İletişim Anketine İlişkin Açıklama

Son günlerde sosyal medyada tartışılan KAFFED Etkin İletişim Anket Alan Çalışması, stratejik planlama çalışmalarımızın bir parçası olarak oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı da formda belirtildiği gibi “tüm dünyaya dağılmış olan insanımızın değişen dünya şartları ve teknolojik gelişmeler bağlamında daha iyi yardımlaşmasına, dayanışmasına ve etkili iletişimine katkı sağlamaktır”.    Kurumsal platformlarımızda ve daha sonra da sosyal medyada tartışılan anket ile ilgili söylemlerin bir kısmının eksik bilgiden kaynaklandığı görülmüştür. Pilot denemeleri sırasında “mensup olunan boy” şeklinde sorulan soru gelen yanıtların amaca hizmet edecek sağlıklı bir veri seti oluşturmadığı görüldüğünden “Kuzey Kafkasya halklarından hangisine mensupsunuz?” şekline dönüştürülmüştür.   Yine pilot uygulamada görülen aksaklığın giderilmesi, anketin sonuçlarının teknik olarak hızlı değerlendirilmesi ve soruya uygun cevapların alınabilmesi amacı ile cevap şıkları da eklenmiştir. Cevap şıkları tartışmaya neden olduğu için daha sonra soru açık uçlu hale getirilmiş ve katılımcıların kendilerini tanımladıkları ifadelerin esas alınması kararlaştırılmıştır.    Pilot denemeleri sırasında mensup olunan boy sorusuna verilen yanıtlara ilişkin verilere dair iç dokümanlarımızın yeterli açıklama eklenmeksizin kamuoyuna yansıtılması farklı algılara neden olmuştur.     Federasyonumuz, Genel Kurulumuz, Yönetim Kurulumuz ve Başkanlar Kurulumuzun kararları doğrultusunda çoğulcu bir anlayışla Kuzey Kafkasya halklarının birlikte dayanışma içinde ortak çıkarlarımız doğrultusunda çalışma zemini olmaya devam etmektedir. Kurum içerisinde farklı görüşlerin olması bir zenginliktir.   Bu görüşlerin demokratik zeminde karşılıklı saygı çerçevesinde tartışılması Tüzüğümüzün ve ilkelerimizin bir gereğidir.   Bu Anket Formu kavramlara ilişkin tartışmalara dair çözüm mekanizması ve zemini değildir. Çalışmanın amacı sadece etkin iletişimi ve dayanışmayı geliştirmektir. Bu doğrultuda anket çalışmamıza katkıda bulunanlara ve bulunacak olanlara teşekkür ediyoruz.     Anketin Linki:    https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdGBHjG3ZFEKHO6F19HNr8LC-DqAh8sNCKeso5BSRikRiPQAg/viewformdiv> nanKaffed

Adıgey’in Yıldızları Belli Oldu

Adıgey Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının Düzenlediği 2020 yılı Adıge Yıldızları Uluslararası Çocuk ve Gençlik Sanat Festivali/Yarışması bu sene Kovid-19 Pandemisi nedeniyle sanal olarak yapıldı. Yarışmaya KAFFED’e bağlı 2 derneğimiz katıldı. Halk Dansları Kategorisinde K. Maraş "GİLAKSTENEY" Grubumuz 2’nci, Enstrümantal Müzik Kategorisinde ise Ankara Çerkes Derneği "BZEPS" Keman Grubu 3’ncü oldu. Konuyu takip eden KAFFED Adıgey ve Kıyı Boyu Şapsığ Çalışma Grubu üyemiz Bilge Eken’e ve yarışmaya katılan gruplarımıza teşekkür ediyoruz.p> Pandemi koşulları anavatan ile bağlarımıza engel değil… {gallery}/haber/federasyon/2020/Adigey_Festival_Bzeps{/gallery}nanKaffed

Federasyonumuz 17 Yaşında

Toplumumuzun sürgün sonrası diasporada kimliğini ve kültürünü koruma konusunda örgütlü mücadelesi uzun bir geçmişe sahiptir. Süreç içerisinde öncü aydınlarımız ve halkımızın değerli mensupları örgütlülüğümüzü kurmak, yaşatmak ve geliştirmek için nesilden nesile aktarılan bir mücadele içerisinde olmuşlardır. Bu mücadelenin en önemli sonuçları arasında yer alan Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun kuruluşunun bugün 17. Yıldönümünü kutluyoruz.   Türkiye'de Kafkas Derneklerini merkezi bir örgütte toplama çalışmalarına 1975 yılında Ankara'da yapılan bir toplantıyla başlanıldı. Takiben İstanbul, Kayseri, Antalya ve tekrar Ankara toplantılarıyla devam edildi. Çerkeslerin çok dağınık olması nedeniyle demografik durumun tespiti, ulusal bilinç düzeyinin belirlenmesi, siyasi haklar ve Dönüş olayı o tarihlerdeki toplantıların asıl konularıydı.   5 Kasım 1977 tarihinde yapılan toplantıda, o tarihteki Dernekler Yasası'nın Federasyon olarak örgütlenmeye elverişli olması nedeniyle önemli bir adım atılma aşamasına gelinmişti. Ne var ki toplantı sonrası otobüs durağında beklenirken bilinmeyen kişilerce Çerkes gençlerinin taranması sonucunda Tsey Mahmut ÖZDEN hayatını kaybetti ve böylece çok önemli bir çalışma yarıda kaldı. Ardından 12 Eylül dönemi yaşandı. 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren dernekler yeniden açıldılar ve 1977'de yarıda kalan toplantılara 90'lı yılların hemen başında yeniden başlandı.   Türkiye'nin değişik kentlerinde kurulu dernekleri bir çatı altında birleştirme çalışmalarının yoğunlaştığı 1990’lı yıllarda “kamu yararı statüsü” olmayan derneklerin federasyon kurması imkânı olmadığından zorunlu olarak Merkez-Şube ilişkisi içinde 5 Nisan 1993 tarihinde Kafkas Derneği (Kaf-Der) kurulmuştur.   Türk Medeni Kanunu’nda Federasyon kurmanın kolaylaştırılmasına ilişkin 8 Aralık 2001 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren değişiklik sonrası Kaf-Der bünyesinde de Federasyon kurma çalışmalarına başlanmıştır. Katılımcı ve tabana yayılmış geniş bir istişare süreci ve gerçekleştirilen hazırlıklar sonucunda Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), 03 Temmuz 2003 tarihinde Ankara Valiliği nezdinde tüzel kişilik kazanarak resmen kurulmuş oldu. Daha sonra 34 derneğin katılımı ile 21 Aralık 2003 tarihinde Ankara'da toplumumuz adına ses getiren mesajlarla dolu olağan kuruluş genel kurulunu yapmıştır. Federasyonun asli organları teşekkül ettirilmiş ve Genel Başkanlığa Muhittin Ünal seçilmiştir.   Sayın Muhittin Ünal’a, Federasyonumuzun bugüne kadarki Yönetim Kurullarında, Başkanlar Kurullarında ve Onur Kurullarında toplumumuza hizmet etmiş tüm insanlarımıza, delegelerimize, üye derneklerimizin yönetici ve üyelerine, Federasyonumuza katkı ve desteğini esirgemeyen herkese bu vesile ile tekrar teşekkür ediyoruz.   Dağınık yerleşimimiz, kentleşme ve küreselleşme karşısında toplumumuzun örgütlülüğünün ve iç dayanışmasının güçlendirilmesi ihtiyacı kuruluş dönemine kıyasla daha da artmıştır. Kültürümüzün, dilimizin ve kimliğimizin fanusları olan köylerimiz büyük ölçüde boşalmış; kentlerde toplu olarak bulunduğumuz mahallelerde de kentsel dönüşümler yaşanmış birlikte yaşadığımız mahalleler dağılmıştır.   Diasporik bir toplumun kurumu olmanın zorunlu bir sonucu olarak KAFFED, daima anavatanı (Xeku) önceleyen bir yaklaşım içerisinde olmuştur. Ancak anavatanla ilişkiler, uluslararası siyasi konjonktürden, Türkiye-Rusya ilişkilerinde yaşanan iniş ve çıkışlardan, Türkiye ile Rusya’da yaşanan demokratik daralmalardan etkilenmiştir. Tüm engellere, farklı yaklaşım ve yorumlara karşın, istikrarlı bir şekilde dönüş yaklaşımı her zaman öncelik alanı olarak korunmuş, anavatan ile eğitim, turizm, ekonomik ve sosyal işbirliği köprülerini geliştirme yönünde politikalar ve uygulamalar imkanlar ölçüsünde hayata geçirilmiştir.   Değişen dünya zorlukların yanı sıra fırsatlar da sunmaktadır. Anavatan ve diğer diasporalarımız ile ulaşım ve iletişim imkânları artmıştır. Örgütlülüğümüz çözüm bekleyen çeşitli sorunlarına karşın yarım asrı aşan onlarca kurumu ile güçlü şekilde toplumuna hizmet etmektedir. Kamusal alanlarda kimliğimiz ve kültürümüzle daha fazla yer alıyoruz. Sorun ve taleplerimizi giderek artan bir etkililik ile gündeme taşıyabiliyoruz. Örgütlülüğümüzün çoğulcu bir nitelik kazanması, toplumun farklılıklarını bünyesinde barış içerisinde bir arada barındırabilmesi, kadın ve genç katılımı konusunda son yıllarda artan bilinç düzeyimiz ayrı ayrı bizi güçlendiren unsurlardır.   Hayatın dinamizmi ve dünyada yaşanan gelişmeler karşısında, kurumlarımızın ve toplumumuzun da özümüzü, kimliğimizi ve kültürümüzü koruyarak gerekli değişim ve dönüşümleri bünyesinde sağlıklı şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu çerçevede bugüne kadar farklı tarihlerde düzenlenen ortak akıl toplantıları, KAFFED’e özgü bir gelenek olan her genel kurul öncesi tam gün serbest kürsü formatında istişare toplantıları ve konu odaklı çeşitli toplantılar ile ortaya konulan sorunlar ve çözüm önerilerinin tekrar gözden geçirilmesine, benzer danışma ve katılım süreçlerinin geliştirilerek uygulanmasına, bu süreçlerden beslenen bir stratejik planlama anlayışına duyulan ihtiyaç çerçevesinde çalışmaları tamamlanmak üzere olan KAFFED Stratejik Planı önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır.   KAFFED, toplumun yapıcı katkıları ile 20. yılına doğru bünyesini güçlendirecek önlemleri alarak güçlü adımlarla ilerlemek ve varlık mücadelesi sürecinde tüm diasporaya ve anavatana ihtiyaç duyulan güçlü desteği sunmak tarihi sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Bu sorumluluğu yerine getirmek için toplumumuzla omuz omuza demokratik örgütlülüğümüzü geliştirerek çalışmaya devam edeceğiz.   Birlikteysek güçlüyüz!   Kafkas Dernekleri Federasyonu   Kuruluş süreci ile ilgili bilgi için : https://www.kaffed.org/kaffed/federasyonla%C5%9Fma-s%C3%BCreci.html?fbclid=IwAR0B4zFjTB3F0qhrO9sKD3v7S4GbKrN-SQANaqKUP-160b31EltaQy6sduEp>nanKaffed

Kurban Bağışı Kampanyası

Suriye'deki iç savaş nedeniyle Türkiye'ye yerleşmek durumunda kalan Suriyeli Çerkes kardeşlerimiz ile İlimtepe'de yaşayan Kafkasyalı kardeşlerimiz için Kurban Kampanyası düzenliyoruz. Eğer siz de Kurbanlarınızı mülteci soydaşlarımıza ulaştırmak isterseniz kampanyamıza katılabilirsiniz. Kurban kesimi için 1.300,00 TL Kurban Bedeli + 50,00 TL Kesim ücreti=Toplam 1350 TL nin aşağıda belirtilen hesabımıza gönderilmesi gerekmektedir. Kurban vekaletleri Yönetim Kurulu Üyemiz Samit Tokmak’a ( 0505 452 97 84 ) telefonla aranarak verilmelidir. İşkembe dışında Kurbanlığa ait her parça kesilip hazırlanarak ihtiyaç sahiplerine teslim edilecektir.   KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU   Hesap Numaramız:p> Kafkas Dernekleri Federasyonu Ziraat Bankası / Emek Şubesi / Ankara Hesap Numarası : 765-35586148-5001 IBAN : TR02 0001 0007 6535 5861 4850 01   NOT : EFT ve havale gönderilirken açıklama kısmına;  Adına kurban kesilecek kişinin Adı-Soyadı ile "Kurban Bedeli” ibaresi yazılmalıdır.p> EFT ve havaleler 29 Temmuz 2020 Perşembe günü saat 17:00 ye kadar gönderilmelidir.p> div>nanKaffed

Bir Yazar Bir Eser: ÇERKES SÜRGÜNNAMESİ -Süha Baytekin

“Yavaş yavaş uyandırın çocukları!” dedi, yutkundu. “Zamanı geldi!” Kesik kesik öksürdü ve sustu. Sözü uzatmaktan korktu. Söylenecek başka bir şey de yoktu.   Bu kadar mı kolaydı?p>  Bin yıllara, hayatlara, hayallere, bugüne ve geleceğe vurulan ölümcül darbe!p>  “Zamanı geldi!”    Kader denilen manzumede hükmünüzün yazıldığı iki kelime! Bu kadar kolaydı işte. “Ya gideceksiniz ya biteceksiniz!”p> … “Beş bin yıldır var oldukları, her karışında izlerini bıraktıkları, dağlarında emsalsiz atlarının nal sesleri yankılanan, ağaçlarında kamıl ve mızıka ezgileri dökülen, dökülürken genç kızların perilerle birlikte süzüldüğü, sevgiye ve kana doymuş bu onurlu topraklarda, nesiller boyunca verdikleri var olma savaşında yenilmişlerdi. Ama mert bir savaşın mağlubu oldukları söylenemezdi.”p> … Sürgün! Ne kadar insafsız bir kelime! Yer yabancı, dil yabancı, aldığınız nefes yabancı.p> Nineler, dedeler, “Ah ölseydi keşke!” diyecekler. “Keşke ölseydik de gömülseydik atalarımızın, evlatlarımızın koynuna!” … Ya o çocuklar?p> Anasız, babasız, boynu bükük, yapayalnız çocuklar! Yaşarken yok olacaklar!p> Uyurken bile ayrılmayan Gupse ve Jan!p>   İki küçük kardeş, diğer anasız, babasız, sahipsiz kalan kardeşler gibi, önce sürgün çocukları için kurulan geçici yetimhaneye gönderildiler.p> Evlatlık verilen Gupse, Trabzon’da kaldı.p> Jan, İstanbul’daki başka bir yetimhaneye yollandı…p>   Küçük Gupse’nın, Trabzon’un tanınmış zahire tüccarlarından Muhsin Efendi’nin karısı Emine Hanım’ın elinde neler çektiğini, o küçücük kızın kimlik bunalımını gözyaşları içinde okuyacaksınız.p>   Küçük Jan’ın, Kafkasya’dan sürülen, savrulan ailesinden koparılarak İstanbul’da, Babıâli’nin saygın memurlarından Asaf Bey’in Kuzguncuk’taki konağında nasıl bir kimlik ve kültür değişimine uğradığını kabullenmek istemeyerek dinleyeceksiniz!p> … Gupse, nasıl Zehra oldu?p> Jan, nasıl Ömer oldu?p>   Bu iki hikâye, çok üzecek sizi, yüreğiniz daralacak, nefesiniz tıkanacak, kahrolacaksınız!p> “Bu nasıl bir kader!” diye çıldırırken kim bilir belki Süha Bey’e de isyan edeceksiniz, bu kadar acıyı sizlere yaşattığı için!p> … “Gideceksiniz!”  demişlerdi, düşmüşlerdi yollara.  “Kapıyı kilitleyin!”demişti Huzbek’in babası.p> “Anahtarları da iyi saklayın, fazla sürmez döneriz geri!”p> Annesi, bir parça toprak alıp evlerine doğru serpmişti. Ne okuduğunu ne yaptığını hiç sormadılar... … Sürgün!p> İnsanı ne kadar ürperten bir kelime! Gelecek birileri, sizi her şeyinizden koparacak.p> Bin yıllardır ne varsa biriktirdiğiniz sizi siz yapan. İtiraz hakkınız bile olmadan, insanlık dışı bir yolculuğa çıkacaksınız.p> Başkalarının kararlarıyla,başkalarının zorlamalarıyla, başkalarının hesaplarıyla…p> Maziniz mahzun ve biçare, şehitleriniz öksüz kalacak, geçmesin namert eline diye atlarınızı bile vuracaksınız!   Süha BAYTEKİNp> Sizlere, “İnsanımıza, insanımızın gözüyle, insanımızı anlatmak için çabalıyorum!” diyen, duyarlı, donanımlı, yüreği sevgi ve duygu dolu güzel bir insanı, onun ince işçilikle oluşturduğu nefes nefese okunacak, okuduğunuza değecek bir kitabını tanıtmaya çalışacağım.p>   Süha BAYTEKİN, 1965 Almanya doğumlu.p> İstanbul Haydarpaşa Lisesi, Marmara Üniversitesi Uluslararası İşletmecilik Fakültesi… Yüksek lisans ve doktora…   Koç Holdingve Hamoğlu Holding’de devam eden çalışma hayatı…  Ve çok önemsediği, emekliliği olmayan bir görev: Çerkes toplumuna hizmet… Zengin fotoğraf arşivi, sosyal medyada “geçmişimiz, bugünümüz ve yarınımız” ile ilgili yüzlerce deneme, makale… Aynı zamanda Jineps’te köşe yazarlığı.p>   Ve ilk kitap, 2017 “Diasporada Çerkes Olmak”p> İkinci kitap, 2019 “Çerkes Sürgünnamesi”   Basılmayı bekleyen sıradaki kitaplar: “Kutsal Ay’ın Kızları”, “Kutsal Güneşin Çocukları” ve “Diasporik Hikâyeler”, “Serencam”p>   Yazarımızın şu ifadesi kayda değer: “Yazarken bir edebi kaygı, bir süsleme endişesi taşımıyorum. Ben, bilgi ve duygu harmanlamaya çalışıyorum!”p>   Sevgili Süha, biz de seni anlamaya, seninle düşünmeye, senin gibi duygulanmaya çalışacağız. Tarih ve kültür özlü sözlerinlebizler de unutulmayan acıları, katlanılmaz sancıları, umudu birlikte yaşayacağız.p> Daha çok okuyacak, daha çok sorgulayacak, daha çok ileriye bakacağız!p>   Bu tür güzel kitapların katkısıyla beyin fırtınaları oluşturacak, geçmişten gerekli dersleri alarak geleceğe birlikte yelken açacağız!p>   Göreceksin biz, acıda birleştiğimiz kadar başarıda da birleşeceğiz!p> Biz artık acıları değil, mutluluk ve başarıları konuşacağız! Bu kültürü birlikte yaşatacağız!p> Değil mi ki gücümüz kültürümüz, kültürümüzse gücümüzdür!   “ÇERKES SÜRGÜNNAMESİ”HAKKINDAp> Kitabın ön sözünde, yürekten geldiği her halinden belli, sıcak, samimi ifadeler var:p> “Yazarken temel prensibim; halkımızın her kesiminin okuyup anlayacağı bir tarz ve üslup kullanmak. Edebi kaygılardan, süslemelerden olabildiğince uzak durarak bilgi ve duyguyu harmanlamak.p> Tarihten, gerektiği kadar ve onu tahrif etmeden yararlanmak…”   Bu samimiyete şapka çıkarılmaz mı?    “Çerkes Sürgünnamesi” bir tarih kitabı mı, roman mı, hikâye mi? Yazar buna da içtenlikle cevap veriyor:   BU KİTAP NİÇİN YAZILDI?p>   Yine kendisinden dinleyelim. “Bu kitabı yazmamın belli başlı nedenleri şunlar: Klasik tarih anlatımı çok değerli olsa da bu anlatımın, halkımızın kendi gerçeğini içselleştirmesinde yetersiz kaldığı düşüncesi.   Acılarla bir yerlere savrulmuş halkların kimlik bilincini canlandırma ve canlı tutmada ortak acıların en güçlü araçlardan biri olduğunu düşünüyor olmam. “Sürgün” dediğimizde aklımıza hep “Büyük Sürgün”ün geliyor olması. Yine bizim insanımızın yaşadığı, derin izler bırakan Balkan Çerkesleri Sürgünü ve Gönen-Manyas Sürgünü’nü pek önemsemediğimiz düşüncesi.p>   Bilhassa üzerimizdeki etkisi hâlâ devam eden Gönen-Manyas Sürgünü söz konusu olduğunda yıllar boyunca yutkunmamız, dudaklarımızı ısırmamız ve susmamız.p> Son olarak da kendi duygularımı soydaşlarımla paylaşmak istemem.   Bunu yaparken de, bu üç sürgünü yaşayan insanlarımızın yanında kendime yer açarak, onlarla birlikte yaşayıp, onların muhtemel duygularıyla kendi duygularımı bir araya getirip, bilgi ile de harmanlayıp okuyucuya aktarmayı amaçladım.p> Gerçek hikâyeler kullandım çoğu zaman. Ve kitabımı “İsimsiz mezarlarda yatanlara” ithaf ettim.”   SÜRGÜNNAME NEYİ ANLATIYOR?p> "Çerkes Sürgünnamesi” bir halkın altmış yıl içinde art arda yaşadığı üç dramı anlatıyor:p> Anavatan’dan sürülüş, Balkanlardan sürülüş,   Gönen-Manyas Sürgünü.p>   Sevgili Süha Baytekin, “Atalarından miras kalan toplumsal acıları, usule değil esasa odaklanarak olanca yoğunluğuyla okurlarına aktarabilme gayretinde.”p>   Kitap “İsimsiz mezarlarda yatanlara” ithaf edilmiş. p> “Çünkü vatan uğruna verilen mücadelede, soykırım ve sürgünde, sürgün sonrası kamplarda, sokaklarda, tarlalarda, çayırlarda, iskân için dağıtım yapılırken yollarda, Osmanlının savaştığı her cephede, bastırılması gereken her isyanda, Kurtuluş Savaşı’nda, Gönen-Manyas sürgününde, dağda, bayırda, velhasıl her yerde o kadar çok isimsiz mezarları var ki...”p>   “Bu masum ve mazlum, ama her zaman kahraman ve onurlu insanları daha iyi anlamak için yapılmış samimi bir çalışma “Çerkes Sürgünnamesi”p> … Geri dönmedi minik Nefin! Bir daha kimse görmedi. Sır oldu, sır kaldı.p> Köle tüccarları kaçırmış denilen diğer iki küçük çocuk gibi! Siz bilir misiniz çaresizlik nasıl bir şeydir?p>   Gözbebeğimiz, evladınız bir anda yok olur, dilinizi anlayamayan dağlara, bayırlara sorar uçan kuştan medet umarsınız.p>   “Yaşıyor mu, nereye götürüldü, kimin yanında,ne halde?” diye kahrolmaktan ve avare bir koşuşturmadan başka hiçbir şey gelmez elimizden!p> … Uykusuz bir gece daha sona eriyordu ama diğerlerinden farklıydı bu gece. Bin yıllardır satır satır yazılan destana konulan nokta, bu topraklarda yaşanacak son mutlu ve en kederli gece. … Köy çeşmesinin başı kalabalıktı...p> Delikanlı bekledi, at bekledi, Naxo bekledi, kızlar sırayla doldurdular güğümlerini; Fatımet’in güğümlerinin dolması biraz uzunca sürdü her nedense. Delikanlı gülümsedi, utanır gibi oldu Fatımet, sanki diğer kızlar da fısıldaşıp gülüşmüşlerdi galiba...p> Evlendiler! Yaşayanlardan af dilemek için olsa gerek, onca acının arasına ışıltılı küçük güzel şeyler de serpiştirilir!p> … Gençliğinde işlediği göz nuru çeyizlerinden bir şeyler sıkıştırmıştı bohçalarından birine.p> Jan, doğduğunda aile damgasının işlendiği deri parçasını nereden geldiğini hiç hatırlamadığı sedef kakma bir kutunun içinde saklıyordu. Onu da koymuştu bohçalardan birinin içindeki giyeceklerin arasına. On üç yaşına geldiğinde bileklik haline getirilip Jan’ın koluna takılacak ömür boyu çıkmayacak da kısmetse!p>   GÖNEN-MANYAS SÜRGÜNÜp> “Gidiyorsunuz!” dediler ve onlar, baştan başlayarak sımsıkı tutunmak zorunda oldukları, hiç de öyle güllük gülistanlık olmayan yaşamlarını arkalarında bırakıp yeni bilinmezliklere doğru yola çıktılar!p>   Kutsal ocakları bir kez daha söndü. Bu sürgün, bir bakıma büyük sürgün kadar yaralayıcıdır! Büyük sürgünde Çerkeslerin var olan hayatları ellerinden alındı.p>   Balkan Çerkesleri sürgününde ise vatanlarından koparılarak bir avuç buğday gibi rastgele serpiştirilip de düştükleri topraklarda kanlarıyla, alın terleri ile bağırlarına taş basıp ümitlerine ve hayallerine sarılarak yoktan var ettikleri iğreti hayatlarına el kondu.p>   Çerkesler, büyük sürgünden on dört yıl sonra bambaşka diyarlarda dönüşü olmayan yeni başlangıçlara mecbur bırakıldı.p>   Gönen Manyas Çerkesleri, oraya buraya dağıtıldılar. “Haydi bakalım!” dediler.  “Yaşayın yaşayabiliyorsanız!”kim bilir gevrek gevrek gülmüşlerdir de belki.p> … Bir araya gelemediler, dertleşemediler, hallerine birlikte ağlayamadılar, varsa eğer paylaşamadılar bir lokma ekmeklerini, destek olamadılar birbirlerine…   Üzerlerine yokluk çullandı heyula gibi. Hayâsızca gasp ettiler çocukların dupduru gülümsemelerini.p> Lekesiz kalplerine hayatları boyunca sürecek inatçı bir korku saldılar. Yalnız geçmişi ve bugünü değil geleceğe de haciz koydular!p> … “Falanca köylüler, toparlanın gidiyorsunuz!” Çağrılan köylüler, hayvan vagonlarında tıkıştırılacak nereye olduğunu bilmedikleri, günlerce sürecek bir yolculuğa çıkacaklardı.p>   İşte yine bir benzerlik! Köhne teknelerin ve mavnaların yerini alan hayvan vagonları.p> … Kaybolmasın diye entarisinin içine diktiği bir cebe özenle sakladı anahtarı. Kimseye bırakmadı içinde Nefin’in gizli gizli kokladığı giysileri olan küçük bohçayı.p> … Sürülmekle bitmez sürgün, tekrar tekrar sürünürsünüz oradan oraya.p> Orası olmaz buraya, burası olmaz oraya.   Derler ki “Toplanın gidiyorsunuz bir başka yere!” ailenizin bir kısmını yakınlara, bir kısmını çok uzaklara!p> Zaten dağılmış olan yüreğinizle, belki de bir daha birbirimizi görmek üzere.                                                                                                                                                                                                                                            “Çerkes Sürgünnamesi” APRA yayıncılık tarafından yayımlandı. (İstanbul -2019) Kitap, üç ana bölüm ve birçok başlıktan oluşuyor:   Büyük Sürgünp> Goşenay ve Kuğay’ın Hikâyesi Atlarını Vurmuşlardı Fatımet Guaşe Karadeniz’e Yolculuk Asırlarca Süren Bekleyiş  Vatana Veda Halifenin Kutlu Topraklarına Selam Tarumar Olan Yaşamlar Ya O Çocuklar Gupse ya da Zehra Jan ya da Ömer ul>   Balkan Çerkesleri Sürgünüp> Balkanlara Yolculuk Yeni Bir Yaşama Doğru Herşeye Rağmen Umut Ve Kutsal Ocak Bir Kez Daha Söndü ul>   Gönen Manyas Sürgünüp> Zulüm Başlıyor Talan Edilen Yaşamlar İnsanlık Utandı Yaşananlardan Mızıka Çalmam Yasaklandı… ul>   BU ESERDE DİPNOTLAR ÇOK ÖNEMLİp>   Yukarıda da bahsettiğim gibi bu eser adeta bir “xabze” kitabı, bir tarih kitabı, bir roman, bir hikâye hatta bir anı kitabı.p> Kitapta bu tatların hepsini tatmak mümkün.p>   Ayrıca ben, dipnotları bu kadarönemli, etkili olan az eser okudum desem yalan olmaz.p> “Çerkes Sürgünnamesi” nin dipnotlarıyla “Adıge xabze”yi öğrenmek, K. Kafkas tarihiyle bütünleşmek mümkün.p>   Sayın Baytekin, dip notları tam da amacına uygun ve çok etkili kullanmış.p>   Sevgili okurlar, sakın dipnotları asla atlamayın hatta göz ucuyla da okumayın, zira dipnotlarda bir nizam- intizam manzumesi, bir tarih, bir kültür gizli.p>   Süha Bey, kitabın son sözünde şu ifadeleri kullanıyor: “Kitapta geçen karakterlerle birlikte yüreğiniz daraldıysa, arada sırada dolduysa gözleriniz, birkaç şeyi de öğrenmenize vesile olabildiysem bu kitap amacına ulaşmış demektir.”p>   Ben de diyorum ki Sevgili Süha, eserin her yerinde çok samimi ve duygu dolu ifadeler kullandın! Esere, yüreğini kattın!p> Kitabı, nefes almadan soluk soluğa okumak zorunda bıraktın!p>   İlk sayfalarda sıktım kendimi iyiden iyiye, gözyaşlarımı dizginledim. Ama ilerleyen sayfalarda bıraktım kendimi, duygularım kabardıkça kabardı, gözyaşlarım aktı, aktı…p> Bu çalışma amacına ulaştı, müsterih olabilirsin! Emeklerin asla zayi olmadı, olmayacak!p> İyi ki varsın! İyi ki bu güzel eserle toplumumuzun idrakine sundun!   Sevgili Süha, ben de sizinle ve acılarla dolu hayat hikâyesini anlattığın talihsiz, kadersiz karakterlerle birlikte indim Karadeniz’e! p> Uyanamadığım bir kâbus gibi geçen aylarca ufuklara dikip gözlerimi uzaklarda belirecek bir gemiyi bekledim sizinle.p>   Goşenay’ı sonsuzluğa uğurlarken dizlerinin üzerine çöktüğünde Kuğay, yanında olup onu teselli etmek isteyenlerden biri de bendim.p>   Gupse ve Jan yaşamın dehlizlerinde kaybolup gittiklerinde ben de sizin gibi düşmek istedim peşlerine…p> … Hep sağlık ve huzur içinde kal! Yeni kitapları heyecanla bekliyoruz!   İnanıyorum ki toplum ve kültür duyarlılığı içinde olan herkes, bu güzel eserin hakkını verecektir.   “Çerkes Sürgünnamesi” nin çok kişiye ulaşması, çok kişi tarafından okunması, eserden toplumumuzun azami derecede istifade etmesi temennisiyle...   Selam ve sevgilerimle.                                                                                                                                                                                                                                                                                              nanYemuz Nevzat Tarakçı

Rusya Federasyonu’nda Anayasa Değişikliğine Hayır

Rusya Federasyonu’nda 1 Temmuz Çarşamba günü yapılacak anayasa referandumu, insan haklarına, hukuka ve eşitliğe dayalı demokratik federatif yapıyı bozma riski taşımaktadır. Söz konusu Anayasa değişiklikleri Rusya Federasyonu’nun taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açık aykırılıklar içermektedir.   Bu Anayasa değişiklikleri Rusya Federasyonu'nda yaşayan halkları diasporalarını çok yakından ilgilendirmektedir.   Biz diasporada yaşayan Çerkesler, anavatanımızdaki soydaşlarımızın ve bütün Rusya Federasyonu Halklarının, uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış olan demokratik bir toplum düzeninde barış ve huzur içerisinde yaşamasını istiyoruz. Bu Anayasa değişikliğine karşı olma gerekçemiz de demokratik ilkelerle çelişmesinden dolayıdır.   Bu Anayasa değişikliği ile Federasyonu bağlı Cumhuriyetlerin halkları Rus etnisitesi karşısında anayasal olarak ikincil konuma düşürülerek sonrasında sistemli bir şekilde asimile edilmelerinin yolu açılmış olacaktır.    İnsan hakları evrenseldir.   Asimilasyon bir insanlık suçudur.   21 Mart 2020 tarihinde yayınlayarak uluslararası tüm kurum ve kuruluşlara ve Dünya Çerkes Birliği’ne de gönderdiğimiz “ Rusya Federasyonu Anayasası Değişikiği ile ilgili Açık İtiraz ve Çağrı” metninin arkasındayız.   Diasporadaki Çerkes örgütleri olarak, Rusya Federasyonu halklarının Diasporadaki kişi ve kurumlarını, federatif devletin ilkeleriyle bağdaşmayan tekçi uygulamalara ve kazanılmış hakların geri alınmasına yol açabilecek antidemokratik anayasa değişikliğine karşı açıkça HAYIR demeye çağırıyoruz.     Genel Başkan Yıldız Şekerci'nin konuyla ilgili açıklamasının linki:   https://youtu.be/MRHfTihAtaAdiv> Konuyla ilgili daha önce yayınladığımız yazının linki :   https://kaffed.org/haberler/federasyondan/item/3999-rusya-federasyonu-anayasasi-degisikligi-acik-itiraz-cagri.htmldiv>   ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------     Общероссийское голосование по поправкам к Конституции Российской Федерации, которое состоится в среду 1 июля, несет в себе риск нарушения демократической федеративной формы государственного устройства, основанной на соблюдении прав человека, законеи равенстве. Данные конституционные поправки содержат в себе существенные противоречия, которые несовместимыс международными соглашениями, участником которых является Российская Федерация. Эти конституционные поправкиочень тесно связаны сдиаспораминародов, проживающих на территории Российской Федерации. Мы, черкесы, представители черкесской диаспоры, хотим, чтобы проживающие на территории нашей родины все наши соотечественники и все народы Российской Федерации жили в мире и согласии в условиях демократическогообщества, гарантированногомеждународными конвенциями. Причина нашего выступления против конституционныхпоправок заключаетсяв том, что они противоречат демократическим принципам. С введением этих поправоквКонституциюнародамреспублик, входящихв состав Российской Федерации, по отношению к русской этнической принадлежности в конституционном порядкебудет присвоен статус второстепенных сторон, что впоследствии будет способствовать формированию их систематической ассимиляции. Права человека имеют универсальный характер. Вместе с этим, ассимиляция является преступлением против человечества. Мы выступаем в поддержку своего обращения«Открытогопризыва и протеста в отношении внесенияизменений в Конституцию Российской Федерации», котороемы опубликовали 21 марта 2020 года и направили всеммеждународнымучреждениям и организациями, а также во  Всемирную ЧеркесскуюАссоциацию. От лица черкесских объединений диаспоры, мы призываем представителей народов диаспоры и их организации на территории Российской Федерации открытосказатьНЕТ, выступая противантидемократическихконституционныхпоправок, которые могут привести к монопольнойпрактике, несовместимойс принципами федеративного государства, и к лишению законных прав.   Genel Başkan Yıldız Şekerci'nin konuyla ilgili Rusca alt yazılı açıklamasının linki: https://youtu.be/pvsYh81Arlkp> ------------------------------------------------------------------------------------------------------------   Constitution referendum to be held on Wednesday, July 1st, in the Russian Federation have risk of disrupting the democratic federal structure basing on human rights, law, and equality. The constitutional changes in question include items clearly contrary to international conventions to which the Russian Federation is a party.p> These Constitutional changes are of particular concern to diasporas of the people living in the Russian Federation. We, the Circassians living in the diaspora, want our kin in our homeland and all the peoples of the Russian Federation to live in peace and tranquility in a democratic social order, which is guaranteed by international conventions. Our reason for being against the Constitutional changes is that these changes are contrary to democratic principles. By these Constitutional changes, the peoples of the Federated Republics are considered constitutionally secondary in comparison with the Russian ethnicity. Accordingly, these changes will lay the way open for systematic assimilation. Human rights are universal. Assimilation is a crime against humanity. We defend the text of the “Open Opposition and Appeal on the Constitutional Change of the Russian Federation Constitution” that we send to all international institutions and organizations and the World Circassian Union, on March 21, 2020. As the Circassian organizations in the diaspora, we urge the persons and institutions of the peoples of the Russian Federation to say NO to the anti-democratic constitutional changes that may lead to monist practices incompatible with the principles of the federative state and the cancellation of the acquired rights.   Genel Başkan Yıldız Şekerci'nin konuyla ilgili İngilizce alt yazılı açıklamasının linki : https://youtu.be/h75AFQKrxzEp>   div>  nanKaffed

Gençlerle Gelecek III: Toplumumuz, Kurumlarımız ve Gençliğimiz

İlkini 22 Mayıs 2020 tarihinde Ankara Üniversitesi Kuzey Kafkasya Halkları Topluluğu’ndan (AnkaraKaf) Yakup Savaş ve Yıldız Üniversitesi Kuzey Kafkasyalı Öğrenciler Topluluğu’ndan (YıldızKaf) Gözde Duman’ın; ikincisini İzmir Çerkes Derneği Gençlik Komisyonu’ndan Selinay Arı ve Güney Marmara Gençlik Komisyonu’ndan Fatih Emir’in katılımı ile düzenlediğimiz “Gençlerle Gelecek” program serimizin üçüncüsünü 25 Haziran 2020 Perşembe akşamı saat 21:00’de Federasyonumuzun YouTube Kanalından gerçekleştireceğiz.p> Bu programda “Toplumumuz ve Kurumlarımız Araştırma Yarışması”nda dereceye giren Samsun Çerkes Derneği Gençlik Komisyonu’ndan Aslı Acıoğlu ve Denizli Kafkas Kültür Derneği Gençlik Komisyonu’ndan Sinemis Buket İleri konuğumuz olacaklar.p> Konuklarımızla hem yaptıkları araştırmanın sonuçlarını konuşacağız hem de toplumumuz, kurumlarımız ve gençliğimiz ile ilgili gözlem ve deneyimlerine dayalı düşüncelerini ve gelecek perspektiflerini ele alacağız.p> Gençleri dinlemek, geleceğe güvenimizi tazelemek ve sorularımızı sorup cevaplarını almak üzere; Genel Başkan Danışmanımız Ömer Atalar’ın moderatörlüğünde, 25 Haziran 2020 Perşembe akşamı, Saat 21:00 de  KAFFED YouTube Kanalında buluşalım.  p>nanKaffed

Babalar ve Çocukları – Адэхэмрэ я Бынхэмрэ

1982 yılında, tıp fakültesini bitirip Aksaray' ın büyükçe bir köyüne mecburi hizmete gitmiştim. O zamanlar Uzunyayla' dan çıkıp yeni yeni başka toplumları tanımaya başlamıştık. Bir gün, bir vesile ile bir toplumda otururken 30 yaşlarında bir adam, odaya girer girmez yanındaki iki çocuğu ile birlikte doğruca baş köşeye geçip oturmuştu. Sonraları bu durumlara alıştık ama ben o zaman çok şaşırmíş ve buna bir türlü bir izahat getirememiştim. Öyle ya, bırakın babalarımízla birlikte bir toplumda yan yana oturmayı bunu hayal bile edemez, hatta onların olduğu odaya bile kolay kolay giremezdik. Aradan çok yıllar geçsede, bu görüntü çerkes toplumunun ne kadar farklı bir toplum olduğunu gösteren çarpıcı bir durum olarak hiç çıkmamacasına hafızama kazılmış oldu.div> Çerkes kültüründe malıyla mülküyle, çocukları ile övünmek hoş karşılanmaz, böyle yapanlarda ayıplanır. Oldukça iyide bir öğrenci olmama rağmen babamın sınıfı geçtiğim için bana aferin dediğini, başkalarına da çocukları hakkında  herhangi bir şey için taktir kelimeleri kullandığını hiç hatırlamıyorum. Onun için bunlar o zaten olması gereken olağan bir durumdu ve öyle ulu orta dile getirilmezdi. Yedi erkek kardeştik ve babam çocuklarına karşı çok sertti ve bizde kendisinden çok çekinirdik. Sözünü kestiğimiz veya lafına karşı geldiğimiz görülmemiştir. Belkide aile içinde düzenin ve disiplinin sağlaması için bunun böyle olması gerekiyordu. Babamıza duyurmamız gereken ama direkt ona söyleyemediğimiz şeyleri annemi aracı kılarak ona söylettirirdik.   Bu gün bile Uzunyayla' nın ikindi zamanlarını çok severim. İkindi zamanları köy otobüslerinin gelme zamanlarıydı ve köyün bütün çocukları o saatleri dört gözle beklerdik. Otobüs Lığurhable tepesinden belirir belirmez köyün neresinde olursak olalım bütün çocuklar hemen koşa koşa otobüsün durak yeri olan köy meydanına giderdik. Kim inecek acaba, kimin misafiri gelecek diye merak içerisinde otobüsün çevresinde dört dönerdik. Köye birilerinin gelmesi demek rütin dışına çıkılması ve aynı zamanda köye bir heyecan gelmesi demekti. Yolcusu gelen eve gıpta ile bakılır, kimbilir kimler gelmiş ve neler getirmiştir! Birde şu var, evine misafir gelen çocukların havasından da geçilmezdi hani..   Daha sonraları ortaokul ve lise çağlarında okumak için Kayseri' ye gittiğimde bu sefer o otobüslerden ben iner oldum. Yaz tatillerinde, ikindi  üzeri otobüsden iner evde de çok fazla oyalanmadan yanımda getirdiğim topuda alıp harman yerinde beni dört gözle bekleye arkadaşlarıma katılırdım. Ama köyde tatil yapacağımı zaneddiyorsanız çok yanılıyorsunuz. Tatil değil hemen ertesi gün başlayacak olan yoğun bir çalışma dönemi bizi bekler olurdu. Babam aynı zamanda çok çalışkan bir adamdı ve kendi çalışma temposuna çocukları olarak bizleride uydurmuştu. Haziran sonlarında ot biçme ile başlayan çalışma periyodu Eylül sonlarında harmandan saman çekme işi ile sona erer ve ertesi günde yeni ders yılı için tekrar şehre dönülürdü. Çalışma saatleri ile ilgili de çok politik davranırdı; başlangıçta yaplacak işlerin hepsini önümüze serip gözümüzü korkutmaz, alıştıra alıştıra, aşama aşama işleri yaptırırdı. Bir seferinde Uaşhağhurey’de ekin biçerken işimiz öğlene az bir zaman kala bitmiş öğlen dinlenilmesi için köye dönecektik. Zaman köye dönmek için erken ama başka bir tarlaya başlamak için de biraz sıkışıktı. Yani, köye de gidebilirdik, ikinci tarlayada başlayabilirdik, öyle arada bir durum. Biraz düşünüyor gibi yaptıktan sonra, " O tarlayada gidelim de bir iki arğıne alalım, hem de öğleden sonra dönüş için tırpanlarmızda orada bırakmış oluruz " dedi babam. Aslında  biz bunun  ne demek olduğunu önceki tercübelerimizden biliyorduk, tırpanları bırakma bahanesi ile sabah mesaisini tamamlattırmak istiyordu. İtiraz etmeyi aklımızdan bile geçiremezdik tabii. Öyle de oldu, ikinci tarlaya giderek tam saatine kadar o tarlada ekin biçtik.   Bizim açımızdan bu tempo üniversite bitip iş hayatına atılıncaya kadar devam etti ama babam işlerini devam ettirdi, ta ki 75 yaşlarına kadar... Artık hem yaşlanmaya hem de temposu düşmeye başlamıştı. Ayrıca çocukları ayrılmış yalnız kalmıştı. Daha sonraları yazları köyde kışlarıda Azey' de, daha sonraları da sürekli olarak Kayseri' de olmak üzere şehir hayatına geçiş oldu. Uzunyayla babalarının hemen hepsinin yüzleşmek zorunda kaldığı bu durum çok dramatik olmuştur. Bir taraftan alışık olmadıkları şehir hayatı, diğer taraftan   bir sohbet arkadaşına ( werşereğu ) en fazla ihtiyaç duyacakları yaşlılık dönemlerinde Uzunyayla’ya hiç benzemeyen yapayalnız bir hayat... Bunda ne kadar zorlandıklarını tahmin etmek zor değil.   Azey' de kaldıkları dönemlerin birinde, bende bir hafta sonu onları ziyarete gelmiştim. Bu arada, Gilahsteney'de bir düğün olduğunu duyunca bir kaç arkadaş düğüne gitmiş gece yarısından sonrada dönüşe geçmiştik. Tam Marğuşey köyünü geçmiş ve Azey' de iyice yaklaşmışken arabamız  stop etti. Epey bir uğraşmamıza rağmen arabayı çalıştıramıyorduk, bize yardım edecek  gelen geçen bir arabada yoktu. İyice telaşlanmaya başlamıştık ki Azey yönünden gelen bir araba yavaşlayarak yanmızda durdu. Biraz sonra arabadan iki kişi indi. Oda ne, bastonu ile arabalardan inenlerin biri Dote idi! Babama Dote derdik. Dote, iyice geciktiğimizi görünce bizi iyice merak etmiş, bunlar kaza geçirdi, bana söylemiyorlar diye komşunun arabası ile o yaşlı hali ile bizi aramaya çkmıştı. Önceleri çocukken sevgisini hiç  göstermedıği için bazen bizi sevmediğini düşünürdüm. Bu aklıma gelince bunu  düşünmüş olmaktan orada bir daha utandım.   Babam yaşlandıkça bize karşı olan sertliği iyice yumuşadı, ama biz çocukları ev bark sahibi yaşlı başlı adamlar olduktan sonra bile onun yanında ayak ayak üstüne attığımız hiç olmamıştır. 86 yaşında ölünceye kadar da bu durum böyle devam etti.   Bazen düşünürüm, babalarımız çocuklarını kucaklarına almadan, onlara herkesin yaninda sevgilerini göstemeden nasıl durabiliyorlardı diye. Bu iradeyi gösterebilmek kolay olmasa gerek. Şimdi düşününce bunun bir eğitim ve ciddi bir irade konusu olduğunu anlayabiliyorum.   Çerkes babaları çocuklarına açıktan sevgi gösterisinde bulunmazlar ama onlarında çocuklarını herkes gibi çok sevdiklerinden emin olabilirsiniz.   ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------   АДЭХЭМРЭ Я БЫНХЭМРЭ / Babalar ve Çocukları   1982 гъэм, Медицинэ Факултетыр къэзыуха нэужъ, си 1эщ1агъэм сыпырыувэну Аксарай кьалэм и зы къуажэшхуэ гуэрэм сык1ауэ щытащ. Абы зыгьуэ, Узуняйлэм дкъыдэк1ыу т1эк1у т1эк1у нэгъуэщ1 лъэпкъхэм дахэхьэуэ щ1эддзат. Зэгуэрэм, зы унэ зы 1уэху щхьэ гупыу дыщысхэсу, зы л1ы гуэрэ и бынит1ри зэрыдэщ1ыгъу пэшым къыщ1эхьэри занщ1эуэ жъант1эмк1э дэт1ысхьат, и бынхэри зыбгъэдигъэт1ысхьэри. Ди адэ дыбгъэдэт1ысхьэныр дэнэ къэна, ди адэ зыщ1эс унэ нэгъунэ дзыхь тщ1ыуэ ф1ырыф1к1э дыщ1эхьэфынтэкъым дэ. Слъэгъуар зыхуэсхьын сымыщ1эу, абдежым нэхъри нэхъ къызгур1уат, адыгэхэр дысхэс лъэпкъым ф1ыуэ дакъызрыщхьэщык1ыр.   Адыгэ Хабзэмк1э, уи мылкук1э, уи бын уи унагъуэк1э уысщытхъужыныр емык1ущ. А лъэхьанэ, Ф1ыдыдэуэ седжэу сыщыт пэтрэ, абы щхьэк1э си адэр егъащ1эм къысщытхъуауэ е утыкум и бынхэм язым зыгуэрк1э щытхъу зыхэсхакъым. Абы изакъуэкъым, адыгэ адэхэм псорик1 апхуэдэт ныт1э.   Ди анэм сыт щхьэк1эи зыхуэдгъэзэфу, дысхуей сытри жет1эфу, ди адэм жет1эн хуейуэ ауэ жедымы1эфу щытхэр ар л1ык1уэ тщ1ырэ  жыредгъэ1эуэ, езыр нэм хуэду ф1ыуэ тлъагъуу, езбыи псэм хуэду дкъилъагъу апхуэдэт. Быныр ат1к1э мыт1к1э деджэуэ, дылажьэуэ дыщы1эти, унэм дкъэк1уэжу щыдгъэзэжк1э далэ къэс и нэхэр къыспижыхьыурэ дкъыригъэзэжт. Уи бын уи япэ ищыныр 1ейуэ гугъущ, ар зэи сыщыгъупщэжкъым ик1и сигу къэк1ыжыху скъодзыхэ, си шы нэхъыжьыр дуней щехыжьам, хьэдэр щыдахым  и нэпсит1ыр къелъэлъэхыуэ," Гъуэгу махуэ, гъуэгу махуэ " жи1эурэ 1э зэрысхуигъэсысауэ щытар..   Зэшыбл дыхъути, ди адэр и щ1алэхэмк1э 1ейуэ тк1ийт. Дыщыщынэу, тыншыуэ демыпсэлъэфу, зыщ1эс унэм нэгъунэ ф1ырыф1к1э дыщ1эмыхьэфу, 1ейуэ дыф1элык1ыуэ  и щ1алэхэм икъук1э къытхуэпхъашэуэ апхуэдэт. Зэрыжа1эуэ, дэм хуэду тк1ийуэ къытхуэщытт. Л1эжыхук1э егъащ1эм ар щысу ди лъакъэухэр зытедзауэ дыщысакъым, егъащ1эм дыпэпсэлъэжакъым. Быныр ф1ыуэ умылъагъуну 1эмал и1э ауэ, Ф1ыуэ дкъилъагъуу зэи зкъыдигъащ1этэкъым. Езыр ф1ыуэ жьы хъууэ дэри щ1алэшхуэ дыхухъу апхуэдурэ к1уащ. Зэгуэрэм, езыри жьы дыдэ хъуауэ, сэри л1ышхуэ сыхъуауэ Къайсэр къалэм зы щ1ып1э дык1уэуэ т1эк1уу япэ сищын хуей хъуати къызэшхыдат, яужь сыкъибнауэ ипщэк1э ущ1эк1уэр сыт жери. Апхуэдэт ди нэхъыжьхэр, хабзэм быдэуэ хуэсакъхэу.   Зыгъэ, Азей дэсхэт абы щыгъуэй, сэри Азей сык1уэжауэ, ныбжьэгъуит1-щы Джылахъстэней джэгу дык1уэну дэжэри, къыщыдгъэзэжым гъуэгум ди гур щыкъутэри ф1ыуэ дыкъэгуват. Жэшри ф1ыуэ хэк1уэтауэ, дэри Маргъушей атк1э гъуэгум дей ди гур тщ1ыжыну депэщэщу дыщыту, Азейк1э къик1ыу зыгу къэувы1эри къыдбгъэдэхьащ..   Гум л1ит1 къык1ри, к1ыф1ым зэк1э зэхэзэщхъуэн тщ1ами, Дотэт башым зыщ1игъакъуэуэрэ къак1уэр. Дотэт жыт1эр ди адэм щхьэк1э, дкъыщыгувэм мыхэм зыгуэрэ къащыщ1ащ жэри игу мызагъэуэ, гъунэгъу щ1алэ гуэрэм зкъыригъащэри ар зи жьыщхьэ къытлъыхъуэну къытк1элъык1уат жэшибгым. Ар зэик1 сигу ик1ыжыркъым. Апхуэдизу дызшышынэуэ егъащ1эм гупсэхуу 1эпл1э къыдэзымшэк1а, ф1ыуэ дкъилъагъууэ зэи зкъыдэзымыгъэщ1а ди адэр гузавэри яхуэмубыдыжыуэ жэш ныкъуэм къытк1элъык1уат. Абдежым, адэ нэхъ дщыц1ык1ухэм, ди адэм ф1ыуэ дкъимлъагъууэ п1эрэ жыс1эурэ зэзэмызэ гурыщхъуэ хуэсщ1ыуэ зэрыщытахэр сигу къэк1ыжри сыук1ытэжащ. Адэр " дэм хуэду тк1иуэ " щыту флъагъуми, и лъагъуныгъэм зэик1 шэч къытевмыхьэ.   Ди унагъуэ закъуэракъым  ныт1э, адыгэхэм псомик1 апхуэдэт унагъуэхэм я щ1ык1эр. Нобэ къыздэсым согъэщ1агъуэ, ипэрей адэхэм зэ  соплъ, иджырей адэхэм зэ сак1элъоплъыжри, абы щыгъуэ адэхэм ар даурэ яхуэщы1эрэт я  къуэхэм нэсэ1уасэ яхуэмыхъуу, щ1агъуэ зыбгъэдамыгъэхьэуэ зэрыщытыфхэр! Ари жыт1энщ, адэхэр къуэмк1э дэм хуэдэми адэшхуэхэм я щхьэщыгум тесу къырахьэк1ынт, къуэрылъ пхъурылъухэр.  Адыгэхэр, " Къуэр быгъэф1эмэ щ1ык1ей хъыджэбзыр быгъаф1эмэ щ1ык1аф1э мэхъу " жа1а, адэхэр я щ1алэхэм 1ейуэ хуэпхъашэуэ щытми, я хъыджэбзхэмк1э апхуэдэтэкьым, ахэр ягъаф1эт.   Сщ1экъым, ипэрейхэм т1эк1у ирагъэлейт хьэурэ иджырейхэм т1эк1у ягъэудафэуэ ара я щ1алэхэр?   Тэгъулан Екьуб        nanKaffed

Şampiyon FK 1864 Spor Kulübümüzü Kutluyoruz

İstanbul 2. Amatör Futbol Ligi 10. Grubu Şampiyon olarak tamamlayan FK 1864 Spor Kulübümüzü bir yazı ile kutladık. Ayrıca Genel Başkanımız Yıldız Şekerci, FK 1864 Spor Kulübü Başkanı İsa Tuncer’i arayarak şampiyonluk nedeni ile tebrik etti.   Toplumumuza sportif alanda başarı ile hizmet eden FK 1864 Spor Kulübümüzün, İstanbul 2. Amatör Futbol Ligi 10. Grupta 2019-2020 sezonu şampiyonluğunun tescil edilmesi ve bu şampiyonluk ile 1. Amatör Futbol Ligine yükselmesi bizleri gururlandırmıştır.     Bu haklı gururu bizlere yaşatan yöneticilerimizi, sporcularımızı ve FK 1864 camiasını tebrik ediyor; başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz.               nanKaffed

KAFFED Heyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran ile Görüştü

Genel Başkan Yıldız Şekerci ile Genel Sekreter Serpil Yılmaz Dizdarlar ve Yönetim Kurulu üyesi Samit Tokmak ziyarette Anavatan ve Türkiye'deki gelişmeler hakkında bilgi verdi. Karşılıklı görüş alışverişinden sonra işbirliği olanaklarının geliştirilmesine karar verildi.nanKaffed