Adıge Bilim ve Kültür Festivali Başlıyor

2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali 18-20 Ekim günleri Düzce Üniversitesi'nde düzenleniyor. Adıge dil, tarih, edebiyat ve kültürüne ilişkin çok sayıda bilim insanının katılacağı konferansın yanı sıra, 19 Ekim Cumartesi günü akşamı festival kapsamında müzik, halk oyunları ve moda gösterileri organize edildi. 2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye Düzce Üniversitesi web sitesinden erişebilirsiniz.p> nanKaffed

KAFFED Hacımba’nın Yemin Töreninde

Abhazya Cumhurbaşkanı Raul Hacımba yemin ederek ikinci kez seçildiği görevine başladı. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Kafkas İş Adamları Derneği (KAFİAD) adına Cengiz Atalar yemin törenine katılarak bu ana şahitlik etti. p> Sayın Raul Hacımba'ya ve Abhazya Cumhuriyetine başarı dolu aydınlık günler diliyoruz.p>     {gallery}/haber/federasyon/2019/191009_Hacimba_Yemin{/gallery}nanKaffed

KAFFED Heyeti Abhazya’da

Genel Başkan Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyeleri Cumhurbaşkanlığına yeniden seçilen Raul Hacımba’nın yemin törenine resmi davetli olarak Abhazya’ya gitti.p> Abhazya Geri Dönüş Devlet Bakanı Beslan Dbar ile yapılan toplantıda, işbirliği imkanları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.p> Beslan Dbar, Abhazya’nın organik tarım için mükemmel fırsatlar sunduğunu ifade etti. Rusya’nın hiç bir noktasında yetişmeyen tarım ürünlerinin Abhazya’da üretildiğini hatırlatarak, toprak analizlerinin hazır olduğunu, yatırımcılara destek olacaklarını söyledi.p> KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci de, Abhazya’nın tanıtımı ve yatırım imkanlarının değerlendirilmesi için ileri bir tarihte KAFİAD ile birlikte tekrar Abhazya'ya geleceklerini söyledi.p>     {gallery}/haber/federasyon/2019/191009_Abhazya_Yemin_Toreni{/gallery}  nanKaffed

Anavatan’da Duygu Dolu Günler

  19.09.2019 Bugün o kadar heyecanlıyım ki tarifi mümkün değil! İçimde bir sevinç, aynı zamanda burukluk var. Sevincimin nedeni belli ama ya burukluk? Nihayet Cengiz Bey’in gelmesiyle evden ayrıldık. Eşim ve kızım beni evden sevinçle uğurladılar.  Evet, burukluğumun nedeni galiba eşimin rahatsızlığıydı. Bu geziyi en çok kızım istedi.  O çok duygusal bir kızdır.   Nihayet yola çıktık.  Gaziantep… İstanbul… İstanbul’da diğer arkadaşlarla buluşma... Grubun hepsi iyi  arkadaşlar gibiydi. Zaten gözlerindeki heyecan da benimkine benziyordu! Yolda uçağın Min.Vody ‘ye inmesini sabırsızlıkla bekledim. Çünkü uçaktan iner inmez toprağı öpmeyi planlıyordum.  Fakat gümrükte gördüğümüz muamele, moralimi çok bozdu. Maruz kaldığımız davranışları hak ettiğimizi düşünmüyordum.  Nihayet, zor da olsa, geç saat de olsa otelimizde dinlenmedeyiz.   20.09.2019 Sabah erkenden kahvaltımızı yaptık. “Adıge Günü” etkinliklerine bir miktar geç kaldık. Tüm heyecanımızla alandayız.  “Besleney” lerin daveti güzeldi. İlgileri candandı. Ardından birçok yeri gezdik. Sanatçıların şarkılarını dinledik. Ama günün en güzeli, öğretmenlerin yeriydi. Protokol istemedik. Samimi bir ortamda sohbet başladı.  Bizim grubun öğretmen ağırlıklı olması belki de ortak noktamızdı. Tabii sohbetin konusu “dil ve genel sorunlar” olunca gördüm ki bu tarafın da o tarafın da sorunu aynı.  Ortak sorunlarımız ve sorunlarımızın çözüm yolları üzerinde konuştuk. Çözüm yollarını tartıştık. Ama asıl üzüldüğüm bu sorunlar karşısında çözüm üretememek oldu.  Bu çözümsüzlük beni kahrediyor. Kendimi köşeye sıkışmış çaresiz biri olarak görüyorum.  Allah’ım! Nedir bunun yolu? Ben inanıyorum ki bir elbette bir gün bunun yolu bulunacak. Orada bir şey söylemiştim. “Gelin hayal kuralım! Belki de hayallerimiz gerçek olur. Tabii ya hayal kurmadan hayalimizi nasıl gerçekleştireceğiz?” Bu hayalimin belki bir gün, çocuklarımın, torunlarımın gerçekleştirecek olması ümidiyle…   21.09.19 Nihayet 2. güne geldik. Sabah kahvaltısının ardından Çerkessk ‘e gittik. Bu günün tek güzel tarafı şair Lermontov ‘un Adıge evleri oldu. Bu gün beni tatmin etmedi.   22.09.19 “Soykırım Anıtı” ziyaretine değinmeden edemeyeceğim. Anıtla ilgili bilgiler verildi. Başkanın (Oktay) ‘Yistanbulakoe’ ağıtı, bardağı taşıran son damlaydı. Bütün grupta bir hüzün, bir duygu boşalması oldu. İçimizden gözyaşlarını tutamayanlar da vardı.  Dünyada o gözyaşlarından daha masum daha anlamlı bir varlık var mıydı acaba? O anda gidip bayrağa sarılasım, sarılıp hüngür hüngür ağlayasım geldi. Hani Türkiye’de erkekler ağlamaz(!) derler ya… Ben de ağlamayacağım. Ama erkek olduğum için değil; o zulmü yapanlara ağladığımı göstermemek için!  Bilmiyorum doğru neydi… Ben gözyaşlarımın içime aktığını hissettim. İçimden de hep Allah ‘a yalvardım bu zulmü bize yapanlara karşı… Ve anıttan ayrılma vakti.  Değerli bir Adıge iş adamının davetlisiydik.  Bu da gezinin güzel geçen kısımlarından biriydi. Nihayet Dombey’e geçtik. Harika bir doğa, güzel bir görüntü… Thamademiz Maruf Abi’ye dedim ki “Atalarımızın buraları niçin kaybettiğini bu güzelliğe bağlıyorum. Belki de bu güzellik, bu eşsiz verimli topraklar da bizim yok olmamıza sebep olmuştur.”   23.09.19 Bugün Oşhamaxoa (Elbruz) ‘ya yola çıktık. Uzun bir yolculuktan sonra zirvedeyiz. Bu güzellik beni çok cezbetmedi. Çünkü bu heybetli dağ, kutsal dağ sanki bizim değildi. Adıgelerle ilgili bir şey görmedim dersem yalan olmaz.   24.09.19 Bugün Salı… Gezimizin 5. günü. Saat 05.00… Heyecanla uyandım. Traşımı oldum, namazımı kıldım. Kahvaltıdan sonra atalarımın ayrıldığı köye gideceğim için çok heyecanlıydım. Acaba burada bizleri neler bekliyordu? Nihayet köydeyiz. Neler bekliyor dedim ya, beklediğim oldu. Kançuwey’e girdik. İlk karşılaştığımız kişilere sordum. “Burada yaşayan Tume var mı?”  dedim. Tabii ben de “Elbette var, hemen haber verelim!” diye beklerken “Hayır burada Tume yok, onlar Yinerukoey’de yaşıyor!” demesinler mi! Şok oldum. Muhtarlığa geçtik. Orada bizi o kadar güzel karşıladılar ki anlatamam. Ben muhtarlığa sığmıyorum. Dışarıya çıktım, geziyorum, sokaktaki hindilere bakıyorum. İki köylü buldum. Onlarla sohbet ediyorum. Ama nafile… Bir şeyler eksik… Köylüler bizi kültür evlerine götürdüler ve güzel bir konser verdiler. Nihayet köyden ayrıldık. Arabalar peş peşe gidiyoruz. Uzun bir yoldan sonra Yinerukoey tabelası göründü. Heyecanla muhtarlık binasını bulduk ve durduk. Karşıda küçük bir market vardı. Oraya doğru yöneldik. Marketin önünde 3 kadın 2 genç vardı. Gençlerden birisi iri yarı, diğeri benim gibi kısa boyluydu. Doğrudan kimlerden olduğunu sordum. Ben Tume’yim, adım da Siroje dedi. Sarıldık.  Siroje şok içinde ne yapacağını şaşırdı.  Beni lepkin (sülalenin) yaşlılarına götürmesini istedim. Diğer gencin de Maruf Abi’yi  Wunaj’e ‘ lere götürmesini.. . Döndüm baktım ki Siroje yok! Ben de “Yoksa bu ziyaretten memnun kalmadılar mı acaba?” diye içimden geçirdim.  Sonra oradaki kadınlarla tanıştım. Kadınlar tedirgin, ürkekti. Nihayet kadınlardan birisi, bizimkilerin oturduğu adresi vermek üzereydi ki ben tekrar arabanın oraya gelmek durumunda kaldım. Yanımıza Maraş ‘tan komşum Ali Karcı’ya benzeyen birisi geldi. Adama “Sen ‘Şerii’ misin?” diye sordum. (Ali’nin sülalesi). Gülüştük. Şerii Enver olduğunu söyledi. Ona Tume’lerin beni kabul etmek istemediğini, yine de gitmek istediğimi söyledim.  Ana cadde üzerine yakın bir yerde oturan 3 kadının yanına götürdü. Selamdan sonra kendimi tanıttım. Geliş nedenimi anlattım. Kadının bir tanesi: “Ben buranın en yaşlısıyım, yıllar önce Rahmi’yi (amcam)  misafir etmiştim. Abaza bir eşi vardı” dedi. Olayı Rahmi Amca'mdan dinlediğimi söyledim. Ayakta duruyorduk ve beni içeriye davet etmiyorlardı. Ben de dedim ki: "Siz misafirinizi kapıda mı ağırlıyorsunuz? " dedim.  Bunun üzerine kadın mahcup oldu. “Evde kimse yok ki" dedi. Bu arada Siroje hızla arabasını durdurdu. Beni büyük amcaları Muharbi'nin yanına götürmek istedi. Siroje sevinçten amcalarına haber vermeye gitmiş.  Çantamdan hediyelerden birini çıkardım ve kadınlara verdim. Kadınlar çok mahcup oldular. Teşekkürlerinden sonra Muharbi'nin evine geldik. Adetlerine göre her evin dışında küçük tahtadan bir oturak yaparlar orada otururlarmış. Bizim yaşlı amcamız da orada oturuyordu. Gittim, kendimi tanıttım. Benim elimi iki eliyle tuttu ve sarıldı. Gözleri iyice nemlenmişti. Bir tık daha dokunsam ağlayacaktı. Ben de bunu fark edince şakaya vurdum ve o anın dağılmasını istedim.  Rahmi Amca'mı ve Fikri Amca'mı sordu. Fikri Amca'mın yakın zamanda öldüğünü söyleyince gözleri doldu. Bu arada Siroje Tole'yi getirdi. Onlarla sohbet ederken öğrencilerin okuldan dağılmış evlerine gittiklerini gördüm. Çocukları yanıma çağırdım. Hepsine birer tane kalem verdim. Çocuklar çok mutlu olmuşlardı.  Bu arada Muharbi "Haydi eve girelim!" dedi. "Gerçi hanım da öldü çocuklarda dışarıda" dedi. İçerde ne yapacağımızı sordum. Elleriyle elimi sıktı. Bana ikramda bulunmak istediğini söyledi. Tole  geldi. biraz da Tole'ye uğrayalım dedim ve sarıldım.   Ayrılırken gözleri doldu. Ben de fazla bir şey diyemedim. Hani bardağı taşıran son damla gibi olmuştum. Tole' nin evine geldik. Evin kapısı çok güzeldi. İçeriye girdik. İlk önce avludaki siyah üzümleri gördüm. Sonra garajdaki Mercedes marka arabayı gördüm. Bu arada bir küçük kız geldi kucağıma oturdu. Ona da bir kutu çikolata verdim.  Bu arada genç, güzel, zarif bir hanım girdi. Tole'nin gelini olduğunu söyledi. Tabakla taze üzüm ikram etti. Baktım kızların Feina için gönderdikleri elbise vardı. O elbiseyi gelin hanıma verdim ve mutlu olduğunu gördüm. Tabii sülale ile ilgili konuşmaları bir kenara bırakıyorum. Ayrılık vakti Tole'nin eşi bir hediye vereceğini söyledi.  Biraz sonra elimde bir kutu ile döndü. Tole de kendisinin yazdığı köy ve Tumeler ile ilgili kitabı imzaladı. Ayrılırken bir şeyi çok ısrar ederek tekrarladı. "Yanındakileri de getir, bir ikramda bulunayım!" dedi. Fakat ben kabul etmedim. Bizi Siroje ile  birlikte uğurladılar.  Mutlu, bir o kadar da hüzünlü ayrıldık. Yolumuzu Maruf Abi'nin sülalesini bulmak için Anzurey'e  çevirdik. Evin girişinde yemek yedik.  Bu arada Oktay'ı köye muhtarlığa yönlendirdik. Çok geçmeden Oktay heyecanla aradı, bulduğunu söyledi. Birkaç dakika sonra arabalar geldi. Bizi aldı. Gençler dışarıda karşıladı. Sonra içerden evin büyüğü çıktı. Adam ağlamamak için gözlerini siliyor ve Maruf Abi'ye sımsıkı sarılmıştı. Adeta duygu patlaması olmuştu. Bizler belki de hoş olmasa da deklanşöre basıyorduk. Bana göre bu son derece duygusal tablo ölümsüzleştirilmeliydi.  Nihayet hoşbeş bitti sohbete başladık. Yeme-içmelerden sonra evden ayrıldık. Otelden eve dönerken duygulu, hüzünlü ama mutlu döndük.   26.09.19 Sabahleyin kahvaltımızı yaptık. Bugünkü yolculuğumuz Mavi Göl oldu. Mavi Göl’ü anlatmaya gerek yok. Mavi Göl'den sonra Kanyon gezisi diğer göl ve muhteşem Sosruko'yu ziyaret... Burada doğanın güzelliklerine değinmeye gerek yok.  Sosruko'dan sonra Nalçik Parkı'nda Adige elbiselerinin satıldığı yer, ressam Tokların atölyesi ve cumhurbaşkanlığının karşısındaki parkta gezi...  Resim çektirmeden sonra saat 16 da Wunajaların yemeği için bizi lokantaya götürdüler. Yemekte Toklardan bazı kişiler de mevcuttu. Yemeğin güzelliği, lüksü, ihtişamından bahsetmek istemiyorum. Yemekten sonra biz bir grupla Şoray Adnan'ı ziyaret ettik.  Gece dönüşümüz ve yorgunluk uykusu...   27.09.19 Nihayet sabah oldu ve son gün için hazırlıklar başladı. Sabahın beşi... Duşumuzu aldık, giyindik ve hazırlandık.  Biz istikamet çarşı pazar diyoruz ama Oktay'ın wunegoşu  Muharbi'nin davetini nasıl edeceğiz vira bismillah! Maruf Abi, ben ve Oktay Muharbi'nin evine ulaştığınızda bizi heyecanla beklediğini gördüm. Ancak grubun tümünün gelmemesine de biraz içerlemişti. Çünkü hazırlıklar gruba göre yapılmıştı.  Hoşbeşten sonra, 92'de Türkiye'ye (Anavatandan Ürdün'e giden atlıların başında)  geldiğini anlattı . Ben de daha genç birisi olarak Göksun'daki etkinliklere katıldığımı anlattım. Anılar, anılar...  Çerkes toplumunun dünü, bugünü, yarını üzerinde konuşmalar...  Nihayet yemekten sonra Anzurey'e hareket. Bizi Anzurey'e yukarıdan bakan bir tepeye götürdüler. Burada muhteşem bir manzara vardı.Festival alanında peynir asma oyunu  yapılıyordu.  Biz bu yarışmayı Adıge günü etkinliklerinde de görmüştük. Bahçe gezileriyle devam ettik. Köylülerin geçim kaynaklarını gezdik. Nihayet öğleden sonra Nalçik 'e döndük.  Diğer arkadaşlarla buluştuk. Grupla birlikte Kabardinka Salonu' na hareket ettik. Tabii Kabardinka 'yı yıllarca zevkle izledikten sonra orayı görmek, resimler çektirmek, çalışanları ile görüşmek de ayrı bir duyguydu.  Kabardinka' dan sonra Abhazya Meydanı'na geldik. Bugün burada Adıge Faşe günü için etkinlik olacaktı. Alana erkenden elbiseleri ile gelenler vardı. Katılım biraz azdı. Sonra konferans için Adige Faşelerin yapıldığı bir binaya götürdüler.  Biz burayı daha önce gezmiştik. Salon dolunca sunucu hanım güzel sözlerinden sonra sunumu Rusça yapacağını söyledi. Uzun süre sunumu izledikten sonra ayrıldık.  Alanda düğün ve yürüyüşlerin yapılmayacağını öğrenince otelimize döndük. Çünkü saat 21 olmuştu ve biz 24'te ayrılacaktık. Buradan ayrılırken beni üzen 2 şey oldu. Birincisi sürenin kısa olması, ikincisi tiyatro konser ve bol bol halkın içinde kalamayışımız.  Bu gezide çok çok güzellikler de oldu. Köy gezilerimiz harika ve duygu yüklüydü. Hep sevinç gözyaşları vardı. Vesselam...  Bu Gezi hem kültürel hem turistik hem de iki toplumun bir araya gelmesi buluşması kucaklaşmasına vesile olacak bir adımdı. Tekrar buralara gelmeyi, gezmeyi, kucaklamayı iple çekiyorum.    Grup arkadaşlarıma ve bu geziye öncülük eden Göksun Çerkes Derneği Başkanı Oktay Oğuz’a da sonsuz teşekkür ediyorum.   TUME Şahver TunananTUME Şahver Tuna

Nizip Kampı’ndan Çıkartılan Soydaşlarımıza Yardımlarınız Ulaştırıldı

Nizip Mülteci Kampı'nın kapatılması sonucu yeni bir yaşam kurmak için desteğe ihtiyacı olan soydaşlarımıza yönelik olarak 31 Temmuz-16 Eylül 2019 tarihleri arasında yürüttüğümüz kampanyada toplanan yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Kampanya çerçevesinde 18 farklı kişi ve dernekten, açılan özel hesaba toplam 15.000,00 TL yardım gönderilmiştir. Toplanan bu yardım kampa en yakın derneğimiz olan Gaziantep Çerkes Derneği tarafından ihtiyaç sahibi soydaşlarımıza ulaştırılmıştır. Derneklerimizin desteği ile farklı şehirlerde soydaş ailelerimizin barınma ve diğer ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmaktadır. Kampanyamıza destek verenlere duyarlılıkları nedeniyle teşekkür ediyoruz.     https://www.kaffed.org/haberler/federasyondan/item/3817-nizip-yardim-kampanya.htmlp>nanKaffed

Tevfik Esenç’i Saygıyla Anıyoruz

Ubıhça konuşan son kişi olan Tevfik Esenç 'i vefatının yıldönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.nanKaffed

Gururla Bakıyoruz Yarınlara: Adıgey 28 Yaşında

Adıgey Cumhuriyeti'nin 28. kuruluş yıldönümü tüm Cumhuriyet'te düzenlenen törenler ile kutlanıyor. Genel Başkanımız Yıldız Şekerci ve Federasyonumuz yöneticileri ile üye derneklerimizden çeşitli grupların yer aldığı bir heyet törenlere katılmak üzere Adıgey Cumhuriyeti'ndeler. Çarlık Rusyası'nın yıkılmasından sonra 27 Temmuz 1922'de Kuban Karadeniz Eyaleti içinde "Çerkes (Adıge) Özerk Bölgesi" kuruldu. Özerk bölgenin ismi bir ay sonra "Adıge (Çerkes) Özerk Bölgesi" ve 1928'de "Adıge Özerk Bölgesi" olarak değiştirildi. Adıge Özerk Bölgesi, 1937'de kurulan Krasnodar Eyaleti'ne bağlandı. Adıgey Özerk Bölgesi Meclisi 5 Ekim 1990'da “Özerk Cumhuriyet” olma kararını aldı ve Rusya Federasyonu Yüksek Meclisi bu kararı 3 Temmuz 1991'de onayladı. 5 Ocak 1992'de Aslan Carımov Adıgey Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Adıge dili, kültürü ve kimliğini Anayurt'ta ve bütün dünyada sonsuza dek yaşatacağımıza inanıyor; Adıgey Cumhuriyetine ve soydaşlarımıza barış ve refah içerisinde bir yaşam diliyoruz. Адыгэй Рэспубликэм и ныбжь 28 хъугъэ Адыгэй рэспубликэр загъэ1агъэм и тегъэзэжыгъо 28 зыхъугъэ мафэр Рэспубликэм шагъаш1о. Тыркуем шы1э Адыгэ хасэхэм я Фэдэрацие и тхаьатэ ЙЫЛДЫЗ ШЭКЭРДЖИМ Фэдэрацием хэт хасэхэм я тхьаматэхэри нэмык1хэри к1игъухэу  ти лэпкъэгъухэм я гуш1огъо мафэр агъэш1онэу Адыгэй Рэспубдликэм к1уагъэх. Совет хабзэр загъэуцум къынэуж 27 бэдзэогъу1922 м Адыгэ хэгъэгум автономие и1э хъугъэ. 1937 м Краснодар Крайм епхыгъэу хъугъэ. Адыгэй Парламэнтым 5 чэпэогъу 1990 м Рэспубликэ хъуным и унафэ аш1ыгъ. Мы унафэр Росия Фэдэрацием и Парламэнт 3 бэдзэогъу 1991 м зэридагъэм и унафэ заш1ым 5 щылэ 1992 м АСЛАН ДЖАРЫМОВ рэыпубликэм япэрэ прэзидэнт фыхадзыгъ. Адыгэм и ц1эрэ, и бзэрэ, и хабзэрэ адыгэ хэгъэгуми, дуней псоми ягъаш1эрэ псэук1э тфэхъунэу, Адыгэй Рэспубликэри, ти лъэпкъэгъухэри мамырныгъэ хэтхэу, тхъэгъожэу зы шы1ак1эк1э тыпсэунэу тэгугъо.  nanKaffed

Kazbek Kokov Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı Oldu

Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı Kazbek Kokov yemin ederek görevine başladı. Kabardey Balkar Cumhuriyeti Parlamentosu'nda 3 Ekim günü tek gündem maddesi ile yapılan oturumu Meclis başkanı T.B. Egorova açtı. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin'in gösterdiği üç aday, PJSC RusHydro Kabardey Balkar Direktörü Igor Kladko, Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı Vekili Kazbek Kokov ve Kabardey Balkar Doğal Kaynaklar ve Ekoloji Bakanı İlyas Şavaeve, cumhuriyetin sosyo-ekonomik gelişimi konusundaki vizyonlarını anlattılar. Birleşik Rusya Partisi, Komünist Parti, Adil Rusya Partisi, Liberal Demokratik Parti ve Yeşil Parti temsilcilerinin konuşmalarından sonra yapılan oylamada Kazbek Kokov oybirliği ile Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı seçildi. Kazbek Kokov aynı gün yapılan törende yemin ederek göreve başladı. Sayın Kokov'un okuduğu yemin metni şöyle: “Kabardey Balkar Cumhuriyeti başkanı yetkilerini kullanarak, insan haklarını ve vatandaşların özgürlüklerini koruyacağıma ve saygı göstereceğime, Rusya Federasyonu Anayasası ve Kabardey Balkar Cumhuriyeti Anayasası'nı koruyacağıma va uyacağıma, cumhuriyetin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyacağıma, güvenliğini sağlayacağıma, Kabardey Balkar halkına içtenlikle hizmet edeceğime yemin ederim." Yemin törenine Abhazya, Adıgey ve Güney Osetya'dan da temsilciler katıldı. Kabardey Balkar Cumhurbaşkanı seçilen Kazbek Kokov'u kutluyor, Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nin kalkınması ve Anavatan-Diaspora ilişkilerinin geliştirilmesi yolunda başarılar diliyoruz. Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэ Кlуэкlуэ Казбек тхьэлъанэ къихьри и къалэным пэрыуващ.p> Къэбэрдей-Балъкъэр республикэ Парламентым и жэпуэгъуэм и 3-м иригъэкlуэкlа тlысыгъуэр къызэlуихащ Парламентым и унафэщl Егоровэ Т.В. Зэlущlэр ехьэлlат республикэм и lэтащхьэр хэхыным. А lэнатlэм папщlэ Урысей президентым къигъэлъэгъуащ кандидатищ: Къэбэрдей-Балъкъэрым и lэтащхьэ lэнатlэр пlалъэкlэ зыгъэзащlэ Кlуэкlуэ Казбек, "Русгидро" lуэхущlапэм и пашэ Кладько Игорь, куей экологием епха министерствэм и унафэщl Шаваев Ильяс сымэ. Къэбэрдей-Балъкъэрым и Конституцэмкlэ, къэрал президентым къигъэлъэгъуахэм щыщыу республикэм и lэтащхьэр къыхихын хуейщ Парламентым. Икlи лlыкlуэхэм арэзыуэ хахащ  Кlуэкlуэ Казбек. И lэнатlэм щыпэрыувэм Кlуэкlуэм мыхэр жиlащ: "Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэ къалэнхэр згъэзащlэкlэрэ цlыхухэм я хьэкъхэр, я хуитыныгъэхэр схъумэну,  цlыхухэм щlыхь хуэсщlкlэрэ Урысейми ди республикэми я Конституцэхэм сытетыну, Къэбэрдей-Балъкъэрым и щхьэхуитыныгъэри и щlыналъэри шынагъэншагъэу схъумэну, републикэм гурэ псэкlэ сыхуэлажьэну тхьэлъанэ къызохь" - жиlэу. Тхьэлъанэ зэхуэсым кърихьэлIат Абхъазия, Адыгей, Ипщэ Осетиям я лIыкIуэхэри. Урысей президентым и унафэкlэ, нэгъабэ лъандэрэ Кlэкlуэ Казбек Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэ къалэныр  пlалъэкlэ егъэзащlэ. Къэбэрдей-Балъкъэр республикэм и lэтащхьэу теува Кlуэкlуэ Казбек дохъуэхъу, щlыналъэр ефlакlуэным, Хэкумрэ хэхэсхэмрэ я зэпыщlэныгъэхэм зиужьынымкlэ ехъулlэныгъэхэр иlэну! Adıgece haberi dinlemek için tıklayınız.p>nanKaffed

Anavatan ile İlişkilerde Yeni Atılımlar

    KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Yönetim kurulu üyeleri 4-12 Ekim tarihleri arasında Cumhuriyetlerimizi ziyaret edecekler. Federasyonumuzun “Dönüş ve Anavatan ile İlişkiler Yılı” kapsamında yürüttüğü çalışmaları güçlendirerek daha ileriye taşımak amacı ile planlanan ziyaretlerde üst düzey görüşmeler gerçekleştirilecek.    Heyetimiz Adıgey Cumhuriyetinin resmî davetlisi olarak Kuruluş Yıldönümü Etkinliklerine katılacak. Daha sonra heyete katılacak olan KAFİAD heyeti ile birlikte Adıgey Cumhuriyeti Devlet Başkanı Murat Kumpılov’a Türkiye ziyareti için teşekkür ziyareti gerçekleştirilecek. Sayın Kumpılov’un Türkiye ziyaretinde gündeme getirilen ekonomik, sosyal, ve kültürel işbirliği alanlarındaki gelişmeler yapılacak resmî görüşmelerde ele alınacak.   Genel Başkan Yıldız Şekerci ve heyetin bir bölümü Abhazya Cumhuriyetine giderek Cumhurbaşkanlığına tekrar seçilen Raul Hacımba’nın 9 Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilecek yemin törenine resmî davetli olarak katılacak.    KAFFED ve KAFİAD ortak heyeti 10 Ekim 2019 tarihinde Kabardey Balkar Cumhuriyetine geçecekler. Devlet Başkanlığına resmî olarak atanan Kazbek Kokov’a tebrik ziyaretinde bulunacak heyetimiz, kendilerini ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda işbirliğini geliştirmek amacıyla Türkiye’ye davet edecekler.   Genel Başkanımız Yıldız Şekerci ve beraberindeki heyet, görüşmeleri tamamladıktan sonra 12 Ekim 2019 tarihinde Türkiye’ye dönecek.nanKaffed

Dönüş ve Diaspora-Anavatan İlişkileri Raporu

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) tarafından 6-7 Temmuz 2019'da Ankara’da gerçekleştirilen "Dönüş ve Diaspora-Anavatan İlişkileri" konulu konferans ve çalıştayın katılımcıları, dönüş ve diaspora-anavatan ilişkileri üzerine gözlem, düşünce ve önerilerini dile getirmiştir. Etkinliğin ilk gününde bilim insanları, KAFFED’in ilgili komisyon temsilcileri, Adıgey ve Abhazya’dan gelen ilgili kurum yetkilileri konunun bilimsel yönleri, diğer ülke uygulamaları, KAFFED’in çalışmaları ve Adıgey Cumhuriyeti ile Abhazya Cumhuriyeti’nde yapılan çalışmalar konusunda bilgi vermiştir. Etkinliğin ikinci günü, tüm katılımcıların katkılarına açık çalıştay formatında yapılmıştır. Yapılan konuşmalar internet üzerinde kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. KAFFED Dönüş Komisyonu, Konferans ve Çalıştay’da dile getirilen görüşleri değerlendirerek dönüş ve diaspora-anavatan ilişkileri üzerine bu raporu hazırlamıştır. 1. Diaspora kavramı 1970’lerden itibaren sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Sosyal bilimlerde kavramın farklı tanımlarının olmasına ve bu tanımların zaman içerisinde değişmesine karşın, diaspora tanımlarının genel olarak iki ortak özelliği bulunmaktadır: anavatanından ayrı ve farklı ülkelerde yaşamak. Diaspora, ülkesinden ayrı, dağınık yaşayan toplumları ifade etmektedir. 2. Diasporanın sürekliliğini sağlayan ve (içinde yaşadığı toplum içerisinde) yok olmasını engelleyen en önemli faktör, “anavatan bilinci” ve “dönüş düşüncesi”dir. 3. “Anavatan”, ayrı bir etnik-kültürel varlık olarak diasporanın kökenini tanımlar. Anavatan, dağınık yaşayan toplumu birleştiren en önemli unsurdur. Anavatan bilinci olmayan bir etnik-kültürel diasporadan bahsedilemez. 4. “Dönüş düşüncesi” ise kökenden, bir başka deyişle anavatandan kopmama iradesidir. Her etnik-kültürel diasporada, özellikle anavatanından zorla koparılarak dağıtılan diasporalarda, anavatana dönüş düşüncesi yaygın olarak gözlenmektedir. Dönüş düşüncesi, hem diasporanın kimliğinin kurucu unsurlarından biri olmakta, hem de anavatan ile ilişkileri sürdürerek diasporanın varlığını sürdürmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. 5. 19. yüzyılda anavatanından koparılan Çerkesler de diasporik toplum özellikleri taşımaktadır. Sürgün ile birlikte anavatana dönüş düşüncesi de oluşmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, sürgünden hemen sonra başlayan, bireysel ve topluluk olarak dönüş için çeşitli girişimler gerçekleşmiştir. 6. 1990’ların başlarında Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde, diasporada yaygın kabul gören dönüş düşüncesi hayata geçirilmeye başlanmıştır. 1990’lardan günümüze Anavatandaki cumhuriyetlerimize ağırlığı Türkiye ve Suriye’ den olmak üzere yaklaşık 5.000 kişi dönmüştür. 7. Bu dönemdeki dönüş hareketlerinin büyük bir kısmı bireysel girişim ve inisiyatif ile gerçekleşmiş, özellikle 1990’lı yıllarda her türlü birikimlerini bırakarak ve bireysel olarak anavatana dönenler, pek çok zorluklara karşı direnmişler, anavatan ile diaspora arasında bir köprü oluşturmuşlar. Bu arkadaşlarımız dönüş sürecinin öncüleridir. 8. Bireysel dönüş çabalarının yanı sıra, 1990’ların sonlarında Kosova’dan Adıgey Cumhuriyeti’ne ve 2010’larda Suriye’den Abhazya Cumhuriyeti’ne yönelik devlet desteği ile gerçekleştirilen dönüş hareketleri de yaşanmıştır. Bu iki süreç, büyük ölçekli dönüş hareketlerinde devlet desteğinin önemini göstermekte ve önemli deneyimler içermektedir. 9. Konferans ve çalıştay katılımcılarının büyük bir kısmı, “dönüş” kavramının geniş tanımından yanadır. Bu yaklaşıma göre “dönüş” sadece diasporadan anavatana yerleşmeyi değil, genel anlamda “yüzünü anavatana dönme” olarak tanımlanmalıdır. Bu tanıma göre, her fırsatta anavatanla ilişki içinde olmak ve belirli sürelerle anavatanı ziyaret etmek ve yaşamak da  “dönüş” olarak kabul edilmelidir. Özellikle günümüzdeki haberleşme ve ulaştırma teknolojilerindeki gelişmeler, anavatan ile ilişkilenmesini kolaylaştırmaktadır. Anavatan ile yakın ilişkiler, diasporada kimlik, dil ve kültürün yaşatılması için zorunludur. 10. Diaspora-anavatan ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik olarak sadece kendi kurumlarımız değil, diasporadaki kamusal ve özel diğer kurumların da harekete geçirilmesi zorunludur. Diaspora-anavatan ilişkiler aşağıda tanımlanan yedi alanda, farklı kurumların katılımı ve katkısı ile geliştirilmelidir:     • Sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkiler     • Kültürel ilişkiler ve anadil eğitimi     • Ekonomik ilişkiler     • Üniversiteler ile ilişkiler     • Yerel yönetimler ile ilişkiler     • Büyükelçilikler ve konsolosluk ilişkileri     • Siyasal ilişkiler 11. Federasyonumuz ve derneklerimiz diğer kamusal ve özel kurumların anavatandaki eşdeğer kurumlar ile ilişkilerinin geliştirilmesinde katalizör rolü oynamalıdır. Örneğin her derneğimiz, bulunduğu il/ilçe yerel yönetiminin anavatandaki il/ilçelerle “kardeş kent” olması ve yerel yönetimler üzerinden ilişkilerin geliştirilmesi için çalışmalıdır. 12. Diaspora-anavatan ilişkilerinin geliştirilmesi açısından çocukların ve gençlerin buluşması özel bir öneme sahiptir. Bu kapsamda anavatan ve diasporada çocuk ve gençlik kamplarının açılması, Erasmus ve Mevlana (yurt içinde eğitim veren yüksek öğretim kurumları ile yurt dışında eğitim veren yüksek öğretim kurumları arasında öğrenci ve öğretim elemanı değişimini gerçekleştirmeyi amaçlayan bir programdır) gibi programlar aracılığıyla öğrenci değişiminin yaygınlaştırılması sağlanmalı, “kardeş köy”  work-and-travel (“çalış-ve-gez”) gibi yeni programlar tasarlanmalıdır. 13. “Dönüş” kavramının geniş kapsamlı tanımı kabul görmekle birlikte, mevcut demografik koşullarından dolayı özellikle Adıgey ve Abhazya cumhuriyetleri açısından diasporadaki nüfusun (en azından bir kısmının) anavatana yerleşmesinin hayati önemde olduğu da vurgulanmıştır.  Anavatansız diasporanın olamayacağı açıktır, fakat diasporadan anavatana yönelik bir nüfus hareketi de anavatanın varlığını sürdürebilmesine katkıda bulunacaktır. 14. Yukarıda özetlenen iki tanım-yaklaşım arasında bir çelişki değil, tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır. Anavatan ile her düzeyde ilişkilerin gelişmesi, yaşamını anavatanda sürdürmek için gerekli amaç ve iradenin de yaygınlaşmasına katkıda bulunacaktır. 15. Kısa dönemde geniş ölçekli bir dönüşün gerçekleşmesi olası değildir. Fakat uzun dönemli, sistemli ve sürekli politikalar ile diaspora-anavatan ilişkilerinin geliştirilmesi ve dönüş sürecinin tekrar ivme kazanması mümkün olabilir. Mevcut koşullardan ve konjonktürden bağımsız, bizim belirleyeceğimiz ve bize ait bir “dönüş politikası” olmalıdır. 16. Dönüş politikası, diaspora ve anavatandaki kurumların katılımı ile ortak bir şekilde oluşturulmalı ve uygulanmalıdır. 17. Dönüş politikası elimizdeki olanaklara uygun şekilde belirli alanlara odaklanmalı ve somut hedefler koyabilmelidir. Bu yıl yapılan konferans ve çalıştay yeni bir dönüş politikası oluşturmanın ilk adımı olarak değerlendirebilir. Her yıl yapılacak düzenli toplantılar ile geçmiş dönem değerlendirilmeli ve dönüş politikasında gerekli güncellemeler yapılmalıdır. 18. Dönenlerin başarılı bir şekilde yerleşmesi ve hayatlarını idame ettirebilmesinin ön koşulları,     • Ekonomik yeterlilik,     • Güvenlik ve hukuk sistemi ve     • Kültürel ve sosyal adaptasyondur. Dönenlerin yeni koşullara uyum sağlaması zorlu bir süreçtir. Bu sürecin başarı ile sonuçlanması için dönenlerin en kısa zamanda bir iş sahibi olması veya belirli bir süre gelir garantisinin sağlanması gerekir. Ayrıca güvenlik sorunu olmaması, karşılaştıkları sorunları hukuk sistemi içerisinde çözebilmeleri, bu konuda yardım almaları gerekmektedir. Son olarak, anavatana dönülmüş olsa da, başta dil sorunu olmak üzere çeşitli nedenlerle kültürel ve sosyal adaptasyonun kolay olmadığı unutulmamalı, bu konuda dönenlere destek sağlanmalıdır. 19. Anavatana dönüş için, orada yeni bir iş ve yaşam kurmaya en uygun durumda olan kesimler üzerinde durulmalı, öncelikle anavatanda bir yer veya konut alabilecek emekliler, yeni bir hayat kurma peşinde olan gençler, üniversitede okumak isteyen öğrenciler ve geçerli bir mesleği ve zanaatı olanlara öncelik tanınmalıdır. 20. Dönüş politikasının tasarlanması ve uygulanması için federasyonumuz ve derneklerimizde işlevsel yapılanmaya gidilmeli ve bu konuda uzmanlaşmayı sağlayacak bir birim/kurum oluşturulmalıdır. Bu birim/kurum, anavatandaki ilgili kamusal kuruluşlarla düzenli ve sürekli bir işbirliği içerisinde olmalı, anavatana dönenlerin tüm sorunlarının tek noktadan çözülmesi sağlanmalıdır. 21. Dönüş sürecinin başında karşılaşılabilecek barınma, iş ve sosyal dayanışma gibi sorunların çözümüne yönelik olarak kooperatifleşme konusu özel olarak çalışılmalıdır. 22. Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasında yapılacak anlaşmalar çerçevesinde, sadece kitlesel dönüşte değil, bireysel dönüşte de devlet desteği ve politikaları belirleyici önemdedir. Rusya Federasyonu vatandaşlığının hızlı bir şekilde alınabilmesi için Çerkeslere (“diasporik ülkedaş” gibi) özel bir statü sağlanması için çalışılmalıdır. Ayrıca sosyal güvenlik başta olmak üzere ikili anlaşmalarla çözülebilecek sorunlar üzerinde ortak çalışmalar yapılmalıdır. 23. Konferans ve çalıştayda ifade edilen öneriler doğrultusunda kurumsal yapılaşmaya gidilerek önümüzdeki dönem için somut hedefleri olan bir program hazırlanmalıdır.p>  nanKaffed