KAFFED Afet ve Acil Durum Başkanlığı (AFAD) ile Görüştü

  Suriye'den gelen ve KAFFED Kriz Masası organizasyonumuz dahilinde yerleştirilen ve bundan sonra gelmesi muhtemel Suriyeli Soydaşlarımızın durumları ile ilgili olarak  25.01.13 tarihinde AFAD Bşk. Yrd. Sayın Turhan Bey ile Genel Başkanımız Vacit Kadıoğlu ve YK üyemiz Yıldız Şekerci  AFFAD merkezinde bir görüşme yapmışlardır. Görüşmede şuana kadar Kriz Masamız aracılığı ile yerleştirdiğimiz soydaşlarımızın durumu, devlet tarafından bunlara verilebilecek destekler konusu, bundan sonraki gelişler, özellikle toplu gelişler olduğu taktirde yapılması gerekenler, toplu geliş esnasında yapılması gerekenler ele alınmış, yoğun bir toplu geliş söz konusu olursa Kafkas kökenliler için Konteyner Kamp düşüncesi ele alınmış ve görüşülmüştür. Kendileri ile birlikte organize çalışma yapılması talep edilmiş, verdiğimiz dosyamızın incelenip yapılabileceklerin ele alınması konusunda mutabık kalınmıştır. Saygı ile duyurulur Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED)nanKaffed

Adana Çerkes Kültür Derneği Kreş Projesi

150 yıllık diaspora yaşamımızın en önemli projesip> Kreş Projemiz de son durum; kreş binamız kiralanmıştır. Binamız 2 katlı olup Adana'nın Çukurova Güzel Yalı Mahallesindedir.  Proje 5 yıl için geçerlidir. (Daha sonrası için Kreşin özel bir eğitim kurumu olarak hayatını devam ettirmesi Adana Çerkes Kültür Derneği insiyatifindedir.) Eğitim ve Öğretim ihtiyaçları (kitap, kırtasiye vs.) proje ortaklarımız tarafından karşılanacaktır. Bizlere düşen kreş için öğrenci bulmak, elektrik, su, telefon, internet, yemek ve kira bedellerini karşılamak olacaktır. Bu proje neden önemlidir. Bu proje sayesinde 3-4-5 yaşındaki çocuklarımız okul öncesi eğitimlerini kendi dil ve kültürlerini öğrenerek tamamlayacaklardır. Bu anlamda Çerkes Dil ve Kültürünün geleceğe taşınması konusunda somut bir adım atmış olunacaktır. Diaspora da ilk olacak olan bu proje de başarı sağlandığı taktirde diğer bölge ve illerdeki kurumlarımıza da örnek olacaktır. MADDİ VE MANEVİ DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUZ... BU VB. PROJELERE KATKININ AZI ÇOĞU OLMAZ. HER ÇERKESİ GÜCÜ YETTİĞİNCE BU PROJEYE DESTEK VERMEYE DAVET EDİYORUZ... Kreş Bağış Adana Çerkes Kültür Derneği ZİRAAT BANKASI IBAN NO: TR740001002091259871695006 ‎''ÇERKESLİĞİN YAŞANMAYA İHTİYACI VAR.''nanKaffed

Zor Durumdaki 39 Suriyeli Çerkes Türkiye’ye getirildi

Suriye'de yara kanıyor.... Soydaşlarımız  tek güvencesi Türkiye Çerkeslerinden yardım bekliyor... Son bir haftada KAFFED Suriye Kriz Masası aracılığı ile Türkiye'ye gelen ve yerleştirilen soydaşlarımızın sayısı 50'yi geçti. Adana Dernek Başkanımız KAFFED Suriye Kriz Masası Koordinatörümüz İsa Bey ile irtibata geçen aileler, çok zor durumda Lübnan'da olduklarını, hiçbir maddi imkanlarının olmadığını belirterek acil yardım talebinde bulunmuşlardır. Federasyonumuz Adıgye Çalışma Masası Adana koordinatörü Turan Akın Bey'in devreye girmesi ile Lübnan Taşucu arası çalışan Gemi acentası ile görüşülmüş tüm ödemelerinin tarafımızca yapılacağı garantisi verilerek toplam 39 kişilik kafile Taşucu'na getirilmişlerdir. Taşucu'nda Adana Başkanımız İsa Bey ve Mersin Başkanımız İbrahim Bey tarafından karşılanan kalabalık gurup Mersin Derneğimize getirilerek dinlenmeleri sağlanmış ihtiyaçları giderilmiştir. Güney Marmara Bölgesi Kriz Masası Koordinatörümüz Bursa Dernek Başkanımız Levent Bey ile yapılan görüşmeler sonucu kafilenin tamamının Biga Derneğimizin hazır ettiği evlere yerleştirilmesine karar verilmiş Biga Başkanımız Harun Beyin  misafirleri beklediğini belirtmesi üzerine 39 kişilik gurup Mersin'den kiralanan Otobüs ile Biga'ya  yolcu edilmişlerdir. Biga'da Başkanımız ve Duyarlı kardeşlerimiz  gönderdiğimiz misafirleri karşılamış, kendilerine tahsis ettikleri evlere yerleştirmişlerdir. Toplam 39 kişinin Lübnan, Taşucu, Mersin, Biga seyahat masrafları iaşeleri KAFFED Kriz masası bütçesinden karşılanmıştır. Lübnan'dan başlayıp Biga'da biten organizasyon örgütlülüğün bu gibi durumlarda ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Yaşasın Örgütlülüğün Gücü. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.   Saygılarımızla KAFFED SURİYE KRİZ MASASInanKaffed

Son Umutlar Tükenirken

Önceki gün, Suriye Çerkeslerinin durumu ile ilgili bir soruya, RF.Duma’sından gelen cevap gündeme bomba gibi düştü. “Bomba gibi düştü” diyorum, ama aslında lafın gelişi söylenmiş klişe bir tanımlama yaptığımı da baştan itiraf edeyim. Çünkü bomba etkisi yaratması beklenen bu haber bile bizim ilgimizi çekmedi, bizi uyandırmadı, öfkelendirmedi, hatta konuşmaya değer bulmadık desem yeridir. Adigey Xase başkanı’nın Suriye Çerkeslerine yardım edilmesi talebi ile Duma’ya gönderdiği mektup, oradan bölgesel kalkınma bakanlığına paslandı ve Suriye Çerkeslerinin “Rusya’nın hemşerileri arasında sayılıp sayılamayacağı, bu kapsamda kendilerine bir yardım yapılıp yapılamayacağı” soruldu. Bölgesel kalkınma bakanlığı ise; Suriye Çerkeslerini ve dolayısıyla benzer konumdaki tüm Çerkes diasporasını doğrudan ilgilendiren şu cevabı verdi. “Suriyeli Cerkesler Kuzey bati Kafkasya’dan savaş sonrasında RF vatandaşlığı almadan kendi istekleriyle gönüllü olarak bölgeyi terk etmislerdir. O tarihlerde henüz bahsi gecen topraklar zaten RF sınırlarına dahil olmadığından bu kişilerin soydaş statüsünde görülmesi mümkün değildir. Ayrıca yine bu kanuna göre, soydaş sayılabilmek için yurt dışında Rus kültürünü ve dilini geliştirmek ve yaymak, bulunduğu ülke ile Rf arasında gönüllü kültürel bir köprü oluşturulmasına fayda sağlamak vs gibi şartlar da aranmaktadır. Tüm bunlar göz önüne alınırsa Suriyeli Cerkeslerin soydaş statüsünde görülebilmesi için RF dışişleri bakanlığı ve Federal emigrasyon komitesinin kapsamlı bir çalışma yaparak durumu değerlendirmesi şarttır. (çev:Çetao Kayhan Denef)” Şimdi bu mektubu alıp, Rusya’ya katılışımızın 450. yılını kutlayanların, yok eğer bizler 450 yıldır Rusya vatandaşıysak bu cevabı verenin suratına çarpmak lazım. Her neyse, konumuz o değil. Asıl değinmek istediğim, bu tür bir sonucu yaratan süreç ve o sürece katkıda bulunanlar hakkındadır. Öncelikle her melanetin altından çıkan Amerikan maşası malum kadroya seslenmek istiyorum. Kına yakın şimdi. Sonunda istediğinize ulaştınız, Rusya’nın ezelden beri başına bela gördüğü Çerkesleri yeniden hatırlamasını, onların hala bir risk, tehlike ve tehdit olduğunu hatırlamasını sağladınız. Tam da taraflar arasında ilişkiler kuruluyor, belki bir şeyler değişebilir derken sahneye fırladınız ve vazifenizi de hakkıyla yerine getirdiniz Allah için. Bayram edin, çünkü sizin zaten ne vatana dönmek, ne vatandakilerle bütünleşmek, ne de gelecekte kendi yurdunda ayakları üzerinde durabilen bir millet yaratmak gibi planlarınız yok. Hatta bu mektup ile elinize süper bir koz daha geçti, istismar etmek için, hadi göreyim sizi. Çünkü sizde ne Allah korkusu, ne vatan millet sevgisi, ne de Çerkes terbiyesi var. Ama yine söylüyorum ki bu millet sizi er ya da geç terbiye edecek ve bu yaptıklarınızın da hesabını vereceksiniz. Gelelim uykusundan uyanmamakta direnen diğer kesime. Bu mektuba Çerkesler adına cevap vermesi beklenen kurum Dünya Çerkes Birliğidir. Bu mektubu hazırlayan bakanlığı mahkemeye vermesi gereken, mektupta sıralanan saçmalıklara cevap vermesi gereken Dünya Çerkes Birliği’dir. Bu mektuptaki çelişkileri, bu mektuptaki inkarcı ve iki yüzlü tavrı DÇB içine sindirir, yine köşesinde sus pus oturursa artık bu işin bittiğinin resmidir, kapatsın kapısını gitsin. Suriye Çerkesleri konusunda bin bir sıkıntı yaşanıyor DÇB’den ses yok. Bölgelerde anadil ile eğitim seçmeli hale getirildi ve idarecilerin keyfine terk edildi, DÇB’den ses yok. Cumhuriyetlerin isimlerinden etnik adların çıkartılması gündeme getiriliyor DÇB’den ses yok. RF’da geçerli olan seçim sisteminden Kafkasya’da vazgeçilmesi gündeme getiriliyor, DÇB’den ses yok Olimpiyatlar kapımıza geldi dayandı DÇB’den ses yok Yetti artık ! Bu kurum bizi temsil ediyorsa ya çalışsın ya da merkezi Rusya Federasyonu dışına alınsın. Yok bizi temsil etmiyorsa artık Lhepq Xase toplamanın zamanı geldi geçiyor. Şu yazıp çizenler arasında, zaman zaman bir şeyler karalayan birisi olarak kendimi de sayarsam, bu kurumu benden fazla savunan sakınan ve güçlenip ayakta kalması için yazı yazan kimse olmadı. Ama mızrak çuvala sığmıyor, kendimizi kandırırken halkımızı da kandırıyoruz. Bu böyle devam etmez. Diasporadaki DÇB üyesi Çerkes kurumları, bu son durumu görmezden gelirlerse kendi bastıkları dalı keserler. Çünkü bu mektup tüm Çerkes diasporasının inkar edilişinin belgesidir. Eğer bu mektup, ne pahasına olursa olsun geri çektirilmez de kabullenilirse, artık ne dönüşten söz edelim, ne Çerkeslerin vatanlarında bir araya gelebilmelerinden… Yine aynı mesele üzerinden halkımızın durumuna da bir göz atalım isterseniz. Diaspora Çerkesleri gelişen son durum hakkında bir fikre sahip olmadıkları gibi, başlarına geleni de hala kavrayabilmiş değiller ne yazık ki. Onları çok da suçlayamıyorum, çünkü olan bitenden haberleri yok. Asıl değinmek istediğim şey ana yurt Çerkeslerinin tavrıdır. Normalde bu tür bir karara tüm Çerkes halkının tepki göstermesi beklenir. Aydınların bunu tartışması, tarihçilerin belgelerini ortaya dökerek söylenenleri çürütmeye çalışması, gazetecilerin bu konuyu haberlerine taşıması ve günlerce gündemde tutması beklenir. Tık yok maalesef. Bu meseleleri kendisine iş edinmiş birkaç kişi ile olan bitenden cidden üzüntü duyan birkaç kişinin internet üzerinde veryansın etmeleri dışında hiç kimseden ses yok. Adeta kör sağır dilsiz oldular. Acaba neden böyle oldu dersiniz? Önce işin kolayına kaçayım; bir kesim var yerini korumak maaşını kaybetmemek için ne yapsalar sesi çıkmayacak. Aslında o kesim ne diasporayı umursuyor, ne diasporanın dönmesini istiyor, ne de olan biten umurlarında, onlar mevkilerini ve maaşlarını korusunlar yeter. Şu yukarıda bahsettiğim kesim, resmin küçük bir parçası olabilir ama bütünü yansıtmıyor. Halkımızın çoğu böyledir demek büyük bir haksızlık ve günah olur. Peki o halde bu ilgisizlik neden diye soruyorsanız söyleyeyim şimdi; Bu insanlar bize olan güvenlerini yitirdiler. Samimiyetsiz söylemlerimizden, pespaye tavırlarımızdan bıktı usandılar bu insanlar. Rusya karşısındaki çaresizliklerinin farkındalar, şu halimiz ile bizden millet çıkmayacağının farkındalar, diasporadaki o emir erlerinin ikinin biri ortaya fırlayıp gönüllü Amerikan hizmetkarlığı yaptıklarının, bunun da Rusya’yı ürküttüğünün ve devletin üniterleşmesini hızlandırdığının farkındalar. Uzun vadede tüm bunların zararının nasılsa vatana dönmeyecek o aslanlara değil, doğrudan kendilerine dokunacağının farkındalar. O nedenle de artık her şeye tereddütle bakar, her söyleneni iki kez düşünür hale geldiler. Amerikancı fitnenin dışarıdan geldiğini düşünüyorlar. Aşırı dinci grupların dışarıdan manipüle edildiklerini düşünüyorlar. Türk siyaseti ve devleti ile bütünleşmiş bir kesimin burada huzuru bozmaya çalıştığını düşünüyorlar. Tabii mevcut sistem de bu düşünceyi pekiştirmek ve derinleştirmek için elinden geleni yapıyor. Kısaca söylersek kardeş kardeşine şüphe ile bakar hale geldi artık. O nedenle kontrol edemeyecekleri, içeride eritemeyecekleri bir toplu dönüşü de istemeyecekler biz böyle devam ettikçe. Tüm bunların çözümü, Çerkes halkının artık bir oto kontrol mekanizması oluşturmasından geçiyor. Hem oradaki işbirlikçileri, hem buradaki işbirlikçileri bertaraf etmedikçe, biz hiçbir sorun karşısında tek vücut hareket edemeyiz, hiçbir melanet karşısında ulus refleksi gösteremeyiz. Karşımızdaki de işte böyle gözümüzün içine baka baka inkar eder varlığımızı ve geçmişimizi.

Suriye’den Gelen Aileler Balıkesir’e Yerleştirildi

Suriye'den gelen misafir ailelerimiz Balıkesir Demirkapı köyünde ki evlerine yerleştiler. Emeği geçen herkese teşekkürler. BALIKESİR ADIĞE-ÇERKES KÜLTÜR DERNEĞİ...       nanKaffed

Sınav Yılı

2013 bizim için zor bir yıl olacak. Sorunlarımız ağırlaşacak ve artacak. Bu sorunlarla başa çıkma kabiliyetimiz kadar, sorunların çoğunda muhatap konumunda olan Rusya ile ilişkilerimizi yönetme becerimiz de sınavdan geçecek... 2013’deki en yakıcı sorunumuz Suriye’de devam etmekte olan savaşın orada yaşayan kardeşlerimiz üzerindeki yıkıcı etkisidir. Savaş şiddetlendikçe, Şam ve çevresinde olan 80-90 bin kardeşimiz için yaşam mücadelesi daha da zorlaşıyor, ölenlerin sayısı giderek artıyor. Anavatanda ve diyasporada oluşturduğumuz dayanışma gücümüz Türkiye ve Ürdün gibi çevre ülkelere geçebilen ya da anavatana ulaşabilen birkaç bini kucaklamaya yetebiliyor, ama büyük çoğunluk hala Suriye’de ve ne yazık ki elimiz-yüreğimiz onlara ulaşamıyor. Hem orada sıkışıp kalanlara, hem önümüzdeki dönem oradan çıkabilmesi muhtemel onbinler için daha fazlası gerekiyor. İç dayanışma gücümüzü yükseltmek, bu da yetmeyecek, devletlerden ve uluslararası kuruluşlardan daha fazla destek sağlayabilmek gerekecek. Özellikle de Rusya’dan, Türkiye’den ve Birleşmiş Milletler’den... Belki pekçoğumuz, bu trajik savaşın Suriye’deki Çerkesleri topluca anavatana döndürecek bir ‘hayra vesile’ olabileceğini de varsaymışızdır. Öyle ya, savaşla giden savaşla dönerdi. Ama öyle olamadığını gördük. İki nedenden dolayı: (1) Suriye’yi terkeden kardeşlerimizin büyük çoğunluğu bunu geçici bir durum olarak görmekte ve ilk fırsatta Suriye’ye geri dönmeyi umut etmektedir. Onlar için anavatana kalıcı dönüş, son çaredir. (2) Zaten Rusya Federasyonu tarafından oradaki cumhuriyetlerimize konmuş olan ‘vatandaşlık kotası’ binlerin-onbinlerin dönüşüne imkan tanımamaktadır. Bu konuda insiyatif kullanabileceğini umduğumuz Abhazya’nın ise fiziki imkanları sınırlıdır... Özetle, Suriye’deki koşullar kardeşlerimize anavatana dönmekten başka çare bırakmazsa ve Rusya’yı kotaları kaldırmaya ikna edebilirsek, yani koşullar çaresizlikler ve mecburiyetler üzerinden denkleşirse anavatana dönüş olabilir. Eh, bundan da nasıl bir hayır çıkar, ayrı konu... 2013’deki en provokasyona açık sorunumuz Soçi Olimpiyatları’dır. 2014’ün hemen başında yapılacak olan bu olimpiyatlara ilişkin toplumsal bakışımız ve tavrımız henüz toptanlaşmamıştır, ‘atalarımızın kemikleri üzerinde olimpiyat yaptırmayız’dan ‘karşı çıkmak nafiledir’e kadar uzanan bir yelpazede bocalıyoruz, herşey bu yıl içinde pişip kıvama erecek... Tabi ki olimpiyatlar sadece bir araç, asıl mesele bunun üzerinden Rusya ile ilişkilerimizin gidişatını belirlemek. O yüzden Soçi konusundaki tavrımızın pişmesinde kendi düşünsel-duygusal hararetimiz kadar, bunu bizi Rusya karşıtlığına konumlandırmanın aracı haline getirmek isteyen harici güçlerin körükleme çabası de etkili olacak. Soçi konusundaki duruşumuz bu yılki (ve 150. yılı olan 2014’deki) 21 Mayıs anmalarımızın tandansını da belirleyecek... Hem Soçi Olimpiyatları’na ilişkin hassasiyetimizi hem sürgün trajedimizi Rusya’ya karşı siyasi koz olarak kullanmaya en hevesli güç Gürcistan’daki ABD destekli Saakaşvili iktidarıydı, ancak son seçimde işler tamamen değişti, Rusya’ya yakın olan İvanişvili liderliğindeki muhalefet iktidara geldi. Yeni Gürcistan yönetimi Rusya ile dostluk ilişkilerini geliştireceğini ve olimpiyatlara destek vereceğini ilan etti. Böylece, bizi yönlendirmeye en muktedir harici güç etkisini yitirmiş oldu. Artık kendi düşünsel-duygusal hararetimiz ve bizi din üzerinden Rusya karşıtlığına sürüklemek isteyenlerin manipulasyonları ile başbaşa olacağız, Soçi ve 21 Mayıs duruşumuzu bunlar üzerinden belirleyeceğiz... 2013’deki en sinsi sorunumuz Gürcistan-Rusya yakınlaşmasının Abhazya ve G. Osetya aleyhine sonuçlar doğurması ihtimalidir. Rusya, ‘Abhazya ve G.Osetya’nın hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılmayacağını’ sıklıkla dile getirse de, aynı Rusya’nın daha bir yıl önce Dünya Ticaret Örgütü’ne girmesine engel teşkil eden Gürcistan vetosunu kaldırtmak için nasıl Abhazya ve G.Osetya üzerinden pazarlık yaptığını ve onların aleyhine taviz verdiğini unutmamak lazım. Gürcistan’daki iktidar değişiminin pratik etkileri ve ilişkilerin ne yönde gelişeceği bu yıl kendini belli edecek. Bunda Rusya’nın bölgesel çıkar hesapları ve Gürcistan’ın Rusya’yı kendi politikasına yaklaştırma becerisi kadar, bizim Abhazya’nın ve G. Osetya’nın siyasi kazanımlarını koruma kararlılığımız ve gücümüz de belirleyici olacak. 2013’deki en kırılgan sorunumuz Türkiye’de yeni toplumsal sözleşmenin (anayasa) bizi dışlayarak ya da yok sayarak şekillenmesi ihtimalidir. 1999’dan itibaren bütün kimlikleri kucaklayacak kollektif haklar söylemiyle yükselen demokratikleşme sürecinin giderek Türk-Kürt ve Sünni-Alevi eksenine indirgenmiş olması kaygı vericidir. Öyle görülüyor ki, Meclis Anayasa Komisyonu’nundan bu yıl çıkacak olan yeni anayasa taslağı da bu kalıpta çıkacak. Evet, biz de diğer kesimler gibi düşüncelerimizi ve taleplerimizi Meclis’e ilettik, kamuoyuna yansıttık. Ancak son yıllarda Türkiye’ye hakim olan siyasi atmosferin bizim ve bizim gibilerin beklentilerini ne kadar dikkate alacağı bilinmezdir. Eksikli bir anayasaya ve ona karşı sesimizi yükseltmeye hazırlıklı olmalıyız... 2013’deki en netameli sorunumuz ise kendi içimizdeki bölünmenin ve çekişmenin daha da keskinleşmesi ihtimalidir. Son beş yıldır iç ve dış dinamiklerin etkisiyle hızlanan ayrışma, bu yıl, yukarıda ifade ettiğimiz sorunların baskısıyla iyice artacaktır. Topluma siyasi önderlik yapma iddasında olanlara yenileri eklenecek ve söylemler giderek sertleşecektir. Karşı karşıya olduğumuz en büyük risk, bu ayrışmanın tartışma zemininden çatışma zeminine doğru sürüklenmesidir. Özetle, 2013’de daha çok akla, emeğe, beceriye, sağduyuya ve sabra ihtiyacımız olacak. Hepimize kolay gelsin. Sezai Babakuş, 18 Ocak 2013

Suriye Kriz Masası’na Destek Bu Kez Sakarya’dan

Suriye Kriz Masasına destek bu kez Sakarya Kafkas Derneği ve ve duyarlı kardeşlerimiz Apsuvara Grubundan Suriyeli kardeşlerimizin gerek Türkiye'de misafir edilmeleri, gerek Anavatana gönderilebilmeleri için KAFFED Suriye Kriz Masası tarafından yapılan çalışmalara destek bu kez Sakarya Derneğimizden ve yaptıkları çalışmalar ile ses getiren kardeşlerimiz Apsuvara gurubundan gelmiştir. Yaptıkları etkinlik ile yardım kampanyasına destek olan  Sakarya halkına, Dernek Yöneticilerimize, Apsuvara Gurubu'nun emektarı kardeşlerimize teşekkürlerimizi sunarız. Saygılarımzla KAFFED SURİYE KRİZ MASASI  nanKaffed

İki Aile Daha Türkiye’de

16.01.2013 tarihinde  S.G. Havaalanından karşılanan Suriyeli soydaş ailelerimizden ilki Tlışe ailesine mensup. Bu ailenin Türkiye'ye gelmesinde İstanbul Bağlarbaşı Derneğimiz  gerekli organizasyonları yapmış ulaşım bedellerini ödemiş akrabalarını bilgilendirmiştir.  Gelen Aileyi Yalova Fevziye köyünden Ahmet Bey karşılamış daha önce kendileri için özenle hazırlanan Fevziye köyündeki akrabalarına ait eve yerleştirilmişlerdir. Diğer 4 kişilik aile KAFFED Kriz Masası Üyesi ve KAFFED YK üyesi Sayın Erdoğan Yaşar Bey tarafından karşılanarak, ihtiyaçları giderilmiş ve Balıkesir'e yolcu edilmişlerdir. Kaffed Suriye Kriz Masası üyesi Bursa Denek Başkanımız Levent TURGUT Beyin yönlendirmesi ile gelen aile  Balıkesir Dernek Başkanımız Erhan ŞAVKAF'ın Balıkesir Demirkapı köyündeki evine yerleştirilmiştir. Kamuoyumuza Saygı ile Duyurulur KAFFED SURİYE KRİZ MASASInanKaffed

29 Ekim Cumhurbaşkanlığı Resepsiyonundan Kareler

89. Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu, 29 Ekim günü Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde düzenlendi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül'ün evsahipliğinde düzenlenen resepsiyona TBMM Başkanı, bakanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, üst düzey bürokratlar, diplomatlar, dini topluluk temsilcileri, akademisyenler, basın ve iş dünyası temsilcileri ile spor ve sanat dünyasından tanınmış şahsiyetler katıldı. Resepsiyona Kaffed Başkanı Vacit Kadıoğlu ile Yönetim Kurulu Üyesi Yıldız Şekerci de Kaffed adına katıldı. {gallery}/fotoarsiv/cumhurbaskanligi{/gallery}  nanKaffed

Suriye’den Bir Gencimiz Daha Türkiye’ye Geldi

  Suriye'den oldukça zor şartlar altında Antakya'ya gelen Adıge gencimiz Bölge Koordinatörümüz İsa Bey ile irtibata geçmiştir. İsa Bey Reyhanlı Dernek Başkanımız Uğur Bey'e  gencimiz ile ilgili bilgileri aktarmış, Reyhanlı Başkanımız  Antakya'ya giderek gencimizi Reyhanlı'ya getirmiş ve kendisi için uygun olan mekana yerleştirmiştir. Bölge derneklerimiz koordineli bir şekilde bir soydaşımızın daha yarasına merhem olmuştur. Kamuoyuna saygı ile duyurulur KAFFED SURİYE KRİZ MASASI nanKaffed