Şenıbe Musa Yura’nın Ardından

Çerkesler, bilim adamlığı ile siyasetçi kişiliği ile tüm Kafkasya’yı kapsayan birleştiricilik hayali ile özellikle de Abhazya Bağımsızlık Savaşı’ndaki mücadelesi ile büyük bir saygınlık kazanmış ŞENIBE Musa Yura’yı kaybetti. Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonunun Kurucu Başkanı idi ŞENIBE Musa…    Halkım ben, parmakla sayılmayan Sesimde pırıl pırıl bir güç var Karanlıkta boy atmaya Sessizliği aşmaya yarayan Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa Tohuma dururlar yeniden Ve halk, toprağa gömülü Tohuma durur bir yerde Buğday nasıl filizini sürer de Çıkarsa toprağın üstüne Güzelim kırmızı elleriyle Sessizliği burgu gibi deler de Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde…     Böyle diyor şair Pablo Neruda. Elbette. Elbette Çerkes Halkı da yeniden doğar ölümlerde. Çerkesler bundan sonra da halkını seven, mücadeleyi hayat tarzı olarak benimseyen daha nice kahramanlar çıkaracaktır. Buna eminiz. Şheretl Tuğujıko Kızbeç, Qalewubatuko Şuwpago, Geriyikho Şemiz, Havdukho Mansur, Hacı Granduk Berzeg, Şurukhyıko Duğuj, Berzeg Hacıdegumko, Zaneko Seferbiy…Ve adlarını burada sıralayamadığımızdan dolayı eksiklendiğimiz daha nicelerinin yanına gitti ŞENIBE Musa.Çerkes Kahramanlar Panteonundaki yerini de aldı.  Abhazya ve Gürcistan arasındaki 1992-1993 yıllarındaki savaşta Abhazya'nın yanında mücadele vermek üzere ŞENIBE Musa’nın başında olduğu Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu, Abhazya’ya Kafkasya’nın hemen her bölgesinden milis savaşçı güçlerin desteğinin sağlanmasında etkin rol oynadı.  Çoğunluğu Kuzey Kafkasya halklarından oluşan bu milis grubunun, Abhazya Bağımsızlık Savaşı'nın kazanılmasında önemli katkıları oldu. Çerkeslerin 130 yıl önce tamamlayamadıkları güç birliğini Abhazya’da oluşturmaya çalışan Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu, bunu bir ölçüde de olsa başarmış kabul edilebilir. 130 yıl önce sürgüne ve soykırıma uğrayan halkların evlatları bu kez Abhazya’da bir araya gelebildiler nihayet. Birbirinden farklı coğrafyalarda yetişmiş, Abhazya’yı hayatında hiç görmemiş, dünyaya farklı pencerelerden bakan Kuzey Kafkasyalılar Abhazya’da omuz omuza mücadele ettiler. Türkiye’den SIBA Efkan’ı, ABAĞBA Bahadır’ı, KOZBA Vedat’ı, YEĞOJ Hanefi’yi, ARGUN Zafer’i, Çeçen Şamil Basayev ile; Kabardey’den KARDEN Gena, Kanoko Nurhalil ve YAĞAN İbrahim ile Adıgey’den HUADE Adam ve MERETIKO Bislan gibi onlarca genci Abhazyalı vatanseverlerle bir araya getiren bu birlik duygusu idi. Bu duyguyu körükleyen, bu kardeş çocuklarını bir siperde toplayan ve canları pahasına APSNI’yı savunmaya getiren etkenlerden biri de Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu oldu.  1989 da Abhazya’da savaşın kıvılcımları çakmaya başladığı sırada Abhazya’daki olayları dert edinen Kabardeyli gençlerin önüne düşen ŞENIBE Musa bu dönemi şöyle anlatıyor: “Tam 7 Kafkas halkı Sohum’da toplandık. Abhazlar, Abazalar, Adigeler, İnguşlar, Kabardeyler, Çerkesler (Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ndeki Kabardeyler), Çeçenler. (Diğer Kafkas halkları sonraki kongrelere katıldılar)...” p> İlk haliyle adı Kafkas Dağlı Halklar Birliği  olan güç birliği, 25-26 Ağustos 1989 tarihinde Abhazya - Akua’da (Sohum)  7 Kafkas halkının temsilcilerinin ortak kararıyla kuruldu.   Nalçik’te yapılan 2. Kongrenin ardından 1991 de yine Abhazya’da yapılan 3. kongrede Birlik, Kafkas Halkları Konfederasyonu’na dönüştü. Konfederasyon kendini 1918 Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin varisi ilan ediyordu. Bu dönemde Çeçen Bağımsızlık mücadelesi de Cokhar Dudayev ile yeni bir döneme giriyordu. Boris Yeltsin’in Çeçenya’yı ezmeye hazır olduğunu iddia etmesi ile Konfederasyon da “savaş durumu” ilan ederek Çeçen Savaşına katılacak gönüllüleri seferber etti. Bir Rus –Kafkas savaşının şu an için uygun olmadığına ikna edilen Yeltsin’in geri adım atması Kafkas Halkları Konfederasyonu’nun askeri ve siyasi başarısı kabul edilir.   Abhazya’da 1992 de başlayan olaylarda ve Çeçenya ve Rusya mücadelesinde etkili bir kurum olan Konfederasyon, Rusya’nın da hedefine girdi. Konfederasyonun gücünü azaltacak manevralar yapmak Rus istihbaratının ve Rus devlet geleneğinin çok yabancısı olduğu konular değildi nihayetinde. Böylece Konfederasyonun etkisinin azaldığını ve Çeçen savaşında Abhazya’da olduğu gibi önemli bir etkisinin olmadığını görüyoruz. Çeçen - Rus Savaşı’nın Rusya’nın üstünlüğü ile sona ermesiyle Konfederasyonun azalmış olan etkisi 1999 da Rusya’nın Çeçen topraklarında kontrolü sağlaması ile sona yaklaştı. Durumu kabullenen ŞENIBE Musa Kabardey’de “gönüllü sürgüne” giderek siyaseten etkisizleşti. Yerine geçen Yusuf SOSLANBEK te 2000 yılında Moskova’da bir suikasta uğrayıp hayatını kaybedince Kafkas Halkları Konfederasyonu siyasi olarak sona erdi. Bu durum birleşik ve bağımsız bir Kuzey Kafkasya idealinin bir kez daha ertelenmesi anlamına gelmektedir. ŞENIBE Musa bu olayların baş aktörlerinden biri olarak Kabardey-Balkar’da başladığı hayat yolculuğunu 28 Nisan 2020 günü yine Kabardey topraklarında bitirdi. 20. yüzyılın sonlarından itibaren Kafkasya siyasetine ve bağımsızlık idealine damgasını vurmuş önemli bir figürdür ŞENIBE Musa. Hukukçu, siyaset bilimci, aktivist, siyasetçi ve halk lideri olarak neredeyse tüm Kafkasyalıların sempatisini ve muhabbetini kazanmış ender şahsiyetlerden biridir. Örnektir. Onun birlik ruhu yine Kafkasya üzerinde dolaşacaktır. Kafkasyalılar ondan razıdır sanıyoruz. Dileriz o da Kafkasyalılardan razıdır. Allah rahmet eylesin! Тхьам и псапэхэр егъэбагъуи ипсэк|одхэр къыфегъэгъу иахърэт нэфы еш|.  Тхьэм фщимыгъэгъупщэк|э!   YARARLANILAN KAYNAKLAR.strong>p> Şenibe Musa Y, Kafkasya’da Birliğin Zaferi, Çev: Nartan Elbruz, İstanbul, Nart Yayıncılık, 1997 Türkiye’de Çerkes Diasporasının Siyasi Tarihi – Z. A. Besleney http://www.altinpost.org/haber-arsivi/Musa Şenıbe'nin Vefatı Abhazya'da Büyük Üzüntü Yarattıp> https://turkiyeabhazyayitanisin.wordpress.com/2012/02/15/kafkas-halklari-konfederasyonu-khf/p> http://kuzeykafkasyacumhuriyeti.org/yazar/dug-orhan-dogbay/konfederasyon-ruhunu-yeniden-hatirlamak.htmlp> https://tr.qwe.wiki/wiki/Confederation_of_Mountain_Peoples_of_the_Caucasus#Creationp>      nanЛ1ЫХЪУЖЪЫКЪО Özcan Atıcıer

Gönen-Manyas Çerkeslerinin Sürgünü

Mayıs ayı Çerkeslerin yüreğinde ince bir sızıdır. Zira 21 Mayıs 1864’de vatanlarından koparılarak darmadağın edilen ve dünyanın 40 farklı yerine sürülen Çerkesler yine bir Mayıs ayında ikinci bir sürgüne tabi tutulmuştur. Güney Marmara bölgesine yerleştirilen Çerkesler ilk sürgünden 59 sene sonra yine bir Mayıs ayında bir kararname ile darmadağın edilmiş, ikinci bir sürgün yaşamıştır.  97 yıl önce yaşanan bu sürgün Çerkesler üzerinde ikinci bir travmaya neden olmuş,  Çerkesler uzun süre kökenlerini gizlemeye yönelmiştir.p> CUMHURİYET TARİHİN İLK İÇ SÜRGÜNÜ Mondros Mütarekesinin imzalandığı tarihlerde Marmara bölgesi son derece karışıktır. Çok sayıda etnik gurubun birlikte yan yana yaşadığı yöre; kışkırtmalara, isyanlara ve hür türlü anarşiye elverişlidir. Bir taraftan İngilizlerin, diğer taraftan da Milli Mücadele yanlılarına karşı tavır alan İstanbul Hükümetlerinin neden olduğu bir kargaşa hakimdir. İttihat ve Terakkicilere karşı bir tavır içindeki Hürriyet ve İtilaf Partisi yanlılarının da etkin oldukları bu kargaşada Çerkeslerin zarar görmemesi için İstanbul’dan Binbaşı Çerkes Sıtkı Getsev ve Mustafa Butbay “nasihat heyeti” olarak gönderilmişse de istenilen sonucu alamamışlardır. İşte böyle bir ortamda Ege’de temeli atılan Kuva-i Milliye çalışmalarına, Çerkes Ethem Beyin çağrısına uyup da en önde koşanlar yöre Çerkesleridir. Bu hususu Yunan tarihçileri de açıkça yazmaktadırlar. Yunanlıların ilerlemesini durduran, Anadolu’yu bir yangın gibi saran isyanları bir bir bastıran Ethem Bey, düzenli ordu kurulurken yaşanan krizler sonucunda, iradesi dışında da olsa geçiş protokolü ile Yunanlılara teslim olunca; serbest bırakılan adamaları genellikle yöredeki köylerine geri dönmüşlerdir. Ancak, o güne kadar büyük fedakârlıklar gösteren ve düşmanın karşısına ilk dikilen Çerkeslerin aleyhinde bir hava hakimdir. Henüz yayınlanmamış olan Ahmet Haratoka’nın anılarında da yer aldığı üzere açıktan olmasa da Ankara’dan talimat verilmiş gibi Çerkeslere karşı bir sindirme politikası başlatılmıştır. Kara Hasan ve farklı çetelerin yarattığı asayiş sorunları, Ahmet Anzavur’un bu mıntıkada İstanbul Hükümeti lehine çalışmalara ve isyanlara başlamış olması, kimi parayla kandırılarak kimi de hatır zoru Anzavur’a uyan bir kısım Çerkesin ve Ethem yanlılarının çoğunluğunu oluşturduğu; adamı olanların listelerden çıkartıldığı, sahipsiz ve savunmasız birçok Çerkesin listeye konulduğu, sağlıklı olarak düzenlenmediği hususunda araştırmacıların mutabık kaldığı 150’lilikler listesine 1924 yılında genellikle yöre insanları ama daha çok da Çerkesler alınarak mükerreren cezalandırılmışlardır. Lozan Antlaşmasına göre af dışı bırakılan 150’lilkler listesine alınan Çerkesler için geçerli sayılan kriterlerin aynılarına ilaveten ekonomik ve sosyal yaşam düzeyi Çerkeslerden geri olan diğer etnik kökenli köylülerin tahrikiyle, tarihte örneği az görülen bir uygulamayla, yöredeki 14 Çerkes köyündeki tüm insanlar suçlu-suçsuz, çoluk-çocuk, yaşlı-genç ayrımı yapılmadan cebren sürgüne gönderilmişlerdir. Bu olay 150’lilikler listesinin düzenlenmesinden bir yıl önce yaşanmıştır. Üstelik Başbakan Rauf Bey ve birçok Çerkes kökenli Paşanın varlığına rağmen. Çerkesler adeta oyuna getirilmiş ve bazıları için ikinci, bazıları için de üçüncü kez sürgün başlatılmıştır.   Savaştan galip çıkan Cumhuriyet Türkiye’sinin milliyetçi kadrolarından bazılarının, Gönen, Manyas ve Bandırma’da yerleşik Çerkesleri; Afyon, Sivas, Tokat, Urfa, Muş, Bitlis, Konya, Niğde ve Malatya taraflarına dağıtarak açıktan söylemeseler de onları asimile etmeyi amaçladıklarında mutabakat vardır. İlk sürgün 18 Aralık 1922 tarihinde Gönen’in Mürüvvetler (Çizemuğ hable) köyünde uygulanmıtır. Topluca sürülen bu köyle ilgili kayda değer bir tepki olmayınca diğer 14 Çerkes köyünün sürgün kararnamesi Mayıs 1923’te uygulamaya konulmuştur. Kararname çok acımasızdır; her aile ancak bir kağnı arabasının götürebileceği kadar eşyasını alabilmektedir. Çerkesler mallarını yok fiyatına elden çıkarmak zorunda kalırlar. Jandarmalar tarafından kuşatılan köylere giriş-çıkışlar yasaklanmış, belirli alıcıların insafına bırakılan satışlarda normal fiyatı 200 lira olan bir çift öküz en çok 30 liraya elden çıkarılmıştır.   SÜRGÜN EDİLEN KÖYLER VE SÜRGÜN TARİHLERİ Gönen’e bağlı köyler:  1-Üçpınar Köyü 28 Mayıs 1923 Pazartesi 2-Muratlar Köyü 5 Haziran 1923 Salı 3-Armutlu (Sızıköy) 9 Haziran 1923 Cumartesi 4-Dereköy (Keçideresi) 13 Haziran 1923 Çarşamba 5-Çınarlı (Keçeler) köyü 16 Haziran 1923 cumartesi   Not: Gönen’in Çerkes köylerinden Karalar çiftliği, Bayramiç, Hacı Menteş ve Ayvalıdere köyleri de tüm malları sattırılmış ve göçe hazır vaziyette uzun süre bekletilmişlerdir. Manyas’a bağlı köyler: 1- Boğazpınar (Mürüvvetler)          Aralık 1922-Ocak 1923 arası 2- Kızılkilise (Kızılköy)                   7 Haziran 1923 Perşembe 3- Yeniköy                                     7 Haziran 1923 Perşembe 4- Dümbe (Tepecik )                     7 Haziran 1923 Perşembe 5- Ilıca (Ilıcaboğaz)                     11 Haziran 1923 (Şimdi Susurluk’a bağlı) 6- Karaçallık                               13 Haziran 1923 Çarşamba 7- Bolağaç                                 13 Haziran 1923 Çarşamba 8- Değirmenboğazı                    21 Haziran 1923 Perşembe 9- Hacıosman                            21 Haziran 1923 Perşembe Not: Manyas ilçesine bağlı Işıklar, Hacıyakup, Süleymanlı, Durak, Çakırca, Elkesen, Çavuşköyü, Kızık, Kulak, Eskimanyas, Tatarköyü, Haydar, Esen, Ergili, Salur, Hamamlı, Muradiye, Geyikler köyleri de mallarını hiç fiyatına satmış olup her an sürgün olacakmış gibi hazır bekletilmişlerdir. 14 Çerkes köyünün sürgününe karşı, kitle hareketi olarak nitelendirilebilecek bir tepki olmamıştır. Nitekim Mürüvvetler köyünün sürgünü sırasında bir karşı tepkinin olup olmayacağı adeta gözlemlenmiş,  olmayınca da diğer köylerin sürülmesine dair kararname yayınlanmıştır. Buna karşın değerli bir düşünür, yazar ve Kafkas milliyetçisi olan Mehmet Fetgerey ŞOENU peş peşe kaleme alıp Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu iki önemli yazı ile ferdi tepkisini ortaya koymuştur. F. Şoenu, Çerkeslerin bu ülke için yaptıklarını, Türk topraklarında Çerkes Devleti kurmak gibi bir amaçlarının olmadığını, Çerkeslerin özelliklerini, sürgün sırasında yaşanan ıstırapları ve kayıpları anlattığı yazılarında Meclisin ne yapması gerektiğine ilişkin oldukça geniş ve okunması, bilinmesi gereken yazıları nedeniyle yaşam boyu bir daha yayın yapmamak gibi bir cezaya çarptırılmıştır. Ancak bu yazıları ile F. Şoenu amacına ulaşmış, Çerkes aydınları Rauf Orbay, Hunca Ali Sait Paşa ve diğerlerinin gayretleri de eklenince sürgün durdurulmuş ve bir yıl sonra per perişan ve ellerinde hiç bir şeyleri kalmamış halde 14 köyün sakinleri geri dönmüşlerdir. Ancak bu sefer de başka aksiliklerle karşılaşmışlardır. Bazı köylere Bulgar göçmenleri yerleşmiş (Hacıosman Köyü gibi) onları evlerinden çıkartmak hayli zor olmuş, evlerini, bağ-bahçelerini talan edilmiş halde bulmuşlardır. Dereköy örneğinde olduğu gibi geri dönenler uzun bir süre kendi muhtarlarını dahi seçememiş, Kaymakamlıkça atanan yöneticiler tarafından idare edilmişlerdir. Düğünlerini, milli oyunlarını, mızıka ile yapamamış, girişimde bulunanların enstrümanları “Burası Rusya değil” denilerek toplanmış, düğünleri dağıtılmıştır. Gönen Manyas Sürgünü ya da Güney Marmara Sürgünü olarak bilinen ve Cumhuriyet tarihinin ilk iç sürgünü olan bu acı olaylar hakkında daha çok araştırma yapılacaktır. Federasyonumuz bu konuda yapılacak yüksek lisans ve doktora araştırmalarını desteklemeyi sürdürecektir. Kaynak: Nart DergisinanKaffed

KAFFED “21 Mayıs Çerkes Sürgünü” Konulu Resim Yarışması

Yarışmanın Son Başvuru Tarihi  : 15 Mayıs 2020 Yarışmanın  Konusu                  : 21 Mayıs Çerkes Sürgünü Yarışmanın Katılım Şekli            : Mail yoluyla          Yarışmadaki Kısıtlar                   : Ülkemizdeki  13-18 yaş arası gençler katılabilir   Yarışmaya; A4 ya da 25cm x 35cm veya 35cm x 50cm ölçülerinde, resim kâğıdı ya da kartona yapılmış resimlerle katılabilirler. Resimler renkli ya da siyah beyaz olabilir. Her türlü resim ve boya malzemesini kullanmak serbesttir. (Sulu boya, pastel boya, kuru boya, yağlı boya vb.) Her öğrenci tek bir resim ile yarışmaya katılabilir. Resimlerin iyi çekilmiş yüksek çözünürlüklü fotoğrafları ya da taramaları en geç 15 Mayıs 2020 tarihine kadar Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)  mail adresine info@kaffed.org gönderilmelidir. Bozuk ya da flu gönderilmiş resimler yarışma dışı kalacaktır.p> Resimler internet üzerinden gönderilirken, yarışmacı öğrencinin; adı, soyadı, yaşı, okulun ismi, öğrenci ebeveyninin; adresi, ili, coğrafi bölge bilgisi, e-mail adresi ve telefon numaraları kişinin rızası ile açık olarak yazılmalıdır. Bilgileri eksik olan öğrencilerin resimleri değerlendirmeye alınmayacaktır. Jürinin belirlediği resimlere birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülleri verilecektir. Yarışma ve sosyal etkinlikler sonucu ortaya çıkan katılımcı eserlerinin telif hakkı eser sahibine aittir. Eserlerin basın yayım ve paylaşımı eser sahibinin izni ile gerçekleştirilecektir. Yarışma sonuçları 20 Mayıs 2020 tarihinden itibaren KAFFED Web Sitesinde ve ( Facebook, Instagram Twitter) sosyal medya hesaplarında yayınlanacaktır. Yarışmayı kazanan çocukların eserleri reelde veya internet üzerinde yapılacak sergide sergilenecektir. Yarışmaya katılan tüm öğrencilere, “ Katılımcı Sertifikası ” gönderilecektir. Yarışma Jürisi : Faruk Kutlu Ahmet Özel Meral Fidan Sevim Seyhan Özcan AtıcıernanKaffed

KAFFED “21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgününün Yansımaları” Konulu Öykü Yarışması

Yarışmanın Son Başvuru Tarihi        : 10Mayıs 2020div> Yarışmanın  Konusu                         : 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgününün Yansımalarıdiv> Yarışmanın Katılım Şekli                  : Mail yoluyla           div> Yarışmadaki Ksıtlar                          : Ülkemizdeki  30 yaş ve altındaki gençler katılabilirdiv> div>   Gençlerin kişisel ve sosyal gelişimini desteklerken anavatan ile bağları kopmasın, hep güçlensin istiyoruz. Sanatsal ve kültürel faaliyetlerin sayısı ve niteliği ile toplumu oluşturan fertlerin sanatsal faaliyetlere ilgisi ve kültürel değerlere duyarlılığı, sağlıklı ve sağlam bir toplumsal yapının güvencesidir. Bizim bu yapıyı oluşturmamızın yegane yolu ise gençlerden geçmektedir. Bu kapsamda,düzenlenecek olan bu yarışma ile gençlerimizin özgün yapıtlar ortaya çıkarmasına fırsat verilerek, edebiyatımıza bu öyküleri kazandırma amacını taşıyoruz.   Öykü Yarışması Amacı :    Çerkes Edebiyat dünyasına yeni yazarlar kazandırmak, Genel olarak hedef kitle olan üniversite öğrencilerinin gelişimine katkıda bulunmak, Öykücülüğün genç kuşaklarca da sürdürülmesini teşvik etmek, Sanatsal, kültürel, tarihi veya geleneksel değerlerimizin öykülerle yazılı hale ettirilmesini sağlamak, Gençlerin kişisel ve sosyal gelişimini desteklemek, Gençlerin potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri uygun zemini hazırlamak, Okuyan, düşünen ve yazan gençliğin ortaya çıkmasına katkıda bulunmak.   Bu yarışma KAFFED tarafından, köklü sözlü bir anlatı geleneğine dayanan tarihimizin ve yaşananların genç kuşaklarca sürdürülmesini, yazı dilinin daha çok kullanılmasının geliştirilmesini teşvik etmek amacıyla düzenlenmiştir.   Öykü Yarışması Katılım Şartları :   Öykü yarışmasının konusu;  “21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgününün Yansımaları” dır.   Yarışmaya 30 yaş ve altı tüm gençler katılabilir. Her kişi en fazla bir adet öykü ile katılabilecektir. Öykü en fazla 2.500 (iki bin beş yüz) sözcükten oluşmalıdır. Bu sınırlamaya uymayan öyküler değerlendirme dışı bırakılacaktır. Yarışmaya katılan öyküler, yaratıcılık ve özgünlüğe uygun olmalıdır.   Yarışmaya başvurular en geç 10 Mayıs 2020em> tarihine kadar yapılacaktır. Bu tarihten sonra yapılan başvurular dikkate alınmayacaktır.div>   Başvurular malum süreç dolayısıyla elektronik ortamda KAFFED’in mail adresi info@kaffed.org üzerinden alınacaktır.div>   KAFFED, derece alan veya almayan bütün yapıtları afiş, katalog, broşür, kitapçık vb. her türlü tanıtım malzemesi olarak kullanma hakkına ve bu yapıtların 5846 sayılı yasadan doğan tüm telif haklarına sahip olacaktır ve gerekli gördüğü takdirde görsel/dijital/sanal ve basılı yayınlar aracılığıyla yayınlayabilir.   Yarışma sonucunda yayınlanmaya uygun bulunan ilk üç yapıt, Çerkes Hikayeleri Antolojisi’nde yer alacaktır. Yayımlanacak yapıtlara ayrıca telif ücreti ödenmeyecektir.   Alıntı veya kopya olduğu saptanan yapıtlar ödül kazanmış olsalar dahi iptal edilecek ve yapıt sahibi hiçbir hak iddia edemeyecektir.   Yarışma sonucu 21 Mayıs 2020em> günü açıklanacaktır.div>   Seçici Kurul :div>   Elbruz Aksoy  Eda Tokuç Balbay  Ayça Atçı  Sinem Özkan Filiz Çelik   Değerlendirme Şartları :   Kurul tarafından ilk üçe girecek yapıtların değerlendirme ölçütleri aşağıda belirtilmiştir; Özgünlük Kurgu ÜslupnanKaffed

Kafkas Halkları Konfederasyonu’nun İlk Başkanı Şenıbe Musa Yura Hayatını Kaybetti

Kuzey Kafkasya'daki sivil toplum hareketi önderlerinden, Abhazya'nın özgürlük mücadelesine yaptığı katkılarla halkımızın gönlünde yer edinen Çerkes halkının değerli evladı Şenıbe (Щеныбэ) Musa Yura vefat etti.    Şenıbe Musa Yura halkımızın gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır.   Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.   Not: Şenıbe Yura'nın cenazesi bugūn (28 Nisan 2020) saat 14.00'de anavatanda toprağa verilecektir.   Adres: Şortavova 17/a NalçiknanKaffed

KAFFED “Hayalimdeki Kafkasya” Konulu Resim Yarışması

Yarışmanın Son Başvuru Tarihi  : 15 Mayıs 2020 Yarışmanın  Konusu                  : Hayalimdeki Kafkasya Yarışmanın Katılım Şekli            : Mail yoluyla          Yarışmadaki Kısıtlar                  : Ülkemizdeki  7-12 yaş arası çocuklar katılabilir   Yarışmaya; A4 ya da 25cm x 35cm veya 35cm x 50cm ölçülerinde, resim kâğıdı ya da kartona yapılmış resimlerle katılabilirler. Resimler renkli ya da siyah beyaz olabilir.  Her türlü resim ve boya malzemesini kullanmak serbesttir. (Sulu boya, pastel boya, kuru boya, yağlı boya vb.) Her öğrenci tek bir resim ile yarışmaya katılabilir. Resimlerin iyi çekilmiş yüksek çözünürlüklü fotoğrafları ya da taramaları en geç 15 Mayıs 2020strong> tarihine kadar Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)  mail adresine info@kaffed.org gönderilmelidir.p> Bozuk ya da flu gönderilmiş resimler yarışma dışı kalacaktır. Resimler internet üzerinden gönderilirken, yarışmacı öğrencinin; adı, soyadı, yaşı, okulun ismi, öğrenci ebeveyninin; adresi, ili, coğrafi bölge bilgisi, e-mail adresi ve telefon numaraları kişinin rızası ile açık olarak yazılmalıdır. Bilgileri eksik olan öğrencilerin resimleri değerlendirmeye alınmayacaktır. Jürinin belirlediği resimlere birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülleri verilecektir. Yarışma ve sosyal etkinlikler sonucu ortaya çıkan katılımcı eserlerinin telif hakkı eser sahibine aittir. Eserlerin basın yayım ve paylaşımı eser sahibinin izni ile gerçekleştirilecektir. Yarışma sonuçları 20 Mayıs 2020em> tarihinden itibaren KAFFED Web Sitesinde ve ( Facebook, Instagram Twitter) sosyal medya hesaplarında yayınlanacaktır.p> Yarışmayı kazanan çocukların eserleri reelde veya internet üzerinde yapılacak sergide sergilenecektir. Yarışmaya katılan tüm öğrencilere, “ Katılımcı Sertifikası ” gönderilecektir.   Yarışma Jürisi :p> Faruk Kutlu Ahmet Özel Meral Fidan Sevim Seyhan Özcan Atıcıer  nanKaffed

Dünden Bugüne, Bugünden Geleceğe

Atalarımın uğruna eşini, sevdiğini, çocuğunu, annesini, babasını, akrabalarını, yani kısaca sevdiklerini geride bırakarak, -tabiri caizse- adeta cennetten kopup, yeryüzünde oluşturduğu bir kıta uğruna kanlarının son damlasına kadar savaştığı ve bu toprakların bağımsızlığı mücadelesinde ortaya çıkan bir bayrak; Çerkes Bayrağı !p> Seneler önce Anavatanıma Genar adlı kitapla aşık olan biriyim. İnsan tanımadığı, görmediği ve hatta hiçbir yerini bir karış kadar bile bilmediği bir yere nasıl aşık olabilir acaba? Aşkı bilirsiniz. İnsan açışından bakacak olursanız her zaman yanında olmak istersiniz, her dakika onu görmek istersiniz ve ona hiçbir zarar gelmemesi için elinizden gelen her şeyi yaparsınız. Anavatan da bizler için aynısıdır aslında. Her zaman orada bulunmak, her zaman onun caddelerinde, mahallelerinde, sokaklarında dolaşmak ve ona gelecek en ufak tehlikede onu kanının son damlasına kadar zarar gelmemesi için savunmak ona olan aşkımızı pekiştirmekle birlikte onu temsil eden bayrağı da aynı zamanda yüceltmektir. Bayrak bir ülkenin ve bir halkın birliğinin göstergesi olan yegane temsil kaynağıdır. Ünlübir yazar, şair ve hukukçuolan Mithat Cemal Kuntay'ın "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/ Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır." sözüise bunu en güzel şekilde anlatmaktadır. Biz bayrağımız için zamanında çok fazla kan akıttık ve artık bu akıttığımız kanları geleceğimize; yani çocuklarımız ve gençlerimize aktarmanın, bunun değerinin bilinmesi ve devamlılığının sağlanması için elimizden gelen her şeyi yapmanın zamanı gelmiştir. Rus Çarlığı yıkılması sonrası kurulan Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından kurulan Rusya Federasyonu döneminde, 23 Mart 1992 tarihinde çıkarılan bir kanunla, Adıgey Cumhuriyeti'nin resmi bayrağı olarak kabul edilmiştir. Mart 2010'da Adıgey Cumhuriyeti Adıge Xase’nin yaptığı toplantıda alınan karar doğrultusunda, çıkarılan bir kanunla 25 Nisan günü, ÇerkesBayrağı günü olarak ilan edilir ve her sene kutlamaya başlanmıştır. 25 Nisan sesimizi geçmişten bugüne bugünden de geleceğe duyurmanın zamanıdır. Hepimizin Çerkes Bayrağı Günü Kutlu Olsun!    nanHarun Fuat Gülseren

Adıgey Cumhuriyetimizin Başkanı Sayın Kumpıl Murat’ ın Bayrak Günümüzle İlgili Mesajı

Адыгэ Республикэм икъэралыгъо быракъ имафp>   Непэ мэфэкl дахэ хэтэгъэунэфыкIы - Адыгэ Республикэм икъэралыгъо быракъ имаф. Плlэнэбз уцышъом щэбзищ щызэблэдзыгъ, жъогъо пшlыкlутlур ахэмэ ашъхьагъ ыкlи зэкlэ адыгэхэм тызщыпсэурэ чlыпlэм емылъытыгъэу тилъэпкъ тамыгъ. Тибыракъ тарихъ бай пылъ, лlэшlэгъухэм къахэкlи къытэнэсыжьыгъ. Тятэжъхэм ялlыблэнагъэ ишыхьат, непэрэ гъэхъагъэхэм тигъогогъу. Хэку гупсэм, лъэпкъым апае гушхоныгъэ тибыракъ къытхелъхьэ. Блэкlыгъэм ыкlи неущрэ мафэм адыгэ быракъыр язэпхыныгъ. Илъэс 28 хъугъэу Адыгэ Республикэм икъэралыгъо тамыгъ. Лъэпкъым итарихъ быракъ республикэ тамыгъэу 1992 илъэсым зэраштэгъагъэм тырэгушхо. Сыд фэдэ тихэхъоныгъи, тигъэхъагъи ашъхьагъ щэбыбатэ, сыд фэдэ чlыпlэ тыкlуагъэми тэlэты. Тиреспубликэ итамыгъэ шъхьаlэхэм ащыщэу тибыракъ Адыгеим ис лъэпкъхэм тапэкIи зыкlыныгъэ къахерэлъхь. Сыд фэдэ лъэныкъокlи хэхъоныгъэхэм ыкlи текlоныгъакlэхэм ренэу таферэщ!   Кумпыл Мурат Адыгэ Республикэм и ЛIышъхь     Adıgey Cumhuriyeti'nin  Bayrak Gününüp> Bugün güzel bir günü kutluyoruz - Adıgey Cumhuriyeti’nin Bayrak Gününü. Dört köşeli yeşil bayrağımızda, çapraz şekilde üç ok ve onun  üstünde de   12 yıldız  yer alır. Yaşadıkları yere bakmaksızın tüm Adıgelerin (Çerkeslerin) ulusal armasıdır. Bayrağımızın zengin bir tarihi vardır.  Yüzyılların içinden gelerek  bize ulaşmıştır. Dedelerimizin kahramanlıklarının bir şahidi, günümüzdeki  kazanımlarımızın yoldaşıdır. Can vatanımız ve  halkımız adına bayrağımız   bize cesaret vermektedir. Adıge Bayrağı, geçmişi ve geleceği birbirine bağlayandır.  28 yıldır Adıgey Cumhuriyeti’nin devlet armasıdır. Halkımızın tarihi bayrağının, Cumhuriyetin bayrağı olarak kabul edilmesinden dolayı gururluyuz.  Her türlü gelişimimizin ve kazanımlarımızın üstünde dalgalanmakta, nereye gitsek de bayrağımızı kaldırmaktayız. Cumhuriyetimizin temel sembollerinden olan bayrağımız, Adıgeyde yaşayan halklara, ileride de birlik-beraberlik  getirsin. Her açıdan  gelişmeye  ve yeni zaferlere daima bizi götürsün.   Kumpıl Murat Adıgey Cumhuriyeti Başkanı    nanKaffed

Adıge Bayrağı Günü

  ADIGE BAYRAĞI GÜNÜ   Adıgey Cumhuriyeti Adıge Xase'nin 2010 yılında ilan ettiği 25 Nisan Adıge Bayrağı Gününü 10. yılında birliğimizin ve beraberliğimizin sembolü olan bayrağımızın sonsuza kadar varolacağı inancıyla kutluyoruz.   Адыгэ ныпым и мафэм пае тышъуфэгуш1о!   Адыгэ ныпым и махуэм дохъуэхъу!   Kafkas Dernekleri Federasyonu nanKaffed

Bayrak Onurdur – Ныпыр Напэщ

Bayrak bir ülkenin bağımsızlığını simgeleyen ve bir ulusun milli değerlerini yansıtan renkli bir kumaş olarak tanımlanabilir. Bu nedenden ötürüdür ki bayraklar ülkelerin değer verdikleri ve baş üstünde tuttukları en önemli simgelerdendir. Çerkesler olarak diğer ülkelere nazaran bayraklarımıza çok daha büyük bir tutku ve saygıyla bağlıyız. Bunun nedeni ise Çerkes Bayrağının içimizdeki özgürlük ateşini yakması, atalarımızın zamanında yaptığı mücadeleyi bize hatırlatmasıdır. Çerkesler 19. yüzyıl başlarına kadar milli bir bayraktan yoksun ve bir devlet anlayışına sahip olmadan yaşamlarını sürdürdüler. Ancak bu zaman içerisinde her boy ve kabile için çeşitli renkli kumaşlar üzerine işlenmiş flamalara yer verilmiştir. O dönemlerde milli bir bayrağımız olmamasına karşılık kendimizi temsil eden flamalarımız vardır. Çerkes Bayrağı için Zanik’o Seferbi’nin şu sözleri bulunmaktadır: “Bayrağımızı 12 yıldız ile aydınlattık, bu yıldızlar her bir bölgenin eşit şekilde temsiliyetini, üç ok ise okların birlik içerisinde olduğunu ve bu da Çerkeslerin barıştan yana olduğunu, bayraktaki yeşil renk ise vatanımızda ki bahar yeşili gibi ovalarımızı, dağlarımızı ve ormanlarımızı temsil etmektedir.”  Bu bayrağı düşündüğümüzde atalarımızın bu bayrakla savaşa girdiği ve bu bayrakla sürgün edildiği unutulmamalıdır. Sürgün devamında Türkiye diasporasında 1920’li yıllarda Çerkes Bayrağı’nın düğünlerde taşınması ve Çerkesliğin sembolleri dönemin Türkiye yöneticileri tarafından yasaklanmış, bu baskılardan ötürü sandıklarda saklanmıştır. Anavatanda ise Rus-Çerkes savaşı sonucunda Çerkes Bayrağı yasaklanmış, her zaman olduğu gibi gerçekler gizlenmiş, bayrağımız da bu sürede gizli kalmıştır. Ancak 23 Mart 1992 tarihinde çıkarılan bir kanunla, Adıgey Cumhuriyetinin resmi bayrağı olarak kabul edilmiştir. Mart 2010'da Adıgey Cumhuriyeti Adıge Xase'sinin yaptığı toplantıda alınan karar doğrultusunda, çıkarılan bir kanunla 25 Nisan günü, Çerkes Bayrağı günü olarak ilan edilmiş ve her sene kutlamaya başlanmıştır. Bugün ise Çerkes Ulusal Bayrağı Adıgey Cumhuriyeti’nin devlet kurumlarında ve yerel yönetimlerin binalarında gururla dalgalanmakta ve RF Devlet Duması ile Federasyon Konseyinin duvarlarında diğer federasyon birimlerinin bayraklarının yanında 1. sırada bulunmaktadır. Çünkü RF anayasasında yer alan resmi sıralamaya göre Adıgeya 1. bölgedir. Çerkes bayrağı tüm dünya Çerkesleri için gerçek bir ulusal sembol haline geldi. Dünyadaki milyonlarca Çerkesin bir kimlik işareti oldu rozetlerde, plakalarda, internetteki profillerimizde, t-shirtlerimizde, anahtarlıklarımızda, evlerimizin balkonlarında veya çatılarında, köylerimizin giriş çıkışlarında, düğün alaylarımızda, miting ve yürüyüşlerimizde, toplantılarımızda, sivil toplum kuruluşlarımızda ve hatta bazen hiç ummadığımız yerlerde karşımıza çıkmakta; hayatımızın vazgeçilmezi olmaktadır. Çerkes kimliğimizi yansıtabilmemiz için bayrağımız ve tanıtımı oldukça önemlidir. Türkiye diasporası olarak bayrağımızı mümkün olduğu kadar hayatımızda kullanmamız ve kullandırmamız gerekmektedir. Bayrağımız atalarımızın yaptığı bağımsızlık mücadelesini içimize işlemekte, bağımsız Çerkes toplumu fikrinin korunmasında bizlere dayanak olmaktadır. Anavatanımıza sahip çıkmamıza, elimizden gidenleri yeniden alabilmemize, elimizde olmayanları hak iddia etmede bayrağımızın altında toplanarak toplumumuzun gücünü yansıtabiliriz. Gelecekte de bayrağımızın sonsuza kadar dalgalanması yine bizlere bağlı. Bayrağımızın mirasına ve bize kattıklarına sahip çıkmamız bunun için yeterli olacaktır. Unutmayalım ki bayrağımız onurumuzdur ve Çerkesya ile Türkiye, Suriye, İsrail ve Ürdün gibi ülkelerdeki diasporalarını birbirine bağlayan bir semboldür. 25 Nisan Adıge Bayrak Günü kutlu olsun !                                                                                               nanKanuko Halil İbrahim