1986 yılında Fransız Profesör Georges Dumezil öldüğünde derler ki en çok üzülen, Manyas‟ın Hacıosman Köyünden Tevfik Esenç olmuş. “Kendi dilimde söyleşebildiğim tek insanı kaybettim”demiş. 1992 yılında Tevfik Esenç vefat etmiş. Aynı yıl Ubıh dili artık “ölü diller” kategorisine alınmış. Duyarım halen Ubıh dili yok olmamış, tektük konuşan varmış, öyleyse neden ölü dil deyip gömmüşler ki bu dili diye sorarım, o iş öyle değilmiş.Merhum Esenç bu dili tüm özellikleri ile konuşabilen son kişi imiş.Şimdi konuşanlar ise işte gündelik diyalogları anca dile getirirlermiş.3000 bağımsız kelime ile bunlardan türetilen binlercesi daha işte ne bileyim atasözleri, deyimler, şakalar, şarkılar, 88 yaşında uçup giden bu amcanın berrak belleğinde kayıtlı imiş. Bu birikime sahip kimse kalmadığı için “ölüdiller” ailesine eklenmiş Ubıh dili.1929 yılında duymuş Fransız Profesör böyle bir dil olduğunu, ver elini Manyas,42 yıl boyunca her yılın ik iayını bu köyde geçirmiş.Yardımcısı George Charachidze ile Başta Tevfik Esenç olmak üzere yörede kimden ne duydularsa kayda geçirmişler. Academie Francaise ödüllü Profesör Georges Dumezil, içinde ölü dillerinde olduğu, Kafkas dilleride dâhil 30' dan fazla dili bilir, mesela Türkçe‟yi Türkten iyi konuşur derler. Ubıhça fiiller kitabı ve Ubıhça sözlüğü hazırlayıp bilim dünyasına hediye etmiş, sonra göçmüş dünyadan. “Bir rüya gördüm, anlatsam da anlamazsınız…” Tevfik Esenç, anadilinde gördüğü rüyaları anlatacak kimsede bulamaz olmuş artık. Binlerce yıl önce doğmuş, insanlık tarihinin en eski dillerinden biride bu amcayla beraber tarihe karışmış. Şimdi belgeseller, kısa filmler, Ubıh dili veTevfik Esenç,Georges Dumezil anısına duygusal hatırlatmalar, naif çalışmalar var. Varda…Ubıhça artık yok… Politik asimilasyon, doğal asimilasyon filan derken veda ettik bu ata diline. Tarihsel olayları o günün şartlarına göre değerlendirmek gerekir derler. Ogünün şartları Ubıh dilinin yok olmasına neden olacak şekilde gelişti. Bugünün şartları ne yapıyor peki? Sıradaki “ölüdiller” adayı hangisi? Profesör Dumezil kafaya takmasa, bugün Tevfik amcanın anlatamadığı rüyalarını yakınlarından başkası hatırlamayacaktı değil mi? Bu günün şartları da bi rDumezil, bir Tevfik Esenç daha oluşturmaktan uzak değil. Aslında bu teknolojiyle daha kolay. Ama işte giden dil ne yazık ki geri gelmiyor. Çevreme bakıyorum, benim yaşımdaki insanlar bile anadilini işte Ubıh dilinden geriye kalanlar kadar konuşuyor. Okuma yazmadan vazgeçtim,dilin ruhunu oluşturan tarihsel-kültürel kalıplarıda duyamaz olmuşuz. Mesela söz söyleme sanatı aslında çok yüksek olan dilimizde buyrun halkımıza hitap edin dediğimizde, bunu yapabilecek kimseyi bulamıyoruz. Huaho geleneği bile tarihe karışmak üzere. Nasılsın, iyimisin diyemiyorken dilinde gençlerimiz, nerde kaldı huaho… Bugünün şartları daha bir mücadele gerektiriyor. Daha bir inanç,daha bir kararlılık gerektiriyor.Daha bir örgütlülük, daha bir bilimsellik gerektiriyor. Kapalı kutu köylerimizde değiliz artık.Bu devirde seller,ağırtaşları bile yuvarlıyor. Bizim güzel, bizim mazlum, bizim görkemli dilimiz sahipsiz… Ubıhça kadar sahipsiz, Ubıhça kadar kimsesiz,Tevfik Esenç kadar yalnız bizim dilimiz. Birdil öğrenilmediği için değil, bilenler konuşmadığı için yok olur demişti bir büyüğümüz. Biliniz ki Ubıhça ile aynı kaderi paylaşırsa dilimiz, bunun suçlusu gençlerimiz olmayacaktır. Yapabilecek iken yapmayan, söyleyebilecek iken susan, tarihinden, geçmişinden, kültüründen, kimliğinden vazgeçenlerden hesap sormak, bu çocukların hakk ıolacaktır. Sen kendi çocuğuna sahip çıkmazsan, ona bir sahip çıkan olacaktır. Sen kendi dilini öğretmezsen,ona birileri bir dil öğretecektir. Sonra gençliğimiz nereye gidiyor, kültürümüz niye bozuluyor, varlığımız neden kayboluyor diye sızlanma hakkımızda olmayacaktır. Sâhipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. Demiş şair,iki mısra sonrada eklemiş; „İş bitti… Sebâtın sonu yoktur! „ deme, yılma. Ey millet-i merhûme, sakın ye‟se kapılma. Millet-i merhûme iken çare aramış insanlar bak... Biz daha ayaklarımızın üstündeyken… Azıcık kıpırdasak ya… nanŞ. Şamil Koç
Adıge Bilim ve Kültür Festivali Başlıyor
2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali 18-20 Ekim günleri Düzce Üniversitesi'nde düzenleniyor. Adıge dil, tarih, edebiyat ve kültürüne ilişkin çok sayıda bilim insanının katılacağı konferansın yanı sıra, 19 Ekim Cumartesi günü akşamı festival kapsamında müzik, halk oyunları ve moda gösterileri organize edildi. 2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye Düzce Üniversitesi web sitesinden erişebilirsiniz.p> nanKaffed
KAFFED Hacımba’nın Yemin Töreninde
Abhazya Cumhurbaşkanı Raul Hacımba yemin ederek ikinci kez seçildiği görevine başladı. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Kafkas İş Adamları Derneği (KAFİAD) adına Cengiz Atalar yemin törenine katılarak bu ana şahitlik etti. p> Sayın Raul Hacımba'ya ve Abhazya Cumhuriyetine başarı dolu aydınlık günler diliyoruz.p> {gallery}/haber/federasyon/2019/191009_Hacimba_Yemin{/gallery}nanKaffed
KAFFED Heyeti Abhazya’da
Genel Başkan Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyeleri Cumhurbaşkanlığına yeniden seçilen Raul Hacımba’nın yemin törenine resmi davetli olarak Abhazya’ya gitti.p> Abhazya Geri Dönüş Devlet Bakanı Beslan Dbar ile yapılan toplantıda, işbirliği imkanları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.p> Beslan Dbar, Abhazya’nın organik tarım için mükemmel fırsatlar sunduğunu ifade etti. Rusya’nın hiç bir noktasında yetişmeyen tarım ürünlerinin Abhazya’da üretildiğini hatırlatarak, toprak analizlerinin hazır olduğunu, yatırımcılara destek olacaklarını söyledi.p> KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci de, Abhazya’nın tanıtımı ve yatırım imkanlarının değerlendirilmesi için ileri bir tarihte KAFİAD ile birlikte tekrar Abhazya'ya geleceklerini söyledi.p> {gallery}/haber/federasyon/2019/191009_Abhazya_Yemin_Toreni{/gallery} nanKaffed
Anavatan’da Duygu Dolu Günler
19.09.2019 Bugün o kadar heyecanlıyım ki tarifi mümkün değil! İçimde bir sevinç, aynı zamanda burukluk var. Sevincimin nedeni belli ama ya burukluk? Nihayet Cengiz Bey’in gelmesiyle evden ayrıldık. Eşim ve kızım beni evden sevinçle uğurladılar. Evet, burukluğumun nedeni galiba eşimin rahatsızlığıydı. Bu geziyi en çok kızım istedi. O çok duygusal bir kızdır. Nihayet yola çıktık. Gaziantep… İstanbul… İstanbul’da diğer arkadaşlarla buluşma... Grubun hepsi iyi arkadaşlar gibiydi. Zaten gözlerindeki heyecan da benimkine benziyordu! Yolda uçağın Min.Vody ‘ye inmesini sabırsızlıkla bekledim. Çünkü uçaktan iner inmez toprağı öpmeyi planlıyordum. Fakat gümrükte gördüğümüz muamele, moralimi çok bozdu. Maruz kaldığımız davranışları hak ettiğimizi düşünmüyordum. Nihayet, zor da olsa, geç saat de olsa otelimizde dinlenmedeyiz. 20.09.2019 Sabah erkenden kahvaltımızı yaptık. “Adıge Günü” etkinliklerine bir miktar geç kaldık. Tüm heyecanımızla alandayız. “Besleney” lerin daveti güzeldi. İlgileri candandı. Ardından birçok yeri gezdik. Sanatçıların şarkılarını dinledik. Ama günün en güzeli, öğretmenlerin yeriydi. Protokol istemedik. Samimi bir ortamda sohbet başladı. Bizim grubun öğretmen ağırlıklı olması belki de ortak noktamızdı. Tabii sohbetin konusu “dil ve genel sorunlar” olunca gördüm ki bu tarafın da o tarafın da sorunu aynı. Ortak sorunlarımız ve sorunlarımızın çözüm yolları üzerinde konuştuk. Çözüm yollarını tartıştık. Ama asıl üzüldüğüm bu sorunlar karşısında çözüm üretememek oldu. Bu çözümsüzlük beni kahrediyor. Kendimi köşeye sıkışmış çaresiz biri olarak görüyorum. Allah’ım! Nedir bunun yolu? Ben inanıyorum ki bir elbette bir gün bunun yolu bulunacak. Orada bir şey söylemiştim. “Gelin hayal kuralım! Belki de hayallerimiz gerçek olur. Tabii ya hayal kurmadan hayalimizi nasıl gerçekleştireceğiz?” Bu hayalimin belki bir gün, çocuklarımın, torunlarımın gerçekleştirecek olması ümidiyle… 21.09.19 Nihayet 2. güne geldik. Sabah kahvaltısının ardından Çerkessk ‘e gittik. Bu günün tek güzel tarafı şair Lermontov ‘un Adıge evleri oldu. Bu gün beni tatmin etmedi. 22.09.19 “Soykırım Anıtı” ziyaretine değinmeden edemeyeceğim. Anıtla ilgili bilgiler verildi. Başkanın (Oktay) ‘Yistanbulakoe’ ağıtı, bardağı taşıran son damlaydı. Bütün grupta bir hüzün, bir duygu boşalması oldu. İçimizden gözyaşlarını tutamayanlar da vardı. Dünyada o gözyaşlarından daha masum daha anlamlı bir varlık var mıydı acaba? O anda gidip bayrağa sarılasım, sarılıp hüngür hüngür ağlayasım geldi. Hani Türkiye’de erkekler ağlamaz(!) derler ya… Ben de ağlamayacağım. Ama erkek olduğum için değil; o zulmü yapanlara ağladığımı göstermemek için! Bilmiyorum doğru neydi… Ben gözyaşlarımın içime aktığını hissettim. İçimden de hep Allah ‘a yalvardım bu zulmü bize yapanlara karşı… Ve anıttan ayrılma vakti. Değerli bir Adıge iş adamının davetlisiydik. Bu da gezinin güzel geçen kısımlarından biriydi. Nihayet Dombey’e geçtik. Harika bir doğa, güzel bir görüntü… Thamademiz Maruf Abi’ye dedim ki “Atalarımızın buraları niçin kaybettiğini bu güzelliğe bağlıyorum. Belki de bu güzellik, bu eşsiz verimli topraklar da bizim yok olmamıza sebep olmuştur.” 23.09.19 Bugün Oşhamaxoa (Elbruz) ‘ya yola çıktık. Uzun bir yolculuktan sonra zirvedeyiz. Bu güzellik beni çok cezbetmedi. Çünkü bu heybetli dağ, kutsal dağ sanki bizim değildi. Adıgelerle ilgili bir şey görmedim dersem yalan olmaz. 24.09.19 Bugün Salı… Gezimizin 5. günü. Saat 05.00… Heyecanla uyandım. Traşımı oldum, namazımı kıldım. Kahvaltıdan sonra atalarımın ayrıldığı köye gideceğim için çok heyecanlıydım. Acaba burada bizleri neler bekliyordu? Nihayet köydeyiz. Neler bekliyor dedim ya, beklediğim oldu. Kançuwey’e girdik. İlk karşılaştığımız kişilere sordum. “Burada yaşayan Tume var mı?” dedim. Tabii ben de “Elbette var, hemen haber verelim!” diye beklerken “Hayır burada Tume yok, onlar Yinerukoey’de yaşıyor!” demesinler mi! Şok oldum. Muhtarlığa geçtik. Orada bizi o kadar güzel karşıladılar ki anlatamam. Ben muhtarlığa sığmıyorum. Dışarıya çıktım, geziyorum, sokaktaki hindilere bakıyorum. İki köylü buldum. Onlarla sohbet ediyorum. Ama nafile… Bir şeyler eksik… Köylüler bizi kültür evlerine götürdüler ve güzel bir konser verdiler. Nihayet köyden ayrıldık. Arabalar peş peşe gidiyoruz. Uzun bir yoldan sonra Yinerukoey tabelası göründü. Heyecanla muhtarlık binasını bulduk ve durduk. Karşıda küçük bir market vardı. Oraya doğru yöneldik. Marketin önünde 3 kadın 2 genç vardı. Gençlerden birisi iri yarı, diğeri benim gibi kısa boyluydu. Doğrudan kimlerden olduğunu sordum. Ben Tume’yim, adım da Siroje dedi. Sarıldık. Siroje şok içinde ne yapacağını şaşırdı. Beni lepkin (sülalenin) yaşlılarına götürmesini istedim. Diğer gencin de Maruf Abi’yi Wunaj’e ‘ lere götürmesini.. . Döndüm baktım ki Siroje yok! Ben de “Yoksa bu ziyaretten memnun kalmadılar mı acaba?” diye içimden geçirdim. Sonra oradaki kadınlarla tanıştım. Kadınlar tedirgin, ürkekti. Nihayet kadınlardan birisi, bizimkilerin oturduğu adresi vermek üzereydi ki ben tekrar arabanın oraya gelmek durumunda kaldım. Yanımıza Maraş ‘tan komşum Ali Karcı’ya benzeyen birisi geldi. Adama “Sen ‘Şerii’ misin?” diye sordum. (Ali’nin sülalesi). Gülüştük. Şerii Enver olduğunu söyledi. Ona Tume’lerin beni kabul etmek istemediğini, yine de gitmek istediğimi söyledim. Ana cadde üzerine yakın bir yerde oturan 3 kadının yanına götürdü. Selamdan sonra kendimi tanıttım. Geliş nedenimi anlattım. Kadının bir tanesi: “Ben buranın en yaşlısıyım, yıllar önce Rahmi’yi (amcam) misafir etmiştim. Abaza bir eşi vardı” dedi. Olayı Rahmi Amca'mdan dinlediğimi söyledim. Ayakta duruyorduk ve beni içeriye davet etmiyorlardı. Ben de dedim ki: "Siz misafirinizi kapıda mı ağırlıyorsunuz? " dedim. Bunun üzerine kadın mahcup oldu. “Evde kimse yok ki" dedi. Bu arada Siroje hızla arabasını durdurdu. Beni büyük amcaları Muharbi'nin yanına götürmek istedi. Siroje sevinçten amcalarına haber vermeye gitmiş. Çantamdan hediyelerden birini çıkardım ve kadınlara verdim. Kadınlar çok mahcup oldular. Teşekkürlerinden sonra Muharbi'nin evine geldik. Adetlerine göre her evin dışında küçük tahtadan bir oturak yaparlar orada otururlarmış. Bizim yaşlı amcamız da orada oturuyordu. Gittim, kendimi tanıttım. Benim elimi iki eliyle tuttu ve sarıldı. Gözleri iyice nemlenmişti. Bir tık daha dokunsam ağlayacaktı. Ben de bunu fark edince şakaya vurdum ve o anın dağılmasını istedim. Rahmi Amca'mı ve Fikri Amca'mı sordu. Fikri Amca'mın yakın zamanda öldüğünü söyleyince gözleri doldu. Bu arada Siroje Tole'yi getirdi. Onlarla sohbet ederken öğrencilerin okuldan dağılmış evlerine gittiklerini gördüm. Çocukları yanıma çağırdım. Hepsine birer tane kalem verdim. Çocuklar çok mutlu olmuşlardı. Bu arada Muharbi "Haydi eve girelim!" dedi. "Gerçi hanım da öldü çocuklarda dışarıda" dedi. İçerde ne yapacağımızı sordum. Elleriyle elimi sıktı. Bana ikramda bulunmak istediğini söyledi. Tole geldi. biraz da Tole'ye uğrayalım dedim ve sarıldım. Ayrılırken gözleri doldu. Ben de fazla bir şey diyemedim. Hani bardağı taşıran son damla gibi olmuştum. Tole' nin evine geldik. Evin kapısı çok güzeldi. İçeriye girdik. İlk önce avludaki siyah üzümleri gördüm. Sonra garajdaki Mercedes marka arabayı gördüm. Bu arada bir küçük kız geldi kucağıma oturdu. Ona da bir kutu çikolata verdim. Bu arada genç, güzel, zarif bir hanım girdi. Tole'nin gelini olduğunu söyledi. Tabakla taze üzüm ikram etti. Baktım kızların Feina için gönderdikleri elbise vardı. O elbiseyi gelin hanıma verdim ve mutlu olduğunu gördüm. Tabii sülale ile ilgili konuşmaları bir kenara bırakıyorum. Ayrılık vakti Tole'nin eşi bir hediye vereceğini söyledi. Biraz sonra elimde bir kutu ile döndü. Tole de kendisinin yazdığı köy ve Tumeler ile ilgili kitabı imzaladı. Ayrılırken bir şeyi çok ısrar ederek tekrarladı. "Yanındakileri de getir, bir ikramda bulunayım!" dedi. Fakat ben kabul etmedim. Bizi Siroje ile birlikte uğurladılar. Mutlu, bir o kadar da hüzünlü ayrıldık. Yolumuzu Maruf Abi'nin sülalesini bulmak için Anzurey'e çevirdik. Evin girişinde yemek yedik. Bu arada Oktay'ı köye muhtarlığa yönlendirdik. Çok geçmeden Oktay heyecanla aradı, bulduğunu söyledi. Birkaç dakika sonra arabalar geldi. Bizi aldı. Gençler dışarıda karşıladı. Sonra içerden evin büyüğü çıktı. Adam ağlamamak için gözlerini siliyor ve Maruf Abi'ye sımsıkı sarılmıştı. Adeta duygu patlaması olmuştu. Bizler belki de hoş olmasa da deklanşöre basıyorduk. Bana göre bu son derece duygusal tablo ölümsüzleştirilmeliydi. Nihayet hoşbeş bitti sohbete başladık. Yeme-içmelerden sonra evden ayrıldık. Otelden eve dönerken duygulu, hüzünlü ama mutlu döndük. 26.09.19 Sabahleyin kahvaltımızı yaptık. Bugünkü yolculuğumuz Mavi Göl oldu. Mavi Göl’ü anlatmaya gerek yok. Mavi Göl'den sonra Kanyon gezisi diğer göl ve muhteşem Sosruko'yu ziyaret... Burada doğanın güzelliklerine değinmeye gerek yok. Sosruko'dan sonra Nalçik Parkı'nda Adige elbiselerinin satıldığı yer, ressam Tokların atölyesi ve cumhurbaşkanlığının karşısındaki parkta gezi... Resim çektirmeden sonra saat 16 da Wunajaların yemeği için bizi lokantaya götürdüler. Yemekte Toklardan bazı kişiler de mevcuttu. Yemeğin güzelliği, lüksü, ihtişamından bahsetmek istemiyorum. Yemekten sonra biz bir grupla Şoray Adnan'ı ziyaret ettik. Gece dönüşümüz ve yorgunluk uykusu... 27.09.19 Nihayet sabah oldu ve son gün için hazırlıklar başladı. Sabahın beşi... Duşumuzu aldık, giyindik ve hazırlandık. Biz istikamet çarşı pazar diyoruz ama Oktay'ın wunegoşu Muharbi'nin davetini nasıl edeceğiz vira bismillah! Maruf Abi, ben ve Oktay Muharbi'nin evine ulaştığınızda bizi heyecanla beklediğini gördüm. Ancak grubun tümünün gelmemesine de biraz içerlemişti. Çünkü hazırlıklar gruba göre yapılmıştı. Hoşbeşten sonra, 92'de Türkiye'ye (Anavatandan Ürdün'e giden atlıların başında) geldiğini anlattı . Ben de daha genç birisi olarak Göksun'daki etkinliklere katıldığımı anlattım. Anılar, anılar... Çerkes toplumunun dünü, bugünü, yarını üzerinde konuşmalar... Nihayet yemekten sonra Anzurey'e hareket. Bizi Anzurey'e yukarıdan bakan bir tepeye götürdüler. Burada muhteşem bir manzara vardı.Festival alanında peynir asma oyunu yapılıyordu. Biz bu yarışmayı Adıge günü etkinliklerinde de görmüştük. Bahçe gezileriyle devam ettik. Köylülerin geçim kaynaklarını gezdik. Nihayet öğleden sonra Nalçik 'e döndük. Diğer arkadaşlarla buluştuk. Grupla birlikte Kabardinka Salonu' na hareket ettik. Tabii Kabardinka 'yı yıllarca zevkle izledikten sonra orayı görmek, resimler çektirmek, çalışanları ile görüşmek de ayrı bir duyguydu. Kabardinka' dan sonra Abhazya Meydanı'na geldik. Bugün burada Adıge Faşe günü için etkinlik olacaktı. Alana erkenden elbiseleri ile gelenler vardı. Katılım biraz azdı. Sonra konferans için Adige Faşelerin yapıldığı bir binaya götürdüler. Biz burayı daha önce gezmiştik. Salon dolunca sunucu hanım güzel sözlerinden sonra sunumu Rusça yapacağını söyledi. Uzun süre sunumu izledikten sonra ayrıldık. Alanda düğün ve yürüyüşlerin yapılmayacağını öğrenince otelimize döndük. Çünkü saat 21 olmuştu ve biz 24'te ayrılacaktık. Buradan ayrılırken beni üzen 2 şey oldu. Birincisi sürenin kısa olması, ikincisi tiyatro konser ve bol bol halkın içinde kalamayışımız. Bu gezide çok çok güzellikler de oldu. Köy gezilerimiz harika ve duygu yüklüydü. Hep sevinç gözyaşları vardı. Vesselam... Bu Gezi hem kültürel hem turistik hem de iki toplumun bir araya gelmesi buluşması kucaklaşmasına vesile olacak bir adımdı. Tekrar buralara gelmeyi, gezmeyi, kucaklamayı iple çekiyorum. Grup arkadaşlarıma ve bu geziye öncülük eden Göksun Çerkes Derneği Başkanı Oktay Oğuz’a da sonsuz teşekkür ediyorum. TUME Şahver TunananTUME Şahver Tuna
Nizip Kampı’ndan Çıkartılan Soydaşlarımıza Yardımlarınız Ulaştırıldı
Nizip Mülteci Kampı'nın kapatılması sonucu yeni bir yaşam kurmak için desteğe ihtiyacı olan soydaşlarımıza yönelik olarak 31 Temmuz-16 Eylül 2019 tarihleri arasında yürüttüğümüz kampanyada toplanan yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Kampanya çerçevesinde 18 farklı kişi ve dernekten, açılan özel hesaba toplam 15.000,00 TL yardım gönderilmiştir. Toplanan bu yardım kampa en yakın derneğimiz olan Gaziantep Çerkes Derneği tarafından ihtiyaç sahibi soydaşlarımıza ulaştırılmıştır. Derneklerimizin desteği ile farklı şehirlerde soydaş ailelerimizin barınma ve diğer ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmaktadır. Kampanyamıza destek verenlere duyarlılıkları nedeniyle teşekkür ediyoruz. https://www.kaffed.org/haberler/federasyondan/item/3817-nizip-yardim-kampanya.htmlp>nanKaffed
Tevfik Esenç’i Saygıyla Anıyoruz
Ubıhça konuşan son kişi olan Tevfik Esenç 'i vefatının yıldönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.nanKaffed
Gururla Bakıyoruz Yarınlara: Adıgey 28 Yaşında
Adıgey Cumhuriyeti'nin 28. kuruluş yıldönümü tüm Cumhuriyet'te düzenlenen törenler ile kutlanıyor. Genel Başkanımız Yıldız Şekerci ve Federasyonumuz yöneticileri ile üye derneklerimizden çeşitli grupların yer aldığı bir heyet törenlere katılmak üzere Adıgey Cumhuriyeti'ndeler. Çarlık Rusyası'nın yıkılmasından sonra 27 Temmuz 1922'de Kuban Karadeniz Eyaleti içinde "Çerkes (Adıge) Özerk Bölgesi" kuruldu. Özerk bölgenin ismi bir ay sonra "Adıge (Çerkes) Özerk Bölgesi" ve 1928'de "Adıge Özerk Bölgesi" olarak değiştirildi. Adıge Özerk Bölgesi, 1937'de kurulan Krasnodar Eyaleti'ne bağlandı. Adıgey Özerk Bölgesi Meclisi 5 Ekim 1990'da “Özerk Cumhuriyet” olma kararını aldı ve Rusya Federasyonu Yüksek Meclisi bu kararı 3 Temmuz 1991'de onayladı. 5 Ocak 1992'de Aslan Carımov Adıgey Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Adıge dili, kültürü ve kimliğini Anayurt'ta ve bütün dünyada sonsuza dek yaşatacağımıza inanıyor; Adıgey Cumhuriyetine ve soydaşlarımıza barış ve refah içerisinde bir yaşam diliyoruz. Адыгэй Рэспубликэм и ныбжь 28 хъугъэ Адыгэй рэспубликэр загъэ1агъэм и тегъэзэжыгъо 28 зыхъугъэ мафэр Рэспубликэм шагъаш1о. Тыркуем шы1э Адыгэ хасэхэм я Фэдэрацие и тхаьатэ ЙЫЛДЫЗ ШЭКЭРДЖИМ Фэдэрацием хэт хасэхэм я тхьаматэхэри нэмык1хэри к1игъухэу ти лэпкъэгъухэм я гуш1огъо мафэр агъэш1онэу Адыгэй Рэспубдликэм к1уагъэх. Совет хабзэр загъэуцум къынэуж 27 бэдзэогъу1922 м Адыгэ хэгъэгум автономие и1э хъугъэ. 1937 м Краснодар Крайм епхыгъэу хъугъэ. Адыгэй Парламэнтым 5 чэпэогъу 1990 м Рэспубликэ хъуным и унафэ аш1ыгъ. Мы унафэр Росия Фэдэрацием и Парламэнт 3 бэдзэогъу 1991 м зэридагъэм и унафэ заш1ым 5 щылэ 1992 м АСЛАН ДЖАРЫМОВ рэыпубликэм япэрэ прэзидэнт фыхадзыгъ. Адыгэм и ц1эрэ, и бзэрэ, и хабзэрэ адыгэ хэгъэгуми, дуней псоми ягъаш1эрэ псэук1э тфэхъунэу, Адыгэй Рэспубликэри, ти лъэпкъэгъухэри мамырныгъэ хэтхэу, тхъэгъожэу зы шы1ак1эк1э тыпсэунэу тэгугъо. nanKaffed
Kazbek Kokov Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı Oldu
Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı Kazbek Kokov yemin ederek görevine başladı. Kabardey Balkar Cumhuriyeti Parlamentosu'nda 3 Ekim günü tek gündem maddesi ile yapılan oturumu Meclis başkanı T.B. Egorova açtı. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin'in gösterdiği üç aday, PJSC RusHydro Kabardey Balkar Direktörü Igor Kladko, Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı Vekili Kazbek Kokov ve Kabardey Balkar Doğal Kaynaklar ve Ekoloji Bakanı İlyas Şavaeve, cumhuriyetin sosyo-ekonomik gelişimi konusundaki vizyonlarını anlattılar. Birleşik Rusya Partisi, Komünist Parti, Adil Rusya Partisi, Liberal Demokratik Parti ve Yeşil Parti temsilcilerinin konuşmalarından sonra yapılan oylamada Kazbek Kokov oybirliği ile Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı seçildi. Kazbek Kokov aynı gün yapılan törende yemin ederek göreve başladı. Sayın Kokov'un okuduğu yemin metni şöyle: “Kabardey Balkar Cumhuriyeti başkanı yetkilerini kullanarak, insan haklarını ve vatandaşların özgürlüklerini koruyacağıma ve saygı göstereceğime, Rusya Federasyonu Anayasası ve Kabardey Balkar Cumhuriyeti Anayasası'nı koruyacağıma va uyacağıma, cumhuriyetin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyacağıma, güvenliğini sağlayacağıma, Kabardey Balkar halkına içtenlikle hizmet edeceğime yemin ederim." Yemin törenine Abhazya, Adıgey ve Güney Osetya'dan da temsilciler katıldı. Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı seçilen Kazbek Kokov'u kutluyor, Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nin kalkınması ve Anavatan-Diaspora ilişkilerinin geliştirilmesi yolunda başarılar diliyoruz. Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэ Кlуэкlуэ Казбек тхьэлъанэ къихьри и къалэным пэрыуващ.p> Къэбэрдей-Балъкъэр республикэ Парламентым и жэпуэгъуэм и 3-м иригъэкlуэкlа тlысыгъуэр къызэlуихащ Парламентым и унафэщl Егоровэ Т.В. Зэlущlэр ехьэлlат республикэм и lэтащхьэр хэхыным. А lэнатlэм папщlэ Урысей президентым къигъэлъэгъуащ кандидатищ: Къэбэрдей-Балъкъэрым и lэтащхьэ lэнатlэр пlалъэкlэ зыгъэзащlэ Кlуэкlуэ Казбек, "Русгидро" lуэхущlапэм и пашэ Кладько Игорь, куей экологием епха министерствэм и унафэщl Шаваев Ильяс сымэ. Къэбэрдей-Балъкъэрым и Конституцэмкlэ, къэрал президентым къигъэлъэгъуахэм щыщыу республикэм и lэтащхьэр къыхихын хуейщ Парламентым. Икlи лlыкlуэхэм арэзыуэ хахащ Кlуэкlуэ Казбек. И lэнатlэм щыпэрыувэм Кlуэкlуэм мыхэр жиlащ: "Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэ къалэнхэр згъэзащlэкlэрэ цlыхухэм я хьэкъхэр, я хуитыныгъэхэр схъумэну, цlыхухэм щlыхь хуэсщlкlэрэ Урысейми ди республикэми я Конституцэхэм сытетыну, Къэбэрдей-Балъкъэрым и щхьэхуитыныгъэри и щlыналъэри шынагъэншагъэу схъумэну, републикэм гурэ псэкlэ сыхуэлажьэну тхьэлъанэ къызохь" - жиlэу. Тхьэлъанэ зэхуэсым кърихьэлIат Абхъазия, Адыгей, Ипщэ Осетиям я лIыкIуэхэри. Урысей президентым и унафэкlэ, нэгъабэ лъандэрэ Кlэкlуэ Казбек Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэ къалэныр пlалъэкlэ егъэзащlэ. Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэу теува Кlуэкlуэ Казбек дохъуэхъу, щlыналъэр ефlакlуэным, Хэкумрэ хэхэсхэмрэ я зэпыщlэныгъэхэм зиужьынымкlэ ехъулlэныгъэхэр иlэну! Adıgece haberi dinlemek için tıklayınız.p>nanKaffed
Anavatan ile İlişkilerde Yeni Atılımlar
KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Yönetim kurulu üyeleri 4-12 Ekim tarihleri arasında Cumhuriyetlerimizi ziyaret edecekler. Federasyonumuzun “Dönüş ve Anavatan ile İlişkiler Yılı” kapsamında yürüttüğü çalışmaları güçlendirerek daha ileriye taşımak amacı ile planlanan ziyaretlerde üst düzey görüşmeler gerçekleştirilecek. Heyetimiz Adıgey Cumhuriyetinin resmî davetlisi olarak Kuruluş Yıldönümü Etkinliklerine katılacak. Daha sonra heyete katılacak olan KAFİAD heyeti ile birlikte Adıgey Cumhuriyeti Devlet Başkanı Murat Kumpılov’a Türkiye ziyareti için teşekkür ziyareti gerçekleştirilecek. Sayın Kumpılov’un Türkiye ziyaretinde gündeme getirilen ekonomik, sosyal, ve kültürel işbirliği alanlarındaki gelişmeler yapılacak resmî görüşmelerde ele alınacak. Genel Başkan Yıldız Şekerci ve heyetin bir bölümü Abhazya Cumhuriyetine giderek Cumhurbaşkanlığına tekrar seçilen Raul Hacımba’nın 9 Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilecek yemin törenine resmî davetli olarak katılacak. KAFFED ve KAFİAD ortak heyeti 10 Ekim 2019 tarihinde Kabardey Balkar Cumhuriyetine geçecekler. Devlet Başkanlığına resmî olarak atanan Kazbek Kokov’a tebrik ziyaretinde bulunacak heyetimiz, kendilerini ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda işbirliğini geliştirmek amacıyla Türkiye’ye davet edecekler. Genel Başkanımız Yıldız Şekerci ve beraberindeki heyet, görüşmeleri tamamladıktan sonra 12 Ekim 2019 tarihinde Türkiye’ye dönecek.nanKaffed