Tokat Çerkes Derneği “Suriyeli Çerkesler için Dayanışma Gecesi” Düzenledi

28 Mart tarihinde Tokat Kültür Merkezi'nde Suriyeli Çerkesler yararına düzenlenen bu anlamlı etkinliğe Erbaa, Çorum, Samsun, Tokat dernekleri gençleri de destek verdi. Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen etkinliğe KAFFED Yönetim Kurulu'ndan Ertan Koyuncu ve Mustafa Aziz Özbek'in yanısıra, Samsun Dernek Başkanı Sedat Uygun ve çevre illerden bir çok misafir katıldı. KAFFED Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Koyuncu, Tokat Çerkes Derneği Başkanı Handan Yeşilyurt ve Samsun Gençlik Komisyonu Başkanı Mesut Güneş'in sırasıyla yaptıkları açılış konuşmaları ile başlayan gecede sahne alan Çorum Kafkas Kültür Derneği Dans Ekibi "Hatti" ve Samsun Çerkes Derneği Dans Ekibi "Şible" danslarıyla büyük beğeni topladılar. Ardından Betül Bilgin, Engin Metin, Slonatı Oset, Taha Yebjin ve Tamer Acar'ın oluşturduğu Müzik ekibi ileTokat-Turhal-Erbaa'nın genç Çerkes Müzisyenlerinin oluşturduğu Timaf Müzik Grubu sahne aldılar. İlgi ve beğeni ile izlenip, dinlenen dans ve müziklerin peşisıra geniş bir katılımla gerçekleştirilen coşkulu "ceug" ile etkinlik sona erdi.  p> {gallery}/haber/diaspora/2014/tokat/suriye{/gallery}nanKaffed

Vefat ve Başsağlığı – K’eref Özcan Karadaş

Uzunyayla Büyükkabaktepe Köyü'nden K'eref Özcan Karadaş (İKKD yönetim kurulu başkanı Hava Karadaş ve Yalçın, Sadrettin ve Korkmaz Karadaş'ın ağabeyleri) Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Merhumun cenazesi yarın (27 Mart), öğlen namazında Ankara Karşıyaka Merkez Camii'nde kılınacak cenaze namazı sonrası toprağa verilecektir. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine sabırlar dileriz. Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

KAFFED Heyeti DÇB Toplantısı İçin Nalçik Yolunda…

29 Mart 2014 tarihinde Nalçik'te yapılacak Dünya Çerkes Birliği(DÇB) Toplantısına katılmak üzere Genel Başkanımız Yaşar Aslankaya’nın başkanlığındaki KAFFED heyeti bugün Nalçik'e yola çıkıyor. Adana'dan Anavayurda yerleşmek için Nalçik'e gidecek olan Cumali Abucak isimli gencimizde heyetle birlikte yola çıkacak. Kafkas Dernekleri Federasyonu  nanKaffed

Sürgünün 150. Yılında Anayurda Bir Genç Uğurluyoruz

Tüm Çerkesler in hayalini kurduğu bir gün Anavatana dönme yolunda irade koyan Adana Çerkes derneğinin yıllarca emektarı olan her organizasyonda her faaliyette elinden geleni yapan Teuwej Cumali Abucak kardeşimizi Anavatana göndermenin mutluluğunu yaşıyoruz. Birçok hemşehrimize örnek olacağından da şüphemiz yok. Anavatana dönüş yapma yolunda genç bir kardeşimizin içimizden Adana Çerkes derneğinden çıkmasından gurur duyuyoruz. Şimdiye kadar derneğimize ve kültürümüze verdiği  hizmetlerden dolayı tüm hemşehrilerimiz adına teşekkür ediyoruz.Yolun açık bahtın güzel olsun teuwej… nanKaffed

Mersin Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği 45 Yaşında

Mersin Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği 45 Yaşında... Türkiye'nin en eski derneklerinden biri olan Mersin Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği, 21 Mart 1969'da kurularak zorlu şartlar altında dahi çalışmalarına devam ederek günümüze kadar gelmiştir. 24 Mart Pazartesi akşamı saat 19:30 da dernek binasında toplanan Mersin'de yaşayan Çerkesler, Mersin Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nin 45. yaşını gençlik kollarının hazırladığı programla coşku ile kutladı. nanKaffed

Adana Çerkes Derneği Adıge Yeni Yılını Kutladı

Adana Çerkes Dernegi Adige yeni yılını kutladı. Dernekde yapılan programda ateş yakıldı. Ateşin üzerine tereyağ döküldü. Mısır ekmegi dağıtıldı. Yemekler yendi ve wuiğ ile program sona erdi. nanKaffed

Tokat Çerkes Derneği 14 Mart Adıge Dil Günü Etkinliği Gerçekleşti

14 Mart Dünya Adıge Dil Günü Tokat Çerkes Derneğinde Vorginokhue Tayfun Demirci’nin hazırlayıp sunduğu programla kutlandı. Dernek Başkanımız Handan Yeşilyurt, Dernek büyüklerimizden Metin Bakar Dernek yönetiminden Semiha Aydın, Ana dilde Eğitim Veren eğitimci Öğretmen Aydın İpek’in Ana dillerinde yaptıkları konuşmaları müteakiben tiyatrolar ve müziklerle devam edildi. Gençlerin de ana dilde ki konuşmalarının ardından gençler düğün yaparak eğlendiler.   14 гъатхапэм Адигэбзэ и махуэр Токат адигэ хасэм едгъалъэп1ащ. Дибзэ Дахэм и лъап1эр къад1уэтащ дибзэ дахэр к1уэдымэ дэри дыфэк1уэдынс жири Дибзэ Тэухуауэ Дытэпсэлъхыхащ. Дыпрограмыр зыгъахьазырар Уэргинокъуэ Тайфун   nanKaffed

Kayseri Kafkas Derneğinde 14 Mart Adıge Dil Günü Etkinliği Gerçekleşti

Kayseri Kafkas Derneği'nde 14 Mart Adige Dil Günü, yoğun ilgi ve katılım ile kutlandı. Sayın Ş'ejoque Zafer'in konuşmacı olarak katıldığı konferansta, Adige dili ile ilgili ilk alfabe ve yazın çalışmalarının yanı sıra, Adige dilinin yapısı ve tarihçesi hakkında detaylı bilgiler verildi. Adige dilinin günümüzdeki sorunları dile getirilerek, Ubıh'çanın yaşadığı hazin sonu yaşamamamız için gerekli çalışmaların hızla yürütülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bu kapsamda Kayseri'de açılmış olan Adige dil sınıflarının önemine vurgu yapıldı. Umuyoruz ki dünya var oldukça Adige dili de var olsun. Бзэ зимыIэм лъэпкъ иIэкъым. nanKaffed

Adığe Yeni Yılı

Her şeyden önce belirtelim ki Adığe yeni yılı olarak kabul ettiğimiz 21 Mart tarihi tüm kuzey yarım kürede çeşitli şekillerde kutlanan doğu toplumlarının aşağı yukarı hepsinde çeşitli isimler altında daha ziyade de nevruz adı ile bilinen önemli bir gündür. 21 – 22 – hatta bazı yerlerde 23 Mart (Azeri ve Türkmenlerin bir kısmında) çeşitli farklılıklarla pek çok toplumda yeni yılın gelişi, baharın gelişi, kışın sona ermesi, doğuş günü gibi çeşitli nedenlerle kutlanmaktadır. Kökleri çeşitli araştırmacılar tarafından eski Mısır’a bir kısım başkaları tarafından Farsa ve İran'a dayandırılan bu kutlamaların bu gün kalan Kızılderili kültüründe bile mevcut olduğundan bahsedilir. Bu demektir ki nevruz veya baharın gelişi insanlığın eskilere dayanan ve toplumların dini inanışlarına göre çeşitli farklılıklarla çok yaygın kutlanan bir gündür. Nevruz eski Sovyet cumhuriyetlerinde resmi tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Afganlarda, Balkanlarda ve daha pek çok yerde çeşitli adlarla kutlanır. Türkiye’de de son dönemde politik kaygılar ve farklı amaçlarla resmiyet kazanmaya ve kutlanmaya başlamıştır. Yani Adığe yeni yılı olarak kutladığımız bu gün aslında pek çok halkta anlam farklılıkları ile de olsa kutlanan belirlenmiş bir gündür. Biz, Adığeler ile ilgili kısmını ele alarak kısaca inceleyelim.   ESKİ ADIĞELERDE YENİ YIL 21 – 22 Mart tarihleri Adığelerde yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilir. (“Ğemre yat’emre şızexek”— veya bir başka ifade ile “Vağueber ş’ım qışıxek”) diye tanımlanan bu gün aslında gece ile gündüzün eşitlendiği gündür ve yeni yılın başlangıcı olması yanısıra, aynı zamanda ilkbaharın başlangıcı olarak da kabul edilir. Bu olayı daha detaylıca anlatmadan önce Adığelerin yaşamında çok önemli bir yeri olan yıldızların ve gökyüzünün izlenmesi konusuna kısaca biraz değinmek istiyorum. **** Etnograf Mafedz Serebiy'in yazdığına göre Adığeler yılın dönemlerini ve önemli olayları gökyüzü cisimlerinin konumuna göre belirliyorlardı. Yine araştırmacı Kalmık İbrahim’in yazdığına göre de Adığeler yıldızların durumuna göre yaşamlarını düzenlerlermiş. Çiftçiler yıldızların doğuşuna batışına göre işlerini planlar, denizciler yıldızların durumuna göre denize açılırlarmış. Akşam “vağue” denilen (beşli yıldız grubu) ile iftar saatlerini, Nehuşvağue denilen(zühre yıldızı) ile sahur saatlerini belirlerlermiş. Mesela avcılar ve savaşçılar yollarını yıldızların durumuna bakarak bulurlar, gidecekleri hedefe hiç şaşmadan ulaşırlarmış. Söylencelerde yerini almış şu kalıplaşmış ifade bunun en iyi göstergesidir : “Madem ava çıkıyorsunuz Şıxulhağue (samanyolu) yi izleyin,o sizi hiç şaşırtmaz.” Adığelerin astronomi bilgisinden istifade ile geleceğe dair tespitlerinden bahseden Hanceriy "kutup yıldızı, büyük ayı ve samanyolunu sürekli yön belirlemek için kullandıklarını, yıldızlara bakarak doğada olabilecek önemli değişimlere dair tahminlerde bulunduklarını ve bu tür yetenekleri olan kişilerin Adığeler arasında çok itibar gördüklerini" anlatır bir yazısında. Yeni doğan ay'ın durumundan ve hilalin uç kısımlarının kıvrılışından o ay iklimin ve havanın nasıl olacağına dair tahmin yürütülür, günlük hava tahminleri ise güneşin doğuşuna batışına göre tahmin edilir tarım ve benzer işlerle uğraşanlar buna göre işlerini düzenlerlermiş. ***** Yaşamlarını düzenlerken gökyüzü ile bu kadar bağlantılı olan Adığelerde, bu gün bahsedeceğimiz yeni yılın gelişi de yine bir gök cismine bakarak belirlenirmiş. Adığelerin “Vağuebe” adını verdikleri (yunus-delfin) takımyıldızı Kuzey Kafkasya’nın gökyüzüne yerleştiğinde (21 Mart’a tekabül eder) bu olay ilkbaharın ve aynı zamanda yeni yılın başlangıcı sayılırmış. Bu yıldızın gökyüzünde görünmez oluşu ise sonbaharın başlangıcı olarak kabul edilirmiş. Yılın mevsimleri de bu yıldıza göre tayin edilirmiş. İlkbaharda topraktan çıktığına inanılan bu yıldızın, yazın tarım alanlarını, sonbaharda ormanları ve yüksek ağaç tepelerini aydınlattığına, kışın ise yine toprakta kaybolduğuna inanılırmış. (‘Ğemre yat’emre şızexek’ sözünün nereden geldiği net şekilde kendiliğinden ortaya çıkmaktadır gördüğünüz gibi)  “Вагъуэбэр щIым къыхэкIащ” “Vağuebe topraktan çıktı”, “Вагъуэбэр гъавэм(мэшым) къыхэплъащ” “Vağuebe ekine baktı”, “Вагъуэбэр жыг щхьакIэм хэхьащ” “Vağuebe ağacın dallarına girdi”, “Вагъуэбэр щIыгум хэхьэжащ” “Vağuebe (yeniden) toprağa girdi” biçiminde bu dönemleri tanımlayan deyişler vardır dilimizde. Bu tanımlamalar aslında Adığe yılının mevsimlerini ifade eder aynı zamanda. Bu dönenceler arasında 90’ar gün vardır ve bunlar (21-22 Mart-21 Haziran) ‘vağueber ş’ım qıxek’as’ denilen dönem ilkbahar mevsimine, (21-22 Haziran – 21 Eylül) ‘Vağueber meşım qıxeplhas’ denilen dönem yaz mevsimine, (21-22 Eylül – 21 Aralık) ‘Vağueber jığ şx’ak’em xex’as’ denilen dönem sonbahar mevsimine, 21-22 Aralık – 21 Mart arası)  ‘Vağueber Ş’ıgum xex’ajas’ denilen dönem ise kış mevsimini ifade eder. Bu mevsimlerin arasındaki tam bir dönence ise 360 günden oluşmaktadır. Eski Adığe halk takviminde bir yıl çeşitli olaylarla adlandırılan 18 ayrı zaman dilimi halinde bölümlenmiştir. Burada kullanılan ay isimleri günümüzde kullanılan gregoryen takvime aynı şekilde geçmiştir. Bir küçük not olarak: Yazın ve kışın en soğuk ve en sıcak günlerinin bu yıldız ile ilgisi olduğu düşünülür mevsim normalleri dışındaki havaların bu yıldızın konumundan kaynaklandığına inanılırmış. Yazın en sıcak günleri ‘Ğemahue şıle’ 16-17 Temmuz / 24-25 Ağustos arası, Kışın en soğuk günleri ise ‘Ş’ımahue şıle’ ise 16-17 Ocak / 24-25 Şubat arası döneme denk düşer.p>   Yeni yıl geleneğinin çıkışı ve kutlanışı hakkında… Çok eski çağlardan bu yana Adığeler bu günü büyük eğlencelerle kutlarlar. Yazılanlardan bu geleneklerin 5 bin yıl öncesine kadar dayandırıldığı görülmekle birlikte bunun ispat edilebilirliği yoktur doğal olarak. Fakat kutlamanın biçimine bakıldığında İslam’dan çok öncesine Adığelerin ateşe taptıkları Mecusilik dönemine dayandığı görülmektedir. Bu açıdan yeni yıl kutlamalarının kültürümüzde çok eski bir yeri olduğunu söyleyebilmekteyiz. Esasında bu kutlamaların halkımızın kültürü ile veya inancı ile bağlantısının ne olduğu konusuna artık pek de bakılmamaktadır günümüzde. Fakat 21 Mart tarihi son bir kaç yıldan bu yana Adıgey’de net bir tanımlama ile “Adığe yeni yılının başlangıcı” olarak kutlanmaktadır. Bu kutlamalar kültür bakanlığının ve çeşitli kültür araştırmacılarının da desteği ile artık bir resmiyet ve devamlılık kazanmıştır. Diğer bölgelerde de bu kutlamalar aynı şekilde yapılıyor olmakla birlikte eski Adığe geleneğinin bir devamı olarak tekrar edilmekte, tam olarak Adıgey’de olduğu gibi net bir yeni yıl kutlaması vurgusu yapılmamaktadır. Fakat bu bölgelerde o şekilde kutlanıyor olması durumu değiştirmez. Çünkü incelendiğinde görülmektedir ki diğer halklarda baharın başlangıcı, kışın bitişi şeklinde kabul edilen Delfin yıldızının görünmesi olayı, Adığelerde aynı zamanda bir takvim yılının başlangıcı manasına da gelmekte yukarıda açıkladığımız şekilde bir yılın bölümleri bu yıldızın gökyüzündeki hareketine bağlı olarak tayin edilip belirlenmektedir. Adığe yeni yılının çıkışı hakkında Maf’edz Serebiy şöyle yazmaktadır: “Bu kutlamalar, gece ile gündüzün eşitlendiği zamanda Mecusi inanışından kalma bir gelenekle ateşin tanrısına kurban kesilmesine ve bütün ailenin bu nedenle bir araya gelerek kutlamalar yapıp tanrıya saygılarını sunmasına kendilerini koruması için dualar etmesine dayanan bir ibadet tarzı kutlamadır.” (Bu gün hala bu kutlamalara ‘maf’eşx’a ced wuk’ın’ denilmektedir bazı yerlerde) Yani Mafedz Serebiy’e göre 21 Mart’ta yapılan bu kutlamaların asıl çıkışı ateşin tanrısına yakarış mahiyetinde bir törene dayanmaktadır. Bu gün de insanlar güçleri yettiği oranda kimisi sığır, kimisi koyun, kimisi tavuk hindi, her neye gücü yetiyorsa bir kurban keser bütün aile bir araya toplanarak yemek yenir ve sadece o gün tüm aile büyük küçük ayırımı yapılmaksızın hep birlikte sofraya oturur. Çünkü bu yemek bir ibadet olarak kabul edilir ve sonunda topluca dualar edilir. Bu gün halkımızın büyük bir kısmı Müslüman olmuş olmasına rağmen, bu kutlamalar hala devam etmekte ve İslam dini ile bir ilişkisi olmadığı halde devam ettirilmektedir. Çünkü bu günün yukarıda açıkladığımız Adığe yeni yılının başlangıcı olması gibi özel bir anlamı daha vardır halkımız için. Öte yandan Adıgey Cumhuriyeti’nde yapılan kutlamalarda bu günün yeni yıl özelliği daha fazla ön plana çıkmakta, en azından yapılan kutlamalarda çeşitli kültür araştırmacılarının bilim adamı ve yazarların katıldığı toplantılar düzenlenmektedir. Bu toplantılarda günün Adığe yeni yılı olma özelliğine yönelik yapılan aratırmalar ve çalışmalar sunulmakta böylece 21 Mart tarihinin olması gereken bu yönü ile yerleşmesine çalışılmaktadır. Bu toplantılarda konuşan Adıgey tarih araştırmacıları Jendar Mariyet ve Wuneroqu Mir’ın verdikleri bilgiler; Adığelerin bu güne göre bütün bir yılı yorumladıklarını gösteriyor. 21 Mart günü eğer sıcak ve güneşli ise yılın iyi geçeceğine, hava bulutlu ve yağmurlu ise yılın sıkıntılı geçeceğine inanılır, ayrıca turnaların hareketlerinden yılın gelişi hakkında yorumlar yapılırmış. Jendar Mariyet’in verdiği bilgilere göre, bu gün ile ilgili çeşitli inanışların da olduğunu görüyoruz. Mesela o gün kötü ruhların serbest kaldığı ve yeni yıl ile eski yılı birbirine karıştırdıkları gibi bir inanış mevcutmuş halk arasında. Bu nedenle onları uzak tutmak için evlerin ocaklarında ateşler yakılır, dumanı kapı ve pencereler önünden geçirilir, külleri evlerin etrafına serpiştirilir ve böylece büyülerden ve büyücülerden ve kötü ruhlardan korunulacağına inanılırmış. 21 Mart günü süslenen ağaca çeşitli hediyeler asılır, ailelerin bütün fertleri sofrada olmak üzere toplanarak bu ağacın altında yemek yenilirmiş. Daha sonra dualar edilerek istenen şeyler için yakarılır, hastaların şifa bulması, yoksulların zenginleşmesi için dua edilir, güneşe ve sıcağa yakararak bereket iyilik güzellik dilenirmiş.p>   Kaynaklar: M.Papşu, Çerkeslerde Eski Takvimler (çeviri derleme). E.Yıldız, Çerkesler ve Gökyüzü (çeviri derleme). E.Yıldız, Adığe Psalhe + Adığe Maq, Mart 2005 Elot.ru, 21 Mart 2006 sayısıp>  nanErgun Yıldız

Çerkesler Anadillerinin Korunmasını İstiyor

Dünya Adige Dili Günü kapsamında Karesi AVM´de düzenlenen konferansta Çerkesler, ana dillerinin korunması için destek istedi. Çerkesler, "Ana dilini unutan insan dilsizdir" diyor.p> Balıkesir Adige Derneği´nin ev sahipliğinde, Dünya Adige Dili Günü kapsamında Karesi AVM´de düzenlenen konferansta Çerkesler, siyasetçilerden ana dillerinin korunması için destek istedi. Balıkesir Adige derneği Başkanı Erhan Savkaf, "Biz Çerkesler, ana dilini bilmeyene ´zebug´ deriz; yani ´dilsiz´ deriz. Ana dilinizi bilmiyorsanız dilsizsiniz demektir. Bu dilsizliğimize çare aramak istiyoruz" diyerek konferansın amacını vurguladı. Konferansa Prof.Dr. Haç´emız Mir, Doç. Şhalao Susana, Doç. Dole Ruzana, Yrd.Doç. Sinem Vatanartıran konuşmacı olarak katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Büyükşehir belediye başkan adayı Sami Sözat, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Altıeylül belediye başkan adayı Zekai Kafaoğlu, AKP Karesi belediye başkan adayı Yücel Yılmaz, CHP´li ve AKP´li yöneticiler ve partiler de, konferansın konukları arasındaydı. Başkan adayları, konferansın başlangıcını izleyerek, seçim çalışmaları için salondan ayrıldılar.         BİZE YARDIMCI OLUN Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFED) Başkanı Yaşar Aslankaya da, konuşmasında Çerkesçenin 4 bin yılllık bir geçmişi olduğunu belirtti. Aslankaya, "1864 yılında sürgüne tabi tutulan Çerkeslerin, dilini kaybetmek üzere olduğunu hatırlatmak isterim. Bu eşi benzeri olmayan dili, kültürü Çerkesler kaybetme aşamasında. Bu dilin kültürün kaybolmasına seyirci kalmak bir cinayetle eşdeğerdir. Bu kadar çok sesli, bu kadar mükemmel bir dilin kaybolmasına lütfen seyirci kalmayınız. Biz bu Cumhuriyetin asli unsurlarındanız. Bu ülkenin her türlü sorununun içindeyiz. Bizim de dilimizi kültürümüzü yaşamamız için lütfen yardımcı olunuz" dedi.         BİZ BU ÜLKE İÇİN SAVAŞTIK Balıkesir Adige Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Caner Zağlı da, konuşmasında Çerkeslerin, Türkiye´ye yaptığı katkıya dikkat çekti. Zağlı, "300 yıl Çarlık Rusyası ile savaştıktan sonra Balkanlardan sürgün edilmiş bir halkız. Sürgünden sonra dünyanın 40´tan fazla ülkesine dağıldık. Bizler de, vatan kabul ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti´nde yaşamaktayız. Türkiye´nin birliği, kalkınması ve gelişmesi için üzerimize düşen görevi bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapacağız. Çerkesler, Kurtuluş Savaşı öncesinde ve savaş sırasında bu ülke için üzerine düşeni en iyi şekilde yaptılar, yapmaya devam etmektedirler. Biz Çerkesler, Yunan işgaline karşı ilk kurşunu atan Hasan Tahsiniz, Hamidiye kahramanı Rauf Orbay´ız, edebiyatta Ömer Seyfettiniz, Halide Edip Adıvar´ız, minderde sırtı yere gelmeyen Gazanfer Bilge´yiz, Futbol´da Süleyman Seba, Can Bartu´yuz, sinemada Türkan Şoray´ız, Ediz Hun´uz, televizyonda Halit Kıvanç´ız. 150 yıl önce Türkçe bilmiyorduk, bugün ise ana dilimizi bilmiyoruz ve öğrenmek istiyoruz" diye konuştu.    nanKaffed