Kartal’da Abhaz Kültür Festivali Yoğun İlgi Gördü

[DHA] Kartal Belediyesi ve Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği ‘’Abhazya Kültür Günleri’’ yoğun ilgi gördü. Resim, el sanatları, fotoğraf sergileri, Abhaz mutfağından ikramlar, fotoğraf sanatçısı Ersin Alok’un Objektifinden Abhazya, panel ve konferansların sunulduğu etkinlik sayesinde Kartal’lılar Abhazya’yı tanıma, Abhaz kültür ve sanatını tüm güzelliğiyle paylaşma olanağı buldu.p> Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen kültür gecesine Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, eşi Feray Öz, CHP Genel Başkan Yardımcısı Samsun milletvekili Haluk Koç, Sakarya milletvekili Engin Koç, İstanbul Milletvekilleri Celal Dincer, Kadir Gökmen Öğüt, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Abhazya Kültür Bakanı Badra Gumba, Abhazya Parlamentosu Başkan Yardımcısı Fazılbey Ayüzba ve Abhaz parlamenterler, Kartal Belediye Başkan yardımcıları, belediye birim müdürleri, belediye çalışanları çok sayıda davetli ve Abhaz vatandaşlar katıldı.  Resim ve el sanatları sergi açılışı sonrası Abhaz mutfağından ikramlar ile devam eden programda konuşması için sahneye davet edilen Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, “Türkiye’nin her yerinden Kartal’da bulunan insanlar kendini temsil edebilmeli, kendini sergileyebilmeli, kültürünü Kartallı ile buluşturabilmelidir. Şu anda bunlardan birisini gerçekleştirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Geçen yıl Akyazı’nın Akbalık köyünde Kafkas kültür derneğinin düzenlediği Abhazya etkinliğinde bu kültürü tanıdık, yemeklerini tattık, folklorunu gördük. Ama benim bu kültürle tanışmama vesile olan bir hastam vardı. 1988 yılında karaciğer ameliyatı yaptığım kişinin daha sonraki zamanlarda 1992’li yıllarda yorgunluğunun aşırı olması, benim ameliyatımı sorgulatır hale getirdi. Niye derken; nedeni işte o 1992-1994 sırasında Abhazya’ya yapmak istediği yardımlaşmanın verdiği yorgunluk olduğu ortaya çıktı. O zaman bende ne oluyor diye sorguladım ve öğrendim. Bu topraklar birçok kültürün kaynaşmasıyla oluşmuş bir toprak. Dolayısıyla Kafkaslarda, Efelerde, Egelilerde, Zeybeklerde, Seymenler’de, bütün kültürler Kartal meydanında kendini sergileyebilmeli. Bu toprakların adı Anadolu ise eğer, bu topraklar Bosna’da sıkıntıya düşen kardeşlerimize kucak açıyorsa, Belene kampına gitmeyenlere kucak açıyorsa, bu topraklar bu yüzyılın başındaki sıkıntılarından dolayı Abhaz’lara kucak açıyorsa onun için anayurt anavatan deniyorsa ve bu topraklarda bu insanlar bu kültürlerde varsa kimsenin bize bu insanları yok sayma, yok deme, hakkı olamaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadan geçmeyeceğim. Sınırlarımızın dışındaki soydaşlarımız veya bıraktıklarımız bizlerin oradaki temsilcileridir. Onun için evinize anavatanınıza hoş geldiniz. Kartal halkı adına sizleri burada ağırlamaktan büyük onur duyduğumu ifade ediyorum. Bu kültürlerin kaynaşması sadece yerel yönetimler olarak değil, halklar bazında da, dernekler bazında da kalıcı olabilmesinin yolu insanların birbirini tanımasından geçiyor. Biz sizleri tanıyor, sizler de bizleri tanıyorsunuz. Hepinize saygılarımı sevgilerimi sunuyorum” dedi.  Sohum Belediye Başkan Yardımcısı Auzar Porto’da yaptığı konuşmada, “Sayın Kartal Belediye Başkanımızın sözlerine katılıyorum. Kültürler birleştiricidir, bütünleştiricidir. Bizimde başlattığımız Sohum ile Kartal arasında bir kültürel işbirliği köprüsüdür bunun temelini attık . Bundan sonrada bu köprüyü geliştirecek genişletecek adımlar atacağız. Bu organizasyon için bu etkinlik için bu davet için elindeki imkânları ve bütün çalışma arkadaşlarını seferber ederek bizim yolumuzu açan ve adım atmamıza vesile olan Başkana ve Belediye ailesine teşekkür ediyorum dedi. Konuşma yapması için kürsüye davet edilen CHP Genel Başkan yardımcısı Haluk Koç, “Sayın Başkanım söyledi; Öyle bir coğrafyadayız ki; Göç nedir? Muhacirlik nedir? En iyi bilen topraklardayız. Çünkü yakın tarihimize baktığımız zaman 1850 ile 1870 yılları arasında Çarlık Rusya’sının Kafkaslarda yürüttüğü politika nedeniyle zulüm nedeniyle, yurtlarından kopan 1 deri 1 kemik bir sandalın, bir mavnanın, bir takanın içinde Karadeniz’in azgın dalgalarında sürüklenerek bu kıyılara ulaşan insanların çok torunları var Türkiye’de. O insanlar bütün anılarını bırakmışlar, atalarının mezarlarını bırakmışlar, yaşadıkları yerleri bırakmışlar. Bu topraklara göçmek zorunda kalmışlar. Tıpkı balkanlardan Osmanlının son döneminde siz gideceksiniz dendiğinde bir bavula bütün eşyasını sığdırıp bir geminin güvertesinde bir trenin soğuk vagonunda bir kağnının terkisinde Anadolu’ya gelenler gibi, burası hepimize yurt olmuş. Coğrafyadaki adı gibi Anadolu sahip çıkmış, burayı vatan bilmişiz. Osmanlının çöküş döneminde Kurtuluş Savaşı’nda Cumhuriyet’in kuruluş döneminde Kafkaslardan gelen insanların torunları o insanların uşakları bu ülkenin birliğine bu ülkenin bütünlüğüne sadakatle hizmet etmişler, sahip çıkmışlar. Birlik beraberliklerini sürdürmüşler. Rusya Federasyonu, Gürcistan Cumhuriyeti, Abhazya Cumhuriyeti, Osetya hep beraber kardeşçe yaşamanın yollarını mutlaka bulacaklar. Türkiye’deki CHP’li Belediyeler özellikle Kartal Belediyesi değerli Başkanı Altınok Öz Kartal’ı sadece Abhaz kardeşlerimize değil. Türkiye’yi kendine vatan kabul etmiş yürek olarak, kültür olarak Kafkaslara bağlı başka ülkelere bağlı her topluluğu her kesimi misafir edecek yücelikte enginlikte bir kişi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Önderliğinde kürt kardeşlerimizde dahil hep beraber bu ülkeyi yüceltmek zorundayız hepinize sevgiler saygılar sunuyorum” dedi. Abhaz kökenli CHP Sakarya Millet vekili Engin Koç’da yaptığı konuşmada, “Bağımsız Abhazya Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanı, Meclis Başkan vekili ve değerli vekilleri, Belediye Başkan vekili Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkan yardımcısı, değerli milletvekilleri, Federasyon Başkanları değerli Abhaz’yalı hemşerilerim. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Özellikle birisinin ismini söylemedim. Şunu söylemek istiyorum. Ben bir Kartal olsaydım özgürlüğüme son verilmek istenseydi, bu kadar insanların kültürüne değer veren gönlünü ve yüreğini böylesine sevgiyle insanlara açan bir Altınok tarafından vurulmak isterdim. Değerli Başkanımızı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sevgili Başkanım siz bugün yüreğinizi öylesine sevgiyle açtınız ki, burada oturanların dedeleri acıyı çok iyi bilirler. Onlar gerçekten Karadeniz’in azgın dalgalarında çocuklarını kaybettiklerinde ölülerini denize bıraktıklarında yıllarca ölülerimizin etlerini yemişlerdir diye Karadeniz’den çıkan balıkları yemediler. Sizin gibi Anadolu’da yüreklerini açan insanların şevkatlarıyla acılarını unutmaya çalıştılar. Kurtuluş savaşında Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında acılarını tekrarlayarak bu ülkenin var oluşu için kanlarını akıttılar. Bizler Abhazya için Türkiye için tüm dünya için tek bir şey istiyoruz. Barış ve kardeşlik istiyoruz. Bana yaşattığınız bu onur için sizlere şükran borçluyum, saygılarımla” diye konuştu.  Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Abhaz Kültür Günleri kapsamında Abhazya’dan gelen Ayhabılar Azar grubu, Nart ekipleri, Gunda müzik grubu, sanatçılar Ramina Zade, Nodar Sagarya, Rafail Gagulya, Ludmila Hitzkurovna, Muşni Lasurya, Gennadi Bebirya ve Lev Avitzba’dan otantik ve klasik Abhaz şarkılarıyla konuklara verdikleri konser ile dinleyicileri Abhazya’ya götürdü. ‘Abaza’ ve ‘Amra’ dans ekipleri konuklara Kafkas danslarından doyumsuz dakikalar yaşattı. Doğan Haber Ajansı http://www.dha.com.tr/kartalda-abhaz-kultur-festivali-yogun-ilgi-gordu-son-dakika-haberi_468007.htmlp>  nanKaffed

Onlar

Onlar bizim çocuklarımız.  bak,yüzlerinde güneş,gözlerinde ışık.  Aldanma gülüşlerine sen,  Yüreklerinde yüz yıllık ayrılık.  Kolay değil gizlemek  Bu gecenin karası gibi,  Yürek yarası gibi hüznü.  Onlar atalarımızın enkazı dünden kalan  onlar yarınımzın umudu yeşerecek olan.  Dünü ve bugünü  Bir Çerkes süvarisi gibi yarına taşıyan,  Bizim çocuklarımız onlar.  Kazaska'da,Şımka'da  Atlarımız gibi şahlanan.   Ergun Yıldız+''+nan+''+Ergun Yıldız

Bugün 21 Mayıs

Bu gün yirmibir mayıs  Gemiler geçiyor gözlerimden  O gemiler ki halkımı sürgüne taşıyor.  O gemiler ki rıhtımlara yanaşıyor,  Tıka basa insan,tepeleme can yükleyerek  Bir azgın denizi aşıyor.  Bu gün yirmibir mayıs  Gemiler geçiyor gözlerimden  O gemiler ki güvertelerinde çocuklar üşüyor.  O gemiler ki ölüme açılmış yelkenleri  Can çekildiğinde bedenden  Denize atıyorlar ölenleri.  Bu gün yirmibir mayıs.  Geleceğimden sürüldüğüm,  Gurbete düşürüldüğüm gün bu gün.  Esarete ilk adımı atışım,  Son günüdür yurdumu görüşümün.  Bu gün yirmibir mayıs.  İki kıyıyı  ve ortasındaki denizi mezar eylediğim gün.  Bu gün,  Yüz kırkıncı yılıdır sürülmüşlüğümün.  Bu gün yirmibir mayıs.  Karadeniz kıyısında bir çocuğum.  Cesetlerle dolu her yer,  Sağlar,ölülerden beter…  Annemi arıyorum yarı canlı bedenler arasında.  Kim bilir belki denizin dibinde şu an  Belki gidenler arasında.  Bu gün yirmi bir mayıs  Gemiler geçiyor gözlerimden.  Ve ben  sana sesleniyorum.  Tut elimi vatan!  Sürgün evladınım ben senin.  Çocuğunun çocuğuyum belki de,  yüz kırk yıl önce sürülenin.  Bu gün yirmi bir mayıs  Gemiler geçiyor gözlerimden  Her yıl bu kıyılara gelir,  bu gemilere bakarım ben.  İki damla göz yaşına dönüşür tüm varlığım  Sessizce Karadeniz'e akarım ben.  4/2004div> Ergun Yıldızdiv>  +''+nan+''+Ergun Yıldız

Mülteci Damla

Tarihteki ilk mülteciyim ben.p> Beyaz mahallesinde bir zenciyim ben. Peygamber Musa asasıyla Kızıldeniz’i yardığı için Enim de yüreğim yarıldı ortasından, Sığınsın diye mülteciler. Büyük dedem, dedemin dedesi yani 1864 Kafkas sürgünü. Bir geminin ambarında terketmiş Kafdağının eteğindeki nazlı yurdunu. Ama, bir ömür boyu terketmemiş gözlerini Memleketten ayrı düşmenin hüznü. Şimdi evimim en güzel köşesini süslüyor Gümüş işlemeli Kafkas hançeri Hiçbir acı kanatamaz yüreğimi Bir mültecininki kadar. Balkanlarda da kıyılan benim, Filistin’de, Kafkasya’da Ve dört bir yanında dünyanın. Mülteci bir damlasını ben Okyanusun kuytu bir köşesine savrulmuş. Bütün damlalarla aynı saftayım. Alın, yüreğimi yüreğinize damlatayım. Damlasın dursun yüreğim. Ta ki, yeryüzündeki en son mülteci Vatanına kavuşana kadar.   Adnan ÖZVERİ+''+nan+''+Adnan Özveri

Bir Sürgünle Sohbet

Ekmeği ortasından ikiye bölersen, dostluk çıkarp> Bir halkı bölersen, düşmanlık. “Soykırım”, sözcük olarak da kirletti dünyayı Ey sürgün! Hiçbir zaman unutma köklerindeki büyük acıyı, Ama hep nefretin tutkalıyla yapıştırma sesinin rengindeki çatlağı. Barışın adaleti beyazdır, nefretin adaleti kapkara, Unutma, tepe kendiliğinden yüksektir, kuş da öyle, ağaç da... Sen kendi kendine yüksek ol, Irkçılığın mayasıyla değil, Barışın ve sevginin mayasıyla yoğur bilincini. Ey sürgün! İster bütün sınırların ötesi ol git gidebildiğin yere, Ama günebakan gibi geldiğin yöne çevir hep yüzünü. Unutma, bütün insanlığın rengini de soldurursun kendi rengini soldurduğun zaman.   ADNAN ÖZVERİ Nart Dergisi+''+nan+''+Adnan Özveri

Asırlık Portre

Artık ne başımdaki kalpağımp> Ne belimde gümüş kakmalı kamam Rüzgarlarla yarışan Atalarımı da öldürdüler !   Ama Gözlerim hala vadi yeşili Saçlarım güneş boyalı Ve bedenimin onurla taşıdığı Mızıka kokulu Bir dağlı yüreği...                                        Sosren MAZE                   ( Kafdağı Ekim-Kasım 87 )                                        Nart Dergisi+''+nan+''+Nart Dergisi

Sür Atını Gecenin İçinden

(Kafkasya’yı Geceleyin Boydan Boya Geçerken*)h1>   Sür atını! Gecenin ortasından sür!p> Sür; gecenin içinden.p>   Görüntüler...  Anılarp> Gök gürültüsünden süzülen yankılar.p> Şimşekler, kahkahalar...p> Binlerce güvercinin sesinde çığlıklar.p>   Sür atını! Gecenin ortasından sür!p> Sür; gecenin içinden.p>   Karanlığın kadife örtüsü,p> Sessiz ağaçların belirsiz görüntüsü...p> Durmuş bakıyorlar.p> Ki, yaşamın gizine ermiş sessiz tanıklar onlarp>   Sür atını! Gecenin ortasından sür!p> Sür; gecenin içinden.p>   Mahmur tepelerde balkıyan yıldızlar,p> Raks ederek, ta denize dökülüyorlar.p> Sen, atını koştururken dörtnala ülkende,p> Onun yumuşak eli hep üzerinde.p> Nereye gidersen git,p> Çizer kaderini de.p>   Sür atını! Gecenin ortasından sür!p> Sür; gecenin içinden.p>   Beni de al, beni de al gezine,p> Götür beni de zamanın ötesine.p> Sözcükler yitip gitti,p> Sığındı sesler orman mabedine.p>   Yanıtlar bul, sorular sor.p> Ulaş köklerine o antik ağacın,p> Al götür beni danslara, şarkılarap> Süreceğim atımı denizin Ay’la buluştuğu ufuklara...p>   Sür atını! Gecenin ortasından sür!p> Sür; gecenin içinden.p>   *Loreena McKennitt’in “The Book Of Secrets” albümündeki “Night Ride Across The Caucasus” şarkısının sözleri. Çeviren : Çetin Önerem>p>+''+nan+''+Loreena McKennitt

Osmanlı İmparatorluğu Sağlık Kurulu’na Rapor. Samsun, 20 Mayıs 1864

  Osmanlı İmparatorluğu  Sağlık Kurulu’na Rapor. Samsun, 20 Mayıs 1864 Baylar, Samsun’a 6 gün önce geldim. Kentin ve talihsiz göçmenlerin içinde bulundukları durumu tarif etmeye sözcükler yeterli değil. Kentin hanlarında, harabe binalarında ve ahırlarında yığılan Çerkeslerden  (8.000 ila 10.000 kadar) gayri, Irmak ve Dervent’teki kamptan gelen 30.000’i aşkın insan meydanları doldurmakta, caddeleri tıkamakta, sahipli arazilere girmekte, her yeri işgal etmekte ve gün boyu buralarda kaldıktan sonra ancak gün batımından sonra ortalıktan çekilmektedir. Kapı eşiklerinde, dükkân önlerinde, yolların-meydanların orta yerlerinde, bahçelerde, ağaç diplerinde, her yerde, hasta, ölmek üzere ve ölmüş insanlar dolu. Göçmenlerin bulunduğu her yer, her sokak köşesi, uğradıkları her bir nokta bir enfeksiyon yatağı haline gelmiştir. Karantina bürosunun birkaç adım ötesindeki ancak 30 kişi alabilecek bir depo binası önceki güne kadar hepsi hasta veya ölmek üzere olan 207 kişiyi barındırıyordu. Ben bu bulaşıcı hastalık yuvasını boşaltmayı üstlendim. Bu korkunç izbenin içine girmeyi hamallar bile reddetti. Oradan, değerli iş arkadaşım Ali Efendi’nin yardımı ile çürüme halinde birçok ceset çıkarttım. Bu olay kentte kalmalarına izin verilen göçmenlerin acıklı durumu hakkında bir nebze fikir verebilir. Trabzon’da gördüklerim Samsun kentinin sergilediği ürkünç manzara ile kıyas kabul etmez. Kamplar ise bundan daha az iğrenç bir manzara sergilemiyor. 40.000 ila 50.000 kişi, kesin bir yoksulluk içinde, hastalıkların saldırısı altında, büyük kısmı ölüp giderek, başlarının üzerinde bir çatıdan, ekmekten ve mezardan bile mahrum, buraya atılmış durumdadır. Mutasarrıfı, donup kalmış ve böylesi bir acil durumda ne yapacağını bilemez durumda buldum. Ata Bey’in ne parası var ne de kredisi. Ölüleri kaldıran adamlara ödeyecek parası bile yok. Pazarda ona peşin parasız hiçbir şey verilmiyor. Kefen için birkaç metre kaput bezi bile. Göçmenlerle ilgilenecek hiç kimse yok. Ölüleri gömmek için bir düzenleme yok. At yok, araba yok, tekne yok, hiçbir şey yok. Büyük çoğunluğu günlerdir bir şey yememiş olan göçmenleri beslemek için derhal çare bulmak gerekiyordu. Birçok mısır tüccarına ve özellikle de Bay Serkis Kirorkyan’a başvurdum. Onları Mutasarrıfla bir araya getirdim. Şimdi onların sağladığı unu kullanmaktayız. Benimle birlikte buraya gelen İsmail Bey her bir göçmene günde 50 Dram (yaklaşık 200 gr. Ç.N ) ekmek verilmesini gözetiyor. Ayrıca, bir miktar da hint mısır unu buldum ve bu kısıtlı olanaklarla 70.000 ila 80.000 sürgüne biraz rahatlık sağlayabildik. İkinci sorumluluğum ölülerin kaldırılması için bir düzenleme yapmaktı. Bunun için karantina bürosunun sandığına başvurmam gerekti. Orada birkaç yüz lira buldum. Sonra kentin boşaltılması ve limandaki 11 gemi ve 7 büyük sandalda bekletmekte olduğum Çerkeslerin karaya çıkarılması için girişimde bulundum. Yolcular kentten birkaç mil uzaktaki Kumcuca’da karaya çıktılar. Buraya son üç günde kentteki kovuklardan çıkardığım 3.000 ila 4.000 kişiyi yolladım. Kentin boşaltılmasına devam ediliyor, ancak sandığın kaynakları da tükenmek üzeredir. Çözmek zorunda olduğumuz sorun mutlak para ve polis gücü yokluğudur. Hükümet kargaşayı önlemek için parasal desteği ve bir polis gücünü sağlamakta acele etmelidir. Şu an burada, yiyecek ekmeği olmayan 70.000 ila 80.000 kişi bulunmaktadır ve bunların kargaşa yaratabilecek davranışlarını denetim altına alabilecek hiç kimse yoktur. Keşke Ekselans Büyük Vezir buraya gelip bu kadersiz kentin ve kampların sergilediği manzarayı görebilseydi. Türk Hükümetinin bu kadar büyük bir nüfusu başka bir yere çabucak taşımasının kolay olmadığının bilincindeyim. Ne var ki, göçmenler için gerekli para miktarını yollayarak Mutasarrıfa yardımcı olabilecek de yalnızca Hükümettir. Parayla kent ve Irmak boşaltılır, göçmenler Kumcuca veya Dervent’te sağlıklı kamplara yerleştirilebilir, giyecek, çamaşır, sabun hemen satın alınabilir, erzak temini garanti edilebilir. Bir kez daha yineliyorum: Burada 70.000 ila 80.000 göçmen var. Birkaç güne kadar bu sayı ikiye katlanacaktır. Böylesine büyük bir insan kitlesi nasıl denetlenebilir? Nasıl beslenir ve gereksinmeleri nasıl karşılanabilir? Bu göçün bu şekilde kendi haline bırakılması gerçek bir felaket olacaktır. Limanda,10.000 Çerkes’i İstanbul Boğazı ağzındaki büyük limana taşıtmak amacıyla kiralamaya teşebbüs ettiğim 10 ila 20 büyük tekne var. Kaynak yetersizliği nedeniyle yola çıkmalarını ertelemek zorunda kaldım. Sonuç olarak, Mutasarrıfın hiç parasının olmadığını belirtiyorum. Burada günlük ekmeğe gereksinimi olan 70.000 ila 80.000 kişi vardır ve burada yeterli unumuz olsa bile mevcut fırınlar yeterli olmayacaktır; peksimete gereksinimiz vardır. Açlıktan ölenler vardır ve dört gündür günlük tayınlarını alamayanların sayısı da çok fazladır. Görevli sağlık müfettişi, Barozzi ,  “strong>Çerkes Göçü”, The Times, 13 Haziran 1864, Sayfa 10p>   Report to the Board of Health of the Ottoman Empire, Samsun, May 20, 1864p> http://www.circassianworld.com/Circassian_Emigrants.htmlem>p>+''+nan+''+Kaffed

Maykop’ta Jeoloji, Jeofizik ve Jeoekoloji Konferansı

Maykop Devlet Teknoloji Üniversitesi 14-17 Mayıs tarihlerinde "Modern Enformatik Teknolojileri ile Jeoloji, Jeofizik ve Jeoekoloji Uygulamaları" konulu bir konferans düzenliyor. Adigey Cumhuriyeti'nin başkenti Maykop'ta düzenlenen konferans, 20. kuruluş yıldönümü vesilesiyle Maykop Devlet Teknoloji Üniversitesi'ne ithaf edildi. Konferansı düzenleyen bilim insanlarına başarılar diliyor, Adigey Cumhuriyeti'nin gelişmesine yaptığı katkıların devam edeceği inancıyla Maykop Devlet Teknoloji Üniversitesi'ni kuruluşunun 20. yıldönümünde kutluyoruz.p> Konferansta tebliğler Rusça veya İngilizce sunulacaktır. Konferansa katılmak isteyenler Maykop Devlet Teknoloji Üniversitesi'nden daha detaylı bilgi temin edebilirler: MDTÜ Mühendislik ve İktisat Fakültesi Dekanlığı Tel: (8772) 52 63 20, (8918) 42 318 45 E-mail: de_ta@rambler.ru Web sitesi: www.mkgtu.ru/art/2080/ İngilizce çağrı metni: Kaffed web sitesip>  nanKaffed

Doğu Akdeniz Bölge Dernekleri Toplantısı Yapıldı

KAFFED'e bağlı Doğu Akdeniz Dernekleri bölge toplantısı Doğu Akdeniz Bölge Koordinatörü Adana Çerkes Kültür Derneği'nde 05.05.2013 tarihinde yapıldı.Toplantıya Kaffed yönetim kurulu üyesi Bekir Sami Yavuz, Afşin, Göksun, G.Antep, İskenderun, K.Maraş ve Reyhanlı dernek başkanları katıldı. Toplantıda  bölge derneklerimizin 21 Mayıs Çerkes Sürgün ve Soykırımı ile ilgili olarak bölgelerinde gerçekleştirilecek anma programları değerlendirildi. Daha sonra Samsun'da gerçekleştirilecek olan anma programına bölgedeki tüm derneklerimizin en üst düzeyde katılım sağlanması için çalışma başlatılması kararı alındı. 25 Mayıs'da Samsun'da yapılacak anma programına katılımcı sayısının 20 Mayıs gününe kadar netleştirilmesine, 24 Mayıs akşamı yola çıkılmasına ve tüm derneklerin birlikte Samsun'a hareket etmesine karar verildi. Daha sonra Suriye Çerkeslerimizin son durumu ile ilgili olarak bölge derneklerimiz görüş alışverişinde bulundu. Kaffed Suriye Kriz Masasında olan başkanlarımız gelişen olaylar hakkında bilgi verdi. Toplantıda ele alınan ve yapılması gerekli olan konuların Kaffed Suriye Kriz Masası'na aktarılmasına karar verildi. Diğer bir gündem ise yaz sezonunun gelmesi ve bölge derneklerinin sezon sonu faaliyet ve programları hakkında görüş alışverişinde bulunulmasıydı. Buna göre Adana Çerkes Derneği 2 Haziran Pazar akşamı Göksun derneği 30 Haziran'da Göksun Çerkes Şenliği ve K.Maraş Derneği tarih belli olmamakla beraber Arslanbey Park Açılışı programı gerçekleştireceğini belirtti. Reyhanlı Derneği ise Ramazan Bayramı 2. günü Reyhanlı'da gece yapacaklarını belirtti. Başkanların talebi üzerine gündeme alınan Doğu Akdeniz Çerkes Gençliğinin bölgede yaptığı toplantıların önemi vurgulandı ve etkinliklerle  ilgili olarak, Doğu Akdeniz Çerkes Gençliği Adana temsilcisi Teuwej Hajykoe'dan bilgi alındı.  Toplantı iyi dilek ve temennilerle sona erdi. Toplantı öncesinde dernek başkanları; geçen hafta hayatını kaybeden Mersin Dernek Başkanı İbrahim Burcu'nun annesi için Mersine başsağlığına gittiler. Adana Çerkes Kültür Derneği Yönetim Kurulu Adına Başkan İsa ElagöznanKaffed