Medet Önlü Davasında Karar Duruşması

Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Gendergenoy Medet Önlü’nün öldürülmesi ile ilgili davada sona gelindi. Cinayetin azmettiricisi R. Ezbulatov ile tetikçiye şoförlük yapan Ö. Peltek'in sanık olarak yargılandığı davanın 12 Aralık günü yapılan son duruşmasında savcı esas hakkında mütalaasını sundu. Savcı mütalaasında sanık Ömer Peltek'in cinayetin işlenmesinden önce ve işlenmesi sırasında tetikçiye yardımda bulunarak  suça iştirak ettiğini belirtti ve Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a, 39/2-c, 53 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etti. 28 Aralık Cumu günü yapılacak duruşmada kararın açıklanması bekleniyor. Medet Önlü'nün dostlarını ve duyarlı insanlarımızı 28 Aralık Cuma günü saat 14:00'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde (Ankara Adalet Sarayı) yapılacak olan duruşmaya bekliyoruz. Medet için adalet istiyoruz!p>        nanKaffed

Meşe Altı Toplantısında Gençliğimiz ve Kurumlarımız Tartışıldı

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) bünyesinde faaliyet gösteren Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFSAM) tarafından gençlerin katkı ve katılımları ile her ayın 3. Perşembesi akşamı düzenlenen Meşe Altı Tartışmalarının ikincisi 20 Aralık 2018 Perşembe Akşamı 19:00-21:00 saatleri arasında gerçekleştirildi. Bu hafta ilk toplantıda sonraki toplantılar için önerilen konular arasında bir birine yakın konu başlıklarını birleştirerek "Gençliğimiz ve Kurumlarımız" konusunu ele aldık. Yuvarlak masa formatında tüm katılımcıların katkıları ile yürütülen tartışmada; Derneklerimizin ve Federasyonumuzun gençlerimizin beklentilerini ne ölçüde karşıladığı, kurumlarımızın gençliğinin ve dolayısıyla geleceğinin olup olmadığı, gençlerin örgütlülük anlayışları, derneklerin gençlik komisyonları ve ünikafların ilişkileri, kültür dernekçiliğinin asimilasyona çare mi yoksa asimilasyonu hızlandırıcı mı olduğu, kentte derneksiz Çerkesliğin mümkün olup olmadığı gibi önceki toplantıdan ve konu ile ilgili farklı çevrelerdeki görüşmelerden havada asılı kalan bazı soruları ve daha fazlasını ele almaya çalıştık. Yuvarlak masa formatında 30 yaş altı maksimum 27 gencimizin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz ve yaklaşık 3 saat süren toplantıda, kültür dernekçiliğinin de geçmişte önemli bir fonksiyon gördüğü hala da bir ölçüde önemini koruduğu ancak bunun ötesine geçilmesi gerektiği, mutlaka ulusal sorunlara dönük stratejiler ve politikaların geliştirilmesi ve uygulanması gerektiği, ortak ideal ve hedeflerin belirlenip toplumda yaygınlaştırılmasına ihtiyaç olduğu, medyada daha etkili var olmamız gerektiği, gençlerin Çerkesliği anne-babadan veya kendi sosyal çevrelerinden görme şanslarının azaldığı için ünikafların ve derneklerin bu boşluğu doldurması gerektiği, toplumun tüm kesimleri arasında daha etkili bir iletişim için derneklerin ve federasyonun çaba sarfetmesi gerektiği, gençlerin talep ve beklentilerinin ya yeterince dinlenmediği ya da dinlense bile uygulanmadığı, tüm gençlerin ekibe yönlendirilmesinin yanlış olduğu farklı alanların da açılmasının gerektiği, köyler ile ilişkilerin güçlendirilmesi, gençlik komisyonları ve ünikafların kendi aralarında ortak etkinlikler ve ziyaretler gerçekleştirmesine yardımcı olunması gibi çeşitli öneri ve sorunlar farklı bakış açıları ile tartışıldı. Toplantıda konuşulan konular, sonuç raporuna dönüştürülerek kafsam.net web sayfasından ve sosyal medyadan paylaşılacaktır. Toplantıya katılan ve katkı veren gençlerimize teşekkür ediyoruz.p> {gallery}/haber/federasyon/2018/Mese6{/gallery}p>nanKaffed

Koca Meşe’ye Saygıyla

12 10 2005   Sevgili Uıbıx Dede, Ne kadar özlemişsindir bizleri. Ya ben seni ne kadar özledim bir bilsen. Bizlerden ayrıldığın tam on üç yıl oldu. 1992 yılı Ekim ayının yedisinde “Elveda” demiştin dünyaya. Ancak senin gibi iz bırakanlar unutulur mu hiç. Adını yazıp tıkladığımda internet sayfalarında sana ilişkin yüzlerce makale başlığı çıktı. Çoğu da İngilizce. Seni hep Uıbıx dilinin son sesi olarak tanımlayan yazılar…  Senin Uıbıx dili ile dolu yaşamında, anımsanmaya değer çok anıların vardır. Bense, seninle yaptığımız anavatan yolculuğunu unutamıyorum bir türlü. Bu yolculuğu birlikte yapabildiğimiz için de kendimi şanslı sayıyorum. Her anışımda da o günlerin coşkusunu, korkularını yaşıyorum yeniden. Sadece ben değil dönemin dönüşçülerinin her birimiz, senin mutlaka anavatanı görmen gereğine inanıyorduk. 1990 Ekim'indeki anavatan ziyaretimizden önce de Şamil Jane anavatanı görmeniz için çabalamıştı. Her şey iyi gidiyorken sağlık nedeni ile son anda vazgeçmek zorunda kalmıştınız.  Hatırlar mısın bilmem, senden önce sesin ulaşmıştı Anavatana, Nalçik’e. Nihat Bidanuk, İsmel Özdemir Özbay ve Fahri Huvaj ile birlikte, 1978 de Kheberdey-Balkar Rodina Derneği’nin davetlisi ve Türkiye’deki derneklerimizin temsilcisi olarak Anavatanı ziyaretimizde, sesinin kaydedildiği bir kaseti de birlikte getirmiştik Nalçik’e. Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü’nde, bizleri görmek, dinlemek için toplanan bilim adamlarına, Türkiye’deki durumumuzu anlatmış, genç arkadaşlarla birlikte hazırladığımız raporumuzu sunmuştuk. Sonra da senin sesini, Uıbıxçeyi armağan etmiştik. Bilemezsin ne kadar sevinmiş ne kadar duygulanmışlardı… Peki, anavatanın sadece sesini duyması, yeterli miydi? Senin anavatanı görmen gerekli, anavatanın seni görmesi zorunlu değil miydi? Elbette gerekli, elbette zorunluydu ancak… Seksen altı yaşındaydın, hastaydın da… Ama yine de sen “Koca Meşe”ydin, yürekliydin. Hani köyünüzdeki koca meşe gibi…  Nasıl unuturum… Bandırma Kuş Cenneti festivali için gelen İstanbul Televizyonu Günaydın Programı ekibine senden söz ettiğimizde hemen çekim yapmak istemişlerdi. Kırmamıştın onları… Anlatmıştın, kendi köyün Hacı Osman’ın nasıl yerleştiğini, yerleşme sırasındaki sancıları, bağımsızlık savaşı sonrası Gönen-Manyas sürgününü, Anadolu ortalarından, henüz yoldayken geri dönüşünüze nasıl izin verildiğini … Döndüğünüz köyün, komşu Türklerce işgal edilmiş olduğunu, evlerinizi tarlalarınızı yeniden sahiplenmek için yine mücadele etmeniz gerektiğini… Büyük dilci, büyük insan, Profesör George Dumezil ile birlikte yaptığınız çalışmaları… Profesör Şeraşidze’nin Uıbıxçe’yi ne kadar iyi öğrenmiş olduğunu…anlatmış, anlatmış sonra da bastonunla koca meşeyi göstermiş ve  “İşte” demiştin, “Benden sonra bunları bilebilecek, anlatabilecek bir bu ağaç, bu koca meşe kalıyor”...  Tüylerim nasıl da diken, diken olmuştu… Hala ürperirim aklıma geldikçe. Hele çekilen filmde, elinde bastonun koca meşe ile birlikte göründüğün kareler… Önerimiz üzerine çekim ekibinin film müziği olarak İstanbulak’ue’yi seçmesi. Kısa filmin son sahnesinde, İstanbulak’ue eşliğinde sırtın bizlere dönük köy yolunu yürüyüşün ve ağır ağır bizden uzaklaşışın… Ve ben, bu son sahneyi her anımsadığımda anavatandan kopuk halkımızın yok oluşunu, içim sızlayarak düşünmezlik edemiyorum.  Daha sonra başkaları gibi ben de sormuştum Dumezil ile nasıl buluştuğunuzu. Önce Dumezil’in bir anısını anlatmıştın. “Hacı Yakup köyünde, Uıbıxçe konuşanları nerde bulabileceğini soran Dumezil’i, uzak olmayan köy mezarlığına götüren 10 -12 yaşlarındaki çocuk mezarları göstererek ‘işte,‘Uıbıxçe konuşanlar işte burada yatıyor’ demiş”.p> Sonra da eklemiştin:  “Dumezil, Profesör Namıt́eque Ayteç (Aytek Namitok) ile daha önceden tanışıyordu. “Namıt́eque, Manyas’a bağlı Dümbe’den birkaç yaşlıyı göderdi onun yanına. Dumezil iki ay onlarla çalıştı ancak yeterince tatmin olmadı. Bu arada ben de gidiyor onları izliyordum. Konuşmaların tam olmadığının eksik olduğunun farkına vardı. Benimle çalışmak istedi. Ben thamateleri, yaşlıları ileri sürdüm. Ama içten,içe ben de istiyordum. Sonunda kabul ettim. Ertesi yıl geldiğinde doğruca bizim köye geldi.” p> Daha başka birçok şey anlatmış ben de küçük notlar almıştım:  “Bir gün Paris’te iken Dumezil:p> -Keşke Çerkes olsaydım başka bir şey istemezdim, dedi.p> -İltifat ediyorsunuz, dedim  p> -Hayır gerçek söylüyorum, Keşke Fransız olcağıma Çerkes olsaydım. Dünyada başka bir şey istemezdim, dedi. Çok güzel Türkçe konuşurdu. Zaten Türkçe’yi iyi bilmese bu çalışmaları birlikte yapamazdık”p> (…) Norveç’te seriograf ile filme alındı. Ses bantlarımın filmi. Daha sonra Paris’te de aynı çalışmalar yapıldı. Dumezil’e, Norveç'te de bu çalışmayı yaptığımızı söyledim. Çekimlerden sonra Dumezil ısrarla bir daha bu çalışmayı yapmamamı istedi. Ses tellerimin bozulacağını söyledi. Ben bunu daha çok bilimsel bir kıskançlık olarak değerlendirdim. 89’da Boğaziçi üniversitesi’nden Sumru Hanım’ın ricasını kıramadım. Yaşadığım ülkeye bir borcum olarak değerlendirdim ve İstanbul Amerikan Hastanesinde Uıbıx bir doktor ile çalıştım. Ancak Dumezil’in dediği doğru imiş, sesimi büyük ölçüde kaybettim”  p> Yolculuk için çoktan hazırdık ikimiz de… Birbirimizi ikna etme çabasına gerek yoktu. Ama birbirimize cesaret vermemiz gerekiyordu. Çünkü yineliyorum seksen altı yaşındaydın artık ve hastaydın. Sonunda kendimizde bu cesareti bulabildik. İnanıyorum ki, senin için hayati tehlikesi olan, benim için büyük sorumluluk isteyen bu yolculuğu göze alabilmemizi sağlayan aynı duyguydu. Anavatanı, Avrupa’ya defalarca çağrılmış Uıbıxçe’nin son sesini, ağırlamamış olma ayıbından kurtarmak, yüzü anavatana dönük olanlara da ‘Son Sesi’ anavatana götürememiş olma utanıcını yaşatmamak … Bandırma’dan kalabalık bir hemşehri grubuyla uğurlanış, feribot yolculuğu ve akşamın alaca karanlığında İstanbul Karaköy. Karaköy’de bizi bekleyen sürpriz. Ünlü nartolog, ünlü derleyici Hadeğeĺe Asker… Halkımızın siz iki büyük insanının karşılaşması, tanışması, bunu yaşayanlar hiç unutulabilir mi?.. İsrail’e gitmekte olan “Nart” Hadeğeĺe Asker İstanbul’daymış o gün. İstanbul’da olacağını duyunca da mutlaka görüşmek tanışmak istemiş seninle. Ev sahipleri Çürey Ali, Çüıpe Ertekin İşcan, kendi çocuklarınız, hemşehri grubu. Hele o akşam heyecanla resimlerimizi çeken Okancık, Çüıpe Okan... Şimdilerde nasıl da halkını seven, donanımlı bir genç oldu… Gece kızınızda kalmıştınız sanırım. Ertesi gün havaalanı. Yine kalabalık bir hemşehri grubu. Ve Moskova… İkimiz de komünist değildik ama işte Moskova’ya gidiyorduk. O günlerde daha Nalçik’e uçak seferleri konmamıştı. Kolunuza giriyorum.  Tam çıkışa doğru yürüyecekken, hatırladıkça hala beni ürperten bir ses, en büyük oğlunuzun sesi: “Doktor, babama bir şey olursa eğer, bunun sorumlusu sensin” Nasıl kaynar sular dökülmüştü başımdan. Nasıl da sarsılmıştım. İtiraf edeyim tereddüt de geçirmiştim bir an. Ama hatırlarsın sen daha bir güçle sıkmıştın sol koltuk altındaki kolumu, yüreklendirmiştin beni.  Moskova’da daha önce birlikte çalıştığınız ünlü dilcimiz Kumaxhue Muhiddin, fizik bilimi alanında kendi adını taşıyan teorisi ile bilinen, fizik profesörsü kardeşi Kumaxhue Muriddin ile birlikte karşılamıştı bizi. Havaalanından almış, bir gece ağırlamış ertesi gün de Nalçik’e uğurlamıştı. Nalçik havaalanında bizi, artık Nalçik’e yerleşmiş Bidanuk Nihat ve dernek yetkilileri bekliyordu. Özel arabalar tahsis edilmiş, konaklamamız için senatoryumda küçük bir villa ayırmışlardı. Çok güzel planlarımız vardı. Maykop, Uıbıx Bölgesi, Abhazya, Çerkessk… Buraları hep görecektik. Sağlık durumunu bildiği için Nihat, bu yolculuklar için helikopter de sağlamıştı. Ama, evet ama sağlığın elvermemişti. Uıbıx yurdunu görmek kısmet olmamıştı. Abhazya’yı ziyaret edemeyeceğini duyan Abhaz televizyon ekibi gelmiş, senatoryumda çekimler yapmıştı… Bilim adamları, başta Nalo Zavur birbiri peşi sıra gelip görüşmüştü seninle, bir görevi yerine getiren insanların sorumluluğu ile yorgunluğunu dışa vurmamaya çalışıyordun.   Acısı tatlısı ile o günlerde yaşadıklarımın hepsini nasıl sığdırayım bir mektuba. Ama katıldığımız konferansı, konferansta söylediklerini, nasıl unuturum. Sovyetler Birliği Tarih Enstitüsü, Kuzey Kafkasya Bilimler Yüksek Okulu, Kheberdey-Balkar Sosyal Araştırmalar enstitüsü ve Kheberdey balkar devlet Üniversitesi birlikte düzenlemişlerdi. Çok geniş katılımlı bu konferansta Kuzey Kafkasya halklarının ulusal kurtuluş savaşı ve muhaceret konuşulmuştu. Çüışha İzzet Aydemir ile birlikte konferansa katılanlara sürgünün asıl karşılığının, muhaceret değil tehcir olduğunu anlatabilmiş sonuç bildirisine de sürgün sözcüğünün Rusça karşılığı i”zgnaniye” yazılmasını sağlamıştık.  Sen konuşmanda Anavatanı görmüş olmakla yaşadığın mutluluğun altını çizmiş, bunu sağlayanlara teşekkür etmiş, üzüntünü, daha sonra da senden çok sık duyacağım üzüntünü dile getirmiştin:“Keşke anavatana, ayaklarım beni daha iyi taşıdığı, gözlerimin daha iyi gördüğü, kulaklarımın daha iyi duyduğu, gönlümdekini istediğim gibi söyleyebildiğim bir zamanda gelebilseydim”.p> Bu yakınma, bu ses tonu beni yıllarca öncesine götürmüştü, yetmiş sekiz yılına. Yukarda andığım ilk anavatan gezimizde, Adığe yazınının büyük ustası Türkçe’deki ilk Adığe romanının yazarı Ḉeraşe Tembot ile de tanışma şansını bulmuştuk. Büyük yazara Şıw Zaqu (Tek Atlı) romanının Yenemıque Mevlüt tarafından Türkçeye kazandırldığı müjdesini de vermiştik. Büyük yazarımız da artık yaşlıydı senin gibi ve senin gibi sağlık sorunları vardı. O da halkı için çok şey yapmış olmasına karşın, hala yapabileceklerini yapmasına izin vermeyen sağlık durumundan, yıllar sonra senden duyacağım ses tonu ile yakınmıştı: “Torunum oldu, mutluluğumun elini tutup parkta gezdiremiyorum. Arabamın direksiyonuna geçip dolaşamıyorum. Yazdıklarımdan çok daha iyilerini yazabilecek birikimim oluştu, parmaklarımı istediğim gibi kullanamıyorum…” p> Şimdilerde de sizler gibi, sağlıkları bozulduğu için birikimlerini yeterince halkımıza sunamayan kendi kuşağım arkadaşlarımı İsmel Özdemir'i, Yediç Batıray'ı, Alhas İbrahim’i, ağabeylerimiz Çüışhe İzzet ve Hatque Aslan Arı'yı da düşünmeden edemiyorum. Hele genç yaşta kaybettiğimiz Lh́ışe Süleyman Yançatoral'ı. On iki Eylül sonrası yeniden dirilişimizdeki proje mimarımızı…  Derneğin yirmibeşinci yılını düşünen oydu. Oydu 89'da, Tüm Çerkes dünyasının temsilcilerinin katıldığı ilk toplantıyı, Sürgünün Yüzyirmibeşinci Yılı Kültür Haftasını, daha 87 yılında düşünen... Hani Ankara'daki etkinliklere katılamadığın için Süleyman ve anavatandan bir gurup konukla seni köyünde ziyaret etmiştik. Ve Süleyman'ın büyük düşüydü Marmara yöresinde senin adını taşıyan, uluslararsı bir dil konferansı düzenlemek. Onun ömrü yetmedi, biz geride kalanların da ufku… Yıllar sonra, 2004 yılında, Demokratik Çerkes Platformu’nun, senin adına düzenlemiş olduğu afiş yarışması ve açtığı sergi, bir nevi teselli oldu bizler için… Sevgili Uıbıx Dede, epeyce uzun oldu mektubum. Seni yordum. Dönüşte yaşadıklarımızı, dil konusundaki sevineceğin yeni gelişmeleri bir başka buluşmamızda anarız. Ama izin ver de bir sırrımı açıklayayım. Sen de farketmişsindir, sana olan derin saygımın, sevgimin kaynağı salt senin son ses olman, benim dile olan sevgim değildi. Senin dönüşe olan tutkun, Anavatana Dönüşün gerçekleşeceğine olan inancındı, umudundu. Dönüşe dönük çalışmalarımızı anlaman, takdir etmen, beni hep yüreklendirmendi… Halkı için çalıştığını söyleyip, dönüşü anlamayanlara, yönetimlerimizi küçümseyenlere, anavatandakilerden, biz dönenlerden, ruhlarını Ruslara satmış kişiler, köleler olarak söz edenlere, çok üzülüyor-kızıyorsundur. Ama bir yandan da kıs, kıs gülüyorsundur. Doğrusu ben de, köle saydıklarının üretimlerinden başka öğünecek şeyi olmayan, „yok oluşa gidiş kölelerinin“ bu davranışlarına içten, içe acıyla gülmekten başka bir şey yapamıyorum. Sevgili Son Ses, kimi eski dönüşçülerin inancını kaybetmiş olmasına da üzülme sakın. Hem eskilere inat yeni dalgayı, daha donanımlı genç kuşağı sen de farketmiş, mutlu olmuşsundur.  Sevgili Koca Meşe, gün gelecek Hacı Osman'da bizlere gösterdiğin Koca meşe de yok olacak. Ama senin bilim dünyasına kazandırdığın Koca Meşe,inanıyorum, hep gelişip  serpilerek sonsuza kadar yaşayacaktır.  Ayrılışımızın on üçüncü yılında seni saygıyla, sevgiyle rahmetle anıyorum.   (Bu yazı ilk kez 12/10/2005 yılında yayınlandı)nanNecdet Hatam

KAFSAM İkinci Meşealtı Toplantısını Yapıyor

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) bünyesinde faaliyet gösteren Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFSAM) tarafından gençlerin katkı ve katılımları ile her ayın 3. Perşembesi akşamı düzenlenen Meşe Altı Tartışmalarının ikincisi 20 Aralık 2018 Perşembe Akşamı 19:00-21:00 saatleri arasında düzenlenecek. Bu hafta, ilk toplantıda sonraki toplantılar için önerilen konular arasında birbirine yakın konu başlıklarını birleştirerek örgütlülüğümüzü gençlerin gözünden tartışacağımız "Gençliğimiz ve Kurumlarımız" konusunu ele alacağız. p> Yuvarlak masa formatında tüm katılımcıların katkıları ile yürütülecek tartışmada; Derneklerimizin ve Federasyonumuzun gençlerimizin beklentilerini ne ölçüde karşıladığı, kurumlarımızın gençliğinin ve dolayısıyla geleceğinin olup olmadığı, gençlerin örgütlülük anlayışları, derneklerin gençlik komisyonları ve ünikafların ilişkileri, kültür dernekçiliğinin asimilasyona çare mi yoksa asimilasyonu hızlandırıcı mı olduğu, kentte derneksiz Çerkesliğin mümkün olup olmadığı gibi önceki toplantıdan ve konu ile ilgili farklı çevrelerdeki görüşmelerden havada asılı kalan bazı soruları ve daha fazlasını ele almaya çalışacağız. p> Yuvarlak masa formatının gereği olarak katılım 30 yaş altı maksimum 24 kişi sınırlıdır. Üçte bir cinsiyet kotası uygulanacaktır. Toplantıda konuşulan konular, katılımcı isimlerine atıf yapılmaksızın sonuç raporuna dönüştürülerek kafsam.net web sayfasından ve sosyal medyadan paylaşılacaktır. Toplantıya katılmak isteyen gençlerimiz info@kaffed.org mail adresinden veya 312-2228589 numaralı telefondan kayıt yaptırabilirler. p> Toplantı yeri: Ankara Çerkes Derneği (Beştepe Mh. Meriç Sk. 44 Yenimahalle/Ankara) p> Toplantı saati: 19:00-21:00 p>   #BirlikteysekGüçlüyüz #ДызэкъуэтмэДылъэщщp>nanKaffed

Gençler Soruyor Kaffed Yanıtlıyor

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) ve Bursa Çerkes Kültür Derneği olarak Güney Marmara gençliğimiz ve üniversite öğrencilerimiz ile 23 Aralık 2018 Pazar günü saat 16.00 da Uludağ Üniversitesi Görükle Gençlik Merkezi'nde bir araya geliyoruz. KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya ve diğer yönetim kurulu üyelerinin de katılacağı etkinliğimiz forum formatında katılımcıların aktif katkıları ile gerçekleştirilecektir. Gençlerimizin düşünceleri bizler için çok önemli.  Kurumsal anlamda derneklerimiz ve federasyonumuz tarafından yapılan tüm aktivitelerimiz öncelikle, kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarımını sağlayacak olan gençlerimiz ve çocuklarımız içindir.  Geleceğimiz olan siz gençleri bu buluşmaya davet ediyor ve katılımınızı, düşüncelerinizi paylaşmanızı önemsiyoruz.p> Adres: Görükle Gençlik Merkezi Görükle Mh. Üçoluk Cd. 16825 Nilüfer/BURSA  p>   #BirlikteysekGüçlüyüz #ДызэкъуэтмэДылъэщщp>   nanKaffed

Anavatanda Okumak İsteyen Gençlerimiz Mülakata Girdi

Anavatan’da 2019-2020 Öğretim Yılında burslu olarak üniversite eğitimi almak isteyen lise son sınıf öğrencisi veya mezun olmuş öğrenciler ile yüksek lisans veya doktora yapmak isteyen gençlerimizin Rusya Bilim ve Kültür Merkezi’nde mülakatları gerçekleştirildi. p> Mülakat sonrası gençlerimiz, Federasyonumuzda Genel Başkan Yaşar Aslankaya ile görüştüler. Gençlerimize başarılar diliyoruz.p>     #font>BirlikteysekGüçlüyüza>p>  #ДызэкъуэтмэДылъэщщa> p>       {gallery}/haber/federasyon/2018/2019_Anavatan_Ogrenci{/gallery}p>nanKaffed

Lata Trajedisi Unutulmadı

14 Aralık Abhazya tarihinin en trajik günlerinden biri... 14 Aralık 1992'de Kodor vadisindeki Lata köyünde mültecileri taşıyan helikopter Gürcistan birlikleri tarafından düşürülmüş, 35'i çocuk, diğerleri kadın ve yaşlılardan oluşan 85 kişi yanarak yaşamını kaybetmişti. Abhazya'yı işgal eden Gürcistan askerlerinin kuşatma altında tuttukları Tkuarçal şehrinde soğuk, hastalık ve açlıktan ölüm sınırına gelmiş sivillerin Gudauta'ya taşınması için Gürcistan'la kısa bir ateşkes anlaşması yapıldı. En zor durumda olan yaşlılar, hastalar, çocuklar ve hamile kadınlardan oluşan ilk grup 14 Aralık 1992 günü Rusya'dan sağlanan bir Mi-8 helikopteri ile Gudauta'ya gitmek üzere havalandı, ancak kalkıştan 20 dakika sonra Lata köyü üzerinde Gürcistan birliklerinin ateşiyle düşürüldü. Gudauta meydanında onları ellerinde yardım malzemeleriyle bekleyen soydaşlarına ise, kara haberi aldıktan sonra bu birbirinden ayrılamaz hale gelmiş, kömürleşmiş bedenleri ağıtlarla ve dualarla toprağa verme görevi düştü. İnsanlığa karşı işlenen bu suç tarihe “Lata Trajedisi” olarak geçti. Lata’da araziden toplanan cenazeler Gudauta’da tepeye hakim bir parkın meydanında açılan toplu mezara defnedildi ve burası her yıl önünde anma törenlerinin yapıldığı bir anıt mezar haline getirildi. Hiçbir halkın böyle bir acı yaşamaması dileğiyle Lata şehitlerini saygıyla anıyoruz.    Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

Vatanına Dönenlere Yönelik Baskılara Son Verilsin!

  Anavatanımızdaki Cumhuriyetlerimizde vatandaşlık veya oturum alan soydaşlarımıza yönelik olarak son yıllarda artan yıldırma ve baskı politikaları anavatan-diaspora ilişkilerini zedelemeye devam ediyor. İnsanların vatanlarından tekrar sökülüp atılması insani, hukuki ve vicdani olarak hiçbir şekilde kabul edilemez.    Bu yaklaşımın son iki örneği Adıgey Cumhuriyetinden Muammer Canıdemir ve Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nden Tarık Topçu’ya karşı sergilenmiştir. Her iki konu da yargıya taşınmış olup 13 Aralık 2018 tarihinde Muammer Canıdemir’in vatandaşlık hakkının iptaline karşı açtığı davanın temyiz duruşması Krasnodar Eyalet Mahkemesi’nde, yine aynı tarihte Tarık Topçu’nun oturum hakkının iptaline ilişkin davanın duruşması ise Nalçik Cumhuriyet Mahkemesi’nde görülecek.    Dünya İnsan Hakları Günü ve Haftası içerisinde görülecek bu davalarda, hakkaniyete, hukuka, adalete ve vicdana uygun şekilde soydaşlarımızın lehine kararlar çıkmasını diliyoruz.  Her Çerkes tarihi vatanının bir nevi vatandaşıdır, vatanından kopartılamaz. Bu tip sorunların tekrarlanmaması ve köklü şekilde çözümü için Federasyonumuz tarafından sürekli gündemde tutulan çifte vatandaşlık hakkının tüm Çerkeslere daha fazla gecikmeden tanınması gerekmektedir.nanKaffed

KAFSAM FORUM: Hak Savunuculuğunda Kurumlarımız ve Toplumumuzun Konumu

Dünya İnsan Hakları Günü ve Haftası etkinlikleri çerçevesinde Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) bünyesinde faaliyet gösteren Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFSAM) tarafından, Federasyonumuz ve Ankara Çerkes Derneği ile birlikte “Hak Savunuculuğunda Kurumlarımızın ve Toplumumuzun Konumu” konulu bir Forum düzenlenecektir. Forumun açılış konuşmasını Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut yapacaktır. Açılış konuşması sonrasında katılımcıların katkı, yorum ve soruları ile iki saatlik programımızı gerçekleştireceğiz. Başta sürgün ve soykırım gibi insanlık suçları olmak üzere anadiline, kimliğine ve kültürüne ilişkin tarih boyunca ve günümüzde farklı coğrafyalarda pek çok ağır insan hakları ihlalleri ile karşılaşan toplumumuz, bunlara karşı hak ve varlık mücadelesini dernekleri, vakıfları, okulları ve diğer kurumları ile toplumsal olarak vermeye çalışıyor. Bunu yaparken de farklı coğrafyalarda farklı zorluklarla mücadele ediyor. Bir taraftan toplumsal ve kurumsal düzeyde iç sorunlarımıza bir taraftan da içerisinde yaşadığımız ülke ve toplumlardan kaynaklanan sorunlara çözümler geliştirmek durumundayız. Bunu da mümkün olan en geniş katılımlı istişarelerle ve demokratik danışma süreçlerini işleterek sağlayabiliriz. Kurumlarımızla birlikte örgütlü bir şekilde haklarımızın savunuculuğunu en etkili şekilde hayata geçirirken neler yapmamız gerektiğini ve nelere dikkat edilmesi gerektiğini hep birlikte tartışacağımız Forumumuza dernek üyelerimizi, gönüllülerimizi ve tüm halkımızı davet ediyoruz. KAFSAM FORUM: Hak Savunuculuğunda Kurumlarımız ve Toplumumuzun Konumup> Yer: Ankara Çerkes Derneği Tarih: 15 Aralık 2018 Cumartesi Saat: 14:00-16:00  nanKaffed

Denizli Kafkas Kültür Derneği KAFFED’e katıldı

Denizli'de faaliyet gösteren ve bu yıl 30 uncu yılını kutlayan Denizli Kafkas Kültür Derneği 29 Kasım 2018 tarihinde Genel Kurulunu yapmış ve Kafkas Dernekleri Federasyonu’na katılma kararı almıştır. Üyelik başvurusu, KAFFED Yönetim Kurulunun 07 Aralık 2018 tarihli ve 196 Sayılı Kararı ile oybirliği ile  kabul edilmiştir. Etkinlikleri ve toplumun genç, kadın, iş dünyası gibi bütün kesimleriyle, güçlü bağları ile dikkat çeken  Denizli Kafkas Kültür Derneği’nin Federasyonumuza üyeliği bizlere güç katmıştır. Birlikte güzel ve başarılı işler yapacağımıza inanıyor, göreve seçilen, yeni yönetim kurulunuzu tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz. #BirlikteysekGüçlüyüza>p> #ДызэкъуэтмэДылъэщщp>   YÖNETİM KURULU ÜYELERİstrong>p> Başkan : Sermet AL Kadir BAT Ersin HARTOKA Fettah BATULU Nesij YAVUZ Enes ÖZKAN Mustafa YAY YEDEK YÖNETİM KURULU ÜYELERİstrong>p> Adem BOLAT Cem DOĞU Şemsi AKYOL Bülent AY Abdullah AL {gallery}/haber/federasyon/2018/Denizli_Der_Foto{/gallery}p>nanKaffed