğini vurguladı. Kendisine 24 Mayıs Kartal etkinliği ve geçen yıl gerçekleştirilen ziyarette yapılan TV çekimleri konusunda bilgi verildi. Adıge Çalışma Masası üyesi Yıldız Şekerci 5 Ekim 2014 tarihinde yapılacak Adıgey gezisi konusunda bilgi verdi ve Sayın Siber'i Adıgey'e davet etti. Ziyareti ile bizi onurlandıran Sayın Siber'e teşekkür ederiz. nanKaffed

HDP: Çerkesya Halklarının Yaşadığı Soykırımı Unutmuyoruz…

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu'nun ÇErkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 150. Yılı vesilesiyle yayınladığı açıklamayı okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. Çerkesya halklarının 19. Yüzyıl’da yaşadığı büyük trajedinin üzerinden 150 yıl geçti. 21 Mayıs 1864 günü tarihe Çerkes soykırımının simgesi olarak kazındı. Çarlık Rusyası, Kafkasya'nın doğusunda, Dağıstan ve Çeçen-İnguş Bölgesi'nde, savaş boyunca kadın, çocuk ayırmaksızın tam bir imha politikası izledi. 1 milyonu aşkın Çerkes katledildi, daha fazlası vatanından sürgün edildi. Sürgün, Karadeniz kıyısındaki Vubıh, Abaza ve Adıgelere uygulandı. 500 binin üzerinde insan sürgün yolculuğunda ve ilk yerleştikleri bölgelerde yaşamını yitirdi. Sadece Trabzon’da 53 bin Çerkes öldü. Vubıhların dilini konuşabilen kalmadı. Adıgelerin bir boyu olan Natuhayların adı bugün sadece tarih kitaplarında kaldı. Osmanlı ve Çarlık Rusyası, Çerkeslerin sürgün edilmesinde anlaştı, çünkü Osmanlı'nın "göçmene" ve savaşacak güce ihtiyacı vardı. Osmanlı planlı bir iskân politikası uyguladı. Çerkesler, Osmanlı İmparatorluğu’nun sorunlu bölgelerine ve potansiyel tehlikelere karşı bariyer oluşturacak şekilde, Balkanlar'da Müslüman olmayan halkların civarına, Ortadoğu'da Suriye-Ürdün hattına, Anadolu'da Samsun-Hatay hattı üzerine, İstanbul çevresine, Marmara Denizi doğu ve güneyine yerleştirildi. Sömürgeciliğe karşı bağımsızlık için direnen Çerkesler dünyanın dört bir yanına dağıtıldılar. Bu tarifsiz acıyı daima yüreklerinde taşıdılar ve ağıtlarını kuşaktan kuşağa aktardılar. Çerkesler şimdi dünyanın 40 civarındaki ülkesinde yaşamlarını sürdürüyor. Vubıh, Abaza ve Adıgelerin Türkiye’deki nüfusu, kadim topraklarında yaşayanlardan çok daha fazla. Bugün Çerkeslerin en büyük bölümü Türkiye'de yaşıyor. Anadolu'daki Çerkes nüfusu 5 milyonu aşıyor. Çerkeslerin 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı ile İstanbul'da kurdukları derneklerin ve okulun Cumhuriyet döneminde kapatılması, Çerkes Ethem’e hain damgası vurulması, 1922 yılı Aralık ayında başlayan Gönen-Manyas’taki Çerkes köylerinin doğuya sürgünü, köylerde yürütülen "yurttaş Türkçe konuş" faaliyetleri, "katıksız Türkçe soyadı" kanunu, "okulda Çerkes olduğunuzu söylemeyin" çabaları inkar ve asimilasyon politikaları olarak uygulandı. Zalim yasaklar Çerkeslerin soykırım acısını katmerleştirdi. Bugün de AKP Hükümeti Çerkeslerin demokratik haklarını tanımamakta ısrar ediyor. Çerkes halkının hak taleplerini görmezden geliyor. HDP olarak Çerkes halkının, - Çerkes kimliğinin ve kültürünün yaşatılmasının önündeki engellerin ortadan kaldırılması, - Ana dilinde eğitim hakkının sağlanması, üniversitelerde akademik programların açılması, - Çerkesçe TV ve radyo yayın hakkının sağlanması, - Çerkes köylerine eski isimlerinin verilmesi, çocuklara Çerkes dilinde isimlerin konulabilmesi, - Çerkesleri hain olarak anlatan veya inkar eden tüm ırkçı ifadelerin ders kitaplarından ayıklanması haklı taleplerini sahipleniyoruz. Türkiye, halkların birbiri içinde eritildiği, eritilemeyenlerin düşman ilan edildiği, birbirine karşı önyargı ve nefretle eğitildikleri bir tarihin ağırlığını taşıyor. Çerkes soykırımının büyük acısını paylaşıyor ve Çerkes halkının anadili, kültürü ve inancıyla özgür, eşit ve demokratik yaşam mücadelesini mücadelemiz kabul ediyoruz. HDP Merkez Yürütme Kurulu 20 Mayıs 2014 [Kaynak: HDP web sitesi, 20 Mayıs 2014]p>nanKaffed]