RF. Kamu Odası Suriye’deki Olayları Görüştü

Çerkes diasporasının ve RF vatandaşlarının durumunu görüşmek üzere Rusya kamu odasının bu gün yapılan toplantısında Suriye'deki son durum görüşüldü. Toplantı özeti olarak: Mevcut mevzuatta değişiklik yapmadan önce dönecek olanların geri dönüşleri ve yerleşimleri için bir yol haritası hazırlanması kararı alındı. Etnik ilişkiler ve vicdan özgürlüğü komitesi başkanı ve aynı zamanda Rusya kamu odası başkan yardımcısı Aslanbek Paşkaçev'in moderatörlüğünü yaptığı toplantıda, KBC senatörü Albert Kajarov , kamu odası halklar arası ilişkiler komitesi üyesi Maksim Şevçenko, uluslararası işbirliği ve kamu diplomasisi komitesi başkanı Aleksandr Sokolov, Adıgey Xase başkanı Adam Bogus, Adıgey devlet konseyi üyesi parlamenter Çermit Muhdin, Perit Xase yönetim kurulu üyesi ve hukuk danışmanı Beslen Hağajey,Dağıstan halkları temsilcisi Muhammet Abdülhabirov birer konuşma yaptılar. Albert Kajarov, Suriye'de şu anda tartıştıkları sorundan muzdarip 100 000 kişinin bulunduğunu ifade ederek bunlardan 30.000'in RF yurttaşı olduğunu, diğerlerinin ise etnik kökeni burada olan, Rusla evli olan, ailesi buraya göç etmiş olan ve bir şekilde RF ile bağı bulunan insanlar olduğunu söyledi. Kajarov, orada sadece Çerkesler de yok, Asetinler var, Çeçenler var, Dağıstanlılar var, Balkarlar var, yani kuzey Kafkasya halklarının bir çoğundan insan var ve bunların durumu gün geçtikçe zorlaşıyor, o nedenle soruna bir an önce çözüm bulunması gerekiyor, çünkü yurttaşlarımızın çoğunluğu olayların merkezi olan Humus kenti ve çevresinde yaşıyorlar" dedi.  Maksim Şevçenko, "Suriye'deki Çerkeslerin durumunun söylendiği kadar içler acısı olmadığını ifade ederek, orada özellikle Çerkeslere bir baskı uygulanıyor değil, fakat Suriye Çerkesleri uzun yıllardır anavatana dönmek istiyorlardı ve bu olaylar onların bu isteğini daha da güçlendirdi" dedi. Şevçenko Suriye Çerkeslerinin dönüşü için bir komite kurulmasını önererek, bu komitenin hükümet, parlamento,kamu odası ve Çerkes örgütleri ile birlikte çalışmasını önerdi. Komisyonlar arası grup temsilcisi Aleksandr Sokolov ise, Çerkeslerin durumunun Ahıska Türkleri ile karşılaştırılması gerektiğini ifade ederek, Onların da orta Asya'da baskı ile karşılaşınca kaçmak zorunda kaldıklarını söyledi. Sokolov, Açıkçası Rusya etnik kimliğine milliyetine bakmaksızın gelen herkesi kabul etmeli fakat bu konudaki yasalar da uygulanmalıdır. Ayrıca bu, insanların sayısının az olmadığını da göz önünde bulundurmak gerekir dedi.  Rusya zor demografik durumu nedeniyle nüfus girişi ile ilgileniyor, konuyu da bu bağlamda ele almak gerekir diyen Sokolov, bir yol haritası oluşturulması gerektiğini ifade ederek, bu meselede Alman deneyiminden istifade edilebileceğini söyledi. Sorunun bir anda ve kısa sürede çözülmesini beklemenin gerçekçi olmadığını vurguladı. Söz alan Adam Bogus, Çerkeslerin Suriye'de tehlikede olmadıkları fikrine katılmadığını ifade ederek, İsyancıların Çerkesleri kendilerine katılmaları konusunda açıkça zorladıklarını, bunun boş bir tehdit olmadığını söyledi. Bogus "Humus ve çevresinde 11 tane Çerkes köyü vardı artık yok" dedi. Çermit Muhdin, konuşmasında olaylar başladığından bu yana Suriye'de 56 Çerkesin öldürüldüğünü söyleyerek, "Türkiye ve Amerika gibi ülkeler Suriye diasporasına kapılarını açtı fakat Rusya bu konuda bir şey yapmış değil" dedi. Muhdin Çermit, Suriye ve Ürdün'den dönmüş 856 kişinin Adıgey'de yaşadığını, bu insanların hiç bir şekilde suça karışmadıkları gibi hiç bir uyum sorunu da yaşamadıklarını ifade ederek, "eğer Çerkeslerin anavatanlarına dönüşü konusunda bir adım atılırsa, bu Soçi olimpiyatları ve Soykırım konusundaki sorunu da hafifletir" dedi. Perit Xase adına söz alan Beslen Hağajey, Rusya'nın dışarıda hemşehrileri ile ilişkileri düzenleyen federal yasaya değinerek; bu yasanın Çerkesler ve Rus olmayan diğer halklar için işletilmediğini ifade etti. "Yasanın uygulanış biçimi ile Ruslar ve diğer halklar arasında ayrımcılık yapıldığını söyleyebilirim" dedi. Dönen insanların yerleştirilmesi süreci ile ilgili bilgi veren Hağajey, bu konuda şu ana kadar yapılanları da anlatarak, sorunun çözümü için dış ileri bakanlığı, Acil durumlar bakanlığı, federal göç servisi,eğitim ve uyum konusunda çalışan ajansların katılacağı bir çalışma gurubu kurulmasını önerdi. "Şu anda dönenlerin hukuki statüsü ile herhangi bir ülkeden gelen yabancının statüsü arasında hiç bir fark yok" diyen Perit temsilcisi, bu durumdan kaynaklanan yasal engeller nedeniyle pasaport ikamet izni ve çalışma izni gibi konularda büyük zorlukla karşı karşıya olduklarını söyledi. "Herhangi bir ülkede yaşayan ve vatanına dönmek isteyen Çerkesler doğrudan yurttaş olarak kabul edilmeli bunun için de federal yasada değişiklik yapılmalıdır" diyen Perit temsilcisi, "şu anda davetiye ile vize süresi 3 aydır, bu zaman gelen sığınmacıların işlemlerini tamamlayıp oturum almaları için yeterli değildir, bu nedenle de bir çok sıkıntı yaşıyoruz" dedi. Dağıstan diasporası adına söz alan Muhammet Abdülhabirov ise, şu anda Suriye'de 8000'den fazla Dağıstanlı'nın yaşadığını ifade ederek "üstelik onlar tam olayların ortasında kaldılar ve bir çoğu yerini terk ederek komşu köylere akrabalarının yanına yerleşti, bir kısmı ise Türkiye'ye gitti. Suriye'de yaşayan Dağıstanlılar da Rusya'ya dönmek istiyor" dedi. Haber: Çerkes DünyasınanKaffed

Yurt Dışında Eğitim Gören 600 Uzman İçin 440 Milyon Ruble

KBC 2012-2015 eğitim programı çerçevesinde yurt dışında uluslararası iş ve ekonomi okullarında eğitim görecek uzman personel eğitimi için bütçeden 440 milyon ruble kaynak ayrıldı. Bu gün üniversitede başarılı öğrencilere burs verilmesi için düzenlenen törende konuşan Kanoko yurt dışı uzman eğitimi programına 2015 yılına kadar 442 milyon ruble daha kaynak ayrıldığını söyledi. Bu programın bir parçası olarak ayrıca çeşitli sektörlerde en iyi uluslararası uygulamalara alıştırma için kurslar da düzenleniyor ve her yıl bu kurslara da 60 kişi gönderiliyor.   Haber: Çerkes DünyasınanKaffed

Adıgey Devlet Üniversitesi ile İstanbul Ticaret Üniversitesi Arasında Anlaşma

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'yi ziyaret eden Adıgey devlet üniversitesi yetkilileri ile İstanbul ticaret üniversitesi idaresi arasında bir işbirliği anlaşması imzalandı. Adıgey Üniversitesi rektörü Raşid Hunago ve İstanbul Ticaret Üniversitesi rektörü Nazım Ekren tarafından imzalanan anlaşmaya göre iki üniversite bilimsel konularda kütüphane ve kaynak paylaşımı, öğrenci değişimi programı gibi konularda işbirliği yapacaklar. Ayrıca önümüzdeki yıl Adıgey devlet üniversitesinde Türk dili bölümü açılacağı da rektör Raşid Hunago tarafından açıklandı. Haber: Çerkes DünyasınanKaffed

Soçi’de Halkların Temsilcileri Devriye Gezecek

Geçtiğimiz günlerde Ermeni ve Dağıstan halklarından kişilerin karıştığı toplu kavga sonrasında, Soçi'de halk tugayı kurulmasına karar verildi. Bölgede yaşayan 34 halkın temsilcileri Dağıstan kültür merkezinde toplanarak bölgede bu tür problemler olmaması için yapılabilecekleri tartıştılar. Toplantıda bölgede yaşayan 34 halkın temsilcilerinin yer alacağı gönüllü güvenlik devriyeleri konulmasına karar verildi. Şehrin sorunlu yerlerinde, olimpiyat tesisleri çevresinde ve halkın yoğun olduğu bölgelerde görev yapacak bu devriyeler polis ile birlikte ikişer saatlik nöbetler tutacaklar. Haber: Çerkes DünyasınanKaffed

Kuzey Osetya’da Çevrecilerin Mücadelesi Devam Ediyor

Kuzey Osetya'nın başkenti Vladikavkaz'da faaliyet gösteren "Elektrozink" metalurji tesisinin kapatılması için, uzun zamandır çevreciler bölge halkı ve fabrika yönetimi arasında mücadele sürüyor. Bu gün kamu odası üyeleri tarafları bir araya getirerek sorunu taraflardan dinledi. Bölgenin en büyük renkli metal üretim tesisi olan fabrika, çevreye zehirli atık saçtığı gerekçesiyle halk tarafından istenmiyor. Daha önce fabrikanın çevreye verdiği ekolojik zararı minimize etmek üzere 15 farklı önlem alacağı taahhüt edilmişti. Bu gün fabrika yönetimi çevre konusunda aldıkları önlemleri anlatarak tesisi savunurken, çevreciler ise fabrikanın hiç bir şekilde faaliyetini istemediklerini ifade ederek alınan önlemlerin çevre felaketini ve halk sağlığını tehdit eden koşulları engellemeye yetmediğini iddia ettiler. Devletin izleme ve kontrol kuruluşu olan "Rostechnadzor" temsilcilerinin de fabrika ile ilgili kontrol ve izleme verilerini sundukları toplantı kesin bir sonuca ulaşılamadan yeniden konunun görüşülmesi kararıyla dağıldı. Çevreciler insan hayatını tehdit eden bu kuruluşun kaldırılması için mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini ifade ederek bu konuda gereken her türlü yasal yolu deneyeceklerini söylediler. Haber: Çerkes DünyasınanKaffed

Baksan Belediye Başkanına Silahlı Saldırı

  28 Mayıs sabahı 08:00 civarında Baksan ilçesi belediye başkanı Hasan Sijaje silahlı saldırıya uğradı. Baksana bağlı Psıhurey ve Kremkonstantinovka köyleri arasındaki yolda plakası belirlenemeyen Lada marka araçtan açılan ateş sonucu başından yaralanan Sijaje hastaneye kaldırıldı. Olay bölgesinde bir sıcak takip başlatan güvenlik güçleri Psıçok köyü yakınlarında kıstırdıkları saldırganlardan bir tanesini öldürdü.p> Hastanede acil ameliyata alınan Hasan Sijaje'nin durumunun iyi olduğu ve hayati tehlikeyi atlattığı bildiriliyor. Başkanı hastanede ziyaret eden Kanokov'un da olay hakkında bilgi aldığı ve idarecilerin "kolay bir av" olmasına izin verilmeyeceğini ifade ederek, bölge idarecilerine zırhlı araç temin edilmesi için talimat verdiği açıklandı.p> Haber: Çerkes DünyasınanKaffed

Bizi Kimseye Benzetmeyin

Aralık 2011 tarihinde, Federasyon Yönetimi olarak görevlendirildiğimizde, Türkiye’nin sıcak gündemi YENİ ANAYASA idi. Doğal olarak Etnik ve Kültürel anlamda azınlık durumunda olan Çerkeslerin de YENİ ANAYASADAN beklentileri olmalıydı. Bu atmosferde, TBMM Başkanlığı, sivil toplum örgütlerine Yeni Anayasadan beklentilerini dile getirmeleri ve katkılarını sunmaları çağrısını yaptığında heyecanlandık. Çalışmanın 31 Aralık 2011 tarihine kadar TBMM sunulması zorunluluğu, bizi kısa sürede çok çalışmaya mecbur etti. Çalışmayı hazırlama yöntemine gelince, 3-5 kişi böyle bir metin hazırlayabilirdi belki, nitekim birkaç informal grupta bunu yaptı. Ama biz seçilmiştik ve bu önemli konuda ŞEÇENLERE danışmak zorundaydık. İnternet sitemizden yaptığımız çağrıya umduğumuzdan çok daha fazla karşılık bulduk. Gelen öneriler ufkumuzu genişletti ve bize yol gösterdi. Oluşturduğumuz komisyon önerileri derledi ve sitemizde yayında olan “Çerkesler Nasıl Bir Anaysa istiyor “ metni oluşturularak, Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyelerine parti ayrımı gözetmeksizin elden, sözle de anlatılarak teslim edildi. Daha sonra anayasa uzlaşma komisyonu karşısında aynı talepler dile getirildi. Federasyona bizzat TBMM başkanı tarafından duyarlılığı ve katkısı sebebi ile teşekkür edildi. Hazırlanan metinde sadece Çerkes olmaktan kaynaklı değil, sıradan vatandaş olarak da taleplerimiz ağırlıklı yer aldı. Ancak Çerkes olarak öne çıkardığımız taleplerimiz herkesin malumu olduğu üzere , “ANA DİLİMİZİN ANAOKULU VE KREŞLERDEN BAŞLAMAK ÜZERE DEVLET ELİYLE ÖĞRETİLMESİ ÖZGÜN YERLEŞİM YERİ İSİMLERİMİZİN İADESİ ÖZGÜN AİLE ADLARIMIZIN SOYADI OLARAK KULLANILMASINA İZİN VERİLMESİ Kimliklere yönelik her türlü asimilasyon ve baskının insanlık suçu olarak kabul edilmesi, tüm kimliklerin devlet güvencesi altına alınmaSI Anayasal vatandaşlığın temel alınması, vatandaşlığın hukuki tanımında, hiç bir ırk ya da etnisiteye atıf yapılmadan, “Türkiyelilik veya Türkiye (Cumhuriyeti ) Vatandaşlığı ” kavramlarına vurgu yapılması Tek bir olay ya da şahsiyetten hareketle etnik veya kültürel olarak farklı kesimleri rencide edici ifadelerin ayıklanması, haksızlığa uğrayan tarihi şahsiyetler üzerinden farklı etnik kimliklerin itibarlarının iade edilmesi “ Çerkeslerin bu taleplerine kendi halkımız da dahil kamuoyunun çok da hazır olmadığı malumumuzdu. Gelecek tepkilere hazırlıklıydık. Ancak mutlulukla ifade etmeliyim ki dolaştığımız bölgelerde ve TBMM çatısı altında hiçbir olumsuz tepkiyle karşılaşmadık. Sakarya Bozüyük –Eskişehir- İnegöl- Bursa –Kemalpaşa-Biga Kayseri –Adana-Maraş Sungurlu-Çorum-Turhal-Tokat-Merzifon-Hamamözü- Samsun Ziyaretlerimizde halkımızın gözünde yakaladığımız ışık bize güç verdi. Bize, sonsuz desteklerini sundular. Ne var ki, bir kısım insanların hassasiyetleri, bizim herkes tarafından bilinen özelliklerimizi tekrar tekrar söyleme zorunluluğunu da doğuruyor. Özellikle anadil talebi dile getirildiğinde Bölücülükle suçlanmak ve “Sizde Kürtler gibi misiniz?” sorusu ile karşılaşmak bizi epeyce açıklama yapmak zorunda bıraktı ve bırakıyor. Elbette bu durum üzüntü verici. Türkiye’nin yıllardır uğraştığı TERÖR belası, her halktan bu sebeple can veren binlerce genç, doğal olarak toplumu bu konuda duyarlı hale getirdi. Bizim bu soruya verdiğimiz cevap çok açık ve net, Biz Anadilimizi unutmamak ve çocuklarımıza da öğretmek istiyoruz. Bu sorunu çözmekle görevli olanın DEVLET olduğunu biliyor ve talep ediyoruz. Etnik kimliğimizin tanınmasını ve inkar edilmemesini istiyoruz. Bu kapsamda yıllardan beri Türkleştirilemeye çalışılan Çerkeslerin bu günde başka sebeplerle Kürtleştirilmeye çalışılmasına karşı çıkıyoruz. Biz Çerkesler Türkleri de, Kürtleri’de, Lazları’da Boşnakları’da kısaca ülkemizde yaşayan her halkı canı gönülden seviyor ve kardeşimiz olarak görüyoruz. Bu halkların etle tırnak gibi birleştiğini ve ayrılamayacaklarını biliyoruz. Ancak her birinin kendi dili, kültürü ve inancı ile yaşamasını, hiçbir rengin solmamasını istiyoruz. Halkların bu haklarını istemelerini ve bu yöndeki tüm demokratik eylemlerini destekliyoruz. Karşı çıktığımız bir etnik grubun diğeri üzerinde asimilasyonist baskı kurması Karşı çıktığımız insanların öldürülmesi, Karşı çıktığımız insanların ötekileştirilmesi, Biz bu topraklar için ölürken Türkçe bilmiyorduk, Şimdi anadilimizi bilmiyoruz. Uğruna öldüğümüz bu topraklar üzerinde, huzur içinde Çerkes olarak, tüm halklarla birlikte kardeşçe yaşamak istiyoruz. Biz Türk değiliz. Biz Kürt değiliz. BİZ ÇERKES’iz. Türkle de, Kürtle de, bu topraklar üzerinde yaşayan tüm halklarla da KARDEŞİZ. Kardeşlerimizi seviyoruz.

Bizi Kimseye Benzetmeyin

Aralık 2011 tarihinde, Federasyon Yönetimi olarak görevlendirildiğimizde, Türkiye’nin sıcak gündemi YENİ ANAYASA idi. +''+ Doğal olarak Etnik ve Kültürel anlamda azınlık durumunda olan Çerkeslerin de YENİ ANAYASADAN beklentileri olmalıydı.Bu atmosferde, TBMM Başkanlığı, sivil toplum örgütlerine Yeni Anayasadan beklentilerini dile getirmeleri ve katkılarını sunmaları çağrısını yaptığında heyecanlandık.Çalışmanın 31 Aralık 2011 tarihine kadar TBMM sunulması zorunluluğu, bizi kısa sürede çok çalışmaya mecbur etti.Çalışmayı hazırlama yöntemine gelince, 3-5 kişi böyle bir metin hazırlayabilirdi belki, nitekim birkaç informal grupta bunu yaptı. Ama biz seçilmiştik ve bu önemli konuda ŞEÇENLERE danışmak zorundaydık.İnternet sitemizden yaptığımız çağrıya umduğumuzdan çok daha fazla karşılık bulduk.Gelen öneriler ufkumuzu genişletti ve bize yol gösterdi. Oluşturduğumuz komisyon önerileri derledi ve sitemizde yayında olan “Çerkesler Nasıl Bir Anaysa istiyor “ metni oluşturularak, Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyelerine parti ayrımı gözetmeksizin elden, sözle de anlatılarak teslim edildi.Daha sonra anayasa uzlaşma komisyonu karşısında aynı talepler dile getirildi. Federasyona bizzat TBMM başkanı tarafından duyarlılığı ve katkısı sebebi ile teşekkür edildi.Hazırlanan metinde sadece Çerkes olmaktan kaynaklı değil, sıradan vatandaş olarak da taleplerimiz ağırlıklı yer aldı.Ancak Çerkes olarak öne çıkardığımız taleplerimiz herkesin malumu olduğu üzere ,“ANA DİLİMİZİN ANAOKULU VE KREŞLERDEN BAŞLAMAK ÜZERE DEVLET ELİYLE ÖĞRETİLMESİÖZGÜN YERLEŞİM YERİ İSİMLERİMİZİN İADESİÖZGÜN AİLE ADLARIMIZIN SOYADI OLARAK KULLANILMASINA İZİN VERİLMESİKimliklere yönelik her türlü asimilasyon ve baskının insanlık suçu olarak kabul edilmesi, tüm kimliklerin devlet güvencesi altına alınmaSI Anayasal vatandaşlığın temel alınması, vatandaşlığın hukuki tanımında, hiç bir ırk ya da etnisiteye atıf yapılmadan, “Türkiyelilik veya Türkiye (Cumhuriyeti ) Vatandaşlığı ” kavramlarına vurgu yapılmasıTek bir olay ya da şahsiyetten hareketle etnik veya kültürel olarak farklı kesimleri rencide edici ifadelerin ayıklanması, haksızlığa uğrayan tarihi şahsiyetler üzerinden farklı etnik kimliklerin itibarlarının iade edilmesi “Çerkeslerin bu taleplerine kendi halkımız da dahil kamuoyunun çok da hazır olmadığı malumumuzdu. Gelecek tepkilere hazırlıklıydık. Ancak mutlulukla ifade etmeliyim ki dolaştığımız bölgelerde ve TBMM çatısı altında hiçbir olumsuz tepkiyle karşılaşmadık.SakaryaBozüyük –Eskişehir- İnegöl- Bursa –Kemalpaşa-BigaKayseri –Adana-MaraşSungurlu-Çorum-Turhal-Tokat-Merzifon-Hamamözü- SamsunZiyaretlerimizde halkımızın gözünde yakaladığımız ışık bize güç verdi. Bize, sonsuz desteklerini sundular.Ne var ki, bir kısım insanların hassasiyetleri, bizim herkes tarafından bilinen özelliklerimizi tekrar tekrar söyleme zorunluluğunu da doğuruyor.Özellikle anadil talebi dile getirildiğinde Bölücülükle suçlanmak ve “Sizde Kürtler gibi misiniz?” sorusu ile karşılaşmak bizi epeyce açıklama yapmak zorunda bıraktı ve bırakıyor. Elbette bu durum üzüntü verici.Türkiye’nin yıllardır uğraştığı TERÖR belası, her halktan bu sebeple can veren binlerce genç, doğal olarak toplumu bu konuda duyarlı hale getirdi.Bizim bu soruya verdiğimiz cevap çok açık ve net,Biz Anadilimizi unutmamak ve çocuklarımıza da öğretmek istiyoruz. Bu sorunu çözmekle görevli olanın DEVLET olduğunu biliyor ve talep ediyoruz.Etnik kimliğimizin tanınmasını ve inkar edilmemesini istiyoruz. Bu kapsamda yıllardan beri Türkleştirilemeye çalışılan Çerkeslerin bu günde başka sebeplerle Kürtleştirilmeye çalışılmasına karşı çıkıyoruz.Biz Çerkesler Türkleri de, Kürtleri’de, Lazları’da Boşnakları’da kısaca ülkemizde yaşayan her halkı canı gönülden seviyor ve kardeşimiz olarak görüyoruz. Bu halkların etle tırnak gibi birleştiğini ve ayrılamayacaklarını biliyoruz. Ancak her birinin kendi dili, kültürü ve inancı ile yaşamasını, hiçbir rengin solmamasını istiyoruz. Halkların bu haklarını istemelerini ve bu yöndeki tüm demokratik eylemlerini destekliyoruz.Karşı çıktığımız bir etnik grubun diğeri üzerinde asimilasyonist baskı kurmasıKarşı çıktığımız insanların öldürülmesi,Karşı çıktığımız insanların ötekileştirilmesi,Biz bu topraklar için ölürken Türkçe bilmiyorduk, Şimdi anadilimizi bilmiyoruz.Uğruna öldüğümüz bu topraklar üzerinde, huzur içinde Çerkes olarak, tüm halklarla birlikte kardeşçe yaşamak istiyoruz.Biz Türk değiliz.Biz Kürt değiliz.BİZ ÇERKES’iz.Türkle de, Kürtle de, bu topraklar üzerinde yaşayan tüm halklarla da KARDEŞİZ. Kardeşlerimizi seviyoruz.+''+Hasan Seymen

Suriye’deki Çerkeslerin Durumu 29 Mayıs’ta Moskova’da Konuşulacak

  Nalçik Perit Derneği Yönetim Kurulu üyesi Hağajey Beslen ve Bakan Paştı Boris Suriye’de bulunan soydaşlarımız ile ilgili görüş bildirmek üzere 29 Mayıs tarihinde yapılacak olan toplantıya katılmak üzere Moskova’ya gidiyorlar. Moskova’da “Kafkas Halkları Kongresi” tarafından gündeme getirilen Suriye’deki soydaşlarımızın sorunu, Sivil Toplum Kuruluşları ile Devlet Organları arasındaki iletişimi koordine eden kuruluşa (Opşestvennaya Palata) iletildi. Bunun üzerine kuruluş, sivil toplum kuruluşları ve devlet organlarından yetkili kişilerin de katılımıyla 29 Mayıs 2012 tarihinde gerçekleştirilecek bir toplantı organize etti. Bu konuda  belirlenen sorunların nasıl çözüleceği konusunda  gündem oluşturularak devlet ile sivil kuruluşların nasıl işbirliği yapabileceği üzerinde tartışılacak. Kabardey’den toplantıya, Moskova’da bulunan Senatör Kajer Albert, Bakan Paştı Boris ve Perit Derneği yetkilisi Hağajey Beslen katılacaktır. RF’da halen yürürlükte olan “Soydaş Yasasının”,  atayurdunu terketmek zorunda bırakılmış soydaşlarımız için “pozitif ayrımcılık” içermesi konusunda, daha önce defalarca ifade etmiş olduğumuz, RF giriş-çıkış uygulamaları, vatandaşlık işlemleri gibi konularda herhangi bir ülke vatandaşından farklı olarak yani pozitif ayrımcılığa tabi olması konusunda görüş bildirilecektir. Bu toplantının sonucu hakkında detaylı bilgi daha sonra aktarılacaktır. Kıp Gupse Altınışık / NALÇIK - KBCnanKaffed

Anavatan’a Dönüş Yapan/Yapacak Olan Suriyeliler ve Perit Derneği çalışmaları

  Nalçik Perit Derneği tarafından, geçtiğimiz 5 aylık süreyi kapsayan dönemde, Suriye’deki olağanüstü durum nedeniyle anavatanına dönmek isteği ile başvuran 670 kişiye davetiyedüzenlenmiştir. Bu davetiyelerden 550 tanesi Suriye’deki sahiplerine ulaştırılmış, diğerleri de ulaştırılmak üzere gönderilmiştir.p> Halen, yani bu günlerde 150 soydaşımızın daha davetiyesi hazırlanmakta olup, hızla devam eden diğer başvurular da işleme konmaktadır. Suriye’den Kabardey’e 115 kadar soydaşımız ulaştı. Bunlardan bir kısmı kendi olanakları ile ve buradaki akrabaları ile bağlantı kurarak yaşamaya başladılar. Bunların dışındaki 61 kişi Devletin tahsis etmiş olduğu, Nalçik’te bulunan Durujba  adındaki dinlenme tesisinde (sanatoryum), 27 kişi ise yine Nalçik’te bulunan Elbruz adındaki dinlenme tesisinde  kalıyorlar. Bu tesislerde kalan soydaşlarımızdan 16’sı değişik yaşlardaki çocuklardan oluşuyor. Kabardey’e ulaşan soydaşlarımızın 80 kadarı oturum izni için başvurdu, diğerleri de başvuru belgelerini Perit Derneği’nin yardımlarıyla hazırlıyorlar. Soydaşlarımızdan çalışmak isteyenler için iş olanakları da araştırılmakta ve soydaşlarımıza yardımcı olabilmek umuduyla Adığe işletme sahipleri hazır beklemektedirler. Kabardey’de üniversite eğitimi için bulunan (Suriye’den gelmiş) öğrencilere ise daha önce Cumhurbaşkanı Kanoko Arsen’in talimatı ile yapılmış olan aylık 5.000 ruble tutarındaki aylık ödentiler ise, Mayıs, Haziran, Temmuz dönemini kapsayacak şekilde toplu olarak yani 94 öğrencinin her birine 15.000’er ruble olarak bu günlerde ödenecektir. Bu öğrencilerden bazılarının aileleri de anavatanına dönüş yapmıştır. Öğrenciler de eskiye oranla daha fazla sayıda oturum izni başvurusunda bulunuyorlar. Perit Derneği yöneticileri hem sanatoryumlarda kalan soydaşlarımız hem de anavatanına gelmek isteyenlerin talepleriyle yakından ilgilenmektedirler. Tüm bunlar için gereken ekonomik kaynak ise soydaşları için endişelenen Adığe yardımseverlerin katkılarıyla gerçekleşmektedir. Kıp Gupse Altınışık / NALÇIK - KBC   nanKaffed