Basından: “Çerkesler Başladı Bile”

[TARAF GAZETESİ] Anadilde eğitimde ilk adım Çerkeslerden geldi. Adana Valiliği ve Çerkes Derneği arasında imzalanan protokolle anaokulunda Adigece eğitim başladı p> Anadilde eğitimde ilk adım Çerkeslerden geldi. Adana Valiliği, Adana Milli Eğitim Müdürlüğü ve Adana Çerkes Kültür Derneği arasında imzalanan bir protokolle Çerkes dilinde anaokulu eğitimi verilmeye başlandı. Çerkes dili olarak bilinen Adigece’de eğitim veren anaokulunun tüm gereçleri ise Uniceff’in “Eğitimi Güçlendirme Projesi” tarafından karşılandı. Adana Çerkes Kültür Derneği, Adigece eğitim veren anaokulu projesi için çalışmaya 2012 yılında başladı. Okul için Uniceff’e başvuran ve bu kurumun desteğini arkalarına alan dernek yetkilileri Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Adigece eğitim verecekleri anaokulu için başvuruda bulundu. Başvurunun kabul edilmesinin ardından dernekle Adana Valiliği arasında bir protokol imzalandı. Protokolde yer alan bir madde okulda verilecek anadilde eğitimin önünü açtı. Söz konusu protokolde “Anaokulda Milli Eğitim müfredatının işlenmesinin yanı sıra Adana Çerkes Kültür Derneği tarafından sağlanacak gönüllü öğretmenler nezaretinde dil eğitimi verilebilir ve farklı kültürel faaliyetler yürütülebilir” denildi. Protokolün ardından dernek tarafından Çukurova Güzel Yalı Mahallesinde iki katlı bir bina kiralandı ve okul 22 Eylül’de Ayşe Atıl İlkokulu’na bağlı olarak faaliyetine başladı. TÜM GÖREVLİLER ÇERKESp> Adigece eğitim verilen Kafkas Anaokulu’nda şimdilik 3-5 yaş aralığındaki 21 öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerden 15’i müfredatın ardından verilen Adigece eğitimine katılıyor. Taraf’a konuşan dernek başkanı İsa Elagöz kurdukları anaokuluna Çerkes ailelerin yoğun ilgisi olduğunu ve talepleri karşılamak için önümüzdeki günlerde ikinci bir sınıf açmayı planladıklarını söyledi. Adigece eğitim veren Kafkas Anaokulu’nda anadilde eğitim sabah okul servisinin çocukları evden almasıyla başlıyor. Adigece konuşan Çerkes görevliler servisteki çocuklarla anadillerinde konuşuyor. Öğleden sonra 14’e kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği müfredata göre eğitim yapılan okulda saat 14:00’ten sonra Adana Çerkes Kültür Derneği bünyesinde çalışan gönüllü eğitmenler tarafından Adigece eğitim veriliyor. Çocuklar üç saat boyunca Adigece çizgi filmlerle ve oyunlarla bu dili öğreniyor. Okulda yemek saatinde de Çerkes yemekleri yeniyor. Veliler çocuklarının anadilde eğitim görmesinden memnun.p> EĞİTİM ANADİLDE DEVAM ETSİN Dört yaşındaki Surhay Diler’in annesi Setenay Diler oğlunun Adigece öğrenmesini “Çok mutlukuk verici bir olay” olarak değerlendirirken şunları söyledi: “Evde eşim dil bilmediğinden Adigece konuşamıyorduk. Çocuğum şimdi okulla birlikte Adigece öğrenmeye başladı. Artık çevrede gördüğü her şeyin Çerkesçesini öğrenmek istiyor. İlkokulda, ortaokulda, lisede de anadilinde eğitim görmesini isterim.” Beş yaşındaki İdar Janbot Kınık’ın annesi Songül Kınık da anadilde eğitimi ailece çok önemsediklerini belirterek, “Sabahtan öğlene kadar normal eğitim aldığı gibi öğleden sonra Çerkesçe eğitim alması çok güzel” dedi.p> DİL KURSUNDAN DAHA ETKİLİ Adana Çerkes Kültür Derneği Başkanı İsa Elagöz, okulu açma nedenlerini şöyle anlattı: “Çerkesler olarak dilimizi kültürümüzü öğrenmek istiyoruz. Bununla ilgili daha önce dil kursları açtık ama bu kurslara kayıt yaptıranlar iki hafta sonra gelmemeye başladı. Çünkü kendi okulu var, dersleri var. Adigece bunların yanında ikinci planda kaldı. Biz anaokulu açıp temelden bu eğitimi verirsek çocuklar daha iyi öğrenir diye düşündük.”p> SÜMEYRA TANSEL - 23.10.2013 p> http://www.taraf.com.tr/haber/cerkesler-basladi-bile.htmp>nanKaffed

Nart, Seteney ve Dığa

On yedi, on beş ve on bir yaşındalar… Adigelerin Şıjaja sülalesinden üç güzel can. Üç küçük ÇERKES YÜREĞİ…  Yaktı birileri Suriye’deki evlerini, mecbur düştüler yollara…Üç güzel kardeş, anneleri ve babaları ile birlikte… Yanmasaydı evleri dayanırlardı mutlak bir süre daha başlamakta olan kışın ve devam eden savaşın tam ortasında… Düştü gündeminizden değil mi Suriye’de süre giden savaş? Yeni bayramdan döndük çoğumuz… Ziyaret ettik köylerimizi, bizleri bekleyen büyüklerimizi… Adetimiz olmadığından öpmedik bazılarımız kimsenin elini… Ama kucaklaştık çoğumuz yolumuzu gözleyenlerle… Kavuştuk hasretle, değil mi? Üç küçük can, üç Çerkes çocuğu, bizler kucaklaşırken sevdiklerimizle, onlar terk ettiler Suriye’de yakılan evlerini… Vedalaştılar ailelerinden geride bıraktıkları ile… SAHİ DÜŞTÜ GÜNDEMİNİZDEN SURİYELİ ÇERKESLER DEĞİL Mİ? ……………………………………………………………………………………………………………… Gaziantep Oto Garından Gaziantep dernek başkanımızı arayan Suriyeli Çerkes Aile, evlerinin yakılması dolayısı ile geldiklerini belirtmiştir. Gelen Ailenin kardeşi Göksun Anzurey Köyünde ikamet etmesi sebebi ile gelen bu Aile Anzurey Köyüne yönlendirilmiştir. Aile ihtiyaclarının giderilmesi için önce Gaziantep dernek başkanımızın evinde misafir edilmiş, Afşin Dernek Başkanımız bilgilendirildikten sonra Anzurey köyüne gitmeleri için araç kiralanmıştır. Gelen Ailenin ellerinde para olmadığı Federasyonumuza bildirilmiş, Araç bedeli 250 Tl ve harçlık olarak bir miktar para Federasyonumuz tarafından aileye teslim edilmiştir. Aile Bilgileri: Baba- Ayman- Şıjaja sülalesinden. 47 yaşında, Hanımı- Batrişa- Şarag sülalesinden. Oğlu- Nart 17 yaşında, Kızı- Seteney 15 yaşında, Kızı- Dığa 11 yaşında. Kamuoyuna saygı ile duyurulur… Kaffed Suriye Kriz Masasıp>nanAtlheskir Janberd Dinçer

M.E.B Adıgece ve Abazaca İlk ve Ortaokul Dinleme Metinlerini Yayınladı

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı 2013-2014 eğitim öğretim yılı elektronik ortamda hizmete sunulan ilk ve orta öğretim dinleme metinlerini yayınladı. p> Adıgece ve Abazaca derslerinde içinde bulunduğu dinleme metinlerini(sesli dosya) ekteki linkten indirebilirsiniz. http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyuruayrinti.asp?ID=10544div>   div>  div> nanKaffed

Bizim de Payımızda Güzellikler Düşecek

Kosta Hetagurov, 15 Ekim 1859-1 Nisan 1906  p> İnsan hakları ve demokrasinin gelişimi uzun ve engebeli bir süreç. İnsanlık bu kavramları belki de yüzyıllarca önce geliştirdi, ama günümüzde hala demokrasinin tam anlamda yerleştiği ve insan haklarına bütünsel olarak saygı gösterildiği bir ülke olmadığı söylenebilir. Ancak sabırla, kararlı bir mücadele sonucu demokratikleşme yönünde bir ilerleme sağlanabiliyor, insan hakları genişletilebiliyor. Doğal olarak demokrasi ve insan haklarının geliştirilmesi mücadelesinde, bu konudan en çok rahatsız olanlar, yani haksızlığa uğrayanlar, ezilenler, azınlıkta olanlar ön planda yer alıyorlar. Aynı şey Türkiye için de geçerli. Geçtiğimiz bir-iki ay içerisinde Türkiye'de yaşayan Çerkesleri ilgilendiren, Çerkes dili ve kültürünün korunması ve geliştirilmesi açısından biribirinden önemli 6 gelişme oldu. Bu gelişmelerin biri bile, çok değil, 5-6 yıl önce yaşansaydı, kimse yerinde duramaz, kimisi büyük bir coşkuyla, kimisi de büyük bir korkuyla ayağa kalkardı. Fakat son bir-iki ay içerisinde gerçekleştirilenler, hem alaca karanlıktaki Türkiye'nin yoğun gündemi arasında, hem de bir süredir devam eden alışkanlık ve kayıtsızlık ortamında hak ettikleri tepkiyi alamadı. Neydi bu gerçekleşenler? Türkiye'de ilk kez bir üniversitede Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümü açıldı. Türkiye'deki üniversitelerde Çerkes dili ve edebiyatı bölümü açılması gündeme getirildiğinde, bunun için YÖK Başkanı ile görüşüldüğünde, seçilen üniversitelerin rektörlerine talepler ve projeler iletildiğinde, Kafkasya'daki üniversitelerle ders programı ve eğitmen desteği konusunda başvurular yapıldığında, Türkiye'de böyle bir şeyin olamayacağı, olsa bile eğitmen ve ders malzemesinin bulunamayacağı, bütün bunlar yapılsa bile öğrencilerin geleceği olmayan bu bölümleri seçmeyeceği söyleniyordu. Ama tüm bunlar gerçekleştirildi, Düzce Üniversitesi'nde “Çerkez Dili ve Edebiyatı” programı açıldı, normal başvuru dönemine yetişemediği için ek kontenjan açıldı ve bu kısa süreye rağmen 21 kişilik kontenjanın tamamı doldu. Çerkes Dili ve Edebiyatı programının ilk öğrencileri Anayurt'tan gelen eğitmenlerden derslerini alacaklar.p> Türkiye'de ilk kez bir üniversitede Kuzey Kafkasya konusunda uzmanlaşmak üzere bir araştırma merkezi kuruldu. "Türkiye ile Kafkas ülkeleri, özerk cumhuriyetleri ve Kafkas toplulukları arasındaki politik, ekonomik, kültürel işbirliğinin sürekli geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yapmak, bu araştırmalar yoluyla bilgi birikimi oluşturmak ve bu bilgi birikiminin, Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda söz konusu ülke ve topluluklar ile Türkiye’deki ilgili kuruluşlarla paylaşımını sağlamak" üzere Sakarya Üniversitesi'nde Kafkas Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi açıldı.p> Türkiye'de ilk kez bir üniversitede, Boğaziçi Üniversitesi'nde, Abazaca seçimli ders olarak verilmeye başlandı. Boğaziçi Üniversitesi'nde bir kaç yıldır Adıgece seçimli ders olarak veriliyordu. Israrlı çalışmalar sonucu bu yıl Abazaca seçimli ders olarak verilmeye başlandı ve 9 öğrenci derse kayıt oldu.p> Türkiye'de ilk kez Adıgece ve Abazacaders kitapları orta eğitim müfredatı kapsamında tescil edildi. Kaffed tarafından hazırlanan kitaplar, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaokullardaki (5-8. sınıflar) Adıgece ve Abazaca eğitimi için ders kitabı olarak kabul edildi ve ders kitapları Milli Eğitim Bakanlığı web sitesinde yayımlandı. Böylece Adıgece ve Abazaca Milli Eğitim Bakanlığı orta eğitim müfredatının bir parçası olarak tescillendi.p> Türkiye'de ilk kez çocuklarımızın okul öncesi eğitimlerinde kendi dil ve kültürlerini öğreneceği bir anaokulu açıldı. Adana derneğimiz tarafından yürütülen çalışmalar sonucu Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından da desteklenen proje kapsamında Kafkas Anaokulu kuruldu. Büyük ilgi gören Kafkas Anaokulu, ilk öğrencileri ile birlikte bu yıl faaliyete başladı.p> İkinci Uluslararası Adıge Dili Konferansı Ankara'da toplandı. Dokuz ülkeden gelen 50 akademisyen, dilbilimci ve eğitimci, dil politikalarından, Nart Söylencelerinin Adıge dili eğitiminde kullanılmasına kadar pek çok konudabilgilerini ve deneyimlerini paylaştılar, yeni çalışmalar için yeni uzmanlar ile tanıştılar, Adıgecenin zenginliği ve yaşama gücü konusunda umutlarımızı güçlendirdiler. Ayrıca bu konferans nedeniyle, dünyadaki en önemli insan hakları belgesi olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de ilk kez Adıgece yayımlandı.p> Anaokulundan üniversiteye kadar eğitimin tüm boyutlarını kapsayan, İstanbul'dan Adana'ya kadar Türkiye'nin farklı yerlerinde gözlenen, Çerkescenin korunması ve yaşatılması açısından hayati önemde olan bu gelişmelerin hiç biri kendiliğinden gerçekleşmedi, havadan inmedi, lütuf olarak sunulmadı. Tam tersine, bütün bunlar, “Dilsiz ulus ölüdür” özdeyişini özümlemiş, anadilinin yaşatılması için derneklerimizde yıllardır bıkmadan-usanmadan, ısrarla ve kararlı bir şekilde çalışan yüzlerce insanın emeği, çabası, mücadelesi sonucu gerçekleşti. Kaffed ve üye dernekleri tarafından yürütülen çalışmalar sonucu son iki ayda elde edilen bu başarılar, birlik olunduğunda, herkes büyük imecede bir şekilde yer aldığında nelerin yapılabileceğinin güzel bir kanıtı.Bu gelişmeler sabırla, ısrarla ve hep beraber çalışıldığında bizim de payımıza güzellikler düşeceğini gösteriyor, geleceğe, geleceğimize umutla bakmamızı sağlıyor. Şairin dediği gibi,     Yolverin kanatlı atlara     Sürgünden dönen çocuklara     Ateşler yakın doruklarda     Geçit vardır yarınlarap>  nanErol Taymaz

Siyasetçiler 36 Dilde Oy İsteyebilecek

Eskiden seçim dönemlerinde il il, köy köy gezerek vaatlerini sadece Türkçe anlatabilen siyasetçiler, bundan böyle seçmenden Bilecik, Eskişehir, Samsun, Amasya, Tokat ve Düzce'de Abazaca; Mardin, Siirt'te Arapça; İstanbul, Hatay, Diyarbakır ve Kars'ta ise Ermenice destek isteyebilecek. Dilerse, milletvekili veya belediye başkanlığı yolunda Karadeniz'de, seçimleri kazandığında gerçekleştireceği icraatlarını Lazca, Gürcüce ve Hemşince de anlatabilecek adaylar, bölge halklarıyla kendi dillerinden konuşma fırsatı bulacak. Bazı kaynaklara göre, Türkiye'de beli sayıda konuşucusu bulunan diller arasında Abazaca, Abhazca, Adigece, Arapça, Arnavutça, Avarca, Azerice, Boşnakça, Pomakça, Bulgarca, Romani, Domani, Ermenice, Gagavuzca, Gürcüce, Hemşince, Hertevince, Kabardeyce, Kazakça, Kırgızca, Kırım Türkçesi (Balkan Tatarcası), Kumukça, Kürtçe, Yahudi İspanyolcası, Ladino, Lazca, Osetçe, Özbekçe, Pontusça (Trabzon Rumcası), Yunanca, Süryanice, Tatarca, Türkçe, Türkmence, Uygurca ve Zazaca gibi 36 dil bulunuyor. Dil Bilim Derneği Başkanı Prof. Dr. Nadir Engin Uzun, yaptığı açıklamada, Türkiye'de 36 farklı dilin konuşulduğunu ancak rakamların güncellenmesi gerektiğini söyledi. Bu dilleri kimlerin nerelerde konuştuğuna dair güncel ve sağlıklı bilgilerin bulunmadığını anlatan Uzun, en son 1965 nüfus sayımında ülke genelinde insanlara hangi dili veya dilleri konuştuklarının sorulduğunu belirtti.  Türkiye'de konuşulan dillerle ilgili en derli toplu bilgilere "SIL International" adlı uluslararası dilbilim enstitüsü tarafından yayınlanan kaynaklarda, özellikle de "www.ethnologue.com" internet sayfasında yer verildiğini anlatan Uzun, "Türkiye'de konuşulan dilleri iki gruba ayırabiliriz. Biri uzun yıllardır yerel olarak konuşulmakta olan diller, diğeri ise son dönemlerde göçler nedeniyle konuşulmaya başlamış olan diller. Yerel diller arasında Arapça, Ermenice, Kürtçe, Süryanice, Yunanca gibi diller bulunuyor. İkinci gruba ise Sırpça, Bulgarca, Arnavutça, Kırımca, Uygurca gibi diller örnek verilebilir " diye konuştu. "Güncel çalışmaya ihtiyaç var" Güncel rakamlara ulaşılabilmesi için kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Uzun, şunları söyledi: "Türkiye'de konuşulan diller hakkında yapılacak araştırmalar dünya mirası açısından da önemli. Ülkemizde konuşulmakta olan bazı dillerin yok olduğunu, bazılarının ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Biz de bu çerçevede bir adım atmak amacıyla Dilbilim Derneği olarak 2015 yılında Uluslararası Dilbilimciler Komitesi ile bütün dünyada kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dillerin ele alınacağı Tehlikedeki Diller Çalıştayı'nı yapacağız." Türkiye'de konuşulan diller Güvenilir kaynaklardan olan "Ethnologue"nin Türkiye'de konuşulan dillere ilişkin verdiği bilgilerin çoğunun 1965 genel nüfus sayımına ait olduğuna dikkati çeken Uzun, şöyle konuştu:  "Sonraki yıllarda çeşitli araştırmacılar tarafından ortaya atılan rakamlara da yer veren Ethnologue'a göre Türkiye'de Türkçe dışında en çok konuşulan dil, Kürtçe. 2009 yılına ait bilgiye göre 15 milyon kişi tarafından Hakkari ve Şırnak'ta yoğun olmak üzere Türkiye'nin pekçok ilinde konuşulan Kürtçe, bir Hint-Avrupa dili.  Bu dili, 1998 yılına ait tahmine göre 1 milyon 640 bin kişi tarafından ağırlı olarak Tunceli, Erzincan, Bingöl, Sivas, Diyarbakır ve Elazığ illerinde konuşulan Zazaca takip etmekte. Bu dillerin ardından 2005 yılına ait verilere göre ağırlıklı olarak Kayseri, Samsun, Amasya ve Çorum illerinde 1 milyona yakın konuşanı olan, bir Kafkas dili Çerkesçe geliyor. Bu sayıya bir başka Çerkes dili olan Adigeceyi ekleyebiliriz. Bu dili konuşan 278 bin kişi, 2000 yılındaki verilere göre başta İstanbul olmak üzere Samsun, Sinop, Tokat, Balıkesir, Bolu, Aydın, Sakarya, Çanakkale, Kayseri, Tokat, Çorum ve Amasya illerinde yaşamakta." Abhazca'nın 1980'deki bir veriye göre 4 bin kişi tarafından İzmit, Adapazarı, Düzce, Bolu, Bursa-İnegöl, Kütahya, Bilecik ve Eskişehir'de, bu dile çok benzeyen Abazaca'nın, Bilecik, Eskişehir, Samsun, Amasya, Tokat, Yozgat, Sivas, Kayseri ve Adana'da konuşulduğunu anlatan Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Arapça, Türkiye'de konuşulan diller arasında önemli bir yer tutmaktadır. 1992'de Arapça'nın iki ayrı lehçesini konuşan toplam 500 bin kişinin yaşadığı Mardin, Siirt, Diyarbakır ve Hatay, bu dilin konuşulduğu başlıca iller. Yerel olarak Mardin, Antakya, Şanlıurfa illerinin bulunduğu yörelerde konuşulan ama 1994 yılı için Türkiye'de 3 bin kadar konuşucusunun bulunduğu belirtilen Süryanice de Arapça ile akraba olan Arami dillerdendir. Bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Hertevin aslen Siirt'te ama sonradan Türkiye'nin batısında dağınık olarak yaşayan toplam 1000 kişi tarafından konuşulan ve Arapça ile akraba olan bir Sami dilidir. Bulgarca en fazla kişinin konuştuğu göçmen dili olarak Edirne ve Bursa'da 300 bin kişi tarafından konuşulmakta. Arnavutça 30 yıl önceki bilgilere göre Türkiye'nin batı illerinde dağınık olarak 15 bin, Sırpça ise 20 bin kişi tarafından konuşulan bir dildir. Yine 25 yıl önceki verilere göre Balkan Romancası Trakya Bölgesinde 25 bin kişi, aynı dilin doğu lehçesi olan Domari ise 28 bin kişi tarafından Türkiye'nin batısında dağınık olarak konuşulmaktadır.  Yahudi İspanyolcası olarak da bilinen Ladino, bugün çoğunlukla İsrail'de konuşulan karma bir dildir ve 2007 yılına ait bilgiye göre bu dili konuşan yaklaşık 10 bin kişi İstanbul ve İzmir'de yaşamaktadır.  'Ethnologue'da Yunanca konuşan kişi sayısı İstanbul ve İzmir'de 1993 yılı için 4 bin kişi olarak verilmektedir. Pontus Rumcası (Pontic) ise 2009 yılında verilen bir bilgiye göre Trabzon ve Doğu Karadeniz yörelerinde 300 bin kişi tarafından konuşulan ve Yunanistan'da konuşulan Yunancaya göre çok farklılaşmış bir dildir. Ermenice 1980 yılına ait veriye göre 40 bin kişi tarafından çoğunlukla İstanbul'da, dağınık olarak da Türkiye'nin doğu bölgelerinde konuşulmaktadır. Aynı yıla ait veriye göre Gürcüce 40 bin kişi tarafından Artvin, Ordu ve Sakarya illerinde konuşulmaktadır.  Gürcüce ile aynı dil ailesinden olan Lazca yerel olarak Rize ve Artvin'de konuşulmaktadır. 2007'ye ait bir veriye göre bu dil, toplamda 20 bin kadar kişi tarafından konuşulan bir dildir." Türkiye'de konuşulan diller arasında çok sayıda Türk dili de bulunduğunu belirten Uzun, "Bunlar arasında Tatarca, Kırım Tatarcası, Uygurca, Özbekçe, Azerice, Gagavuzca, Kazakça, Kırgızca gibi diller yer almaktadır. Yunancanın bir kolu olan Kapadokya Yunancası, bir Kafkas dili olan Ubıhça ve bir Süryani dili olan Mlahsö Türkiye'de artık konuşucusu olmayan ölü dillerdir" diye konuştu.p> Anadolu Ajansı'nın 18 Ekim 2013 tarihli Radikal gazetesinde yer alan haberinden hiç bir değişiklik yapılmadan alınmıştır.p>nanKaffed

Bayramınız Kutlu Olsun

Kurban Bayramı'nın tüm halkımıza ve insanlığa sevgi, barış ve mutluluk getirmesi dileğiyle... Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

Tokat Çerkes Derneği Yeni Yönetimini Seçti

Tokat Çerkes Derneği Genel Kurul yaptı ve yeni yönetimini seçti. Göreve gelen arkadaşlara başarılar dileriz.    Yönetim Kurulu: Başkan: Handan Yeşilyurt  Başkan Yrd. : Faruk Yılmaz Muhasip: Rıdvan Öztaş  Üyeler: Seniha Aydın,  Oğuzhan Alma    Yedekler: Fethi Hançerli Latife Güneş Mesut Güneş  Mustafa Say  İrfan Altun  Denetim Kurulu: Engin Zabun  Hacı Ahmet Seçgin  Burhan Bay  Yedekler: Sezgin Uyar  Ayhan Karabekiroğlu  Erkan Südüpak  Federasyon Görevlileri: Burhan Bay Recep Bay Metin Bakar  Aytekin Yaroğlu nanKaffed

Sakarya Milletvekili Engin Özkoç TBMM’ye Soru Önergesi Verdi

CHP Sakarya Milletvekili Sayın Engin Özkoç TBMM'ye Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından cevaplandırılması istemiyle soru önergesi verdi.   Önerge ekteki gibidir.      TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA     Aşağıdaki sorularımın Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla rica ederim. 09.10.2013   Engin ÖZKOÇ  Sakarya Milletvekili      İstanbul Kartal İlçesi Belediyesi, Abhazya Cumhuriyeti’nin Sohum Belediyesi ile kardeş kent ilişkisi kurmak için başvurmuştur. Bakanlığınıza bağlı Küresel Diplomasi Genel Müdürlüğü 46373548-763.74-2013/843920 sayılı yazısı, Türkiye’nin Gürcistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediği, Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımadığını belirterek, “bu politikayla uyumlu olarak, yerel yönetimlerimiz dâhil kurum ve kuruluşlarımızın Abhazya ve Güney Osetya ile resmi temas algısı oluşturabilecek ilişkiler tesis etmelerinin veya ortak etkinlikler gerçekleştirmelerinin uygun olmayacağı takdir buyurulmaktadır” denilmektedir.   Bu çerçevede:   Bu ifadelerden anlaşılacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin Abhazya’yı izole etme çabasının Türkiye’de yaşayan yüz binlerce Abhaz vatandaşımızı yabancılaştıracağı ve rencide edeceği düşünülmüş müdür? Belediyelerin kendi başlarına iş yapmayıp, Abhaz vatandaşların talep ve arzularını yansıttıkları açık değil midir? İki belediyenin kendi rızalarıyla kurmak istediği kardeşlik köprüsünün resmi ve diplomatik kaygılara kurban edilmesi kardeşliği baltalamaz mı? Abhazya ve Türkiye arasında doğrudan ulaşım imkânının da sağlanmadığı dikkate alındığında, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ve diplomatik olarak Abhazya Cumhuriyeti’ni tanımıyor olması her iki ülkede yaşayan Abhazların birbiriyle doğrudan ilişki kurmalarını engellediği görülmemekte midir? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Abhazların akrabalarıyla kurmak isteyeceği ilişkiler, “resmi temas algısı” oluşturabilir mi? nanKaffed

Abhazya Dışişleri Bakanı Çirikba’nın Ayaayra Mesajı

Abhazya Dışişleri Bakanı Viyaçeslav Çirikba’nın Abhazya'nın kurtuluşunun 20. yıldönümü nedeniyle KAFFED'in düzenlediği Ayaayra şenliklerine gönderdiği kutlama mesajı şenlikte bizzat Bakanlığın Türkiye ve Ortadoğu Temsilcisi Alyas Asabua tarafından okundu. Sayın Çirikba’nın mesajı ekteki gibidir. Saygıdeğer Soydaşlarımız, Kardeşlerimiz, Abhazya Halkının 1992-1993 Kurtuluş Savaşı Zafer Bayramının 20. Yılı kutlamalarında sizleri tüm kalbimle selamlıyorum. Bu bayram Abhaz halkının uzun zamandır kendi kaderini belirleyen, barış içerisinde ve komşuları ile uyumlu bir yaşam arzusunda olmasını sembolize etmekte. Bugün Abhaz halkının özgürlük ve bağımsızlık seçimi tüm varlığıyla yaşama geçmekte. Biz Gürcü saldırganlara karşı kazandığımız zaferin 20. yılını, kazanılmış gerçek özgürlüğü kutluyoruz. Bizim bu kararı almaktan başka seçeneğimiz yoktu. Buna Abhazya’nın milli savunmasını ve Abhazya Devletini kuran Vladislav Ardzınba, silah arkadaşları ve ilk çağrı ile saldırganlara karşı silahlanan çok milletli Abhazya halkı önderlik etti. Türkiye, Suriye, Kuzey Kafkasya, Güney Rusya’dan gelip haklı savaşımızda bize omuz veren kardeşlerimizin desteğinin değeri bizim için çok büyük. Vatanı savunmak her vatandaşın borcudur. Vatanımızın zor günlerinde diasporada yaşayan kardeşlerimiz vatanlarına karşı olan samimi duygularını gösterdiler. Mesafeye ve diğer zorluklara aldırmadan Gürcü saldırganlara karşı yanımızda durdunuz, ortak vatanımızı Apsny’mızı beraber koruduk ve bugün zaferimizi beraber kutluyoruz. Değerli Kardeşlerim, 1993 senesi 30 Eylül tarihinde Abhazya silahlı kuvvetleri ve Gönüllü taburları Abhazya’nın İngur sınırına çıkarak Apsny’nın kutsal topraklarından düşmanı tamamen temizlemişlerdir. Bu savaş bizim gibi azınlık olan bir ulus için çok büyük bedeller ödetmiş, binlerce şehide ve binlerce ailenin trajedisine sebep olmuştur. Şehitlerimizin anısı her zaman kalbimizde yaşayacaktır ve onların cesareti gelecek nesillere aktarılacaktır. Saygıdeğer Soydaşlarım, Anavatanınızda uzakta yaşarken onunla sıkı ilişkiler içinde bulunmanız, hayatına dahil olmaya çabalamanız, Abhaz kültürünün varlığını sürdürmesine, yayılmasına katkıda bulunmanız, Abhazya Cumhuriyetinin imajının korunması ve Abhaz dilinin popülerleşmesini sağlamak için emek vermeniz, Abhaz örf adetlerini koruyarak gelecek nesilleri bu terbiyede yetiştirmeniz bizi çok mutlu etmekte. Biz gerçekten mükemmel bir zamanda yaşıyoruz. Bugün Abhazya’nın bağımsızlığı için sağlıklarını hatta canlarını feda eden atalarımızın bize bıraktığı gibi özgür, refah içinde olan yeni bir Abhazya Devleti kurma şansına sahibiz. Bu fırsatı sonuna kadar gerçekleştirebilmek için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Değerli Kardeşlerim, Hepinizin zafer bayramını tüm kalbimle kutlamama izin verin. Vatanımızda ve tüm Dünya’da barışın hüküm sürmesi dileğiyle. Tüm içtenliğimle hepinize sağlık, refah ve yeni başlangıçlarda başarılar diliyorum. Büyük zafer bayramımız kutlu olsun. Saygılarımla Viyaçeslav Çirikba Abhazya Dışişleri BakanınanKaffed

Sakarya’da 3. Ayaayra Şenliği Düzenlendi

Sakarya’da ‘Abhazya’nın zafer ve özgürlük günü’ (AyaayraAmş) onuruna bu yıl üçüncüsü düzenlenen etkinlik 22 Eylül Pazar günü Akbalık’ta gerçekleşti.  Ayaayra etkinliği Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) öncülüğünde, Sakarya Kafkas Derneği, Hendek Kafkas Derneği, Kocaeli Kafkas Derneği ve Düzce Kafkas Derneği’nin katkılarıyla düzenlendi. Saat 14:00’de başlayan etkinlik, 5 kategoride yapılan at yarışlarıyla başladı, kültür-sanat şöleniyle devam etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Türkiye Jokey Kulübü, Sakarya Belediyesi, Akyazı Belediyesi, Hendek Belediyesi ve Kartal Belediyesi’nin yanı sıra pek çok kuruluş ve kişinin maddi-manevi desteğiyle düzenlenen etkinlik, hem Türkiye’den hem de Abhazya’dan ilgi büyüktü.  Abhazya’dan ve Türkiye’den değerli konuklarımız vardı. Abhazya’dan katılan konuklarımız: Alyas Asabua-Dışişleri Bakan Temsilcisi, Dimitri Gunba – Milletvekili, Con Smır- Abhazya Cumhuriyeti’nden Geri Dönüş Devlet Fon Md., Vadim Haraziya - Gulrıpş Belediye Başk. Yard., Vahtang Abhazou- Apsadgil Agueysıbj Gazetesi Redaktörü Axra Paçulya, Erik Mikaa- Sanatçı Müzisyen, Alxas Çolakua- Abhazya Devlet Televizyonu Genel Müdürü, Sırma Aşupha- Gazeteci- Abhazya Devlet TV, Robert Vaniya- Abhazya Devlet TV- Gazeteci, Kameraman Vladimir Ayüzba- Abhazya Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Türkiye’den katılan konuklarımız: Sakarya Valisi Mustafa Büyük, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz, Akyazı Belediye Başkanı Yaşar Yazıcı, Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, Akyazı Kaymakamı Kamuran Mustafa Ballı, Söğütlü Kaymakamı Önder Bozkurt, Kuzuluk Belediye Başkanı Bilal Soykan, SATSO Başkanı Mahmut Kösemusul Halkımız tarafından yoğun ilgi gösterilen ve geniş katılımla gerçekleştirilen etkinlik kapsamında 5 kategoride tertip edilen yarışlar kıyasıya bir mücadeleye sahne olurken, Zafer Koşusu'nda dereceye girenlere ödülleri verildi. At yarışlarının ardından Kültür Sanat Şölenine geçildi. Büyük bir coşku içinde geçen şölende Eyhabılar Azar Grubu, SiWored Müzik Grubu, Sakarya-Kocaeli-Düzce Kafkas Dans Toplulukları, değerli ses sanatçılarımız Rahşan Erdoğan, Melahat Sezgin ve Abhazya'dan Erik Mikaa sahne aldılar. İlgi ve beğeni ile izlenen sahne programının ardından etkinlik sona erdi.  {gallery}/haber/federasyon/2013/ayaayra{/gallery}nanKaffed