Gene Geleceğiz

Gene geleceğiz karşılaşmanın yollarında. Bir bülbül kulağıma fısıldadı: Gene geleceğiz. Bülbüller oralarda yaşarlar henüz. Şakırlar yazılarımızda. Gene geleceğiz gölgeleri arasında özlemin, yadırgamanın mezarlarında bizim yerimiz de var, bu kesin. Yorulma gönül, dönüşün yollarında çökme sakın. Gene geleceğiz, gene.   Abu Salma Çev: A.Kadir-Süleyman Salom+''+nan+''+Nart Dergisi

Uzaklarda Bir Yerde

UZAKLARDA BİR YERDE   Sürüden artakalmış yolunu şaşırmış rengarenk bir kelebek uçuyor penceremin önünde. Telaş içinde, bu sonbahar gününde.   Aynı anda, Kafkasya’da, Beslan sokaklarında bir çocuk. belli ki geç kalmış, sarı saçları taranmamış. Bir elinde kır çiçekleri Kitaplar bir elinde. Yürüyor soluk soluğa Okul yolunda.   Uzaklarda bir yerde Ortadoğu’da. bir başka çocuk. Gövdesi cılız gözleri Kara. Fukara mı fukara. O da düşmüş sokaklara... Koltuğunun altında bezden bir torba. İçinde Elifba Cüzü, O yaşta yaşlanmış yüzü. Saçları kıvır kıvır yanaklarında ter. Doğum yeri: Telâfer.   Filistin’de, Tiğrit’te, Bağdat’ta... Islık çalıyor mermiler. Ölüler, ölüler, ölüler...   Dünyanın bize uzak haritalarında Ev Ödevleri yerine, korku, gözyaşı... Ve, Çığlıklar taşıyorlar çocuklar Beslenme çantalarında.   Çetin ÖNER+''+nan+''+Çetin Öner

Sözümüz Var

  SÖZÜMÜZ VAR indirildik atlarımızdan zorla! ve bindirildik gemilere   çoluk çocuk yaşlı kadın bebektik!   taşındık! osmanlı gemileriyle günlerce!   döküldük kimimiz yarı yolda karadenizde!   kimimiz kucaklayıp ölmüş! üç aylık bebekleri ninniler söyledik!   kimimiz köle pazarlarından istanbul’daki akrabalara hediye gönderildik!   kurtardık ülkeleri kahraman olduk! paşa olduk! bey-efendi olduk! “hain” olduk!   lakin…   hep orada yüreği kulağı gözü… brecht’in demesi “elverdiğince sınıra yakın bir yerde tedirgin beklemedeyiz dönüş gününü … biz kendimiz bile vahşet söylentileri gibiyiz”   toplayın atlarımızı yılkı’dan!   döneceğiz! div>   e.açıybap>+''+nan+''+Erol Açıyba

Adığe

  ADIGEp>   Dörtbin yaşında bir atlıyım ben, Çelik bedenli, kanatlıyım ben. Ben bir meşe ağacıyım BEN umudun inancıyım Karanlıktan kurtulmuş, Bir kurtarıcıyım.   Benden sonra Irmaklar, denizler, dağlar... Ateşi ve aydınlığı aldım ellerinden İnsanlaştı Tanrılar.   İzimi değil, İmzamı taşır bu yüzden Gelmiş ve gelecek uygarlıklar.   Bir yanım Hatti benim Bir yanım Hitit. Hattuşili, Midas, Neferitit...   Biri dayım, Amcam biri. Biri kardeşim. "Güneşin Oğlu" değilim ben, Güneşim.   Bir yanım Mısır, Frig bir yanım. Bir yanım Babil. Roma, Germen, Bizans, Yabancım değil.   Ben Avrupa, Ben Asya, Ben Kafkasya, Ben Anadoluyum.   Ben Abrek, Ben Sosruk, Promete, Spartaküs...                        Ben Setenayoğlu'yum.   Ben Kuzey, Ben Güney, Ben Batı, Ben Doğu'yum.   Adem ki Büyük Dedem. Önce Havva iken Ninem. Adı kondu yeniden: *Nıse Cennetten kovuldu ikisi de. Nedeni kızıl bir *Mıarise.   Zebur, Tevrat, İncil, Kur'an...   *"Yege!" dedi Tanrı Tha Benim ilk okuyan   Ben Davut; Golyat'a sapanıyla karşı koyan.   Ben Nasıralı İsa; Haçını sırtına vuran.   Ben çağdaş bir yalvaçım Bütün putları kıran.   Ben Adige. Yani, İnsanoğlu "İNSAN" !     Çetin ÖNER  '99 * Nıse: Gelin / Mıarıse: Elma /  Yege! : Oku !  +''+nan+''+Çetin Öner

Yorgun Bir At İçin Füğ

YORGUN BİR AT İÇİN FÜG (Çetin Öner)   ben, yorgun bir atım. Taa Hititlerden kalma, bu pathetic suratım.   ben, huysuz bir atım. ben uykusuz, ben, mutsuz bir atım...   ben, Akdenizli dağlı, ben, dört ayağı bukağılı bir atım...   ben, İtilip kakılmış, Yılkıya bırakılmış, suskun... ben, dünyaya küskün bir atım...   ben, canı terkisinde ölüm ensesinde dolaşan, ben, iki bin yıldır savaşan bir atım...   ben, yurdu talan, canı beleş. ben, sürgün, kıyım, acı... ben “Yerleşik Yabancı”... ben, serkeş bir atım...   ben, Asi Asyalı, ben, Kafkasyalı bir atım...   ben, Kabartay, Abaza... ben, Çılgın Çeçen... ben bütün atların kardeşliğini isteyen bir atım...     ben, yaşlı, yaralı ben, ne oralı, ne buralı... ben Diasporalı. Ben aykırı, kırgın... ben, çok yorgun bir atım.+''+nan+''+Çetin Öner

Reyhanlı’da Patlama

Reyhanlı ilçesinde bugün saat 13.45'te Belediye binası yakınında 4 ayrı patlama oldu. Çok sayıda kişinin yaralandığı patlamalarda Reyhanlı Belediyesi büyük hasar gördü. Patlamalarda yaralananlar bölgeye sevk edilen ambulanslarla hastaneye taşınıyor. Reyhanlı Belediye Başkanı Hüseyin Şanverdi, "Belediye binası ile postane merkezi önünde iki ayrı patlamanın meydana geldi. Patlamanın şekli ile ilgili henüz tam bir bilgiye sahip değiliz. Antakya'dan olay yerine intikal etmek üzere yola çıktım" dedi. Belediye binası yakınındaki ahşap bir ev patlamanın etkisiyle çöktü. Patlamanın etkisiyle ilçede elektrikler de kesildi. Polis çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. Patlamanın şiddetiyle çevrede büyük panik yaşanırken Atatürk Caddesi'nde toplanan Türk gençler yoldan geçen Suriyelilere saldırdı. Onlarca kişi, yaya ve araçlarla geçen Suriyelilere saldırması üzerine olay yerine gelen polisler havaya ateş açarak kalabalığı dağıtmaya çalıştı. NTV'ye konuşan İçişleri Bakanı Muammer Güler, patlamalarda 40 kişinin yaşamını yitirdiğini, 29'u ağır 100 kişinin de yaralandığını söyledi. Reyhanlı'dan alınan haberlere göre yaralılar arasında iki hemşerimiz de bulunuyor. Suriyeli mültecilere yönelik saldırılar nedeniyle, Suriyeli Çerkes mültecilerin de güvenliğinden endişe ediliyor. nanKaffed

Rus Çerkes Savaşı ve Çerkes Soykırımına Dair Raporlar ve Tanıklıklar

  Çar I.Petro (1722) : “Rusya’nın çıkarları için mümkün olabildiği kadar İstanbul’a ve Hindistan’a yaklaşmak lazımdır. Buraları elinde tutan Dünya’ya hükmeder. Bunun için de ne gerekiyorsa onu yapmalıyız...”p> Rus General Tsitsianov (1804): “ Kanım kazanda gibi kaynıyor, asilerin kanıyla topraklarınızı sulamak arzusuyla bütün organlarım sarsılıyor... Size diyorum ki benim süngü, gülle ve kan nehri metodumla topraklarınızda akan nehirlerin suyu bulanık akmayacak, ailelerinizin kanıyla boyanmış olarak kıpkırmızı akacak.”p> Grand Dük Michael: “ Dağlılar teslim olmuyor diye biz görevimizi yarıda bırakamazdık. Yarısının temizlenebilmesi için öbür yarısının yok edilmesi gerekiyordu.”p> Prens Baryatinski (Çar Naibi): “Karadenizin kıyılarını bir Rus denizi ve toprağı haline getirmek için dağlıları kıyıdan temizlemek zorundaydık. Dağlı Çerkeslere ulaşabilmemize engel olan Kuban ötesi halkların da tümüyle yerlerinden kaldırılması gerekiyordu.”p> Kafkasya Orduları Kurmay Başkanı Milyutin: “..Dağlıları, zorla ve bizim istediğimiz yerlere göndermeliyiz. Gerekiyorsa Don yöresine sürmeliyiz. Bizim esas gayemiz Kafkas dağlarının eteklerindeki bölgelere Rusları yerleştirmektir. Ancak bunu şimdiden dağlılara hissettirmeyelim...”p> M.İ. Benyukov: (Dağlılara karşı savaşan ve anısını yazan): “Batı Kafkasya’nın iskanı ile ilgili resmi projenin uygulanmasından sorumlu Kont Yevdokimov, Kuban bölgesiyle pek ilgilenmiyordu. Çok pahalıya mal olan savaşı bitirebilmek için bütün dağlıların denizin karşı tarafına kovulması O’nun hedefiydi. Kuban ötesinde kalanların da tehlikeli olma ihtimaline karşın, sayılarının azaltılması ve yaşam şartlarından yoksun kılınmaları için her çareye başvurmaktı.”p> Kont Yevdokimov’un Savaş Bakanlığı’na 1863 Kasım ayında gönderdiği yazıdan: “Batı Kafkasların fethi ile ilgili plan açısından şimdi de kıyı şeridini temizlemeliyiz...” (Devlet Tarih Arşivinden)p> Rus Tarihçi Sulujiyen: “Dağlılar teslim olmuyor diye biz davamızdan vazgeçemezdik. Silahlarını alabilmek için yarısının kırılması gerekti. Kanlı savaşta bir çok kabile tümüyle yok oldu. Ayrıca,çoğu anneler bize vermemek için kendi çocuklarını öldürüyorlardı...”p> Rus Tarihçi Zaharyan: “Çerkesler bizi sevmezler. Biz onları, özgür çayırlarından çıkardık. Avullarını yıktık. Bir çok kabile tümüyle yok edildi...”p> Rus Tarihçi Y.D. Felisin: “Bu, gerçek ve acımasız bir savaştı. Yüzlerce Çerkes köyü ateşe verildi. Ekin ve bahçelerini imha için atlara çiğnettik, sonuçta bir harabeye dönüştü."p> Kont Lev Tolstoy: “Köylere gece karanlığında dalıvermek adet haline gelmişti. Gece karanlığının örtüsü altında Rus askerlerinin,ikişer üçer evlere girmesini izleyen dehşet sahneleri öylesineydi ki, bunları hiçbir rapor görevlisi aktarmaya cesaret edemezdi...”p> Muhaliflerden N.N. Rayevski:” Bizim Kafkasya’da yaptıklarımız, İspanyolların Amerika topraklarında yürüttükleri savaşların olumsuzluklarının aynısıydı. Dilerim ki, Yüce Tanrı Rus tarihinde kan izlerini bırakmasın...”p> Çar II. Alexander’nin Kont Yevdokimov’a kutlama mesajında : “Üç yıl içerisinde Batı Kafkasya’ya boyun eğdirilerek uyuşmaz yerli halkları temizleyip çıkardınız. Uzun yıllar süren kanlı savaşın zararlarını kısa sürede bu verimli topraklardan çıkartabiliriz...”p> Jan Karol: “Rusya’nın Kafkasya’yı fethi, çağımızın barbarlık tarihinin en feci tablosunu oluşturur. Kafkas dağlılarının direnişini kırabilmek için 60 yıllık askeri terör ve kıyım gerekti...”p> Hakhurat Ş.Y.- Liçkov L.S. “Adıgeya isimli kitaplarında: “Çarlık yönetimi, yüz binlerce Çerkesi Kafkasya’dan sürgün etti. Kanlı savaşla dağlı halkları vatanlarından kovarak yok ettiler...”p> Grand Dük Michael: Savaşın sonlarında Kafkasya’ya geldiğinde, Çerkes beylerinin mağlup olduklarını, Rus yönetimini kabul ederek kendi topraklarında yaşamalarına izin verilmesini istediklerinde verdiği cevap: “Size bir ay süre veriyorum. Bir ay içerisinde ya Kuban ötesinde gösterilecek yere gidersiniz ya da Osmanlı topraklarına gidersiniz. Bir ay içerisinde sahile inmeyen köylüleri ve dağlıları savaş esiri sayıp ona göre işlem yapacağız.”p> Y. Abramov  Kafkas Dağlıları kitabında: “O zamanlar dağlıların başına gelenleri anlatmaya sözcüklerin gücü yetmez. Binlercesi yollarda, binlercesi açlık ve sefaletten öldüler. Kıyılar ölü ve ölmek üzere olan insan doluydu. Annesinin soğumuş cesedinde süt arayan yavrular, donup öldüğü halde çocuğunu kucağından bırakmayan analar ve sırf ısınmak için sıkışarak yattıkları yerde birlikte donarak ölen gruplar, Karadeniz sahilinde olağan manzaralardı...”p> Rus İ. Dzarov : “ Osmanlı’ya göç etmek üzere yola çıkanların yarısı bile oraya ulaşamadı. Bu denli bir perişanlık insanlık tarihinde çok azdır.”p> Rus St.Petersburg Gazetesi: “Savunmaları ile ölümsüzleştirdikleri sahillerden kaçış başladı. Çerkesya artık yok. Dağlardaki artıkları da askerlerimiz yakında temizleyecek ve savaş kısa zamanda sona erecek...”p> Prens Mihail'in Yevdokimov'a mektubu (1863):“ Abzehlerin itaat ettiğini, Ubıhların yenildiğini bildiren raporunuza çok sevindim... Kafkaslar'ın kuzey yamacına cesur birlikleriniz boyun eğdirdi. Güneybatı yamacınında bize düşman vahşi halktan temizleneceği, şimdiye kadar girilemeyen Karadeniz'in doğu kıyısının da Rus nüfus yerleştirilerek gerçekten Rus olacağı zaman yakındır. Ümit ediyorum ki, bu an yakında gelecek ve itaat etmiş bütün Batı Kafkasya'yı imparatorun ayakları dibine sereceğiz.”p> Dekabrist Lorer: ‘’Zass, karargahının yakınında, özel olarak yapılmış küçük bir tepenin üzerine, mızraklara geçirilmiş, sakalları rüzgarda uçuşan Çerkes kafaları dizmişti. Bu iğrenç tabloyu seyretmek üzüntü vericiydi… Bir gün Zass, davetlisi bir hanımın ricası üzerine düşman kafalarını kaldırmayı kabul etti. Bizde o sırada misafiriydik. Generalin çalışma odasına girdiğimizde dayanılmaz, iğrenç bir kokuyla sarsıldım. Zass gülerek, yatağın altında kafaların konduğu sandıkların bulunduğunu söyleyerek şaşkınlığımızı giderdi ve camlaşmış gözleriyle korkunç şekilde bize bakan birkaç kafanın bulunduğu kocaman bir sandığı çekip çıkardı. ‘’ Onları neden burada tutuyorsunuz’’? diye sordum. ‘’ Onları kaynatıyorum, temizliyorum ve anatomi çalışmaları için Berlin’deki profesör dostlarıma gönderiyorum’’ diye karşılık verdi.p> Rus Kazak kadınları Çerkeslerle yapılan savaşlardan sonra savaş alanında dolaşarak Alman asıllı General Zass’ın iyi para ödediği Çerkes kafalarını kesiyorlardı. Zass, bu vahşi uygulamadan vazgeçmesi için üst makamları tarafından uyarılana kadar birçok kafayı kaynatıp temizledi ve Berlin’e gönderdi.p> Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar Gazeteleri: “Ruslar, Kafkasya’nın tamamını yerle bir ettiler. Köyleri ateşe verdiler. Savaştan sonra da yerli halkları vatanlarından sürüyorlar, onlar da terkediyorlar...”p> Fransız Gazeteci A. Fonvill: “Gemicilerin gözü doymuyordu. 50-60 kişilik gemiye 200-300 kişi alıyorlardı. Biraz su ve ekmekle yola çıkmışlardı. 5-6 günü aşınca bunlar tükeniyor ve açlıktan salgın hastalıklara yakalanıyorlar, yolda ölüyorlar ve onlar da denize atılıyorlardı. 600 kişiyle çıkan gemiden ancak 370 kişi sağ çıkabilmişti.”p> Polonyalı Albay Teophil Lapinsky: “Göçmenlerin sorunu felakete dönüşüyor. Açlık ve hastalık had safhada. Trabzon’ gelen 100.000 kişi 70.000 kişiye indi. Samsun’a 70.000 kişi indi. Günlük ölü sayısı 500 kişidir. Trabzon’da bu sayı 400 kişidir. Gerede Kampı’nda 300 kişi, Akçakale ve Sarıdere’de günlük ölüm 120-150 kişi arasındadır. İtalyan Dr. Barozzi’nin raporlarında şu ibareler dikkat çekicidir ''İnsanlar, uzun süre bitkiler, bitki kökleri ve ekmek kırıntılarıyla hayatta kalmaya çalışıyorlar.”p> Rus Araştırmacı A.P.Berge: “ Novorovski koyunda 17.000 kadar dağlının toplandığı kıyıda gördüklerimi unutamam. Onların bu durumunu görenler Hıristiyan da olsa, Müslüman da olsa, Ateist de olsa dayanamaz, çökerdi. Kışın soğuğunda, karda evsiz, yiyeceksiz ve doğru dürüst giyeceksiz bu insanlar tifo, tifüs ve çiçek hastalığının pençesindeydiler. Anasız kalmış çocuklar ölmüş annelerinin göğsünde süt arıyorlardı... Rus tarihinin yüz karası olan bu acılı sayfa Adige tarihi açısından büyük zararlara yol açtı. Sürgün, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelerinin tarihini ve politik bir birlik olma sürecini uzun yıllar kesintiye uğrattı.”p> İngiliz Elçi Lord Napiyer: “Çerkeslerden boşaltılan yerlere derhal Slavlar veya başka Hıristiyanlar yerleştiriliyorlar.”p> İngiliz Konsolos Gifford Palgrave: “17 Nisan 1867 günü tüm Abhazya’yı dolaştım. Rus olmamaktan başka bir suçu olmayan Abhaz halkının böylesine yok edildiğine ve ülkenin tahrip edildiğine tanık olmak çok acı verici...”p> İngiliz Konsolos R.H.Lang: “Samsun’dan çıkan 2718 yolcu Kıbrıs’a geldiğinde 853 kişi ölmüş ve diğerleri de ölüden farksızdı. Günlük ölüm sayısı 30-50 arasındadır.”p> İngiliz Parlamenter M. ANSTEY’in Parlamentoda ki konuşması : “İngiltere’yle ticari ilişkiye girmeye inandırılmış, İngiliz yandaşı yapılmış olan Çerkesya’ya ihanetle suçluyorum sayın Lord Palmerston’u. Hindistan’daki çıkarlarımızla beraber Bağımsız Kuzey Kafkasya’yı bilerek ve iterek Ruslara teslim ettiğiniz için aynı zamanda İngiltere’ye de ihanet ettiniz...”p> Lord Palmerston 8 yıl sonra aynı parlamentoda konuşurken şunları der: ”Sayın Lordlarım, Çerkesleri kendi başlarına büyük felaketlerle baş başa bıraktığımız doğrudur. Oysa, biz onlardan yardım istedik ve onları büyük fedakarlık ölçüsünde de kullandık...”p> Pinson: “Karadeniz sahilinde Çerkeslerin ölüm oranı % 50’ye yakındır. Sırf Trabzon’da 53.000 kişi öldü. Savaş artığı “yüzen mezarlar” olan gemilerden kaç tanesinin battığı bilinmiyor. Kafkasya’dan Balkanlara sürülen aile sayısı 70.000 ailedir. Edirne: 6.000, Silistre-Vidin: 13.000, Niş-Sofya: 12.000, Dobruca-Kosova-Priştina-Svista: 42.000 ailedir. Yaklaşık 350.000 kişi. Ölüm oranı daha az ve % 15-20 dolaylarındadır...”p>  A.P. Berje: Novorosisk limanında 17.000 Çerkes’in çektiği eziyeti ve başlarına gelen afetleri hayatım boyunca unutmayacağım. Kış aylarına rastlayan bu dönemde onca insan burada bir aydan fazla bekletildiler. İnsan kalbine kılıç gibi saplanan birçok olaya şahitlik ettim. Ruslar Çerkesler’e hayvanlara bile yapılmayacak şeyler yaptılar. Şu gördüğüm olayları kağıda gözyaşım damlamadan nasıl yazacağım?p> Shutsejuko Tseyko’nun Çar II. Alexander’a cevabı: (Çar II. Alexander, 1861’de Kafkasya’ya gelmiş. Çerkesler’e kayıtsız şartsız itaat etme ve dağlık bölgelerden inip bataklık düzlüklere yerleşme şartını koşmuştu.) ’’Belki Kafkasya Rus olacak ama Çerkesler damarlarında kan aktıkça Rus Çarının kölesi olmayacaklar, sağken vatanımızı teslim etmeyeceğiz. Ölüm köle hayatından iyidir. Atalarımızın savaşçı şanına leke sürdürmeyeceğiz; ''Ye tl’ın Ye tl’en - Ya kahraman ol ya öl.''p>             Kaynaklar: Nart Dergisi , Çerkes Sürgünü: 21 Mayıs 1864em>, Sayı 24 -  Mayıs, Haziran, 2001 li> Dumanish Avledin: Çerkes Kültürü Üzerine Etüd,em> Kayseri Kafkas Derneğili> Atlas Dergisi, Çerkesler, Kafkasya'daki Çerkesya, Anadolu'daki Kafkasya,a> Sayı 120 - Mart, 2003li> ul>+''+nan+''+Kaffed

İstanbul Kartal’da Sürgün Anıtı Açılıyor

ARTIK EYLEM ZAMANIp> Tüm örgütlerimiz yapacağı yerel etkinlikler ile Çerkeslerin sesini ve uğradığımız haksızlıkları dünyaya duyururken, 18 Mayıs 2013 Cumartesi günü saat: 19.30'da İstanbul/Kartal'da yapılan program çerçevesinde "21 Mayıs Çerkes Soykırım ve Sürgün Anıtı" açılışı gerçekleştireceğiz.div> 25 Mayıs'da Samsun'da saat 18.30'da tüm örgütlerimizle, duyarlı tüm Çerkesler ile beraber SAMSUN'da tek ses tek vücut halinde Soykırım ve Sürgünü lanetleyeceğiz, Soçi olimpiyatlarına karşı duruşumuzu tüm dünyaya göstereceğiz . "Gelmiştir zamanı bir ve beraber sesimizi duyurmanın ve haykırmanın günü... Kısır çekişmelerin zamanı değil, birliğin ve beraberliğin sergileneceği gündür artık".  div>  div> Saygılarımladiv> Vacit Kadıoğludiv> KAFFED Genel Başkanı   "21 Mayıs Çerkes Soykırım ve Sürgün Anıtı" Açılışıp> Tarih:18 Mayıs 2013  Saat: 19.30 Kartal sahil yolu üzerinde Dragos DSİ kampı karşısı,yelken kulubü iskelesi yani İstanbull     PROGRAMp> Açılış Konuşmaları Barkovizyon Sunumu     Ağıt – İstanbulak’o Şiir  ( minikler ) Ağıt – Si Wored Müzik Grubu  Şiir (gençler) Ağıt  ( HavAKaradaş) Ağıt (Warada Müzik Grubu) Meşaleli Kortej Nart Ateşi Mizanseni Karanfil ve çelengin denize bırakılması Kapanış   Anıtın üzerindeki yazı: "Bu Anıt, Yıllarca Süren Kafkas – Rus Savaşlarında Tarihin En Büyük Soykırım ve Sürgününde Yaşamını Yitiren İnsanlarımızın Anısına, Kartal Belediyesi Tarafından Yaptırılmıştır”  div> div>nanKaffed

25 Mayıs SAMSUN Etkinliği Bilgilendirme

Sürgün ve Soykırımın 149.yılında, 25 Mayıs tarihinde Samsun'da yapacağımız etkinliğimiz saat 18.30'da başlayacak olup (Protestolar, ağıtlar, orotoryo, sergiler vs.) Karadeniz derneklerimizin organize ettiği etkin program çerçevesinde tüm diasporadan ve Anavatandan ciddi  katılımla gerçekleştirilecektir. Samsun dışından gelecek araçlar Sevgi Kafe Arkası ve AKM arkasındaki otopark alanına park edebileceklerdir. Derneklerimiz belirleyeceği görevli gençlerin isimlerini (Ğoğua Yasin Mert Avcı=0 544 855 67 14 Natkho Salih Cengiz=0 507 212 80 65 Psıblen Nesren Ş. Kanşat= 0 543 381 35 56) bildirmeleri Samsun girişi ve park yerine ulaşımları konusunda da organizeli olmaları için irtibatta bulunmaları gerekmektedir. Soçi Olimpiyatları öncesi yapılacak kitlesel etkinlikte Çerkeskalarımızı giyip ,Kalpaklarımızı takıp, Şarhonumuzu sarmalayıp tek yürek duyuracağız sesimizi 25 Mayısta SAMSUN'dan... Saygılarımızla KAFFED 21 Mayıs organizasyon komitesi  nanKaffed

Kartal ve Sohum Arasında Protokol İmzalandı

Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, “Abhaz Kültürü Etkinlikleri” kapsamında Sohum ve Kartal şehirleri arasında protokole imza attı. Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen protokolün imzalanması sırasında bir konuşma yapan Kartal Belediye Başkanı Op. Dr.Altınok Öz, imzalanan belgenin geçerliliğinin İlçe Meclis onayı ardından İçişleri Bakanlığı’nın da onaylaması ile geçerlilik kazanacağını ifade ederek, “Ama burada biz şimdiden gönül işbirliğini gerçekleştirmiş olduk. Bu protokol resmi olarak yürürlüğe girene kadar biz gönül işbirliğinin imzasını atmış oluyoruz. Bu işbirliğinin oluşmasında Belediye meclis üyemiz Sayın Osman Güdü’nün, tercümanlığımızı da yapan sayın Sezai Babakuş’un, Belediye Başkan yardımcılarımın, kültür müdürünün, strateji müdürünün ve diğer müdürlüklerin katkılarını yadsımamız mümkün değildir. Bu etkinliğe emeği geçen tüm belediye çalışanlarına huzurunuzda teşekkür ediyor, sevgiler saygılar sunuyorum” dedi. Törenin ardından Kalp rahatsızlığı nedeniyle Türkiye’ye gelemeyen Sohum Belediye Başkanına acil şifalar dileyen Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, başkana verilmek üzere Kartal heykelciği, Bakan ve parlementerlere de Kartal heykelciği ve çeşitli hediyeler takdim etti. Konuk Abhaz Belediye Başkanı adına Başkan Yardımcısı Auzar Porto’da Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz’e Abhazya’ya ait alabaşa asası, abhaz kaftanı, ve kalpağı, yağlı boya Sohum resmi, Abhazya’yı tanıtan kitaplar hediye etti. Abhazya Kültür Bakanı da hediyesini verirken “Sevgili konuklar bugün çok anlamlı bir birliktelik yaşadık. Bize değer veren bağrına basan bazı yüksek yerlerden baskılar gelmesine rağmen bizi burada ağırlamaktan hiç taviz vermeyen Kartal Belediyesi’nin logosunda olan Kartal gibi güçlü asil kararlı değerli başkanımıza bende bu günün anısına küçük bir armağan sunmak istiyorum. Binlerce yıllık tarihimizin bu günlere ulaşmasında büyük emek göstermiş Abhazya tarihine adını altın harflerle yazdırmış şair yazar Dirmil Gulya resmi basılı madalyayı hediye ediyorum” dedi. Abhazya Parlemento Başkan vekili Dimitri Gunba’da parlemento adına bizim için çok değerli olan ilk altın paramızı ve 91-92 savaşımızı hatırlatan 2. Altın paramızı değerli başkanımıza hediye ediyorum” dedi.  http://www.kartal.bel.tr/tr/haberler/Habergoster.aspx?id=1560p>nanKaffed