Düzce Üniversitesi’nde Abhazca ve Adigece Eğitimi Başlıyor

Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Funda Sivrikaya Şerifoğlu, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Genç ve Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Yusuf  Şen ile birlikte Düzce’de faaliyet gösteren Kuzey Kafkas Kültür Derneği, Düzce Abhaz Kültür Derneği, Düzce Kırım Türkleri Kültür Derneklerine ziyarette bulundu. Dernek ziyaretleri sırasında yöresel ikramlarla ağırlanan Rektör  Şerifoğlu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi bünyesinde Kafkas Dilleri ve Edebiyatı bölümünü açtıklarını belirterek, “Bilimsel gelişme alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan, çağdaş, yenilikçi, güvenilir, saygın ve tercih edilen bir üniversite yaptık.14.000 öğrenciye eğitim veriyoruz, ilimizin yapısını ve komşu üniversitelerin bölümlerini göz önünde bulundurarak üniversitemize yeni fakülteler kazandırmayı, öğrenci sayısını 25.000’e çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.p> Kafkas Dilleri ve Edebiyatı bölümünün açılması ile ilgili detaylı bilgilendirmeyi Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Genç yaptı. Genç, “Fen ve Edebiyat Fakültesi bünyesinde yeni açılan Kafkas Dilleri ve Edebiyatı Bölümünde ilk etapta Abhazca, Adigece ve Gürcüce dillerine öncelik veriyoruz. Önümüzdeki yıldan  itibaren bu bölümler eğitime açılacaktır. Tüm hızıyla çalışmalarını sürdürüyoruz. Derneklerin girişimi ile Kafkasya’daki üniversiteler ile iletişime geçtik,  Üniversitemize öğretim üyesi gönderecekler ve  Üniversitemize her konuda yardımcı olacaklarını bildirdiler” dedi.p> İngiliz Dili ve Edebiyatı gibi veya bildik ve alışık olunan diğer diller gibi 4 yıl eğitim verileceğini belirten Genç, “Kafkasya’da nasıl bir eğitim veriliyorsa öyle eğitim verilecek  mezun olacak öğrencilerimiz 4 yıllık üniversite mezunu olacaklar. Mezun olanların Kafkas dillerinde uzman dil eğitimcisi- öğretmeni olabilecekler” ifadelerini kullandı. Düzce Üniversitesi ile Abhazya Cumhuriyeti Devlet Üniversitesi arasında yapılan görüşmeler sonucu, Abhazya’dan öğretim elemanı temini konusunda fikir birliğine varıldı. Kaynak: Düzce Üniversitesi (www.duzce.edu.tr)p>  nanKaffed

Vefat ve Başsağlığı – Kuruva Fazıl

Sayın Mustafa Can'ın Kayınpederi, Sayın Asibe Can'ın Babası Kuruva Fazıl vefat etmiştir. Cenazesi 04.02.2013 Pazartesi Abhazya'da defnedilecektir.  Merhuma Allahtan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.  Kafkas Dernekleri Federasyonu  nanKaffed

NTV Tarih Şubat Sayısı Kafkasya ve Kırım Göçlerini Anlatıyor

Şubat sayısı çıktı! NTV Tarih, son 150 yılı iki imparatorluğun arasında, savaşların gölgesinde ve sürgünle geçen Kırım Tatarları ve Kafkas halklarının hikayesini kapağa taşıdı. * ÇERKESLER, KIRIM TATARLARI, AHISKA TÜRKLERİ, ÇEÇENLER, İNGUŞLAR, KARAÇAY-BALKARLAR... Ne anayurtlarında ne sürüldükleri yerde huzur bulabilen talihsiz halkların Osmanlı devrinden günümüze göz ardı edilen acıları, 16 sayfalık dosyada. Şubat sayısıyla birlikte tüm okurlara "ÇERKES EZGİLERİ: SÜRGÜN EDİLEN BİR HALKIN SESİ" CD'si hediye. NTV Tarih Şubat sayısıyla, ÇERKES EZGİLERİ: SÜRGÜN EDİLEN BİR HALKIN ŞARKILARI CD'si herkese hediye! Tarih metinleri, belgeler, fotoğraflar elbette önemlidir ama ancak şarkılar bizi geçmişteki insanlara yakınlaştırır; atmosferin, duyguların taşıyıcısıdır. Onlar sayesinde tarihe bugünden bakmaktan kurtarırız kendimizi. Bu ay, okurlarımıza Kalan Müzik'in işbirliğiyle Gökhan Şen'in hazırladığı orijinal bir Çerkes şarkıları CD'si hediye ediyoruz. Konuk sanatçı Ayşenur Kolivar'ın Çerkes göçünün sembolü olmuş "Yistanbılako-İstanbul Yolcuları" şarkısı CD'nin en başında.nanKaffed

Çerkes Ethem’in Yeğeni Amcasını Anlatıyor

[STAR GAZETESİ] Güner Kuban Hanımefendi Bodrum’dan aradı. Çerkes Ethem’le ilgili yazımı okumuş, yazdıklarımla ilgili görüşlerini açıklamak istedi. Eh ben de sütunumu Çerkes Ethem’in yeğenine kapayacak değilim herhalde!p> “Türkiye tarihiyle yüzleşiyor; en büyük haksızlığa uğrayan Garp Cephesi Kumandanı Çerkes Ethem olayında gizlenen gerçekler neden açıklanmıyor?” diye sorarak başlıyor gönderdiği mektuba. Ve devam ediyor: p> “Mustafa Kemal Paşa’nın, ‘adınız İstiklal Savaşı tarihine altın harflerle yazılacaktır’ cümlesiyle biten telgrafı var. Sonra ne oldu? Cephede, bir yandan Yunan ordularıyla savaşırken öte yandan Ankara’nın bastıramadığı isyanları, mecliste oturanları şaşırtacak bir sürat ve başarıyla sonlandıran amcamın, Ethem Bey’in hain olması mümkün mü! p> “Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak basmadan aylarca önce, kendi oluşturduğu birlikleriyle işgal kuvvetlerine karşı savaşmaya başlayan Ethem Bey hain olabilir mi? p> “İsmet İnönü’nün ‘itiraf etmeliyim ki, biz iç isyanları bastırmakta ve meclisin varlığını korumaktan aciziz,’ strong>gibi yakarışları sonucunda, cepheden istemeyerek çektiği kuvvetleriyle neredeyse Ankara’yı ele geçirmek üzere olan Yozgat isyancılarını bastıran amcam kime ihanet etmiştir? O isyan bastırılmasaydı bu gün belki de Türkiye Cumhuriyeti diye bir devletin olamayacağını bilenler o tarihten sonra hangi vicdan ve korkuyla Ethem Bey’i ihanetle suçlamışlardır!p> “Amcam iki ateş arasında kaldığında kardeş kanı dökmemek ve ülkeyi kaçınılmaz bir iç savaştan korumak için  canı ve kanıyla koruduğu vatanını terk etmek zorunda kaldı. Ethem Bey sadece Çerkes değil aynı zamanda da bir Türk kahramanıydı; bunu kimse unutmasın! “Ethem Bey kuvvetleriyle birlikte ona yapılan saldırıya karşılık verseydi, Anadolu iç savaşlarla parçalanacak, emperyalist güçler de hedeflerine varacaktı. Vatanın parçalanmasına ve kardeş kanı dökülmesine razı olmayan Çerkes Ethem kendisi, ailesi ve Anadolu’da yaşayan bütün Çerkes’lerin mağdur edilmesi pahasına bu fedakarlıkta bulunmuş ve çok sevdiği vatanını terk etmiştir.  Kafkasya göçmeni büyük babam Ali Paşave’nin beş oğlu vardı. Amcalarımın ikisi Balkan savaşında şehit düştü. Ali Bey, mebus olan babam Reşit Bey, amcam Tevfik Bey ve aileleri, torunlarıyla birlikte sürgün edildi. Tüm Çerkesler gibi amcam da, da ikinci vatanı bildiği Anadolu’ya hasret, acılar içinde hayata gözlerini yumdu. ...Atina’da muhacir evinde maddi sıkkıntılar için de boğuşurken İngilizlerin  kapıdan içeri attıklerı altın dolu keseleri babam Reşit Bey aynen iade etmiştir. Türkiye’yle Rusya arasında, Çerkes Ethem yönetiminde tampon bir devlet kurmak isteyen İngilizler’e verilen yanıtıysa çok sert olmuştur amcamın:  “Türkiye Cumhuriyeti aleyhine hiçbir hareketin içinde yer almayız!”p> Amcam Ethem Bey’in itibarının iade edilmesi, çarpıtılmış tarih kitaplarının da yeniden yazılmasını istemekten israrla vaz geçmeyeceğim! Güner Kuban” Bende buna ekleyecek tek bir sözcük dahi yok. Sadece herkes bu dünyada 90 yıldır soluk alıp veren Güner Hanımın bu sözlerine biraz kulak versin demekle yetineceğim efendim.  Aziz ÜSTEL http://haber.stargazete.com/yazar/cerkes-ethemin-yegeni-amcasini-anlatiyor/haber-724763 p>nanKaffed

Temirkanov İspanya’yı Büyüledi

Dünyaca ünlü Çerkes orkestra şefi Yuri Temirkanov İspanya'da verdiği konserler ile seyircileri büyüledi. Temirkanov'un yönetimindeki St. Petersburg Filarmoni Akademik Senfoni Orkestrası 29 ve 30 Ocak tarihlerinde Valencia ve Madrid'de konserler verdi. Valencia'daki konserde Prokofiev'in 7. Senfonisi ve Schumann'n Piyano Konçertosu sergilendi. Konserde ünlü İspanyol piyanist Javier Perianes de yer aldı. Madrid'deki konserde ise Temirkanov yönetimindeki orkestra Çaykovski'nin 5. Senfonisini sundu. Kaynak: Ali Malbakhov (http://fond-adygi.ru/)small>p>  nanKaffed

Tokat Çerkes Derneği 2. Çerkes Yemekleri Kursu

Derneğimiz aktivitelerinden Çerkes Yemekleri Kursu'nun ikincisi 2 Şubat 2013 tarihinde gerçekleştirildi. Bu derste Çerkes Kabağı  ve Velibah yapılışı öğretildi. Dernek büyüklerimizden Rafet Aksu gençlerle kabakları doğrarken, doğru kabağı seçme hakkında ve kabağın hazırlanışı hakkında bilgi verdi. Ardından Velibah yapımına geçildi. Dernek Başkanımız Handan Yeşilyurt ve Dernek Büyüklerimizden Hülya Aksu, gençleri Velibah yapımının inceliklerini, hamuru açarken dikkat edilmesi gereken kuralları ve güzel hamur açmanın püf noktalarını, oklava kullanımını konusunda ayrıntılarıyla bilgilendirdi. Gençlerin öğrenebilmesi için büyük performans gösterip hepsiyle tek tek ilgilendi. Öğrenciler tek tek oklava ve hamur başına geçip öğreticilerin sınavından geçti. Kursa erkeklerden de büyük ilgi vardı, erkek öğrencilerde oklava başındaki maharetlerini sergilediler. Saçta hamurun kızartılması hususunda öğrencilere bilgi verildikten sonra öğreticiler, "Merve Bingöl" adlı öğrenciyi hamur açmada , "Nurbanu Seçgin" ve "Seteney Yesilyurt" adlı öğrenciler hamur kızartılması alanında başarılı buldu. Erkek öğrencilerden "Sedat Öz" başarılı bir uygulama geçirdi. Diğer öğrencilerin orta halli ve yaptıklarının yenilebilir düzeyde olduğu görüldü. Kabak Tatlısı tüm bunlar olurken öğrenciler huzurunda işlemden geçti, ardından yemek masaları hazırlandı kursiyerler öğreticiler ve yardımcılar hep birlikte yemeklerin lezzetini şenlikli bir şekilde test etti ve kursun daimi olması vurgulandı. Ayrıca bu etkinliğe Suriye'den gelen genç kardeşlerimizin katılımı sağlanarak Tokat Çerkes Derneği gençleriyle iletişim kurması ve muhabbette olmaları sağlandı. Suriyeli gençlerde Tokat Derneği gençleri de bu birliktelikten memnun olduklarını ifade ettiler. Dernek Başkanımız Handan Yeşilyurt iki ülkenin gençlerinin birbirleriyle iletişim kurarken Adığe b'ze yolunu tercih etmeleri için teşvik etti. Önümüzdeki günlerde bu birlikteliğin gençlerin dil yönünde gelişmesine etkilerinin görüleceği belli oldu. TOKATÇERKES DERNEĞİ   {gallery captions=boxplus.caption}/haber/diaspora/2013/tokat/cerkes_yemekleri_2{/gallery} nanKaffed

Soykırım mı; İşte Çerkes Soykırımı

[STAR GAZETESİ] Soykırım sözcüğü 1944’de ilk kez dile düştü, 1948’de de Birleşmiş Milletlerce bu, bağışlanamaz bir insanlık suçu olarak tanımlandı. Söz konusu soykırım, Yahudilerin Nazilerce topyekun imhasını kastediyordu sadece. Peki 1859 yılında başlayan 21 Mayıs 1864 tarihinden sonra gittikçe artan, Çerkeslere yönelik kıyama ne diyeceğiz? “Çerkesler tatile çıktı... Yazlığa gitti”strong> mi! Düpedüz soykırım diyeceğiz elbette! Bakınız, Kafkas nüfusu 1860 yılında 4 milyondu; 1897’deyse 1 milyon 660 bine inmişti bu sayı. Adige-Abaza-Ubih’lerden oluşan Kuzeybatı Kafkasyalıların yüzde 85’i topraklarından söküldü, çoluk çocuk, yaşlı genç demeden kimi öldürüldü kimi de sürüldü. Adına sürgün dedilerse de bu düpedüz bir soykırımdır ve de 21 Mayıs 1864 Çerkeslerin yas günüdür. Gözyaşlarının kan olup göz pınarlarından bereketli Kafkasya topraklarına akıp, sırılsıklam ettiği tarihtir!p> *** Efendim, tarihçi Venmyukov Rusların acımasızlığını şöyle anlatır: “Biz geri dönülmesine imkan vermemek için, askerimizin ayak bastığı her karış toprağı Çerstrong>keslerden temizlemeye yemin  etmiştik...” strong>p> PekiGrand Dük Michael ne buyuruyor Çerkes ileri gelenlerine? strong>“Size bir ay süre veriyorum. Ya Kuban ötesindeki yere gistrong>dersiniz, ya da Osmanlı topraklarına. Bu süre içinde sahile inmeyen köylülerle dağlıları savaş esiri sayarım; gerekeni yaparım!” strong>Gerekenin ne olduğunu anlamışstrong>sınızdır! Başka bir Rus tarihçi, Zaharyan, strong>“Çerkesler bizi sevmez”diyor. strong>“Biz onları özgür çayırlarından kovduk, avlularını yıktık, evlerini yaktık, çoğunu da öldürstrong>dük” strong>buyuruyor.strong>p> Novoroski koyunda 17 bin dağlı toplanır. Aç, sefil, bitkin çoğu da hasta. Rus tarihinin yüz karası sayfalarından biridir bu koyda olanlar! Bu 17 bin kişiden kaç kişi sağ kalmıştır... Hiçbir kayıtta bulamazsınız! Fransız gazeteci Fonvili bunlardan Trabzon’a ulaşabilen sadece 370 Çerkes saydığını yazar. Trabzon’daki Rus Konsolosu, 1864 yılında 40 bin Çerkes’in açlık ve hastalıktan öldüğünü bildirir Moskova’ya. Özetle Trabzon’a dipçiklenerek, süngülenerek gönderilen 493 bin Çerkes’den ancak 27 bin 654 kişi karaya ayak basabilir, gene Rus Konsololuğunun raporlarına göre. Bu soykırım Adige tarihi açısından büyük zararlara yol açmış, ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeleri, siyasal birlik oluşturma çabalarını yok etmiştir neredeyse. Geri dönmek için sabırsızlıkla bekleyen Çerkesler için 1877 Osmanlı-Rus savaşı bir fırsatttı. Ak saçlı ihtiyarlardan bıyığı terlememiş bebeler, Osmanlı ordularıyla birlikte Balkan ve Doğu cephelerinde Ruslarla dövüştü kıyasıya. Ama kader işte... Tarihimizde ‘93 Harbi diye bilinen bu savaş, Osmanlı’nın yenilgisi ve Ayestefanos Anlaşması’yla sonuçlandı. Ruslar ellerine geçirdikleri Kafkas Birliği askerlerini, yani Çerkesleri hemen oracıkta, cephede öldürdü. Rus Generali Kont Alexander Bunderiev Moskova’ya gönderdiği raporunda Çerkeslerden “böcekler”diye söz eder ve “Osmanlıların arasında bulunan böcekleri temizledik” der! Rusya’da 1917 Şubat Devrimi Rus olmayan halklar gibi Kuzey Kafkasyalılarda da özgürlük ve bağımsızlık umutlarını güçlendirdiyse de Ekim 1917 Sovyet Devrimi bu umutları yok etti! Öz yurtlarından zulüm ve kanla sürülen Çerkesleri Ruslar gittikleri yerlerde de rahat bırakmadı. Çerkeslerin nerelerde iskan edilebileceklerine de müdahele etti sıkça. Hele de 2 Mart 1878 Anlaşmasına bir madde koyduran Rusya, Çerkeslerin Rus sınırlarına yakın bölgelerde iskan edilmesine karşı çıkmış, böylece de 150 bin Çerkes, Rumeli’den İç Anadolu’ya gitmek zorunda kalmıştır... Tehcir mi arıyorsunuz? Soykırımdan mı söz etmek istiyorsunuz? Yakın geçmiş, örneğin Ermeni-Rus işbirliğiyle gerçekleştirilen Azarbaycan ya da Hocalı katliamı sizi kesmiyor mu benim alafranga dostlarım? Buyrun size Çerkes Soykırımı!!Allah’tan rahmet diliyorum hepsine. Aziz ÜSTEL div> Kaynak: http://haber.stargazete.com/yazar/soykirim-mi-3b-iste-cerkes-soykirimi/haber-724367 div>nanKaffed

Chirikba Genç Dönüşçülerle Görüştü

Abhazya Dışişleri Bakanlığı yetkilileri Suriye'den anayurtlarına dönen genç soydaşlarla görüştü. Toplantıda dil derslerinin düzenlenmesi, iş bulma  sorunları, orta okul ve yüksek öğrenime erişim gibi dönenlerin sorunları konusunda görüş alış verişinde bulunuldu. Abhazya Dışişleri Bakanı toplantıya katılanları karşıladı ve şunları söyledi: ""Suriye'deki gelişmeleri, soydaşlarımızın durumunu ve genel olarak  tüm Suriyelilerin durumunu büyük bir kaygı ile izliyoruz. Suriye halkının yaşamındaki bu zorlu dönemin bir an önce sona ermesini ve ülkede barış ve düzenin tesis edilmesini diliyoruz. Burada kendinizi evinizde, yurdunuzda hissetmenizi istiyoruz.  Abhaz toplumuna kısa sürede entegrasyon için hızlı bir şekilde çalışmanız çok olumlu." Toplantıya katılanlar, Suriye'de akrabaları ve arkadaşları olduğu için,  dönüş sürecini yakından izliyorlar. Abhazya Dışişleri Bakanlığı Türkiye ve Orta Doğu Sorumlusu Inar Gitsba, Abhazya'ya dönüş sürecinin devam ettiğini, son iki gün içerisinde 126 kişinin Abhazya'ya dönmek için başvuruda bulunduğunu, Abhazya'nın Rusya Federasyonu'ndaki büyükelçiliğinin dönenlerin Rusya'dan transit vizesi almaları konusunda yardımcı olduğunu vurguladı. Kaynak: Abhazya Dışişleri Bakanlığı (http://mfaapsny.org)small>p>  nanKaffed

Sırrı Sakık O Sözleri için Özür Diledi

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı "Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edenler, Kafkaslardan, Boşnaklardan gelenler, siz bu ülkenin sahipleri değilsiniz. Haddinizi bileceksiniz." sözleriyle ilgili özür diledi. Sakık, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesabından aşağıdaki açıklamayı yaptı: Dün genel kurulda yapmış olduğum konuşma ne yazık ki farklı yansıtıldı ve farklı noktalara çekildi. Biz her türlü ırkçılığa, ayrımcılığa, asimilasyona, baskıya ve zulme maruz kalmış bir halkın temsilcileri olarak asla ırkçı-milliyetçi bir tutum içerisinde olmadık, olmayız. Türkiye’deki bütün farklı etnik kimlikler başımız gözümüz üzerinedir. Bizim sorunumuz halklarla değil, tekçiliği dayatan, farklılıkları yok sayan sistemledir. Kesinlikle söylediklerimde her hangi bir kasıt yoktur. Benim vicdanım bütün kimliklere nötrdür. Bu topraklarda yaşayan 75 milyon, en az benim kadar bu toprakların sahibidir. Sözlerimin maksadını aştığını düşünerek incinen her kim var ise özür dilerim.  nanKaffed

Kaffed Sırrı Sakık’ı Özür Dilemeye Çağırdı

Diyarbakır'da ''Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'' adıyla vakıf üniversitesi kurulmasını öngören kanun tasarısının görüşülmesi sırasında tartışma çıktı. 31 Ocak günü TBMM'nde yapılan görüşmelerde BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın "Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edenler, Kafkaslar'dan, Boşnaklar'dan gelenler, siz bu ülkenin sahipleri değilsiniz, haddinizi bileceksiniz." şeklindeki sözleri büyük tepki topladı. Kafkas Dernekleri Federasyonu, Sırrı Sakık'a bir mesaj göndererek bu sözlerinden dolayı kınadı ve Meclis kürsüsünden özür dilemesini istedi. Aşağıda Kafkas Dernekleri Federasyonu'nun konuyla ilgili mesajını sunuyoruz. Sayın Sırrı Sakık BDP Muş Milletvekili Sayın Sakık, Meclis kürsüsünden yaptığınız konuşmada sarf ettiğiniz ‘’Kafkaslardan, Boşnaklardan gelenler bu ülkenin sahibi değilsiniz, haddinizi bilin’’ şeklindeki sözünüz üzerine öncelikle sizi “Kafkaslardan gelenler” hakkında kısaca bilgilendirmek isterim. Sayın Sakık, sizin  “Kafkaslardan gelenler” diye nitelendirdiğiniz ve “Çerkes” genel adıyla bilinen insanların Anavatanı Çerkesya'dır. Yaklaşık 300 yıl süren Rus-Kafkas Savaşları sonucunda tarihin gördüğü en büyük Soykırım ve Sürgüne tabi tutulan Çerkesler, 1864 yılında dünyanın dört bir tarafına sürülmüş, en büyük nüfusu da o günkü Osmanlı topraklarına yerleştirilmiştir. Osmanlı topraklarına geldikleri yaklaşık 150 yıldan bu yana vatan kaybetmenin ne anlama geldiğini çok iyi bilen Çerkesler, ikinci vatan olarak gördükleri topraklara dört elle sarılmış, beraber yaşadıkları toplumlarla birlikte, ülkenin bağımsızlığı ve kalkınması için canla başla çalışmış, tüm bu süreçte, Sarıkamış'ta, Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, kısacası bu ülkenin her karış toprağında kanını ve canını vermiş bir halktır. Sayın Sakık, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı biz Çerkesleri de kastederek söylediğiniz ve tüm Çerkesleri derinden yaralayan sözleriniz için, gerek Şahsım adına, gerekse Genel Başkanı olduğum, Türkiye'nin 61 değişik il ve ilçesinde bulunan derneklerimizin çatı örgütü olan Kafkas Dernekleri Federasyonu adına sizi protesto ediyor ve kınıyorum. Hiç kimsenin hiç bir halka hiç bir koşulda hakaret etme hakkı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes, kökeni, dili, dini ve inancı ne olursa olsun eşit haklara sahip olmalı ve eşit saygı görmelidir. Bu insan hakları ve demokrasiye inancın asgari koşuludur. Sayın Sakık, bu sözlerinizin tartışmanın etkisiyle maksadını aşacak şekilde söylendiğine inanmak istiyor, bu sözleri söylediğiniz aynı kürsüde Çerkeslerden ve sözünü ettiğiniz diğer halklardan özür dilemenizi bekliyoruz. Aksi taktirde bizim gözümüzde adınız ve yeriniz, şöven-milliyetçi söylemlerle insanları kökenlerinden dolayı hakir görenlerle ve kendi halkı dışındaki halkların haklarını inkar edenlerle aynı yerde olacaktır. Vacit Kadıoğlu Genel Başkan Kafkas Dernekleri Federasyonu 1 Şubat 2013nanKaffed