Modern çağın hastalarıyız her birimiz, tek tek. Beğenilerle yaşıyor, beğenilerle de yaşatabileceğimize inanıyoruz kimi zaman. Paylaşılan bir haber, resim veya anının, ne kadar beğenildiği veya kaç kişinin yorum yaptığı, kaçının paylaştığı belirliyor değerini. Bir kişinin sıkıntısına "üç kelime" yorum sadece, o da bir "üzgün imoji" yeterince rahatlatmamış ise içinizi. "Sıkıntısı olana" değil, "kendinize" şifa niyetine. Var mı "gereğini yaptım işte" hissiyatının dayanılmaz hafifliği gibisi? Bu defa öyle değil, olmamalı. Üç yaşında bir canın sağlığına kavuşması belki de bu defa takınacağımız tavra bağlı. Söke Derneğimizin yöneticilerinden Mustafa Yener'in torunu, Ankara Çerkes Derneği üyelerinden Cansu Yener Ağuş ve İsmail Ağuş'un evlatları küçük Janberk'de bir hastalık teşhis edildi. Hastalığının adı, en anlaşılır haliyle, "kemik iliği yetmezliği". Uygun verici bulunduğunda, basit bir doku nakli ile, kolayca üstesinden gelebilir hastalığın. Annesi de, babası da, her fırsatta "Адыгэгьэр цlыхуыгьэщ" diyen halkımızın çocukları. Annesi, Şavoş'ülerin kızı bir video yayınladı ve yardıma çağırdı hepimizi. Basit bir kan tahlili şifa olabilir oğluna. Elbette ki minnet duyacaklardır dualarınıza. Ama bir beğeni, üç kelime yorum, bir üzgün imoji değil istedikleri. Bu bir kan anonsu değil, önce bunu anlamak lazım. Yani kan grubunuz farketmiyor. 18 ile 50 yş arasındaki herkesedir yapılan çağrı. Belki de bu minik Çerkes'in şifası sizin vücudunuzda dolaşıyor. Basit bir kan testini ücretsiz olarak yaptırabilirsiniz Kızılay'a ait kan merkezlerinde. Evde oturmayın bugün yada iş çıkışı biraz daha geç ulaşın evinize. Tıklayın alttaki linke, yaşadığınız şehiri tıklayın. Yerleşik olanların yanında bir çok gezici araç şehirlerin meydanlarında bekliyor bu amaçla. Hangi şehirde hangi meydanda durduklarını öğrenin, çoğu haftanın yedi günü, akşam saatlerine kadar çalışıyor. https://www.kanver.org/KanHizmetleri/KanBagisiNoktalaridiv> Hem annesi, hem de babası bizim köylerimizin çocukları, belli olmaz ama belki de yüksektir ona deva olacak kişinin aramızdan çıkması. Belki de bir başka ihtiyaç sahibi, başka bir annenin evladı ile uyumludur kanınız. Eğer öyleyse, ya yumar gözlerinizi sımsıkı, görmezden gelirsiniz, Yada "Адыгэгьэр цlыхуыгьэщ" sözünü tekrarlarsınız bir kere daha kendi kendinize. Gereği neyse onu yaparsınız. "İnsan" olabilmek için...nanAtlheskir Janberd Dinçer
Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’i Ziyaret Ettik
KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, Maykop'un kardeş şehri olan Çankaya Belediyesi ile gençlik, sanat ve kültür alanlarında işbirliği imkânlarını paylaştı. Çankaya Belediye başkanı Alper Taşdelen ilgili projeler üzerinde birlikte çalışma sözü verdi. KAFFED, hazırlayacağı projeleri Çankaya Belediyesi'ne sunacak.nanKaffed
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk İle Görüştük
KAFFED olarak son zamanlarda Anadili eğitimi ile ilgili yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerimizi paylaşmak üzere Manisa Milletvekili Murat Baybatur ile birlikte Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u ziyaret ettik. Görüşmede, KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, Düzce Üniversitesi ve Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümlerinden mezun olanlar için istihdam yaratılmasının önemini vurguladı. Şekerci, ortaöğretimde seçmeli Adıgece ve Abazaca dili hakkı verilmiş olmasına karşın, MEB kriterlerine uygun öğretmen bulmakta yaşanan sorunlar nedeniyle pek çok bölgede sınıf açılamadığını vurguladı. Bu bölümlerin öğrencilerinin Yaşayan Diller kontenjanında öğretmen olarak atanmasının önündeki engellerin kaldırılmasın istedi. Yıldız Şekerci, görüşmede, ortaöğretimde ders seçiminin internet üzerinden yapılması halinde kişisel bazı engellemelerin de önleneceği, toplam tercih miktarının da daha rahat takip edilebileceğini kaydetti. KAFFED tarafından müfredatı dahil yazımı tamamlanarak MEB’e verilen kitapların basımı konusunda yaşanan sıkıntıları da dile getiren Şekerci, Anadili ders kitaplarının MEB tarafından basılmasını istedi. Şekerci Halk Eğitim Merkezlerinde Anadilde kurs açmanın önündeki engelleri de aktararak, Anadili eğitiminin kolaylaştırılmasını istedi. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmen atanabilmesi için öncelikle talebin doğru değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Selçuk, yeterli talep olması halinde atamanın gündeme gelebileceğini, bunun için Federasyonunun talebi doğrultusunda internet ortamında (online) tercih yapabilme imkanını değerlendireceklerini belirtti. Bu amaçla bir pilot bölge seçilmesi ve uygulamanın oradan başlatılmasının uygun olacağını bildirdi. Ziya Selçuk, ders kitabı konusunda da destek sözü verdi. Toplantıya, Genel Başkan Yıldız Şekerci ve Manisa Milletvekili Murat Baybatur’un yanı sıra Yönetim Kurulu Üyeleri ve eski Genel Başkan Yaşar Aslankaya katıldı. {gallery}/haber/federasyon/2019/191219_MEB_Gorusme{/gallery} div>nanKaffed
Kafkasya’da ve Diasporada İnsan Hakları Paneli Ankara’da Yapıldı
Panele, Kabardey Balkar Cumhuriyeti İnsan Hakları Koruma Derneği Başkanı Hatajuko Valeri, Hak İnisiyatifi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Medine Küçük ile Avukat ve İnsan Hakları Savunucusu Şenay Dalkılıç Çalışır konuşmacı olarak katıldı. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, panelin açılış konuşmasını yaparken, “Toplumumuz gerek anavatanımızda gerek diasporada önemli insan hakları sorunları ile karşı karşıyadır. Yüzlerce yıl asimetrik güçlere karşı, vatanını savunmak için savaşan halkımız, sonrasında dünyanın en büyük sürgün ve soykırımlarından birinin mağduru olmuştur. Bugün vatanımızdaki nüfusumuzu tarihimizle kıyasladığımızda nasıl bir etnik temizliğe uğradığımız net bir şekilde görülebilmektedir” dedi. Diasporada ret, inkar ve asimilasyon politika ve uygulamalarına karşı varlık mücadelesi verildiğinin altını çizen Yıldız Şekerci, Gönen-Manyas Sürgününde, anadilin ve kültürün yaşatılmasında büyük hak ihlalleri yaşandığını hatırlattı. AB üyelik sürecinde yaşanan olumlu gelişmelerin, uygulamaya yeterince yansıtılamadığını kaydeden Şekerci, buna örnek olarak Düzce ve Kayseri Üniversitelerinde açılan Çerkesce bölümlerinin mezunlarına hala öğretmen kadrosu verilmemesini, ortaokul seçmeli dersleri ve halk eğitim Anadili sınıflarında çeşitli engellerle karşılaşılmasını gösterdi. Şekerci, “Tüm bu sorunlara, kent ortamında demokratik sivil toplum kuruluşları çatısı altında, toplu şekilde hak mücadelesi ile çözüm bulacağız. Bize yakışan daima hak temelli yaklaşımdır. Lütuf peşinde değiliz; hakkımızdan fazlasına talip değiliz ama hakkımızdan azına da razı olmayacağız” dedi. Panel’in ilk konuşmacısı Hak İnisiyatifi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Medine Küçük, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişte yaşanan hak kayıplarını özetledi. Dünyanın başka bölgelerinde de sürecin aynı şekilde yaşandığını, ulus devletin kurulması ile insanların dil ve kimlikleri üzerinde kısıtlamalar başladığını belirten Medine Küçük, merkeziyetçi yönetimlerin kendileri için tehlikeli olmayacak, ülkeyi bölmeyecek vatandaşlara ihtiyaç duyduğunu, bu nedenle devletin sınırları içerisindeki farklı ırklar, kültürler ve dillerin tek tipleştirilmesi için çalıştıklarını kaydetti. Medine Küçük, “ Türkiye’de yönetimlerin karşısındaki en kalabalık güç Kürtler. Bunun dışında ben bir Osetim, bizim gibi küçük gruplar da var. Benim dedem Osetya doğumlu. Ama ben Osetçe tek kelime bilmiyorum. Oysa babam Osetçeyi çok iyi konuşuyordu. Oset olarak benim elimde ne var? Ben benden sonraki nesle, Osetlikle ilgili ne bırakabileceğim? Türkiye Cumhuriyeti’nin şu an içerisinden geçmekte olduğu bir değişim süreci var. Bugüne kadar yaşadığımız süreçlerde bizim kimliğimize yeteri kadar sahip çıkamadığımız, neslimize aktaramadığımız ortada. Ben asimile oldum!” dedi. Medine Küçük, Türkiye Cumhuriyeti’nin daha yaşanılır bir toplum olmasının yolunun farklı kültür ve dillerin korunup, yaşatılmasından geçtiğinin altını çizdi. Panelin ikinci konuşmacısı Avukat ve İnsan Hakları Savunucusu Şenay Dalkılıç Çalışır, bir etnik kimliğin en önemli anahtarının dil olduğunu vurgulayarak başladı konuşmasına. Ancak, ülkenin neredeyse yarısının asgari ücretle geçimini sağladığı ve başka pek çok kaygısı olan Türkiye’de insanların kimlik, kültürel zenginlik gibi meselelerin peşine düşmesinin gerçeklerle bağdaşmadığını belirterek, bu görevin vekaleten toplumsal farkındalığı olan kimseler ve KAFFED tarafından yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti. Şenay Dalkılıç Çalışır, asimilasyonun tanımını “kendine benzetmeye çalışmak” olarak yaptı ve “Oysa biz burada yokuz, asimile edilmeye çalışılmıyoruz, yokuz, reddediliyoruz! Bunu sadece Çerkesler noktasında söylemiyorum, bahsettiğim alt gelir gruplarındaki insanlardan bahsediyorum. Yaşama hakkımıza bile tahammül edemeyen bir yapıyla karşı karşıyayız. Kadınlar olarak daha geçen ay 2 kere dayak yedik. Kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunun fiilen uygulanmasını istediğimiz için dayak yiyoruz, tutuklanıyoruz” dedi. Türkiye’nin hala temel insan haklarından yaşama, barınma, dil ve kültürün koruması gibi başlıkları tartıştığını, oysa bunların çoktan çözülmüş olması gerektiğini belirten Şenay Dalkılıç Çalışır, dünyanın artık insan hakları alanında bambaşka gündemleri olduğunu eko sistemin, gelecek ve doğmamış nesillerin, kent haklarını savunan ve konuşan bir neslin geldiğini söyledi. Şenay Dalkılıç Çalışır, “Biz kendi yurdundan sürülmüş kendi anavatanında da burada da ‘az’ olan bir halkız. Biz 120 yıl acısını içine atmış, travmasıyla yaşamış, sessiz kalmış bir halkız ama artık susmamalıyız. Dünya artık başka; dünyayı başkalaştırmak bizim elimizde. Öncelikle soykırım ve sürgünün tanınması için topyekûn mücadele etmeliyiz. Anlatmalıyız, uluslararası ölçekte kamuoyu yaratmalıyız, bunu bağımsız, tarafsız örgütleri harekete geçirerek yapmalıyız. Hak mücadelesinde çekingen duramazsınız, reel düzende çekingen durursanız kimse sizi dikkate almaz. Siz bir şey anlatmazsanız kimse ‘ben seni kurtaracağım’ demez. Birilerinin siyasi rant ve hesaplarına teslim olmadan tamamen kendi tarihimiz ve yaşadıklarımızı içselleştirip aktarmamız gerekiyor. Anavatanda yaşayan soydaşlarımızın güvenliğini de gözeterek yapmamız gerekiyor bunu” dedi. Şenay Dalkılıç Çalışır, Çerkes derneklerini de eleştirerek, kadın katılımının yanlış anlaşıldığını kadınların daha fazla sorumluluk ile yönetim kademelerinde ve karar mekanizmalarında aktif olmasına fırsat verilmesi gerektiğini, bu bağlamda KAFFED’in bir kadın genel başkanının seçilmiş olmasının çok önemli olduğunu belirtti. Panelin son konuşmacısı Kabardey Balkar Cumhuriyeti İnsan Haklarını Koruma Derneği Başkanı Hatajuko Valeri oldu. Valeri, anadil ve vatandaşlık konusunda anayasal hakların kullanılması için mücadele ettiklerini, vatandaşlık konusunda farklı etnik gruplara farklı yaklaşımların Rusya Federasyonu’nun itibarını zedelediğini söyledi. “Sizlerin (Diaspora) sesi oraya gelmeli. Sizlerin endişelerinizi dile getirmeniz gerekiyor. Biz Anavatan’da bir ulus olabiliriz ancak oradaki sistemin yasal unsurlarını işletemezsek işimiz zor. Diasporada yaşayanların, Anavatanı arkalarına alması, “orası benim de Anavatanım, orayla ilgili söz hakkım var” demesi gerekiyor. Bir ulusun ulus olması için aynı vatanda yaşaması şart değildir, ama o ulustan herkesin o vatana sahip çıkması gerekir. Bunun için de ortak çalışmamız gerekiyor. Mutlaka bir yol bulacağız” dedi. Rusya Federasyonu’nun daha önce kabul edilen bir yasa ile Sovyetler Birliği ve Çarlık döneminde vatanlarını terk etmiş olan insanların ve akrabalarının haklarını tanıdığını hatırlatan Valeri, Rusya Federasyonu’nun halihazırda dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Rus diasporasına yönelik tutumuyla, Rusya Federasyonu’nu oluşturan Cumhuriyetlerin diasporasına yönelik tutumunun farklılık gösterdiğini söyledi. Ukrayna ve Suriye örneklerini veren Valeri, insani krizlerin yaşandığı Suriye’den Anavatana dönmek isteyen Çerkes diasporasına tanınmayan kolaylığın yeni bir yasayla Ukrayna’daki Rus kökenli kişilere verildiğini hatırlattı. Bu durumun çifte standart oluşturduğunu vurguladı. Kendisinin hukuki destek verdiği Muammer Canıdemir örneğini veren Valeri, 22 yıldır Rusya Federasyonu’nda yaşayan, eşi ve 3 çocuğu Rusya vatandaşı olan bir kişinin, yıllar önceki ilk adresinin doğru olmadığı gibi bir gerekçeyle oturum izninin iptal edilmesinin hukuki bir zemini bulunmadığını, hakkının savunulması için gerekli hazırlıkları yaptıklarını ve konuyu AİHM’e taşıyacaklarını belirtti. Valeri, bu konuda kamuoyu yaratmanın önemini vurgulayarak, diasporanın desteğini beklediklerini söyledi. Desteğin hem sosyal medya hem de yazılı ve ıslak imzalı dilekçeler ile yapılmasının önemine değindi. Bu şekilde yapılan itirazların ve taleplerin ciddiye alındığını kaydetti. Valeri, Rusya Federasyonu’nda geçen yıl kabul edilen ve anadilleri seçmeli hale getiren yasanın Anayasaya aykırı olduğunu, federe sistemi tehdit edebilecek bir yapıda oluğunu söyledi. Söz konusu yasanın sadece eğitimle ilgili olmadığını vurgulayan Hatajuko Valeri, "Federal Cumhuriyetlerimizin kuruluş ve var oluş amacı, (Karaçay Çerkes, Adigey ve Kabardey-Balkar) kendi anadillerini, kültürlerini, çıkarlarını savunabilmektir. Bizim bu topraklarda hakkımız var, yasal haklarımızı en sonuna kadar kullanalım. Biz hak mücadelesi yapıyoruz ama Rusya Federasyonu yıkılsın istemiyoruz, yıkılırsa bizler de altında kalırız. Biz Rusya Federasyonu insan haklarına saygılı, demokratik Federal bir ülke olsun, bizlere de haklarımızı versin istiyoruz. Biz ve siz (diaspora) şunun mücadelesini veriyoruz; bu topraklarda (Rusya Federasyonu) hakkımız var, burası bizim vatanımız diyelim, yasal haklarımızı en sonuna kadar kullanalım. Martin Koçesko gibi aktivistler de kurdukları dernekler ile bu alanda çalışıyorlar. Martin olayında anavatanda ve diasporadan yükselen ses çok önemliydi. Şu anki durum birlikteliğimizin başarısıdır” dedi. Rusya Federasyonu’na bağlı tüm Cumhuriyetlerde anadil yasası ile ilgili bir rahatsızlık olduğunu, konunun henüz kapanmadığını hatta Moskova’da tüm Cumhuriyetlerin bir araya gelmesi ile tek işi bu konu üzerinde çalışmak olan bir dernek kurulduğunu belirtti. Anadil yasası için KAFFED’in organize ettiği toplantıya atıf yapan Valeri, diasporanın sesinin anavatana ulaştığını, o dönemde toplanan imzaların ve yazılan yazıların büyük etki yaptığını söyledi. Rusya’daki diğer azınlık halklarının temsilcilerinin dahi bu çalışmaya atfen “Dünya’daki milyonlarca Çerkes diasporasının da bu yasaya karşı olduğunu” argüman olarak öne sürmektedir. https://www.kaffed.org/haberler/federasyondan/item/3568-anavatan%E2%80%99da-anadil%E2%80%99le-ilgili-neler-oluyor,-kaffed-ne-yap%C4%B1yor.htmlp> 21 Mayıs anma törenlerinin 30 yıldır uygulandığını ifade eden Valeri, katılımın giderek arttığını ve diasporanın ilgisinin olumlu bulunduğunu kaydetti; “21 Mayıs’ın sürgün olarak kabul edildiğinin en bariz göstergesi o günün 1994 yılında resmi tatil ilan edilmesidir. Halen 21 Mayıslar Federal Cumhuriyetlerimizde resmi tatildir. 21 Mayıs’ı resmi tatil ilan eden kanun, Çerkeslerin başına gelenin sürgün olduğunu ve geri dönüş hakkı verilmesi gerektiğini kabul eden bir metindir. Bu gelişme hepimizi umutlandırmıştı ancak yasalar işletilmedi. Biz de ihmal ettik. Soykırım dillendirilmez oldu. Sonra bazı şeyler değişti, Federe Cumhuriyetlerin yetkileri kısıtlandı, kendi kararlarını kendileri veremez oldu. Ancak biz yılmamalı, Rusya’da ve diasporada güç birliği yaparak birlikte çalışmaya devam etmeliyiz” dedi. Valeri, bir soru üzerine Federe Cumhuriyetlerde yerel halkların birbirleri ile bir sorunu olmadığını ifade etti, Balkarlar ile Çerkeslerin farklı dil konuştuğunu, orijinal etnik kökenleri olduğunu belirten Valeri, “her iki halkın da kendi çıkarları mevcut, ancak aradaki tartışmalar anlaşamayacağımız anlamına gelmez. İki komşu arasında da kardeş arasında da böyle tartışmalar olur. Oradaki durum böyle, buraya nasıl yansıtılıyor bilmiyorum. Balkarlarla bizim aramızda kesinlikle bir sorun yok. Balkarlar 1944 de sürüldüğü zaman onlarla birlikte sürülen Çerkesler de vardı. Geri döndüklerinde hiçbir sorun yaşanmadan topraklarını geri alabildiler. Üçüncü şahısların kışkırtmasına fırsat vermeden iki komşunun arasındaki tartışmalar gibi oturup konuşabiliriz” dedi. Kanjal olaylarında Balkarlar ile Çerkeslerin karşı karşıya gelmediğini, göstericilerin polis ile çatıştığını belirten Valeri, kendilerinin olaya müdahil olarak gençleri sakinleştirdiklerini, ortada bir provokasyon olduğunu ancak kaynağını çözemediklerini söyledi. DÇB’ye ilişkin bir soru üzerine Valeri, “Ruslan ve Martin olayında destek vermeyen tek kurum DÇB idi. Ama ben burada KAFFED davetlisi olarak bulunuyorum, DÇB üzerinden gelmedim. Bu soruyu onlara sorun” dedi. Panelin sonunda bir kapanış konuşması yapan KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci; insanın haklarıyla var olduğunu hatırlatarak, “Başta içinde yaşadığımız ülkede hak savunuculuğu yapacağız, bizim yüzümüz anavatana dönük, haklarımız konusunda anavatanla birlikte hareket edeceğiz” dedi. {gallery}/haber/federasyon/2019/191215_Panel{/gallery} nanKaffed
İzzet Aydemir’i Saygıyla Anıyoruz
1925 yılında Kilis’te doğan İzzet Aydemir, Çusha ailesinin mensubudur. İlkokulu Afyon’da, ortaokulu Burdur’da okudu. İstanbul Kabataş erkek lisesini de bitirdikten sonra Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi sanat tarihi bölümüne girmiş ancak son sınıftayken bırakmak zorunda kalmıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır. İller Bankası Genel Müdürlüğünde çalışan Sayın Aydemir, 1977 yılında emekliye ayrıldı. 1961 yılında kurulmuş olan, Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneğinin kurucuları arasında yer almış ve derneğin ilgi görmesinde, kurumsallaşmasında önemli roller üstlenmiştir. Bir dönem dernek başkanlığı da yapmıştır. 1964-1975 yılları arasında 11 yıl aralıksız olarak Kafkasya Kültürel Dergi’sini çıkarttı. Derginin sahibi ve başyazarı olarak, büyük emekler harcamış hem maddi hem manevi olarak çok fazla özveride bulundu. Türkiye’de çok kritik gelişmelerin yaşandığı bir zamanda çıkartılan bu dergi, o dönemde, Türkiye içinde ve dışındaki tüm Kafkas kökenli insanların haberleşme aracı olma özelliğini de taşımaktadır. İlk defa Kuzey Kafkasya ile ilişki kuran insanlar arsında yer alan Sayın Aydemir, 1969 yılında Kabardey-Balkar cumhuriyetini ziyarete gitmiştir. Burada günün aydınları ile tanışmış, rahmetli Thabısım Semih ile bir araya gelmiştir. 1972 yılında da Suriye ve Ürdün’e giderek, zamanla bu kurduğu kişisel ilişkilerin yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bu seyahatleri sırasında edindiği izlenimlerini ve anılarını çıkardığı Kuzey Kafkasya Dergisinde yayınlayarak, Türkiye dışındaki Kuzey Kafkasyalılara karşı bir ilgi uyandırmıştır. Onun öncülüğünde kurulan ilişkiler sonrası “Kazanuko Jabağ”, “Kafkas Hikayeleri Antolojisi” gibi iki değerli eser ortaya çıkarılmıştır. Kazanuko Jabağ, Kabardey yazar Şortan Askerbi’nin araştırmalarını içeren bir eserdir. Afeşij Emin tarafından çevrilmiş ve İzzet Aydemir tarafından yayına hazırlanmıştır. Sadece kitap ve dergi yayınlamakla kalmayan İzzet Aydemir araştırmaları sonrası edindiği bilgileri yurt içinde ve dışında konuşmacı olarak katıldığı bir çok konferansta insanlara aktardı. Sovyetler Birliğinin yıkılması sonucunda Kuzey Kafkasya’da meydana gelen olumlu gelişmeleri yakından takip etmiş ve 1991 yılında Kabardey-Balkar cumhuriyeti başkenti Nalçik’e yerleşmiştir. Anavatanda yaşayan soydaşlarımız ile diasporada yaşayanlar arasındaki ilişkilerin daha sıcak devam etmesi için yaz aylarında Türkiye’ye gelerek, bilgi ve ilişki akışını sağladı. div> nanKaffed
KAFFED Kütahya’da
Genel Başkan Yıldız Şekerci ve bölge Derneklerimizin Başkanları, Kütahya Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği ve Dumlupınar Üniversitesi Kuzey Kafkasya Dil, Tarih, Coğrafya ve Kültür Araştırma Topluluğu’nun düzenlediği Kafkas Kültür Gecesi’ne katıldı. p> Kütahya’daki soydaşlarımızın, üniversitedeki gençlerimizin ve bölgeden misafirlerin yoğun katılımı ile gerçekleşen programda birlik ve beraberliğin önemi vurgulandı.p> {gallery}/haber/federasyon/2019/191214_Kutahya_Dernegi_Gece{/gallery} nanKaffed
Lata Trajedisi Unutulmadı
14 Aralık Abhazya tarihinin en trajik günlerinden biri... 14 Aralık 1992'de Kodor vadisindeki Lata köyünde mültecileri taşıyan helikopter Gürcistan birlikleri tarafından düşürülmüş, 35'i çocuk, diğerleri kadın ve yaşlılardan oluşan 85 kişi yanarak yaşamını kaybetmişti. Abhazya'yı işgal eden Gürcistan askerlerinin kuşatma altında tuttukları Tkuarçal şehrinde soğuk, hastalık ve açlıktan ölüm sınırına gelmiş sivillerin Gudauta'ya taşınması için Gürcistan'la kısa bir ateşkes anlaşması yapıldı. En zor durumda olan yaşlılar, hastalar, çocuklar ve hamile kadınlardan oluşan ilk grup 14 Aralık 1992 günü Rusya'dan sağlanan bir Mi-8 helikopteri ile Gudauta'ya gitmek üzere havalandı, ancak kalkıştan 20 dakika sonra Lata köyü üzerinde Gürcistan birliklerinin ateşiyle düşürüldü. Gudauta meydanında onları ellerinde yardım malzemeleriyle bekleyen soydaşlarına ise, kara haberi aldıktan sonra bu birbirinden ayrılamaz hale gelmiş, kömürleşmiş bedenleri ağıtlarla ve dualarla toprağa verme görevi düştü. İnsanlığa karşı işlenen bu suç tarihe “Lata Trajedisi” olarak geçti. Lata’da araziden toplanan cenazeler Gudauta’da tepeye hakim bir parkın meydanında açılan toplu mezara defnedildi ve burası her yıl önünde anma törenlerinin yapıldığı bir anıt mezar haline getirildi. Hiçbir halkın böyle bir acı yaşamaması dileğiyle Lata şehitlerini saygıyla anıyoruz. Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed
Kafkasya’da ve Diasporada İnsan Hakları Paneli
KAFFED Dünya İnsan Hakları Günü Etkinliği Federasyonumuzun Dünya İnsan Hakları Haftası etkinliği olarak düzenlediği “ Kafkasya’da ve Diasporada İnsan Hakları Paneli” 15 Aralık 2019 Pazar Günü Saat 14:00 de Zülfü Livaneli Kültür Merkezinde (Yıldızevler, Şht. Mustafa Doğan Cad. No:59 Çankaya / Ankara) gerçekleştirilecektir. Panel konuşmacıları; Hatajuko Valeri, Medine Küçük, Şenay Dalkılıç Çalışır olacaktır. nanKaffed
Haklarımızın ve Özgürlüklerimizin Korunması Ortak Sorumluluğumuz
Aradan geçen 70 yıl Evrensel İnsan Hakları Bildirgesinin ve içeriğinin önemini azaltmamış, bilakis artırmıştır. Ülkemizde, Kafkasya’da ve dünyada haklar ve özgürlükler alanında yaşanan ciddi sorunlar göz önüne alındığında evrensel düzeyde bir duyarlılık ve dayanışmaya ihtiyaç olduğu açıktır. Dünyada farklılıklara tahammül ve saygı azalırken bu durumu düzeltecek etkili çabaları ne yazık ki göremiyoruz. Özellikle bölgemizdeki savaşlar halklara yıkım getirirken Suriyeli Soydaşlarımız da bu durumdan olumsuz şekilde etkilenmektedir. Kadınlarımızın karar mekanizmalarına daha fazla katılımı anlamında 2017 yılında Federasyon tüzüğümüze koyduğumuz cinsiyet kotası sonrası Federasyonumuz ve üye derneklerimizde olumlu gelişmeler yaşanırken diğer yandan toplumumuzun aşina olmadığı kadına yönelik şiddet konusunda olumsuz örnekleri de yaşadığımız bir yılı geride bıraktık. Kadın hakları konusunda hem toplumumuz hem ülkemiz hem de dünya ölçeğinde çabalarımızı artırmamız gerekmektedir. Asimilasyon, ret ve inkâr politikalarında AB reformları sürecinde başlayan iyileşme, sürecin duraksaması ile büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. AB üyelik müzakerelerinin canlanmasını, politika ve uygulamalarda evrensel insan hakları normlarına dönülmesini talep ediyoruz. Dünya İnsan Hakları Günü vesilesi ile, TRT Çerkes kanalının açılması; Kültür Bakanlığı bünyesinde bir Bakan Yardımcısının kültürel çeşitliliğin ve zenginliğin korunması konusunda görevlendirilmesi; toplumumuzun yaşadığı şehirlerde yerel yönetimlerin kültürümüzün korunması ve geliştirilmesi konusunda sorumluluklarını yerine getirmeleri ve anavatanımızla ilişkilerimizin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi adına çifte vatandaşlık taleplerimizi kamuoyunun ve karar vericilerin dikkatine tekrar sunuyoruz. Anavatanımızda da hak ve özgürlüklerin kullanımı konusunda önemli daralmalar yaşanıyor. Kafkasya’da sivil toplum kuruluşlarına, aktivistlere ve diasporadan vatanına geri dönenlere yönelik baskılara son verilmelidir. Çerkes aktivist ve sivil toplum yöneticilerinin örgütlenme ve ifade özgürlüklerine evrensel insan hakları standartlarına uygun şekilde saygı gösterilmeli, kolluk ve yargı baskısı ortadan kaldırılmalıdır. Abhazya’nın dünya ile eşit ve adil ilişkiler kurması tanınmama ve ambargolar ile engellenmektedir. Aynı aileden bir kısmının Türkiye'de bir kısmının Abhazya'da yaşadığı gerçeği karşısında seyahat hürriyetine konulan bu kısıtlamalar acilen kaldırılmalı; Türkiye ve Abhazya toplumları arasındaki ilişkiler geliştirilmelidir. Dünya İnsan Hakları Günü ve Haftasının barış ve huzura giden yolda adımlar atılmasına vesile olmasını diliyor; halkımızı gerek kendi hakları gerekse evrensel insan hakları mücadelesi bağlamında aktif rol almaya çağırıyoruz. Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed
Yeni Dönemin İlk Yönetim Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi
Federasyonumuzun 24 Kasım 2019’da yapılan 9. Olağan Genel Kurulu’nun ardından ilk Yönetim Kurulu toplantısı 8 Aralık 2019 Pazar günü Ankara’da yapıldı. Toplantıda Yönetim Kurulu üyelerinin görev dağılımı yapıldı. Görev dağılımı çerçevesinde Adnan Arslan ve Ünal Uluçay Genel Başkan Yardımcılıklarına, Serpil Dizdarlar Genel Sekreterliğe, Hakan Karuk Mali Sekreterliğe, Filiz Kaplan Teşkilatlanma ve Eğitim Sekreterliğine, Ferit Domaniç Sosyal işler ve Bölgesel Etkinlikler Sekreterliğine getirildi. Toplantıda, çalışma komisyonları ve grupları da kuruldu. Katılımcı bir yönetim anlayışı için bu komisyonlarda alanında uzman, bilgi, birikim ve tecrübe sahibi kişilerden de destek alınması kararlaştırıldı. Kurulan komisyon ve çalışma gruplarında görev alan Yönetim Kurulu üyeleri şu şekilde belirlenmiştir: 1- GENÇLİK KATILIMININ ARTIRILMASI KOMİSYONU: Dilru Genel, İbrahim Altan Sandıkçı, Adil Emre Cankul, Nart Yenem Atalay, Ersin Özen, Oya Hansu, Turan Akın, Sevinç Baykan Özden 2- KADIN KATILIMININ ARTIRILMASI KOMİSYONU: Hakan Karuk, Oya Hansu, Saniye Boran, Filiz Kaplan, Nesrin Alpan 3- SİYASİ İLİŞKİLER KOMİSYONU: Ünal Uluçay, Hakan Karuk, İbrahim Altan Sandıkçı, Samit Tokmak, Seyyit Bolat, Salih Cantürk, Adil Emre Cankul, Sevinç Özden 4- HUKUK, İNSAN HAKLARI VE SİVİL TOPLUM İLE İLİŞKİLER KOMİSYONU: Adil Emre, Mustafa Aziz Özbek, Serpil Yılmaz Dizdarlar, Ünal Uluçay, Saniye Boran 5- KÜLTÜR, SANAT EDEBİYAT KOMİSYONU: Ferit Domaniç, Saniye Boran, Şahin Sayılgan, Özcan Atıcıer, Oya Hansu, İrme Özlem Kochieva 6- TANITIM, İLETİŞİM VE SOSYAL MEDYA KOMİSYONU: Saniye Boran, Filiz Kaplan, Serpil Dizdarlar, Dilru Genel, İbrahim Altan Sandıkçı 7- TÜZÜK KOMİSYONU: Hakan Karuk, Mustafa Aziz Özbek, Adil Emre Cankul 8- MALİ KAYNAK GELİŞTİRME KOMİSYONU: Hakan Karuk, Sedat Dumrul, Ünal Uluçay, Turan Akın, Adil Emre Cankul 9- 21 MAYIS ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜ ETKİNLİKLERİ KOMİSYONU: Samit Tokmak, Mustafa Aziz Özbek, Dilru Genel, Nart Yenem Atalay, Salih Cantürk, Ali Can, Ersin Özen, Ünal Uluçay, İbrahim Altan Sandıkçı 10- DEMOGRAFİ ÇALIŞMALARI KOMİSYONU: Nesrin Alpan, Mustafa Aziz Özbek, Turan Akın, Ferit Domaniç, Ali Can 11- YAYIN KOMİSYONU: Sedat Dumrul, Özcan Atıcıer, Saniye Boran, Şahin Sayılgan 12- ÇERKES NUMUNE MEKTEBİ KOMİSYONU: Nart Akademi: Filiz Çelik, Sedat Dumrul, Sevinç Özden, Turan Akın, Şahin Sayılgan Diyane Anadilde Online Kültür ve Edebiyat Dergisi: Filiz Kaplan, Şahin Sayılgan Anadili Çalışma Grubu: Nesrin Alpan, Filiz Kaplan, Ferit Domaniç, Saniye Boran Çerkes El Sanatları Çalışma Grubu: Ersin Özen, Ferit Domaniç, Nesrin Alpan, Özcan Atıcıer Çerkes Meselesine ilişkin Yüksek Lisans ve Doktora Yapanlara Burs Çalışma grubu: Turan Akın, Özcan Atıcıer, Sedat Dumrul, İrfan Kalkan Nart Spor Çalışma Grubu: Turan Akın, Oya Hansu, Ali Can, Nart Yenem Atalay Girişimcilik ve İstihdam Çalışma Grubu: Bahattin Çalışkan, Turan Akın, Seyyit Bolat, İrfan Kalkan ul> 13- DÖNÜŞ VE ANAVATANLA İLİŞKİLER KOMİSYONU KOORDİNATÖRÜ: ADNAN ARSLAN ADIGEY-KIYIBOYU ŞAPSIĞ ÇALIŞMA GRUBU: Turan Akın, Seyyit Bolat, Hakan Karuk, Nart Yenem Atalay, Ersin Özen KABARDEY-BALKAR/ KARAÇAY-ÇERKES ÇALIŞMA GRUBU: Samit Tokmak, İrfan Kalkan, Nesrin Alpan, Ferit Domaniç ABHAZYA ÇALIŞMA GRUBU: Ali Can, Mustafa Aziz Özbek, Sedat Dumrul, Saniye Boran KUZEY VE GÜNEY OSETYA ÇALIŞMA GRUBU: İrme Özlem Kochieva, Serpil Yılmaz Dizdarlar, Ferit Domaniç VAYNAX ÇALIŞMA GRUBU: Şahin Sayılgan, İbrahim Altan Sandıkçı ul> Ayrıca, katılımcı yöntemlerle 2 yıllık bir Kurumsal Stratejik Planın Sivil Toplumu Geliştirme Merkezi ile işbirliği yapılarak hazırlanması kararlaştırıldı. Aylık Yönetim Kurulu toplantıları, her ayın ilk Pazar günü gerçekleştirilecektir. {gallery}/haber/federasyon/2019/191208_YK_Foto{/gallery}nanKaffed