Kafkas Derneği 21 Mayıs Anma Toplantısı

Kafkas Derneği Genel Merkezi'nde 21 Mayıs 2000 günü "1864 Çerkes Sürgünü'nün 136.yılı anma toplantısı" düzenlendi. Yaklaşık 200 kişinin dinleyici olarak katıldığı panelde ilk olarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. İlk konuşmayı açılış konuşması olarak Kafkas Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal yaptı ve 1864 öncesi Rus-Kafkas Savaşı'nın sonucuna göre göç eden ve sürülen Kafkas halkları hakkında bilgi verdi. Bugün Çeçenistan, Dağıstan, Osetya, İnguşetya ve Khabardey-Balkar cumhuriyetlerinde nüfus çoğunluğu bu halklarda bulunduğu için sorun olmadığını, buna mukabil Abhazya, Adığey, Kıyıboyu Şapsığ ve Karaçay-Çerkesk'de yerli halkın oranının %5 ile %22 arasında değiştiğini bu nedenle çok acilen nüfus ihtiyaçları bulunduğunu, diasporada yetişen yeni nesillerin dil bilmediğini ve her geçen gün asimile olduğunu, Kafkasya'ya zaman içerisinde geri götürülecek nüfus sayesinde oradaki cumhuriyetlerin varlığının ebedi kılınacağını, Türki cumhuriyetlerin ve ipek yolunun üzerinde olan bu yöreye nüfus transferinin Türkiye'nin geleceği bakımından da çok önemli olduğunu söyledi. Panel başkanı Özdemir Özbay'ın konuşmacıları tanıtması ve kısa bir girişinden sonra araştırmacı-yazar Yaşar Bağ, Kafkas Savaşlarının kısa bir özetini yapıp 1864 göç ve sürgünün koşullarını ve ne kadar nüfus geldiğini özetleyerek sözü misafir Bakana bıraktı. İkinci konuşmacı Adığey Cumhuriyeti Kültür Bakanı Gazi Çemişo'nun Çerkesçe yapmış olduğu konuşma dinleyicilere Mevlüt Atalay tarafından tercüme edildi. Konuşmasında tümüyle, geçen yıl Kosova'da yaşanan savaş ortamında kalan üç Çerkes köyünden olup Kafkasya'ya geri dönmek isteyenleri nasıl geri götürdüklerini, götürürken ne gibi sorunlar yaşandığını, geri götürülen bu ailelere ev yapmak üzere açılan kampanyalara yapılan yardımlarla çoğunun evlerine yerleştiğini, kendilerine 30'ar dönüm arazi verildiğini, şu anda hayatlarından memnun yaşadıklarını, geri dönmeyenlerin çoğunun Arnavutlarla olan evlilikleri yüzünden dönemediklerini, Türkiye'den de gönüllü olarak dönmek isteyen olduğu takdirde el birliği ile yardımlaşmanın mümkün olduğunu söyleyip dinleyenlere teşekkür ederek sözlerini tamamladı. Son konuşmacı Fransız araştırmacı Alexandre Toumarkine, konuşma konusunu Çerkesler gibi ülkelerinden sürülmüş halklardan olup, tarihi topraklarına tümüyle değilse de kısmen geri dönenlere örnek olarak Yahudileri ele alıp onların ekonomik ve siyasal alanda verdikleri mücadelelerini özetledi. Program böylece sona erdi.Kaffed

Efteniye Şenliği ve “Kartalların Dansı”, 2000

Marmara depreminin büyük hasara uğrattığı Düzce Gölyaka'da, Efteniye Dostluk ve Dayanışma Şenliği, geleneksel Çerkes yemekleri ve folkloruyla büyüledi. Aksu Köyü muhtarı Beşir Özalp; "iki acımızdan sonra bizi yalnız bırakmayan Kafkas Derneklerine teşekkür daveti verdik" diye konuştu. DIV> Marmara depreminde büyük hasar gören Düzce'nin Gölyaka ilçesinde Efteniye Dostluk ve Dayanışma Şenliği 2 Temmuz'da yapıldı. Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı bölgedeki şenlik sırasında yenilen geleneksel yemekler ile folklor gösterileri, Anadolu'daki yaşam tarzının zenginliğini bir kez daha ortaya koydu. Burada yapılan konuşmalarda Kuzey Kafkasya göçmenlerinin kültürel kimliklerini korumaları için olanak sunulması, Çerkeslerin yardım ve dayanışma amacıyla daha sık buluşmaları istendi.Demokratik Çerkes Platformu ve Efteniye yöresinde bulunan Aksu, Çay ve Hacısüleymanbey köylüleri tarafından düzenlenen şenliğe, Düzce Valisi Fikret Güven ve Adapazarı, İzmit, İstanbul, Ankara'daki Kafkas Derneklerinin üyeleri ile vatandaşlar katıldı. DIV> Amerikalılar tarafından Hacısüleymanbey Köyü'ne inşa edilen ve içinde çocuk odası, sağlık merkezi ve misafirhaneyi de barındıran tesisin açılışını Düzce Valisi Fikret Güven yaptı. Şenlikte, depremlerden sonra bölgeye yardımlarını ulaştıran Kafkas Derneklerine de birer teşekkür plaketi verildi. Bu arada şenlikten elde edilecek gelirin Hacısüleymanbey Köyü'nün okul bahçesine yapılacak kütüphane için kullanılacağı açıklandı.Çeşitli illerden gelen Kafkas Derneği üyelerine sunulan mönüde, Çerkeslerin geleneksel yemekleri olan ceviz soslu Çerkes tavuğu, ekmek yerine yenilen mısır unundan yapılan abısta, özel Abhaz usulü et ile erik sosları, acac denilen kızartma hamur işi ve Çerkes peyniri yer aldı. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı şenlikte yemekler yendikten sonra İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneği'ndeki çocuklar ve Ankara Kafkas Derneği'nden gençler, Kafkas danslarından oluşan toplu bir gösteri sundu.Ardından koro da Kafkas şarkılarını seslendirdi. Şenlikte Cemal Şener, Mahsur Balcı ve Çetin Öner kitaplarını imzalarken Kafkas şarkılarını içeren kaset ve CD satışları yapıldı. Şenliğe katılanların en fazla Çerkes peyniri satın almaları dikkat çekti.Efteniye Dostluk ve Dayanışma Şenliği'nin Çerkeslerin bir araya gelmesine, kaynaşmasına vesile olduğunu söyleyen İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneği ve Demokratik Çerkes Platformu çalışma üyesi Sezai Babakuş, "Çerkesler Kafkasya'dan 135 yıl önce Türki-ye'ye göçmüşler. Bugüne kadar kapalı bir toplum olarak kendi benliğimizi, kültürümüzü içimizde yaşattık" dedi. Babakuş sözlerine şöyle devam etti: "Kendi kimliğimizi ve kültürümüzü yaşatmak için Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde benzer organizasyonları yapacağız. Yakında Kayseri Uzunyayla'da da şenlik yapmak için hazırlıklarımız sürüyor." DIV> Aksu Köyü Muhtarı Beşir Özalp de, "iki depremden sonra bizi yalnız bırakmayan büyük şehirlerimizdeki Kafkas derneklerine bir teşekkür ve minnettarlık daveti verdik. Depremde en çok zayiat veren Aksu, Çay ve Hacısüleymanbey köyleri zor durumdaydı. Derneklerle adetlerimiz ile ilgili konularda irtibatımız oluyordu, bu sefer deprem sonrası bize yardıma geldiler. Bundan sonra şenliği gelenekselleştirmek ve diğer kardeşlerimizle birlikte olmak istiyoruz" dedi.(Milliyet, 7 Temmuz 2000) Kaffed

II. Uzunyayla Kafkas Şenliği

Yurdun dört bir köşesinden Kafkas kökenli insanların katılımı ile 15.000'in üzerinde bir insan topluluğu Kayseri-Pınarbaşı-Büyükgümüşgün Köyü'nde buluştu. DIV> Mevsim normalleri üzerinde bir sıcaklığın olmasına karşın bu seneki organizasyona katılım iki sene öncesinde düzenlenmiş olan I. Festivale nazaran daha fazla idi.Festival öğle saatlerinde protokol konuşmalarıyla başladı. Adigey Cumhurbaşkanı'nın eşi, aynı zamanda Adigey Cumhuriyetinde Kültür ve Sanat Vakıf başkanı olan Sayın Fatima Carım'ın şenliğe gönderdiği tebrik mesajı okundu ve uzun süre alkışlandı. Daha sonra söz alan Kafkas Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal konuşmasında; Türkiye çapındaki 35 şubesiyle Kafkas Derneği'nin yapısından, prensiplerinden ve son dönemlerdeki çalışmalarından bahsetti. Ünal, Kafkasya'daki cumhuriyetlerimizden ve Abhazya, Adığey, Karaçay-Çerkes ve Kıyıboyu Şapsığ bölgelerinde yaşanan nüfus problemini anlattı. Genel Başkan konuşmasında ayrıca, Kafkas İşadamları Derneği KAFİAD ve Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı KAF-DAV'dan ve çalışmalarından söz etti. Başkan konuşmasını şöyle sürdürdü: "2. Uzunyayla Kafkas Kültür Şenliği kültürümüzü yaşatma ve kendi aramızdaki bağları kuvvetlendirmede kuşkusuz çok önemlidir. Ama bu şenliği sadece iki yılda bir yapılan bir 'kültürle buluşma günü' veya 'eğlence günü' gibi görmüyoruz. Bölgedeki eğitim sorunlarını gündeme taşıma işlevi yanında özellikle bölge kalkınması için ekonomik bir platform haline dönüştürmek düşüncesindeyiz. Bu yıl programa konulan paneller henüz bir başlangıçtır. Yöre insanımızı en verimli üretime yöneltme, yatırım ve istihdam yaratmak için karar mercilerini projeler üzerinde düşünmeye ve çözüm üretmeye zorlamak esas hedeftir." Muhittin Ünal konuşmasını güzel dilek ve temennilerle sonlandırdı. Khabardey-Balkar Cumhuriyeti'nden Bilim adamı ve yazar Nalo Zavur yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Ben bu güzel ülkeye ilk kez geliyorum. Ayağımın ülkenize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Sizlerin dedeleri tarihi vatanlarından iradeleri dışında sürüldüklerinden bu güzel insanlar size kucak açıp ev sahipliği yapmamış olsaydı bugün böyle bir manzarayı hayal bile edemezdik. O nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve halkına teşekkür ediyorum. İkinci olarak da beni buraya gönderen Khabardey-Balkar Cumhuriyeti'ndeki kardeşlerinizin sıcak sevgi ve selamlarını zevkle iletiyorum. Adığeler olarak bizler çok dil bilmek zorundayız. Ben Rusça bilmeden Khabardey-Balkar'da yaşayamam. Sizler Türkçe bilmeden burada yaşayamazsınız. Adığe halklarının dağınıklığı nedeniyle bu bir zarurettir. Ama ondan da önemlisi anadilimizdir. Bir ulusu ulus yapan unsurların en başında geleni ana dildir. Dilini kaybeden bir halkın uluslaşması, varlığını sürdürmesi mümkün değildir. O nedenle sevgili anneler, babalar, geleceğimiz olan bu güzel gençlerimize sahip çıkıp, onlara mutlaka dillerini, tarihlerini öğretmelisiniz. Bunu sizden hasseten istiyorum. Bu tür protokol konuşmalarını fazlaca uzatmak hoş olmayacağı için sözlerimi burada kesiyor, hepinizi sevgiyle 136 yıllık özlemle kucaklıyor, tüm güzellikleri sizlere vermesi için güzel Allah'a yalvarıyorum." DIV> Festivale Kafkas Derneği'nin daveti üzerine Adığey Cumhuriyeti'nden Halklararası İlişkiler, Toplumsal ve Politik Öngörüler Bakan Yardımcısı Şhalaho Murat da katıldı. Şhalaho Murat, Adığey Televizyonu tarafından hazırlanan ve içinde Fatima Carım'ın Türkiye gezisi ile ilgili çeşitli materyallerin de bulunduğu video kasetleri getirerek Kafkas Derneği arşivine armağan etti. Ayrıca konuyla ilgili gazete dokümanları ve radyo programları da Kafkas Derneği'ne verilen diğer belgelerden. Şhalakho Murat ise konuşmasında şunlara yer verdi: "Adığey Cumhuriyeti'nden gelen bir kardeşiniz olarak hepinizi saygıyla saygıyla selamlıyorum. Buraya hareket ederken selam ve sevgilerini iletmemi isteyen Sayın Devlet Başkanımız Carım Aslan'ın selam ve sevgilerini zevkle iletiyorum. Bu tür kültür etkinliklerinde bir araya gelmek geleceğimiz açısından oldukça önemlidir. Böyle bir toplantıya davet edilmiş olmaktan dolayı, yönetici ve organizasyonu düzenleyen büyüklerime teşekkür ediyorum. Büyüklerimizin konuştuğu böylesi bir toplantıda bana fazlaca söz söylemek düşmez. Onların söyledikleri güzel dileklere ben de gönülden katılıyorum. Daha sık buluşmak, görüşmek, kültürümüzün yaşatılabilmesine el birliğiyle katkıda bulunmak arzusuyla sözlerime burada son veriyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum." Daha sonra yöreden Kayseri Valisi Sayın Nihat Canpolat söz alarak, konuşmasında güzel dilek ve temennilerde bulundu: "İlimiz ve şirin Pınarbaşı ilçemiz bu büyük şenliğe ev sahipliği yapıyor. Bu tür organizasyonlar yıllarca görüşemeyen insanların buluşup görüşmelerine vesile olduğu için oldukça yararlıdır. Şenliği düzenleyenleri ve hizmeti geçenleri kentimizi tercih etmiş olmaları ve emekleri nedeniyle gönülden kutluyorum. Bu tür şenlikler vatandaşı olmaktan gurur duyduğumuz ülkemizin ayrı ayrı güzellikleridir. Sizler Türkiye'nin dört bir yanından hatta Kafkasya'dan geldiniz. Sizlerle bir arada olmaktan memnunum. Şenliğinizin gönlünüzce geçmesi dileğiyle hepinizi bir kez daha selamlıyorum."Şenliğe katılamayan siyasi parti başkanları ve çok sayıda milletvekilinden tebrik mesajları da okundu. Bunlardan bazıları, CHP Genel Başkanı Altan Öymen, Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral Doğan Güreş, Bekir Sami Daçe, Tunca Toskay, Tansu Çiller'di. Demokratik Çerkes Platformu'nun gönderdiği mesaj metni de anons edilen mesajlar arasındaydı.Gün boyu Festival alanı içerisinde Resim sergisi, Fotoğraf sergileri, Kafkas Çeçen Dayanışma Komisyonu'nun açmış olduğu stand, kitap satışları, yemek-meyve satış yerleri, çeşitli hediyelik eşya, t-shirt satış yeri, şapka satış yerleri gezildi. Müze için yapılan çalışma çok güzeldi. Uzunyayla'da elde yapılan Çerkes Başlıkları ve Kamçılar, Yamçılar, Kamalar, At Eğerleri, Mızıkalar (Pşine), Çövenler, Kazanlar, Semaverler, Yağdanlıklar, gibi bir çok tarihi eser vardı. Alanda bulunan Resim ve heykel sergisi yetenekli genç sanatçımız Belgin Aka'ya aitti. Konyalı ve Naje sülalesinden olan sanatçımız, lisans eğitimini Selçuk Üniversitesi Resim Bölümü'nde tamamlamış. Çalışmaları, figüratif, motif ve heykeller üzerine olan sanatçımız festivalin güzelliklerinden biri idi. DIV> Öğle saatlerinde (saat: 14-18 arasında) çeşitli yarışmalarla aşırı sıcaklardan biraz da olsa sıyrılan insanlarımız eğlenceli vakit geçirdiler. Peynir bağlama (hediyelik eşya koparma yarışması), köyler arası ip çekme yarışması, bilek güreşi, pulluk atma, torbayla koşma yarışması çekişmeli anlara sahne oldu ve katılımcılar zorlu anlar yaşadılar. Çocuklar ise "Hantseguaşe" ile keyifli zaman geçirdiler. Ellerinde bir korkulukla şarkılar söyleyerek insanlar arasında dolaşan çocuklar hallerinden en memnun olanlardandı. DIV> Saat 19 sularında başlayan ana program bütün gün sıcakta beklemeye değdi doğrusu. Program müzik eşliğinde Huakho ve şiir dinletisi ile başladı. Folklor açısından çok başarılı oyunlar sergileyen ekiplerimizi, Kafkas Derneği Kayseri Şubesi Halk Dansları Ekibi'ni, Ankara Şubesi Elbruz Ekibi'ni ve Kayseri Şubesi Çocuklar Ekibi'ni gönülden kutlamak isteriz. Hemşehrilerimiz de yoğun alkışları ile oyunları ne kadar beğendiklerini ve folklora doyduklarını gösterdiler. Bir haftadır Uzunyayla etkinlikleri çerçevesinde çeşitli yerlerde gösteriler yapan Ankara Ekibi performanslarında en ufak bir düşüklük göstermedikleri için ayrıca takdir topladılar. Akşamki programda sahne alan Blenemıh Selahattin geleceğin büyük seslerinden olduğunu, söylediği güzel woredlerle tüm Uzunyayla'ya duyurdu. Yaslı olmasına rağmen ısrarları kıramayarak sahne alan Kuşha Doğan Özden güzel sesiyle hepimizi etkiledi. Yine güzel parçalarıyla Kayseri Şubemizin korosu, gençlerin dillerine, kültürlerine, şarkılarına ne kadar önem verdiklerini kanıtlar gibiydi. Kalabalık ve güçlü bir koro oluşturan Kayseri gençleri birbirinden güzel şarkılar seslendirerek umut vaad ettiler. DIV> Akşamın önemli konukları anavatandan geliyordu: Adığey'den gelen değerli ses sanatçımız Anzorukue Çeslav, Tut Zaur ve Balkar Yura ... Çeslav'ı ilk defa canlı dinleyebilme imkanı bulduğumuz için kendimizi şanslı sayıyoruz. Özellikle şenliğe Ankara'dan katılan grup olarak şarkılarına hep beraber eşlik ettiğimiz Çeslav, yaşına rağmen sesinden hiç birşey kaybetmemiş. Yıllardır kasetlerinden dinleyip hayran olduğumuz o ses, bir yaz akşamı dolunayın eşliğinde, Uzunyayla'nın en yeşil köyünde, bizleri inanılmaz bir atmosfere taşıdı. Yaşadığımız coşku ve heyecan herşeye değerdi. Ondan sonra sahne alan Tut Zavur da yine birbirinden güzel ve tarihi şarkılarla izleyenleri etkiledi. Tut Zavur Adığece şarkıların yanında söylediği İspanyolca şarkıyla da ilgi çekti. Khbardey'den gelen Balkar Yura ise mim gösterisi ile Uzunyaylalıların karşısında sahne aldı. İlerleyen saatlerde Kayseri Tiyatro Grubu bir oyun sergiledi ve oyunda kullandıkları biraz Türkçe karıştırılarak konuşulan Khabardeyce ile izleyicilere neşeli dakikalar yaşattı. Gecenin sonlarına doğru Adığey Cumhuriyeti Başkanı nezdinde faaliyet gösteren ve Başkanlığını Fatima Carım'ın yaptığı Kültür ve Sanata Yardım Fonu tarafından Uzunyayla Festivali'nde üç ayrı dalda verilmek üzere Türkiye'ye gönderilen ödüller sahiplerine verildi. Bu ödüller: Festivalin en genç katılımcısına (Kayseri Minikler Ekibi'nin en küçük elemanı), eski Adığe şarkılarını en güzel seslendiren yorumcuya (Doğan Özden) ve izleyici sempatisi kazanan katılımcıya (Mustafa Vurdum) verildi. DIV> Kapanışta dev bir Wuıc'la Ankara ve Kayseri folklor ekipleri başta olmak üzere (gün boyu kurulan irili ufaklı düğünlerle oynamaya doyamayan) yüzlerce insanımız, şenlik alanını dolaştı ve Uzunyayla'da ikinci şenliğimiz de bu şekilde sonlandı ... Çeşitli illerden özel araba, otobüs ve minibüslerle gelen binlerce Çerkes coşku ve heyecanla dolu bir şekilde dönüş yollarını tuttular. Bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen Kayseri ve Pınarbaşı şubelerimiz başta olmak üzere bütün dernek yöneticilerine ve çalışanlarına, katılan bütün ekip, koro ve gruplara, kısaca emeği geçen herkese teşekkür ediyor, bir dahaki şenlikte yine beraber olalım diyoruz ... DIV>Rahmi Lale

II. Uzunyayla Şenliği’nin Ardından

II. UZUNYAYLA ŞENLİĞİNİN ARDINDAN Birincisi iki yıl önce gerçekleştirilen ve yaklaşık 12.000 hemşehrimizin buluştuğu şenlik alanında bu yıl bir öncekine nazaran birkaç bin kişi daha fazla insanımız bir araya gelerek eş, dost ve akrabalarıyla özlem gidermişlerdir. Doğrusunu söylemek gerekirse Kayseri'de iki gece Şarkışla ve Göksun ilçelerinde de birer gece düzenlendikten sonra bu seviyede bir kalabalık şahsen beklemiyordum. Demek ki; insanlarımızın, biraraya gelmeye, birgün bile olsa bir topluma aidiyet duygusunu yaşamaya ve öz kültüründen örnekler görerek coşmaya ihtiyaçları vardır. Şenlik kapsamında Şarkışla, Göksun ve Pınarbaşı ilçelerinde, Üniversiteler ve Tarım Bakanlığı ile birlikte Genel Merkezimizin öncülüğünde gerçekleştirilen bilimsel panellerin ne denli birer ihtiyaç olduğunu ve geç bile kalındığını göstermesi; yöre üreticilerine ülke tarımına ve hayvancılığına katkı bakımından oldukça olumlu sonuçlardır. Şenlikte seyretme fırsatı bulduğumuz folklor gösterileri ile zevkle dinlediğimiz müzisyenlerimiz; gerçekten de başarılı idiler ve haklı olarak alkış topladılar. Bu tür profesyonel organizasyonlar ile profesyonel ekipler vasıtasıyla değil de amatör insanlarımızdan görevlendirme yoluna gittiğimiz taktirde aksamalar ve hatalar kaçınılmazdır. Nitekim şenlikte de önemli aksamalar olmuştur. Bunları samimiyetle tespit edip, gelecek organizasyonlarda tekrarlanmamasını sağlamak gerekmektedir. Bu itibarla, eleştirisi olanların tespitlerini derneklerimize yazmalarından rahatsızlık ve alınganlık duymamalıyız. Şahsen benim tespit edebildiğim aksamalardan bazıları şunlardır:Protokol için davetiye gönderilenlerin listesi mevcut olduğuna göre, şenliğe gelen protokol davetlileri listeden kontrol edilerek tribüne alınmalıydı. Böyle olmadığı için bazı davetliler başının çaresine bakmak zorunda kalmıştır. Başka kentlerden gelen kafileler özel görevlilerce tespit edilmeli; kendilerine yer gösterilmeli ve anons edilmeliydiler. Ama olmadı.Protokol davetiyesiyle gelen konuklarımızın isimleri sağlıklı olarak tespit edilemediği için sadece birkaç kişinin icabeti anons edilmiş, diğerleri anons edilmemiştir. Protokol için 100 kişiye yetecek kadar ve pikniklerde aranan türden yiyecekler evlerde özel olarak hazırlanmış olmasına rağmen servise sunulmasında ne yazık ki bir süre gecikilmiştir. Bu nedenle de Sayın Valimize ve konuklarına mahcup olunmuştur. Bu aksamada takdimci arkadaşımızın protokolde olanlar için ayrıca yemek hazırlığının bulunduğunu anons etmemiş olması nedeniyle tribünde oturanların bir anda dağılmış olmasının da etkisi vardır. Doktorların da tavsiyesi sonucu sıcak saatlerde folklor ve müzik gösterisi programa alınmamıştır. Protokol davetiyesi ile gelenler ile erken ayrılacak kafile ve şahıslar dikkate alınarak açılış konuşmalarını takiben kısa bir program uygulanabilirdi. Kişisel görüşüme göre özetlediğim aksaklık ve eksiklikler nedeniyle başta sayın Valilerimiz, parlamenterlerimiz, basın ve davetlilerimiz ve dışarıdan gelen konuklarımızdan samimiyetle özür diliyorum. Gece gündüz demeden sahada çalışan görevlilere, kolluk güçlerine, sıcak demeden Şenliğe koşan tüm insanlarımıza, taşradan gelen tüm gruplara, folklorcularımıza, sanatcılara ve emeği geçen tüm yöneticilere de gönülden teşekkür ediyorum.SaygılarımlaMuhittin Ünal(Kafkas Derneği Genel Başkanı)Muhittin Ünal

II. Uzunyayla Şenliği Panelleri, 2001

2. Uzunyayla Kafkas Kültür Şenliği kapsamında, yöre ekonomisinin sorunlarını tartışmak ve çözüm önerileri üzerinde üreticileri bilgilendirmek amacıyla Kafkas Derneği Genel Merkezi, Üniversiteler ve Tarım Bakanlığı ile işbirliği halinde Şarkışla, Göksun ve Pınarbaşı ilçelerinde 3 ayrı bilimsel panel düzenlenmiştir. DIV> Panellerin ilki 10 Temmuz 2000 tarihinde Şarkışla ilçesi Belediye Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilmiştir. "Tarım ve Hayvancılık" konulu panele ilçenin tüm köylüleri davetli olmakla beraber daha çok Uzunyayla köylerinden katılım olmuştur. Zevkli tartışmaların yaşandığı panelde konuşan öğretim üyeleri ve yetkililer şunlardır:Prof. Dr. Refik Özkan-Oturum Başkanı, Prof. Dr. Aydın Akkaya ve Yrd. Doç. Dr. Tevrican Dokuyucu-Tahıl Tarımı,Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kızılşimşek-Hayvancılık ve Yem Bitkileri,Prof. Dr. Osman Kaftanoğlu-Arıcılık,Doç. Dr. Kaan M. İşcan-Uzunyayla Atçılığı,Doç. Dr. Harun Uysal-Kafkas kökenli Süt Ürünleri,Tarım Bakanlığı İl Müdürü Mehmet Cengiz,Tarım Bakanlığı İlçe Müdürü Veteriner Hekim Saim Özdal.İkinci panel 11 Temmuz 2000 tarihinde Göksun ilçesinde düzenlenmiştir. İlçe Kaymakamı Sayın Atilla Toros ile Kafkas Derneği Başkanı Bedri Tokuş'un özel gayret ve ısrarlı çağrıları sonucu üreticilerin katılımı büyük olmuştur. Oturum Başkanı Sayın Prof.Dr.Aydın Akkaya'nın konuşmacıların konuşma sürelerini 15 dakika ile sınırlayıp, daha çok üreticileri konuşmaya yönlendirmesi yararlı olmuş ve üreticiler her türlü sorunlarını, mücadele yöntemlerini anlatma fırsatı bulabilmişlerdir. "Tarım, Hayvancılık, Sulu Ziraat" konulu Göksun Paneli'nde görev alan konuşmacılar şunlardır:Prof. Dr. Aydın Akkaya-Oturum Başkanı,Yrd. Doç. Dr. Tevrican Dokuyucu-Tahıl Tarımı,Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kızılşimşek-Yem Bitkileri,Doç. Dr. Semih Çağlar-Meyvecilik,Doç. Dr. Gülat Çağlar ve Yrd. Doç. Dr. Sermin Akıncı- Sebzecilik,Doç. Dr. Durmuş Öztürk-Hayvancılık,Doç. Dr. Harun Uysal-Kafkas Kökenli Süt Ürünleri,Doç. Dr. Fatih Kıllı-Endüstri Bitkileri.Son panel, 14 Temmuz günü Pınarbaşı Belediye Düğün Salonu'nda gerçekleştirilmiştir. İlçe Kaymakamı Sayın Zikri Şahin, Belediye Başkanı ve Kafkas Derneği Pınarbaşı Şubesi'nin organize çalışmaları sonucu "Tarım ve Hayvancılık" konulu panel, oldukça kalabalık bir üretici katılımı ile yapılmıştır. Panelde konuşan öğretim üyeleri ve yetkililer şunlardır:Prof. Dr. Refik Özkan-Oturum Başkanı,Yrd. Doç. Dr. Tevrican Dokuyucu-Tahıl Tarımı,Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kızılşimşek-Hayvancılık ve Yem Bitkileri,Prof. Dr. Osman Kaftanoğlu-Arıcılık,Doç. Dr. Kaan M. İşcan-Uzunyayla Atçılığı,Doç. Dr. Harun Uysal-Kafkas Kökenli Süt ÜrünleriTarım İl Müdürü ve Tarım İlçe Müdürü Yaklaşık yedi ay süren soğuklar, kuraklık ve kırağı sonucu yaşanan sorunlara yönelik olarak çok sayıda üreticinin söz aldığı, soru sorduğu Pınarbaşı paneli de oldukça hareketli geçmiştir.Kafkas Derneği tarafından düzenlenen her üç panel; bu tür çalışmalara üreticinin ihtiyacı bulunduğunu, teorik bilgilere ilaveten pratik ve uygulamaya yönelik bilgilerin ön planda tutulması gerektiğini, daha dar kapsamlı ve derinlemesine bilgiler vermek üzere yeni paneller düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle Göksun ilçesinde güz aylarında "Elma üreticiliği ve sorunları" konulu yeni bir panel için mutabakat sağlanmıştır. Keza, Pınarbaşı ilçesinde de "Tarım için Tarım" yerine "Hayvancılık için Tarım" konulu yeni panellerin Tarım Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenmesinin şart olduğu hususunda genel bir mutabakat doğmuştur. Kafkas Derneği, konuşmacıların tebliğlerini ve tespit edilebildiği kadarıyla üreticilerin sorularını bir kitapçıkta toplayıp yöre köylerine ve ilgili mercilere göndermeyi ve ihtiyaç doğrultusunda yeni paneller organize etmeyi kararlaştırmış bulunmaktadır. Kaffed

“Gufes” Adığe Gençlik Programı

Sürgün sonrası anavatanda kalabilen Adığelerin ne kadar az olduklarını biliyoruz. Kendi anavatanlarında oluşları, sosyalist sistemin ulusal kültürel değerlere kısmen destek vermesiyle,dil ve kültürel değerler önemli kayıplar olmasına karşın korunup yaşatılabildi. Sosyalist düzenin yıkılması o sistemin ekonomisini de yıkıma uğrattı.Ekonomik sistemin çöküşü dil, kültür, sanat gibi alanlara ayrılan ödenekleri azalttı. Bu durum en çok sayısal olarak az olan "Adığeler" gibi halkları etkilemeye başladı. Dil, kültür ve sanat alanında çalışanların gün geçtikçe yaşamları zorlaştı. Bu doğal olarak onların çalışmalarına, üretimlerine olumsuz yönde yansıdı. Diğer taraftan bu alanlarda yetenekli gençler için dil, kültür ve sanat cazip olmaktan uzaklaşmaya başladı. Oysa bir halkı farklı kılan yaşatan dili, kültürü ve sanatıdır. Adığe halkının adını, dilini, kültürünü ve sanatını yaşatmada büyük ümit bağlanan Adığe Cumhuriyeti'ndeki bu olumsuz gidişten kaygı duyan, halkını seven bir grup duyarlı arkadaş bir araya gelerek "GUFES" Adığe Gençlik Programını oluşturdular. Kendi olanaklarıyla geçen yıl Adığey'de üç öğrenciye yıl boyunca burs verdiler. Bu yıl Gufes'e katılan ve destek verenler çoğaldı. Bu yıl oluşan fondan 8 öğrenciye, 8 de dil, kültür ve sanat alanında çalışanlara olmak üzere 16 kişiye burs vermeye başladı.Bu bursların verildiği yerler: 1 kişi Adığe Sosyal Bilimler Enstitüsü çalışanı, 1 kişi Adığe Radyo Televizyonu çalışanı, 1 kişi Adığe Mak gazetesi çalışanı, 1 kişi Devlet Müzik ve Dans topluluğu "Islamey" çalışanı, 1 kişi Devlet Akademik Halk Dansları Topluluğu "Nalmes" çalışanı, 1 kişi Adığe Tiyatrosu sanatçısı, 1 kişi Konservatuar bestecilik bölümü öğrencisi, 2 kişi Adığey Devlet Üniversitesi Adığece Gazetecilik Bölümü öğrencisi, 2 kişi Adığey Devlet Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü öğrencisi, 2 kişi Thabısım Vumar Müzik Yüksek Okulu öğrencisi, 2 kişi Adığe Cumhuriyeti Gimnazyumu -lise- öğrencisi, 1 kişi Kültür ve Sanata Yardım Vakfı, olarak belirlendi. Her nerede isek Adığe ve Adığe anavatanına karşı ilgili ve duyarlı olmalıyız diyen arkadaşların oluşturduğu Gufes'e katılım ve destek her geçen gün büyüyor. Böylece bizi biz yapan değerlerimizi işleyecek, geliştirecek, yaşatacak yetenekli gençlerimizin umutsuzluğa kapılmadan, yılmadan, arkalarında onlara destek olanların varlığını ve sorumluluğunu hissederek çağdaş birer birey olarak yetişmeleri sağlanacaktır.İbrahim Çetao

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 50. Yılında Uygulanması Dileği İle... +''+ MADDE 1: Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik düşüncesiyle davranmalıdırlar. MADDE 2: Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka inançlarına bakılmaksızın eşit haklara sahiptir. İnsanlar ulusal ve toplumsal kökenleri, zenginlikleri, doğuş farklılıkları ya da herhangi başka bir ayrım gözetilmeksizin bu bildirgede belirtilen tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilirler. MADDE 3: Herkes; yaşam, özgürlük ve kişi güvenliği hakkına sahiptir. MADDE 4: Hiç kimse kölelik ya da kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü biçimiyle yasaktır. MADDE 5: Hiç kimseye işkence yapılamaz; kıyıcı, insanlık dışı, onur kırıcı ceza ve davranışlar uygulanamaz. MADDE 6: Herkes nerede olursa olsun, yasal haklarının tanınması hakkına sahiptir. MADDE 7: Herkes yasalar karşısında eşittir ve ayrımsız olarak yasaların koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin, bu bildirgeyle belirtilen haklarına ters düşen ayırt edici davranışlar için yapılacak kışkırtmalara karşı eşit korunma hakkı vardır. MADDE 8: Herkes, kendisine anayasa ya da yasalarla tanınan temel haklarının yok edilmesi ya da zedelenmesi girişimine karşı ulusal mahkemelere başvuru hakkına sahiptir. MADDE 9: Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonamaz ya da sürülemez. MADDE 10: Herkes, haklarının, görevlerinin ya da kendisine cezai sorumluluk yükleyecek herhangi bir suçlamanın belirlenmesinde tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adilane ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir. MADDE 11: a) Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli tüm koşulların sağlandığı açık bir yargılanma sonucunda yasalarca suçlu olduğu saptanmadıkça suçsuz sayılır. b) Hiç kimse, işlendikleri sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan eylemlerden ya da ihmallerden dolayı mahkum edilemez. Bunun için, suçun işlendiği sırada uygulanan cezadan daha şiddetli bir ceza verilemez. MADDE 12: Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine konut dokunulmazlığına ya da yazışma özgürlüğüne keyfi olarak karışılamaz; kimsenin onur ve ününe karşı kötü davranışlarda bulunulamaz. Herkes bu karışma ve kötü davranışlara karşı yasalarla korunma hakkına sahiptir. MADDE 13: a) Herkes, herhangi bir devletin toprakları üzerinde serbestçe yolculuk yapma ve yaşama hakkına sahiptir. b) Herkes, kendi ülkesi dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yine dönmek hakkına sahiptir. MADDE 14: a) Herkes, baskı ve kıyıcılık karşısında başka ülkelere sığınma ve bu ülkeler tarafından sığınmacı olarak kabul edilme hakkına sahiptir. b) Bu hak, adi bir suçun işlenmesi ya da Birleşmiş Milletler'in ilke ve amaçlarına ters düşen etkinliklere dayanan kovuşturmalar durumunda ileri sürülemez. MADDE 15: a) Herkesin bir vatandaşlığa hakkı vardır. b) Hiç kimse keyfi olarak vatandaşlığından ya da vatandaşlığını değiştirmek hakkından yoksun bırakılamaz. MADDE 16: a) Evlilik çağına varan her erkek ve kadın, ırk, vatandaşlık ya da din bakımından hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına sahiptir. Evlilik bakımından, kadın ve erkek evliliğin sürdürülmesinde, bozulmasında eşit haklara sahiptir. b) Evlenme bağı ancak evlenecek kişilerin özgür ve tam isteğiyle yapılır. c) Aile, toplumun doğal ve temel öğesidir; toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahiptir. MADDE 17: a) Herkes tek başına ya da başkalarıyla birlikte mal ve mülk edinme hakkına sahiptir. b) Hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamaz. MADDE 18: Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Buna göre, herkes din ya da inanç değiştirmekte özgürdür. Ayrıca dinini ya da inancını tek başına ya da toplulukla birlikte açık olarak ya da özel olarak öğretim, uygulama, ibadet ve ayinlerle açıklama özgürlüğüne sahiptir. MADDE 19: Herkes düşünme ve anlatma özgürlüğüne sahiptir. Buna göre, hiç kimse düşüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir. MADDE 20: a) Herkes barışçıl yollarla toplantı yapmak, dernek kurmak ve derneğe katılmak hakkına ve özgürlüğüne sahiptir. b) Hiç kimse bir derneğe üye olmaya zorlanamaz. MADDE 21: a) Herkes, doğrudan doğruya ya da serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığıyla, ülkesinin devlet işleri yönetimine katılma hakkına sahiptir. b) Herkes, ülkesindeki devlet hizmetinden eşitlikle yararlanma hakkına sahiptir. c) Hükümet yetkisinin temeli halkın iradesidir; halk bu iradesini gizli ya da açık bir şekilde özgürce oy vermelerinin sağlandığı periyodik ve dürüst seçimlerle belirtir. MADDE 22: Herkes, toplumun bir üyesi olması nedeniyle sosyal güvenlik hakkına sahiptir. İnsanların onur ve kişiliklerinin özgürce gelişmesi için zorunlu olan ekonomik, toplumsal ve kültürel hakların, ulusal çabalar ve uluslararası işbirliği yoluyla her devletin örgütleri ve kaynaklarıyla orantılı olarak gerçekleştirmesine hakları vardır. MADDE 23: a) Herkes, çalışma, işini özgürce seçme, adil ve uygun çalışma şartlarının sağlanması ve işsizlikten korunma haklarına sahiptir. b) Herkes, hiçbir ayrım gözetilmeksizin, eşit çalışma karşılığında eşit ücret alma hakkına sahiptir. c) Çalışan herkes, kendisine ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yaşam sağlayan ve gerekirse her türlü toplumsal koruma araçlarıyla da tamamlanan adil ve uygun bir ücret almaya hakkı vardır. d) Herkes, çıkarlarını korumak için sendikalar kurmak ve bunlara katılmak hakkına sahiptir. MADDE 24: Herkesin dinlenmeye, eğlenmeye, özellikle çalışma süresinin uygun biçimde sınırlanmasına ve belirli devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır. MADDE 25: a) Herkesin gerek kendisine gerekse ailesi için, beslenme, giyim, barınma, sağlık ve öteki sosyal hizmetler de içinde olmak üzere; sağlığını ve güvencini sağlayacak, uygun bir yaşam düzeyine hakkı vardır. İşsizlik, hastalık, dulluk, yaşlılık ya da geçim olanaklarından kendi isteği ve iradesi dışında yoksun kalma gibi durumlarda sosyal güvenlik hakkına sahiptir. b) Analık ve çocukluk, özel koruma ve yardım görme hakkına sahiptir. Bütün çocuklar, evlilik içinde ya da dışında doğsunlar aynı sosyal korunmadan yararlanırlar. MADDE 26: a) Herkes eğitim görme hakkına sahiptir. Eğitim parasızdır; hiç değilse ilk ve temel eğitim aşamalarında böyle olmalıdır. İlk öğrenim ve eğitim zorunludur. Teknik ve mesleki öğretimden herkes yararlanabilmelidir. Yüksek öğretim, diğerlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır. b) Eğitimin amacı, insan kişiliğinin tam ve özgürce gelişmesi, insan hak ve özgürlüklerine saygının güçlenmesi olmalıdır. Bütün milletler, ırk ve din grupları arasındaki anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın sürdürülmesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir. MADDE 27: a) Herkes, toplumdaki kültürel çalışmalara serbestçe katılmak, güzel sanatlarla ilgilenmek, bilimsel ilerlemenin getirdiği yararlara ortak olmak ve bundan yararlanma hakkına sahiptir. b) Herkesin, sahibi bulunduğu her türlü bilim, edebiyat ya da sanat yapıtlarından doğan moral ve maddi çıkarların korunması hakkı vardır. MADDE 28: Herkesin, bu bildirgede öngörülen hak ve özgürlüklerin tam uygulanmasını sağlayacak bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır. MADDE 29: a) Herkesin kişiliğinin tam ve özgür gelişmesi, içinde yaşadığı topluma karşı görevlerini yerine getirmesiyle olanaklıdır. b) Herkes, haklarını kullanmak ve özgürlüklerinden yararlanmak konusunda; ancak yasalarla sırf başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınmasını ve bunlara saygı gösterilmesini sağlamak amacıyla ve toplumun ahlak, düzen ve genel gönencinin gereklerini karşılamak için belirlenmiş kurallara bağlıdır. c) Bu hak ve özgürlükler hiçbir şekilde Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine ters düşecek biçimde kullanılamaz. MADDE 30: Bu bildirgenin hiçbir yargısı, içinde yayınlanan hak ve özgürlüklerin bir devlet, sınıf ya da kişi tarafından yok edilmesini güden bir çalışmaya girişmeye ya da eylemli olarak bunu işlemeye herhangi bir hak getirir nitelikte yorumlanamaz.  +''+Birleşmiş Milletler

Kafkas Derneği 1. Gençlik Toplantısı

4-5 KASIM 2000 ANKARA 4-5 Kasım 2000 tarihlerinde Türkiye çapında Kafkas Derneği şubeleri ve diğer dernek ve vakıfların da katılımıyla 304 Kuzey Kafkasyalı genç Ankara'da bir araya gelerek toplumsal sorunlarını konuştular. 4 Kasım Cumartesi sabahı yapılan açılış oturumunda Organizasyon Komitesi adına Yüksel Cantürk Dinçer ilk konuşmayı yaparak, bu toplantının amacını ve 3 ay kadar süren hazırlık aşamalarını anlattı. Ardından Kafkas Derneği Genel Başkanı Sayın Muhittin Ünal söz aldı ve konuşmasında Kafkas Derneği, Kafkas Derneği'nin yaptığı çalışmalar ve ileriye yönelik projeler konusunda gençleri bilgilendirdi. Açılış oturumunun son konuşmacısı Bitok Beslan ise tamamını Khabardeyce yaptığı konuşmasında, diaspora Çerkeslerini değerlendirdi ve yok olmanın eşiğinde olduğumuz ve dilimizi kaybettiğimizin özellikle altını çizdi. Toplantının 1. Oturumunun konusu: "Birliktelik ve Kurum İnancı" idi. Oturumda önceden hazırladıkları konuşma metinleriyle söz alan konuşmacılar şöyleydi: Ayşe Demircan-Ankara, Melike Önal-Samsun, Ömer Keskin-Ankara, Guşef Uzun-Eskişehir, Serhat Ünal-Ankara. Daha sonra oturum başkanımız Ümit Dinçer, değerlendirme ve tartışma bölümünde söz almak isteyen arkadaşlarımıza sırayla söz verdi ve ardından oturumun genel değerlendirmesini yaparak oturumu sonlandırdı. Öğle yemeğinin ardından, ilk günün ikinci oturumu olan, "Kentleşme, Modernleşme ve Çerkes Gençliği" konusuna geçildi. Toplantının en hararetli geçen oturumu bu oldu. Oturum Başkanımız Ercan Aycan'ın başarılı idaresi sayesinde düzenli bir şekilde geçen oturumda söz alan konuşmacılar: Atakan Sönmez-Ankara, Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür Derneği Gençlik Komisyonu, Kafkas Derneği Kayseri Şubesi Gençlik Grubu, Umut Aksoy-İstanbul Şamil Vakfı, Nejan Huvaj-Ankara. Sunulan konuşmaların ardından, katılımcılar söz alarak konu ile ilgili görüş ve yorumlarını dile getirdiler. Planlanan süresinin de uzatılmasıyla bu oturumun, iki gün süren Gençlik Toplantısı'nın en çok ilgi gören oturumu olduğu gözlendi. Hep beraber yenen akşam yemeğinin ardından düzenlenen Zehes gecesinde, Kafkas Derneği Ankara Şubesi Nıbjouğ Tiyatro Topluluğu kendi yazdıkları "Tavuk Hırsızları" adlı güzel oyunu sergilediler ve oyun gençlerin büyük beğenisini kazandı. Yapılan çekilişte Konya'dan katılan genç bir arkadaşımız, bir sonraki gençlik toplantısına kadar kullanmak üzere, kendi belirleyeceği bir kişiyle birlikte, masrafları Kaf-Der tarafından karşılanmak üzere bir "Kafkasya Gezisi" kazandı. Gecenin sonunda oldukça geniş katılımlı bir düğün yapılarak, katılımcılar misafir edilecekleri evlere dağıldılar. 5 Kasım Pazar günü, başkanlığını Hasan Okan İşcan'ın üstlendiği, "Sorunlarımızın Çözümünde Birlikteliğin Önemi" konulu oturumda; Hatice Duman-Ankara, Fuat Can Tokoğlu-Ankara ve Çetin Güral-Ankara söz aldılar. Ve yapılan değerlendirme bölümüyle oturum son buldu. Daha sonra yenen öğle yemeğinin ardından "Kafkas Genliği'nin Anavatan ile İlişkisi" konulu oturum gerçekleştirildi. Oturum Başkanı Gülden Kayhan, sırayla; Ömür Enes-Ankara, Taner Yalçın-Ankara, Mamış Şıble-Eskişehir ve Murat Adıgüzel-Ankara'ya, söz verdikten sonra değerlendirme bölümüyle oturumu kapattı. Başkanlığını Ekrem Atbakan'ın yaptığı V. Oturumun konusu: "Kafkas Gençliği ve Anadil Sorunu" idi. Konuşmacı olarak Hicran Bolat-Ankara söz aldı ve ardından değerlendirme ve tartışmalar bölümünde dil sorununa gençlerin bakış açısı ve çözüm önerileri değerlendirildi. Toplantının kapanış oturumunda Ümit Dinçer'in önderliğinde, etkinliğin genel bir değerlendirmesi yapıldı. E-mail gurubu "marje@egroups.com"un kurucularından Baturay Tok söz alarak yaptıkları çalışmalar ile ilgili bilgi verdi. Daha sonra Demokratik Çerkes Platformu ve Kafkas Derneği işbirliği ile gerçekleştirilecek olan "Diaspora Çerkesleri" konulu sosyolojik araştırma hakkında bilgi vermek üzere, Marmara Üniversitesi'nden değerli hocamız Sayın Ayhan Kaya söz aldı. Bu bölümde yapılacak çalışma ile ilgili bilgi vermenin dışında Ayhan Bey, gençlerle diasporik bir halkın sorunlarını konuştu, onların sorularını yanıtladı. Daha sonra katılımcılar, bir sonraki etkinliğe karar verilmesi, ortak çalışma alanları ve projeler konusunda görüş ve önerilerini dile getirerek geldikleri illere doğru dönüş yoluna çıktılar. İki gün süren gençlik toplantısının sonunda bir sonuç bildirgesi hazırlandı. Ayrıca, toplantının 12 saat süren video kaydı yakında bir kitapçık halinde basılacaktır. KAFKAS DERNEĞİ 1.GENÇLİK TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ Tarih : 4-5 Kasım 2000 Yer : Kafkas Derneği Ankara Şubesi Toplantı Salonu Katılımcı Sayısı : 304 Katılımcı Dernek Sayısı : 26 Ana Tema : Birliktelik ve Kurum İnancı Sunulan Bildiri Sayısı : 20 Oturum Başlıkları : Birliktelik ve kurum inancı Çerkes gençliği ve anadil sorunu Kentleşme, modernleşme ve Çerkes gençliği Sorunlarımızın çözümünde birlikteliğin önemi Çerkes gençliğinin anavatan ile ilişkileri seklinde değerlendirildi. DEĞERLENDİRME Bugün içinde bulunduğumuz gerek kültürel, gerekse örgütsel anlamdaki açmazlarımızın en temel sebebi mevcut örgütlülüğümüzün nitelik olarak yetersiz olması, kurumlarımızın işleyiş ve üretim aşamasında bekleneni verememesinden kaynaklanmaktadır. Buna rağmen kültürel varlığımızın devamı, anavatanla olan ilişkiler ve diaspora yaşamındaki diğer sorunlarımızın çözümünde anahtar rol güçlü, inançlı ve enformasyonu kuvvetli kurum(lar) tarafından çözülebileceği açıktır. Çerkeslerin 20. yüzyılda yaşadıkları hızlı ve önlenemez kentleşme süreci, örgüt ve örgütlülük kavramlarını kaçınılmaz bir şekilde dayatmıştır. Kurumlarımızın hem nitelik hem de nicelik olarak güçlü olması onlara vereceğimiz destekle mümkün olabilecektir. Bu güçlü örgütlülük hem diasporada yasayan bizlerin sorunlarına (kültürel, sosyal, siyasal) çözüm üretebileceği gibi Kafkasya'daki problemlerin çözümüne de yardımcı olabilecektir. Bizler yaşadığımız yerlerde yıllardır fiziki varlığımızı sürdürebiliyoruz ancak, örgütlülüğümüzün yetersizliği nedeniyle hızla kültürel olarak yok oluyoruz. Hal böyle iken en önemli problemimiz içinde yaşadığımız topluma ve dünyaya kendimizi ifade etme sorunudur. Kurumlarımız mevcut potansiyellerini harekete geçiremedikleri ve ekonomik, sosyal, siyasal bir anlayış bütünlüğü içinde olmadıkları için güçlerini yeterince kullanamamaktadyrlar. Çerkeslerin tarihsel ve karakteristik sosyal yaşantılarında var olan thamade kurumu hızla kaybolmaktadır ve bu noktada artık görev do?al olarak genç nesillerdedir. Yok olmakta olan kültürümüzü kurtarabilmek ve hayata geçirebilmek için her türlü yurttaşlık ödevlerimizi eksiksiz yerine getirdiğimiz ülkemizde kamudan daha fazla faydalanılmalı, derneklerimiz Kamu Yararına Çalışan Dernekler statüsüne kavuşturulmalıdır. Çerkes toplumu gelinen nokta itibariyle hızla kentleşen ve kent yaşamına adapte olmaya çalışan bir toplumdur. Köy ve kasabadan köken alan ve aslında anavatan orijinli kültürel dokumuz da bu sürece bağımlı olarak bir kabuk değişimi yaşamaktadır. Bu noktada yaşadığımız süreç de kentte varolma-yok olma-adapte olma sürecidir. Gerek bireysel olarak gerekse kurumsal olarak bu süreçteki tercihimizin ne olacağı önümüzdeki zamanı ve gelişimi belirleyici olacaktır. Su anda görünen Çerkes toplumunun bir kent toplumu olmaya hızla gittiğidir ve kültürel üretimlerimiz/tüketimlerimiz de bu çizgide olmalıdır. Çerkes gençliği kendi geçmişine ve geleceğine sahip çıkmalıdır ve bunu yapmanın en önemli yolu kuşkusuz çok okuyarak mümkün olabilecektir. Bu noktada kurumlar ve bireyler mutlaka yaşadığımız yüzyılın gerçeklerine paralel olarak entelektüel düzeylerini yükseltmelidirler. Bütün bunların gerçekleştirilmesi esnasında halkımızı kategorize etmekten (zengin, fakir, okumuş, cahil, lümpen, entelektüel vs) ve elitist bir yapıdan kaçınılmalıdır. Yaşadığımız tüm sorunlara rağmen umutsuzluğa kapılmamalı ve bazı avantajlarımız (demokratikleşme süreci, AB ilişkileri) profesyonel, bilimsel, örgütlü bir anlayışla üretime yönlendirilmelidir. Modernleşme kavramı, salt zamana ve zamanın dayattığı yaşam biçimlerini hiç sorgulamadan yaşam tarzı olarak benimsemek şeklinde değerlendirilmemelidir. Çerkesler taşıdıkları farklı kimliklerin (ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel) Çerkes kimliğine yaşam hakkı tanıyabilmesi için özünü yitirmeksizin kabul edilebilir bir modernleşme sürecini yaşamalıdır. Ancak hızlı bir kentleşme ve modernleşme sürecinin getirebileceği yozlaşma tehlikesine karşı uyanık olunmalıdır. Çerkes gençliği Anavatan ile ilişkilerini geliştirerek arttırmalı, bu ilişikleri kurumsal ve kişisel ilişkiler zemininde gerçekleştirmelidir. Anavatan Kafkasya konusunda yapılacak çalışma ve beklentiler gerçekçi zeminlerde olmalı ayağı yere basan, rasyonel projeler olmalı ve şu anda Anavatanda yaşayan soydaşlarımızı incitecek, rencide edecek müdahaleci yaklaşımlardan kaçınılmalıdır. Kafkasya şu anda yaşadığı ekonomik ve siyasi sıkıntıları ile değerlendirilmeli, Rusya'nın dayattığı yönetsel problemler ve kendi bölgesel sıkıntılarının olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Kafkasya'ya gerek kişisel gerekse kitlesel geriye dönüş kavramları doğru değerlendirilmeli, dönüşün hem Kafkasya hem de diaspora ayakları bilimsel ve örgütlü bir temele dayandırılmalı, en önemlisi duygusallıktan ve hamasetten arındırılmalıdır. Çerkes gençliği Kafkasya ve Kafkasya'nın problemlerini daha yakından takip edip anlamaya çalışmalı ve bu amaçla geleneksel kitle iletişim araçlarının yanı sıra internet ve di?er iletişim unsurlarını da kullanmalıdır. Bu iletişim öğelerini kullanmanın yanı sıra çeşitli amaçlarla ( dil öğrenimi, turistik amaçlı, çalışma, akademik çalışma vs.) grup veya kişisel olarak gençlerin hatta çocukların bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. Çerkes gençliği Kafkasya ile sağlam ilişkiler zemininde tarih bilincini yinelemeli ve çalışmalarında bu bilinci öne çıkarmalıdır. Kafkasya ile ekonomik ilişkiler geliştirilmelidir. Bu ilişkiler sadece Kafkasya'dan iş edinmek şeklinde değil oralarda üretime yönelik artı değerler yaratmaya yönelik ilişkiler olmalıdır. Bu amaçla oluşturulacak ekonomik birliktelikler ve Çerkes iş adamlarının sermaye göçü özendirilmeli, kurumsal ilişkilerle bunlara zemin hazırlanmalıdır. Çerkeslerin diasporik yaşamı bir sürgün nedeniyle olmuştur ve bu sürgünün birincil sorumluluğu Rus Çarlığına, şu anda sürecin devamında en büyük pay Rusya Federasyonu'na aittir. Bundan hareketle Rusya Federasyonu'nun mevcut durumu tespit ve kabul etmesine yönelik dünya ölçeğinde çalışmalar yapılmalı ve kurumlarımız bu çalışmalar için zorlanmalıdır. Yaşayan bir halk, bir ulus olabilmenin en önemli koşullarından birisi de dildir. Şu anda diasporada yaşayan Çerkeslerin problemleri sıralamasında ilk sıralara konulması gereken dil problemidir. Çerkes dilinin hızlı kentleşme süreci karşısında geldiği nokta maalesef dramatik bir noktadır. Bu toplantı ve gelecek çalışma toplantılarının mutlaka üzerinde en fazla çalışması gereken konu dil sorununun halledilmesi ve pratik çözüm önerilerinin bulunmasıdır. Bu amaçla Çerkesçe'nin öğrenilmesi teşvik edilmeli, bu amaçla kullanılabilecek yöntem ve araçlar hızla üretilmelidir. Dernek ve kurumlar bu amaç doğrultusunda gerek anavatanla ilişkileri ve enformasyonu sağlamalı, öte yandan araç gereç üretiminde gençler üzerlerine düseni eksiksiz yapmalıdırlar. Bu sorunların çözümüne yardımcı olması amacıyla aşağıda sıralanan somut öneri ve projeler toplantıya katılanlar tarafından karara bağlanmış ve çalışma grupları oluşturulma yönünde irade ortaya konulmuştur: 1. Bu toplantılar sürekli hale getirilmeli ve katılımın artması teşvik edilmelidir. Geniş katılımlı toplantı yeri ve zamanı ileride ilan edilmek suretiyle senede bir kez yapılacak, altı ayda bir çalışma grupları ve/veya temsilciler değerlendirme toplantıları yapacaktır. Bundan sonraki katılımlar dernek temsilciliği bazında olacak ancak bireysel katılıma da olanak sağlanacaktır. 2. Bu sürecin devamı ve çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için her dernek Gençlik Komisyonlarını kurmalı ve çalıştırmalıdır. 3. Bir sonraki toplantıya çalışmalarıyla katılanlar yıllık faaliyet raporları hazırlayarak toplantıya bilgi aktaracaklardır. 4. Her dernekte mutlaka okuma/tartışma grupları oluşturulmalı, belirlenecek konularda yetkin kişilerin katılacağı en az aylık bir toplantı düzenlenmelidir. 5. Derneklerde toplumun ihtiyaç duyduğu konularda kursların düzenlenmesi talep ve teşvik edilmelidir (dil kursları, akordeon, folklor, el sanatları vs.). 6. Çerkeslik üzerine yapılan tüm akademik çalışmaların derneklerde toplanması ve gerektiğinde genel yararlanmaya açılması için gerekli duyuru ve takip çalışmaları yapılmalıdır. 7. Anadil sorunu temel sorunlarımızdandır. Bu nedenle hem anadil öğreniminin teknik yönü hem de materyal yaratılması için çalışmalar yapılmalı, bu amaçla geniş katılımlı bir grup oluşturulmalıdır. Su anda dil öğrenimine yönelik interaktif CD için çalışmalar başlatılmış olup bu gruba her türlü destek sağlanmalıdır. 8. Derneklerimizde çalışmalarının önündeki en önemli engel ekonomik açmazlardır. Bu amaçla kurumlarımızın ürettiği ekonomik değer yaratma çabaları desteklenmeli, yapılan çalışmaların tabana duyurulması sağlanmalıdır. Şu anda Kaf-Der bir banka ile anlaşma safhasında olan kredi kartının (Nart Kart: Visa kredi kartıdır ve kullanıcının harcadığı meblağın belli bir kısmı Kaf-Der kasasına girecektir) kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. 9. Her dernek her yıl en az iki genç üyesini Kafkasya'ya dil öğrenimi veya araştırmalar için yollamalıdır. 10. Günümüzde iletişim ve iletişim teknolojilerinden faydalanmak bir zorunluluk halini almıştır. Bu nedenle hem Kaf-Der, hem de diğer dernek ve kurumlar iletişimi arttırıcı ve kolaylaştırıcı teknolojik alt yapı çalışmalarını hızlandırmalıdır. Mevcut web sitelerinin güncellenmesi için gruplar oluşturulmalıdır. Toplantıda Kaf-Der Genel Merkezi'nin web sayfasının güncellenmesi ve daha fonksiyonel hale getirilmesi için çalışma grubu oluşturulmuştur. Bununla bağlantılı olarak her kurum mutlaka internet altyapısı kurmalı ve gençleri bu teknolojiler için teşvik etmelidir. 11. Kurumsal ve toplumsal sorunlarımızın çözümünün önündeki en önemli engelin ekonomik alt yapı yetersizliği olduğu genel kabul gören bir görüştür. Bu sıkıntıların aşılabilmesi için ayni meslek gruplarındaki Kafkas kökenli işadamlarının örgütlenmesi, ekonomik bir iç dinamizm oluşturulması, insan kaynakları çalışması yapılması ve bunun kişi ve/veya kurumlarımızın yararlanmasına sunulması için bilgi-iletişim sistemi oluşturulması ve bu amaçla her kentte çalışma grupları oluşturulması sağlanmalıdır. Bu bilgilerin kolay erişimi için www.marje.net sitesinde insan kaynakları bölümü oluşturulacaktır. Ankara ve İstanbul'da bu amaçla çalışmalar başlatılmış olup bilgilerin nasıl toplanacağı, daha geniş açıklama ve bir sonraki aşama için yakın zamanda kendi kamuoyumuza yapılacaktır. 12. Kafkasya'da yayınlanan ve Türkçe'ye de çevrilen yayınların yurtdışında (İngilizce veya diğer bati dillerine) yayınlanabilme koşulları araştırılmalıdır. 13. Kültürel değerlerimizin diasporada uzun süre yaşatılması oldukça zor bir süreçtir. Bu nedenle Kafkasya'ya dönüş yolları araştırılmalı, kişisel çabalar desteklenmelidir. Bunun yanında güçlü bir diaspora yaratılması için her türlü çaba sarf edilmelidir. KAFKAS DERNEĞİ 1. GENÇLİK TOPLANTISI ORGANİZASYON KOMİTESİKaffed

“Bir Sözcükler Ülkesi”: Filistin Ulusunu Sürgün Konumundan Kavramak

Bir sözcükler ülkemiz var. Konuşa konuşa yolumda taş taş üstüne koyarım. Bir sözcükler ülkemiz var. +''+ Bu yolculuğun sonundaBu yazıda, Mahmut Derviş' in şiirinde de dile getirildiği gibi, ya sürgünde ya da İsrail işgali altında yaşayan yaklaşık 5 milyon Filistinli'nin, içinde artık Filistin denilen bir ülkenin olmadığı bir dünyada kendilerini Filistinli olarak tanımlarken karşılaştıkları sorunlar tartışılmaktadır. Filistinliler'in 1948'de anayurtlarını yitirmelerinden sonra, sürgünde oldukları yerlerdeki farklı deneyimlerine uygun olarak bir dizi farklı "Filistin" ortaya çıkmıştır. 1948 Savaşı yerli Filistinliler'i dünyanın birçok ülkesine dağıtarak İsrail Devleti'ni doğurmuştur. 1949'da yapılan ateşkes ile İsrail'in savaşta kazandığı toprakların sınırları sabitleştirilmiş olmasına karşın bu sınırlar manda Filistin'in % 73'ünü İsrail Devleti sınırları içinde bırakmış ve el konulan topraklarda yaşayan 861.000 Filistinlinin 711.000'inini sürgün durumuna sokmuştur. 1967 Savaşı ise manda Filistin'in geri kalan kısmının da İsrail denetimine geçmesi ve 200.000 Filistinli'nin daha ülkeyi terk etmek zorunda kalmasıyla sonuçlanmıştır.1986 rakamlarına göre İsrail Devleti'nin dışında yaşayan 2.880.000 Filistinli bulunmaktadır. İsrail'in işgali altındaki topraklarda yaşayan yaklaşık 2.040.000 Filistinli, bir zamanlar Filistin olan topraklarda yaşıyor olmalarına karşın, anayurtlarını yitirmeye tanık olmuşlardır. Bowman'a göre İsrail ve İşgal Altındaki Topraklar'da yaşayan Filistinliler'in durumu da fiilen bir sürgün yaşamıdır. İsrail'in sosyo-politik düzeninin kurulması ile birlikte ortaya çıkan yer değiştirmeler ve kopmalar, gerek "dışarıda"ki gerekse "içeride"ki Filistinliler'in kendi kimliklerinin temeli olan toprağın oldukça farklı bir biçimde, el konulmuş ve çalınmış olarak algılanmasına yol açmıştır. Bu düşünceyle onların, Filistin olan topraklarda yaşamaları, anayurtlarından sürgün edildiklerine dair iddialarını hiçbir şekilde çürütmemektedir. Çünkü "anayurt" kelimesi, oluşumu, ulusalcı bir söylem içinde ve ulusalcının kendi kimliğinin tam anlamıyla gerçekleneceğini düşündüğü yerdir. Filistin kimliğinin yadsındığı bir alan, gelecekteki Filistin ulusunu üzerinde kurmayı düşündükleri toprakla aynı olsa bile, Filistinliler'in anayurdu olarak düşünülemez.Cemaatler, bireylerin kendilerini üyesi olarak düşündüğü bir grup düşüncesiyle var olurlar. Aynı zamanda "kendileri" gibi olan ötekiler hakkında düşünme ve konuşma biçimidir. İnsanlar kendilerine benzediğini düşündükleri insanlarla cemaatleri oluştururlar.Benedict Anderson cemaatin bu yönüne işaret ederek "En küçük ulusun üyeleri bile, üye arkadaşlarının pek çoğunu asla tanımayacak, karşılaşmayacak, hatta haberini bile alamayacaktır, yine de her birinin zihninde cemaattaşlıkları imgesi, düşüncesi yaşar" demektedir. Bir ulusal cemaatin bütünselliğini o cemaat üyelerinin küçük bir kesimiyle tanışıklık yoluyla imgeleyen ya da ulusun niteliğini yerelleşmiş adetlerle ilgili bilgisini genişletme yoluyla kavrayan insanlar, bütünüyle farklı adetleriyle, farklı grupların kendi deneyimleriyle ulusal cemaat ve ulus imgelerini inşa eden ötekilerle sert bir anlaşmazlığa düşeceklerdir. İşte bu bağlamda ulusal cemaatin çok farklı yerlere dağıldığı Filistinliler'inkine benzer örneklerde, ulusu anlayış düşüncesiyle, imgeyle ilgili bu sorun görülmektedir. Dağınık yerleşim sonucu, çeşitli diaspora alanlarında bulunan Filistinliler'in Filistin imgelemeleri çok farklıdır, bir alandaki Filistinliler diğer bölgelerdeki Filistinliler'i yabancı hatta düşman gibi görebilmektedir.Ulusun verili olarak alındığı yerde, ulusal kimlik, ulusal cemaat bağlamı içinde kabul edilen farklı kimliklere bir arka plan olarak işlev görür. Ortaya çıkan anlaşmazlık, ikincil kimlikleri içine alarak yutan ulusal kimlikten çok bu ikincil kimliklere bir tehdit olarak algılanır Söylemsel olarak ulusun tehlikede olduğu belli olur olmaz, muharebe hatları çizilir ve seçici dışlama/kapsama süreçleri devreye girer. Bu sebeple belli bir hegemonyacı grup ulusun dağılma ya da çürüme tehlikesinde olduğunu iddia edip, ulusun karakterini moral ya da siyasal çizgilere uygun olarak "düzeltme"ye kalkıştığında, ulusal kendiliğin bileşen parçaları düşman olarak damgalanır. Bu durumda grupların söylemleri yeterince etkili olursa, görünüşte bu ayrı gruplar arasında eşdeğerliliği yaratan bölünme ya da parçalanma süreçleri devreye girebilir. Fakat, grupları ideolojik aygıtların operasyonlarıyla öne çıkararak, ya da ulusal konsensus yıkıcı oldukları anlaşıldığında cezalandırıp bastırarak bu grupları yalıtıp marjinalleştiren devlet, böylesi süreçleri genelde sınırlar. Bu şekilde bölünme ve parçalanma süreçleri ulusal imgeselin çözülmesi, dolayısıyla bizzat ulusun dağılması tehlikesinin belirtisidir.Bir ulus yitirildiğinde ya da tehlikedeymiş gibi algılandığında bunun nedenini tanımlama konusu ortaya çıkar. Kendilerini ulussuz uluslar olarak kavrayan insanlar, kendi ikincil kimliklerini etkileyen bütün çelişki tezahürlerini kendi uluslarının yadsınmasının belirtileri olarak yorumlarlar. İsrail ve İşgal Altındaki Topraklar'da mülksüzleştirme, işsizlik, cezalandırmalar, vs. Filistinliler tarafından İsrail Devleti'nin Filistin varlığını yok etmeye yönelik sistematik programının kanıtı olarak yorumlanır. Ayrıca ulusal cemaatin göreli olarak bir dizi yerleşim bölgeleri biçiminde tüm dünyaya yayıldığı çağdaş Filistinliler'inkine benzer bir durumda, "Filistinli" teriminin bütün Filistinliler için bir kimlik etiketi gibi işlev görmesine olanak sağlayan bulanıklığı, eş zamanlı olarak, terimi, tikel düşmanlıklardan zarar gördükleri ortamlardaki Filistinliler'e kendi durumlarını farklı durumlardaki Filistinliler'inkine benzer kabul etmelerine olanak sağlayacak ayırt edici nitelikler duygusunu veremez duruma da getirir. Raja Shehadeh "The Third Way" adlı çalışmasında şöyle diyor: "Amman'a gitmem... Ürdün'ün başkentinde, zenginleşmiş ve olabildiğince yüzeysel bir tavırla mücadelemize dil ucuyla değinen insanlar görmek, yoksul ve sevgili toprağımda sineye çekilebilenden çok daha yutulmazdır." Bu da her cemaatin farklı, çelişkili biçimleri yaşadığı diasporik durumda, her tikel cemaatin üyeleri kendileriyle "aynı" çelişkilerden zarar görenleri kendi ulusdaşları olarak düşündüklerini gösterir. Nitekim R. Shehadeh'in İşgal Altındaki Topraklar'da alan çalışması yaptığı sırada görüştüğü Filistinliler, Batı'da Filistin Hareketinin sözcüsü olarak kabul edilen Edward Said'den "O Amerikalı" diye söz etmektedir. Bu da gösteriyor ki her Filistinli cemaat kendi tikel durumunu "Filistinli" olarak görmüştür. Diğer grupların mücadelelerinin "Filistinli" niteliğini reddetmiş ya da göz ardı etmiştir.Tüm bunların ışığı altında, Filistinli kimliği ile ilgili tikel eklemlenmelerin nasıl Filistin Ulusu'nu birleştirmekten çok parçalama işlevi görebildiği açıktır. Bu konuda Filistinli kimliğinin anlamını farklı biçimlerde inceleyen üç Filistinli'nin eserleri (Fawaz Turki'nin The Disinherited: Journal of a Palestinian Exile, Edward Said'in After the Last Sky: Palestinian Lives ve Raja Shehadeh'in The Third Way: A Journal of Life in the West Bank adlı eserleri) örnek olarak incelenebilir.Fawaz Turki ve O'nun kuşağı için Filistinli olmanın anlamı küfredilmek, taciz edilmek, sömürülmek ve hapsedilmektir. Böylece, kamplı Filistinliler için düşman olan, kendi halkını Filistin'den kovanlar olmaktan çıkıp, önce genel olarak "Araplar", ardından da sürgünlüklerinde kendilerini sömüren herkestir.Ghurba'da (gurbette) kamp yaşamının yarattığı Filistinliler, geçmişle hiçbir bağları olmadan ve şimdiyle çok az baskıcı-olmayan bağlantıyla büyüdüler. Deneyim pek çoğunu, Turki gibi, ulusalcı parametrelerden çok enternasyonalist parametreler içinde çalışan devrimcilere dönüştürmüştür.Edward Said After the Last Sky adlı eserinde Filistin Ulusu, bir parçası olduğu Filistinli cemaat gibi, ortak sahip olunanlardan çok ortak yitirilenlerle gevşek bir şekilde birbirine bağlı bireylerden ibaret bir gruptur. Said'in "Filistinli"si, onun tanıdığı Filistinliler'in bir bileşimidir ve onun tanıdıkları kapitalist dünyanın kural tanımaz havasının ortasında sürgün ağına takılmış, bu dünyaya karşı yola çıkan bir kimliğin kutsanmasında yabancılaşmadan kısa bir süre kurtulup rahatlama imkanı bulan kişilerdir. Raja Shehadeh'e göre Filistinli'nin kimliğini deforme edip dağıtan ve Filistin'i çalan siyonizmden önce var olmuş Filistinli'nin idealitesidir. Filistin'i ve onun henüz belirli olmayan sınırlarını dolduracak imgelenmiş cemaati "sabitlemez"; gelecekteki bir ulusal zeminin sınırlarını ve nüfusunu imgelemeye bile başlamadan önce girişilmesi gereken tikel bir mücadele tasarlar. Shehadeh, "toprağın halkınızla ve dolayısıyla sizinle özdeşleşmesi"nin İsrail ve İşgal Edilmiş Topraklar'ın her tarafındaki Filistinliler'in yüreklerinde ve zihinlerinde gerçeklendiğini kavrar. Bu özdeşleşmenin, bu insanları ortak bir toprağın -çalınmış ve geri alınması gereken bir toprak olsa da- vatandaşları haline getirerek, özel topraklarıyla ilgili önceki ve yakın zamandaki deneyimlerinin zorunlu kıldığı yalıtılmışlıktan kurtardığını kabul eder.Büyük ölçüde, İsrail ve İşgal Altındaki Topraklar'da yaşayan geniş ölçüde heterojen Filistinli nüfusun tekillikleriyle karşılaşabildiği, onlarla konuşabildiği ve onlara saygı duyabildiği için, Shehadeh imgelenen Filistinliler cemaatinin, hem her türlü baskı altında acı çeken çok çeşitli bir nüfus, hem de İsrailli saldırılara karşı topraklarını ve yaşamlarını ele geçirme mücadelesinde birleşen tek bir kolektivite olduğunu kabul eder. Turki ve Said'den farklı olarak Shehadeh için hiçbir "Filistinli" yoktur; sadece bir Filistinliler çokluğu vardır.Bugün Filistinliler'i etkileyen baş sorun, Laclau ve Mouffe'nin "toplumun olanaksızlığı" dedikleri konudur. İnsanın fantazisi, gerçeklenebilir olandan her zaman fazladır ve Filistin'in yokluğunda inşa edilen Filistin fantazileri, kendilerini "Filistinli" kabul eden insanların şu anda oluşturulmakta olunan Filistin'deki yerlerini kabul etmelerini önlüyor. Tekil bir Filistinli cemaati etkileyen düşmanın gücü zayıflamaya başlarken, bu nufusun bazı gereksinme ve özlemlerine yanıt verebilen bir ulus biçimlenmeye başlıyor. İşgal Altındaki Topraklar'daki Filistinliler devletliliğin oluşmasına her geçen gün daha da yaklaşırken, temelden bir devlet inşa etmenin gerektirdiği ödünler ve pragmatik özveriler ideal "ulus "imgesini yok ediyor. Bu devlet oluşumu sürecinden çıkacak Filistin, bütün Filistinliler'e kaybettikleri her şeyi geri veren, düşmanın gitmesi durumunda kazanacaklarını düşündükleri her şeyi kendilerine miras bırakan bir Filistinli olmayacaktır. Birçoğu, bu devletin vatandaşlarına verdiği özne konumlarında, kendi deneyimlerinin kendileri için oluşturduğu kimlikleri koyabilecekleri bir yeri kabul etmeyecektir. Bu Filistin onların Filistin'i olmayacaktır. Bu yazı Glean Bowman'ın "Bir Sözcükler Ülkesi: Filistin Ulusunu Sürgün Konumundan Kavramak" makalesinden özetlenerek hazırlanmıştır.+''+Ayşe Mermerci

Ege Kafkas Şenliği, 2001

nan DIV> 1.Ege Kafkas Şenliği, Kafkas Derneği Manisa Şubesi önderliğinde Ege'deki tüm Kafkas Dernekleri'nin işbirliği ve Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla 29.02.2001 tarihinde Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı Yeni Osmaniye (Tepeağılı) köyünde gerçekleştirildi.Yeni Osmaniye Köyü harman yerinin yanındaki Çamlıkta gerçekleştirilen etkinlikte havanın sıcak olması dışında hiçbir problem yaşanmadı. Bir gün önceden çevre il ve köylerden toplanan gençler arasında iş bölümü yapıldı. Sabanın ilk saatleri ile görev yerlerine giden gençler, konukları karşılayıp ağırlamaya başladılar.Antalya, Ankara, Konya, Sivas ile çevre il ve köylerden gelen misafirler programın başlama saatine kadar geçen zaman diliminde kaynaşarak gruplar halinde gegu'lar yaptılar, woredler söylediler. Farklı yörelerden gelen insanların gegu yaparken aldıkları haz ve çoşku görülmeye değerdi.Şenliğe katılanlar alanda kurulan standları dolaşıp, derneklerin hazırladığı Çerkes Yemeklerinden oluşan bol çeşitli menülerin tadına bakıyorlardı. Öğle saatlerine kadar beklenen tüm konuklar şenlik alanında yerlerini aldılar ve şenlik programı başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından Yeni Osmaniye Köyü Muhtarı Hasan Hırçıner bir hoşgeldiniz konuşması yaptı. Sn.Hırçıner konuşmasında böylesine güzel bir kalabalığı köylerinde her sene görmek istediklerini belirtti.Kafkas Derneği Manisa Şubesi Başkanı Nihat Kafkas yaptığı konuşmada Kaf-Der Ankara Şubesi Elbrus Halk Dansları Topluluğu'na, Soma ve Manisa Minikler Ekibi'ne, ses sanatçılarına, Arıkbaşı, İlkkurşun, Yeniköy, Bağyolu, Gülbahçe, Yeni Mahmudiye köy muhtarları ve halkına, İzmir, Soma, Nazilli, Aydın, Kuşadası Dernek Başkanları ve yönetim kurullarına, ayrıca şenliğin ev sahipliğini üstlenen Yeni Osmaniye Köyü halkına ve muhtarına teşekkürlerini iletti. Manisa Şubesi Başkanı Nihat Kafkas'ın konuşmasının ardından Kafkas Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal tüm Çerkesleri ilgilendiren ve bir çok konuya değinen açıklayıcı bir konuşma yaptı. Kaf-Der Genel Merkezi ile 34 Şubesi ve katılımcı kardeş dernekler adına tüm Çerkesleri selamladı. Bu şöleni gerçekleştiren şubelerimize, katılan ve katkıda bulunan tüm kuruluşlara,özgün kültürümüzü bir gün için dahi olsa birlikte yaşatma çabası verirken bizleri yalnız bırakmayan Kültür Bakanlığı'na ve şölenin gerçekleşmesinde katkıları olan İzmir Milletvekili Sn. Rahmi Sezgin'e teşekkürlerini iletti.Kaf-Der'in amaç ve ilkeleri hakkında bilgi verdikten sonra tarihe deyinerek(Kafkas –Rus Savaşları ve Sürgün) II.Dünya Savaşındaki Yahudi Soykırımı göz önüne alınmadığında hiçbir halkın Çerkesler'in uğradığı soykırım ve sürgüne benzer bir duruma maruz kalmadığını belirtti. Ayrıca Ünal,bir röportajda Andre Mango'ya Ermeni Soykırımının derecesi ve boyutu hakkında sorulan bir soruya "Çerkeslerin uğradığı soykırım ve sürgünün yanında Ermeni Soykırımının adından bile söz edilemez" şeklinde cevap verdiğini hatırlatarak Çerkes Soykırımı'nın boyutunu ortaya koydu.Swiss Otel baskınına değinen Muhittin Ünal, tasvip etmedikleri bu tür eylemlerin bir sebepleri olduğunu belirterek Çeçenistan'da yaşanan savaşa dikkatleri çekti. AGİT'i, Avrupa Konseyi'ni, Birleşmiş Milletler'i göreve çağırdı. Dönüş konusunda bilgilendirme amacıyla Anavatanın şu anki durumu ve Adigey'deki siyasi yapı hakkında bilgi veren Ünal, Anavatanda ekonominin düzelmesi ile birlikte diasporada dönüşün yaygınlaşacağını belirtti.Kurtuluş Savaşı konusunda araştırmaları bulunan Ünal,vatan kaybetmenin acısını bilen Çerkesler'in, bir daha aynı acılara katlanmamak için Ege'de büyük bir savunma hattı oluşturduklarını belirtti. Buna rağmen tarihte hak ettiğimiz yeri alamadığımızı üzüntü ile dile getirdi.Genel Başkan Muhittin Ünal'ın konuşması Şenliğe katılan Çerkesler tarafından dakikalarca alkışlandı. Bu konuşmanın ardından Saruhanlı Kaymakamı Mustafa Ergün kürsüye gelerek gerçekleştirilen bu şölenin gelenekselleştirilmesini istedi. Daha sonra şenliğe katılamayan davetlilerin telgrafları okundu.-Başkan Bülent Ecevit-Kültür Bakanı İstemihan Talay-Ege Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan-DYP Genel Başkanı Tansu Çiller-LDP Genel Başkanı Besim Tibuk-Manisa Milletvekili Bülent Arınç-Manisa Milletvekili Rıza Akçalı-Manisa Milletvekili Hasan Gülay-Manisa Milletvekili Ali Serdengeçti-İzmir Milletvekili Rahmi Sezgin-Konya Milletvekili Mehmet GölhanProgramın ikinci kısmında Manisa Minikler Ekibi'nin şiir dinletisi katılımcıların yoğun ilgisini çekti. Soma Folklor Ekibi'nin gösterisi ise seyredenleri coşturdu. Bu gösterinin ardından sahne alan Kafkas Derneği Ankara Şubesi Elbruz Halk Dansları Topluluğu ise şenliğe katılan herkesi büyüledi.Şenliğe katılan ses sanatçıları Hayri Kazbek, Kuşha Doğan ve Nurhan Fidan konuklara wored dolu saatler yaşattı. Programda yer alan defilede birbirinden güzel kıyafetler açık artırmaya sunularak, halkın ilgi ve beğenisi sağlandı.Elbruz Ekibi'nin kapanış gösterisinin ardından Mahalli Düğüne geçildi. Coşku içinde geçen düğünlerin ardından konukların yola çıkma vakti gelmişti. Yola çıkacaklar çıkmak, kalanlar ise onları yolcu etmek istemiyorlardı. Bu güzel ortamı birkaç saat daha yaşamak istiyorlardı.Bu güzel duygular içinde bir şenlik daha sona ermişti. Yeni Osmaniye Köyü Gençliği bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek, bu samimi ilişkinin devam etmesini istediklerini belirttiler. DIV>Kaffed