Çocuklara Kafkasya'yı anlatmanın en güzel en etkili yolu onlara Kafkasya'yı göstermek. 12-17 yaşları arasındaki çocuklarımız için Kafkasya’yı tanıma ve unutulmaz bir tatil fırsatı.... Federasyonumuz, Kafkasya(Nalçik ve Maykop)’da yapılan bu yaz kamplarına her yıl, dil bilen bir hoca nezaretinde çocuklar gönderiyor. Bu yıl 10.su yapılacak olan yaz kampına katılacaklar sadece gidiş dönüş, pasaport masraflarını karşılamakta, diğer masraflar cumhuriyetlerimiz tarafından karşılanmaktadır. Kampa bizim dışımızda Kafkasya’daki cumhuriyetlerimizden, Ürdün’den ve Suriye’den de öğrenciler katılmaktadır. Her sabah 1,5–2 saat Adığece de öğretilen kampta öğrenciler gezilip görülmesi gereken her yere götürüldükleri gibi, Adığece tiyatro izlettirilmekte ve birçok sosyal etkinliğe katılmaktadırlar. Yaz Kamplarına gidiş Nalçik için Ramazan bayramı sonrasında Maykop için 26 Ağustos -8 Eylül tarihleri arasındadır. Katılanların unutulmaz anılar ile döndükleri kamp için son başvuru tarihi 30 Haziran 2013. Ancak Kontenjanımızın sınırlı, başvuruların fazla olması nedeniyle bu güzel fırsattan faydalanmak isteyenler bir an önce isim yazdırmalıdır. Kontenjanın dolması halinde başvuruların durdurulacağını önemle hatırlatırız. Başvuru ve detaylı bilgi için: 0 312 222 85 89 Demir Kızılkaya : 0 535 585 38 48p>nanKaffed
Ankara Çerkes Derneği Yeni Yönetimini Seçti
09.06.2013 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulda iki liste oylandı ve mevcut yönetim oy çokluğu ile yeniden seçildi. Seçilen arkadaşlara başarılar dileriz. Yönetim Kurulu Ziya Yinal Kozok Murat Kerim Ertan Serkan Arslan Fatma Saniye Enes Cansu Nizal Erdoğan Boz Murat Özden Fatih Turhan Canberk Sungur Yedek Özge Şahin G.Selda Karadaş Suant Jane Sezgin Terkul Öetinkaya Hayrettin Yağmur Denetleme Kurulu Asil Mahir Nazlıer Tarkan Eyerci Janset Şengül Yedek Ziya Mis Fırat Kozok Bislan Jaloga Disiplin Kurulu Asil İlhan Ageça Muhlis Sungur Olcay Ertan Ömür Enes Ümit Akkaya Ercan Erden Alper Mangır Yedek Siğnem Akgün Akın Güner Ediz Polat Sinemis Ertan Yağmur Turhan Onur Kurulu İhsan Sabri Bulur İsmet Boran Aslan Arı Fehmi Tambay Saim Tuc Muhittin Ünal Özdemir Özbay Olcay Mis Çetin Öner Rauf Bozkurt Hikmet Kandemir Erdem Ünlüçetinkaya Cankat Devrim İbrahim Abaze Fahri Kanşat Daryal Çeviker Fahri Huvaj Ragıp Doğu Ersin Aşan Cihan Candemir Nebi Boybek Ertuğrul Altıok Yahya Gış Metin Ulutaşlı Nihat Hatam M. Emin Kaynar İlhan Ageça Durmuş Akkaya Doğan Uğurtepe KAFFED Delegeleri Ziya Yinal Kozok Bayar Şırayder Özge Şahin Çzkan Özyapı Faruk Gergin Suant Jane Sezgin Tamer Duman Ziya Şenvar Fatih Coşkun Muhlis Sungur Alper Mangır Erdoğan Boz Muzaffer Dinçer Ümit Akkaya Fatma Saniye Enes Bislan Jalouga Sinan Enes Cemal Esen Murat Özden Murat Kerim Ertan Serkan Arslan Hayrettin Yağmur Canberk Sungur Zafer Sürer Terkul Çetinkayap>nanKaffed
John Colarussa İle: Abhaz – Gürcü Savaşı, Mitoloji ve Kafkasya Dilleri
John Colarussa: “Çerkeslerin vatanları ile yeniden bütünleşmeleri gerekiyor. Aslında diaspora Çerkeslerinin kimliklerine sahip çıktıklarını görüyorum ve elektronik ortamda çığ gibi büyüdüğünü izliyorum. Bu hayranlık uyandırıcı bir şey, bu konu hakkında Rusların da yol yakınken iyi düşünmeleri gerektiğini sanıyorum”.span>p> Röportaj: NAHİT SERBES Nart Dergisi 86. Sayıp> Kültür işlerine ilgi duyduğum için bazı soruların cevaplarını bulabilmek amacıyla zaman - zaman oldukça uzaklara gidiyorum. Dolayısıyla, seyahatlere çıkmadan önce görüşeceğim kişiler ile iletişim kurar, gerekli randevuları alırım. Bu şekilde Kanada’ya 2 defa gittim. İlk olarak Vernon’a Murat Yağan’ın yanına gitmiştim, ikincisinde ise tercümanlığımı yapan oğlum Ender ile beraber Misisipi’de McMaster Üniversitesi’ne, Prof. John Colarussa’nun yanına gittik. Kendisi bizi son derece sıcak karşıladı. 2 gün John Colorussa ile beraber olduk. Onun çalışma ofisinde, yemekte, otomobil ile yolculuk yaparken sürekli sorulu cevaplı işimize devam ettik. Daha sonra da New Jersey’de 2 gün kalıp, Türkiye’ye döndük. Colarussa’ya ilk olarak şu klasik soruyu sordum: Kendinizi kısaca okuyucularımıza tanıtıp, Kuzey Kafkasya halkları üzerine yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?p> 1945 San Diego doğumluyum, Mississippi ve New Jersey’de büyüdüm, Harvard Üniversitesi’nde dilbilim üzerine doktora yaptım. Kafkas dilleri ve lehçeleri üzerine uzmanlaştım. Ayrıca, Bill Clinton döneminde, Gürcistan Abhazya çatışmalarıyla ilgili olarak Amerika adına diplomatik görevler üstlendim, aynı zamanda Amerikan Hükümetine danışmanlık yaptım. Halen Canada McMaster Üniversitesi’nde dilbilim üzerine çalışmalarıma devam ediyorum. 1967 yılında, ben Harvard’da yüksek lisans öğrencisiyken, üniversiteyi bitirmemin hemen ardından Ayzenştayn’ın “Vahşi Tümen” filmini izlemiştim. O filmde Dağıstanlıların dans ettiği bir sahne vardı. Kendi kendime “Tanrım, bu insanlar da kim!” dedim. Kafkas halkları için dans çok önemli, bu kadar etkileyici dans eden bir millet daha var mıdır, bilemiyorum. Dans etmeyi seviyorlar ve güven duygusuna sahipler. Yaşadıkları ülkelerin yasalarına sadakat gösteriyorlar, kadına büyük bir saygı var. Şunu da söyleyebiliriz ki aristokratik kültürleri var, karınıza sevginizi halk içinde gösteremezsiniz, bu bir nevi ağırbaşlılıktır. - Kuzey Kafkasya dil konusunda çok zengin hangi dillere ilgi duydunuz? p> İlk önce çocukluğumun geçtiği New Jersey’de, Adı ğece’nin Bjedug diyalektiğini incelemeye başladım. Ardından Ubıhca ve Abazacayı inceledim. Çalışmalarımın önemli kısmı Adığe, Ubıh, Abaza ve Abhaz dillerinin fonetiğine odaklıdır. Bunlar doktora konum oldu ve kitaplaştı. Abazaca, Abhazca, Ubıhca ve Adığece bir ailedir. Hititce de onların kardeş dilidir. Adığece bu 5 dile kaynaklık eden daha eski bir dildir. Abazaca muhtemelen 1000 yıl önce Abhaz’dan ayrılmıştır. Hiçbir dil sabit değildir, tüm diller değişir. Eğer 3000 veya 4000 yıl öncesine gidebilseydiniz, Abazaca, Ubıhca ve Adığece’nin benzer özelliklerini duyardınız. -Nart Efsanelerini İngilizce olarak 2 cilt yazdığınızı biliyoruz. Biraz da Nartlar’dan bahsetmeye ne dersiniz?p> Nart destanları, çok eski ve çeşitli konulardaki kahramanlık hikâyeleridir. Bu hikâyeler Kuzey Kafkasya’da Çerkesler, Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Abhazlar, Abazalar ve onların akrabaları olan Ubıhlar arasında, hatta Svanlar arasında geçer. Nart Destanlarının tamamını, 1968-1971 yılları arasında, Çerkes bilim adamı Hadağatle Asker’in önderliğinde çalışan bir ekip “Nart Kahramanlık Destanları ve Ortaya Çıkışları” adlı eserde toplamışlardır. Nartlar hakkında koleksiyonları topladım, tercüme ettim ve sadece iki cilt olarak “Nart Sagas”ı yorumları ile birlikte İngilizce olarak yayınladım. -Gürcistan, Abhazya sorunu konusunda aktif olarak faaliyetlerinizin olduğu biliniyor bu konuda neler yapmıştınız söyler misiniz?p> Vladislav Ardzınba ile eski arkadaştık. Kendisi de dilbilimciydi; onunla 1990’ın Haziran ayında, Londra’da tanışmıştık. 1993 yılında Rusya Adalet Bakanı olan Yuri Kalmukov ile de şahsen tanışırdım. Başkan Clinton idaresinde “Bill’in dostları” olarak adlandırılan grup ile 1993’ten 2000 yılına kadar çalıştım. Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in ekibinden, Rus bilgin Emil Pain ile de görüşüyordum. Washington’da ki bir konferansın son günüydü, Ardzınba ile Chirikba yüzlerindeki farklı bir ifadeyle yanıma gelip, Gürcülerin Abhazya’ya saldıracakları konusunda beni uyarmışlardı. Ardzınba, parmağını bana doğru uzatarak “Halkımı kurtarmam konusunda bana yardımcı olmalısın” dedi. Ben de Kanada’ya döner dönmez hemen Washington’u yani Amerika Dışişleri Bakanlığını aradım; onların halka açık bir telefon hatları vardır, oradan Gürcülerin Abazalara saldıracakları konusunu Amerikalılara anlatmaya çalıştım. Ancak hiç bir yanıt alamadım. O yıllarda Gürcülerin Devlet Başkanı Gamsakhurdia idi. Ağustos’ta savaş başlayınca Eylül ayında telefonum çaldı, kongreden bir asistan beni Amerika’ya davet ediyordu. Bana Washington’da bir düzine heyetle görüşmem konusunda eşlik edecekmiş. Bunlar Ocak 1993’te olmuştu ve Washington ile ilişkilerim de bu şekilde başlamıştı. Ulusal Bilimler Konseyi diye bilinen, dışişleri bakanlığının istihbarat ve araştırma bölümünde Bill Clinton’un bir arkadaşıyla beraber çalışıyordum. Dışişleri Bakanlığı için politika üretiyor, planlama yapıyordum. Onlara bu harekâtın Gamsakhurdia’yı iktidardan indirmek için yapıldığını, onun yerine Shevardnadze’nin geçeceğini söyledim ve nitekim öyle oldu. Fakat Shevardnadze güç delisi bir adamdı. Abhazya ile diyalog kurma gibi, uzlaşma gibi hiç bir niyeti yoktu, tek bildiği şey güçtü. Amerikan Dışişleri Bakanlığıyla tartışma yaşadım; çünkü onlar, Shevardnadze’nin yaptığı her şeyi desteklemeye oldukça kararlıydılar. Benim yapmaya çalıştığım her şeyi berbat etmek için de ellerinden geleni yapıyorlardı. Savaş başladığında, Washinton’un Gürcistan, Abhazya ve özellikle de Kafkasya konusunda, bilgisiz olduğu ortaya çıkmıştı. Bazı konuları Amerikalılarla istişare ediyordum. Bu arada anlaşmazlıkların kaynaklarını tahmin etmede başarılı oldum. 17- 19 Şubat 1993’te Atlanta’daki Carter Konferans Merkezine geldiklerinde Gürcistan ve Abhazya arasında diyaloga öncülük etmeyi başardım. Abhazya heyetindeki Natella Akaba’dan Gürcü meslektaşı ile görüşmesini rica ettim. Bir istek duymasa da kısa bir görüşme yaptılar, ancak sonuç başarılı olmadı. Amerikalılara savaşı Abazaların kazanacağını söylediğimde inanmadılar. Adığelerin ve Çeçenlerin Abazaları yalnız bırakmayacaklarını biliyordum, onlar savaşçı halklardı. Gürcüler değildi. Ruslar Gürcistan’ın arkasında dursaydılar, bu harekât yalnız Abhazya topraklarında kalmaz, büyük ve uzun süreli bir Kafkas savaşına dönüşebilirdi. 17 Şubat 1993 Carter Konferans Merkezi, Atlanta Gürcüler ile Abhazlar’ın Barış görüşmeleriaddress> Soldan sağa - Rusya Adalet Bakanı Kalmukov Yura, Abhazya temsilcisi Bayan Natela Akaba, danışman John Colarussa, Eski ABD Başkanı Jimmy Carter, Abhazya delegasyonundan Bayan Dungan, İngiliz danışman B.George Hewitt, Abhazya delegasyon tercümanı Bayan Liana Kvarchelia, USA Kafkas Topluluğu delegesi Yahya Kazan.address> - Gürcistan’da, soykırım anıtı açıldı, kitaplar yazılıp, bastırıldı ve Türkiye de Adığeler’e dağıtıldı. Gürcüler bundan ne amaçlıyor?p> Gürcistan, Rusya’nın Küba’sıdır. Rusya’nın eşiğindeki Küba’dır. Ruslar kamuoyuna çok önem verirler. Birçok vahşet gerçekleştirirler ama bunlar halka mal olduğu zaman dururlar. Bu Gürcülerin Rusya’yı kamuoyu önünde küçük düşürmek için yaptığı bir kampanyadır. Çerkeslerin bu konu hakkında endişe etmeleri gerektiğini düşünmüyorum. Adığelerin gelecek için düşünmesi gereken şey şudur: sizin katmanlı bir toplum yapınız vardı. Rus işgali ve sonraki sürgünlerle bu toplumsal hiyerarşi sarsıldı. Ama insanlar hala saygınlık istiyorlar. Şimdi toplumda üst tabakalara tırmanmak serbesttir. Bu da toplumda inanılmaz bir ihtilafa yol açıyor. İnsanlar güçlü olmak istiyor, prestijli olmak istiyor. Bunların birçoğunu New Jersey Çerkeslerinde görüyorum. Yani, toplumsal uyum hakkında gerçekten ciddi sorunlarınız var. Eğer Adığece konuşuyorsanız bu iyi bir şey, çünkü bu size söz hakkı veriyor. Şayet hayatta kalacaksanız, bir çeşit vatanınız olmalı. Moskova ile müzakere etmelisiniz, size yeniden vatandaşlık vermeleri için, tek ses olarak konuşmalısınız. Bu yüzden bir Rus diplomatla konuştuğunuzda size “sen kimsin?” diyor. Onlar yetkisi olmayan birine bir vaatte bulunmazlar. Bu yüzden bütün diaspora adına konuşacak toplumsal olay ve gösterilerde en önde yer almasına karşın, çatışmacı ortamlarda hep uzlaşma ve Ruslar ile diyalogdan yana olan bir liderinizin olması gerekiyor. Her zaman gürültü yapan birileri çıkacaktır. Fakat aranızda yeterince birlik olmalıdır. Yok, olmak istediğinizi hiç sanmıyorum, yok olmanız çok kötü bir şey olur. Çerkeslerin vatanları ile yeniden bütünleşmeleri gerekiyor. Aslında diaspora Çerkeslerinin kimliklerine sahip çıktıklarını görüyorum ve elektronik ortamda çığ gibi büyüdüğünü izliyorum. Bu hayranlık uyandırıcı bir şey, bu konu hakkında Rusların da yol yakınken iyi düşünmeleri gerektiğini sanıyorum, Rusların bir şekilde sizin iyi vatandaşlar olacağınız konusuna inanmaları gerekiyor. Zaten kültürünüzün en önemli özelliklerinden birisi sadık insanlar olmanızdır. Ruslar ile Çerkeslerin karşılıklı olarak birbirlerine destek olmaları gerekiyor. Çünkü Ruslar 150 yıl geçtiği halde, hala sizden korkuyorlar. Adığeler Ruslar ile görüştüler. Fakat tek bir ses olarak davranmadılar. Bu sorunu çözmeniz gerekiyor. Diasporadan sözcülük görevi üstlenecek bir liderinizin çıkması gerek. Kim olacağını bilmiyorum ama ılımlı olmalı. Çerkeslerin ihtiyaçları hakkında sağlam fikirlere sahip olmalı. Öncelikle röportaj teklifimizi geri çevirmediğiniz için size teşekkür eder, bundan sonraki çalışmalarınızın da başarılarla dolu olmasını dileriz. p> -John Colarussa: Rica ederim, asıl bu güzel röportaj için ben size teşekkür ederim. Röportaj: Nahit Serbes © NART Dergisi 86. sayıdiv>+''+nan+''+Kaffed
Göksun Çerkes Derneği Genel Kurul Yaptı
Göksun Çerkes Kültür Derneği 03.06.2013 tarihinde Genel Kurul yaptı. İki aday listenin oylandığı seçimlerde Sayın Bedri Tokuç yönetimindeki liste oy çokluğu ile yeni yönetime seçildi. Göreve gelen arkadaşları tebrik ediyor, başarılar diliyoruz. Yeni Yönetim Listesi: Başkan: Bedri Tokuç Başkan Yardımcısı: Ersin Yolcu Muhasip: Kamil Demirci Sekreter: Latif Kula Üye: İlhan Sevimli Üye: Oğuzhan Güngör Üye: Adem Koçtürkp> {gallery}/haber/diaspora/2013/goksun/genelkurul{/gallery}p>nanKaffed
Kafkas Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Gezi Parkı Açıklaması
Taksim Gezi Parkı'nda yapılacak düzenlemelere karşı çıkan çevrecilere yönelik 28 Mayıs'ta polisin orantısız güç kullanımı ile başlayan eylemler kısa bir sürede tüm Türkiye'yi sarmış ve ülkemizde demokrasinin hala son derece kırılgan olduğunu gösteren bir krize dönüşmüştür. Bir haftadır yaşanan gelişmeler çoğulcu ve katılımcı demokrasinin toplumun çoğunluğu tarafından benimsendiğini göstermektedir. Dün (4 Haziran günü) yapılan açıklamalar ve görüşmeler ile krizin demokratik geleneklere uygun bir şekilde çözülmesine yönelik olumlu beklentiler artmıştır. Mevcut krizin aşılabilmesi ve Türkiye'nin demokratik yönde gelişiminin sürdürülebilmesi için, her şeyden önce temel demokratik hak ve özgürlükler tanınmalı, çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerine sahip çıkılmalı ve yeni Anayasa ile tüm hak ve özgürlükler bir an önce güvence altına alınmalıdır. Kafkas Dernekleri Federasyonu Yönetim KurulunanKaffed
59. Sait Faik Hikâye Armağanı’nın Sahibi Sine Ergün
Yazar Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen ve Darüşşafaka Cemiyeti ile İş Bankası Kültür Yayınları işbirliğiyle düzenlenen 59. Sait Faik Hikâye Armağanı, Bazen Hayat adlı eseriyle Sine Ergün’e verildi. div> Doğan Hızlan’ın başkanlığında toplanan Jale Parla, Metin Celâl, Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Beşir Özmen ve Murat Gülsoy’dan oluşan Sait Faik Hikâye Armağanı jürisi, ödül gerekçesini şöyle açıkladı: “Yalın bir dille güncel kent yaşamından kesitleri anlatırken insanlık durumlarının tekinsizliğini resmetmekteki ustalığı nedeniyle, 59. Sait Faik Hikâye Armağanı, Sine Ergün’ün Bazen Hayat adlı kitabına oy birliğiyle verilmiştir.” 40 YAZAR ARASINDAN SEÇİLDİp> Bu yıl 150’inci yılını kutlayan Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Talha Çamaş duygularını şu sözlerle ifade etti: “Geçen yıldan beri Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle düzenlediğimiz Sait Faik Hikaye Armağanı’na yazarların ilgisi her geçen yıl artıyor. Bu yıl Armağanımıza, 40 yazar başvurdu. Jürimizin titizlikle yaptığı çalışmalar neticesinde “Bazen Hayat" isimli öyküsüyle Sine Ergün, 59. Sait Faik Hikaye Armağanı’nın sahibi oldu. Kadınların yaşı söylenmez derler ama Sine Hanım, henüz 31 yaşında… Bu özelliğiyle de muhtemelen Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan en genç yazar unvanının da sahibi oldu.” Ödülü jüri başkanı Doğan Hızlan’ın elinden alan Sine Ergün ilk kez küçük yaşlarda ablasının kütüphanesinde tanıştığı Sait Faik eserlerinin yaşamında çok önemli bir yeri olduğunu belirterek, kişisel yazarlık yolculuğunda Sait Faik’in en değerli rehberi olmaya devam ettiğini vurguladı. Sine Ergünp> Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nin ardından Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitiren 1982 doğumlu Sine Ergün, Oluşum Drama Enstitüsü’nde Yaratıcı Drama Liderliği eğitimi aldı. Öykü, şiir, deneme ve çevirileri Notos, Kitap-lık, Sıcak Nal, Özgür Edebiyat, Sözcükler, Sınır, Ğ ve Patika dergileri ile çeşitli derlemelerde yer aldı. Yurt içi ve yurt dışı sergilere, sanatçı programlarına katıldı. İlk öykü kitabı Burası Tekin Değil’i (2010) Bazen Hayat (2012) izledi. Sait Faik Hikâye Armağanıp> 1955’te yazarın annesi Makbule Abasıyanık tarafından kurulan Sait Faik Hikâye Armağanı, 1964’ten itibaren Darüşşafaka Cemiyeti tarafından veriliyor. Sait Faik’in vasiyetnamesi doğrultusunda dönemin ileri gelen edebiyat ustalarından oluşturulan jüri, o yıl içerisinde yazılmış en iyi hikâye kitabını seçerek “Sait Faik ve Makbule Abasıyanık Hikâye Mükâfatı”nı veriyor.nanKaffed
Suriyeli Çerkes 3 Kişilik Aile İstanbul’a Yerleştirildi
Bursa Kemalpaşa'ya daha önce yerleştirdiğimiz ailenin akrabası olan 3 kişilik aile 29.05.2013 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı'nda karşılanarak, Sinoplu bir hemşerimiz olan Sn. Bahri Özdemir'in tahsis ettiği İst. Güneşli'deki evine, Uzunyaylalı hemşerimiz Mukaf Ahmet Mavi'nin bağışladığı ev eşyaları (Buzdolabı, çamaşır mak. ocak, 4 adet çekyat, dolap, mutfak eşyaları, perde, yatak vs.) ile düzenlenerek yerleştirilmiştir. Erdoğan Yaşar KAFFED Suriye Kriz Masasıp>nanKaffed
Abhaz ve Adige Gazilerin Çağrısı
Abhazya Özgürlük Savaşı gazileri 30 Mayıs günü Sohum'da yaptıkları basın açıklamasında, Abhaz ve Adige halkları arasında ayrılık yaratmaya yönelik çalışmaların başarılı olamayacağını vurguladı. Abhazya ve Kuzey Kafkasya'dan gelen savaş gazileri, son yıllarda özellikle Gürcistan'ın Abhazlar ve Adigelerin arasını açmaya yönelik çalışmalarına dikkat çektiler. Gaziler, Abhaz ve Adigelerin kardeş halklar olduğunu, Abhaz ve Adige halklarının aynı tarihi paylaştıklarını, tarihleri gibi geleceklerinin de ortak olduğunu, iki halk arasında her düzeyde, özellikle gençlik arasında, iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini söylediler. Gaziler, tüm yaşamlarını Abhaz ve Adige halklarının kardeşliği ve birliğine adayan Vladislav Ardzinba, Yuri Kalmikov, Sultan Sosnaliyev ve diğer kahramanların izinde kendilerinin de insiyatif alacaklarını, Abhazya, Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve Adigey'den bilim adamlarının katılımıyla konferanslar ve toplantılar düzenleyecekleirni açıkladılar. Gaziler, farklı koşullara rağmen Abhazlar ve Adıgelerin bağlarının hala güçlü olduğundan ve herhangi bir tehlike durumunda bir araya gelineceğinden eminler. Toplantıda aynı zamanda Kuzey Kafkasyalı gönüllüler ile Abhazya gazilerini bir araya getirecek ortak bir gaziler organizasyonun kurulması önerisi de dile getirildi. Toplantıdan sonra savaş gazilerinin yayımladığı açıklamayı okuyucularımız bilgisine sunuyoruz: Basın Açıklamasıp> Abhazya’nın zaferle sonuçlanan 1992-93 Bağımsızlık Savaşı'nın 20. Yıldönümü yaklaşmaktadır. O görkemli zafer gününden bu güne kadar geçen yıllar, halkımız için tarihin önemli, zorlu ve olaylarla dolu yılları olmuştur, fakat şimdi çok daha güçlü ve daha çok sayıda düşmana karşı nihai zaferin kazanılması önümüzde önemli bir görev olarak duruyor. Halkarımızın birliği ve kardeşliğini yansıtan Abhazya’nın özgürlüğü için verilen mücadele, halklarımızın mutluluğu ve hayallerini kapsayan ortak kaderimiz haline gelmiştir. 19. yüzyılda yaşanan trajediler ve halklarımızın yıllar boyu birbirinden izole edilmesi sonucu, kardeşlik ruhu ve kan bağları sonsuza kadar sönmüş, Adigeler ve Abhazlar arasındaki ortak köken bilinci yok olmuş, şanlı geçmişimiz tamamen unutulmuş gibiydi. Ancak neyse ki, bunun gerçek olmadığı görüldü. Abhazya’nın özgürlük mücadelesinde biz birbirimizi yeniden keşfedebildik, birbirinden izole geçen yılların ortak ulusal karakterimizi ve özlemlerimizi yok edemediğini gördük. Biz, binyıllardır süren şanlı geçmişimizi tarihin arşivine gömülmesine izin veremezdik, bu şanlı geçmişimiz şimdi yaşadığı gibi halklarımız gelecek nesillerinde de yaşayacaktır. Bu şanlı tarihte Adigeler ve Abhazlar iç içe geçmişlerdir. Bu nedenle Abhaz soyadı olan pek çok kişinin atası Adigedir, Adige soyadı olanın atası Abhazdır. Halklarımızın yaşamında sınır engelleri ve ayrım hatları hiç bir zaman olmamıştır, bizim tarihimiz bambaşkadır. Bu yüzden tarihi ve toprak anlaşmazlıklarını bizim halklarımıza dayatma girişimleri tutarsız ve başarısızlığa mahkûmdur. Bu emellerin arkasında siyasi amaçlarla aramıza nifak sokarak tarihsel belleğimizi silme çabaları sezilmektedir. Adigeler ve Abhazların hiçbir zaman böyle iddiaları yoktu, bugün de olması için hiçbir gerekçe yoktur. Kafkas Savaşının Abhaz mı, Adige mi, hangi köyde sona erdiği önemli değildir. Özgürlükleri ve kendi topraklarında yaşam hakkı için savaşan ve hep beraber sürgünün acı kaderini paylaşan atalarımız bunu hiç düşünmemişlerdi. Bu trajik olaylara ilişkin anılarını yazan yabancı gözlemcilerin, anılarında bazen kimin Abhaz, kimin Adige olduğunu belirlemekte zorluk çekmesi tesadüf değildir. Bu gerçekler apaçık ortada değil mi? Şimdi bu büyük geçmişi unutmak ve ortak topraklarımızda yatan atalarımızın kemiklerini sızlatmak için herhangi haklı bir nedenimiz var mı? Biz Abhazya’nın özgürlüğü için savaşan Abhaz ve Adige gazileri – başka hiç kimse bizim kadar kardeşliğin değerlerini bilemez. Savaş meydanlarından geri dönemeyen gençlerin anıları hafızalarımızda taptazedir ve asla silinmeyecektir. Belki Sohum üzerinde zafer bayrağının dalgalandığı gündeki hayallerimiz tam olarak gerçekleşememiştir. Ama en önemlisi – Abhazya’nın bağımsız ve tanınan bir ülke haline geldiğidir. Evet, bugün bizim birçok sorunumuz var, ama önümüzde tüm hayatlarını halklarımızın birliğine ve kardeşliğine adamış Vladislav Ardzinba, Yuri Kalmıkov, Sultan Sosnaliyev ve diğer yüce kahramanların örnekleri bulunmaktadır. Eğer biz onlar tarafından çizilen yolu izlersek, hepimiz için tüm zorlukların üstesinden gelebilmemiz ve halklarımızın esenlik ve refahını sağlamamız mümkün olacaktır. İnanıyoruz ki soydaş halklarımız arasına anlaşmazlık tohumları ekmeye yönelik sorumsuz ve partizan popülist yaklaşımların kamuoyu üzerinde ciddi bir etkisi olamayacaktır. Fakat bu çabalar, halklarımız arasında her düzeydeki ilişkilerin genişletilmesi ve güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu konuda biz gaziler insiyatif almaya hazırız. Anzor Goov - Kabardey Balkar Cumhuriyeti Gönüllüsü, Leon Madalyası sahibip> Levan Mikaa - Abhazya Milli Kahramanıp> Aslan Abaev - Kabardey Balkar Cumhuriyeti Gönüllüsü, Abhazya Milli Kahramanıp> Aydemir Berirov - Adigey Gönüllüsüp> Batal Djapua - Savaş gazisi, Abhazya Leon Madalyası sahibip> Timur Nadaraya - Leon Madalyası sahibip> Ahra Bjaniya - Gazi, Adigey Cumhuriyeti Parlamentosu milletvekilip> Anzor Psaun - Kabardey Balkar Cumhuriyeti Gönüllüsü, Leon Madalyası sahibip> Aden Bogus - Adige Gönüllüsü, Leon Madalyası sahibip> Muhamed Kilba – Karaçay Çerkes Cumhuriyeti Gönüllüsü, Abhazya Milli Kahramanıp> Zaur Borov - Kabardey Balkar Cumhuriyeti Gönüllüsü, Leon Madalyası sahibip> Aslan Bitokov - Kabardey Balkar Cumhuriyeti Gönüllüsü, Leon Madalyası sahibip> Aslan Mırzey - Kabardey Balkar Cumhuriyeti Gönüllüsü, Abhazya Milli Kahramanıp> Kaynak: Apsnypress (http://apsnypress.info) ve ApsuaTv (http://www.apsua.tv/tur/)p>nanKaffed
KAFFED Suriye Kriz Masası Mayıs 2013 Harcama Listesi
KAFFED Suriye Kriz Masası Mayıs 2013 Harcama Listesi tr> Uğur Pihava Reyhanlı Başkanı 3.000 Reyhanlı'da bulunanların ihtiyaçları için Uğur Pihava'ya havale edilen 13.05.2013 tr> Bedri Tokuç Göksun Dernek Başkanı 770 Göksun Köylerindeki ailelerin ihtiyacı olarak talebe istinaden dernek hesabına havale edilen 24.05.2013 tr> Nart Tur Havale 1.140 Tokat'tan Maykop'a gönderilen 4 kişinin İstanbul Krasnodar Bilet ücreti olarak ödenen 27.05.2013 tr> Merve Demircan İnegöl Havale 750 İnegöl'deki ailenin oturum ve yasal işlemleri için Filiz Çelik hanımın talebi ile havale edilen 29.05.2013 tr> tbody> table> nanKaffed
Hedefleri Çeçenlere Suikast Zinciri Kurmak
Ankara Emniyeti, Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Ünlü cinayetinin önemli noktalarını tek tek ortaya çıkardı. Polis Medet Ünlü cinayetini azmettiren ismin Çeçen uyruklu Rus vatandaşı Rızvan E., olduğunu belirledi. Ankara Emniyeti'nin ulaştığı bilgilere göre şüpheli Rızvan Z., eylem için sık sık Türkiye'ye geldi. Bu ismin kendisini Medet Ünlü'ye 'Ruslan' diye tanıttığı, ticaret yapma bahanesiyle yakınlaşma gayretine girdiği anlaşıldı. Rızvan E.'nin tetikçi Murat A.'yı ise Ünlü'ye iş ortağı 'Kemal' diye tanıştırdığı anlaşıldı. Ünlü ile Rızvan E.'nin zanlının talebiyle 3 - 4 ay kadar önce temas kurduğu saptandı. Rızvan E.'nin en son 30 Nisan'da Türkiye'ye gelip Ünlü ile görüştüğü belirlendi. Polisin tespitlerine göre tetikçi Murat A. ile Ömer P., 14 Mayıs, 21 ve 22 Mayıs'ta İstanbul'dan Ankara'ya iki kez, kiraladıkları araçlarıyla geldi. İki zanlının cinayet günü olan 22 Mayıs'ta ise Ankara'ya Kocaeli'nden çaldıkları gri hacbek otomobille geldikleri belirlendi. Özel Hat Aldı Zanlıların temas trafiğini inceleyen polis Rızvan E.'nin de 24 Mayıs'ta yurtdışına kaçtığını belirledi. Rızvan E.'nin kendisi, Murat A. ile Ömer P.'ye isimsiz özel hatlar alıp dağıttığı ve yalnızca bu iki isimle görüştüğü saptandı. Kiril Alfabesi ile Not İddialara göre Rızvan E., Ünlü'ye ticaret yapma teklifinde bulundu. Rızvan E'nin amacının Ünlü üzerinden Türkiye'deki diğer Çeçenlere yaklaşıp suikastlar gerçekleştirmek olduğu değerlendirmesi yapıldı. Ancak kendini Çeçenlerin durumunun iyileşmesine adayan Ünlü sınırlı yakınlık kurdu. Bunun üzerine derin güçler ölüm emrini verdi. Ünlü'nün Rızvan E. ve Murat ile temaslarını Kiril alfabesiyle ajandasına not ettiği polisin tercümanlar aracılığıyla bunları çözdüğü öğrenildi. Tetikçiyi Ablası Teşhis Etti Polis, Murat A.'nın sevgilisi Dilocan K., şüphelilere iki Ankara ziyaretinde İstanbul'da araç kiralayan Mahmut M., ile zanlılardan Murat A.'nın Ankara'da ikamet eden ablası Meliha K.'yi gözaltına aldı. Şüpheliler sorgulamalarının ardından savcının talimatıyla serbest bırakıldı. Abla Meliha K.'nin tetikçi Murat A.'yı kamera kayıtlarındaki görüntülerinden teşhis ettiği öğrenildi. Mahmut M.'nin cinayeti duyunca kaçtığı sonrasında polise gelip teslim olduğu bildirildi. İki zanlıyı sakladığı ileri sürülen Okan A., ise her yerde aranıyor. Kaynak: Sabah Gazetesi (www.sabah.com.tr/Gundem/2013/05/31/hedefleri-cecenlere-suikast-zinciri-kurmak)p>nanKaffed