Yardım Kolileri Yola Çıkmaya Hazır

İKKD-GENÇ tarafından başlatılan ve İÇD GENÇLİK KOMİSYONU'nun tam destek verdiği, Suriyeli soydaşlarımıza yardım malzemesi toplamaya yönelik kampanya son aşamasına geldi. Toplanan malzemeler, tasnif edildi ve kargoya verilmeye hazır hale getirildi.   {gallery}/haber/diaspora/2012/istanbul/ikkd_yardim{/gallery} nanKaffed

31 Aralık ‘ta İst.Rus Konsolosluğu Önünde Basın Açıklaması Okunacak

31 Ocaktaki "Suriye Çerkeslerinin Sesini Duyurmak" amacıyla İstanbul Rus Konsolosluğu önünde yapılacak eylem için çalışmalar sürüyor.   Bahçelievler Kafkas Çerkes Derneği evsahipliğinde Çerkesya Yurtseverleri Gençlik Birimi ve Bahçelievler Kafkas Çerkes Derneği gençleri ortak bir şekilde eyleme hazırlanıyorlar.   Haber: Rıza Yavuz {gallery}/haber/diaspora/2012/bahcelievler/31_aralik{/gallery} div>  nanKaffed

31 Aralık’ta Ankara’nın Sokaklarındayız!

Suriyeli Çerkeslerin içinde bulundukları durum ve Rusya Federasyonunun konuyla ilgili olumsuz tutumu hakkında farkındalık yaratmak ve 5 Ocak Cumartesi günü saat 15:00'da Ankara'da Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde yapılacak olan basın açıklamasını duyurmak üzere Çerkes Derneği olarak Ankara'nın sokaklarına çıkıyoruz.p> 31 Aralık 2012 günü 14:00'de Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde Basın Bildirisi okuyacak daha sonra derneğimiz gençlerinin öncülüğünde Yüksel Caddesi ve Sakarya Caddesi'nde konuya ilişkin bildiri dağıtacak ve sorunlarımızı anlatacağız.p> Saygılarımızla Ankara Çerkes Derneği   Rusya Federasyonu Büyükelçiliği Adres: Karyağdı sok., No 5, 06692, Çankaya (P.K. 35 Kavaklıdere), Ankara Türkiyep>nanKaffed

Kabardey Balkar Devlet Tarım Akademisi Rektörüne Suikast

  Adığe Dil Öğretmenimiz Keriman Vurdem’in Kuzeni, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Devlet Tarım Akademisi Rektörü ve "Birleşik Rusya" Yüksek Konseyi Üyesi ve Boris Zherukov 25 Aralık 2012 tarihinde suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. İki kurşunla başından vurulan Boris Zherukov'a suikast düzenleyen iki kişinin olaydan sonra kaçtıkları, aramaların devam ettiği öğrenilmiştir. Menfur suikastı lanetliyor, Boris Zherukova Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

Adığe Kızları Kaçmaz, Kaçırılırlar

Türkiye'de genç kızlar için "kaçmak", herkesin bildiği gibi, ailenin rızası olmadan evlenmek üzere habersizce evden ayrılmak anlamına gelir. Kendi vunafesini yaparak ailesine karşı gelen asi kızın üzerine bir çizik atılır ve uzun süreler adı anılmaz. Pek çok sülalede örnekleri vardır bu durumun.  Genç kız kendi iradesi ve aklıyla vunafesini yapar ve ailesine durumu bildirir. Bu kararda ailenin beğenmediği bir durum varsa, kendince nedenler sıralayarak kızın tercihini yok sayar, onun kararını onaylamaz. Yaşı da küçük değildir kızın ama aile en doğrusunu bildiği için kızlarının yanlış! yapmasına izin vermez. Sonrasında da malum kaçış gerçekleşir. Küslükler, barışmalar birbirini izler.  Türkiye'deki boyutunu herkes bildiği için oradaki eğrisini doğrusunu tartışmadan anavatanda Adığe kızlar neden ve nasıl kaçarlar kaçırılırlar bunu anlatmak istiyorum.  Genç Kızın kendi rızası ile kaçırılması: Türkiye’deki "kaçtı!" kelimesi, bu olumsuz eylemi doğrudan kıza yükler ve ailesülaletoplum nezdinde bunun bir "suç unsuru" olduğunu da vurgular.  Oysa anavatanda kızlar kaçmazlar, kaçırılırlar! Evlenme talebi olan bir genç tarafından götürülürler. Adığece "yadığuas": çalındı, "yahas": götürüldü kelimeleriyle ifade edilir kaçırılma eylemi. Bu nedenle de suç yoktur. Yani genç kız ailesine karşı iteatsiz, asi olarak suçlanmaz. Evlenmek üzere anlaşan gençler, "evlenme merasiminin" aşamalarının nasıl olacağına biraz kendileri biraz da aileleri ile beraberce karar verirler.  Kızın ailesinin maddi durumu, kız isteme ve gelin alma fasıllarının masraflarını, eziyetini karşılamaya uygun değilse veya ailede ya da yakınlarda eğlenceye engel bir yas durumu varsa kızın kaçırılması çok kabul gören bir uygulamadır. Kız ve oğlan bu duruma açıkça konuşarak karar verirler. Aileler de bunu bilir ve onaylar. Kızın kaçırılacağı  getirileceği zamanı çoğunlukla aileler bilse de bazen ailelerin tam olarak zamandan haberi olmadan da gerçekleştirilebilir. Delikanlı bir ya da bir kaç arkadaşı ile birlikte, genç kızı anlaştıkları yerden alarak oğlanın ailesinin evine götürürler (bazı bölgelerde oğlanın akrabalarından birinin evine götürülür). Kısa bir süre içinde kızın ailesine haberciler gönderilir. Haber üzerine kızın ailesinden, akrabalarından bir grup oluşturulur ve bir kaç saat içinde oğlan tarafına gelirler. Bu arada oğlan tarafı da hazırlıklarını yapmıştır. Sofralar kurulmuş, Adığe nikâhı (dini nikâh) için hoca çağrılmıştır. Kızın yakınlarından birisi kuzeni, dayısı vs. kim geldiyse kızın bulunduğu odaya girer ve kızlarına: "Kendi isteğinle mi geldin, gerçekten kalmak istiyor musun?" diye burada çok meşhur olan kader sorusunu sorar. Bu danışıklı döğüşün aktristi tabi ki "evet" der. Bu yanıtı alan temsilci akraba huzur içinde odadan çıkar ve keyifle sofraya yönelir. Durumu yanındakilere açıklar ve nikah kıyılır. Dilek ve temennilere boğulan sofrada taraflara uygun olan düğün tarihi belirlenir ya da bu iş de oğlan tarafına bırakılır. Böylece kız isteme ve gelin alma seremonisinin masraf ve sıkıntısından kurtulan kız tarafı sevinçle oradan ayrılır. Gençler o andan itibaren evlenmiş olurlar.  Düğün tarihi belirlendiğinde kız tarafına da haber verilir. Düğün yapılacak ise kesinlikle yemekli olur. Restaurant, otel, gibi salonu olan mekânlarda ya da erkek tarafının evi uygun ise evde düğün yapılır. Kız tarafından da 5060 veya bazen çok daha fazla sayıda katılımla düğün olur. Resmi nikâh ise düğün saatinden önce, gelin ve damadın akranlarından oluşan akraba ve arkadaşlarının eşliğinde, nikâh salonunda standart bir törenle kıyılır. Daha sonra nikâhta bulunanlar konvoy halinde arabalarıyla şehir turu yaparak, kızın ailesinin evinin önünden klaksonlar çalarak geçerler, Abhaz meydanında kısa bir düğün yapıp, asıl düğünün yapılacağı salona ya da eve giderler. Düğün sahibi erkek tarafıdır ve kız tarafı misafir olarak gelir ve ağırlanırlar. Burada Türkiye'deki gibi bir çeyiz ya da eşya mentalitesi yok.  Yukarıdaki "kaçırma ve kızın rızasını sorgulama" seramonisi bittikten sonra bir kaç gün içinde kızın ailesine alışveriş için haber verilir. Aile kızlarının giysi, ayakkabı vs. tüm ihtiyaçlarını beraberce gittikleri yerlerden alırlar. Bunların dışında kızın çeyiz olarak herhangi bir öteberisi olmaz, götürmez. Sadece kızın tarafından düğünde hediye gelirse onlar verilir. Bazen de ailenin maddi durumuyla ya da gösteriş kapasitesiyle orantılı olarak değişmekle birlikte, damada ev veya araba hediye eden aileler de vardır. Sonuç: Kız kendi isteği ile kaçırılmışgötürülmüştür. Aileler razıdır. Kız tarafında masraf yoktur. Oğlan tarafı her durumda zaten yapacağı masrafı yapacaktır. Yaşı küçük olan kızlar da bazen kendi istekleriyle kaçırılıyorlar. Bu durumda kızın ailesi haliyle evliliğe karşı çıkıyor ve o meşhur "hür irade" içeren kader sorusunu kıza sormadan kızları gittiği yerde kalmayı çok istese de kızgınlıkla ve hışımla kızlarını geri götürüyorlar. Dolayısıyla evlilik konusu da kapatılmış oluyor. Taki bu kaçırmalar bazen 35 sefere ulaşınca yılgınlık içine düşen kızın ailesi pes ederek evliliğe razı oluyor. Genç kızın zorla kaçırılması: Bu durum biraz eski Türk filmlerini çağrıştırsa da aynen olduğu gibi aktaracağım hiç bir abartısı olmadan; Bir delikanlı bir kızı beğeniyor ve bunu kendisine ifade ediyor. Kız istemiyorsa o da bunu belirtiyor haliyle. Uğraşlar kısa ya da uzun bir zaman erkek tarafından değişik şekillerde gösteriliyor. Kızın olurunu alamıyor ya da kız istiyorsa dahi zamanı, koşulları o anda uygun bulmadığı için hayır diyor vs. Sonuçta delikanlı bir ya da bir kaç arkadaşı ya da yakını ile kız kaçırma timini oluşturup, kızın hareket güzergahında mevzileniyor. Genç kız tam anlamıyla yakapaça derdest edilip arabaya tıkılıyor ve delikanlının (ailesinin) evine götürülüyor. Bazen kapı önünde eşofmanlarıyla, bazen direnme esnasında ayakkabısının teki ayağından çıkmış olarak, ama bunlar da çok önemli haller sayılmıyor. Kız arabada figan feryat ederken hemen arabadakiler tarafından: "bizim oğlan bir tanedir, dünyada eşi benzeri yoktur, bir elin yağda, bir elin balda olacak " türündeki çok ikna edici söylemlere başlıyorlar. Bu arada kız da boş durmuyor tabi ki: "beni hemen geri götürün, yoksa boksör ağabeyim sizi gebertir" şeklindeki tehditlerini savuruyor ancak arabadakileri vazgeçirmeyi başaramıyor. Oğlanın ailesiyle birlikte yaşamakta olduğu eve ulaşıyorlar.  Ev halkı kızın getirileceğinden bazen haberdar bazen de değildirler. Gerçi haberli ya da habersiz olmaları bir şeyi değiştirmiyor. Aile fertleri hemen bir araya gelerek, zorla getirilmiş olan kızı ikna etmek üzere varını yoğunu ortaya koyuyor. Bu arada zaman geçirmeden kızın ailesi yukarıda anlattığım gibi haberdar ediliyor. Kız tarafı gelene kadar kız ikna edilemediyse ki bu zorla kaçırmalarda pek ikna edilemiyor kızın yakınları geldiğinde kıza: "Kendi isteğinle mi geldin, kalmak istiyor musun?" kader sorusunu soruyorlar ve kız: "Hayır, asla, hemen sizinle geliyorum" yanıtını veriyor ise hemen kızı alıp oradan ayrılıyorlar. Burada gayet olağan karşılanıyor bu durum, herkes hayatına bıraktığı yerden devam ediyor. Kız için de oğlan için de ciddi bir olumsuzluk doğurmuyor bu durum. Hatta kaçırılıpta geri gelen kızlar " talipsiz" olmadıklarını, beğenildiklerini de ispatlamış oluyorlar bir nevi. Gelelim diğer duruma. Yani zorla kaçırılıp da oğlanın yakınları tarafından kalması (evlenmesi) yönünde ikna edilen kızlara.  Zorla kaçırılmış olan kız, hane halkı ya da orada bulunan yüksek ikna kabiliyeti olan kişilerin baskılarına dayanamayarak bazen de "tamam" diyebiliyor. Bunun üzerine kızın yakınları meşhur kader sorusunu sorduklarında "evet" yanıtını alıyorlar. Kızlar tabi ki hiç tanımadıkları birisiyle evlenmek üzere ikna olmuyorlar. Kaçıran kişiye direniyorlarsa eğer; ya oğlanı çok fazla beğenmedikleri için, ya beğenseler de kaçırıldıkları tarih kendilerine uymadığı, evlenme hazırlığı yapmadıkları için vs. nedenler söz konusudur. Bunları es geçebilenler ya da başka bir kısmet çıkmazsa endişesi taşıyanlar kalmaya ikna oluyorlar ve kendi rızası ile kaçırılanlar gibi Adığe nikâhı ve sofra seramonisi başlatılıyor. Sonuçta da gençler evlenmiş oluyorlar. Bunun peşinden aynen yukarıdaki gibi diğer uygulamalar başlatılıyor. Yani alışveriş, düğün, resmi nikâh vs. Aynı kişi tarafından ya da farklı kişiler tarafından defalarca kaçırılıp evlenmeyi kabul etmediği için geri gelebiliyor genç kızlar. Kimse kimseden şikâyetçi olmuyor. Gelenek, alışkanlık böyle diyorlar. Sıfırdan ev kurma maliyetinin oluşturduğu baskı yok gençlerin üzerinde. O yüzden de birine talip olmak hiç zor değil. Çeyiz kavramı da olmadığı için, kızlar için de evlenmek zor değil. Kaçırarak evlenme burada oldukça sık rastlanan bir durum olsa da "gelin alma" seremonisiyle yapılan düğün törenleri de var tabi ki.  NART Dergisi 82. Sayı+''+nan+''+Gupse Altınışık

Mahmut Çerkez anlatıyor: Limasol Çerkez Çiftliği

“Geldiklerinden bir süre sonra insanlarımız malaryaya tutulmuşlardı. Bu yüzden birçok insanımızın öldüğünü söylerdi büyüklerimiz bizlere…”p> 19. yüzyıl ortalarından itibaren Kuzey Kafkasya'nın otokton (yerli) halklarından Çerkesler için sürgün artık kaçınılmaz bir gerçekti. Çarlık Rusya'sı Kuzey Kafkasya'yı işgal ederken, bölgenin otokton halkını da eski Osmanlı coğrafyasına doğru sürgün ediyordu... Çerkesler için bilinmezliğe doğru yol alışın resmen onaylanması 1864'tür. Çerkesler Osmanlı'nın çeşitli bölgelerine yerleştirilmekle birlikte, kimi Çerkesler bireysel veya küçük topluluklar halinde süreç içinde dünyanın çeşitli yerlerine de dağılıyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olan Kıbrıs'a da belli sayıda bir Çerkes nüfusun geldiğini biliyoruz. Gelen Çerkeslerin sayısının o dönemde daha fazla olması mümkün olmasına karşı, o dönemde gerek Kıbrıslı Rumların, gerekse Kıbrıslı Türklerin tepkilerinden dolayı, Çerkeslerin Kıbrıs'a iskanları sınırlı tutulmuştu.  Kıbrısa gelen bazı Çerkes erkeklerin lejyon asker olarak Fransız ve İngiliz ordusuna dahil olmalarında, o dönemde Larnaka'daki Fransız ve İngiliz konsolosluklarının rolü olduğu hala halk arasında bir söylencedir. İlgili lejyon askerlerin daha sonra dünyanın dört bir yanındaki sömürgelere dağıldığı düşünülmektedir. Bununla birlikte, İngiliz asillerinin güzel Çerkes kızlarını Kıbrıs'tan alma girişimleri de bilinmektedir. Bu bağlamda P. T. Barnum'un yanında çalışan ve Kıbrıs'a giden John Greenwood'a Mayıs 1864 yılında yazdığı mektup manidardır. (bkz. http://chnm.gmu.edu/lostmuseum/lm/312) İlk olarak, 15. yüzyılda Memlük Çerkesleri ilk olarak Kıbrıs'a ayak basmışlardı. 19. yüzyılda ise bir sürgün sonucu Çerkesler yine Kıbrıs'a ayak basıyorlardı ve yerleşiyorlardı. Kafkasya'nın Çarlık Rusya'sı tarafından işgalini takiben, uzun bir yolculuğun ardından gemilerle Larnaka'ya geliyorlardı (Karpaz yarımadası yakınlarında da Çerkesleri taşıyan bir geminin de battığı bilinmektedir). Larnaka civarındaki köylerin (Arçoz, Tremeşe ve Vuda) yanı sıra, bir kısım Çerkes de toplu olarak Limasol'da daha sonra Çerkez Çiftliği olarak adlandırılan bölgeye yerleştiriliyorlardı. Araştırmacı, yazar Mete Hatay, "Kıbrıs'a gelen Çerkeslerin büyük bir kısmı Müslüman'dı fakat, aralarında Hıristiyan Çerkesler'de vardı" diyor. (Kıbrıs'ta Çerkes denildiğinde gerek halk arasında gerekse araştırmacılar arasında hem Adığeler hem de Abhazlar algılanmaktadır.) Çerkeslerle ve Limasol'daki Çerkez Çiftliği'ne ilişkin hislerini, düşüncelerini ve anılarını Mahmut Çerkez bizlerle paylaşıyor. p> Çerkeslerin Kanson ailesinden olan Mahmut Çerkez, kapısını ne zaman çalsak bizleri ret etmiyor, öncelikle ona bu noktada teşekkürü bir borç bilirim. Misafirperverliği de tam bir Çerkes misafirperverliği. Bununla birlikte aynı şekilde asil, ama mütevazi bir yaklaşımı da gözlerden kaçmıyor.  Kapısını çalıyoruz Mahmut Çerkez'in eski öğrencim Çağrı Tosun'la birlikte... Çağrı, el öpmeye yöneliyor, ben el öpmüyorum ve ekliyorum, “Çerkesler el öpmez ve öptürmez” diyorum... Mahmut Çerkez hemen söze giriyor: "Doğrudur”, diyor “El öpme adedi yoktu bizde, babam ve dedemin elimi öpün dediklerini hiç hatırlamam, zamanla değişti işte buralarda" diyor. Mahmut Çerkez'in ikramlarıyla birlikte sohbetimiz derinleşiyor...  Muhittin T. Özsağlam: Öncelikle Çerkez Çiftliği'nden başlayalım. Nasıl gelindi, nasıl kuruldu bu çiftlik? p> Mahmut Çerkez: Siz de biliyorsunuz ki Kafkas savaşında dağlardan çarpışa çarpışa buralara geldik. Çerkesler Türkiye'de, Eskişehir, Kayseri, Adapazarı gibi yerlere yerleştirildiği gibi, Kıbrıs'a da yerleşti sürgün sırasında. Gemilerle geldi atalarımız buraya ve çeşitli bölgelere yerleştiler. Bu yerleşilen bölgelerden bir tanesi de Limasol'daki Çerkez Çiftliği'dir.  Muhittin T. Özsağlam: Kaç kişi yerleşmişti çiftliğe?p> Mahmut Çerkez: Tam rakam veremeyeceğim ama sanırım 6070 kişi kadardı çiftliğe yerleşenler. Geldiklerinden bir süre sonra insanlarımız malaryaya tutulmuşlardı. Bu yüzden birçok insanımızın öldüğünü söylerdi büyüklerimiz bizlere. Çiftlik kayıtlara geçtikten sonra Çerkesler, kendi birikimleriyle çiftlik içerisine cami ve mezarlık yapmışlardır. Çiftliğe muhtarlık yapanlardan birisi de benim dedemin kardeşi, yani büyük amcam Kırmızı Hasan'dı. Kırmızı Hasan caminin ve mezarlığın masraflarından dolayı evkafa devredilmesini önerdiydi. Sonra dedemle kavga ettiler, dedem istemediydi evkafa devri ve Kırmızı Hasan terk etti çiftliği, ailesiyle. Bunun üzerine dedem muhtar oldu, dedemin ölümünden sonra ise babam muhtar oldu. Çiftlikten ayrılmamız söz konusu olduydu, kardeşim vefat ettikten sonra babam çiftlikteki hakkımızı sattı ve Muttayaka (Mutluyaka)'ya yerleştik. Çok iyi hatırlarım ayrılırken çiftlikten, mezarlığın anahtarı hala daha babamdaydı... Lanidis almıştı bizim mallarımızı ama Lanidis orta vadede tüm çiftliğe sahip oldu daha sonra... Bu konuya gene döneriz...  Muhittin T. Özsağlam: Gelme sürecine ve yaşama dair konuşuyoruz da Çerkesçe (Adığece) nasıl oldu da unutuldu hiç konuşulmuyor muydu çiftlikte? Siz biliyor musunuz Çerkesçe?p> Mahmut Çerkez: Gelelim o konuya evet. Çerkes Ethem'i bilirsiniz, vatan haini ilan edildiydi. Çerkesler Türkiye'de o dönemde bazı çevreler tarafından hain görüldüydüler. Bizim büyüklerimiz arasında da bir çekince vardı ve o yüzden sadece kendi aralarında konuşurlardı Çerkesçe'yi gizlice. Ben en büyük çocuk olduğum için hatırlarım o günleri, amcamla babamın Çerkesçe konuşmaları hala aklımda ve elbette bazı kelimeleri biliyorum. Daha sonra çevrenin etkisiyle elbette bu dil unutuldu. Müslüman olduğumuz için Türk okuluna gittim ve Türk halkının içine karıştık. Bak, babam Rum okuluna gitti, etrafta Türk okulu yoktu diye, onun için babam Rumca okurdu, Rumca yazardı.  O dönemlerde Ethem Bey'i bizler hain sanırdık. Öyle görürdük. Şunu da söyleyeyim hiç unutamam, 1938'de annem fırına ekmek salardı ve o gün babam Leymosun (Limasol)'dan geldiydi ve ağlardı Atatürk ölmüştü diye.  Ethem Bey'i bize vatan haini diye anlatmışlardı. Bizler Çerkesliğimizi ret etmedik ve çiftliği terk ettikten sonra soyadımızı alırken babam "Çerkez" soyadını aldı. 1974'ten sonra, adanın Kuzeyi'ne geldikten sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'nden Çerkes kökenli çok komutanla tanıştım. Hemen hemen tayini Kıbrıs'a çıkan Çerkes komutanların tümüyle tanışmıştım. Daha sonra bu komutanların bazıları bana kitaplar verdiler, Ethem Bey'le ilgili o kitapları okuyunca anladım ki Ethem Bey'in çok iyiliği geçmiştir Türk milletine ve hizmet etmiştir savaşarak Türkiye için. Unutmayalım ki birçok isyanı Ethem Bey bastırmıştır. Ne zaman ki İsmet İnönü ikinci adam oldu, ondan sonra Atatürk ile Ethem Bey'in arası açıldı. Elbette Ethem Bey'in kardeşi Reşit Bey'in de bu süreçte bir rolü vardı.  İnönü ikinci adam olunca, Ethem Bey de hem o dönemdeki karışıklıktan hem de hasta olmasından dolayı Türkiye'yi terk etmek zorunda kalmıştı. Yaşamını Ürdün'de sürdürmüştü. Biliyorsunuz orada da birçok Çerkes yaşamaktaydı o dönem ve halen de... Öyle ki kraliyet muhafızları hala daha Çerkeslerdir... Ben şunu da söyleyeyim; Türk toplumuna hizmet etmeye çalıştım toplumlararası çatışmalar başlayınca. Ziya Rızkı, Sevim Ebeoğlu ve Kemal Şemi ile birlikte çalıştım o dönemde, Kıbrıs Türk halkının mukavemeti için... Bizler Müslüman oluşumuzdan dolayı Türk halkına katıldık. Öyle ki 1959'dan itibaren TMT'ye de katılmıştım. Ama Çerkes olduğumu inkar etmem ve Çerkes olduğumdan dolayı da gurur duyduğumu söylerim.  Muhittin T. Özsağlam: Peki dönelim Lanidis'in Çiftlik arazisini alma olayına. O noktada az önce bir şeyler konuşacağız demiştiniz… p> Mahmut Çerkez: Evet dönelim o konuya, babam çiftlikteki mezarlığa, camiye ve geriye kalan arazilere sahip çıkalım diyordu. Çünkü Lanidis satın aldığı maldan fazlasına sahip çıkıyordu. Babam ve ben konuyu Lefkoşa'ya taşıdık ve sürekli Çerkeslere de söylerdik, “sahip çıkalım atalarımızın mallarına” diye. Fakat, o Çerkeslerden bazıları hiç ilgilenmedi. İsimlerini hade söylemeyim...  Bazı arazileri satmıştık ama bazıları satılmamasına karşın Lanidis bunlara da el koydu.  Bu yüzden İngiliz döneminde babam Lanidis'i dava eder. Çünkü Lanidis mezarlığın ve caminin tam olduğu yere domuz mandırası yaptırdıydı. O dönemdeki İngiliz Mahkemesi'nin kararıyla domuz mandırası oradan kaldırıldı. Yetkililerden şimdi de sahip çıkılmasını istiyorum, oradaki en azından mezarlığa ve bununla birlikte caminin olduğu yere. Dedemin ve kardeşimin mezarları hala orada...  Muhittin T. Özsağlam: Ben çok teşekkür ediyorum bu tatlı sohbete ve en son şunu sormak istiyorum; Sizden sonraki aile fertleri Çerkes kimliğine sahip çıkıyorlar mı? Biliyorlar mı Çerkes olduklarını? Ve Kafkaslara gitmek ister miydiniz? p> Mahmut Çerkez: Elbette bilirler hepsi de Çerkes olduklarını, ama bir torunum var, Mahmut Çerkez Ergoren ismi. İngiltere'de, Leicester'da doktora yapar, o çok meraklı ve ilgilidir Çerkesliğe.  Kafkaslara tabii ki gitmek isterim, ama sağlık durumum elvermez şu anda gitmek için maalesef...  Daha önce Rus televizyoncularla beraber gelmiştin hatırlarsan, onlara da söylediydim, ne vakit duydum Abhazya bağımsızlığını kazandı, heyecanlandıydım oturduğum yerde... NART DERGİSİ 82. SAYI +''+nan+''+Muhittin Tolga Özsağlam

Mahmudiye / Hajemikohable

Eski adı Kalehisar (Karahisar) olan ve 1880'li yıllarda, Sohum üzerinden gemi ile Karadeniz'i geçip, Samsun'da karaya çıkıp  ilerleye ilerleye şimdiki yerine gelip yerleşmiş Çerkeslerin kurduğu bir Abzeh köydür Hajemikohable. Çorum iline 45 km, Alaca ilçesine 20 km uzaklıktadır.p> EKONOMİp> Köyün ekonomisi çoğunlukla tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve besicilik yaygındır. Arazisinde arpa, buğday, nohut ve fasulye gibi tarım ürünleri, elma, armut, erik dut, kayısı gibi meyveler yetişmektedir.  NÜFUSp> Köyümüz Çorum'un en büyük Çerkes köyüdür, fakat son 10 yılda daha eskiye nazaran dışarıya çok fazla göç olmuştur. Yoğunlukla Çorum, Ankara ve Kırıkkale illerine çok göç vermiş, bu da köy nüfusunu hemen hemen yarıya indirmiştir. Köy dışında başka illerde yaşayan ancak köyden kopmamış yaklaşık 100'e yakın hane bulunmaktadır. 10 yıl öncesine kadar 60 hane olan köy, bu gün kış aylarında 25 haneye kadar düşmektedir. Ancak, köy kent projesiyle köy dışında yaşayanlar tarafından köyümüze yazlık şeklinde şu an için 22 adet (20 tane daha yapılması proje aşamasında) ev yapılmaktadır.  Köy kent projesiyle yeni yapılan evler ve köyde yaz aylarında kalanlarla birlikte yazın köyümüz dolu hane sayısının tekrar 5055 civarında olması beklenmektedir. Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.  ALT YAPIp> Köyümüzün yol, içme suyu, kanalizasyon, elektrik, telefon, internet gibi gerekler açısından son yıllarda köy halkının çabaları ve devlet desteğiyle birlikte pek fazla sorunu kalmamıştır.  KÖYÜMÜZDE BULUNAN SÜLALELER  p> Meretıko, Avulh, Şaguj, Tuğ, Siug , Anzavur, Dzibe, Hatko, Hokon, Gube, Vuneruv, Çetav gibi Abzeh sülaleleridir. DİL BİLME ORANIp> Köyümüzde 2223 yaş ve üstü herkes  Adığece  konuşabilmektedir. ŞENLİKLERp> Köyümüzde, her yıl mayıs ayında geleneksel hale gelmiş "Köy buluşma günü ve Adığe Şenliği" adı altında geniş katılımın yaşandığı, gün boyu süren bir toplantı organize edilmektedir. Toplantımızın kesin tarihi internet aracılığı ile ve yurt genelinde derneklerimize davetiye gönderme şeklinde ilan edilmekte ve tüm hemşerilerimiz aileleri ile birlikte davet edilmektedirler. TARİHİ YAPILARp> Köyümüz tarihi yönden de oldukça zengindir.  Urartu ve Hitit dönemlerinde kale olarak kullanılan anıtsal yapının zirveye çıkan yolu üzerinde yapısal kalıntılar bulunur. Kaleye çıkış, yarıya kadar tarihi taş merdivenlerle mümkündür. Zirvede sunak ve eskiden taht olarak kullanıldığı tahmin edilen kayadan oyma yapılar mevcuttur. Bir rivayete göre, kalenin içine açılan mağara tünelden Hattuşa'ya yol gider. KALEHİSAR MEDRESESİp> Kalehisar Medresesi (Behramşah Medresesi)Anadolu Selçukluları döneminde Muradiye kasabası olan köyün şu an ne yazık ki yıkılmakta olan bir tarihi eseri de mevcuttur. Mahmudiye Köyü'nün 23 km. güneyinde Kaletepe Mevkii'nde bulunan bu medresenin bir külliyeye ait bölümlerden olduğu sanılmakta. Yapım tarihi belli olmamakla beraber, mimari üslubundan XIII.yüzyıl Selçuklu yapısı olduğu tahmin ediliyor. Külliyenin hamamı medresenin güneydoğusunda kalmaktadır. Kareye yakın planlı yapının bazı duvarları temele kadar yıkılmıştır. Han külliyenin batısında yer almakta olup, yalnız temelleri kalmıştır. Külliyeye ait türbe yapısı ise kuzeyde yer almaktadır. İki eyvanlı tipte, moloz taşla inşa edilen medrese kuzeygüney doğrultusunda kareye yakın bir planda yapılmıştır. Uzun giriş eyvanından üstü açık avluya geçilmektedir. Giriş eyvanının her iki yanında birer dershane odası, giriş ekseninde mihrap nişli ana eyvan ve her iki yanında birer oda yer almaktadır. Avlunun her iki tarafında, avluya açılan üçer oda bulunmaktadır. Avluda üzeri tonozlu revak kalıntıları görülmektedir. Yapının portaline ait hiçbir iz kalmamıştır.  NART DERGİSİ 82. SAYI {gallery captions=boxplus.caption}/nart/koy/mahmudiye{/gallery}+''+nan+''+Mustafa Gür

Suriyeli Adığe Gencimiz Eğitimine Nalçik’te Devam Edecek

Nalçık'de eğitimine devam edecek olan Suriyeli Adığe gencimiz 26.12.2012 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda KAFFED Sosyal İşler Sekreteri ve Kriz masası üyesi Erdoğan Yaşar Bey tarafından karşılanarak, ihtiyaçları giderilmiş Krasnodar uçak bileti tarafımızca temin edilmiştir. Gencimiz Krasnodar üzerinden Nalçik'e gitmek üzere Sabiha Gökçen Havaalanı'ndan Krasnodar'a yolcu edilmiştir.   Kamuoyuna saygı ile duyurulur.   KAFFED SURİYE KRİZ MASASInanKaffed

Denge ve Denetleme Ağı Basın Toplantısı İstanbul’da Yapıldı

Denge ve Denetleme Ağı Basın Toplantısı İstanbul Ceylan Otel'de Yapıldı. Federasyonumuzunda içinde bulunduğu ve Genel Başkan Yardımıcısı Hasan Seymen tarafından temsil edildiği Denge ve Denetleme Ağı Basın  toplantısı Ceylan Otel'de Yapıldı. Toplantıya Fedrasyonumuzu temsilen Genel Başkan Yardımıcısı Hasan Seymen, Sosyal İşler Sekreteri Erdoğan Yaşar, İstanbul Bahçelievler Kafkas Derneği Başkanı Ahmet Gazi Saygılı ve Bahçelievler Derneği Yönetim Kurulu üyeleri katıldılar.p> nanKaffed

Suriyeli Çerkesler İçin 5 Ocak’ta RF Büyükelçiliği Önündeyiz

  Kafkas Dernekleri Federasyonu, Suriyeli Çerkesler için  5 Ocak tarihinde Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilecek basın açıklaması için çalışmalara devam ediyor.  Sloganlar ve Dövizler belirlendi. Derneklerimize gönderilen bilgilendirme ve hazırlık yazısı ekteki gibidir.      Sayın Başkan 15 Aralık 2012 tarihinde gönderdiğimiz yazıda belirttiğimiz gibi, KAFFED Yönetim Kurulu, Suriye Kriz Masası ve DÇB Yönetim Kurulu üyelerimizin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda, ısrarla ve tekraren iletmemize rağmen somut ve tatminkar cevaplar alamadığımız taleplerimizin, Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde yapılacak bir “BASIN AÇIKLAMASI” ile bir kez daha dile getirilmesine karar verilmiştir. 5 Ocak 2013 Cumartesi 15:00’de gerçekleştirileceğimiz “BASIN AÇIKLAMASI”nın, toplumumuz tarafından çok olumlu karşılandığını, her görüş ve kesimden insanlarımızın destek olmak  amacıyla Türkiye’nin her yerinden basın açıklamasını izlemeye geleceğini büyük bir memnuniyetle gözlemliyoruz.p> Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından yapılacak basın açıklamasına, bölgenizden de güçlü bir destek geleceğine, pek çok insanımızın izlemek ve güç vermek amacı ile, 5 Ocak 2013 Cumartesi 15:00’de Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde olacağına inancımız tam.  Yönetiminizin de gerek 31 Aralık 2012 Pazartesi günü bölgenizde, gerek 5 Ocak 2013 Cumartesi günü Ankara’da bulunan Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde yapılacak basın açıklamaları için gerekli hazırlıkları yaptığından eminiz.p> Değerli Başkan, Birlikte çıkaracağımız güçlü bir ses ile başta Suriye’de sıkışmış kardeşlerimiz olmak üzere Çerkeslerin anavatanlarına dönüşlerinin önündeki engellerin kaldırılmasına katkı sunmak amacıyla yapılacak basın açıklamasının, toplumumuza yaraşır şekilde organize edilebilmesi gayesi ile aşağıdaki konularda üyelerinizin bilgilendirilmesini ve yönetiminizce gerekli hazırlıkların yapılmasını rica eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.. Saygılarımla. Murat CANLI        Genel Sekreter 1.          Başta genç kardeşlerimiz olmak üzere, imkanlar dahilinde tüm insanlarımızın geleneksel Çerkes kıyafetleri ile katılımının, kalpak, şarkhon gibi, Çerkes kimliğini simgeleyen aksesuarların kullanımının teşvik edilmesi, 2.          Tüm insanlarımızın bayrakları ile katılımı, 3.          Birlikte ve güçlü bir ses çıkarmak amacıyla aşağıdaki slogan ve dövizlerin kullanılması, SLOGANLARp> td> DÖVİZLERp> td> tr> Ø  Susma Haykır, Savaşa Hayır td> Ø  Farkında Mısınız? Suriye'de Çerkesler de Ölüyor...! td> tr> Ø  Çerkesyanın Kapısı Çerkeslere Kapalı td> Ø  Anavatana Dönüş Hakkımız Engellenemez td> tr> Ø  Rusya, Kapını Çerkeslere Aç td> Ø  Suriye Çerkesleri Ateş Altında td> tr> Ø  Suriye Çerkesleri Anavatan Yolunda td> Ø  Susma Haykır, Savaşa Hayır td> tr> Ø  Çerkes Sürgünü Sona Erecek td> Ø  Çerkesyanın Kapısı Çerkeslere Kapalı td> tr> Ø  Bu Sesi Duy Rusya td> Ø  Rusya, Kapını Çerkeslere Aç td> tr> Ø  Suriye Çerkesleri Yanlız  Değildir td> Ø  Suriye Çerkesleri Anavatan Yolunda td> tr>   Ø  Çerkes Sürgünü Sona Erecek td> tr> tbody> table>   4.          En geç 1 Ocak 2013 Salı 16:00’ya kadar bölgenizden kaç otobüs, minibüs vs araç geleceğinin genel merkezimize bildirilmesi 5.          Sağlıklı, düzenli ve amacına ulaşacak bir Basın Açıklaması gerçekleştirmek amacıyla, bölgenizden yola çıkacak araçların hareket saatinin, genel merkezimizce bilahare duyurulacak toplanma yeri ve saatine uygun şekilde tespit edilmesi.  nanKaffed