Ankara Çerkes Derneği 21 Mayıs'ın 149. yıldönümünde bir dizi etkinlik düzenledi. Etkinlikler 21 Mayıs günü saat 12:00'de Rusya Federasyonu Büyükelçiliği önünde düzenlenen protesto gösterisi ve basın açıklaması ile başladı. Çok sayıda kişinin katıldığı gösteride Ankara Çerkes Derneği Başkanı Yinal Kozok basın bildirisini okudu. Bildiride Rusya Federasyonu'nun Çerkes soykırımını hala tanımadığı, kültürel ve demokratik taleplerin bastılırdığı, anayurduna dönmek isteyen Suriyeli Çerkeslere sorunlar çıkarıldığı vurgulandı. Kozok sözlerini söyle tamamladı: "Bizler Rusya’nın bütün çabalarına rağmen soykırımı ve sürgünü unutmayacağız.p> Anavatanımızla bağlarımızı her koşulda devam ettirmeye kararlıyız.p> Yok edilmek istenen kimliğimizi hem anavatanımızda hem de diasporada korumak azmindeyiz.p> Soykırım bir insanlık suçudur.p> Çerkes Soykırımı bir pazarlık aracı değildir.p> Rusya Federasyonu Çerkes Soykırımını ve Sürgününü kayıtsız şartsız kabul etmeli, Çerkesler için adaleti sağlayacak her türlü adımı atmalı, artık kendi kara tarihiyle yüzleşmelidir."p> 21 Mayıs gecesi Ankara Çerkes Derneği'nde soykırım ve sürgünde yaşamını yitirenler için anma toplantısı düzenlendi. Saygı duruşu ile başlayan programda Aslan Arı'nın duygulu konuşmasından sonra ağıtlar okundu. nanKaffed
Mansur Balcı:Çerkeslerin Bitmeyen Yası
[RADİKAL] Çerkesler, her 21 Mayıs'te yas tutar. 149 yıl önce Çarlık Rusyası'nın zulmünden kaçan yüzbinlerce Çerkes Karadeniz'i aşıp bu kıyılardan Türkiye'ye ulaşmıştı. Türkiyeli Çerkesler, bu yıl 25 Mayıs'ta Samsun'da bir kez daha atalarının manevi huzurunda olacaklar Ablam anlatırdı. Annem ile annesi, her ayın 15’inde dolunayda, balkona çıkarlar, birlikte ağlarlarmış. Anneannem öldükten sonra da annem, yıllarca bunu sürdürdü. Annem sürgünle gelen kuşaktan değildi ama annesi genç kız iken sürgünle gelmişti. Yurtlarından koparılıp sürülürken akrabalar-arkadaşlar aralarında sözleşmişler, “Her dolunayda aya bakarak birbirimizi düşünelim; birbirimizi unutmayalım” diye… Sonraları bu sessiz anma-yas eyleminin Türkiye ’de ve Kafkasya’da birçok yerde yapıldığını öğrendim. Her ay tekrarlanan bu dramatik ritüel, kitle iletişim araçlarının olmadığı bir zamanda, bir tür telepati yoluyla karşılıklı duygu transferini, fiziki olarak koparılmış bağları korumayı ve yaşatmayı olanaklı kılmış. Çerkeslerde yas, hatırlamanın, ayakta kalmanın ve kolektif aidiyetin bir biçimi olarak yaşanmış, yaşatılmış… Yazı dilinin olmadığı koşullarda, kolektif hafızada kayıt tutma, arşivleme işlevlerini yerine getirmiş. Sürgün, 1864p> Çerkesler, Kafkasya coğrafyasının otonom halkları olup, 1864’te başlayan sürgünle yurtlarından sürülmüşlerdi. Tarihlerinin M.Ö. 8000’li yıllardan daha da eski olduğu, yeni kazılarla bilinir hale geldi. Kafkasya coğrafyası, tarih boyunca büyük güçlerin siyasi ve askeri didişme alanı oldu. Hunlar, Moğollar, Türkler ve Ruslar gibi büyük askerileşmiş toplumların yer değiştirmelerinin geçiş alanı oldu. Komşu halkların güçlenmesine bağlı olarak, yayılma alanları açısından iştah kabartıcıydı da. Tatar Hanlığı, Çarlık Rusyası gibi… Bu askeri siyasi hareketlerin ortasında merkezi devlet olarak örgütlenmeleri sürekli sekteye uğratılan Çerkesler, dilleri, kültürleri ve gelenekleri yanında, kendilerine özgü sert iç yasalarıyla yine de ayakta kalmayı başarmışlardır. Yaşamları boyunca savaş içinde kalan bu halkın doğası sertleşmiş, yasaları keskinleşmiş ve başka halklara güvenleri azalmış. Çarlık Rusyasıp> 1764’te Çarlık Rusyasının, Kaberdey bölgesine saldırısıyla Kafkas-Rus savaşları başladı. Çarlık Rusyası’nın güney denizlerine inmesi, denizlerde hakimiyet ve dünya ticaretinde pay alması, Çar I. Petro’nun Rusya’nın geleceğine yönelik temel politikasıydı. Daha sonraki Çarlar-Çariçeler için de bir vasiyet olarak benimsenen bu politika, dünya ekonomisinde ticaretin yerini sanayinin alışına kadar devam etti. Güçlü İngiltere , Rusları Baltık Denizi’ne çıkarmadı. O yol kapalı idi. Kuzey Buz Denizi o dönemin teknik koşullarına bağlı olarak bir deniz yolu değildi. Dünyaya açılmak için geriye kalan tek yolun Karadeniz olması, Çerkeslerin talihsizliği oldu. Çarlık ordusunun Kafkasya’ya girişiyle başlayan savaş, sayıca ve teknolojik anlamda çok üstün bir orduya karşı topyekun bir halk savunması olarak sert ve acımasız koşullarda yüzyıl sürdü. Çerkesler, Çarlık ordusunu Kafkaslar’da durdurdu, kilitledi ve en azından iki kıtada tarihin gidişini etkiledi. Sonuçta, Çerkeslerin yenilgisiyle savaş bittiğinde, sistematik bir kıyım başladı, Çerkes halkının tamamına yakını yurtlarından sürüldü. 21 Mayıs 1864, bu kıyım ve büyük göçün başladığı gündür. Çerkesler, dünyanın her yanında bir gün yas tutarak bu trajedi ile yüzleşirler. Rus, Osmanlı ve İngiliz arşivlerine göre, iki milyon Çerkes sürgün edildi. Bunların 500 bini yollarda öldü. Sağ kalanlar da salgın hastalıklar, açlık, dil bilmemek, para ve işlerinin olmaması gibi nedenlerle yıllarca sefalet içinde yaşadı. Ağırlıklı olarak Osmanlı topraklarına sürülen Çerkesler, İmparatorluğun dağılmasıyla kurulan her devlette varlar. Yaklaşık, üç ile dört milyon civarındaki sayıları ile Türkiye’de ikinci büyük azınlık Çerkeslerdir. Ürdün, Suriye ve İsrail’de de sayıları küçümsenmeyecek azınlık durumundalar. Stalin dönemindep> Çerkesler, Sovyetler kuruluncaya kadar, Çarlık tarafından kendi anayurtlarında sistematik bir yok edilme politikası yaşadı. Baskılar, köy ve bölge boşaltmalar, toplu sürgünler gibi. Sovyetler Birliği’nin kuruluşu, Çerkeslere özerk cumhuriyetler statüsü kazandırdı. Yazılı dil, edebiyat ve folklorlerini geliştirmelerinin önünü açarken, devlet yönetme yeteneklerinin de oluşumuna ve gelişimine olanak tanıdı. 1917 Sovyet devriminden sonra Kafkasya’da Abhazya, Adigey, Karaçay-Çerkesk, Kabartay-Balkar, Osetya, Çeçen-İnguş ve Dağıstan özerk cumhuriyetleri kuruldu. Stalin dönemindeki baskı ve kıyımlardan Çerkesler de paylarına düşeni aldı, sindirildiler. Birçok aydın ve ileri gelenleri öldürüldü, sürüldü; zaman zaman halkın bir kısmı topluca sürgüne yollandı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Kafkasya coğrafyası da yeniden hareketlendi ve çeşitli çatışmalara sahne oldu. Günümüzde Abhazya bağımsız bir devlet. Adigey, Kaberdey-Balkar, Karaçay-Çerkesk, İnguşetta, Çeçenistan ve Dağıstan, Güney Osetya Rusya Federasyonu’nu oluşturan cumhuriyet ve yönetimlerden. Diaspora Çerkeslerip> Çerkeslerin diasporada örgütlenmeleri sivil örgütler şeklinde oldu. Türkiye’de örgütlenme, Meşrutiyet’in ilanıyla kurulan, Çerkes Teayyun Cemiyeti’yle başlar. Cumhuriyet döneminin örgütlenme türü ise Kafkas Kültür Dernekleri şeklinde oldu. Günümüzde, 60’ın üzerinde derneğin oluşturduğu bir çatı örgütü olan Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) yanında araştırma ve yayın alanlarında faaliyet gösteren Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı (KAFDAV), Türkiye’nin en önemli Çerkes sivil toplum örgütleri. Federasyonun yayın organı ise Nart dergisi. Merkezi Kaberdey Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçik’de olan, Dünya Çerkesleri Birliği (DÇB) en üst düzey sivil örgüttür. Bunun dışında Almanya , Fransa, Hollanda, Danimarka, Ürdün, Suriye ve İsrail başta olmak üzere, birçok ülkede Kafkas Kültür Dernekleri var. Modernleşme ve kentleşmeye paralel olarak diaspora Çerkeslerinin toplu yaşamları parçalandı ve hızlı bir asimilasyona uğradılar. Bugün en ciddi sorunları ve amaçları, dillerini korumak ve anavatanlarına göçü teşvik etmek. Dillerini kaybederlerse, kültürlerinin ve kimliklerinin de kaybolacağını biliyorlar. Bütün çabalara rağmen önlenemeyen asimilasyona karşı, yaşadıkları ülkelerde demokratik hakları ve kültürel talepleri için örgütleniyorlar. 21 Mayıs eylem ve etkinlikleri, Çerkeslerin yaşadıkları ülkelerde kendi kimlikleri ile var olma çabalarını dile getirme anlarıdır. Radikal 2 MANSUR BALCIp> div>nanKaffed
Çerkes Soykırım 21 Mayıs 1864
[STAR GAZETE] Gürcü tarihçi Simon Canaşia, Şapsığların bölgesi Cubga’da 91 yaşında bir ihtiyarla karşılaşır. “Neler oldu buralarda 1864’ün Mayıs’ında?” diye sorar. İhtiyar hem ağlar hem de anlatır:p> “Deniz kıyısında yedi yıl boyunca atılmış insan kemikleri vardı. Kargalar erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı. Deniz yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını fırlatıp atardı kıyıya....Benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem...”strong>span>p> Soykırımı temel nedeni Rus emperyalist siyasetidir. Kırım Savaşı, Rusya açısından, Batı hele de Türk dünyasına tümüyle açık olan Çerkesya’nın stratejik önemini ortaya koymuştu. Bu yörede yıllardan beri Rus boyunduruğuna girmeyi kabul etmeyen, Rus kilisesine asla boyun eğmeyen, kültürlü, geleneklerine ve dinine bağlı, hızla kalkınıp gelişebilecek bir Çerkes-Müslüman nüfus bulunuyordu ki, bunların yok edilmesi şarttı! Adıge tarım ve hayvancılığı, çağına göre, hele de Rusya’yla kıyaslanmayacak kadar ileriydi. (Justin McCarthy—Ölüm ve Sürgün) Ortodoksların koruyuculuğunu üstlenen, yayılımcı ve sömürgeci Rusya, salt siyasi çıkarları nedeniyle, ülke topraklarındaki bütün Müslüman nüfusunu en başta da kendilerine sür-git direnen ve teslim olmayan Çerkesleri yok etmek istiyordu. (Samir Hatko—Adıge Tarihçisi) p> General Mihail Tarfieloviç Loris-Melikov Kuzey Kafkasya halklarının Osmanlı’ya göç ettirilmesini sağlamak amacıyla İstanbul’a gönderildi, 1860 yılında. Görüşmeler sonucu Osmanlı Devleti, özellikle Kuzey Kafkasya’dan gelecek Çerkes Müslkümanlarını kabul edeceğini açıkladı. İlk aşamada, 1860-1861 yıllarında on bin Kabartay ve Müslüman Oset nüfusu zorla sürüldü Osmanlı topraklarına. Bu ilk göç bey ve köylülerin topraklarına zorla el konulmasıyla başladı; buna İstanbulak’o yani İstanbul’a Göç denmiştir. Kabartay ve Müslüman Oset göçlerinin başlatılamasının asıl ve gizli nedeni, daha batıdaki Adıge nüfusuna yönelik “etnik temizlik” ve “dış sürgün” olayını gizleme ve olası tepkileri geçiştirme kaygısıydı. span>span>span>span>span>span>span>span>p> Adıgeler Rus’ların niyetini kavramakta gecikmedi, Haziran 1861’de Abadzeh, Şapsığ ve Ubiıh bölgelerini birleştirerek sonuna kadar direnmek amacıyla, Soçi yakınlarında Çerkes Milli Meclisi ve bu meclise dayalı 15 üyeli bir Meclis Yönetimi oluşturdu. Yönetim Rus Çarıyla uzlaşmaya çalıştıysa da II. Alexander ya sürgün ya da Kuban Irmağı boylarına, sıtma yatağı bataklıklara yerleşmelerini buyurdu. Kabul etmedi bunuj Adıgeler. Ve 1862’de Rus harekatı başladı, Çerkesler bir yıl süreyle savaştılar. Rusları durdurdular ancak sonunda tükendiler ve ateşkes imzalandı. Rus ateşkes mi dinler! Karlar eriyince, Şubat 1864’de, ateşkes imzalandığından silah bırakmış Adıgelerin topraklarına girdi Ruslar. Ve soykırım başladı; sadece çok az bir bölüm istavroz çıkardığından kalabilme izni koparabildi. Ama onlar da bu utançla fazla yaşayamayıp Ruslara saldırınca hepsi katledildi. Adıge Hak’uç topluluğu dağları tuttu, 1870’e değin direndi ama sonunda hepsi, aileleriyle birlikte katledildi. p> Sürülen nüfusun en az 750 bini yolda hastalık, açlık ve soğuktan öldü. Geri kalanların 500 binini Ruslar katletti. Tahminn 50 bin Adıge Trabzon’a gitmek için bindikleri gemilerin batması sonucu hayatını yitirdi. Çerkesya’yı boşaltma işlemi Haziran 1864’de sona erdi. W.E. D Allen, “Kuzeyde Kuban Irmağı ağzından Güney’de Psıbe Irmağı ağzına değin uzanan Karadeniz kıyıları ve iç kesimlerinde bir tek Çerkes sağ bırakılmamıştır.” der. Ülke ıssız ve ürkütücü bir sessizliğe, yalnızlığa ve hüzün yumağına dönüşür. Çerkes yerleşim alanları ateşe verilir, tarlalar atlara çiğnetilir, meyve ağaçları askerlerce birer birer kesilir.Amaç, Adıge dönüşüne fırsat ya da dağlarda direnenlere yani Hak’uçlara yararlanacakları hiç birşey bırakamamaktır...Bu gün Türkiye’de 3 milyon Çerkes yaşamaktadır tahminlere göre; hepsine baş sağlığı diliyorum efendim. p> div> nanKaffed
İnegöl Belediye Başkanı: Acınızı Paylaşıyorum
İnegöl Belediye Başkanı Sayın Alinur Aktaş, bugün KAFFED Başkanımız Vacit Kadıoğlu'nu telefonla arayarak "21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü" nedeniyle acımızı paylaştıklarını dile getirdi. KAFFEDp>nanKaffed
M.Kemalpaşa Belediye Başkanı: Acınızı Paylaşıyorum
149 yıl önce bugün 1,5 milyon Çerkes’in büyük baskı ve zulüm sonucu anavatanlarından zorla kopartılarak sürgün edilişlerinin yıl dönümünde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyor, acılarınızı en kalbi duygularımla paylaşıyorum. Saygı ve Sevgilerimle Sadi Kurtulan Mustafakemalpaşa Belediye Başkanıp>nanKaffed
Öymen:”Sürgünün 149. Yılında Çerkeslerin Hala Devam Eden Sorunları Çözülmeli”
Sayın Vacit KADIOĞLU Kafkas Dernekleri Genel Başkanı 1864 yılından itibaren Ata topraklarını yabancı istilasından korumak için kahramanca savaş veren 1,5 milyon insan, hiçbir kusurları olmadığı halde doğdukları toprakları terk etmek zorunda bırakılmıştı. Bunların yaklaşık üçte biri Karadenizin hırçın sularında kayboldu veya güç koşullarda sahile çıktıktan sonra hayatını kaybetti. Sahillerimize çıkıp da hayatta kalabilenler de büyük güçlükler, zorluklar yaşadılar. Ama onlar bütün güçlükleri aşarak önce varlıklarını sürdürdüler, daha sonra da Anadolunun çeşitli bölgelerine yerleşerek oraları yeni vatanları yaptılar, oralarda kökleştiler, yerleştiler ve Türk milletinin saygın bir parçası oldular. Yerleştikleri yeni ülkelerinde de maalesef büyük sıkıntılar yaşadılar, büyük zorluklar çektiler, hak etmedikleri muamelelere maruz kaldıkları zamanlar oldu, ama onlar bütün bu sıkıntıları yüreklerine gömerek bu ülkede iyi insanlar, iyi vatandaşlarımız oldular. Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin kuruluşunda Atatürk’e destek olan Çerkeslerin yaptıkları katkıları unutmamız asla mümkün değildir. Çerkes kardeşlerimiz toplumun her kesiminde önemli görevler alarak bu topluma yön verenler arasında yerlerini aldılar. 21 Mayıs Büyük Çerkes Sürgünün 149. Yılında hala devam eden, geçmişte dile getirdiğimiz fakat hala çözülemeyen sorunlara bir kez daha dikkat çekmek istiyorum: Abhazya'ya uygulanan ulaşım ambargosu derhal kaldırılmalıdır. 2009-2010 yıllarında Chp olarak Tbmm de sarfettiğimiz bütün çabalara rağmen hala İstanbul veya Trabzon ile Sohum arasında uçak seferleri başlamadı. Trabzonla Sohum arasında gemi seferleri başlamadı. Tayvan ı tanımadığınız halde uçak seferi vardır, Kosova bağımsızlığını ilan etmeden önce Priştine’ye Türk Hava Yolları dahil, birçok şirket uçabiliyordu. Niçin Abhazya’ya uçulamıyor? Verdiğimiz soru önergelerine aldığımız cevaplarda ekonomik mazeretler ileri sürülüyor. Devlet yüksek insani ihtiyaçları göz önüne alarak bazen zarara katlanmayı da kabul edebilmelidir. Gemi seferleri için de durum böyledir. Bu konuların acilen kalıcı ve kapsamlı çözümlere kavuşturulması gerekir. Daha önce azı etnik grupların dillerinden radyo ve televizyon yayınları yapılıp da Çerkes’lerin aynı doğrultudaki taleplerinin geri çevrilmesi yanlış olmuştur. Bunun süratle düzeltilmesi gerekir. Çifte vatandaşlık konusunda; Türk mevzuatında çifte vatandaşlık vardır, yasaldır, meşrudur.Kafkas kökenli vatandaşlarımızdan isteyenlere bu hak tanınmalıdır. Diplomaların denkliği de çözüm bekleyen sorunlar arasındadır. Yine önemli bir konu olan ve Çerkes toplumunu derinden yaralayan Çerkes Ethem konusunda daha önce verdiğimiz soru önergelerinede olumlu bir cevap alamadık ve bugün bu sorun hala devam etmektedir. Rauf Orbay'da bu ülkede Başbakanlık yapmış Çerkes kökenli bir devlet adamıdır. Çerkes Rauf Orbay neden demiyoruz da Çerkes Ethem diyoruz. Derhal eğitim kurumlarında okutulan kitaplarda revizyona gidilerek tarihe mal olmuş isimlerin etnik sıfatlarıyla anılması düzeltilmelidir. Bütün bu sorunlar Türkiye’nin çözebileceği sorunlardır. Kafkas kökenli vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek bütün iktidarlar için önemli bir görevdir. Hükümeti bu şerefli görevi yerine getirmeye davet ediyorum. Bu düşüncelerle 21 Mayıs Büyük Çerkes Sürgününde hayatlarını kaybedenleri saygıyla anıyor, tüm Çerkes toplumunun acılarını içtenlikle paylaşıyorum. Onur Öymen Dışişleri Bakanlığı Eski Müsteşarı CHP eski Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul ve Bursa Eski MilletvekilnanKaffed
Kılıçdaroğlu Sürgünün 149. Yıl Dönümünü Grup Toplantısında Andı
CHP Genel Başkanı Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU Meclisteki CHP Grup toplantısında 21 Mayıs Çerkes Sürgünü ile ilgili bir konuşma yaptı. p> Kılıçdaroğlu, Büyük Çerkes Sürgünü'nün yıldönümünü CHP grup toplantısında andı. CHP Lideri, "Ve bugün 21 Mayıs, 21 Mayıs 1864, Kafkaslardan binlerce Çerkes ağır bedeller ödeyerek Anadolu’ya geldi. Anadolu halkı onları kucakladı, bağrına bastı. Büyük bir milletin, Türk milletinin bir parçası oldular. Ülkenin bağımsızlığı için çarpıştılar, mücadele ettiler ama Türkiye’ye gelirken ağır bedeller ödediler, acılar yaşadılar. Bugün onların Anadolu’ya gelişinin 149’uncu yılı. Onları yine bağrımıza basıyoruz. Onların acılarını yüreğimizle paylaşıyoruz. Onlara iyi ki varsınız diyoruz ve onları kucaklıyoruz" diye konuştu.p>nanKaffed
Baykal: “Sürgünde Hayatını Kaybedenleri Rahmetle Anıyor, Acılarınızı Paylaşıyorum”
Sayın Vacit KADIOĞLU Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Türkiye'deki kimliğimizi oluşturan ana damarlarımızdan biri hiç kuşkusuz Kafkas insanlarının kimliğidir. Kafkas Halkları acı bir tarihin içinden süzülerek, uzun yıllar boyunca yaşadıkları savaşlar sonucu Türkiye'ye ve dünyanın birçok yerine sürgün olmuştur. Sürgün edilenlerin büyük bir kısmı Türkiye topraklarına gelmiş, buraya yerleşmiş ve burada yaşamaya devam etmişlerdir, burayı kendilerine vatan yapmışlardır. 21 Mayıs 1864 yılına kadar Kafkasya’da yaşayan, o bölgenin gerçek sahibi niteliğindeki insanların çok önemli bir kısmının Anavatanlarından sürgüne gönderilmesi bir büyük facianın yaşanmasına yol açmış, yüzlerce insan sürgün yolunda hastalıktan, açlıktan hayatını kaybetmiştir. Bugün Kefken'de bulunan mezarları bu acı tarihin belgesidir. Bunca yıl geçtikten sonra bu faciada hayatını kaybeden insanlara, yurdunu, kökünü, toprağını, vatanını terk etmek zorunda bırakılan insanlara gösterilecek en büyük saygı bu ıstırabı yaşamış olan insanların anısını unutmamaktır, unutturmamaktır. Elbette insanlar yaşadıkları acılardan düşmanlık çıkarmayacaklardır. Ama yaşadıkları acıların unutulmasına da göz yummayacaklardır. Bu düşüncelerle, 21 Mayıs Büyük Çerkes Sürgününün 149. Yıldönümünde, sürgünde hayatını kaybeden tüm Kuzey Kafkasyalıları saygıyla anıyor, bugün bu topraklara kök salmış, burayı yurt edinmiş torunlarının acılarını yürekten paylaşıyor, sevgiler saygılar sunuyorum. Deniz Baykal Antalya MilletvekilinanKaffed
21 Mayıs Tüm Anayurtta Anıldı
ADİGEY CUMHURİYETİp> 21 Mayıs günü Adigey Cumhuriyeti'nin tamamında 21 Mayıs Çerkes Soykırım ve Sürgünü'nü anma törenleri düzenlendi, savaşta hayatını kaybedenler için anıtlara çiçekler konuldu. Başkent Maykop'taki törenler, saat 17:00'de kent parkından Filarmoni Orkestra'sına yapılan yürüyüş ile başladı. Saat 18:00'de Filarmoni Orkestra'sında ağıtlar okundu ve Çerkeslerin anayurtlarına dönüşünü konu alan "Çerkesya: Dönüş" filmi gösterildi. "Çerkesya: Dönüş" ünlü yönetmen Askarbi Nagapleva'nın dördüncü eseri.p> KARAÇAY ÇERKES CUMHURİYETİp> 21 Mayıs günü Karaçay Çerkes Cumhuriyeti'nde RUs-Kafkas Savaşları'nda ölenler saygı ile anıldı. Tüm cumhuriyette meşaleli yürüyüşler düzenlendi, savaşta yaşamını yitirenler için yapılan anıtlara çiçekler konuldu ve konferanslar düzenlendi. Karaçay Çerkes Cumhuriyeti'nde 21 Mayıs, 2007'de "Kafkas Savaşlarında Yaşamını Yitirenleri Anma Günü" olarak resmi tatil ilan edildi. KABARDEY BALKAR CUMHURİYETİp> Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçık'ta 21 Mayıs'ın 149. yıldönümü akşam saatlerinde "Yaşam Ağacı" anıtında "Anavatanım - Benim Şarkım" ağıtının Adigece okunması ile başladı. Anma törenlerine başbakan Ruslan Hasanov, Dünya Çerkes Birliği başkanı Khauti Sohrokov, bakanlar ve çok sayıda kişi katıldı. "Yaşam Ağacı" anıtının etrafına 1763-1864 yılları arasında 101 yıl süren savaşları temsilen 101 adet mum yakıldı. Mumlar ile yazılan 250, savaşların 250 yıl önce başladığını vurguluyordu. Törenlerde bir konuşma yapan Perit Xace başkanı Ahmet Stash, "Bugün atalarımızın cesaretini saygıyla anıyoruz ve onlara şükranlarımızı sunuyoruz. Atalarımız kendilerini feda etmeseydi, belki bugün burada bulunamayacaktık" dedi.p> 21 Mayıs'ın 149. yıldönümü nedeniyle Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nin tüm kentlerinde çeşitli sergiler, yarışmalar ve konferanslar düzenlendi. {gallery}/haber/kafkasya/2013/21mayis/kabardey{/gallery} ABHAZYA CUMHURİYETİp> Abhazya Cumhuriyeti'nde 21 Mayıs anma etkinlikleri başkent Sohum'daki Muhacir Anıtı'nda düzenlendi. Törenlere devlet başkanı Alexander Ankvab, başkan yardımcısı Michael Logua, Abhazya meclisi sözcüsü Valery Bganba, başbakan Leonid Lakerbaia, devlet başkanı müsteşarı Beslan Kubrava, milletvekilleri, bakanlar, Suriye'den anayurda dönenler ve çocukları ve öğrenciler katıldı. Törende bir konuşma yapan Anayurda Dönüş Komitesi başkanı Ahmet Marşan, "Bugün sadece Abhaz halkı için değil, tüm Kafkasya için özel bir gündür. Tanrı bugünü yaşayacağımız son trajik gün yapsın" dedi. Suriye'den anayurda dönen Khel Marşan, "Atalarımız nereden geldiklerini asla unutmadılar, bize tarihi anavatanımızı, Abhazya'nın ne kadar güzel bir ülke olduğunu hep anlattılar" dedi. Khel Marşan, anayurda dönüş isteklerinin Suriye'deki savaşta oluşmadığını, bu özlemi her zaman duyduklarını vurguladı ve bu isteklerinin gerçekleşmesinden dolayı Abhazya yöneticilerine teşekkür etti. Soydaşlarla ilişkiler komitesi başkanı Dmitri Gunba da 150 yıl önceki sürgünün Kafkasya'daki hakların demografik yapısına büyük zarar verdiğini belirtti. 31 Mayıs 1990'de Sohum'da Muhacir Anıtı'nın dikileceği noktaya bir anı taşı konulmuş, savaş ve savaş-sonarı koşulları bu planın uygulanmasını engellemişti. Abhaz sanatçı Gennady Lakoba tarafından yapılan anıt ancak 27 Eylül 2010'da tamamlandı. Diğer Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinden farklı olarak Abhazya'da 31 Mayıs sürgünü anma günü olarak kabul edilmişti, fakat 2011'den itibaren anma etkinlikleri Abhazya'da da 21 Mayı günü düzenleniyor. {gallery}/haber/kafkasya/2013/21mayis/abhazya{/gallery} Kaynaklar: Adige Fund (http://http://fond-adygi.ru/) ve Apsnypress (http://apsnypress.info/)p> nanKaffed
İnegöl Belediye Başkanı: Acınızı Paylaşıyorum
İnegöl Belediye Başkanı Sayın Alinur Aktaş, bugün KAFFED Başkanımız Vacit Kadıoğlu'nu telefonla arayarak "21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü" nedeniyle acımızı paylaştıklarını dile getirdi. KAFFEDp>nanKaffed