2013... Kaffed'in kuruluşunun 10. yıldönümü. Kafder süreci de dahil edildiğinde ise 20 yıl. Toplumların tarihi açısından bakıldığında uzun bir dönem değil belki fakat yapılanların değerlendirilmesi, geleceğe dönük tespitlerin yapılması için yeteri bir süre. Özellikle 2014'ün 150. Yıl olacağı göz önüne alındığında bu değerlendirme daha da önem kazanıyor. Bu yazı, bu doğrultuda atılan küçük bir adım.p> Önce süreci tanımlayalım. Kaffed, Internet sitesinde belgeleri ile anlatıldığı gibi, uzun bir sürecin, 1970'li yılların sonlarında derneklerin bir araya gelme arayışlarının sonucu kuruldu. Bu sürecin dönüm noktası olarak 1989 yılında Ankara'da yapılan “125. Yıl Anma Etkinlikleri” gösterilebilir. Sürgün, diasporada ilk kez 125. yılında anıldı. Yakıcı hale gelen ortak hareket etme ve birlik ihtiyacı vurgulanarak hem Türkiye, hem de uluslararası düzeyde örgütlenme çalışmaları yoğunlaştırıldı, bunun sonucu olarak 1991'de Kaf-Kur, 1993 yılında Kafder kuruldu. Derneklerin federasyonlaşması yönündeki yasal kısıtlamalar kalkınca, Kafder 2003 yılında yeni üye derneklerin katılımıyla federasyon yapısına dönüştü. Kısaca “Kaffed” denildiğinde bu süreç anlaşılmalı. Kaffed tüm bu süreçte neleri gerçekleştirdi, neleri başarabildi? Kaffed'in en önemli başarısı bir araya gelinebileceğini göstermesiydi. Tüm engellemelere (evet, son derece bilinçli engellemelerle karşılaşıldı), tüm önyargılara, tüm fikir ayrılıklarına, tüm “ben merkezli” yaklaşımlara karşın, Kaffed Türkiye'nin değişik yerlerine dağılmış Çerkeslerin ilk kez bir araya gelerek kurduğu bir örgütlenme oldu. Tarihsel sorumluluğun bilinci ile toplumun her kesiminden insanlar önyargılarını, fikir ayrılıklarını, ben merkezli yaklaşımlarını bir kenara bırakıp, tüm engelleri ve baskıları sabırla aşıp, ortak sorunları çözmek için ortak hareket edebilmek adına bir araya geldiler. Bugün bakıldığında bu başarıyı küçümsemek mümkün. Ama kolay değil, sürgünden ancak 130 yıl sonra bu birlik gerçekleştirildi. 130 yılın acısı ve umudu Kaffed'de anlamını buldu.p> Birlik, kültürel, toplumsal ve siyasal birikimin oluşmasını sağladı. Doğal olarak Çerkesler, sürgün edildikleri günden beri her türlü olumsuzluğa karşın kültürel, toplumsal ve siyasi alanda pek çok eserler ürettiler. Fakat bu eserlerin sürekliliği sağlanamadı, her nesil adeta her şeyi yeniden üretmeye çalıştı. Kaffed, kurumsallaşan yapısıyla mevcut birikimin sürekliliğin sağlanması, taş üstüne taş konularak kültürel varlığın inşası, böylece yok oluşa karşı daha güçlü direnilmesi yönünde önemli bir başarı sağladı, ciddi bir kültürel, toplumsal ve siyasal birikim gerçekleştirdi.p> İşte bu birikim toplumsal konsensusa zemin oluşturdu. Bugün gözlediğimiz tartışmalara, farklı (görünen) örgütlenmelere/oluşumlara/kişilere karşın diasporada temel konularda tam bir mutabakat, toplumsal bir konsensus var. 1864'ün insanlık tarihinin en büyük soykırım ve sürgünlerinden biri olduğu konusunda bir tartışma yok. Dönüşün ulusal-kültürel varlığın yaşatılması açısından önemine, “yüzünü anayurda dönme”nin gerekliliği karşı çıkan yok. Demokratik hakların talep edilmesi ve gerçekleştirilmesine istemeyen de kalmadı... Bütün bunlar, Kaffed sürecinde dile getirilen, ısrarla savunulan görüşlerdi. Kaffed, bu görüşleri ilk kez dile getirdiğinde hep acımasızca eleştirilmiş, suçlanmıştı.p> Bilen bilir, bir zamanlar “göç mü, sürgün mü” tartışması olurdu. İnsanların anayurttaki akrabalarıyla mektuplaşması bile adeta “hain” ilan edilmesi için yeterliydi. Anayurda gidip gezi izlenimlerini yazanlar için söylenenleri hatırlatmaya gerek yok. “Vatandaşlık yasasının tanıdığı haklardan başka bir hak” istenmezdi. Türkiye'de daha Avrupa Birliği ve demokratikleşme süreci başlamadan önce Çerkeslerin demokratik haklarını savunduğuı için Kaffed yöneticileri hedef gösterilmişti. Fakat Kaffed, tutarlı ve ısrarlı bir şekilde toplumsal/tarihsel haklılığı anlaşılan ve inkar edilemeyen bir söylem oluşturdu ve bu söylem artık herkes tarafından paylaşılıyor. Bu mutabakatın oluşmasında Kaffed'in birikimi belirleyici oldu. Bakın, Türkiye'de Çerkes soykırımı ve sürgününe ilişkin eserleri kim yayınladı? Bu eserlerin hemen hepsi Kaffed (ve bu sürecin organik bir parçası olan Kafdav) tarafından yayımlandı. Her türlü zorluğa karşın, dönüş ve anayurtla ilişkiler her zaman Kaffed tarafından gündeme getirildi, geliştirildi. Kaffed sadece diasporada değil, uluslararası düzeyde örgütlenmenin sağlanması için çalıştı. Türkiye'deki demokratikleşme ve ulusal/kültürel hakların tanınmasından, Türkiye'nin Kafkasya politikasına kadar pek çok talep ilk kez Kaffed tarafından formüle edildi, her ortamda dile getirildi, takipçisi olundu. Kaffed'in kuruluş yıllarından beri ısrarla ve sürekli bir şekilde dile getirdiği gerçeklerin ve taleplerin ancak şimdi farkına varabilenler, bunları ilk kendilerinin bulduğunu sanıyorlar; aynı şeyler Kaffed tarafından dile getirildiğinde ise, “bakın bizim görüşümüze geldiler” diyorlar. Varsın desinler, geç de olsa bazı şeylerin farkına varılması da iyidir. Kaffed sadece konuşmakla kalmadı, iş yaptı, üretti, paylaştı. Kaffed, en başta kültürün korunması ve yaşatılması için çalıştı. Kentlileşen yaşamlarımızda bir araya gelinen, halk oyunlarından müziğe, dil kurslarından el sanatlarına kadar diasporada kültürümüzün yeniden-üretildiği en önemli mekanlar artık derneklerimiz. Bugün Çerkesler üzerine birşeyler söyleyen hemen herkes bir şekilde derneklerde yetişti. Kaffed geleneksel dernek faaliyetlerinin ötesinde kültürün korunması ve yaşatılmasına katkıda bulunacak çok önemli etkinlikler gerçekleştirdi. Dil ve kültürün sadece aile-dernek içerisinde yaşatılamayacağı gerçeği ile kültürel hakların tanınması ve gerçekleşmesi için çalıştı, tarihsel-kültürel bilincin gelişmesini için çalıştı, 21 Mayıs'ın kimliğin önemli bir unsuru olmasını sağladı, anayurt ile bağların gelişmesi için çeşitli programlar geliştirdi, anayurtta olumlu gelişmeleri destekledi, Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını savundu. Kaffed'in yaptığı işleri tek tek saymak bile sayfalar alır. Bu faaliyetlerle ilgili olarak Kaffed'in her Genel Kurulunda sunulan faaliyet raporlarına göz atmak yeterli.p> Son olarak, Kaffed her zaman üslubunu korudu. Kaffed'e, yöneticilerine ve çalışanlarına farklı ortamlarda çok sert eleştiriler yapıldı, hatta alenen hakaretler edildi. Fakat Kaffed tüm bu eleştirilere ve hakaretlere karşın, üslubunu değiştirmedi, çünkü kişilerin ve örgütlerin amaçları doğrudan üsluplarını da belirliyor. Kaffed'in amacı her zaman, her yerde birlik ve dayanışmanın sağlanması. Eğer birlik olmak gibi bir kaygınız varsa, “beraber daha iyi, daha güzel işler yapalım” diyebiliyorsanız, tarihin en büyük acılarını çekmiş bu topluma ve insanlarına karşı en ufak bir saygı duyuyorsanız, konuşurken de, çalışırken de üslubunuz ona göre şekilleniyor; başkalarına laf yetiştirmek yerine, iş yapmayı tercih ediyorsunuz. İşte Kaffed'in yaklaşımı hep bu oldu. Fakat birlikteliği ve dayanışmayı sağlamak gibi bir kaygı duymayanlar, bu topluma hizmet etmek gibi bir çaba içerisinde olmayanlar, bütün enerjilerini daha ağır küfürler bulmak için kullanıyor, her şeye saldırabiliyorlar. Ama bu tip bir mantık ve davranış topluma hiç bir şey getirmediği gibi, bu mantıktaki insanlara da şimdiye kadar hiç bir şey kazandırmadı, kazandırmaz. Bir süre sonra söz tükenir: sel gider, kum kalır. İşte tüm bu süreçte Kaffed'in daha da güçlenmesinin nedeni bu...p> Kaffed'in yapamadığı pek çok şey de var. Kaffed'in yapamadığı şeyler, büyük ölçüde hala yeteri kadar örgütlü ve güçlü olmamasından kaynaklanıyor. Kaffed bu güne kadar Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin oluşturduğu, oluşturabildiği en büyük yapı. Fakat karşı karşıya olunan sorunların boyutları karşısında insan kaynağımız ve bilgi birikimimiz henüz yeterli değil. Bu nedenle Kaffed'i yeteri kadar aktif olmamakla, yeteri kadar etkili olmamakla eleştirenlerin aslında ilk yapması gereken, bu birlikteliğe katılmak ve güç vermek. Çünkü Kaffed sonuçta söylecek sözü olan herkesin sözünü söylebildiği, bu topluma karşı bir sorumluluk hisseden herkesin birbirine saygı duyarak bir araya gelebildiği, hep beraber belirlenen hedefler doğrultusunda çalışabildiği bir platform.p> Peki Kaffed kim? Yazarken ve konuşurken kurumun kısa ismini kullanıp, adeta “Kaffed”i tekil bir özneymiş gibi düşünebiliyoruz. Halbuki Kaffed ortak sorunlarının bilincinde olan, bu ortak sorunların ancak ortak bir yapılanma ile çözülebileceğine inanan, bu doğrultuda çalışan yüzlerce, binlerce insandan oluşuyor. Bu insanlar, Türkiye'nin dört bir yanında yaşamalarına, pek çok konuda farklı düşünmelerine karşın, her gün bir parça daha kaybolan kültürleri için aynı acıyı paylaşıyor, atalarından miras kalan kültürlerini ve kimliklerini yaşatmak için aynı inançla mücadele ediyorlar.p> Suriye'den gelen kardeşlerimiz için evlerini ve kalplerini açan... İnatla ve sebatla, her türlü olumsuzluğa karşın dil derslerini veren... Anadili kullanmak ve yaygınlaştırmak için tiyatro ve koro kuran, çalışan, çalıştıran... Anadilde ders kitabı, sözlük, müfredat hazırlayan... Anadilde kursların ve seçimli derslerin açılması için, önlerine konulan her bahaneyi aşmaktan vazgeçmeyen... Üniversitelerde anadille ilgili bölümler açılması için her kapıyı çalan... Anadil eğitimi ve yayın hakkının savunulması ve hayata geçirilmesi için yılmadan çalışan... Tarihin en büyük soykırım ve sürgünün anlaşılması, anlatılması ve anılması için uluslararası kuruluşlardan meydanlara kadar her alanda taleplerini haykıran... Yüzü her zaman anayurda dönük olan... Anayurtta gençlik kamplarının açılmasını sağlayan... Anayurda eğitim için burslu öğrenci gönderilmesi amacıyla tüm bürokratik işlemleri titzlikle gerçekleştiren... Anayurt ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için canla, başla çalışan... Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını her zaman savunan... Tüm bu çalışmaları emeğiyle ve gönlüyle destekleyen... Kısacası “ben, ben, ben...” demeden, sabırla ve ısrarla çalışan, kendi kendilerine üstlendikleri görevlerini hiç bir kişisel kaygı duymadan karınca kaderince yerine getiren yüzlerce, binlerce insan... Atalarımızdan bize miras kalan kültürümüzü korumak ve yaşatmak için bu büyük imecenin bir ucundan tuttuklarını, ortak geleceği hep beraber ilmik ilmik ördüklerini biliyorlar. Her gün kaybolan kültürlerinin acısını hissetmeyenler ise bu yalın gerçeği hiçbir zaman göremeyecek, bu çabaların değerini hiçbir zaman bilemeyecekler. Yunus Emre'nin dediği gibi Bizi bilmeyen ne bilsin Bilenlere selam olsunp> nanErol Taymaz
KAFFED Yönetim Kurulu Toplantısı Yapıldı
TOPLANTI TARİHİ :24.02.2013p> KARAR SIRA NO : 143p> TOPLANTIYA KATILANLAR : p> GENEL BAŞKAN : VACİT KADIOĞLUp> ÜYELER : FİLİZ ÇELİK -HASBİ YILMAZ -YILDIZ ŞEKERCİ - MURAT CANLI – HASAN SEYMEN-HAKAN ALPASALAN –ÖZKAN ÇOKLAR- BEKİR SAMİ YAVUZ –ERDOĞAN YAŞAR –DOĞAN DUMAN - DEMİR KIZILKAYA-BERSİS KARABULUT-EROL TAYMAZp> Yönetim Kurulumuz 24.02.2013 tarihinde Genel Merkez toplantı salonunda toplanmış;Yapılan toplantıda gündemindeki konuları görüşülmüş ve ;p> 1- Kafkas Dernekleri Federasyonu İktisadi İşletmesinin herhangi bir iktisadi faaliyet gösterilmemesi sebebiyle kapatılmasına, bu konudaki işlemleri yapmak üzere Genel Sayman Hasbi YILMAZ’ın görevlendirilmesine 2- Soydaşlar Yasasının diasporadaki Çerkesleri kapsayıp kapsamadığı ve Anavatanda Adıgebze eğitim konusunda yapılan değişiklikler sonucunda oluşan son durum konusunda Dünya Çerkes Birliği’ne yazı yazılmasına bu konuda Türkiye'deki DÇB üyeleri ile görüşülmesine, Genel sekreter Murat CANLI’nın görevlendirilmesine, aynı konuda Yönetim Kurulu Üyesi Bersis KARABULUT ve Ankara Çerkes Derneğinin araştırma yapmak üzere görevlendirilmesine yapılan araştırma sonuçlarının bir sonraki toplantıda değerlendirilmesine 3- Türkiye de bulunan kurum ve grupların bir araya gelerek Suriye ,Soçi Olimpiyatları ve anavatan ile ilişkiler gibi temel konularda ortak bir görüş belirlemeleri gerektiği ve bu konuda Federasyonumuzun öncülük etmesi gerektiği yönünde verilen 800 imzalı dilekçe değerlendirildi; Bu konuda Federasyonumuz tarafından bir organizasyon yapılmasına, Nisan ayı içerisinde Ankara da bu gündemle bir toplantı gerçekleştirilmesine, bu organizasyonu gerçekleştirmek üzere organizasyon komitesi olarak Yönetim Kurulu Üyesi Filiz ÇELİK, Koordinatör Betül DİNÇER, Genel Başkan Yardımcısı Hasan SEYMEN, Yönetim Kurulu Üyesi Demir KIZILKAYA ve Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Murat EĞİR’in görevlendirilmesine Oy birliği ile karar verildi. VACİT KADIOĞLU Hasan SEYMEN Doğan DUMAN Murat CANLI Genel BAŞKAN Gnl.Bşk.Yrd. Gnl.BşkçYrd. Genel.Skrt. p> FİLİZ ÇELİK dız ŞEKERCİ Hakan ALPASLAN Bekir Sami YAVUZ Gnl.Eğt.veTeş.Skr Üye Üye Üyep> Bersis KARABULUT Demir KIZILKAYA Erdoğan YAŞAR Üye Üye Gnl.Sosyal İşler Skr. p> Hasbi YILMAZ Erol TAYMAZ Özkan ÇOKLAR Gnl.Mali.Skr. Üye Üyep> nanKaffed
Tarihte Bu Ay – Mart
p> td> 01.03.1811 Kavalı Mehmet Paşa'nın Kahire'de hile ile Çerkes beylerini öldürtmesi. td> tr> p> td> 04.03.1936 td> Mısır Çerkes Kardeşler Cemiyeti Başkanı Abdülhamit Huştoko'nun Ölümü. td> tr> p> td> 04.03.1921 Abhazya Cumhuriyeti kuruldu. td> tr> td> 04.03.2010 Abhazya'nın kurucu Devlet Başkanı Viladislav Ardzınba vefat etti tr> p> td> 06.03.1920 Yazar Ömer Seyfettin (Hatko) öldü. tr> p> td> 08.03.1922 Yazar Hadağale Asker'in doğumu td> tr> p> td> 08.03.2005 Çeçenistan Devlet Başkanı Aslan Mashadov Ruslar tarafından öldürüldü. td> tr> p> td> 14 Mart Anadil Günü tr> p> td> 23 Mart Çerkes Takviminde yeni yıl tr> p> td> 24.3.1789 Rusların Anapa'ya saldırısı. tr> p> td> 24.03.1941 Prof. Aziz Meker İstanbul'da öldü. tr> p> td> 25.3.1382 Mısır Çerkes Memluk Devleti kuruldu. tr> p> td> 26.03.1961 Kuzey Kafkasya Milli Merkezi Başkanı Prof. Ahmet Nabi Magoma Münich'de öldü. tr> tbody> table> nanKaffed
Sakarya Kafkas Kültür Derneği Yöneticilik Eğitim Seminerlerine Başladı
Sakarya Kafkas Kültür Derneği Yönetim Kurulunca alınan karar doğrultusunda Eğitim Seminerlerinin 1.si Demiryol-İş Sendikasının Eğitim ve Konferans salonunda 03.03.2013 Pazar günü 37 kişinin katılımı ile 12.45- 16.45 saatleri arasında yapıldı. Eğitim Seminerinin 1. programında; 1864 Çerkes sürgünü sonrasından günümüze uzanan örgütlenme tarihi, dernekleşme , birliktelik , Kafkas Dernekeri Federasyonunun Kuruluşu, İşleyişi ve gelecekte hedeflediği amaçların anlatıldığı kapsamlı programa derneğin yönetici , denetleyici, gençlik ve kadın yapı ile Abhazya Çalışma Grubu üyeleri katıldı. Eğitim Seminerine konuşmacı olarak KAFFED Eski Genel Sekreteri ve Eski Genel Koordinatörü Cumhur BAL katıldı. 15 günlük aralarla yapılacak Eğitim Seminerleri Çerkes toplumunu ilgilendiren konu başlıkları altında konularında uzman akademisyenler ve aktivistlerin sunumlarıyla yapılacak ve beş programla tamamlanacaktır. {gallery}/haber/diaspora/2013/sakarya/egitim1{/gallery} nanKaffed
Suriyeli Çerkesler Adığey’e Dönüyor
Suriye Çerkesleri Adığey Cumhuriyeti'ne dönmeye devam ediyor. Bu yıl başından itibaren Suriye'den 51 kişi Adığey'e yerleşti. Adığey'e dönen Suriyeli Çerkeslerin sayısı 412'ye ulaştı. Sivil toplum kuruluşları, yardımseverler ve kamu kuruluşları dönenlerin yerleşimine destek oluyor. Dönenlerin bir kısmı da köylere yerleşmeyi tercih ediyor. Yerel yetkililer ve kamu kuruluşlarının yardımı ile 72 kişi köylere ve Tahtamukayskogo Teuçejsk'a yerleşti. Boş ev ve arazilerin envaterinin hazırlanmasına ilişkin çalışmalar da devam ediyor. Adığey Cumhuriyeti'ne yerleşen çocuklar resim dersinde: Çocuklarımızın geleceği bizim elimizde!p> {gallery}haber/kafkasya/2013/Suriye_05032013{/gallery} Fotoğraflar: Circassian Site www.elot.rup> nanKaffed
86 Sivil Toplum Kuruluşundan Ortak Bildiri
Anayasa yapım sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne önerilerini ileten sivil toplum örgütleri, başkanlık sistemi ve B planı konusunda partileri uyardı. Kafkas Dernekleri Federasyonu Temsilcisi Av. Hasan Seymen ısrarla uzlaşma diyor.p> Yeni Anayasa Denge ve Denetleme Kurulup> {youtube}UdNytPHXZZA{/youtube} Kaynak: haberturkp> nanKaffed
Türkiye Vatandaşıyız Ama Türk Değiliz
[AKŞAM GAZETESİ] İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden Ayhan Kaya'nın AKŞAM'da bugün yayımlanan röportajına Çerkeslerden destek geldi.p> Alaz Kuseyri / aksam.com.trp> İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Ayhan Kaya'nın bugün AKŞAM'dan Şenay Yıldız'a verdiği röportajda ifade ettiği "Çerkesler de anadilde eğitim ve kültürel haklarını istiyor" sözlerine destek geldi. Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Vacit Kadıoğlu AKŞAM'a konuştu: ANAVATANIMIZ ÇERKESYAp> 150 yıl önce anavatanlarından sürülen Çerkesler dağıldıkları dünyanın dört bir köşesinde maruz bırakıldıkları asimilasyonist politikalar sonucu dillerini ve kültürlerini unutmaya yüz tutmuşlardır. Biz Çerkesler unutturulan anadilimizi çocuklarımıza öğretmek ve dünya zenginliği olan dilimizin kaybolmasını istemiyoruz. Bu yüzden çocuklarımıza devlet desteği ile kreşlerden başlatılarak anadilimizin öğretilmesini talep ediyoruz. Her platformda bu talebimizi dile getiriyoruz. 'ETHEM BEY HAİN DEĞİL'p> Çerkeslerin anavatanı Çerkesya, ikinci vatanları da Türkiye'dir. Bizler elbette Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu'dan tüm hak ve kazanımlarımızın korunarak çifte vatandaşlık talebimizin kabul edilmesini istiyoruz. Ethem Bey, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasındaki en önemli kişiliktir, bunu tarafsız yazılmış tüm tarih kitaplarında görebilirsiniz. Çarpıtılarak yazılan tarih kitaplarından Ethem Bey'in adının önüne konan 'hain' sıfatının kaldırılması girişimlerimiz sıklıkla oldu. Türkiye, tarihi ile yüzleşmeli çarpıtılarak yazılan tarih kitaplarından bu ibareler çıkartılmalı. TBMM, Ethem Bey'in iade-i itibarını görüşüp karara varmalı ve Amman'da bulunan mezarı Türkiye'ye getirilerek bir Anıt mezara kavuşturulmalıdır. TÜRKİYE VATANDAŞIYIZ, AMA ÇERKES'İZp> Aidiyet duygusu taşıyan hiçbir Çerkes kendisini Arap, Türk vs. diye tanımlamaz. Bizler Türkiye'de de, Ürdün'de de, Suriye'de de her nerede yaşıyor olursak olalım bizim Çerkes'tir. Hepimiz Çerkes asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Ürdün'de yaşayan Çerkes de Arap değil, sadece o ülkenin vatandaşıdır. AYHAN KAYA NE DEMİŞTİ?p> Ayhan Kaya röportajında Çerkeslerle ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: Sizin Çerkesler üzerine araştırmalarınız var. Kürt meselesinde hep Çerkesler örnek verilir "Kendilerini Türk görüyorlar" diye... Çerkesler farklılar mı gerçekten?p> Aslında öyle bir şey yok. Bu çoğunluk söylemidir. Çoğunluklar bazen çok genel geçer, tırnak içindeki doğruları sorgulamaksızın, sürekli tekrarlarlar. Çerkesler 150 yıldır bu ülkedeler, Müslümanlar ama hâlâ kendilerini büyük oranda misafir hissediyorlar. Cumhuriyet'in ya da Türkiye'nin kurucu unsuru iken bir süre sonra "ötekileştirilmeye" başladıklarını düşünüyorlar. Özellikle Marmara bölgesinde, Aznavur ayaklanmasının olduğu yerlerde, Çanakkale, Biga... oradaki olayların akabinde yakın zamana kadar gündelik hayatta kendi dillerini konuşamadılar. Çocukluğunda ailesinde Adigeyce konuşulduysa, okulda Türkçe'yi iyi bilmiyorlar. Öğretmenler tarafından Türkçe konuşmaya zorlandıkları zaman ise Türklük konusunda ciddi şüpheci oluyorlar. Bu anlattıklarımı, insanlarla güven sağladığınız zaman bulabiliyorsunuz. Yoksa sokakta herhangi bir Çerkes size "Ben çok memnunum" diyebilir. Bu da çifte söylem dediğimiz durum. Çerkesler ne istiyor?p> Çerkesler etnik olarak Türk değiller. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olabilirler fakat farklı bir dilleri ve kendi içlerinde farklı alt kimlikleri var. Ancak Çerkes üst kimliğinde çoğu zaman birleşiyorlar. Okul kitaplarında Çerkesliğin aşağılandığını düşündükleri ibarelerin kaldırılmasını istiyorlar. "Çerkes Ethem" meselesi onlar için çok yaralayıcı. Çerkes Ethem'e, tırnak içinde 'Ethem Bey'e itibarının iadesini istiyorlar. Çifte yurttaşlık hakkı istiyorlar. Çünkü artık pek çoğu SSCB'nin çöküşünden sonra Kuzey Kafkasya'ya, ana vatana rahatlıkla gidip gelmeye başladılar. Onlar da anadilde eğitim hakkı istiyorlar. Yani kültürel haklar bağlamında talepleri Kürtlerin dile getirdikleri taleplerden aslında çok farklı değil. Ayrıca "Türkiye'de bütün hak mücadelesi söylemleri Kürtler tarafından monopolize edilmiş ve Çerkeslerin sesleri duyulmuyor" şikâyetleri var. Bu nedenle gerekli resmi kurumların yollarını aşındırırlar. Çerkeslerin hiçbir zaman PKK gibi bir oluşuma gitmemiş olmasını nasıl izah ediyorsunuz?p> Kürtler bu ülkenin yerleşik halkıdır, kendilerinde pek çok hak görebilirler. Çerkesler ise 19.yy sonlarında 1850'li yılların ortalarından itibaren Rus istilasından kaçabilmek, hayatlarını kurtarabilmek için buralara geldiler. Yaklaşık 1,5 milyon Çerkes'in Kuzey Kafkasya'dan Osmanlı'nın farklı bölgelerine Samsun'dan, Hatay'a, Suriye'ye, İsrail'e Golan Tepeleri'ne, Balkanlar'a kadar konuşlandıklarını görüyoruz. Osmanlı döneminde Balkan milliyetçiliklerine karşı dengeleyici unsur olarak Balkanlar'a yerleştiriliyorlar. Kürt milliyetçiliğine, Rum ve Ermeni milliyetçiliğine karşı aslında Anadolu'yu ortadan bölen bir şekilde, tampon olarak konuşlandırılıyorlar. Ortadoğu'da ise Arap milliyetçiliğine karşı iskân ediliyorlar. Dolayısıyla Osmanlı'nın önemli bir unsurudur ve "İdeolojik olarak kullanıldık biz ve sonra da çöpe atıldık" söylemi vardır Çerkesler içerisinde yoğun olarak. Yeri gelmişken şunu söyleyeyim: Kimlikleri sürekli temcit pilavı gibi çiğnemek bizim içine düştüğümüz bataklık. Bunları konuşmaktan işsizlik, adaletsizlik, siyasete erişememe gibi önemli sorunları konuşamıyoruz. Kaynak: http://www.aksam.com.tr/siyaset/turkiye-vatandasiyiz-ama-turk-degiliz/haber-174203 ŞENAY YILDIZ'IN RÖPORTAJI İÇİN TIKLAYINp> nanKaffed
86 Sivil Toplum Kuruluşundan Ortak Bildiri
Anayasa yapım sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne önerilerini ileten sivil toplum örgütleri, başkanlık sistemi ve B planı konusunda partileri uyardı. Kafkas Dernekleri Federasyonu Temsilcisi Av. Hasan Seymen ısrarla uzlaşma diyor.p> Yeni Anayasa Denge ve Denetleme Kurulup> Kaynak: haberturkp> nanKaffed
Suriye Yardım Kampanyası Şubat 2013 Harcamaları
ŞUBAT 2013 HARCAMALARI İlgili Çerkes Kamuoyu Dikkatine sunulur. Hakan Aydemir Gaziantep Başkanı td> 700 td> Antep'e Gelen 15 Kişinin Antep Kayseri Ulaşımı ve İaşeleri İçin Hakan Aydemir'e Havale Edilen td> 05.02.2013 td> tr> Hakan Aydemir Gaziantep Başkanı td> 600 td> Antep'e Gelen 11 Kişinin Antep Afşin Ulaşımı ve İaşeleri İçin Hakan Aydemir'e Havale Edilen td> 11.02.2012 td> tr> Erdoğan Yaşar İstanbul td> 753 td> İstanbul'dan Balıkesir M.K Paşa'ya Gönderilenlerin Ulaşımı Demirkapı Köyündekilere İaşe Alınması td> 12.02.2013 td> tr> Gupse Altınışık'a td> 9.872 td> Perit Hasenin Düzenlediği Davetiyeler ve Oturumların Karşılanması İçin Gupse Hanım Hesabına Yapılan Havale td> 08.02.2012 td> tr> İsa Elagöz'e Adana Başkanı td> 850 td> Adana 'dan Konya'a Gönderilen Ailelerin Yol İaşe Bedelleri Olarak Adana Derneği Hesabına Gönderilen td> 12.02.2013 td> tr> İbrahim Burcu Mersin Başkanı td> 1.500 td> Lübnan Üzerinden Gelen 14 Kişinin Taşucu -Mersin-Düzce Yol Ücreti +İaşeleri Olarak Mersin Derneğine Havale Edilen td> 14.02.2013 td> tr> Bedri Tokuç Göksun Dernek Başkanı td> 500 td> Saraycık Köyünde Kalanların İhtiyacına İstinaden Göksun Başkanı Talebi Olarak Havale Edilen td> 18.02.2013 td> tr> İsa Elagöz Adana Başkanı td> 600 td> Antap'ten Antalya'ya Gönderilen 10 Kişinin Yol Parası Olarak Dernek Hesabına Havale Edilen td> 20.02.2013 td> tr> Erdoğan Yaşar İstanbul td> 750 td> İstanbul'dan Balıkesir'e İki Seferde Gönderilen Toplam 21 Kişi İçin Yol ve İaşe Masrafı Olarak Havale Edilen td> 27.02.2013 td> tr> tbody> table> nanKaffed
Son İki Günde Suriye’den Gelen Soydaş Sayısı 15
Kargamış sınır kapısından giriş yapan 11 kişiden oluşan iki aile Gaziantep Dernek Başkanımız Kriz Masamız Üyesi Sayın Hakan Aydemir Bey tarafından karşılanmış olup 7 kişilik aile Düzce başkanımız Sayın Murat Caymaz Beyin organize ettiği eve yerleştirilmek üzere Düzce'ye, 4 Kişilik diğer aile Afşin Başkanımız Sayın Adnan Özdemir Beyin organize ettiği eve yerleştirilmek üzere Afşin'e yolcu edileceklerdir. Yayladağ sınır kapısına gelen dört kişilik aile Reyhanlı Başkanımız ve Kriz masası üyesi Sayın Uğur Pihava Bey tarafından karşılanarak Reyhanlı ilçesine yerleştirilmişlerdir. Gelişlerin artarak devam ettiği bu günlerde Türkiye'de yaşayan tüm Çerkesleri duyarlı olmaya, ellerinden gelen ne ise az veya çok demeden katkı koymaya davet ediyoruz. Saygılarımızla KAFFED SURİYE KRİZ MASASInanKaffed