Gönebjey Öykü Alav
İnsan, gerçekten nerelidir?
Doğduğu şehir mi,
büyüdüğü sokak mı,
yoksa adını hiç bilmediği bir dağın gölgesi mi?
Bazı coğrafyalar haritalarda yer alır.
Bazıları ise insanın hafızasında;
görmeden tanıdığı,
duymadan özlediği bir ses gibi.
Kafkasya, bana bir yerden çok, tanıdık gelen bir hatırayı hatırlatıyor.
Rüzgârı konuşmuyor,
ama sustuklarımızı duyuyor.
Taşları yürümüyor,
ama bizden önce yürüyenlerin izini taşıyor.
Belki de anavatan,
geri dönülen yer değildir.
İnsanın kendine ilk kez rastladığı yerdir.
Ve ben burada,
hiç tanımadığım bir geçmişin içinde,
kendime ait bir sessizlik buldum.
Bazı yolculuklar mesafe kat etmez;
insanın içindeki eksik parçaya ulaşır.
Kafkasya…
Belki de insanın en uzun yolu,
kendi köklerine varan yoldur.
Ve anladım ki insan, en çok hiç kaybetmediği şeyi ararken yorulur.
Belki de bu yüzden bazı yolculukların dönüş bileti olmaz.
Çünkü insan bazen bir yere gidip geri dönmez;
bir yere gidip kendisine biraz daha yaklaşır.
Belki Kafkasya’nın bende bıraktığı şey de tam olarak buydu.
Bir cevap değil.
Bir his.
Uzun zamandır adını koyamadığım, nereden geldiğini bilmediğim ama ilk kez burada tanıyabildiğim bir his.
Çünkü bazı yerler insana nereden geldiğini söylemez.
Sadece, neden hala aradığını hatırlatır.
İnsan gerçekten nerelidir?
İnsan doğduğu yerli değildir yalnızca. Belki büyüdüğü sokaklarda, ailesinden duyduğu hikayelerde, hiç tanımadığı insanların bıraktığı izlerde de yaşar. Bazen insan, kendisinden önce yaşamış insanların hikayesinde kendinden bir parça bulur.
Peki ya hiç yaşamadığımız bir yere duyduğumuz özlem?
Nereden gelir bu his?
Belki bazı bağlar bizimle başlamaz. Bizden önce kurulur ve bize sessizce miras kalır. Biz yalnızca bir gün, hiç beklemediğimiz bir yerde, o bağın hâlâ orada olduğunu fark ederiz.