Çerkes Diline Sahip Çıkılmalı

[EVRENSEL] Çerkes sürgününün 150. yıl dönümünde büyülü anavatan Kafkasya’ya bir bakış: “Kabardey - Balkar ve Çerkesler”. Feriye Lokantası 23-29 Mayıs arasında özel bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapacak. Çerkes sürgününün 150. yıl dönümünde büyülü anavatan Kafkasya, Serina Haratoka Tara’nın objektifinden yeniden hayat bulacak. Fotoğrafçının ilk kişisel sergisi olan “Kabardey – Balkar ve Çerkesler” sergisi doğasıyla, insanıyla, sokaklarıyla, danslarıyla, müzikleriyle, yemekleri, kıyafetleri ve güzellikleriyle Kafkasya’da Kabardey boyunun anavatanı olan Kabardey-Balkar özerk cumhuriyetini gözler önüne serecek. Serginin küratörlüğü ise Çağla Cabaoğlu’na ait. Çerkes fotoğraf sanatçısı Tara, Çerkesleri ve Çerkes kültürünü anlattı. 21 Mayıs etkinlikleri ve 21 Mayıs platformunun da gösterdiği üzere daha çok birleşme, taleplerini ortaklaştırma yoluna girmiş görünüyorlar. Bunun sanatsal alandaki etkileri nasıl oldu? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?p> KAFFED’le birlikte Çerkesler kendi kabuklarından çıkıp Türkiye’ye ve dünyaya kendilerini anlatmak, temel demokratik haklar doğrultusunda kültürlerini yaşatmak ve kimliklerini korumak bazlı taleplerini dile getirmek ve özellikle anayurttan koparılıp dünyanın dört bir yanına dağılmamıza sebep olan soykırım ve sürgün gerçeğimizin bilinmesini sağlamak amacını edindiler. Bu sürece paralel olarak dernekler de gerek bireysel gerek KAFFED çatısı altında sadece kendi toplumuna yönelik olmayan daha çok etkinlik yapar hale geldiler. 21 Mayıs etkinlikleri bunun en güzel örneği. Bunun yanında Çerkes sanatçıların bir araya geldiği etkinlikler organize edildi, örneğin Çerkes ressamları, Çerkes el sanatları uzmanları, Çerkes dans grupları ve müzisyenlerinin ortak sergileri ve gösterileri düzenlenmeye başladı. Bu süreçte ayrıca anavatanla ilişkiler gelişti ve oradaki Çerkes ve Abhaz sanatçılar Türkiye’ye davet edildi, ya da ortak etkinlikler düzenlendi. Örneğin bastan sona Çerkesce olan tiyatro oyunları sergilendi. Benim kuşağım ve benden önceki kuşak maalesef dili bilmiyor. Ama bu etkinlikte orta yaş üstü izleyicilerin kalplerindeki heyecanı ve gözlerindeki mutluluk gözyaşlarını görmenizi isterdim. RUSLAN TSRYM’IN “SÜRGÜN ANITI” YARIN AÇILIYOR Sanatsal alanda öne çıkan, sizi etkileyen başlıca çalışmalar neler oldu? Yeni Çerkes sanatçılar kimlerdir, onları bize tanıtır mısınız?p> Kafkasya seyahatimde daha önce çok tanımadığım sanatçılarla bizzat tanışma fırsatı buldum. Bunlardan en çok etkilendiğim Ruslan Tsrym oldu. Ressam, heykeltraş hem de iyi bir dilbilimci olan Tsyrm Kafkas kültürünü ve Nart Destanı’nı postmodernist çizgilerinin arasına çok usta bir disiplinle yerleştirmiş. Bir suredir Nart Destanı ile ilgili araştırmalar yapıyor. Ruslan’ın Çerkes boylarının birlikteliğini bir hayat ağacı seklinde tasvir ettiği heykelinin bir replikası Kartal’da “Sürgün Anıtı” olarak bulunuyor. 21 Mayıs Sürgünün 150. yıl anma töreni o heykelin önünde yapılacak. İkinci bir isim Ruslan Shemeyev, Saint Petersburg Kraliyet Akademisinden dereceyle mezun olmuş çok başarılı bir ressam. Oldukça karmaşık ve enteresan kişiliği ile onunla tanışmak ilginç bir tecrübeydi. Kafkasya’da tanışma imkanı bulduğum bir başka sanatçı da Muhadin Kishev, Çerkes kültürüyle Avrupa peysajını birleştirerek yarattığı eserleri tam bir renk cümbüşü. Kendisi İspanya’da yaşıyor ve Avrupa’da oldukça bilinen bir ressam. Türkiye’de yasayan Çerkesler, sanatçılar da dahil olmak üzere aslında çok uzun yıllar Çerkes kimliklerini pek dışarıya vurmadılar, kendi içlerinde yaşadılar ve sadece cemiyet içinde ya da yakın çevrelerince bilindi. Yukarıda bahsettiğim surece paralel olarak Çerkes kimliğini ifade eden sanatçılar arasında  ilk adini saymak istediğim çok genç yaşta kaybettiğimiz ve anne tarafından da yakın akrabam olan rahmetli Meral Okay, Mehmet Aslantuğ, ressam Faruk Cimok aklıma gelen ilk isimler. Bugüne baktığımızda yeni jenerasyon arasında Çerkes kimliğini önde tutan çok başarılı oyuncular olduğunu düşünüyorum. İrem Sak, Güpse Özay, Mert Fırat, Kanbolat Görkem Aslan eminim uzun yıllar sinema tv ve tiyatroda zevkle izleyeceğimiz isimler olacaklar…  KİMLİKLER ANAYASA’DA GÜVENCE ALTINA ALINMALI Çerkeslerin anavatanını fotoğraflamak nasıl bir duygu oldu sizin için? Birçok Çerkes anavatanına gitmediği halde sizin fotoğraflarınızla oraları görme şansına sahip oluyor. karşılaştığınız tepkiler nasıldı?p> Gerek Çerkes iş adamlarımız gerekse dernekler vesilesiyle ilişkiler yoğunlaştı ve bizler gidip gelenlerden dinlemeye başladık anavatanı. Yani giderken bihaber değildik. Ama kendi gözlerinizle görmek, sokaklarda, dükkanlarda, her yerde bir zamanlar sadece küçük aile ortamlarında annenizin, babamızın, yakın akrabalarımızın konuştuğu dili duymak, yine kendi küçük çevrenizde tanık olduğumuz adetlerin ilişkilerin, kültürün orada bir ülkede/ cumhuriyette yaşandığına tanık olmak gerçekten sizi inanılmaz bir şekilde etkiliyor. Ben ki yıllarca kendimi kendi kültürümden çok uzakta görmüş olsam da, orada hissettiğim aidiyet duygusunu inkar edemem. Soydaşlarımın tepkilerini de bu sergi ile değerlendirme fırsatı bulacağım... Yeni anayasa süreci ve demokratikleştirme açısından Çerkesler ne istiyor?p> Çok bilinen bir söz vardır: Biz bu topraklar için ölürken Türkçe bilmiyorduk, şimdi de kendi dilimizi bilmiyoruz. Bu bağlamda yeni anayasa surecinde bireyin temel alınıp bireysel hakların güvence altına alınması, hiçbir dile, ırka, etnik kökene, cinsiyete, dine, siyasal düşünceye, inanca yönelik ayrımcılık yapılmamasını, devletin tüm kimlikleri güvence altına alması, ve bu kimliklerin korunup barış içinde yaşatılmasının desteklenmesini istiyor diyebiliriz. FARKLILIKLAR TEHDİT DEĞİL, ZENGİNLİKTİR Çerkes kültür ve sanatının gelişmesi için devlet neler yapabilir, talepleriniz nelerdir?p> Türkiye’nin dünyadaki en büyük medeniyetler beşiği olduğunu düşünüyorum. Doğuyla batının böylesine birleştiği içice geçtiği müthiş bir sentezde yaşıyoruz. Ancak geçmişte ve günümüzde yaşanılan karışıklıklar ve karşıtlıklar maalesef bu kültürel zenginliğin tadına varmamızı engelleyerek bizi birbirimizden uzaklaştırıyor. Aslında yapmamız gereken bizden farklı olanı tanımaya, anlamaya çalışmak olmalı. Amacım, bir öze dönüş ve globalleşen dünyada tutunmamız gereken değerleri hatırlatma çabası. Türkiye’nin böyle bir adıma ihtiyacı var insanların bakış acılarını genişletmek, farklılıkları normalleştirmek, hoşgörülerini, bilgi seviyelerini ve hayal güçlerini yukarı çekmek sanatçıların görevi. Öncelikle devletin bunu desteklemesi gerekiyor kanımca. Öteki tarafta devlet Türkiye topraklarında konuşulan dilleri ve kültürleri bir tehdit değil de bir zenginlik olarak görmeli. Bu kapsamda öncelik dile verilmeli, diğer azınlık dilleri gibi Çerkes dillerinin öğrenilmesi teşvik edilmeli. Bu eğitim programlarıyla, radyo ve televizyon yayınlarının desteklenmesiyle gerçekleştirilebilir. Ayrıca Çerkes kültürünün yaşatılmasını amaç edinen sivil toplum kuruluşlarının da desteklenmesi bu kapsamda yapılan çalışmaların başarılı sonuçlar vermesini sağlayacaktır. TÜRKİYE’NİN DÜĞÜNLERİ Yeni projeleriniz var mı, neler yapmayı düşünüyorsunuz?p> Etnik kimlikler, gelenek ve göreneklerle ilgili merakım yeni projemde de başrolü oynuyor. Kısa zaman sonra start alacak olan fotoğraf projem Türkiye’de bulunan tüm farklı etnik kökenlerde, dinlerde hatta illerde bile farklılık gösteren düğün adetleri ile ilgili. Sadece araştırma kısmı bile oldukça heyecanlı geçiyor. Türkiye’nin dört bir yanında birçok düğüne katılıp her yöreye, kökene ait değişik evlilik adetlerini fotoğraflamayı amaçlıyorum. Dediğim gibi amacım; insanlara biraz olsun kendilerinden farklı gördüklerini normalleştirmek, biraz öze dönüş ve çokça da kaybolmaya yüz tutmuş değerleri hatırlatma çabasını içeriyor... [Kaynak: Evrensel, 20 Mayıs 2014]p>nanErcüment Akdeniz]

Hisarcıklıoğlu’ndan “Çerkes Sürgünü ve Soykırımı” Mesajı

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Çerkeslerin 21 Mayıs 1864'de sona eren Kafkas-Rus savaşları ile birlikte maruz kaldıkları zulüm, soykırım ve insanlık tarihinin en büyük sürgününün 150. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu Çerkes sürgünü ve soykırımı ile ilgili mesajında, “Çerkes ve Kafkas halklarının maruz kaldığı sürgün ve soykırım tarihin en acımasız ve en karanlık sayfalarından birisi olmuştur. Çerkes kardeşlerimizin acısını her zaman yüreğimizde taşıyacağız” ifadesini kullandı. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “21 Mayıs 2014 tarihin en acı dolu günlerinden birisinin yıldönümü. Rus-Kafkas Savaşı 21 Mayıs 1864’de, Soçi yakınlarında Kbaada vadisinde (şimdiki adıyla Krasnaya Polyana) Çerkeslerin ağır yenilgisiyle bitti. Savaşın sona ermesi ile birlikte, Çarlık Rusya’sı tarafından Vatanını terk etmeye zorlanan Kafkas halkları, bu tarihi Çarlık Rusya’sının stratejik hedefleri doğrultusunda Çerkes halkına uyguladığı soykırım ve sürgünün yıldönümü olarak kabul etmektedir. Tarih boyunca yaşadıkları Kafkasya’da onurlu bir mücadele ve direniş gösteren Çerkes halkı, ne acıdır ki hak hukuk tanımaz bir politikayla, soykırıma uğramış ve sürgün edilmiştir. Bu insanlık dışı süreçte Çerkeslerin zulme ve işgale karşı verdikleri kahramanca mücadele asla unutulmayacaktır. Umudumuz odur ki; acımasız, kanlı saldırıların yaşanması, Çerkeslerin evlerinden, topraklarından ve vatanlarından koparılıp büyük sürgüne gönderilmesi sürecinin, insanlık tarihinde ve vicdanlarda açtığı yara, yeni acıların yaşanmaması adına büyük bir ders olsun. Bizler Türkiye’de Çerkes, Türk, Kürt, Laz, Gürcü, Ermeni, Rum ve diğer vatandaşlarımızla bir ve bütünüz. Bu vatan için canıyla kanıyla mücadele eden, aynı gelecek adına nefes alan büyük bir ülkeyiz. O açıdan geçmişte yaşadığımız her acı, hepimizindir. Kanayan yara aynı bedenindir. Türk İş dünyası adına, Büyük Sürgün’ün bu yıl dönümünde Çerkes kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, bu tür felaketlerin bir daha yaşanmamasını diliyoruz.” [Kaynak: Milliyet, 26 Mayıs 2014]p>nanKaffed]

TBMM Başkanı Çiçek: Acınızı Paylaşıyorum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, Kafkas Dernekleri Federasyonu'na gönderdiği mesajında "150 yıl önce yaşanan büyük facianın, Çerkes halkının milli hafızasında derin izler bıraktığını" vurguladı ve "böyle faciaları hiçbir milletin bir daha yaşamamasını" diledi. Sayın Çiçek'in mesajını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz: 24 Mayıs 2014 Yaşar Aslankaya Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Büyük Kafkas Sürgününün 150. yılını anma etkinlikleri kapsamında yaptığınız nazik davet için teşekkür ediyorum. 19 uncu Yüzyılın mazlum halklarından biri olan Çerkesler için, Anadolu yeni bir yurt olmuştur. 150 yıl önce yaşanan büyük facia, Çerkes halkının milli hafızasında derin izler bırakmıştır. Temennim böyle faciaları hiçbir milletin bir daha yaşamamasıdır. Yarınların daha güzel olması için, geçmişten çıkarılacak büyük dersler vardır. Düzenlediğiniz etkinlik, bu noktada son derece yararlı olacaktır. Bu düşüncelerle Büyük Kafkas Sürgününün 150. yılında, sürgün sırasında hayatını kaybeden bütün kardeşlerimi rahmetle anıyorum. Etkinliklerin başarılı geçmesini diliyor, bütün katılımcıları sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Cemil Çiçek TBMM Başkanı  nanKaffed

Başbakan Erdoğan: Acılarınızı Yürekten Paylaşıyoruz

TC BAŞBAKANLIK ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 24 MAYIS 2014 Sayın Yaşar Aslankaya Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Büyük Çerkes Sürgünü’nün 150. sene-i devriyesinde, Çerkes kardeşlerimizin yaşadığı büyük acıları bir kez daha hatırlıyor, acıları bir kez daha yürekten paylaşıyoruz. İçinde Bulunduğumuz geniş coğrafyanın tüm halkları gibi özgürlüğüne, bağımsızlığına, inançlarına ve değerlerine aşkla bağlı olan Çerkes Kardeşlerimiz, 18’inci yüzyıl’da insanlık tarihinin gördüğü en büyük zulümlerden birine maruz kaldılar ve sayısı milyonları aşan şehit verdiler. Hayatta kalanlar ise, doğup büyüdükleri toprakları terketmek suretiyle uzun bir sürgüne mahkum bırakıldılar. Çerkesler, bu coğrafyanın tüm halkları gibi, ortak bir kaderi paylaştığımız kardeşlerimizdir. Türkiye’nin tarihi Çerkes kardeşlerimizle inşa edilmiştir; hiç kuşkusuz gelecek de hep birlikte inşa edilecektir. 77 milyon içinde, her bir kardeşimizin, kendi ana dilini, kendi kültürünü, gelenek ve inançlarını muhafaza etmesi, kendisini hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak hissedebilmesi hükümet olarak uğruna mücadele verdiğimiz bir hedeftir. İnkar, red ve asimilasyon dönemi geri gelmemek üzere kapanmıştır. Attığımız adımlarla, her bir kardeşimizin ana dilini konuşabilmesi, öğrenebilmesi ve öğretebilmesi teminat altına alınmıştır. Öz be öz kardeşlerimiz, 77 milyonla birlikte bu vatan topraklarının sahipleri olarak gördüğümüz Çerkes kardeşlerimizin acı hatıraları hiç kuşkusuz bizim de acımızdır. Çerkes kardeşlerimizin haklı mücadelesini gönülden destekliyor, bir daha böyle büyük acıların yaşanmaması için, barışın ve adaletin egemen olduğu bir dünya mücadelemizi birlikte veriyoruz. 150. Sene-i Devriyesinde, Büyük Çerkes Sürgünü’nde hayatını kaybeden şehitlerimizi; sürgünlerde ölen tüm Çerkes kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yadediyor; Türkiye cumhuriyeti vatandaşı Çerkes kardeşlerimizi ve dünya üzerindeki tüm Çerkeslere sevgilerimi, selamlarımı gönderiyorum. Recep Tayyip Erdoğan BaşbakannanKaffed

KKTC Meclis Başkanı Siber Kaffed’de

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber ve KKTC Büyükelçisi Sayın Mustafa Lakadamyalı, Kaffed Genel Merkezi'ni ziyaret ettiler. KKTC'nin ve aynı zamanda dünyanın ilk kadın Çerkes Başbakanı olan Sayın Sibel Siber geçen yıl Kaffed Adıgey Çalışma Grubu ve Adıgey Televizyonu çalışanları tarafından ziyaret edilmişti. Sayın Siber, bu görüşmeden çok memnun kaldığını ve iade-i ziyaret için geldiğini belirtti. Kaffed web sitesini düzenli olarak izlediğini ve Federasyonumuzun başarılı çalışmalar yaptığını belirten Sayın Siber, farklı kültürlerin asimile olmadan uyum içinde yaşamasının dünyayı güzelleştirdiğini vurguladı. Kendisine 24 Mayıs Kartal etkinliği ve geçen yıl gerçekleştirilen ziyarette yapılan TV çekimleri konusunda bilgi verildi. Adıge Çalışma Masası üyesi Yıldız Şekerci 5 Ekim 2014 tarihinde yapılacak Adıgey gezisi konusunda bilgi verdi ve Sayın Siber'i Adıgey'e davet etti. Ziyareti ile bizi onurlandıran Sayın Siber'e teşekkür ederiz. nanKaffed

HDP: Çerkesya Halklarının Yaşadığı Soykırımı Unutmuyoruz…

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu'nun ÇErkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 150. Yılı vesilesiyle yayınladığı açıklamayı okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. Çerkesya halklarının 19. Yüzyıl’da yaşadığı büyük trajedinin üzerinden 150 yıl geçti. 21 Mayıs 1864 günü tarihe Çerkes soykırımının simgesi olarak kazındı. Çarlık Rusyası, Kafkasya'nın doğusunda, Dağıstan ve Çeçen-İnguş Bölgesi'nde, savaş boyunca kadın, çocuk ayırmaksızın tam bir imha politikası izledi. 1 milyonu aşkın Çerkes katledildi, daha fazlası vatanından sürgün edildi. Sürgün, Karadeniz kıyısındaki Vubıh, Abaza ve Adıgelere uygulandı. 500 binin üzerinde insan sürgün yolculuğunda ve ilk yerleştikleri bölgelerde yaşamını yitirdi. Sadece Trabzon’da 53 bin Çerkes öldü. Vubıhların dilini konuşabilen kalmadı. Adıgelerin bir boyu olan Natuhayların adı bugün sadece tarih kitaplarında kaldı. Osmanlı ve Çarlık Rusyası, Çerkeslerin sürgün edilmesinde anlaştı, çünkü Osmanlı'nın "göçmene" ve savaşacak güce ihtiyacı vardı. Osmanlı planlı bir iskân politikası uyguladı. Çerkesler, Osmanlı İmparatorluğu’nun sorunlu bölgelerine ve potansiyel tehlikelere karşı bariyer oluşturacak şekilde, Balkanlar'da Müslüman olmayan halkların civarına, Ortadoğu'da Suriye-Ürdün hattına, Anadolu'da Samsun-Hatay hattı üzerine, İstanbul çevresine, Marmara Denizi doğu ve güneyine yerleştirildi. Sömürgeciliğe karşı bağımsızlık için direnen Çerkesler dünyanın dört bir yanına dağıtıldılar. Bu tarifsiz acıyı daima yüreklerinde taşıdılar ve ağıtlarını kuşaktan kuşağa aktardılar. Çerkesler şimdi dünyanın 40 civarındaki ülkesinde yaşamlarını sürdürüyor. Vubıh, Abaza ve Adıgelerin Türkiye’deki nüfusu, kadim topraklarında yaşayanlardan çok daha fazla. Bugün Çerkeslerin en büyük bölümü Türkiye'de yaşıyor. Anadolu'daki Çerkes nüfusu 5 milyonu aşıyor. Çerkeslerin 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı ile İstanbul'da kurdukları derneklerin ve okulun Cumhuriyet döneminde kapatılması, Çerkes Ethem’e hain damgası vurulması, 1922 yılı Aralık ayında başlayan Gönen-Manyas’taki Çerkes köylerinin doğuya sürgünü, köylerde yürütülen "yurttaş Türkçe konuş" faaliyetleri, "katıksız Türkçe soyadı" kanunu, "okulda Çerkes olduğunuzu söylemeyin" çabaları inkar ve asimilasyon politikaları olarak uygulandı. Zalim yasaklar Çerkeslerin soykırım acısını katmerleştirdi. Bugün de AKP Hükümeti Çerkeslerin demokratik haklarını tanımamakta ısrar ediyor. Çerkes halkının hak taleplerini görmezden geliyor. HDP olarak Çerkes halkının, - Çerkes kimliğinin ve kültürünün yaşatılmasının önündeki engellerin ortadan kaldırılması, - Ana dilinde eğitim hakkının sağlanması, üniversitelerde akademik programların açılması, - Çerkesçe TV ve radyo yayın hakkının sağlanması, - Çerkes köylerine eski isimlerinin verilmesi, çocuklara Çerkes dilinde isimlerin konulabilmesi, - Çerkesleri hain olarak anlatan veya inkar eden tüm ırkçı ifadelerin ders kitaplarından ayıklanması haklı taleplerini sahipleniyoruz. Türkiye, halkların birbiri içinde eritildiği, eritilemeyenlerin düşman ilan edildiği, birbirine karşı önyargı ve nefretle eğitildikleri bir tarihin ağırlığını taşıyor. Çerkes soykırımının büyük acısını paylaşıyor ve Çerkes halkının anadili, kültürü ve inancıyla özgür, eşit ve demokratik yaşam mücadelesini mücadelemiz kabul ediyoruz. HDP Merkez Yürütme Kurulu 20 Mayıs 2014 [Kaynak: HDP web sitesi, 20 Mayıs 2014]p>nanKaffed]

Kamalak: Çerkeslerin Acısını Paylaşıyoruz

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Mustafa Kamalak, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 150. Yıldönümü'nde bir açıklama yayınladı. Sayın Kamalak'ın açıklamasını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. KAMALAK, MESAJINDA,  “ÇERKESLERİN VE KAFKAS HALKLARININ ZULME VE İŞGALE KARŞI VERDİKLERİ KAHRAMANCA MÜCADELEYİ UNUTMAMIZ ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR” DEDİ. Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, 1864 Büyük Çerkes Sürgünü’nün 150. Yıl dönümü münasebetiyle bir açıklama yaptı. Çerkeslerin 1864 yılında büyük bir zulüm,soykırım ve sürgüne maruz kaldıklarını kaydeden Kamalak, “Saadet Partisi olarak,zulme uğrayan Çerkes ve Kafkas halklarının acılarını kalplerimizde hissettiğimiz bu günde, bu acıları hep beraber paylaştığımızı bir kere daha ilan ediyoruz” dedi. Tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları Kafkasya'da büyük bir geçmişe sahip Çerkesler ve Kafkas halklarının, yüzyıllarca süren onurlu bir direnişe rağmen,emperyalist devletlerin ve Çarlık Rusya'sının hak hukuk tanımaz politikaları ve sinsi hedefleri doğrultusunda sürgün ve soykırıma uğratılarak Kafkasyadan koparıldıklarını kaydeden Kamalak,  “Çerkeslerin ve Kafkas halklarının zulme ve işgale karşı verdikleri kahramanca mücadeleyi unutmamız asla mümkün değildir” diye konuştu. “Rus zulmü ve vahşeti karşısında şehit olan,Kafkasyalı kardeşlerimizin kanlarının boşa akmadığını, Kafkas halklarının bugün Rusya'da verdikleri mücadele bizlere hatırlatmakta,ve soykırımı,sürgünü ve zulmü bir kez daha gözlerimizin önüne sermektedir” diyen Kamalak, bu onurlu ve kahraman insanların, sürgün sonrası sadece yürekleriyle geldikleri ülkelerde yeni bir hayat kurana kadar çok büyük zorluklar yaşadığını vurguladı. Kamalak mesajını şu cümlelerle tamamladı: “Türkiyede yaşayan çerkes kardeşlerimiz ve diğer etnik kökene sahip olan kardeşlerimizle birlikte bu vatan için kanıyla canıyla hizmet etmişlerdir. Biz saadet partisi ve milli görüş olarak diyoruzki! Türkiyede yaşayan 75 milyon kardeştir.Etnik kökeni ne olursa olsun bizim mayamızda İslam vardır, islam kardeşliği vardır.Yine etnik kökeni ne olursa olsun, bir ve beraber çarpan yüreklerimiz, zulmün, sömürünün, sürgünün olmadığı  Yeni Bir Dünya’yı mutlaka kuracaktır. Bu duygularla, ''Büyük sürgün''ün yıldönümünde Çerkes kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, bu tür felaketlerin bir daha yaşanmamasını diliyoruz” [Kaynak: Saadet Partisi web sitesi, 20 Mayıs 2014]p>nanKaffed]

Kılıçdaroğlu: Çerkeslerin Acısını Paylaşıyorum

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 150. Yılı vesilesiyle bir açıklama yayınladı. Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamasını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz.  Bundan 150 yıl önce Rus Çarı tarafından sürgün edilen Çerkesleri her yıl 21 Mayıs’ta anmaktayız. Tarihleri acılarla dolu olan Çerkes kardeşlerimizin sürgün sırasındaki can kayıpları, çektikleri çileler ve sonraki nesillerin kapanmayan yaraları ortak acılarımızdır.   Cumhuriyet Halk Partisi her zaman mazlumların yanındadır ve Çerkes yurttaşlarımızla dayanışma içindedir. Ülkemizdeki Çerkes diasporası Kurtuluş Savaşımızdan başlayarak Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Bu güzide insanlarımızın toplumumuzu zenginleştiren hizmetleri bugün de sürmektedir. Çerkes yurttaşlarımızın sorunlarının çözümü ve beklentilerinin karşılanması eşit vatandaşlık ve hak temelli siyaseti benimseyen CHP’nin öncelikli hedefleri arasındadır. Bu bağlamda, Çerkes yurttaşlarımızın kültürlerinin gelecek nesillere aktarılabilmesi için çaba harcamaya devam edeceğiz.   Başka ülkelerde yaşayan Çerkeslerin sorunları da CHP’nin dış ilişkiler anlayışı çerçevesinde ilgili ülkelerde gündeme getirilmekte, Çerkeslerin insan hakları ve temel özgürlüklerinin korunması istenilmektedir.   Sürgünün 150. yılında Çerkes kardeşlerimizin acılarını paylaştığımızı, içerde ve dışarıda her zaman yanlarında olacağımızı yineler, kendilerini saygı ve sevgiyle selamlarız. [Kaynak: Haberand haber sitesi, 22 Mayıs 2014]p>nanKaffed]

Sadık Yakut: Dönüş Hakkı Değerlendirilmeli

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, soykırım ve sürgünün tanınmasının Çerkeslerin en doğal talebi olduğunu söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu 21 Mayıs 2014 günü Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Sayın Yakut'un konuşmasını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, 21 Mayıs'ın "Çerkez Soykırımı ve Sürgünü" olarak tanınmasının Çerkezler'in en doğal talebi olduğunu söyledi. TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, bugün Çarlık Rusya’nın Çerkezler’i Kafkaslar’dan sürgün etmesinin 150. yıl dönümü olduğunu anımsattı. Rus-Kafkas savaşlarının, tarihin en kanlı savaşlarından biri olduğunu ifade eden Yakut, yüzlerce yıl süren savaşlarda 500 binden fazla Kafkasyalı'nın hayatını kaybettiğini belirtti. Anadolu ve Rumeli toprakları başta olmak üzere 40'tan fazla ülkeye sürülen Çerkezler'in dramının güncelliğini koruduğunu dile getiren Yakut, şunları kaydetti: "Kafkas sürgünü, dünya tarihinin en trajik olaylarından olmasına rağmen uluslararası anlaşmalarla çerçevesi çizilmiş temel insan hak ve hürriyetlerinin karşılık bulamaması oldukça anlamlıdır. Sürgün ve soykırıma tabi tutulan 1.5 milyon Çerkez'in sorunlarına çözüm bulunamamış olması hepimizi derinden üzmektedir. 5 bin yıldır yaşadıkları yüce dağlardan ve engin topraklardan sürgün edilerek, mallarını, mülklerini ve vatanlarını geride bırakmanın, sürgün sırasında binlerce kişinin kaybının derin acısı içinde Anadolu'ya hüzünle ulaşan Çerkezler'in geri dönme arzusu devam etmektedir." Yakut, Kırım Tatarları'nın bu olayın dışında tutulamayacağını ifade ederek, "Üzücüdür ki bugün Kırım, insanlık dışı zulüm suçu faillerinin mirasçıları tarafından bir kez daha uluslararası hukuk ve insan haklarına aykırı bir şekilde işgal edilmiştir" dedi. Kırım Tatarları'nın yok olma korkusunu iliklerine kadar hissettiğini vurgulayan Yakut, Kırım Tatarları'nın can ve mal güvenliğinden ciddi endişe duyduklarını söyledi. Yakut, "Ataları sürgün edilen halkların tekrar vatanlarına dönmeleri, temel haklar kapsamında değerlendirilmelidir. Yaşadıkları ülkelerde çifte vatandaşlık verilmesi ve 21 Mayıs'ın Çerkez Soykırımı ve Sürgünü olarak tanınması Çerkezler'in en doğal talepleridir" diye konuştu. [Kaynak: TBMM web sitesi, 21 Mayıs 2014]p>  nanKaffed ]

Cumhurbaşkanı Gül: Çerkeslerin Acısını Paylaşıyorum

Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Kafkas Dernekleri Federasyonu'na gönderdiği mesajda Çerkeslerin tarihlerine, kültürlerine, kimliklerine ve haklarına sahip çıkmak için yürüttükleri çalışmalardan duydukları memnuniyeti dile getirdi ve Çerkeslerin acılarını paylaştığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül'ün mesajını aşağıda okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. 24 Mayıs 2014 Sayın Yaşar Aslankaya Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Büyük Çerkes Sürgünü'nün 150. yılı nedeniyle düzenlediğiniz Anma Etkinliğine davetiniz için teşekkür ederim. 150. yılında bu elim hadiseyi bir kez daha hüzünle hatırlıyoruz. Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak, ülkemizde barış, kardeşlik ve huzur içinde yaşayan, Türkiye'nin gelişip güçlenmesine büyük katkılar sağlayan Çerkes vatandaşlarımızın tarihine, kültürüne, kimliğine ve haklarına sahip çıkmak amacıyla, büyük bir şuur içerisinde sürdürdüğünüz çalışmaları memnuniyetle karşılıyorum. Bu vesileyle, Çerkeslerin acısını paylaştığımı ifade ediyor, Anma Etkinliğine katılan değerli vatandaşlarımıza selam ve sevgilerimi sunuyorum. Abdullah GÜL Cumhurbaşkanı  nanKaffed