Sakarya Kafkas Kültür Derneği 21 Mayıs Etkinliği
21 Mayıs Sakarya Kafkas Kültür Derneği konferans salonunda, kaybettiğimiz soydaşlarımıza Kuran'ı Kerim okutuldu ve yemek ikramı yapıldı. nanKaffed
21 Mayıs Sakarya Kafkas Kültür Derneği konferans salonunda, kaybettiğimiz soydaşlarımıza Kuran'ı Kerim okutuldu ve yemek ikramı yapıldı. nanKaffed
Çerkes Soykırım ve Sürgününün 150. yılında 21 Mayıs Sempozyumu yapıldı. Odunpazarı/Kurşunlu Külliyesine kortej halinde yürüyüş gerçekleştirilecektir. nanKaffed
21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgününün 150.yılı nedeniyle Samsun Konak Sineması önünde basın açıklaması ve anma töreni yapıldı. p> nanKaffed
Adana Çerkes Derneği 21 Mayıs etkinliği düzenledi. Çerkes Soykırımının 150. Yılı anısına anma töreni yapıldı. nanKaffed
Mersin Barış Meydanı'nda toplanan 250 kadar Çerkes, 21 Mayıs Sürgün ve Soykırımını andı. Sürgün yolunda yitirdiklerimizin anısına Kur'an okundu, saygı duruşu ve Sürgün andı hep birlikte okundu. Dilek balonları uçuruldu ve Gençler bir mizansenle sürgün sonuçlarını anlattı. nanKaffed
Çerkes Sürgününün 150. yıldönümünde Serina HaratokaTara'nın "Kabardey-Balkar ve Çerkesler" sergisiyle, Kafkas gelenekleri tanıtılıyor. Katılımlarınızı bekliyoruz. Adres: Feriye Lokantası Hamdi Saver Salonu Ortaköy-İstanbul (Kabataş Erkek Lisesi Yanı) Ziyaret saatleri: 10.00-20.00 https://www.facebook.com/events/1466609926909890/?ref_dashboard_filter=upcomingp>nanKaffed
KAFFED bugün saat 11:00'da 21 Mayıs ile ilgili görüşlerini kamuoyu ile paylaşacaktır.nanKaffed
Stratejik konumu ve cennet doğasıyla Kafkasya, tarihte sürekli dış saldırılara maruz kalmış bir coğrafyadır. Bunların en sert ve uzun süreli olanı ise 18. ve 19. yüzyıllarda yoğunlaşan Çarlık Rusya'sının saldırılarıdır. Bu acımasız saldırılara direnmeye çalışan Çerkesler, 19. yüzyılın ilk yarısında, vatanlarını korumayı sürdürmeye çalışmışlarsa da, artık soykırıma dönüşen saldırılar karşısında çaresiz kaldılar. Dönemin en büyük askeri güçlerinden olan Rus İmparatorluğu, Kafkasya'nın işgalinin tamamlandığını 21 Mayıs 1864 tarihinde yaptığı "Askeri Geçit Töreni" ile ilan etti. Ve 1763-1864 tarihleri arasında devam Çerkes Sürgünü bu tarihten sonra en yoğun düzeyine ulaştı. Bu nedenle, günümüzde 21 Mayıslar, Çerkeslerin yaşadığı her coğrafyada, insanlık tarihinin en büyük trajedilerden birinin anıldığı gündür. Büyük Çerkes Sürgünü, Dünya tarihinin en büyük ama maalesef, en az bilinen trajik olaylarından biridir. Son derece kötü koşullardaki Rus, Osmanlı ve İngiliz gemilerine adeta istif edilen Çerkesler, Karadeniz'deki Osmanlı limanlarına, liman olmayan boş alanlara, özellikle de Trabzon, Ordu, Samsun, Sinop, Kefken, Varna yöreleri ile İstanbul ve Ege adalarına döküldüler. Sürgüne uğrayıp vatanını terk eden nüfusun 1.500.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu nüfusun yaklaşık üçte biri açlık, hastalık ve deniz kazaları nedeni ile yollarda telef olmuştur. Halen Anadolu'nun değişik yörelerinde toplu Çerkes mezarlıklarına rastlamak mümkündür. Osmanlı İmparatorluğu'nun iskan politikaları doğrultusundaki dağınık yerleşim, tam bir parçalanmaya dönüşmüştür. Başlangıçta yalnızca coğrafi uzaklık anlamına gelen dağınıklık, bu kez ülkeler arası bir boyut kazandı. Sürgündeki Çerkes halkı Türkiye, Suriye, Ürdün, İsrail, Mısır, Irak, Lübnan, Libya, Yunanistan, Makedonya, Kosova'da ve buralardan göç etmiş olarak da Amerika ve Avrupa'da, daha doğrusu dünyanın kırktan fazla ülkesinde yaşamak zorunda bırakıldı. Bu parçalanmış yaşam biçimi Çerkes halkının özgün kültürünü, dilini hızla yok olma sınırına yaklaştırmıştır. Bu kaygılar ile hareket eden Çerkesler var olan kültür derneklerimizin bir araya gelerek yaptıkları uzun süreli istişareleri sonrasında 2003 yılında Kafkas Dernekleri Federasyonu'nu (Kaffed) kurdular. Kaffed'in amaçları; *Kültürlerinin korunması, yaşatılması ve geliştirilmesine katkıda bulunmak, Çerkes kültürünün Türkiye ve tüm dünyada tanınmasına çalışmak, *Çerkes toplumu ile diğer toplumlar arasında dostluğu ve işbirliğini yaygınlaştırmak, sorunlarına barışçı çözüm önerileri üretmek, *Kafkasya ile diasporada yaşanan ülkeler arasındaki dostluk ve işbirliğinin geliştirilmesine çalışmak, *İnsan haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde gelişmesine katkıda bulunmak, böylece üyelerine, topluma, yaşadıklara ülkeye ve insanlığa çok yönlü hizmetler sunmaktır. Kaffed'e göre 21 Mayıs; geçmişimizi unutmadan geleceğimizi düşünmek için anlama, anlatma ve halkımızın tarihsel-ulusal kimlik bilincinin artırılması sürecidir. Geçmişimiz, o günün koşullarında öğrenildikçe ve anlaşıldıkça, kurgulayacağımız gelecek yolunda bize rehber olacaktır. Geçmiş tarafların karşılıklı kavga edecekleri bir mücadele alanı değil, geleceği birlikte kurmak için çalışacakları uzun bir yoldur. Aynı zamanda 21 Mayıslar, Diaspora ile Anavatandaki kardeşlerin yüreklerinde eş zamanlı yanan bir kor ateştir. Bu ateşin yaktığı yürekler diasporada ve anavatandakileri birbirine yakınlaştırır, ortak bir gelecek kurmaya yönlendirir. Diasporadakilere dilini ve kimliğini yaşatmaya çalışırken, yüzünü anavatana dönme bilinci aşılar. Anavatandakilere yaşatabildikleri dil ve kültürü, diaspora ile paylaşma gereğini hatırlatır. 21 Mayıslar, birbirinden koparılmış kardeşlerin, farklı coğrafyalarda bile olsalar, birlikte yaşama irade ve arzusunu haykırdıkları günlerdir. Çerkeslerin yaşadıkları trajediyi tanımlamak için hangi sözcük kullanılırsa kullanılsın, Çerkeslerin oldukça kötü koşullarda anayurtlarından sürgün edilmiş olduğu ve Osmanlıya sağ salim ulaşabilenlerin ise geniş bir coğrafyaya dağıtılarak bir halkın yok oluşuna zemin hazırlandığı, herkes tarafından kabul edilen bir tarihsel gerçektir. Bu nedenle Çerkesler, yaşadıkları soykırım ve sürgünün,Rusya Federasyonu ve dünya kamuoyu nezdinde tanınmasını talep ediyorlar. Çerkesler bir daha benzer acıların yaşanmaması için, uğradıkları haksızlıkları telafi edecek adaleti istiyorlar. Çerkesler, bu büyük trajediyle ilgili imparatorlukların mirasçılarından, özellikle Rusya Federasyonu ve Türkiye'den; tarihsel haksızlığın giderilmesi için adım atmalarını, Çerkeslerin anayurtları ile bütünleşmesi için çifte vatandaşlık hakkının verilmesini ve anayurda dönüş haklarının tanınmasını talep ediyorlar. Çerkesler soykırım ve sürgünde yaşamını yitirdiklerine saygı gösterilmesini, kaybettiklerinin onurlu bir şekilde anılmasını istiyorlar. Çerkesler, geçmişi unutmadan tüm insanlık için, geleceği unutmadan onurlu bir gelecek istiyorlar. Kaffed, kaybettiklerimizi anmak, taleplerimizi muhataplarımıza ve kamuoyuna haykırmak, soykırım ve sürgüne uğratılmış bir halkın varlığının, sorunlarının ve 150 yıldır devam mücadelesinin, basında ve kamuoyunda görünür olmasını sağlamak amacıyla, mümkün olan en geniş katılımla; 24 Mayıs 2014 günü saat 19:00 da, İstanbul- Kartal Sürgün Anıtı önünde Basın Açıklaması yapacaktır. p> [Kaynak: Radikal Blog, 14 Mayıs 2014]p>nanZeki Kartal]
Bizim trajik hikayemiz (ya da kaderimiz) imparatorluklar çağının sonlarına doğru yazıldı. Her şey, Rusya İmparatorluğu’nun Karadeniz’den Kafkas Dağları’nın doruklarına, oradan da Hazar Denizi’nin kıyılarına uzanan coğrafyamıza göz koyuşuyla başladı. Buralar epey zamandır Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfuz alanıydı, elde tutulmalıydı. Buralar epey zamandır İngiltere İmparatorluğu’nun stratejik değer atfettiği coğrafyaydı, Rusya’ya kaptırılmamalıydı. Tek isteği kendi yurdunda özgür ve barış içinde yaşamak olan bizlerse, bu üç büyük gücün, bu üç büyük hesabın arasına sıkışıp kalmıştık. Biz, bu coğrafyanın sahibi olan halklar. Ortak adlarımız da olmuştur (Çerkesler, Dağlılar, Kafkasyalılar) özgün adlarımız da (Adigeler, Abhazlar/Abazalar, Ubıhlar, Osetler, Çeçenler, İnguşlar, Avarlar, Laklar, Lezgiler, Karaçaylar, Balkarlar, Nogaylar, Kumuklar ve daha pek çok halk). Kafkas doruklarından Karadeniz’e ve Hazar’a inen akarsular kadar birbiriyle aynı ve birbirinden farklı halklar. İngiliz diplomatlarının, askeri danışmanlarının, jeopolitik gözlemcilerinin geliş-gidişleri, Rusya’nın askeri gücünün bölgemize yerleşmeye başlamasıyla hızlanmıştı. Bazen Osmanlı’dan da gelenler oluyordu, genellikle Sultan’ın ordusunda kariyer yapmış bizden insanlar. Birşeyler oluyordu, birşeyler dönüyordu. Hazırlıklar yapıldı el altından, ulaklar at sürdü gece-gündüz. Olan oldu, dönen döndü ve sonunda koca Rusya’ya meydan okuma kahramanlığı bize kaldı. Nasıl bir ateşe düştüğümüzü bilemeden, nasıl bir belaya bulaştığımızı hesaplayamadan… Kafkasya’nın dört bir yanında savaştık, onlarca yıl. Methiyeler düzüldü kahramanlıklarımıza; İngiliz gazeteleri bizi yazdı, politikacıları bizi konuştu, diplomatları bizi anlattı. Karl Marks bile “Avrupa halkları, bağımsızlık ve özgürlük için nasıl savaşılacağını kahraman dağlılardan (Kafkasyalılardan) öğrenin” diyerek bizi onurlandırdı. Evet, biz bağımsızlık ve özgürlük için savaşıyorduk. Biz öyle biliyor ve inanıyorduk, İngilizler öyle diyordu, Avrupalılar öyle diyordu, Osmanlılar öyle diyordu. Ama Ruslar bunu anlamıyorlardı, İngiliz ve Osmanlı çıkarları için savaştırıldığımızı söyleyip duruyorlardı. Sayımız azdı, silahımız kıt. Rus askerleri dalga dalga geliyordu kuzeyden. Sayıları çoktu, silahları çok. İnsaftan gayrı herşeyleri çoktu. Savaştık onyıllarca ve kahramanca. Önce dağın öte tarafındakilerimiz pes etti, direnişin en önde gelenlerinden Şeyh Şamil 1859’de Ruslara teslim oldu. Ama dağın beri tarafında olanlarımız, Şamil’in neden “yeter” dediğini anlayamadan devam etti savaşa. İngiltere ve Osmanlı başkentlerine heyetler gönderdik, destek versinler diye. Gururumuzu okşadılar güzel sözlerle, elimiz boş geri gönderdiler. Ama biz yılmadık. Bir yıl daha, üç yıl daha, beş yıl daha. Taa ki, Adigeler, Abhazlar/Abazalar ve Ubıhlar’dan oluşan ortak direniş gücümüz, 21 Mayıs 1864’de, bugünkü Soçi’nin yamacında kırılana dek. Rusya zaferini törenle ilan etti. Eh artık yenilmiştik, durmalıydık. Ama yapamadık, kan tutmuştu sanki, isyanımız Abhazya sınırlarında devam etti; 1866’da yeniden silaha sarıldık, yetmedi, 1877’de bir daha… Daha önce de savaşlar görmüştük, kıtlıklar, salgınlar, afetler… Tüm toplumlar gibi, düşe kalka yol almıştık tarihin aynasında. Kendi küçük coğrafyamızdaki iktidar çatışmaları bir yana, tarih boyunca büyük istilacılara (Roma, Bizans, Pers, Moğol, Arap, Osmanlı…) karşı direnmiştik. Savaşmıştık hep. Savaştı bu, geçerdi. Ana(vatanı)mızın koynuna sığınır, yaralarımızı sarardık. Acılar küllenir, kayıplar filizlenirdi. Hep böyle olmuştu. Hep böyle olacak sandık. Ama bu kez başkaydı. Bu kez yenilginin bedeli kaldıramayacağımız kadar ağırdı; anavatının şefkatinden mahrum edilmekti, sürgündü. Kafkasya’daki yurtlarımızdan sökülüp Osmanlı’nın küçülmeye yüz tutmuş büyük coğrafyasına (Balkanlar’dan Anadolu’ya, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar) savrulduk. Hiç bu kadar yenilmemiştik. Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştık… Rusya kazanmış, biz kaybetmiştik. Ferman yazılmıştı: Sürgün. Rusya Kafkasya’yı bizsiz istiyordu, Osmanlı’nın ise nüfusumuza ihtiyacı vardı. Her iki taraf da muradına erdi. Onbinlercemizi, yüzbinlercemizi Tuapse, Soçi, Sohum limanlarına toplayıp Osmanlı’nın köhne gemilerine yüklediler. Çarın gazabından Sultanın insafına doğru yol aldık. Balkan kıyılarına, Anadolu kıyılarına, Ege ve Akdeniz havzalarına taşındık. Adige ve Abhaz/Abaza nüfusumuzun yüzde 70’i, Ubıh nüfusumuzun ise tamamı sürgün edildi. Osetler, Çeçenler, Balkarlar, Karaçaylar, Avarlar ve diğer halklardan da onbinlerce sürgün verdik. Sürülenlerimizin sayısı 1,5 milyondan fazlaydı. Dalga dalga sürüldük. Öncesi de vardı elbet (1810, 1821, 1824, 1830,1837, 1841, 1855 ayaklanmaları ve sürgünler), ancak en büyük toplu sürgünler, son ortak direnişimizin kırıldığı 21 Mayıs 1864’den ve Abhazya’da 1866-67 ve 1877-78 başkaldırılarımızın bastırılmasından sonra oldu. Sohum’dan Tuapse’ye kadarki koca bölge neredeyse insansız bırakıldı. Yenilgimizin ve sürgünümüzün simgesi olarak, ortak direnişimizin kırıldığı ve Rusya’nın zafer töreni yaptığı 21 Mayıs 1864 tarihini bilincimize kazıdık. 21 Mayıs bizim için yastır, öfkedir, hatırlamaktır ve derstir. Geçmişi unutmadan, gelecek için mücadele etmektir. 150 yıl geçti. Çarlık Rusyası’nın insafsız iştahına neden ve nasıl yem olduğumuzu, bu yakıcı ateşe nasıl düştüğümüzü hala tam olarak bilemeyiz. İngilizler ve Osmanlılar mı itmişti bizi, yoksa kendi irademizle mi atlamıştık? İngilizlerin jeostratejik planlarına mı, Osmanlıların nüfuz oyunlarına mı, feodal beylerimizin ve dini liderlerimizin hırslarına mı, yoksa özgürlük-bağımsızlık tutkumuzun pohpohladığı hesapsız özgüvenimize mi kurban olmuştuk? Hala bunu öğrenmenin ve anlamanın peşindeyiz… 150 yıl geçti. Kabaca, beş-altı kuşak. İlk kuşağımız anayurda geri dönme umudu ile yeni yurda tutunma arafında bocaladı, pekçoğumuz getirebildiğimiz az miktardaki özel eşya denklerini “geri döneceğiz nasılsa” beklentisiyle yıllarca açmadı. Tarihe seslendik: Bizi buralarda unutma! Oysa tarih bizi buralarda unutmuştu. İkinci kuşağımız Osmanlı’nın yıkılma ateşinde kavruldu; Doğu Cephesi, Batı Cephesi, Güney Cephesi, Çanakkale… Yeni yurtta çok canlar verdik, can verdikçe buralı olduk. Üçüncü kuşağımız, Kurtuluş Savaşı’na ve cumhuriyetin kuruluşuna “bir yurt kaybedenin yeni bir yurt kazanması” heyecanıyla katıldı, biraz daha buralı olduk. Dördüncü-beşinci kuşağımızın üzerinden Türkleştirme politikaları geçti, iyice buralı olduk. Şimdi, yeniden kendini arayan bir kuşağımız var. Umudumuz var. Her ne kadar Türkiye’nin siyasi ve dini ideolojilerinin gölgesinde ruhumuz biraz solmuş ve bilincimiz biraz örselenmişse de, her ne kadar hala coğrafyamıza hükmeden Rusya’ya öfkemiz ve güvensizliğimiz devam etse de ve her ne kadar bugünkü Rusya yönetiminin otoriterliği caydırıcı olsa da, umudumuz var. 150 yıl sonra, yavaş yavaş yüzümüzü Kafkasya’ya dönmeye başladık. Biz buralara sürülürken her ne pahasına anavatanda kalmış, direnmiş, tutunmuş ve olağanüstü mücadeleler vererek yurtlarımızı sahiplenmiş, orada hayatı yeniden kurmuş, ihya etmiş ve bayraklarımızı dalgalandırmış kardeşlerimizle kucaklaşmaya başladık. Umudumuz var. Yavaş yavaş anavatana dönüp yeni hayatlar kurmaya başladık. 150 yıldır bizi yok sayan tarih, şimdi göz kırpıyor. Tarih bizi hatırladıkça, biz tarihimizi hatırladıkça, umudumuz var... [Kaynak: Bianet, 20 Mayıs 2014]p>nanSezai Babakuş]
“ Karşı Kıyı: Abhazya ve Büyük Çerkes Sürgünü FOTOĞRAF SERGİSİ “. İSTANBUL - Çerkes Sürgünün 150. Yılı anma etkinlikleri kapsamında Kartal Sahil Yolu’ndaki Kafkas Sürgün Anıtı önündeki iskelede fotoğraf Sanatçısı Seçkin Yılmaz, tarafından “Karşı Kıyı : Abhazya” ve “Büyük Çerkes Sürgünü” fotoğraf sergisi açılacak. ‘’Yaşadıklarımızı unutmadık, unutmayacağız’’ diyen Çerkesler, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün tanınması, Çerkeslerin uğradığı tarihsel haksızlıkların giderilmesi taleplerini duyurabilmek için özellikle Mayıs ayında etkinlikler düzenlemekte ve kitlesel eylemler yapmakta. Bu yıl Büyük Çerkes Sürgünün 150. Yıldönümü nedeniyle 24 Mayıs Cumartesi günü İstanbul Kartal sahil yolu üzerinde bulunan Kafkas Sürgün Anıtı önünde yapılacak törenler saat 19:00 da başlayacak. Sergide, Yılmaz’ın, geçmiş yıllarda yapılan sürgün anma etkinliklerinde ve 2009 yılında Abhazya’da çektiği 40 eseri yer alacak. Serginin açılışı saat 17.00’de yapılacak. KAFKAS SÜRGÜNÜ 21 Mayıs 1864; yaklaşık 300 yıl süren Kafkas-Rus savaşlarının sona ermesi ve Kuzey Kafkas halklarının sürgüne zorlanmasının başlangıç tarihidir. Bu tarihten sonra Çerkes halkları dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmışlardır. Sürgün süreci içerisinde birçok insan hayatını kaybetmiş, sürüldükleri topraklarda ise hastalık açlık ve yoksulluk gibi problemlerle karşı karşıya kalmışlardır. Büyük Kafkas Sürgünü her yıl Mayıs ayında törenlerle anılmakta. nanKaffed
Telefon : 0533 326 92 12
Adres : ALTUNİZADE MAH. NUHKUYUSU CAD. NO:110 üSKÜDAR-İSTANBUL
Telefon : 0532 226 21 08
Adres : Adnan Kahveci Mah Kışla Cad No:56 Yasam Vadisi 2. Kısım Beylikdüzü/Istanbul
Telefon : 0507 055 30 05
Adres : Çobançeşme Mahallesi Kalender Sok. No: 16 K: 4, D: 4, 34196 Bahçelievler/İstanbul
Telefon : 0533 456 19 57
Adres : Piri Mehmet Paşa Mahallesi, Mumhane Sokak, No:21, Daire :6, Silivri/İstanbul
Telefon : 0542 474 66 17
Adres : 7 Eylül Mahallesi, Esko iş hanı, No: 110, Efeler/Aydın
Telefon : 0542 566 99 28
Adres : Altıntaş Mah. No:26 (Ayrac Kitabevi) Nazilli.
Telefon : 0344 235 20 00
Adres : Şazibey mh Haydar Aliyev Blv 9. Sk 1/A Kahramanmaraş/Onikişubat
Telefon : 0507 355 73 49
Adres : Kayabaşı mahallesi Yavuz Sultan Selim caddesi 37A /1 Göksun/ K.Maraş
Telefon : 0542 732 96 47
Adres : Kaleyazısı Mah.Hal Aralığı Sok.No:7 Daire:921 MERKEZ/SİNOP
Telefon : 0537 247 42 57
Adres : Süleymanlar mh.İstasyon cd.Yöresel Dernek Evleri No.2 Kdz.Ereğli/ Zonguldak
Telefon : 0266 239 28 14
Adres : Eski Kuyumcular Mah.13000 Sokak 6/B Karesi/ Balıkesir
Telefon : 0 266 713 76 00
Adres : Hacıyusuf mh. Ortaokul cad. No:9/A 10200 Bandırma /Balıkesir
Telefon : 0266 762 55 75
Adres : Akçaali Mahallesi 15.Sokak No:2 Gönen-Balıkesir
Telefon : 0532 514 17 38
Adres : HAN MAHALLESİ ABDULLAH ALTINBAŞ SOKAK.No 9 Susurluk BALIKESİR
Telefon :
Adres : İhsaniye, Yurt Sk. NO:6, 16200 Nilüfer/Bursa
Telefon : 0530 251 4914
Adres : Orhaniye, Çardak Çk. No:3, 16400 İnegöl/Bursa
Telefon : 0551 388 16 58
Adres :
Telefon : 0545 853 12 11
Adres : Barış mah recep yazıcı oğlu cad 76 evler E Blok no:10
Telefon : 0228 315 30 93
Adres : Yeni mahalle okul altı sok .no2 Bilecik Bozüyük
Telefon : 0374 212 14 31
Adres : Aktaş mahallesi Öney sok. No: 6 kat: 3 Bolu
Telefon : 0505 254 85 59
Adres :
Telefon : 0536 263 91 16
Adres : Güzelyalı Mah.Turgut Özal Bulvarı 81058 Sk. No:11 Polisevi Kavşağı Çukurova/Adana
You can see how this popup was set up in our step-by-step guide: https://wppopupmaker.com/guides/auto-opening-announcement-popups/