Türkiye'de yaşayan Abhazya vatandaşları ilk kez 24 Ağustos günü Abhazya Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarını kullandılar. 24 Ağustos günü İstanbul'daki Abhazya Temsilciliği'nde seçim sandığı kurulacağı haftalar öncesinden medya organlarında duyurulmuş olmasına karşın oy verme işlemi başladıktan yaklaşık 2 saat sonra emniyet güçleri seçim merkezine gelerek mahkeme kararı gereği seçimin yapılamayacağını ve seçim sandığında el konulacağını bildirmişlerdi. Seçimlerde oy kullanmak en temel vatandaşlık haklarından biri olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarında bu hakkın kullanılmasını engelleyen hiç bir hüküm bulunmadığı için Abhazya vatandaşları ve seçim merkezinde bulunan Kaffed gözlemcileri seçimin normal koşullarda yapılabilmesi için yoğun gayret göstermiş, seçim sandığına el konulduktan bir süre sonra yeni bir sandık açılarak seçim süreci başarıyla sonuçlanmıştır. Seçim merkezindeki görüşmeler sırasında, seçim sandığına sahip çıkan ve çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da olan Abhazya Cumhuriyeti vatandaşlarının en doğal haklarının korunmasında çok önemli katkılar sağlayan Sakarya Milletvekilimiz Sn. Engin Özkoç ve İstanbul Milletvekilimiz Ali Özgündüz'e diaspora adına birer teşekkür mektubu gönderilmiştir. Kaffed tarafından Sn. Özkoç ve Sn. Özgündüz'e gönderilen mektupları okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. nanKaffed
Azhvala Şenliği’ne Davetlisiniz
Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği'nin düzenlemiş olduğu geleneksel Azhvala Şenliğine davetlisiniz. Tarih: 07 Eylül 2014 Pazar Günü Saat: 14:00 Yer: Musaözü Köyü İrtibat tel: 0533 466 28 08nanKaffed
Ne Yapmalı-6
Çerkes Etnik kimliğinin güçlendirilmesi: Steve Fenton, “Etnisite , Irkçılık, Sınıf, Kültür” adlı kitabında, etnisite maddi bir olgu mu yoksa kurmaca bir olgumu olduğu sorusunu sorduktan sonra şöyle yanıtlıyor: “Bu sorulara bir çırpıda verilen ama o kadar kolay kanıtlanamayan ikna edici cevap şudur: etnisite hem bir temele dayanır hem de kurulur ve hem maddidir hem de sembolik. Şartlar değiştikçe etnik kategorilerin öneminin, içeriğinin ve dayandığı zeminin nasıl değiştiğini göstermek suretiyle etnisitenin kurulan bir olgu olduğunu göstermek mümkündür. Ama diğer taraftan etnisitenin, insanların soya, kültürel farklılığı ve dile yükledikleri mutlak önemde yatan gerçek bir sosyal temeli vardır. Bu etnik farklılıklar sadece kültürel değildir, ayrıca siyasi ve ekonomik yapı bağlamlarında da örgütlenir ve harekete geçirilir. Etnisite kültürel anlamların ve sosyal yapının bir boyutu olarak tezahür eder; etnik oluşumlar maddesel sembolik ve sosyal gerçeklerdir.”* Buradan da anladığımız kadarıyla etnik kimlikler, zamanla nasıl zayıflayıp eriyebiliyorlarsa aynı ölçüde güçlendirilebilirler. Ancak bunun yapılabilmesi için etnik kimlikler sosyal yapının içinde tüm alanlarda örgütlenebilmelidir. Sözü fazla uzatmadan bu konudaki düşüncelerimi belli başlı maddeler halinde şöyle sıralayabilirim: 1-Çerkes Kimliği: Çerkes kimliğini benimseyen, kendisini Çerkes gören herkes Çerkes görülmeli, bunun aksini iddia etmeye kalkışan, şoven yaklaşımlara prim verilmemelidir. 2- Mitolojik ve tarihsel değerlerin öne çıkarılması: Bir halkın mitolojisi, efsanesi ve masalları, o halkın kültürünü ve kimliğini pekiştirici çok önemli bir unsurdur. “Smith’e göre, soy mitleri benzerliğe ve aidiyete ilişkin sorulara yanıt vermeye, birlikte yaşamanın, aynı dili konuşmanın ve kültürel olarak benzeşmenin nedenlerini açıklamaya çalışan bilinçli ve entelektüel bir çabalar olup etnik topluluk için bütünsel bir anlam çatısı oluşturur.”** Bu bakımdan başta Çerkesler olmak üzere bütün Kafkas halkları bir hayli şanslıdır. Çünkü içi içe geçmiş olan Kafkas halklarının ortak mitolojisi Batı ve Doğu mitolojilerine anaçtır. Çoğu halkların masallarında rastlanan ortak tema Kafdağı söylencesi tesadüf değildir. Nartlar ( insanlar), devler, cüceler, periler ve cinler diyarı olan Kafdağı insanoğlunun çocukluk dönemlerinden izler taşımaktadır. Ancak Çerkeslerin kendi kültürlerinden ve geçmiş yaşamlarından esintiler getiren bu söylence, efsane ve mitleri yeterince değerlendirdiği söylenemez. Örneğin, Batı’da çok iyi bilinen bir Altın post( Argonaotlar) efsanesinin hangi ülkeyi çağrıştırdığı ve neleri içerdiğini çoğu aydınımızın bile ayrıntılı bir şekilde bildiğini sanmıyorum. Aynı şekilde son zamanlarda İngiliz ve Fransız bilim adamlarının amazonlara ait vazoların üzerindeki yıllardır bir türlü okunamayan yazıların Adige ve Abaza diline ait olduğunu ortaya çıkarmaları Çerkes kamuoyunun nedense hiç ilgisini çekmemiştir. Oysa çeşitli halkların kendilerinden olduğunu ispat etmek için çırpındığı amazonların ne kadar önemli olduğunu söylemeyi burada gereksiz buluyorum. Ve yine bu minvalden olmak üzere kamuoyunda daha çok Maykop taşı olarak bilinen ve Türkçesi Kafdav yayınları arasında çıkan Rus bilim adamı G.F.Turçaninov’un , “Kafkasya’da Bulunan Antik Eserlerin Keşfi ve Yazılarının Çözümlenmesi” adlı meşhur eserinin değerinin de Çerkes camiasınca tam olarak anlaşıldığını sanmıyorum. Çünkü bu değerli kitap sadece bir taş üzerindeki krallık hanedanını anlatan yazı değildir. O yazı hem MÖ 3000 yıllarında Çerkes toplumun yazısı olduğunu gösterdiği gibi aynı zamanda bugünkü alfabenin atası olduğu kabul edilen Finike alfabesinin de atasıdır. Yani aslında alfabeyi, Finikeliler değil Çerkesler bulmuşlardır. Bu üç olgu bile arkeoloji ve mitolojinin ne kadar önemli olduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir. Bunlara sahip çıkmak ve geniş kamuoyunun anlayabileceği bir dille bunları anlatmanın kültürel değerlere güçlendirmesi kaçınılmazdır. 3- Sülale Günleri: Etnik kimlikleri oluşturan üç temel ögenin soy- sop, kültür ve dil olduğunu özellikle kültür ve dilin “soy- sop”tan daha belirleyici olduğunu biliyoruz. Ancak bu noktada Kafkas halklarında bir farklılık olduğunu ve soy ve sülale (klan aile) ilişkilerinin halen önemini koruduğunu düşünüyorum. Dolaysıyla Çerkeslerin geçmişte merkezi devlet oluşturamamalarının önündeki en büyük engelin, bugün belki de sorunun çözümüne bir katkı sunabilir. Bu nedenle yılın belirli günlerinde sülaleler günü ilan edilmeli. Aynı sülaleden gelen insanların birbirlerini tanıyıp kaynaşmaları teşvik edilmelidir. Bunun hem diaspora hem de anavatan çapında yapılmasının harekete yeni bir sinerji sağlayacağı görüşündeyim. 4-Kafkasya’ya yönelik kültürel çalışmalar: Kültür günlük yaşam içerisinde her gün kendini yeniden üretir ve doğal olarak süreç içerisinde değişir. Eğer kendini üretemezse aynı dil gibi kültür de ölür. Bu nedenle Çerkeslerin yerleşim konumları göz önüne alındığında, diasporada Çerkes kültürü ve dili ancak sembolik ve folklorik olarak yaşayabilir. Dilin ve kültürün yeri kendi toprağı ve anavatanıdır. Bu nedenle kültürü yaşatmak için anavatanla çok sıcak ilişkiler kurulmalı ve bu konuda bütünsel bir çaba içerisinde bulunulmalıdır. Yani kültürü ve dilimizi yaşatmak için bizim anavatana, anavatanın da bize ihtiyacı vardır. Örneğin ilk ve orta öğretim düzeyinde eğitim veren donanımlı “Kabze okulları” açılmalıdır. Bunun için tek bağımsız ülke olan Abhazya’nın uygun olacağı kanısındayım. Böylesi bir okulun hem Abhazya’nın hem de bir bütün olarak tüm Kuzey Kafkasya’nın ihtiyacına yanıt vereceğini düşünüyorum. 5-Abaza Adige İlişkileri: Günümüz de Abhazya’nın bağımsızlığından sonra Abazalarla Adigeler arasında sonuca yönelik mücadele biçimlerinin değiştiği şeklinde yaygın bir söylenti vardır. Eğer maksatlı değilse bence bu tamamen olayları yanlış değerlendirmenin getirdiği bir yaklaşımdır. Tam tersine ilişkiler ve mücadele bu aşamadan sonra çok daha fazla iççe olmalı, biri diğerini desteklemelidir. Abhazya’nın şu ya da bu şekilde bağımsız olması, Kafkasya’da bütün Çerkes camiasının bağımsız bir devlete kavuşması olarak görülmelidir. Bu konudaki hassasiyetler gözetilerek ama onlara teslim olmadan bir politika güdülmelidir. Mücadelenin her iki toplum açısından da uzun erimli olduğunu unutulmamalı, Abhazya’nın daha yolun başında olduğu görülerek ilişkilere özel bir önem verilmelidir. Bu doğrultuda bütün Adigelere Abhazya pasaportu sağlanması için çabalar artırılmalıdır. Abhazya’daki bir köyde Adige kültür köyü açılmalı. Burada Adige kültürünün yaşam tarzı ve gelenekleri yaşatılmalıdır. 6-İnsan Hakları: Kafkasya’da insan haklarını ihlallerini izlemek için bir insan hakları izleme komitesi oluşturulmalı. Rusya’daki demokratik örgütlerle bu konuda dayanışma içerisinde bulunulmalıdır. 7- Çerkes soykırımı: Bu konu titizlikle araştırılarak, soykırımın gündeme alınmasında izlenecek yollar belirlenmeli, her aşmada barışçıl yol ve yöntemlerden uzaklaşılmamalıdır. Öte yandan bu konuda kışkırtmalara ve geleneksel Rus düşmanlığı tuzağına düşülmemeli, Rus aydınlarla sıcak ilişkiler kurulmalıdır. 8- Örgütlenme: Bilgi çağının gereklerine uygun yeni bir örgütlenme modeline gidilmeli. Diaspora çapında kültürel ve bilimsel bir yayın çıkartılmalı. Bu konudaki tüm olanaklar seferber edilmeli. 9- Siyasallaşma: Kuşkusuz kültürel ve etnik kimliği korumanın en önemli araçlarından( yollarından) biri de hatta en başat olanı siyasallaşmadır. Bundan bir önceki yazımızda şöyle demiştik: “Toplum bilimciler etnik kimliklerin güçlü bir şekilde gözlenebilmesi için bu grupların aynı zamanda sosyal düzenin ekonomik ve siyasi yapıları içerisinde izlenebilir olması gerektiği görüşündedirler. Yani etnik kimlikler siyasi ve ekonomik bir güç olarak örgütlendikleri takdirde yapılarını koruyup daha uzun süre devam ettirebilirler. Nitekim Yahudi ve Ermeni diasporalarında olduğu gibi Hindistan ve Çin diasporalarında açıkça aynı şeyleri izlemek mümkündür.” Belli başlı nedenlerini daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi Çerkesler ekonomik ve siyasal bir güç olarak örgütlenememişlerdir. Peki, bundan sonra bunu yapabilirler mi? Zor olmasına karşın, bence bu öyle kolaylıkla bir çırpıda yanıtlanacak bir soru değildir. Bunun için içinde bulunduğumuz yüzyılın iyi tahlil edilmesi gerekiyor. Çünkü 21. Yüzyıl’ın parametreleri, onun geçmiş yüzyıllardan çok farklı olacağını şimdiden göstermeye başlamıştır. Henüz ilk çeyreğini bile tamamlamadığımız bu yüzyıl tam anlamıyla bilgi ve sıçramalı gelişim çağıdır. Bu yeni bilgi çağıyla beraber değişen teknoloji şimdiye kadar edindiğimiz tüm yaşam alışkanlıklarımız da hızla değiştirip kendine uyarlıyor. Düşüncelerimiz, değer yargılarımız, olayları algılama ve değerlendirme ölçeklerimiz değişiyor. Yeni bir dil, yeni bir anlayış, yeni bir hayat tarzı geliyor. Eskinin demokratik kavramları da değişiyor. Çerkesler hem tek tek bireyler olarak hem de örgüsel olarak işte bu yeni hayatı ve yeni demokratik kavramları iyi okuyabilirlerse yukarıdaki sorunun yanıtı en azından siyasal anlamda “evet” olabilir. Bunun için de Çerkes hareketi sadece kendisi için değil bütün etnik gruplar için demokrasi talebiyle yola çıkmalı, tüm gerici, şoven unsurlarla ilişkisini kesmelidir. Acil demokratik talepleri belirleyip bu talepleri kabul eden, ya da en azından yakın duran siyasal hareketlerle dayanışma içerisinde olduğunu çekinmeden açıklamalıdır. Yani kısaca tekrar edecek olursak Çerkes hareketi artık siyasallaşmalıdır. * Steve Fenton; Etnisite , Irkçılık, sınıf ve kültür. Syf, X1, Phoenix yayınevi ** Ümit Özveri; Jineps Gazetesi Temmuz sayısı Troya Efsaneleri(3) Not: Bundan önceki yazımız( Ne yapmalı-5) Dr. Cahit Aslan’dan yaptığım alıntıda bir yanlışlık olmuştur. Aslı şöyle olacaktır: “Çerkes kimliği (halkı) birleşmelerden oluşan bir kimliktir. Nasuriler ise bölünmelerden oluşan bir kimliktir.”Düzeltir, Sayın Aslan’dan ve okurlardan özür dilerim. Açıklama: “Ne yapmalı” yazı dizisine bir süredir ara vermiştim. Bu yazıyla yazı dizisini sonlandırmış bulunuyorum. Yazılardan amaç bu konularda bir farkındalık yaratabilmek ve insanlarımızın düşünmelerini sağlayabilmekti. Umarım bir katkımız olmuştur. nanAdnan Özveri
Adıgey’de Çifte Bayram
5 Ekim Adıgey Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümü. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 5 Ekim'de Kaffed öncülüğü ile Adıgey'e gidiyoruz. Bu yıl hem 5 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı, hem de Kurban Bayramı'nı anavatanda, kardeşlerimizle birlikte kutlayalım. 03 Ekim – 07 Ekim 2014 Adıgey Cumhuriyeti Kuruluş Yıldönümü Gezi Programı 03 Ekim 2014 (1. Gün) Cuma 20:30 : Sabiha Gökçen havalimanı Dış Hatlar Terminali, Krasnodar kontuarı önünde NART TUR yetkilisi ile buluşma. 23:05 : Sabiha Gökçen Havalimanından Krasnodar’a hareket.p> 04 Ekim 2014 (2. Gün) Cumartesi 02:00 : Krasnodara varış ve Hava Limanı' ndan otobüs ile Maykop' a transfer. Otele yerleşme. 09:00 : Otelde kahvaltıdan sonra serbest zaman 12:30 : Öğle yemeğinden sonra şehir turu ve çevre gezisi. 19:30 : Akşam yemeği ve serbest zaman.p> 05 Ekim 2014 (3. Gün) Pazar 09.00 : Otelde kahvaltı, ardından Kuruluş yıldönümünü etkinlikleri, tam gün serbest zaman.p> 06 Ekim 2014 (4. Gün) Pazartesi 08:00 : Otelde kahvaltıdan sonra, Kafkas dağlarında ünlü turizm Merkezi GUZİRİPL e hareket. Yolda, Hamişkiy köyü, Dağ Tanrısı ve tarihi dolmenler ziyaret edilir, Doğa harikası ŞHAGUAŞE kanyonları görülür. 18.00 : Otele dönüş. Akşam yemeği ve serbest zaman 22.00 : Krasnodar‘a hareket.p> 07 Ekim 2014 (5. Gün) Salı 00.30 : Krasnadar Havalimanı’na varış ve check-in işlemleri 03.30 : Krasnadar’dan Pegasus Havayolları’nın tarifeli uçağı ile İstanbul’a hareket , sabaha karşı 4.15 sularında İstanbul’a varış. TURA DAHİL OLAN HİZMETLER : • Gidiş – Dönüş uçak bileti. • Maykop’ta 3 gece oda kahvaltı konaklama. (Maykop Nadejda Hotel) • Seyahat Sigortası • Krasnodar –Maykop- Krasnodar transferi. • Belirtilen şehir turları • Rehberlik hizmetleri TURA DAHİL OLMAYAN HİZMETLER : • Öğle ve akşam yemekleri • Ekstra alınacak olan şehir turları. • Diğer şehirlerden İstanbul’a ve İstanbul’dan diğer şehirlere ulaşım. • Yurt Dışı çıkış harcı • Tercümanlık hizmetleri TUR BEDELİ : İki kişilik odada kişi başı 795 USD - Tek kişilik oda 895 USDp> Ayrıntılı bilgi için Nart tur: Bilgen Bekiroğlu - Pınar Bağcı (0212) 633 13 83 Tur hakkında ayrıntılı bilgi Kaffed'den temin edilebilir. Tel: (312) 222 8589. nanKaffed
Ayaayra: Abhazya’nın Özgürlüğünü Kutluyoruz
Abhazya'nın zafer ve özgürlük bayramını kutlamak için 2014’de Akbalık’ta yeniden birlikteyiz... Ayaayra: Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük... p> Geçen yıl 22 Eylül'de Akbalık’ta tarihi bir gün yaşamıştık. Binlercemiz toplanıp Abhazya’nın zafer ve özgürlük bayramını kutlamış, şehitlerimizi anmış, gazilerimizi selamlamıştık. 30 Eylül 1993’de Abhazya’ya zafer ve özgürlük kazandıran birlik ruhunu yeniden dalgalandırmıştık. Bu yıl 28 Eylül’de yine Akbalık’ta olacağız. Daha kalabalık ve daha coşkulu bir katılımla, bizi zafere ulaştıran, özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşturan birliğimizi daha da yücelteceğiz. Biz birlik oldukça güçlüyüz, ve birlikte oldukça kazananız... Yaşasın birlik, zafer ve özgürlük !... Nıgzara akzayt aydgılara, ayaayra, ahakuytra!p> 28 Eylül 2014 günü Akbalık'da düzenlenecek olan Ayaayra Şenliği hakkında ayrıntılı bilgi için: www.ayaayra.orgp>nanKaffed
Vefat ve Başsağlığı – Givi Agırba
Gürcü işgalinin başladığı 14 Ağustos 1992'de Vahtang Sugba ile birlikte ilk silahlı direnişi organize eden, savaş boyunca gösterdiği başarılarından dolayı "Abhazya Kahramanı" ünvanı ile onurlandırılan, Abhaz Dilbilimci, Abhazya Cumhuriyeti Devlet Güvenlik Servisi Eski Başkanı ve İçişleri Eski Bakanı Givi Agırba'nın vefatını büyük üzüntü ile öğrendik. Başta ailesi olmak üzere tüm yakınlarına ve Abhaz Ulusuna başsağlığı ve sabır diliyoruz. Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed
Çerkes Ezgileri ll Albümü Çıktı
Marem Gökhan Şen'in İkinci hazırladığı Хэхэс Eт|уанэ - Çerkes Ezgileri II Albümü çıktı. 18 Ezgiden oluşan albüm tüm müzik marketlerde. Gelirleri Tıj İlkay Dönüş Yolu projesine aktarılacak albümü orjinal olarak edinmekle siz de projeye katkı sağlayabilirsiniz. nanKaffed
Uluslararası Konferans: Çerkes Sürgününün 150. Yılı
Kafkas Araştırma Kültür Dayanışma Vakfı (Kafdav) ile Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) 27 Eylül 2014 ve 17 Ekim 2014 günleri Ankara'da "Anavatanlarından Sürülüşlerinin 150.Yılında Çerkesler" konulu bir uluslararası konferans düzenliyor. Milli Kütüphane Konferans Salonu'nda düzenlenecek olan konferansın programını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz [güncelleme tarihi: 24 Eylül 2014]: Anavatanlarından Sürülüşlerinin 150.Yılında Çerkesler Uluslararası Konferansı Programıp> 27 EYLÜL 2014 GÜNÜ PROGRAMI (Milli Kütüphane Konferans Salonu) Açılış ve Protokol Konuşmaları: 10.00 - 10.30 Birinci Oturum: 10.30 - 12.30 Oturum Başkanı: Doç.Dr. Cahit ASLAN (Çukurova Üniversitesi, Adana) Dağıstan’dan Göçler Prof.Dr. Ahmet MURTAZALİYEV (Dağıstan Bilim Merkezi, Mohaçkale, Dağıstan) Çeçen İnguş Göçürmeleri Doç.Dr. Marem DOLGİYEVA (İnguş Devlet Üniversitesi, Ordjonikidzevskaya, İnguşetya) Abazin Göçleri ve Osmanlı İmparatorluğu’nda İskanları Dr. Mihail TXAYTSIXOV (Karaçay Çerkes Cumhuriyeti Araştırma Enstitüsü, Çerkessk, Karaçay Çerkes) Adigelerin Sürgünü ve Sonuçları Prof.Dr. İgor KUTSENKO (Krasnodar Kuban Üniversitesi, Krasnodar, Rusya Federasyonu) Yemek Arası: 12.30 - 14.00 İkinci Oturum: 14.00 - 15.30 Oturum Başkanı: Doç.Dr. Süleyman ERKAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon) Adigelerin Göçürülmesi ve Sonuçları Dr. Svetlena KUDAYEVA (Maykop Teknoloji Üniversitesi, Maykop, Adıgey) Rus Arşiv Belgelerine Göre Göçürmeler Dr. Fatima OZOVA: (Karaçay Çerkes Araştırma Enstitüsü, Çerkessk, Karaçay Çerkes) Diyaspora Çerkeslerinin Birinci Dünya Savaşı Sonunda Geri Dönüş İçin İngiltere’ye Müracaatları Dr. Georgy ÇHOÇİYEV (Vladikafkas Sosyal Bilimler Enstitüsü, Vladikafkas, Kuzey Osetya) Kahve Arası: 15.30 - 16.00 Üçüncü Oturum: 16.00- 18.00 Oturum Başkanı: Doç.Dr. Nazan ÇİÇEK (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Ankara) Göçten Soykırıma Çerkes Gerçeği Doç.Dr. Cahit ASLAN (Çukurova Üniversitesi, Adana) Bulgaristan Milli Kütüphanesine Bağlı Oryantal Bölümünün Lom Şehri Fonundaki Çerkeslerle ilgili Osmanlıca Belgeler Margarita DOBREVA (Balkan Araştırmaları Enstitüsü, Sofya, Bulgaristan) İsrail, Ürdün ve Suriye’ye Göçler Kemal JELOKA (Amman University, Amman, Ürdün) Abhaz Göçleri ve Evreleri Prof.Dr. Timur AÇUGBA (Abhazya Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü, Sohum, Abhazya) 17 EKİM 2014 GÜNÜ PROGRAMI (Milli Kütüphane Konferans Salonu) Dördüncü Oturum: 14.00 – 16.30 Oturum Başkanı: Prof.Dr. Ömer TURAN (Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara) Etnik Temizlik ve Kölelik: 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Çerkes Halkının Maruz Kaldığı İki Musibet Prof.Dr. Ehud TOLEDANO (Tel Aviv University, Tel Aviv, İsrail) Çerkeslerin Sürgünü ve Orta Doğu'ya Yerleştirilmeleri Dr. Alexandre TOUMARKINE (Orient Institut, İstanbul) Sürgünde Direniş: Çağdaş Orta Doğu'da Çerkes Kimliği ve Aidiyeti Prof.Dr. Dawn CHATTY (Oxford Üniversitesi, Londra, İngiltere) Not: 27 Eylül günü programında Rusça-Türkçe, 17 Ekim günü programında İngilizce-Türkçe simultane tercüme olacaktır.p> Tarih: 1-3. oturumlar: 27 Eylül 2014 Cumartesi, 10:00-18:00 4. oturum: 17 Ekim 2014 Cuma, 14:00-16:30 Yer: Milli Kütüphane Konferans Salonu Bahçelievler Son Durak 06490 Çankaya, Ankara Bilgi için: Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı (Kafdav) Tel: 0312 419 7330 www.kafdav.org.tr Kafkas Dernekleri Federasyonu Tel: 0312 222 8589 www.kaffed.org p> nanKaffed
Yeni Abhazya Cumhurbaşkanı Raul Hacımba
24 Ağustos günü yapılan Abhazya Cumhurbaşkanlığı seçimini Raul Hacımba kazandı. Abhazya Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı Batal Tabagua, oyların tamamı sayıldıktan sonra bir açıklama yaparak Hacımba'nın oyların %50.57'sini (50,494 oy) alarak ilk turda Cumhurbaşkanı seçildiğini söyledi. Hacımba'dan sonra en çok oyu Aslan Bjaniya aldı (%35.91, 35,860 oy). Diğer adaylar Mirab Kişmariya %6.4 (6,389 oy) ve Leonid Dzapşba %3.4 (3,397 oy) aldı. Oy kullananların %1.8'i hiçbir adaya oy vermedi. Seçime katılma oranı %70 oldu. Seçimi kaybeden adayların seçim merkezlerinden yapılan açıklamada, seçim sürecinde bazı usulsüzlüklerin yaşandığı ama bunların seçim sonuçlarını etkileyebilecek boyutta olmadığı vurgulandı. İstanbul'daki seçim sandığında kullanılan 420 oyun 307'sini Hacımba, 81'ini Bjanya, 27'sini Kişmariya ve 5'ini Dzapşba aldı. Abhazya Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Raul Hacımba'yı kutluyoruz. Diaspora, bağımsız, demokratik ve müreffeh bir Abhazya için her zaman desteğini sürdürecektir. [Kaynak: ITAR-TASS ve Apsnypress]p> Abhazya Cumhuriyeti 4. Cumhurbaşkanı Seçilen Sn. Raul Hacımba'nın Özgeçmişi 21 Mart 1958 Yılı’nda Tkuarçal şehrinde dünyaya geldi. 1975 Yılı’nda 5. Tkuarçal okulundan mezun oldu. Mezun olduktan sonra Tkuarçal bölgesel elektrik Santrali’nde tornacı olarak çalıştı. 1976-1978 yılları arasında SSSR Silahlı Kuvvetleri’nde askerlik yaptı. 1978-1979 yılları arasında “Gumista” dinlenme Tesisleri’nde tornacı olarak çalıştı. 1984 yılında Abhazya Devlet Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1984-1985 yılları arasında Suhum Kimyasal fabrikasında hukuk danışmanı olarak çalıştı. 1985-1986 yılları arasında Minsk Şehri’nde Milli Güvenlik Teşkilatı okulunda okudu. 1986-1992 yılları arasında Tkuarçal şehri Milli İstihbarat Teşkilatında çalıştı. 1992-1993 yılları arasında Doğu Cephesinde İstihbarat Başkanı olarak görev yaptı. 1993-1995 yılları arasında Abhazya Cumhuriyeti Milli Güvenlik Teşkilatı Başkanı olarak görev yaptı. 1996-1998 yılları arasında Abhazya Cumhuriyeti Devlet Gümrük Kaçakçılığı Komitesi Bölüm Başkanlığı yaptı. 1998-1999 yılları arasında Abhazya Cumhuriyeti Devlet Gümrük Komitesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 1999-2001 yılları arasında Milli Güvenlik Teşkilatı Başkanlığı, Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Birinci yardımcısı Tümgeneral olarak görev yaptı. 2002-2003 yılları arasında Abhazya Cumhuriyeti Savunma Bakanı ve Başbakan birinci yardımcısı olarak görev yaptı. 2003-2004 yılları arasında Abhazya Cumhuriyeti Başbakanı olarak görevine devam etti. 2005-2009 yılları arasında Cumhurbaşkanı Yarımcılığı yaptı. 2012 senesinden itibaren Abhazya Cumhuriyeti Halk Meclisi Milletvekili olarak görevine devam ediyor. “Leon Nişanı” sahibi. Evli ve iki çocuk babası. p>nanKaffed ]
Kültürü, Dili ve Gelenekleri Korumak En Önemli Siyasettir
Çerkesya'nın Nalchik şehrinde yaşamını devam ettiren Marem Gökhan Şen ikinci etnik müzik çalışması "Çerkes Ezgileri II"de uzun yıllar süren savaşlar sonucunda 150 yıl önce yerlerinden yurtlarından koparılmış, sürülmüş bir toplumun yaşadıkları var. Albümdeki her parçanın yaşanmışlığı, acısı, hüznü ve mutluluğu ayrı. Marem Gökhan Şen ikinci etnik müzik çalışması "(Khekhes Etuane) Çerkes Ezgileri II" albümünü Kalan Müzik etiketiyle rafa çıktı. Marem Gökhan'a göre müzik, kültürü, unutulma tehlikesi yaşayan dilleri ve gelenekleri koruma, sürekli kılma ve sonraki nesillere taşıma mücadelesinde en güçlü silah. İşte bu yüzden “(Khekhes Etuane) Çerkes Ezgileri II” sürekliliği olacak, olması gereken bir Çerkes müziği çalışması. -“Çerkes Ezgileri” nasıl doğdu?p> Çocukluğumdan bu yana Çerkes melodileri ile iç içeyim. Çocukken babam Ürdün’den Kafkasya’dan kasetler getirtirdi tanıdıkları vasıtasıyla. Bu kasetleri kopyalar kopyalar dağıtırdım. Kasetler o dönemin profesyonel stüdyo kayıtlarından ziyade Çerkes düğünlerinde törenlerinde ve önemli günlerinde kaydedilen ses kalitesi yok denecek kadar az ezgileri içerirdi. Zaman içerisinde bu ilgi daha da arttı ve Akordeon çalmaya başladım. Ve bir gün ben bu ezgileri neden orjinal haline sadık kalarak temiz ve profesyonel şekilde kayıt altına almıyorum diye düşündüm. Bu düşünceye varmak çok kolay ve hızlı oldu çünkü en üzüldüğüm şeylerden biridir ki Çerkes Müziği adına profesyonelce yapılmış kayıtlar yok denecek kadar az. İlk olarak Kayseri’de bu kültüre yıllarını vermiş büyüklerimle bir kaç çalışmam oldu. Sonra İstanbul’da 2009 yılında ilk albüm çalışmama başladım. İngiltere’de süren üniversite eğitimimden zaman buldukça İstanbul’da kayıtlara devam ettim. 2010 yılında bu projenin daha da profesyonel olmasında dönüm noktası olan Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık ile tanıştım. Hasan abininde profesyonel yönlendirmeleri ile 2011 yılının sonlarına doğru Хэxэc Çerkes Ezgileri’ni çıkardık. - Arşivlere, eski kayıtlara nasıl ulaştınız?p> Çerkes nufüsunda sanatın herhangi bir dalı ile ilgilenen insanların oranı diğer toplumlara göre biraz daha fazladır diye düşünürüm hep. Akordeon Pshıne (Enstrüman’ın Çerkesce adı) çalan büyüklerimiz çoktur. Daha önce enstrüman çalmış veya müzikle ilgilenmiş her Çerkes’in evinde mutlaka bir kaç kaset bulursunuz 20 – 30 yıllık. Bu sebeple arşivlere ve kayıtlara ulaşmak konusunda hiç sıkıntı yaşamadım. - Çerkesya’da Nalchik’de yaşıyorsunuz sanırım.p> Ailem geleneklerine bağlı ve kültürüne, diline hakim bir ailedir. Bunun yanında tipik bir sanayici ailesi Kayseri’de. Aile mesleği gereği İngiltere’de dört yıl işletme eğitimi aldım. 2009 yılında üniversite eğitimimi tamamlayıp Çerkesya’nın Nalchik şehrine yerleştim. Yeşiline, sakinliğine, verdiği huzura ve en önemlisi sokaklarında anadilin konuşulmasına aşık oldum. Yaklaşık dört yıldır Nalchik’te yaşıyor ve bayramlarda, özel günlerde yakınlarımı görmek için Türkiye’ye geliyorum. Ayrıca belirtmekte fayda buluyorum müzik çalışmaları aslında benim işim değil bir nevi içinde yaşadığım kültür adına yapmak zorunda hissettiğim ve yaparken çok zevk aldığım bir vazife. Kendimi bu konuda sorumlu hissediyorum. - Müzik çok önemli bir kültür taşıyıcısı, ruha ve zihne hitap ediyor. Siz de müziği bu anlamda çok yerinde kullanıyorsunuz.p> Hasan abimin ilk tanıştığımız dönemlerde söylediği bir cümleyi hiç unutmam; Müzik o kadar güçlüdür ki toplumların kültürlerini, geçmişlerini ve yaşayış biçimlerini unutmama savaşında en etkili silahtır. Aklımın bir köşesinde hayatımın sonuna dek kalacak bir sözdür bu. Gerek Türkiye gerekse Çerkesya’da siyaset konuşmadığımdan siyasetle ilgilenmediğimden bahseden arkadaşlarıma ben siyaseti müzikle yapmak taraftarıyım derim. Kültürü, dili ve gelenekleri korumaya çalışma çabası en önemli siyasettir benim nazarımda. Çerkes kültürünün kalıcı olmasına katkı sağlamak birinci derdim. İkincisi ise Çerkes Müziğini diğer toplumlara tanıtmak, dünyada Çerkes müziği de var farkındalığı yaratmaktır. - Çerkes Ezgileri II projesinde nasıl bir yol haritası izlediniz, neler yaptınız?p> Çerkes Ezgileri II projesine spesifik olarak değinmeden önce kısaca netleştirmek istediğim bir nokta var. Хэxэc, Vatanı dışında yani Çerkesya dışında yaşayan Çerkesleri tanımlayan yine Çerkesce olan bir kelimedir. Albümle alakalı ise Хэxэc bir grup ismi değil, maddi ve manevi gücümün yettiği yere kadar gidecek bir Çerkes müziği projesinin adıdır. Yani Хэxэc bir projedir. Хэхэс Eт|уанэ ise ikinci manasına geliyor. Çerkes Ezgileri II’ye 2012 yılında Nalchik’te başladım. Geleneksel Çerkes enstrümanlarının yanında Keman ve Çello ile harmanladım Akordeon sesini. 9 adet sözlü 9 adet ise enstrümantal olmak üzere 18 tane parça var albümde. Orjinal çizgisinden çıkmadan dinlenebilir seviyede üretmeye çalıştım parçaları. Nalchik’te bu konuda profesyonel insanlarla çalıştım. Kayıtların çoğunu Nalchik’te, kalan kısmını ise İstanbul’da Kalan stüdyolarında tamamladım. Yine son düzenlemeler ise Kalan stüdyolarında yapıldı. İstanbul’daki çalışmalar süresinde ise Hasan abi vasıtasıyla Şevval Sam’a bir parça okuttum. Yine Hasan abi vasıtasıyla Prof. Dr. Cihat Aşkın ile tanıştım. Çerkes Ezgileri II’ye Kemanıyla ayrı bir değer kattı Cihat Aşkın. Bunun yanında Özer Arkun ise Çellosunu Çerkesce konuşturdu albüm için. Tabiri caizse aslında geleneksel olmayan bu enstrümanları Çerkesce konuşturmaya çalıştık. Ayrıca albümün görselleri bu yıl Çerkes Sürgünü’nün 150. Yılı olması sebebiyle bu trajediye değinmek amacıyla Çerkesya’nın Maykop şehrinde yaşayan Ressam Dug Aytek Doğbay tarafından özenle hazırlandı. Kendisi çok özel ve yaratıcı bir insan, bir sanat adamıdır. - Eserleri nasıl seçtiniz?p> Repertuvarı oluştururken öncelik verdiğim en önemli şeylerden birisi eserlerin daha önce profesyonelce icra edilmemiş olması. Albümdeki bazı parçalar çoğu Çerkes’in bildiği parçalar aslında fakat bunları profesyonel insanlar ile son noktaya ulaştırmak ve gündem oluşturmak yine önceliklerimdendi. - Albümün ruhunda aşk, savaşlar ve sürgün ağır basıyor gibi...p> Uzun yıllar süren savaşlar sonucunda 150 yıl önce yerlerinden yurtlarından koparılmış, sürülmüş bir toplumun müziğinde savaşların, aşkın ve sürgünün tüm duygularla anlatılması çok normaldir aslında. Albümde ki her parçanın ayrı ayrı yaşanmışlığı, acısı, hüznü ve mutluluğu var. 10. parçada Çerkes-Rus savaşları sırasında yaşanmış bir olay anlatılıyor örneğin. Aynı 16. parçada sevginin en güzel şekilde anlatıldığı gibi. Not: Хэхэс Eт|уанэ – Çerkes Ezgileri II projesinin tüm gelirleri geçen yıl Çerkesya’da trafik kazası sonucu göç eden, kendiside bir müzisyen ve örnek insan olan, vatanına geri dönmüş Tıj İlkay adına yapılan misafirhaneye aktarılacaktır. [Kaynak: Ali Deniz Uslu, "Kültürü, Dili ve Gelenekleri Korumak En Önemli Siyasettir", Cumhuriyet, 24 Ağustos 2014]p>nanKaffed]