Oset Folk Grubu K’ona ve Hava Karadaş ile Kafkas Ezgileri ve Dansları

Oset müzik grubu K'ona ve Hava Karadaş "Kafkas Ezgileri" ile 12 Ocak Cumartesi saat 20.00 de Garajistanbul'da. Bilet fiyatı; 25 TL. Bilet temini için; Garajistanbul (Galatasaray), Fıccın Restaurant ve www.biletix.comp>nanKaffed

Suriye Çerkesleri İçin Dayanışma Zamanı

Sakarya Kafkas Kültür Derneği ile Apsuvara Grubunun  ortak organizasyonu "Suriye Çerkesleri İçin Dayanışma Zamanı" 12 Ocak Cumartesi Saat: 20.00'de Afa Kültür Merkezi'nde. Bilgi ve rezervasyon: Ali Eynipa: 536 637 03 55 Can Agumba: 0532 274 94 88  nanKaffed

Maze Müzik Grubu Kayseri’de Konser Verecek

Başarı ile icra ettikleri Çerkes otantik müzikleri ile gönülleri fetheden Maze Müzik grubu 12.01.2013 tarihinde Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Tiyatro Salonunda konser düzenliyor. Çerkes halk şarkılarından kesitlerin sunulacağı konser için sosyal paylaşım sitesinde açılan etkinlik sayfasını ekteki adresten ziyaret edebilirsiniz. https://www.facebook.com/events/111508012352310/?fref=ts p>     Tarih : 12.01.2013 Saat : 19.30 Yer  : Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Tiyatro Salonu      nanKaffed

21 Mayıs Etkinliği Russian Life Dergisinde Kapak Oldu

  7: Blacklist Warsspan> maria antonovaspan>  In response to the US Congress' passage of the Magnitsky Act, Russian legislators are planning a bit of list making of their own. Note Bookp> 11: Departuresspan> maria antonovaspan>  Obituaries for Ilya Oleynikov, Teodor Gladkov, Boris Strugatsky and Fyodor Khitruk News p> 16: Kremlincarespan> maria antonovaspan>  Rumors flew this fall when President Putin stopped taking trips abroad. Just a bout of anxious Kremlinology, or is there something to it? Healthp> 19: The News that Peter Saw Fit to Printspan> tamara eidelmanspan>  In 1703 Peter the Great founded the first Russian newspaper. This is what it looked like and what it covered. History  :: Translation by Nora Favorovspan>p> 20: Kozma Prutkovspan> tamara eidelmanspan>  On January 13, 1863, the "eminent poet" Kozma Petrovich Prutkov passed away. Except he never really was alive. Russian Calendar :: Translation by Nora Favorovspan>p> 22: An Evening to Rememberspan> tamara eidelmanspan>  They could not have known it at the time, but they were on the edge of the abyss. Revolution, war, and again war and revolution were just around the corner. But in February 1903, a grand ball was held to commemorate the 290th anniversary of the Romanov dynasty. Tsarism :: Translation by Nora Favorovspan>p> 23: Anna Akhmatova - 1913span> tamara eidelmanspan>  Extract from Anna Akhmatova's "Poem Without a Hero", in which she eulogized the year 1913. Literature :: Translation by Nora Favorovspan>p> 24: Walking the Streets of Moscowspan> tamara eidelmanspan>  In 1963, a remarkable, bright, beloved film was released, launching the careers of Nikita Mikhalkov and Georgy Danilya: Walking the Streets of Moscow. Film & Television :: Translation by Nora Favorovspan>p> 26: Goats, Ribs and Suitcasesspan> mikhail ivanovspan>  The head of the CIA and the Russian Defense Minister both fell from grace within weeks of one another, and both because of infidelity scandals. Sounds like a good pretext for a column... Survival Russianp> 27: Circassian Folk Talesspan> susanna nazarovaspan> and evgeny dengubspan>  In this issue's installment of Uchites, we look at two folk tales of Circassian origin (in connection with our lead story on this ethnic group). Uchitesp> 28: The Long Road Homespan> maria antonovaspan>  One hundred and fifty years ago, Tsarist Russia expelled some 400,000 Circassians from their homeland in the Caucasus. Now some of them – caught in the middle of the Syrian Civil War – want to return.  Caucasusp> 36: On the Iron Roadsspan> nicky gardnerspan>  For the past 175 years, railways have bound together the sprawling Russian state, enabling industrialization, social mobility and contact with the outside world. Yet they have also been an important cultural and literary touchpoint. Railroadsp> 46: Crowning Displayspan> linda predovskyspan>  This year marks the 400th anniversary of the beginning of the Romanov dynasty in Russia. A Washington museum is using the anniversary to show off some of its unique holdings, including several amazing coronation albums. Tsarismp> 52: Stanislavsky at 150span> donald deweyspan>  Actor and director Konstantin Stanislavsky, born a century and a half ago this month, probably had more impact on twentieth century theater, movies and acting than any single individual.  Theatrep> 60: Lucky Cookiesspan> nikolai gernetspan>  Kozuli: these fragrant, decorative cookies have their origin in the Russian North, in Arkhangelsk, to be more specific. And they are perfect for a holiday celebration. Cuisine :: Translation by Paul E. Richardsonspan>p> 62: Three Histories and Some Magic Talesspan> paul e. richardsonspan>  Reviews of three works of history and one collection of fiction. Under Reviewp> 64: Galina Vishnevskayaspan> ilya ovchinnikovspan>  A look back at the life and contribution of opera singer, actress and dissident Galina Vishnevskaya, who passed away in December. Post Script :: Translation by Paul E. Richardsonspan>p>   http://www.russianlife.com/russianlife/magazine/p>  nanKaffed

Sürgün Kapısında Küçük Bir Kalp

  Gaziantep İMKB Anadolu Lisesi öğrencisi Ayşe Şeyda Gökçek'in, Liseler arası kompozisyon yarışmasında "Sürgün Kapısında Küçük Bir Kalp" başlıklı birincilik ödülü aldığı kompozisyonunu ekteki gibidir. Ayşe Şeyda Gökçek'in başarılarının devamını diliyoruz. em>Nart Dergisistrong>p> Ayrılıyorum… O doyamadığım memleket kokusunu içimde sakladığım hatıralara katarak uzaklaşıyorum. Bu küçük yaşta neden ayrıldığımı bilmiyorum ama büyüdükçe anlam katıyorum. Anlam kattıkça gözümde canlanıyor ve bir kez daha ağlıyorum. Hıçkırıklarım duyulmasa da bir sürgün içinde hıçkırıklarımı da sürüklüyorum. Minicik kalbim annemin gözlerinden akan yaşlarla alevleniyor. Anlamsızca bakıyorum belki geride bıraktığım o topraklara, büyük bir acıyla kasıp kavuruyor belki o sürgün sahneleri içimi… Ama yine de yalnızlığımızı ve suskunluğumuzun haykırışlarını da peşimize takıp gidiyoruz. Aslında bu bir sürgün olarak değil, bir soykırım olarak kazınıyordu kalbimizin derinliklerine… 1864 yılındaki katliam, salgın hastalık mı yoksa bu bahaneyle öldürülmek istenen masum insanlar mıydı? Bilmiyordum bunları, anlamlandıramıyordum. Sadece yola çıktığımız gemiden üçer beşer düşen insanlara bakarak, göz yummalarımızı da susturup, hıçkırıklarımızla dertleşiyorduk. Bilmesem de gördüğüm şey herkesin gözlerinde haykıran o suskunluk ve çaresizliğin yalvarışlarıydı… Küçük kırmızı benekli olan insanlar *(sürgün yıllarında salgın hastalık nedeniyle kızamık, suçiçeği, tifo gibi hastalıklara yakalanan insanlar nasılsa ölecekleri düşünüldüğü için gemilerden suya atılıyordu.) balık olmalıymışçasına birer birer denize atılıyordu. Öksürmeye korkuyor, hasta olmamak için kalbimin atmak zorunda olması gibi çabalıyordum. Acaba ben de balık olmalı mıydım? Balık olunca Kafkasya'ya kavuşup, insanların gözlerinde gördüğüm çaresizliği ona anlatabilecek miydim? Bunu da bilmiyordum. Artık bilmemekte canımı çok acıtıyordu. Canımın yandığı belli olmasın diye bir kez daha düğümlüyordum hıçkırıklarımı boğazımda. O kadar sıkı düğümlüyordum ki sanki bir daha çözülmemeliymiş gibi… Bir nedeni olmalıydı ya da çözemediğim hıçkırıklarım gibi aklımda soru kalmadan bana birileri açıklamalıydı neler olduğunu… Dönüp bakamıyorum arkama. Ne kadar uzaklaştığımı bilmiyorum. Bilmemeliyim! Çünkü kalbimin derinliğinde, bana en yakın bir yerde bir uzak var en dipte. Ruhuma yakın olduğu kadar uzaktı gözlerime… Gözlerime yakın olsa da artık uzaktı bedenime. Uzandıkça bedenim sürgünün derinliğine, yakın değil artık en yakınımda dediğim ülke. Arkadaşlarımdan ayrı kalma derdim yok. Çünkü onlar kırmızı benekli* balık olarak yaşayacaklar bu dipsiz denizlerde. Bu geminin beni uzaklaştırdığı kadar çok yaklaşıyorum ayrıldığım memleketime. Bu bir göç hikâyesi gibi olsa da içler acısı, göz dolduran bir sürgün olarak yaşıyor kalbimizde… NART Dergisi 79. Sayı+''+nan+''+Nart Dergisi

Tarihte Bugün: 08.01.1961Dünya Şampiyonu (Güreş) Yaşar Doğu Öldü

  1913 Yılında Samsun’un Kavak İlçesine bağlı Karlı köyünde dünyaya geldi. Ghucke ailesindendir. 1936 yılında Ankara’ da askerliğini yaparken minder güreşine başladı. İlk antrenörü Faik Dura, 1939 yılı Oslo NORVEÇ de Greko-Romen stil 66 Kg da Avrupa 2.p> 1940 yılı İstanbul da Greko-Romen stil 66 Kg da Balkan 1.p> 1946 yılı Stockholm İSVEÇ de Serbest stil 67 Kg da Avrupa 1.p> 1947 yılı Prag ÇEKOSLAVAKYA da Greko-Romen stil 73 Kg da Avrupa 1.p> 1948 yılı Londra Olimpiyatlarında Serbest sitil 73 Kg da 1.p> 1949 yılı İstanbul TÜRKİYE de Serbest stil 79 Kg da Avrupa 1.p> 1951 yılı Helsinki FİNLADİYA da Serbest stil 87 Kg da Dünya 1.p> Her iki güreş stilinde 6 altın, 1 gümüş olmak üzere 7 madalya kazandı. Ay-Yıldızlı forma ile 47 güreş yaptı. Bu güreşlerin 33’ünü tuşla, 11’ini ittifakla, 1’ini ekseriyetle, 1’ini abandone ile kazandı. 1955 yılında İstanbul Spor ve Sergi Sarayın’ da yaptığı jübile ile güreşi bıraktı. Milli Takımda antrenörlük yaptı. Milli Takım antrenörü olarak 15 Aralık 1955’te İSVEÇ’te bulunurken ağır bir kalp krizi geçirdi. Yurda döndükten sonra genç güreşçileri yetiştirmek için çalışmaya devam etti. 8 Ocak 1961 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Türkiye’de Sembol Sporcu olarak anılmaktadır.nanKaffed

MAZLUMDER Çerkeslerin Anavatanına Dönme İsteğine Destek Verdi

MAZLUMDER, KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU’nun Türkiye genelinde birçok Çerkes örgütlerinin katılımıyla, Rusya Federasyonu Büyük Elçiliği’nin önünde düzenledikleri eyleme, Çerkesleri desteklemek amacıyla katıldı.p> 05 Ocak 2013 tarihinde, Suriye’de yaşadıkları mağduriyetlerinden dolayı anavatanlarına dönme talebiyle düzenledikleri eyleme, Türkiye’nin birçok ilinden Çerkes Derneklerinin katıldığı gözlemlendi.  Katılımın yoğun olduğu eylemde, savaş karşıtlığı içeren sloganların yanı sıra, “Çerkesya, Çerkeslere açılsın” sloganı atıldı. MAZLUMDER Basın Bürosup>  nanKaffed

MAZLUMDER Çerkeslerin Anavatanına Dönme İsteğine Destek Verdi

MAZLUMDER, KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU’nun Türkiye genelinde birçok Çerkes örgütlerinin katılımıyla, Rusya Federasyonu Büyük Elçiliği’nin önünde düzenledikleri eyleme, Çerkesleri desteklemek amacıyla katıldı.p> 05 Ocak 2013 tarihinde, Suriye’de yaşadıkları mağduriyetlerinden dolayı anavatanlarına dönme talebiyle düzenledikleri eyleme, Türkiye’nin birçok ilinden Çerkes Derneklerinin katıldığı gözlemlendi.  Katılımın yoğun olduğu eylemde, savaş karşıtlığı içeren sloganların yanı sıra, “Çerkesya, Çerkeslere açılsın” sloganı atıldı. MAZLUMDER Basın Bürosup>  nanKaffed

Abzeh ve Besleney Adları Nereden Geliyor

  Çerkeslerin alt gruplarını oluşturan toplulukların adları toplumsal hafızada Türkiye'de Kafkasya'dan daha fazla yerini korumuş. Kimliğini iyi kötü koruyan her Çerkes hangi alt gruba (kimine göre 'boya' veya 'kabileye') ait olduğunu biliyor. Bu durum 'ilerici' bazı aydınlarımız tarafından uluslaşamamanın ve geriliğin göstergesi sayılsa da, anlamsız çekişmelere temel olmadıkça köklere ait bir bilgi olarak korunması bence yararlı bile sayılabilir. Abzeh, Besleney, Bjeduğ, Çemguy, Hatukoy, Kabardey, Şapsığ ve Ubıh bugün hala bilinen ve mensuplarına rastlayabileceğiniz gruplar. Jane, Mahoş, Mamheğ, Natuhay vd. daha küçük gruplar ise çeşitli nedenlerle komşu gruplara karıştılar ve 'sülale' olarak onlar arasında yaşıyorlar. Genellikle isimlerini Kafkasya'da yaşadıkları coğrafi bölgeden ve bazen de bağlı oldukları soyludan alan bu toplulukların isimlerinin nereden geldiği uzun bir araştırma konusu olabilir. Devamını getirmek üzere bu yazıda sadece ikisini konu alalım. Türkiye'de Çerkeslerin en büyük nüfuslu topluluklarından biri Abzehler. Adları bazen 'Abzah' olarak da söyleniyor. Kabardeylerin onlara verdiği 'Abazeh' adı Rusça literatüre küçük bir farkla 'Abadzeh' olarak yerleşmiş. Kafkas sıradağlarının kuzey eğiminde Pşış, Pşeha, Laba ve Psekups nehirlerinin vadilerinde yaşayan Abzehlerin bölgesi, Şapsığlarla ve Ubıhlarla sınırı oluşturan sıradağlar boyunca Abazaların (Abazinlerin) topraklarına kadar uzanıyordu. Abzeh adı da işte Abazalarla bu komşuluklarından kaynaklanıyor: Abaza + h ('aşağı(da)' anlamı veren yer (lokativ) takısı). Dağlarda yaşayan Abazalara göre daha aşağıda olmaları nedeniyle diğer Çerkes toplulukları tarafından bu şekilde adlandırıldıkları bütün araştırmacılar tarafından kabul ediliyor. Besleneyler Türkiye'den farklı olarak Kafkasya'da ve literatürde Kabardeylerin bir kolu, dilleri de Kabardeycenin bir ağzı olarak kabul ediliyor. 'Besleney'in Kabardey pşılarının (prenslerinin) soy atası sayılan İnal'ın torunlarından Beslen'in (veya Beslan) adından geldiği görüşü genel kabul görüyor; Beslen (Beslan) + ey. Yerleşim adlarında da görülen -ey takısı aitlik, sahiplik bildiriyor. Daha çok Amasya, Çorum, Tokat, Sivas, Yozgat bölgelerinde kullanılan 'Besney' de muhtemelen Besleney'in değişime uğramış hali. Kişi adı olarak Bislan, Berslan gibi biçimlerde de kullanılan 'Beslan'ın kökeninin Kıpçak Türkçesi olduğunu da belirtelim [(bey (biy)+ aslan (arslan)]. Kaynak: Kokov, C.N., İz adıgskoy (çerkesskoy) onomastiki, Nalçik, 1983, s. 270, 275. © Nart dergisi 81. sayıp>+''+nan+''+Murat Papşu)]

KAFFED Tek Başına mı Yürüyor?

MERZİFON KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ son Genel Kurulunda 14 e kaşı 11 oy ile KAFFED den ayrılma kararı aldı. YENİ YÖNETİM KURULU’NUN ayrılma kararı ile ilgili olarak kamuoyuna sundukları gerekçe ciddi ithamlar içeriyor. Öncelikle 11’e karşı 14 oyla alınan bir karar ile ilgili olarak, yönetim makamına gelenlerin, açıklama yaparken kendileri ile aynı fikirde olmayan 11 üyelerinin görüşlerini de yansıtmaları gerekirdi diye düşünüyorum. Açıklama sanki Merzifon Derneği’nin tüm üyelerinin fikrini yansıtıyor havasında hazırlanmış. Bu açıdan yeni yönetimin demokrasi anlayışının değişik olduğu anlaşılıyor. Oldukça düşündürücü. Ne diyor yeni yönetim ayrılma gerekçesi olarak 1- “KAFFED Çerkes toplumunun genelini ilgilendiren; 21 Mayıs Etkinlikleri, Anadilde Eğitim, Suriye’li Soydaşlarımıza Yardım ve Soçi Olimpiyatları gibi konularda kendi teşkilat yapısı dışında kalan hiçbir kurum, kuruluş, grup, form ve oluşumlarımızla birlikte ortak bir irade ortaya koyarak hareket etmemiş ve bu konuda hiçbir girişimde de bulunmamıştır.” Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki ; KAFFED 61 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu çatı örgüt. Tüm kararlarını bu örgütlerin başkanları ile yapılan Başkanlar Kurulu ve sonrasında tüm bölgelerden katılım ile oluşan Yönetim Kurulu kararları ile alıyor. Bunun dışında KAFFED tarafından son 2 yıl içinde en az 4 Ortak akıl toplantısı yapıldı, bu toplantılara KAFFED dışındaki informal gruplar, Çerkesler dışındaki sivil toplum örgütleri davet edildi. Toplantı sonuçları KAFFED’in internet sayfasından yayınlandı. Son yılarda yapılan KAFFED genel kurulları 2 gün olarak organize edildi. İlk gün sınırsız şekilde herkese açık ve herkese söz hakkı tanınan toplantılar yapıldı. Bu toplantılara KAFFED muhalifi gruplar da katıldı ve kendilerini rahatlıkla ifade edebildiler. Yeni anayasa ile ilgili bölge halk toplantıları yapıldı, talepler ile ilgili toplumumuzdan görüşler alındı ve bu görüşler derlenerek TBMM’ye sunuldu ve halen 80 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu bir ağa dahil olarak çalışılmaya devam ediliyor. 21 Mayıs ile ilgili etkinlikler konusunda her dönem yaşanan tartışmalar yine yaşandı, İstanbul’da tüm grupların katıldığı toplantılar yapıldı, mutabık kalınamayınca KAFFED tüm gruplara açık olarak kendi organizasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Soçi Olimpiyatları ile ilgili tüm bağlı derneklerinden görüş topladı ve bu görüş talep yazısı Merzifon derneğine de gönderildi. Anadilde eğitim konusunda ilk talep resmi olarak KAFFED tarafından yapıldı. Bu konuda uzmanlardan oluşan bir kurul müfredat ve materyal çalışmasını tamamladı. Bölgelerde olağanüstü çaba gösterilerek azda olsa sınıf açılması sağlandı. Bu sınıflarda halen KAFFED’in hazırladığı ve Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan müfredat okutuluyor. Bunun yanı sıra tümüyle KAFFED’in çabaları ile 2 üniversitede Adıgabze bölüm açıldı ve 2 Üniversitede de bölüm açılmak üzere. KAFFED anadil çalışmalarının ANAVATAN’dan kopuk yapılamayacağına inanıyor. Dilin kaynağı olan ANAVATANda kullanılan alfabeden farklı bir alfabe ile yol almanın mümkün olmadığı ortada ve KAFFED çalışmalarını bu gerçeğin ışığında devam ettiriyor. Anavatanda Kiril alfabesi kullanıldığı sürece diasporada da Kiril alfabesinin kullanılması kaçınılmaz. Bunu söylerken KAFFED’in bağnazca KİRİL alfabesini savunduğunu anlamamak gerekir. KAFFED sadece Anadilin yaşatılması ile ilgili hayati önem taşıyan Alfabe konusunun ANAVATAN ile ayrışarak çözülecek bir konu olmadığını, bu konudaki tüm kararların ANAVATAN ile müşterek şekilde alınması gerektiğini savunuyor. KAFFED bunun yanı sıra Anadilin öğretilmesi noktasında iyi niyetle çaba sarfeden tüm kurum ve kişilerinde yanında ve destekçisi. Suriyeli soydaşlarımıza yardım konusunda en geniş kapsamlı ve katılımlı kampanya KAFFED tarafından düzenlendi. Bu kampanya ya iyi niyetli ve reklam peşinde olmayan tüm KAFFED dışı gruplarda katkı koydu ve koymaya da devam ediyor. KAFFED tüm bu faaliyetlerinde herkesin, her kesimin desteğini ve katılımını talep etti. Yapılan tüm icraatlar ve alınan tüm kararlar en şeffaf şekilde toplumla paylaşıldı. Şimdi bu gerçekler karşısında, Merzifon derneği yönetim kurulunca yapılan açıklamada kullanılan (yukarıya aktardığım) ifadeler hangi izan ve vicdan ile kullanılır anlamam mümkün değil. Anladığım tek şey ve bence tek gerçek görevlendirilmiş piyonların beyhude çabaları. 2- “KAFFED bütün sivil toplum örgütlerimize diyalog kapılarını kapatmış, kendilerinin organize etmediği hiçbir faaliyete ve fikre sıcak bakmamıştır. KAFFED Çerkes Dünya’sındaki bu çekişme ve kavganın içinde bizzat taraf olarak durmuş ve yangına körükle gitmeyi tercih etmiştir. Maalesef bugün KAFFED ve DİĞERLERİ şeklinde bölünmüş, paramparça olmuş bir toplum haline geldik. Taşrada faaliyet gösteren biz Çerkesler bu çekişme ve kavgadan gerek kurum ve gerekse kişisel bazda çok zararlar görüyoruz. Diğer kurumlara mensup çok yakın arkadaşlarımız ve dostlarımızla dahi fikir üretemez, birlikte bir şeyler yapamaz ve paylaşamaz hale geldik. İster istemez kendimizi taraf olarak hissetmek zorunda kaldık ve kendi öz insanlarımızdan uzaklaşır olduk. Merzifon Derneği yönetim kurulu olarak KAFFED’in toplumumuzu bir kargaşa ortamına sürükleyen bu politikası içersinde yer almak istemediğimizden ve kurum içerisinde kalarak bu olumsuz gidişatın değiştirilmesi yönünde bir irade ortaya koymanın da KAFFED’in gerek ilkeleri ve gerekse söylemleri ışığında mümkün olmadığına inandığımızdan ayrılma kararı aldık.” Birazcık iyi niyet ve Çerkeslik ile ilgili birazcık kaygı taşıyan herkes, gücün birliktelikten doğacağını bilir. Eleştiri yaparken önce gerçekleri araştırır ve doğruya ulaşmak için eleştiri yapar. Yukarıda söylediğim gibi 61 ayrı şehir veya ilçede 61 ayrı dernek, 61 ayrı yönetim kurulu, 61 ayrı genel kurul, tartışarak, istişare ederek karar alıyor, fikir ve ülkü birliği içinde hareket ediyor. Bu kurumların çatı örgütü olan KAFFED attığı her adıma kendisine bağlı dernekler ile beraber karar veriyor. Merzifon Derneği’nin genel kurulundan daha 1 ay önde KAFFED Samsun’da Merzifon Derneği yöneticilerinin de katıldığı bölge dernek başkanları ile yönetim kurulu toplantısı yapıyor. Merzifon derneğinin genel kurulundan 3-4 ay önce KAFFED Yönetimi Merzifon Derneğini ziyaret edip sıkıntılarını ve taleplerini soruyor ve paylaşıyor. Yine Samsun’da geniş katılımlı bir bölge toplantısı yapıyor. Buna da Merzifon dernek başkan ve yöneticileri katılıyor. Ve tüm bu faaliyetler Federasyon sayfasından ve sosyal medyadan hatta Merzifon yerel yazılı basınından duyuruluyor. Haber yapılıyor. Sonra birileri çıkıyor. Bir genel kurulda 11’e karşı 14 oyla Merzifon derneğini KAFFED’den koparıyor ve ayrılma gerekçesi olarak da tümüyle gerçek dışı iddialar ortaya koyuyor. Vicdanı ve İzanı olan herkes Merzifon Derneği yeni yönetiminin ayrılma gerekçesi olarak ortaya koyduğu söylemin aslında KAFFED’in değil bizzat kendilerinin davranış tarzını anlattığını görür. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” demişler. 5 Ocak 2013 saat 15.00’de yapılan Suriye Çerkesleri’ne destek eylemine birçok konuda KAFFED’e muhalif olan Çerkesya Yurtseverleri grubundan arkadaşlarımız da destek verdiler. Bu eyleme KAFFED’e bağlı bütün dernekler katıldı. KAFFED’e bağlı olmayan ÖDEMİŞ Derneği katıldı. MERZİFON’un etrafında bulunan Samsun, Hamamözü, Çorum, Turhal, Tokat dernekleri katıldı. Neredeydi MERZİFON’un duyarlı yönetimi? Bu tavır kim ne derse desin iyi niyetli olarak nitelenemez ve bu işi yapanlar bana göre Çerkes halkının birlikteliğini istemeyen güçlerin piyonlarıdır. KAFFED; ilkeleri doğrultusunda yılmadan, yorulmadan, toplumundan aldığı güç ile ve iyi niyetli her Çekes ile birlikte yolunda yürümeye devam edecek... Merdi Kıptilerde her devirde olduğu gibi bu günde şecaat arz ederken sirkatlerini söylemeye devam edecek. Hasan SEYMEN