KAFFED Genel Kurulu 2011 – Engin Özkoç

KAFFED Genel Kurulu 2011 - Engin Özkoç Kaynak: Kaffedp>Kaffed

I. OAT Katılım Gündem ve Sonuç Bildirisi

  KAFFED ORTAK AKIL PLATFORMU Diasporadan anavatana toplumsal-ulusal gelecek arayışı ORTAK AKIL TOPLANTISI KATILIM, GÜNDEM VE SONUÇ BİLDİRİSİ   Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) öncülüğünde düzenlenen ‘Ortak Akıl Toplantısı’, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden, Kafkasya’dan ve Avrupa’dan gelen elli katılımcıyla 10-12 Aralık 2010 tarihleri arasında Bolu - Koru Otel’de yapıldı. ‘Federasyon ve üye dernekler içinde veya farklı mecralarda toplumsal mücadeleye katkı veren aydınları ve kanaat önderlerini biraraya getirerek farklı düşünce ve önermelerin bütünleştirilmesi, diasporada ve anavatanda toplumsal kollektif kabiliyetin yükseltilmesi, ortak aklın ve insiyatifin geliştirilmesi, toplumsal-ulusal gelecek için politikalar üretilmesi’ amacıyla düzenlenen toplantı, Cuma akşamı yapılan ön hazırlık ve yöntem-metod iştişareleri ile başladı. Cumartesi günü saat 09:00’dan 19:30’a, Pazar günü ise 09:00’dan 17:00’ye kadar devam etti. Aşağıda başlık ve alt başlıkları ile bilginize sunulan gündemin ele alındığı toplantı, Prof. Dr. Ayhan Kaya ile Doç. Dr. Mitat Çelikpala yönetiminde (moderatörlüğünde) yapıldı. KAFFED Genel Başkanı Cihan Candemir’in açılış konuşmasıyla başlayan toplantının ilk gününde Ayhan Kaya, “Diaspora kavramı ve dünyadaki farklı diasporik örgütlenmelerin dünü-bugünü”; ikinci gününde de Mitat Çelikpala, “Uluslararası dengeler ve denklemler ışığında diaspora- anavatan coğrafyası” üzerine genel çerçeve konuşmaları yaptılar. Oturumların çerçeve konuşmaları ise Prof. Dr. Sevda Alankuş, Prof. Dr. Erol Taymaz, Prof. Dr. Şamil Erdoğan ve Sezai Babakuş tarafından yapıldı. ‘Eşit söz hakkı ve düşünceyi özgürce ifade etme’ ilkesinin esas alındığı toplantıda, yapılan konuşmalar ve tartışmalarla, çokyönlü düşünce zenginliği yaratıldı ve toplumumuzu geleceğe taşıyacak çok önemli fikri açılımlara zemin oluşturuldu. ……………………….p> KATILIMCILAR:p> (Alfabetik liste) Admiral Daşdemir, Afitap Altan, Atay Ceyişakar, Ayhan Kaya, Cengiz Gül, Çetin Boran, Cihan Candemir, Cumhur Bal, Doğan Özden, Emel Bezek, Ergün Yıldız, Erhan Şahin, Erol Taymaz, Ersin Aşan, Fahri Huvaj, Filiz Çelik, Filiz Kaplan, Handan Demiröz, Kadir Erkaya, Mecit Tav, Mehmet Eser, Mesut Akman, Mitat Çelikpala, Muammer Koçer, Muharrem Saran, Muhittin Ünal, Murat Canlı, Murat Papşu, Mürşide Şen, Mustafa Azizi Özbek, Necdet Hatam, Nihat Yılmaz, Ömür Enes, Osman Güdü, Özlem Çetinkaya, Raif Balkaroğlu, Recep Yılmaz, Sadullah Batur, Sami Korkut, Şamil Erdoğan, Seçkin Atan, Sevda Alankuş, Sezai Babakuş, Ulvi Özcan, Volkan Düzenli, Yaşar Aslankaya, Yaşar Güven, Yusuf Taymaz, Zafer Süren, Zeynel A Besleney… İÇERİK VE PROGRAMp> 1.Gün, 1. Oturum / 11 Aralık Cumartesi, 09:00-12:00 TANIMLAR ve KAVRAMLAR Adlandırma: Bölgesel adlandırma mı (Kafkasyalı), etnik-ulusal adlandırma mı (Adığe, Abaza, Ubıh, Oset vs.), siyasal kimlik adlandırması mı (Çerkes)?... Diaspora kavramı ve tanımı: Azınlık mı, sürgün mü, göçmen mi? Türkiye’deki diaspora mı, dünyadaki diaspora mı? Etnik-ulusal bazda ayrı ayrı diasporalar mı, Adığe+Abaza diasporası mı, tüm Kuzey Kafkasyalı’lar diasporası mı, farklı siyasi gruplar ve inançlar bazında diasporalar mı?... Vatan tanımı: Vatan-Anavatan-Atavatan kavramları. Yaşadığımız ülkeyi/ülkeleri nasıl, Kafkasya’yı nasıl algılıyor ve tanımlıyoruz? K. Kafkasya’nın mevcut siyasi/idari yapısı bakımından vatan söyleminin pratiği…p> 1.Gün, 2. Oturum / 11 Aralık Cumartesi, 13:30-16:00 DİASPORADA DURUM Asimilasyon: Dil-kültür ve kimlik tartışmaları; aidiyet paradoksu ve çoğul kimlikler… Kimlik konumlandırması: Kültürel kimlik mi, siyasal kimlik mi?... Kültürel muhafazakarlık mı, demokratik siyasi açılım mı?... Örgütlenme pratiği: Ne için ve neye göre örgütlenme?... Kültür dernekçiliği ve alternatif örgütlenme modelleri... KAFFED ve diğer yapılar... Beklentiler ve Talepler: Vatandaşı olunan ülkelerden ve uluslararası camiadan talepler...p> 1.Gün, 3. Oturum / 11 Aralık Cumartesi, 16:30-20:00 ANAVATANDA DURUM Devlet ve toplum örgütlenmesi: Cumhuriyetlerin siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal yapıları. Demokratikleşme, kalkınma ve paylaşım göstergeleri. Fırsatlar ve riskler... Demografik, etnik ve dinsel dinamikler: Demografik dengeler. Projeksiyonlar. Riskler ve yapılması gerekenler... Milliyetçilik ve dinsel radikalizm. Çatışma-uzlaşma dengeleri... Rusya ile ilişkiler: Yetki paylaşımı. Siyasi ve ekonomik ilişkiler; uzlaşma ve çatışma alanları... Beklentiler ve Talepler: Cumhuriyet yönetimlerinden ve Rusya Federasyonu’ndan talepler...p> 2.Gün, 4. Oturum / 12 Aralık Pazar, 09:00-12:00 DİASPORA-ANAVATAN İLİŞKİLERİ VE ETKİLEŞİMİ Güncel tespit ve beklentiler: Diaspora anavatanı, anavatan diasporayı nasıl algılıyor? Karşılıklı beklentilerin tanımı. Nasıl bir işbirliği ve etkileşim var, ne olabilir?... İşbirliği pratiği: Diaspora ile anavatan arasındaki işbirliği ve etkileşimi sağlayan mekanizmalar nedir?. Ortak çalışma pratiği ne düzeydedir? Nasıl olmalıdır?... Dönüş: Diasporadan anavatana kitlesel dönüş mümkün mü? Öncelikli hedef mi? Koşullar nedir? Eksikler nedir? Siyasi, hukuki ve ekonomik altyapısı var mıdır?Gerçekçi, uygulanabilir bir master proje var mı, yapılabilir mi?. Nasıl yapılandırılmalı?p> 2.Gün, 5. Oturum / 12 Aralık Pazar, 13:30-17:00 GELECEK BEKLENTİSİ- GELECEK PLANLAMASI Strateji: Uluslararası dengeler, küresel rekabet ve çevre ülkeler dinamiği (Rusya, ABD, AB, Türkiye, Gürcistan) ışığında nasıl bir gelecek stratejisi belirlemeliyiz? Diasporada toplumsal ve siyasal varlığımızı koruyup geliştirmek, anavatanda devlet yapılanmamızı güçlendirmek için nasıl bir gelecek planlaması yapmalıyız?... Öncelikler: Diasporada ve anavatanda kısa ve uzun vadeli önceliklerimiz nedir, ne olmalıdır?... Örgütlenme: Nasıl bir örgütlenme bizi geleceğe taşır? Diaspora örgütlenmesi nasıl olmalıdır? Diaspora-Anavatan işbirliği için ortak örgütlenme nasıl olmalıdır?... Siyaset: Demokratik siyasete ve demokratikleşme sürecine katılım stratejimiz ne olmalıdır?... Medya: Kendi medyamızı nasıl yapılandırmalıyız? Yayın, web, radyo, tv. olanakları nasıl geliştirilebilir?p> SONUÇ BİLDİRİSİp> ‘Ortak Akıl Toplantısı’nda öne çıkan görüş, düşünce ve öneriler ışığında  organizasyon komitesinin vardığı sonuçlar şöyledir;p> 1864’de biten Kafkas savaşı sonrasında yurtlarından sürgün edilen Adığeler, Abazalar ve Ubıhlar (ve diğer Kuzey Kafkas halkları) bugün dünyanın en büyük ve en geniş diasporalarından birini teşkil etmektedir. Nüfuslarının büyük çoğunluğu diasporada yaşayan Adığe, Abaza ve Ubıhların, tarih boyunca sürdürdükleri kader birliği devam etmektedir. Birlikte yaşama ve birlikte mücadele etme ihtiyacı eskisinden daha yakıcıdır ve daha vazgeçilmezdir. Adığeler, Abazalar, Ubıhlar ve diğer kardeş Kuzey Kafkas halkları için, hem diasporada hem anavatanda toplumsal-ulusal varlığı sürdürmek, birlik ve dayanışma içinde mümkündür.    Diasporada ve anavatanda yaşayan kardeş Kafkas halklarının kendi etnik-ulusal adlarını kullanmaları ve öne çıkarmaya çalışmaları elbette doğal haklarıdır ve teşvik edilmelidir. Ancak bunun diğerini dışlayıcı, ayrıştırıcı, birbirinden uzaklaştırıcı olması kabul edilemez. Bu bağlamda, 1908’deki ilk örgütlenmemizden bu yana olduğu üzere, özellikle diasporada  Adığe, Abaza, Ubıh ve diğer Kuzey Kafkas halklarını bütünleştiren, onlara siyasi hüviyet kazandıran ‘Çerkes’in ortak ad ve ortak siyasi tanım olarak kalması doğru olacaktır.    Kuzey Kafkasya coğrafyası, merkezi konumu ve geçiş güzergahı vasfıyla çok sayıda halka, etnik topluluğa ev sahipliği yaptı, yapıyor. Bu ‘çok parçalı’ yapı, tarihi ve siyasi süreçlerle, savaş ve sürgünlerle, toplu nüfus hareketleriyle ve suni idare sınırlarla daha da karmaşık hale getirilmiştir. Kuzey Kafkasya’da otokhtan halkların haklarını teminat altına alacak ve bölgede yaşayan tüm halklara barış, demokrasi ve refah sağlayacak bir yapının kurulması, sürdürülebilir bir istikrarın sağlanması önceliklidir.    Kuzey Kafkasya, tıpkı yüzelli yıl önce olduğu gibi bugün de uluslararası rekabetin merkezi konumundadır. Hem küresel hem bölgesel güçler, Kuzey Kafkasya’yı kendi istekleri doğrultusunda etkilemek, yönlendirmek ve dizayn etmek çabasındadır. Bu mücadele her geçen gün, bölgede yaşayan halklara büyük bedeller ödetme pahasına artmaktadır.Yanısıra, bölge yine eskisi gibi dini mücadele alanı haline getirilmektedir. Kuzey Kafkas halkları ve onların temsilcileri, küresel ve bölgesel emperyal güçlerin ve dini yayılmacıların oyunlarına alet olmadan, kendi geleceklerine ve kendi çıkarlarına odaklanmalıdır.   Diasporadan anavatana dönüş vazgeçilmez hak ve yükümlülüktür. Dönüşün fiziki koşullarının yaratılması, toplumda daha geniş kesimlere dönüş fikrinin yayılması ve pilot çalışmalarla desteklenmesi, çok sayıda insanın dönüşünü mümkün kılacak maddi ve manevi altyapının oluşturulması, hem Rusya Federasyonu’ndan hem uluslararası kuruluşlardan fon desteği sağlanması önceliklidir. Kafkasya’daki cumhuriyet yönetimlerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın ve diasporadaki örgütlerimizin dönüşe öncelik verecek ortak çalışmalar yürütmesi sağlanmalıdır. Bu alanda yönlendirici ve sürükleyici güç anavatandır. Anavatan, dünyanın dört bir yanına yayılmış evlatlarını kendine çekmek için daha etkin bir irade ve çalışma ortaya koymalıdır.   Kuşkusuz ulusal-siyasal varlığın ilelebet yaşayacağı-yaşatılacağı yegane yer anavatandır. Bu bakımdan, diaspora gücü ve kabiliyetinin anavatanın tahkimine ‘artı değer’ katması zorunluluktur. Nüfus, yetişmiş insan gücü, bilgi ve sermaye gücünün anavatana yönlendirilmesi hayati önem arzetmektedir. Yanısıra, çifte vatandaşlık hakkının sağlanması ve yaygın olarak kullanılması diaspora-anavatan etkileşimini ve işbirliğini azami seviyeye çıkaracaktır.    Demokrasi ve hukuk düzeni, nerede yaşarsak yaşayalım, varlığımızın ve geleceğimizin güvence altına alınmasının ilk koşuludur. Dolayısıyla yaşamakta olduğumuz tüm topraklarda demokrasinin geliştirilmesi, hukukun hakim kılınması, refahın artırılması ve adil paylaşılması için çalışmak, kendimiz için olduğu kadar, tüm insanlık adına bir görevdir. Kendimiz için ne istiyorsak, birlikte yaşadığımız insanlar için de aynısını istemek, çağdaş insan anlayışı olmasının yanında, tarihi geleneklerimizin de temel felsefesidir.  Bu kapsamda Anavatandaki nüfus azlığı yanında demokratikleşmenin ve modern yönetim anlayışının yeterince kökleşmemesi önemli bir zafiyettir. Cumhuriyetlerimizde demokrasinin gelişmesi ve çağdaş hukuk standartlarına ulaşılması, anavatanda yaşayanların ihtiyacı olduğu kadar diasporadan anavatana dönüşün de itici gücü olacaktır." Anavatandaki cumhuriyetlerimizin, bölgenin hakim gücü Rusya ile ilişkileri özel önem ve hassasiyet arzetmektedir. Cumhuriyetlerimizin siyasi-idari yetki alanlarını geliştirmeleri, ekonomik yeterliliklerini geliştirmeleri ve içinde-yakınında bulundukları Rusya Federasyonu ile siyasi-diplomatik ilişkilerin süreçlerini iyi yönetmelerine bağlıdır. Federal yapı içerisinde mevcut siyasal ve ekonomik yapılarını korumaları çok önemlidir. Varlığımıza yönelik tehdit ve tehlikeler olmadıkça, yerel çatışmalardan kaçınmak, toplumsal barış içinde yaşamak temel politikalarımız olmalıdır. Özgürlük ruhumuzu korumalı, ancak ölçüsüz milliyetçiliğe kapılmamalıyız.   Beş kuşaktır yaşadığımız diasporada varlığımız devam etmektedir. Bu gerçekten hareketle, varlığımızı kimliğimizi koruyarak sürdürmek, asimilasyona karşı direnmek, dilimizi ve kültürümüzü yaşatmak önceliklerimizdendir. Tüm dünyayı dalga dalga kucaklayan demokrasi anlayışı ve hızla yükselen kültürel-siyasal haklar algısı, farklılığımız korumamızda en büyük teminat olarak değerlendirilmelidir.    Diasporada mevcut hakları kullanmak ve hakların sınırlarının genişletmek için örgütlü mücadeleyi yükseltmek ve demokratik mücadele enstrümanlarını artırmak gerekmektedir. Bu bakımdan, bugüne kadar sürdürülen ‘kültürel dernekçilik’ anlayışını aşarak ‘siyasal örgütlülüğe’ ulaşmak ortak hedeftir. Gelecek hedefi, talebi, umudu olmayan hiçbir toplum yaşayamaz. Bizi geleceğe taşıyacak yol, örgütlülüğümüzü siyasallaştırmaktan geçmektedir.    KAFFED, diasporada onyıllardır sürdürülen toplumsal-ulusal mücadeleyi temsil eden, bu mücadelenin omurgasını oluşturan, Türkiye’de yaşayan Adığe, Abaza, Ubıh ve ortak aidiyet hissi içindeki tüm diğer Kafkas halklarını bütünleştiren yegane örgütlenmemizdir. Bugün 60 derneği bünyesinde toplayarak büyük başarı gösteren bu örgütlenmemizi nicel ve nitel olarak daha da güçlendirmek ortak görevimizdir. Profesyonel kadroları artırmak ve daha nitelikli hale getirmek şarttır.   KAFFED’in, 60 derneği koordine eden ‘üst dernek’ vasatından çıkarak 60 derneğin sinerjisini bütünleştiren-yükselten ve giderek toplumumuzun bütününü kapsayacak siyasal örgütlülüğe ve temsil gücüne ulaşması ortak arzumuzdur. Bu amaçla, biran önce gerekli tüzük değişiklikleri yapılarak, KAFFED’in toplumumuzu adına ve toplumumuz için siyaset üreten, örgütleyen bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.    Şehirleşmenin yüzde 80’lere ulaştığı, dağınık yerleşimin hüküm sürdüğü ve hakim dil-kültürün hayatın her alanında mutlak nüfuza ulaştığı diasporada kendi dilimizi ve kültürümüzü yaşatmamız, aile içi veya köy ortamı ya da dernek faaliyetleri yoluyla yürütülecek amatör eğitim faaliyetleriyle mümkün değildir. Mutlaka modern eğitim-öğrenim araçlarına ulaşmalıyız. Okullaşarak yazılı öğrenime, radyo-televizyon yoluyla sözlü ve görsel öğrenime geçmek şarttır.   Diasporada yaşayanlarımız için kimlik çoğuldur. Hem kaynağına-özüne ait olduğumuz kimlik hem vatandaşlık bağı ile edindiğimiz kimlik. Bu kimliği dengelemek, birarada yaşamak ve yaşatmak temel meselemizdir. Bugüne kadar bu iki kimliği çatışma eşiğine ulaştırmadan sürdürebilmiş olmak  en büyük hünerimizdir. Demokrasi ve uzlaşı kültürü, bu dengeyi bundan sonra da korumamız bakımından yegane teminattır.   Asimilasyon sadece dil ve folklörün yitimi değildir. Asimilasyon, yaşam kültürünün, sosyal davranışın ve siyasi-felsefi karekterin bütünüyle değişime uğraması ve yok olmasıdır. Asimilasyona karşı en güçlü kale kimlik bilincidir. Kimlik bilincimizi ne kadar yükseltirsek dilimizi-kültürümüzü o kadar koruyup yaşatabiliriz. Kimlik bilincimizi kaybetmezsek diğerlerini yeniden kazanabiliriz. Diasporada kimliğimize ne kadar tutunabilirsek, anavana katkımız da o kadar güçlü olacaktır.   Diasporada dil ve kültürü yaşatmak, toplumsal-ulusal varlığı sürdürmek için büyük ve sürekli parasal kaynaklara ihtiyaç vardır. Bu kaynaklar üye aidatları ya da sınırlı münferit bağışlarla yaratılamaz. Ayrı bir vergilendirme sistemi yaratamayacağımıza göre, vatandaşı olduğumuz ülkelerin bütçelerinden fon desteği talep etmek ya da uluslararası kuruluşlardan kaynak aramak tek geçerli yöntemdir. Bu amaçla öncelik, Türkiye’nin ilgili bakanlıklarının (Milli Eğitim ve Kültür bakanlıkları) bütçelerinden münhasıran fon desteği sağlamaktır.   Bizim için diaspora-anavatan bir bütündür. Birindeki zayıflığımız ya da güçlülüğümüz diğerini doğrudan etkilemektedir. İletişim araçlarının gelişmiş olması, ulaşım imkanlarının artmış olması bu etkileşimi daha da artırmakta ve günübirlik haline getirmektedir. Bu şansı iyi kullanarak geleceği birlikte planlamak, birlikte yürümek ihtiyaç olmaktan öte tarihi bir gerekliliktir. Ortak karar mekanizmalarının oluşturulması, ortak çalışma organlarının sağlıklı-güçlü hale getirilmesi, uyumun yükseltilmesi zorunluluktur. Bu amaçla, ortak aklın ve siyasetin geliştirilmesi için anavatanla daha sistematik etkileşim kurmak, benzeri toplantıları birlikte daha geniş platformlarda yapmak hedeftir.   Abhazya’nın bağımsızlığı, yüzyıllardır elde ettiğimiz en büyük kazanımdır. Gurur ve sevinç kaynağımızdır. Bağımsızlığın korunması, güçlendirilerek ileri taşınması tarihi sorumluluğumuzdur. Gürcistan’ın Abhazya’ya (ve G. Osetya’ya) yönelik ilhak hevesleri devam etmektedir. Sadece yöntem ve söylem değişiklikleri sözkonusudur. Gürcistan’ın, Abhazya’yı ve G. Osetya’yı Kuzey Kafkasya’dan soyutlayarak yalnızlaştırmaya yönelik çabaları dikkatle izlenmektedir. Bu çabaya bilerek-bilmeyerek angaje olanları tarih yargılayacaktır. Kuzey Kafkas halklarının, birlikteliği ve dayanışmayı daha da yükseltmeleri varlığımızı sürdürebilmenin olmazsa olmaz şartıdır. Aynı şekilde, Abhazya halkının ve yönetiminin de hem anavatanda hem diasporada birlik ruhuna halel getirecek hertürlü söylemden ve eylemden imtina etmesi ve bu yöndeki münferit adımlara müsamaha göstermemesi, beklentimizdir.   Küresel süper güç Amerika’nın Kuzey Kafkasya’yı, Rusya’ya karşı  ‘oyun alanı’ olarak kullanmak istediği bellidir. Bu oyunun ‘merkez üssü’ Tiflis’tir. ABD amacına ulaşmak için büyük paralarla, silahlarla, askeri ve sivil personelle Tiflis’i bölgesel karargah haline getirmiştir. Ve Gürcistan’ın ihtiraslı liderleri-politikacıları bu tehlikeli oyunun taşeronluğunu yaparak kendi halklarına büyük acılar yaşattılar, yaşatıyorlar. Şimdi, diğer Kafkas halklarını da kendi kör kuyularına çekmek için canla-başla çalıştıkları açıktır. K. Kafkas halkları bu oyunun parçası olmayacaktır ve olmamalıdır. Kafkas halkları tarih boyunca  ‘ateşe uzanan maşa’ olmanın yakıcı deneylerini yaşamıştır. Artık ‘uğrunda ölünecek’ değil ‘uğrunda yaşanacak’ değerleri kutsallaştırmalı, başkalarının oyunlarında kahraman olmak yerine, kendi geleceğimizin mütevazı ama kararlı yolcuları olacak politikaları üretmeliyiz. ul>nanKaffed

KAFFED I. Ortak Akıl Toplantısı Tamamlandı

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)  11- 12 Aralık 2010 tarihlerinde Bolu Koru Otel’de “Diasporadan anavatana, bugünden geleceğe… Ortak Akıl Toplantısı”  düzenledi. Adıgey Cumhuriyeti, Kabardey Balkar Cumhuriyeti, Almanya, İngiltere ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden davet edilen 50 katılımcı ile gerçekleştirilen toplantının belli aralıklarla sürdürülmesi planlanıyor. Düzenlenen bu ilk toplantı, katılımcıların 10 Aralık Cuma akşamı otele giriş yapmaları ile akşam yemeğinin ardından tanışma ve programının değerlendirilmesi konusunda karşılıklı görüş alışverişlerinin yapılması ile başladı. Akşam saat:10.30’a kadar devam eden bu görüşmenin ardından katılımcılar geç saatlere kadar sohbet ettiler. “Ortak Akıl Toplantısı” 11 Aralık sabah oturumu KAFFED başkanı Cihan Candemir’in toplantının amacı, hedefi ve yöntemi konusundaki açılış konuşması ile başladı. Daha sonra oturum başkanı Prof.Dr. Ayhan Kaya “Diaspora kavramı ve dünyadaki farklı diasporik örgütlenmelerin dünü bugünü” konulu bir sunum yaptı. İlgiyle izlenen bu sunumun ardından konu başlığı ile ilgili olarak Prof. Dr. Sevda Alankuş bir çerçeve konuşması yaptı. Daha sonra katılımcıların görüşlerini dile getirdikleri “adlandırma sorunu, diaspora kavramı ve vatan tanımı” bölümüne geçildi. Bu konuda görüş ve düşüncelerini dile getirmek isteyen katılımcılar 5’er dakikalık konuşmalarını yaptılar. Öğlen yemeğinin ardından saat 13.30 da başlayan ikinci oturumun çerçeve konuşmasını Prof. Dr. Erol Taymaz yaptı. Daha sonra söz isteyen katılımcılar 5'er dakikalık konuşmaları ile “Diasporada durum, beklentiler ve hedefler” başlığı altında asimilasyon, kimlik konumlandırması, örgütlenme ve talepler konusundaki görüş ve düşüncelerini dile getirdiler. 16.30 da başlayan üçüncü oturumun konu başlığı “anavatanda durum, beklentiler ve hedefler” idi. Sezai Babakuş’un çerçeve konuşmasının ardından katılımcılar “Devlet ve toplum örgütlenmesi; demografik, etnik ve dinsel dinamikler; Rusya ilişkileri ve talepler” konusundaki görüşlerini aktardılar. 12 Aralık Pazar günü sabah oturumu saat: 9.00’da başladı. İlk olarak, pazar günü yapılan toplantıya katılamayacak olan Ayhan Kaya’nın cumartesi günü yapılan toplantıyla ilgili değerlendirmesi okundu. Daha sonra başkanlığını Doç Dr. Mithat Çelikpala’nın yaptığı “Diaspora-Anavatan İlişkileri ve Etkileşimi konulu “oturuma geçildi. Burada bir konuşma yapan Mitat Çelikpala Uluslararası dengeler ve denklemler ışığında diaspora- anavatan coğrafyası konularında bilgiler verdi. Konu başlığı ile ilgili olarak Prof. Dr. Erol Taymaz yaptığı çerçeve konuşmasından sonra katılımcılar söz alarak oturumun alt başlıkları “Güncel tespit ve beklentiler, işbirliği pratiği, dönüş” konularındaki görüş ve düşünceleri aktardılar. Öğlen yemeğinden sonraki oturumda “gelecek beklentisi ve gelecek planlaması” konusu görüşüldü. Strateji, öncelikler, örgütlenme ve medya alt başlıkları ile ilgili olarak söz alan katılımcılar somut ve heyecan verici önerilerde bulundular. İkinci günkü oturumların moderatörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Mitat Çelikpala yaptığı kapanış konuşmasında “Bu güne kadar katıldığım hiçbir toplantıda bu kadar not tutmadım. İki gündür aldığım notlar 70 sayfa oldu. Bu toplantı biz akademisyenlerinde arayıp bulamayacağı düzey ve kalitede olmuştur. Dolayısıyla bizde bu çalışmayı kendi akademik çalışmalarımızda da değerlendireceğiz” dedi. Not: Moderatörlerin birkaç gün içerisinde hazırlayacakları toplantının sonuç bildirisi kamuoyu ile paylaşılacaktır.  nanKaffed

I. OAT Katılım Gündem ve Sonuç Bildirisi

  KAFFED ORTAK AKIL PLATFORMU Diasporadan anavatana toplumsal-ulusal gelecek arayışı ORTAK AKIL TOPLANTISI KATILIM, GÜNDEM VE SONUÇ BİLDİRİSİ   Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) öncülüğünde düzenlenen ‘Ortak Akıl Toplantısı’, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden, Kafkasya’dan ve Avrupa’dan gelen elli katılımcıyla 10-12 Aralık 2010 tarihleri arasında Bolu - Koru Otel’de yapıldı. ‘Federasyon ve üye dernekler içinde veya farklı mecralarda toplumsal mücadeleye katkı veren aydınları ve kanaat önderlerini biraraya getirerek farklı düşünce ve önermelerin bütünleştirilmesi, diasporada ve anavatanda toplumsal kollektif kabiliyetin yükseltilmesi, ortak aklın ve insiyatifin geliştirilmesi, toplumsal-ulusal gelecek için politikalar üretilmesi’ amacıyla düzenlenen toplantı, Cuma akşamı yapılan ön hazırlık ve yöntem-metod iştişareleri ile başladı. Cumartesi günü saat 09:00’dan 19:30’a, Pazar günü ise 09:00’dan 17:00’ye kadar devam etti. Aşağıda başlık ve alt başlıkları ile bilginize sunulan gündemin ele alındığı toplantı, Prof. Dr. Ayhan Kaya ile Doç. Dr. Mitat Çelikpala yönetiminde (moderatörlüğünde) yapıldı. KAFFED Genel Başkanı Cihan Candemir’in açılış konuşmasıyla başlayan toplantının ilk gününde Ayhan Kaya, “Diaspora kavramı ve dünyadaki farklı diasporik örgütlenmelerin dünü-bugünü”; ikinci gününde de Mitat Çelikpala, “Uluslararası dengeler ve denklemler ışığında diaspora- anavatan coğrafyası” üzerine genel çerçeve konuşmaları yaptılar. Oturumların çerçeve konuşmaları ise Prof. Dr. Sevda Alankuş, Prof. Dr. Erol Taymaz, Prof. Dr. Şamil Erdoğan ve Sezai Babakuş tarafından yapıldı. ‘Eşit söz hakkı ve düşünceyi özgürce ifade etme’ ilkesinin esas alındığı toplantıda, yapılan konuşmalar ve tartışmalarla, çokyönlü düşünce zenginliği yaratıldı ve toplumumuzu geleceğe taşıyacak çok önemli fikri açılımlara zemin oluşturuldu. ……………………….p> KATILIMCILAR:p> (Alfabetik liste) Admiral Daşdemir, Afitap Altan, Atay Ceyişakar, Ayhan Kaya, Cengiz Gül, Çetin Boran, Cihan Candemir, Cumhur Bal, Doğan Özden, Emel Bezek, Ergün Yıldız, Erhan Şahin, Erol Taymaz, Ersin Aşan, Fahri Huvaj, Filiz Çelik, Filiz Kaplan, Handan Demiröz, Kadir Erkaya, Mecit Tav, Mehmet Eser, Mesut Akman, Mitat Çelikpala, Muammer Koçer, Muharrem Saran, Muhittin Ünal, Murat Canlı, Murat Papşu, Mürşide Şen, Mustafa Azizi Özbek, Necdet Hatam, Nihat Yılmaz, Ömür Enes, Osman Güdü, Özlem Çetinkaya, Raif Balkaroğlu, Recep Yılmaz, Sadullah Batur, Sami Korkut, Şamil Erdoğan, Seçkin Atan, Sevda Alankuş, Sezai Babakuş, Ulvi Özcan, Volkan Düzenli, Yaşar Aslankaya, Yaşar Güven, Yusuf Taymaz, Zafer Süren, Zeynel A Besleney… İÇERİK VE PROGRAMp> 1.Gün, 1. Oturum / 11 Aralık Cumartesi, 09:00-12:00 TANIMLAR ve KAVRAMLAR Adlandırma: Bölgesel adlandırma mı (Kafkasyalı), etnik-ulusal adlandırma mı (Adığe, Abaza, Ubıh, Oset vs.), siyasal kimlik adlandırması mı (Çerkes)?... Diaspora kavramı ve tanımı: Azınlık mı, sürgün mü, göçmen mi? Türkiye’deki diaspora mı, dünyadaki diaspora mı? Etnik-ulusal bazda ayrı ayrı diasporalar mı, Adığe+Abaza diasporası mı, tüm Kuzey Kafkasyalı’lar diasporası mı, farklı siyasi gruplar ve inançlar bazında diasporalar mı?... Vatan tanımı: Vatan-Anavatan-Atavatan kavramları. Yaşadığımız ülkeyi/ülkeleri nasıl, Kafkasya’yı nasıl algılıyor ve tanımlıyoruz? K. Kafkasya’nın mevcut siyasi/idari yapısı bakımından vatan söyleminin pratiği…p> 1.Gün, 2. Oturum / 11 Aralık Cumartesi, 13:30-16:00 DİASPORADA DURUM Asimilasyon: Dil-kültür ve kimlik tartışmaları; aidiyet paradoksu ve çoğul kimlikler… Kimlik konumlandırması: Kültürel kimlik mi, siyasal kimlik mi?... Kültürel muhafazakarlık mı, demokratik siyasi açılım mı?... Örgütlenme pratiği: Ne için ve neye göre örgütlenme?... Kültür dernekçiliği ve alternatif örgütlenme modelleri... KAFFED ve diğer yapılar... Beklentiler ve Talepler: Vatandaşı olunan ülkelerden ve uluslararası camiadan talepler...p> 1.Gün, 3. Oturum / 11 Aralık Cumartesi, 16:30-20:00 ANAVATANDA DURUM Devlet ve toplum örgütlenmesi: Cumhuriyetlerin siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal yapıları. Demokratikleşme, kalkınma ve paylaşım göstergeleri. Fırsatlar ve riskler... Demografik, etnik ve dinsel dinamikler: Demografik dengeler. Projeksiyonlar. Riskler ve yapılması gerekenler... Milliyetçilik ve dinsel radikalizm. Çatışma-uzlaşma dengeleri... Rusya ile ilişkiler: Yetki paylaşımı. Siyasi ve ekonomik ilişkiler; uzlaşma ve çatışma alanları... Beklentiler ve Talepler: Cumhuriyet yönetimlerinden ve Rusya Federasyonu’ndan talepler...p> 2.Gün, 4. Oturum / 12 Aralık Pazar, 09:00-12:00 DİASPORA-ANAVATAN İLİŞKİLERİ VE ETKİLEŞİMİ Güncel tespit ve beklentiler: Diaspora anavatanı, anavatan diasporayı nasıl algılıyor? Karşılıklı beklentilerin tanımı. Nasıl bir işbirliği ve etkileşim var, ne olabilir?... İşbirliği pratiği: Diaspora ile anavatan arasındaki işbirliği ve etkileşimi sağlayan mekanizmalar nedir?. Ortak çalışma pratiği ne düzeydedir? Nasıl olmalıdır?... Dönüş: Diasporadan anavatana kitlesel dönüş mümkün mü? Öncelikli hedef mi? Koşullar nedir? Eksikler nedir? Siyasi, hukuki ve ekonomik altyapısı var mıdır?Gerçekçi, uygulanabilir bir master proje var mı, yapılabilir mi?. Nasıl yapılandırılmalı?p> 2.Gün, 5. Oturum / 12 Aralık Pazar, 13:30-17:00 GELECEK BEKLENTİSİ- GELECEK PLANLAMASI Strateji: Uluslararası dengeler, küresel rekabet ve çevre ülkeler dinamiği (Rusya, ABD, AB, Türkiye, Gürcistan) ışığında nasıl bir gelecek stratejisi belirlemeliyiz? Diasporada toplumsal ve siyasal varlığımızı koruyup geliştirmek, anavatanda devlet yapılanmamızı güçlendirmek için nasıl bir gelecek planlaması yapmalıyız?... Öncelikler: Diasporada ve anavatanda kısa ve uzun vadeli önceliklerimiz nedir, ne olmalıdır?... Örgütlenme: Nasıl bir örgütlenme bizi geleceğe taşır? Diaspora örgütlenmesi nasıl olmalıdır? Diaspora-Anavatan işbirliği için ortak örgütlenme nasıl olmalıdır?... Siyaset: Demokratik siyasete ve demokratikleşme sürecine katılım stratejimiz ne olmalıdır?... Medya: Kendi medyamızı nasıl yapılandırmalıyız? Yayın, web, radyo, tv. olanakları nasıl geliştirilebilir?p> SONUÇ BİLDİRİSİp> ‘Ortak Akıl Toplantısı’nda öne çıkan görüş, düşünce ve öneriler ışığında  organizasyon komitesinin vardığı sonuçlar şöyledir;p> 1864’de biten Kafkas savaşı sonrasında yurtlarından sürgün edilen Adığeler, Abazalar ve Ubıhlar (ve diğer Kuzey Kafkas halkları) bugün dünyanın en büyük ve en geniş diasporalarından birini teşkil etmektedir. Nüfuslarının büyük çoğunluğu diasporada yaşayan Adığe, Abaza ve Ubıhların, tarih boyunca sürdürdükleri kader birliği devam etmektedir. Birlikte yaşama ve birlikte mücadele etme ihtiyacı eskisinden daha yakıcıdır ve daha vazgeçilmezdir. Adığeler, Abazalar, Ubıhlar ve diğer kardeş Kuzey Kafkas halkları için, hem diasporada hem anavatanda toplumsal-ulusal varlığı sürdürmek, birlik ve dayanışma içinde mümkündür.    Diasporada ve anavatanda yaşayan kardeş Kafkas halklarının kendi etnik-ulusal adlarını kullanmaları ve öne çıkarmaya çalışmaları elbette doğal haklarıdır ve teşvik edilmelidir. Ancak bunun diğerini dışlayıcı, ayrıştırıcı, birbirinden uzaklaştırıcı olması kabul edilemez. Bu bağlamda, 1908’deki ilk örgütlenmemizden bu yana olduğu üzere, özellikle diasporada  Adığe, Abaza, Ubıh ve diğer Kuzey Kafkas halklarını bütünleştiren, onlara siyasi hüviyet kazandıran ‘Çerkes’in ortak ad ve ortak siyasi tanım olarak kalması doğru olacaktır.    Kuzey Kafkasya coğrafyası, merkezi konumu ve geçiş güzergahı vasfıyla çok sayıda halka, etnik topluluğa ev sahipliği yaptı, yapıyor. Bu ‘çok parçalı’ yapı, tarihi ve siyasi süreçlerle, savaş ve sürgünlerle, toplu nüfus hareketleriyle ve suni idare sınırlarla daha da karmaşık hale getirilmiştir. Kuzey Kafkasya’da otokhtan halkların haklarını teminat altına alacak ve bölgede yaşayan tüm halklara barış, demokrasi ve refah sağlayacak bir yapının kurulması, sürdürülebilir bir istikrarın sağlanması önceliklidir.    Kuzey Kafkasya, tıpkı yüzelli yıl önce olduğu gibi bugün de uluslararası rekabetin merkezi konumundadır. Hem küresel hem bölgesel güçler, Kuzey Kafkasya’yı kendi istekleri doğrultusunda etkilemek, yönlendirmek ve dizayn etmek çabasındadır. Bu mücadele her geçen gün, bölgede yaşayan halklara büyük bedeller ödetme pahasına artmaktadır.Yanısıra, bölge yine eskisi gibi dini mücadele alanı haline getirilmektedir. Kuzey Kafkas halkları ve onların temsilcileri, küresel ve bölgesel emperyal güçlerin ve dini yayılmacıların oyunlarına alet olmadan, kendi geleceklerine ve kendi çıkarlarına odaklanmalıdır.   Diasporadan anavatana dönüş vazgeçilmez hak ve yükümlülüktür. Dönüşün fiziki koşullarının yaratılması, toplumda daha geniş kesimlere dönüş fikrinin yayılması ve pilot çalışmalarla desteklenmesi, çok sayıda insanın dönüşünü mümkün kılacak maddi ve manevi altyapının oluşturulması, hem Rusya Federasyonu’ndan hem uluslararası kuruluşlardan fon desteği sağlanması önceliklidir. Kafkasya’daki cumhuriyet yönetimlerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın ve diasporadaki örgütlerimizin dönüşe öncelik verecek ortak çalışmalar yürütmesi sağlanmalıdır. Bu alanda yönlendirici ve sürükleyici güç anavatandır. Anavatan, dünyanın dört bir yanına yayılmış evlatlarını kendine çekmek için daha etkin bir irade ve çalışma ortaya koymalıdır.   Kuşkusuz ulusal-siyasal varlığın ilelebet yaşayacağı-yaşatılacağı yegane yer anavatandır. Bu bakımdan, diaspora gücü ve kabiliyetinin anavatanın tahkimine ‘artı değer’ katması zorunluluktur. Nüfus, yetişmiş insan gücü, bilgi ve sermaye gücünün anavatana yönlendirilmesi hayati önem arzetmektedir. Yanısıra, çifte vatandaşlık hakkının sağlanması ve yaygın olarak kullanılması diaspora-anavatan etkileşimini ve işbirliğini azami seviyeye çıkaracaktır.    Demokrasi ve hukuk düzeni, nerede yaşarsak yaşayalım, varlığımızın ve geleceğimizin güvence altına alınmasının ilk koşuludur. Dolayısıyla yaşamakta olduğumuz tüm topraklarda demokrasinin geliştirilmesi, hukukun hakim kılınması, refahın artırılması ve adil paylaşılması için çalışmak, kendimiz için olduğu kadar, tüm insanlık adına bir görevdir. Kendimiz için ne istiyorsak, birlikte yaşadığımız insanlar için de aynısını istemek, çağdaş insan anlayışı olmasının yanında, tarihi geleneklerimizin de temel felsefesidir.  Bu kapsamda Anavatandaki nüfus azlığı yanında demokratikleşmenin ve modern yönetim anlayışının yeterince kökleşmemesi önemli bir zafiyettir. Cumhuriyetlerimizde demokrasinin gelişmesi ve çağdaş hukuk standartlarına ulaşılması, anavatanda yaşayanların ihtiyacı olduğu kadar diasporadan anavatana dönüşün de itici gücü olacaktır." Anavatandaki cumhuriyetlerimizin, bölgenin hakim gücü Rusya ile ilişkileri özel önem ve hassasiyet arzetmektedir. Cumhuriyetlerimizin siyasi-idari yetki alanlarını geliştirmeleri, ekonomik yeterliliklerini geliştirmeleri ve içinde-yakınında bulundukları Rusya Federasyonu ile siyasi-diplomatik ilişkilerin süreçlerini iyi yönetmelerine bağlıdır. Federal yapı içerisinde mevcut siyasal ve ekonomik yapılarını korumaları çok önemlidir. Varlığımıza yönelik tehdit ve tehlikeler olmadıkça, yerel çatışmalardan kaçınmak, toplumsal barış içinde yaşamak temel politikalarımız olmalıdır. Özgürlük ruhumuzu korumalı, ancak ölçüsüz milliyetçiliğe kapılmamalıyız.   Beş kuşaktır yaşadığımız diasporada varlığımız devam etmektedir. Bu gerçekten hareketle, varlığımızı kimliğimizi koruyarak sürdürmek, asimilasyona karşı direnmek, dilimizi ve kültürümüzü yaşatmak önceliklerimizdendir. Tüm dünyayı dalga dalga kucaklayan demokrasi anlayışı ve hızla yükselen kültürel-siyasal haklar algısı, farklılığımız korumamızda en büyük teminat olarak değerlendirilmelidir.    Diasporada mevcut hakları kullanmak ve hakların sınırlarının genişletmek için örgütlü mücadeleyi yükseltmek ve demokratik mücadele enstrümanlarını artırmak gerekmektedir. Bu bakımdan, bugüne kadar sürdürülen ‘kültürel dernekçilik’ anlayışını aşarak ‘siyasal örgütlülüğe’ ulaşmak ortak hedeftir. Gelecek hedefi, talebi, umudu olmayan hiçbir toplum yaşayamaz. Bizi geleceğe taşıyacak yol, örgütlülüğümüzü siyasallaştırmaktan geçmektedir.    KAFFED, diasporada onyıllardır sürdürülen toplumsal-ulusal mücadeleyi temsil eden, bu mücadelenin omurgasını oluşturan, Türkiye’de yaşayan Adığe, Abaza, Ubıh ve ortak aidiyet hissi içindeki tüm diğer Kafkas halklarını bütünleştiren yegane örgütlenmemizdir. Bugün 60 derneği bünyesinde toplayarak büyük başarı gösteren bu örgütlenmemizi nicel ve nitel olarak daha da güçlendirmek ortak görevimizdir. Profesyonel kadroları artırmak ve daha nitelikli hale getirmek şarttır.   KAFFED’in, 60 derneği koordine eden ‘üst dernek’ vasatından çıkarak 60 derneğin sinerjisini bütünleştiren-yükselten ve giderek toplumumuzun bütününü kapsayacak siyasal örgütlülüğe ve temsil gücüne ulaşması ortak arzumuzdur. Bu amaçla, biran önce gerekli tüzük değişiklikleri yapılarak, KAFFED’in toplumumuzu adına ve toplumumuz için siyaset üreten, örgütleyen bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.    Şehirleşmenin yüzde 80’lere ulaştığı, dağınık yerleşimin hüküm sürdüğü ve hakim dil-kültürün hayatın her alanında mutlak nüfuza ulaştığı diasporada kendi dilimizi ve kültürümüzü yaşatmamız, aile içi veya köy ortamı ya da dernek faaliyetleri yoluyla yürütülecek amatör eğitim faaliyetleriyle mümkün değildir. Mutlaka modern eğitim-öğrenim araçlarına ulaşmalıyız. Okullaşarak yazılı öğrenime, radyo-televizyon yoluyla sözlü ve görsel öğrenime geçmek şarttır.   Diasporada yaşayanlarımız için kimlik çoğuldur. Hem kaynağına-özüne ait olduğumuz kimlik hem vatandaşlık bağı ile edindiğimiz kimlik. Bu kimliği dengelemek, birarada yaşamak ve yaşatmak temel meselemizdir. Bugüne kadar bu iki kimliği çatışma eşiğine ulaştırmadan sürdürebilmiş olmak  en büyük hünerimizdir. Demokrasi ve uzlaşı kültürü, bu dengeyi bundan sonra da korumamız bakımından yegane teminattır.   Asimilasyon sadece dil ve folklörün yitimi değildir. Asimilasyon, yaşam kültürünün, sosyal davranışın ve siyasi-felsefi karekterin bütünüyle değişime uğraması ve yok olmasıdır. Asimilasyona karşı en güçlü kale kimlik bilincidir. Kimlik bilincimizi ne kadar yükseltirsek dilimizi-kültürümüzü o kadar koruyup yaşatabiliriz. Kimlik bilincimizi kaybetmezsek diğerlerini yeniden kazanabiliriz. Diasporada kimliğimize ne kadar tutunabilirsek, anavana katkımız da o kadar güçlü olacaktır.   Diasporada dil ve kültürü yaşatmak, toplumsal-ulusal varlığı sürdürmek için büyük ve sürekli parasal kaynaklara ihtiyaç vardır. Bu kaynaklar üye aidatları ya da sınırlı münferit bağışlarla yaratılamaz. Ayrı bir vergilendirme sistemi yaratamayacağımıza göre, vatandaşı olduğumuz ülkelerin bütçelerinden fon desteği talep etmek ya da uluslararası kuruluşlardan kaynak aramak tek geçerli yöntemdir. Bu amaçla öncelik, Türkiye’nin ilgili bakanlıklarının (Milli Eğitim ve Kültür bakanlıkları) bütçelerinden münhasıran fon desteği sağlamaktır.   Bizim için diaspora-anavatan bir bütündür. Birindeki zayıflığımız ya da güçlülüğümüz diğerini doğrudan etkilemektedir. İletişim araçlarının gelişmiş olması, ulaşım imkanlarının artmış olması bu etkileşimi daha da artırmakta ve günübirlik haline getirmektedir. Bu şansı iyi kullanarak geleceği birlikte planlamak, birlikte yürümek ihtiyaç olmaktan öte tarihi bir gerekliliktir. Ortak karar mekanizmalarının oluşturulması, ortak çalışma organlarının sağlıklı-güçlü hale getirilmesi, uyumun yükseltilmesi zorunluluktur. Bu amaçla, ortak aklın ve siyasetin geliştirilmesi için anavatanla daha sistematik etkileşim kurmak, benzeri toplantıları birlikte daha geniş platformlarda yapmak hedeftir.   Abhazya’nın bağımsızlığı, yüzyıllardır elde ettiğimiz en büyük kazanımdır. Gurur ve sevinç kaynağımızdır. Bağımsızlığın korunması, güçlendirilerek ileri taşınması tarihi sorumluluğumuzdur. Gürcistan’ın Abhazya’ya (ve G. Osetya’ya) yönelik ilhak hevesleri devam etmektedir. Sadece yöntem ve söylem değişiklikleri sözkonusudur. Gürcistan’ın, Abhazya’yı ve G. Osetya’yı Kuzey Kafkasya’dan soyutlayarak yalnızlaştırmaya yönelik çabaları dikkatle izlenmektedir. Bu çabaya bilerek-bilmeyerek angaje olanları tarih yargılayacaktır. Kuzey Kafkas halklarının, birlikteliği ve dayanışmayı daha da yükseltmeleri varlığımızı sürdürebilmenin olmazsa olmaz şartıdır. Aynı şekilde, Abhazya halkının ve yönetiminin de hem anavatanda hem diasporada birlik ruhuna halel getirecek hertürlü söylemden ve eylemden imtina etmesi ve bu yöndeki münferit adımlara müsamaha göstermemesi, beklentimizdir.   Küresel süper güç Amerika’nın Kuzey Kafkasya’yı, Rusya’ya karşı  ‘oyun alanı’ olarak kullanmak istediği bellidir. Bu oyunun ‘merkez üssü’ Tiflis’tir. ABD amacına ulaşmak için büyük paralarla, silahlarla, askeri ve sivil personelle Tiflis’i bölgesel karargah haline getirmiştir. Ve Gürcistan’ın ihtiraslı liderleri-politikacıları bu tehlikeli oyunun taşeronluğunu yaparak kendi halklarına büyük acılar yaşattılar, yaşatıyorlar. Şimdi, diğer Kafkas halklarını da kendi kör kuyularına çekmek için canla-başla çalıştıkları açıktır. K. Kafkas halkları bu oyunun parçası olmayacaktır ve olmamalıdır. Kafkas halkları tarih boyunca  ‘ateşe uzanan maşa’ olmanın yakıcı deneylerini yaşamıştır. Artık ‘uğrunda ölünecek’ değil ‘uğrunda yaşanacak’ değerleri kutsallaştırmalı, başkalarının oyunlarında kahraman olmak yerine, kendi geleceğimizin mütevazı ama kararlı yolcuları olacak politikaları üretmeliyiz. ul>nanKaffed

KAFFED I. Ortak Akıl Toplantısı Tamamlandı

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)  11- 12 Aralık 2010 tarihlerinde Bolu Koru Otel’de “Diasporadan anavatana, bugünden geleceğe… Ortak Akıl Toplantısı”  düzenledi. Adıgey Cumhuriyeti, Kabardey Balkar Cumhuriyeti, Almanya, İngiltere ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden davet edilen 50 katılımcı ile gerçekleştirilen toplantının belli aralıklarla sürdürülmesi planlanıyor. Düzenlenen bu ilk toplantı, katılımcıların 10 Aralık Cuma akşamı otele giriş yapmaları ile akşam yemeğinin ardından tanışma ve programının değerlendirilmesi konusunda karşılıklı görüş alışverişlerinin yapılması ile başladı. Akşam saat:10.30’a kadar devam eden bu görüşmenin ardından katılımcılar geç saatlere kadar sohbet ettiler. “Ortak Akıl Toplantısı” 11 Aralık sabah oturumu KAFFED başkanı Cihan Candemir’in toplantının amacı, hedefi ve yöntemi konusundaki açılış konuşması ile başladı. Daha sonra oturum başkanı Prof.Dr. Ayhan Kaya “Diaspora kavramı ve dünyadaki farklı diasporik örgütlenmelerin dünü bugünü” konulu bir sunum yaptı. İlgiyle izlenen bu sunumun ardından konu başlığı ile ilgili olarak Prof. Dr. Sevda Alankuş bir çerçeve konuşması yaptı. Daha sonra katılımcıların görüşlerini dile getirdikleri “adlandırma sorunu, diaspora kavramı ve vatan tanımı” bölümüne geçildi. Bu konuda görüş ve düşüncelerini dile getirmek isteyen katılımcılar 5’er dakikalık konuşmalarını yaptılar. Öğlen yemeğinin ardından saat 13.30 da başlayan ikinci oturumun çerçeve konuşmasını Prof. Dr. Erol Taymaz yaptı. Daha sonra söz isteyen katılımcılar 5'er dakikalık konuşmaları ile “Diasporada durum, beklentiler ve hedefler” başlığı altında asimilasyon, kimlik konumlandırması, örgütlenme ve talepler konusundaki görüş ve düşüncelerini dile getirdiler. 16.30 da başlayan üçüncü oturumun konu başlığı “anavatanda durum, beklentiler ve hedefler” idi. Sezai Babakuş’un çerçeve konuşmasının ardından katılımcılar “Devlet ve toplum örgütlenmesi; demografik, etnik ve dinsel dinamikler; Rusya ilişkileri ve talepler” konusundaki görüşlerini aktardılar. 12 Aralık Pazar günü sabah oturumu saat: 9.00’da başladı. İlk olarak, pazar günü yapılan toplantıya katılamayacak olan Ayhan Kaya’nın cumartesi günü yapılan toplantıyla ilgili değerlendirmesi okundu. Daha sonra başkanlığını Doç Dr. Mithat Çelikpala’nın yaptığı “Diaspora-Anavatan İlişkileri ve Etkileşimi konulu “oturuma geçildi. Burada bir konuşma yapan Mitat Çelikpala Uluslararası dengeler ve denklemler ışığında diaspora- anavatan coğrafyası konularında bilgiler verdi. Konu başlığı ile ilgili olarak Prof. Dr. Erol Taymaz yaptığı çerçeve konuşmasından sonra katılımcılar söz alarak oturumun alt başlıkları “Güncel tespit ve beklentiler, işbirliği pratiği, dönüş” konularındaki görüş ve düşünceleri aktardılar. Öğlen yemeğinden sonraki oturumda “gelecek beklentisi ve gelecek planlaması” konusu görüşüldü. Strateji, öncelikler, örgütlenme ve medya alt başlıkları ile ilgili olarak söz alan katılımcılar somut ve heyecan verici önerilerde bulundular. İkinci günkü oturumların moderatörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Mitat Çelikpala yaptığı kapanış konuşmasında “Bu güne kadar katıldığım hiçbir toplantıda bu kadar not tutmadım. İki gündür aldığım notlar 70 sayfa oldu. Bu toplantı biz akademisyenlerinde arayıp bulamayacağı düzey ve kalitede olmuştur. Dolayısıyla bizde bu çalışmayı kendi akademik çalışmalarımızda da değerlendireceğiz” dedi. Not: Moderatörlerin birkaç gün içerisinde hazırlayacakları toplantının sonuç bildirisi kamuoyu ile paylaşılacaktır.  nanKaffed

Kongre’nin Ardından – Beni Değiştiren Ülkeler

Bazı şehirler, bazı ülkeler vardır, başlangıçtaki seyahat amacınızdan öte bir anlam kazanır gittiğinizde. Sizi değiştirir, hayatınızı değiştirir bir bakıma. Artık gitmeden önceki siz ile gittikten sonraki siz aynı değildir. Gitmeden önce zihin ve hayal dünyanızdaki karşılığı ile gittikten sonraki karşılığı da aynı değildir o yerin. İşte 16 - 21 Ekim 2012 tarihleri arasında Sohum’da  gerçekleştirilen “5.  Uluslararası Diyalog: APSNY.SU Öğrenci Kongresi”ne katılmak üzere gittiğim Abhazya da o yerlerden biri. Ama bu sefer, öncekilerin aksine, baştan biliyordum böyle olacağını. Zira gittiğim yer herhangi bir yer değil, Abhazya. Kültürel kimliğimin en temel bileşenlerinden biri olan Abazalığın işaret ettiği yer. Üzerine fikir üretip siyaset yaptığım, her daim yakından izlediğim, ama en önemlisi aidiyet geliştirdiğim yer. Ve bunlara rağmen ancak 34 yaşımda, bir davet üzerine gittiğim yer. Beni değiştirmemesi mümkün mü? Ağustos 2008 savaşının üzerinden sadece 4 yıl geçmiş olmasına rağmen, Abhazya’nın havası, atmosferi bilmeyene bunu neredeyse bildirmemeye ant içmişçesine ılık, taze ve canlıydı. Sınırdan geçmemizle beraber, Psou’dan Sohum’a kadar, yol boyu berrak bir hava, yeşilin her tonunu barındıran bir doğa, Türkiye’de her daim hırçınlığıyla bildiğimizden farklı sakin ve dingin bir Karadeniz eşlik etti bize. Zaman zaman on yıllardır hiç dokunulmamış izlenimi veren evler, ağır hasar görmüş binalar görüyorsunuz ama hemen ardından yolun kara tarafındaki küçücük tepelerde kümelenmiş o zarif evler çıkıyor karşınıza. İnsanların yüzünde hüzün değil, havanın davetine yakışır bir keyif görüyorsunuz. Ara ara önünüze çıkan tabelalarda ilk devlet başkanı Vladizlav Ardzınba’nın ve şimdiki devlet başkanı Ankwab’ın resimlerini, Abhazya Cumhuriyeti ibarelerini, Abhazya bayrağının dalgalandığını görüyorsunuz. Sokaklarda, resmi dairelerde, mağazalarda Abazaca konuşan insanlar duyuyorsunuz. Milliyetçiliğin her türlü nüvesinden arındığımı zannederken, tüm bunların beni nasıl heyecanlandırdığına inanamıyorum. İlk gün otel bahçesinde tek başıma otururken bangır bangır çalmaya başlayan Abazaca bir şarkıda gözyaşlarımın dökülmesini engelleyemezken buluyorum kendimi. Sonra, bir şekilde geldiğimi haber alıp beni bulan akrabalarımla tanışıyorum. Ne deneyim! Bir tarafım sevinçten çıldırırken, diğer tarafım şaşkınlıktan nasıl davranacağını bilemiyor. Hayatım boyunca ilk defa gördüğüm, ancak bir tercüman aracılığıyla anlaşabildiğim akrabalarım. Zaten hep orada olduklarını bildiğim, tanışacağımız günü dört gözle beklediğim akrabalarım. Ne çelişki! Dahası, tüm akrabalarım, her oturup konuştuğumuz insan geri dönelim istiyor. Geri dönmek mi?   Kuşkusuz biliyorum bu deneyimlerin, bu çelişkilerin bana özgü olmadığını; diasporadan Abhazya’ya ilk defa giden nice insan geçti bu yollardan muhtemelen. Ama kolay değilmiş insanın bu yollardan geçmesi. Diyorum ki belki de bir test bize bu, bir tür aidiyet testi. İşte o nihai geri dönüş noktası olarak idealleştirdiğimiz anavatan kucak açıyor bize adeta; bak diyor, senin köklerin burada, akrabaların burada, senin dedelerinin çıktığı bir köy var burada; beni bugün ilk defa görüyor olmanın hiç önemi yok diyor; hani sen burayla zaten aidiyet kurmuştun diyor. İşte ben bu testle, aidiyetimin sınırlarıyla karşılaşıyorum. Fark ediyorum ki tam da bu nedenle önemli bireysel olarak inşa ettiğimiz diasporik kimliklerimizi ve bireysel olandan toplumsal olana evrilen diaspora olma sürecimizi anlamak. Uzunca bir zamandır sadece kişisel ilgi ve merak düzeyinde uğraş verdiğim Kafkasya siyaseti de yeniden ön plana çıktı bu süreçte, konferans sunumumla beraber kişisel alandan alıp kamusal alanda paylaştığım bir şeye dönüştü tekrar. Hazırlık aşaması, küçücük de olsalar başlangıçta taşıdığım kaygıları haksız çıkartacak derecede demokratikti. Kendi siyasi tavrı olan bir kurum adına konferansa katılacak olmamdan kaynaklanan bu kaygılar, tamamen bana ait bir metin hazırlamam ve sunmam için hazırlanan koşullarla boşa çıkmış oldu. O dönemde henüz yeni tanıştığım KAFFED yetkilileri ile Abhaz-Adığe birliği gibi hemfikir olduğumuz konular olduğu gibi, 2014 Soçi Olimpiyatları gibi fikir ayrılıklarımız olan konular da vardı ama inanmadığım bir şeyi ifade etmek ya da savunmak zorunda kalacağım hiç bir tutumla karşılaşmadım. Ve nihayet konferans günü geldi çattı. On iki yıldır öğretmenlik/akademisyenlik mesleği ile uğraşan ve dolayısıyla pek çok defa ve çok daha kalabalık gruplar önünde sunum yapmaya son derece alışık olan ben’in ne kadar heyecanlı olduğunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Benim sunumumun görece ilerleyen saatlerde olması ve diğerlerini dinleyerek başlamanın bana iyi geleceğini biliyordum. Sadece bu da değildi elbette, farklı sunumları ve dolayısıyla farklı görüşleri de öğrenme şansım olacaktı. Ne yazık ki pek düşündüğüm gibi olmadı. Bütün sunumlar Rusçaydı, herhangi yazılı ya da sözlü bir çeviri hizmeti de yoktu ve aslında Özlem ve benim yanımda bize çeviri yapabilecek bir ablamız olmasına rağmen salon koşulları bunu yapmak için çok elverişsizdi. Hâsılı kelam, tek bir kelime anlamadım ve kendi heyecanımla baş başa kaldım. O heyecanla tamamladığım sunumumun sonrasında diğer sunumlarla ilgili bir miktar bilgi aldık ve daha önemlisi tüm metinlerin çevirilerinin yapılarak yayınlanacağını öğrendik. Hemen bunların arkasından da o ana kadar farkında olmadığım bir şeyi öğrendim, bir sonuç bildirgesi hazırlandığını. Kuşkusuz diğer sonuç bildirgeleri gibi bu da katılımcıların ortak kanaatlerini ve uzlaştıkları noktaları içeren bir metin olmalıydı. Ve tam da umduğum gibi metnin İngilizce bir çevirisini hazırlayarak görüşlerimizi almak üzere bize de ilettiler. Metinde hemfikir olmam mümkün olmayan birkaç önemli kısım vardı, özellikle Soçi Olimpiyatları ile ilgili olan bölümde. İlk etapta hemen dönüt vermemiz istendiği için bu kısımlarla ilgili çekincelerimi ilk fırsatta dile getirdim. Ne var ki daha sonra bildirinin son halini bulması konferans sonrasında da devam eden bir uzlaşı sürecine dönüştü; böylece, benim dışımda KAFFED yetkililerinin de metni değerlendirme fırsatı oldu. Organizasyon komitesi yetkilileri de eleştiri ve önerilerimizi dikkate aldılar ve bildirgede yer alan Olimpiyatlar ile ilgili madde bu şekilde son halini aldı. Ne var ki benim için en zor olan anlardan birisi tam da burasıydı. Zira maddenin aldığı son biçim belki önemli bir kazanımdı ama maalesef benim için yeterince tatmin edici değildi. Kafkasya’ya dair diğer pek çok konu gibi tamamen siyah-beyaz bir algı ekseninde ele alınıyor olmasından, bütün tartışmaların Rusya-yanlısı ya da Rusya-karşıtı olmak gibi kısır bir alana sıkıştırılmasından oldukça rahatsız olmama rağmen; Olimpiyatlar konusundaki kişisel görüşüm soykırım ve sürgün gibi kaynağını tarihten alan sebeplerin yanı sıra bugün hala devam eden ciddi insan hakları ihlalleri ve anti-demokratik uygulamalar nedeniyle ‘muhalif’ bir yerden şekilleniyor. Ancak benim duruşum ne Abhaz ne de Rus tarafından gelen katılımcılar tarafından paylaşılacak gibi değildi. Evet, o gün konferans sırasında çıkıp belki orada bulunan pek çok insanın katılmadığı ama benim inandığım şeyleri söyleyebilmiştim. Ve bugün de pek çok insanın katıldığı ama benim inanmadığım unsurlar içeren bir bildiri çıktı katıldığım kongreden. Galiba her iki durumda da büyük ölçüde yalnız olan bendim! İşte bu da benim nereye evrileceğini henüz tam olarak bilemediğim yeni farkındalığım…     {gallery}/haber/etkinlik/1012_abhazya_kongre{/gallery}  nanYasemin Oral

Turhal’da da Adığece Seçmeli Ders Sınıfımız Açıldı

Tokat Turhal’da bulunan Mimar Sinan Orta Okulu’nda Adığece seçmeli ders sınıfımız açılmış, öğretmen ataması yapılmış ve derslere başlanmıştır. Sınıfın açılması için emek veren herkese sonsuz teşekkür eder, öğrencilerimizi ve velilerimizi de duyarlılıklarından dolayı kutlarız. KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONUnanKaffed

Abhazya’da Öğrenci Kongresi ve Konferans

  V. Uluslararası Öğrenci Kongresi ve Dünya Politikasında Kafkasya Konferansı Abhazya’da tamamlandıp> 16 - 21 Ekim 2012 tarihleri arasında Abhazya Cumhuriyeti’nin başkenti Sohum’da  “5.  Uluslararası Diyalog: APSNY.SU Öğrenci Kongresi” gerçekleştirildi. Temel olarak uluslar arası dostluk ve kültürler arası diyaloğu sağlamayı amaçlayan Kongre’ye, Abhazya, Rusya, Türkiye, Suriye, Sırbistan ve Moldova olmak üzere 6 ülkeden yaklaşık 250 öğrenci, akademisyen, sivil toplum kuruluşu yetkilisi ve farklı düzeylerdeki yönetim organları temsilcileri katıldı. Kongreye Türkiye’deki Abhaz diasporası temsilcileri ilk kez davet edilmiş olup, Kafkas Dernekleri Federasyonu adına Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğrencisi Tuğçe Okuyucu, Marmara Üniversitesi öğrencisi Özhan Kesikbaş, Sakarya Üniversitesi öğretim elemanı Özlem Aksoy ve İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Yasemin Oral katıldı. Kongre çerçevesinde eğitim, bilim, kültür ve spor gibi alanlarda etkinliklerin yanı sıra katılımcıların Abhazya’yı tanımalarına olanak sağlayan geziler düzenlenmiş, çeşitli arkadaşlıklar ve mesleki bağlantıların kurulduğu sosyal faaliyetlere yer verilmiştir. Katılımcılarımızdan Aksoy ve Oral ayrıca Abhazya Dışişleri Bakan Yardımcısı Irakli Khintaba ile Abhazya’nın dış politikası üzerine Sırbistan ve Sırp Cumhuriyeti heyeti ile ortak bir görüşmede bulundu. Kongre kapsamında ayrıca katılımcı ülkelerden akademisyen ve uzmanların iştirakiyle “Dünya Politikasında Kafkasya: Tarih ve Günümüz” başlıklı uluslararası bir konferans da gerçekleştirilmiş ve Kafkasya tarihi,  2008-sonrası dönemdeki politik süreç ve sorunlar, uluslar arası siyasete ilişkin perspektifler ve geleceğe dönük işbirliği olanakları ve olasılıkları tartışılmıştır. Bu bağlamda, Federasyonumuz katılımcılarından Yasemin Oral konferansın genel oturum bölümünde“Abhazya'nın Uluslararası Alanda Tanınması: Mevcut Durum ve Daha Geniş-ölçekli Tanınma için Öneriler" başlıklı bir konuşma yaparken, Özlem Aksoy Kafkas Halklarının Geçmişi ve Bugünü konulu bölümde “KAFFED’in Oluşumu, Siyasi Duruşu ve Abhazya’ya Bakışı” isimli bir sunum yapmıştır. Kongre’de alınan kararlara ilişkin sonuç bildirgesi aşağıdadır: Biz, 5.  Uluslararası Diyalog: APSNY.SU Öğrenci Kongresinin katılımcıları olarak, Nizhniy Novgorod ve Abhazya (Pitsunda şehri, Mayıs 2008) ilk öğrenci kongresinde başladığımız ve son yıllar boyunca sürdürdüğümüz gençlik birliği programını sağlayan çalışmanın sonucuna bakarak;p> dünya ülkelerinden gelen sadece iyi niyet adamlarının milletler arası dostluğu sağlayabildiklerini, barış ve emniyeti kurabildiklerini ve kültürel, bilimsel ve eğitsel ilişkileri sağlayabildiklerini kabul ederek; p> belirlenen aktiviteler hazır olduklarımızı onaylayarak ve kültürler arası diyalog ve kişisel ilişkiler için örnek olarak;p> Rusya ve Abhazya dışında Sırbistan, Suriye, Türkiye ve Moldova’dan katılımcılar geldiğini vurgulayarak kongrenin coğrafyasının genişlemesini teşvik ederekp> Rusya ve Abhazya cumhuriyetlerin hükümetlerine ve Kafkasya’nın barış ve emniyet durumunu merak eden bütün hükümetlere sesleniyoruz:   p> sadece kendi çıkarlarını düşünen bilinçsiz hükümetlerin agresif hareketlerinin tekrarını önlemek için birleşelim;p> Kafkasya’nın halkları kaderlerini kendileri seçsin,  Birleşmiş Milletlerin tüzüğünde belirlenen prensipleri korusunlar, onlara değişik bahaneleri kullanarak diğer devletler karışmasınlar diye başladığımız çalışmaya devam edelim;p> tarihe geçecek olan 2014 Soçi Kış Olimpiyatları ile ilgili planları gençlerimizin desteği ile gerçekleştirelim çünkü bu olimpiyatın barış açısından çok büyük bir önemi olabilir ve bu da Kafkasya’nın istikrarlı, barış içinde yaşayan ve gelişmiş bir bölge olduğunu gösterecektir, ve Olimpiyatlar sırasında yerli halkları onurlandıralım ki bu da bölgedeki barış ve istikrar için önemli bir katkıda bulunacaktır;p> Rusya ve Abhazya’lı öğrencilerin ortak planlarını destekleyelim ve diğer ülkeleri de buna davet edelim, ayrıca gençlik dostluğu ve iş birliği için destek verelim;p> ülkelerimizin arasındaki sosyal, bilimsel, eğitimsel ilişkilerin genişlemesini sağlayalım, ayrıca gençlik birliği gibi toplumsal kurumları destekleyelim;p> ülkelerimizin arasındaki barışı, dostluğu ve karşılıklı anlayışı güçlendirmek için elimizden geleni yapalım.p>   Sohum, Abhazya Cumhuriyeti, 21 Ekim 2012.p> nanKaffed

Dünya Abhaz Gençlik Kongresi İzlenimlerim

Babamdan ve büyüklerimden dinlediğim kadarıyla, benim için hayal ülkesi olan dedelerimin sürgün edildiği Ata vatanımda gerçekleştirilen bir kongreye KAFFED adına davet edilen 4 kişiden biri olmak inanılmaz bir olaydı. Her zaman görmeyi düşündüğüm hayal ülkeme gidiyor olmanın verdiği uykusuz geceler ve yol hazırlıklarından sonra, Adapazarı terminalinde yol arkadaşlarım Özlem abla ve Özhan’la buluştuk. Bizi uğurlamaya gelen ailelerimizin yanında Sakarya dernek başkanı Muharrem Saran ve AÇG ve KAFFED yönetim kurulu üyesi Özkan Çoklar’ın oluşu, bizleri ziyadesiyle onurlandırmıştı. İstanbul’a vardığımızda yol arkadaşımız Yasemin abla, Sezai Babakuş ve bize gezi boyunca kılavuzluk yapan Andrey karşıladı. Sezai abinin moral verici konuşma ve bilgilendirmeleri ayrıca hepimize verdiği beyaz güllerle uğurlaması çok anlamlıydı.p> İstanbul Moskova, Moskova’dan bize katılan akademisyenleri alarak Abhazya‘ya yola çıktık. Heyecanım mesafeler azaldıkça artıyordu. Moskova’dan Soçi ve ordan kara yolu ile Sohum‘a kalacağımız Aytar oteline 14:30 ‘da yerleştik. Yol boyunca hiçbir manzarayı kaçırmamak için uyumadım ve Abhazya’nın söylendiği kadar güzel olduğuna şahit oldum. Artık Abhazya’dayım.span>p> Hepimiz o kadar heyecanlıyız ki uyuma seçeneğini hiç düşünmeden valizlerimizi odalarımıza yerleştirip, otelde yemek yiyip, otelimizden bize özel arabayla Andrey eşliğinde ve diğer Türkiye’den arkadaşlarımızla, maalesef ki bir Rus arkadaşın Rusça rehberliği ile Sohum turuna başladık. Andrey İngilizce çeviri yapıyordu bize. Her şey mükemmeldi. Hava pırıl pırıldı. Otele döndüğümüzde akşam kaynaşma etkinlikleri için otelde bulunan Rusya’dan katılan öğrenciler ve bizler karma küçük gruplara ayrıldık. Tanışma oyunlarıydı etkinliklerimiz. Konuşulan dilin Rusça olması bizim için sıkıntıydı. Ama her şey hala güzeldi, hepimiz tüm dillerle inat kaynaşıyorduk ve bir şekilde anlaşıyorduk. Hepimize bir tişört bir kalem ve bir defter verildi. İlk gün bitti ve Abhazya ‘da huzurla uyuduk.span>p> Güzel bir güne uyandık. Abhaz pasaportu için demografyaya gittik. Demografyada çok sıcak karşılandık. İşlemler başladı. O gün Yasemin abla ve Özlem abla dışişlerine gittiler. Akşam hepimiz otelde toplandık ve büyük 3 otobüsle gruplarımızla Filarmoni‘ye gittik. Konuşmacıların konuşmaları oldu. Çeşitli dans gösterileri ve şarkılar eşliğinde devam etti. Bu kongrenin bu sene 5.siymiş. Önceki yıllarda yapılan kongrelerde yapılanların fotoğraflarının olduğu gösterimler yapıldı. Dilin hala Rusça olması çevirinin olmaması bu gece içinde sıkıntıydı bizim için ama izlediklerimiz oldukça güzeldi. Kongrenin açılışıyla bir günü daha bitirmiş olduk.span>p> Üçüncü günümüzde Abhazya Devlet Üniversitesi’nde yapılacak kongre vardı programımızda. Üniversiteye biz Türkiye‘den gelen arkadaşlar ve Rus öğrencilerden bölümleri kongreyle alakalı olanlar ve akademik kişiler katıldık. Kongrede 7 kişi konuştu. Yapılan konuşmalardan bir tanesi Yasemin ablaya aitti. Çeviri bugünde yoktu. Üniversite koridorlarındaki manzara insanı büyüler derecede güzeldi. Üniversitede dersler devam ediyordu. Konferanstan çıktığımızda öğrenciler içindeydik. Üniversitedeki konferans sonrası otelimizde öğlen yemeğini yiyip, yuvarlak masa toplantılarından Özlem ablanın konuşmasını yapacağı toplantıya katıldık. Ve pasaport işleri için tekrar demorafyaya gittik. Astamur Lagua bize bütün demografya işlerinde yardımcı oldu. Parmak izlerimiz alınıp çeşitli işlemler yapıldı.span>p> Vee bir sonraki gün Afon’un ve Ritsa Gölü’nün yanında birkaç yeri daha gezeceğimizi öğrendik, bunun için hepimiz sabırsızlanıyorduk. Ve büyük otobüslerle harika yolculuğumuz başladı. Önce Afon’daki Mavi Göl’e, şelaleye ve kiliseye gittik. Ardından Ritsa ‘ya olan yolculuğumuz başladı. Yol üzerindeki balcıya uğradık. Ve en sonunda insana kendini masal da hissettiren o eşsiz manzara Ritsa’ya geldik. Her şey fotoğraf karesi gibiydi. Bütün görüntüleri fotoğraf makinelerimize sığdırmaya çalışıyorduk. Bütün kareler kalbimize yazıldı. Ritsa’ya karşı Abaza yemekleri yedik. Hayatımda yediğim en anlamlı yemeklerden biriydi. Kendi anavatanımızda kendi yemeklerimizi yiyorduk. Yemekler çok güzeldi. Orda bize ayrılan süre oraya veda etmek için hiç de yeterli değildi. Gözümüz arkada, oralara özlem kalbimizde dönüşe başladık. Otele döndüğümüzde hepimizin suratında yorgun, mutlu, rüyadan uyanmışlık vardı. Gezi oldukça keyifliydi Rus ve Abhaz arkadaşlarımız gezi esnasında bize yardımcı oldular. Akşam Türkiye’den gelen bir arkadaşımızın Abhazya’da yaşayan bir amcasının misafiriydim birkaç arkadaşımla. Önce Amra sonra Apra isimli kafelerde oturduk. Abhazya’dan çeşitli insanlar tanıdık. Hep beraber şarkılı danslı hoş sohbetli güzel bir akşam yaşadık.span>p> Son güne uyanmıştık artık. Bugün artık vatandaşlık işlemlerimizin sonundaydık. Pasaportlarımızı ve kimliklerimizi aldık. Hepimiz Abhaz vatandaşıydık artık. Bugün hepimiz için serbest zaman bırakılmıştı. Biz öncelikli halk pazarına gittik. Ardından Türkiye’den tanıdıklarımızla görüşmeye gittik. Sunay Ömür ve Adnan Agos’la görüştük. Adnan amcayla birer kahve içtik. Ve Yasemin ablanın Vatırba akrabalarının daveti üzerine bir Abhaz düğününe katıldık. Bir masaya oturtulduk. Herkes oldukça samimiydi. Masalar dolup taşıyordu. Abaza yemekleri mükemmeldi. 6 /7 erkek dansçıdan oluşan gösteriler oldu. Sıcacık bir uğurlamayla otele geri döndük. Akşam yemeği için tekrar Sunay teyze ve onun tanıştırdığı Türkiye’den Abhazya’ya yerleşmiş iki arkadaşla otelin karşısında bir restorantta buluştuk. Yemeye ilerleyen saatlerde Yasemin ablanın akrabalarından iki abi katıldı. Ve onların ardından Abhaz ve Rus arkadaşlarımızda oraya geldiler. Masamız kocaman bir aile oldu. Çeşitli dillerin konuşulduğu bir masa ve gülen suratlar vardı. (Türkçe, Rusça, Abazaca, İngilizce.) Bu son gecemizdi. Hepimizde bunun burukluğu vardı. Otele döndüğümüzde kimse odasına geçmek istemiyordu. Geç saatlere kadar hep birlikte oturduk.span>p> Sabah 7:30’da otelimizden Andrey ve Moskova’ya dönecek birkaç kişiyle önce Soçi’ye yola çıktık. Yol boyunca çeşitli yerlerde durup manzaranın tadını çıkardık. Gümrükten yürüyerek geçme heyecanını yaşadık beraber. Soçi’den kalkacak uçağımızda çıkan arıza sebebiyle yaklaşık 6 saat havalında beklemek zorunda kaldık. Abhazya bizi bırakmak istemiyordu adeta, biz de ondan ayrılmak istemiyorduk. Ardından Moskova ve ordan da İstanbul‘a kalkan uçağımızla gece 1:30’da Türkiye’deydik.span>p> Edindiğimiz dostluklar, gördüğümüz o yerler… İçimde Abhazya aşkıyla geldim. Giderken Abhazya’ya duyduğum özlem hiç azalmadan katlanarak geri döndüm. Tekrar tekrar gitmek istiyorum oraya. Orda daha çok vakit geçirmeliyim. Daha gezilecek bir sürü toprağım, tanıyacak bir sürü kardeşim var. span>Bana yol arkadaşlığı yapan Vatırıpha Yasemin Oral, Babalıpha Özlem Aksoy ve Hılpahça Özhan Kesikbaş’ a ve beni anavatanıma kavuşturduğu için tekrar tekrar Sakarya Kafkas Kültür Derneği’ne teşekkür ederim.span>p>     {gallery}/haber/etkinlik/1012_abhazya_kongre{/gallery}      nanHocaa Tuğçe Okuyucu

Sakarya Derneğinde Anadil Dersleri Başladı

Sakarya Kafkas Kültür Derneği'nde bu yıl oldukça yüksek bir katılımla başlayan anadil derslerini, Abazaca'da İrfan Okuyucu, Adığece'de Ragıp Mete vermektedir. Önemli bir ayrıntı, daha önceki yıllarda Abazacayı öğrenenler, bu yıl Adığece kursuna katılırken, aynı şekilde önceki yıllarda Adığece öğrenenler, bu yıl Abazaca öğrenmek için Abazaca kursuna katılmaktadırlar.   {gallery}/haber/diaspora/2012/sakarya/071112_anadil_dersleri{/gallery}    nanKaffed