İzmir Çerkes Kültür Derneği KAFFED Üyesi Oldu

İzmir Çerkes Kültür Derneği'nin 28 Nisan 2013 tarihinde yapılan genel kurulunda oybirliği ile Kafkas Dernekleri Federasyonu(KAFFED)'na üye olunması kararı alınmış, yönetim kurulunun 27 Haziran 2013 tarihli ve 20 nolu kararı gereği üyelik başvurusu için gerekli evraklar hazırlanarak 7 Haziran 2013 tarihinde Federasyonumuza teslim edilmiştir. Federasyonumuz da teslim alınan evrakların ardından 15 Temmuz'da aldığı yönetim kurulu kararı ile İzmir Çerkes Kültür Derneği'nin üyeliğini onaylamıştır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.  Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

Vefat ve Başsağlığı

KAFFED Yön.Kur.Üyesi Jilehij Erdoğan Yaşar'ın amcasının kızı Nurdane Akıl vefat etmiştir. Cenazesi 21.07.2013 Pazar günü Karacaahmet Şakirin Camisinden Öğlen namazına müteakip kaldırılmıştırç. Merhumeye Allahtan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabırlar dileriz. Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

KAFFED ODTÜ Kuzey Kıbrıs Rektörü ile Görüştü

KAFFED ve Adıgey Tv. heyetlerinin Kıbrıs programının son durağı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs rektörü sayın Turgut Tümer oldu. 19 Temmuz tarihinde yapılan görüşmede, kampüs ve eğitim olanakları hakkında bilgi veren Turgut Tümer, Adıgey’den gelen konukları ağırlamaktan çok memnun olduğunu, sosyal ve kültürel ilişkilerin toplumların gelişimine önemli katkı koyduğunu belirtti. Adıgey’de bulunan üniversitelerle kurulacak ilişkilerin önemine ve gençlere sağlayacağı katkıya dikkat çekerek buna hazır olduklarını ifade etti. Görüşmenin ardından Rektör Prf.Dr.Turgut Tümer, Rektör yardımcısı Prof.Dr.Erol Taymaz ve Maksim Zedan ile röportajlar yapıldı. Ziyaretin ev sahipliğini üstlenen  ve son derece başarılı bir programla konukları ağırlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yapılan çekimler ve gerçekleştirilen röportajlar önümüzdeki günlerde Adıgey TV’de yayınlanacak.    nanKaffed

KAFFED Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Günay Çerkez ile Görüştü

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Sayın Dr. Günay Çerkez, KAFFED heyeti ve Adıgey Tv. tarafından makamında ziyaret edildi. 18 Temmuz tarihinde yapılan ziyarette, Sürgün sırasında Kıbrıs’a gelen Çerkeslerin yerleşimleri hakkında bilgi veren Günay Çerkez, Kıbrıs Ticaret Odası’nın faaliyetleri hakkında konuklarını bilgilendirerek, Adıgey ile ticari ilişki kurmayı çok arzu ettiklerini, bu konuda gerekli girişimlerde bulunacaklarını belirtti. 5 Ekim’de yapılacak olan Adıgey gezisine davet edilen sayın Çerkez’e Şharhon hediye edildi. Ayrıca görüşmede Temmuz 2012’de Adıgey Cumhuriyeti’ne düzenlenen Ticari Gezi’den sonra yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verildi, sonrasında oluşturulan Adıgey Cumhuriyeti Fahri Ticari İşler Koordinatörlüğü görevini yürüten Turan Akın Adıgey ekonomisini de içeren imzalı yeni kitabını hediye etti. Sayın Günay Çerkez ile yapılan ve Adıgey TV’de önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan röportajda, Kuzey Kıbrıs’ın ticari ve ekonomik yapısı ile Anavatan ile ilişkiler üzerinde duruldu.    nanKaffed

KAFFED, KKTC Başbakanı Sayın Sibel Siber ile Görüştü

Federasyonumuz ve Adıgey Tv., Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Bayan Siber Sibel’i ziyaret ettiler. KAFFED yönetim kurulu üyesi ve Adıgey Masası Genel Koordinatörü Yıldız Şekerci, Eğitim ve Teşkilat Sekreteri Filiz Çelik, Adıgey Masası Adana Koordinatörü Turan Akın, Adıgey televizyonundan Tov Zamira, Ğaziye Biramhan ve Şecaşe Azamat'tan oluşan heyetin gerçekleştirdiği görüşme, 18 Temmuz tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanlık Ofisi'nde gerçekleşti. Heyette, Doğu Akdeniz Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Muhittin Tolga Özsağlam’da yer aldı. Kuzey Kıbrıs’ın ilk kadın başbakanı ve Çerkes kökenli Sibel Siber, ziyaretten çok memnun kaldığını ifade ederek, bu buluşmanın kendisi için çok anlamlı olduğunu belirtti. Sürgün sırasında Kıbrıs’a nasıl geldiklerini aile büyüklerinden dinlediğini anlatan Sayın Başbakan, Adıgey’de tanınıyor olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tüm dünyada kültür, sanat, turizm ve ticari faaliyetlerde daha fazla yer alması ve tanınması için Çerkeslerden destek talep etti. KAFFED heyeti, KAFFED’in kurumsal yapısı, üye dernekleri, kimlik ve anadil politikaları, Anavatan ile ilişkileri, Suriyeli Çerkesler hakkında ayrıntılı bilgi verdi ve kendisini 5 Ekim’de yapılacak olan Adıgey gezisine davet etti. Ardından kendisine KAFFED ve Adıgey TV’den gelen misafirlerimizce Çerkes kültürüne özgü el yapımı çeşitli özel hediyeler ve Şharhon hediye edildi. Daha sonra Adıgey TV. tarafından kendisi ile röportaj yapıldı.     nanKaffed

KAFFED ve Adıgey Tv Kıbrıs Başbakanı ile Görüşecek

Federasyonumuz ve Adıgey Tv. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yeni Başbakanı Sayın Bayan Sibel SİBER'i  ziyaret edecekler. KAFFED adına kendisini kutlamak ve tebrik etmek üzere yapılacak ziyarette, Adıgey Tv. de röportaj yapacak. Federasyon yönetim kurulumuzdan bir heyet ile Adıgey Tv'den çekim ve röportaj yapacak heyet 17 Temmuz 2013 tarihinde Kuzey Kıbrıs'ta olacaklar.  nanKaffed

Emirorman Köy Gençliği Sahurda Köylüleri PŞINE İle Uyandırıyor

Biga, Emirorman köy gençliği içerisinde bulunduğumuz ramazan ayında bir ilki gerçekleştirerek köylüleri sahura pşıne ile uyandırıyorlar. Yaz tatillerini köyde geçirmek için gelen ve köyde yaşayan gençler ramazan ayının uzun gecelerini güzelleştirmek, hemde Emirorman köylülerine farklı bir ramazan geçirtmek için köy muhtarı Aziz Altın’ında onayını alarak, yew (çal) pşınavo demişler. Köy gençleri Pşınavo Faruk Tunçel’in eşliğinde, Burak Erkan, Ahmet Altunve Özgür Öz, sahurda ev ev gezerek pşınenin büyülü sesi eşliğinde köylüleri uyandırıyorlar. Köylülerinde bu uygulamadan memnun olduğunu söyleyen İrfan Kocalar; “gençler bizlere farklı bir ramazan geçirtiyor, gece pşıne sesiyle uyanmak çok hoş oluyor, bundan tüm köylüler de memnun” sözleriyle köyülerin memnuniyetini vurgulamış oluyor. p> Pşıne     : Çerkes Çalgısı Pşınawo: Pşıne çalan kişi Kaynak: http://www.asagidemirci.net/index.php?sayfa=index&go=501&haber_id=1847p> p>nanKaffed

Abhazya’ya Dönüş Devam Ediyor

Suriye'den Abhazya'ya dönüş devam ediyor. Devlet Dönüş Komitesi (Demografya) Başkan Yardımcısı Inar Gitsba, 11 Temmuz günü yaptığı basın toplantısında, Suriye'den Abhazya'ya bugüne kadar 467 kişinin döndüğünü söyledi. Gitsba'nın açıkladığına göre dönenlerin 115'i erkek, 201'i kadın, 107'si 18 yaşından küçük çocuk ve 44'ü emekli. Gitsba, dönenlerin entegrasyonu için hızlandırılmış bir program uygulandığını, istihdam ve konut sorunlarına öncelik verildiğini belirtti. Bu çalışmalar sonucu bu güne kadar 45 kişi istihdam olanağına kavuştu. Temmuz ayında Abhazya'ya dönenler Gudauta'daki "Chernomorets" otelinde konuk ediliyorlar. Kaynak: Apsnypress, 11/07/2013p>nanKaffed

Suriye’de Parçalanan Çerkeslik

Geçtiğimiz iki yılın en önemli olayı, Suriye’de meydana gelen iç karışıklık ve bu bağlamda bölge Çerkeslerinin karşı karşıya kaldıkları hayati risktir. Suriye’de yaşayan kardeşlerimizin varlığını tehdit eden gidişat ve bu durum karşısında Çerkes dünyasının gösterdiği refleks bu yazının ana konusudur. Geçen süreç içerisinde yaşanan gelişmeler, doğal olarak bazı gerçeklerle yüzleşmemizi zorunlu hale getirmiştir. O nedenle konuya öncelikle sorunun direkt muhatapları olan Suriye Çerkesleri cephesinden başlayalım. Suriye'deki Çerkes cemiyeti maalesef bu süreci doğru yönetememiştir. Camia gelen tehlikeyi sezememiş, önceden hazırlıklı olamamış ve açık seçik gelen olumsuz koşullara uygun pozisyon alamamıştır. Bölgedeki rejimin korkusundan mıdır, Çerkesleri temsilen ortalıkta dolaşan ve söz söyleyen zevatın basiretsizliğinden midir bilinmez, ama Suriye Çerkesleri bu olaylara adeta uykuda yakalandılar. Dış dünyadaki kardeşlerinden gelen uyarıları da pek ciddiye almayan Suriye Çerkes toplumu, bu öngörüsüzlüğün ve tedbirsizliğin bedelini ne yazık ki çok kötü ödedi. İlk dönemde oluşan hassasiyetle anayurttan gelen somut çağrılara kulak tıkayan, kendilerini yerinde ziyaret eden federasyon heyetini Esad’a methiyeler düzerek geri çeviren, sırf Kabardeyden kendilerine gönderilen 2500’ün üzerinde davetiyeyi yakan Suriye Çerkesleri, “Vatana dönmek konusundaki samimiyetlerinin” sorgulanmasının yolunu açtılar ne yazık ki. Sokaktaki halkın nazarında beliren bu olumsuz imaj; iki ateş arasında kaldıktan sonra bile, Türkiye’de Ürdün’de Lübnan’da sığıntı ve mülteci olmayı anavatana dönmeye tercih etmeleri ile iyice pekişti. Bunun bir sonucu olarak da, ilk dönem Anavatandaki halkta oluşan hassasiyet hayal kırıklığına dönüştü, bu hassasiyet nedeniyle bazı adımlar atma mecburiyeti hisseden resmi kademeler de zaten zoraki el attıkları bu konuyu hepten savsakladılar. Bu arada yaşanan bir çok olumsuzluğu, sergilenen nahoş tavırları, yaratılan antipatiyi bireysel hatalar sınıfında aldığım için burada değerlendirmiyorum. Fakat yukarıda değindiğim temel yanlışlar, Suriye Çerkeslerinin (Çerkesliklerinin değilse de) vatana dönüş ve vatana bağlılık söylemlerindeki samimiyetin ciddi biçimde sorgulanmasını getirmiştir. Bu samimiyet testinin ve sorgulamasının tüm diasporayı kapsayacak biçimde yaygınlaşması, yaşanan sürecin zaman içerisinde önümüze koyacağı faturadır. p> ***p> Türkiye Çerkesleri bu süreçte en aktif , örgütlü ve sorunla ilgili görünen kesimdir. Çerkeslerin temsil kurumu olan KAFFED, yaşanan bu felakette elinden gelen tüm çabayı göstermiş, olabildiğince organize bir biçimde, kendilerine sığınan kardeşlerine mümkün olan her konuda yardımcı olmaya çalışmıştır. Anavatana yönlendirilmesi gereken insanları ev tutup yerleştirerek hata yaptığı yönünde eleştiriler alan kurum, sonraki günlerde kısmen haklılık payı olan bu eleştirileri de göz önünde bulundurarak, “Anayurda dönecek Suriyeli her Çerkesin tüm masraflarını karşılayacağını" ilan etmişse de, bu çağrı ne sığınmacılarda ne de ana yurt cephesinde gerekli karşılığı bulmamıştır. KAFFED yönetimi; sorunu anayurt yerel yönetimleri, DÇB, ve Rusya temsilcilikleri nezdinde defalarca gündeme getirmeye çalışmışsa da başarılı olamamıştır. Dolayısıyla kısıtlı imkanlarla gösterilen bu çabalar, sadece “yara sarmaktan” öteye geçememiş, Suriye'deki zorunluluk nedeniyle ortaya çıkan bu yer değiştirme hareketi Anavatana kanalize edilememiştir. KAFFED’in bu sıkıntılı süreçte zaman zaman öne çıkan eleştirel tavrının, her ne kadar alenen dillendirilmiyor olsa da DÇB içerisinde çeşitli sorunlara ve rahatsızlıklara yol açtığını düşünüyorum. Ki bu gidişat olimpiyatlar konusundaki farklı yaklaşım nedeniyle zirve yapacaktır önümüzdeki süreçte. Kanaatimce bunun bize somut yansıması ise; önümüzdeki dönemde Türkiye diasporasının ve anavatanın birer adım geri çekilerek “kontrollü ilişkiler” dönemine girmesi şeklinde olacaktır.p> Yani taraflar arasında zedelenen güven duygularının somut sonuçlarını; “gittikçe yükselen bürokrasi duvarı” “gösteriden öteye geçmeyen sonuçsuz toplantılar ve müsamereler”, “şimdiden patlamak üzere olan öğrenci transferi” “bir sonraki kongrede oluşacak ittifaklar”… gibi çeşitli biçimlerde hayatımızda hissedeceğiz. *** Gelelim tüm bu sorunların merkezinde olan anayurt kesimine; Gözlemlediğim kadarı ile, istisnai bazı insanlar ve sokaktaki halk dışında, anayurt kesiminde Suriye konusu için somut resmi hiçbir çaba görmedim. Özellikle bu konuda iş yapması beklenenlerden bir çok hamasi nutuk duydum, fakat somut icraat nedir derseniz koskocaman bir sıfırdır ne yazık ki. Yaşanan bunca sıkıntıya rağmen, bu mesele hakkında hala Moskova’ya net bir talep ile gidilebilmiş değil. Kararlı bir biçimde “Bu insanlar bizim kardeşlerimizdir, böylesi bir felaketi yaşamalarına seyirci kalamayız” denilebilmiş değil. Hoş bu tür bir çıkış olsa Moskova ne kadar dinler orası da ayrı bir konudur ama, yine de yerel idarelerin şimdiye kadar bu tür net bir talebi ve çözüm önerilerini iletmiş olmaları gerekirdi, eğer gerçekten sorunu çözmek istiyor olsalardı. Resmi cepheden bakınca, Suriye’den gelen insanlara yasal açıdan federal düzeyde tek bir avantaj sağlanamadığı gibi, yerel düzeyde de herhangi kayda değer bir kolaylaştırıcı adım atılmış değil bu güne kadar. Sözü fazlaca gevelemenin anlamı yok, Evet Moskova Çerkeslerin vatanlarına topluca dönmelerini istemiyor, onun için de hiçbir yasal kolaylaştırmaya izin vermiyor. Fakat yerel kadroların da bu konuda çok hevesli olduğunu söylemek açıkçası mümkün değil. Tıpkı dönmesi beklenenlerin de pek bir hevesli olmadıkları gibi. Her ne kadar yasal engeller ve ekonomik durum bu konuda bir bahane olarak öne sürülüyor olsa da, asıl sıkıntı merkezin kontrol edilemeyecek ve asimile edilemeyecek  (hadi daha kibarca söyleyeyim, uyum sağlayamayacak) sayıda insanın dönüşünü istemiyor olmasıdır bana göre. Yerel idari kadroların da düşüncesinin bundan pek farklı olduğunu sanmıyorum şahsen. Evet anavatan yerel idareleri güçsüzdür, merkeze çok bağımlıdır, yapabilecekleri sınırlıdır ama; yapılabilecekler dahi yapılmıyorsa bunda bir iş olsa gerektir. Daha da vahim olan ise; sokaktaki insanlar bu acıklı durumdan haberdar olup detaylarını bilmezken; tekil örnekler üzerinden, yönetimler Suriye’deki kardeşlerine yardım ediyor onları getirip yerleştiriyormuş algısı yaratılıyor olmasıdır. Suriye'den çıkanların anavatanı tercih etmemesi gerçeği yukarıdaki algı ile birleşince, halktaki tavır ister istemez bir “samimiyet sorgulamasına” dönüşüyor ne yazık ki. Hal böyle olunca, yukarıda detaylandırdığımız başarısız ve savaşa rağmen anavatanı hedeflemeyen göç hareketi nedeniyle, anayurt insanı “diasporanın vatana karşı samimiyetinden şüphe eder” hale getirildi. Diğer cephede ise, Suriye Çerkeslerinin geri getirilmesi konusundaki anavatanın beceriksizliği ve basiretsizliği, diasporanın buradaki yönetimlere olan inancını sarsıyor ve bu yönetimlerin gerçekten diasporanın dönüşünü isteyip istemediğine dair ciddi şüphelerin oluşmasına temel hazırlıyor. Yani Çerkes camiasında oluşturulan güvensizlik uçurumu derinleştiriliyor. Üstelik yaratılan bu şüpheyi besler bir şekilde, diasporada oluşan her tepki Rusya'nın ve dolayısıyla anavatanın huzurunu bozacak sorumsuz adımlar olarak sunuluyor. O tarafta birileri bu ortama bilerek veya bilmeyerek katkı sağlarken, bu tarafta birileri de bu malzemeyi kullanmak için hiç bir fırsatı kaçırmıyor. Bu durumun asıl acı sonuçlarını, yarın harp bitip anavatana yerleşenlerden bir kısmı tekrar Suriye’ye döndüğünde göreceğiz.p> O saatten sonra ne geri dönüşü kimse ağzına alabilir, ne de hiç kimse uzaktan vatan edebiyatı yapabilir.p>   Özetlersek ; Geçen yıl uyardığımız tehlike artık kapımızda. Suriye Çerkesleri dönmek istemiyorlar, ama vatan millet edebiyatından da geri durmuyorlar. Anavatan bürokrasisi dönülsün istemiyor, ama aynı boş edebiyat onların da ağzından düşmüyor. Halk ise bütün bu olan biteni detayları ile kavrayamadığı için kendisine gösterilen kısmı ile kanaat sahibi oluyor ve gidişattan dolayı hayal kırıklığı yaşıyor.   Bütün bu gelişmelerin toplam sonucu olarak, anavatan ve diaspora arasındaki ilişkiler günden güne geriliyor, birbirinin samimiyetine olan inanç azalıyor. Bu durum olimpiyatlar konusundaki yaklaşım farklılığı nedeniyle yakında zirve yapacak ve olimpiyatlar sonuçlanıncaya kadar da devam edecek. Şu aşamada bize düşen, halkımızın değişik coğrafyalardaki parçaları arasına atılmak istenen bu fitnenin önünü kesmektir. Şu aşamada bize düşen, ne olursa olsun ne pahasına olursa olsun anavatanla bağlarımızı kopartmamaktır. Şu aşamada bize düşen, başına buyruk sorumsuz hamlelerden vazgeçip, yapılmak isteneni iyi analiz etmek ve top yekun bir disiplin içerisinde hareket edebilmektir.   “Al olimpiyatları ver Suriye Çerkeslerini” diyebilirdik. Onu bile diyemedik…nanErgun Yıldız

Anayasa Çalışmaları Kapsamında CHP Genel Başkanı İle Görüşüldü

Denge ve Denetleme Ağıp> Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Görüşmesip> 08 Temmuz 2013p> Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile 8 Temmuz 2013 Pazartesi günü görüşen Federasyonumuzun da içinde bulunduğu Denge ve Denetleme Ağı (DDA), 2011 genel seçimlerinde siyasi partilerin verdiği yepyeni bir anayasa sözünü hatırlattı. Yeni anayasa sürecinin dört siyasi partinin katılımı ile şeffaf ve katılımcı bir şekilde devam etmesi yönündeki talebini iletti. Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Barış ve Demokrasi Partisi Eşbaşkanı Sayın Gültan Kışanak ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile görüşen Heyet, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede bir kez daha denge ve denetleme sisteminin ancak katılım için gerekli olan mekanizmaların kurulup işletilmesi ve karar verme süreçlerinde tam bir şeffaflığın sağlanması ile mümkün olabileceğini vurguladı. Denge ve Denetleme Ağı üyelerinden Marmara Grubu Vakfı’nın AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver, pek çoğunun Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na yeni anayasa ile ilgili görüş veren 99 sivil toplum kuruluşundan oluşan Denge ve Denetleme Ağı’nın, ülkemiz hangi siyasal sistem ve siyasal iktidar olursa olsun, etkili bir denge ve denetleme sisteminin sağlanmasını talep ettiğini ifade etti. Yurttaşların kendilerini ilgilendiren karar alma süreçlerine etkin bir biçimde katılmalarının gerekliliğini savunan ve siyasal tercihleri birbirinden çok farklı sivil toplum kuruluşlarından oluşan DDA, yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığının iyi işletilmesi yönündeki taleplerini Sayın Kılıçdaroğlu ile paylaştı. Denge ve Denetleme Ağı üyelerinden Türk Kadınlar Birliği’nin Genel Başkanı Sema Kendirci, yeni anayasa sürecinin Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları da dahil olmak üzere tüm yasama mevzuatının, hukukun üstünlüğü ve katılımcı demokrasinin ilkelerine uygun olmasının öneminin altını çizdi. DDA olarak yaşamın tüm alanlarında siyasi reform yapılmasının gerektiğini vurgulayan Kendirci, DDA’nın yeni anayasa sürecinin siyasi partilerin katılımı ve uzlaşma ile şeffaf ve sivil toplumun görüş ve önerilerine açık bir şekilde devam etmesi yönündeki talebini iletti. Denge ve Denetleme Ağı üyelerinden KAOS GL temsilcisi Murat Köylü, demokrasinin kurumsallaşmasının ve anayasa yapım sürecinin yalnız mecliste grubu bulunan partilerin uzlaşması ile değil, toplumun uzlaşısına dayalı olarak yürütülmesi gerektiğini aktardı. Egemenliğin bağlayıcı özneleri olan yurttaşların katılımı ile, toplumun tüm farklı kesimlerinin kendini güvende hissedebileceği bir anayasanın önemini vurguladı. Köylü, anayasanın yalnız siyasi değil aynı zamanda sosyal bir mesele olduğunun altını çizdi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denge ve Denetleme Ağı Heyetini kabul etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.  Kılıçdaroğlu, yasama, yürütme ve yargı erklerinin denge ve denetleme mekanizmalarını gözeten bir anlayış ile çalışması gerektiğini söyledi. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Atilla Kart, Komisyon’un çalışmalarının başladığı günden başlayarak AUK’nın mevcut durumu ile ilgili bilgiyi DDA Heyetine aktardı. Çoğulcu, katılımcı ve denge ve denetleme mekanizmalarını gözeten bir anlayış istediklerini söyleyen Kart, yeni bir anayasa yapmanın toplumsal barışa katkı sunacağını belirtti. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Süheyl Batum, Cumhuriyet Halk Partisi’nin anayasa yapım süreci ile ilgili görüşlerini ifade ederek, anayasa yapım sürecinin sivil toplumun da katkısına açık olması gerektiğini belirtti. Batum, birbirinden çok farklı 99 örgütün bir arada olduğu DDA’dan yeni anayasa yapım sürecinde hesap verilebilir olması yönünde baskı oluşturması gerektiğini söyledi. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Rıza Türmen, yeni anayasa yapım sürecinde katılımcı demokrasi ilkelerinin ve uzlaşmanın ancak halkın katılımı ile sağlanabileceğini; bunun da denge ve denetleme mekanizmalarına uygun olarak yapılabileceğini ifade etti. Türmen, DDA da dahil olmak üzere sivil toplumun anayasa yapım sürecinde alınan görüşlerin takipçisi olması gerektiğini belirtti.    nanKaffed