Kefken’e Gidiyoruz, Unutmamak ve Unutturmamak için

16 Mayıs Cumartesi günü Kefken'de yapılacak olan anma etkinliğine katılmak için derneklerimiz tarafından otobüs seferleri düzenlenmiştir. Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 151. yılında 16 Mayıs Cumartesi günü Kefken Babalı ve Karaaraç köylerinde düzenlenecek olan anma etkinliklerine toplu olarak katılmak için derneklerimiz tarafından otobüsler kaldırılacaktır. Aşağıdaki listede otobüslerin kalkış yerleri ve saatleri bulunmaktadır. Otobüslerde yer ayırtmak için lütfen ilgili irtibat telefonuna bilgi veriniz. Bu liste düzenli olarak güncellenmektedir. Bu nedenle son durumu görmek için lütfen listeyi kontrol ediniz veya bulunduğunuz bölgedeki derneğimizden bilgi alınız. Soykırım ve sürgünün acısını yüreğinde hisseden tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını bu anlamlı günlerde beraber olmaya çağırıyoruz.p> Dernektd> İrtibat telefonutd> Kalkış tarihi ve saatitd> tr> Adana (322) 233 4797   tr> Adapazarı (264) 277 5899 16 Mayıs, 13:30; Yenicami İnci Göz Hastanesi önü tr> Ankara (312) 222 8590 16 Mayıs, 09:00; Ankara Çerkes derneği önü tr> Balıkesir (266) 239 2814, (266) 241 8344 16 Mayıs tr> Bursa 0541 584 5706 16 Mayıs, 09:00 tr> Çorum (364) 224 4353, (364) 213 77 46   tr> Düzce 0555 972 1324 16 Mayıs, 11:00; Anıt Park önü tr> İstanbul (Bahçelievler)  (212) 639 4626 16 Mayıs tr> İstanbul (Bağlarbaşı) (216) 651 0088 16 Mayıs tr> Kahramanmaraş 0538 463 2002   tr> Kayseri (352) 222 6481   tr> Mersin 0555 458 8654, 0533 661 4514 15 Mayıs, 21:00 tr> Sivas 0507 578 2051 15 Mayıs tr> tbody> table> Samsun  0507 212 12 38    tr> tbody> table> 21 MAYIS ANMA PROGRAMI 16 Mayıs 2015, Cumartesi Babalı ve Karaağaç Köyleri, Kefken, Kocaeli 14:30 - 15:00     Karaağaç Köyü Mezarlığı Sürgün Anıtı’nda toplanma 15:00 - 18:00     Konuşmalar ve duaların okunması 18:00 - 19:00     Serbest zaman 19:00 - 19:30     Toplu olarak Babalı Köyü sahiline gidilmesi 19:30 - 20:30     Kortej oluşturulması ve sahile çelenk bırakılması 20:30 - 22:30     Anma programıp> Koordinatlar: Karaağaç Mezarlığı: @41.1479, 30.3070; Babalı Sahili: @41.1859,30.3509 21 Mayıs konusunda ayrıntılı bilgi için tıklayınız.p>  nanKaffed

Şiir / Beş Yaşındaydım…

BEŞ YAŞINDAYDIMp> [Ergün Bilgi]  Nart Dergisi 89. sayı  Beş yaşındaydım, beş bahar yaşamıştım, Karı eksilmeyen yüce dağların koyaklarında. Ak başlı kartal yuvalarında palazlanırdı, Beyaz kalpaklı, siyah çerkeskalı Abrekler. Gökte çarpışan gümüş kabzalı kamaların Kıvılcımları yağardı parlayan gözlerime. Hayallerim vardı gelecek günlerimden avans. Hani, düşecekti dişlerim, sevimli olacaktım Sonra saçlarım örülecekti temmuz güneşinde. İnce belli, beyaz gerdanlı bir sülün olacaktım Ve sevdiklerimin yüreğine usulca süzülecektim Bitimsiz sevdaların akordeonları eşliğinde. Thamate meclislerinden övgüler duyacaktım, Sabır taşı dedemin sakallarını okşayacaktım. Şömine önünde, köz başında güngörmüşlerden Arkası yarın ocak başı masallar dinleyecektim. Sevilecektim, övülecektim ve şımaracaktım. Düğün evlerinin sulanmış toprak avlularında Özgürce koşacaktım elimde kurabiyelerle.  Toprak damlarda annemin eteğine tutunarak Kayan bembeyaz asil kuğuları izleyecektim. Ve ak gerdanlı, nazlı asil bir kuğu olacaktım Ahhh! Bitimsiz hayallerim, isimsiz çocukluğum… Islanacaktı biteviye yağmurlarında saçlarım. Yağmurların ki yanağımdan usul usul süzülür, Gözyaşı olur, vedayla damlardı hüzünlü bağrına. Rüzgarın savururdu saçlarımı özgür ufuklara. Pul pul parlardı, göz alırdı güneşi üşüten karın. Avlumdun, evimdin, ekmeğimdin, suyumdun. Ruhumdun, umudumdun ve ezeli yurdumdun Beş yaşındaydım, beş bahar yaşamıştım. Lakin bu bahar kan sıçramıştı, mayısın al yanağına. Elbruz’un kuban’ın Nart’ların şah damarından Şebnemler gözyaşı devşirirdi Kafkas ağıtlarından, Eğilmiş, zamanı kolluyor baykuşlar saçaklardan. Köz başında çok acıklı ağıtlar dinlerdim yaşanmış, İç çekerek anlatırdı ninem iç sızısını, hüzünlerini, Zalim Zass’ın malum utanç kör mızrakları ucunda, Kanlı sakallar uçuşurdu rüzgarda, o tepe başında. Suskun dedemin gözlerinden iki damla yaş düşerdi, Düşen iki damla yaş ben olur düşerdim boşluğa… Yalazlar korkunç resimler çizerdi ürkek yüzümde Yorgun gözlerimde kaybolunca alevlerin kızıl gölgesi Vebalı düşlerimi acımasız umacılar basardı zamansız. Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım Korkunç hışırdardı karanlık ormanların zifiri yaprakları, Huysuz at kişnemeleri sarardı derinden uzak vadileri Ve zincir, üzengi, nal sesleri yankılanırdı kulaklarımda Sonra amansız ağıtlar kaplardı o mehtapsız gökleri Simsiyah atlılar eğilirdi zifiri yaprakların altından Zincirleri, üzengileri, gümüşleri parlardı karanlıkta. Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım. Yampiri yamyamların nefti gölgesi düşerdi köyüme Destursuz dalardı isterik cellatlar serçe yüreğime Gövdemden büyük tekmeler daraltırdı nefesimi, Sızlatırdı kanlı parmakları incecik kaburgalarımı. Ellerinde bilenmiş kinler, keskin ve çelik aletler… Acımasızca yürek, böbrek, ciğer söker gibi Yuvamdan, topraktan, kucaktan söküyorlardı  Sevimliydim ama yüzüme bile bakmıyorlardı. Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım Dipçiklerle süngülerle vurdular ölüm kıyısına Donmuş bebekleri kucağından bırakmayan anneler Ölmüş annesinin göğsünde süt arayan bebekler Kefenlerden metelik damıtan, tamahkar gemiciler… Et tırnaktan ayrılıyor, yürek kafesten sökülüyordu Ağlaşıyordu çaresizce kıyıda dolunay yeminlileri… Ve üşüyordum! Düşüyordum ölüm gemisinden.  Azgın dalgalar üstüme köpükten bir kefen geriyordu Can bu! Tek gözüm eğreti kalıyordu suyun üstünde Son kez görüyordum balıklara yem atan gemicileri Ve karışıyordu annemin simsiyah saçları dalgalara Düşüyordu denize, babamın kıyamet ve soğuk yüzü Ardından çığlıklar, yüzen kalpaklar, şişmiş cesetler… Beş yaşındaydım beş bahar yaşamıştım Bir buçuk asırdır kulaç atıyorum yitiklerime Hıçkırık rüzgar eser Elbruz’dan kesik kesik  Ağlamaklı bir hüzün yayılır mızıka körüklerinden Ben ağlarım, ardı sıra yaslı karanfiller ağlar Asil Kafkas kuğuları daha ağır kayar yokluğa Şimşekler çakar, Çakır’ların kurşun gözlerinde Ve ben bir buçuk asırdır onları izlerim ümitle Yetmez meşaleler yakmanız, dualarla anmanız Yahut kıyılarda kırmızı karanfillerle ağlamanız Yaslı bedeninizle sarılın yetim, yitik ruhumuza, Çifte su verin çelikten destansı onurumuza Sözüm olsun ağlamayacağım körpecik bedenime Üzülmeyeceğim gamzelerime, yetmemiş ömrüme Kurduğum ve kavuşamadığım yitik hayallerime… Korkmayacağım ressam Ayvazovski’nin puslu, Fırtınalı, alaboralı hırçın bensiz denizlerinden. Bir buçuk asırdır uykusuzum, acıyor gözlerim  Uğulduyor kulaklarım, binlerce vurgun yedim Yoruldum artık uyumak istiyorum, ser yamçını Al, Elbruz’un yaslı yamacına, usulca yatır beni Sende yaşamak istiyorum, boğulan çocukluğumu...  Çizim: Dug Aytek Dogbayp>+''+nan+''+Kaffed

Kafkaslardan İsen’e “Demokratik Talep” Belgesi

07 Haziran 2015 tarihinde yapılacak Genel Seçimler için Sakarya’dan milletvekili adayı olan Mustafa İsen (Ak Parti) ve beraberindeki heyet Sakarya Kafkas Kültür Derneği'ne ziyarette bulundu. Kısaca özgeçmişini ve Sakarya ili için projelerini anlatan M. İsen dernek üyelerinden destek istedi. Dernek Başkanı Orhan Sarı yaptığı kısa konuşmada yerelde ve ülkede toplumumuzun genel seçimlerle ilgili siyasi partilerden beklentilerini dile getirdi. Ayrıca KAFFED tarafından hazırlanan ‘’siyasi partilerden demokratik taleplerimiz’’ belgesini de takdim etti. Ziyaret bitiminde başkan Sarı, Sayın Mustafa İsen'e seçim çalışmalarında başarılar dileyerek 16 Mayıs’ta Kefken’de yapılacak Büyük Çerkes Sürgünü’nü Anma Etkinliğine davet etti. Kaynaklar: Sakarya Yenihaber, Netgaste, Medyadetay ve 54Haberp>nanKaffed

Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anma Programı

Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 151. yılında 16 Mayıs Cumartesi Kefken Babalı ve Karaaraç köylerinde düzenlenecek olan anma etkinliklerinin programı belli oldu. Haklı taleplerimizi haykırmak, soykırımda ve sürgün yollarında kaybettiklerimizi anmak için 16 Mayıs 2015 Cumartesi günü Kefken'de buluşuyoruz. 16 Mayıs günü Kefken'de Nart Ateşi'ni yakacağız. Ve 21 Mayıs günü Nart Ateşi'ni Anavatana, Anavatanda yaşayan kardeşlerimize taşıyacak, Diaspora ve Anavatanın birliğinin, 150 yıllık inkar, baskı ve ayrılığa rağmen yıkılmadığını, yıkılmayacağını göstereceğiz. Soykırım ve sürgünün acısını yüreğinde hisseden tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını bu anlamlı günlerde beraber olmaya çağırıyoruz. Adalet için, Kültürümüz için, Vatanımız için...p> Kafkas Dernekleri Federasyonup> 21 MAYIS ANMA PROGRAMI 16 Mayıs 2015, Cumartesi Babalı ve Karaağaç Köyleri, Kefken, Kocaeli 14:30 - 15:00     Karaağaç Köyü Mezarlığı Sürgün Anıtı’nda toplanma 15:00 - 18:00     Konuşmalar ve duaların okunması 18:00 - 19:00     Serbest zaman 19:00 - 19:30     Toplu olarak Babalı Köyü sahiline gidilmesi 19:30 - 20:30     Kortej oluşturulması ve sahile çelenk bırakılması 20:30 - 22:30     Anma programıp> Koordinatlar: Karaağaç Mezarlığı: @41.1479, 30.3070; Babalı Sahili: @41.1859,30.3509 Etkinliğe katılmak isteyen duyarlı insanlarımız için derneklerimiz tarafından otobüsler kaldırılacaktır. Otobüslerin kalkış saatleri hakkında ayrıntılı bilgiyi bölgelerinizdeki derneklerimizden temin edebilirsiniz. 21 Mayıs hakkında bilgi için tıklayınız.p>  nanKaffed

Alfabe Tartışmaları – 1

Son günlerde MEB Ortaokul Adige dili seçmeli dersinde Kaffed tarafından hazırlanan ve 2012 yılından beri kullanılmakta olan resmi kiril alfabe ve müfredatına alternatif olarak Adiğe Dil Derneği (Adder) tarafından hazırlanan ve Nisan ayı MEB Tebliğler Dergisi'nde yayınlanarak yürürlüğe giren latin alfabe ve müfredatı üzerine ciddi  tartışmalar yaşanmaktadır. Tartışmalar çok geniş bir çerçevede yaşandığından tüm detaylarıyla bir yazıda ele alınması mümkün görünmüyor. Birinci bölümde, derneğin kuruluşu, Kaffed ile ilişkiler ve 2013 yılı sonuna kadar yaşanan süreci, kurumsal yazışmalardan örnekler vererek ve bazı kısa notlar ekleyerek anlatmaya çalışacağım. Adder, 14 Mart 2012 tarihinde kuruldu ve Kaffed yönetimi kuruluş çalışmalarına karşı kurumsal olarak herhangi bir olumsuz tavır almadı. Nitekim Kaffed tarafından dernek geçici yönetimine, 20 Mart 2012 tarihinde, yazılı olarak tebrik ve başarı mesajı gönderildi. Bu mesajda dernek yönetimine Kaffed’e katılma önerisi de yapıldı. Ayrıca çeşitli mecralarda, kişisel olarak Ali İhsan Tarı’nın çalışmalarının takdirle izlendiğini vurgulandı. Nitekim bu olumlu yaklaşım söz konusu dernek tarafından “latin alfabe hazırlanmasında başından beri Kaffed onayı ve bilgisi vardır” olarak lanse edilmektedir.p> Dernek geçici yönetimi 30 Haziran 2012 tarihinde yapılacak genel kuruluna Kaffed’i davet eder. Kaffed yönetimi 26 Haziran 2012 tarihli cevap yazısında katılamayacaklarını bildirir. Aynı yazıda şu ifadeler de yer alır; “…Önümüzdeki günlerde Adigece’nin okullarda seçmeli ders olarak okutulması gündemdedir. Bu sebeple Anadilimiz üzerine yapılacak çalışmalar her geçen gün daha büyük önem taşımaktadır…”p> Ancak dernek yönetimi yaptığı bir açıklamada bu konuda şu ifadeleri kullanmaktadır; “…Açıklama sahibi KAFFED yönetimi ise, MEB’e vermiş olduğu program ve alfabe konusunda ne tarafımıza, ne de başka bir Çerkes kurumuna, hatta kendi üyelerine dahi hiç bir bilgi vermemiştir…” Bu kapsamda Kaffed tarafından Adıgece ve Abazaca seçmeli ders programı çalışmaları yürütülmüş ve hazırlanan öğretim programı, Talim ve Terbiye Kurulunun 07.09.2012 tarih ve 153 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Dernek ise yukarda sözü edilen açıklamada, “…Bu anlamda MEB’e verilen alfabe tercihinin ve programın diğer Çerkes kurum ve kuruluşları açısından hiçbir meşruiyeti bulunmamaktadır…” ifadeleri kullanmaktadır. Yani, resmi kiril alfabe ile hazırlanmış müfredatın kabul edilerek derslerde okutulmaya başlaması, latin alfabe tartışmalarının seyrini  ve niteliğini değiştirmiştir.p> 19.07.2012 tarihinde dernek tarafından, Kasım 2012’de Ankara’da Adığe Dil Kurultayı yapılmasına karar verdiklerini belirten ve bu kurultay konusunda Kaffed görüş ve önerilerini talep eden bir yazı gönderir. 29 Temmuz  2012 tarihinde, Kaffed genel merkezinde Kaffed ve dernek yöneticilerinin katılımıyla yapılan toplantıda bu konu da görüşülür. Dernek açıklamalarında bu toplantı için; “…KAFFED ve ADDER yöneticilerinin katılımı ile genel merkezinizde yapılan toplantıda, KAFFED yönetim kurulu üyelerinin; Türkiye’de Latin tabanlı bir alfabe oluşturulmasının gerekli olduğuna ve ADDER ile bu konuda dayanışma içerisinde olunacağına dair açık ve net beyanları olmuştur…” denilmektedir.p> Kaffed adına bu toplantıya katılanlar ise söz konusu toplantıda diasporada anadil eğitimi konusundaki sorun ve çözüm önerileri konularının görüşüldüğünü, ancak dernek açıklamalarında belirtildiği şekilde bir uzlaşmanın söz konusu olmadığını belirtmektedir. 7 Kasım 2012 tarihinde dernek tarafından Kaffed’e gönderilen yazıda, 15-16 Aralık 2012 tarihlerinde Tes-İş Sendikası konferans salonunda “Dil Kurultayı” düzenleneceği bildirilir. Söz konusu yazıda kurultayın konusu şu sözlerle ifade edilir; “…ADDER tarafından hazırlanan taslak Adıg’e Latin Alfabesinin incelenmesi, konu üzerinde tartışılması ve son şeklinin verilerek delegeler tarafından oylanmasıdır…” Kaffed yönetiminden bu kurultayda görüş ve önerileri belirtmek ve gündeme dair oylamalarda Kaffed adına oy kullanmak üzere beş delegenin gönderilmesi talep edilir.p> 20 Kasım 2012 tarihinde Kaffed yönetimi gönderdiği cevap yazısında, söz konusu kurultaya delegasyon olarak katılamayacaklarını şu ifadelerle bildirir; “…Delege belirlemek Genel Kurulun yetkisindedir ve Delege bir üst kuruluşa verilebilir. Bu gerçekten yola çıkarak Federasyonumuzun ve bağlı Derneklerimizin genel kurullarında Dil Kurultayı için seçilmiş Delegasyon olmadığından bu kurultaya karar almak üzere delege göndermesi mümkün değildir…”  Aynı yazıda Kaffed yönetiminin alfabe konusundaki görüşü ise şu sözlerle ifade edilir; “…bir halkın dilinin yaşatılması konusunda son derece önemli bir faktör olan alfabe konusunun çok kapsamlı ve genel konsensus sağlanarak daha önce yapılan çalışmalarla birlikte ve en geniş temsil kabiliyetine sahip oluşumlar ve konusunda uzmanlar tarafından karar bağlanmasının doğru olacağını düşünüyoruz.” Sonuç olarak “delege konusunu ve görüşlerini açıklamak” üzere Kaffed Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen yetkilendirilir. Ayrıca Kaffed yönetimi tarafından birlikte çalıştığı dil eğitimci-uzmanlarına “arzu edenlerin kurultaya gözlemci statüsünde katılabilecekleri” konusunda bilgi verilir. 15 Aralık 2012 günü Dil Kurultayına katılan Sayın Seymen, yazıda belirtilen kararı sözlü olarak katılımcılara iletir ve alfabe konusunda cevap yazısında belirtilmiş görüşleri de ifade ederek toplantıdan ayrılır.p> 15-16 Aralık 2012 Dil Kurultayı’nda Kaffed’in kurumsal temsili bu kısa konuşma ile sınırlıdır. Ancak söz konusu dernek açıklamalarında, “…Kurultay esnasında gerek salondaki diğer delegelerin %50’ sinin aynı zamanda KAFFED üyesi olması…”  gibi bir ifadeler ile Kaffed kurumsal temsilinin var olduğu ima etmektedir. Bu kurultay latin alfabe tartışmalarında bir başka kırılma noktasıdır.p> Bir kez daha vurgulamak gerekirse; Kaffed bu kurultaya resmi bir delegasyon göndermemiştir ve dolayısıyla bu kurultayda oylanan “latin alfabeye” kurumsal bir onay vermemiştir. Ancak söz konusu dernek bu durumu, “dil çalışmaları ile ilgili Çerkes toplumundan alınacak yetki için 15-16 Aralık 2012 tarihinde Ankara’da düzenlenen 'Dil Kurultayında' Türkiye diasporasında kurulu tüm kurum ve kuruluşların en geniş temsilini sağlanmıştır” şeklinde lanse etmeye devam etmektedir. Bu kurultay ve kurultayda oluşturulan ancak aralarında dilbilim uzmanı dahi olamayan komisyon marifetiyle, mevcut bir latin alfabesine “kurumsal bir kimlik, toplumsal mutabakat ve bilimsel meşruiyet” kazandırıldığı, iddia edilmektedir. Bu iddia aynı zamanda, resmi alfabenin meşruiyetine karşı dernek alfabesini, “toplumsal mutabakat ile oluşturulan bilimsel bir alfabe” olarak savunmak için kullanılan bir argümanıdır.  p> 15 Ağustos 2013 tarihinde Kaffed yönetimi, gönderdiği bir yazıyla dernek yönetimini, 27-29 Eylül 2013 tarihinde Ankara’da düzenlenecek olan 2. Uluslararası Adıge Dil Konferansı’na davet eder. 29 Ağustos 2013 tarihinde dernek yönetimi, yazılı olarak konferansa katılmak isteğini Kaffed yönetimine bildirir. Kaffed yönetimi 2 Eylül 2013 tarihinde, dernek yönetimine bir yazı göndererek, konferans konu başlıklarını bildirir ve ilgili konularda yapılması düşünülen sunumun Adıgece özetinin gönderilmesini talep eder. Dernek yönetimi 4 Eylül 2013 tarihinde, Ali İhsan Tarı’nın konuşmacı ve Yılmaz Dönmez, Mücella Kılıç, Ahmet Cevat Benk, Salim Kablan, Arif Demir’in ise katılımcı olarak katılacağını Kaffed yönetimine bildirir.p> Kaffed, 16 Eylül 2013 tarihinde yazdığı yazıyla, konferans davetiyelerinin katılımcıların şahsına gönderildiğini belirterek, dernek başkanı Ali İhsan Tarı ismine davetiye gönderildiğini bildirir. Ve Ali İhsan Tarı söz konusu konferansa katılır ve kendi sunumunu yapar. Dernek açıklamalarına konu edilen bu konferansın sonuç bildirisinde latin alfabe konusu şu şekilde ele alınmıştır; “Anavatandakilerden çok diaspora Adıgelerinin alfabe ile ilgili zorluklar içinde oldukları aşikardır. Adıgece okumak–yazmak isteyip de kirille hazırlanmış alfabeyi bilmeyenler için kirille Adıge alfabesinin öğretilmesi çalışmalarının yanı sıra, Latin harflerin kullanıldığı bir transkripsiyon* Adıge alfabesi de gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki, aslolan diaspora Adıgelerinin dil açısından kendini koruma görevidir. Bu da anavatandaki Adıgelerin kullandıkları alfabe ve yazı dilini diaspora Adıgelerinin de kullanması ile mümkün olacaktır.”em>  Ve alınan kararlar arasında, “Trankripsiyon alfabesi hazırlanması için kurul oluşturulmasına, oluşturulan kurul tarafından kiril alfabesinin yanında yardımcı olarak kullanılacak Latin harflerinden oluşan transkripsiyon alfabesinin belirlenmesi”  kararı da vardır. Dernek açıklamalarında ise bu konu çarpıtılarak; “2’nci Uluslararası Dil Konferansı da dâhil olmak üzere dille ilgili akademisyenler tarafından yapılan tüm toplantılarda, Latin alfabesinin gerekliliği vurgulanmış ve bu anlamda alınmış birçok kararlar bulunmaktadır” şeklinde lanse edilmektedir.p> Dernek benzer tutumunu Kaf-Der yönetiminin çağrısı üzerine, 16-19 Mayıs 2003 tarihlerinde Ankara’da yapılan, Anadili ve Alfabe Konferansı'nda alınan kararlar için de devam ettirmektedir ve açıklamalarında şu ifadeleri kullanılmaktadır; “…Anadilimiz ile ilgili 2003 yılında Sayın Muhittin Ünal’ın başkan olduğu dönemde ilk defa düzenlenen Adigey, Karaçey-Çerkes, KBC, Ürdün, Suriye ve İsrail’den akademisyenlerin katıldığı uluslararası dil konferansının sonuç bildirgesinin 2.Sayfasının 2.Paragrafında, diasporadaki Çerkeslere özel Kiril alfabesi kullanarak çalışmalar yapılmasının zorluğu vurgulanarak, ortak bir Latin Alfabesi yapılmasına karar verildiği bildirilmektedir…”p> Aynı konferansın katılımcılarından Murat Papşu ise söz konusu konferansta alınan kararları net bir şekilde açıklamaktadır: “…16‐19 Mayıs 2003 tarihlerinde Ankara'da, o zamanki dernek başkanı Muhittin Ünal’ın girişimiyle Kafkasya’dan da dilbilimcilerin katıldığı 'Anadil ve Alfabe Konferansı' düzenlendi. Burada Latin temelli Çerkes alfabesi hazırlayanlar 'boğmalı', 'sıkmalı' gibi kendi icat ettikleri dilbilim terimleriyle alfabelerini tanıttılar. Konferansın sonucu, dil öğretiminde mevcut Kiril-Çerkes alfabesinin kullanılmaya devam edilmesi, ancak Abaza ve Çerkes lehçelerinin alfabelerini ortak hale getirecek ve yazımda standart sağlayacak Latin esaslı bir transliterasyon (harf çevirisi)** sisteminin oluşturulması gerektiği şeklinde oldu. Bu sistem, yani Kiril alfabesindeki harflerin Latin karşılıkları için de, birkaç küçük değişiklikle Abhaz dilbilimci Vyaçeslav (Slava) Çirikba’nın hazırladığı alfabenin harfleri esas alındı. Konferansın tavsiye niteliğindeki bu sonuç bildirisinden sonra, 2004 Nisan ayında KAFFED’in düzenlediği geniş katılımlı toplantıda Çerkes ve Abhaz dillerinin öğretiminde Kafkasya’da kullanılan Kiril temelli alfabelerin esas alınmasına karar verildi…”p> Sonuç olarak dernek yöneticileri açıklamalarında “bir dilin resmi alfabesi ile transkripsiyon veya transliterasyon alfabesi” arasındaki farkı gözetmeden “latin alfabe hazırlanması için alınan kararlar” ifadesini kullanmaya devam etmektedir. Ancak herhangi bir dile ait resmi bir alfabenin gerek transkripsiyon gerek transliterasyon alfabe ile aktarılması/gösterilmesi/kullanılması ile yeniden başka bir sistemle (Latin veya Arap) bir alfabe oluşturulması farklıdır. Konferanslarda bahsedilen ihtiyaç, yeni bir latin alfabesi hazırlanması değildir. Bir sonraki yazıda, dernek yönetiminin hazırlamış olduğu “Adıǵe Latin Alfabesi’nin” Türkiye’de örgün ve yaygın eğitim kurumlarında kullanılmasını sağlamak için MEB Talim ve Terbiye Kurulun'a önerilmesinin Adder yönetim kurulunda benimsenmiş olduğunu bildirildiği 10 Nisan 2014 tarihli yazıdan günümüze dek geçen süreci ele almaya çalışacağım. * Transkripsiyon [transcription] Çeviri yazı: Transkripsiyon, bir alfabe/yazı sistemi  ile yazılmış metni ses değerlerini korumak suretiyle başka bir alfabe/yazı sistemine; çoğunlukla Latin harflerine aktarma işlemidir. Transkripsiyon, bir okuma denemesi aynı zamanda da bir inceleme niteliğindedir. Bir metnin söylenişini tam olarak göstermek için kullanılan alfabeye transkripsiyon alfabesi denir. Okunuşa göre yazım (transkripsiyon) yöntemidir. Bir dilin kelimelerinin ki bunlar genelde özel isimler olur, bir başka dilde okunmaya uygun şekilde yazılmasıdır. Mesela Charlemagne’ı ‘Şarlmayn’, Bordeaux’yu ‘Bordo’ olarak yazmak transkripsiyondur. ** Transliterasyon [translit(t)ération] Yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması, harf çevirisi: Transliterasyon, kaynak dildeki/ yazı sistemindeki metnin, kendi yazı sistemindeki harf değerlerini koruyacak bir biçimde başka bir yazı sistemine harf harf aktarımı söz konusudur. Transliterasyondaki işaretler, kaynak metindeki işaretlerle bire bir eşleşir. Diğer bir deyişle, transliterasyon, bir alfabe ile yazılmış olan metnin herhangi bir yorumda bulunulmadan başka bir alfabe ile gösterilmesidir. Kiril alfabesine dayalı yazıların Latin harflerine dönüştürülmesi için Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) tarafından geliştirilmiş bir standart mevcuttur. Bu standarda göre Adıgecenin Latin harflerine transliterasyonu için tıklayınız.  p>nanZeki Kartal

Kahramanmaraş Derneği Adige Bayrak Günü Kutlaması

Dünyanın en büyük Çerkes bayrağı Kahramanmaraş’ta gençler tarafından yapıldı. Çerkesler, Kahramanmaraş'ta Adige Bayrak Günü kutlaması yaptı. Kahramanmaraş'ta yaşayan çerkesler, adığe bayrak günü nedeniyle Göksun Mehmetbey’de kutlama programı gerçekleştirdi.25 nisan olarak bilinen adige bayrak günü olumsuz hava şartları nedeniyle 3 mayıs pazar günü geçekleştirildi. Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği ve gençlik komisyonu organizesiyle dünyanın en büyük çerkes bayrağının yapılarak sergilendiği program coşkulu bir şekilde kutladı.14 metreye 7 metre olarak saten kumaştan yapılan, yeşil üzerine sarı 12 yıldız ve 3 oktan oluşan adige bayrağı günümüz tarihi ile  dünyanın en büyük çerkes bayrağı olma özelliğini taşıyor. Adıge cumhuriyeti adıge xasesi 2010 mart ayında yaptığı toplantıda ulusal çerkes bayrağı günü kutlanması doğrultusunda karar aldı.  yapılan tartışmalarda, adıge bayrağının ilk kabul edildiği 1830'lu yıllarda kesin bir gün bulunmadığından dolayı hem ulusal soykırım ve yas günü öncesi olması hem de okulların yaz tatiline girmeden önceki günlerde olması ve hava durumu da dikkate alınarak böyle bir karar aldı. Adığe bayrak günü, başta kafkasya'daki Adığey Cumhuriyeti ve Kabardey Balkarya cumhuriyeti olmak üzere çerkeslerin yoğun yaşadığı ülkelerde her yıl coşkulu bir şekilde kutlanıyor. Çerkes bayrakları ile süslenmiş balonları ellerinde tutan katılımcılar, Göksun Mehmetbey’de yapılan geleneksel çerkes mahalli düğünü ile bayrak gününü coşkulu bir şekilde kutladı. Göksun Mehmetbey’de şenlik havasında geçen kutlamadan sonra katılımcılar araçları ile konvoy oluşturarak Kahramnamraş Kafkas Kültür Derneği önüne döndü. nanKaffed

Gökören Köyü / Bzagokıt

Gökören köyünün Kafkasya’nın bugün Karaçay-Çerkes bölgesinde yer alan Abaza bölgesinden sürgünde gelen Aşkaruva Abazaları tarafından 1859 yılında kurulduğu tahmin edilmektedir.p> Hazırlayan: İsmail Seçer Nart Dergisi 87. sayı Çerkesler köyün adını Göğren olarak teleffuz ederler. Köy silme Abazadır. Birkaç Kabardey ailenin dışında dışarıdan yerleşmeye olanak verilmemiştir. Bir zamanlar kırları koyun, kuzu, sığır sürüleri ile doluydu. Akşam üzeri köy toz bulutu içinde kalırdı. Meleşen kuzuları enleri ile ayırır, evlerimize götürürdük. Sütü, yoğurdu, yağı bol bir köy idi. Kışın yaşlılar haçeşlerde toplanır; askerlik anılarını, göçle ilgili duyduklarını anlatırlardı. Gençler kendi aralarında toplanır, kızlarla ‘semerko’ yaparlardı. Evlerden mızıka sesleri yükselirdi. Düğünleri çevre Çerkes köylerin de katılımı ile çok görkemli olurdu. 200-300 atlının katıldığı olurdu. Kız almaya gelenlere ağır işkenceler yapılırdı. Gelinin indirilmesinden sonra üç gün samanlıkta cegu yapılırdı. Müşterek kültür doya doya yaşanırdı. Sonra hızlı kentleşme sürecine girildi. Gökören’de diğer köyler gibi süratle boşaldı. Köylerdeki üretim yetmez oldu, araziler satıldı, köyler ıssızlaştı, söndü. Çorum’da, Ankara’da, İstanbul’da, Almanya’da Gökörenler oluştu. Şimdi köye yeniden itibar edilmektedir. Artık köyde elektrik, su şebekesi, kanalizasyon, göletler, asfalt yolları bulunmakta, köy içi yolları ve meydanları kilit taşlarla örülmüş durumdadır. Artık dönüş emareleri görülmektedir. Müşterek kültürün yaşandığı eski günlere dönebilmesi için yorgun insanlarını beklemektedir.” Türkiye’de Çerkes Yerleşimip> Büyük Çerkes Sürgünü ile Osmanlı ülkesine ulaşan Çerkesleri zamanın yöneticileri ince bir plan dahilinde ülke sathına yerleştirdikleri ve bu şekilde saraya Çerkeslerden bir set oluşturarak güvenlik çemberine alındığı hep söylene gelmiştir. Yoğun Çerkes yerleşiminin ilk ana arteri Uzunyayla platosundadır. Burası Karadeniz’in altında Sivas’ın kuzeyinde başlar. Pınarbaşı-Göksun çizgisinden Hatay’dan Reyhanlı’ya yönelerek Akdeniz’e ulaşır. Burada merkez Pınarbaşı’dır. İkinci büyük Çerkes yerleşimi Kocaeli’nin Karadeniz çizgisinden başlayıp Sakarya, Düzce, Bursa, Bilecik çizgisinde Balıkesir’i içine alarak Marmara’yı dolayısıyla İstanbul’u ve sarayı çevreleyen bir set oluşturan yaydır. Burada merkez yoğunluğu Düzce ve çevresidir. Bunların dışında Osmanlı ülkesindeki Çerkes yerleşimleri bu ana arterlere bağlı daha küçük kümelenmelerdir. Bunlardan birisi de Çorum-Yozgat-Tokat kırsalındaki Çerkes kümelenmesidir. Bu üç ildeki Çerkesler mülki sınırları aşarak, geçmişte müşterek kültürün yaşandığı geniş bir alan oluşturmuşlardır. Oluşturulan bu Çerkes interlandı neredeyse Uzunyayla cesametindedir. Cenaze, düğün, kutlama gibi sosyal etkinlikler bu alanda birlikte gerçekleştirilmiştir. Buradan karşılıklı yakınlaşmalar, dostluklar gelişmiş, evlenmelerle sihri hısımlıklar doğmuş, bağlar kuvvetlenmiştir. Gökören köyü, bu alanın içinde yer almıştır. Bu köyler; beyaz badanalı evleri, bakımlı bahçeleri ile fiziki bir estetik yaratmanın yanında, yüzlerce atlının iştirakı ile yapılan düğünleri, farklı çalgı ve müzikleri, daha modern tarz ve giyimleri, misafir anlayışları, farklı yemek ve tüm örf ve adetleri ile değişik, özgün ve dominant bir kültürün farkındalığını yaratmışlar. Güvenilen, imrenilen bir toplum olarak yaşamlarını sürdürmüşlerdir. 1955 yılından itibaren Türkiye’de köyler ekonomik yetmezlik içine düşmüş ve tüm dünyada yaşanan hızlı kentleşme sürecine girilmiştir. Çerkes köyleri bu süreci genlerindeki göç virüsünden olsa gerek daha hızlı, daha çalkantılı ve daha vahşi yaşamışlardır. Köyler süratle boşalmış, araziler satılmış, hayvan varlıkları sona ermiş, köy canlılığı bitmiş, gerçekleşen göçlerle büyük kentlerin varoşlarına dolmuşlardır. Bir kısmı da yurt dışına açılmıştır. Çerkes köyleri de diğer komşu köyler gibi sessizleşmiş bir çoğu birkaç yaşlının bulunduğu viraneliklere dönüşmeye başlamıştır. 2000’li yıllarda köyler yeniden önemsenmeye başlamıştır. Köylerin ekonomik yetmezliği devam etmekle birlikte Çerkeslerde müşterek kültürü yaşama arzusu uç vermeye başlamıştır. Bu nedenle yeniden bir canlanma başlamış olup yorgun dönüşçüler görülmektedir. Birçok Çerkes köyü Çorum yörelerinde yeniden inşa edilmektedir. Bu amaçla bir çok yapı kooperatifleri kurulmuştur. Köylerin alt yapıları sağlanmıştır. Konumuz olan Gökören köyü de tüm bu süreçleri yaşamıştır. Şimdi kısmi bir dönüş hareketi içindedir. Köy Tarihçesip> Köy Kafkasya’nın bugün Karaçay-Çerkes bölgesinde yer alan Abaza bölgesinden sürgünde gelen Aşkarava Abazaları tarafından 1859 yılında kurulduğu tahmin edilmektedir. Köyün kuruluşu ve ilk gelenleri ile ilgili ciddi bir arşiv çalışmasına başlanmış olup elde edilen bilgiler tamamlandığında toplumla paylaşılacaktır. Söylenceye göre ilk defa önden gelen yedi aile tarafından kurulmuş, daha sonra aynı yöreden gelen diğer ailelerin iltihalarıyla hane sayısı 65-70, nüfus sayısı da 300-350 ye kadar çıkmıştır. Bir başka söylenceye göre ise bu yedi anaç aile Kafkasya’dan gelerek önce Uzunyayla’nın Abaza-Aşkarava köyüne (Kazancık köyü) yerleşmişler, bir süre sonra buradan ayrılarak Çorum sancağına bağlı Hüseyin Abat (Alaca) bucağına gelerek bugünkü yerlerinde köy kurarak yerleşmişlerdir. Bunun delili olarak halen Kazancık köyünde Bzekho sülalesinin yerinin muhafaza edildiği; ayrıca, Kazancık köyünden ayrılanların Karacaören, Demirboğa, Tavladere, Potuklu, Aşağı ve Yukarı Borandere köylerini kurduklarını, Gökören’in de bu aşamada aynı zamanda kurulduğu araştırmacı ve yönetici Sn. Muhittin Ünal tarafından ifade edilmektedir. Köyün ilk ismi Gökviran’dır. Sonraları Güveren ismi kullanılmış, daha sonra resmi olarak Gökören ismini almıştır. Çerkesler köyün ismini ‘Ö’ harfini uzatarak Göğren demeyi tercih etmekteler. Köy silme Abaza-Aşkaravadır. Geçmişte birkaç Kabardey aile dışında başkalarına yerleşme olanağı verilmemiştir. Köyün Coğrafi Yeri ve Hali hazır Altyapısıp> Gökören köyü Anadolu’da Kafkas kavmi olduğu bilim çevrelerince kabul edilen Hatti ve Hitit uygarlıklarının merkezi olan Çorum ili Alaca ilçesi mülki sınırları içindedir. Alaca ilçesinin doğusunda (Zile-Tokat yönü) bulunmakta olup ilçeye uzaklığı 14 km’dir. 3 km doğusunda Abaza Sultan köyü, 5 km batısında Kabardey Kapaklı köyü bulunmaktadır. İl merkezi Çorum’a Alaca ilçesinden gidildiği takdirde 64 km, Ortaköy yolundan direk gidildiğinde 46 km’dir. Bu yol dağ yolu olup, oldukça manzaralıdır. Bu yol Yeşilyayla, Ballıyakup, Ölköy ve Oruçpınarı isimli Çerkes köylerinden teğet geçerek, ünlü şampiyon Mahmut Atalay’ın köyü Cemilbey’in içinden geçerek Çorum’a ulaşır. Gökören köyünün çevresinde bulunan, yakın ilişkileri olan diğer Çerkes köyleri Alacahöyük kalıntıları içinde bulunan Abzeh - Mahmudiye, Şapsığ - Seyitnizem, Kabardey - Altıntaş, Abaza - Çerkes Bakır, Abaza - Çayırözü, Abaza - Ağıllı, Abaza - Fuadiye, Abaza - Osmaniye (Burunören), Abzeh - Sulucalan, Şapsığ-Körpınar köyleri yer almaktadır. Bu köylerle ilişkiler sıcak ve canlıdır. Kız alıp vermeler yoğundur. Köyün okulu oldukça geç 1960 yılında açılmıştır. Ancak eğitime, okumaya olan aşırı istek bu açığı kapatmıştır. Bugün okuma yazma oranı %100’dür. Köyden yetişmiş hukukçular, mühendisler, ordu mensupları, emniyet görevlileri, öğretmenler, idareciler bulunmaktadır. Yurt dışında işçileri ve işverenleri bulunmakta, ilçenin ilk yargıtay üyesi, ilk F-16 pilotu, ilk kara helikopter pilotu köyümüzden çıkmıştır. Köyün camisi 1970 yılında özel taşlarla yeniden yapılmıştır. Köye asfalt yollardan girilmektedir. Köy içi yolları, meydanları, ve çeşme başları özel idare müdürlüğü yapan aynı köyden Yakup Keleş’in katkıları ile tamamen kilit taşından yapılmıştır. Şebeke suyu, kanalizasyonu, elektriği muntazam çalışmaktadır. Ayrıca köy içinde birisi büyük pınar (zı-du) diğeri şeker su olmak üzere iki çeşme bulunmaktadır. Çeşmelerin özel estetik yapıları çevrede ilgi çekmektedir. Şeker su damacanalarla dışarıdan gelenler tarafından taşınmaktadır. Köy çevresi içinde de dört adet çeşme bulunmaktadır. Su bolluğu bahçe tarımını geliştirmiştir. Her evin önü çevrilmiş bahçeler halindedir. Bunlar güller ve çimlerle estetik bir görünüm yarattıkları gibi sebze ve meyve yetiştiriciliğinde de ciddi gelişmeler göstermektedir. Coğrafya ve Tarımp> Köyün bağlı olduğu Çorum; Orta Karadeniz Bölgesi’nde yer almakla birlikte İç Anadolu ile sınırdaştır. Bu nedenle bu yörede her iki iklimin varlığı hissedilmektedir. Alaca ilçesinin rakımı 1000 m civarındadır. Köyün yeri bundan 200-250 m daha yüksektir. Köyde yayla görünümü ve havası vardır. Arazi düz alan ve dalgasızdır. Killi, tınlı bir toprak yapısına sahiptir. İyi kalite buğday hasadı yapılmaktadır. Bunun dışında arpa, pancar, nohut, ayçiçeği tarımı yaygındır. Son yıllarda sulama imkanlarının artmasıyla bahçe meyve sebzeciliği gelişme göstermektedir. Kiraz, vişne, kayısı, şeftali, elma kaliteli olarak yetiştirilmekte; sebze olarak da domates, salatalık, patates, patlıcan, fasulye ev ihtiyaçlarını giderecek şekilde doğal tarım yapılmaktadır. Köyün kuzey batısında Kılavuz ve Akpınar köyleri arasında orta boy bir gölet bulunmakta, yeni yapılan büyük ölçekli Koçhisar barajı ile arazinin sulanabileceği ön görülmektedir. Köyde Yaşayan Sülaleler ve Türkçe Soyadlarıp> Köyde tespit edilebilen sülaleler aşağıda bugünkü soyadları ile gösterilmiştir. Ölüm veya terk nedeniyle bazı sülalelerin tespit edilememesi olasıdır. Örneğin; Denef, Yaş gibi sülalelerin geçmişte var oldukları bahsedilmektedir. Bu ailelerden kimse kalmamış görünmektedir. Bu konu araştırılmaktadır. Yeni elde edilecek bilgiler toplumla paylaşılacaktır. Bızago (Aydoğan, Görür), Cadır (Keleş), Öhbet (Demirci), Halbad (Görgü), Zecekho (Seçer, Atalay), Jiy (Gündoğan, Korkmaz, Gören), Dırbaş-Ardzınba (Kuyumcu, Güngör), Öğza-Öğuzba (Karataş), Dibap (Peker), Lidze (Erdoğan), Akhı (Ergören), Hüşt (Çayar), Akua (Taşdan) Köyde Abaza lisanına uygun olarak Telesten (Mehmet), Pıya (Feyzullah), Husa (Sadık) Tüfye (Fevzi), Huya, Zağbey, Daduk ve Nanu isimlerinin sık kullanıldığı görülmektedir. Her ailenin ilk gelenlerinin ve secerenin tespiti ile ilgili bir soy ağacı oluşturulması önemli bir talep olarak görünmektedir. Bu nedenle örnek olmak üzere Zecekho ailesinin Mehmet (Telesten) kolu hane sıralaması aşağıda konulmuştur. Bu çizelgeden Kafkasya’dan gelen aile reisi olarak Hacı İshak’ın diğer çocukları yanında 1262 (1846) doğumlu Mehmet’in ve Mehmet’in eşi 1255 (1839) doğumlu Tahiye’nin de Kafkasya’dan birlikte geldiği ailenin bu kanaldan devam ettiği görülmektedir. Bu bilgiler talep edenlerin kendi aileleri yönünden İçişleri Bakanlığı Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’ne başvurarak veya internet üzerinden Mernis kayıtlarına başvurularak temin edilebilir. Gökören köyünün geleceği ve var olması, gelecek kuşakların ilgi ve kararlılığına kalmış olduğu görülmektedir.+''+nan+''+Kaffed

Cihadiye Köyü / Tugujhable

Cihadiye köyü, Çanakkale ilinin Biga ilçesine bağlı bir Çerkes köyüdür. Bjeduğ ağırlıklı olmakla birlikte köy halkı Abzeh ve Kabardeylerin de bulunduğu ailelerden oluşmaktadır.p> Hazırlayan: Melike Batgıray Nart Dergisi 86. Sayıp> Çanakkale iline 110 km, Biga ilçesine ise 17 km uzaklığındaki Cihadiye köyü, bir dağ eteğine kurulmuş serin ve soğuk bir yerleşim birimidir. Köye komşu köyler: Dereköy, Kahvetepe, Savaştepe, İpkaiye, Yanıç, Eski Bakacak, Gürçeşme, Harmanlı(Filik), Geredeli, Sarıcaköy ve Çeltik’tir. 1881 yılında Adıgey Cumhuriyeti Kuban Havzası’ndan göç eden 20 hane tarafından kurulmuştur. Köye gelen Çerkesler, Yanıçköy merası olan ve Buzalık diye bilinen mevkiye yerleşmişler ve köye Buzalık ismini vermişlerdir. Çerkeslerin ilk olarak buraya mı geldikleri, yoksa 93 Harbi sebebiyle önce Balkanlara gidip sonra ikinci bir göçe tabii tutularak mı bu bölgeye geldikleri bilinmiyor. Yalnız 1889 yılında köy Kafkasya’dan tekrar 8-10 aile göç alıyor ve bir daha başka bir köyden hiç kimse Cihadiye köyüne göç etmiyor. Cihadiye köyü hala yalnız Çerkeslerin yaşadığı köy olarak biliniyor ve gelenekler devam ettiriliyor. Köye girdiğimizde muhtar karşıladı bizi, eşsiz Çerkes peynirinin yanında sıcacık çay eşliğinde köyün en yetenekli pşınovasından Quafe dinledik. Uzun yıllar sonra eline aldı pşineyi bizim için köyde rastladığımız Thamateler. 1929 doğumlu İsmail Tekin aile büyüklerinin, göç sırasında gemilerde hayatını kaybeden atalarının anısına saygısızlık olmasın diye ömürleri boyunca hiç balık yemediğini anlattı sohbet esnasında. Sonra elinde bakır bir ibrik ve leğenle birlikte bir köylü amca yaklaşıyor yanımıza. Öğreniyoruz ki ataları Kafkasya’dan gelirken 1881 yılında göçle beraber getirmişler bu ibrik ve leğeni. Kullanılmamış bugüne kadar, hep “Kafkasya’dan bize hatıradır, belki de son gördüğümüzdür Kafkasya’ya ait olan” denilmiş ve gözbebeği gibi korunmuş. Bir hatıra fotoğrafı çektirmek istiyoruz ibrik ve leğenle; “İbriği Çerkes kızı tutsun, leğende ellerimi yıkarken çekinelim fotoğrafı” diyor hatıranın sahibi amca. İbriği elimize alıyoruz ve “Çerkes kızı dediğin daha eğilip bükülmeli, daha kırılgan, daha narin tutmalı ibriği” diyorlar. Bugün köy gençliğine bakıldığında onlar hala adetleri, gelenekleri yaşatıyorlar ki ibriğin tutuluşundaki yanlışlık bile hemen anlaşılıyor. Biz de köyün kızlarına bırakıyoruz ibriği tutmayı ve hatıra fotoğrafımızla birlikte devam ediyoruz yemyeşil köyü dolaşmaya. Köy mezarlığında bir gri taşın üzerinde yazılı duran “Ahmet Beyin Ruhuna Fatiha” yazısı çekiyor dikkatimizi. Milli Mücadele yıllarında ismi duyulan Anzavur Ahmet’in mezarı olduğunu fark ediyoruz. Anzavur Ahmet de Çerkes olup, İstanbul hükümetince sivil paşalık rütbesiyle Anadolu’ya gönderiliyor ve etrafına bir çok kişi topluyor milli mücadele döneminde. 25 Kasım 1919 yılında ilk isyanı bastırılıyor ve 15 Nisan 1920 yılında Biga ilçesi yakınlarında vuku bulan ikinci isyanı yine kendisi gibi Kafkas kökenli olan Çerkes Ethem tarafından bastırılıyor. Süleyman Şefik Paşa kendisine sonradan katılan Anzavur Ahmet ile anlaşmazlığa düşünce İstanbul’a dönüyor ve Kuvay-i İnzibatiye’nin başına Yarbay Senai getiriliyor. Kuva-i İnzibatiye 10 Mayıs 1920’de Adapazarı’nı işgal edince  Ali Fuad Paşa komutasındaki 20. Kolordu Adapazarı’nı geri alıyor. 25 Haziran 1920’de Kuva-i İnzibatiye kaldırılıyor. 1921 yılı mayıs ayı içinde Biga’nın başka bir köyünden Mehmet Efe tarafından öldürülen Anzavur Ahmet’e Cihadiye köyü sakinleri sahip çıkıyor ve bir mezar yapılıyor. Köy sakinleri askeri darbe dönemlerinde bu mezarın askerler tarafından da korunduğunu ve kimsenin yaklaştırılmadığını hatırlıyorlar. Bugün de hala bu mezarı temizleyen, yabani otlardan arındıran, toprağını sulayıp bakımını yapan köy halkının da kimliğinden haberdar olmadığı birileri var. Cihadiye Köyündeki Sülaleler: Abde (Abzeh), Asralko (Bjeduğ), Barsbi (Abzeh), Batırko, Bjedug (Bjedug), Boren (Kaberdey), Çehosh, Çıye, Çıyuh (Abzeh), Delıko, Dıduh (Cemguy), Hatite (Abzeh), Hatko (Abzeh), Jajiy (Abzeh), Jane (Şapsığ), Kokon (Bjedug), Kuaşh (Abzeh), Lapshuko (Bjedug), Lecherko (Abzeh), Nach (Abzeh), Navko (Abzeh), Pshakko (Bjedug), Shaplıko (Ubıh), Shaşemko (Bjedug), Şhaban (Bjedug), Teuçejko, Teuçez (Abzeh), Tehuçe, Tıguj, Tımuh (Abzeh), Huade, Yehule (Abzeh) İklim Cihadiye’de güney marmara iklimi hakim. Dört mevsim de yaşanmakta. Ekonomi Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı. Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde yaşayan Cihadiyeliler son yıllarda büyük ölçüde köye geri dönüş yapmışlardır ve bu dönüşler büyük bir hızla devam etmektedir. Bu vesileyle köyün çehresi son yıllarda baştan aşağıda değişmiş ve köy önemli ölçüde yeni evlere kavuşmuştur. Altyapı bilgileri Köyde, ilköğretim okulu var ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılıyor. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi var. PTT şubesi yok ancak PTT acentesi var. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik sabit telefon ve internet bağlantısı var. Sosyal Yaşam Köyde Adığe adet, gelenek ve görenekleri halen uygulanıyor. Köy nüfusunun tamamına yakını yaşlı kesimden oluşuyor. Büyük şehirlerde çalışıp emekli olmuş kişiler köye geri dönerek burada yaşamlarını sürdürmekteler. Cihadiye’de Çerkesce en orjinal hali ile konuşulmakta. Cihadiyelilerin İstanbul’da bir dernekleri ve dernek binaları da var. 1968 yılında kurulan dernek köylülerini ve hemşerilerini sıkı ve güçlü bağlarla birarada tutmak ve Çerkes kültürünü, gelenek ve ananelerini yaşatmak amacındalar. Her yıl Mayıs ayında köyde dernek tarafından düzenlenen geleneksel Köy Mevlidi tüm köylülerin yanısıra civar köylerden de büyük ilgi görüyor. Köyün bir de internet sayfası var. www.cihadiye.com  +''+nan+''+Kaffed

Vefat ve Başsağlığı – İhsan Sabri Bulur

Ankara Çerkes Derneği kurucularından değerli thamademiz İhsan Sabri Bulur vefat etmiştir. Cenazesi ikindi namazında (16.30) Sungurlu Altınoğlu Camisinden kaldırılacaktır.  Değerli büyüğümüze Allahtan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabırlar diliyoruz.  Kafkas Dernekleri Federasyonu    nanKaffed

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun

Başta işçi, memur ve diğer emekçiler olmak üzere herkesin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutlarız. 1 Mayıs’ların emekleriyle ülkenin gelişmesi ve refahına katkıda bulunan tüm emekçi kardeşlerimizin haklarını elde etmesine, daha insanca yaşam ve çalışma koşullarına ulaşmasına vesile olmasını dileriz.    Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed