Öğretmenler Günü Kutlu Olsun

Tüm Öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü Kutlu Olsun. Kafkas Dernekleri FeerasyonunanKaffed

Kaffed ve D.Akdeniz Derneklerimiz Reyhanlıda Toplandı

Kaffed Genel Başkanı ve bazı yönetim kurulu üyeleri ile birlikte D.Akdeniz Bölge derneklerimizin başkan ve yönetim üyeleri, Reyhanlı Çerkes Derneği Adığe Xase ev sahipliğinde, Reyhanlı hemşehrilerimizin de katılımıyla 22 Kasım 2014 tarihinde bir toplantı yapıldı.  div>   Toplantıda ana gündem maddesi Suriye’de yaşanan savaş sonrasında Türkiye’ye gelen ve ikamet eden soydaşlarımızın durumu idi. Yaklaşık 3 yıldır devam eden savaşın daha ne kadar süreceğinin bilinmemesinin en önemli sorunlardan biri olduğu vurgulandı. Suriye’den gelişlerin başladığı günden bugüne, kalıcı ve geçici olan, yaklaşık 2500 soydaşımıza hizmet verilmiş olduğu belirtildi. Halen Türkiye’de ikamet eden soydaşlarımızın maddi ve manevi sorunları devam etmekte ve kalıcı çözümler üretilmesi gerekmektedir. Ülkemizdeki Çerkes kamuoyunda, Suriyeli soydaşlarımızın sorunlarına karşı duyarlılığın ciddi oranda azaldığına dikkat çekildi.div>   Bu güne kadar sorunun çözümü için özverili çalışmalar yapan Suriye Kriz Komitesinin çalışmalarına yeni katılımlar ve motivasyonla devam etmesinin gerekliliği vurgulanarak çözüm için getirilen öneriler üzerinde görüşmeler yapıldı. Toplantıda ayrıca Anadil ve Xabze konusunda görüşler dile getirildi.div>   nanKaffed

Kahramanmaraş Derneği 10.Genel Kurulunu Yaptı

Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği 10. Olağan Genel Kurulu 23 Kasım 2014 Pazar günü gerçekleştirildi. Olağan Genel Kurul neticesinde Lisan ALKIŞ ikinci kez başkan seçildi. Yeni yönetim kurulu aşağıdaki gibidir. Göreve gelen arkadaşlara başarılar diliyoruz.  Kafkas Dernekleri Federasyonu   Başkan           : Lisan ALKIŞ Asil Üyeler      : İbrahim ÖZDEMİR, Nadir SANDIKÇI, Rahmi KUŞCU, Hikmet ARSLANHAN, Nail DOĞAN, Ahmet Kürşat CANBOLAT Yedek Üyeler : Canan ABACI, Selahittin ÖZCAN, Selçuk KUŞCU, Abdürrahim ATÇI, Filiz ATALAR, Cevher Şazen Cantürk, Behiye ÖREN Haberin Detayı aşağıdaki linktedir.; http://kmaraskafder.org.tr/tr/component/content/article/1-son-haberler/552-dernemz-yen-yoenetmn-sect.htmlp>  nanKaffed

Joe Biden Denge ve Denetleme Ağı ile Görüştü

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, 6. Atlantik Konseyi Enerji ve Ekonomi Zirvesi'nin kapanış oturumunun ardından Denge ve Denetleme Ağı Temsilcileri ile bir araya geldi. Grand Tarabya Oteli'nde gerçekleşen basına kapalı görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü. Toplantıdan sonra Denge ve Denetleme Ağı Temsilcileri adına Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) temsilcisi Av.Hasan Seymen basına görüşme ile ilgili bilgi verdi. Davetin Biden'dan geldiğini söyleyin Seymen, "Biden'e bugüne kadar ne söylediysek, ne söyleyeceksek aynısını söyledik. Güçlü bir denetleme sistemi sayesinde hukukun üstünlüğüne dayanan çoğulcu bir Türkiye'de bir arada yaşamak istiyoruz. Hedef ve ideallerimizi paylaştık. Değişiklik önerilerimizi anlattık." diye konuştu. Toplantıya Denge ve Denetleme Ağı üyeleri Marmara Grubu Vakfı adına Müjgan Suver; Başkent Kadın Platformu adına Berrin Sönmez; Kafkas Dernekleri Federasyonu adına Hasan Seymen; Kaos GL Derneği adına Murat Köylü; Türkiye Sakatlar Derneği adına Turan Hançerli; Türk Kadınlar Birliği adına Sevna Somuncuoğlu; DİTAM / Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi adına Mehmet Kaya; İstanbul Politikalar Merkezi adına Fuat Keyman; İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu adına Süleyman Basa; TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Adıyaman Şubesi adına Kevser Selda Tandoğan Demirel katıldı. ABD heyetinde ise Joe Biden (ABD Başkan Yardımcısı), Victoria Nuland (Müşteşar), Michael Carpenter (Başkan Yardımcısı Danışmanı), Colin Kahl (Başkan Yardımcısı Danışmanı), Charles F. Hunter (ABD Türkiye Başkonsolosu) ve John Bass (ABD Türkiye Büyükelçisi) yer aldı. Denge ve Denetleme Ağı toplumun farklı kesimlerini temsil eden, evrensel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınması için net bir güçler ayrılığı ile güçlü bir denge ve denetleme sisteminin gerekliliğini savunan 185 sivil toplum örgütünün oluşturduğu bir yapı. Kaffed Denge ve Denetleme Ağı'nın çalışmalarına aktif olarak katılıyor. Denge ve Denetleme Ağı'nın dört sözcüsünden biri Kaffed temsilcisi Av. Hasan Seymen. Toplantıdan sonra ABD heyetine, Kaffed'i tanıtan ve Kaffed'in çeşitli platformlarda takipçisi olduğu demokratik talepleri özetleyen bir metin de verildi. Metni okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. Federation of Caucasian Associations in Turkey (Kaffed)p> The Circassians are an indigenous people of the Caucasus region, where they have lived since time immemorial. They speak a unique language with a distinctive phonology, encompassing all sounds known to man. The Circassians have protected their country and freedom against the relentless onslaught of various aggressors throughout their history. Having never been conquered, they managed to preserve their ancient culture until the time of the Russian invasion, which began in the 18th century. They resisted fiercely, for more than a century, against the gigantic Tsarist Empire without an organized army and without any significant external support. Ultimately, however, this freedom-loving nation was deported en masse to foreign lands following the conquest of their homeland in the mid-19th century. The deportation of the Circassian people was among the largest exoduses of modern times. Almost 90 percent of the population was deported to the Ottoman lands and a third of them perished during the exodus from disease and starvation. Those who survived were dispersed to various regions and countries. As a result of this ethnic cleansing, most Circassians now live in Turkey. The number of Circassians in Turkey is estimated to be around 6-7 million. This estimate is based on the number of Circassians who migrated to the Ottoman Empire. About one million Circassians survived after the exodus to the Ottoman Empire, and the share of the Circassians in the Ottoman Muslim population in 1893 was estimated to be around 8-10 percent. If the proportion of Circassians remained the same in Anatolia, there would be about 6-7 million Circassians in Turkey (Turkey’s current population is about 72 million). This figure could be taken as the upper bound for the Circassian population. The Diaspora Circassians are currently organized around cultural associations and foundations to protect and develop their unique language and culture. There are about 80 active Circassian associations in Turkey. Most of these associations (56 of them) have joined together under the Federation of the Caucasian Associations (Kaffed). Kaffed member associations are all located in regions with significant Circassian populations. Kaffed is also the founding member of the World Circassian Association (WCA). The WCA is a member of the Unrepresented Peoples and Nations Association (UNPO). Kaffed is an active member of the Checks and Balances Network and supports the process of democratization and the rule of law in Turkey. In order to protect and promote their identity and culture for future generations, Circassians living in Turkey demand the following 8 principles are affirmed by all institutions of the Turkish Republic:p> 1. A new constitution: A civilian and contemporary constitution that protects fundamental human rights should be adopted. Legislation that restricts the rights of citizens to use their language and to exercise their religion and culture should be repealed. All international conventions that guarantee human rights, including linguistic and cultural rights, should be ratified and implemented unreservedly.p> 2. Identity and cultural rights: All restrictions imposed on the expression and recognition of the Circassian identity should be eliminated, and the Circassians, as a people and as a culture, should be recognized. The Circassians should be completely free to give their names to their children and to their settlements. Circassian villages should be given their original names. The State should fight against discrimination and all types of racism. All discriminatory material, whether on the grounds of language, religion, ethnicity or gender, as well as statements promoting hatred, should be removed from the textbooks used in schools.p> 3. Native language education: The State should not only allow its citizens to use their native languages, but should also support the use of their languages. The Circassian language should be taught as an elective course at all levels of education, including primary education. Higher education institutions should establish undergraduate and graduate programs to teach and study the Circassian language.p> 4. Broadcasting in the Circassian language: The State should establish public TV and radio channels to provide broadcasting in the Circassian language 24 hours a day. The State should financially support private TV and radio stations broadcasting in the Circassian language.p> 5. Supporting NGOs: Non-governmental organizations (NGOs) that help to protect and develop Circassian culture should be supported.p> 6. Recognition of the right of return: 21 May should be recognized as the day of the genocide and expulsion of the Circassian people. The Circassians' right of return to their homeland should be recognized. Turkey and the Russian Federation should sign an agreement to grant dual citizenship to Circassians living in Turkey, and to allow the transfer of pension and social security benefits of those who would like to return to their homeland.p> 7. Strengthening the links with the Northern Caucasian Republics: Turkey should strengthen its economic and cultural ties with the Northern Caucasian Republics, especially with the Adygea, Karacahi Cherkess and Kabardino Balkar republics, assist Circassians who return to and/or establish businesses and provide scholarships and financial assistance to students who attend the universities in these regions.p> 8. Recognition of the independence of Abkhazia and South Ossetia: Abkhazia and South Ossetia should be recognized as independent states. The isolation of Abkhazia and South Ossetia should be ended. Ferry links between Trabzon and Sukhum and flights between Istanbul and Sukhum should be introduced.p> nanKaffed

Kayseri’de Kafkas Kültür Gecesi

Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, 2014-2015 yılını ana dil yılı ilan ettiklerini belirtti. Aslankaya, Kayseri Kafkas Derneği'nce Maykop'ta yapımı devam eden Tıj İlkay Misafirhanesi'ne yardım için düzenlenen Kafkas Kültür Gecesi etkinliğine katıldı. Kadir Has Kültür ve Kongre Merkezi'ndeki gecenin açılışında konuşan Aslankaya, derneğin ana dille ilgili yürüttükleri çalışmaların onur ve gurur verici olduğunu ifade etti. "2014-2015 YILI ANA DİL YILIMIZ" Ana dilin muhafaza edilerek geleceğin inşa edilebileceğine dikkati çeken Aslankaya, şöyle konuştu: "Federasyonumuz 2014-2015 yılını ana dil yılı ilan etti. Yaşadığımız coğrafyada demokratikleşme süreci içinde farklı gelişmeler oluyor. Türkiye'de yaşayan halklara çeşitli haklar, hukuklar veriliyor. Bunların en yakın takipçisiyiz. Yeni yasalar çerçevesinde ortaokullarda Türkiye'deki etnik gruplara kendi ana dillerinde eğitim yapma hakkı tanındı. Türkiye'de geçen yıl sadece Kayseri'de iki sınıfımız vardı. Önümüze hedefler koyduk, en az 300 öğrenciyle sınıf açmayı planladık. 12 sınıfa ulaştık. Çocuklarını tüm mahalle baskılarına ve zorluklara rağmen ana dil duyarlılığıyla seçmeli ders olarak seçtiren velilere ve dernek yönetimine teşekkür ediyorum. Unutmak üzere olduğumuz tehlikedeki dilimizi korumak için elimizden geleni yapacağız." Kayseri Kafkas Derneği Başkanı Mutlu Akkaya ise ortaokullarda seçmeli ana dil sınıflarının oluşturulması ve hedeflenen sayıya ulaşılması için büyük gayret gösterdiklerini söyledi. Yoğun çalışmalar sonucu kentte 12 sınıf açılmasını başardıklarını anlatan Akkaya, "135 öğrencimiz ana dilini öğrenmenin sevincini yaşıyor. Ayrıca derneğimizde dil kursları başlattık. Ana dilimizin korunması için emek veren öğretmenlere ve velilere teşekkür ediyorum" diye konuştu. SURİYE'DEN GELEN ÇERKESLER Akkaya, Suriye'deki iç savaştan dolayı Kayseri'ye yerleşen soydaşlarının zor günler geçirdiğini, başta yakacak olmak üzere her türlü yardıma ihtiyaçları olduğunu, resmi yardım komiteleri aracılığıyla yardımların ulaştırılabileceğini dile getirdi. Konuşmaların ardından dernekteki tiyatro topluluğunca "Adige survivor" adlı gösteri sergilendi. Yöresel kıyafetler içindeki gençlerin Kafkas dansları büyük ilgi gördü. Gecede Şevval Sam, Adigece şarkılar seslendirdi. Sanatçı ayrıca Karadeniz türküleri de söyledi. Gecede, Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda Adigece eğitim verecek öğretmenlere plaket takdim edildi. Kaynak: Sabah gazetesi ve  Ensonhaber haber sitesip>nanKaffed

Kahramanmaraş Derneği 10.Genel Kurulu 23 Kasım’da Yapılacak

Derneğimizin 10. Olağan Genel Kurulu 23 Kasım 2014 Pazar günü saat 13.00'de gerçekleştirilecektir. Hali hazırda 644 üyenin kayıtlı olduğu Derneğimizde şimdiye kadar 3 ayrı aday seçime gireceğini açıklamıştır. Mevcut Başkanımız Lisan ALKIŞ (Yemuz) yönetim kurulunda yaptığı bazı değişikliklerle tekrar adaylığını açıklarken, Kamışcık köyünden Nadir YAMAÇ (Ponej) ve Temurağa köyünden Aydın AKGÜN (Gumbal) de Dernek yönetimine adaylıklarını açıklamışlardır. Ayrıntılar; http://www.kmaraskafder.org.tr/tr/component/content/article/1-son-haberler/551-dernemzn-10-olaan-genel-kurulu-23-kasimda-yapilacak.htmlp>nanKaffed

Anadil Eğitiminde Alfabe Tartışmalarına İlişkin Açıklama

Kafkas Dernekleri Federasyonu kurulduğu günden itibaren kültürümüzün temeli olan anadilin korunması ve yaşatılmasını ana faaliyet konularından biri olarak görmüş, derneklerimizde düzenlenen kurslardan, üniversitelerde bölüm açılmasına, orta eğitimde anadil derslerinden radyo-Tv yayınlarına kadar her alanda taleplerimizi dile getirmiş, anadilin kullanılması için aktif olarak çalışmış, bu konuda duyarlılığı geliştirmek üzere her yıl çeşitli etkinlikler düzenlemiştir. Bu çalışmaların başarılı olması ve bilimsel temellerde gerçekleşmesi için anayurt ve diasporadaki dilbilimciler, uzmanlar, anadil dersi eğitmenleri ve derneklerimiz ile sürekli istişare içerisinde olunmuş, düzenlenen çalıştay ve konferanslarda anadil eğitimi konusu tüm boyutlarıyla ile ele alınmıştır. Son yıllarda Türkiye'de anadil konusunda gerçekleşen olumlu gelişmeler bu sistemli ve sürekli çalışmaların sonucudur. Anadil çalışmaları kapsamında Federasyonumuz, ortaokullarda Adıgece ve Abazaca seçmeli ders okutulmasının gündeme geldiği ilk günden itibaren Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) nezdinde gerekli girişimlerde bulunarak, Adıge ve Abaza dillerinin Yaşayan Diller ve Lehçeler Programı çerçevesinde seçmeli ders kapsamına alınmasını sağlamıştır. Bu kapsamda Federasyonumuz tarafından hazırlanan Adıgece ve Abazaca seçmeli ders öğretim programı, Talim ve Terbiye Kurulunun 07.09.2012 tarih ve 153 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Bu öğretim programı temel alınarak Avrupa Diller Ortak Çerçeve Programı ölçütlerine göre modüler olarak hazırlanan ders kitapları Bakanlık tarafından kabul edilmiş ve Bakanlığın internet sitesinde e-kitap olarak yayınlanmıştır. Söz konusu kitaplar anavatanımızdaki resmi eğitim kurumlarında kullanılmakta olan ve günümüzde dilimizdeki sesleri en iyi karşılayan Kiril Alfabesi ile hazırlanmıştır. Başarılı bir şekilde devam eden ve yaygınlaşan bu program, Latin harflerine dayalı bir alfabenin MEB müfredatına dahil ettirilme çabaları nedeniyle sekteye uğrama tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yapılan ilk girişimin MEB tarafından reddedilmesine rağmen bazı kesimler mevcut müfredatın değiştirilerek Latin harflerine dayalı bir müfredat için ısrarla çalışmaktadır. Latin harflerine dayalı alfabenin herhangi bir şekilde MEB tarafından kabul edilmesi durumunda, Adıge ve Abaza dil eğitiminde alfabe karmaşası yaşanacağı ve diasporada Adıge ve Abaza dillerinin korunmasına ilişkin çalışmaların sekteye uğrayacağı açıktır. Kiril alfabesi Türkiye eğitim sisteminde sadece MEB Seçmeli Ders müfredatında kullanılmamaktadır. Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri anavatanımızdan gelen akademisyenlerin öğretmenliğinde Kiril alfabesiyle eğitim görmektedir. Erciyes Üniversitesi'nde Çerkes Dili bölümünün açılması için gerekli çalışmalar anavatanımızdan gelen bir akademisyen gözetiminde devam etmektedir. MEB Yaşam Boyu Öğrenim Genel Müdürlüğü nezdinde, Kiril alfabesi ile hazırlanmış ders kitaplarının modül programlara eklenmesi için gerekli girişimler Federasyonumuz tarafından yapılmıştır. Derneklerimizde devam eden anadil çalışmalarında Kiril alfabesi kullanılmaktadır. Kaffed olarak alfabe konusundaki görüşümüz; MEB Ortaokul Seçmeli Ders Müfredatında, üniversitelerdeki bölümlerde ve derneklerimizdeki dil kurslarında Kiril alfabesinin temel alınmaya devam edilmesidir. Ortaokul Seçmeli Ders ve Üniversite Çerkes Dili eğitimleri bu ülkedeki en önemli kazanımlarımızdandır; bu kazanımlar özenle korunmalı ve sistemin aksamasına neden olacak müdahalelerden kaçınılmalıdır. Çerkes Diasporasında Latin harfleri ile kendi alfabelerini oluşturan pek çok kişi ve kuruluş olduğu hepimizin malumudur. Bu alfabelerin bazılarında kullanılan harfler, Türkçedeki seslere karşılık gelecek şekilde seçilmiştir. Bu durum gelecek yıllarda dilimize özgü seslerin yerine, Türkçede o seslere yakın seslerin kullanılmasına ve anadillerimize özgü seslerin giderek deforme olarak kaybolmasına yol açacaktır. Dilimiz korumak istiyorsak öncelikle dilimizdeki seslere sahip çıkmamız gerekmektedir. Latin harfleri ile hazırlanmış alfabeler ile ilgili diğer bir sorun, bu alfabeleri geliştiren kişi ve kuruluşlar arasında Latin harflerinin nasıl kullanılacağı konusunda bir görüş birliği oluşmamıştır. Üzerinde genel bir uzlaşma sağlanmış ve dil bilimcilerin desteği ile hazırlanmış olsa bile Latin alfabesi, Kiril alfabesinin alternatifi değil tamamlayıcısı olabilecektir. Bu konu, Kaffed tarafından düzenlenen II. Uluslararası Adıge Dili Konferansı Sonuç Bildirisi'nde aşağıdaki şekilde ele alınmıştır: “…Anavatandakilerden çok diaspora Adıgelerinin alfabe ile ilgili zorluklar içinde oldukları aşikardır. Adıgece okumak–yazmak isteyip de Kirille hazırlanmış alfabeyi bilmeyenler için Kirille Adıge alfabesinin öğretilmesi çalışmalarının yanı sıra, Latin harflerin kullanıldığı bir transkripsiyon Adıge alfabesi de gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki, aslolan diaspora Adıgelerinin dil açısından kendini koruma görevidir. Bu da anavatandaki Adıgelerin kullandıkları alfabe ve yazı dilini diaspora Adıgelerinin de kullanması ile mümkün olacaktır...”.p> Dünyada kaybolmakta olan diller üzerine yapılan çalışmalar, söz konusu dilin kaynağı ve halihazırda dili kullananlar ile, o dilin öğretilmesi hedeflenen kişilerin veya kurumların ortak ve tutarlı politikalarla hareket etmesi gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Anavatan ile diaspora arasındaki ilişkileri destekleyici bir görevi olduğu için de Kiril alfabesi öğrenilmeli ve kullanılmalıdır. Anadillerimizin kaynağı ve geliştiricisi olan anavatanımızdaki alfabeden farklı alfabeler ile kaybolmakta olan dilimizin korunamayacağı ve geliştirilemeyeceği açıktır. Farklı alfabeler ile anavatan ile diaspora arasındaki en önemli bağımız olan dil birliğinin devam ettirilmesi mümkün olmayacaktır. Anavatanımızdan kopuk ve ayrı bir dil politikası izlemek diasporadaki gücümüzün bölünmesini doğuracak, dilimizin özgün özelliklerinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacımıza ulaşmamıza engel olacaktır.  Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak anadilimizin korunması ve yaşatılması konusunda duyarlı olan herkesi, yaşadığımız ülkede anadilin eğitiminde elde edilmiş kazanımların korunması ve geliştirilmesi konusunda ortak bir tutum almaya davet ediyoruz.nanKaffed

KAFFED YK Toplandı

Kafkas Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu 16 Kasım 2014 tarihinde Kaffed  Genel Merkezinde toplandı.   Yapılan toplantıda Kaffed YK birinci yıl faaliyetleri değerlendirildi. İkinci yılda öncelikli yapılması gereken çalışmalar ele alındı ve görevlendirmeler yapıldı. 13-14 Aralık 2014 tarihlerinde yapılacak olan "150. Yılda Çerkesler, Güncel ve Gelecek" konferansının hazırlıkları gözden geçirildi. 29 Kasım 2014 tarihinde yapılacak DÇB Yönetim Kurulu toplantısı değerlendirildi. Son zamanlarda çeşitli ortamlarda tartışılmakta olan anadilimizin eğitiminde kullanılacak alfabe konusunda Kaffed görüşlerini içeren bir açıklama yapılmasına karar verildi.nanKaffed

Çerkes Ethem’e Verilen ‘Vatan Haini’ Sıfatına Tepki

Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ghuche Ufuk Çevik, Çerkes Ethem ile ilgili ülke gündeminde yer alan ’vatan haini’ tartışmalarını değerlendirdi. Çevik, hain olmayan Çerkes Ethem’in iade-i itibarının sağlanmasını desteklediklerini, ancak toplumda yanlış değerlendirildiği için ’Ethem Bey’ isminin önüne ’Çerkes’ lakabınyla anılmasına karşı olduklarını söyledi. Çevik, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Çerkes Ethem’in ‘Vatan haini’ olmadığı ve itibarının iadesi için parlamentoda bir komisyon kurulacağını yönündeki açıklamalarını değerlendirdi. Çerkes Ethem’in ders kitaplarında öğretilenlerden farklı yanları olduğunu ve yıllarca ders kitaplarında tek yönlü olarak öğretildiğini, nasıl ‘Vatan haini’ ilan edildiğinin anlatılmadığından bahseden Ghuche Ufuk Çevik; “Çerkes Ethem ile ilgili bugüne kadar anlatılan birçok konu var. Ancak Ethem’in ‘Vatan haini’ ilan edilmesi, meclise yolladığı telgraf yüzündendir. Yolladığı telgrafın içeriğinin, milletvekillerine mecliste sadece maaşlarıyla ilgilendiği kendilerinin ise vatan savunması için çok çaba sarf ettiklerini ifade ettiği bilinmektedir. 21 Ocak 1921’de, Mili Ordu’ya tek bir kurşun sıkmadan ‘Vatan haini’ ilan edilmiştir Çerkes Ethem ‘Hain’ ilan edildikten sonra emrindeki orduyu, bu şartlar altında vatan savunmasında bulunamayacağını ifade ederek dağıtmış ve yakınında bulunan 8 kişi ile Yunanlılara sığınmıştır. Yunanistan’da hapiste yaşayan Çerkes Ethem, sağlık durumunun ağırlaşması sonucu Almanya’ya, tedavisinin ardından da 1864 yılında Rusya tarafından Kafkas sürgünü sonucu Osmanlı toprakları olan Ürdün’deki Çerkeslerin yanına yerleşmiş ve burada hayatının sonuna kadar yaşamıştır. Ancak burada yaşarken bile Şeyh Sait İsyanı’nda aktif olarak rol aldığı iddia edilmiştir. Dolayısıyla biz Çerkesler bu iddialara pek muktedir bakmıyoruz” şeklinde konuştu. “HAİN İLAN EDİLENE KADAR ‘ÇERKES’ LAKABI YOKTU” Çerkes Ethem’in meclis tarafından ‘Vatan haini’ ilan edilene kadar isminin Ethem Bey olarak anıldığını, kullanılan lakaptan dolayı Çerkeslerin rahatsız olduğunu belirten Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ghuche Ufuk Çevik; “Başbakan Yardımcımızın bir demeci sonrası tekrar gündeme geldi. Çerkes Ethem olayı, biz Çerkesleri tabiî ki ilgilendiriyor. Mecliste telgrafının okunmasının ardından ismi Ethem Bey iken, neden oylamadan hemen sonra “Çerkes Ethem” olarak anılmaya başlanıyor ve neden tarih kitaplarına Çerkes Ethem İsyanı olarak geçiyor? Çopur Musa neden Türk Çopur Musa diye anılmıyor ya da Çerkes Ethem yerine Emreköylü Ethem kullanılmıyor? Kurtuluş savaşı sonrasında 150’likler meselesi var. İstiklal Mahkemelerinde 150 kişi yargılandı ve bunların hepsi vatan haini olarak ilan edilerek asıldı. Kaçabilenler ülkeden kaçtı ve 1930 sonrası kaçanlar affedildi. Ethem bu affı kabul etmedi ve Ürdün’den Ankara’ya bir telgraf çekerek, ’ben bağımsız mahkemelerde yargılanmak şartıyla gelirim’ diyerek affı kabul etmedi ve isteği de kabul edilmedi. Bu bir iktidar kavgasıdır ve Ethem kaybeden tarafta olmuştur. Yeni bir devlet kurulmuştur ve dolayısıyla kazanan taraf, kaybeden tarafı hain olarak ilan etmiştir. Fakat bu hain olarak ilan edinin kişinin adının başına Çerkes lakabı gelmesi biz Çerkesleri rahatsız ediyor” ifadelerini kullandı. “SOKAKTAKİ İNSANLARIN KAFASINDAKİ ÇERKES ALGISI BENİ RAHATSIZ EDİYOR” Çerkes kelimesi kullanıldığında insanların kafalarında canlanan belli başlı kalıplar olduğunu vurgulayan Çevik, bu kalıpların eksik bilgilerden kaynaklandığını savundu. Kurtuluş Savaşı sırasında Çerkeslerin önemli roller aradığını vurgulayan Çevik, rahatsız olduğu konuları şöyle ifade etti: “Beni asıl rahatsız eden olay, hain olarak ilan edilmesinden ziyade sokakta yaşayan bir insanın kafasındaki Çerkes algısı beni rahatsız ediyor. Bugün televizyonda tartışma programlarına baktığımız zaman programın sunucusunun bir tarafında oturan kişiler bu ülkenin kurucusu olan biz Türkler diye başlıyor, diğer tarafındaki kişiler ise bu ülkenin kurucusu olan biz Kürtler diye söze başlıyor. Bu ülkenin kurucu unsurları Kürtler ve Türkler midir? Bu Cumhuriyeti Türk, Kürt, Laz, Çerkes olarak hep beraber kurduk. Ve iddia ediyorum ki Çerkesler olmasaydı, Kurtuluş Savaşı başlayamazdı. Kurtuluş Savaşı ve Çerkes kelimeleri bir arada kullanıldığında akıllara anında Çerkes Ethem geliyor. Ama şu da bir gerçektir ki, Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a inmesinden itibaren Erzurum, Sivas ve Amasya Kongreleri’ni yapıp, bir başka deyişle Atatürk Ankara’ya gelene kadar onun yakın korumalığını yapan Çerkes süvarileridir. Bunları kimse neden görmüyor, neden dile getirilmiyor? Beni asıl rahatsız eden bu.” “CUMHURİYETİMİZİN OLMAZSA OLMAZ BORCUDUR” Çerkes Ethem’in hainliğinin kaldırılması yanı sıra esas önemli olan konunun Türkiye’deki diğer etnik unsurlara verilen haklardan faydalanılamaması olduğundan söz eden Ghuche Ufuk Çevik; “Çerkes Ethem’in iade-i itibarının sağlanması tabii ki doğrudur, olması gereken de budur. Ancak biz Çerkeslerin asıl talepleri yıllardan beri dillendirdiğimiz farklı konulardır. Biz anadilimizde yayın yapan bir televizyon kanalı talep ettik. Kürtçe yayın yapan TRT6 gibi Çerkesce yayın yapan bir kanal talebimiz var. Anadil eğitimi konusunda bir adım atıldı ancak daha da genişletilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve taleplerimizi iletiyoruz. Rusya’nın nezdinde çifte vatandaşlık verilmesinde Cumhuriyetimizin bize ön ayak olmasını istiyoruz. Biz Çerkesler iki tane anavatan kabul ediyoruz, Türkiye Cumhuriyeti ve sürgün geldiğimiz Kuzey Kafkasya toprakları. Anayasal vatandaşlığın demokratik olarak tanımlanmasını istiyoruz. Bunlar sağlandığı zaman gerçekleşecek itibarın iadesi. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar, hain sıfatıyla ders kitaplarında anılan bir halkın çocukları olan bizlere Cumhuriyetimizin olmazsa olmaz borcudur” şeklinde konuştu. [Kaynak: İhlas Haber Ajansı]p>nanKaffed]

Kaffed Abhazya’yı Ziyaret Etti

Abhazya Cumhurbaşkanı Raul Hacımba'nın daveti üzerine Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) ve Abhaz Dernekleri Federasyonu (Abhazfed) yetkilileri 14 Kasım Cuma günü Abhazya'da resmi görüşmelerde bulundu. Görüşmelere Kaffed adına Genel Başkan Yaşar Aslankaya ve Genel Başkan Yardımcısı Erol Taymaz, Abhazfed adına Genel Başkan Cengiz Koç ve Kültürel ve Sosyal Faaliyetler Sekreteri Atanur Aksoy katıldı. Abhazya Cumhurbaşkanlığı'nda yapılan toplantıya Abhazya'nın Türkiye Temsilcisi İnar Gitsba, Abhazya Geri Dönüş Komitesi Başkanı Hrıps Copua, eski başkan Givi Dopua, DAAK Başkan Yardımcısı Gennadi Alamia ile Dışişleri Bakanlığı ve Geri Dönüş Komitesi yetkilileri de katıldı. Abhazya Cumhurbaşkanı Hacımba, Abhazya'nın pek çok sorunu olduğunu, bu sorunların çözülmeye başlandığını, ne kadar büyük olursa olsun tüm sorunların çözümlenebileceğini, fakat bunun için tek bir yumruk olunması gerektiğini, bu kapsamda Türkiye'de de birlikteliğin sağlanmasının önemli olduğunu, Kaffed ve Abhazfed'in hedeflerinin bir olduğunu, Abhazya'yı Abhazya yapmak için Ardzinba'nın belirttiği gibi hep birlikte çalışılması gerektiğini söyledi. Hacımba, savaştan önce Kafkas halklarının gösterdiği dayanışma olmasaydı bugün Abhazya'nın olamayacağını, sadece tehlike zamanlarında değil, tehlike olmadığı zamanlarda da birlik olunmasının önemini vurguladı ve Gürcistan'ın bizi birbirimizden ayırmak için yürüttüğü faaliyetlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Kaffed temsilcileri, Kaffed'in diasporada birliğin sağlanması amacıyla kurulduğunu ve her zaman bu doğrultuda çalıştığını, Abaza ve Adıge halklarının Türkiye'de iç içe yaşadıklarını, Kaffed'in Abaza ve Adıgelerin yaşadığı tüm bölgelerde örgütlü olduğunu, diasporanın Abhazya'nın en zor dönemlerinde birlik olduğunu ve bundan sonra da birlik olacağını dile getirdiler. Abhazfed yetkilileri, Abhazfed'in Abhaz dili ve  kültürünü korumak amacıyla kurulduğunu, Kaffed ile çözülemeyecek herhangi bir problemleri olmadığını belirtiler. Cumhurbaşkanlığında yapılan toplantılardan sonra, Cumhurbaşkanı Hacımba ile birlikte Sohum'un güneyinde Abhazya'ya dönenler için yapılan konutlar gezildi. Bu geziler sırasında, yapılan inşaatlar denetlendi, çalışmalar konusunda yetkililer kapsamlı açıklamalarda bulundu. Bu ziyaretlerden sonra Abhazya Dışişleri Bakanlığı'nda Dışişleri Bakanı Slava Chirikba ve Bakan Yardımcısı Kan Tania ile toplantı yapıldı. Dışişleri bakanı Chirikba, Cumhurbaşkanı Hacımba'nın Moskova'ya olan ziyaretinden sonra ilk resmi ziyaretinde Nalçik'e gittiğini, bunun Abhaz ve Adıge halkları arasındaki birlikteliğe verilen önemi gösterdiğini, Kuzey Kafkasya ve Türkiye'de bir ortak çalışma alanının oluşturulmasını istediklerini, Abhaz ve Adıge halklarının birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığını, diasporadaki kuruluşların ortak amaçlar doğrultusunda birlikte çalışmasının önemli olduğunu vurguladı. Kaffed ve Abhazfed yetkilileri de Abhazya dışişleri bakanlığının genç ve dinamik bir kadroya sahip olduğunu ve etkili çalışmalar gerçekleştirdiğini, Abhazya'nın bağımsızlığının tanınması ve izolasyonun kalkması doğrultusunda diasporanın çalıştığını, bu hedefleri gerçekleştirmek için birlikteliğin önemi olduğunu belirttiler.  nanKaffed